Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürtlerin Türkiyeye entegrasyonu
ahmetaltan
04-04-2011, 16:33
Sevgili dostlar;
Türkiyenin etnik ve inanç yapısının homojen olmaması nedeniyle yaşadığı sıkıntıların en göze çarpanı, Kürt meselesidir.
Ayrılıkçı Kürt hareketinin yapısını (PKK - DTP) incelediğimizde, bu yapıyı oluşturan bireylerin ortak özelliği büyük ekseriyetle, sol - alevi - dindar olmayan (dinsiz demeye dilim varmıyor) kesimlerden oluştuğu açıkça görülüyor.
PKK ve DTP öncesi, kürt oyların büyük bölümünü alabilen CHP, doğu ve güneydoğuda sinek avlıyor konumuna geldi. Eski CHP ye giden oyların umumiyetle PKK - DTP çizgisine kaydığı görülüyor.
Bu tesbitten yola çıkarsak, PKK - DTP profilli Kürtlerin ayrı bir devlet olma isteklerinin önündeki en büyük engel, dindar Kürtler olduğu söylenebilir. "Din kardeşliği" ortak paydası nedeniyle dindar Kürtler, Türkiyeye entegre olmuş, böylelikle problemli Kürt" konumundan, TC vatandaşı kürt konumuna dönmüştür.
Bu vatandaşlarımızın oyları, AkParti - Saadet PArtisi türü partilere kayarak
sistemle entegrasyonu sağlamışlardır.
Kürt kökenli vatandaşlarımızdan, DTP haricinde, hangi parti oy alırsa alsın, bilinsinki, o oylar, sisteme entegre olmuş, TC vatandaşı kimliğini benimsemiş, ayrılıkçı olmayan Kürtlerin oylarıdır.
Olaya bu pencereden bakıldığında, DTP haricinde oradan oy alan partiler, ulusal bütünlüğe hizmet etmesi açısından takdire değer partilerdir.
Kendini "ulusalcı", "milliyetçi" olarak tanımlayan arkadaşların, AKParti veya Saadet partisine minnet duymaları, (eğer davalarında samimi iseler) kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Olayın birbaşka açıdan değerlendirilmesi de, Kürtlerin "ayrılıkçı" PKK ya kaymaması için, ora vatandaşlarımıza, din ağırlıklı eğitim verilemesi, onları, Türkiye vatandaşlığı şemsiyesini benimsemelerini netice verecektir. Çünkü "din kardeşleri" olan Türklerle bir sorunları yoktur.
Sevgiyle kalın. Ahmet Altan
Ayrılalım, hatta üçe bölünelim.
Sizin gibiler bir tarafa, ayrılıkçı Kürtler bir yana gitsin, insan gibi laik, demokratik bir ülkede yaşamak isteyenler bir yana.
Ayrılalım, hatta üçe bölünelim.
Sizin gibiler bir tarafa, ayrılıkçı Kürtler bir yana gitsin, insan gibi laik, demokratik bir ülkede yaşamak isteyenler bir yana.
Evet evet ayrılalım kesinlikle, hatta ramazan aylarında gece sahura kalkan evler ile kalkmayanların evlerin gece sahur vaktinde çekilmiş fotoğraflarını gazetelere koyup halkı semt semt ayıralım... Şu semt dinsiz alevi, şu semt dinli ama oruç tutmuyor, şu semt dinli ve oruçlu...
AvniSinanoglu
04-04-2011, 21:41
Her seyin sebebi dildir. Tarih bakimindan ve din bakimindan sorun yoktur. Kürtlerin dillerine olan sevgilerinin arkasinda yine taa selcukludan beri gelen iran diline özenmekten gelmektedir, ve iran dilinin bir kolu veya kollari olan kürtce/zazacadir. Siz viyanaya kadar fetihler düzenleyin dilinizi yabana atip irani dili komple kendi dilinizden sayin, aradan 1000 sene sonrada eh ben artik Türkceye gecmek istiyorum diye calismalar yapin sonra dilini komple entegre ettigin kürt vatandaslarindan dillerini denistirmeleri icin yalvarin. Olacak gibi degil. Mantiken sorunu yaratanda biziz cözebilecekte.
TurkceRap
05-04-2011, 09:58
Evrensel değerlerden zerre nasibini almamış insanlarsınız, Bir ülkenin vatandaşlığını benimsemenin yolu illa din tabanlı doktrinlerle milleti zehirlemekten mi geçiyor, çok yazık...
