axzel
21-02-2011, 18:48
Ortak atadan gelen bir türün; içinde çeşitlenmesi, zamana-çevreye bağlı olarak; tür içi değişim süreçleri ve nesilden nesile devam eden kalıtsal değişimler, elbette bir evrimdir. Tüm canlılar aleminde, bu anlamda "sınırlı ve kontrollü bir evrim" vardır. Her türün kendi içinde çeşitlendiği, değişime uğradığı; aynı türde(boyutta) kalmak kaydıyla; zaman ve mücadeleyle, özellikleri farklı topluluklar-populasyonlar oluştuğu bir gerçektir.
((Evet bu çok doğru ))
Tek hücreden, maymuna, oradan da insana uzanan bir evrimleşmeyi savunan; tüm canlıları, tek bir ortak ataya götüren evrim teorisi; kanıtsız, dayanaksız ve matematiksel bir modelden mahrumdur. Bilimsel bir teorinin sağlaması gereken kriterleri, hiçbir zaman sağlamamıştır. Bu teorinin, temel özelliklerinden birisi de, Yaratıcı'yı tamamen reddetmesidir.
(( şimdide bu da doğru, çünkü evrim var ama küçük çaplı değişmeler sözkonusu, ve yaratıcıda yok değil))
Sınırlı ve kontrollü evrimde, canlıları yaratan sonsuz Yüce Allah, onların yaşayacakları doğal çevreyi; bu çevredeki potansiyel yiyecekleri(besini) planlamış-yaratmış; arkasından canlıları, uyacakları yasalarla birlikte planlayıp-yaratmış ve zaman boyutuna bağlı olarak türetmiştir. Her şey, yüksek boyutlu bir "Ana Bilgisayar"ın içinde ve kontrolündedir. Canlıların gelişimi, değişimi, çeşitlenmesi, beslenmesi yahut besleyici bir çevrenin sağlanması, neslin devamı, yaşam ve ölüm, iklim şartlarıyla mücadele, kendi aralarındaki mücadele; bu mücadelenin sınırları ve yasaları vb;
(( sadece bir canlı değil koskoca bir sistem ))
bütün bunları içeren "yüksek bir matematik programlama ve yönetim" olmadan; canlı hayatın bugünkü hale gelmesi mümkün değildir. Bu görüşün aksi olan; tesadüfilik-şans-amaçsızlık-belirsizlik-körlük, ancak felaketler, yok oluşlar ve kaos doğurur. Aklın ve ilmin de bize söylediği, bundan ibarettir...
Burada üzerinde durmamız gereken en önemli husus; tüm evreni ve canlıları yaratan ve belli özgürlük alanı(cüzi irade) içinde yöneten, sonsuz boyutlu Allah, mikrodan-makroya, yarattığı her şeyi; sonlu bir boyut içinde yaratmıştır. Başka bir deyişle tüm varlıkları, boyut, boyut yaratmış; hatta boyutlara hapsetmiştir. Hiçbir varlık kendi boyutunu aşamaz, değiştiremez. Bu demektir ki; atomaltı parçacıklar; madde, canlı-bitki olamaz. Bitki, hayvan olamaz. Hayvanlar, hapsedildiği "tür boyutu"nu aşamaz. Hayvan-maymun, insan olamaz. İnsan, cin olamaz. Cin, melek olamaz. Melekler hiyerarşisinde, her melek, kendi boyutunun mahkumudur. Melek, Tanrı olamaz. Aksi halde, sonlu boyutlu varlıklar, boyut atlayarak ki(bu, şeytanların dostlarına fısıltılarıdır) evrimleşip, Tanrı olurdu. İşte evrimin, yahut "evrimci felsefeler"in beklentilerinden biriside budur.
Evrim yoluyla ya da evrimi hızlandırarak, Tanrılaşmak hayali! Bütün bunlar, insan nefsinin, "ilahlaşma arzuları"na, şeytani fısıltıların karışmasından kaynaklanan "hayaller"den başkası değildir. Bugün, bozulmuş dinler, bunların insanı ilahlaştırmaya yönelik felsefelerinin bir toplamı olan New Age dini ve maddeci-evrimci felsefeler, bu hayaller peşinde koşmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki her şey; Nur'undan yaratmayı başlatan ve sonlu boyutlara mahküm eden sonsuz boyutlu Yüce Allah'a tabidir. Evrende, O'nun takdirini bozacak, onun vaadini ve yasalarını değiştirecek hiçbir güç yoktur ve olamaz!
Tarihin şahitliğinde söylüyoruz ki; bilimsel çalışmalar ilerledikçe; bu örümcek evi kadar dayanaksız teori, buharlaşmaya mahkumdur.
