PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bitlis Hadisesi ve Said’in İttahatçiliği


marcos
18-05-2011, 20:46
Son zamanlarda Nur cemaatinin Kürt projesini (demokratik açılım) hayata geçirmesiyle ortaya çıkan kafa karışıklığını gidermek için Saidi Nursinin Kürt isyancılarından Molla Selim karşısındaki tutumu hakkında birkaç şey yazayım istedim. Son dönemlerde Nur Cemaati devlet yönetiminde etkin olmasıyla Kürt illerinde süregelen isyanı bastırmak için ittihatçılıktan kalma projelerini uygulamaya başlamışlardır. Said’i Nursinin Kürtlüğü öne çıkarılmakta Osmanlı da ne kadar huzurlu günler yaşadığımıza Kürt halkı inandırılmaya çalışılmaktadır. Araştırmayı sevmeyen şeyhlerin mollaların fikirlerine göre durum belirleyen Anadolu-Mezopotamya insanın kafasına Osmanlı da bu tür sorunlar yoktu Mustafa Kemal ulus devlet kurunca sorunlar başladı anlayışı yerleştirilmiştir. Aşağıda verdiğim örnekte nasıl ki ittihatçıların Kürtleri merkezi idareye itaat ettirmek için dini kullanmakta oldukları açık açık görülmekte olduğu gibi günümüzde de yapılan aynı iştir. Günümüzde amaçlanan şey Kürtleri merkezi otoriteye itaat ettirmek ve Mustafa Kemali tasfiye etmektir. İttihatçılar Mustafa Kemalin tasfiyesi için hep uğraşmışlardır.Bu seferde Kürtler eli ile Mustafa Kemal’i tasfiye etmek istemektedirler.Bunu yapmak için önce solcu-laik Kürtleri tasfiye etmeleri gerekmektedir.Süreç başlamıştır.Kavga harlanmıştır.
Balkan savaşlarının yenilgi ile sonuçlanması sonucunda Ermeniler Kürdistan da etkinliklerini arttırmaya başladılar. Kurdistanın Hizan bölgesinde Ermeniler askeri kışlalar dahi kurmuşlardı. Bir yandan da Rusya’nın bölgede bulunması ve Ermenilere destek vermesi Kürt halkı arasında huzursuzluğun artmasına neden oluyordu. İşte bu yıllarda Said adındaki Hizanlı bir molla medreselerden camilerden (1911 Şam “maslahat-ı beşer fetvasıyla” maddi cihad alemden kaldırıldı) silahlı mukavemetin islama aykırı olduğunu anlatmaktaydı. Bölgede Ermeni örgütlenmesi tüm hızıyla sürerken ve tüm ülke kaosa doğru hızla giderken bu molla meşrutiyetin İslam olduğunu vazediyor önemli olanın hürriyetler olduğunu anlatıyordu. Bununla da kalmıyor Kürt aşiret liderlerine meşrutiyetin Kuran hukukuna dayandığına dair telgraflar gönderiyordu. Aynı zamanda ittihat liderlerine meşrutiyetin İslam hukukuna dayandırılmasına dair öğütler veriyordu. Said’in bölgeye gönderdiği adamı Şeyh Hacı Mehmet Efendinin uygulamaya koyduğu ilkeler şunlardı:
1- Kürtleri ibadete teşvik etmek.
2-Başkasının hukukunu çiğnememek ve yalandan sakınmak.
3-Nikah ve talak hususunda dikkat etmek.
4-Ulu-l Emre (Hükümete) tam itaat etmek.
5-Aşiretler ve bölgedeki Müslim-gayrimüslim ahali arasındaki düşmanlıkları ortadan kaldırmak.
6-Dışarıdan gelecek tahrik ve teşviklere kapılmamak.
7-Gayrimüslim komşuların ve vatandaşların hukukuna riayet etmenin farz olduğunu izah etmek.
8-Meşrutiyetin ilahi emirlere dayandığı ve meşru olduğu, yine devletin ve milletin ilerlemesinin teminatı olduğu yolunda halkı bilgilendirmek.

