Orijinalini görmek için tıklayınız : Küba Devrimi
Özgürcan
10-05-2011, 00:59
UYARI!
BU YAZI İNSANLARA KARŞI AYRIMCILIK VS. YAPMAK AMAÇLI YAZILMAMIŞTIR. YALNIZCA BİR ÜLKENİN HİKÂYESİDİR...
Konu ile ilgili tartışmalar geçince şöyle bir yazı hazırlayayım dedim..
ilk önce bunun ilk 30 saniyesini izleyin, Amerikan kumarhaneleri... (http://www.youtube.com/watch?v=smeJF32uVoE#)
Yıl 1951, ABD'nin Küba'yı işgal edişi 50 yılı aşmış... Adadaki şeker kamışı, tütün ve diğer tüm tarım ürünleri Amerikan yatırımcıları "yanki"nin elinde. Halkın %55'inden fazlası verem ile boğuşmakta...
Küba'nın başında ise bir Amerikan generali; Batista var, Fulgencio Batista...
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/8/83/Batista25355a_crop4.jpg/225px-Batista25355a_crop4.jpg
Batista adada bir çok kumarhane kurdurtmuş, yandaşlarına adanın en güzel yerlerinde evler yaptırmıştı. Halk fakirlik içinde sürünürken ABD'li yatırımcılar milyoner oluyorlardı. Halk düşük maaş ve yüksek vergi ile boğuşmaktaydı, artık Küba'lıların yaşamak için bile paraları kalmamıştı..
Halkın ayaklanması böyle bir durumda normal karşılanmalıydı. Ama Batista öyle düşünmedi...
Cumhuriyet isteyen halk eylemlere başvuruyor, polise ise "vurun" emri gelmişti...
Tutuklananlar kafeslere konuluyor, sırasyıyla kurşuna diziliyorlardı.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/42/BatistaFireSquad.jpg/300px-BatistaFireSquad.jpg
Halk bu durumdayken bir ABD'den borç üstüne borç alınıyordu. Küba, ABD'ye 300 Milyar Dolar'dan fazla gelir
getirmişti... Golf sahaları ve kumarhaneler...
http://4.bp.blogspot.com/_vFkvN8J1lJw/SBfZoY_NBjI/AAAAAAAAATI/F4jPh6eY90g/S660/Casino+Plaza.jpg
Ancak bunlar pek sürmedi. 1959 yılında aralarında Che Guevara ve Fidel Castro'nun bulunduğu 57 kişi Batista'ya karşı devrim için hazırlandılar... Alman ve Rus devrimlerini takip eden Che Guevara, Yanki'nin elinden Küba adasını bir an önce kurtarmak istiyordu...
dinlenilecek müzik (http://www.youtube.com/watch?v=2RrLd1NZbpA#)
Nisan 1958 Sabahı Küba kıyısına bir gemi yanaştı, halkın devrim cevabına karşılık vermek üzere gelen 57 kişi... 57 kişi olsalar bile Florida'dan uçaklar kalkmış, Batista askerleri havan topu saldırısına başlamışlardı. ABD bu halkın özgürlüğüne kavuşmasından korkuyordu, eğer sadece Cumhuriyet gelseydi iyiydi, CIA'den yetiştirdiği ajanlarla ülkeyi kontrol altına almasını bilirdi, daha önce yaptığı gibi... Ama durum farklıydı, bundandı Yanki'nin endişesi...
http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSYzJsVize-6Pqef1i-_cZOn6eti_DZDjFtIe85qipAlayLFj7a
Nihayet Havana ele geçirilmiş, Batista firar etmişti, artık geri dönemeyecekti... En kısa sürede onun gibi yüzlerce, binlerce Amerikan şeker kamışı, tütün ve kahve milyonerleri ertesi günlerde firar etti. Kumarhaneler kapatıldı, vergiler düştü, hatta kaldırıldı..
Che Guevara'nın konuşması (http://www.youtube.com/watch?v=oirXq2JJHsg#)
http://www.britannica.com/blogs/wp-content/uploads/2010/08/0000075555-castrr004-004.jpg
Bunun ardından halka devrimi tanıtmaya geldi sıra...
Bundan sonra dinlenilecek müzik (http://www.youtube.com/watch?v=Rz2No4PoH6E#)
http://t2.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQGk7ApSU2VozLESykrVW12ekV13JrrQ 9V-aSvW9ZnQpNsZ8RV3nA
İlk önce çiftçilik konusunda yenilikler yapıldı. Çiftçilerden alınan yükse vergi kaldırıldı, çiftçilere ekmesi gereken ürün bildiriliyordu ve artık çiftçiler de devlet memuru olmuştu, ektikleri ekin kâr getirmese bile onlar maaş alacaktı. İnsanlar arasındaki rekâbet yok olmuştu...
http://havanajournal.com/images/uploads/cuban-farmer.JPG
Sırada eğitim konusunda yapılacak yeniliklere gelmişti. İlk önce tüm özel okullar kaldırıldı, yerine eşit haklara ve eğitim kalitesine sahip okullar geldi. öğrenciler artık daha kaliteli eğitim almak için birbirlerini geçmeye çalışmak zorunda değillerdi. Bu konuda da rekâbet yok edilmişti...
http://www.cuba-junky.com/scriptdata/photo-albums/cuba-kids/havana_schoolclass.jpg
Bu sırada Küba'da kalmış milyonerler, zenginlere yüksek vergiler kondu. Kumarhanelerine çok yüklü kısıtlamalar getirildi. Bu sayede Küba ekonomik olarak bir süre ayakta kaldı...
http://www.aha.ru/~mausoleu/lenin_mausoleum_images/castro.jpg
--
Ancak basın ABD ve diğer emperyalist devletler tarafından yönetiliyordu. Fidel Castro'ya katil, Che Guevara'ya "terorist" dediler. Hatta çeşitli sözde "tarafsız" belgesel ve filmlerle Küba devrimi ve komünizm halkın beyine "kötü" ve "şeytani" yaftalarıyla kazıtıldı. Artık Amerika ve onun müttefiği ülkelerdeki halklara komünizm dendiğinde sadece kötü bir şey olduğu akılda kalıyordu...
--
Küba'daki devrimden sonra Vietnam ve Venezuella gibi ülkelerde de bu tip devrimler meydana geldi. Özellikle şu anda Venezuella lideri Hugo Chávez'in çiftçi politikaları ilgi çekmiştir...
http://havanajournal.com/images/uploads/chavez_castro.jpg
Kim bu devrime ne derse desin, Küba 40 yıl gibi bir zamanda bir çok fabrika ve endüstri kurmuştur. Üstelik televizyonlarda anlatıldığı gibi beyin yıkama yapılmadan!
Küba, devriminin 52. yılında hâlâ ayakta duran bir devlettir...
Yazımı bitirmeden önce şunu da izlemenizi tavsiye ederim, Nazım Hikmet Ran'ın sesinden Küba (http://yehha.net/132960/facebook.com/nazim-hikmetin-1961--kuba-hq.html)
Yazı tamamen şahsıma (Özgür Can) aittir. Benim iznim haricinde herhangi bir yerde yayınlanamaz, paylaşılamaz
Kaynaklar:
http://en.wikipedia.org/wiki/Cuba
http://en.wikipedia.org/wiki/Cuban_revolution
http://en.wikipedia.org/wiki/26th_of_July_Movement
Yıl 1951, ABD'nin Küba'yı işgal edişi 50 yılı aşmış... Adadaki şeker kamışı, tütün ve diğer tüm tarım ürünleri Amerikan yatırımcıları "yanki"nin elinde. Halkın %55'inden fazlası verem ile boğuşmakta...
Küba'nın başında ise bir Amerikan generali; Batista var, Fulgencio Batista...
Bu bilgileri alttaki kaynaklardan mı aldın Özgürcan? Çünkü ben bahsi geçen Wikipedia maddelerini birkaç kez okudum, bu bilgilere de rastlayamadım. Gözümden kaçmış da olabilir tabii, mesela nerede nüfusun yüzde 55'inden fazlasının verem olduğu yazıyor?
emeğine sağlık güzel bir çalışma..
Özgürcan
10-05-2011, 21:52
Nazım Hikmet'in yalancısıyım Astur. O öyle söylemiş...
http://www.youtube.com/watch?v=D2SlRFyRDNM
sn. özgürcan,
Yazı için teşekkürler emeğinize sağlık, Küba devrim tarihinde Jose Marti ismi çok önemlidir, Che ve Fidel tüm dünya tarafından tanınsada, asıl halk kahramını Jose Martidir, Küba'da bulunmuş arkadaşlar bu konuda bana katılırlarmı ?
saygılar
Özgürcan
10-05-2011, 22:35
Zaten Küba'ya gidenler Jose Marti anıtlarını görmüşlerdir. Her yerdedir.
Jose Marti Küba'nın Atatürk'üdür. Bunu eminim Fidel de Che de inkar etmezdi. Onlar işgalci Emperyalist ABD'den kurtardılar devletlerini .Ama bağımsızlığı sağlayan, asıl kahraman kesinlikle Jose Marti'dir...
Hatırlattığınız için çok teşekkürler...
westergaard
11-05-2011, 09:50
Zaten Küba'ya gidenler Jose Marti anıtlarını görmüşlerdir. Her yerdedir.
Jose Marti Küba'nın Atatürk'üdür. Bunu eminim Fidel de Che de inkar etmezdi. Onlar işgalci Emperyalist ABD'den kurtardılar devletlerini .Ama bağımsızlığı sağlayan, asıl kahraman kesinlikle Jose Marti'dir...
Hatırlattığınız için çok teşekkürler...
amerika emperyalist falan değil
bu cahilce lafı edenler emperyalist lafının anlamını bilmiyor
amerika emperyalist değil mi??
yok artık yahu bu nasıl bir zihniyet??
amerika birleşik devletleri emperyalist değil gibi bir söylem dünya siyasi tarihine ve litaratürüne terstir.. konuşmaya bile gerek yok..
Özgürcan
11-05-2011, 17:10
http://tr.wikipedia.org/wiki/Emperyalizm
Emperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır. Etkileyen devlet, etkilenen devletin kaynaklarından "yararlanma" hakkına sahiptir. ( Bknz: Sömürgecilik )
ABD'nin petrol ve benzeri ürünler için
baskı altına aldığı ezilmiş ülkeler;
Afganistan
Irak
Pakistan
Tunus
Libya
Liberya
ABD emperalist bir ülkedir.
westergaard
11-05-2011, 18:54
birincisi vermiş olduğun tanım yanlış, salağın biri vikipedya'ya yazmış
emperyalizm imparatorluk demektir
başka ülkeleri "etkilemek" değil onları sınırlarına katmaktır
ikincisi gelişen dünyada her ülke diğerini etkilemeye çalışır
gayet normal
dünya ülkeleri iletişim içinde oldukça bu da olacaktır
biz mesela koca amerika'yı ermeni soykırımı konusunda etkilemeye çalışmıyor muyuz?
ve bunda başarılı da olmuyor muyuz?
seçim vaadinde "ermeni soykırımını tanıyacam" diye vaat veren obama başkan olunca soykırımı ne diye tanıyamıyor?
ırak ve afganistan gibi suçlu ve saldırgan devletleri de "ezilmiş" diye kategorleştirmen çok komik
tam iki tane komşusuna emperyalist amaçla ayrı zamanlarda savaş açan ırak mı "ezilmiş"?
ya da el kaide gibi kanlı sapık bir terör örgütüne açıktan kucak açıp barındıran koruyan ve destek veren, 11 eylül sonrası bile terör kamplarını kapatmayı reddedip bin ladini teslim etmeyi reddeden ve amerika'ya ve tüm dünyaya kafa tutan afganistan mı "ezilmiş"?
Özgürcan
11-05-2011, 21:39
Burada yayılmadcılıktan, himayeden söz ediliyor
"the creation and maintenance of an unequal economic, cultural, and territorial relationship, usually between states and often in the form of an empire, based on domination and subordination."
http://en.wikipedia.org/wiki/Imperialism
"Eşit olmayan bir ekonominin yaratılışı sonucu, devletler arası olan kültürel ve bölgesel ilişkidir ve çoğu zaman imparatorlukların kurulmasını sağlar, ele geçirme, himaye altına alma ve itaat etmeye dayalıdır."
