PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 'Yurtsever Gençlik' Grup Yoruma Saldırdı.


ahmetsln
19-05-2011, 21:50
Ege Üniversitesi 7. Canan Kulaksız Öğrenci Şenliği kapsamında 13 Mayıs Cuma günü verdiğimiz konserde, sahnemiz saldırıya uğradı. Konserimize saldırarak sahnemizi işgal eden, enstrümanlarımızın kırılmasına ya da kaybolmasına yol açan, ses sistemini kullanılamaz hale getiren yaklaşık 200 kişilik grup, ne AKP’nin polisleriydi, ne de sivil faşistlerdi. Tarihimizde bu kesimlerden saldırıların çok değişik biçimlerini yaşamıştık. Ve hatta gözaltı ve tutuklama terörünün ortasındaydık bugünlerde. Buna karşı verdiğimiz mücadele tüm Türkiye’nin gözleri önünde gerçekleşiyordu. Bir yandan baskınlarla gözaltına alınan elemanlarımızı zulmün elinden çekip alıyorduk, diğer yandan basının kontra haberleri ile hedef gösterilmemize karşı mücadele yürütüyorduk.
İşte böyle bir dönemde ve bugüne kadar hiç yaşamadığımız bir biçimle saldırıya uğradık. Konser verdiğimiz bir anda sahnemize saldırarak tarihimizde bir “ilki” gerçekleştirme “şerefine” erişenler, kendilerine “Yurtsever Gençlik” ismini veren gruptu.
Grup Yorum konserinin yapıldığı şenliğin dördüncü gününde, şenliğe yaklaşık 3.000 öğrenci katıldı. Şenliğin görevlileri, açılış konuşmasında “6 yıldır yapmakta oldukları programlarını iki ay önce açıklamalarına rağmen iki hafta önce şenlik yapmaya karar veren Demokratik Yurtsever Gençlik tarafından alanın işgal edildiğini ve yine bu grup tarafından şenliğin birinci ve ikinci günleri sopalı, bıçaklı saldırıya uğradıklarını” söyleyerek ilk gün yaşanan olayı anlatıp eleştirdiler. Bu eleştirinin yapılması ve eleştiri sırasında kendilerine “Kürt Milliyetçileri” denilmesi üzerine alanda oturan ve kendine “Yurtsever Gençlik” diyen grup sloganlar atarak konser alanının dışına çıktı. Alan dışında sloganlarla bekleyen bu gruba mensup kişiler yaklaşık bir buçuk saat süren ön konser ve programın bitmesini bekledi. Ardından biz sahneye çıktık ve konserimize başladık.
Dışarıda yaşanan gerginliği bildiğimizden, giriş konuşmamızda “Bu şenliğe ismini veren şehitlerimize layık olmamız, onların ismini büyütmemiz, çoğalmamızdan, devrimcilerin, demokratların, yurtseverlerin ve ilericilerin birlikte mücadelesinden geçer. Devrimciler, demokratlar, yurtseverler ve ilericiler arasındaki sorunların tek çözüm yeri şiddetten uzak, politik bir mücadele ve diyalogdur. Bunun dışında hiçbir çözüm yolu yoktur. Bizim tek sorunumuz egemenlerledir” dedik. Ancak buna rağmen, henüz 5. şarkımızı söylüyorken sloganlarla sahnemiz işgal edildi. Sahneyi işgal ederek sahne üzerinde bulunan tüm teknik ekipmanı dağıtan grup uzun bir süre dağılmadı. Bu sırada seyircilerimizden gelişme ihtimali olan grubu linç etme tehlikesine karşı seyircilerimizi sürekli uyararak sakin olmaya davet ettik. Bu konuda atılan sloganlara da yuhlamalara da müdahale ettik. Sahneyi basan gruba yaptığımız sakin olma ve sahneyi boşaltma çabaları sonuçsuz kaldı. Şenlik görevlileri bu grubu sahneden indirmeye çalışırken özellikle fiziksel bir müdahalede bulunmamaya özen gösterdiler. Sabırla grubun sahneyi terk etmesini bekledik. Görevlilerimizi tahriklere kapılmamaları konusunda uyardık. Özellikle konseri karşıdan izleyen kitleye sürekli telkinlerde bulunarak, olması muhtemel çok büyük olayların önüne geçtik.
20 dakikadan fazla sahneyi işgal eden grup daha sonra sahneden görevlilerin de müdahalesiyle indi ve alanın dışına çıktı. Onlar sahneden inerken içlerinden mikrofonu alan biri “sahneyi terk ediyoruz, yurtsever gençlik gerekeni yapmıştır” dedi.
Bütün enstrümanlarımızın dağılmış olmasına, kimilerinin kaybolmuş olmasına, sahnede kablo, mikrofon vb teknik cihazların tamamının kullanılamaz hale gelmesine rağmen, bu saldırı karşısında korkup dağılmayan, galeyana gelip linçe yönelmeyen, uyarılarımıza kesin karşılıklar veren yaklaşık 3.000 kişilik kitlemizle, ses düzenini kullanmadan (sadece bir mikrofon kullanarak) konserimizi vermeye devam ettik. Enstrümansızlıktan oluşan açığımızı, yine dünyanın en güzel ve en büyük korolarından birini kurarak ortadan kaldırmıştık. 26 yıllık tarihimizin hiçbir kesitinde bizi susturmaya yetmeyen çabalar, yine sonuçsuz kalmıştı ve her şeye rağmen bu konseri gerçekleştirdik.
Bizim sosyalizmi, halkların kardeşliğini, eşit özgür bir ülke özlemini anlatan, her türlü haksızlığı, sömürüyü, baskıyı ve işkenceyi teşhir eden sesimizin egemenler tarafından kesilmeye çalışılmasını anlayabilirdik. Ancak kendilerine “Kürt Yursever Gençliği” diyenler tarafından böyle düşmanca bir tutumu anlayabilmemiz mümkün değildi. Ne şenliğin kendisine yapılan ilk günkü saldırılar, ne konser verdiğimiz anda sahneye yapılan ve sesimizi kesmeyi hedefleyen saldırının açıklanacak bir tarafı yoktur. Tek kelimeyle, yapanlar tarafından yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.
Diyelim ki eleştirilerinde haklılar ve diyelim ki kendilerinden özür dilenmeli. Böyle olsa bile bunun karşılığı kesinlikle Yorum konserini basmak olamaz. Sorunlar kendi aralarında konuşulabilir, bir çözüme kavuşturulur, özür dilenecekse, açıklama yapılacaksa, bunu taraflar yerine getirebilirdi. Saygısızca, fiziksel şiddet uygulayarak, görevlilerin boğazını sıkarak konseri basmak, engellemek, ortalığı talan etmek en hafifinden zorbalıktır. Hiçbir gerekçe, ama hiçbir gerekçe böyle bir saldırıyı meşru gösteremez.
Başta BDP olmak üzere ilgili tüm kurumlar bu durumu hemen açıklığa kavuşturmalıdır!
Bu saldırıyı organize edenler, düzenleyenler, katılanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Yapılan bu saldırının hesabı Yorum’a, dinleyicilerimize, ve tüm halkımıza verilmelidir!
Türküler Susmaz Halaylar Sürer!
Grup Yorum


