PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Veda ettiğimiz Özgürlüklerin Listesi


TurkceRap
29-03-2011, 19:40
Arkadaşlar sizlerin de Listeye katkılarını beklerim.

ilk veda edilen özgürlüklerden birtanesi sanırım esrar oldu, Bi,Bir yere Türkiyede esrarı yasaklayan bir yasanın ^1952'ye kadar olmadığını okumuştum.

Yıl 1995 Kumarhaneler kapatıldı, Bir özgürlüğümüze daha veda ettik.

Yıl 2007 ilk kez bu denli internet sansürüyle tanıştık.

Gelelim bir de yavaş yavaş yitirmeye başladıklarımızdan birine, Devlet baba artık iki yetişkin arasındaki tensel ilişkilere de burnunu sokmaya başlamış olsa gerek ki, "Huzur operasyonları adı altında kimseyi huzursuz etmeyen insanların özel hayatına polis baskınlarıyla müdahalede bulunuluyor, (Tabi vergilerimizin nerelere harcandığına bir örnek de bu baskınlar).

Az kalsın unutuyordum, Veda ettiğimiz diğer bir özgürlükte Örneğin: Bir genç sevdiği bir Rock-Metal veya Rap Grubunu dinlemeye gittiğinde Bira bile içemeyecek.

Evet arkadaşlar sizlerin de Bu listeye eklemek istedikleri vardır, Dünya daha da özgürleşirken, faşizanlığa hoş geldin de Türkiye.

prozac
29-03-2011, 21:12
İhtilalin nimetlerinden biri olarak düşünce yasağı ..

ahmetsln
29-03-2011, 21:47
Siyasi eylemlere katılamamak, katılırsan okuldan atılmakla tehdit edilmen, sürekli peşinde sivil polis dolaşması, müdür yardımcısının senin mit izliyor diye tehdit etmesi, müdürün seni okuldan atmakla tehdit etmesi...


Düşünce özgürlüğü de bitmiştir...

AvniSinanoglu
29-03-2011, 23:33
Dini inanclari ve siyasi görüsleri yüzünden hic bir mertebeye gelememe ve tehdit altinda olma.
Basini örttü diye gencecik kizlari asalama.
Milliyetciligin irkcilik ve fasizm gibi algilanilmasi.
Sadece Türk soyundan olmak bilmem dedelerin veya ninelerden kürt veya baska etnik gruptan olmamasi serbestligi kalkti.
Ülkemde baska dillerde konusanlara karsi susmak mecburiyeti.
Kürt mafyasina tüm Antalyayi hediye edenlere susma mecburiyeti.
Zenginin karsisinda fakirin adaleten hic bir sansi olmayisi.
Mason külüplerine üye olmiyan is adamlarinin kacirilma ve baski altina alinma mecburiyeti.
Yüksek savunma teknolojisini bilen ve cizen profesörlerin kolayca öldürülüp faili cinayete gitme mecburiyeti.
Isyan edenin joplanma mecburiyeti.
bitmez bu kalemler....siz halen ickiden ve baska nefsi arzulardan bahsedin durun asil sorunlarimiz yukarida biraz olsun perdesini actigim konular.

VraeL
30-03-2011, 01:29
Mason külüplerine üye olmiyan is adamlarinin kacirilma ve baski altina alinma mecburiyeti.
Bunu biraz daha açmanız mümkün mü?
Masonlar öyle kolay kolay adam almazlar aralarına.

murted
30-03-2011, 02:58
Arkadaşlar sizlerin de Listeye katkılarını beklerim.
ilk veda edilen özgürlüklerden birtanesi sanırım esrar oldu, Bi,Bir yere Türkiyede esrarı yasaklayan bir yasanın ^1952'ye kadar olmadığını okumuştum.


