Orijinalini görmek için tıklayınız : Kemalizm Çöktü (Ağlayacak Değiliz!)
Jolly Jocker
27-03-2011, 21:39
Kemalizm, AKP'nin uzun iktidarı ve emperyalizmin TC'ye biçtiği yeni rol sonucunda hepten tasfiye oldu. Oldu mu? Ana akım medya incelendiğinde, AKP'de temsil edilen yeni Osmanlıcı muhafazakar-liberal kanat ile ulusalcı/kemalist kesim arasında bir zıtlık ve savaş olduğu, kemalistlerin kaybeden taraf olduğu belirtiliyor. Peki ortada hakikaten bir zıtlık ve savaş var mıydı? Bunu anlayabilmek için kemalizmin ne olduğunu bilmek gerekiyor.
Biraz geriden almak gerekiyor. Osmanlı İmparatorluğu Batı karşısında git gide acizleşmiş, pek çok toprak kaybetmiş ve bağımlı duruma gelmişti. Sultan ve tüm devlet erkanı bu kötü gidişi durdurmak için neler yapılabileceğini düşünüyorlardı. İlk ortaya konan seçenek Osmanlıcılık oldu. Buna göre din ya da millet ayrımı yapmaksızın her topluluk Osmanlılık temelinde görülecek ve birlik böylece sağlanacaktı. Yıllar yılı süren ümmetçi mezalim yüzünden, başta gayrı müslim halklar olmak üzere kimse bunu yemedi. Osmanlıcılık tutmayınca islamcılık ortaya çıktı. Abdulhamid'in de gönlü islamcılıktan yanaydı. Bu perpsektif, birliği sağlamak için islam dinini öne çıkarıyor, gayri müslim halklar ise adı konmamış iç düşmanlar statüsünde görülüyordu. Fakat aynı dönemde, sonradan İttihat ve Terakki(İT)'ye dönüşecek olan, jön-Türk hareketi de doğdu. İT, Türküçülük akımını savunuyordu. Buna göre birlik ve ilerleme Batıdaki gibi bir uluslaşma süreci sonunda sağlanacaktı. Bir Türk ulusu yaratılması gerekiyordu. Ama bunun uygulaması zordu çünkü hem sultan başta olmak üzere hakim bürokrasi islamcı çizgideydi hem de Türklük vurgusu yaparak imparatorluk içindeki sadece gayri müslim unsurları değil müslim olan gayri Türk unsurları da karşılarına alacaklardı. Güçleri buna yetmiyordu. Abdülhamid kendi islamcı siyasetinin gereği olarak Hamidiye Alaylarını kurdu ve Doğu Anadolu başta olmak üzere hıristiyan Ermenilere katliam yapmaya başladı. Devlet içinde git gide etkin konuma gelen İT, Türkçü görüşlerini muhafaza etmekle birlikte bunu ilk elden belli etmeme ve islamcı politikalardan kendi uluslaşma emelleri için yararlanma derdine düştü. Önce müslümanlık vurgusu ile gayri müslim unsurların 'temizlenmesi' sağlanacak, ancak bundan sonra müslim unsurların içindeki gayri Türk kesimlerin asimilasyonuyla uluslaşma yoluna gidilecekti.
İT, bu planını Ermeni soykırımıyla tarih sahnesine koydu. Balkanlardaki müslümanlar katliamlara ve tehcire tabi tutulmuştu. İT'in, bu gelişmeler üzerine gözü iyice döndü. Osmanlı'daki gerileyişin onları yok oluşa götüreceklerinden ürküldü. Bu yüzden son kale olarak görülen Anadolu'nun kesinlikle kendi ellerinde kalmasını sağlamak üzere, 'yabancı' olarak görülen unsurlardan temizlenmesi gerekiyordu. Bağımsızlığını isteyen her ulus gibi Ermeni halkının da bağımsızlığını istemesi olasılık dahilindeydi ve İT, böyle bir durumda Doğu Anadolu'yu kaybedeceğini biliyordu. Bunu önlemek için bölgeyi Ermenisizleştirmek gerekiyordu.
Önce dünya savaşını bahane ederek Ermeni gençlerini silah altına alıp Ermeni yerleşim yerlerini genç nüfustan arındırdılar. Sonra yine savaş için cephane gerekliliğini bahane edip Ermenilerin yoğun yaşadığı yerlerden silah toplayıp Ermeni halkını silahsızlandırdılar. Bu süreç içerisinde önde gelen İT temsilcileri Ermenilere güven veren açıklamalar yapıyorlardı. Dünya savaşının çıkmasıyla oluşan ortam, İT'in soykırım planını uygulaması için uygun koşulları doğurdu. Savunmasızlaştırılmış Ermeni toplumu, önce -Sarıkamış faciasının toplumdaki psikolojik etkisine de dayanarak- ''Rus ordusunda yer alan Ermeni hainler'' propogandasıyla hain ilan edildi, sonra İT'ci çeteler ve gerilla birliklerinin saldırıları bahane edilerek güvenlik gerekçesiyle tehcir edilmelerine karar verildi. Silahsız Ermeni halkı, tehcir görüntüsü altında yok edilecekti. Çünkü ne Osmanlı'da ne de komşularında o büyüklükteki bir nüfusun göçünü hazmedebilecek bir ekonomik kapasite yoktu. Öte yandan, tehcir edilenler eski topraklarını geri isteyebilirdi. Bu yüzden İT Ermeni halkını bütün halinde yok etme kararı aldı. Tehcir, soykırımın metodu olarak kullanılacaktı. Sadece çatışma olan yerlerdeki değil tüm ülkedeki Ermenilerin tehcir edilmesi kararlaştırıldı. Ermeniler önce ıssız mekanlara götürülecek, sonra oralarda katledilip yapılan kırımların bilinmemesi sağlanacaktı. Bu korkunç plan uygulandı ve 800.000 Ermeni kadın-çocuk denmeden yok edildi.
İT'in mezalimi Ermenilerle sınırlı kalmadı. Osmanlı İmparatorluğunun savaştan yenik ayrılması sonucu kalan topraklarını da kaybedip Anadolu'ya sıkışmasıyla birlikte, M.Kemal önderliğinde, İT'in uluslaşma fikrini misyon edinmiş bir hareket, soykırıma bulaşmış İT'cilerin de desteğiyle kadrolaştı ve kurtuluş savaşını başlattı. Kurtuluş savaşında bir darbe de komünistlere vuruldu ve Anadolu'ya yurtseverlik duygularıyla gelen, kemalistlere güvenip silahsız olarak Karadeniz'e açılan dönemin TKP'sinin lider kadrosu alçakça katledildi. Bu katliam sırasında M.Suphi'nin karısı Topal Osman tarafından alıkonulup günlerce tecavüze uğradıktan sonra bir seks alemi sırasında öldürüldü. Benzer biçimde, kemalist önderliğe direnen kim varsa -daha kurtuluş savaşı sürerken- tasfiye edildi. Çerkes Ethem ve Meclisteki halkçılar tasifyeye uğradı. Kemalist kadrolar, kurtuluş savaşı henüz sonuçlanmamışken, herşeyi riske atıp, savaşa destek veren ama onların önderliğine muhalefet eden herkesi bir şekilde hain ilan edip yok etme yoluna gitti. Bolşeviklerin para ve cephane desteği için uydurulan anti-emperyalist söylemin sahteliği, Batum'un işgaliyle bir ara kesintiye uğradı. Kemalistler Sovyet toprağı olan Batum'u işgal ederek, İngilizlere kendilerini destekleyip ulus devlet kurmalarına göz yummalarını, eğer buna izin verirlerse yeni TC'nin Sovyetlere karşı ''çağdaş dünyanın'' Kafkas sınırının güvencesi olacağını vaadetmişlerdi. İngilizler'den yüz bulunamayınca Batum'dan çekildiler ve ''anti-emperyalizm'' söylemine geri döndüler.
Kurtuluş savaşı kazanıldıktan sonra, ki İngiliz kamuoyu İngiltere'nin fiziken savaşa girmesine izin vermese nah kazanılırdı!, İT zihniyetinin yeni temsilcisi kemalizm uluslaşma emellerini hayata geçirmeye başladı. Uğruna nice dalavereler çevrilen, yalanlar söylenen, soykırım bile yapılan uluslaşma ideali şimdi nihayet gerçekleşebilirdi. Kemalizm bunun için İT geleneğini sürdürdü ve önce Dersim soykırımını tertipledi. Daha sonra ise M.Kemal'in ölümünden sonraki kadrolar önce varlık vergisiyle Rumları tasfiye etti, sonra 1960-80 arası yükselen sol devrimci hareket ezildi, sonra da Kürtlerin imha ve inkarına hız verildi.
İşte kemalizm budur. Osmanlı bürokrasisi içinde türeyen İT geleneğinin bir kanadının adıdır. Aynı idealleri paylaşmaktadır. Çağdaşlığı, sadece görüntüyü kurtarmak ve Batı karşısındaki aşağılık kompleksini gidermekten ibarettir. Sınıf ayrımlarını reddeder. Bu açıdan tipik bir Bonapartizm örneğidir. Bonapartizm ile faşizm arasında Çin Seddi yoktur. ''Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitleyiz'' edebiyatı tutmayıp, kendisini sınıflar üstü ve tarafsız konumda sunma çabası alıcı bulmadığında bu kez emekçi sınıflara karşı faşizme dönüşür.
Kemalizmin ve İT geleneğinin, onların hastalıklı ulusçuluk zihniyetinin güçten düşmesi gerçekten ilerici ve devrimci olan kimseyi üzmeyecektir. Fakat ne gericilik kemalizmden ibarettir ne de İttihatçı çizgi ile İtilafçı çizgi arasında geniş bir açı vardır.
Kemalizm, kendi uluslaşma projesini ve katliamlarını, Sovyetlerin varlığının Batıya verdiği korku ve Sovyetlere karşı kemalist TC'nin bir ileri karakol olarak kollanması gerekliliğinden fırsat bularak yapabilmiştir. SSCB tarih sahnesinden çekildiğinde kemalizmin de kalemi kırılmıştır. Emperyalistler TC'yi fazlalık olarak görmektedirler. Nispeten seküler bir ulusçuluk yerine ılımlı islamı dayatmaktadırlar. AKP bunun öznesidir. Bu süreç içerisinde kemalizm, emperyalist kocası tarafından üzerine türbanlı kuma getirilen çığırtkan ve gözden düşmüş bir eş durumundadır. Yıllarca -bilhassa Sovyetlere karşı- hizmet ettiği emperyalizmin bugün dincileri tercih etmesiyle şaşkın ördeğe dönmüştür. Eskiden komünistlere karşı NATO bünyesinde onlara eğitim veren emperyalistler, şimdi onları gözaltına alıp içeri tıkması için cemaate istihbarat servis etmektedir. Eski dostu ve biricik hamisinin bugün kendisini yüzüstü bırakmasıyla acizleşmiş İT zihniyeti, kendini anti-emperyalist olarak yutturma gayretlerine girişmiştir. Yersek tabi!
Uzun lafın kısası diyeceğim şudur: Değişen dünyada kemalizm bizzat emperyalist ortağı tarafından bir kenara atılmıştır. Bu duruma üzülecek değiliz. Düşenin ardından ağlayacak hiç değiliz. İT zihniyetinin, soykırım başta olmak üzere tüm tarih suçlarının hesabı emekçi halk tarafından sorulmalıdır. Ama kemalizmin yerine geçip emperyalizmin yeni gözdesi olan islamcı faşizme de ''demokratikleşme'' atfetmek büyük hatadır. Bu hataya sol liberaller çok düşüyor. Ne biri ne diğeri! İslamcılara karşı mücadele edilmesi yaşamsal önemdedir. Ama bu mücadelede kemalist/ulusalcı cenahın kendini bağımsızlıkçı gibi sunup yeniden dirilmeye çalışmasına da asla fırsat verilmemelidir. Liberal sol ve ulusalcı sol özünde aynı tarafa hizmet eden burjuva fraksiyonlardır. Devrimci solun ise yolu bellidir.
westergaard
27-03-2011, 22:07
freddie sen ki akıllı birisin, kendini bize okullarda anlatışan yalanlardan kurtarmış birisin
ama sende mi??
Nispeten seküler bir ulusçuluk yerine ılımlı islamı dayatmaktadırlar. senin tezinin özü de sanırım bu.. ama bu zırvalığı sen de mi tekrarlamak zorundaydın?
bu zaten ulusalcıların tekerlemesi
dayandığı temel de ingilizce bilmemelerinden doğan bir yanlış anlama
ingilizce bilmemekten ve amerikan kültürünü takip etmemekten doğan bir yanlış anlama, ve kasten çarpıtılıyor
amerika'nın bakış açısından türkiye zaten ılımlı islamdır ve uzun zamandır da böyledir, uzun zaman derken ta atatürk zamanından beri
zaten amerikan bakış açısından laik demokrasi peşinde koşan bir müslüman ülke zaten ılımlıdır.. ılımlı olmayanlar şeriat isteyenlerdir.. taliban, iran, el kaide radikaldir, ılımlı değildir
türkiye'de ise amerika'nın akp yi desteklediğine dair komplo teorileri wikileaks ifşalarıyla birlikte çöktü
zaten temelsizdi
ingilizce eksikliğinden ve bazı şeyleri kasten yanlış çevirerek BOP'u sanki sınırları değiştirmek (yani kürdistan kurmak) vetürkiye'de "ılımlı islam" devleti yaratmak projesi olarak lanse ettiler
bu da yıllarca böyle devam etti
öyle ki işçi partisi yayın organı ve yeniçağ gazetesi hale bunlara devam ediyor..
ben bikaç ay önce bunlara bir email yazdım burdan göstereyim:
*************
Arslan Bulut'un bugünkü köşe yazısına denk gelip ordan da hala BOP hakkında atıp tuttuğunu görünce "BOP'un amacı ne" diye Google'da arama yaparken bugün tarihli Ulusal Kanal haber sayfasına geldim.
