PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Reformist Sol, Referandum ve Seçimler


Jolly Jocker
28-05-2011, 18:28
Reformist solun referandumda Hayır'cı tutumunu gerekçelendirirken kullandığı argümanların tümü önümüzdeki seçimlerde onları CHP kuyrukçuluğu yapmaya götürüyor aslında. Ama o gün Hayırcılık yapanlar bugün ne hikmetse kendi partilerine oy isteyip, CHP'nin oylarını böldükleri için kendilerini eleştirenlere cevap vermek için uğraşıyorlar. Özellikle TKP'de görüyorum bunu. Kemal Okuyan, soL.org.tr'deki ''Baykuş Bakış''lı köşesinde bu konuyu işleyip partisine oy çağrıları yapıyor. Bize de referandumda hayır diyenlerin mantığının bu seçimde de CHP'cilik yapmalarını gerektirdiğini göstermek, bu partinin iki süreç arasında yaşadığı mantıksal tutarsızlığı açık etmek düşüyor.

Her fırsatta aşamalı devrim anlayışlarına karşı çıkıp sosyalist devrim tezini savunan TKP, Eylül'deki referandum sürecindeki tutumuyla, ''Öncelikli görev AKP'yi durdurmaktır, ülke felakete gidişinde nitel bir değişimin eşiğinde'' diyerek anti-kapitalist mücadeleye anti-AKP'cilik molası vermişti. ''Önce AKP'yi durduralım, yoksa dinselleşen yapıda solculuk yapmamız imkansızlaşacak'' temalı bildirilerle basbaya aşamacı bir zihniyeti savunur olmuştu. Dahası, AKP'yi bağımsız-devrimci bir mücadeleyle değil, CHP ve MHP'nin peşinde Hayır diyerek durdurmayı seçti ve boykota ''bu seçenek yeterince etkili olamayacağı'' için karşı çıktı. ''AKP'nin ülkemizi daha da beter bir noktaya çekmesine karşı'' -boykotun başarı şansının pek az olduğunu da öne sürüp- referandumda hayır demeyi savunanlar; genel seçimlerde de aynı mantıkla AKP'ye karşı -başarı şansı en fazla olan- CHP'yi desteklemek yerine kendi partileriyle seçime girerlerse büyük bir çelişkiye düşmüş olmayacaklar mı? Öyle ya, o gün boykot başarısız olacağı için, etkili olmayacağı için desteklenmedi de peki genel seçimlerde sosyalistler çok mu başarılı olacak? O halde genel seçimde gene komünistlerin %1'i bulamayacağını bile bile CHP'yi desteklememek de aslında ''apolitik'' ve son tahlilde AKP'yi destekleyen bir tutum olmayacak mı bu arkadaşların referandum mantığına göre? O gün TKP'ye Hayır dedirten mantık, bugün ona CHP'yi destekletmelidir. Aklın yolu bu. Zaten aslolan AKP'yi durdurmak ise, boykot veya sosyalist bir alternatif gibi kısa vadede yeterli başarıyı göstermeyeceği açık olan mücadeleler yerine, CHP-MHP koalisyonundan medet ummak gibi daha ''gerçekçi'' bir yöne sapmak TKP'nin düşünce çizgisiyle daha uyumlu olur. TKP'nin varabileceği en uç noktanın sosyal demokratlık olduğu, daha referandum sürecindeki tavrıyla açığa çıkmıştı. Bu partinin sadece adının ''komünist'' olduğunu söylersek herhalde kendisine haksızlık etmiş olmayız.

Zaten reformizm, parlamentarizm ve legalizm TKP'nin politik çizgisine sinmiştir. Bu partinin tarihsel TKP ile ilgisi yoktur; TİP'ten kaynak alan Gelenek çevresine dayanır. Zaten TİP de reformistlik, legalistlik ve parlamenteristlik ile neredeyse özdeşleşmiş bir çizgi olagelmiştir.