''İnsanın kendine zarar verme hakkı'' nerede başlar nerede biter diye sayfalarca tartışılabilir, karşılıklı sen de haklısın dedirtecek birbirine zıt tonla argüman sürülebilir ortaya. Ama esrar yasağının bu başlıkta dillendirilen diğer yasaklarla aynı kefeye konması son derece ''feci'' olmuş.

http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dosya:Rational_scale_to_assess_the _harm_of_drugs_(mean_physical_harm_and_mean_depend ence)_tr.PNG&filetimestamp=20090729100417

Gerçi böyle de bir şey varmış, kafam karıştı. Tabloyu referans alırsak o zaman alkol ve sigara yasağını da savun sen dense herhalde mantıklı bir karşılık veremem. :)

errata
30-03-2011, 03:11
murtedd, biz daha önce "Bireyin İntihar Etme Hakkı ?" gibi bir şeyler konuşmuştuk (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18435). Esrar mevzusuna daha farklı bakmana yardımı olabilir kanaatindeyim.

murted
30-03-2011, 03:27
murtedd, biz daha önce "Bireyin İntihar Etme Hakkı ?" gibi bir şeyler konuşmuştuk (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18435). Esrar mevzusuna daha farklı bakmana yardımı olabilir kanaatindeyim.

Tavsiye için teşekkürler...

Ben sağlıklı bir bireyin kendini uyuştucu ile zehirleme hakkı olup olmadığı üzerinden esrar yasağının savunulabilecek olduğunu düşünmüştüm. Lakin tabloda esrar, tütün ve alkole göre ''masum'' duruyor. Bu durumda tutarlı olmak adına benim bunların da yasaklanmasını savunmam gerekir. Ama reşit bireylerin alkol ya da sigara kullanma haklarının ellerinden alınmasını doğru bulmuyorum.

(1) Hasta, aklı başında bir şekilde, tekraren ve ısrarlı bir şekilde ölmeyi istemeli
(2) klasifize edilebilen bir hastalıktan dolayı dayanılmaz fiziki acılar çekiyor olmalı ve hastalık tıbben çaresiz olmalı
(3) İkinci bir doktor, hastanın durumunu bağımsız bir şekilde tespit etmeli
(4) Son olarak da bir uzmanlar komisyonunun onayı gerekli.

Bu koşullar altında ötenaziyi gönül rahatlığıyla savunabilirim ama fazlasını net bir sonuca bağlamak zor gözüküyor. İyileşme ihtimali olmayan yatalak bir hasta olarak yaşamaktansa ölmeyi bin defa tercih ederim.

Dediğim gibi, ben bu tarz felsefi derinliği olan konuların olay budur şeklinde net bir yere bağlanamayacağını düşünüyorum.

Astur
30-03-2011, 03:41
murteddd'in haklı olduğu bir nokta var; temel insan hakkı olarak yaygın biçimde kabul edilmiş hakların sınırlanması ile (ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar) ile yaşam tarzına müdahale olarak sınıflandırabileceğimiz (esrar yasağı gibi) şeyleri ayrı ayrı ele almakta fayda var. İki konuda da hassasiyetimiz olabilir, ama ilk kümedekilerin ikincidekilere nazaran öncelikli olduğu konusunda hemfikir olacağımızı sanıyorum.

Linkini verdiğin başlığı da şimdi okudum jiro, güzel bir tartışma olmuş. Benzer konuları, esrar yasağı falan dahil murteddd'le zaten başka bir platformda zamanında tartışmıştık, hala kafası karışık gibi, ama en azından kendin biliyor. :)

jiro'nun verdiği başlıkta konuşulan konulara ilgisi olanlar şu filmi (http://www.imdb.com/title/tt0338135/) kesin izlesinler derim.

mhmd
30-03-2011, 09:29
Özgürlük diye biz mi yanlış anlamlar çıkarıyoruz.
Kumar, uyuşturucu, alkol, ötenazi...

Fazla sulandırılmış bir başlık.

