PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ezan ve tarihçesi


jayjay
29-07-2006, 13:53
Merhaba arkadaşlar,

Bu başlıkta ezanın nasıl ortaya çıktığı, kimin fikri olduğunu öğrenecez.

www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum2
www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum3
www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum5

Sitelerinden alıntı yapılmıştır. Ezanın nasıl çıktığı ile ilgili bölümleri alıp buraya sundum.Turuncu ve kalın yazılmış sayılar aşağıdaki dipnotları göstermektedir.

Namaz vaktinin girdiğini bildirmek üzere ezan okuma, usul olarak belirlenmeden önce, Müslümanlar, Mescid-i Nebevî’de bir araya toplanıp namaz vaktini beklerlerdi. Bazen de geldiklerinde namaz kılınmış olurdu. Bu bir şekle ve disipline bağlanmalıydı. Peygamberimiz bir gün, ashabını toplayarak Müslümanları namaza çağırmak için ne yapmak gerektiğini onlarla istişare etti. Bazıları şöyle dedi; “Namaz vakti gelince bir bayrak dikelim! Onu görenler birbirlerine haber versinler.” 6Fakat Allah Resûlü bunu beğenmedi. Bir başkası boru öttürülmesini veya çan çalınmasını teklif etti. Peygamber Efendimiz bu tekliflerin de hiç birini kabul etmedi. Ashab-ı Kirâm, bir ara çan çalmayı uygun gördüler. Hatta Hz. Ömer, çan için gerekli olan iki ağaç parçasını satın almayı da üzerine almıştı. Fakat bu yöntem de uygulanmadı. Bunun üzerine yüksekçe bir yerde ateş yakalım denilince; Kainatın Efendisi bu tavsiyeyi, uygulamanın Mecûsîlere ait olduğunu söyleyerek kabul etmedi. Zira İslâm toplumu, Mecûsîlere veya bir başka topluluğa ne iç yapısı ne de dışıyla hiçbir şekilde benzeyemezdi. “Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır”7 buyuran Allah Resûlü (s.a.s.)’in bu teklifleri kabul etmesi düşünülemezdi.

Buradan dipnot 11'in yanlış olduğunu anlayabiliriz. Çünkü peygamber ezanla ilgili teklifleri beğenmemektedir. Şunu söyleyebilirdi "Bana ezan vahiy oldu, ancak bu içinizden birine de rüya ile bildirilecek." Ya da hiç bu kadar uğraşmasalar ve bunca soruyu sormamıza sebep olmasaydı da namazı öğrettiği gibi ezanı da öğretseydi de müminler namazı kaçırmasaydı, bunca işkence çekmeseydi de biraz da işlerine güçlerine baksaydılar.

Neyse devam edelim...

Arayışlar devam ediyordu. Herkes bir arayış ve bekleyiş içindeydi. Aradıklarını bulamıyorlardı. Fakat araştırmaya devam ediyorlardı.8 Her arayışın güçlü bir fiilî duâ olduğunu biliyorlardı. Henüz bekledikleri de Resûlüllah’a bildirilmemişti. Davet için getirdikleri teklifler de, taklitten öteye gitmiyordu. Halbuki taklit, taklit edilen şeyi hatırlatır. Taklit edilen şeyin aslına ait ritüelleri, manâyı veya manâsızlıkları akla getirir. Kaldı ki “sapıklıkları üzere devam etmekte olan milletlere dinî nişaneler konusunda muhalefet etmek gerekir.” 9Bundan dolayı teklif edilen yöntemler kabul görmemişti. Aynı zamanda taklitle bir yere varılamazdı. Taklit, hakikate giden yol olamazdı. Dolayısıyla Müslümanları namaza çağırmak için öyle bir yol bulunmalıydı ki, güzelliği, etkileyiciliği ve evrenselliği ile insanlığı kuşatsın. İnanan çok şey anlar ve imanla dolarken, inanmayan hiç olmazsa bir şey anlasın. Gözleri, gönülleri hakka bağlasın. Allah’a kulluk haricinde, her şeyden zihinleri arındırsın. Kalpleri ibadete hazırlasın. İnsanı vicdanının derinlikleriyle yakalayıp mescide bağlasın. İnsan, dinlerken ağlasın..Ağlarken içi şuur bağlasın. Yüce divana kulluğa durduğunda, içinde, huşû ve huzur çağlasın. Yoksa insanlar, çan ve boru öttürme vs. gibi teklif edilen şekillerin herhangi birisiyle de namaza çağrılabilirdi.

İşte “İlahî hikmet, ezanın sadece bir duyuru aracı olarak kalmamasını; aksine dinî şeâirden biri olmasını, okunduğunda gaflet halinde olanlara dini hatırlatıcı bir özellik içermesini, bir topluluğun onu kabul etmesi halinde Allah’ın dinine boyun eğdikleri manâsına gelici bir mahiyet arz etmesini gerektirmiştir. Bu sebeplerden dolayı ezanın, Allah’ın zikri, kelime-i şehadet ve namaza çağrı ifadelerini içermesi vacip olmuştur. Böylece ezana, kendisiyle ne kastedildiği herkesçe anlaşılan bir muhteva kazandırılmıştır.” 10

