PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Peki bu tokatlar ne olacak?


zahit
23-03-2011, 15:01
Yigit Bacılarım
Kiminiz ögrenci kiminiz işçi
Ögretmen hemşire köylü
Hak aramak icin çadırlarda
Meydanlarda mitinglerde
Avaz avaz çıglıklarınızla
Grevlerde dostça halay çekisleriniz
Yürüyüşlerde zılgıt leley çekişleriniz
Töre namus diye linçlerinizde
Anlaşılmazmısınız bizlerin içinde
Anamız avradımız yarimiz
Yoksa bunlar degilmisiniz sizler
Cennetler ilahlar ayagınızın altında
Böyle demiyormu kutsal kitaplar
Hamdim derki bende şaşırdım
Bizlere ögrettiginiz yalanlara
Devamlı şaştım kaldım.







Peki bu tokatlar ne olacak?


http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/makale_genel/images/polis_siddet.jpg
Beşir Atalay Silopi’de polise tokat atan Sabahat Tuncel’in buna hakkı olmadığını söyledi ve “yazıklar olsun o vekile” dedi. Peki ya polisin ve AKP'lilerin attığı tokatlar?
BDP Milletvekili Sabahat Tuncel’in, polisin kitleye şiddet uygulaması nedeniyle Şırnak Güvenlik Şube Müdürü Murat Çetiner’i tokatlaması, dün Türkiye’nin gündemindeydi. Polisi savunmak için sıraya giren iktidar ve muhalefet sözcüleri Tuncel’in hareketinin bir vekile yakışmadığı ve bir şiddet eylemi olarak nitelenmesi gerektiğinde hemfikir oldu.
Polisin insanlara karşı kullandığı ölçüsüz kaba kuvvet konusunda hiçbir şey söylemeyen ya da her seferinde polisi savunan AKP sözcülerinin yaşanan son olay karşısında takındıkları “hassas” tavır dikkat çekti.
“Hiç kimsenin kimseye tokat atmaya şansı yok”
Yaklaşmakta olan seçimler nedeniyle İçişleri Bakanlığı görevinden istifa eden Beşir Atalay, yaşanan olaylar nedeniyle Tuncel’i kınadı. Atalay, “Hiç kimsenin kimseye tokat atma hakkı yok. Görevini yapan polise ise hiç kimsenin hakkı yok. Bir milletvekilinin bırakın polisi herhangi bir vatandaşa böyle bir hakkı yok. Polis orada farklı bir tutumda bulunsaydı herkes polise hücum ederdi. İşte ‘milletvekiline şöyle tutumda bulundu, şöyle kaba davrandı’ falan... Siz polisin ne kadar zor durumda görev yaptığını görün. Polis orada onların huzur içinde Nevruz'u kutlamaları için görev yapıyor, güvenliği sağlıyor” dedi.
"Yazıklar olsun o milletvekiline"
Hakkını arayan insanlara şiddet uygulayan polislerin tespit edilebilmesi için bir zorunluluk olan kask numaralarını uygulamamak için yıllarca direten, suçlu polis memurları hakkında soruşturma açılmasına izin vermeyen Atalay, Tuncel’den tokat yiyen polisin hakkını savunması gerektiğini söyledi. Atalay, “Hakkını arayacaktır, hukuki süreç içinde gerekeni yaparlar herhalde. Orada yapılan büyük bir haksızlık, büyük bir yanlış ve yazıklar olsun o milletvekiline” dedi.
Bu vekillere de yazıklar olsun mu?
AKP Van Milletvekili Mustafa Bayram , karakol basıp oğlunu kaçırmasıyla basına yansıdı. 7 Temmuz 2004'de gözaltına alınan oğlu Hamit Bayram'ı “kurtarmak” için adamları ile birlikte Bölge Trafik Müdürlüğü’nü basan ve oğlunu kaçıran milletvekili, 5 yıl hapse mahkum oldu. O dönem İçişleri Bakanı olan Abdulkadir Aksu’nun telefon konuşmaları da yine basına yansımıştı.
AKP'li milletvekilleri Faruk Koca ve Mustafa Cumhur, hac dönüşü Gümrük Kapısı'ndaki görevlileri, gümrük işlemlerinin geciktiği gerekçesiyle dövdüler. Olayı reddeden milletvekillerine karşın şiddete uğrayan görevliler "Güvenlik kameraları kayıtları incelensin" dedi.
AKP 22. Dönem Burdur Milletvekili Mehmet Alp'in yakını olduğunu söyleyen Mehmet Yıldız 2006 yılında, kavga çıkardığı gerekçesiyle gözaltına alınmak istendi ancak "Dayım milletvekili, beni götüremezsiniz" dedikten sonra, iki görevliyi hastanelik etti.
Bu polislere de yazıklar olsun mu?
Bir insanın tokatlanmasının kabullenilemeyeceğini söyleyen Atalay’ın bu sözleri yakın dönemde yaşanan bazı olayları tekrar gündeme getirdi.
Geçtiğimiz ay Ankara'da, Yüksel Caddesi'nde organ bağış standını kaldırmak isteyen polis ile standı açan Halkevleri üyeleri arasında arbede çıktı. Arbede sırasında yere düşen sivil polis, kalktığında kolunu tutan kadına ard arda yumruk attı. Polisin Halkevleri üyesi kadını yumrukladığı görüntü uzun süre basında yer buldu. Ancak İçişleri Bakanı ya da Başbakan bu konuda bir açıklama yapmak gereği görmedi.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/polis-hizini-alamadi-kadina-pes-pese-yumruk-atti.jpeg
Yine polisin kaba şiddetinin en net görüldüğü örneklerden biri, kimliği öğrenilemeyen bir polis memurunun 1 Mayıs 2007’de Taksim’de eşiyle birlikte yemek yiyen Masis Kürkçügil'i tokatlamasıydı. Numarasız kask kullandığı için kimliği belirlenemeyen bir polis memurunun Kürkçügil’e uyguladığı şiddet uzun süre tartışılmıştı. 1 Mayıs kutlamalarını terörize eden İçişleri Bakanlığı ve Valilik, yaşanan olayın “münferit” olduğunu savunmuştu.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/1mayis_tokat.jpg
Aydın’da 9 Mart 2009’da Başbakan Erdoğan'a, seçim otobüsüyle şehir turu attığı sırada "Allah cezanızı verecek" diye bağıran 13 yaşındaki M.S.Ö. boynunun arkasında oluşan çiziklerin Başbakan Erdoğan kendisiyle konuşurken meydana geldiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Sabri Beytorun, yürüttüğü soruşturma sonunda, M.S.Ö.'nün Başbakan hakkındaki şikayetinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/fotograf/basbakan_siddet.jpeg
(soL - Haber Merkezi)