----------------------------------------
çok güzel bir yazı bence.
kaynak:
Gökben Coşkun
Dr. Erman Gündoğdu
yazının tamamı için :
http://elaxzel.blogspot.com/2011/02/insanin-kokeni-evrim-ve-bilim.html
((Evet bu çok doğru ))
Tek hücreden, maymuna, oradan da insana uzanan bir evrimleşmeyi savunan; tüm canlıları, tek bir ortak ataya götüren evrim teorisi; kanıtsız, dayanaksız ve matematiksel bir modelden mahrumdur. Bilimsel bir teorinin sağlaması gereken kriterleri, hiçbir zaman sağlamamıştır. Bu teorinin, temel özelliklerinden birisi de, Yaratıcı'yı tamamen reddetmesidir.
(( şimdide bu da doğru, çünkü evrim var ama küçük çaplı değişmeler sözkonusu, ve yaratıcıda yok değil))
Sınırlı ve kontrollü evrimde, canlıları yaratan sonsuz Yüce Allah, onların yaşayacakları doğal çevreyi; bu çevredeki potansiyel yiyecekleri(besini) planlamış-yaratmış; arkasından canlıları, uyacakları yasalarla birlikte planlayıp-yaratmış ve zaman boyutuna bağlı olarak türetmiştir. Her şey, yüksek boyutlu bir "Ana Bilgisayar"ın içinde ve kontrolündedir. Canlıların gelişimi, değişimi, çeşitlenmesi, beslenmesi yahut besleyici bir çevrenin sağlanması, neslin devamı, yaşam ve ölüm, iklim şartlarıyla mücadele, kendi aralarındaki mücadele; bu mücadelenin sınırları ve yasaları vb;
(( sadece bir canlı değil koskoca bir sistem ))
bütün bunları içeren "yüksek bir matematik programlama ve yönetim" olmadan; canlı hayatın bugünkü hale gelmesi mümkün değildir. Bu görüşün aksi olan; tesadüfilik-şans-amaçsızlık-belirsizlik-körlük, ancak felaketler, yok oluşlar ve kaos doğurur. Aklın ve ilmin de bize söylediği, bundan ibarettir...
Burada üzerinde durmamız gereken en önemli husus; tüm evreni ve canlıları yaratan ve belli özgürlük alanı(cüzi irade) içinde yöneten, sonsuz boyutlu Allah, mikrodan-makroya, yarattığı her şeyi; sonlu bir boyut içinde yaratmıştır. Başka bir deyişle tüm varlıkları, boyut, boyut yaratmış; hatta boyutlara hapsetmiştir. Hiçbir varlık kendi boyutunu aşamaz, değiştiremez. Bu demektir ki; atomaltı parçacıklar; madde, canlı-bitki olamaz. Bitki, hayvan olamaz. Hayvanlar, hapsedildiği "tür boyutu"nu aşamaz. Hayvan-maymun, insan olamaz. İnsan, cin olamaz. Cin, melek olamaz. Melekler hiyerarşisinde, her melek, kendi boyutunun mahkumudur. Melek, Tanrı olamaz. Aksi halde, sonlu boyutlu varlıklar, boyut atlayarak ki(bu, şeytanların dostlarına fısıltılarıdır) evrimleşip, Tanrı olurdu. İşte evrimin, yahut "evrimci felsefeler"in beklentilerinden biriside budur.
Evrim yoluyla ya da evrimi hızlandırarak, Tanrılaşmak hayali! Bütün bunlar, insan nefsinin, "ilahlaşma arzuları"na, şeytani fısıltıların karışmasından kaynaklanan "hayaller"den başkası değildir. Bugün, bozulmuş dinler, bunların insanı ilahlaştırmaya yönelik felsefelerinin bir toplamı olan New Age dini ve maddeci-evrimci felsefeler, bu hayaller peşinde koşmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki her şey; Nur'undan yaratmayı başlatan ve sonlu boyutlara mahküm eden sonsuz boyutlu Yüce Allah'a tabidir. Evrende, O'nun takdirini bozacak, onun vaadini ve yasalarını değiştirecek hiçbir güç yoktur ve olamaz!
Tarihin şahitliğinde söylüyoruz ki; bilimsel çalışmalar ilerledikçe; bu örümcek evi kadar dayanaksız teori, buharlaşmaya mahkumdur.
----------------------------------------
çok güzel bir yazı bence.
kaynak:
Gökben Coşkun
Dr. Erman Gündoğdu
yazının tamamı için :
http://elaxzel.blogspot.com/2011/02/insanin-kokeni-evrim-ve-bilim.html