Sonuçta bu arayış ve kavlî-fiilî duâlara, hızlı bir icabette bulunulmuştu. Bu bekleyiş ve arayışlar sırasında ezan, sadık bir rüya ile Abdullah b. Zeyd’e öğretilmişti. 11Aynı zamanda İslâm alimleri, Maide sûresinin 58. ayetinin de, ezanın sırf rüya ile değil, Kur’ân’ın nassı ile de sabit olduğunu gösterdiğini belirtmişlerdir. 12Bu ayette “O kafirleri de dost edinmeyiniz ki namaza çağırdığınız zaman o ezan veya namazı eğlence ve oyun yerine tutar, alay ederler.” buyrulmaktadır. Bu ayet ezanın dayanağıdır. Ayrıca ezanla alay edip hafife almanın küfür olduğuna delalet eder. 13Abdullah b. Zeyd’in gördüğü rüyayı Hz. Ömer (r.a) da görmüştü. Bu iki sahabenin ezanla ilgili rüyaları, onlara ilahî bir ihsan ve ikramdı. Bu bir tevafuktu. Allah Resûlü’nün: “Bu rüya haktır, inşaallah” demesi de bu ikramın bir teyididir. Burada insanın aklına “ezanın bu şekilde teşriinin hikmeti nedir?” diye bir soru gelebilir. Buna şu şekilde cevap verebiliriz. Bizim bildiğimiz bilmediğimiz pek çok hikmet vardır. Bir hikmeti de şu olabilir: Ezan, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in şahsını da yücelttiği için, hikmet-i ilahi onun, başka bir müminin diliyle meşru olmasını dilemiştir. Böyle bir takdirden dolayı ne ilahî hikmeti, ne de O’nun mutlak iradesini asla sorgulayamayız. Allah, hak ve hakikati kullarına nasıl duyuracağını, nasıl öğreteceğini, en iyi bilendir. “...Şüphesiz ki Allah ne dilerse yapar.” (Hac, 18 )

Geçelim rüyaya...

Bu sırada Ensar’dan Abdullah b. Zeyd, bir sabah Allah Resûlüne gelerek bir rüya anlattı: “Ya Resûlâllah! Bu gece uyurken, üzerinde iki parçadan yemyeşil elbiseler giyinmiş, elinde çan taşıyan bir adam yanıma uğradı. Beni gezdirdi, dolaştırdı. Ona ‘Ey Allah’ın kulu! Bu çanı satar mısın? dedim.’
— Ne yapacaksın? dedi.
— Namaza davet edeceğiz” dedim.
— Sana daha hayırlı olan bir şey bildireyim mi? dedi.
— Olur göster! Nedir o? deyince, bana şu kelimeleri öğretti.

Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Allahu Ekber. Allahu Ekber
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah.
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah.
Hayye ale’s-Salâh.
Hayye ale’s-Salâh.
Hayye ale’l Felah.
Hayye ale’l Felah.
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Lâilâhe illâllah.”

Bunları bana söyledikten sonra, az geriye durup, namaza kalkacağın sırada şunları okursun dedi.

“Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah
Hayye ale’s-Salâh
Hayye ale’s-Salâh
Hayya ale’l-Felah
Hayya ale’l-Felah
Kadkâmeti’s-Salâh
Kadkâmeti’s-Salâh
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Lâilâhe illâllah.”

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.); “İnşallah bu hak rüyadır. Bilal ile birlikte kalk da gördüğünü ona öğret. Ezanı okusun. Zira onun sesi, seninkinden daha gürdür.” buyurdu. Bilal ile kalktık. Ben ona öğretmeye o da okumaya başladı. Bu sesi evinden işiten Hz. Ömer, hemen çıkıp geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Seni hak ile gönderen, Allah’a yemin olsun ki, O’nun gördüğü rüyanın aynısını ben de gördüm. Bu sözü işiten peygamberimiz, Allah’a hamd ederek; ‘şimdi bu, daha sağlam oldu’ 14dedi.” Böylece ezan, namaza davette usul olarak teşrî kılındı.

Sorum şu:

1)Ömer neden ezanı duyunca koştu geldi?Okunmadan önce gelseydi de Hz. Muhammed'e anlatsaydı gördüğü rüyayı olmaz mıydı? Ardından Abdullah B. Zeyd'de gelir ve ikisininkini karşılaştırırdı...
2) Hz. Muhammed çok güvendiği bir mümine allahtan aldığı vahiyle öğrendiği ezanı söylese, bunu ona sır olarak verse, sonra da Abdullah B. Zeyd'inki ile karşılaştırsalar daha inandırıcı olmaz mı?

Dipnotlar:
6- Ebu Davud, Salâh, 27
7- Münavî, Feyzu’l-Kadîr, VI, s. 104
8- Bu konudaki rivayetler için bkz., Buharî, Ezan, 1; Müslim, Salâh,1; Tirmizî, Salât,
139; İbn Mace, Ezan, 1; Nesaî, Bed’u’l-Ezan, 1; Ebu Davud, Salâh, 27
9- Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullahi’l-Baliğa, (İslâm Düşünce Rehberi, Trc.,
M. Erdoğan) I, s. 538.
10- Şah Veliyyullah Dihlevî, I, s. 538
11- Abdullah b. Zeyd’in, bu rüyayı görmeden sekiz gün öncesinde, Cebrail (a.s)’ın ezanı Resûlüllah’a getirdiği veya ezanın Miraç sırasında peygamberimize vahyedildiği de ifade edilmiştir. Bu rivayetler zayıftır. Sahih rivayetlere göre ezan Ashab-ı kiramdan Abdullah b. Zeyd ve Hz. Ömer’in rüyaları ve Allah Resûlünün onları tasdikiyle sabit olmuştur. (Bkz. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, VII, s. 495) Şayet burada bir vahiy söz konusu ise “vahyin inişi bu zamanâ rastlamış olabilir. Dolayısıyla o zaman ezan sadece bu sadık rüya ile değil vahiyle de sabit olmuş olur.” (Bkz. Vehbe Zuhaylî, I, s. 534 )
12- Bkz. Fahreddin er-Razî, (Maide, 58’de)
13- Suat Yıldırım, Kur’ân-ı Hakîm ve Açıklamalı Meali, (Maide, 58’de)
14- Ebu Dâvud, Salât 28; Tirmizî, Salât 139[hr:ea28bc793e]"Benim naciz vücudum elbet birgün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." K. Atatürk

29-07-2006, 14:28
Zuhruf Sûresinin *58 . Ayetinde
“Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa İsa mı?” dediler. Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgacı bir toplumdur.

