PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Biyografi Hrant - Tuba Çandar


Natan
24-03-2011, 04:55
Hrant - Tuba Çandar

http://www.dr.com.tr/DNR_Folders/00000003225/0000000322533_5_1.jpg


Ya ben tehlikeyi çok severdim ya tehlike beni.Ama inanılmaz derecede masumdum... Hrant Dink


Tuba Çandar'ın 125 kişiyle konuşup Hrant'ı anlattığı muhteşem bir biyografiydi. Klasik biyografinin ötesinde canlı bir belgesel niteliği taşıyordu. Sonuna kadar aynı heyecanlaokudum.Sizlerle de paylaşmak isterim.

Tuba Çandar,bu yaşam öyküsünü üç yıl gibi bir süreçte kaleme almış ve Hrant'ın 56. yaş gününde bizlere hediye etmiştir.Hrant'ın kişilik özellikleri, sosyal çevresi,ailesi ile olan ilişkisi,yaşama bakış açısı,dinsel,felsefi,bilimsel yanaşımları,ermeni cemaatindeki yeri,verdiği inanılmaz yaşam mücadelesi ve katledilişi yalın ve samimi bir uslupla anlatılmıştır.

Yer yer kendi kaleminden anlatımlar da bulunuyor.

Aslında kitap sadece Hrant'ı anlatmıyor; eşini, çocuklarını, arkadaşlarını, büyüdüğü yetimhaneyi ve diğer ermenileri de anlatıyor.Bu yüzden Hrant'a "yüzyıllık bir Ermeni" de diyor yazar.

Tikko örgütüne katılıp dağa çıkmış ve güvenlik güçleri tarafından vurulmuş genç bir çocuktan da bahsediliyor mesela.Adı Armenak.Hrant'ın kardeşi gibi sevdiği arkadaşı.Kendisi de sonraları aynı kaderi paylaşacaktır,sokakta bir "vatanserin" pis kurşunuyla arkasından vurulacaktır.

Tanıyanlar Onu hep şu görüntülerle anımsarlar:Yaşarken hep bölüşülen bir ekmek,bölüşülen bir ranza,bölüşülen umutlar...Ve ölürken milyonlarca parçaya ayrılıpherkese,"Alın bir parçam da size" diye dağılan bir can(Armenak) - Hrant

Gerek çocukluk döneminde,gerek üniversite yıllarında sürekli bir mücadele peşinde olmuş,yaşam savaşı vermiş,tüm yoksulluk döneminde yılmamış, hayat sevincini kaybetmemiştir.

Türklüğü aşağılamak suçlamasıyla defalarca yargılanmıştı.Halbuki onun böyle bir düşüncesi yoktu,olamazdı...

Başlangıçta "türklüğü aşağılamak" suçlamasıyla Şişli Cumhuriyet Savcılığınca hakkımda başlatılan soruşturmadan tedirginlik duymadım.

Bu ilk değildi.Benzer bir davaya zaten Urfa'dan aşınaydım.2002 yılında Urfada gercekleşen bir konferansta yaptığım konuşmada"Türk olmadığımı,Türkiyeli ve Ermeni olduğumu"söylediğim için "Türklüğü aşağılamak" suçlamasıyla üç yıldan beri yargılanıyordum.

Nitekim bu davadan beraat edeceğini biliyordu Hrant.Nitekim ölümünden sonra etti de.Gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır ya..Tam da öyle..

Türkiyeliyim... Ermeni'yim... İliklerime kadar da Anadoluluyum.

Bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip geleceğimi "Batı" denilen o "hazır özgürlükler cenneti"nde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere, sülük misali yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu.


Yazılacak çok şey var aslında fakat şimdilik bunları paylaşmak istedim.Belki okuyanlarınız da paylaşmak ister.O yüzden kısa kestim.

Saygılarımla

Natan
03-05-2011, 22:27
Ayrıca Kitapta Hrant'ın dine ve tanrı kavramına bakış açısı kısa da olsa yer alıyor. Kitaptaki açıklamalardan anladığım kadarıyla Hrant Dink evreni idare eden, sistemi işleten bir enerji, güce inanıyor fakat dinlere güvenmediği gibi inanmıyor da. Deist olduğu izlenimini bıraktı bende.

Felsefeye özel bir ilgisi var Hrant'ın. Okul çağında olduğu gibi ölümüne kadar hep kavramları sorgulamış. Dini dogmalara göre yaşamını biçimlendirmemiş. Eşi Rakel dindar bir Hristiyan. Masanın üzerinde sürekli incil var. Seviyor yani. Fakat Hrant dini propagandadan hoşlanmıyormuş.

Son zamanlarında çektiği sıkıntı ve aldığı ölüm tehtitlerinden dolayı tanrıya sığınmaya başlamış. Fakat bir dine değil. Kutsal Kitapta Mezmurlar bölümünde güven ve huzzur temalı pasajları tekrar ediyor. Ve "kızmayın bana yoldaşlar, anlayın ruh halimden işte" diyor.

Not: Küçükken hristiyanca yetiştirilmiş, İncil'in bazı bölümlerini ezberlemeye başlamış. Kendisine yokluk ve yoksulluğunda sahip çıkan papaza çok derin bir saygı duyuyordu. Ölümüne kadar...

saygılarımla