TKP'liler ''Devrimden Sonra'' diye bir film yaptı. Devrim temalı filmler herşeye karşın ihtiyaç duyduğumuz filmlerdir, hele kendi olanaklarıyla böyle bir film yapmak da takdire değer. Üstelik sosyalizmi bir filmde anlatabilmek de mümkün değil. Ama bu filmde TKP kendi çarpık zihniyetini ve devrim ile sosyalizm konusuna ne kadar sağlıksız yaklaştığını fazlasıyla açık etmiş. ''Devrimden Sonra''da öyle bir tablo çiziliyor ki, devrim olduğundan işçi sınıfının haberi yok! TKP'li görevliler fabrikaları gezerek işçi sınıfına devrim olduğunu haber veriyor adeta! Keza ordu da artık emperyalizmden bağımsızlaştığını ''devrimden sonra'' öğreniyor. Ordu aynen duruyor, belli ki onunla savaşılarak gelmemiş TKP'nin devrimi. Ve yine belli ki işçi sınıfının katılımıyla gerçekleşen bir işçi devrimi değil bu. ''O halde kim yaptı bu devrimi? Gökten zembille mi indi mübarek?'' diye düşünmeden edemiyor insan.

TKP'nin MK'sında yer alan pek çok ismin makale ve kitaplarında ''devrimin kitlesinin devrimden sonra yaratılacağı'' argümanı işleniyor(örneğin bakınız: Sosyalist Devrim Teorisi isimli kitap). Bu argümanla ilk karşılaştığımda çok şaşırmıştım. Devrimin kitlesi devrimden sonra ortaya çıkacaksa devrimi neyle yapacak bu insanlar diye düşünmüştüm. TKP'li arkadaşlarla konuştuğumda -ki bir dönem TKP'ye çok yakındım-, anladığım kadarıyla, devrim öncesi birkaç başlığın öne çıkması ve bu başlıklarda(işsizlik konusu, barış talebi, cumhuriyete sahip çıkma, laiklik v.b.) nihayet toplumun desteğini kazanan komünist partinin iktidara gelmesi, sonra da iktidarın tüm gücünü de kullanarak işçi sınıfını aydınlatıp devrime uygun kitleyi şekillendirmesi türünden bir kurguyla karşılaştım. Zira onlar, marksizmin oldukça ilginç bir yorumunu yaparak, bilincin değişimi için öncelikle maddi koşulların değişmesi, kitlelerin devrimcileşmesi için öncelikle sosyalizmin yerleşiklik kazanmasını savunuyorlar. Oysa marksist materyalizmin önceki materyalizmden temel farkı, insan pratiğini de nesnelliğe içkin kabul etmesidir. Yani bilinci belirleyen maddi temel, devrim öncesindeki mücadele sürecinde yatar ve bu süreçte proleterya bilinçlenip devrimcileştikçe devrime yaklaşılır. Zaten devrimi kitlelerin eseri yapan da budur.

TKP, devrimin kitlesinin devrimden sonra ortaya çıkacağını düşündüğü için devrimi kitlelerin eseri olarak görmüyor. Daha doğrusu, bilinçli kitlelerin eseri olarak görmüyor. Devrimin öncesinde kitlelerin rolü, TKP'nin Merkez Komitesini iktidara taşımaktan ibaret. Bu da sosyalizm dışı konular üzerinden politika yapıp kitle desteği alarak(yurtseverlik, cumhuriyet, laiklik gibi) sağlanmaya çalışılıyor. Parti bu gibi başlıklar üzerinden destek bulup hükümet olacak, sonrada işçi sınıfına sosyalizm bahşedecek, orduyu emperyalizmden bağımsızlaştıracak. Burada devleti ve orduyu karşısına alan, işçi sınıfına sosyalist bilinç kazandırıp devleti yıkarak bambaşka bir komünler sistemini aşağıdan yukarı doğru inşa eden devrimci bir anlayışın zerresi bile yok. Bilakis, mevcut devlet ve ordu aynen kabul edilip parlamenter yoldan hükümet olarak kapitalizmden kopulmaya çalışılıyor. Zaten filmde de ne komiteler var ne de komünler. Bu da belki bir çeşit sosyalistlik olarak değerlendirilebilir ama devrimcilik ya da komünistlikle ilgisi yoktur.