(yorumsuz aynı gurup yaşadığım şehire gelip yani yurtsever kürt gençliği olay çıkaracaklardı sırf olay çıkarmak için geleceklerdi emep denen parti ise bunları açıktan destekliyor ayrıca o gün ege üni. yurtsever gen.lik sanırım thkp-c ye de saldırmış.)

Jolly Jocker
19-05-2011, 22:04
BDP kendi kitlesini yönetmekte çok başarısız. Ya da bilerek göz ardı ediyorlar. Aslında PKK geleneğinin, gözünü diktiği bir alanda faaliyet göstermeden evvel o alanda varolan tüm rakiplerini şiddet yoluyla ortadan kaldırmaya alışkın olduğunu da biliyoruz. İstanbul'un geleneksel olarak solun(özellikle de DHKP-C'nin) kontrolünde olan bazı varoş mahallelerinde Kürt Hareketi üyelerinin DHKP-C'lilere saldırıp mahalleye egemen olmaya çalıştıklarını biliyoruz. Sanırım son TKP ve Yorum saldırılarından görülen de, artık gözlerini üniversitelere diktikleri. Anladığım kadarıyla kampüslere egemen olmaya çalışıyorlar ve bu alanda ''rakip'' istemiyorlar. EMEP gibi kuyrukçu partilerin de desteğini almışlar. DHKP-C geleneği çetin cevizdir. TKP'liler gibi pısmaz. Olaylar büyürse kampüsler karışır.