ABD bu açıdan ele geçirme ve himaye altına almayı kullanmaktadır. Bu bizim ermeni meselesi konusunda etkilememiz gibi değil, AKP'nin yaptığı gibi tüm medyayı ele geçirip Filistin vb. meselelere dikkat çektirerek kamu oyunun bilnçlenmesini engellemek. Ya da "halk eziliyior. Halk kahroluyor. Demokrasi lazım." deyim tüm petrolü himaye altına almaktır emperyalizm. Bunu hiçbir şekilde doğru bulmuyorum.
westergaard
11-05-2011, 22:38
Bu tanım da yanlış. Emperyalizm sadece imparatorluk siyasasıdır. İmparatorluk siyasasını tek bir "-izm" ile anlatmak istediğinde hangi kelimeyi kullanacaksın?
Kelime bir kere ortaya çıktığı 19. yüzyılda Fransa İngiltere Almanya Avusturya, Rusya falan hepsi imparatorluktu. Bildiğin imparatorluk yani adam gidiyor, bir yeri işgal edip topraklarına katıyor.
Lenin emperyalizm üzerine yazıp bu kelimeyi solcuların jargonuna kattığı zaman da Avrupa'da hala imparatorluk dönemi devam etmekteydi. Lenin bizzat bu imparatorluklardan bahsediyordu.
Ama imparatorluk dönemi 1950'lerde kapanmıştır. İngiltere ve Fransa gibi ülkeler kolonilerini (Türkçe'de kasten taraflı ve negatif anlam içeren "sömürge" kelimesi kullanılır) terkettiler. Ve bir devir kapandı.
Ama solcular emperyalizm kelimesinden vazgeçemediler.
Şimdi de güçlü devletlerin diğer ülkelere müdahele edebilme gücüne "emperyalizm" demeye başladılar. Ama açık ki bu güçlü devletler bildiğimiz anlamda imparatorluk değiller ve imparatorluk olma peşinde de koşmuyorlar.
Amerika için bir imparatorluk denemez. İmparatorluk kavramı açıktır. Tanımı Amerika'ya uymaz.
Amerika dünyanın polisidir, jandarmasıdır falan desen daha makul bir laf etmiş olursun.
Ama daha iyi bir analiz yapmak istersen Amerika için dünyanın devleti demen gerekir.
Çünkü Amerika sadece bir polis gibi dünyanın güvenliğini sağlamıyor, IMF ve Dünya Bankası gibi girişimleriyle dünyaya çeşitli hizmetler de sağlıyor.
Aynı bir devletin vatandaşlarına çeşitli hizmetler sağlaması gibi.
Amerika mesela Irak Kuveyt'e girdiğinde gidip Saddam'ın kafasına vurup bu işgali geri püskürtür, ve dünya ekonomisini petrole bağlı krizlerden kurtarır.
Sırplar Bosna'da soykırım yaptığında gider adamları bombalar ve bunu engeller.
Senelik insan hakları raporları yayınlayıp ülkelerin karnesini çıkarır.
BM merkezine ev sahipliği yapar.
Denizlerin güvenliğini sağlar.
Nükleer silahların yayılmasını engeller.
Sapık ve tehlikeli ülkelerin özellikle nükleer silah edinmesine izin vermez.
Bundan önce de dünya demokrasilerini Komunizm tehlikesine karşı müdafaa etmiş, ve Komunist ideolojinin yayılmasını engellemek üzere mücadele vermiştir.
Kurduğu ve ev sahipliği yaptığı IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarla önce demokrasilerin ekonomilerine destek olmuştur, daha sonra bu iki kurum tüm dğnyaya hizmet vermeye başlamıştır.
Amerika Komunizm tehlikesinde dünya demokrasilerini koruma işinde muvaffak olmuştur, ve sonraki dönemde ortaya çıkan küresel cihad tehdidine karşı savaş vermektedir. Irak'ta El Kaide'yi yenmiştir ve orda kurulan yeni demokrasinin ayakta durmasını sağlamıştır.
Amerika olmasa bunları kim yapacaktı?
Hepimiz Amerika'ya müteşekkir olmalıyız.
Özgürcan
11-05-2011, 22:52
Neden bildiğin anlamda emperyalizmin yanlış olduğunu kabul etmek yerine sana vereceğim tüm kaynaklara, bir göz atıp "yanlış" diyorsun anlayamadım...
http://en.wikipedia.org/wiki/Imperialism#cite_note-0
http://en.wikipedia.org/wiki/Ron_J._Johnston
Dünya'ca ünlü sosyolug Ronald Johnson tarafından yazılmış " İnsan coğrafyası" kitabında öyle geçiyormuş. Bİr doçent, yazdığı kitaba böyle yazmış...
İmparatorluk için gözle görülür bir imparatora ihtiyaç yoktur
"Dünya çapında birimparatorluk var. Ama bu ülkenin imparatoru Bay Başkan değil. İmparator; IBM, KFC, Mc Donald's, Starbucks'dır. İmparator Rockefeller ve onun gibilerdir... Bunlar dünya'yı ele geçirmiştir ve istedikleri her şeyi kahyaları bay başkana yaptırırlar."
Jasque Fresco (Zeitgeist: Addentum)
Ben bir sosyalist/komünist değilim. Devrimle bir komünizmin gelmesine ben de karşı çıkarım. Ama Marxist doktrinleri elimizin tersiyle itmek yanlış olur...
Diğer yazdığın oldukça mantıklı (!) şeylere cevap yazmak istemiyorum. Umarm sen yazdıklarının ne kadar mantıksız olduğunun farkındasındır.
Hiroşima'^ya ATOM BOMBASI atıp milyonlarca insanı öldüren bir devletmi Nükleer silah yayılmasını engeller!!??? Kendi müttefiklerine gizli gizli koyar silahları. (SSCB'nin Küba'ya yaptığı gibi...) Sovyetler Rusyası (Lenin değil, Stalin'in militarist dktasından sonra), ABD, İngiliz İmparatorluğu, Napolyon Fransası, Hİtler Almanyası, Osmanlı... Bunlar hep döneminin emperyalist devletleriydi ve hepsinin bir ortak noktası var; hepsi her zaman kendi yönetimlerinin en iyisi olduğunu düşündüler. Burada kaybettiler.
Senle fikir münakaşası yapmayı çok sevdim açıkçası westergaard :) ama karşı tarafındakilere daha az önyargılı olmaya çalışmalısın...
http://www.youtube.com/watch?v=ILsBbODzK0Q&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=_ae8K3luSFk&feature=related
westergaard
11-05-2011, 23:09
Kusura bakma. Ben kendi tanımımda ısrar ediyorum. Sosyologlara atıf yapsan neyse de Zeitgeist adlı palyaçoluktan bahsederek sadece kendi kredibiliteni ve saygınlığını düşürüyorsun.
Amerika'nın Japonya'ya atom bombası atması olayını burda daha önce açıkladım. O savaş olduğu zaman daha ne BM kurulmuştu, ne Cenova Sözleşmesi vardı, ne de savaşlarda sivil hedef almama gibi bir duyarlılık ve bilinç vardı. O savaşta havadan uçaklarla şehirlere bomba atılırdı. Amerika sadece daha büyük bir bomba attı. Ama daha sonra bu bombanın da nasıl yıkıcı birşey olduğunu görüp bunun yayılmasını engellemiştir. Dünyada bugüne kadar bir nükleer savaş çıkmadıysa ve Japonya'dan sonra hiçbiryere nükleer atılmadıysa bu Amerika'nın çabaları sayesindedir. Yoksa sen sadece dünyanın şansı yaver mi gitti sanıyorsun.
Özgürcan
11-05-2011, 23:21
Bundan dolayı mı daha ilk defa bu sene askeri delege yolladı ABD Japonya'ya.
Hatta kesin BM kurulmadığından dolayı şu ana kadar hiç kınamadı Atom bombası olayını...
Ayrıca saygınlığımı düşüren o zeitgeist palyaçoluklarının ilk videosunun ilk üç dakikasını izle önyargını bir kenara bırakıp...
Artık savaşlar bombayla yapılmıyor. O bölgedeki insanları birbirine düşürmek yeterli... Ülkemizde, Irak'da ve Libya'da olduğu gibi (Ha kaddafi gitmelidir onda hemfikirim ama NATO kuvvetlerinin ve özellikle Fransa'da Sarkozy'nin 360 derece dönüp saldırması bence petrol içindir.)
westergaard
11-05-2011, 23:24
Irak'ta ve Libya'da insanlar birbirine "düşürüldü" (Batı ya da Amerika tarafından) diye inanıyorsan demek sen haberleri bile okumuyorsun. Oralarda ne olup bittiğinden haberin yok. Her boktan Amerika'yı sorumu tutup adamları şeytanlaştırmakla politik analiz olmuyor. Gerçeklikten kopuk şeyler bunlar.
Özgürcan
11-05-2011, 23:32
Musul'da 2 ay kaldım ve oradaki halkı gördüm.. ABD bayraklı petrol çıkarma şeylerini gördüm. ABD kalelerini (fort) gördüm... İnsanların yolda yürürken kaçıştığı amerikan askerlerini gördüm... O an aklıma yazıldı. Kazındı adeta... NATO bayrağı, altında daha küçük ABD bayrağı ve her yerde petrol rafinerileri ve arap işçiler çalışıyor. Neredeyse Irak bayrağından çok ABD bayrağı vardı... "Demokrasi" gelmiş ne de olsa... (Adeta Maskeli beşler Irak gibiydi...)
Ayrıca evet Zeitgeist hareketinden beri hipnoz eden, satın alınmış medya haberlerini izlemem...
westergaard
11-05-2011, 23:37
Musul'da kaldın Amerikan bayrağı gördün. Burdan da Irak halkını birbirine düşürenin Amerika olduğu sonucunu mu çıkardın? Sende süper bir zeka varmış yahu.
westergaard
11-05-2011, 23:40
Ayrıca evet Zeitgeist hareketinden beri hipnoz eden, satın alınmış medya haberlerini izlemem...
O zaman dünyada ne olup bittiğini nasıl öğreniyorsun? Rüyaya mı yatıyorsun?
Özgürcan
11-05-2011, 23:43
Sözlerinin tamamı hakaret içerikli...
Bazen çok bilnçsizce konuşuyorsun, saygı ortamını yitirmeden konuş lütfen!
Eniştem Iraklı, onları ziyarete gittiğimde gördüm... (İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı ABD yüzünden)
Bir petrol rafinerisi işletiyormuş ailesiyle beraber. Saddam Hüseyin zamanında çok daha mutluyduk dedi annesi. Hiç olmazsa ağzımıza iki lokma ekmek giriyordu dedi...
ABD tüm a,lenin o rafinerilerine el koymuş, sonra aşiretler rafineriler için ABD'lilere saldırmış. ABD'nin Coni'si de kuşuna dizmiş bunları teker teker...
Çok çok yanlış bilgilendirilmişsin bu tür konularda...
Gerçekten buradan yapılan masa başında atıp tutmak çok kolay...
westergaard
11-05-2011, 23:48
Saddam zamanında petrol rafinerisi işletiyordu lafı biraz garip. Saddam özel teşebbüsün petrol çıkartmasına izin verir mi? Saddam'ın ideolojisi devletçiydi. Türkiye'de bile kimse kendi tarlasından çıkan petrolü çıkartıp satamaz. Saddam gibi Arap sosyalisti ideolojisinde biri nasıl buna izin verir ki? Belki de bahsettiğin adamlar Saddam'ın akrabası falandır da Saddam onları kayırmıştır.
Bu arada ne olmuş Amerika petrol kuyularını güvenlik altına almışsa? Teröristlerin hedeflerinden biri de kuyulardı. Irak halkının yegane zenginliği petrol. Ve dünya ekonomisinin can suyu. Petrol ehil şirketler tarafından çıkartılacak ve satılacak. Hem Irak hem dünya kazanacak. Senin aklın ermez bu meselelere. Sen git Zeitgeist izle, acaip politik fanteziler kur. Para olmayacakmış falan. Ciddiye alınacak birisi değilsin.
Özgürcan
11-05-2011, 23:54
Devlet memuru olarak işletiyorlarmış...
ABD'nin "kontrol altına alması"ndan sonra nasıl olduysa Irak'da petrol fiyatları 5 kat arttı öyle mi?
Sen politik tartışmaya girmeye bile değmezsin. Aynı savunduğun insanlar gibi söyleyecek kelime bulamayınca hakarete başladın.
Senin gibi biri olarak doğup beynim yıkanmadığı için şanslıyım. Bana göre her politik görüşün doktrinlerinden faydalanarak farklı bir yönetim ortaya çıkarılmalı. Zeitgeist videolarını yayınladım diye zeitgeist'ci oldum fantezi kurdum...
