PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeryüzünde Sonsuz Yaşam: Tanrı’nın Verdiği Bir Ümit


hur-kus
01-03-2011, 13:29
“Tüm yaratılanlar . . . . boş bir çabaya mahkûm edilmişti; onu mahkûm eden bunu bir ümide dayandırarak yapmıştı” (ROM. 8:20).

İNSANLARIN çok yakında artık yaşlanıp ölmeyeceğini ve yeryüzünde sonsuza dek yaşayacağını ilk öğrendiğinizde ne kadar sevindiğinizi herhalde hatırlarsınız (Yuhn. 17:3; Vah. 21:3, 4).

Kutsal Kitaba dayanan bu ümidi başkalarıyla paylaşmak için can atmış olmalısınız. Zaten yeryüzünde sonsuz yaşam ümidi duyurduğumuz iyi haberin ayrılmaz bir kısmıdır. Bu ümit hayata bakış açımızı, yaşam biçimimizi ve sorunlarla mücadele etme tarzımızı etkiler.

Hıristiyan Âleminin mezhepleri yeryüzünde sonsuz yaşam ümidini çoğunlukla göz ardı etti.
Kutsal Kitap insanın herhangi bir kısmının ölümden sonra yaşamaya devam ettiğini öğretmez. Oysa çoğu kilise, insanın ölümsüz bir canı olduğunu ve onun ölümden sonra ruhi diyarda yaşamaya devam ettiğini öğretir (Hez. 18:20). Bu nedenle birçok kişi, insanın yeryüzünde sonsuza dek yaşayacağı inancına şüpheyle yaklaşır.

O halde şunları sorabiliriz: Bu ümit gerçekten Kutsal Kitapta yer alıyor mu?
Eğer öyleyse Tanrı insanlara bu ümitten ilk ne zaman söz etti?

Yehova, insanlıkla ilgili amacını başlangıçta belirtmişti. Âdem itaatli olursa sonsuza dek yaşayacaktı (Başl. 2:9, 17; 3:22).
Âdem’in torunları insanın kusursuzluğunu nasıl kaybettiğini mutlaka öğrenmişti. Aden bahçesine girişin engellenmesi ve insanların yaşlanıp ölmesi bunu gösteren açık kanıtlardı (Başl. 3:23, 24).
Zamanla insan ömrü kısaldı. Âdem 930 yıl yaşadı.
Tufan’da hayatta kalan Sam sadece 600 yıl, oğlu Arpakşad ise 438 yıl yaşadı. İbrahim’in babası Terah 205 yıl yaşadı. İbrahim 175, oğlu İshak 180 ve torunu Yakup 147 yaşında öldü (Başl. 5:5; 11:10-13, 32; 25:7; 35:28; 47:28).
Birçok kişi insan ömrünün bu şekilde kısalmasının ne anlama geldiğini fark etmiş olmalı: Sonsuz yaşam beklentisi ortadan kalkmıştı. Peki sonsuz yaşamı tekrar elde edebileceklerine dair bir ümit var mıydı?

Tanrı’nın Sözü şöyle söyler:
“Tüm yaratılanlar . . . . boş bir çabaya mahkûm edilmişti; onu mahkûm eden bunu bir ümide dayandırarak yapmıştı” (Rom. 8:20). Hangi ümit?
Kutsal Kitaptaki ilk peygamberlik sözü, ‘yılanın başını ezecek’ bir ‘soya’ işaret etti (Başlangıç 3:1-5, 15’i okuyun).
Bu ‘soyla’ ilgili vaat, sadık insanlara, Tanrı’nın insanlıkla ilgili amacından vazgeçmeyeceği konusunda güvence verdi. Bu vaat Habil ve Nuh gibi kişilerin Âdem’in yitirdiği nimetleri Tanrı’nın geri vereceğini ümit etmesi için bir temel sağladı. Bu sadık kişiler ‘soyun topuğunu yaralamanın’ kan akıtılmasını gerektirdiğini fark etmiş olabilir (Başl. 4:4; 8:20; İbr. 11:4).