MÜMİN KARDEŞLERİM *BU VE BUNA BENZERkişilere kesinlikle cevap vermiyelim.çünkü bunlar *islamı anlamak ve yaşamakiçin değil kendilerince dalga geçmek için yazıyorlar.eskiden evrimi anlatırlardı.fakatateistlerin bu düşünceleri *boşa çıktığı için islama güya laf atacaklar. çünkü ellerinde başka bişey yok.ne yapsanız bunlar maalesef inanmazlar.ALLAH *tan *başka hidayet verecek yoktur.cehennemde boş yere yaratıl mamıştır. bırakın kendileri kendilerince dalga geçsinler.ama gerçekten islamı öğrenmek istiyen başkadır.bu tip kişileri lütfen kaideye almayın.
bırakın onları *bizim işmiz bunlar değil boşa vakit geçirsinler.
aksinide yaparsanız siz bilirsiniz.ama unutmayın bu sefer haddi *aşıp
ileriye gideceklerdir.buna lütfen *sebep olmuyalım. vebalini veremeyiz.
buradaki amacım mümin olarak mümin kardeşlerimi uyarmaktır islam adına *.vesselam. * siz istesenizde istemesenizde ALLAH nurunu tamamlayacaktır.

jayjay
29-07-2006, 14:37
Ya cevherim ne diyim sana...

komiksin,zavallısın...

Şu yazdıklarıma adam gibi cevap veremiyosun, çünkü bilmiyosun dinini!!!

Sitede kendine örnek alman gereken bir müslüman var ama isim vermiyecem. O en azından biliyor, bildiği ve cevap verebilieceği yerlerde cevap veriyor.

Biraz bilgini konuştur, malum aklını değil...

M.onur
29-07-2006, 14:46
bu tip kişileri lütfen kaideye almayın.

Bu kaideye almamak nasıl oluyor? Kaale almamak olmasın o? :lol:

Bir laf vardır bilirmisin hem kel hem fodul diye? *:lol: Millete boyuna cahilsiniz diyen bir adam olarak fazla cahilsin. Ne İslamiyeti biliyorsun, ne Türkçeyi, ne de nezaketi.

Seni bu sitede mumla arayan yok. Yazman için yalvaranda yok. O kadar rahatsızsan bir daha girmezsin, olur biter.

29-07-2006, 15:11
M.onur,
Seni bu sitede mumla arayan yok. Yazman için yalvaranda yok. O kadar rahatsızsan bir daha girmezsin, olur biter.



Doğru diyorsun M.onur. Ben bu arkadaşın neyin peşinde olduğunu anlamış değilim. Özel bir görevi mi var bu sitede. Adam gibi düşüncelerini savunacaksan savun. Başkalarına akıl vermek sana mı düşmüş. Senin bu sözlerini ciddiye alacak müslümanlara şaşarım. Arkadaşım yanlış yapıyorsun. Kendine çeki düzen ver. Kurallara uy. Yapamıyorsan da çek git. Sitedeki tartışma seviyesini düşürmeye hakkın yok. Bu şekilde devam edersen gereğini yaparız. Bu da sana son uyarımdır...

aldostu
30-07-2006, 03:00
bu tip kişileri lütfen kaideye almayın.

Cemal kayboldu.
Yerini doldurabilir.

Ben şahsen mizaha çok ihtiyaç duyarım.
Ben bu arkadaşımızı pek okumuyorum.
Ne okur ne dokur bilmiyorum.
Sadece bir başlığına ikaz yazmıştım,sağa sola bulaşma diye.

Zararı yoksa kalsın,
arada *bir kaideye oturur,bizi de güldürür..

ibrahim_z
30-07-2006, 11:56
islamcı - ateist tartışmaları hep aynı şekilde sonuçlanıyor. her iki tarafta kanıtlarını düşüncelerini sunuyor. ateist daha fazla kanıt gösterecekken daha çok tartışmak isterken mümin diyecek laf bulamıyor: ''siz öbür dünyada görürsünüz, biz cevap veremiyoruz ama allah cehennemde cevap verecek , kanıtlarınız düşünceleriniz ne kadar çok ve doğru olursa olsun biz gene allaha inanacağız (çünkü aksi durumu kaldıramayız)..............................''

jayjay
31-07-2006, 14:43
ibrahim_z doğru diyosun,

zaten buraya giriyor çoğu müslüman dinini öğrenip gidiyorlar.

Kimisi de giriyor buraya hayatında türkçe meal okumamış, körü körüne arapça kuran'a bağlanmış.

okuduğunun ne anlama geldiğini bile bilmiyor. Geçmişteki bazı kendini evliya sananlardan copy/paste yapıp siteyi dolduruyolar.

ben_ahhmak
31-07-2006, 15:44
biz mi dinimizi bilmiyoruz? Hadi bilmeyelim diyelim ama öğrenmek için bir kitabımız var Allah a şükür. Ya sizin neyiniz var? (Güzel bir cevap verecekseniz yazın lütfen)

jayjay
31-07-2006, 16:01
wala verecek cevabım yok kusura bakmayın...

jayjay
08-08-2006, 15:46
Konuya biraz da hadislerle devam edelim:

Hadis No: 2442
Ravi: Abdullah İbnu Zeyd
Tanım: Resulullah (sav), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben: "Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam: "Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben: "Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana: "Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim. "öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, eşhedü enne Muhammeden Resulullah. Hayye ala's-salat, Hayye ala's'salat. Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah. Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illallah." Abdullah İbnu Zeyd (ra) devamla dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp: "Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedü en la ilahe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Hayye ala's-salat, Hayye ala'l-felah, Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat, Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illallah." Sabah olunca Resulullah (sav)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana: "İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilal'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zira o, sesçe senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilal'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. O da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı. Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattab (ra) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridasını çekerek geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! diyordu, seni hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!" Bunu işiten Resulullah (sav): "Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi.

Kaynak: Ebu Davud, Salat 28,30, (499,512); Tirmizi, Salat 139, (189)

Bu hadiste ilginçtir, ezanı çıkartan Abdullah B. Zeyd, peygamberin önce çan çalınmasını onayladığını söylüyor. Daha sonra rüyası ve yukarıda anlatılanlar...