Gelecekte bu aklın keşfedilirse muhtemelen ünlü bankerlerden olup paraya para demezsin. Her yerden ev alıp bol bol insan sömürürsün. Onaların da gelirlerinin 2/3'sini alıp para babası olursun...
Sana cevap vermek zaman kaybı, sen kendi çapında eğlen burada ne halin varsa gör...
westergaard
12-05-2011, 00:12
Irak'ta tabi petrol fiyatları artar, ülkede güvenlik sağlanamıyor sebep bu. Bütün herşey karaborsaya düşer sadece benzin değil.
Bu arada banker olmak ya da ev kiralamak insan sömürmek değildir. Bunlar gayet ahlaklı ticari aktivitelerdir.
Özgürcan
12-05-2011, 00:16
Bu konuştuğum olaylar 2 sene önce oluyor, ABD Irak'ı terk etmeye başlamadan. Her mahallede NATO karakolları varken askerler ve ABD yönetimi nasıl oluyorsa suç oranına ve petrol fiyat artışına müdahale etmiyor...
Ayrıca fakirden kredinin kâr payı şeklinde para alıp o paranın bir kısmını sana para yatıran zenginle beraber yiyişmek çok ahlaklı bir meslek...
westergaard
12-05-2011, 00:31
Sen Irak'ın nasıl bir tehlike atlattığının farkında değilsin. Tabi haber izlemeyip rüyaya yattığın için Zerkavi kimdir, Irak El KAide'si nedir, ve Şiilere kasten saldırıp iç savaş çıkarmaya çalışmışlar mıdır, bunlardan haberin olmaz.
Sonra da kalkıp Amerika ne diye güvenliği sağlamıyor dersin.
Amerika Irak polisini ve askerini eğitti, Silah verdi. Ayrıca Zerkavi'yi gebertti. Zerkavi'nin peşine takılmış Sünni aşiretlere para yedirip bunları devletin yanına çekti.
Irak'ta 2006 yılı civarında günde 50-100 kişi ölüyordu. İntihar bombaları, yol kenarına konan bombalar, arabalar yüklenen bombalar, kaçırılıp işkence edilip öldürülen insanlar...
Irak iç savaşın eşiğinden döndü.
Irak El Kaide'si hala varlığını koruyor. Amerika şehirlerden çekildi, ama El Kaide eski sıklıkta olmasa bile vurmaya devam ediyor.
Ama El Kaide bu savaşı kaybetti. Yeni kurulan Irak devleti ayakta durabiliyor. Ve yavaş yavaş ülkeye hakim oluyor.
Asayiş gitgide iyiye gidiyor.
Petrol kuyuları büyük dünya şirketlerine ihaleye açıldı ve petrol çıkarma işlemleri yavaş yavaş başlıyor. Yabancı ehil şirketler Irak petrolünü Irak'ın kendi imklanlarıyla çıkarttığından 4 kat daha hızlı çıkartarak Irak ekonomisine büyük fayda sağlıyacaklar, ve dünyada petrol fiyatlarının bir nebze düşmesini sağlıyacaklar.
Sonuçta Irak ekonomisi asayişin olmamasından yediği darbeyi toparladıktan sonra benzin istasyonları da açılacak ve insanlar normal fiyata benzin alacak. Tam bilmiyorum ama benzin istasyonlarının kapanması benzinin buraların teröristlere hedef olmasından da olabilir.
sevgili özgürcan gerçekten çok sabırlısın takdir ettim ama verdiğin her tanıma her kaynağa sürekli bir kulp bulan birisiyle nasıl tartışabiliyorsun??
wikipedia?? salağın birisi yazmış!!!
sözlük?? yanlış yazılmış!!!
zeitgeist?? paylaçoluk!!!
doğru= sadece kendi tanımı... güzel yüreğini yorma bence ;)
Özgürcan
12-05-2011, 19:47
Her zaman umutlu olunmalı kızıl, bence herkes kazanılabilir. farkındaysan hakaret içerikli tek kelime kullanmadım. Kendileri "b*k vb. kelimeleri kullanmaya başladı...." :)
Evet haklısın Saddam çok fazla kişiyi öldürdü, ancak bunun çözümü bence kesinlikle Bush'un "post-modern crusade" hareketi değildi...
http://en.wikipedia.org/wiki/Tenth_Crusade
Bush'un yaptığı halkı gebertip petrolü söküp atmak oldu...
Ve eniştemin Irak'da kadığı kişilerle yaptığı bağlantılarda şunu söylüyor, eskiden sovyet rejimi gibi işçi sınıfı rafinerileri yönetirken şimdi ihale ile zengin ABD holdinglerine satılıyormuş bu araziler...
Ve ABD, istediğini elde ettikten sonra ülkedeki kürtleri ikiye böldürttü. Westergaard, hep söylediğim gibi, masa başından böyle konuşmak çok kolay. İkimiz de bir Irak vatandaşı olmadan ben Eniştemin konuştuklarından elde ettiğim, sen de ABD'nin CNN ve NTV'sinden
elde ettiğin bilgileri birbirimize veriyoruz. Bu saçma tartışmayı bitirmeyi tercih ederim. Konu Küba'dan nerelere geldi bakar mısın? :)
spartacus
13-05-2011, 16:07
:)
Nasreddin hoca'ya birisi gelmiş hocam bir sorun var demiş. Bu ve bu adamlar şikayetçi(aklımda böyle kaldı tabi).
Hoca birinci şikayetçiyi dinlemiş, şöyle böyle demiş, birinciye haklısın demiş, ikinci şikayetçiyi dinlemiş ona da haklısın demiş bunun üzerine diğeri hocam bu nasıl iştir demiş, birinciyi dinledin haklısın dedin, ikinciyi dinledin haklısın dedin, bu iş nasıl olur?
Hoca biraz düşünmüş ve evet sende haklısın demiş... Bazıları öznelliğine mahkumdur...
Gerçek kapitalist birisiyle(kralcılarlada olmaz oldu ya) tutarlı bir tartışmayı asla sağlayamazsınız... hatda hiç tartışamazsınız, ya tamamen subjektif yargılara dayalıdır ya da bir dediği diğerini tutmaz... O yüzden ne desen kar etmez :) Bazen he deyip geçilebilir, ama tartışma açısından, yoksa dünya için asla he deyip geçilemeyecek tek bir şey varsa oda kapitalist düşünce ve görüşlerdir, çünkü sahte ve düzenbazdır, bütün mesailerini(düşünsel mesai) bataklığı perdelemekle geçirirler, o yüzden boş kelimelerlede yığınak yapıyor olsalarda antrenmanlıdırlar..
Bozuk saat bile günde en azından bir kez doğruyu gösterir, kapitalistlerinki ise yılda bir kez ileri geri saat uygulamalarında gösterir... Bu uygulama kalktığında ise hiç doğruyu göstermeyecek(YDD). Nasıl başarıyorlar diye sormaya gerek yok, saatlede oynarlar.
Irak'ı geçmişde de, sonrada şekillendiren ABD ve İngiltere'dir, hatda bir numaralı adamları Saddam'a oyun oynamışlardır, Taliban'ı, haliyle El-Kaide'yi bile örgütleyen kapitalistlerdir vs bunları, bu sistemin nasıl bir bataklık olduğunu, silme sömürü sistemi olduğu ve ve aslında eksileri, artıları karşılaştırıldığında ağırlıklı negatif bir sistem olduğu artık malum, yazıpda vakit kaybetmeye değmez(Adam bunca yalan ve komplo işgali ardından hala, Saddamı indirmek için ambargo yapıldığını iddia edecek kadar koyu, oysa ambargolar halkı hedef alır, dize getirir(1.000.000 ölü de olsa), yani bu durumda demek ki savaş Saddam ile değil Irak halkı üzerinde yapıldı ve zaten en baştanda öyleydi. Kapitalistlerce, dünyayı sadece yeşil amerikan doları olarak gören haramilerce oyuncak gbi oynanmış bir halktır Irak halkı, 1920-2000 arası bakın tarihine).. Krallarıda, derebeylerinide savunanlar(eli sopalı, eli kitaplı) çoktu. Tarih oldular.
westergaard
13-05-2011, 17:37
spartacus kapitalizm dediğin doğal düzendir. İnsanlar eskiden beri birbiriyle takas ediyordu, bu sadece onun daha büyümüş ve dallanıp budaklanmış hali. Seni niye rahatsız ediyor ki? Kimse sana beleş para vermiyor diye mi bütün bu kinin?
:)
Nasreddin hoca'ya birisi gelmiş hocam bir sorun var demiş. Bu ve bu adamlar şikayetçi(aklımda böyle kaldı tabi).
Hoca birinci şikayetçiyi dinlemiş, şöyle böyle demiş, birinciye haklısın demiş, ikinci şikayetçiyi dinlemiş ona da haklısın demiş bunun üzerine diğeri hocam bu nasıl iştir demiş, birinciyi dinledin haklısın dedin, ikinciyi dinledin haklısın dedin, bu iş nasıl olur?
Hoca biraz düşünmüş ve evet sende haklısın demiş... Bazıları öznelliğine mahkumdur...
Gerçek kapitalist birisiyle(kralcılarlada olmaz oldu ya) tutarlı bir tartışmayı asla sağlayamazsınız... hatda hiç tartışamazsınız, ya tamamen subjektif yargılara dayalıdır ya da bir dediği diğerini tutmaz... O yüzden ne desen kar etmez :) Bazen he deyip geçilebilir, ama tartışma açısından, yoksa dünya için asla he deyip geçilemeyecek tek bir şey varsa oda kapitalist düşünce ve görüşlerdir, çünkü sahte ve düzenbazdır, bütün mesailerini(düşünsel mesai) bataklığı perdelemekle geçirirler, o yüzden boş kelimelerlede yığınak yapıyor olsalarda antrenmanlıdırlar..
Bozuk saat bile günde en azından bir kez doğruyu gösterir, kapitalistlerinki ise yılda bir kez ileri geri saat uygulamalarında gösterir... Bu uygulama kalktığında ise hiç doğruyu göstermeyecek(YDD). Nasıl başarıyorlar diye sormaya gerek yok, saatlede oynarlar.
Irak'ı geçmişde de, sonrada şekillendiren ABD ve İngiltere'dir, hatda bir numaralı adamları Saddam'a oyun oynamışlardır, Taliban'ı, haliyle El-Kaide'yi bile örgütleyen kapitalistlerdir vs bunları, bu sistemin nasıl bir bataklık olduğunu, silme sömürü sistemi olduğu ve ve aslında eksileri, artıları karşılaştırıldığında ağırlıklı negatif bir sistem olduğu artık malum, yazıpda vakit kaybetmeye değmez(Adam bunca yalan ve komplo işgali ardından hala, Saddamı indirmek için ambargo yapıldığını iddia edecek kadar koyu, oysa ambargolar halkı hedef alır, dize getirir(1.000.000 ölü de olsa), yani bu durumda demek ki savaş Saddam ile değil Irak halkı üzerinde yapıldı ve zaten en baştanda öyleydi. Kapitalistlerce, dünyayı sadece yeşil amerikan doları olarak gören haramilerce oyuncak gbi oynanmış bir halktır Irak halkı, 1920-2000 arası bakın tarihine).. Krallarıda, derebeylerinide savunanlar(eli sopalı, eli kitaplı) çoktu. Tarih oldular.
:grouphug::grouphug:
westergaard
13-05-2011, 18:53
Tarih oldular.
kimin tarih olduğunu öğrenmek istiyorsan 1989 devrimlerini araştır
spartacus
13-05-2011, 18:58
:)
Güzel cevapdı Westergaard...
1200 den 1800 yıllarına kadar çok kez feodalite galip gelmiştir, hatda ekonomik alanlarda bile(manifaktür egemenliği, loncalar vs), ama işte hayatın cilvesi, kralcılar ve derebeyciler yine de tarih oldu... Şimdi yeni çağın kralcı ve derbeycileride tarih olacak, papaz her zaman pilav yemez.
spartacus
13-05-2011, 19:13
spartacus kapitalizm dediğin doğal düzendir. İnsanlar eskiden beri birbiriyle takas ediyordu, bu sadece onun daha büyümüş ve dallanıp budaklanmış hali. Seni niye rahatsız ediyor ki? Kimse sana beleş para vermiyor diye mi bütün bu kinin?
Demek A üreticileri, 3.000.000 ürünü takas(mübadele) etmek için üretiyor, ama ne hikmetse bu gerçekleşmiyor, akıllı B hepsini kendisine alıkoyuyor, 1 üreticiye takas etmek için ürettiği 100 ürün yerine, 10 ürün veriyor, al takas et diyor... yani B gereksiz eleman...