Ciddi olanlar için birkaç link;
Sosyal açıdan (2003 çalışması),
http://www.liberal.org.tr/upresimler/insan_haklari_ifade_ozgurlugu_24.pdf
Ekonomik açıdan,
"Bu çalışma, problemli alanlar yanında, Türkiye’de iş yapma ortamının geliştirilmesi
yönünde, belli konularda ciddi mesafeler alındığını göstermektedir.
Bazı tarife dışı engeller ve fikri mülkiyetteki sorunlara rağmen, dış ticaret
serbestisi, mülkiyet kaydındaki ilerlemeler, yatırımcının korunması ve sözleşmelerin
bağlayıcılığı olumlu görülmelidir. Buna rağmen, halen yolsuzluk
algılamasının yüksek olması, bürokrasi ve siyasilerin gelişmelere ayak uydurmada
bilerek veya bilmeyerek geri kalması, emek yasalarında aslında
faydadan çok zarar getiren katılık, birtakım reformlar yapılmasıyla birlikte,
süreç olarak hala problemli görünen vergi idaresi, işin tasfiyesindeki zorluklar
gibi problemler halen sürmektedir. Avrupa ile kıyaslamalı yapılan bir çalışmada
(Turkey’s Competitiveness 2006: 10), Türkiye’nin özellikle makroekonomik
çevredeki istikrarsızlık, temel eğitim ve sağlık, altyapı alanındaki yetersizlikler
gibi rekabet edebilirlik açısından önemli konularda Türkiye’nin hala
alacağı mesafenin bulunduğu, AB üyeliği sürecinde bu konuların ana müzakere
başlıkları olduğuna dikkat çekilmektedir."
Kaynak, http://yayinlar.yesevi.edu.tr/files/article/417.pdf

Ve bir de Günah KEÇİSİ bulalım!
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25 maddesi;

Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.

Derken hemen akabinde gelen 26. maddeye ekler ve değiştirmeler bu başlığın açılmasına neden teşkil etmiş.

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
(Değişik: 3.10.2001-4709/9 md.) Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
(Üçüncü fıkra mülga: 3.10.2001-4709/9 md.)
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
Kaynak, http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0fade_%C3%B6zg%C3%BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC

Başlığa konu olan yasaklamaların temellerinin atıldığı yıla ve hükümete dikkat ettiniz mi?

TurkceRap
30-03-2011, 09:59
bitmez bu kalemler....siz halen ickiden ve baska nefsi arzulardan bahsedin durun asil sorunlarimiz yukarida biraz olsun perdesini actigim konular.



Sizin "Nefsî arzular" diye nitelendirdiğiniz şeyler de en az Bir kadının başını örtmek istemesi ya da Siyasî görüş, veya adına her ne diyorsanız en az onun kadar "Kişisel özgürlük" olarak nitelenir.

TurkceRap
30-03-2011, 10:37
''İnsanın kendine zarar verme hakkı'' nerede başlar nerede biter diye sayfalarca tartışılabilir, karşılıklı sen de haklısın dedirtecek birbirine zıt tonla argüman sürülebilir ortaya. Ama esrar yasağının bu başlıkta dillendirilen diğer yasaklarla aynı kefeye konması son derece ''feci'' olmuş.

http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dosya:Rational_scale_to_assess_the _harm_of_drugs_(mean_physical_harm_and_mean_depend ence)_tr.PNG&filetimestamp=20090729100417

Gerçi böyle de bir şey varmış, kafam karıştı. Tabloyu referans alırsak o zaman alkol ve sigara yasağını da savun sen dense herhalde mantıklı bir karşılık veremem. :)



Üstad, Dünyada şu anda sadece esrar için değil, "uyuşturucu" tabir edilen maddeler ve birçok "Kurbansız suç" üzerine Çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen geniş kampanyalar var.

Tartışmalarla ilgili Bkz:

http://www.legalisedrugs.co.uk/
http://articles.cnn.com/2009-03-24/politics/miron.legalization.drugs_1_prohibition-drug-traffickers-violence?_s=PM:POLITICS
http://www.ibtimes.com/articles/73582/20101019/drugs-marijuana-california-legalization.htm

Ama biz genelde abuksabuk incir çekirdeğini bile doldurmayacak sunî gündemlerle uğraştığımız için bunlardan çoğumuzun haberi yok.

Söylediğimi kişisel algılamayın lütfen, Ama insanın kendine zarar verme hakkı nerde başlar nerde biter falan gibi tartışmalar, esasen tamamen anlamsız.

"Kurbansız suçlar" ile ilgili diğer örnmekler için Kumarahaneler ve Cinsel işçiliğin yasallaşması ile ilgili ileri sürülen karşı argumanlara yani neden bunların bazı ülkelerde yasal güvencesi olmadığına dair verilen argumanları incelemek isterseniz, bunların aslında insan aklını ve mantığını son derece aşağılayan şeyler olduğunu görürsünüz.

Politikacılar birşeye yasak dediğinde genelde bize bayıldıklarından değil.

