Orijinalini görmek için tıklayınız : İthaki Yayınevi'nde arama
Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" kitabını basacak yayınevi İthaki henüz basılmamış bir kitaptaki suç unsurları nedeniyle polis tarafından basıldı.
Merakla izliyoruz..
ERGENEKON soruşturması kapsamında 6 Mart'ta tutuklanan gazeteci Ahmet Şık'ın "İmamın Ordusu" adlı kitabını basacak olan İthaki Yayınevi'nin Kadıköy Mühürdar Caddesi'nde bulunan bürosu dün saat 18.00 sıralarında Güvenlik Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler tarafından basıldı. Ellerinde kitabın basımının durdurulması için bir tebligat bulunan polisler, büroda arama da yaptı. Ancak bu büronun yayınevinin eski bürosu olduğu anlaşılınca yayınevinin Bahariye'de bulunan yeni buürosuna yaklayık 15 polisle baskın yapıldı. Kitap nüshaları, evrak ve bilgisayarları inceleyen ekiplerin aralamaları geç saatlere kadar sürdü. Yayınevi editörü Ahmet Öz, herhangi bir gözaltı olayı yaşanmadığını söyledi. Ahmet Şık'ın kitabının bir nüshasının Oda TV baskınında bulunduğu iddia edilmiş ve daha sonra da Şık gözaltına alınmıştı.
http://haber.gazetevatan.com/yayinevine-imamin-ordusu-baskini/366993/1/Manset
Genç imamlar rahatsız, anlaşılan...
AlbatrosS
24-03-2011, 19:32
ORHAN GAZİ ERTEKİN:
"Terörle Mücadele Kanunu'na Göre Gazetecilik Yapmak Suç!"
DYD Eşbaşkanı Ertekin, "yargının sonucunu bekleyelim" diyenlerin işi pişkinliğe vurduğunu söyledi. Ertekin şöyle sordu: Ergenekon soruşturmasında birilerini, "İşte derin devlet budur" diye işaret eden gücün bizzat kendisi derin devlet olabilir mi?
Ayça SÖYLEMEZ (http://bianet.org/yazar/ayca-soylemez)
ayca@bianet.org
Ankara - BİA Haber Merkezi
24 Mart 2011, Perşembe
Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Orhan Gazi Ertekin, derin devlet algımızı bizzat derin devletin kendisinin de örgütleyebileceğini ve Ergenekon'un siyasi bir dava olduğunu söyledi.
"Karar verene bağlı olarak (hükümet, polis, Cumhuriyet Savcısı vb.) herkes terörist olabilir" diyen Ertekin, halkın Ergenekon gibi davaların takipçisi olması gerektiği ifade etti ve gazeteciliğin veya sanat faaliyetinin terör suçu olmadığını açıkladı. bianet'e yaptığı açıklamasından satırbaşları şöyle:
* Siyasetin kendisi suça dönüştürülüyor. Terör suçunu diğerlerinden ayıran unsurun "şiddet" ve "silah" olduğu gerçeği ihlal ediliyor ve suç tarifi "siyasal amaca" uzanıyor.
* Dolayısıyla, gazetecilik yapmak, sanat faaliyeti yürütmek, hükümeti alaşağı etmeye çalışmak, başka bir hükümet getirmeye çalışmak gibi eylemler suçun kendisine dönüşüyor.
"Herkesin sözle, yazıyla hükümeti devirme hakkı vardır"
* Oysa burada suç olan hükümeti alaşağı etmeye çalışmak değildir. Bütün yurttaşların sözle, yazıyla, medya yoluyla hükümeti alaşağı etme hakkı vardır.
* "Yargının sonucunu bekleyelim" sözüne sarılmak, "işi pişkinliğe vurmak" anlamına gelir. Zaten yüz yıldan fazladır "yargının sonucunu bekliyoruz." Yargının adalet ürettiği herhangi bir tarihsel anı bize örnek olarak verebilirler mi? Bu söze, sadece bir espri muamelesi yapıp "yargıyı yargılama hakkımızı" talep etmenin peşine düşmeliyiz.
* Ergenekon davasının kendine özel bir karakteristiği var. Bütün derin devlet davalarında şu soru meşrudur: "Acaba, bize, birilerini, işte derin devlet budur diye işaret eden gücün bizzat kendisi derin devlet olabilir mi?"
"Savunma gibi temel haklarından mahrum kalıyorlar"
* Derin devlet algımızı bizzat derin devletin kendisi de örgütleyebilir. Buna karşı uyanık olmamız ve bu tür davaların takipçisi olmamız gerekir.