Kapitalizm doğal düzen falan değil ki, doğal olan insanın aktivitesi yani üretimdir. mübadele ayrı bir şey, kapitalizm ayrı. O halde daha da geliştirelim, kapitalizmi atalım, doğal olsun.. ne oldu alınteri dökmek zorunda kalırım(doğal olan şeyi yapmak), beleşe sömüremem, kimsenin sırtından geçinemem, insanlarda en az benim kadar iyi yaşar, egolarım sarsılır diye mi bütün bu kinin...
westergaard
13-05-2011, 19:48
Demek A üreticileri, 3.000.000 ürünü takas(mübadele) etmek için üretiyor, ama ne hikmetse bu gerçekleşmiyor, akıllı B hepsini kendisine alıkoyuyor, 1 üreticiye takas etmek için ürettiği 100 ürün yerine, 10 ürün veriyor, al takas et diyor... yani B gereksiz eleman...
Kapitalizm doğal düzen falan değil ki, doğal olan insanın aktivitesi yani üretimdir. mübadele ayrı bir şey, kapitalizm ayrı. O halde daha da geliştirelim, kapitalizmi atalım, doğal olsun.. ne oldu alınteri dökmek zorunda kalırım(doğal olan şeyi yapmak), beleşe sömüremem, kimsenin sırtından geçinemem, insanlarda en az benim kadar iyi yaşar, egolarım sarsılır diye mi bütün bu kinin...
Gereksiz ilan ettiğin girişimci ekonominin motorudur. Asıl değeri üreten odur. İşçinin yaptığını maymunu eğitsen o da yapar. Sen bir fabrika kurup onu işletebilir misin?
spartacus
13-05-2011, 19:52
Demek ki westergaard, çapulcu sınıfı bir maymun bile olamıyor...
Sen kuramazsın elbetde, sonuçda o fabrikayıda yine çalışanlar kuracak(kapitalistler alınterine ne kadar düşman olursa olsun, ona muhtaçtırlar, bütün hayatları aslında dilencilikle geçer, bir farkla ki zorla alırlar, haliyle onlarda özgür değil bağımlıdırlar ve aslında tüm psikolojik hastalıkları(psikopatlık) buradan doğar).. Geriye şu kalır, asalaktan kurtulmak, yani doğal olan bu.... Bu gün tıp, ziraat vs bile, asalaklarla uğraşıyor...
westergaard
13-05-2011, 19:56
Demek ki westergaard, çapulcu sınıfı bir maymun bile olamıyor...
Sen kuramazsın elbetde, sonuçda o fabrikayıda yine çalışanlar kuracak(kapitalistler alınterine ne kadar düşman olursa olsun, ona muhtaçtırlar, bütün hayatları aslında dilencilikle geçer, bir farkla ki zorla alırlar).. Geriye şu kalır, asalaktan kurtulmak, yani doğal olan bu.... Bu gün tıp, ziraat vs bile, asalaklarla uğraşıyor...
asıl asalaklar eğitim ve sağlık masraflarını zenginlere ödetmek isteyenlere denir.. 1-2 liralık otobüs biletlerini bile protesto edenlere asalak denir
işçiler de eğer fabrika kurup işletiyorlarsa buyursunlar, kim onların elini ayağını tutuyor?
asıl asalaklar eğitim ve sağlık masraflarını zenginlere ödetmek isteyenlere denir..
O zaman ben de asalaklığı savunuyorum... :)
westergaard bak ne diyeceğim: Mesela ''kardeşim ben didindim, çalıştım zengin oldum. Kendi güvenliğimi özel personelle sağlayacak gücüm var. Birşeyimi çalan filan olursa, hırsızı bulacak özel dedektifler de tutabilirim. Ben mecbur muyum fakirlere de hizmet verecek koskoca bir polis teşkilatının çalışması için bu işe vergi ödemeye'' diyen biri de sana göre haklı olmalı, öyle değil mi?
spartacus
13-05-2011, 20:04
yazımı az editlemiştim, neyse...
Aslak kelimesinin anlamını bilmiyorsun demek ki, kimse zenginlerden bir şey istemiyor, sorunu zengin, fakir düzleminde ele alamayız, asalak ve bünye düzleminde almak daha mantıklıdır... Asalak ne ediniyorsa hiç bir değer üretmeyen varlığıyla, değer üretenleri sömürerek ediniyor. Kim, kimden alıyor, kim kimden istiyor?
Asalak o bünyenin asalağı olduğu için ve kapitalist bir asalak olunca da sonuna kadar emdiği içindir ki, diğeri fazlasıyla zor duruma düşüyor. O düzeydeki asalakları artık besleyemez hale geliyor.. Asalak bu kaygılarla olduğu kadar o bünyeye olan bağımlılığı, muhtaçlığıyla hasta oluyor ve hasta ruhlu psikopata dönüşüyor. Ne asalak özgürdür ne de bünye, önemli olan ikisinide özgürleştirmektir...
westergaard
13-05-2011, 20:11
yazımı az editlemiştim, neyse...
Aslak kelimesinin anlamını bilmiyorsun demek ki, kimse zenginlerden bir şey istemiyor, sorunu zengin, fakir düzleminde ele alamayız, asalak ve bünye düzleminde almak daha mantıklıdır... Asalak ne ediniyorsa hiç bir değer üretmeyen varlığıyla, değer üretenleri sömürerek ediniyor. Kim, kimden alıyor, kim kimden istiyor?
Asalak o bünyenin asalağı olduğu için ve kapitalist bir asalak olunca da sonuna kadar emdiği içindir ki, diğeri fazlasıyla zor duruma düşüyor. O düzeydeki asalakları artık besleyemez hale geliyor.. Asalak bu kaygılarla olduğu kadar o bünyeye olan bağımlılığı, muhtaçlığıyla hasta oluyor ve hasta ruhlu psikopata dönüşüyor. Ne asalak özgürdür ne de bünye, önemli olan ikisinide özgürleştirmektir...
işte sana açıkladım, anlamıyorsun
girişimci asıl değeri üreten insandır, onun özel yetenekleri vardır, zaten bu yüzden amele değil bir işadamıdır
piyasa sen ona ne verirsen sana onu geri verir
o yüzden bir dahaki sefer bir mercedes kullanan adam gördüğünde saygı duy, çünkü o piyasaya senin kattığının 100 misli değer katıyor demektir
sen bir fabrika değil bir bakkal dükkanını bile kurabilir misin?
seni bir fabrikanın başına oturtsak bir kaç haftada iflas edersin
sana verelim bir 10 milyon dolar git bu sermaye ile bir büyük şirket üretimhane fabrika kur, ve bunu işlet, piyasada kendine yer bul, ayakta dur, gitgide sermayeni büyüt, desek, sen bunu başarabileceğini mi zannediyorsun? işçi ve girişmci arasındaki farkı bir doğuştan gelen kabiliyet meselesidir.. aynı bir ressamla ya da matematikçiyle aranda doğuştan gelen bir fark varsa, girişimci ile de öyledir
ama nasıl bir kibir ve cehaletten kaynaklanan bir aşırı kendine güven varsa girişimcinin işadamının yaptığı işi küçümseyip hatta utanmadan yok sayıp adamları "gereksiz, asalak" ilan edebiliyorsun
en azından modern ekonomistlerin girişimciler hakkında yazdıklarını okusan yeterdi
eğer ki kendi gözlemleme ve ayırt etme kabiliyetin kısıtlıysa
wester güzel kardeşim bu ülkede öğrenciler senin gibi asalaklar yüzünden 1-2 liralık otobüs parasına muhtaçlar yıllık 20 lira onların bursuna zam yapılırken bile bu para çok deniliyor sen bu ülkede yılda nelere ne kadar zam yapıldığını biliyormusun??
paran çoksa ver birader ama sen bu ülkedeki yoksullara asalak diyemezsin!
dilerdim ki onlar gibi bir yaşantın olsun ayda sadece 600 lira kazan ve ebir aileyi yaşatmaya çalış 35 kuruşluk ekmek kuyruklarında sabahın 7 sinde sıra bekle
asalak ça yaşadığınız için kendinizi o insanlardan üstün mü görüyorsunuz nedir!
spartacus
14-05-2011, 03:55
işte sana açıkladım, anlamıyorsun
girişimci asıl değeri üreten insandır, onun özel yetenekleri vardır, zaten bu yüzden amele değil bir işadamıdır
piyasa sen ona ne verirsen sana onu geri verir
o yüzden bir dahaki sefer bir mercedes kullanan adam gördüğünde saygı duy, çünkü o piyasaya senin kattığının 100 misli değer katıyor demektir
sen bir fabrika değil bir bakkal dükkanını bile kurabilir misin?
seni bir fabrikanın başına oturtsak bir kaç haftada iflas edersin
sana verelim bir 10 milyon dolar git bu sermaye ile bir büyük şirket üretimhane fabrika kur, ve bunu işlet, piyasada kendine yer bul, ayakta dur, gitgide sermayeni büyüt, desek, sen bunu başarabileceğini mi zannediyorsun? işçi ve girişmci arasındaki farkı bir doğuştan gelen kabiliyet meselesidir.. aynı bir ressamla ya da matematikçiyle aranda doğuştan gelen bir fark varsa, girişimci ile de öyledir
ama nasıl bir kibir ve cehaletten kaynaklanan bir aşırı kendine güven varsa girişimcinin işadamının yaptığı işi küçümseyip hatta utanmadan yok sayıp adamları "gereksiz, asalak" ilan edebiliyorsun
en azından modern ekonomistlerin girişimciler hakkında yazdıklarını okusan yeterdi
eğer ki kendi gözlemleme ve ayırt etme kabiliyetin kısıtlıysa
Şimdi Westergaard
bunları yazdın ettin, iyi ettin. Ben sınıfdan ve sınıf ayrımcılığından nadir bahsederken sen düpe düz savunabiliyorsun, bu da farklı bir açı kazandırdı bana. Daha bir ufkum genişledi..
Asalak demek başkasının sırtından geçinen demektir. Bu kötü bir kelime değil, literatürde bunun karşılığı bu. Bir kişi bir başkasının sırtından geçiniyorsa, insanları evcil hayvan olarak görüyor ve dahi sistemini, eğitimden, kolluk güçlerine kadar kurmuş ve çarkı bu şekilde işletiyorsa, akıllı olmuş, uyanık olmuşda asalak olmuş, isterse mirasyedi ile olmuş, güç ile olmuş ne fark eder, asalak her zaman asalaktır, literatür böyle. Bu durumda insanlık girişimciliğiyle :ş... asalağınıda sırtından atmalı, atabilir, zaten sistem çözülmüş bu yeterli.
işçi ve girişimci arasındaki farkı bir doğuştan gelen kabiliyet meselesidir..
İnsanlar arasında öyle tanımlayıp belirleyen, uçurumlar yaratan doğuştan gelen fark olmaz. bu yaptığın düpedüz ırkçılıktır!
Mercedes nedir bu bir sembol mü? Hac ibadetide gerekiyor mu? (nede olsa Din Bu!)
neyse bu sohbetden sonra, kısacık bir satır, cevap için yeterli..
Eken de biz, biçende, yiyen Osmanlı.
Piyasaya ne verirsen O'nu alırsın demiştin! Yani, arada birisi fazla o halde ne ekersen O'nu biçersin de demeli...
westergaard
14-05-2011, 04:28
İnsanlar arasında öyle tanımlayıp belirleyen, uçurumlar yaratan doğuştan gelen fark olmaz. bu yaptığın düpedüz ırkçılıktır!
ressamlık yeteneği herkeste niye yok o zaman?
ya da niye herkes fizikçi olamıyor?
ya da niye herkes güzel sesli değil?
spartacus
14-05-2011, 10:17
Şimdi bu sorularına cevap vermek çokda anlamlı olmaz. Ama meselenin özünü irdelemek daha anlamlı ve politik bir argümanla, öyle çokda suya sabuna dokunan, çokda teorik ve karizmatik : ) tabirlerle gitmeden ifade edeyim.
Bazıları bazı konularda yetenekli ise(örneğin ses bir tanrı vergisidir diyorsun oysa sesin güzelliğini belirleyende yine insanın öznel algısı her neyse) biz bu yeteneği diğerleri üzerinde bir ayrıcalık olarak işlersek ve böyle olduğunu iddia eder ve böylesi bir ayrıcalığı, diğerlerine politik üstünlük olarak tespit etmeye kalkarsak bunun adı ırkçılıktır. Irkçılık bir sonuç biçimiyledir, ama evveliyatı vardır. Bu evveliyat ise bizim tayin ettiğimiz politik ayrıcalıkla oluşturduğumuz mekanizmadır(1).
