PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : CHP'lilere Mektup


Jolly Jocker
23-04-2011, 00:38
TKP'liler CHP'lilere bir mektup yazmış. Sokakta dağıtımını yaparak ve internetten duyurarak propoganda ediyorlar. Mektup her ne kadar sadece TKP'yi öne çıkarsa, pek çok noktayı eksik bıraksa ve sadece oy verme çağrısı içerse de yine de dikkate değer ve haklı argümanlar içeriyor. (Not: Metinde önemli bulduğum argümanlara ilişkin koyultmaları bana ait). İçeriği şöyle;


''Sevgili Cumhuriyet Halk Partililer, bu partiye oy veren, bu partiye umut bağlayanlar…

Daha önceki seçimlerde olduğu gibi, nerede karşılaşsak, “oyları bölmeyin” diyorsunuz bizlere… Tayyip Erdoğan da “iki partili sistemden yana” olduğunu söylüyor. Hiç ilginiz yok belki ama aynı hesaba çıkıyor: Hükümetin uygulamalarını benimseyenler AKP’ye, benimsemeyip şikayet edenler CHP’ye oy versin! İnsanların ikisini de onaylamama, başka seçenekleri tercih etme hakkı olmasın isteniyor.

Zaman zaman işi saldırganlığa dökenlere de rastlıyoruz: Türkiye Komünist Partilileri AKP’nin ekmeğine yağ sürmekle itham ediyor, hatta hükümetle işbirliği yaptığımızı ileri sürüyorlar.

Farklı siyasi partilerin birbirlerini eleştirmesi doğaldır. Biz de yeri geldiğince Cumhuriyet Halk Partisi yönetiminin politikalarını, açıklamalarını eleştiriyoruz. Çarpıtmadan, gerçek olgulara dayanarak…

Eleştirilerimizi, farklılıklarımızı burada tekrar etmeye niyetimiz yok. Cumhuriyet Halk Partisi ile hemen her temel konuda ayrı düşüyoruz. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi içinde ya da ona oy verenler arasında benzer kaygılar taşıdığımız, ortak hedeflere sahip olduğumuz kişiler olduğu da bir gerçek.

Ortak hedefi tanımlayabilir, adını koyabiliriz: Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verenler arasında, bu ülkenin devrimci bir dönüşüme gereksinimi olduğuna, yalnızca sosyalizmin Türkiye ve dünyada yoksulluğu, adaletsizlikleri, savaşları sona erdireceğine inananlar var.

Biz de böyle düşünüyoruz. Ama daha önemlisi, CHP ya da başka partilerden tamamen farklı olarak Türkiye Komünist Partisi’nin programı bunun üzerine kurulu.

Gelin görün ki, sol değerlere sahip çıkan, sosyalizmi biricik çıkış yolu olarak gören azımsanmayacak sayıda kişi seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veriyor.

Gerekçe çok basit: Oylar bölünmesin!

1970’lerden bu yana “oylar bölünmesin” kaygısıyla Cumhuriyet Halk Partisi, kendi programı, hedefleri ve siyasetine hiç yakınlık duymayan yurttaşların desteğini almakta.

İnsanların benimsemedikleri, içlerine sinmeyen partilere oy vermek durumunda bırakılıp kendi tercihleri doğrultusunda davranamamaları siyasetin çürümesine, bozulmasına hizmet ediyor.

Yüzde on barajını ülkenin başına bela edenlerin amacı tam da buydu: Halkın seçeneklerini daraltıp, onları mevcut düzene mahkum etmek. Böylece, aslında bu sistemin tek gerçek alternatifi olan sosyalizmi hedefleyen partilerin tecrit edilmesi için zemin sağlanacaktı.

Türkiye Komünist Partisi, insanların umudunu karartan, onları kötünün iyisine kanaat etmeye alıştıran, en kötüsü siyasi şantajla baş başa bırakan “oylar bölünmesin” oyununu bozmaya davet ediyor.

Bir düşünün, “oylar bölünmesin” denen 1970’lerden bu yana, Türkiye’de en küçük bir iyileşme söz konusu oldu mu?

Bir bölümünüz yaşayarak tanığı oldunuz muhakkak; o yıllardan bu yana Türkiye’de sol hep mevzi yitirmedi mi?

Şimdi de, AKP karşısında güçlü muhalefet olmak için, “umutsuz” bir seçime daha hazırlanan Cumhuriyet Halk Partisi’nden “oyları bölmeyin” sesleri yükseliyor.

1
İki partili bir sistemin Türkiye’ye yerleşmesi için, cemaatlere saygılı, ABD ile arası düzelmiş, Avrupa Birliği’yle ilişkilerini güçlendirmiş, iş çevrelerine güven vermiş, AKP ile gerginliklerini azaltıp iki parti arasında yumuşamaya yönelmiş bir CHP’nin ana muhalefet partisi olmaya devam etmesi için “oylar bölünmesin” deniyor!