"BOP'UN AMACI ORTADOĞU'DA SINIRLARI DEĞİŞTİRMEK"
http://www.ulusalkanal.com.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=8319%3Abopun-amaci-ortadouda-sinirlari-detrmek&Itemid=90
Diyor ki "Condalezza Rice, Washington Post'un 7 Ağustos 2003 tarihli sayısında
yayımlanan yazısında BOP'un resmi amacını ortaya koydu: Ortadoğu'daki 22
Müslüman ülkenin sınırları yeniden şekillendirilecek"
Benim de Allah'a şükür İngilizcem var. Gittim Google'a yazdım. Ve adı geçen Condoleeza Rice makalesini buldum:
http://www.iraqwatch.org/government/US/WH/us-wh-rice-wp_oped-080703.htm
Şimdi işin ilginci bu makalede "22 ülkenin sınırını değiştirecez" diye birşey yazmıyor.
Peki niye yalan söylüyorsunuz bu millete?
Bu makalede yazılan diğer şeyleri (mesela Joint Forces dergisindeki makale vs) bulamadım. Ama Condoleeza Rice makalesini bu kadar çarptıracak kadar AHLAKSIZ gazetecilerseniz, artık diğer iddialarınız karşısında size bir güvenim kalmadı.
Niye böyle bir EDİT yanlış EDİT yapıyorsunuz?
EDİT
Bakın ben oturdum, vaktimi harcadım, ve siz gibi cahil embesiller için Condoleeza Rice makalesini Türkçe'ye çevirdim.
Artık "BOP geliyor, Kürdistan kuracaklar, Ilımlı İslam yapacaklar" falan diye paranoyakça ve cahilce hezeyanlara kapılmadan önce bunu bir okuyun.
-----
Ortadoğuyu Dönüştürmek
Dr. Condoleeza Rice
Milli Güvenlik Danışmanı
Birleşik Devletler Beyaz Saray
The Washington Post
7 Auğustos, 2003
İkinci Dünya Savaşı'nın sonuçlanmasından hemen sonra, Amerika kendini Avrupa'nın uzun vadede dönüştürülmesine adadı. Savaşın geride bıraktığı ölüm ve yıkımı (ki yüzbinlerce Amerikalı da dahil olmak üzere) gözönüne alan devlet adamlarımız bir daha savaşın düşünülmeyeceği bir Avrupa'yı yaratmak üzere işe koyuldular. Biz ve Avrupa'nın insanları kendimizi bir demokrasi ve refah vizyonuna adadık ve beraberce bu işte başarılı olduk.
Bugün Amerika ve müttefiklerimiz olarak kendimizi dünyanın başka bir yerinin uzun vadede dönüştürülmesine adamalıyız: Ortadoğu'nun. Öyle bir bölge ki 22 ülkesi ve toplam 300 milyon nüfusu ile Ortadoğu'nın toplam gayri safi yurtiçi hasılası 40 milyon nüfuslu İspanya'nınkinden daha az. Arap entelektüellerin politik ve ekonomik "özgürlük açığı" adını koyduğu şey bu ülkelerin geri kalmasının sebebidir. Pek çok bölgede, umutsuzluk hissi, nefret ideolojilerinin yeşermesi için uygun ortam hazırlıyor ve insanların üniversite eğitimi, kariyer ve aile yetiştirmek peşinde koşmaktan vazgeçip kendilerini patlatmaya (ve bunu yaparken kendileriyle birlikte mümkün olduğunca masum canı da almalarına) özenmelerine onları ikna ediyor.
Bu bileşenler bölgesel istikrarsızlık reçetesidir -- ve Amerikan güvenliğine karşı devamlı bir tehdit oluşturmaktadır.
Bizim amacımız Ortadoğu'da daha fazla demokrasi, tolerans, refah ve özgürlük için ilerleme isteyen Ortadoğu'lularla beraber çalışmaktır.
Başkan Bush'un Şubat'ta dediği gibi, "Dünya'nın çıkarı açıkça demokratik değerlerin yaygınlaşmasında yatar, çünkü istikrarlı ve özgür ülkeler cinayet ideolojileri üretmezler. Bunun yerine daha iyi bir hayata barışçı bir şekilde ulaşmaya uğraşmayı teşvik ederler."
Açıkça ortaya koyalım: Amerika ve Koalisyon Irak'la savaşa girdi çünkü Saddam Hüseyin'in rejimi Birleşik Devletler'e ve Dünya'ya karşı bir tehdit oluşturuyordu. Bu öyle bir rejimdiyki, kitle imha silahlarına sahip olmuş, bunları geçmişte kullanmış ve hala bunları elde etme peşinde koşan; terörle bağlantıları olan; iki kere başka ülkeleri istila etmiş; uluslararası toplumu ve 12 sene içinde 17 BM kararını hiçe saymış -- ve hiçbir zaman silahsızlanmayacağına ve Dünya'nın haklı talepleri karşısında hiçbir zaman uyum göstermeyeceğine dair her türlü işareti vermiş bir rejimdi.
Bugün bu tehdit ortadan kalkmıştır. Ve Irak'ın özgürleştirilmesiyle Ortadoğu için bölgede ve devamında dünyada güvenliği güçlendirecek olumlu bir gündemi ilerletmek için özel bir fırsat doğmuştur. Daha şimdiden İsrailliler ve Filistinliler arasında barış görüşmelerine devam etmek üzere bir bağlılık göstereceklerine dair deliller görmekteyiz.
HAziran'daki Kızıl Deniz Zirvesi'nde, İsrailliler, Filistinliler ve komşu Arap ülkeleri, Başkan'ın çizdiği vizyon etrafında birleştiler -- bu vizyon iki devletin yani İsrail ve Filistİn'in yanyana barış ve güvenlik içinde yaşamasının vizyonudur. İsrail liderleri gitgide anlıyorlar ki, Filistinliler'in barışçı, demokratik ve terörle savaşmayı ilke edinmiş tutarlı bir devletle kendi kendilerini yönetmeleri İsrail'in çıkarınadır. Filistinli liderler gitgide anlıyorlar ki, terör, Filistin devletine giden yolda bir araç değil, tam tersi bu yoldaki en büyük engeldir.
Saddam Hüseyin'in rejiminin sonu, bölgede zaten halihazırda devam etmekte olan ilerlemeyi sağlamlaştırıyor. Arap entelektüelleri Arap liderlerinden özgürlük açığını ele almalarını istiyor. Bölgesel liderler, iç reform, daha çok politik katılım, ekonomik açıklık ve serbest ticareti savunacak yeni bir Arap bildirgesi yayınlamaktan bahsediyor. Fas'tan İran Körfezi'ne, ülkeler politik ve ekonomik açıklığa doğru samimi adımlar atıyor. Birleşik Devletler bu adımları desteklemektedir, ve bölgedeki dostlarımız ve müttefiklerimizle daha fazlası için beraber çalışacağız.
Saddam'ın haydut rejiminin yerine, adil ve uygar olacak, ve demokratik ilkeler üzerine kurulacak bir Irak devleti kurulacağı zaman ise bu amaçta daha da fazla fırsatlar doğacak. Nasıl demokratik bir Almanya bugün bütünleşmiş, özgür ve barış içinde bir Avrupa'nın kilit noktası olmuştu, aynı şekilde dönüşmüş bir Irak da, nefret ideolojilerinin yeşermediği çok farklı bir Ortadoğu'nun anahtar unsuru olabilir. Ve asıl savaş operasyonlarının son bulmasının üzerinden geçen 100 gün içinde Irak halkı ülkesini sahiplendi ve daha umut dolu bir geleceği hazırlamaya başladı. Özgürlüğe doğru olan bu geçiş devam ettikçe, Amerika, Iraklılar'ın daha fazla güvenlik ve daha fazla fırsat elde etmelerine yardım etmek için diğer ülkelerle birlikte çalışacak.
Ortadoğu'nun dönüşümü kolay olmayacak, ve zaman alacak. Bu amaç Amerika'nın, Avrupa'nın ve bütün özgür ülkelerin geniş bir katılımı ile bölgede bizim gibi insan özgürlüğünün gücüne inananlarla tam bir ortaklık içinde çalışmalarını gerektiriyor. Bu öncelikli olarak askeri bir katılım değil, ve ülkesel gücün bütün boyutlatını (diplomatik, ekonomik ve kültürel) ele almamızı gerektiriyor. Mesela, Başkan Bush, bizleri somut projelerle daha iyi bir geleceği hazırlamak üzere bir araya getirmek için Ortadoğu Ortaklık İnisiyatifi'ni başlattı. Bunun ötesinde, bölge insanını genişleyen bir fırsat dairesine taşımak için on yıl içersinde bir ABD-Ortadoğu serbest ticaret alanı yaratmayı önerdi.
Bütün problemlerine rağmen Ortadoğu büyük bir potansiyele sahip bir bölgedir. Dünyanın büyük dinlerinin üç tanesi bu bölgede doğmuştur ve ruhani merkezleri bu bölgededir, ve gene dünyanın en eski öğrenim, tolerans ve ilerleme merkezlerindendir. Bu bölge kendilerine daha fazla politik ve ekonomik özgürlük ve daha önemlisi daha fazla modern eğitim bahşedildiğinde çağımızın ilerlemesine tamamen katılım gösterebilecek yetenekli ve becerikli insanlarla doludur.
Amerika Ortadoğu insanlarının gerçek potansiyellerine ulaşmalarına yardım etmeye kararlıdır. Bölge insanı için daha fazla özgürlük ve fırsat istediğimiz için, ve tabii ki Amerika insanı için daha fazla güvenlik istediğimiz için harekete geçeceğiz.
--------
BOP'un ne olduğunu şimdi anladınız mı?
EDİT
Bir de aydınlık ilerici adamlar gibi takılırsınız.
Oktay Sinanoğlu'nu dinleyip İngilizce öğrenmezseniz işte böyle bir laf duyup hayal gücünüzde yüz tane hezeyan yaratır onlara inanır durursunuz.
ahmetsln
27-03-2011, 22:10
Kemalizm nedir demişiniz. Güzel demişiniz. Hoş demişiniz.
Ancak öncelikle kınadığım bir kaç noktayı söylemek istiyorum...
1 - Aşırı nefretle yazılan bir yazınız var ? Düşünceleriniz acımasız ve aşırı nefret içeriyor. Bu yakışır mı size ? (asla desteklemedğim bir şeydir ki ulusalcıyım, ama sizin bahsettiğiniz gibi bu kadar nefret dolu veya gerici gibi değilim.)
2- Kemalizmin uğradığı KARŞI DEVRİM'i neden görmezden geldiniz ?
3- M. Kemal İT'i asla olumlu bulmuyordu değil mi ? Neden onunla bağdaştırdınız ? Bir çok İT mensubu kurtuluş savaşına ve cumhuriyete zıt çizgide ilerlemedi mi ?
4- TKP üyelerini öldüren kişiler konusunda kendinizden neden bu kadar eminsiniz? nasıl eminsiniz ? Abartılı bulduğum bir nokta.
Şu konuda size cevabım ;
Atatürk orda verdiği emirle geri gönderilmesini istiyor.O olayda başrol oynayan kişi Nevşehirli Küçük Talat Muşkara’dır.Talat Muşkara türk subayıdır.Küçük Talat olmasının sebebi biliyorsunuz ki İttihat ve Terakki’niin üç lideri var.Bunlardan bir tanesi Talat Paşa ve bundan dolayı genç olduğu için Küçük Talat demişler.Enver Paşa’yı yurda sokmaya çalışan Küçük Talat.İzmir suikast davasında İttihatçıların birinci takımı yargılanıp idam ediliyor.Menderesin akrabası Doktor Nzım idam ediliyor.Aynı davada daha suçlu olan, doğrudan doğruya Enver Paşacı olan Talat Muşkara beraat ediyor.Demek ki Talat Muşkara baştan ikili oynamış.Hem Enver Paşa, hem de Mustafa Suphi olayında rolü var.
Atatürk ve Sovyetleri dönemi ilişkilerini neden çarpıttınız ? Gerçekten yazınızı hiç samimi bulmadığımı söylemek istiyorum. Aşırı nefret dolu olduğu için söylemek istediklerinizi her zaman çarpıtmışınız.
Aslında yazınıza eleştiri kapsamında veya düzeltme noktasında söylenecek çok şey var. Ancak Kemalist Devrim 45 sürecinden sonra Karşı devrime maruz kalmıştır. Bu çok açık bir şeydir. Bunun temel örnekleri Kenan Evren gibilerinin kendini kemalist ilan etmesidir. Kitaplarda orada burada Kemalizm'in her zaman yanlış tanınmasıdır.
Ayrıca Stalin'in yaptığı katliamlardan bahsetmek istemiyorum çünkü bu çok yanlış. Şahsen ben asla sizin tarzınızda bir şey yapmam. Her ideolojiye saygım vardır. Ancak gerçekten bunu yazarken amacınız neydi merak ediyorum ? Saldırmak ? Hakaret etmenin bir başka yolu sanki.
Bu yazıya buradan bayılacak insanlar çıkacak eminim, ama insan olanlarında bu yazıda ki abartıyı göreceklerini düşünüyorum.Atatürk dönemindeki hükümet Ruslarla her zaman iyi ilişki içerisindeydiler. Ruslar diyrum çünkü sen sovyet hayranısın. Bunu yadırgamam. Ancak sovyet türkiye ilişkileri belgelerle ortadadır. O dönem ki dayanışma emperyalizme karşıydı. Bunu kim inkar edebilir ? Ancak 45 sonrası yanlış politika hem kemalizmi hemde ilişkileri bitirdi.
Ayrıca sadece bu tarz düz mantık salt fikirlerle hiç bir şey olmaz. çünkü 45 sonrası ekonomik sıkıntı, komünizm tehlikesine karşı kutuplaşma vs. Demokrat partide zaten bu yüzden parladı. Anti komünizm, vaat ve islamcılıkla. Natoya girilmesi, marshall olayları falan.Ki fiili olarak teslim olduk biz emperyalizme. Ben 45 den sonrasına nasıl kemalist hükümet derim ? yönetim tarzı zaten değişmiş. Dünyada bir liberal akım meşhur. DP libera parti. Desteği çok büyük. Sonrası zaten Kemalist devrime karşı sürekli bir savaş var. Karşı devrim var.
DP halk evlerini, halk odalarını "komünizm yuvası" diye kapattırmadı mı ? Köy ensitütileri ? Ya bunları görmezden nasıl gelebiliriz ? Doğudaki feodallik ile kaç yıl savaştı kemalist hükümet ? Yenemedi işte. Çünkü o kadar çok isyan çıktı ki. Temelinin hepsi din adına gibi görünen aslında toprak ağalığını korumak isteyen bir yapıydı. Lütfen şu "Kemalizm" nedir sorusuna Atatürk dönemini sağlam incelemekle başlayalım.