Haliyle insanların farklılıklarını birbirlerine karşı bir ayrıcalık, bir üstünlük bir baskınlık olarak özetleyeceğimiz bu anlayış, bu ayrıcalık ve baskılama üzerinden, diğerleri üzerinde bir egemenlik, bir konum teşkil edecek ve savunusuda bu biçimde olacaksa bu tipik bir faşizmdir. (1)örneğin zencilerinde çirkin olduklarını söylemekten hiç bir farkı yoktur, yine burada öznel algıya geliriz işte. Burada mekanizma(faşizm) nerede? o çirkindi, o halde benim kölem olabilir! yani ortaya bir savunu atacaksak, bunun temelinde yatan argümana da böylelikle inmemiz gerekir, nedensiz savunu olmaz.
2 sayfa öncede kaldı sanırım, Hoca fıkrasının sonuna bir not eklemiştim, bazıları öznelliğine mahkumdur diye. İşte bu anlamda da özgür değilsin, olamazsın.
Bu sözümü örneğin şu mercedesli gördüğünde saygı duymalısın çünkü o bir girişimcidir demenle ele alalım.
Örneğin feodalitede egemenlik babadan oğula geçer bir mirasyedilik üzerine kurulu idi. Bu da fırsat eşitliğinin olmadığının en temel göstergesidir. Bir toplumda işleyen bir mekanizma var ise bu mekanizmada istisnai gerekçeleri öne sürmek(birisi yada bir girişimci gibi) günde bir kez doğruyu gösteren saate nazaran saatin her daim doğruları gösterdiğini iddia etmek hatda biat etmekle eş anlamlıdır. Ben bazı kelimeleri sohbet havasında ifade ediyorum yalnız hepsininde açıklaması var. Örneğin kapitalistin saati günde değil yılda bir kez doğruyu gösterir derken demek istediğim budur, çünkü aynı akıl(uyanık akıl) saatlede oynar, oynamak zorunda. Bu başlıkda senin yaptığın gibi.
Daha önceki tartışmalarda yine şu yapıldı, birisi çıkıyorsa ve girişimcilikle zengin vs oluyorsa buna neden karşı çıkıyorsunuz? Oysa hiç kimse birisi üzerinden bir yorum yapmıyor, zengin gibi bir kelime üzerinden de yorum-fikir geliştirmiyor, -bu kelime olsa olsa ancak bir sonuç-yansıma kelimesi olarak dile gelebilir- birisi temelinde meseleye yaklaşmıyor, zaten en önemli sorunlardan biriside bu birisi yaklaşımıdır, ister bu tarafdan olsun ister karşı görüş tarafından olsun. çünkü sistemler bir bütündür, maymun ile eş değer gördüğün insanlarda, mercedesli olarak ifade ettiğin insanlarda bu sistemin bir parçası, ve bunlar bu sistemde birbirine muhtaç hale gelir, sistem bunları birbirine bağımlı kılar, haliyle bu bağımlılıkdan kurtuluş tek bir tarafın olarak ele alınırsa, her ne kadar negatif özgürlük diyeceğimiz bir kurtuluşsa da, bu kurtuluşun pozitifliği birinin değil ikisininde bağımlılığını ortadan kaldırmaktır, işte bu anlamda negatif özgürlük temelinde nasıl ki düşünmeyeceğiz, o halde birisi diyede düşünmenin hiç bir anlamı yok, demek ki ben görüşlerimi ifade ederken bu bütünlükden yola çıkıyorum, senin beleşden para gelsinli iddianın muhatabı değilim.
Milyonlarca insan güneş altında, ekende-biçende, sen ise gölgede(yiyen osmanlı), haliyle o insanları sen bu mekanizma ile kendin için-de çalıştırdığın köle olarak konumlandırmışsan(ben daha akıllıyım dersin, zaten sorun akılsızca yaptığını iddia etmek değil, akıllıca kurulmuş bir çark olduğunu söylüyorum) ve onların o konumları sayesinde sen gölgede yaşıyorsan ve bu halde o hem kendi geçmini hemde senin fahiş kazanımını sağlamak için 2 kat çalışmak zorunda ise, işte doğal olmayan budur ve güneş altındakinin ya hep beraber burada ya da hep beraber gölgede olacağız derken senide içine katmasında abes bir şey yoktur ve üstelik bu başarıldığında zaten 2 kat fazla çalışmada ortadan kalkacaktır, gölgeyede hayli vakit kalacaktır. haklı-haksız düzleminden yaptığın savunulara nazaran(her ne kadar bu düzlemi bu tarz tartışma -teorik yazışmalarda anlamlı bulmasam da) o halde onlarda bu düşüncelerinde tamamen haklıdırlar, bu halde eli nasırlı, ayağı çarıklı birisi gördüğünde seninde özellikle bir saygı duyman gerekiyor, onun yoksulluğu üzerinden senin zenginliğin şekillendi çünkü, senin zenginliğinin özü onun yoksulluğudur, sen doğanı inkar ediyorsun. Sistem belirli bir azınlığın egemenliğine dönüştüğü anda temel görevlerinden bir taneside aptal üretmektir(dinden, eğiitim isstemine, kültürden yapay-düzenbaz gündem ve propagandalara kadar), çünkü ona muhtaçtır ve bu koşul altında sende olaiblirsin, başkasıda herkesde, ben tanrı tarafından seçilmiş adamım ünlemelerin bütün açısından hiç bir anlam ifade etmiyor.
Bu savunu(kapitalizm, çark savunusu) birisi üzerinden tüm geneli(tüm çarkı döndürenleri, pramidin üstündekileri) kurtarmak eğilimi taşırken, diğer tarafdan da aynı birisi eğer sistemin çarkını döndürmekle bunu gerçekleştiriyorsa(genelde sınıfsal anlamda miras baskındır), isterse sistemin çarkını döndürmek akılla ya da ortaya koyduğu herhangi bir işle olsun, bu o kişinin uyanıklığının kendisi adına bir ayrıcalık ama bu ayrıcalığında diğerlerine muhtaç olduğu gerçeğini değiştirmez. Fırsat eşitliği olmayan bir koşuldaki süper zeka, nispeten ondan çok daha geri bir zekaya köle gibi çalışmak zorunda kalır(gelişemez, gelişmesininde bedellerini karşılayamaz) ve o koşullarda imkan yaratamamak-ki tümsel bir düşünceyle mümkün değil, birisi olarak yaklaşmıyoruz-, bu kişinin aptal olduğu anlamına gelmez. neymiş kimisi fizikçi oluyormuş, senin eğitim için dişimin kovuğu bile değil dediğin paranın 1/10 i milyonlarca insanın sadece karın tokluğudur.
örneğin kanser hastalığından onca insan ölürken, insanlara ölümsüzlüğün iksirini satmak etik alanında ele alınır belki, ama bu salt ve beliryeci faktör olarak etik alanında ele alınacak bir mesele değildir. Bu diğerlerinin aczini kendisi için bir araca, bir sömürü kapısı haline dönüştürmektir, bu durumda insan hemcinsiylede ayrışmakta hem kendisine yabancılaşmakdai hemde sömürü aracı gördüğü kitleyi yabancılaşmaktadır. Meta sömürüsü her ne kadar sistemin ana gövdesi isede, illa gidip birisinin sırtına semer vurmak da değildir, bu çok geniş bir alanı kapsayan ister kafa, ister kol gücü olsun tümünü kapsayan bir alandır. Bir örnek vermek gerekirse dinler bu sömürü kollarından en önemlilerden bir tanesidir, ve egemenler için en kullanışlı mekanizmalardan(üstyapı kurumu) birini teşkil eder.. Örneğin kapitalist ideoloji ve kültürde bir diğer kollardan bir tanesidir, seni sıkmaz, sıkar vs anlamında demiyorum, ama bir din gibi gayet yerinde sömürür, sindirir. Bir cep telefonu almakla diğerlerinden üstün, onlardan farklı ve hatda ayrıcalıklı olduğunu düşünecek kadar bönleşirsin, üstelik bununda bedelini ödetir, haksız kazanç hanesine yazar...
Neyse diğer bahsettiğin argümanlar, ilkokul çağında kalıyor, ırkçılık meselesini aydınlattığımı düşünüyorum, şimdilik bu yeterli.
westergaard
14-05-2011, 12:25
sen anlamadın galiba
ileri fizik eğitimini 10 kişiye versen 9'unun kafası almaz bile, ben şahsen yapamam
matematik kafasına sahip olmak bir doğal yetenek işidir
ayrıca güzel ses objektif birşeydir.. git sezen aksuyla ya da zeki müren'le kendi sesini karşılaştır.. herşeyi bu kadar da inkar etmeyin yahu
behlül'e bak bir de kendi tipine bak.. bu adamın tipinden dolayı rağbet görüyor ve poara kazanıyor, senden 100 kat fazla kazanıyor, sırf senden doğuştan farklı özelliklere sahip olduğu için.. bu farkı inkar mı edeceksin?
ayrıca kimse politik bir ayrıcalıktan bahsetmiyor.. nasıl bir politik ayrıcalık?
sen bana şunun cevabını ver:
levent'teki gökdelenleri görüyor musun?
senin böyle bir vizyonun olabilir mi?
sana bir sermaye verilse ve birşey üret dense yapamazsın, hatta hazır kurulmuş bir işletmeyi bile yönetemez iflas edersin
bu kabiliyet işidir
ve bu kabiliyete sahip insanlar ekonomiyi büyütüyor ve hepimizi yoksulluktan refaha çıkartıyor
insanların alım gücü seneler geçtikçe artıyor
teknoloji gittikçe ilerliyor
hayat gittikçe kolaylaşıyor
babaannen elde çamaşır yıkardı, gazyağını karneyle alırdı.
hayattaki bu değişim tesadüf mü?
15 sene önce 40 megabytelık harddiskler vardı, bugün 500 gigabytelıklar var
ve bunları alabiliyorsun
tuğla gibi cep telefonlarından kağıt inceliğinde olanlarına 15 senede geldik
kapitalizm yarattı bunları, bir devlet bürokratının emriyle üretilmedi
girişimciler yarattı
spartacus
14-05-2011, 13:06
Westergaard
Ben sesi güzel yoktur, şu bu yoktur demiyorum, ama sen özel bir ayrıcalık(hemde ne ayrıcalık, biyolojik üstünlük savlarından tutda politik egemenliğe kadar) biçiyorsun ben ise doğal olduğunu ifade ediyorum. yani ne dedğim ne demediğim belli.
Sorunu dediğim gibi, örneğin sesi güzel ile güzel olmayan bir olur mu temelinden ele alıpda, sesi güzel olanın diğerleri üzerinde politik bir ayrıcalığı olmasının ve bununda savunusunun, ama onların sesi çirkindiii temelinde yapmanın faşizm, ırksal-tabiata dayalı ayrımcılık olduğunu söylüyorum. Gördüğün gibi anlamıyor değilim. Dediklerinin üstün insan-ırk egemenliği anlayışından hiç bir farkı yok, zaten bu yolla bir meşruiyet sağlamaya çalışıyorsun.
Aynı örneği, getir bakalım bir zenci ile bir beyazı yan yana hangisi daha güzel diye de örnek verebilirdin, bu zaten yapılmadı mı? Çünkü deniyordu onlar ilkel, üstelikde çirkin!!! O halde benim onları köle yapmaya hakkım var. Dediğin tamamen budur.
Daha nasıl izah edilir ki, teknolojik gelişmeler girişimcilerin(bu kelime anlamsız bana göre ne girşimcisi, bu bütünü kapsamıyor, yine bozuk saate bulunmuş bir kılıf) vs diyorsun, bunlarda bozuk saatle aynı değerde... Hiçde böyle bir genelleme yapamayız. Ama şu mümkün, insanlar toplumsal olarak üretiyor, insan hem doğa içerisinde kalıcı olabilmek hemde hayatını kolaylaştırmak için üretiyor, akıllı birileri yahu ineğin eti var sütü var faydalanıyorum, insanında kol gücü, el emeği, beyin gücü ve kısaca üretim özelliği var neden onlarıda kullanmayım demesiyle başlamıştır ve çark öyle baştan değil çok sonradan kurulmuştur. haliyle insanlar bu durumuda değiştirmek durumundadır ve olacağın da ne olduğunu söyleyeyim, sadece ama sadece birileri ayrıcalığını kaybedecektir, sadece ayrıcalığını...