iceman
30-05-2011, 22:18
Freddie sen TKP yi iLLegaL bir partiyLe karıştırdın gaLiba..FiLmLe iLgiLi eLeştirin güzeL ama iLerici gençLik yayınLarını bende okuyorum (oradaki eLeştiriye benziyor biraz)...iLLegaL bir yöntemLe geLinmiş oLsaydı orduyu devirmek gerekirdi..TKP iLLegaL bir yapıLanma değiLdir...takdir edersin ki (fiLmde devrim oLmuş kimsenin haberi yok diyorsun) sokaktaki insanLa röportajLarı izLersen kıbrıs'ın karadenizde oLdugunu söyLeyen biLe var-cumhurbaşkanını biLmeyen ORTA YAŞ!! insanLar var..devrimden haberi oLmaması kadar doğaL ne oLabiLir? şimdiye kadar Türkiye haLkı sosyaList-komünist dendiginde korku-öfke doLu gözLerLe izLediLer bizLeri..onLara kendiLerinin de anLayacağı bir diLden anLatmak daha iyi oLmuş diye düşünüyorum..meseLa tek başına yaşayan kadının su-eLektrik-doğaL gaz faturası bekLemesi bence harikuLade bir mesajdı...

NATO ya karşı oLmayan bir CHP yi destekLemek (sırf AKP yerLe bir oLacak diye) 90 yıLLık bir KOMÜNİST partiye yakışmaz diye düşünüyorum...sosyaLizm dışı hiçbir konu yer aLmaz TKP'de..parti programını okursan daha iyi oLur düşüncesindeyim...

yucemanitu
30-05-2011, 22:38
NATO ya karşı oLmayan bir CHP yi destekLemek (sırf AKP yerLe bir oLacak diye) 90 yıLLık bir KOMÜNİST partiye yakışmaz diye düşünüyorum...


Hangi 90 yıllık? TKP'nin ne ilk TKP ile ne de ikincisiyle alakası bile yok. Bugünkü TKP dünkü SİP'ti yahu...

spartacus
30-05-2011, 23:04
Her fırsatta aşamalı devrim anlayışlarına karşı çıkıp sosyalist devrim tezini savunan TKP, Eylül'deki referandum sürecindeki tutumuyla, ''Öncelikli görev AKP'yi durdurmaktır, ülke felakete gidişinde nitel bir değişimin eşiğinde'' diyerek anti-kapitalist mücadeleye anti-AKP'cilik molası vermişti.

Aklıma gelip gidiyordu bir iki satır(20 yıldır hep aynı standard şablonları duyunca) yazayım dedim.. (TKP'li değilim, neyciliğinde bu düzeyde önemsendiği alanlardan bir taneside din olsa gerek)

Aşamalı devrim anlayışı 100 yıl geride kaldı... Türkiye de sorun şu, sol(ulusal ya da feodal aristokrasiye karşı sol miras) ile sosyalizm ayrışamadı(hatda dünyada dahi bu sorun mevcut, dünya savaşları ve emperyalizm sayesinde aşmakda zor olacak gibi). Evet sol diyorum çünkü Türkiye solu, feodal sistemin soludur(ulusaldır özünde), aşamadığı şeylerden bir tanesi budur). Diğeride aşamalı devrim teorisi yani aslında ve özünde bir ulusal köylü devrimi(ulus olma ayrıca) olan demokratik halk devrimini, solun bilinçsizliği kadar tapınmacı kutsalcılığınında etkisiyle hala savunulabilmektedir. (sosyalizmin devrim bir yana, önce tekke, tarikata dönüşmüş, aydınlanmamış, aşırı kutsallaştırma ve tapınmacılığın etkisiyle ezberi dahi anlamakta zorlanan yüce, ulu! sekter solun elinden kurtulması lazım, ilk devrim önce bu olmalı..)

hangi aşamadan bahsediyorsunuz? İktidarda sultan mı, padişah mı, kral mı var? Egemen üretim tarzı ve egemen üretim ilişkileri feodal mi? Tarım üretimi ambarlara mı? Kapitalist pazarlara mı akıyor? Her devrimin temel sorunu(en azından stratejik, nihai hedef anlamıyla) kimin gideceği, kimin geleceği ile çözülür.. Hangi sistem aşılmak isteniyor?