İbrahim’i ele alalım. O sınandığında ‘biricik oğlu İshak’ı sunma noktasına kadar geldi’ (İbr. 11:17). Neden bunu yapmaya istekliydi? (İbraniler 11:19’u okuyun).
Çünkü dirilmeye inanıyordu. İbrahim’in buna inanmak için bir dayanağı vardı.
Yehova, İbrahim’in üreme gücünü tekrar canlandırmış, ona ve karısı Sara’ya yaşlılıklarında bir oğul vermişti (Başl. 18:10-14; 21:1-3; Rom. 4:19-21).
İbrahim, Tanrı’nın ona verdiği şu vaadi de biliyordu: “Sana vaat edilen soy İshak’tan gelecek” (Başl. 21:12).
Bu nedenle İbrahim’in, Tanrı’nın İshak’ı dirilteceğini beklemek için sağlam nedenleri vardı.

Yehova İbrahim’in olağanüstü imanından dolayı ‘soyuyla’ ilgili onunla bir ahit yaptı (Başlangıç 22:18’i okuyun). ‘Soyun’ başlıca kısmının İsa Mesih olduğu anlaşıldı (Gal. 3:16). Yehova İbrahim’e “Soyunu göğün yıldızları, deniz kıyısındaki kum taneleri kadar çoğaltacağım” dedi; fakat İbrahim bu sayının ne olacağını bilmiyordu (Başl. 22:17).
Bununla birlikte bu daha sonra açıklandı. “Soy”, İsa Mesih ve onunla birlikte Krallığında hüküm sürecek 144.000 kişiden oluşuyordu (Gal. 3:29; Vah. 7:4; 14:1). İşte bu Krallık aracılığıyla “yeryüzündeki tüm milletler nimetler elde edecek.”

İbrahim, Yehova’nın onunla yaptığı ahdin önemini ve anlamını tam olarak kavrayamazdı. Yine de Kutsal Kitabın dediği gibi “temelleri sağlam şehri bekliyordu” (İbr. 11:10). Bu şehir Tanrı’nın Krallığıdır. Krallığın yönetimi altında nimetler tadabilmek için İbrahim tekrar yaşamalıdır. [I]Yeryüzünde sonsuza dek yaşaması ancak diriltilmesiyle mümkün olacaktır. Gelecekte de Armagedon’da sağ kalan ya da diriltilen kişiler sonsuza dek yaşayabilecekler (Vah. 7:9, 14; 20:12-14).


İbrahim’in torununun oğlu olan Yusuf’un dönemiyle Musa peygamberin dönemi arasında Eyüp isimli bir adam yaşamıştı. Kutsal Yazıların bir kısmı olan ve büyük olasılıkla Musa’nın kaleme aldığı Eyüp kitabı, Yehova’nın Eyüp’ün acı çekmesine neden izin verdiğini ve sonuçta ne olduğunu anlatır. Fakat bu kısım tek bir insanın yaşadığı sınavları anlatmakla kalmaz evrensel önem taşıyan davaları da konu eder. Ayrıca Yehova’nın evreni doğru şekilde yönettiğine ışık tutar ve Aden’de ortaya atılan davanın Tanrı’nın yeryüzündeki tüm hizmetçilerinin sadakatini ve gelecekle ilgili beklentilerini etkilediğini gösterir. Eyüp bu davayı anlayamadığı halde üç arkadaşının sözlerinden etkilenmedi ve sadakatini bozduğunu düşünmedi (Eyüp 27:5). Bu, sadakatimizi koruyabileceğimizi ve Yehova’nın egemenliğini destekleyebileceğimizi anlamamıza yardım etmeli, ayrıca imanımızı güçlendirmeli.

Eyüp’ü sözümona teselli etmeye gelen arkadaşları sözlerini bitirince “Buz’lu Barakel oğlu Elihu söze başladı.” O neden konuşma gereği duydu? “Diyecek çok sözüm var” dedi, “İçimde ruhun baskısını hissediyorum” (Eyüp 32:5, 6, 18). Elihu’nun ilhamla söyledikleri Eyüp’ün sıkıntıları sona erince gerçekleştiyse de, sözleri tüm insanlar için de anlam taşır. Tanrı’ya sadık kalmak isteyen herkese ümit verir.

