PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ey Türk Askeri; Vazifen Kobay Olmak mı?


Firestorm
16-04-2011, 18:44
askerlik, başta yaşam hakkı olmak üzere, beden ve ruh bütünlüğü üzerindeki hakların tümümün devlete teslim edildiği, varlığın kayıtsız şartsız armağan edildiği bir süreçtir. Bu nedenle yaşam hakkını kanun maddesi ile gasp edenin, beden bütünlüğünü de gasp etme hakkını kendinde görmesi, askerden kobaylık beklemesi, kendi mantığı içinde tutarlıdır."
"Mehmetçiğin bir diğer vazifesi de kobaylık yapmakmış... Bunu da yeni öğrenmiş olduk. Genelkurmayın günah galerisine bir de kobay Mehmetçiklerin görüntüleri eklendi."

Birkaç hafta önce GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi)'da diskinezi (hareket bozukluğu) hastası 20 erin nispeten yeni bir tedavi yöntemini uygulamak için “kobay”, bilimin daha yumuşak tabiriyle “denek” olarak kullanıldığı ortaya çıktı.

Hegemonun elleri her zaman tüfekli değildir. Hukuk, akademi, tıp gibi yumuşak araçları da eline aldığı olur. Hegemonya bir yanı ile silahla güçlenir öbür taraftan bilim ve onun yan sanayisi ilaç sanayi ile var olur, kendisini topluma böyle benimsetir.

Birkaç hafta önce GATA (Gülhane Askeri Tıp Akademisi) da diskinezi (hareket bozukluğu) hastası 20 erin nispeten yeni bir tedavi yöntemini uygulamak için “kobay”, bilimin daha yumuşak tabiriyle “denek” olarak kullanıldığı ortaya çıktı.

Söz konusu çalışma, birisi GATA Nörolojinin başında olan bir profesör, diğeri binbaşı bir hekim tarafından 2008 yılında yapılmış ve 2009 yılında iki ulusal bir uluslar arası kongreye “bilimsel çalışma” adıyla sunulmuş.

Kobay askerler uygulaması hakkında medyanın bir kısmı üç maymunu oynadı. “hepimiz asker doğduk, vatan borcu namus borcudur” anlayışıyla askerlere reva görülen insanlık dışı muamele bazı medya organlarınca haber değeri bile görmedi. Hele ki siyasetin gündemine hiç gelmedi. Sadece, savunmacı bir dille olayda ilkin bir usulsüzlük görmeyen, ardından artan tepkiler nedeniyle göstermelik bir soruşturma başlatan Genelkurmay Başkanlığı dışında yetkili hiç bir merciden açıklama da gelmedi.

Kullanılan yirmi asker, elbette kobay olduklarını bilmiyorlardı. Uygulamayı, tedavinin bir parçası sanıyorlardı.

Hegemonun bilimsel otoriteleri ise yapılan usulsüzlüğü örtmek için, “bu uygulamanın yeni olmadığı, insan sağlığına zarar vermediği, amacın tedavi olduğu ve her tedavi gibi yan etkilerinin olabileceği” bahanelerini sıraladılar. Ne de olsa bilimin her etik dışı uygulaması için hazırladığı bilimsel kılıf, halkın anlamakta zorlanacağı çok karmaşık (!) ve uzmanlık gerektiren açıklamalar, en başından hazırlanmış veya anında yaratılmıştı.

O dönemde kobay olarak kullanılan erlerden Bakır T. durumu gayet net gözler önüne seriyor: “komutanlar emretti biz de yaptık”.

Diyelim ki erlerin rızası alındı.
O zaman da şu sorunun yanıtı önemli oluyor; “Askerin rızası olur mu?”
Elbette olmaz. Çünkü erlerin hür irade ile rıza beyanında bulunmaları, emir baskısı ve askeri hiyerarşi nedeniyle mümkün değildir. “Emrediyorum, kobay ol” dendiğinde, her er kobay olur. Klinik araştırmalar hakkındaki yönetmelik ve Helsinki Bildirgesi gibi bağlayıcı uluslararası bildirgeler, bu nedenle askerler üzerinde herhangi bir deneyin yapılmasını yasaklanmış durumdadır.

Uygulama, yaşam hakkı ve beden bütünlüğünün korunması bakımından da insan hakkı ihlali niteliğindedir.
Bilindiği üzere, 1982 Anayasası’nın 17. maddesi, yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunun izin verdiği zorunlu durumlarda, yani “askerlikte”, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması sırasında, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, meydana gelen ölme ve öldürme fiillerini, yaşama hakkının ihlali saymamaktadır.