Bu arada şu EMEP'e de değinmek isterim. Oldum olası hiç sempati duyamadığım bir partidir. (Bir de ESP'lileri sevemedim gitti ya nedense). Kendi gazetelerinde(Evrensel) daha doğru düzgün cümle bile kuramadıkları onca yazı yazıyorlar. Hiçbir alanda ileri çıkmıyor, hep birilerinin(özellikle de Kürt Hareketinin) kuyruğuna takılıyorlar. Deniz Gezmişlerin adını ve geleneğini sahiplenip sömürüyorlar ama çizgilerinin o çizgiyle zerre alakası yok. Aşırı derecede kıskanç, silik ve sığ bir siyasetleri var. SDP ve Kurtuluş geleneği için de böyle düşünüyorum açıkçası. Zaten onlar da BDP'nin gerisinden ayrılmaz. Reformizm, başkasının gücüne bel bağlama, sol içi it dalaşı, parlamentarizm, pasifizm bunlarda adeta kişilik özelliği haline gelmiştir.

ahmetsln
19-05-2011, 22:08
BDP kendi kitlesini yönetmekte çok başarısız. Ya da bilerek göz ardı ediyorlar. Aslında PKK geleneğinin, gözünü diktiği bir alanda faaliyet göstermeden evvel o alanda varolan tüm rakiplerini şiddet yoluyla ortadan kaldırmaya alışkın olduğunu da biliyoruz. İstanbul'un geleneksel olarak solun(özellikle de DHKP-C'nin) kontrolünde olan bazı varoş mahallelerinde Kürt Hareketi üyelerinin DHKP-C'lilere saldırıp mahalleye egemen olmaya çalıştıklarını biliyoruz. Sanırım son TKP ve Yorum saldırılarından görülen de, artık gözlerini üniversitelere diktikleri. Anladığım kadarıyla kampüslere egemen olmaya çalışıyorlar ve bu alanda ''rakip'' istemiyorlar. EMEP gibi kuyrukçu partilerin de desteğini almışlar. DHKP-C geleneği çetin cevizdir. TKP'liler gibi pısmaz. Olaylar büyürse kampüsler karışır.

Bu arada şu EMEP'e de değinmek isterim. Oldum olası hiç sempati duyamadığım bir partidir. (Bir de ESP'lileri sevemedim gitti ya nedense). Kendi gazetelerinde(Evrensel) daha doğru düzgün cümle bile kuramadıkları onca yazı yazıyorlar. Hiçbir alanda ileri çıkmıyor, hep birilerinin(özellikle de Kürt Hareketinin) kuyruğuna takılıyorlar. Deniz Gezmişlerin adını ve geleneğini sahiplenip sömürüyorlar ama çizgilerinin o çizgiyle zerre alakası yok. Aşırı derecede kıskanç, silik ve sığ bir siyasetleri var. SDP ve Kurtuluş geleneği için de böyle düşünüyorum açıkçası. Zaten onlar da BDP'nin gerisinden ayrılmaz. Reformizm, başkasının gücüne bel bağlama, sol içi it dalaşı, parlamentarizm, pasifizm bunlarda adeta kişilik özelliği haline gelmiştir.

Sayın Freddie size ilk katıldım doğrusu :D (şaka tabi daha önce de bir çok konuda katılmıştım.) ege üniversitesinde okuyan arkadaşlarım sürekli bunlarla kavga ettiklerini söylüyorlar. ne tkp ye ne bize stant falan açtırmıyormuş. sürekli de olay çıkıyormuş

Olimpiyat
19-05-2011, 22:23
Ayıp ettiler...

İşyerinden arkadaşlar beni de çağırmıştı..O gün işim vardı, sonradan olayların çıktığını öğrendim...

BDP kökenli birisi olarak ben bile rahatsızlık duydum bu taşkınlıkları yapanlardan.. GRUP YORUM la büyüdüm..
Maalesef Kürt milliyetçiliği, solu esir almaya çalışıyor...

Die
20-05-2011, 14:15
Yurtsever Gençlik çeteleşmiştir.
Hoş bundan şikayet edenlerin de hepsi eskiden çeteydi.
Cephe'nin geçmişini iyi bilenler güçlü olduğunda nasıl kudurduğunu da iyi bilirler.

Yurtsever gençlik karşılıklı özeleştiri istemiş ama bunu bulamayınca saldırmıştır.
Bu adamlar çeteleşmiş ve kuduz köpekler gibi etrafa saldırmaktadır.
Sol da kendisini bir şey zannetmektedir.