Ayrılalım, hatta üçe bölünelim.
Sizin gibiler bir tarafa, ayrılıkçı Kürtler bir yana gitsin, insan gibi laik, demokratik bir ülkede yaşamak isteyenler bir yana.
Ülkemiz insan gibi yaşanan laik demokratik bir ülke olsaydı Kürtler ayrılıkçı olmazdı.
AlbatrosS
10-04-2011, 23:06
Sevgili dostlar;
Türkiyenin etnik ve inanç yapısının homojen olmaması nedeniyle yaşadığı sıkıntıların en göze çarpanı, Kürt meselesidir.
Ayrılıkçı Kürt hareketinin yapısını (PKK - DTP) incelediğimizde, bu yapıyı oluşturan bireylerin ortak özelliği büyük ekseriyetle, sol - alevi - dindar olmayan (dinsiz demeye dilim varmıyor) kesimlerden oluştuğu açıkça görülüyor.
PKK ve DTP öncesi, kürt oyların büyük bölümünü alabilen CHP, doğu ve güneydoğuda sinek avlıyor konumuna geldi. Eski CHP ye giden oyların umumiyetle PKK - DTP çizgisine kaydığı görülüyor.
Bu tesbitten yola çıkarsak, PKK - DTP profilli Kürtlerin ayrı bir devlet olma isteklerinin önündeki en büyük engel, dindar Kürtler olduğu söylenebilir. "Din kardeşliği" ortak paydası nedeniyle dindar Kürtler, Türkiyeye entegre olmuş, böylelikle problemli Kürt" konumundan, TC vatandaşı kürt konumuna dönmüştür.
Bu vatandaşlarımızın oyları, AkParti - Saadet PArtisi türü partilere kayarak
sistemle entegrasyonu sağlamışlardır.
Kürt kökenli vatandaşlarımızdan, DTP haricinde, hangi parti oy alırsa alsın, bilinsinki, o oylar, sisteme entegre olmuş, TC vatandaşı kimliğini benimsemiş, ayrılıkçı olmayan Kürtlerin oylarıdır.
Olaya bu pencereden bakıldığında, DTP haricinde oradan oy alan partiler, ulusal bütünlüğe hizmet etmesi açısından takdire değer partilerdir.
Kendini "ulusalcı", "milliyetçi" olarak tanımlayan arkadaşların, AKParti veya Saadet partisine minnet duymaları, (eğer davalarında samimi iseler) kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Olayın birbaşka açıdan değerlendirilmesi de, Kürtlerin "ayrılıkçı" PKK ya kaymaması için, ora vatandaşlarımıza, din ağırlıklı eğitim verilemesi, onları, Türkiye vatandaşlığı şemsiyesini benimsemelerini netice verecektir. Çünkü "din kardeşleri" olan Türklerle bir sorunları yoktur.
Sevgiyle kalın. Ahmet Altan
osmanlı'da oyun bitmez elbette. tarihsel sürece bakıldığında bugünün ulusal kürt politikası aşağı yukarı osmanlı'yla benzer zaten. hamidiye alayları/aşiret işbirliğinden korucu/aşiret/cemaat işbirliğine bir süreklilik söz konusudur. tc'nin o bölgeyi bu kadar başı boş,çorak ve aşiretlere terk etmesi tesadüf yahut işbilmezlik değildir.
kimsenin islamcı çizgiye minnettar olması söz konusu değildir; hele kürtlerin hiç. pkk ulusalcılığı modern kürt kimliği taleplerini islamcı bile olsa o bölge insanının kafasına sokabilmiştir. islamcı kürtlerin ''ayrılıkçı olmadığı'' yahut ''olmuyacağı'' ciddi bir yanılgıdır da. pkk'nın varlığı ve bölge üstündeki etkisine karşın bir tür stratejik işbirliği söz konusudur yalnızca. özündeyse, islamcı kürtler ayrılıkçılığa daha bile yatkındır. kaldıki dersim isyanı'nı bir kenarda tutarsak bildiğim kadarıyla isyancı kürtlerin çoğu hanefi/sünni muhafazakar kürtlerden oluşur. öyle ki dersim'e değin alevi kürtler rahatsız olmalarına karşın isyanlara mesafeli durmuşlardır.