Hadis No : 2443
Ravi: Enes
Tanım: [b]İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi). Bunun üzerine Resulullah (sav) Bilal'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikamet okumasını emretti.

Kaynak: Buhari, Ezan 2, 3, Enbiya 50; Müslim, Salat 3, (378); Ebu Davud, Salat 29, (508); Tirmizi, Salat 141

Buradan ezanın müslümanlar çoğaldıktan sonra çıkarıldığı yani sıkıntı çekmeye başladıktan sonra çıkarıldığı anlaşılıyor.

Daha da ilginç bir hadis te şöyledir:

Hadis No : 2447
Ravi:
Tanım: İmam Malikle ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (ra)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca: "Essalatu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder."
Kaynak: Muvatta, Salat 8, (1, 72)

Sorum şu: Ömer kim olur ki böyle ilahi (müslümanlarca), kutsal bir dini olaya müdahale ediyor? Peygamber bunu görüp te birşey demiyor mu? Allah itiraz etmiyor mu yoksa allah'ın da mı bu fikir hoşuna gitmiştir?

Ezanla ilgili başka hadislerle devam edecem...

jayjay
17-08-2006, 17:08
Güncelleme...

Hadis No : 2421
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Namaz için ezan okunduğu zaman şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri donüp kişi ile kalbinin arasına girer ve şunu hatırla, bunun düşün diye aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir, öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekat kıldığını bilemeyecek hale gelir."

Kaynak: Buhari, Ezan 4, Amel fi's-Salat 18, Sehv 6, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Salat 19, (389), Mesacid 83, (3

Hadis No : 2422
Ravi:
Tanım: Müslim'in diğer bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Şeytan namaz için okunan ezanı işitti mi kaçar. Müezzinin sesini işitmemek için sesli sesli yellenir. (Ezan bitip müezzin) susunca geri döner ve vesvese verir. İkameti işittiği zaman, müezzini duymamak için gider, susunca geri döner ve vesvese verir."

Kaynak: Müslim, Salat 16, (389); Buhari, Ezan 4

Hadis No : 2437
Ravi: Mu'aviye
Tanım: Resulullah (sav)'ı "Müezzinler Kıyamet günü, boyun itibariyle insanların en uzunu olacaklardır" derken işittim.

Kaynak: Müslim, Salat 14, (387)

agnostic_z
17-08-2006, 18:33
Sana güsel bi cevap dostum biz zaten dine karşıyız dine inanmıyoruz ki onun için de kitaba mitaba ihtiyacımız yok bizim kitabımız akıl ve bilim bilmem anlatabildim mi :D

Murat
17-08-2006, 19:43
cevherim kardeşim gölge etme başka ihsan istemez..

jayjay
29-10-2006, 03:35
güncelleme...

Neva
14-11-2011, 22:16
Konuya biraz da hadislerle devam edelim:

Hadis No: 2442
Ravi: Abdullah İbnu Zeyd
Tanım: Resulullah (sav), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben: "Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam: "Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben: "Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana: "Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim. "öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, eşhedü enne Muhammeden Resulullah. Hayye ala's-salat, Hayye ala's'salat. Hayye ala'l-felah, Hayye ala'l-felah. Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illallah." Abdullah İbnu Zeyd (ra) devamla dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp: "Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti: "Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedü en la ilahe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resulullah, Hayye ala's-salat, Hayye ala'l-felah, Kad kameti's-salat, kad kameti's-salat, Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illallah." Sabah olunca Resulullah (sav)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana: "İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilal'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zira o, sesçe senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilal'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. O da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı. Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattab (ra) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridasını çekerek geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü! diyordu, seni hak ile gönderen Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!" Bunu işiten Resulullah (sav): "Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi.

Kaynak: Ebu Davud, Salat 28,30, (499,512); Tirmizi, Salat 139, (189)

Bu hadiste ilginçtir, ezanı çıkartan Abdullah B. Zeyd, peygamberin önce çan çalınmasını onayladığını söylüyor. Daha sonra rüyası ve yukarıda anlatılanlar...

Hadis No : 2443
Ravi: Enes
Tanım: [B]İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi). Bunun üzerine Resulullah (sav) Bilal'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikamet okumasını emretti.

Kaynak: Buhari, Ezan 2, 3, Enbiya 50; Müslim, Salat 3, (378); Ebu Davud, Salat 29, (508); Tirmizi, Salat 141

Buradan ezanın müslümanlar çoğaldıktan sonra çıkarıldığı yani sıkıntı çekmeye başladıktan sonra çıkarıldığı anlaşılıyor.

Daha da ilginç bir hadis te şöyledir:

Hadis No : 2447
Ravi:
Tanım: İmam Malikle ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (ra)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca: "Essalatu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder."
Kaynak: Muvatta, Salat 8, (1, 72)

Sorum şu: Ömer kim olur ki böyle ilahi (müslümanlarca), kutsal bir dini olaya müdahale ediyor? Peygamber bunu görüp te birşey demiyor mu? Allah itiraz etmiyor mu yoksa allah'ın da mı bu fikir hoşuna gitmiştir?

Ezanla ilgili başka hadislerle devam edecem...


Ilginc bir bilgi. Demek daha oncesinde can calmak da secenekler arasindaymis.

istatistik
15-11-2011, 00:26
Aslında ezan çoğu müslüman arasında tam olarak bilinmeyen bir uygulama. Pek çoğu sonradan edinilen bir adet olduğunun bilincinde değil. Bu nedenlede aslında taşıdığından çok daha fazla anlam yüklüyorlar. Ezanın türkçeleştirilmesi bunu bir ölçüde yıkabilmişti ancak ilk fırsatta tersine çevirilmesi başlatılabilecek bir reformun önünü kesti.