ahmetsln
23-03-2011, 16:07
Orada o vekilin attığı tokat, o olayların daha da büyümesine yol açtı. Ben bu açıdan bakılmasını uygun görüyorum. Evet polisin bir insanı dövmesine asla müsaade edilmemeli, ama toplumsal bir sorunda bir milletvekilinin polise taş atmasıyla bir anda "çocuk, genç yaşlı" demeden herkes galyana geliyor. Eee kardeşlik bekleniyor sonrada (:. Çok bekleriz bu tarz olaylara devam ettikçe.

Nevruz denilen olayı abartıp böyle olay çıkarırsa vay halimize, ne diyelim en ufak şeyden olay çıkartıyorlar sevgili provakatörler. Sonra bu ülke vatandaşından samimiyet, hak bekliyorlar. Ama halk onlar böyle davrandıkça onlara karşı daha da öfkeleniyor.

İç savaş çıkarsa, Libya gibi olursak ben şaşırmam...

Ha sayın zahit sakın beni polis veya akp taraftarı sanma. Lütfen biz kendi il başkanlık binamıza pankart astık diye tekme tokat dövüldük polis tarafından, ancak ben bu tarz gösterileri yanlış buluyorum, ve gidişatımızı daha da kötü etkiliyor düşüncesi içindeyim.

AlbatrosS
23-03-2011, 20:03
Orada o vekilin attığı tokat, o olayların daha da büyümesine yol açtı. Ben bu açıdan bakılmasını uygun görüyorum. Evet polisin bir insanı dövmesine asla müsaade edilmemeli, ama toplumsal bir sorunda bir milletvekilinin polise taş atmasıyla bir anda "çocuk, genç yaşlı" demeden herkes galyana geliyor. Eee kardeşlik bekleniyor sonrada (:. Çok bekleriz bu tarz olaylara devam ettikçe.