İT'e Atatürk'ün her zaman soğuk baktı. Ki atatürk'ün görüşleri dönem dönem sürekli değişti. İzmir iktisat kongresinde liberalizmi, kapitalizmi savundular, ancak isyanlar vs yüzünden halkçılık olayını, devletçiliği benimsediler. Ancak atatürk salt devletçiliğie karşıydı, özel yatırımda olmalıydı. Atatürk'ün görüşleri her zaman halka göre şekillendi.
Son olarak bu yazdıklarınız sizin düşünceleriniz. Kesinlikle saygı duyuyorum. Ancak bu bir eleştiri değil bu bir "kemalizm çöktü" ye açıklama değil. Bu açıkça bazı verileri görmzden gelip işine gelenlerle birşyler yazmak ve sadece saldırmak ve acımasızca kemalizmi yanlış tanımlamak. DP'ye nasıl kemalist diyebiliriz biz ? Haksızsam söyleyiniz.
Kemalizm çökmedi, ölmedi, zamanlar değişti, kemalizmde buna göre de değişime uğrayacaktır. Biz asla emperyalistlerin bir ülkeyi işgal etmesini istemedik ! Libya için eylemlere kaıtlıyoruz. Suriye olaylarında biz suriyede kurulan örgütlerin içindeydik. Emperyalizme her zaman karşıyım,
ahmetsln
27-03-2011, 22:30
Ayrıca eklemeyi unuttum;
Kemalizm'in bir doktorini yoktur, yazılı belgesi de yoktur. O zamanın şartlarına göre halka göre oluşturulmuştur. Atatürk oturup Karl Marks gibi yazmamıştır, her şey toplumun ihtiyacına göre belirlenmiştir. Şahsen ben aslında kemalizmin bir ideoloji olduğunu düşünmüyordum ama geçmişte.
Sayın Freddie, bende sosyalizm, komünizm çöktü desem inanın bana hayatta inanmazsınız benim şuan size inanmadığım gibi.
Ve şükür ediyorum westergaard gibi eleştirimin veya cevabımın son derece "yine" hakaret dolu olmadığına. Saygılarımla, ideolojiler değil insanlar konuşuyor, her insan kendi ahlak ve terbiyesine göre cevap verir. Ben cevaplarım da da kırıcı veya hakaret içeren bir şeyleri ima etmedim, öyle anlaşılır bir durum varsa da özür dilerim.
iyi akşamlar.
westergaard
27-03-2011, 22:34
2- Kemalizmin uğradığı KARŞI DEVRİM'i neden görmezden geldiniz ?
ne devrimi ya
devrim halktan tabandan gelir
atatürk'ün yaptığına devrim değil darbe derler
ahmetsln
27-03-2011, 22:37
ne devrimi ya
devrim halktan tabandan gelir
atatürk'ün yaptığına devrim değil darbe derler
Hükümet devirmek elbet bir darbedir haklısınız. Ama o zamanında halkına sormak lazım bu darbe iyi midir kötü müdür ?
Ben devrim diye cumhuriyet sonrası yapılanları kastediyorum.Bir çok devrim yapılmış. Ne kadar harf devrimi ufak görülse de görseniz de osmanlı döneminde okur yazar oranı ile cumhuriyetten sonraki 5 yılda okur yazar oranına bir göz atmakta fayda var.
westergaard
27-03-2011, 22:39
Hükümet devirmek elbet bir darbedir haklısınız. Ama o zamanında halkına sormak lazım bu darbe iyi midir kötü müdür ?
Ben devrim diye cumhuriyet sonrası yapılanları kastediyorum.Bir çok devrim yapılmış. Ne kadar harf devrimi ufak görülse de görseniz de osmanlı döneminde okur yazar oranı ile cumhuriyetten sonraki 5 yılda okur yazar oranına bir göz atmakta fayda var.
onlar için devrim lafını kullanmasan daha iyi olur, yanlış anlaşılıyor çünkü
onlara reform demek daha doğru olur
zaten arapçası inkılaptır ihtilal değil
westergaard
27-03-2011, 22:44
Biz asla emperyalistlerin bir ülkeyi işgal etmesini istemedik ! Libya için eylemlere kaıtlıyoruz. Suriye olaylarında biz suriyede kurulan örgütlerin içindeydik. Emperyalizme her zaman karşıyım,
merak ediyorum kürtlerin türk emperyalizmine karşı verdiği mücadeleyi de destekliyor musun
Jolly Jocker
27-03-2011, 22:48
westergaard,
Benim görüşlerimin özünü emperyalizmin bir ılımlı islam projesine sahip olduğu oluşturmuyor. Bu yüzden eleştirilerinden muafım. TC zaten -bilhassa 12 Eylül darbesinden beri- ılımlı islam denebilecek bir rejimde. Ulusalcı kesim, 28 Şubat süreciyle bunu kırmayı başaramadı ama umutlanıp hepten orducu olmuştu. TC zaten ılımlı islam çizgisinde ama bugün AKP'nin bir değişimi, emperyalizmin yeni yönelimleri doğrultusunda TC'nin daha muhfazakar ve daha işbirlikçi bir konuma gelmesinin özneliğini temsil ettiği açıktır.
ahmetsln,
Kibar üslubun için teşekkür ederim. Kemalist ''devrimlerin'' gerçekte birer devrime tekabül edip etmedikleri fazlasıyla tartışmalı. Toprak devrimini yapmayıp şapka 'devrimi' yapan bir hareketin 'devrimciliği' sadece görüntüyü kurtarmaya yönelik olsa gerek. 1945'te bir karşı devrim yaşandığı da bence ulusalcıların öteden beri iman edegeldiği bir efsaneden başka birşey değil. DP, CHP eliyle hayata geçirilen 'devlet eliyle kapitalist sınıf yaratma' ve ağalara vekillik vererek feodalizmin sürmesine göz yumma politikalarının bir sonucu. Tercihini kapitalist bir ulus devlet inşa etmek yönünde kullanan kemalizmin, 1945'ten itibaren yaşananları da hesap etmesi gerekirdi. Herkes ektiğini biçer.
ahmetsln
27-03-2011, 22:49
Reform da denemez. Devrimdir. Siz kafanıza göre takılın ama ben sizin aklınızdaki değiştirmekle zaman kaydebemem.
Birincisi sizde aşırı türk düşmanlığı ve kürt ırkçılığı görüyorum. Ve tek dediğim şey Libya'ya bak türkiyeyi örnek al. aynı şey 20 yıl sonra olmadı 10 yıl sponra gerçekleşir.
Türkler emperyalist olamaz. Çünkü öyle bir güçleri yok. Kürtlerinde tek sorunu "dil". Geri kalan ekonomik sorunlar zaten herkes de var. Ama düşünsene 20 tane cocugu olan adamın karnı benim vergimle ödeniyor ? Doğru mu değil mi? Ben Kürtleri seviyorum, ne sen gibi kürt ırkçılar, ne türk ırkçılar beni soğutamaz, ayrılık değil kardeşlik. Ben yazın gittim diyabakırda bir köyde okul yapımında çalıştım. Üstelik 17 yaşımdaydım. Ve ben oradaki insanların, kürtlerin, türklerin bu ülkeyi sevdiklerini, aslında tek sorunlarının kaliteli yaşam olduğunu gördüm. Onları bu ülkeyide bu ülkenin bir çok insanına da seviyorlar. ama doğu ile ilgilenmiyor hükümetler ben bundan şikayetçiyim. dil sorunu falan elbet çözülür. Ancak oradaki çocuklar eğitilmeli, açlık çekmemeli. Önemli olan bu, her şeyden önemlisi.
westergaard
27-03-2011, 22:52
freddiye yazdığımı okumadın galba...
radikal olmayan her müslüman ülke ZATEN "ılımlı islam" dır... amerikalılar bu kavramı böyle kullanıyor
12 eylülden önce türkiye ne ülkesiydi?
islam ülkesi değil miydi?
hristiyan ya da budist ülkesi miydi?
gene islamdı ve gene ılımlıydı.. ılmılıydı çünkü radikal değildi... şeriat değilsen, laikçi ve demokratsan, "ılımlı"sın.. amerikalılar için böyle... çok basit ve yüzeysel iki katergori işte: radikal ve ılımlı... ikisinden birine giriyorsun, bu kadar basit
eğer bir kavramı başka bir dilden çevirip kullanacaksanız, ve o dili konuşanların tavrıjnı buna göre anlayacaksanız, o zaman o kavramı doğru anlayın
ahmetsln
27-03-2011, 22:55
westergaard,
Benim görüşlerimin özünü emperyalizmin bir ılımlı islam projesine sahip olduğu oluşturmuyor. Bu yüzden eleştirilerinden muafım. TC zaten -bilhassa 12 Eylül darbesinden beri- ılımlı islam denebilecek bir rejimde. Ulusalcı kesim, 28 Şubat süreciyle bunu kırmayı başaramadı ama umutlanıp hepten orducu olmuştu. TC zaten ılımlı islam çizgisinde ama bugün AKP'nin bir değişimi, emperyalizmin yeni yönelimleri doğrultusunda TC'nin daha muhfazakar ve daha işbirlikçi bir konuma gelmesinin özneliğini temsil ettiği açıktır.
ahmetsln,
Kibar üslubun için teşekkür ederim. Kemalist ''devrimlerin'' gerçekte birer devrime tekabül edip etmedikleri fazlasıyla tartışmalı. Toprak devrimini yapmayıp şapka 'devrimi' yapan bir hareketin 'devrimciliği' sadece görüntüyü kurtarmaya yönelik olsa gerek. 1945'te bir karşı devrim yaşandığı da bence ulusalcıların öteden beri iman edegeldiği bir efsaneden başka birşey değil. DP, CHP eliyle hayata geçirilen 'devlet eliyle kapitalist sınıf yaratma' ve ağalara vekillik vererek feodalizmin sürmesine göz yumma politikalarının bir sonucu. Tercihini kapitalist bir ulus devlet inşa etmek yönünde kullanan kemalizmin, 1945'ten itibaren yaşananları da hesap etmesi gerekirdi. Herkes ektiğini biçer.
Sayın Freddie;
toprak rejimi istendiği için yapılmadı, isteniyordu ama yapılamadı. Bu çok bariz bir şeydir bence. Çünkü kaç kez doğu raporları yaptırdı Atatürk.Hatta kısmen toprak reformu da yapıldı. Ancak tam anlamıyla olmadı. DP İnönü tarafından onun desteği ile kuruldu. Hatta 54 kadar gerçekten iyi yönettiler ama sonra her şeyi değişti. Karşı devrim konusuna gelince bariz ortada olan bir şeydir.
Türbelerin açılması, din okulları, ezannın arapça olmadı vs daha bir çok şey. Kemalizm benim gözümde atatürk'ün ölümünden 2 sene sonra 40-41 lerde bitti. Çünkü chpde çok şey yaşandı, inönü politikası farklıydı.
westergaard
27-03-2011, 22:56
Reform da denemez. Devrimdir. Siz kafanıza göre takılın ama ben sizin aklınızdaki değiştirmekle zaman kaydebemem.
Birincisi sizde aşırı türk düşmanlığı ve kürt ırkçılığı görüyorum. Ve tek dediğim şey Libya'ya bak türkiyeyi örnek al. aynı şey 20 yıl sonra olmadı 10 yıl sponra gerçekleşir.
Türkler emperyalist olamaz. Çünkü öyle bir güçleri yok. Kürtlerinde tek sorunu "dil". Geri kalan ekonomik sorunlar zaten herkes de var. Ama düşünsene 20 tane cocugu olan adamın karnı benim vergimle ödeniyor ? Doğru mu değil mi? Ben Kürtleri seviyorum, ne sen gibi kürt ırkçılar, ne türk ırkçılar beni soğutamaz, ayrılık değil kardeşlik. Ben yazın gittim diyabakırda bir köyde okul yapımında çalıştım. Üstelik 17 yaşımdaydım. Ve ben oradaki insanların, kürtlerin, türklerin bu ülkeyi sevdiklerini, aslında tek sorunlarının kaliteli yaşam olduğunu gördüm. Onları bu ülkeyide bu ülkenin bir çok insanına da seviyorlar. ama doğu ile ilgilenmiyor hükümetler ben bundan şikayetçiyim. dil sorunu falan elbet çözülür. Ancak oradaki çocuklar eğitilmeli, açlık çekmemeli. Önemli olan bu, her şeyden önemlisi.