Einstein trilyonlarla yaşamadı, öyle girişimcilik yapıp meta da üretmedi. Örneğin bu gün kullandığımız röntgen vs vardır, Curie bütün ömrü boyunca labaratuvarı ve üretimiyle yarattı, buldum bunu insanlara karşı bir silah olarak kullanayım demedi, kapitalist ise O'nun ortaya çıkarttığını belirli bir zenginlikle(ki öldükden sonra) elde edip, bunu insanlığın yararından(bu bir ihtiyaç!) önce kendisine rant elde etmek için kullandı, önce ihtiyacı muhtaçlığa, muhtaçlığıda zaafa dönüştürüyor, bu madem sende bu kelimeyi kullanmıştın, doğal bir yol değil, bu anlamlı bir yolda değil. insan motivasyonun meta değeri biçemeyeceğimiz kadar değerli bir dolu öznesi vardır, sistem bu gün tüm insani özneleri tüketirken, artık farklı düşünemeyen insan tiplemesini de yaratıyor, haliyle en doğal insan edinimlerini, en doğal üretimi dahi ne sana ne de ortaya anlatmak iyice zorlaşıyor.
westergaard
14-05-2011, 15:13
ilk önce şu politik ayrıcalık işini bir izah et.. sana sordum cevaplamıyorsun.. ben hangi politik ayrıcalığı haklı çıkarmışım?
ben sadece işadamı ve işçi arasındaki zenginlik farkının doğal olduğunu söyledim, işçide işadamı olma yeteneği olsa zaten o da zengin olurdu demek istedim.. ve işadamının zengin olmasının onun doğal yeteneğinden gelen hakkı olduğunu iddia ettim.. ve bu adamın zengin olması onun topluma ve ekonomiye yaptığı hizmetin de layık bir ödülüdür
bunun politik ayrıcalıkla, ırkçılıkla ne alakası var?
ayrıca diyorsun ki insan toplumsal olarak üretir.. hiç de değil. biz karıncalar veya arılar gibi değiliz. bizler bireysel varlıklarız.. toplum için üretmediğimiz gibi toplumsal olarak da üretmeyiz.. biz sadece kendi bireysel geçimimizi sağlamak için diğer insanlarla ticari ilişkiye gireriz
spartacus
14-05-2011, 15:48
ilk önce şu politik ayrıcalık işini bir izah et.. sana sordum cevaplamıyorsun.. ben hangi politik ayrıcalığı haklı çıkarmışım?
ben sadece işadamı ve işçi arasındaki zenginlik farkının doğal olduğunu söyledim, işçide işadamı olma yeteneği olsa zaten o da zengin olurdu demek istedim.. ve işadamının zengin olmasının onun doğal yeteneğinden gelen hakkı olduğunu iddia ettim.. ve bu adamın zengin olması onun topluma ve ekonomiye yaptığı hizmetin de layık bir ödülüdür
bunun politik ayrıcalıkla, ırkçılıkla ne alakası var?
ayrıca diyorsun ki insan toplumsal olarak üretir.. hiç de değil. biz karıncalar veya arılar gibi değiliz. bizler bireysel varlıklarız.. toplum için üretmediğimiz gibi toplumsal olarak da üretmeyiz.. biz sadece kendi bireysel geçimimizi sağlamak için diğer insanlarla ticari ilişkiye gireriz
Westergaard
Irkçılıkla ne alakası var dediğin ama zaten örneklerle açıkladığım yerleri bir daha okusana... İnsanların doğuştan ya da sonradan olsun birbirlerine olan çeşitli farklarını birbirlerine karşı üstünlük-ayrıcalık olarak işlemek ırkçılıkdır? Neyse bu meseleyi zaten defalarca dile getirdim, nasılı ve niçini ile...
Politik üstünlük yönetmektir zaten, ekonomi üretim ilişkileri alanında tek başına hiç hem de hiç bir anlam içermez, orada ekonomi-politik bir birliktelik, bir bütünlük vardır, bunlar ancak üretim ilişkilerinin temel omurgasını oluştururlar. zaten senin dile getirdiklerin tamamen politik konular. Politik dediğimde gidip herhangi bir siyasal görüş, parti vs anlamında değil, zaten politikanın özü bunlara indirgenemeyecek kadar geniştir, bir stratejiyle oluşturulmuş en küçük plan, proje dahi politiktir, isterse iş ekonomik alanda olsun.
Karınca ve arılar gibiyiz, bizim temel farkımız üretimin toplumsallığının planlı olmasıdır. Bir önceki yazımın sonunda bir bölüm var, günümüz biat edilmiş argümanlarla, şartlanmalarla bir yere varamayız... bana bir otomobil üretiminde kaç kişinin, kaç operasyonun-prosesin(kabaca) olduğunu sayabilir misin?
Kimse doğuştan zengin ya da fakir değildir, herkes eşit doğar(biyolojik eksiklikler ya da fark asla bu eşitliği düşüremez, o apayrı tıbbi bir konudur), sadece sorun şu, kimin hangi koşul içerisine doğduğudur... Koşullar arasında fark, koşullar arasında uçurum varken, insanlar arasındaki farklılığı bireysel edinimlere indirgeyemeyiz, bu gerçekten ırkçılık oluyor. şanslıydı yada kader yüzüne güldü diyeceğin istisnalarla, o halde bu akıllı, diğeri şanssızdı o halde aptaldır da diyemezsin. Bunu yapmak istiyorsan insanların tümünün eşit koşullarda olmasını sağlaman lazım. Bir parkuru koşacak 10 oyuncudan 2 sini 100 metre ileride diğerlerini geride başlatmak, ardından da bakın geride kaldılar demek hiçde anlamlı değil. İnsanların yetenekleri doğrultusunda eğitilmesinden bahsederken aslında bilinçsizce ibareler kullanıyor değilim.
Sen-ben yüksek fizikçi olamıyor-uz-sun, ama nice yüksek fizikçi olabilecek çocuk sırf o koşullar yüzünden okuyamıyor, bırak bunu okusa bile doğru düzgün eğitim dahi alamıyor. sadece istisnalar üzerinden genelleme yapıyorsun, ama nasıl? yanlı ve taraflı bir istisna seçimiyle. Sen elitist bir yaklaşım sergiliyor ve görüşlerini sunarken dahi objektif değil, subjektif bir seçicilikle fikir üretiyorsun, bu kendini de kandırmaktır.
"işçide işadamı olma yeteneği olsa zaten o da zengin olurdu demek istedim.."
genelde herkesde var o yetenek, olmasa tek bir tane dahi ürün üretilemezdi.
insanların tanrı tarafından belirlenmiş alın yazısı ve belirlenmiş bir kaderimi var ki, ne ise doğuştan o oluyor?. En temelde belirleyici faktör koşullardır ve haliyle ben koşulların değiştirilmesi üzerinden fikir yürütüyorum. Örneğin herkes eğitimden, sağlıkdan, gıdadan, temel ihtiyaçları karşılamadan, her türlü fırsatdan, fırsat eşitliğinden yararlanabilmeli ve bu koşullar sağlanmalıdır. Sen sanıyorsun ki ben görüşlerimi yazarken Aliyi, Veliyi baz hedef alıp, bunları değiştirmeyi, ötelemeyi veya berilemeyi savunuyorum, hayır ben sadece koşulların değişimini dile getiriyorum, çünkü belirleyici olan budur. Yani birey diye yola koyulduğun hiç bir şey koşullar açısından belirleyici değildir, çünkü o koşullar bireylerin iradelerinden bağımsız, ama üzerlerinde belirleyicidir(parkur örneğini ele al).. örneğin siteye erişemiyorsan demek ki koşullara, erişim koşullarına bakacaksın, bu yokken işte spartacus aptal siteye erişememiş dememelisin...
ver bana 3-5 triyon bak nasıl iş adamı olunuyor...
westergaard
14-05-2011, 16:17
"Yöneticilik sanatında ustalaşmış insanlara ihtiyacımız var. Bu insanları bulmak için eski sınıftan başka dönecek biryerimiz yok." -- Lenin, 1920 Komunist Parti Kongresi konuşması
westergaard
14-05-2011, 16:26
"Sendikaların fabrika yönetimine bütün direk müdahelesi kesinlikle zararlı ve izin verilemez olarak kabul edilmelidir." -- Lenin, Yeni Ekonomik Politikada Sendikaların Rolü ve Fonksiyonu
spartacus
14-05-2011, 16:27
tamam işte Wester
Kimse bostan tarlasında yetişmiyor işte, koşullar, eğitim, tecrübe vs bunu sağlayacak ortam, yetişmiş insan gücü....
Örneğin 1.000.000 çocuk içerisinde binlerce yüksek fizikçi, daha bir çok alan dal, tıp, hatda zanaat, sanat(herkesin en azından bir yeteneği vardır) olacak potansiyeli varken, siz o çocukları olumsuz koşulların içerisinde bırakırsanız bu nasıl olacak? Olmaz, haliyle sistem bunu yapıyor işte, çünkü koşul olmayınca koşulu olanı özel kılıyor aklı sıra. neden? 200 metrelik bir parkurda, birisi 100 metreden başladığı, ama diğerleri başlangıç noktasından bile 50 metre geride başladığı için...
o koşulda elbetde yetişmiş insan gücüne ihtiyacın olacak, bu şuan bir gösterge ise, demek ki kimseyi bu koşullardan mahrum etmemek gerekir, sorun yine ve yine koşuldur biz koşulları ele alalım ilk, çünkü değişmesi gereken budur.
spartacus
14-05-2011, 16:28
"Sendikaların fabrika yönetimine bütün direk müdahelesi kesinlikle zararlı ve izin verilemez olarak kabul edilmelidir." -- Lenin, Yeni Ekonomik Politikada Sendikaların Rolü ve Fonksiyonu
Çünkü demokratik merkeziyetçiliğin politik örgütleri konseylerdir, yani sovyetler...
westergaard
14-05-2011, 16:40
Çünkü demokratik merkeziyetçiliğin politik örgütleri konseylerdir, yani sovyetler...
hayır bu alıntılar Lenin'in devrimden sonra iktisatta bugün "insan sermayesi" denilen şeyi nasıl yıllarca ihmal ettiğini, ve yetenek, idare kabiliyeti gibi şeylerin ne kadar önemli olduğunu anladığı zaman ettiği laflardır
işçinin fabrika yönetimine karışmasını istemiyor işte
ve sana şunu da söyleyeyim
girşimci ruhunu eğitimle kimseye veremezsin
hiçbir üniversitede girişimcilik bölümü yoktur
bill gates ticarete atılmak için üniversiteyi terk etmiştir hatta
bunun eşit koşulla falan alakası yok
kalifiye eleman olmak için eğitime ihtiyacın olduğu doğru
ama sen eğitimle büyük bir sanatçı, şarkıcı, bestekar, matematik dahisi vs olamayacağın gibi eğitimle girişimci olup ufak sermayeni 20 senede 100 katına çıkaramassın... gidip levent'te bir gökdelen dikemessin.. sende ne bunu yapacak vizyon var, ne cesaret, ne de kabiliyet...
kızıl diyor ya.. ver bana 5-6 trilyon bak nasıl işadamı oluyorum diyor.. olamaz.. ne mallar gördük biz babasından kalan trilyonluk sermayeyi kediye yükledi sonra taksi şöförü oldu.. sadece sermaye insanı işadamı yapmaz.. her ticarete atılan da başarılı olamaz
başarılı adamı kıskanmayın.. aksine minnettar olun çünkü ekonomiyi büyüten adamlar onlar işte
spartacus
14-05-2011, 16:57
Sevgili Westergaard
"Sendikaların fabrika yönetimine bütün direk müdahelesi kesinlikle zararlı ve izin verilemez olarak kabul edilmelidir." -- Lenin, Yeni Ekonomik Politikada Sendikaların Rolü ve Fonksiyonu
Bunlar usül üzerine görüşlerdir, biliyorum zaten devrim sonrası olduğunu(o yüzden konseylerden söz ettim), ve orada bütün-direk müdahalesi diyor yani müdahale edecek elbetde, ama asli örgütler gibi, o düzeyde organik bir biçimde değil. yönetim demokratik merkeziyetçi olarak sovyetler, konseyler temelindedir. yerinde yönetim açısından bu kurumlar şart.