Sol sürekli Rusyayı örnek aldığını dile getirir, oysa Rusya'da Şubat devrimi ile Ekim devrimi arası koşullarda(ki bu süre çok kısa!) Rusya bu günün Türkiyesinden hem çok daha feodaldir hemde iktidar ilişkilerinde, askeri güç ve toplumsal örgütlülükde, çarlık tamamen tasviye edilememiştir? Aşamalı devrim teorisinin aslıda, özüde, feodal sisteme karşı ulusal demokratik halk devrimidir. Türkiye'deki sol'un bu düzeyde ister teorik, ama isterse örgütsel model bazında(aşılamayan ittihat terakkicilik, hizipçilik ve çok parçalı tekkecilik, osmanlı dönemi milli aydınlanma modelciliği, sistem ve alternatif çözümler yerine salt mücadeleciliğin esas temel alınması vs), stratejik ve ajitasyon çalışmaları bazında olsun, ulusalcılığının temelinde yatan yine budur, yani ulusal demokratik halk ve kahramanları devrimidir. feodal sisteme karşı devrim ulusal demokratik halk devrimleridir. Bunlar burjuva devrimlerdir ve burjuva devrimler çağı kapandı...

Çok fazla literatüre ve içeriğe girmek istemedim, kısa ve öz sistem ne ise devrimleri belirleyende odur. Ben illa Rusyayı örnek alırım ve ezbercilik ederim diyenler bence madem öyle, Nisan Tezlerini okumalılar. Tabi birde burjuvaziye karşı, burjuva demokratik devrim nasıl bir şey oluyor bunu düşünedursunlar..
Şablonculuk aşılmadan hiç bir mesele ele alınamaz diye düşünüyorum...

Jolly Jocker
31-05-2011, 22:16
Spartacus,

Aşamalı devrim işini kafaya takan ben değilim, TKP. Ama demokratik devrimi savunan sol örgütler de burjuvazinin hiç değilse işbirlikçi ve tekelci kesimini ortadan kaldırma konusunda uzlaşırlar ve günümüzde burjuvazinin ezici çoğunluğu bu şekildedir. Dolayısıyla bu ayrım da artık gereksizleşti. Fakat TKP ''Sosyalist Devrim Teosirisi'' diye kitap yazmış MK üyelerinin başı çektiği bir parti. Zaten artık neredeyse yok denecek kadar az olan aşamalı devrim savunucularına karşı kendisinin sosyalist devrimci olduğunun altını çizip duruyordu. Fakat referandum oylamasında öyle bir tutum aldı ki, tıpkı eskinin aşamacıları gibi, ''Önce AKP'den kurtulalım, sosyalizme sonra bakarız'' demeye getirdi neredeyse. Ben de bunu eleştirdim.

İceman,

Halka belli etmeden sosyalist devrim yapmak diye birşey olmaz. Devrim, tam da kitlelerin harekete geçtiği, hele ki proleteryanın en bilinçli ve örgütlü olduğu bir momentte gerçekleşir zaten. Ve yine devrim, mevcut devlet aygıtının ve üretim sisteminin parçalanarak, aşağıdan yukarı doğru daha ileri bir sistemin kurulmasını ifade eder. Fakat TKP'nin ya da eski TİP'inki gibi, devlet aygıtıyla karşı karşıya gelmek, işçi sınıfı başta olmak üzere kitleleri bilinçlendirmek, devrimin kitlelerin eseri olduğunu göz önünde bulundurmak, yeni düzenin konseyler üzerinde inşa olacağını bilerek hareket etmek gibi dertleri olmayan; tam aksine, emek-sermaye çelişkisini ve bu vurgu üzerinden kitle bilinçlendirmesini çok da öne çıkarmadan, başka politik başlıklarla destek bularak legal-parlamentocu yoldan hükümet olmak derdinde olan partilere devrimci değil reformist denir. Filmde de, TKP'nin yayınlarında da açıkça görülüyor ki TKP kendisinin hükümet olup mevcut devleti yönetmesine devrim diyor. Ama devrim böyle birşey değil.