Oysa CHP’ye oy verenlerin içinde, laikliği gerçekten önemseyen, ABD’nin ülkemiz üzerindeki etkisinin ortadan kaldırılmasının yaşamsal olduğuna inanan, Avrupa Birliği’nin emperyalist bir proje olduğunu bilen, solun ancak emek ekseninde var olacağını kavrayan çok sayıda kişi var.

Bu kişiler arasında belki siz de varsınız.

Sizin inançlarınızı sorgulamak bizim haddimize değil. Ama bir çift söz etme hakkını kendimizde görüyoruz.

“Oylar bölünmesin” gerçek bir tuzak ne yazık ki…

Bu tuzağa karşı Türkiye Komünist Partisi’nin sözü “oylarınızı özgür bırakın”dır.

Sevgili Cumhuriyet Halk Partililer,

Bize “haklısınız, dediklerinize hak veriyor, yaptıklarınıza saygı duyuyorum. Ama barajı geçemeyecek, meclise giremeyecek bir partiye oy vermenin ne yararı var” diye soruyorsunuz.

Türkiye’de sorunlar ille meclise temsilci sokmakla çözülseydi, emin olun TKP bunu bir biçimde yapardı. Ancak önemli olan, halkın örgütlülüğünü arkasına alarak, seçimden seçime değil, her gün eşitsizliklere, zorbalıklara karşı mücadele etmek, parlamentoda temsiliyeti böyle bir toplumsal güce dayandırmak.

Türkiye Komünist Partisi, bu doğrultuda hayli mesafe aldı. Büyük basının mutlak sansürüne, yasaklara, kısıtlama girişimlerine, gerici saldırılara rağmen emekçi halkımızın aklı ve vicdanı olarak gelişti, güçlendi.

Ne var ki, Türkiye’nin kaderini değiştirebilmek için solun çok daha güçlü olması gerekiyor.

“Oylar bölünmesin” yaklaşımı ise seçimlerde solu güçsüzleştiriyor.

Bu nedenle Türkiye Komünist Partisi, bu seçimlerde “500 bin boyun eğmeyen” arıyor.

Güçlenmiş bir TKP’nin, Türkiye’deki bütün siyasi dengeleri değiştireceğini söylüyor.

Bunun AKP’nin ekmeğine yağ süreceğini ileri sürenlere, 2002 yılından beri TKP’nin neleri öngördüğünü, neler yaptığını, hangi mücadelelere imza attığını hatırlatabiliriz.

AKP’nin ekmeğine yağ sürecek olan, gericiliğe, emperyalizme, sömürüye karşı gerçek seçeneğe güç vermemektir.

AKP iktidarının anlamı Türkiye’nin daha gerici, emperyalizme daha bağımlı, sömürüye daha da açık bir ülke haline gelmesi değil midir?

Ilımlı gericilik olmaz; kapıyı kapatmazsak, o mutlaka içeri girecektir. Emperyalizmi kovmazsak, ABD ile onurlu ve eşit ilişki masalına inanmak zorunda kalırız. Kabul edilebilir sömürü diye bir şey de yok; sömürüyü bir kez kabullendik mi, köleleşmeye de hazırız demektir.

“Hiç boyun eğer mi insan” diye soruyoruz.

“Hayır boyun eğmez insan”!

Bu nedenle sizlerden önce oylarınızı özgürleştirmenizi istiyoruz.
Hep birlikte boyun eğmemek için!''

Jolly Jocker
23-04-2011, 00:51
Konuyu açmaktaki amacım, mektuptaki önemli argümanları TKP ve seçim özelinden çıkarıp tüm devrimciler ve devrimci mücadele genelliği içinde ele alıp biraz daha detaylandırarak, bu argümanların haklılığını özellikle CHP'li arkadaşlarla tartışmak. Bunun için önce söz konusu argümanları sıralayalım;

- ''Oylar bölünmesin'' yaklaşımı siyaseti iki sistem partisine, yani AKP ile CHP arasına sıkıştırarak farklı alternatifleri marjinalleştirmeyi hedeflemektedir. Bu durum, tam da 12 Eylül darbecilerinin ve egemenlerin arzuladığı şeydir.


- Sosyalistler, programını sosyalizm ve devrim üzerine kurmuş politik örgütler yerine, programının sosyal demokrasiyi bile güç bela karşılayabildiği CHP gibi partilere yönelerek hata yapmaktadır. Bu tür yönelimler 1970'lerden beri ne sola ne de Türkiye'ye hiçbir şey kazandırmamış, bilakis, ülkenin sağa kayışı artarak sürmüştür. O halde bu hatalı yönelimi sürdürüp 'ehven-i şer' olarak görülen CHP'yi öne çıkarmak yerine, devrimci bir hareketi yeniden örgütleme çabasına girmek daha anlamlı değil midir?


- Bu memlekette ancak ABD'den icazet almış, emperyalizme ve 'iş çevrelerine'(burjuvaziye) güven vermiş, IMF v.b. kuruluşların programından şaşmayacak partilerin hükümet olabilme şansının bulunduğunu göz önüne alırsak, hükümet olsa bile CHP'nin kime ne faydası olacaktır?