ırkçı olan sensin
çünkü "kürtlerin 20 evladı var onların da karnı benim vergimle doyuyor" tekerlemesi kürtlerden nefret eden ırkçıların tekerlemesidir.. bu kavramı dillendiren emaillerleri birbirlerine forward ederler bütün gün
bir kere kürtler için "20 çocuğu var" genellemesi kafadan ırkçı bir genellemedir.. tam ders kitabında örnek olarak gösterilecek bir ırkçı laftır
ikincisi, yeri gelince "sosyal devletçi" olan hatta sosyalist olan insanlar vergilerinin kürtlere gitme ihtimali üzerine birden tüylerinin kabarması da bunların aslında nekadar ırkçı olduğunu gösteriyor.. demek ki bunların sosyal yardımlaşma kavramı kendi ırkları için istenen birşeymiş baştan
üçüncüsü ben kürt ırkçısı değilim.. kürtlerin türk emperyalizminden bağımsızlık istediğini görüp bunun adını koymak beni kürt veya kürt ırkçısı yapmaz.. git amerikalı yahudi noam chomsky'ye türkiye'deki kürtler ne yapıyor diye sor.. o da aynını söyleyecek.. o da mı kürt ırkçısı oldu?
westergaard
27-03-2011, 22:59
Türbelerin açılması, din okulları, ezannın arapça olmadı vs daha bir çok şey. Kemalizm benim gözümde atatürk'ün ölümünden 2 sene sonra 40-41 lerde bitti. Çünkü chpde çok şey yaşandı, inönü politikası farklıydı.
bu mu "karşı devrim"? demek ki "devrim" hakkaten de acaip zalimce bir despotluktan ibaretmiş
sen camiye gitmiyorsan namaz kılmıyorsan ne karşıyorsun adamların ezanlarını hangi dilde okuduklarına?
ya da türbeleri falan hangi hakla kapatıyorsun?
insanlar çocuklarına din eğitimi vermek istiyorsa sen kimsin ki buna yasak getiriyorsun?
bunun ismi sadece zorbalıktır... ismine "devrim" deyince daha "ilerici" falan geliyor kulağa heralde
olsun zaten "ilerici"liği ipoteklemiş komunistler de stalin despotluğunu överler.. demek ki "ilericilik" böyle birşey... milletin başiına zorba kesilip kendi tercihlerini ve felsefeni millete dayatıyorsun... oluyor "ilericilik."
ahmetsln
27-03-2011, 23:00
ırkçı olan sensin
çünkü "kürtlerin 20 evladı var onların da karnı benim vergimle doyuyor" tekerlemesi kürtlerden nefret eden ırkçıların tekerlemesidir.. bu kavramı dillendiren emaillerleri birbirlerine forward ederler bütün gün
bir kere kürtler için "20 çocuğu var" genellemesi kafadan ırkçı bir genellemedir.. tam ders kitabında örnek olarak gösterilecek bir ırkçı laftır
ikincisi, yeri gelince "sosyal devletçi" olan hatta sosyalist olan insanlar vergilerinin kürtlere gitme ihtimali üzerine birden tüylerinin kabarması da bunların aslında nekadar ırkçı olduğunu gösteriyor.. demek ki bunların sosyal yardımlaşma kavramı kendi ırkları için istenen birşeymiş baştan
üçüncüsü ben kürt ırkçısı değilim.. kürtlerin türk emperyalizminden bağımsızlık istediğini görüp bunun adını koymak beni kürt veya kürt ırkçısı yapmaz.. git amerikalı yahudi noam chomsky'ye türkiye'deki kürtler ne yapıyor diye sor.. o da aynını söyleyecek.. o da mı kürt ırkçısı oldu?
size ben soru sordum orada. Ve şimdi yapma dostum kütlerin bir çoğalma politikası yok mu ? Benim ablam izmirde yaşar, oradaki bucada özellikle kürt nufusu yaygındır ve gerçekten öyle ama bir adamın çok çocugu var. ancak ben zaten oradaki köye yardım için gitmişim, vergi lafım mı sorun oluyor ? Emaillerden öyle format falan plavrasınıda geçelim.
Ben sizin söylemlerinizden cümlelerinizden rahatça onu çıkarabiliyorum. Ortada bir bağımsızlık mücadelesi görmüyorum. Benim görüşlerim böyle. Size zaten uymaz. Uymaması da sorun değil, farklı görüşler demokrasinin gereğidir.
westergaard
27-03-2011, 23:03
Türkler emperyalist olamaz. Çünkü öyle bir güçleri yok.
öyle bir emperyalist olurlar ki
yayılmacılıkları bile var: kıbrıs
daha musul kerkük fantezileri de rafta bekliyor, her fırsatta indirilip emperyalistçe tartışılıyor
bunun ötesinde türkiye zaten bir imparatorluk olarak kuruldu... osmanlı balkanları ve arap topraklarını kaybedince imparatorluk olmaktan çıktı diye kim dedi? daha memlekette kürtler ve rumlar vardı (soykırım edilmese ermeniler de olacaktı)... rumlar sonra sürüldü ve geriye kürdistan hala türkiye'nin parçası olarak kaldı.. türkiye hiçbir zaman imparatorluk olmaktan çıkmadı ki
ahmetsln
27-03-2011, 23:05
bu mu "karşı devrim"? demek ki "devrim" hakkaten de acaip zalimce bir despotluktan ibaretmiş
sen camiye gitmiyorsan namaz kılmıyorsan ne karşıyorsun adamların ezanlarını hangi dilde okuduklarına?
ya da türbeleri falan hangi hakla kapatıyorsun?
insanlar çocuklarına din eğitimi vermek istiyorsa sen kimsin ki buna yasak getiriyorsun?
bunun ismi sadece zorbalıktır... ismine "devrim" deyince daha "ilerici" falan geliyor kulağa heralde
olsun zaten "ilerici"liği ipoteklemiş komunistler de stalin despotluğunu överler.. demek ki "ilericilik" böyle birşey... milletin başiına zorba kesilip kendi tercihlerini ve felsefeni millete dayatıyorsun... oluyor "ilericilik."
Ya dostum sen şuna işime gelmeyince söz konusu atatürkü, onun devrimini kötülemek diyince gerekirse müslüman olurum diyorsun.
Bak türbeler, vb şeyler batıl inançlardır, inanç sömürüsüdür. Osmanlıda o kadar din dersi verildi de noldu ? Sen osmalının asıl gerileme sebebinin ne oldugunu sanıyordun ? Fatih dönemimde modern ve bilimsel bir eğitim vardı ama zamanla yerine dinci eğitim gelince geri kafalı doldu ülke. o yüzdne osmanlıda halkın büyük çoğunluğu okuma yazma bilmiyordu.
Arap milliyetçiği = islamdır. Bu çok nettir, arapça ezan yeni kurulmuş ve dili türkçe olan bir ülke için epeyce saçma. Zaten DP bunları çok iyi kullandı zamanında, cemaatlere izin verdi, onlardan oy kazandı. Din örümcek ağı gibidir, ve kesinlikle her türlü işlevleri yok edilmelidir, bu despotluk veya faşizm değildir. Zorla din eğitimi verilmesini mi istersin sen ?
westergaard
27-03-2011, 23:05
Ve şimdi yapma dostum kütlerin bir çoğalma politikası yok mu ?
işte gene ırkçı bir laf... o kadar ırkçılığı kanıksamışsın ki ırkçılık yaptığını farketmiyorsun bile.. senin pozisyonunun bir adım ötesi türkçü buduncular gibi "kürtlerin üremelerini yasak edelim" kampanyası olacak.
Ortada bir bağımsızlık mücadelesi görmüyorum.
körsün galiba.. pkk nedir?
westergaard
27-03-2011, 23:08
Ya dostum sen şuna işime gelmeyince söz konusu atatürkü, onun devrimini kötülemek diyince gerekirse müslüman olurum diyorsun.
biz liberaliz.. biz özgürlüğe inanıyoruz, zorbalığı kınıyoruz.. müslüman değiliz diye müslümanların inanç özgürlüğü elinden alınsın diyecek faşist zihniyetli insanlar değiliz
Bak türbeler, vb şeyler batıl inançlardır, inanç sömürüsüdür.
sen de onların çobanısın, o yüzden onların aklını sen koruyacaksın.. s.ke s.ke hem de anlaşıldığı kadarıyla
ahmetsln
27-03-2011, 23:10
öyle bir emperyalist olurlar ki
yayılmacılıkları bile var: kıbrıs
daha musul kerkük fantezileri de rafta bekliyor, her fırsatta indirilip emperyalistçe tartışılıyor
bunun ötesinde türkiye zaten bir imparatorluk olarak kuruldu... osmanlı balkanları ve arap topraklarını kaybedince imparatorluk olmaktan çıktı diye kim dedi? daha memlekette kürtler ve rumlar vardı (soykırım edilmese ermeniler de olacaktı)... rumlar sonra sürüldü ve geriye kürdistan hala türkiye'nin parçası olarak kaldı.. türkiye hiçbir zaman imparatorluk olmaktan çıkmadı ki
Dostum şahsen bu mhp tarzı milliyetçilerin savunduklarını söylüyorsun bana ben kıbrıs konusunda forumdaki kıbrıs halkını desteklediğimi yazdım, musulda artık bizde değil, anlaşmalarla verildi, eğer musulun bizde olmasını savunmam bir çok müslüman veya atatürk düşmanı sevmeyeni gibi atayı suçlardım ama o zamanda bundan iyisi yoktur.
Kemalistler çevremdekiler asla musula türkiyenindir gözüyle bakmazlar. Dostum osmanlının yaptıklarını da desteklemem öyle olsam ümmetçi olurdum dimi. Konunun her şeyinden saptık ve Sayın Freddie'nin bahsettiği asıl konudan çıktık. Lütfen bunun yerinde tartışalım ama tartışmakta bize hiçbir şey kazandırmayacaktır ondan lütfen susalım.
ahmetsln
27-03-2011, 23:12
işte gene ırkçı bir laf... o kadar ırkçılığı kanıksamışsın ki ırkçılık yaptığını farketmiyorsun bile.. senin pozisyonunun bir adım ötesi türkçü buduncular gibi "kürtlerin üremelerini yasak edelim" kampanyası olacak.
körsün galiba.. pkk nedir?
Tamam dostum haklısın ben ırkçıyım bir cümleden bunu çıkardın tebrik ederim seni de. Ancak ortada olan rasyonel bir gerçek var, bir kürtü ele al, kaç kardeşi var ? öyle konuş lütfen lütfen. Ben kürtlerin çoğalmasını yanlış buldugumu söylemedim dimi ? Sadece ondan bahsettim, bahsetmek hadi hepsini öldürelim demek değildir.
şahsen pkknın da amacından saptığını düşünüyorum. Lübnan'da yakalana 3 pkklının israil/mossad ajanı olduklaırnı ortaya çıkması sadece bir örnek.
sayokuno
27-03-2011, 23:17
Sayın Freddie, bende sosyalizm, komünizm çöktü desem inanın bana hayatta inanmazsınız benim şuan size inanmadığım gibi.
Freddie'nin söylediklerine katılmamakla beraber kendimi bir bakıma "kemalist" olarak gören biri olarak bu ifadenin ziyadesiyle yanlış olduğunu düşünüyorum. Zira koyu bir sosyalizm olarak değil ancak Atatürk devleti sosyal-devlet temeline oturtarak kurmuş ve bunu bu şekilde devam ettirmek istemiştir. Diktatörlük, darbe vesaire gibi laf kalabalığına girmek istemiyorum.
Kemalist dediğimiz Atatürk'ü bi tanrı olarak gören, akıldan fikirden tamamen bağımsız, ağzına sadece "laiklik" ilkesini sakız etmiş bi kitle değildir. Bunu bu şekilde yansıtmak Akp'nin propagandasıdır ve görüyorum ki oldukça da başarılı oldular bu konuda. Hele bugünden sonra bu düşüncem iyice teyit edilmiş oldu.
Fazla uzatmadan diyeceğim o ki ne sosyalizmin ne kemalizmin çöktüğü yok. Kemalizmin spontone olarak ortaya çıktığı konusunda hemfikirim ancak bu onun bir ideoloji olduğu gerçeğini değiştirmez. Saygılarımla.
ahmetsln
27-03-2011, 23:28
Freddie'nin söylediklerine katılmamakla beraber kendimi bir bakıma "kemalist" olarak gören biri olarak bu ifadenin ziyadesiyle yanlış olduğunu düşünüyorum. Zira koyu bir sosyalizm olarak değil ancak Atatürk devleti sosyal-devlet temeline oturtarak kurmuş ve bunu bu şekilde devam ettirmek istemiştir. Diktatörlük, darbe vesaire gibi laf kalabalığına girmek istemiyorum.
Kemalist dediğimiz Atatürk'ü bi tanrı olarak gören, akıldan fikirden tamamen bağımsız, ağzına sadece "laiklik" ilkesini sakız etmiş bi kitle değildir. Bunu bu şekilde yansıtmak Akp'nin propagandasıdır ve görüyorum ki oldukça da başarılı oldular bu konuda. Hele bugünden sonra bu düşüncem iyice teyit edilmiş oldu.
Fazla uzatmadan diyeceğim o ki ne sosyalizmin ne kemalizmin çöktüğü yok. Kemalizmin spontone olarak ortaya çıktığı konusunda hemfikirim ancak bu onun bir ideoloji olduğu gerçeğini değiştirmez. Saygılarımla.
Sevgili dostum;
Ben zaten ciddi olarak demedim o cümlemi. Sadece Freddienin başlığına gönderme yaptım.
AvniSinanoglu
27-03-2011, 23:36
Fazla uzatmadan diyeceğim o ki ne sosyalizmin ne kemalizmin çöktüğü yok. Kemalizmin spontone olarak ortaya çıktığı konusunda hemfikirim ancak bu onun bir ideoloji olduğu gerçeğini değiştirmez. Saygılarımla.
Söyle bir düsünüyorumda, Kemalizm diye taninan bir rejim veya siyasetten tarihte bahselmeyisidir, sanirim bu terim yeni cikmistir darbelerle beraber geldigi sanilabilir. Cumhurriyetin temelinde Mustafa Kemal Pasanin reformlari yatmistir fakat buna Kemalizm demek gibi bir terim zamaninda kullanilmamistir. Lozanda kararlastirilan bugün ki cografyamizi cagdas yapiya kavusturma girisimlerden söz etmek daha da yatkindir. Bilindigi gibi Mustafa Kemal de Avrupaya tahsil amacli gönderilen subaylardandi ve cogu geri gelenler oralarin teknoloji ve bilimlerini almaktansa oralarin siyaset, kültür vs seylerin ülkemize ithal etmek gibi tavirlariyle bilinmektedir. Osmanli olsun Türkiye Cumhurriyeti olsun temel sorunlarimiz ne kültürel, ne dinsel nede siyasidir. Temel sorunlarimiz ekonomi ve mesleki egitimlerdi ve o zamanin anlayis sekillerinde eksiklik buradan kaynaklanmaktadir. Mustafa Kemal Pasanin dedesi daha süt emdiginde bile Osmanlida bir nevi batililasma hevesi ve gayretleri vardir. Fakat ne yazikki tüm gayret ve cabalar yukarida belirtmek istedigim cercevede gerceklesmeyip insanlarimizi gereksiz sacma sapan konularla mesgul etmislerdir ve bu sürec halen devam ediyor Viyana savasini kaybetmemizin sonucundan baslayip kücülmeye kadar devam ediyor. Dün batililasma fitnesiyle birbirimizi yiyorduk simdi ne denisti? Halen devam ediyor, solcu, sagci, dinci, dinsiz bilmem ne bela. Artik zamanin degerli oldugunu anlamak icin gerekenler yapilmali, bir an evvel ülkemiz teknoloji, tarim, hayvancilik, hi-tec, vs. gibi konulara yönelmeli. Sistemimizde denisiklikleri TBMM yapiyor ve insanlarin ihtiyaci dogrultusunda yapilmali ve yapiliyorda, ve bu aletler Cumhurriyet dönemi kurulan aletlerdir. Aletlerde yenilikler olabilir calisma seklide yenilenebilir. En büyük hata oyunlara gelmemek ve ne yazikki oyunlara gelmeye pek meyilli bir milletiz ne yazikki
fakat buna Kemalizm demek gibi bir terim zamaninda kullanilmamistir.