Bazen Yehova’nın tek bir kişiye ilettiği mesaj genel olarak tüm insanlık için geçerli olabilir.
Daniel’in peygamberlik sözleri buna bir örnektir. O Babil Kralı Nabukadnezar’ın çok yüksek bir ağacın kesilip devrilmesiyle ilgili rüyasından söz etti (Dan. 4:10-27).
Bu rüya Nabukadnezar’ın hayatında gerçekleştiyse de daha büyük çapta bir olaya da işaret ediyordu. Ayrıca Kral Davut’un soyundan gelen biri aracılığıyla hüküm süren Tanrı’nın Krallığının MÖ 607’de kesintiye uğrayıp 2.520 yıl sonra tekrar hüküm sürmeye başlayacağına işaret etti.
Tanrı’nın egemenliği 1914’te İsa Mesih’in gökte kral olarak tahta geçmesiyle tekrar hüküm sürmeye başladı. Krallık yönetiminin çok yakında itaatli insanların ümitlerini nasıl gerçekleştireceğini bir düşünün!

Elihu Eyüp’e cevap verirken bir melekten söz etti. O, “insana kendisi için doğru olanı anlatacak bir sözcü, bin kişide bir” bulunabilecek bir ulaktı. Bu ulak insandan ‘hoşlansın diye Tanrı’ya yalvarırsa’ sonuç ne olur? Tanrı insana “lütuf gösterip der ki, ‘Onu çukura inmekten kurtar, Ben bir fidye buldum! Teni gençlik çağındakinden körpe olsun, gençlik günlerindeki dinçliğine yeniden kavuşsun’” (Eyüp 33:23-26). Bu sözler Tanrı’nın tövbe eden insanların suçlarını örten bir örtü gibi “bir fidye” kabul etmeye istekli olduğunu gösterdi (Eyüp 33:24).
12 Herhalde Elihu fidyenin anlamını o sırada tam olarak kavrayamamıştı (Dan. 12:8; 1. Pet. 1:10-12). Bununla birlikte, Elihu’nun sözleri Tanrı’nın ileride bir fidyeyi kabul edeceğine ve insanın artık yaşlanıp ölmeyeceğine dair ümidi yansıttı. Bu sözler muhteşem sonsuz yaşam ümidini ortaya koydu. Aynı zamanda Eyüp kitabı ölülerin dirileceğini de gösteriyor (Eyüp 14:14, 15).

Bugün Elihu’nun sözleri bu ortam yok edilirken hayatta kalmayı ümit eden milyonlarca imanlı kişi için büyük anlam taşımaya devam ediyor. Hayatta kalanlar arasındaki yaşlılar gençlik günlerindeki dinçliklerine yeniden kavuşacaklar (Vah. 7:9, 10, 14-17).
Diriltilen kişileri tıpkı gençliklerinde olduğu gibi dinç görme ümidi sadık insanları bugün hâlâ heyecanlandırıyor. Tabii hem İsa’nın meshedilmiş takipçileri için gökte ölümsüzlüğü alma ümidi hem de ‘başka koyunlarının’ yeryüzünde sonsuza dek yaşama ümidi Mesih’in kurban olarak sağladığı fidyeye iman etmelerine bağlıdır (Yuhn. 10:16; Rom. 6:23).
Ölümü Yutup Yok Edecek

İbrahim’in soyu Tanrı’yla ahde dayanan bir ilişki kurduktan sonra bağımsız bir millet oldu. Yehova onlara Kanununu verdiği zaman
“Kanunlarıma ve hükümlerime uyacaksınız; onlara uyan bu sayede yaşayacaktır” dedi (Lev. 18:5). Ancak İsrailoğulları Musa Kanununun kusursuz standartlarına uygun yaşayamadıklarından Kanun tarafından mahkûm edildiler ve bu mahkûmiyetten kurtarılmaya muhtaçtılar (Galatyalılar 3:13 ).

Musa’dan sonra başka Kutsal Kitap yazarları da Yehova’nın yönlendirmesiyle sonsuz yaşam ümidinden bahsetti (Mezm. 21:4; 37:29). Örneğin Mezmur yazarı Davut, Sion’da Tanrı’ya tapınanların birlik içinde olduğunu anlattığı bir mezmurun sonunda şunları söyledi: “Yehova orada bereketin, sonsuz yaşamın olmasını emretti” (Mezm. 133:3).

Yehova İşaya’ya yeryüzündeki sonsuz yaşamı anlatmasını söyledi (İşaya 25:7, 8 ). Günlerimizde günah ve ölüm boğucu bir “örtü” gibi insanlığın üzerine çökmüş durumda.

Fakat Yehova toplumuna günah ve ölümü yutup yok edeceği, yani “tüm dünyadan” kaldıracağı güvencesini veriyor.