Sol hala 70-80lerde olduğunu zannediyor.
Bunu sloganlara bakarak anlayabilirsiniz.
Faşizmi döktüğü kanda boğacağız
Hesaplaşma günü korkunç olacak.
Siz kimsiniz yahu, kimsiniz ki faşizmi boğuyorsunuz?
Bir avuç üniversite öğrencisi.
Bugün üç tane işçi herhangi bir sol partiye gelip örgütlenmek istese dudakları uçuklar.

Türkiye'de kimse içinde bulunduğu gerçeklerin farkında değil ve herkes şiddet kültüründen nemalanıyor.
Çete yurtseverler sağa sola saldırıyor ama işin ironik olan kısmı saldırılmaktan şikayetçi olanları 'güçlü' olduğu zamanlardaki çeteciliği.

Sol içinde yurtsever kitlesine kim sahip olsa aynı çeteciliği yapardı ki yaptılar da zamanında.
O yüzden kimsenin mızmızlanmaya hakkı olmadığını düşünüyorum.

Die
20-05-2011, 14:24
Reformizm, başkasının gücüne bel bağlama, sol içi it dalaşı, parlamentarizm, pasifizm bunlarda adeta kişilik özelliği haline gelmiştir.
Oportünizm, troçkizm, sendikalizm, kapitalizm, post modernizm, falanjizm, faşizm, militarizm...
Bunları unutmuşsun Freddie?