islamcı kürtlerin devlet sathına yakın durması biraz da bundandır. zira, kürtler bağımsızlığını kazansa pkk çizgisi en nihayetinde sol tabanlı laik bir çizgi olup islamcı kürtleri tamamen saf dışı edeceklerdir. ulusal-sol tabanlı çizgi muhafazakar islamcı çizgiye siyaseten meydan vermez.
ancak bu ali cengiz oyunları da bir yere kadar; modern kürt ulusalcılığı bu iletişim çağında daha fazla engellenemez. kimlik talepleri ve ulusal talepler bugün değilse de yarın pkk olsa da olmasa da gündeme gelecektir...
ahmetaltan
11-04-2011, 10:08
Sayın AlbatrosS;
Cumhuriyetin ilk yıllarında, kürt isyancıların, din motifli olmasının nedeni, Cumhuriyeti kuranların, Türk - Kürt ortak paydası olan din olgusunu ihmal etmesindendir. Bugün için, başta, eşi başörtülü, namaz kılan bir Başbakan profili, dindar Kürt ler için, kabullenilir bir durumu oluşturuyor.
Kürtlerin birtakım kimlik talepleri ise, Demokrasinin gelişimi süreciyle, hallolacak meselelerdir.
Burada dikkat kesilinmesi gereken nokta ise: AkParti hükümeti, "Kürt Açılımı" adıyla yapmaya çalıştığı birtakım girişimleri, PKK - DTP bloku, sabote etmiştir. Nedeni ise, PKK - DTP varlık nedenlerinin bu hükümet tarafından yok edildiğini görüp, çıngar çıkarıp, bu imkanı AkPartiye vermemeyi sağlamışlardır.
Eğer PKK - DTP bloğu, davalarında SAMİMİ olsalardı, AkPartinin bu açılımını destekleyici siyaset yürütürlerdi. Heyhaaat....
Tam aksine bu açılım sürecini sabote ederek, işin çıkmaza girmesini başardılar. Şimdi mum yakıp oynasınlar....
PKK - DTP, kesinlikle davalarında samimi değiller. Ellerindeki argümanlar alınacağı korkusu ile kendi davalarına ihanet ettiler.
Sevgiyle kalın. Ahmet Altan
Eğer PKK - DTP bloğu, davalarında SAMİMİ olsalardı, AkPartinin bu açılımını destekleyici siyaset yürütürlerdi. Heyhaaat....
Tam aksine bu açılım sürecini sabote ederek, işin çıkmaza girmesini başardılar. Şimdi mum yakıp oynasınlar....
PKK - DTP, kesinlikle davalarında samimi değiller. Ellerindeki argümanlar alınacağı korkusu ile kendi davalarına ihanet ettiler.
Desteklediler? Desteklemediler mi? Dağdan 35 PKK'lı inip geldi. Desteklemeseydiler bu 35 kişi gelmezdi, değil mi?
spartacus
11-04-2011, 10:58
Sevgili dostlar;
Türkiyenin etnik ve inanç yapısının homojen olmaması nedeniyle yaşadığı sıkıntıların en göze çarpanı, Kürt meselesidir.
Ayrılıkçı Kürt hareketinin yapısını (PKK - DTP) incelediğimizde, bu yapıyı oluşturan bireylerin ortak özelliği büyük ekseriyetle, sol - alevi - dindar olmayan (dinsiz demeye dilim varmıyor) kesimlerden oluştuğu açıkça görülüyor.
PKK ve DTP öncesi, kürt oyların büyük bölümünü alabilen CHP, doğu ve güneydoğuda sinek avlıyor konumuna geldi. Eski CHP ye giden oyların umumiyetle PKK - DTP çizgisine kaydığı görülüyor.
Bu tesbitten yola çıkarsak, PKK - DTP profilli Kürtlerin ayrı bir devlet olma isteklerinin önündeki en büyük engel, dindar Kürtler olduğu söylenebilir. "Din kardeşliği" ortak paydası nedeniyle dindar Kürtler, Türkiyeye entegre olmuş, böylelikle problemli Kürt" konumundan, TC vatandaşı kürt konumuna dönmüştür.
Bu vatandaşlarımızın oyları, AkParti - Saadet PArtisi türü partilere kayarak
sistemle entegrasyonu sağlamışlardır.
Kürt kökenli vatandaşlarımızdan, DTP haricinde, hangi parti oy alırsa alsın, bilinsinki, o oylar, sisteme entegre olmuş, TC vatandaşı kimliğini benimsemiş, ayrılıkçı olmayan Kürtlerin oylarıdır.