Nevruz denilen olayı abartıp böyle olay çıkarırsa vay halimize, ne diyelim en ufak şeyden olay çıkartıyorlar sevgili provakatörler. Sonra bu ülke vatandaşından samimiyet, hak bekliyorlar. Ama halk onlar böyle davrandıkça onlara karşı daha da öfkeleniyor.

İç savaş çıkarsa, Libya gibi olursak ben şaşırmam...

Ha sayın zahit sakın beni polis veya akp taraftarı sanma. Lütfen biz kendi il başkanlık binamıza pankart astık diye tekme tokat dövüldük polis tarafından, ancak ben bu tarz gösterileri yanlış buluyorum, ve gidişatımızı daha da kötü etkiliyor düşüncesi içindeyim.

polisin provoke edip müdahale etmediği hiçbir gösteride böyle bir olay yaşanmaz... polisin her türden gösteride yoğunluk, kıvam ve teatral bir şiddet unsuru olarak sadece var oluşu dahi gösterenle seyirci arasında bir gerilim/tehdit/manipülasyon yaratmaktadır... 20 kişilik gösteride dahi 100 kişilik çevik kuvvetin çevrede toplanmasının halka verdiği mesaj açıktır: adam olun, tepenize bineriz!

halihazırda polisin bugüne kadarki harikulade sicili(!) ortadayken sağlıklı ve makul düşünen hiçbir kafa ''kışkırtıcı/povokatör gösterici ve asabi/kışkıran polis'' klişesinin ardına düşmeye yeltenmez; zira, polisin varlık sebebi orada sergilenen şeyi manipüle etmek; göstericileri de marjinalleştirmek... bu yolla göstericiyle toplum arasındaki duygusal/siyasal bağı koparmak değilse de zayıflatmak...

kolluk güçleri sahip oldukları silahlar, alet erdavat ve caydırıcı unsurlarıyla sahne aldıkları hemen her toplumsal olayda bir ''tehdit'' unsuru/algısıdır! bu bağlamda polisin görünürlüğü, müdahale tarzı ve taktikleri daimi bir şiddet/korku yaratmaktadır... karısını her gün öldürmek ve sokakta bırakmakla tehdit/ima eden zorba bir kocanın karısı üstündeki her tür denetimi nasıl ki kadın üstünde yaşamsal tehdit/korku algıları yaratıyorsa polisin varlığı da benzer tehditler/algılar içerir...

westergaard
23-03-2011, 20:16
ne iğrençlik ya

polisin şiddetini eleştirmek ya da valilerin gösterileri bastırmasını eleştirmek birşeydir, bunu anlıyoruz, hepimiz buna karşı çıkarız

ama yazının başındaki salya sümük komunist şiirle konunun ne alakası var?

AlbatrosS
23-03-2011, 21:53
ne iğrençlik ya

polisin şiddetini eleştirmek ya da valilerin gösterileri bastırmasını eleştirmek birşeydir, bunu anlıyoruz, hepimiz buna karşı çıkarız

ama yazının başındaki salya sümük komunist şiirle konunun ne alakası var?

şiirin sonunda ''yalandan/kandırmadan'' bahsedilmiş... kürtleri gördüğü her yerde tekmeleyen polisimiz karşısında birden haysiyet taciri kesilen ucube siyasetçi ve medya maymunlarını anlatıyor sanki?

dilersen ücretsiz metin tahlili dersi verebilirim...

westergaard
23-03-2011, 21:56
şiirin sonunda ''yalandan/kandırmadan'' bahsedilmiş... kürtleri gördüğü her yerde tekmeleyen polisimiz karşısında birden haysiyet taciri kesilen ucube siyasetçi ve medya maymunlarını anlatıyor sanki?

dilersen ücretsiz metin tahlili dersi verebilirim...

beni gıcık eden bu politik forumu marjinal sosyalistler komunistler anarşistler olarak istila etmiş olmanız

koca ülkede ateist olup, politikayla ilgilenip de marjinal fikirler taşımayan adam yok mudur?

bu mudur bu ülkenin potansiyeli?