Kemalizm terimi Atatürk zamanında kullanılıyordu.
Kemalizm terimi Atatürk zamanında kullanılıyordu.
Hem de resmi makamlarca kullanılıyordu:
Viki: Atatürkçülük (http://tr.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk)
"Kemalizm" terimi 1930'larda kullanılmaya başlanmıştır. 1934'de Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, Türk kültürü ve Türkiye Cumhuriyeti'ni tanıtmaya yönelik olarak La Turquie Kemaliste (Kemalist Türkiye) dergisini yayımlamaya başlamıştır.[11] Mustafa Kemal'in kurduğu bu düşünce sistemi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 9 Mayıs 1935’te toplanan IV. Kurultayı'nda kabul edilen 1935 Programı’nda da "Kâmalizm" olarak geçmiştir.[12]
(11) Dr. François Georgeon. (Çev: Prof. Dr. Niyazi Öktem) Kemalist Dönemde Türkiye'de Fransızca Yayın Yapan Basına Toplu Bir Bakış (1919-1938), Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 17, Cilt: VI, Mart 1990. [1]
(12) Prof. Dr. İsmet Giritli. Atatürk ve Türkiye'nin Modernleşmesi, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı: 37, Cilt: XIII, Mart 1997.
AlbatrosS
28-03-2011, 01:41
bu mu "karşı devrim"? demek ki "devrim" hakkaten de acaip zalimce bir despotluktan ibaretmiş
sen camiye gitmiyorsan namaz kılmıyorsan ne karşıyorsun adamların ezanlarını hangi dilde okuduklarına?
ya da türbeleri falan hangi hakla kapatıyorsun?
insanlar çocuklarına din eğitimi vermek istiyorsa sen kimsin ki buna yasak getiriyorsun?
bunun ismi sadece zorbalıktır... ismine "devrim" deyince daha "ilerici" falan geliyor kulağa heralde
olsun zaten "ilerici"liği ipoteklemiş komunistler de stalin despotluğunu överler.. demek ki "ilericilik" böyle birşey... milletin başiına zorba kesilip kendi tercihlerini ve felsefeni millete dayatıyorsun... oluyor "ilericilik."
aynı mentalitenin ''ırak'ı dönüştürme'' retoriğinde de işlediği malum değil midir? ırak halkının işgal güçlerine kollarını açıp da ''bizi dönüştürün'' diye dua ettiği söylenemez...
islamcılığın ve islami vakıfların laiklik ve modernite için tehdit olduğunu bahane edip bunlara engel olmakla ırak'a yapılanların gerekçeleri aynı değil midir? ''türkiye emperyalizmi''nden şikayet edip ırak'ta amerikan emperyalizmini ''evla'' bir şey addetmek nasıl bir çelişkidir?
emperyalist tc, kürt illerinde görece ileri başarılar elde etmiş olsaydı bu emperyalizmi makul mü kılacaktı nazarınızda?
AlbatrosS
28-03-2011, 01:51
size ben soru sordum orada. Ve şimdi yapma dostum kütlerin bir çoğalma politikası yok mu ?
bence sizin ciddi derece iktidarsızlık politikanız var!... bakın bu ''çoğalma retoriği'' dünyanın tüm ırkçı akımlarının temel argümanıdır... örneğin bazı avrupalı ırkçılar da ''müslümanlar hızla çoğalıyor, bizi istila edecekler''e gönderme yapıyor... kürtler/müslümanlar'da hızlı nüfus artışı bir gerçekse de bu tamamen kültüreldir... tarım ve hayvancılıkla uğraşıp toprağa bağlı geleneksel yaşam süren birçok topluluğun gerçekliğidir... örneğin benim annemler de 6 kardeşmiş ve biz balkan göçmeniyiz... iç anadolu, karadeniz, ege ve akdeniz kırsallarında/köylerinde biçok aile çok çocukludur... bu bir politika değil; genel bir kültürel sorundur... kentlerde yaşayan, eğitimli yeni nesil kürtlerin beş on çocuk yapmak gibi bir dertleri yoktur...
başka örnek de romanlardır... tc'nin en yoksul, eğitimsiz ve geri kalmış halklarının başında gelirler... en az kırsal kesimdeki kürtler kadar hızlı nüfus artışına sahiptirler... üstelik kent varoşlarında yaşayanları... yine de, yeni nesil görece eğitimli romanlarda bu eğilim gittikçe azalır...
Benim ablam izmirde yaşar, oradaki bucada özellikle kürt nufusu yaygındır ve gerçekten öyle ama bir adamın çok çocugu var. ancak ben zaten oradaki köye yardım için gitmişim, vergi lafım mı sorun oluyor ? Emaillerden öyle format falan plavrasınıda geçelim.
çoğalma politikası... palavra değil; gerçektir... belli merkezlerden sipariş edilip gündeme sokulur...
bu kadar bayağı ve cahilce laflar ettikten sonra ''ama ama ben ırçı değilim'' çocukluğuna sığınmanızı kibar üslubunuz ve zerafetiniz adına olsa olsa ''ön yargılarınıza ve sosyal bilimler formasyonu eksikliğinize'' bağlamak istiyorum... bilesiniz ki şu tavır, son derece dayanaksız genellemeci ve ırkçıdır...
westergaard
28-03-2011, 16:08
aynı mentalitenin ''ırak'ı dönüştürme'' retoriğinde de işlediği malum değil midir? ırak halkının işgal güçlerine kollarını açıp da ''bizi dönüştürün'' diye dua ettiği söylenemez...
islamcılığın ve islami vakıfların laiklik ve modernite için tehdit olduğunu bahane edip bunlara engel olmakla ırak'a yapılanların gerekçeleri aynı değil midir? ''türkiye emperyalizmi''nden şikayet edip ırak'ta amerikan emperyalizmini ''evla'' bir şey addetmek nasıl bir çelişkidir?
emperyalist tc, kürt illerinde görece ileri başarılar elde etmiş olsaydı bu emperyalizmi makul mü kılacaktı nazarınızda?
albatros ırak olayını ısrarla anlamak istemiyorsun.. saddam tehlikeli bir adamdı, iran'ı ve kuveyt'i işgal etmedi mi? durdurulmasa daha işgallere devam etmeyecek miydi? kuveyt'ten çekilirken petrol kuyularını ateşe vermesi, dünya ekonomisine ve çevreye büyük zararlar vermekten çekinmeyecek bir psikopat olduğunu göstermiyor mu? halepçe katliamıyla acımasız bir despot olduğunu göstermedi mi? şimdi bu adam kendi haline bırakılmalı mı? batı böyle diktatörlerin büyümesine izin verme gafletine hitler zamanında düştü, bir daha böyle riskler alacak kadar aptal değil. Saddam devrilmek zorundaydı.. işgalin amacı budur... bundan sonra da ırak halkına bir demokrasi kurmak için yardım ediyorsun bu kadar basit.. tabi el kaide gelip milleti rasgele öldürmeye başlıyor ve seçimleri ve demokratik süreçi sabote etmeye çalışıyor.. mücadele bundan ibarettir. amerika ıraklılara herhangi bir yasa da dayatmıyor.. afganlara bile dayatmıyor. baksana. afganistan'da hristiyanlığa geçenlere ölüm cezası veriliyor.. nasıl bir emperyalizm ki bu adamların yasasına bile müdahele etmiyor.. amerika'nın tek derdi tehlikeli rejimleri ortadan kaldırmaktır.. başta kendi güvenliği için, sonra da batı demokrasilerinin ve dünya ekonomisinin güvenliği için.. taliban el kaideye yardım ve yataklık yapıyorsa ve uyarılara rağmen vazgeçmiyorsa savaştan başka çare kalmaz.. saddam psikopatı kendi rızasıyla çekilmezse savaştan başka çare kalmaz.. savaştan sonra amerika eski emperyalistler gibi burayı kendi topraklarına eklemiyor .. sadece bu adamların devletlerini tekrar kurmasına yardımcı oluyor.. şeriatçı pislikler devleti sabote edince devlete yardım ediyor, polisini askerini eğitiyor.. gayet iyi niyetli gayet doğru.. seni rahatsız eden ne ki? sana kalsa taliban ve el kaide kolkola biyolojik silah laboratuarları geliştirsin.. saddam kuveyt'i ordan önüne gelen neresiyse işgal etsin, petrol vanalarını eline alıp tüm dünyaya şantaj yapsın.. bu mudur senin planın?
ahmetsln
28-03-2011, 17:35
bence sizin ciddi derece iktidarsızlık politikanız var!... bakın bu ''çoğalma retoriği'' dünyanın tüm ırkçı akımlarının temel argümanıdır... örneğin bazı avrupalı ırkçılar da ''müslümanlar hızla çoğalıyor, bizi istila edecekler''e gönderme yapıyor... kürtler/müslümanlar'da hızlı nüfus artışı bir gerçekse de bu tamamen kültüreldir... tarım ve hayvancılıkla uğraşıp toprağa bağlı geleneksel yaşam süren birçok topluluğun gerçekliğidir... örneğin benim annemler de 6 kardeşmiş ve biz balkan göçmeniyiz... iç anadolu, karadeniz, ege ve akdeniz kırsallarında/köylerinde biçok aile çok çocukludur... bu bir politika değil; genel bir kültürel sorundur... kentlerde yaşayan, eğitimli yeni nesil kürtlerin beş on çocuk yapmak gibi bir dertleri yoktur...
başka örnek de romanlardır... tc'nin en yoksul, eğitimsiz ve geri kalmış halklarının başında gelirler... en az kırsal kesimdeki kürtler kadar hızlı nüfus artışına sahiptirler... üstelik kent varoşlarında yaşayanları... yine de, yeni nesil görece eğitimli romanlarda bu eğilim gittikçe azalır...
çoğalma politikası... palavra değil; gerçektir... belli merkezlerden sipariş edilip gündeme sokulur...
bu kadar bayağı ve cahilce laflar ettikten sonra ''ama ama ben ırçı değilim'' çocukluğuna sığınmanızı kibar üslubunuz ve zerafetiniz adına olsa olsa ''ön yargılarınıza ve sosyal bilimler formasyonu eksikliğinize'' bağlamak istiyorum... bilesiniz ki şu tavır, son derece dayanaksız genellemeci ve ırkçıdır...
Ben duyduklarım ve okuduklarımla konuşuyorum. Birebir öyle bir şey görmedim. Ama doğu nüfusunun epeyce fazla olması da tesadüf değildir dimi ?
bugün milliyette bir haber okudum. 2 aşiret barışıyor, barış yemeğine 3 bin kişi geliyor. 2 aile yemeğine ;)
Kemalizm terimi Atatürk zamanında kullanılıyordu.
Ifg'nin talebesi kesin bu, onun ekolünden geliyor. :D
AvniSinanoglu
28-03-2011, 21:53
Hem de resmi makamlarca kullanılıyordu:
tsk ederim
AvniSinanoglu
28-03-2011, 22:07
bence sizin ciddi derece iktidarsızlık politikanız var!... bakın bu ''çoğalma retoriği'' dünyanın tüm ırkçı akımlarının temel argümanıdır... örneğin bazı avrupalı ırkçılar da ''müslümanlar hızla çoğalıyor, bizi istila edecekler''e gönderme yapıyor... kürtler/müslümanlar'da hızlı nüfus artışı bir gerçekse de bu tamamen kültüreldir... tarım ve hayvancılıkla uğraşıp toprağa bağlı geleneksel yaşam süren birçok topluluğun gerçekliğidir... örneğin benim annemler de 6 kardeşmiş ve biz balkan göçmeniyiz... iç anadolu, karadeniz, ege ve akdeniz kırsallarında/köylerinde biçok aile çok çocukludur... bu bir politika değil; genel bir kültürel sorundur... kentlerde yaşayan, eğitimli yeni nesil kürtlerin beş on çocuk yapmak gibi bir dertleri yoktur...
Müsaadenizle Avrupa hiristiyanligi korumayi yasak etmistir, tüm fakir hiristiyan milletlerin cogalmasina bir baksinlar kendileri. Adamlar Avrupaya sigmadiklarindan yoksul ve geri kalmis halklarin topraklarini isgal ettikleri gibi var olan bizim osmanli topraklarini da isgal etmisler ve halen kurduklari sömürgelerin baslarindaki diktatörleri sayesinde sömürüye devam ediyorlar.
Kizilderili denilen halklarin tüm topraklari ellerinden alinmis hayat haklari yok olmus, sibiryayi dahi elimizden almislar, koskoca Avusturalya kitasini zapt etmisler, Afrika halen sömürü altinda. Afrikada hiristiyan zencilerin fakir fukara kalmalari icin hiristiyan yardim kuruluslari yegane devami calismalar yapmaktalar, yardim kuruluslari imparator sirket haline gelmis ve o halklarin egitimini ve kalkinmasini engelliyor. Kendi yer ve enerjileri yetmiyormus gibi baska ülkelerin enerji ve maden kaynaklarini kendilerine garanti etme gayretine girmisler, müslümanlar cogaliyormus söylemi sömürgeci söylemdir.
başka örnek de romanlardır... tc'nin en yoksul, eğitimsiz ve geri kalmış halklarının başında gelirler...
en az kırsal kesimdeki kürtler kadar hızlı nüfus artışına sahiptirler... üstelik kent varoşlarında yaşayanları... yine de, yeni nesil görece eğitimli romanlarda bu eğilim gittikçe azalır... Romanlar devletleri olmadigindan bu hale gelmistir 1000 senelik gelenekleriyle hic bir millette sempati kazanamiyor.
çoğalma politikası... palavra değil; gerçektir... belli merkezlerden sipariş edilip gündeme sokulur...
Sömürgeci ve korku araci icin kullanilir. Sorun cogalmalari degil sorun ülkenin kanun ve kültürüne ayak uyduramamalarindandir.
bu kadar bayağı ve cahilce laflar ettikten sonra ''ama ama ben ırçı değilim'' çocukluğuna sığınmanızı kibar üslubunuz ve zerafetiniz adına olsa olsa ''ön yargılarınıza ve sosyal bilimler formasyonu eksikliğinize'' bağlamak istiyorum... bilesiniz ki şu tavır, son derece dayanaksız genellemeci ve ırkçıdır... Yukarida da aciklamaya calistigim gibi cogalip dünyaya sigmiyan halk varsa oda inglizlerdir ve öbür germen milletleridir. Örnegin Amerikada 50 Milyon Alman yasadigini biliyormuydunuz, herifler ülkelerinde nüfüs azalmasindan bahsediyor halbuki dünyanin hangi ülkesine giderseniz gidin heryerde varlar.