Bakın kumarhaneler kapatıldı, kapatılır kapatılmaz, mafyanın en büyük gelir kaynakları haline gheldi, Sözüm ona fuhuş ve uyuşturucu üzerine ise yorum yapma ihtiyacı bile duymuıyorum.

Bugün birçok gelişmiş ülke artık Kurbansız suçları suç olmaktan çıkarmaya başladı.

Meksika dahi suçu aazaltmak, uyuşturucu kartellerinin (çetelerin) sebep olduğu zarardan kurtulmak için bu yolu seçti.

Bildiğim kadarıyla Abd.nin 12 eyaletinde, Kostarika ve bazı latin Amerika ülkelerinde şu an esrar kullanımı (gram Miktarı belirlenmiş olmak şartıyla) cezai yaptırıma tabî tutulmuyor, Avrupada Hollanda, Portekiz ve birkaç Avrupa ülkesinde daha, isterseniz kaynakları verebilirim yine kişisel kullanım amacıyla tolerans gösteriliyor.

Örneğin: Ben ömrüm boyunca kokain vs bulaşmayı düşünmüyorum, ama bunu devlet yasakladığı için değil, böyle birşeyi gerçekten istemediğim için.

Artık insanlar uyanıyor, polis baskınlarının her ne yasaklanırsa onun fiyatını yükseltip mafyanın gelir kapısı haline getirmekten başka bir işe yaramadığını görüyorlar.

Bilinçlendirme ve reabilitasyon çalışmaların daha dengeli bir yöntem olduğunu da.

Esrar ise sadece verdiğim bir örnekti, amacım konuyu oraya getirmek ya da uyuşturucu maddeleri savunmak değil, kronolojik olarak yasakçı zihniyetlerin icraatlarını dile getirmeye çalıştım.

Saygıyla.

TurkceRap
30-03-2011, 10:52
murteddd'in haklı olduğu bir nokta var; temel insan hakkı olarak yaygın biçimde kabul edilmiş hakların sınırlanması ile (ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamalar) ile yaşam tarzına müdahale olarak sınıflandırabileceğimiz (esrar yasağı gibi) şeyleri ayrı ayrı ele almakta fayda var. İki konuda da hassasiyetimiz olabilir, ama ilk kümedekilerin ikincidekilere nazaran öncelikli olduğu konusunda hemfikir olacağımızı sanıyorum.

Linkini verdiğin başlığı da şimdi okudum jiro, güzel bir tartışma olmuş. Benzer konuları, esrar yasağı falan dahil murteddd'le zaten başka bir platformda zamanında tartışmıştık, hala kafası karışık gibi, ama en azından kendin biliyor. :)

jiro'nun verdiği başlıkta konuşulan konulara ilgisi olanlar şu filmi (http://www.imdb.com/title/tt0338135/) kesin izlesinler derim.



Tabiki ayrı da ele alabiliriz,Hatta önceliklerin derecesi kişilere göre farklılıkta gösterebilir ya da hem yaşama tarzına müdahale hem de Temel hak ve özgürlüklerin engellenmesine sadece "Kişisel hak ve Özgürlükler" başlığı altında da inceleyebiliriz.

Benim bu konuyu açma sebebimse Sevgili dostum, Neler kaybettiğimizii herkesin fikrince dile getirmesi ya da en azından bu ülkede dünyadaki eğilimin tersine bazı şeylerin nasıl elimizden kayıp gittiğini dilimiz döndüğünce tartışabilmek.

TurkceRap
30-03-2011, 11:04
Özgürlük diye biz mi yanlış anlamlar çıkarıyoruz.
Kumar, uyuşturucu, alkol, ötenazi...

Fazla sulandırılmış bir başlık.



Sizi daha kuru vbir başlığa alalım o zaman, Her başlığı okuma ya da cevap verme zorunluluğunuz yok.