yazıklar olsun

AlbatrosS
23-03-2011, 22:43
beni gıcık eden bu politik forumu marjinal sosyalistler komunistler anarşistler olarak istila etmiş olmanız

koca ülkede ateist olup, politikayla ilgilenip de marjinal fikirler taşımayan adam yok mudur?

bu mudur bu ülkenin potansiyeli?

yazıklar olsun

yakında seni küba'ya gönderip tüm mallarına da el koyacağız! :D

ahmetsln
23-03-2011, 23:04
polisin provoke edip müdahale etmediği hiçbir gösteride böyle bir olay yaşanmaz... polisin her türden gösteride yoğunluk, kıvam ve teatral bir şiddet unsuru olarak sadece var oluşu dahi gösterenle seyirci arasında bir gerilim/tehdit/manipülasyon yaratmaktadır... 20 kişilik gösteride dahi 100 kişilik çevik kuvvetin çevrede toplanmasının halka verdiği mesaj açıktır: adam olun, tepenize bineriz!

halihazırda polisin bugüne kadarki harikulade sicili(!) ortadayken sağlıklı ve makul düşünen hiçbir kafa ''kışkırtıcı/povokatör gösterici ve asabi/kışkıran polis'' klişesinin ardına düşmeye yeltenmez; zira, polisin varlık sebebi orada sergilenen şeyi manipüle etmek; göstericileri de marjinalleştirmek... bu yolla göstericiyle toplum arasındaki duygusal/siyasal bağı koparmak değilse de zayıflatmak...

kolluk güçleri sahip oldukları silahlar, alet erdavat ve caydırıcı unsurlarıyla sahne aldıkları hemen her toplumsal olayda bir ''tehdit'' unsuru/algısıdır! bu bağlamda polisin görünürlüğü, müdahale tarzı ve taktikleri daimi bir şiddet/korku yaratmaktadır... karısını her gün öldürmek ve sokakta bırakmakla tehdit/ima eden zorba bir kocanın karısı üstündeki her tür denetimi nasıl ki kadın üstünde yaşamsal tehdit/korku algıları yaratıyorsa polisin varlığı da benzer tehditler/algılar içerir...


1 - ben cevabımı size yazmadım.
2- bana verdiğiniz cevaplarda daha açıklayıcı olursanız sevinirim.

Yanlış anlaşılmak istemem, polis taraftarı değilim sadece yapılanları uygun görmüyorum o kadar. Yapılanlar barış veya kardeşlik yerine kin ve nefrete dönüşüyor. sevgiler.

ALKA
24-03-2011, 06:05
Bir alıntı polis şiddetinin ülkemizde ne kadar yaygın olduğunu anlatmakta..