Astur
15-11-2011, 03:24
Ezanın türkçeleştirilmesi bunu bir ölçüde yıkabilmişti ancak ilk fırsatta tersine çevirilmesi başlatılabilecek bir reformun önünü kesti.

Ezanın Türkçeleştirilmesinin düşündüğün şekilde bir etkisi olduğu tezini şahsen pek makûl bulmuyorum sevgili istatistik. Benim bu konuya ilişkin yaptığım okumalardan edindiğim izlenim bu uygulamanın ve amaçlarının halk nezdinde neredeyse hiç destek bulmadığı yönünde. Zaten uygulama asla tam olarak tersine çevrilmedi, sadece ezanı Türkçe okuma zorunluluğu kalktı; yani günümüzde ezanı Türkçe değil de Arapça okumak gibi bir yasal zorunluluk yok. Sadece Arapça ezan önündeki yasal engel DP döneminde kaldırıldı, ve sonrasında bildiğim kadarıyla bir daha hiç Türkçe ezan okunmadı. O açıdan bu uygulamanın İslam'da bir reforma kaynaklık edecek potansiyeli barındırdığı ve de bu potansiyelin DP'nin yaptığı değişiklik sonrasında yok edildiği veya benzer şekilde özetlenebilecek görüşlere şüpheyle yaklaşıyorum.

sergenci
15-11-2011, 12:57
sn. jayjay, kulakların çınlasın, çok güzel bir açık yakalayıp konu açmışsın, teşekkürler. Fakat unutulmuş, 5 sene sonra sn. Neva güncelleyene kadar, kendisine de çok teşekkür ederim.Rüyalardan kuran'a giren ezan. Dinin direği olan namaz vede tanrının kendisine günde 50 vakit ibadet edilmesini emretmesı, Fakat Tanrının ve muhammedin bile aklına gelmeyen (50 vakit namaz bir günde nasıl kılınır) bu bir günde 50 vakit ibadetin, musa tarafından muhammed ve tanrıya hatırlattırılarak ve muhammedin tanrı ile musa arasındaki pazarlığı 3 veya 5 sefer gidip gelip rica ve minnet ile günde 5 vakide indirmesi. Dinin direği olan namaz için miraç bile düzenleyen tanrının gene bir unutkanlık yapıp, kullarını kendisine ibadete yani namaza nasıl çağırılacağını dahi unutmuş, daha sonra muhammede bile gerek duymadan sahabelere rüyalar aracığı ile kullarını namaza nasıl çağırılacağını yani ezanın nasıl okunacağını bildirmesi takdire şayiandır. Hadislerle belirtilen bu önemli saçmalık müslümanlar için olağandır. Ezanın doğuşu ve hadisler ile ortaya çıkması neyi ifade etmektedir. Kurana allah tarafından ayet olarak giren (biz senin adını ezanlara koyup yüceltmedikmi) tanrı emrini nasıl olurda miraçta unutur. kulları tarafından daha sonra, insanları namaz için masıl haberdar edip bir araya toplayacağız deyip bir sürü fikir beyan etmeleri. Evet (biz senin adını ezanlara koyup yüceltmedikmi) ayet daha yollanmamış, daha ortada yok insanları toplama konusu araştırılıyor, ceşitli fikirler ortaya atılıyor şu andaki ezan fikri kabul edilip uygulanıyor. Daha sonra bu fikir ayet oluyor ve kurana giriyor. Önce muhammed kabul ediyor sonra Kurana giriyor, yani tanrı konuşmaları duyduktan sonra aydınlanıp ayet yolluyor. sn. jayjay'in verdiği hadislerin adresi biraz değişmiş yenisi bu. www.yeniumit.com.tr/konular/detay/ezan-i-muhammedi-ve-ezana-saygi Konudaki iletileri okudum, bazı arkadaşlar dikkatleri başka konulara çekmişler, bu konunun değerli arkadaşların geniş ve engin bilgileri ile dahada devşirilerek gün yüzüne çıkması dileğim ile esenkalın..

reis
17-11-2011, 23:07
Hz. Ömer'in sorularının, hz. Muhammed tarafından, kuran-ı kerim vasıtasıyla cevaplandırıldığı bir dönemde(!), hz. Ömer'in "aynı rüyayı bende görmüştüm" demesine şaşmamak gerek...

YasasinBilim
24-12-2011, 18:34
bildiğimiz gibi namaz islam öncesi bir ibadet şeklidir. sümerlerden kalma, namaz kılan kadın heykeli bile var. namaz konusu başka bir başlıkta tartışılmış, putperest bir ibadet şekli olduğu konusunda şüphe kalmamıştı.

benim merak ettiğim şu: acaba putperestlerin namaza davet için kullandıkları bir yöntem varmıydı? bilen varsa paylaşmasını rica ediyorum. yoksa kendim araştıracağım.

saygılar...

Neva
24-12-2011, 23:24
Tam olarak emin degilim ancak, antik donemde farkli sekillerde buyuk metal plakalar kullanilmis olabilir, bu tur ibadetleri, halka haber verme amacli.

Firestorm
24-12-2011, 23:26
Yanlız başlık tuhaf olmuş biraz ezanı kim çıkardı denilince ne çıkarması kim çıkardıysa koysun çıkardığı yere diyesim geliyor biri başlığı düzeltip kim ezan geleneğini başlattı filan yapabilir mi :D

SeBaT
26-12-2011, 03:57
Ne yani şimdi üç dört tane ateist sevmiyor diye milyonlarca müslümanın değer verdiği bin dörtyüz yıllık benzersiz bir İslami sembolü hayattan mı silecez ? Beğenmeyen dinlemesin kardeşim. Ah keşke bu hususta olsun mu olmasın mı diye seçenekler sunan bir referandum yapılabilseydi de sorun kökten çözülebilseydi :)

Ezan sıradan bir gelenek olmayıp bizzat Hz. Muhammed'in (s.a.v) onayıyla tercih edilmiş bir çağrıdır. Ve bu çağrı Cuma Suresinde ".... iza nudiyelis salate min yewmil cumu'ati..." kısmında geçen " ....bir çağrıcı cuma günü namaza çağırdığında...." cevirisindeki "çağrıcı" nın "namaza çağrısı" olarak zımnen kuran tarafından da kabul görmüştür ki, tüm alimlerin ittifakıyla buradaki cuma günü icabet edilmesi istenen çağrının (davetin) bizatihi kendisi "ezan çağrısı"dır.