iceman
29-08-2011, 03:35
Spartacus,

Aşamalı devrim işini kafaya takan ben değilim, TKP. Ama demokratik devrimi savunan sol örgütler de burjuvazinin hiç değilse işbirlikçi ve tekelci kesimini ortadan kaldırma konusunda uzlaşırlar ve günümüzde burjuvazinin ezici çoğunluğu bu şekildedir. Dolayısıyla bu ayrım da artık gereksizleşti. Fakat TKP ''Sosyalist Devrim Teosirisi'' diye kitap yazmış MK üyelerinin başı çektiği bir parti. Zaten artık neredeyse yok denecek kadar az olan aşamalı devrim savunucularına karşı kendisinin sosyalist devrimci olduğunun altını çizip duruyordu. Fakat referandum oylamasında öyle bir tutum aldı ki, tıpkı eskinin aşamacıları gibi, ''Önce AKP'den kurtulalım, sosyalizme sonra bakarız'' demeye getirdi neredeyse. Ben de bunu eleştirdim.

İceman,

Halka belli etmeden sosyalist devrim yapmak diye birşey olmaz. Devrim, tam da kitlelerin harekete geçtiği, hele ki proleteryanın en bilinçli ve örgütlü olduğu bir momentte gerçekleşir zaten. Ve yine devrim, mevcut devlet aygıtının ve üretim sisteminin parçalanarak, aşağıdan yukarı doğru daha ileri bir sistemin kurulmasını ifade eder. Fakat TKP'nin ya da eski TİP'inki gibi, devlet aygıtıyla karşı karşıya gelmek, işçi sınıfı başta olmak üzere kitleleri bilinçlendirmek, devrimin kitlelerin eseri olduğunu göz önünde bulundurmak, yeni düzenin konseyler üzerinde inşa olacağını bilerek hareket etmek gibi dertleri olmayan; tam aksine, emek-sermaye çelişkisini ve bu vurgu üzerinden kitle bilinçlendirmesini çok da öne çıkarmadan, başka politik başlıklarla destek bularak legal-parlamentocu yoldan hükümet olmak derdinde olan partilere devrimci değil reformist denir. Filmde de, TKP'nin yayınlarında da açıkça görülüyor ki TKP kendisinin hükümet olup mevcut devleti yönetmesine devrim diyor. Ama devrim böyle birşey değil.

Devrim nedir Freddie ? bence işçi sınıfı yönetime geLsin de kanLı mı oLur kansız mı onu o zaman konuşuruz....devrim yaptıkta geriLLası kaLdı ! ?

Jolly Jocker
29-08-2011, 09:57
Devrim nedir Freddie ? bence işçi sınıfı yönetime geLsin de kanLı mı oLur kansız mı onu o zaman konuşuruz....devrim yaptıkta geriLLası kaLdı ! ?
Mesele illegalite ya da gerilla meselesi değil.

Devrim, mevcut devlet aygıtının parçalanarak, aşağıdan yukarı doğru emekçilerin yönetiminin kurulmasını ve ortaya çıkan bu kolektif iradenin yukarıdan aşağıya üretim sistemini dönüştürmesini ifade eder. Önce aşağıdan yukarı doğru bir hareketle, yani tabandan başlayan kitlesel bir hareketle komünal irade oluşturulur. Bu irade kendini komitelerde, sendikalarda, konseylerde ya da bir emekçi partisinde ifade eder. Devrimci irade kitleselleştikçe mevcut gerici devlet aygıtı karşısında bir ikili iktidar durumu oluşur. Sonrasında da son darbeyi indirecek ayaklanma gelir ve iktidar teke iner, sadece emekçi konseylerinin olur. Devrim sonrasında yalnızca emeğin aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş özyönetim aygıtı varolacaktır. Proleterya diktatörlüğü dediğimiz budur. Burjuva devlet aygıtı ise tarihin çöplüğüne atılacaktır. Proleterya diktasında bürokrasi, askeriye, polis, gizli servisler v.s. bulunmaz.