AvniSinanoglu
01-04-2011, 23:37
Sizin "Nefsî arzular" diye nitelendirdiğiniz şeyler de en az Bir kadının başını örtmek istemesi ya da Siyasî görüş, veya adına her ne diyorsanız en az onun kadar "Kişisel özgürlük" olarak nitelenir.
Ayni kanidayim, dinde bir nefsi arzudur, kendini bosta bulanlara yarayabilir.:decision:

AvniSinanoglu
01-04-2011, 23:39
Bunu biraz daha açmanız mümkün mü?
Masonlar öyle kolay kolay adam almazlar aralarına.
Su perdeden aciklamaya calisiyim yanlis anlasildi. Mason külüplerine üye olmayan is adamlariyla mason is adamlari cok gizli baskilar uygulayabilir.

Natan
02-04-2011, 16:14
Siyasi eylemlere katılamamak, katılırsan okuldan atılmakla tehdit edilmen, sürekli peşinde sivil polis dolaşması, müdür yardımcısının senin mit izliyor diye tehdit etmesi, müdürün seni okuldan atmakla tehdit etmesi...


Düşünce özgürlüğü de bitmiştir...

Yükseköğretim kurumundan 1 yada 2 yarıyıl için uzaklaştırma cezasını gerektiren disiplin suçları

MADDE 10/ c : Yüksek öğretim kurumlarında siyasi yada ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini bulundurmak, çoğaltmak ve dağıtmak veya bunları kurum binalarına veya binalar içindeki eşyalara yazmak, resimlemek, teşir etmek, sözl yada yazılı propaganda yapmak.

Ayrıca madde 8 (c) ye göre "herhangi bir siyasi faliyette bulunmak "ifadesi de yer alıyor. Öğrenci hiç bir şekilde ideolojik yada siyasi bir anlam ifade eden döküman bulundurmamalı, bunları başkalarıyla paylaşmamalı, sözlü yada yazılı propaganda yapmamalıdır.

Yoksa cezayı yersiniz . Peki buna ne diyorsunuz ?

saygılarımla

TurkceRap
04-04-2011, 10:39
Neyse, kimisi bir ayağı çuıkurda darbeci paşaların yargılanacağı masturbasyonuyla kendini tatmin ede dursun, kimisi, sıradan vatandaşlar olarak günlük hayatımızı çoğu zaman doğrudan etkilemeyen şeylr hakkında sayfalarca edebiyat parçalaya dursun, Biz "Yaşam tarzına müdahale" başlığı altında devam edelim:

aşağıdaki yazı: http://pornomadokunma.blogspot.com/2009/07/bir-takm-ozgurlukleri-savunacagdm.html

bağlantısından alıntıdır.