marcos
20-05-2011, 20:43
Ege Üniversitesi 7. Canan Kulaksız Öğrenci Şenliği kapsamında 13 Mayıs Cuma günü verdiğimiz konserde, sahnemiz saldırıya uğradı. Konserimize saldırarak sahnemizi işgal eden, enstrümanlarımızın kırılmasına ya da kaybolmasına yol açan, ses sistemini kullanılamaz hale getiren yaklaşık 200 kişilik grup, ne AKP’nin polisleriydi, ne de sivil faşistlerdi. Tarihimizde bu kesimlerden saldırıların çok değişik biçimlerini yaşamıştık. Ve hatta gözaltı ve tutuklama terörünün ortasındaydık bugünlerde. Buna karşı verdiğimiz mücadele tüm Türkiye’nin gözleri önünde gerçekleşiyordu. Bir yandan baskınlarla gözaltına alınan elemanlarımızı zulmün elinden çekip alıyorduk, diğer yandan basının kontra haberleri ile hedef gösterilmemize karşı mücadele yürütüyorduk.
İşte böyle bir dönemde ve bugüne kadar hiç yaşamadığımız bir biçimle saldırıya uğradık. Konser verdiğimiz bir anda sahnemize saldırarak tarihimizde bir “ilki” gerçekleştirme “şerefine” erişenler, kendilerine “Yurtsever Gençlik” ismini veren gruptu.
Grup Yorum konserinin yapıldığı şenliğin dördüncü gününde, şenliğe yaklaşık 3.000 öğrenci katıldı. Şenliğin görevlileri, açılış konuşmasında “6 yıldır yapmakta oldukları programlarını iki ay önce açıklamalarına rağmen iki hafta önce şenlik yapmaya karar veren Demokratik Yurtsever Gençlik tarafından alanın işgal edildiğini ve yine bu grup tarafından şenliğin birinci ve ikinci günleri sopalı, bıçaklı saldırıya uğradıklarını” söyleyerek ilk gün yaşanan olayı anlatıp eleştirdiler. Bu eleştirinin yapılması ve eleştiri sırasında kendilerine “Kürt Milliyetçileri” denilmesi üzerine alanda oturan ve kendine “Yurtsever Gençlik” diyen grup sloganlar atarak konser alanının dışına çıktı. Alan dışında sloganlarla bekleyen bu gruba mensup kişiler yaklaşık bir buçuk saat süren ön konser ve programın bitmesini bekledi. Ardından biz sahneye çıktık ve konserimize başladık.
Dışarıda yaşanan gerginliği bildiğimizden, giriş konuşmamızda “Bu şenliğe ismini veren şehitlerimize layık olmamız, onların ismini büyütmemiz, çoğalmamızdan, devrimcilerin, demokratların, yurtseverlerin ve ilericilerin birlikte mücadelesinden geçer. Devrimciler, demokratlar, yurtseverler ve ilericiler arasındaki sorunların tek çözüm yeri şiddetten uzak, politik bir mücadele ve diyalogdur. Bunun dışında hiçbir çözüm yolu yoktur. Bizim tek sorunumuz egemenlerledir” dedik. Ancak buna rağmen, henüz 5. şarkımızı söylüyorken sloganlarla sahnemiz işgal edildi. Sahneyi işgal ederek sahne üzerinde bulunan tüm teknik ekipmanı dağıtan grup uzun bir süre dağılmadı. Bu sırada seyircilerimizden gelişme ihtimali olan grubu linç etme tehlikesine karşı seyircilerimizi sürekli uyararak sakin olmaya davet ettik. Bu konuda atılan sloganlara da yuhlamalara da müdahale ettik. Sahneyi basan gruba yaptığımız sakin olma ve sahneyi boşaltma çabaları sonuçsuz kaldı. Şenlik görevlileri bu grubu sahneden indirmeye çalışırken özellikle fiziksel bir müdahalede bulunmamaya özen gösterdiler. Sabırla grubun sahneyi terk etmesini bekledik. Görevlilerimizi tahriklere kapılmamaları konusunda uyardık. Özellikle konseri karşıdan izleyen kitleye sürekli telkinlerde bulunarak, olması muhtemel çok büyük olayların önüne geçtik.
20 dakikadan fazla sahneyi işgal eden grup daha sonra sahneden görevlilerin de müdahalesiyle indi ve alanın dışına çıktı. Onlar sahneden inerken içlerinden mikrofonu alan biri “sahneyi terk ediyoruz, yurtsever gençlik gerekeni yapmıştır” dedi.
Bütün enstrümanlarımızın dağılmış olmasına, kimilerinin kaybolmuş olmasına, sahnede kablo, mikrofon vb teknik cihazların tamamının kullanılamaz hale gelmesine rağmen, bu saldırı karşısında korkup dağılmayan, galeyana gelip linçe yönelmeyen, uyarılarımıza kesin karşılıklar veren yaklaşık 3.000 kişilik kitlemizle, ses düzenini kullanmadan (sadece bir mikrofon kullanarak) konserimizi vermeye devam ettik. Enstrümansızlıktan oluşan açığımızı, yine dünyanın en güzel ve en büyük korolarından birini kurarak ortadan kaldırmıştık. 26 yıllık tarihimizin hiçbir kesitinde bizi susturmaya yetmeyen çabalar, yine sonuçsuz kalmıştı ve her şeye rağmen bu konseri gerçekleştirdik.
Bizim sosyalizmi, halkların kardeşliğini, eşit özgür bir ülke özlemini anlatan, her türlü haksızlığı, sömürüyü, baskıyı ve işkenceyi teşhir eden sesimizin egemenler tarafından kesilmeye çalışılmasını anlayabilirdik. Ancak kendilerine “Kürt Yursever Gençliği” diyenler tarafından böyle düşmanca bir tutumu anlayabilmemiz mümkün değildi. Ne şenliğin kendisine yapılan ilk günkü saldırılar, ne konser verdiğimiz anda sahneye yapılan ve sesimizi kesmeyi hedefleyen saldırının açıklanacak bir tarafı yoktur. Tek kelimeyle, yapanlar tarafından yüz kızartıcıdır, utanç vericidir.
Diyelim ki eleştirilerinde haklılar ve diyelim ki kendilerinden özür dilenmeli. Böyle olsa bile bunun karşılığı kesinlikle Yorum konserini basmak olamaz. Sorunlar kendi aralarında konuşulabilir, bir çözüme kavuşturulur, özür dilenecekse, açıklama yapılacaksa, bunu taraflar yerine getirebilirdi. Saygısızca, fiziksel şiddet uygulayarak, görevlilerin boğazını sıkarak konseri basmak, engellemek, ortalığı talan etmek en hafifinden zorbalıktır. Hiçbir gerekçe, ama hiçbir gerekçe böyle bir saldırıyı meşru gösteremez.
Başta BDP olmak üzere ilgili tüm kurumlar bu durumu hemen açıklığa kavuşturmalıdır!
Bu saldırıyı organize edenler, düzenleyenler, katılanlar ortaya çıkarılmalıdır!
Yapılan bu saldırının hesabı Yorum’a, dinleyicilerimize, ve tüm halkımıza verilmelidir!
Türküler Susmaz Halaylar Sürer!
Grup Yorum



Birincisi Grup Yorum eğer dediği gibi işçilerin-köylülerin-demokratların-yurtseverlerin sesi ise neden sadece belirli bir fraksiyonun sözcüsü gibi açıklamalar yapmaktadır.