Olaya bu pencereden bakıldığında, DTP haricinde oradan oy alan partiler, ulusal bütünlüğe hizmet etmesi açısından takdire değer partilerdir.
Kendini "ulusalcı", "milliyetçi" olarak tanımlayan arkadaşların, AKParti veya Saadet partisine minnet duymaları, (eğer davalarında samimi iseler) kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Olayın birbaşka açıdan değerlendirilmesi de, Kürtlerin "ayrılıkçı" PKK ya kaymaması için, ora vatandaşlarımıza, din ağırlıklı eğitim verilemesi, onları, Türkiye vatandaşlığı şemsiyesini benimsemelerini netice verecektir. Çünkü "din kardeşleri" olan Türklerle bir sorunları yoktur.
Sevgiyle kalın. Ahmet Altan
Sevgili ahmetaltan
Nick ayrı bir şeydir bir yazının altına Ahmet Altan diye yazmak ayrı. Nickiniz sizi temsil edebilir. Bu anlamda size ait görüşlerinizi kendi seçtiğiniz nick ile yapabilirsiniz, ama yazılarınızın sonuna eklediğiniz isim ve soyisimin özel olduğunu düşünüyorum.
Geriye 2 şey kalır;
1. İsim benzerliği ise
2. Ya da isim benzerliği(bir başka A.Altan) değil, bizzat kendisi iseniz...
Yazdıklarımı bu 2 şıkı dışta tutarak değerlendirelim. Bu 2 şıkda sizi temsil etmiyorsa, yazılarınızın altına isimle imza atmayın.
Yazdıklarınıza ise katılmıyorum, heleki seçim arifesinde, bu söylemlerin taktik-politik söylemler olduğunu, pastadan pay kapma söylemleri olduğunu düşünüyorum.
Birincisi ne Kürtler nede başka milletler açısından çağımızın toplumsal birleştirici aidiyeti din ya da ümmet değildir. Bunlar 2 farklı aidiyet biçimidir. Elbetde feodalitenin tasviyesi, yani daha yerinde kavram ile, üst-yapının(örf, gelenek, aidiyetler, inançlar, eğitim-bilinç vs) tasviyesi zamanla gerçekleşen-değişen bir yapıdır.
Bu gün Türkiye'de feodalitenin tasviyesine, politik çıkarları gereği direnen bir yapı vardır. Bu yapıyı bu gün AKP temsil ediyor. Bir diğer yapıda ülkenin gelişimine karşı direnen yapıdır, bunuda milliyetçiler temsil ediyor.
Haliyle bu iki yapının açılımlarına baktığımızda aslında hiç bir meseleyi çözmek gibi bir dertlerinin olmadığı, aksine meselelerin varlık koşullarını süreğen kılmak için çalıştıkları, kendi varlık nedenleri olarak gördükleri, sonuna kadar faydalandıkları aşikardır.
18-19. Yüzyıllarda feodalite ve feodal yönetim anlayışları, feodal toplumsal yapı tasviyeye girmiştir. 20. Yüzyılda ise malesef bir dönemin aydınlanma hareketlerine önderlik eden ve yeni sistemde ayrıcalıklı hale gelmiş, iktidarını belirlemiş olan bir zamanın burjuva aydınlanmacıları, diğer ülkeler konu olunca o ülkelerin ister ekonomik-sanayi alanda isterse toplumsal gelişimin (üst-yapı) önüne geçmeye çalışmışlardır. 20. Yüzyılın başı ve ortasında bu kapitalist ülkeler, diğer ülkelerin gelişiminin önünü almak adına saltanatın yanında ve onla birlikde devrimlere karşı savaşmışlardır. Buna Türkiye örneği gibi, Rusya'da çarlığın devrilmesine karşı, çarlığın yanında savaşan bir düzine kapitalist ülkeyi örnek verebiliriz. Yüzyılın ortasında ise uzakdoğudan, ortadoğuya kadar aynı tutum sergilenmiş, petrolün garantisi adına feodalitenin tasviyesi ve demokrasiye geçilmesine karşı direniş sergilenmiştir, karşı-devrimden yana olunmuş veya örgütlenmiştir.... Arka planda ise ekonomi-politik çıkarlar yatar...