* Ergenekon siyasi bir davadır. Yargılamayı gerçek bir yargılama olmaktan çıkartan ise güç eşitsizliğidir.
* Bu tür davalarda sorun, hakkında suç isnat olunan kişinin en temel haklarının askıya alınması ve kendi masumiyetini ispatlayabileceği koşullardan mahrum bırakılmasıdır. Ergenekon'u ve başka "terör davalarını" sorun haline getiren ve gerçek bir yargılama olmaktan çıkartan nokta budur.
"Yargı iki ideolojik bloğun hakimiyetinde"
* Türkiye'de yargı, yaklaşık son beş-altı yıldır iki büyük ideolojik bloğun hakimiyeti altında. Bunlardan ilki Cumhuriyetin başından itibaren egemen olan ideolojik blok.
* Son altı ay içinde bu ideolojik grubun yüksek yargıdaki hakimiyetleri ikinci büyük ideolojik grup tarafından alaşağı edildi. Bu ikinci grubun hakimiyet alanları ise öncelikle Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'dir ve giderek daha geniş alanları etkisi altına almaya da başladı.
* Her iki adli perspektifin temel hak ve özgürlükler konusundaki tavır alış biçimi ve refleksleri birbirine denk.
TMK'da hukukun temel ilkeleri yok sayılıyor
* Terör ve terörizm kavramlarının "tanımsızlığı" nedeniyle, neyin "terör" olduğu ve kimin "terörist" olduğuna karar verme hakkı egemen güçlere teslim ediliyor.Karar verene bağlı olarak (hükümet, polis, Cumhuriyet Savcısı vb.) "herkes terörist olabilir."
* Kendi masumiyetini soruşturma gücü karşısında eşitlikle savunma haklarının hiç biri "terörist"lere tanınmaz. Temel hak ve özgürlükleri ellerinden alınır.
Bunun sonucu olarak, yazdıklarımız, konuştuklarımız, mesajlarımız, e-postalarımız ve bunlarla hükümeti değiştirme planlarımız bir suçmuş gibi algılanır. (AS)
kaynak: bianet...
gelinen nokta maalesef bu... ortada bir ''terör'' suçu varsa, herhangi bir kişi yada grubu aleni ve açık bir biçimde şiddete teşvik etmeyen, şiddeti bir yöntem olarak açıkça önermeyen kimse bu suçla yargılanamaz!
şu an bir yandan taraf'tan önder aytaç'ı dinliyorum ve bu konuyla ilgili savunması şu: birileri bu yayınlar yoluyla ortalığı köpürtmeye çalışıyor????
ben ömrü hayatımda bu kadar andavalca bir argüman görmedim! cemaat örgütlenmesine, kadrolaşmaya dair eleştirel yazı yazmak türkiye'yi karıştırmaya yönük terörist eylemlermiş... yani... söylenen açıkça bu!
bu durumda turan dursun'dan ilhan arsel'e bilcümle ateist, sosyalist ve anarşistin türkiyeyi karıştırmaya, ergenekona destek vermeye ve darbelere zemin hazırlamaya hevesli, fail insanlar olduğu ortada değil midir??? çünkü aklı başında herkes gülen cemaati ve arkasında oluşan politik/siyasi/maddi gücün günlük/haftalık/aylık yayınlarla ve eğitim kurumları/vakıflarla yeşil bir hat/kuşak ördüğünü aleni biçimde söylüyor/görüyor! aklı başında her muhalif ''islamlam+milliyetçilik+cemaat'' kompozisyonunun, türkiye halklarının içine tıkılmaya çalışıldığı bir cendere; politik hat olduğunu söylüyor!
türkiye halklarının laik/sol tabanlı muhalif gelenektense(marksistinden liberal soluna değin) daha içe kapalı, muhafazakar ve milliyetçi geleneğe yaslanmasının bir devlet politikası ola geldiğini hep söyledik!
ve şimdi ahmet şık, gazetecilik yaptığı için yargılanmakla kalmıyor; üstüne kavramın kendisiyle tamamen oksimore olacak denli suçlanıyor!
islamcı heyula bazı liberal andavalların da teşviki ve işbirliğiyle yurdumuz semalarında bir artık gerçek bir korku nesnesi/öğesidir... şimdiden herkese hayırlı olsun...