AlbatrosS
29-03-2011, 03:06
albatros ırak olayını ısrarla anlamak istemiyorsun.. saddam tehlikeli bir adamdı, iran'ı ve kuveyt'i işgal etmedi mi? durdurulmasa daha işgallere devam etmeyecek miydi? kuveyt'ten çekilirken petrol kuyularını ateşe vermesi, dünya ekonomisine ve çevreye büyük zararlar vermekten çekinmeyecek bir psikopat olduğunu göstermiyor mu? halepçe katliamıyla acımasız bir despot olduğunu göstermedi mi? şimdi bu adam kendi haline bırakılmalı mı? batı böyle diktatörlerin büyümesine izin verme gafletine hitler zamanında düştü, bir daha böyle riskler alacak kadar aptal değil. Saddam devrilmek zorundaydı.. işgalin amacı budur... bundan sonra da ırak halkına bir demokrasi kurmak için yardım ediyorsun bu kadar basit.. tabi el kaide gelip milleti rasgele öldürmeye başlıyor ve seçimleri ve demokratik süreçi sabote etmeye çalışıyor.. mücadele bundan ibarettir. amerika ıraklılara herhangi bir yasa da dayatmıyor.. afganlara bile dayatmıyor. baksana. afganistan'da hristiyanlığa geçenlere ölüm cezası veriliyor.. nasıl bir emperyalizm ki bu adamların yasasına bile müdahele etmiyor.. amerika'nın tek derdi tehlikeli rejimleri ortadan kaldırmaktır.. başta kendi güvenliği için, sonra da batı demokrasilerinin ve dünya ekonomisinin güvenliği için.. taliban el kaideye yardım ve yataklık yapıyorsa ve uyarılara rağmen vazgeçmiyorsa savaştan başka çare kalmaz.. saddam psikopatı kendi rızasıyla çekilmezse savaştan başka çare kalmaz.. savaştan sonra amerika eski emperyalistler gibi burayı kendi topraklarına eklemiyor .. sadece bu adamların devletlerini tekrar kurmasına yardımcı oluyor.. şeriatçı pislikler devleti sabote edince devlete yardım ediyor, polisini askerini eğitiyor.. gayet iyi niyetli gayet doğru.. seni rahatsız eden ne ki? sana kalsa taliban ve el kaide kolkola biyolojik silah laboratuarları geliştirsin.. saddam kuveyt'i ordan önüne gelen neresiyse işgal etsin, petrol vanalarını eline alıp tüm dünyaya şantaj yapsın.. bu mudur senin planın?
saddam için dediklerinin hiçbiri doğru değil... bu adamın eli kolu bağlı ve elinde kendini savunacak askeri gücü bile yoktu... nükleer silah yerine buldukları sürreel vibratör oldu ırak'ta dünya entellerinin! saddam'ın hernagi bir yeri işgal edecek gücü olmadığı gibi, geçmişte yapageldiklerini tekrar edebileceği matematik bir doğru da değildir... üstelik elinde öyle bir imkan da yok; malum sovyet nizamı yerle bir olmuş...
ırak'a demokrasi götürme... mantığının kendisinin anti demokratik olduğunu söylüyorum zaten... bu mantığın türklerin kürtleri ''modernleştirme'' mantığıyla aynı olduğunu da... aynı mantık bir sürü sömürge devletini yağma ve işgal etmenin de gerekçesiydi... uygarlaştırma/modernleştirme retoriği şimdilerde ''demokrasi ve özgürlük götürme'' olarak işletiliyor...
tc'nin islami vakıfları birtakım sebeplerle yasaklaması ve engel olmasıyla ırak'ın da benzer kaygılarla işgali özünde aynıdır... saddam için de tc'deki islamcılar için de dünya ve demokrasi açısından olumlu şeyler söylenemez; ancak buna karşı gösterilen tavrın daha beter sonuçları yarattığını hep birlikte gözlemliyoruz... bak geçmişte %20 en fazla oy alan islamcı çevre; bugün %45leri görebiliyor... tamam, akp'nin islamcı pratiği söylem ve retorik gibi durmaktadır; ancak, gülen cemaatinin ne derece büyüdüğü, ne kadar etkin bir duruma geldiği de vakıa değil midir? cemaatin islami gizli bir ajandası olsa(bak olsa diyorum) pekala o amaçları gerçekleştirebilecek jeopolitik ve stratejik kaynaklara/desteğe sahip değiller mi?
peki, buna rağmen tc'de bir darbe teşebbüsü ''makul'' karşılanabilir mi??? bu sorunu daha büyütmek bir yana, marjinalleştirmez mi?
akıllı bir adamsın; ancak, bu mantığın benzer/aynı olduğunu nasıl göremiyorsun? tahakküm/otorite kurmak isteyenin bahanesi tarihte hep benzer mantıklarla işletilmiş... taa orta asya devletlerinden ortaçağ avrupasına; oradan sömürge dönemine; oradan modernite'ye varana tonla örnek verebiliriz... hükümdar ailesini dünyaya iyilik ve adalet dağıtmakla görevli addeden ''kut inancı''(orta türk resmi ideolojisi) ile her yeri modernleştiren sömürge yönetimleri arasında; dünyaya allah'ın adaletini(!) götüren islam gazasıyla, ırak'a ''demokrasi'' götüren abd seferleri özünde aynı mantığın ürünü değil mi???
AlbatrosS
29-03-2011, 03:20
Müsaadenizle Avrupa hiristiyanligi korumayi yasak etmistir, tüm fakir hiristiyan milletlerin cogalmasina bir baksinlar kendileri. Adamlar Avrupaya sigmadiklarindan yoksul ve geri kalmis halklarin topraklarini isgal ettikleri gibi var olan bizim osmanli topraklarini da isgal etmisler ve halen kurduklari sömürgelerin baslarindaki diktatörleri sayesinde sömürüye devam ediyorlar.
Kizilderili denilen halklarin tüm topraklari ellerinden alinmis hayat haklari yok olmus, sibiryayi dahi elimizden almislar, koskoca Avusturalya kitasini zapt etmisler, Afrika halen sömürü altinda. Afrikada hiristiyan zencilerin fakir fukara kalmalari icin hiristiyan yardim kuruluslari yegane devami calismalar yapmaktalar, yardim kuruluslari imparator sirket haline gelmis ve o halklarin egitimini ve kalkinmasini engelliyor. Kendi yer ve enerjileri yetmiyormus gibi baska ülkelerin enerji ve maden kaynaklarini kendilerine garanti etme gayretine girmisler, müslümanlar cogaliyormus söylemi sömürgeci söylemdir.
avrupanın tümü değil... aşırı sağ ve ırkçı populistler özellikle; ancak ''gelişmişlik/az gelişmişlik'' retoriği kültürel/ideolojik bir araç olarak kökenleri taa 18.yy'a giden sömürge dönemi ideolojisinin ürünleridir... örneğin 18.yy antropologları, ''taşralı, bilim-teknik açısından geri, kırlarda yaşayan'' tüm toplumların geri/cahil/barbar oldukları gibi bunların bir kültürü olamıyacağını iddia etmekteydi(alan dundes, halk kimdir? google'dan aratınız)
Romanlar devletleri olmadigindan bu hale gelmistir 1000 senelik gelenekleriyle hic bir millette sempati kazanamiyor.
kemalist türk ırkçıları 72 milleti birden düşman addediyor(bknz, nihal atsız'ın oğluna vasiyeti)... bu romanların suçu olamaz; her kültür kendi karakterinde/dinamiğinde belli değere sahiptir...
Sömürgeci ve korku araci icin kullanilir. Sorun cogalmalari degil sorun ülkenin kanun ve kültürüne ayak uyduramamalarindandir.
hayır... kimsenin öyle bir zorunluluğu yok... kanunları insanlar koyar; hiçbiri ilahi/şaşmaz hükümler değildir... bir hükmün kanun oluşu evrensel insani kriterlerde meşru olduğuna delalet etmez... şimdi 12 eylül ucube anayasasına karşı geldikleri için insanları kanunsuz/terörist mi addeceğiz? o da pekala kanuniydi... hatta hitler anayasası da pekala kanuniydi; ama meşru değil...
Yukarida da aciklamaya calistigim gibi cogalip dünyaya sigmiyan halk varsa oda inglizlerdir ve öbür germen milletleridir. Örnegin Amerikada 50 Milyon Alman yasadigini biliyormuydunuz, herifler ülkelerinde nüfüs azalmasindan bahsediyor halbuki dünyanin hangi ülkesine giderseniz gidin heryerde varlar.
toplumsal kimlikler özünde birer ilüzyondan ibarettir... zira insan önce kendini nasıl tanımlamak istiyorsa öyle tanımlama hakkına sahiptir. ulusal kimlikler bir parça dil bir parça din bir parça da şarkı/türkü gibi motiflerin çeşitli oranlarda temsilinden/versiyonlarından oluşur... ancak etnisite'nin biyolojik anlamda herhangi bir işlevi yoktur... kültürel aktarımlarsa tamamen değişime açık; değişmesi elzem ve evrensel kriterlerce düşünülmesi gereken mevzulardır...
kendi ön yargılarınız ve ırkçılığınız için kimliklere savaş açmayınız... sahip yahut efendi değilsiniz... demokrasi ve özgürlüğünüz bahşedilen bir lütuf değildir... yaşama hakkınız, konuştuğunuz dil ve kültürünüzü kimse size bahşedemez; bunun tartışması bile gayrı insanidir... ucube kanunları bahane edip insanları bunlara uymuyorlar diye her türlü insanlık dışı mühameleye layık görmeye kimsenin hakkı yoktur...
AlbatrosS
29-03-2011, 03:28
Ben duyduklarım ve okuduklarımla konuşuyorum. Birebir öyle bir şey görmedim. Ama doğu nüfusunun epeyce fazla olması da tesadüf değildir dimi ?
bugün milliyette bir haber okudum. 2 aşiret barışıyor, barış yemeğine 3 bin kişi geliyor. 2 aile yemeğine ;)
öldürdüklerimiz ve onların muhtemel çocuklarını hesaba katsak 10 milyon eksiğimiz var:D
yahu bu nasıl bir kafa... nüfus planlamasını ancak devletler yapar, belki teşvik eder; o da savaş ve sanayileşme/işgücü ihtiyacı dönemlerinde... gerisi ''kültürel''dir... tesadüf değildir; kültüreldir! kaldıki nüfus olarak fazla olmaları seni niye rahatsz etsin? bu ülkede on milyon rum ve ermeni kökenli olsa keşke... hatta on milyon kadar fr, hollanda, latin kökenli olsa... bak japonları da severim:)
arkadaşım bu nasıl hazımsızlık, bu nasıl patalojik bir korkudur? işte ırkçılık böyle bir şey: özünde ''korku kültürü''dür... detaylardaysa ''sahip/efendi'' ilişkisinin belleklerdeki tezahürüdür... siz kendinizi sahip/efendi olarak görmemiş olsanız herhangi bir grubun nüfus dengesi sizi rahatsız etmezdi... bakın benim umrumda değil, hatta çok da severim, kız arkadaşlarım da oldu, gayet de hoştu hani :)
Ama doğu nüfusunun epeyce fazla olması da tesadüf değildir dimi ?
Epeyce fazla derken? Neye göre fazla? Türkiye nüfusunun batıdaki kısmı doğudakinden "epeyce fazla" diye biliyorum ben. Sadece İstanbul'da tüm Güneydoğu Anadolu'dan fazla insan var. Hani ırkçılık mıdır değil midir tarzı bir tartışmayı da geçtim, ortada bariz bir bilgi hatası var sanki.
Türkiyenin doğu nüfusu batıdakinden 'çok daha az' elbette.. Ama doğu nüfusunun daha hızlı bir şekilde arttığı, artan nüfusun da büyük bölümünün batıya göç ettiği de bir gerçek.
Doğudaki bu artışı ise 'planlı', 'programlı' bir 'politika' olarak görmek de çok saçma sapan bir görüş zaten.. Milliyetçi komplo teorilerinden.. Herkes bilir ki; eğitimsiz ve geliri düşük olan bölgelerin, nüfus artış hızı da oransal olarak artar.. Türkiye de bu konuda istisna değil.
Kürt nüfusunun, Türk nüfusuna oranla çok daha hızlı arttığı aşikar. Mersin gibi şehirlerin birer Kürt şehrine dönmeye başladığı da doğru. Ama bu Kürtlerin kendi aralarında konuşup daha fazla çocuk yapalım, sayıca Türkleri geçelim dediği anlamına gelmiyor elbet.
Peki Kürt nüfusu neden Türklere oranla daha hızlı artıyor? Olay tamamen kültürel, ekonomik ve eğitim seviyesiyle beraber gelişmişlikle ilgili. Arkadaşlar yukarıda değinmişler zaten, tekrar bunları açmaya gerek duymuyorum.
Peki kabahatin çoğu kimde ya da esas kaynağı ne? Her zamanki gibi devletinizin yanlış ve iki yüzlü politikaları. Sen toprak ağalarını, aşiret reislerini gerekirse zorla tasfiye etmek bilhassa seçim zamanları desteklersen bunun bedeli de bunların nüfuzu altında yaşayan insanların cehaleti, az gelişmişlikleri, vatandaş ve birey olamayışları olur. Tabi bu devlet politikası olmasından ziyade siyasetçilerin işin kolayına kaçmaları ve memleket sevdalarından değil de rant elde etmek için siyaset yapmaklarıyla daha ilgili. Aşiret reisini sok partiye, hooop on binlerce oy hiç uğraşmadan cepte. Kim uğraşacak teker teker bilinçli seçmeni ikna etmekle? Değil mi?
Dedelerimize sorsak, onların da tonla kardeşleri olduğunu öğreniyoruz. Ama değişen dinamikler, bugün Türklerde daha az çocuk yapma eğilimini doğurmuş. Aynı mesafeyi Kürtlerin de katetmesi lazım ve kendilerine iki yüzlü politikalardan vazgeçilip yardım edilmesi lazım. Vasıfısız nüfusun artışı kimseye hayır getirmez.