- CHP gibi solla bağı git gide zayıflamış ve geçmişten beri hep devletin, sistemin partisi olmanın ötesine gidememiş bir partiyi öne çıkarmaktansa, meclise giremese bile sosyalist bir seçeneği güçlendirmek sistem içi sosyal hak kazanımları açısından çok daha faydalı olmayacak mıdır?

- Sürekli seçim, sandık ve CHP vurgusu yapılması, halkı ve özellikle de emekçileri sadece seçimler yoluyla dört yılda bir siyasete dahil olan, onun dışında evinde pasif kalan bir konumlanışa sürüklemeye hizmet ediyor. Bu noktada, oy vermek düşüncesi, halkın sistem içinde tutulması ve apolitikleştirilip paralize edilmesinin yöntemi haline geliyor. Oy vermenin bir çeşit afyona dönüştüğü mevcut duruma karşı, sandık yerine sokağın, parlamenter muhalefet yerine sokak muhalefeti ve toplumsal direnişin öne çıkarılması daha gerekli değil midir?

Gelin tartışalım...

ahmetsln
23-04-2011, 11:32
Chpli arkadaş yoktur ki? Chp nin gidişatını bende maalesef çok kötü buluyorum.

Bize de çok diyor chpli arkadaşlar oy bölüyorsunuz diye ama chp mecliste aktif muhalefet bile yapamıyor ki ?

ahmetaltan
25-04-2011, 09:22
Türkiyede, TKP nin değil iktidara gelme, %2 oy alma ihtimali bile yokken, demokratik yollardan yönetime gelmesi imkansız. O halde ne yapmalı? Zinde güçlere, iyi saatte olsunlara dayanmaktan başka çareleri yok. Yani ordu kışkırtıcılığı ile, ihtilal hayalleriyle gün geçirirler. Fakat heyhaaat.... Tavşan bayırı aştı. Maymun gözünü açtı. Antidemokratik yollar kapandı, bir daha açılmayacasına....
Gelin bu hülyadan uyanın. Demokrat, özgür Türkiyenin inşasına katkıda bulunun ki, gelecek nesillerin duasını alasınız.....
İkinci Cumhuriyeti, 12 eylül 2010 da kurdu Türkiye.... Gözün aydın güzel ülkemin güzel insanları....
İstikbal ufkumuz aydınlandı....
Geleceğe daha güvenli bakıyoruz artık.
Derin devlet, darbeci zihniyet kalkmamacasına toprağa gömüldü.
Hedef, 2023 te en güçlü 10 ekenomi arasındaki büyük Türkiye....
Yürü oğlum, kim tutar artık seni....
A.A.

taylan
28-04-2011, 23:19
Hedef, 2023 te en güçlü 10 ekenomi arasındaki büyük Türkiye....

Heykelleri yıkarak mı?
Kocaman jiplere bak! diyen öğrenci bir kızı 7 saat sorguya alarak mı?
Gençleri birbirine karşı savaşmaya kışkırtarak mı?

Senin gelecekteki nesillerin heykelleri yıkan bir liderden nasıl bahsedecekler acaba çok merak ediyorum...

Bu zihniyetle EKONOMİ'de değil ama EKENOMİ'de ilk 10'a girebiliriz :)

Termo
28-04-2011, 23:24
Ekonomiden anlayan iktisatçı arkadaşlar var mı aramızda? Nasıl bir gelişmedir bu? Halka nasıl yansıyor ekonomik büyüme? Sıcak para dedikleri nedir? Kimdi hatırlayamadım, iktisat uzmanı birisiydi herhalde bunu diyen; büyüyor, büyüyor ama neremiz büyüyor?

lolepet
29-04-2011, 16:44
iktisatçı değilim ama ben söyleyeyim..
doğru kişi başına düşen milli gelir artıyor ama kağıt üzerinde. gerçekten artıyor fakat bu dağılım kişi başına göre yapılmıyor. yabancı sermaye sınfına ve bu sınıf yardakçısı olan yerli sermaye sınıfına akıyor. halk yine aynı yoksulluıkta kalıyor

peki bu sermaye sahipleri nasıl zengileşiyor giderek? nasıl böyle bir hedefleri olabiliyor? (10 yılda en büyük ekonomiler arasına girmek)

şöyle oluyor ülkeyi satmakla mükellef olan iktidar ve ülkeyi yabancı sermaye sahipleri paylaşmak derdinde olan yerli sermaye sayesinde ülkenin tüm kaynakları dışarıya akıyor. ee tabi bunun karşılığında bizim burjuvalarımızada birazcık birşey bırakıyorlar.( bakınız son 10 yıldaki özelleştirmelere)

evet zengileşiyor birileri ama bu halk değil patron sınıfı ve iktidar ve bunu istatistiklere herkesin refah düzeyi yükseliyormuş gibi yansıtıyorlar.

bknz.

http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=19903