Henüz yayımlanmamış bir kitabın basılmaması için basımevine gece baskını düzenlenip tüm nüshalara ve dijital kopilerine el konuluyor. Tutuklu bulunan yazarın arkadaşlarının, tanıdıklarının bürolarına polis gönderilip, varsa dijital nüshaları siliniyor. Tutuklu yazarın eşine, dostuna, avukatına savcılıktan ''elinizde dijital nüsha varsa ve bildirmezseniz, terör örgütüne yataklıktan davalara muhatab kalınırsınız'' şeklinde göz dağı veriliyor... Az önce 5N1K'ya bağlanan bir Radikal gazete temsilcisinin de söylediği gibi resmen ''postmodern kitap yakma'' operasyonu başlatılmış...
Tam bize özgü bir davranış , bu anca Türkiyede olabilirdi olduda . Ne de olsa Alzheimer toplumuyuz 2 gün sonra gündem değişir herşeyi unuturuz..
Kısaca ;
İmamın yaptığı yanına kar kalacaktır.
güneşinzaptıyakın
24-03-2011, 23:03
Bu yeni bir şey değildir, tarih boyunca mevcut sisteme muhalif olan bütün görüşler, yazarlar ve kitapları yasaklanır bu ülkede, ilk defa daha basılmayan bir kitap için yasaklama ve baskı yapılmıyor bu ülkede, faşist baskı hiç bir zaman durmadı ve yok olmadı ki moderni yada postmoderni felan fişman kitap yakma operasyonu olsun, her zaman faşizm bu ülkede rejim olarak vardı ve var, sadece her geçen gün biraz daha fazla derin faşizme ve vahşi kapitalizme doğru ilerliyoruz.
Çıkmamış kitabı için on yıllarca hapis yatanların daha dün yeni sömürge düzeni tarafından demokrasi ve özgürlük adı altında salıverilmesinin üzerinden bir kaç yıl geçmişken tekrar tutuklamaların başlamasının faşizmi görmezlikten gelen kitle için elbette şaşırtıcı yanı olabilir ama özellikle medyadaki hacıyatmazların timsah göz yaşları bizleri şaşırtmamıştır.
Kapitalizm'in faşist rejimi son hükümet ile iyice yerleşmiştir, kafasını kumdan çıkarabilen bazı düzen yandaşlarının da derdest edilmesinin çıkardığı bu yaygaranın ardında on yıllardır yasaklanan ve hapis cezasının en hafif kurtuluş olduğu gerçek muhalefetin hala görmezden gelinmesi ise mağdur edebiyatı yapan kitlenin timsah göz yaşlarıdır.
Sıra Yetmez ama EVET diyenlere de gelecek.
Bunun sonu yok !
rastaman
25-03-2011, 03:19
Demokratik bir ülkede bir kitabı nasıl yasaklarsın?
Bunun en kestirme yolu o kitabın görünen yazarı tarafından değil yasadışı bir örgüt tarafından yazıldığını öne sürmek.
Adamlar da bunu yapıyor,İmam'ın Ordusunu aslında Ergenekon'un yazdığını iddia ediyor.
İnternette bir tarama yaparsanız Haliçteki Simonların hakkında da Avcı değil Ergenekon tarafından yazılıp Avcıya verildiği iddialarını bulursunuz.Hatta bu kesmemiş olacak ki sonra bu kitabın asıl yazarının sırasıyla Mit ve Yalçın Küçük olduğunu bile iddia etti bu adamlar.
Oysa okuyanlar kitabın kısmen Avcının otobiyografisi olduğunu,başkası tarafından yazılmasına imkan olmadığını bilirler.
Bir benzerini Soner Yalçın Efendi 1'i yazdığında da yapmışlar,kitabın Mit tarafından yazılıp Yalçına verildiğini öne sürmüşlerdi.
AlbatrosS
25-03-2011, 11:48
hey gidi günler heyy!!! bunlar bu gidişle ibrahim müteferika matbaasını da basıp vankulu lügatı'ndaki ergenekon maddesinden şifreler arayacaklar! ulan ''da vinci şifresi''ni gölgede bırakır şu ergenekon davası... taraf ahalisi iyice sapıttı; akademisyen dezentektörleri önder aytaç dün epey yırtınıyordu kitap baskınlarını izaha çalışırken... bu kitap olayları köpürtmek üzere servis edilmiş... diyordu hazret!
ahmetsln
25-03-2011, 13:56
KORKUYORLAR!...
Resmen iğrençlik bu, geri kafalık ve faşistliktir! Kitabın tüm kopyaları silinmiş sanırım.