Bu maddeler arasında 4. Ve 7.madde çok önemli.7.madde Said’in Hamidiye Alayları konusundaki tutumuna da ışık tutmaktadır. Bilindiği üzere Said en başından hamidiye alaylarına karşı çıkmış hatta işi Sultan Abdulhamid’i telkine kadar götürmüş Hamidiye komutanlarından Mustafa Paşayı ölümle tehdit etmiştir. Mustafa Paşa ölüm tehdidi aldıktan kısa süre sonra Cizre yolunda faili belirsiz cinayete kurban gitmiştir. Sultan Abdülhamit bu çılgınca tutumlarından dolayı Saidin akıl sağlığından şüphe etmiş ve tedavi edilmesi emrini vermiştir(“zalimler için yaşasın cehennem” Siad’in Sultana tepkisi). Said bölgede ittihatçı propaganda yaparken başka bir Kürt molla ise tersini düşünmektedir. Bu mollanın isimi Şeyh Selim dir. İttihatçılığa sonuna kadar karşı olan bu şeyh aynı zamanda sıkı bir Abdulhamitcidir. Ermeni yayılmasına karşı silah kullanmak taraftarı idi ve ittihatçılarla arası son derece açıktı. Abdulhamid’in tahttan indirilmesi ile beraber Ermeniler bölgede gayri-resmi egemen haline gelmişlerdi. Balkan savaşlarında alınan yenilgi ile Rusya’nın ıslahat projesini ittihatçılar eliyle hayata geçir(t)mesiyle bölge tam olarak Ermeni egemenliği altına girmişti.Bu durum karşısında Molla Selim, Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyyid Abdulkadir ile temasa geçer ve Şeyh Abdulkadir’i İttihat karşıtı Kürtleri toparlaması yönünde ikna eder. Bölgede Ermenilere ve Ruslara karşı Kürt ayaklanması çıkacağından endişe eden ittihatçılar kadim yönteme geri dönüp bölgeye Nakşibendi şeyhlerini gönderirler. Muşlu Şeyh Hacı Yusuf Efendi, Başkaleli Şeyh Taha gibi Nakşi şeyler Hınıs-Pasinler ve Siirt aşiretlerine ittihatçılara itaat etmeleri yönünde telgraflar çekerler.Molla Selim’i ikna etmek için gönderilen şeyler mollayı ikna edemeyince ittihatçılar mollanın tutuklanmasına hükmederler.Molla Selim’in tutuklanması ile isyan başlar şeyh ve mollalarının ittihatçılardan yana tutum takılması üzerine isyan başarısızlıkla sonuçlanır Molla Selim Rus konsolosluğuna sığınır. Kürt Nakşibendi Şeyhi Said’i Nursi, Molla Selim isyanı yıllarında Kürtleri merkezi idareye itaate teşvik ediyordu. Molla Selim onun (O Hürriyet ki Rahman’ın bize sunduğu bir hediyedir. Ve iman ile kazanılır) bu şiirine şöyle karşılık vermişti “Hürriyet ateş ile yakar ve küfür ehlinin şiarıdır”

Bu küçük örnekten de anlaşılacağı üzere İttahattçıların isteği anayasal monarşidir. Günümüzde de isteklerine ulaşmak için mücadele etmeye devam etmektedirler.Ülkede laik-üniter yapı yıpratılmış halklara sorunların kaynağı olarak laik-üniter yapı gösterilmiştir-gösterilmektedir.Laik-üniter yapı tasfiye edilip başkanlık sistemi adı altında federal bir yapı oluşturulmak istenmektedir.Bunun önünde ki engeller laik Kürt hareketi hariç kaldırılmıştır.Laik-demokratik Kürt hareketi Kürt halkına bu şahısları deşifre ederek gerçek niyetlerini halka açıklarken ne yazik ki laik-üniter Kemalist hareket sanki bu ittihatçı artıklarına çalışıyormuş gibi Said’in Kürtlüğünü ön plana çıkartmakta Kürt halkı ile Saidcilik arasında bağ yaratmaya çalışmaktadırlar.

En son operasyon tartışmalarına baktığımızda İslamcı-nurcu (ittihatçı) kesim bu operasyonları sanki asker kendi insiyatifi ile yapıyormuş gibi göstermektedir.Birileri çıkıp Kürt sorunun çözümü islamdır hepimiz müslümanız diyebilmektedir.

Zaman uyanık olma zamanıdır.Said’in Kürtlüğünü ön plana çıkaran Kemalistler kendi bindikleri dalı kesmektedirler.

Not: Bu yazı İstatistik’in isteği üzerine yazılmıştır.

istatistik´isimli üyeden Alıntı (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=383009#post383009)
Öncelikle ruh konusunda bilim yerine masalları incelemek mantık hatasıdır. Konuya baştan yanlış girdiğiniz için diğer yazdıklarınız da hatalı.

Saidi Kurd-i şahsın gerçek ismidir. Nur ya da Nurs-i kelimesini kendi kendine eklemiştir. Yazdıklarında kuranda geçen nur kelimelerini kendine yontar ve kendi gelişinin haber verildiğini iddia eder. açıktan peygamberlik ilan edememiştir. Kısacası megalomanlık (http://www.tdk.gov.tr/TR/Genel/SozBul.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF437673 4BED947CDE&Kelime=megaloman) vardır kendisinde. Yani kendini çok büyük biri olarak görür. İşin politik yanını ise bu forumda tartışamayız. Ancak kafe bölümüne başlık açarsanız gelir orada tartışabiliriz.

Olimpiyat
18-05-2011, 20:59
Said nursi nin 6000 sayfalık risale i nur külliyatını uzun yıllar boyunca defalarca kez okudum.

Her ikisi de yaşadıkları döneme damgasını vurmuştur..Fakat Kürt kökenli olmama rağmen Said nursi nin yaşam tarzı bana çok ters...