Rusya 1917 de 1. dünya savaşından çıkmış yıkık bir ülkedir. 1917 de Ekim de devrim olur olmazda işgal ediliyor(12 dış ülke ve içeride çarlık ordularının iç savaşı var ve savaş 4 yıl sürüyor). Yani ne yetişmiş sanayi mühendisliği vardır nede bu yönde geçmiş eğitimden kalan kalifiye insanlar dışında bir birikim, ne de o süreçde bunu yaratma şansı olmuştur. Sanki devrimin elinde sihirli değnek var gibi yazıyorsun ama olsaydı aynı Sovyetler ileride başlarınada epey bir iş açacak Alman Mühendislerinden çok büyük oranda yardım almazlardı..Ve verdiğin örnek insanların ancak bir eğitim sistemiyle, yani eğitimle elde edebilecekleri bir şeydir, neden ayrım yapalım ki, herkesin belirli bir yeteneği vardır, buna göre ölçüt kuramayız, insanlar yetenekleriyle kendisini geliştime şansı olsunda ne olursa olsun...
başarılı adamı kıskanmayın.. aksine minnettar olun çünkü ekonomiyi büyüten adamlar onlar işte
:) Sen beni başarısız mı sanıyorsun : ), kıskançlık gibi bir söylem kurmayalım, başarı demek insanları evcil hayvanlar gibi evcilleştirip, kendisine köle edip sömürmek ise, yerine insanlık, doğa, dünya yararına daha büyük kazanımlar da sağlanabilir. Kimse başarıyı ret etmiyor ki, koşulları değiştirmekten bahsediyorum, başarılı, başarısız tartışması değil bu..
Koşu parkurunda 100 metre ileriden başlamış insanların başarısını ben başarıdan da sayamam, önce koşullar eşit olmalı! Milyonlarca insan adına isitsnaları belirleyici alamam kusura bakma.
yahu fabrikaları sendikalara mı vereceğiz dedik!!
devrimden sonra neler olur önce iyi bir araştırma yapmanız gerekiyor bir bakın acaba neler yapılacak kurulan komitelerden konseylere kadar bu büyük bir plan ve program
ama önemli olan birisinin cebine para girsin diye değil ordan herkes eşit faydalanabilsin diye yapılacak olması..
Özgürcan
14-05-2011, 23:41
Şu sıralar Troçki*'nin "Hayatım" kitabını okuyorum ve 2. ciltine geçtim (400. sayfalardayım)
Troçki fabrikaların sendikalar tarafından yönetilmesini savunuyor ve bunun üzerine Lenin bunu söylüyor. Hatta bu olaydan snra Lenin ölür ve iktidara Troçki gelecekken Stalin adında bir asalak militarist generalismo çıkar ve tüm düzeni mahveder. Milyonlarca insanları idam ve açlık gibi nedenlerle öldürür. Troçki'yi de Büyükada'ya sürgüne yollar (Kitabın tamamında o kısmı merak edip ileriye sarıp okudum. Türkiye'den pek bahsetmemiş günlüklerinde...)
*:Leon Trotsky
AlbatrosS
15-05-2011, 00:19
Bu tanım da yanlış. Emperyalizm sadece imparatorluk siyasasıdır. İmparatorluk siyasasını tek bir "-izm" ile anlatmak istediğinde hangi kelimeyi kullanacaksın?
Kelime bir kere ortaya çıktığı 19. yüzyılda Fransa İngiltere Almanya Avusturya, Rusya falan hepsi imparatorluktu. Bildiğin imparatorluk yani adam gidiyor, bir yeri işgal edip topraklarına katıyor.
Lenin emperyalizm üzerine yazıp bu kelimeyi solcuların jargonuna kattığı zaman da Avrupa'da hala imparatorluk dönemi devam etmekteydi. Lenin bizzat bu imparatorluklardan bahsediyordu.
Ama imparatorluk dönemi 1950'lerde kapanmıştır. İngiltere ve Fransa gibi ülkeler kolonilerini (Türkçe'de kasten taraflı ve negatif anlam içeren "sömürge" kelimesi kullanılır) terkettiler. Ve bir devir kapandı.
Ama solcular emperyalizm kelimesinden vazgeçemediler.
Şimdi de güçlü devletlerin diğer ülkelere müdahele edebilme gücüne "emperyalizm" demeye başladılar. Ama açık ki bu güçlü devletler bildiğimiz anlamda imparatorluk değiller ve imparatorluk olma peşinde de koşmuyorlar.
Amerika için bir imparatorluk denemez. İmparatorluk kavramı açıktır. Tanımı Amerika'ya uymaz.
Amerika dünyanın polisidir, jandarmasıdır falan desen daha makul bir laf etmiş olursun.
Ama daha iyi bir analiz yapmak istersen Amerika için dünyanın devleti demen gerekir.
Çünkü Amerika sadece bir polis gibi dünyanın güvenliğini sağlamıyor, IMF ve Dünya Bankası gibi girişimleriyle dünyaya çeşitli hizmetler de sağlıyor.
Aynı bir devletin vatandaşlarına çeşitli hizmetler sağlaması gibi.
Amerika mesela Irak Kuveyt'e girdiğinde gidip Saddam'ın kafasına vurup bu işgali geri püskürtür, ve dünya ekonomisini petrole bağlı krizlerden kurtarır.
Sırplar Bosna'da soykırım yaptığında gider adamları bombalar ve bunu engeller.
Senelik insan hakları raporları yayınlayıp ülkelerin karnesini çıkarır.
BM merkezine ev sahipliği yapar.
Denizlerin güvenliğini sağlar.
Nükleer silahların yayılmasını engeller.
Sapık ve tehlikeli ülkelerin özellikle nükleer silah edinmesine izin vermez.
Bundan önce de dünya demokrasilerini Komunizm tehlikesine karşı müdafaa etmiş, ve Komunist ideolojinin yayılmasını engellemek üzere mücadele vermiştir.
Kurduğu ve ev sahipliği yaptığı IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlarla önce demokrasilerin ekonomilerine destek olmuştur, daha sonra bu iki kurum tüm dğnyaya hizmet vermeye başlamıştır.
Amerika Komunizm tehlikesinde dünya demokrasilerini koruma işinde muvaffak olmuştur, ve sonraki dönemde ortaya çıkan küresel cihad tehdidine karşı savaş vermektedir. Irak'ta El Kaide'yi yenmiştir ve orda kurulan yeni demokrasinin ayakta durmasını sağlamıştır.
Amerika olmasa bunları kim yapacaktı?
Hepimiz Amerika'ya müteşekkir olmalıyız.
emperyalizm en son söylediğin iki şeydir tam da... kurucu/tasarımcı ''baba'' ideolojisi... insanları ''kötülüklerden''(kötülüğün ne olduğunu belirleyen yine 'baba'mızdır elbette) koruyan kadir-i mutlak'tır o...varlığımızın yegane mitos'u, yegane ''uygarlık'' vizyonumuz ve yegane ''güç'' idealimiz'dir.
egemen olan ''şey''leri dilediği gibi tanımlar... kurucu baba'mız, insanlık ve aktüel süreçler için neyin ''terörist'' neyin ''insani'' olduğuna karar verendir. ol sebeple orta doğu'daki ortağı filistinlilerin ''nakba''sını yasaklama; kollektif hafızayı köreltmek de ister... çarşı'da bomba patlatanlar sivilleri öldürdüğü için terörist; afgan sivillerin tepesine inen bomba'larsa sadece bir ''kaza'' yahut azgın teröristin ''halka sızması/kalkan etmesi''dir. yoksa hacı baba gerektiğinde bir ülkeyi/halkı terbiye etmek için abluka'ya falan almaz; ilaç girişini dahi yasaklamaz(bknz, filistin)
kurucu baba'nın yegane misyonu dünyaya ''özgürlük ve demokrasi'' götürmektir; bu özelliğiyle dünyaya iyilik ve adalet dağıtan orta asya türklerinden ve allah'ın adaletini sunan abbasiler'den farkı ne ola? vizyonlar tarihsel, söylemler retorikseldir... kurucu baba ideolojisinin hacı baba tekke'sinden farklı olmadığını ''güya'' bireyci bir liberal anlamıyorsa, zaten sittin sene emperyalizm'in ne olduğunu anlamayacaktır. yahut kendisi kavramları bilerek çarpıtan demagog'tur...
hacı baba, idealleri için ''yalan'' söyleyebilir...(ırak'ta kitle imha silahları var gibi); her ne olursa olsun, bu o'nun insanlara iyilik ve özgürlük getirdiğini yanlışlamaz... bu durumda o ''saftirikleri''(humanist avrupa ve kamuoyu) özgürlük ve demokrasi adına kandırmış ulvi bir idealisttir!
hacı baba tekkesi, inandırıcılığı doğrulamak için fi tarihindeki ''batınileri'' dahi örnek verebilir; kesmezse, roma/bizans'a uzanabilir.
emperyal olan'ın ''sınırları kontrol ettiği'' söylenmiş...tabi, ''doğrudan kontrol''ün mevcut şartlarda amacın ötesinde ''pahalı'' bir iş olduğunu bilmiyorsak...emperyalizm 3. evresine geçmiş; yöntem ve tarzlar değişmiş, kimin umurunda... imparatorluklar tarihe gömülüp her devletin kendi sınırı var ya...
bir de şöyle bir gariplik var: abd'de her sene bireysel suç ve kazalardan terörizm'den katbekat yüksek oranda insan ölmekte...dolayısıyla sivillere şiddet(terörizm) abd'nin içinde katbekat fazla... tek farkla; bunlar, herhangi politik kaygılarla yapılmamakta...
tarihinde nerdeyse ilk defa 11 eylülde kendi sınırları içinde saldırı görmüş bir devlet; başka bir devleti işgal ediyor/etti: yaşasın terörizmle savaş!
vay anasını, kendi ülkesindeki bireysel suçların toplamı kadar zarar veremeyen bir oluşum nedeniyle halklara ceza kesiliyor!
tarih bize, demokrasinin işgal ve ablukayla gelmediğini göstermedi mi? yapılan her işgal, beraberinde mülteciler ordularını, ölümleri ve kaosu getirmedi mi? stratejik hesaplar nedeniyle koca koca ülkeleri işgal edip sonra da bundan bir şekilde zarar gören, travmaya uğrayan insanların haklı isyanına topyekün terörizm demek, nasıl bir akıl tutulmasıdır?
amaç sadece bir diktatörü öldürmek olsa, tek bir suikastle bu iş halledilemez mi mesela?
bu bilgi ve teknoloji çağında, saddam'ın x kentini ziyareti saptanamaz ve o esnada öldürülemez miydi?
işte bin ladin gerçeği!!! cia aylar öncesinden adamın nerde olduğunu biliyordu, istense pakistan'a kaçmadan öldürülebilinirdi... basın'da bu bilgi var... afganistan'da yıllarca kalıp bin ladin'i bu işe alet etmek varken neme lazım? zaten ihtiyaç olduğu an'da da, öldürüldü!
westergaard
15-05-2011, 00:50
işte bin ladin gerçeği!!! cia aylar öncesinden adamın nerde olduğunu biliyordu, istense pakistan'a kaçmadan öldürülebilinirdi... basın'da bu bilgi var... afganistan'da yıllarca kalıp bin ladin'i bu işe alet etmek varken neme lazım? zaten ihtiyaç olduğu an'da da, öldürüldü!
cahİllik etme
CIA sadece adamın kuryesini 4 senedir takip ediyormuş
bilip bilmeden komplo teorileri üretme
tarihinde nerdeyse ilk defa 11 eylülde kendi sınırları içinde saldırı görmüş bir devlet; başka bir devleti işgal ediyor/etti: yaşasın terörizmle savaş!
vay anasını, kendi ülkesindeki bireysel suçların toplamı kadar zarar veremeyen bir oluşum nedeniyle halklara ceza kesiliyor!
saçmalıyorsun
hiç bir devlet kendi vatandaşının canına kasteden bir oluşuma "ne de olsa az adam öldürüyorlar" diye müsamaha gösteremez
neyse sonuçta amerika el kaideinin kafasını ezdi
dünya daha güvenli bir yer
sen istediğin kadar ağıt yak gebertilmiş cihatçı teröristlere
Özgürcan
15-05-2011, 02:26
Komplo teorilerini pek sevmem, hatta saçmalık olarak bulurum ama Zeitgeist'de geçen 9:11'i ben de savunurum...
spartacus
15-05-2011, 04:29
Şimdilik Bu Var idare edin... (http://dunya.milliyet.com.tr/isgal-oncesi-petrol-pazarligi-belgelendi/dunya/dunyadetay/20.04.2011/1379948/default.htm)
hazır sizleri bulmuşken benimde size bir sorum olcak komunizmle ilgili. komunizm de herkese evi devlet mi sağlıyor yoksa insanlar çalıp kendi paralarıylamı bu imkanı yaratıyolar.
ya da şöyle diyim, kübada sadece iş kurmak mı yasak yoksa ev sahibi olmaktamı yasak?
spartacus
18-05-2011, 00:24
sevgili ozzysl
komünizm de devlet diye bir aygıt yok, pratik anlamda günümüz sorunu değildir, sınırlarda yok(hiç bir zaman böyle bir pratik yaşanmadı, komple sınırların ortadan kalktığı bir dünya geleceğin sorunudur, teorik açıdan ise ancak dile getirilip, gerekçelendirmeleri aydınlatılabilir)..