“Azazel için” keçi gönderilirken yapılanları ele alalım. Musa Kanununa göre her yıl Kefaret Gününde başkâhin ‘iki elini de canlı keçinin başına koyar, İsrailoğullarının tüm suçlarını itiraf edip bunları keçinin başına yükler ve keçi onların tüm suçlarını çöle taşırdı’ (Lev. 16:7-10, 21, 22).
İşaya benzer bir rol oynayacak olan Mesih’in geleceğini bildirdi. Mesih birçoklarının ‘hastalıklarını, acılarını ve günahını yüklenerek’ sonsuz yaşam ümidi sağladı (İşaya 53:4-6, 12’yi okuyun)
.
Yehova İşaya aracılığıyla toplumu İsrail’e şunları söyledi:
“Senin ölülerin yaşayacak. Benim cesetlerim dirilecek. Ey toprakta yatanlar, uyanın, sevinçle haykırın! Çünkü senin çiyin ebegümeci üzerindeki çiye benziyor; yeryüzü ölümün tutsaklarını bağrından çıkaracak” (İşa. 26:19).
İbranice Kutsal Yazılar insanların yeryüzünde dirilip yaşayacakları ümidini açıkça ortaya koyuyor. Örneğin, Yehova yaklaşık 100 yaşındaki Daniel’e şu güvenceyi verdi: “Rahata erecek, günlerin sonunda kendi payını almak için kalkacaksın” (Dan. 12:13).

Dirilmeye iman eden Marta ölen kardeşi hakkında İsa’ya “Biliyorum, son günde, dirilme sırasında kalkacak” dedi (Yuhn. 11:24).


Yehova insanlığa hâlâ yeryüzünde sonsuza dek yaşama ümidi veriyor mu?

Cevap: EVET tir.

Siz ölüm uykusundayken, Tanrı'nın hatırlamak isteyeceği biri olabilir ve yeryüzü cennetinde sonsuz yaşama sahip olabilirsiniz.

Saygılarımla

Psiko
03-03-2011, 13:19
Sevgili hur-kus ;

Alternatifforumda da yazılarını ilgi ile izlediğim/okuduğum kişilerden birisiydiniz.
Burada da aynı şekilde yazılarınızı izliyor/okuyorum.

Bu yazınızın ana fikri konusunda tam bir fikir oluşturamadım.
Önyargı oluşturmamak adına sormak istiyorum.
Bu yazınızın anafikrinde,
siz hur-kus veya şahsım psiko veya bir başka bireyin "Sonsuz yaşamı" mı söz konusu
yoksa,
insanoğlunun varlık alanına çıktığı günden bu yana hep Tanrının yolunda olma "Hal"ini anlatan bir sembolik ifadeler silsilesi mi paylaştığınız bu yazının anafikri ?


Sevgilerimle...

spartacus
03-03-2011, 13:57
Yehova insanlığa hâlâ yeryüzünde sonsuza dek yaşama ümidi veriyor mu?

Cevap: EVET tir.

Siz ölüm uykusundayken, Tanrı'nın hatırlamak isteyeceği biri olabilir ve yeryüzü cennetinde sonsuz yaşama sahip olabilirsiniz.

Saygılarımla

Umutlar bir kez tacirliğe düşegörsün, artık ne ucu kalır nede bucağı... Hatırlamak isteyeceği birisi olmak, evet sevgili kulu isem hasta bile olmam... ya hastaysam işte lanetlendim, demek ki sevgili kulu değilmişim....

Bilmiyorum, neden
aklımda hep
ilkönce senden duyduğum
Çankırılı bir cümle var :
«Pamukladı mıydı kavaklar
kiraz gelir ardından.»
Kavaklar pamukluyor Gazalî'de,
fakat
görmüyor, üstat,
k i r a z ı n g e l d i ğ i n i.
Ö l ü m e i b a d e t i bundandır.
Şeker Ali yukarda, koğuşta bağlama çalıyor.
Akşam.
Dışarda çocuklar bağrışıyorlar.
Çeşmeden akıyor su.
Ve jandarma karakolunun ışığında
akasyalara bağlı üç kurt yavrusu.
Açıldı demirlerin dışında
büyük, lâciverdî bahçem.
Aslolan hayattır ...
Beni unutma Hatçem...

(N.Hikmet)

aslolan hayattır, ölümde gerçek, yaşam ve ölüm ne tacir nede ipotek,,, tanımaz.