"BİR TAKIM ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNACAĞIDIM, AMA ELALEM NE DER DİYE SAVUNAMIYORUM

Eğer on yaş daha yaşlı bir kişi olsaydım bambaşka biri olabilirdim. On yıl daha önce doğsaydım 80 darbesi çocukluğuma, Özal dönemi de ergenliğime denk gelmezdi.
Özal döneminde çıkan muzır yasası -yani küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunu- tam da benim çocukluktan çıkıp ergenliğe girdiğim yıllara tesadüf etmezdi.
Porno namına her hangi bir neşriyatın zaten ulaşamadığı ücra memleketlerde ikamet etmekte olan ben, gözümün bacak-g.t-meme’den başka şey görmez ve görmek
istemez hale geldiği yaşlarda, gazetelerdeki üç kuruşluk bikinili hatun fotoğraflarından bile mahrum kalmazdım. Eğer on yıl daha yaşlı olsaydım, darbeyi
ve sonrasını üniversitedeyken yahut yeni yeni çalışmaya başladığım sıralarda yaşamış olurdum ve belki özgürlük mücadelesini bir örgütlenme mücadelesi olarak
görür, yaşar, hisseder ve benimserdim. Tüm benliğim g.tteyken, g.tün yasaklanmasıyla kendi benliğimden şüphe etmek zorunda kalmaz, benliğimi kurtarmak
adına tüm ilgimi basındaki g.t yasağını kınayan haberlerin takibine vermezdim. Eğer TRT yayınladığı her filmdeki en ufak öpüşme sahnelerini bile kesiyor
olmasaydı, Betty Blue sinemada ancak yargıtay kararıyla oynayabiliyor olmasaydı ve filmlerin kesilmeleri ve yasaklanmaları gazetelerde haber haline gelmeseydi,
“memleket meselesi” deyince benim aklıma belki g.t yasağı değil de grevler, çatışmalar, savaşlar geliyor olurdu. Böyle olsun isterdim de, o zaman belki
kendi derdimle böyle tek başıma ve yapayalnız kalakalmazdım.
Evet, maalesef böyle olmadı; darbeyi ben t.şşaklarıma yedim. Dünyanın en önemli olayını kesilen filmler, sansürlenen gazete ve dergiler olarak bilip öğrendim.
Özgürlük mücadelesini ifade özgürlüğü mücadelesi olarak, onun da en merkezi noktasını cinselliğin ifadesinin özgürlüğünün mücadelesi olarak bilip öğrendim.
O şekilde yaşadım ve hissettim.
İçinizden “İyi bok yedin” mi diyorsunuz? “Özgürlük deyince s.kinin özgürlüğünü bellediysen yanılmışsın dostum” mu diyorsunuz? Cinselliği keyif, cinsellikle
ilgili özgürlükleri savunmayı arsızlık olarak mı görüyorsunuz? İnternette siyasi sitelerin engellenmesini önemsemek dururken porno sitelerin engellenmesini
önemsemeyi düşkünlük mü sayıyorsunuz? Siyasi derneklerin kapatılmasına karşı durmaya politik olmak, eşcinsel derneklerin kapatılmasına karşı durmaya lümpen
olmak mı diyorsunuz? Memlekette ve hatta dünyada insanlar ölüyorken, insanlar işkence görüyorken, insanlar köle gibi çalıştırılıyorken benim gibi s.kiyle
t.şşağıyla meşgul olanları küçümsüyor musunuz, hor mu görüyorsunuz?
Siz küçümseyedurun, sizin yerinize önemseyenler var. Öyle ki onlar kim s.kini tutsun kim tutmasın diye parlamentolarda toplanıp kanunlar çıkarırlar. Siz
cinsel özgürlükleri temel özgürlüklerden saymayadurun, onlar cinsel özgürlükleri kısıp açmak suretiyle bireylerin toplumsal rollerini ve toplumsal hiyerarşinin
yapısını belirlerler. Siz cinselliği bir hak değil bir keyif olarak değerlendiredurun; dün motosiklete ek vergi geldiğinde zengin oyuncağı deyip onu da
küçümsemiştiniz, bugün fotoğraf makinesine gelen aynı ek vergiye itiraz edecek takatiniz yok mu? Siz hak ile keyif arasındaki ince çizgide oyalanırken
onlar çizgiyi diledikleri yöne çekiverirler. Siz porno site yasağına karşı duranları otuzbirci diye küçümseyedurun, onlar pornoyu yasaklayarak yasaklamanın
meşruiyetini ele geçirirler. Siz porno tüketeni de üreteni de aşağılayadurun; onlar, balık tutarken tayt giyen kadını pornocu, onu beğenip göz ucuyla bakan
erkeği otuzbirci sınıfına sokarak sizin aşağılama listenizi sizin bile haberiniz olmadan genişletiverirler. Sİz bütün pornocuları çocuk pornocusu sanadurun,
onlar çocuk pornosunu engellemek iddiasıyla toptan pornoyu yasaklayarak sizin yüreğinize su serperler; diğer yandan sigortasız çocuk işçi çalıştırabilmek
için ellerinden geleni yaparlar. Siz kadının başını önemseyin kıçını önemsemeyin, onlar her ikisini de sizin yerinize önemsemekle kalmaz, kaç çocuk doğuracağına
kadar ayrıntısını bile belirlerler. Siz basında cinsel içerikli yayınları küçümseyedurun; onlar, zararlı içerik tanımlamaları gayet muğlak bırakılmış yasalar
sayesinde, olağan cinsel içeriği zararlılıkla itham edip, kendileriyle karşıt görüş taşıyan ama suç teşkil etmeyen yayınları çok güzel susturabilirler.
Onlar ki sizin ayıbınızı sizden iyi bilenlerdir. Onlar ki her ne yapıyorlarsa sizin cinselliğe bakışınızdaki ayıpçıliğa dayanarak ve cinsel özgürlükçülere
bakışınızdaki küçümsemeye yaslanarak yapanlardır. Onlar ki entelektüel tartışmayı “Yoksa **** misin?”, “Yoksa pezevenk misin?” diyerek profesyonelce baltalayanlardır.
Onlar ki sizin hak aramak için her kalkışmanızda ayıp yerlerinize “cüccük hareketi” yaparak sizi gerisin geriye yerinize oturtanlardır. Onlar ki gençleri
zararlı neşriyattan korumak bahanesiyle çıkarttıkları yasalarla sadece ve ustalıkla kendi varlıklarını koruyanlardır.
Siz küçümseyedurun; dün bu memleketin Toramanlı Karagöz’ünü müzelerin depolarında çürümeye terkedenler, bugün bu topraklara ait taş heykellerin ayıp yerlerini
bezlerle örtecekler, yarın tarihi balçıkla sıvamayı başaracaklardır. Onlar, -ormanlar hakkında olsun, bilimsel kurumlar hakkında olsun, yahut cinsellik
hakkında olsun- öne sürüp sürüp geri çektikleri yasaları, taşı delen su damlaları gibi, toplumun başlangıçtaki direncini yavaş yavaş eriterek hayata geçireceklerdir.
Siz geçmişte t.şşaklarınıza gelen darbenin sahibini bugün koruyucunuz sanadurun; onlar dün diz darbesiyle bugün yumruk darbesiyle vuracaklar, istikrarla,
değişmeden kalacaklardır.
Sizler dostlarım, aman küçümsemeye devam edin. Aman ha özgürlük savunayım derken **** yahut pezevenk olmayın. Cinselliksiz ve cinsiyetsiz mücadelenizin
gururuyla başınızı dik tutun. Başınız dik halde ufka bakarken rakibinizden t.şşaklarınıza beklemediğiniz ani bir diz darbesi alıp iki büklüm yere kapaklandığınızda
ise sakın ola üzülmeyin. Üzülmeyin çünkü tarihin hükmü bir kuşak sürer. T.şşaklarına darbe almış gençlik kendini toparlayıp ayağa kalkana kadar iki kuşak
geçmiş olur bile. Ortalıkta “eskiden annem mini etek giyermiş” diye anlatan dede kalmadığında, yeni kuşak kendi durumunu kıyaslıyabileceği her hangi bir
şey hatırlamıyor olacak; toplumu ezelden beri o anki gibi sanacak. Sadece t.şşakları anlam veremediği bir şekilde sızım sızım sızlıyor olacak, o kadar…"