1 Mayıs'tan beri polis şiddeti vakaları

24 Kasım: İzmir'de polisin dur ihtarına uymadı, barikatta durmadı diyerek ateş açtığı arabayı kullanan 20 yaşındaki Baran Tursun, kafatasına giren mermi nedeniyle ileri derecede komada. Arabada bulunan arkadaşları Emre Ökçelik ve Atilla Doğan, kendilerine siren veya megafonla uyarı yapılmadığını, önlerine barikat kurulmadığını sadece tek el ateş edildiğini söylüyor.
24 Kasım: Posta Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Coşkundeniz, kız arkadaşı Derya Özel'in kullandığı araçla bir eğlenceden dönüşte kendilerini durduran trafik polisi tarafından yere yatırılıp kelepçelendi ve dövüldü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü "kademeli kuvvet kullanılarak etkisiz hale getirilen" Coşkundeniz'in de polislere saldırdığını öne sürüyor.
21 Kasım: Avcılar'da Feyzullah Ete bir polisin göğsüne attığı tekme sonucu öldü. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Ete'nin polislere saldırdığını, itişme sırasında yere düşüp kalkmadığını savundu. Olayla ilgili şüpheli polis Ali M. tutuklandı.
17 Kasım: Muzaffer Ateş'e Taksim'de yürüdüğü sırada kimlik soran polise "Siz kimsiniz" diye sorunca polis tarafından kendisine yumruk atıldı. Ateş, şikayet için gittiği Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde de "Kimi kime şikayet ediyorsun" denilerek benzer muameleye maruz kaldığını söyledi; hastaneden aldığı raporla savcılığa şikayette bulundu.
14 Ekim: Sertan Çelik, Taksim'de müziğin sesini kısmadı diye trafik polisince darp edildi. Tutuklandı.
7 Ekim: 19 yaşındaki Ferhat Gerçek, Yenibosna'da Yürüyüş dergisi satarken çıkan arbede sonrası polis kurşunuyla vuruldu. Felç oldu.
24 Eylül: Şişli'de bir kuyumcuda hırsızlık şüphelisi genç bir kadını önce kelepçeleyip sonra fiziksel şiddet uygulaması mağazanın güvenlik kameralarınca kaydedildi.
18 Eylül: Polonyalı Dariusz Witek, Yabancılar Şubesi misafirhanesinde intihar etti. Kimse görmedi.
9 Eylül: İzmir'de hukukçu Mustafa Rollas, gözaltındaki iki müvekkiline hukuki yardım götürmek isterken Fuar Asayiş Ekipler Amirliği önünde polislerin saldırısına ve fiziksel şiddetine uğradı. Rollas müvekkileriyle görüştürülmezken gözaltına alındı; gözaltına alındığı inkar edildi. Amirlikte düzenlenen ifade tutanağı daha sonra götürüldüğü Basmane Polis Karakolu'nda imha edilerek yenisi kaleme alındı.
20 Ağustos: Nijeryalı Festus (Fastos) Okey, Taksim Polis Merkezi'nde polis tarafından vurularak öldürüldü.
10 Ağustos: Taksim Polis Merkezi'de dövülüp yola atılan Mehmet Nezir Çirik'in dalağı alındı.
2 Ağustos: Mardin Kızıltepe'de evine gitmek için otostop yapan Eyyüp Doğan, işaret ettiği, polis aracı olduğunu bilmediği minibüsten çıkan polislerce dövüldü; İnsan Hakları Derneği'ne başvurdu.
29 Temmuz: Avukat Muammer Öz, Moda'da kimlik soran polisle tartışınca dövüldü; burnu kırıldı.
26 Temmuz: Gazeteci Serkan Tekpetek, zorla sokulduğu polis aracında dövüldü, araçtan atıldı.
17 Haziran: Hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan 24 yaşındaki Mustafa Kükçe, üç karakol gezdirildikten, avcılığa gösterildikten ve işkence iddiası soruşturulmadıktan sonra Ümraniye E Tipi Cezaevi'nde öldü.
8 Haziran: Taksim Polis Merkezi'nde dövülen Sezai Yakar'ın burnu ve eli kırıldı.
6 Haziran: İzmir Alsancak Polis Karakolu'nda hırsızlık iddiasıyla gözaltında tutulan E.T'nin 6 Haziran'da kendini astığı açıklandı.
5 Haziran: Transseksüel Esmeray, Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü önünde bekleyen iki polisçe "Geçmek yasak" diye dövüldü.
4 Haziran: Çanakkale'de hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan Hakkı Çancı'nın Çanakkale Emniyet Müdürlüğü'nde kendini astığı iddia edildi.
26 Mayıs: Ferhat Yalçınkaya, Galatasaray Meydanı'nda çıkan bir tartışma sonrasında kimliği olmadığı ve üzerinden bıçak çıktığı gerekçesiyle alınıp tahta coplarla dövüldü, yüzüne sprey sıkılıp Yedikule'ye atıldı.
22 Mayıs: Taksici Engin Topal ve Topal'ı döven polislere itiraz eden Ali Bakça, tahta cop, yumruk ve tekmelerle dövüldü.
1 Mayıs: Polisler 1 Mayıs kutlamaları için toplanan yüzlerce kişiye ve gazetecilere fiziksel şiddet uyguladı. Binlerce kişiyi ya gözaltına aldı ya da özgürlüğünden alıkoydu. Otobüslerde bekletilenlere biber gazı sıktı. Bir polis lokantada oturan Masis Kürkçügil'e tokat attı. (TK)

http://bianet.org/biamag/bianet/103172-vazife-ve-salahiyetle-gelen-polis-siddeti

Natan
24-03-2011, 07:03
Şiddet eylemi hangi ideoloji, kurum yada bireyden gelirse gelsin onaylanamaz.Sayın Tuncel’in de daha seri kanlı olması gerekirdi.

