allame
08-03-2011, 12:55
Budha'nın peygamber olduğuna dair ilginç bir yazı var. Bu yazının son kısmına müdahil olmuştum. aktarmakta fayda görüyorum.
Budhanın bir kitabında "ses işiten ilah" tan bahsettiğini okumuştum bir kitapta. 20 sene oluyor. O kitabı da bulamadım, kitabın alıntı yaptığı kaynağı da bulamadım. taki şu aralar aklıma geldi niyeyse internete bir bakayım dedim. bahsedilen kitaptan bahseden bir site buldum. "ses işiten ilah" bir kitabın ismiymiş. ben de bu şekilde okuduğum için, bana inandırıcı geldi. Bu aralar başka konulara kanalize olmuş durumdayız. Ben buraya, sitede bulunması ve ileride tartışabilmek ve araştırabilmek amacıyla bahsettiğim yazıyı aynen aktarıyorum. sonra o kelimeleri belki aratıp çeviri filan yapıp başka kaynaklardan kaynağın merkezine inmeyi deneyebiliriz.
alıntı:
Alıntı: Orta Asya'da buddhacılığı benimseyen, bu dini zengin bir çeviri edebiyatı çerçevesinde konu edinen türk topluluğu, Uygurlar oldu. Buddha'ya kendi dillerinde "Burkan" adını veren Uygurlar, buddhaalığı da "burkancılık" diye adlandırdılar. Buddha öğretisi Uygurlar'dan önce dar bir alanda Hunlar ve Göktürkler arasında da benimsenmişti. Göktürk kağanı To-Po'nun (572-581) isteği üzerine buddhacılıkla ilgili Nirvanasutra adlı yapıt, Çin'de türkçeye çevrilmiş, kağana gönderilmişti. 840'ta bozkırdan gelerek Hoçu ile yöresini türkleştiren Uygurlar, XIV yy. başında, bölgenin bütünüyle islamlaşmasına kadar buddhacılığa bağlı kaldılar. Bu dinin bellibaşlı yapıtlarını cince, tibetçe, sanskritçe, toharca, sogdcadan geniş eklemeler, yeni düzenlemeler yaparak kendi dillerine çevirdiler. (-* UYGURLAR.) Bu çevirilerde buddha diniyle ilgili kavramların pek çoğunu türkçeleştirdiler, bunlardan bazıları moğol buddhacıları tarafından da daha sonraki yüzyıllarda kullanıldı. Özgün dillerindeki buddhacılık metinlerinden bazıları günümüze kadar gelmediğinden onların uygurcaya yapılmış çevirileri bu öğretinin günümüzde daha yakından tanınmasına yardımcı olmuştur. Uygurcadaki buddhacılık metinlerinin en eskilerinden biri, VIII. ilk yarısında çevrilen ve büyük bir bölümü günümüze kalan Maytrısimit" tir. Toharcadan genişletilerek çevrilen ve taşıdığı sahne yapıtı olma niteliği "körünç" (görünç: seyirlik oyun) terimiyle belirtilen Maytrısimit budd-hacıların mehdisi Maiteraya ile gerçekleşen buluşmayı anlatır.
Kalyanamkara" ve Papamkara hikâyesi, biri iyi, öteki kötü kalpli iki kardeşi Uy-gurlar'ın "sudur" adını verdiği ve Buddha'nın vaazlarına yer veren sutralar arasında Kuanşi im pusar (Ses işiten ilah), Altun yaruk (Altın ışık), Sekiz yükmek (Sekiz yığın) vd. yer alır. Buddha felsefesi sorunlarının ele alındığı yapıtlar (Vasu-bandhu'nun Abhidhharma koşaştra adlı yapıtına Sthiramiti'nin yazdığı yorumlamanın çevirisi), tövbe duaları (Ütret adlı kadının yazdırdığı tövbe duası; Kutluğ adlı kadının kendisi, oğlu, kızı için yazdırdığı tövbe duası vb.), buddhacı gezgin Hsüan-Tsang'ın ŞıngkoSeli Tutung tarafından uygurcaya çevrilen yaşamöyküsü vd. öğretinin türlü yönlerini tanıtırlar. --------- kaynaklar:
Il existe aussi des manuscrits de traductions médicales, en caractères ouïgours et brahmis, découverts lors des expéditions à Turfan (à Dakyanus) et, par la suite, recueillis et publiés en deux volumes par le prof. Reşid Rahmeti Arat (G. R. Rachmati), à Berlin, en 1930 et en 1932, sous les titres de Zur Heilkunde der Uiguren I et II (Uygurların sağlığa kavuşturma bilgileri).