Jolly Jocker
04-04-2011, 13:18
Her ne kadar sadece hükümetin değil genel olarak sistemin sebep olduğu sorunlar olsa da; iş bulma özgürlüğü, sosyal güvenceye sahip olma, mezarda emekli olmak zorunda bırakılmama, çalışma saatlerinin düşürülmesi, rekabetin azaltılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabilme, kısacası insan gibi yaşama özgürlüğümü geri istiyorum!

Esrar konusu da ilginç. Bence serbest bırakılmalı, hatta esrar kullananlar için belirlenmiş yerler olmalı, böylece gözetim altında ve güvende olabilmeliler. Tabi esrar kullanımı bu yerlerle sınırlandırılmamalı. İsteyen evinde de kullanabilmeli. Sigara ve alkol gibi. Devletin, insanın kendine zarar vermesini yasaklama hakkı olamaz; insanın kendini geliştirebileceği olanakları sunmak görevi olabilir. Ama kendini geliştirmeyi ya da sağlığına dikkat etmeyi dayatamaz. Dengesiz beslenmek de sağlığa zararlı. Belki sigara ya da esrardan çok daha fazla. Ne olacak peki? Devlet her birimizin kaç öğün ne yediğimizi mi gözetleyecek? Polisler, esrar ya da alkol kullananları önlemek için değil de, onların güvenliğini sağlamak görevini üstlenmeli. Çünkü sarhoşluk anında bu kişiler kendilerinden geçebiliyor ve olmayacak yerlerde sızıp savunmasız kalabiliyorlar. Elbette bu gibi şeylerin serbest olması, bunların zararları konusunda toplumu bilinçlendirme özgürlüğümüzü de engellemez. Doğru olanı savunmak ile doğruyu dayatmak birbirinden çok farklı şeyler ve bu konuda sınır ihlali yapmamaya dikkat edilmeli.