Fakat bu tokat olayına köpüren cephe, polis şiddetinin ya farkında değil yada gözlemlediği şiddetin haklılığına inanıyor.Bireylere yönelik bu şiddet eylemlerinin yetersiz olduğunu düşünen milliyetçi,ulusalcı kesim de var.

Yukarıdaki tokatı bu kadar abartanlar, polisin sivillere yönelik şiddet eylemlerine neden aynı duyarlılığı göstermiyorlar?

Bunun nedeni tokatı atan kişinin kürt kimliğine sahip olması mıdır?

saygılarımla

zahit
24-03-2011, 13:34
ne iğrençlik ya

polisin şiddetini eleştirmek ya da valilerin gösterileri bastırmasını eleştirmek birşeydir, bunu anlıyoruz, hepimiz buna karşı çıkarız

ama yazının başındaki salya sümük komunist şiirle konunun ne alakası var?
---------------
bizde ve bizlerde edeb vardır belden aşagı vurmaz'zuk.
ilk önce konuyu oku,vede kimlere bu övgüler dizilmiş,-o- ırkcı yapınla
birazcık insanlıgı tanımaya çalış?


Oturdugunuz kucaklar çokmu yumuşak
Bizler ne ülke sattık
Nede corcların kucagında yattık
Yetmedi doları yeşilliginden dolayı
Dine imana kılıf yapmadık
Dogruları dile getirdik
Meydanlarda karanlıklara kurban edildik
Kurt oldunuz yeşillere taparidiniz
Moskovaya moskovaya diye
Gözler önünde yok edildik
Ülkeyi sat ortak ol
Görmeyen gözlerin önünde padişah
Liboşlardan övgiyle maşallah maşallah
Tekrar yetişir oldu atmışsekizler
Korkunuz bumu sizi gidi gidiler
Hamdim derki düzeniniz böyle gitmeyecek
Bizimde ar ile beyaz günlerimiz gelecek
Selam olsun bütün güzelliklere
Ser verib sır vermiyenlerimize.

westergaard
24-03-2011, 13:43
zahit 2011 yılı olmuş, komunizm heryerde çökmüş hala mı bu aptallıklar, hala mı 68 falan.. bir avuçsunuz normalde oy oranınız yüzde 1 ama ateist forumları istila etmişsiniz, elini sallasan komuniste çarpıyor, hepsinin de son kullanma tarihi geçmiş

Subat
24-03-2011, 15:51
zahit 2011 yılı olmuş, komunizm heryerde çökmüş hala mı bu aptallıklar, hala mı 68 falan.. bir avuçsunuz normalde oy oranınız yüzde 1 ama ateist forumları istila etmişsiniz, elini sallasan komuniste çarpıyor, hepsinin de son kullanma tarihi geçmiş

Sen ne ukala şeysin öyle!
Komünizm'in ne olduğunu bilmeyecek kadar kara cahil birinin maval anlatmasına gerek olmadığı açık değil mi?
Çöken komünizm değil, sosyalist inşaa sürecindeki ülkelerdir ki çökme nedeninin de komünist sistem olmadığı aşikardır. Bunları tartışma niyetinde değilim, ancak bu ukalalıklara ve açıktan hakaretlere de tahammül edecek değilim.


Polise yapılan fiziki müdahale, polisin saldırıya geçmesinden sonra başlamıştır. Söylenen hiç bir şey, yapılan polis saldırısını haklı çıkartmaz. Elbette ki saldırıya karşı kişilerin de kendilerini koruma hakkı vardır. Ancak bu ülkede kürtseniz, işler değişir ve süreç tersine işler.

ahmetsln
24-03-2011, 17:21
Sen ne ukala şeysin öyle!
Komünizm'in ne olduğunu bilmeyecek kadar kara cahil birinin maval anlatmasına gerek olmadığı açık değil mi?
Çöken komünizm değil, sosyalist inşaa sürecindeki ülkelerdir ki çökme nedeninin de komünist sistem olmadığı aşikardır. Bunları tartışma niyetinde değilim, ancak bu ukalalıklara ve açıktan hakaretlere de tahammül edecek değilim.


Polise yapılan fiziki müdahale, polisin saldırıya geçmesinden sonra başlamıştır. Söylenen hiç bir şey, yapılan polis saldırısını haklı çıkartmaz. Elbette ki saldırıya karşı kişilerin de kendilerini koruma hakkı vardır. Ancak bu ülkede kürtseniz, işler değişir ve süreç tersine işler.