Les textes contenus dans ces recueils sont traduits de leurs originaux en sanskrit tirés essentiellement de trois livres médicaux : Astângahrdayasamhitâ de Vâbghata (la plus importante source de ces traductions), Siddhasâra de Ravigupta et Yogasataka. (Sertkaya 1997 : 349-357 ; Von Gabain 2000 : 30-31, 237-238).
-------- W. RADLOFF, Kuan-şi-im Pusar. Eine türkische Übersetzung des XXV. Kapitels der chinesischen Ausgabe von Saddharmapunda rîka. “Bibliotheca Buddihca. XIV.” St. –Pétersbourf, 1911. ---------
aynı yorumumu yinelemek istiyorum. bir soru soruldu ve ben de bu konuyu şöyle yanıtladım:
bilimsel açıdan: olabilir.
samimi bir soru olarak soruyorsan: evet öyleydi.
"bay sidhartha" vasiyetinde öğrencilerine der ki: "benim anlattıklarımı anlatın, benim size söylemenizi tembihlemediğim şeyleri insanlara anlatmayın". Burada konunun ne olduğunu bilmek için o sırra vakıf olmak gerekir. Sidhartha'nın peygamber olması , fazla da bir şey ifade etmemiş. Yani şöyle düşünelim. Sıradan bir insan gibi, ancak , dua ettiğinde dualarının bazıları kabul olmuş, kendisine bir miktar "ilham" ve bir miktar da "ilim" verilmiş. Ancak onun haricinde, vahiy mekanizmasının içinde yoktur.
Şu halde, bilimsel açıdan peygamber olup olmadığı tartışılabilir.
Ancak, samimi şekilde biz bize konuşuyorsak, bence öyleydi. anladın sen oni :)
Buradan çıkan sonuç : olabilir olmalıdır. Geçen süreçte ben W. RADLOFF'un, Kuan-şi-im Pusar. Eine türkische Übersetzung des XXV. Kapitels der chinesischen Ausgabe von Saddharmapunda rîka. “Bibliotheca Buddihca. XIV.” St. –Pétersbourf, 1911. kitabını temin edip okumadım. bulması da zordur. bulan birisi paylaşırsa biz de neler olup bittiğini daha iyi anlayabiliriz.
saygılarımla.
Budhanın bir kitabında "ses işiten ilah" tan bahsettiğini okumuştum bir kitapta. 20 sene oluyor. O kitabı da bulamadım, kitabın alıntı yaptığı kaynağı da bulamadım. taki şu aralar aklıma geldi niyeyse internete bir bakayım dedim. bahsedilen kitaptan bahseden bir site buldum. "ses işiten ilah" bir kitabın ismiymiş. ben de bu şekilde okuduğum için, bana inandırıcı geldi. Bu aralar başka konulara kanalize olmuş durumdayız. Ben buraya, sitede bulunması ve ileride tartışabilmek ve araştırabilmek amacıyla bahsettiğim yazıyı aynen aktarıyorum. sonra o kelimeleri belki aratıp çeviri filan yapıp başka kaynaklardan kaynağın merkezine inmeyi deneyebiliriz.
alıntı:
Alıntı: Orta Asya'da buddhacılığı benimseyen, bu dini zengin bir çeviri edebiyatı çerçevesinde konu edinen türk topluluğu, Uygurlar oldu. Buddha'ya kendi dillerinde "Burkan" adını veren Uygurlar, buddhaalığı da "burkancılık" diye adlandırdılar. Buddha öğretisi Uygurlar'dan önce dar bir alanda Hunlar ve Göktürkler arasında da benimsenmişti. Göktürk kağanı To-Po'nun (572-581) isteği üzerine buddhacılıkla ilgili Nirvanasutra adlı yapıt, Çin'de türkçeye çevrilmiş, kağana gönderilmişti. 840'ta bozkırdan gelerek Hoçu ile yöresini türkleştiren Uygurlar, XIV yy. başında, bölgenin bütünüyle islamlaşmasına kadar buddhacılığa bağlı kaldılar. Bu dinin bellibaşlı yapıtlarını cince, tibetçe, sanskritçe, toharca, sogdcadan geniş eklemeler, yeni düzenlemeler yaparak kendi dillerine çevirdiler. (-* UYGURLAR.) Bu çevirilerde buddha diniyle ilgili kavramların pek çoğunu türkçeleştirdiler, bunlardan bazıları moğol buddhacıları tarafından da daha sonraki yüzyıllarda kullanıldı. Özgün dillerindeki buddhacılık metinlerinden bazıları günümüze kadar gelmediğinden onların uygurcaya yapılmış çevirileri bu öğretinin günümüzde daha yakından tanınmasına yardımcı olmuştur. Uygurcadaki buddhacılık metinlerinin en eskilerinden biri, VIII. ilk yarısında çevrilen ve büyük bir bölümü günümüze kalan Maytrısimit" tir. Toharcadan genişletilerek çevrilen ve taşıdığı sahne yapıtı olma niteliği "körünç" (görünç: seyirlik oyun) terimiyle belirtilen Maytrısimit budd-hacıların mehdisi Maiteraya ile gerçekleşen buluşmayı anlatır.