Psiko
03-03-2011, 14:07
Sevgili spartacus ;

Elbetteki aslolan hayattır.
Ancak,
şahsen inanıyorum ki,
senin postanesini sorduğun telefonun hattı olarak tarif ettiğim ruhun "Hayat"ıdır aslolan şahsımın bakış ve anlayışında.
Ruh bu dünyada da belli bir müddet,
beden formatı ile birlikte yaşar.
Ölüm denen o muhteşem anahtar gelip kapıyı açtığında,
vücud kendi dünyası toprağa,
Ruh da yeni "Yaşam"ı adına geldiği dünyalara dönerler.
Ben böyle inandım ve böyle inanmaya da devam edeceğim.
Ama bu demek değil ki üzerinde yaşadığım bu madde dünyasında Tanrı adı ile ezilip emperyalist bakış ve anlayışlara yem olacağım veya olmalıyım.

spartacus
03-03-2011, 14:16
Sevgili Psiko

Kimsenin görüşüne, inancına göre yazmadım, öyle olsa Tanrı seni unutacak mı? Orada bir yer var, düşünülmesi gereken. Sonuçda inançlı değilim elbetde yine de hatırlamayı insanın davranışına indirgeyen bir Tanrı ve bir karşılık bekleyen bir Tanrı, inançlarla değil, politika ile bağdaşıyor..

Duygu, arzu, güzel günler, hayaller, güzellikler her insanda var, din dışındada yoğunlukla yaşıyoruz ve bunlar hep bize ait, ipotekler koymayı sevmiyorum, bu kişisel değil koyan düşünceleride sevemiyorum, inanç ipotek koymaz.... Sadece o alıntıladığım yerdeki sözü düşünelim.... ve neden?

Psiko
03-03-2011, 14:24
Sevgili spartacus ;

Bu konuda asla anlaşamayacağız.
Buradan öyle görünüyor.
İpotek koyma inancın değil,
"Anayasayı bir kere çiğnemekten ne çıkar" deyip çiğneyenlerin ve sonrasında da artık bunun toplumsal riyakarlığa varmış "Hal"i olan toplumsal olarak yanlışı doğru olarak algılamanın sonucudur.

Bir şiir de ben atayım buraya :)

Bir Mayıs sabahı,
güneş ışırken,
kaldırdı kafasını ıslak,yeşil çimenlerden.
İçi ve yüreği
içkiden,özlemden ve perişanlıktan,
cayır,cayır yanıyordu.
Kirli yağlı saçları,
ve ağarmış sakalı,
pislik içinde,kara
kirli elleri.
Kara gözlerinde bir anlam,
bir hüzün,
toparlandı.
Romatizması da azmıştı.
Şu mapus damı
her belayı kondurur
adama.
Şu mapus damı
dar eder mavi gökyüzünü
İnsana.

Üç üniversiteli geçiyordu,
ikisi erkek biri kız.
Sarı çocuk seslendi
“Hey! Babalık tut”
Titreyen ellerinden,
uzak geçti bozukluk.
İki adım attı eğildi.
Parayı koyarken cebine,
arkalarından baktı
Yaşlar kirli yüzüne damla damla,
aktı.

Kızı da bu yaşlarda olmalıydı.
Neredeydi ?
Ne yapıyordu ?
O da okuyor muydu ?
Sağ olsaydı keşke
En azından sağlıklı ve sağ,
Okumasa da olurdu.

Neden buradaydı ?
Evsizdi,kimsesizdi.
Ne yapmış ?
Ne yaşamış ve ne yazmıştı ?
Son hatırladığı,
bir gece yarısı,
telsiz anonsuyla götürmüşlerdi.
Ve suçu insanları sevmekti Kadri’nin,
suçu barış istemekti,
adalet istemekti,
yazmaktı suçu Kadri’nin.

Sonra gülümsedi belirsiz,
kendine kızdı ;
“Ulan yine sukoyverdin Kadri”
diye söylendi kendine.
“Çabucak toplan
Caddeye kalabalığa ulaş.
Topla ekmek,cıgara
Hele vay hele ki
Şarap paranı”
Ağır ağır yürümeye başladı,
tozlu kaldırımlarda.

Gürültüler,sloganlar geliyordu
üniversite çoşmuştu.
Eylem vardı.
Birden gençliğini hatırladı.
İçini sımsıcak duygular,
sardı.