Neden ? Ben türküm ancak dünya kadar polis tarafından dayak yedim ? Biz insan değil miyiz ? Her şey kürtlerin mi başına geliyor ? Bu ne ben merkezli düşünce sistemi dostum ? Yapma :) Lütfen yaptığınız çok saçma ve gereksiz. Bu ülkede sadece kürtler polisten dayak yemiyor. 68 gençliği dayak yedi polislerde, 80lerde o kadar kişi dayak yedi, gazi katliamı ? 1 mayıslarda yapılanlar. Ben merkezli düşünmeyin.

Subat
24-03-2011, 18:47
Sayın ahmetsln.
Keşke önceki mesaj da senin yazımın gibi olsaydı. O zaman bu kadar kızmazdım kendi içimde.
Şunu belirtmek istiyorum.
İnsan bu hayatta herşeyi değiştirebilir: İsmini, işini, yaşadığı şehri/ülkeyi, arkadaşlarını ve hatta cinsiyetini... Bir tek "ailesini" değiştiremez. Mardin'de doğdum. Ya arap olacaktım ya da kürt. Kürt oldum! Ama bunu ben seçmedim ve değiştiremem. Bundan utanmıyorum. Gurur da duymuyorum. Çünkü insanları ırklarına göre asla ayırmadım, bundan sonra da ayırmam. Benim için tek belirleyici etken, sınıfsal konumumdur. Kendimi hiç bir ırktan görmüyorum ancak bu ülkede kürtler ezildiği için kürdüm! Yukarıda kızdığım/sinirlendiğim şey, tam da senin bahsettiğin şey. Yani ben merkezcilik, ben bilirimcilik...
"Halen mi bu aptallıklar" cümlesini kurabilen bir kafaya ne denebilir?

Emek saflarında ben de defalarca polis dayağı yedim. Hatta yüzümde darp izleri bile taşımaktayım. Bundan sonrası için de aynı şeyleri yaşama ihtimalim az değil. Ancak sen de kabul etmelisin ki eğer bir sıradan polis çevirmesinde kimliğinizde kürt illerinden birinin adı geçiyorsa, iki kere şüphelisiniz ve ona göre muamele görürsünüz. İstanbul Taksim'de oturuyorum. Herkes kimlerin uyuşturucu sattığını bilirken, ilk önce polisin payı satılırken, her gün evime gidiş yolu üzerinde polis kontrolünden geçmem de tesadüfi değil. Ev arkadaşımın defalarca polisin tacizine maruz kalması da boşuna değil. Yazacak belki çok şey var ancak anlamak için bu koşulları gerçekten yaşamak gerekiyor. İşte o zaman empati yapabilir ve belki doğru ifadeleri almış olabiliriz.

Saygılarımla.

ahmetsln
24-03-2011, 19:00
Sayın ahmetsln.
Keşke önceki mesaj da senin yazımın gibi olsaydı. O zaman bu kadar kızmazdım kendi içimde.
Şunu belirtmek istiyorum.
İnsan bu hayatta herşeyi değiştirebilir: İsmini, işini, yaşadığı şehri/ülkeyi, arkadaşlarını ve hatta cinsiyetini... Bir tek "ailesini" değiştiremez. Mardin'de doğdum. Ya arap olacaktım ya da kürt. Kürt oldum! Ama bunu ben seçmedim ve değiştiremem. Bundan utanmıyorum. Gurur da duymuyorum. Çünkü insanları ırklarına göre asla ayırmadım, bundan sonra da ayırmam. Benim için tek belirleyici etken, sınıfsal konumumdur. Kendimi hiç bir ırktan görmüyorum ancak bu ülkede kürtler ezildiği için kürdüm! Yukarıda kızdığım/sinirlendiğim şey, tam da senin bahsettiğin şey. Yani ben merkezcilik, ben bilirimcilik...
"Halen mi bu aptallıklar" cümlesini kurabilen bir kafaya ne denebilir?