Kalyanamkara" ve Papamkara hikâyesi, biri iyi, öteki kötü kalpli iki kardeşi Uy-gurlar'ın "sudur" adını verdiği ve Buddha'nın vaazlarına yer veren sutralar arasında Kuanşi im pusar (Ses işiten ilah), Altun yaruk (Altın ışık), Sekiz yükmek (Sekiz yığın) vd. yer alır. Buddha felsefesi sorunlarının ele alındığı yapıtlar (Vasu-bandhu'nun Abhidhharma koşaştra adlı yapıtına Sthiramiti'nin yazdığı yorumlamanın çevirisi), tövbe duaları (Ütret adlı kadının yazdırdığı tövbe duası; Kutluğ adlı kadının kendisi, oğlu, kızı için yazdırdığı tövbe duası vb.), buddhacı gezgin Hsüan-Tsang'ın ŞıngkoSeli Tutung tarafından uygurcaya çevrilen yaşamöyküsü vd. öğretinin türlü yönlerini tanıtırlar. --------- kaynaklar:
Il existe aussi des manuscrits de traductions médicales, en caractères ouïgours et brahmis, découverts lors des expéditions à Turfan (à Dakyanus) et, par la suite, recueillis et publiés en deux volumes par le prof. Reşid Rahmeti Arat (G. R. Rachmati), à Berlin, en 1930 et en 1932, sous les titres de Zur Heilkunde der Uiguren I et II (Uygurların sağlığa kavuşturma bilgileri).
Les textes contenus dans ces recueils sont traduits de leurs originaux en sanskrit tirés essentiellement de trois livres médicaux : Astângahrdayasamhitâ de Vâbghata (la plus importante source de ces traductions), Siddhasâra de Ravigupta et Yogasataka. (Sertkaya 1997 : 349-357 ; Von Gabain 2000 : 30-31, 237-238).
-------- W. RADLOFF, Kuan-şi-im Pusar. Eine türkische Übersetzung des XXV. Kapitels der chinesischen Ausgabe von Saddharmapunda rîka. “Bibliotheca Buddihca. XIV.” St. –Pétersbourf, 1911. ---------
aynı yorumumu yinelemek istiyorum. bir soru soruldu ve ben de bu konuyu şöyle yanıtladım:
bilimsel açıdan: olabilir.
samimi bir soru olarak soruyorsan: evet öyleydi.
"bay sidhartha" vasiyetinde öğrencilerine der ki: "benim anlattıklarımı anlatın, benim size söylemenizi tembihlemediğim şeyleri insanlara anlatmayın". Burada konunun ne olduğunu bilmek için o sırra vakıf olmak gerekir. Sidhartha'nın peygamber olması , fazla da bir şey ifade etmemiş. Yani şöyle düşünelim. Sıradan bir insan gibi, ancak , dua ettiğinde dualarının bazıları kabul olmuş, kendisine bir miktar "ilham" ve bir miktar da "ilim" verilmiş. Ancak onun haricinde, vahiy mekanizmasının içinde yoktur.
Şu halde, bilimsel açıdan peygamber olup olmadığı tartışılabilir.
Ancak, samimi şekilde biz bize konuşuyorsak, bence öyleydi. anladın sen oni :)
Buradan çıkan sonuç : olabilir olmalıdır. Geçen süreçte ben W. RADLOFF'un, Kuan-şi-im Pusar. Eine türkische Übersetzung des XXV. Kapitels der chinesischen Ausgabe von Saddharmapunda rîka. “Bibliotheca Buddihca. XIV.” St. –Pétersbourf, 1911. kitabını temin edip okumadım. bulması da zordur. bulan birisi paylaşırsa biz de neler olup bittiğini daha iyi anlayabiliriz.
saygılarımla.