Bu vasıfsız nüfusun büyük şehirleri ve tatil beldelerini daha da yaşanmaz hale getirmemesi için samimiyet şart. (Burada mevzu vasıfsız insanların sayısını artması, yoksa bunun her hangi bir etnik grubun mensubu olmakla hiçbir ilgisi yok.).
AvniSinanoglu
29-03-2011, 23:51
kemalist türk ırkçıları 72 milleti birden düşman addediyor(bknz, nihal atsız'ın oğluna vasiyeti)... bu romanların suçu olamaz; her kültür kendi karakterinde/dinamiğinde belli değere sahiptir...
Ilk önce Nihal Atsizin sair oldugunu unutma, milletlerin birbirine karsi düsman olabileceginide unutma ve sonuc olarak arabuluculuk yapacak kimse bulamassan kendinde zor duruma düsersen hangi tarafi tutacaksin? Nihal Atsizin sözleri cok kaba ve aciklamaya aydinlatilmasinda fayda var. Hic bir Türk veya insan düsmanliklarla rahat yasiyamaz ama böyle felaket durumlarda kendini bilmen icin yazilan radikal yazilari harfiyen anlamaninda manasi yoktur.
hayır... kimsenin öyle bir zorunluluğu yok... kanunları insanlar koyar; hiçbiri ilahi/şaşmaz hükümler değildir... Genelleme yapmaktan kacindim en basit ve koyu mesru kanunlara uymak zorunda herkez, devamini kendin düsün...
toplumsal kimlikler özünde birer ilüzyondan ibarettir... zira insan önce kendini nasıl tanımlamak istiyorsa öyle tanımlama hakkına sahiptir. ulusal kimlikler bir parça dil bir parça din bir parça da şarkı/türkü gibi motiflerin çeşitli oranlarda temsilinden/versiyonlarından oluşur... ancak etnisite'nin biyolojik anlamda herhangi bir işlevi yoktur... kültürel aktarımlarsa tamamen değişime açık; değişmesi elzem ve evrensel kriterlerce düşünülmesi gereken mevzulardır...
Burada birbirimizi anliyorsaz en azindan dilimizin bir oldugunu düsün!
kendi ön yargılarınız ve ırkçılığınız için kimliklere savaş açmayınız.
Savas acma lüksümüz millet olarak saten yok 300 seneden beri, hep sustuk hep vurulduk, hep yenildik, hep asalandik, hep alay konusu olduk,..
.. sahip yahut efendi değilsiniz... demokrasi ve özgürlüğünüz bahşedilen bir lütuf değildir... yaşama hakkınız, konuştuğunuz dil ve kültürünüzü kimse size bahşedemez; bunun tartışması bile gayrı insanidir... ucube kanunları bahane edip insanları bunlara uymuyorlar diye her türlü insanlık dışı mühameleye layık görmeye kimsenin hakkı yoktur...Öyle birsey söyledigimi hatirlamiyorum...birazcik somut örnek verirseniz daha incelikli yasisabiliriz.
AlbatrosS
30-03-2011, 01:20
milletler... diye tek kimlikli, bütünlüklü ve homojen bir kitle varsayıp üstüne bunları bir de düşmanlaşanlar görebiliyoruz. ulusal kimlikler suni bileşenlerdir. ilüzyondur. palavradır. birbirine benzer ama her halükarda farklı milyonlarca insan. ideolojik bir safsata, sürüleştirme amacı. yığınları sürükleme, ortak çıkar(!) etrafında kümeleme gayesi. milli denenin var oluş tarzı/amacı/işlevi budur.
her toplumda öteki'ne düşmanca eğilimler besleyen aklı peynir/hıyarla yenmiş andavallar mevcuttur. ancak bu millet dediğimizin şeyin genelini ne kadar temsil edebilir?
nihal atsız şiir yazar ama şair midir ondan şüpheliyim :) kendileri belli bir ideolojik çerçevenin adamıdır... şiirlerinde bu çerçeveyi kalın çizgilerle vurgulamış yahut fikriyatını yasladığı hastalıklı psikolojik ön yargıları kendini aşikar etmiştir... aslında nihal atsız'ın şiirinde temsil ettiği algı biçimi ''dört yanı düşmanlarla bezeli tc'' retoriğinin aynısıdır... evet, düşman vardır; yalan değil... düşmanlık eden düşman bulur azizim, bir de bu var!
en basit ve koyu meşru kanunlar??? misal ben mevcut anayasanın en temel maddeleri de dahil tonla maddesini gayrı meşru ve gerici buluyorum. en başta değiştirilmesi teklif dahi edilemez!!! oluşuna. insan hakları ve özgürlüklere aykırı olmayacaksa her şey değişir...
300 seneden beri hep susan, vurulan, aşağılanan bir millet???? bu ne demek şimdi??? güya modernite'yi kendine şiar yapanlar 300 sene öncesinin sömürgeci/savaş makinelerinin politikalarını meşru mu buluyor??? 300 sene osmanlı gerilediyse önceki 300 sene de her yeri fethetti! elbette sakız/cikletle değil; can alarak, can vererek! millet/din gibi kimlikler işte buna yarıyor: kaynağı müphem, belirsiz ve uydurma bir ideolojik tarih algısıyla meşruiyet çizgisi arama/yakalama... fetih/gaza/cihat yaparken alınan canlar pek bir meşru/hoş geliyor da ulu/cihan hakimi/yüce egolara; işgal edilirken de aynı derece hırpalanıyor, hüzünleniyor zatlar... tabi ya: kendi milleti çikolatayla kandırırken gavurun kızlarını, yöneticilerini; öbürleri zıkkım zehir içiriyorlardı :) ohhhh, ardından gelecek cümle de belli: biz emperyalissss olmadık ki!!! :) tarihin gözünü seveyim...
''öyle bir şey'' dediniz!!! ama farkında bile değilsiniz!... tarihselliğinizi sahiplenme biçiminizden ulus/millet algısına; oradan da ''düşman milletler'' tespitlerine kadar hepsi ''efendi/sahip'' retoriğinin dışa vurumudur... öyle bir şey demediyseniz ne dediniz, neye karşı çıktınız da yazma ihtiyacı hissettiniz???
ulusal kimlikler suni bileşenlerdir. ilüzyondur. palavradır. birbirine benzer ama her halükarda farklı milyonlarca insan. ideolojik bir safsata, sürüleştirme amacı. yığınları sürükleme, ortak çıkar(!) etrafında kümeleme gayesi. milli denenin var oluş tarzı/amacı/işlevi budur.
Sayın albatros çözümünüz nedir? Tüm dünya milletleri tek bir bayrak altında toplanıp marslılarla mı savaşalım????
her toplumda öteki'ne düşmanca eğilimler besleyen aklı peynir/hıyarla yenmiş andavallar mevcuttur.
Doğanın gerçeği bu. Her canlı bulunduğu alanı korur. Saldırmamak en iyisi de artan nüfus ve kaynak ihtiyacı nasıl karşılanacak??? Barış içinde bir ulus devlette yaşamak en mantıklısı. Nüfusu dengeli ve kaynaklarıyla kendi kendine yetebilen bir ulus devlet.
İnsanlar hep savaşıcak. Çünkü kaynaklar her zaman el değiştirecek. Sen barış içinde politikalar güdüp kimseye saldırmadığın halde, kendi kendine yetebilmen, başka güçler tarafından sürekli takip edilecek ve sonunda zayıf bir anında tepene çökülecek.
İstemiyorum ben dünya devleti, tüm insanlık birarada vs. Kendi toprağımda kendi alanımda kendi potansiyelimi ve hakkımı geliştirerek yaşamak istiyorum.
Bu ütopik düşüncelere gerçek dünyada yer yok malesef.
AlbatrosS
30-03-2011, 21:11
ulusal kimlikler suni bileşenlerdir. ilüzyondur. palavradır. birbirine benzer ama her halükarda farklı milyonlarca insan. ideolojik bir safsata, sürüleştirme amacı. yığınları sürükleme, ortak çıkar(!) etrafında kümeleme gayesi. milli denenin var oluş tarzı/amacı/işlevi budur.
Sayın albatros çözümünüz nedir? Tüm dünya milletleri tek bir bayrak altında toplanıp marslılarla mı savaşalım????
dinler yeryüzünün ilk efsaneleridir; insanlığın ''ilk oluş''a ilişkin temel soruları olan mitlerden evrimleşmiştir, dediğimizde ''kurabiye canavarına mı inanalım'' diye sormak ne kadar anlamlıysa, sorunuz okadar anlamlıdır...
şayet bunu idrak ediyorsanız yaşadığınız coğrafyada on yıllardır uygulanagelen saçma sapan milliyetçi(ırkçı) politik/kültürel uygulamaları deşifre etmeniz yeterlidir ilk aşamada.
her toplumda öteki'ne düşmanca eğilimler besleyen aklı peynir/hıyarla yenmiş andavallar mevcuttur.
Doğanın gerçeği bu. Her canlı bulunduğu alanı korur. Saldırmamak en iyisi de artan nüfus ve kaynak ihtiyacı nasıl karşılanacak??? Barış içinde bir ulus devlette yaşamak en mantıklısı. Nüfusu dengeli ve kaynaklarıyla kendi kendine yetebilen bir ulus devlet.
kaynakların yetersiz oluşu iktisadi bir mittir...dünya nüfusunun azınlıktaki bir kısmı kaynakların %80'inin kontrolüne sahiptir...
İnsanlar hep savaşıcak. Çünkü kaynaklar her zaman el değiştirecek. Sen barış içinde politikalar güdüp kimseye saldırmadığın halde, kendi kendine yetebilmen, başka güçler tarafından sürekli takip edilecek ve sonunda zayıf bir anında tepene çökülecek.
mevcut kültürlenmenin insana dayattığı bir safsata: sınırlı kaynaklar, sınırsız ihtiyaçlar ve oburluk! tabi tüm bu safsatalar için savaşmaya ve ölmeye hazır kitleler oldukça bu böyle sürecek...
İstemiyorum ben dünya devleti, tüm insanlık birarada vs. Kendi toprağımda kendi alanımda kendi potansiyelimi ve hakkımı geliştirerek yaşamak istiyorum.
Bu ütopik düşüncelere gerçek dünyada yer yok malesef.
''devlet'' istediğimizi ne zaman söyledik :D ben de birilerinin korku politikalarının, ırkçılığının ve ideolojik safsatalarının oyuncağı olmak istemiyorum. ideolojik ırkçı/ulusal safsatalar yüzünden savaşmak, savaştırılmak istemiyorum. sürekli düşman besleyen/yaratan/üreten bu safsatalara mecbur olmak istemiyorum.
kaldıki savaşmayı, tahakküm ve otorite kurmayı, militarizmi reddetmek ne zamandan beri ütopya oldu! birileri insanlık vicdanına tecavüz ediyor ve ben bunu reddediyorum... sizse, biz etmezsek onlar edecek, mecburuz... diyorsunuz... :)
Savaşmak, tahakküm ve otorite insan yeryüzünden silinene kadar varolacak. Hatta belki yerimize gelecek yeni zeki canlılar da bunu devam ettirecek. Yaşamın gerçeği bu.
Bizler zeki canlılarız. Öleceğimizi biliyor olmanın verdiği yoğun travma ile yaşamımızı sürdürüyoruz. BU travma bizi daha da saldırgan yapıyor. Çok üzgünüm ama insanlık olarak yapılabilecek tek şey barış dönemlerini olabildiğince uzun tutmak. Eninde sonunda savaşlar olur. Eninde sonunda bir rahatsızlık huzursuzluk dengesizlik olur. Yaşam yamyacadır, statik kalamaz, değişir, sürekli etrafını rahatsız ederek genişler. İnsan da bundan nasibini savaşlar ve yokoluşlarla alır.
İnsan olmak ise bu yamyamlığı biraz olsun ehlileştirebilmektir. Çevremize çit çekip yaşamak zorundayız. Milyonlarca yıldır bu şekilde yaşıyoruz çünkü. Bu ulus devlet olur ya da gezegenin kendisi olur hiç farketmez.
ideolojik ırkçı/ulusal safsatalar yüzünden savaşmak, savaştırılmak istemiyorum. sürekli düşman besleyen/yaratan/üreten bu safsatalara mecbur olmak istemiyorum.
Sayın Albatros, sonuna kadar katılıyorum size. Ama eninde sonunda savaşıyoruz. Tehlike kapımıza dayandığı zaman kendimizi savunmaktan başka çare yok. Evrim bu gerçeği yüzümüze biyolojik olarak vurdu zaten. İnsan olmanın en rezil yanı da bu.
Saygılarımı sunuyorum ve sizinle hem fikir olduğumu da belirtmek istiyorum.
AvniSinanoglu
30-03-2011, 21:43
milletler... diye tek kimlikli, bütünlüklü ve homojen bir kitle varsayıp üstüne bunları bir de düşmanlaşanlar görebiliyoruz. ulusal kimlikler suni bileşenlerdir. ilüzyondur. palavradır. birbirine benzer ama her halükarda farklı milyonlarca insan. ideolojik bir safsata, sürüleştirme amacı. yığınları sürükleme, ortak çıkar(!) etrafında kümeleme gayesi. milli denenin var oluş tarzı/amacı/işlevi budur.
Milletleri birbirine düsüren düsman eden veya düsmanliklarini derinlestiren bir gruplar localar mevcut 1.Cihan harbini kizistiranda onlar, devamini yazmiyim cünkü cevabini biliyorum.
her toplumda öteki'ne düşmanca eğilimler besleyen aklı peynir/hıyarla yenmiş andavallar mevcuttur. ancak bu millet dediğimizin şeyin genelini ne kadar temsil edebilir?
Sistemde askerlik mecburiyeti var, savas monarsilerde, komunizmde, sade cumhurriyetlerde, ve en sonunda demokrasi lerde dahi cikabilir. Aklini peynir ekmekle yiyenlerin ister istemez silaha sarilmasi gerekebilir.
nihal atsız şiir yazar ama şair midir ondan şüpheliyim :) kendileri belli bir ideolojik çerçevenin adamıdır... şiirlerinde bu çerçeveyi kalın çizgilerle vurgulamış yahut fikriyatını yasladığı hastalıklı psikolojik ön yargıları kendini aşikar etmiştir... aslında nihal atsız'ın şiirinde temsil ettiği algı biçimi ''dört yanı düşmanlarla bezeli tc'' retoriğinin aynısıdır... evet, düşman vardır; yalan değil... düşmanlık eden düşman bulur azizim, bir de bu var!