Bence kitab'ın bir kopyası çıkacak bir yerden, okuyabileceğiz. Bu kitap iftira içeriyorsa (bilmiyoruz) o zaman kitap basıldıktan sonra yazar mahkemeye verilir. Ergenekon mahkemesinin yaptığı çok yanlış. Türkiye'de yargı'nın reforme edilmesi lazım. Yargı Halk'a sorumlu olmalı. En azından savcılar, halk tarafından seçilmeli.
evrensel-insan
25-03-2011, 22:14
Saygideger ahmetsin;
Resmen iğrençlik bu, geri kafalık ve faşistliktir! Kitabın tüm kopyaları silinmiş sanırım.-ahmetsin-
Iste boyledir, baski ile korku birlikteliginin, elinde kanun yetkisi olana ne yaptiracagi hic belli olmaz.
Ama, ne yaparlarsa yapsinlar, sonucta ancak nesnel bir temizligi uygulayabilirler. Halbuki o kitap beyinlerdedir ve tekrar bir nesnellige donusebilir. Iste beyinlerdeki kitaplari, dusunceleri, belgeleri v.s. onleyemezler.
Bu arada facabook'ta "bir kopyasi da bende var" diye bir baslik acilmis. Simdiden basliga uye sayisi 1000'i gecmis.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Firestorm
25-03-2011, 23:25
Yakında yazıların düşünceleri aklımıza geldigi anda herhalde kafamıza bir şeyleryiyicez. Sözde ileri demokrasısi olan ve her tür özgürlüklerin önünü açmaya calışan bir ülkedeyiz hani boşbakan her seferinde bunları dile getiriyor ya işte bu kadar ilerideler işte...
Bu kitabı ciddi anlamda merak ediyorum acaba ne yazıyordu da daha basılmasına bile tam olarak karar verilmeden kitap taslagı toplanılıyor ve kişilerin pclerinden siliniyor...
Zekeriya Beyaz evindeki aramanın misyonerlik çalışmaları nedeniyle yapıldığını belirtti. Taslak niteliğindeki kitabının incelendiğini de belirten Beyaz, bazı belgelerde el konulduğunu ifade etti.
Evdeki arama ile ilgili bilgi veren Prof. Zekeriya Beyaz'ın kız Gökçen Beyaz, "Kararda yazan misyonerlik faaliyetleriyle ilgiliydi. Fakat o belgelerin hiçbirine dokunmadılar. Sadece Said- i Nursi'yle ilgili olan dokümanlar çok dikkatli bir şekilde incelendi. Onların hepsi teker teker alındı" dedi.
Haber Detay
(http://www.haber3.com/zekeriya-beyazin-evinde-arama--739455h.htm)
İmamın Ordusu (en azından iddialara göre) burada (http://www.scribd.com/doc/51984426/dokunan-yanar).
Yazılmadan yasaklanan, yok edilmeye çalışılan İmamın Ordusu internetten yayınlanmaya başladı. En son verilere göre 52 bin kişi indirmiş "o kitabı".
http://www.bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/128994-sikin-imamin-ordusu-internette-engin-bendeki-kopyayla-ayni-dedi
http://www.multiupload.com/GGW0L0RMST
Ne olacak şimdi ? Merak ediyorum savcılık bu 52 bin kişinin b.sayarlarından da silebilecek mi ?
Yazılmadan yasaklanan, yok edilmeye çalışılan İmamın Ordusu internetten yayınlanmaya başladı. En son verilere göre 52 bin kişi indirmiş "o kitabı".
http://www.bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/128994-sikin-imamin-ordusu-internette-engin-bendeki-kopyayla-ayni-dedi
http://www.multiupload.com/GGW0L0RMST
Ne olacak şimdi ? Merak ediyorum savcılık bu 52 bin kişinin b.sayarlarından da silebilecek mi ?
En az 52 bin tane ''Ergenekon Terör Örgütü'' mensubumuz oldu.
Bütün kopyaları elde edebileceklerini sanmaları ya da elde edemeyeceklerini bildikleri halde bu doğrultuda hareket edermiş gibi yapmaları zaten mallık. Dünyada dosya barındıran ve içeriği denetlemeyen bir sürü dosya barındırma sitesi var. Bu adam her olasılığa karşı birden fazla yedeği bu sunuculara içeriği belli olmayacak şekilde, belki şifreleyerek elbette yüklemiştir.
Tek çare internetin fişini çekmek ve yurda giriş yapanların da tüm depolama ortamlarını teker teker kontrol etmek.