Emek saflarında ben de defalarca polis dayağı yedim. Hatta yüzümde darp izleri bile taşımaktayım. Bundan sonrası için de aynı şeyleri yaşama ihtimalim az değil. Ancak sen de kabul etmelisin ki eğer bir sıradan polis çevirmesinde kimliğinizde kürt illerinden birinin adı geçiyorsa, iki kere şüphelisiniz ve ona göre muamele görürsünüz. İstanbul Taksim'de oturuyorum. Herkes kimlerin uyuşturucu sattığını bilirken, ilk önce polisin payı satılırken, her gün evime gidiş yolu üzerinde polis kontrolünden geçmem de tesadüfi değil. Ev arkadaşımın defalarca polisin tacizine maruz kalması da boşuna değil. Yazacak belki çok şey var ancak anlamak için bu koşulları gerçekten yaşamak gerekiyor. İşte o zaman empati yapabilir ve belki doğru ifadeleri almış olabiliriz.

Saygılarımla.

Dostum anlıyorum seni ve sana bir öneride bulunmak istiyorum westergaard denilen şahsiyeti asla dikkate almayınız. Ben onun "terbiyesini, ahlakını ve daha önemlisi insanlığını" gördüm. Size önerimdir, dikkate dahi alınacak biri değildir. Saygılar.

AlbatrosS
24-03-2011, 19:40
1 - ben cevabımı size yazmadım.
2- bana verdiğiniz cevaplarda daha açıklayıcı olursanız sevinirim.

Yanlış anlaşılmak istemem, polis taraftarı değilim sadece yapılanları uygun görmüyorum o kadar. Yapılanlar barış veya kardeşlik yerine kin ve nefrete dönüşüyor. sevgiler.

barışı düşünen gerçek anlamda barışı ve onun koşullarını talep eden her türden fikre/eyleme sahip çıkar. polisin varlık sebebi, sahip olduğu maddi güç ve icra tarzına ilişkin izahatlar ortada... bu izahları doğru kabul ediyorsanız atılan tokatın mahiyetini kavramanız gerekir. aksi halde bunun yanlış olduğuna dair elle tutulur tutarlı argümanlar sunmayı deneyebilirsiniz... forumda herkesin okuyacağı bir yerde konuya dair görüş bildiriyorsanız bu konu hakkında yorum yapabilirim; neticede bana yada başkasına yazmanız önemli değil :)

AlbatrosS
24-03-2011, 19:49
zahit 2011 yılı olmuş, komunizm heryerde çökmüş hala mı bu aptallıklar, hala mı 68 falan.. bir avuçsunuz normalde oy oranınız yüzde 1 ama ateist forumları istila etmişsiniz, elini sallasan komuniste çarpıyor, hepsinin de son kullanma tarihi geçmiş
sen ucuz bir provakatörsün... yazdıklarının konuyla alakası olmadığı gibi konuyla alakalı yazdığın başlıklarda da alakasız yazmak gibi müstesna bir yeteneğin var...

bunlar tipik sağ populizmi! hani güya eleştirdiğin ama türkiye'de gelenek olan sağ populizm!

dünya halklarının eşitlik ve adalet arayışı kimi komünizm, kimi sosyalizm, kimi anarşizm, kimi ulusal devrimler adı altında hep var ola geldi... mısırlı'lar hala direniyor, tunuslular batının oyuncuğı olmuş mevcut liderleri ve artıklarıyla hala uğraşıyor! senin sapık abd ve fransa örneklerinse bu ülkeler ve isyan hareketleri kendi yörüngelerinden çıkmaması için dayanamayıp müdahale ettiler! sapık akp'nse lojistik destek için hemen kolları sıvadı! sapık nato, kontrolü eline almak için yine/her zaman orda! şimdi bu sapıkların kaddafi adlı ruh hastasından bir dirhem akıllı olduğunu iddia edecek ''zeka sahibi'' biri var mıdır??? ama konu bu değil... tahammülsüzlüğün o düzeyde ki yazma üslubuna bile kafayı takar oldun; bir şiirden bile hazzetmiyorsun: tıpkı ergenekon savcıları gibi! onlar da dandik bir kitaptan ''terör örgütü manifestosu'' çıkarmaya çalışıyor; tabi yerseniz!

ozgur_beyin
24-03-2011, 21:18
en doğru cevabı (bana göre) yılmaz özdil vermiş


http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/17355331.asp?yazarid=249&gid=61