Yasakdan ziyade olması gereken, toplumsal mülkiyeti sağlamaktır. Kullanım değeri temelinde neyin toplumsal, neyinde kişisel olduğunu ayırt etmek gerekir. Örneğin bu gün park ve bahçeler kimsenin mülkü değildir(ya da herkesin mülküdür), ve hiç kimsede mülk olarak bakmaz oraya(aklından bile geçmez, doğa kadar doğal karşılanır), kullanım(ortak) olarak bakar ve zaten bunun için var, orada bir banka oturan birisi, bu park benim haliyle başkası giremez diyemez. Bunu yasak olarak ifade etmemiz gerekir mi? Bana göre gerekmez, ama bu bilincin oturması içinde toplumsal mülkiyetin(hatda yönetimin toplumsal karakteri dahi) en az park ve bahçe kadar doğallaşmış olması gerekir, bu da zaman, süreç, pratik meselesi. Küba bunu, -bir çok sebeple- ne düzeyde başarmıştır bu tartışılabilir.
Bir ev kullanım anlamıyla da mülk olabilir(örneğin kiracıları düşünün), gayrımenkul olarak da... Bu sorunu yanıtlıyor diye düşünüyorum, ev kullandığın sürece senindir. Ne düzeyde başarıldı net bilmiyorum, ama öngörülen her insanın reşit olduğunda bir ev sahibi olması garantisi vardır. Haliyle bir baba ya da anne, oğlu veya kızının 18 inden sonra evsiz kalıp kalmayacağı gibi bir endişe taşımamalıdır. Kişinin bulunduğu, haşır neşir olduğı işine yakın bir yerde ev sahibi olması sağlanır, kiracılarda bunun karşılığında bir bedel ödeyerek yapmıyor mu? Sosyalizmde ise o bedel ödetilmez.. Bu gün örnek vermek gerekirse(aynısı değilse bile) lojmanlar düşünülebilir...
örneğin bir ayakkabı sarftır, özel mülk olma vasfını ona biz yükleriz, kullandıkça eskir ve bir gün ihtiyacı karşılamaz hale geldiğinde atılır(geri dönüşüme sunulsa daha anlamlıdır). O ayakkabı açısından da mülk kullanım değeri temelinde ele alınabilir haliyle buda mülktür ve yasak gibi bir şey ifade edilemez, zaten ayakkabı o'nun için üretilmiştir, yani kullanım amacı bellidir.
Mesela bir üretim aracını da ele alabiliriz, bir fabrikayı aynen park ve bahçe gibi düşündüğümüzde anlaşılabilir diye düşünüyorum, yani neyin topluma neyinde kişilere ait olduğunu kullanım değeri üzerinden belirleyebiliriz, örneğin üretim toplumsal ele alınır, o halde üretim araçlarınında mülkiyeti toplumsaldır, ama bir ayakkabı kullanım değeri açısından bireyi kapsar... Bir atölyeyi düşünelim, o atölyeyi, içeride üretim yapan herkes ortak kullanır ve ortaya ortak bir ürün çıkartırlar. O ürün henüz bir kullanım karşılığı kazanmamıştır, haliyle oda toplumsal karakterini korumaktadır, bu bir ayakkabı ise kullanıcısı ile buluştuğunda artık kullanım değeride karşılığını bulmuştur denebilir, kişi ayakkabıyı giydiği sürece ayakkabı artık o'nunla bütünleşmiştir. İş kurmak ile ilgili sorunuda burada yanıtladığımı düşünüyorum, yasakdan ziyade başarılması gereken bilinçli bir yaklaşımdır, park da verdiğim bank örneği gibi...
Sosyalizmi, içinde bulunduğumuz sistemin anlayışıyla, kriterleriyle anlaşılabilir kılamayız, haliyle bu tarz(kapitalizme göre) yaklaşımlar anlaşılmasını imkansız hale getirmektedir...
spartacus
18-05-2011, 11:54
Bir konuyuda kısaca aydınlatmak gerekir diye düşünüyorum.. Şu demokrasi meselesini...
1920 lere kadar Sosyalistlerin demokrasisi zaten "sosyal demokrasidir". Ancak sosyal demokrasisinin ileri temsilcileri bilhassa Almanya'da 1. dünya savaşına karşı uzlaşmaz bir tutum sergilemek(savaşa karşı olmak) yerine, emperyal duygularıda içine alacak ölçüde uzlaşmacı bir politik çizgiye sapıyorlar. Nedenlerinden bir tanesi sosyalizme barışçıl geçiş stratejisinin, kapsamının kritiklerini, ilkelerini unutmak, diğeride o dönem egemen sınıfların görece taktik uzlaşmalar açısından verdiği ödünlere aldanarak(cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla örülüdür) kendi varlık koşullarından vazgeçmek olmuştur.(Kautsky eleştirisini yapana kadar sosyal demokrasi kanadında olan Lenin dahi 1917 de devrimin barışçıl yoldan ilerlemesini savunur, savunurken de 12 kapitalist ülke Rusyayı işgal eder, haliyle teori ve eylem çatışması yaşanır. Bu Lenin'in bir yanılgısı olarakda görülür, oysa doğrusu budur, ortada bir yanılgı yoktur. kapitalist ülkelerin beklenmeyen eylemi vardır ve aslında bu usulü bozan bir etken değildir, bu tamamen savaş stratejisi eksenine bir kaymadır ve irade dışıdır. Tabi bu tarz tarihsel olaylar, işte olacağı buydu yönlü usulü zedeleyen görüşlerinde yayılması, sol sapma ve zemin bulmasına yol açar, haliyle doğrusu bu değildir.)
Almanya'da o dönemler, başka ülkeleri sömürgeleştirmek, yabancı ülkeleri egemenlik altına almak gibi düşünce ve faaliyetler resmi faaliyetlerdir(sosyal demokrasinin-sosyalizmin- gelişimi bu faaliyetleri sekteye uğratmıştır ve bu politik faaliyetleri pratiğe geçirmek, açıkdan Hitler de bütünleşen nazi partisine kalmış, bu haliyle uygula alanı bulabilmiştir. kynk: "Hitler, Kavgam", Giriş bölümünde açıkca görülebilir. Başka ülkeleri sömürgeleştirmediği koşulda Alman halkının yoksul, garip, muhtaç vs kalacağını vs gerekçelendirir). Bu düzeyde düşünce ve faaliyetlerin egemen olduğu bir ortamda dahi hem bu tutumu desteklemek hem de adına girilen savaş ortamına karşı çıkmamak, kabul edilebilir olarak görülemezdi. haliyle sosyal demokrasi usül açısından değil, politik-temsil açısından bölünmüştür ve savaşa ve alt plandaki gerekçelerine karşı çıkmayan, uzlaşan sosyal demokratlarla, uzlaşmayanlar ayrışmış ve birbirlerinden politik olarakda temsili düzeyde ayrışmak için farklı adlandırmalara gidilmiştir. Uzlaşıcı sosyal demokratlar gelinen aşamada adı sosyal demokrat, kendisi ise ortanın solu dahi olamayacak düzeyde sağa evrilmiş iken dahi bu gün kendilerine sosyal demokrat demektedirler. Örneğin CHP sosyalist enternasyonel'e üye olmakla birlikde hem CHP şahsında hemde o Enternasyonel şahsında herhangi bir sosyalist nüveden ve aslında sosyal demokrasiden de bahsetmek mümkün değildir, artık bu politik bir kirliliktir, bir aldatmacadır., bahtsızlık ismi, cismi bu tür yapıların ellerine koz olarak geçmiştir. yani sosyal demokratlar, sosyalistler bir çok sebeple(baskı, şiddet ortamlarıya karşılıklı dejenerasyonda dahil) kendilerini dahi temsil edemeyecek bir duruma getirilmiştir, onlar adına, onlara rağmen görüşler egemen olmuştur. Oysa toplum içerisinde sınıf ayrımcılığı ve belirli bir zümrenin, sınıfın vs diğerleri üzerinde hükmü yada yönetimi, ayrıcalığı sosyal demokrasinin gerçekleşme koşullarından en önemlisine terstir.
Yine aslında kullanılmadığı halde bazı hal ve koşulda dejenere olmuş sosyal demokratlardan ayrışmak adına, böyle bir demokrasi olmadığı ve anlamlı olmadığı halde marksist demokrasi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Marksist_demokrasi) tabiride kullanılmıştır, aslında bu kullanım pratik-politiktir. özünde oda sosyal-ist- demokrasidir.
Dünya savaşındaki sağ ve sol sapmaları çıktığımızda yine dönüp, dolaşıp geleceğimiz yer sosyal-ist- demokrasidir ve Küba gibi ülkelerin demokratik durumlarını irdelemek için temel kıstas ne kapitalizmin temsili demokrasisi nede ekonomik modeli, ne de üretim ilişkileri esas alınabilir. Kıstas sosyalist(sosyal) demokrasi, katılımcı, doğrudan(nüveleri avrupada görülebilir) demokrasi olmalıdır. Örneğin bu gün Avrupa'da örnekleri görülen ve geçmişde İskandinav Sosyalizminin etkileri(kazanımlar ve alınan ödünler) olan doğrudan demokrasi, tam anlamıyla sosyal demokrasi değildir, oylama usulunden çok, metinleride toplumun belirlemesi ve açıkdan fikir belirtebilmesi, seçilenlerin yönetimi değil toplumun onlara yüklediği sorumluluğu omuzlaması ve dönem sonunda özeleştiri vermesi, gerektiğinde toplum her alanda(iş kolları da dahil) seçilmişleri hem denetleyebilmesi hemde görevden alabilmesi vs.vs etkin olabilmesi gerekir. Demokratik bir merkeziyetçilikle örgütlenmemiş bir toplumsal yapıda, temsil usulü seçilmişlerin, topluma rağmen toplum adına karar vermesi tam anlamıyla sosyalist demokrasi değildir(isterse ülke sol, devlet kapitalizmini uygulayan adına da subjektif koşulalrıyla sosyalist diyen ülkelerden birisi olsun), yinede nüveler, usul benzerliği görebileceğimiz çeşitli uygulamaları vardır. örneğin sosyal demokrasi olan bir ülkede herhangi bir ülke Başkanı, önceden toplum tarafından öngörülmüş bir yükümlülük-sorumluluk değilse çıkıpda herhangi bir ülkeye askeri harekat başlatmanın, toplumun bilgisi dışında gizli-kapaklı anlaşmaların, toplantıların kararını veremez, bu kararı demokratik ve yerinde örgütlenmelerle toplum almalıdır. her demokratik örgüt elbetde kendi içinde toplantılarını faaliyetlerini yürütecektir yalnız demokratik merkeziyetçiliği kesintiye uğratan, alınmış sorumluluğun tamamen dışında-ya da usulen bağdaşmayan- ve yeni gelişmeleri kendi başınalığa ele alan bir yapıya(bürokrasi) evrilmemelidir.
Bu başlıkda özellikle Küba'da alınan kongre kararlarının katılımını bu temelde link olarak verdim, özde ne düzeyde ne başarıldığını tartışmak değil, orada katılımın ve yerinde örgütlülüğün belirli bir nebzede olsa fiili anlamda başarıldığını -ilerletme arzusunun var olup olmadığını bilmemekle birlikde- bir gösterge olarak verdim. Yani sosyal demokraside toplumsal ve katılımcı, yerinde demokrasiyi inşa etmek imkansız değildir. Bu anlamda Küba üzerinden yürütülecek herhangi bir anti-propagandif faaliyeti ben geleceğe dönük olumlu bir adım atma eğilimi olarak değil, başarının ezilmesi çabaları ya da başarılmasının önüne geçen çabalar, faaliyetler olarak görüyorum. Zaten ambargo, AB'nin kastılı aldığı uygulama, yaptırımlar, gerçeği çarpıtan kuruluşların varlığı, çaba-amaç açısından önemli bir göstergedir ve bu tür faaliyetlerin her türden yansımasını iyi irdelemek ve anlamlı bir karşı koyuş sergilemek gerekir diye düşünüyorum.
spartacus hocam gayet güzel anlatmışsın, her şey için çok teşekkürler.
spartacus
18-05-2011, 15:10
Sevgili ozzysl ben teşekkür ederim..