Türkiye açısından ise hala toplumsal yapı ve politik örgüyü din üzerinden şekillendirmeye çalışmak, ülkenin gelişimini sekteye uğratmak, feodal üst-yapının tasviyesine karşı direnmek, gelişim ve ilerlemeyi frenlemeye çalışmak demektir. Köprüyü geçene kadar meselesidir bu ve bu gün aşılmıştır denebilir. Kapitalist üst-yapı yerine feodal üst-yapı canlandırılmış ve her alanda cahil bir toplum yaratılmıştır. Toplum teba haline getirilmeye çalışılmış ve hatrı sayılır düzeyde bu başarılmıştır.
Bu teba ise dinsel istismar üzerine kurulu gerici yapılaşmalara tabi olmak olarak şekillenmektedir. En alt düzeyden en üst düzeye kadar tarikatlaşma olarak örgütlenmekde ve toplum teba haline getirilmekte, siyaset, toplumdan bağımsız ve toplum üzerinde bir kastın uygulamalarına dönüştürülmektedir. Oturdukları yerden toplum ve milletler adına karar alan, aldıkları kararları tebası gereği uygulamaya muktedir olduğunun farkında olan bir yapılaşma.
Türkiyede feodal üst-yapı tasviye edilmedikçe, malesef siyaset siyasetçiler ve tebası olarak işlemeye, görülmeye, işlev kazanmaya devam edecektir.
yazdığınız yazı, Kürt Sorunu adı altında dinin nimetlerine gelmek, bu sorunun çözümünü değil, böylesi bir sorunu dine avantaj sağlamak adına kullandığı açıktır. Toplumun cehaleti fazlasıyla biliniyor olmalı ki hala çağ gerisinde kalmış tebalaşmalar yaratılmaya ve yaşatılmaya çalışılıyor. Bu yaklaşımınız günümüzde milli adiyetleri, kültürü, aydınlanma ve demokrasiyi vs yok saymanın bir başka biçimidir denebilir. Bu davranışı ise dine inanmak, inanmamak, dinli olmak, olmamak düzleminde ele alamayız. Eğer söyledikleriniz doğru olsa idi, bu gün TC vatandaşlarının kimliklerinde Müslüman yazmaktadır, haliyle ne bu gün, ne de dün hiç bir milli sorun ortaya çıkmamalı ve yaşanmamalıydı.
Gördüğüm kadarıyla AKP tebasını kaybetmek istemiyor. Eğer çağdaş, aydın bir seçim yapmamız gerekirse bu toplumun çeşitli aidiyetler eliyle, toplum üzerinde ve ona rağmen siyaset üreten şebekelerin, tarikat zihniyetlerinin kendisine teba yaratmasına, kendilerini kıble ilan etmelerine karşı bir seçim olmalıdır.
Ülkemiz insan gibi yaşanan laik demokratik bir ülke olsaydı Kürtler ayrılıkçı olmazdı.
Yok yok, bizdeki Turancıların Kürt versiyonu olarak dört devletin çatısı altında yaşayan Kürtleri tek çatı altında toplama fantezisi olanlar var. Onları da tutmayalım biz.
westergaard
11-04-2011, 15:18
türkler milliyetçilikle ve bapğımsızlıkla bu kadar kafayı bozmuş, okulda anlatırlar, çocuklar kanlarıyla türk bayrağı yapıp genelkurmaya hediye eder, marşlar okurlar, atatürke bağımsızlık kazandırdığı için taparlar
e peki kürtlerin de aklına gelmez mi bağımsızlık, kendi ülkesine sahip olmak, milliyetçi duygular, kendi bayrağı altında yaşamak falan gibi şeyler?
türkler nasıl bir millettir ki bu kadar empati kurmaktan yoksun insanlardır?
yahut bunlar kürtlerin doğal olarak türk bayrağı altında yaşama isteği ile doğduğuna mı inanıyorlar?
osmanlı'nın eski tebasının hala türk egemenliği altına dönmeye can attığını düşünen türk milleti niye bu hezeyana da inanmasın ki?
bir millet bu kadar kibirli olup kendini bu kadar büyük görebilir mi ya?
nasıl bir kibirdir ki ve nasıl bir hezeyandır ki elalem doğal olarak senin bayrağın altında yaşamaya can attığını zannedebiliyorsun?
MASTER RACE. türkler hakim millet olarak yaratılmış... köle milletler de doğal olarak bu hakim milletin boyunduruğu altında girme arzusu taşıyor, içgüdüsel birşey
Biz büyük milletiz Lutwik abi, Tanrı vermiş bize o hakkı.