Görüldüğü gibi, aşağıdan ve kitlesel bir mücadeleyle emekçilerin özörgütlerini kurmadan ikili iktidar durumu oluşturmak ve devrim yapmak söz konusu değildir. Ne var ki TKP'nin anlayışında da filminde de böyle bir perspektif yok. Ne emekçilerin devrim süreci içerisinde özörgütlerini kurmak gibi bir derdi var ne de ikili iktidar oluşturmak. O halde devrimi nasıl yapıyor sorması ayıp? Kim yapıyor bu devrimi? Emekçilerin çoğunun devrim olduğundan bile haberi yoksa, bu devrim hangi kitlelerin eseri?

TKP seçimle kendisinin hükümet olmasını ''devrim'' olarak tanımlıyor. Burjuva devlet aygıtının başına geçip kararnameler yayınlamak sosyalizm değildir. Evvela, sosyalizmde burjuva devlet ele geçirilip yönetilmez, ortadan kaldırılır ve yerine aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş olan emeğin özyönetim organları(sovyetler) geçer. Öte yandan, TKP'nin ''devriminden'' kimsenin haberi olmadığına göre, belli ki sosyalizmi vaat ederek de hükümet olmamış. Muhtemelen kendisinin bol bol politikasını yaptığı ''cumhuriyete sahip çıkma'' ve ''yurtseverlik'' temalarını kullanarak hükümet olacağını, hükümet olduktan sonra da maskeyi çıkarıp sosyalizm diyeceğini planlıyor. Ya da sosyalizme pek de taraftar olmayan ama laiklik, cumhuriyet, bağımsızlık gibi duyarlılıkları olan küçük burjuva kitlelerin, bu duyarlılıklarını ancak sosyalizmle giderebileceklerine ikna edilmesiyle kendisini hükümet yapacaklarını düşünüyor. Zaten eski genel başkanları Aydemir Güler'in Gelenek dergisinde, ''emek-sermaye çelişkisini işçi sınıfı bilince çıkaramaz, bunun üzerinden hareket etmek zordur, yurtseverlik gibi temalar üzerinden ilerleme gereklidir'' türünden açıklamaları vardı.

Günümüzdeki TKP'nin eski TKP'yle ilgisi yoktur. TİP'ten kök alan SİP çevresidir. Bu çevre de, kök aldığı TİP gibi parlamentarist ve reformisttir. Tümüyle burjuva devlet aygıtı üzerinden düşünür, küçük burjuva ve aydın çevreleri kazanmak üzerine politika yapar ve yukarıdancı bir anlayış barındırır. ''Kararname sosyalizmi'' diyebileceğimiz, reformist bir zihniyetleri vardır.

AlbatrosS
29-08-2011, 21:12
* gerçek devrim nedir biliyor musunuz: tüm minareleri, cemevlererini, kliseleri, sinagogları, parlamentoyu, ceza evlerini, karakolları, sendikaları... aynı anda yıkan kaostur...

* devrim, devrimi yapanları da gerektiğinde yıkan, yıkmaktan korkmayan nihilist isyandır.

* devrim kendini marşlar, nizamnameler, tüzükler... vs eşliğinde yürütmeye/hizaya sokmaya kalkan her türden düzeneği yıkmaktır...

* devrim, kendini mal gibi gören ''babayı, abiyi''; eş seçerken bile kriterleri önceden belirleyen
mahalleyi;nasıl yaşaması gerektiğine apış arasında kadar AHLAKI yıkmaktır.

* devrim aileyi yıkmaktır. kutsalı, geleneği, töreyi ve her türden fetişi yıkıp üzerine kusmaktır.

* devrim, doğanın çıplak kaosu ve ahlaksız toplumsallığına/geleneksizliğine dönüştür.

* devrim, sevdiğin kadını otobüste/sokakta/yolda/okulda/babasının yanında öpebilmek; keyfin istediğinde yanında piknik yapan insanlar varken sevişebilmektir.

* devrim yerleşik olan, gelenekselleşen ''tüm toplumsallıkları'' yıkmak, dağıtmak,parçalamaktır.

* devrim kabe'yi, kudüsü, mescid-i aksayı, taç mahali, meryem anayı... yıkmak, yerlerine ''kerhane'' açmaktır...

iceman
13-09-2011, 00:04
Mesele illegalite ya da gerilla meselesi değil.