Tıpkı, 2007 yılında PKK’nın Dağlıca baskını sırasında, PKK tarafından kaçırılan ve hayatta kaldıkları için mahkum edilen askerlerin mahkeme kararının gerekçesinde, devletin “insani duygular bahane edilerek teslim olunmaz, neden ölmediniz?” diye askerlere sorması gibi…

Görülüyor ki askerlik, başta yaşam hakkı olmak üzere, beden ve ruh bütünlüğü üzerindeki hakların tümümün devlete teslim edildiği, varlığın kayıtsız şartsız armağan edildiği bir süreçtir.

Bu nedenle yaşam hakkını kanun maddesi ile gasp edenin, beden bütünlüğünü de gasp etme hakkını kendinde görmesi, askerden kobaylık beklemesi, kendi mantığı içinde tutarlıdır.

Skandalın üzeri örtülecek mi?
Savcılık olayın basında yer alması üzerine soruşturma başlattı.
Birçok olayda olduğu gibi örtülecek intibasını veriyor.
Mehmetçiğin bir diğer vazifesi de kobaylık yapmakmış … Bunu da yeni öğrenmiş olduk.
Genelkurmayın günah galerisine bir de kobay Mehmetçiklerin görüntüleri eklendi.
Ey Türk askeri! Kendini hiç kobay koltuğunda hayal ettin mi?
Etmediysen bence et artık.


Kaynak (http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=62387)

Violadagamba
16-04-2011, 22:57
Diyelim ki erlerin rızası alındı.
O zaman da şu sorunun yanıtı önemli oluyor; “Askerin rızası olur mu?”
Elbette olmaz. Çünkü erlerin hür irade ile rıza beyanında bulunmaları, emir baskısı ve askeri hiyerarşi nedeniyle mümkün değildir. “Emrediyorum, kobay ol” dendiğinde, her er kobay olur.

Çok hatalı ve kötü niyetli bir yazı. Çoğu zaman ordudaki görevler o kadar usandırıcıdır ki bu tip kobaylıklara birçok asker koşa koşa gider. Eminim konuyla ilgili askerler yalvar yakar bu programa katılmışlardır. Kısa dönem askerlik yapmıştım. Ortalama uykumuz genelde 2,5 - 3 saatti. Gece gündüz PKK'nın saldırmasını ve yaralanmayı dilerdim; hastaneye düşüp uyumak için. Anca o zaman hastaneye gönderileceğimizi bildiğimden... 2 kere zatürre oldum hastaneye göndermediler (Koca alayda az asker vardı; yani adama ihtiyaç vardı) ve o haldeki beni de her gün 20 km koşturdular. Bana "Kobay lazım" denilseydi gönüllü olurdum; ama benden daha kötü durumdaki arkadaşlarım gönüllü olsaydı bu tatili onlara bırakırdım.

Demek istediğim: GATA'nın elinde bütünüyle tatmin edici rıza belgeleri vardır. Zaten ordumuz kendi askerlerine bu konuda emir verecek kadar kötü niyetli, hukuktan bîhaber ve şark kurnazı değil; herşey kendilerine defaaten anlatılmıştır. Gerek ailemde gördüklerimden gerekse de zalimane askerlik deneyimimde yaşadıklarımdan anladığım şey TSK ve bireylerinin hukuki konularda Dünya'daki en hassas davranan ordusu ve askerî personeli olduğudur.

Ve ayrıca GATA da Dünya'daki en iyi tıbbi kurumlardan birisidir. Nazarımda -daha doğrusu kanaatimce- ilk ondadır.

Poyra
16-04-2011, 23:02
Gerek ailemde gördüklerimden gerekse de zalimane askerlik deneyimimde yaşadıklarımdan anladığım şey TSK ve bireylerinin hukuki konularda Dünya'daki en hassas davranan ordusu ve askerî personeli olduğudur.
.

Şaka mı bu? :)

Reich
16-04-2011, 23:04
Yeni bir tedavi yöntemini uygulamak için gönüllü aranmış olabilir, sonuçta bu bir tedavi yöntemi yan etkileri olup olmadığı anlaşılmıştır. Zorla askerleri götürüp kobay olarak kullanmak veya askerlerin rızası olmadan bunu diretmek mümkün değil, zararlı bir uygulama olsa en başta TSK'nın başı ağrır böyle bir işe girişmezdi.

Hastanelerde sorar hastalara ''yeni bir tedavi yöntemi var'' kararı siz verin diyerek.