Bizim egemenliğimize girmek için can atıyorlar tabi. Biz ki üç kıtayı adaletle yönetmişiz, en basitinden Ortadoğu ve Balkanlar içten içe ''Osmanlı, Osmanlı'' diye çağrışıyor (mok var da bağımsız olduk, Osmanlı zamanında barış içinde yaşıyorduk, şimdi kavgasız günümüz yok.), hede de höde de ...
Anladı? :P
Yok yok, bizdeki Turancıların Kürt versiyonu olarak dört devletin çatısı altında yaşayan Kürtleri tek çatı altında toplama fantezisi olanlar var. Onları da tutmayalım biz.
Birkaç maceraperest birey olabilir fakat söylediğin ütopyaya sahip hareket yok.
ahmetaltan
12-04-2011, 11:39
türkler milliyetçilikle ve bapğımsızlıkla bu kadar kafayı bozmuş, okulda anlatırlar, çocuklar kanlarıyla türk bayrağı yapıp genelkurmaya hediye eder, marşlar okurlar, atatürke bağımsızlık kazandırdığı için taparlar
e peki kürtlerin de aklına gelmez mi bağımsızlık, kendi ülkesine sahip olmak, milliyetçi duygular, kendi bayrağı altında yaşamak falan gibi şeyler?
türkler nasıl bir millettir ki bu kadar empati kurmaktan yoksun insanlardır?
yahut bunlar kürtlerin doğal olarak türk bayrağı altında yaşama isteği ile doğduğuna mı inanıyorlar?
osmanlı'nın eski tebasının hala türk egemenliği altına dönmeye can attığını düşünen türk milleti niye bu hezeyana da inanmasın ki?
bir millet bu kadar kibirli olup kendini bu kadar büyük görebilir mi ya?
nasıl bir kibirdir ki ve nasıl bir hezeyandır ki elalem doğal olarak senin bayrağın altında yaşamaya can attığını zannedebiliyorsun?
MASTER RACE. türkler hakim millet olarak yaratılmış... köle milletler de doğal olarak bu hakim milletin boyunduruğu altında girme arzusu taşıyor, içgüdüsel birşey
Sevgili WESTWRGAARD;
Eğer "Devlet" şemsiyesini, bir ırk'a dayandırmak yerine, "vatandaşlık" bağına dayandırır, her ırk ve inanç gurubuna, kendini ifade etme, ve kendince yaşama hakkı (adet, görenek, dil, inanç, vs) tanırsanız, o şemsiye herkesi rahatlıkla barındırır. "Türk devleti" - "Kürt devleti" ayrımı yapmaya gerek kalmaz.
Devlet bir şemsiyedir. Eğer herkez, kendini o şemsiyenin koruyucu gölgesinde rahat hisseder ve kendini o şemsiyenin dışında hissetmezse, sorun kalmaz. O şemsiyeyi, öylesine dizayn edeceksinizki, hiç kimse şemsiye gölgesinin dışına taşmak istemesin.
Böyle yapılırsa, Kürtlerin, Türk egemenliği altında olması diye bir şey olmaz. Kürtlerde, başka şemsiye arayışına girmez.
Sevgiyle kalın. A.A.
terekeme
12-04-2011, 21:33
Dinlerin özellikle İslam dininin toplumları birleştireceğini düşünmek tarihsel sürece bakıldığında pek olası gözükmüyor.Eğer idda edildiği gibi birleştirici etkisi olsaydı dört halifenin üçü suikaste kurban gitmez,Cemel Savaşı,Sıffın Savaşı,Kerbela olayı olmaz.Emevi-Abbasi,İran-Osmanlı,Osmanlı-Memluk çatışmaları gerçekleşmez ve bu savaşlarda binlerce insan ölmezdi.Günümüzde İslam dünyasındaki dağınıklığı görünce dinlerin birleştirici olmadığı kolaylıkla anlaşılır.
Hırıstiyanlara bakınca tarihte mezhep çatışmaları,otuz yıl savaşları,yüzyıl savaşları ve yüzyılımızda 1.,2.Dünya Savaşlarını sayabiliriz.
Örnekler daha da uzatılabilir.Salt yukarıda verilenlere bakarak Güneydoğu olaylarını durdurmak için dini argümanlar kullanmanın işe yaramayacağı ortadadır.