İkincisi sözcülüğünü yaptığı fraksiyonun işlediği sol içi cinayetler hakkında bu güne kadar tek kelime etmemesinin sebebi nedir.

Üçüncüsü altı çizili açıklamaları yaparken çözümcülere saldırdıklarını unutmalarına ne sebeb olmuştur.

Jolly Jocker
20-05-2011, 20:53
Birincisi Grup Yorum eğer dediği gibi işçilerin-köylülerin-demokratların-yurtseverlerin sesi ise neden sadece belirli bir fraksiyonun sözcüsü gibi açıklamalar yapmaktadır.

İkincisi sözcülüğünü yaptığı fraksiyonun işlediği sol içi cinayetler hakkında bu güne kadar tek kelime etmemesinin sebebi nedir.

Üçüncüsü altı çizili açıklamaları yaparken çözümcülere saldırdıklarını unutmalarına ne sebeb olmuştur.
Birincisi, grup Yorum'un belirli bir fraksiyona yakın olması, onu o fraksiyona indirgemeyi gerektirmez. Devrimci sanatçılar elbette örgütlü de olmalıdır ve ancak bir tane örgütten olabilirler. Önemli olan müziğin kucaklayıcılığını dışlamadan ve partizan yaklaşımdan uzak durarak meselelere yaklaşabilmektir. Kaldı ki, Yorum'un DHKP-C'ye yakın olması, söz konusu saldırıyı meşrulaştırmaz.

İkincisi, Yorum'un yakın olduğu fraksiyonun kusurları olması ve bu grubun söz konusu kusurlara sessiz kalması da bu olayı meşrulaştırmaz. Zaten PKK de sol içi şiddet konusunda sicili kabarık bir örgüttür. Sevgili Marcos, sunduğun açıklamalar, ''Tamam biz yaptık ama siz de yapmıştınız'' türünden bir düşünceyi dışa vuruyor gibi.

Üçüncüsü, sen neden bu tür olaylarda, saldıran taraf her seferinde ''Yurtsever Kürt Gençleri'' olmasına karşın onları savunmakta bu kadar cansiperane davranıyorsun?

Ve dördüncüsü, sanırım şu ezilen ulus milliyetçiliği mevzuunu ve UKKTH'yi ayrı bir başlıkta ele almak gerekecek. Solcuların fikir alış verişi yaptığı, dostça, geliştirici ve seviyeli görüş alış verişleri olabilir.

bursali68
20-05-2011, 22:25
Merhaba,

Öğretmenlik yaptığım yıllarda Gurup Yorum Eskişehir'e geldiğinde memuriyet durumundan dolayı " bileti alır konserine gidemezdik "...Kaset albümlerini alarak destek olurduk...Ve halen de severek dinler ve takip ederim...Tabii bu arada Türkiye bazı sıkıntıları da aştı aşmadı değil...Pir Sultan Abdal'ın hayatını anlatan tiyatroyu da sivil polis dolu salonlarda " valilik izniyle " izlediğimiz zamanları atlattık...Sanıyorduk ki maalesef yine sıkıntılı süreçler peşimizi bırakmıyor diye düşünüyorum...

Üzücü bir olay Gurup Yorum 'a geçmiş olsun dileklerimi sunmak isterim,ve desteklemeye devam derim...

Gurup Yorum bu ülke için önemli bir değerdir...

Sağlıcakla kalınız...

marcos
20-05-2011, 22:36
Yurtsever Gençliğin yaptığı hata dır.

Gençlik eleştirilere ve eleştirenlere karşı duyarlı davranmak zorundadır.Eleştiride bulunanları ikna etmek için çaba içine girmeli kolaycılığa kaçmamalıdır.Enerjisini hassas süreci aşmak ülkemizde ve bölgemizde barışı tesis etmeye yöneltmelidir.

Grup Yorumun bu ülkede Kürtçeye tahammül edilmediği yıllarda sanatına Kürtçeyi dahil ettiği unutmamalıdır.

Dileğimiz bu tür üzücü olayların tekrarlanmaması yönündedir.

Grup Yoruma geçmiş olsun.