Devrim, mevcut devlet aygıtının parçalanarak, aşağıdan yukarı doğru emekçilerin yönetiminin kurulmasını ve ortaya çıkan bu kolektif iradenin yukarıdan aşağıya üretim sistemini dönüştürmesini ifade eder. Önce aşağıdan yukarı doğru bir hareketle, yani tabandan başlayan kitlesel bir hareketle komünal irade oluşturulur. Bu irade kendini komitelerde, sendikalarda, konseylerde ya da bir emekçi partisinde ifade eder. Devrimci irade kitleselleştikçe mevcut gerici devlet aygıtı karşısında bir ikili iktidar durumu oluşur. Sonrasında da son darbeyi indirecek ayaklanma gelir ve iktidar teke iner, sadece emekçi konseylerinin olur. Devrim sonrasında yalnızca emeğin aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş özyönetim aygıtı varolacaktır. Proleterya diktatörlüğü dediğimiz budur. Burjuva devlet aygıtı ise tarihin çöplüğüne atılacaktır. Proleterya diktasında bürokrasi, askeriye, polis, gizli servisler v.s. bulunmaz.

Görüldüğü gibi, aşağıdan ve kitlesel bir mücadeleyle emekçilerin özörgütlerini kurmadan ikili iktidar durumu oluşturmak ve devrim yapmak söz konusu değildir. Ne var ki TKP'nin anlayışında da filminde de böyle bir perspektif yok. Ne emekçilerin devrim süreci içerisinde özörgütlerini kurmak gibi bir derdi var ne de ikili iktidar oluşturmak. O halde devrimi nasıl yapıyor sorması ayıp? Kim yapıyor bu devrimi? Emekçilerin çoğunun devrim olduğundan bile haberi yoksa, bu devrim hangi kitlelerin eseri?

TKP seçimle kendisinin hükümet olmasını ''devrim'' olarak tanımlıyor. Burjuva devlet aygıtının başına geçip kararnameler yayınlamak sosyalizm değildir. Evvela, sosyalizmde burjuva devlet ele geçirilip yönetilmez, ortadan kaldırılır ve yerine aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş olan emeğin özyönetim organları(sovyetler) geçer. Öte yandan, TKP'nin ''devriminden'' kimsenin haberi olmadığına göre, belli ki sosyalizmi vaat ederek de hükümet olmamış. Muhtemelen kendisinin bol bol politikasını yaptığı ''cumhuriyete sahip çıkma'' ve ''yurtseverlik'' temalarını kullanarak hükümet olacağını, hükümet olduktan sonra da maskeyi çıkarıp sosyalizm diyeceğini planlıyor. Ya da sosyalizme pek de taraftar olmayan ama laiklik, cumhuriyet, bağımsızlık gibi duyarlılıkları olan küçük burjuva kitlelerin, bu duyarlılıklarını ancak sosyalizmle giderebileceklerine ikna edilmesiyle kendisini hükümet yapacaklarını düşünüyor. Zaten eski genel başkanları Aydemir Güler'in Gelenek dergisinde, ''emek-sermaye çelişkisini işçi sınıfı bilince çıkaramaz, bunun üzerinden hareket etmek zordur, yurtseverlik gibi temalar üzerinden ilerleme gereklidir'' türünden açıklamaları vardı.

Günümüzdeki TKP'nin eski TKP'yle ilgisi yoktur. TİP'ten kök alan SİP çevresidir. Bu çevre de, kök aldığı TİP gibi parlamentarist ve reformisttir. Tümüyle burjuva devlet aygıtı üzerinden düşünür, küçük burjuva ve aydın çevreleri kazanmak üzerine politika yapar ve yukarıdancı bir anlayış barındırır. ''Kararname sosyalizmi'' diyebileceğimiz, reformist bir zihniyetleri vardır.

ben günde 11 saat çaLışan bir işçiyim ve hakkımı koruyabiLeceğine inandığım partimi seçtim..bana küçük burjuva diyebiLiyorsan....diyecek bişeyim kaLmadı sana :)
ayrıca benim partim işçinin sağcısı solcusu oLmaz demedi..beLirteyim de !