Ve bir kız koşuyordu,
kanayan burnunu tutarak.
Kadri irkildi,
genç bir yürek koşuyordu.
Sanki bir ceylan,
koşuyordu,
Aslan pençesi korkusunda.
Belki de kızı koşuyordu.
Bir araba durdu,
üç kişi indi.
İyi de nişan almışlardı hani.
Hiç bu kadar çevik olmamıştı.
Namlunun önüne fırlattı,
kendini.
İlk mermi göğsünü parçalamıştı.
Kız köşeyi dönüp kaybolmuştu.
Adamlardan biri kızgın,
bağırdı,
“Pis şarapçı ne yaptın ?”
Kanlar içinde,
aydınlık yüzüyle,
tebessüm ediyordu.
Ve kirli paltosunun altında,
kırılmış yüreği ile
Yıldızlara gülümsüyordu.

Ve o yürek ;ki Nazım’ın
Ve o yürek ;ki darağacında Deniz’in
Ve o yürek ;ki Kerbelada Hüseyin’in
Yüreği.

Hoşça kal güzel yürekli adam,
hoşçakal
Biz seni ve senin gibileri,
asla
unutmayacağız.
Ve
Unutturmayacağız.

Bu arada,
kızın az okumuş,
erken evlenmiş,
Eskişehir’deymiş.
Bir oğlu olmuş
Ve adını
“Kadri” koymuş.

spartacus
03-03-2011, 16:08
Sevgili Psiko, Anlaşamayacağız derken hangi konuda : )

Siz ölüm uykusundayken, Tanrı'nın hatırlamak isteyeceği biri olabilir ve yeryüzü cennetinde sonsuz yaşama sahip olabilirsiniz.

Bundan bahsediyorum.. bu bir politika, yani din. Tanrı hatırlasın diye ne yapmalıyım?

Sonrası, gerisi gelir işte.

Bunun bir inanç değil din olduğunu düşünüyorum galiba bu konuda anlaşamıyoruz..

Bu konuda asla anlaşamayacağız.
Buradan öyle görünüyor.
İpotek koyma inancın değil,

İnancın değil, dinlerin, din inancı kullanır, inancın iradi, maddi-manevi her türlü kullanımı bana olumsuz geliyor. Şu alıntıladığım sözde bir hilebazlık var bana göre, bir çıkar ekseninde bana bir şeyler yaptırmak amacında : )

Psiko
03-03-2011, 17:05
Sevgili dostum can spartacus'üm ;

Ölü ve diri kavramı.
Bildiğimiz maddesel ölüm ve maddesel yaşam değil.
Biz inanırlar dahi bu konuda birbirimizle anlaşamazken,
siz dinlerden veya Tanrıdan özgür olduğunu söyleyen kişilerle bu bağlamda nasıl anlaşabiliriz ?

İsa'nın "Bırakın ölüler ölülerini gömsün" sözü
ile,
Enam suresi 122.ayetteki,
"Ölü iken dirilttiğimiz"
sözleri,
halihazırda maddesel olarak yaşayanları işaret edip,
"Ruhtan doğan ruhtur,bedenden doğan beden"
sözündeki ima'nın anlatmak istediği durumdur.

İnanç,
kabul edelim veya etmeyelim,
insanoğlu denen varlıkta,
tıpkı cinsellik gibi "Varolan" bir "Dürtü"dür.
Yaşam denen labaratuar ve denekleri olan insanlar da bunun şahididir.

İnanç,
tıpkı yerçekiminin yaptığı işlev gibi işlev yapar.
İnsanoğlunu kendine doğru çeker.
Yeterki "İnsan ellerinin meydana getirdiği tahdidler",
o çekimi engellemek üzere arada olmasın.
Dinin kullanıldığı konusunda senden farklı düşünmüyorum.
Ama inancın,dinin kullanılması durumunu da ne Tanrıya ne de Elçisine yüklemek kolaycılığına da kaçmak benim için olası değil.
Yaşamımdan ve gözlemlerimden biliyorum ki,
"Allahsızlık insanoğlunun ciğerlerine işlemiş."
Ve
her zaman savunduğum bir konu da,
"Kork Allahtan korkmayandan" derlerdi.
artık,
"Kork Allahtan korkuyorum deyip korkmayandan"
konusudur.