Onun zamaninda Türk dünyasi esirdi ve sadece Türkiye Türklerini degil tüm dünya Türklerini düsünen belkide bu esirlik moraliyle pisyolojik hasta da olmus olabilir, ama Türk tarih anlayisina kattigi cok seyler var.
300 seneden beri hep susan, vurulan, aşağılanan bir millet???? bu ne demek şimdi??? güya modernite'yi kendine şiar yapanlar 300 sene öncesinin sömürgeci/savaş makinelerinin politikalarını meşru mu buluyor??? 300 sene osmanlı gerilediyse önceki 300 sene de her yeri fethetti!
Yine sözleri istedigin yere cekmeye calisiyorsun, biz 300 sene evvel fetih edebilecek gücteydik, fetih edecek gücümüz olup kullanmama daha iyi degilmi, fakat kendi topraklarimizi dahi koruyamayacak kadar aciziz,
hudud karakollarimiza yapilan hain saldirilari ne cabuk unuttuk..
elbette sakız/cikletle değil; can alarak, can vererek! millet/din gibi kimlikler işte buna yarıyor: kaynağı müphem, belirsiz ve uydurma bir ideolojik tarih algısıyla meşruiyet çizgisi arama/yakalama... fetih/gaza/cihat yaparken alınan canlar pek bir meşru/hoş geliyor da ulu/cihan hakimi/yüce egolara; işgal edilirken de aynı derece hırpalanıyor, hüzünleniyor zatlar... tabi ya: kendi milleti çikolatayla kandırırken gavurun kızlarını, yöneticilerini; öbürleri zıkkım zehir içiriyorlardı :) ohhhh, ardından gelecek cümle de belli: biz emperyalissss olmadık ki!!! :) tarihin gözünü seveyim...
O zamanin fetih sartlarinin arkasinda ki konular bu günki ile benzeridir, nasil ABD kendini dünya polisi olarak algiliyorsa osmanlida güc olarak bölgedeki zorba devletlerin hakkindan gelmeyi bilmistir.
''öyle bir şey'' dediniz!!! ama farkında bile değilsiniz!... tarihselliğinizi sahiplenme biçiminizden ulus/millet algısına; oradan da ''düşman milletler'' tespitlerine kadar hepsi ''efendi/sahip'' retoriğinin dışa vurumudur... öyle bir şey demediyseniz ne dediniz, neye karşı çıktınız da yazma ihtiyacı hissettiniz???
Konuyu actikca actik aslinda neden yazdigimi bende cözemedim:confused:
AvniSinanoglu
30-03-2011, 21:47
ulusal kimlikler suni bileşenlerdir. ilüzyondur. palavradır. birbirine benzer ama her halükarda farklı milyonlarca insan. ideolojik bir safsata, sürüleştirme amacı. yığınları sürükleme, ortak çıkar(!) etrafında kümeleme gayesi. milli denenin var oluş tarzı/amacı/işlevi budur.
Sayın albatros çözümünüz nedir? Tüm dünya milletleri tek bir bayrak altında toplanıp marslılarla mı savaşalım????
her toplumda öteki'ne düşmanca eğilimler besleyen aklı peynir/hıyarla yenmiş andavallar mevcuttur.
Doğanın gerçeği bu. Her canlı bulunduğu alanı korur. Saldırmamak en iyisi de artan nüfus ve kaynak ihtiyacı nasıl karşılanacak??? Barış içinde bir ulus devlette yaşamak en mantıklısı. Nüfusu dengeli ve kaynaklarıyla kendi kendine yetebilen bir ulus devlet.
İnsanlar hep savaşıcak. Çünkü kaynaklar her zaman el değiştirecek. Sen barış içinde politikalar güdüp kimseye saldırmadığın halde, kendi kendine yetebilmen, başka güçler tarafından sürekli takip edilecek ve sonunda zayıf bir anında tepene çökülecek.
İstemiyorum ben dünya devleti, tüm insanlık birarada vs. Kendi toprağımda kendi alanımda kendi potansiyelimi ve hakkımı geliştirerek yaşamak istiyorum.
Bu ütopik düşüncelere gerçek dünyada yer yok malesef.
Bay albatrosun yazdiklarina gelebilmek icin UNO (Birlesik Milletlerin) olmamasi gerekiyordu, belki bu kurumu icat edebilirdi gec kalmis.
Her ülke bir aileye benzer, icindekilerde aile bireyleridir.
AlbatrosS
30-03-2011, 21:49
Savaşmak, tahakküm ve otorite insan yeryüzünden silinene kadar varolacak. Hatta belki yerimize gelecek yeni zeki canlılar da bunu devam ettirecek. Yaşamın gerçeği bu.
Bizler zeki canlılarız. Öleceğimizi biliyor olmanın verdiği yoğun travma ile yaşamımızı sürdürüyoruz. BU travma bizi daha da saldırgan yapıyor. Çok üzgünüm ama insanlık olarak yapılabilecek tek şey barış dönemlerini olabildiğince uzun tutmak. Eninde sonunda savaşlar olur. Eninde sonunda bir rahatsızlık huzursuzluk dengesizlik olur. Yaşam yamyacadır, statik kalamaz, değişir, sürekli etrafını rahatsız ederek genişler. İnsan da bundan nasibini savaşlar ve yokoluşlarla alır.
bugün anlamadığımız manada, top yekun imhaya dayalı savaşların hep olacağı bir ''inanç'' modelidir...
bunun dışındaki söylemlerde haklılık payınız var, ancak, antimilitarizm'in de özünde içsel bir savaş/mücadele alanı olduğunu hatırlatırım. insanlık ''ego'' dediğimiz yaratıcı/obur/şımarık bir çocuğa sahiptir; ancak, bunun onun doğası olduğunu söyleyip genellemek de farazidir...
İnsan olmak ise bu yamyamlığı biraz olsun ehlileştirebilmektir. Çevremize çit çekip yaşamak zorundayız. Milyonlarca yıldır bu şekilde yaşıyoruz çünkü. Bu ulus devlet olur ya da gezegenin kendisi olur hiç farketmez.
sorun şu ki bu çitler sorunu çözmekten ziyade derinleştiriyor... örneğin gündelik sosyal ilişkilerde bu çitlerin karşılığı psiko-sosyal bariyerler/tabulardır... karşılıklı bir etkileşim söz konusu...örneğin sevdikleriyle ilişkilerinde ne kadar çok yasak/kural/tabu/dayatma koyar ve uygularsan o derece rahatsız edici olup insani ilişkilerin manipüle olur. sahip olma/mülkleştirme olgusunu içselliğini yıktığın nispetteyse daha huzurlu, dengeli olduğunu hissedersin. çitler birbirini besler...
ideolojik ırkçı/ulusal safsatalar yüzünden savaşmak, savaştırılmak istemiyorum. sürekli düşman besleyen/yaratan/üreten bu safsatalara mecbur olmak istemiyorum.
Sayın Albatros, sonuna kadar katılıyorum size. Ama eninde sonunda savaşıyoruz. Tehlike kapımıza dayandığı zaman kendimizi savunmaktan başka çare yok. Evrim bu gerçeği yüzümüze biyolojik olarak vurdu zaten. İnsan olmanın en rezil yanı da bu.
savaşmaya hazır kitleler hep var çünkü... bakın başka bir konuda sorunun kaynağını özellikle ''kültürlenme'' olarak çizdim... savaşların gıdası aynı zamanda mevcut toplumsallaşma biçimlerimizin de özünüoluşturan ''ulus/din/otorite/tahakküm'' gibi gelenekleşen ve sürekli yeni biçimlerde üretilen değerlerdir... çözüm dayatılan kimlikleri antimiliter bir tavırla/duruşla reddetmektir!
taa çocuk yaşlardan itibaren ''gelenek/eğitim'' etrafında zihnimize ''öteki''ne karşı bin türlü korku/komplo unsuru yerleştiriliyor. ilk ergen dönemlerimden itibaren bunları aştığım, reddettiğim ve içselleştirdiğim nispette(14-15yaşlar) kendi kültür/dil/geleneğimden farklı görünenin özünde benimle hiçbir farkı olmadığını idrak ettim...hepi topu sadece insandı... dili/dini/etnisitesi ne olursa olsun sadece insan...
şöyle bir açılım yapayım: örneğin ben etnisitemi zerre kadar önemsemem; ama konuştuğum dili severim, iyi kullanmaya çalışırım... birileri zorla değiştirmeye kalkmadığı müddetçe dilimi korumaya kalkmaz; dilimle/kültürümle ne övünür ne de yerinirim... hatta birçok farklı dilde eğitim almak, onların da çok iyi birer kullanıcısı olmak isterim...
bu bağlamda hamasi/türkçü genellemeler/nutukları oldum olası sevmedim... kültürü farklı olanın bu ülkede ben gibi söz hakkı olduğunu düşündüm. mesela... kürtler... kendilerine yeni çitler/sınırlar koymak istiyorlarsa kendilerinin sorunu... ama bunu bir ''hak'' olarak tanıyorum... bu ülke ya kürtleri de gerçek anlamda eşit/özgür vatandaşlar addecek ya da sancılı da olsa orta vadede ayrılığı yaşayacak...
ohalde ne yapabiliriz??? çözüm egemenlerin reel politiğini, kültürlenmesini ve tahakkümünü reddetmekten geçiyor...
AlbatrosS
30-03-2011, 21:54
Bay albatrosun yazdiklarina gelebilmek icin UNO (Birlesik Milletlerin) olmamasi gerekiyordu, belki bu kurumu icat edebilirdi gec kalmis.
Her ülke bir aileye benzer, icindekilerde aile bireyleridir.
aile bir tabudur... sevgiler :)
Sayın albatros açıklamalarınız için teşekkürler.
AlbatrosS
30-03-2011, 22:11
Milletleri birbirine düsüren düsman eden veya düsmanliklarini derinlestiren bir gruplar localar mevcut 1.Cihan harbini kizistiranda onlar, devamini yazmiyim cünkü cevabini biliyorum.
düşman olmanın gerekliliğini(!) sorguluyoruz zaten... milletler düşman olmaz... çünkü millet dediğin heyuladır; korkunun tahakkümüdür, sınırdır yani siyasi/kültürel bir ideolojik örgütlenme tarzıdır. medeniyetler çatışması ne kadar anlamlıysa milletlerin düşmanlığı da okadar anlamlıdır... amerikan emperyalizminin/kültürünün ''yıldız savaşları''nı üretmesi bile tesadüf değildir... çünkü kafanın gerisinde hep bir ''düşman/yaşam tarzına tehdit'' vardır... öyle de olmak zorunda... düşman görürsen düşman yaratırsın.
Sistemde askerlik mecburiyeti var, savas monarsilerde, komunizmde, sade cumhurriyetlerde, ve en sonunda demokrasi lerde dahi cikabilir. Aklini peynir ekmekle yiyenlerin ister istemez silaha sarilmasi gerekebilir.
şiddet gerçek manada nefsi müdafayla sınırlı kaldığı ölçüde şiddet değildir... nefsi müdafa olabilmesi için de tahakküm ve otorite olgusunu yıkmaya/kırmaya dönük olması gerekir. buna karşı pasif/aktif olmak üzere iki mücadele şekli vardır. pasif olan daha zor, meşakkatlidir; aslında daha fazla bedel ödemeyi gerektirir.
Onun zamaninda Türk dünyasi esirdi ve sadece Türkiye Türklerini degil tüm dünya Türklerini düsünen belkide bu esirlik moraliyle pisyolojik hasta da olmus olabilir, ama Türk tarih anlayisina kattigi cok seyler var.
türk ne???? özünde yalnızca insan değil mi??? kafanın gerisinde ''türkçü'' bir tarih okuması var hep... sorunu ''insani'' özde değil de daimi bir ulusal karakterde ele alıyor. oysa sorun yalnızca iktisadi bir devlet mekanizmasına içrektir! türklük/müslümanlık/hristiyanlık bunun retorik sosudur! meşrulaştırma aracıdır. örneğin tc tarihindeki ulus devlet süreci, asimilasyonist, tehcire/katliama dayalı pratikleri ve ırkçılığı gündeme sokmuştur. ancak sorun iktisadi bir devlet mekanizması sorunudur. hakimiyet/egemenlik/tahakküm sorunudur.
Yine sözleri istedigin yere cekmeye calisiyorsun, biz 300 sene evvel fetih edebilecek gücteydik, fetih edecek gücümüz olup kullanmama daha iyi degilmi, fakat kendi topraklarimizi dahi koruyamayacak kadar aciziz,
hudud karakollarimiza yapilan hain saldirilari ne cabuk unuttuk..
çit yapan... sınır çizen... tabu yaratan... mantık da bu zaten... hadi geçmişi anladık; bazı koşullar vs nedeniyle günümüz algı düzeyinde değildi insanlık... ya şimdi??? bu ülkede yaşayan herkes bu ülkenin kaderinde söz sahibidir. ırka/etnisiteye dayalı egemenlik ilişkilerini reddetmek şimdi neden ağrınıza gidiyor? kürtler eğer istiyorsa kendi devletlerini kursunlar bundan size ne?? istanbulda yaşayan sade bir vatandaşın diyarbakır'da ne çıkarı var??? yahu ''türkler şöyleydiyle'' başlayan her cümleniz zaten şu ülkedeki hakim olan ''efendi/sahip'' zihniyetinin tezahürüdür... etnisiteye dayalı ideolojik algıları reddeden biri için birlikte yaşadığı her grubun sorunu kendi sorunudur... neden kürtler, lazlar, araplar için aynı kaygıları duymuyoruz?
O zamanin fetih sartlarinin arkasinda ki konular bu günki ile benzeridir, nasil ABD kendini dünya polisi olarak algiliyorsa osmanlida güc olarak bölgedeki zorba devletlerin hakkindan gelmeyi bilmistir.
osmanlı da zorba bir savaş makinesiydi... 1. milyona yakın ermeniyi sistemli bir ölüme yolladı son icraatında...
Konuyu actikca actik aslinda neden yazdigimi bende cözemedim:confused:
anlamakta zorlandığınızın farkındayım...