TurkceRap
04-04-2011, 14:00
Her ne kadar sadece hükümetin değil genel olarak sistemin sebep olduğu sorunlar olsa da; iş bulma özgürlüğü, sosyal güvenceye sahip olma, mezarda emekli olmak zorunda bırakılmama, çalışma saatlerinin düşürülmesi, rekabetin azaltılması, eğitim ve sağlık hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabilme, kısacası insan gibi yaşama özgürlüğümü geri istiyorum!

Esrar konusu da ilginç. Bence serbest bırakılmalı, hatta esrar kullananlar için belirlenmiş yerler olmalı, böylece gözetim altında ve güvende olabilmeliler. Tabi esrar kullanımı bu yerlerle sınırlandırılmamalı. İsteyen evinde de kullanabilmeli. Sigara ve alkol gibi. Devletin, insanın kendine zarar vermesini yasaklama hakkı olamaz; insanın kendini geliştirebileceği olanakları sunmak görevi olabilir. Ama kendini geliştirmeyi ya da sağlığına dikkat etmeyi dayatamaz. Dengesiz beslenmek de sağlığa zararlı. Belki sigara ya da esrardan çok daha fazla. Ne olacak peki? Devlet her birimizin kaç öğün ne yediğimizi mi gözetleyecek? Polisler, esrar ya da alkol kullananları önlemek için değil de, onların güvenliğini sağlamak görevini üstlenmeli. Çünkü sarhoşluk anında bu kişiler kendilerinden geçebiliyor ve olmayacak yerlerde sızıp savunmasız kalabiliyorlar. Elbette bu gibi şeylerin serbest olması, bunların zararları konusunda toplumu bilinçlendirme özgürlüğümüzü de engellemez. Doğru olanı savunmak ile doğruyu dayatmak birbirinden çok farklı şeyler ve bu konuda sınır ihlali yapmamaya dikkat edilmeli.


Affına sığınarak, ikinci paragrafına genel olarak katılmakla beraber, küçük bir düzeltme yapmak istiyorum, Ben bugüne kadar esrar sebebiyle sızan kimse görmedim, hatta,, hatta taşkınlık yapan da görmedim açıkçası, ama diğer söylediklerine büyük ölçüde katılıyorum, Devletin kimseye "Biz sizi koruyoruz" adı altında göz boyayıp birtakım şeyleri zorla dayatma hakkı olamaz.

Kimseye zararı olmadıktan sonra benim vergilerimle maaş alan, Benim seçtiğim millet vekillerine düşmez benim sağlığıma bekçilik yapmak.

ahmetaltan
04-04-2011, 16:39
Kaybettiğimiz değerler arasında "Faili meçhuller" de var. Son yıllarda fail-i meçhul cinayetler hemen hemen kalmadı gibi. Olanlar da zaman içinde failleri bulunuyor.
Halbuki eskiden ne güzel fail-i meçhullerimiz vardı. İnsanlar kim vurdu ya giderdi. Hey gidi günler heeey....

Astur
04-04-2011, 16:43
Affına sığınarak, ikinci paragrafına genel olarak katılmakla beraber, küçük bir düzeltme yapmak istiyorum, Ben bugüne kadar esrar sebebiyle sızan kimse görmedim, hatta,, hatta taşkınlık yapan da görmedim açıkçası, .

Sızan çok olur aslında, özellikle indica türevleri insanı iyi uyutur; ama taşkınlık yapan olmaz, evet. :)

TurkceRap
04-04-2011, 19:23
Sızan çok olur aslında, özellikle indica türevleri insanı iyi uyutur; ama taşkınlık yapan olmaz, evet. :)


Yok ben ulu orta yıkılıp kalmayı kastetmiştim aslında, Yoksa o konuda haklısın.

TurkceRap
04-04-2011, 19:25
Kaybettiğimiz değerler arasında "Faili meçhuller" de var. Son yıllarda fail-i meçhul cinayetler hemen hemen kalmadı gibi. Olanlar da zaman içinde failleri bulunuyor.
Halbuki eskiden ne güzel fail-i meçhullerimiz vardı. İnsanlar kim vurdu ya giderdi. Hey gidi günler heeey....



Şimdi bu kel alaka arkadaşı muhattap almak lazım mı yoksa , Bırak kendi haline takılsın öyle mi demeli? :help: