PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başbağlar hala mahzun


sodomo--
05-07-2006, 19:53
Kimi eşini, kimi oğlunu, kimi babasını verdi toprağa.. İsimlerini şehit koydular 33 canın... Başbağlar ismi 5 Temmuz 1993 tarihinden beri adeta acıyla özdeşleşti. Yaklaşık 100 gözü dönmüş cani, savunmasız insanlara saldırıp, onlarca çocuğu yetim ve öksüz bıraktı.

Tarihin en vahşi katliamlarından birine tanık olan Erzincan'ın Kemaliye İlçesi'ne bağlı Başbağlar Köyü, 5 Temmuz 1993 günü akşam karanlığında basılmıştı. Yaklaşık yüz silahlı terörist, köyün giriş ve çıkışlarını tutup telefon bağlantılarını tahrip ettikten sonra savunmasız köylüleri meydanda toplamıştı. Toplam 33 kişiyi kurşuna dizip ve evleri ateşe veren teröristler, olay yerine "Yaşasın Başkan Apo- Yaşasın PKK" sloganlarının yer aldığı bir bildiri bırakmışlardı. Bildiride olayın Sivas olaylarına misilleme olarak yapıldığı ifade ediliyordu.

Bağbağlar katliamı davasının müdahil avukatlarından Kamil Uğur Yaralı saldırı sonrasında başlatılan tahkikatın olayın aydınlatılmasına değil, örtbas edilip kapatılmasına yönelik bir seyir izlediğini söyledi. Yaralı "Bu yorumumuz basit bir tahmine değil, somut olaylara ve tahkikat sonrasında açılan davada en basit araştırmaların dahi yapılmamış olmasına dayanmaktadır" dedi. Olayın hemen ardından yakalanan 20 kişinin ifadelerinde suçlarını kabul ettiklerini belirten Yaralı, "Mağdurlar tarafından sanıkların bir kısmı teşhis de edilmelerine rağmen, bu sanıklar Erzincan DGM'de serbest bırakıldı. Siyasi baskıların kararda etkili olduğuna ilişkin duyumlar alındı" diye konuştu. Davanın garip bir şekilde İzmir DGM'ye nakledildiğini kaydeden Yaralı, "Buradaki yargılama, içlerinde bir itirafçının da bulunduğu 8 sanıkla devam etmiş, tahkikatın genişletilmesine yönelik taleplerimiz reddedilerek adil bir yargılanmanın gerekleri ortadan kaldırılmıştır. Fotoğraflı teşhis dahi yapılmamıştır" dedi.

Avukat Kamil Uğur Yaralı, tahminen 100 kişinin gerçekleştirdiği belirlenen Başbağlar Katliamı davasının sadece iki sanığa verilen 14 ve 3,5 yıllık mahkumiyet cezalarıyla kapatıldığını ve olayla ilgili hiçbir sorunun cevabının bulunamadığını kaydetti. Yaralı, "Eğer bu davaya bakan mahkeme bağımsız ve tarafsız olsaydı, olayın tamamen ortaya çıkarılması faillerinin tümümün yakalanması mümkündü" şeklinde konuştu. Bu arada dönemin Adalet Bakanı Seyfi Oktay, Sivas olaylarına misilleme olarak gerçekleştirildiği öne sürülen katliamı TİKKO örgütüyle ilişkilendirmişti. Abdullah Öcalan ise itiraflarında Başbağlar baskınını PKK'lı Dr. Baran'ın Sivas olaylarına misilleme olarak gerçekleştirdiğini söylemişti. (05-07-2002 Yeni Safak)



Hepsine Allah dan rahmet diliyorum...Ve bu olayların tekrar yaşanmaması için insanların çocuklarını çok çok çok iyi yetiştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Unutmayalım ki Sivas, Başbağlar ve daha nice katliam ve her gün işlenen ortalama 5-10 cinayet vakasının failleri maalesef bu topraklarda yetişmiş insanlar. Eğer insanlara "İnsan Sevgisi" ni öğretemezsek bir mesafe alacağımızı zannetmiyorum.
Tarihin tekerrür etmemesi için tek yapabileceğımız şey bu....

K.C.
05-07-2006, 22:11
:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry: *:cry:

Ayşe Kulin'in 'Köprü' isimli kitabında okumuştum ilkin Başbağlar katliamını. Ağlamıştım...
Allah cümlesine rahmet etsin.
İnşallah tez vakitte daha demokratik ve terörden arınmış bir ülke oluruz ve adalet sistemimiz de daha adil (?) olur.

05-07-2006, 23:28
Ben de Başbağlar katliamını şiddetle kınıyorum. Ancak yukarıdaki Yeni Şafak yorumunun ne derecede objektif olduğu tartışılır bence. Bir de Radikal'in 18.10.1998 tarihli haberine bakalım:

Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 kişinin katledilmesiyle ilgili dava skandalla sonuçlandı. Beş yıl boyunca 15'i idam, üçü 15 yıl hapis istemiyle yargılanan toplam 18 sanık hakkında verilen beraat kararı, Yargıtay tarafından da onaylandı. Bu kararla, yıllarca cezaevinde kalan sanıkların suçsuz yere yargılandığı, ifadelerinin de işkenceyle alındığı tescil edildi.
Sanıkların jandarma ve poliste alınan ifadelerini dikkate almayan Yargıtay, sadece iki sanığı 'yasadışı örgüt üyesi olma, yardım ve yataklık' suçundan cezalandırdı.
'Beş yılı kim ödeyecek?'
Yıllar sonra suçsuzlukları ortaya çıkan köylülerin, cezaevinde geçirdikleri günler için devlete tazminat davası açacakları öğrenildi. Sanıkların avukatı Kemal Kırlangıç, "Suçsuz insanların işkence altına alınması, işlemedikleri suçların itiraf ettirilmesi, yıllarca tutuklu kalıp idam tehdidi altında tutulması, Tunceli halkının düşman gibi gösterilmesi korkunç acı ve ağır bir olaydır. Sonuçta adalet kararını vermiş, bu insanlar aklanmıştır. Ancak çektikleri acıları, yitirdikleri zamanları hangi güç iade edecektir" dedi.
Sıvas katliamından üç gün sonra Başbağlar köyüne düzenlenen baskında 33 köylü öldürülmüştü. Olaydan sonra jandarma ve polisin ortak operasyonunda 20 kişi gözaltına alınmış, haklarında 20 yıl hapisten idam kadar ceza istemiyle dava açılmıştı. Altı ay önce sonuçlanan davada iki sanık hapis cezası almış, 18 sanık beraat etmişti.

Yani Yeni şafak'ın yazısını okuyan sanki katliam sanıklarının suçlarının sabit olduğuna kanaat getirir. Oysa jandarma jopuyla zorla kabul ettirilen "suçluların" olduğunu, bu yöntemin ülkemizde zaman zaman uygulandığını biliyoruz. şahsen devlet mahkemelerinin, DGM nin ve de Yargıtay'ın PKK ve TİKKO taraftarı olduğunu hiç sanmıyorum. Ama Yeni Şafak, neredeyse bunu iddia edecek kadar komikleşmiş. 5 yıl boyunca suçsuz yatan insanların durumu ne olacak, bu skandalın sorumluları yargılanmamalı mı? 5 yıl az bir zaman mı? Sizi yanlış yere 5 yıl içeri atıp sonra da" pardon yanlışlık olmuş" demeleri, size ne hissettirir?

Faillerin yakalanamamış olması üzücü. Ancak o bölgede 30.000 insanın öldüğünü ve binlerce cinayetin de aydınlanmamış olduğunu, dağlarda "düşük yoğunluklu savaş" olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekli.

sargon
06-07-2006, 00:10
Ben bu katliam hakkında birşey bilmiyormuşum demek ki. Sıradan PKK'nin yaptığı katliamlardan biri diye düşünmüşüm, pek de düşünmemişim aslında. Biraz internete bakayım dedim. Bu olayı İslamcılar dillerine dolamışlar, Sivas'ın yarattığı etkiyi nötralize etmek için kullanıyorlar.

Eğer burnum yanlış koku almıyorsa bu işte bir tezgah var gibi. Bu işi Sivas'ı tezgahlayanlarla aynı kişiler tezgahlamış olmasınlar. (Yapanın PKK, TİKKO, yada kendilerine bir örgüt süsü vermiş birilerinin olması pek önemli değil) Bir de gördüğüm kadarıyla gizli servis işleri pek kolay açığa çıkmıyor, üstü kapatılıyor. Bu katliamın gerçek sorumluları hala ortaya çıkartılmış değil. Tuhaf değil mi?

06-07-2006, 01:09
Ben nasıl sivasta 35 insani yakan zihniyeti lanetliyorsam Başbağlarda da 33
insanı öldüren zihniyeti aynı şekilde lanetliyorum.İnsanın yaşama hakkı kut-
saldır.Bu kutsallığa uzanan hangi el ve hangi zihniyetse insanlıktan nasibini
alamamıştır.İnsanlık asırlardır hep bu zihniyetlerden acı çekiyor ve çekmeye
de devam ediyor.İnsanların barış,huzur ve mutluluk içinde yaşadığı bir dünya
insanım diyen her kesin özlemi olmalıdır.Bu özlem gerçekleştiği zaman insan
insanca yaşayacaktır.Bunun aksi daha nice Sivaslar,Başbağlar yaşamamıza neden
olacaktır.Herkesi sağduyulu düşünmeye davet ediyorum.Ne olursunuz ey insanlar
attığımız her adımda insan olduğumuzun bilincinde olalım.Sizce insanı sevmek
çok mu zor?...

sodomo--
06-07-2006, 01:34
Arkadaşlar bu başlık altında açıkcası bir polemik oluşturmak istemiyorum ama kendi fikirlerimi söylecek olursam öyle yabancı gizli servislerin provakasyonu vb. komplo teorilerine inanmıyorum ama 100 kişi ile yapılan bir katliam olduğu için PKK ihtimali oldukça güçlü gözüküyor ve büyük bir ihtimalle (Sivas katliamının intikamı gibi gösterilsede) PKK'nın Sivas sonrası alevilerin sempatisini kazanmak için uyguladığı bir taktik eylem olması pek muhtemel. Tabii onların hesaba katmadığı şey alevilerin "intikam" hırsı ile uzaktan yakından ilgisinin olmadığı ve bu tip bir katliamı onaylamalarınında mümkün olmadığıdır. Tam tersi bu tip insani dramları en iyi böyle dramları yaşayanlar bileceği için aleviler Başbağlar daki katliamı her fırsatta lanetlemişlerdir. Yani tam anlamı ile PKK nın yaptığı ve arı kovanına çomak sokma amacı taşıyan ve de kitleleri manipüle edecek bir eylemdir. Tabi devletin sadece 2 kişiyi yakalamış olması ve olayla ilgisiz bir çok suçsuz insanı da yıllarca cezaevlerinde yaşamaya mahkum etmesi de ayrı bir hukuk skandalıdır.

Ne diyebilirim ki, umarım bir daha bu topraklarda böyle cani ruhlu insanlar yetişmez ve böyle dramlar yaşanmaz.

06-07-2006, 02:31
Sevgili dostum Sodomo,
Düşüncelerine aynen katılıyorum.Alevilik felsefesinin temelinde insan sevgisi
vardır.''Eline,beline ve diline sahip ol.''aleviliğin düsturudur.Böyle düşü-
nen bir kitle o katliamı hiç bir zaman onaylamaz.Asırlardır katliamlara
uğramalarına rağmen.Ben o kitlenin içinden gelen biri olarak bunları söylü-
yorum.Sevgilerimle...

kaya
06-07-2006, 03:39
umarım birgün öldürmeden de yaşanılabileceğini öğreniriz. :cry: :cry: :cry: :cry:

06-07-2006, 10:58
Sargon'un yazdığı bir cümle aslında çok önemli. Bu olay, Sivas olaylarını bastırmak amacı ile özellikle dinci kesim tarafından hep öne çıkarıldı. Olaylar ilişkili tabii ki. O dönemde, yani Sivas olaylarının hemen arkasından, Aydınlık gazetesinde bazı sol grupların "bu olayın cezası verilecektir" içerikli duyuruları da yer aldı, onu hatırlıyorum örneğin. Bu olayı gerçekleştirenler PKK, TİKKO ya da benzeri örgütler gibi görünmekte, hatta birkaç örgütün ortak gerçekleştirdiği bir eylem olması da olası.

O dönemde ve öncesinde sanırım hepimiz PKK tarafından gerçekleştirilen köy baskınlarını biliyoruz. Hatta küçük çocukların da katledildiği baskınlar vardı ve bunlar bir-iki tane de değildi. Ama dikkat ederseniz, bu diğer olayların hiç biri Başbağlar olayı gibi özellikle sürekli gündemde tutulmadı ve sürekli öne çıkarılmadı. Bunun tek nedeni, bu eylemin özellikle Sivas olaylarına karşı bir misilleme olarak yapılmasıdır. Eğer yanlış hatırlamıyor isem, öldürülenler, cami'den çıkartılıyorlar ve kurşuna diziliyorlar Başbağlar'da. Hem eylemin amacının ve şeklinin daha önceki PKK eylemlerinden büyük bir farklılık gösteriyor olması, hem de doğrudan Sivas olayları ile ilişkili olması bu olayın özellikle öne çıkarılmasına neden oldu dinci kesim tarafından.

2 Temmuz başlıklı iletide yazmış olduğum bir şeyi tekrar etmek istiyorum. Bu yapılan olayı kimse savunacak durumda değil (Başbağlar). Ancak "Başbağlar'da yapılan katliam, Sivas'ta yapılanı ve sorumlularını -yani tüm katılanları- temize çıkartmaz". İki olay da "katliam (toplu öldürme)" adı altında görülebilir. Birinin farkı, aynı zamanda bir "linç" eylemi olmasıdır. Yani herhangi bir silahlı örgüt'ün militanlarınca değil, binlerce kişi tarafından gerçekleştirilmiş, seyredilmiş, alkışlanılmış ve televizyonda da yayınlanmış bir eylem olması..

06-07-2006, 13:57
sivas da yapılanlar
nasıl ki insanlık onuruna leke sürdüyse
başbağlar da yapılanlarda kara bir leke olarak kalacaktır

liopleurodon
06-07-2006, 14:31
başbağlar da yapılanlarda kara bir leke olarak kalacaktır

Yanlış.. Kara bir şeyin üzerinde kara bir leke olmaz... Terör, terörist zaten beyaz yeri olmayan, aşşağlık bir müessesedir. Yani, bu katliamı yapmış olmasalar, bunlar ak mı olacaktı? Terhis olmuş askerleri kurşuna dizen, bebelere kurşun sıkan, gözü dönmüş bir güruhtan bahsediyoruz. Ufacık çocukları panzerlerin önüne atan, kalkan etmeye çalışan sefil bir takım zerzevattan bahsediyoruz. Bu güruhun böyle bir eylemini kara leke olarak adlandırmak kabulü mümkün olmaz. Bu grubun pis olmayan hiç bir şeyi, hiç bir yeri yoktur ki, herhangi bir eylemi "leke" olarak anılabilsin..

servet
10-07-2006, 15:45
sivasta aydınlar öldürüldü çok acı, *o aydınların intikamını masum köylülerden almak ne insanlığa nede vicdana sığar. illede kan davasımı gütmeleri gerekir, sivas olaylarında ve başbağlar katliamında dış güçlerin parmağı olduğuna inanıyorum. sağı solu bırakıp bütün olamazsak bizi daha çok güderler.