İyiki de günde 5 defa bu çağrıyı duyuyorum. Allah eksik etmesin.

vartor
26-12-2011, 09:03
bir çağrıcı cuma günü namaza çağırdığında...." cevirisindeki "çağrıcı" nın "namaza çağrısı" olarak zımnen kuran tarafından da kabul görmüştür ki, tüm alimlerin ittifakıyla buradaki cuma günü icabet edilmesi istenen çağrının (davetin) bizatihi kendisi "ezan çağrısı"dır.

Yine alimler; neymis bu inandigin kitap ki alim olmayan anlayamiyor, ustelik apacik herkesin anlayacagi dilde indirdigini soyleyen allahina ragmen.
alim degil, bullshit sanatcisi denir seninkilere.

sergenci
27-12-2011, 04:09
sn, sebat, ezan çeşitleri, okunması sahabelerin rüyasına giriyor ve muhammed tarafından bir tanesi beğenilip şekillendiriliyor allah tarafından da ayetleniyor. Biz senin adını ezanlarla yüceltmedikmi diyor. Allah unutmuş miraçta muhammede söylemeyi, kullarımı bana ibadet etmeye çağırmak için şöyle ezan okuyacaklar demeyi. Ama ayet yollamasını unutmuyor. Kardeşim bu çelişkiler size bir şeyler ifade etsin. Neye taptığınızı görün artık, putperest bir din ve muhammede tapıyorsunuz. Gözlerinizin açılması için güvercin taklamı atmak gerekiyor..

sergenci
22-06-2012, 17:02
Aklıma takılan bir soru var, acaba Müslüman arkadaşlar biliyormu veya bilgileri varmı. Diğer semavi dinlerde namaz varmıydı. Bu dinin direği, muhammed ve müslümanlık başladıktan sonramı dikildi. Esenkalın.

endulus
22-06-2012, 17:13
Sevgili sergenci;

Ben kendi bildiğim kadarıyla yahudilik ve hristyanlıkta yok ancak bazı eski dinlerde ve özellikle hinduizmin bazı türevlerinde namaz benzeri, benzeri derken çokta yakın değil fakat bu tür tapınmalar var diye okumuştum bir yerde. Hatta muhammedin bu namaz rituellerini hazırlarken bunlardan esinlendiğini düşünüyorum. Ne de olsa bu tür ibadetler insanları biraz daha kendine bağlamasını ve bir nevi meditasyona soktuğunu düşünmüş olmalı.

YasasinBilim
23-06-2012, 05:20
ömer sadece koşarak gelmemiş, gelirken yanında ezanda kullanılmak üzere bir cümle getirmiştir.

"namaz uykudan hayırlıdır" (es salatu hayrun mine'n nevm)

tam bir imece var ortada. aklına esen binanın temeline bir şeyler eklemiş.

bu cümle sadece sabah ezanlarında sonlara doğru okunur. ezanın son cümlesine doğru uykudan uyananlar bunu ömer'e borçludurlar.

Neva
21-10-2013, 23:53
Guncelleme.

Rafizi
26-12-2013, 17:37
Merhaba arkadaşlar,

Bu başlıkta ezanın nasıl ortaya çıktığı, kimin fikri olduğunu öğrenecez.

www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum2
www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum3
www.yeniumit.com.tr/konu.php?konu_id=419&yumit=bolum5

Sitelerinden alıntı yapılmıştır. Ezanın nasıl çıktığı ile ilgili bölümleri alıp buraya sundum.Turuncu ve kalın yazılmış sayılar aşağıdaki dipnotları göstermektedir.

Namaz vaktinin girdiğini bildirmek üzere ezan okuma, usul olarak belirlenmeden önce, Müslümanlar, Mescid-i Nebevî’de bir araya toplanıp namaz vaktini beklerlerdi. Bazen de geldiklerinde namaz kılınmış olurdu. Bu bir şekle ve disipline bağlanmalıydı. Peygamberimiz bir gün, ashabını toplayarak Müslümanları namaza çağırmak için ne yapmak gerektiğini onlarla istişare etti. Bazıları şöyle dedi; “Namaz vakti gelince bir bayrak dikelim! Onu görenler birbirlerine haber versinler.” 6Fakat Allah Resûlü bunu beğenmedi. Bir başkası boru öttürülmesini veya çan çalınmasını teklif etti. Peygamber Efendimiz bu tekliflerin de hiç birini kabul etmedi. Ashab-ı Kirâm, bir ara çan çalmayı uygun gördüler. Hatta Hz. Ömer, çan için gerekli olan iki ağaç parçasını satın almayı da üzerine almıştı. Fakat bu yöntem de uygulanmadı. Bunun üzerine yüksekçe bir yerde ateş yakalım denilince; Kainatın Efendisi bu tavsiyeyi, uygulamanın Mecûsîlere ait olduğunu söyleyerek kabul etmedi. Zira İslâm toplumu, Mecûsîlere veya bir başka topluluğa ne iç yapısı ne de dışıyla hiçbir şekilde benzeyemezdi. “Bir kavme benzemeye çalışan onlardandır”7 buyuran Allah Resûlü (s.a.s.)’in bu teklifleri kabul etmesi düşünülemezdi.

Buradan dipnot 11'in yanlış olduğunu anlayabiliriz. Çünkü peygamber ezanla ilgili teklifleri beğenmemektedir. Şunu söyleyebilirdi "Bana ezan vahiy oldu, ancak bu içinizden birine de rüya ile bildirilecek." Ya da hiç bu kadar uğraşmasalar ve bunca soruyu sormamıza sebep olmasaydı da namazı öğrettiği gibi ezanı da öğretseydi de müminler namazı kaçırmasaydı, bunca işkence çekmeseydi de biraz da işlerine güçlerine baksaydılar.