Violadagamba
17-04-2011, 00:53
Şaka mı bu? :)

Asla şaka değil. Her ordu bir cehennemdir. Buna rağmen demek istediğim: Bizim ordumuz yazılı kaidelere uyarak personeline en iyi desteği sağlamaya çalışan ordulardan biridir.

Not: Ailemden gördüğüm derken sülalemdeki erkeklerin yarısının subay olması sonucu askeriyedeki işleyişin nasıl yürüdüğünü görmemdir. Asker bir sülaleden gelip de o kadar iddia edilen torpillerin, usulsüzlüklerin gerçek olmadığını fark ettim. Ordumuzdaki sapmalar yüzde birin altındadır; ordumuz her personeline eşit oranda zulmetmek için özenli çaba harcar; buna sülalem de dahil :) .

Engse Hohol
27-01-2019, 11:16
✔ (https://twitter.com/XDALKILIC/status/1089308006892871687) Kurdên Başûr, leşkerên Türk ji Şeladizê qewitandin.
Güneyli Kürtler, Türk askerlerini Şeladizê'de yaktı.

Kürtlerin tarihi uzun bi süre değişmeyeceğini gösteren olay, tsk şeladize kampının sivil görünümlü insanlarca basılması ve Türk askerinin yalnızca seyretmesi! Tsk'da bu gevşekliğin sebebi akp'nin yöresel seçimler kaygısı tabiki ama video'da acınası durumda olan kamp basan sivil Kürtler kadar Türk askeri de acınası görünüyor. Kürtler 5-6 askeri aracı, kamp brandasını yaktılar diye seviniyorlar, sevinsinler tabi onlarında sevinçleri olmalı ama Türk askerinin, elindeki silahını kullandırtmayanlara öfkeliyim ben. Tâ osmanlı'dan beri Türk insanının en ucuz ithal ürünü askeridir, bu biliniyor ama Tsk veya başka bir ülkenin askeri kampının basılması sırasında askeri personelin basılmayı izlemekle yetinmesi yordam değildir askeri teyamülde.

Kampı basılan askerlerin savaşmaksızın kampın yağmalanmasını izlemeleri saçmalıktır, askeri davranış protokolüne aykırıdır. Akp'nin Türk askerini ezik duruma sokması "Cyprus greek cypriot shot dead" olayındaki askeri yeteneğin ortadan kalktığı anlamına gelmez, kampı basanlar sivil görünümlüler, akp'li tsk'nın kaygılarına yaslanmaktan vazgeçmeliler. Kahraman olmak isteyen Kürtler savaşmak zorundadır. Savaşmadan bu şekilde hinlik eden Kürtler, farisilerin kürd anlamına verdikleri Kürtler olurlar.

Karanlıktan aydınlığa
27-01-2019, 12:45
[B]

Tıpkı, 2007 yılında PKK'nın Dağlıca baskını sırasında, PKK tarafından kaçırılan ve hayatta kaldıkları için mahkum edilen askerlerin mahkeme kararının gerekçesinde, devletin "insani duygular bahane edilerek teslim olunmaz, neden ölmediniz?" diye askerlere sorması gibi…
Kaynak (http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=62387)

90'larda duyardık " tam mehmetcik PKK lı teröristlerin etrafını kuşatmış, etkisiz hale getirecekken bir telefon gelir " bırakın gitsinler" diye emredilirdi...
Gerçekten bu oldu mu araştırmak benim işim değil. eğer olmuşsa o emri veren komutanın bunu niye yaptığı, akıbetini bilmek isterdim.
Bunun mantıklı bir açıklaması varsa ,emri veren komutan görevinden alınmamışsa askerlerin PKK lılara teslim olmasının nedeninin daha anlaşılabilir olması bakımından niye askerlere bu soru sorulur ?

onesihi
27-01-2019, 14:36
ırak türk üssü saldırısında yerel seçim kaygısı olmasa bile tsk tarafından ateş açılmaması gerekirdi çünkü kürtlerin kaderinde mutlu ve huzurlu bi istikbal yaşamak olacaksa, bu türkiye ile var olabilir ancak. araplar ve iranlılar, kürtler den nefret ediyorlar ve ruslar da kürtleri desteklemiyor artık hatta putinci ruslar, kürtleri komünist yobaz olarak görüyorlar ve uzak durmaya çalışıyorlar. kürtlerin tek dostu türkiye dir. amerika'nın bölgedeki askeri varlığı ve desteği vizyonsuz kürtleri azgınlaştırmış ama bu geçici bi durum. akıllı kürtler bu durumun farkında olmalı ki barzani tarafında ses-seda yok. olayı abartmak istemiyor barzani çünkü herkes için öncelik ekonomi şu sıralar.