Neyse devam edelim...

Arayışlar devam ediyordu. Herkes bir arayış ve bekleyiş içindeydi. Aradıklarını bulamıyorlardı. Fakat araştırmaya devam ediyorlardı.8 Her arayışın güçlü bir fiilî duâ olduğunu biliyorlardı. Henüz bekledikleri de Resûlüllah’a bildirilmemişti. Davet için getirdikleri teklifler de, taklitten öteye gitmiyordu. Halbuki taklit, taklit edilen şeyi hatırlatır. Taklit edilen şeyin aslına ait ritüelleri, manâyı veya manâsızlıkları akla getirir. Kaldı ki “sapıklıkları üzere devam etmekte olan milletlere dinî nişaneler konusunda muhalefet etmek gerekir.” 9Bundan dolayı teklif edilen yöntemler kabul görmemişti. Aynı zamanda taklitle bir yere varılamazdı. Taklit, hakikate giden yol olamazdı. Dolayısıyla Müslümanları namaza çağırmak için öyle bir yol bulunmalıydı ki, güzelliği, etkileyiciliği ve evrenselliği ile insanlığı kuşatsın. İnanan çok şey anlar ve imanla dolarken, inanmayan hiç olmazsa bir şey anlasın. Gözleri, gönülleri hakka bağlasın. Allah’a kulluk haricinde, her şeyden zihinleri arındırsın. Kalpleri ibadete hazırlasın. İnsanı vicdanının derinlikleriyle yakalayıp mescide bağlasın. İnsan, dinlerken ağlasın..Ağlarken içi şuur bağlasın. Yüce divana kulluğa durduğunda, içinde, huşû ve huzur çağlasın. Yoksa insanlar, çan ve boru öttürme vs. gibi teklif edilen şekillerin herhangi birisiyle de namaza çağrılabilirdi.

İşte “İlahî hikmet, ezanın sadece bir duyuru aracı olarak kalmamasını; aksine dinî şeâirden biri olmasını, okunduğunda gaflet halinde olanlara dini hatırlatıcı bir özellik içermesini, bir topluluğun onu kabul etmesi halinde Allah’ın dinine boyun eğdikleri manâsına gelici bir mahiyet arz etmesini gerektirmiştir. Bu sebeplerden dolayı ezanın, Allah’ın zikri, kelime-i şehadet ve namaza çağrı ifadelerini içermesi vacip olmuştur. Böylece ezana, kendisiyle ne kastedildiği herkesçe anlaşılan bir muhteva kazandırılmıştır.” 10

Sonuçta bu arayış ve kavlî-fiilî duâlara, hızlı bir icabette bulunulmuştu. Bu bekleyiş ve arayışlar sırasında ezan, sadık bir rüya ile Abdullah b. Zeyd’e öğretilmişti. 11Aynı zamanda İslâm alimleri, Maide sûresinin 58. ayetinin de, ezanın sırf rüya ile değil, Kur’ân’ın nassı ile de sabit olduğunu gösterdiğini belirtmişlerdir. 12Bu ayette “O kafirleri de dost edinmeyiniz ki namaza çağırdığınız zaman o ezan veya namazı eğlence ve oyun yerine tutar, alay ederler.” buyrulmaktadır. Bu ayet ezanın dayanağıdır. Ayrıca ezanla alay edip hafife almanın küfür olduğuna delalet eder. 13Abdullah b. Zeyd’in gördüğü rüyayı Hz. Ömer (r.a) da görmüştü. Bu iki sahabenin ezanla ilgili rüyaları, onlara ilahî bir ihsan ve ikramdı. Bu bir tevafuktu. Allah Resûlü’nün: “Bu rüya haktır, inşaallah” demesi de bu ikramın bir teyididir. Burada insanın aklına “ezanın bu şekilde teşriinin hikmeti nedir?” diye bir soru gelebilir. Buna şu şekilde cevap verebiliriz. Bizim bildiğimiz bilmediğimiz pek çok hikmet vardır. Bir hikmeti de şu olabilir: Ezan, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in şahsını da yücelttiği için, hikmet-i ilahi onun, başka bir müminin diliyle meşru olmasını dilemiştir. Böyle bir takdirden dolayı ne ilahî hikmeti, ne de O’nun mutlak iradesini asla sorgulayamayız. Allah, hak ve hakikati kullarına nasıl duyuracağını, nasıl öğreteceğini, en iyi bilendir. “...Şüphesiz ki Allah ne dilerse yapar.” (Hac, 18 )

Geçelim rüyaya...

Bu sırada Ensar’dan Abdullah b. Zeyd, bir sabah Allah Resûlüne gelerek bir rüya anlattı: “Ya Resûlâllah! Bu gece uyurken, üzerinde iki parçadan yemyeşil elbiseler giyinmiş, elinde çan taşıyan bir adam yanıma uğradı. Beni gezdirdi, dolaştırdı. Ona ‘Ey Allah’ın kulu! Bu çanı satar mısın? dedim.’
— Ne yapacaksın? dedi.
— Namaza davet edeceğiz” dedim.
— Sana daha hayırlı olan bir şey bildireyim mi? dedi.
— Olur göster! Nedir o? deyince, bana şu kelimeleri öğretti.

Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Allahu Ekber. Allahu Ekber
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah.
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah.
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah.
Hayye ale’s-Salâh.
Hayye ale’s-Salâh.
Hayye ale’l Felah.
Hayye ale’l Felah.
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Lâilâhe illâllah.”

Bunları bana söyledikten sonra, az geriye durup, namaza kalkacağın sırada şunları okursun dedi.

“Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah
Eşhedu ellâ ilâhe illâllah
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah
Eşhedü enne Muhammeden Resûlüllah
Hayye ale’s-Salâh
Hayye ale’s-Salâh
Hayya ale’l-Felah
Hayya ale’l-Felah
Kadkâmeti’s-Salâh
Kadkâmeti’s-Salâh
Allahu Ekber. Allahu Ekber.
Lâilâhe illâllah.”

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.); “İnşallah bu hak rüyadır. Bilal ile birlikte kalk da gördüğünü ona öğret. Ezanı okusun. Zira onun sesi, seninkinden daha gürdür.” buyurdu. Bilal ile kalktık. Ben ona öğretmeye o da okumaya başladı. Bu sesi evinden işiten Hz. Ömer, hemen çıkıp geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Seni hak ile gönderen, Allah’a yemin olsun ki, O’nun gördüğü rüyanın aynısını ben de gördüm. Bu sözü işiten peygamberimiz, Allah’a hamd ederek; ‘şimdi bu, daha sağlam oldu’ 14dedi.” Böylece ezan, namaza davette usul olarak teşrî kılındı.

Sorum şu:

1)Ömer neden ezanı duyunca koştu geldi?Okunmadan önce gelseydi de Hz. Muhammed'e anlatsaydı gördüğü rüyayı olmaz mıydı? Ardından Abdullah B. Zeyd'de gelir ve ikisininkini karşılaştırırdı...
2) Hz. Muhammed çok güvendiği bir mümine allahtan aldığı vahiyle öğrendiği ezanı söylese, bunu ona sır olarak verse, sonra da Abdullah B. Zeyd'inki ile karşılaştırsalar daha inandırıcı olmaz mı?

Dipnotlar:
6- Ebu Davud, Salâh, 27
7- Münavî, Feyzu’l-Kadîr, VI, s. 104
8- Bu konudaki rivayetler için bkz., Buharî, Ezan, 1; Müslim, Salâh,1; Tirmizî, Salât,
139; İbn Mace, Ezan, 1; Nesaî, Bed’u’l-Ezan, 1; Ebu Davud, Salâh, 27
9- Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullahi’l-Baliğa, (İslâm Düşünce Rehberi, Trc.,
M. Erdoğan) I, s. 538.
10- Şah Veliyyullah Dihlevî, I, s. 538
11- Abdullah b. Zeyd’in, bu rüyayı görmeden sekiz gün öncesinde, Cebrail (a.s)’ın ezanı Resûlüllah’a getirdiği veya ezanın Miraç sırasında peygamberimize vahyedildiği de ifade edilmiştir. Bu rivayetler zayıftır. Sahih rivayetlere göre ezan Ashab-ı kiramdan Abdullah b. Zeyd ve Hz. Ömer’in rüyaları ve Allah Resûlünün onları tasdikiyle sabit olmuştur. (Bkz. İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, VII, s. 495) Şayet burada bir vahiy söz konusu ise “vahyin inişi bu zamanâ rastlamış olabilir. Dolayısıyla o zaman ezan sadece bu sadık rüya ile değil vahiyle de sabit olmuş olur.” (Bkz. Vehbe Zuhaylî, I, s. 534 )
12- Bkz. Fahreddin er-Razî, (Maide, 58’de)
13- Suat Yıldırım, Kur’ân-ı Hakîm ve Açıklamalı Meali, (Maide, 58’de)
14- Ebu Dâvud, Salât 28; Tirmizî, Salât 139[hr:ea28bc793e]"Benim naciz vücudum elbet birgün toprak olacaktır, ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." K. Atatürk


Kaynakların hepsi uyduruk şeyler :)

Yok Ezaı rüyasında Ömer görmüş, yok bi başkası görmüş bilmem neler :) Böyle masalları okuyup ta dinden çıkmamak mümkün degil :)

Ama, bu kaynaklarda böyle malumatlar var diye bu kaynaklar bütün müslümanlara "degerli, sağlam kaynaklar" diye de yutturulamaz :)

Neva
20-11-2014, 09:02
Guncelleme.

Felâsife
20-11-2014, 14:15
Antropolog W.E.H Stanner;
“Aborjin anlayışında, bir erkeğin bir çocuğa babalık etme aracı, cinsel bir ilişki değil, bir ruh-çocuğu rüyasında görme eylemidir. Kendi ruhu, bir rüya sırasında bir çocuğu ‘bulur’ ve onu eşine yönlendirirdi, böylece eşi gebe kalırdı.”
Kaynak (http://leventerturk1961.wordpress.com/2014/06/08/aborjinlerin-dini-inanclari-ve-ureme-ilgili-dusunceleri/)


Rüyaların eski toplumlarda boş işlerden olduğunu sanmak, o toplumları çok anlamamak olur.
Gerçi putperest Araplarda bu çok önemli değil gibiymiş anladığım kadarıyla ama bunu Muhammed yıkıyor biraz, her sabah sorarmış, rüya gördünüz mü diye vede dinlermiş zaten.
Diğer yandan kuranın bir kısmının rüya ile gelme meselesi de var ki Muhammed rüyaya önem veriyordu.

Ondan sonra gelenler "rüya ile amel edilmez" diye, işgüzarlık ederek bu meseleyi tarihe gömmüşlerdir.
Hele birde sahih rüya meselesi var ki artık bundan sonra görülen her rüyayı, yalan rüya olarak ele almak modası başlamıştır.
Yalan rüya nasıl olur ki birde sahih rüya olsun, RÜYA RÜYADIR.

Gerçi bir yandan da iyi olmuştur, rüyanın mantığını bilmeyince, her rüyasında uçan, kaçan, Allah gören, melek gören, peygamber gören, yaratık gören, duyan, konuşan, vahiy alan vs. görenler bunu olduğu gibi görüp, bana tabi olacaksınız diye, kafada ütülerlerdi.
Rüya öyle değil, başkalarıyla değil kendinizle alakalıdır, rüya ile çevreye baskı yapılamaz.
Rüya normalde kişiseldir, içseldir, evrensel veya çevresel değildir.

Ezen olayına gelince, iki kişinin rüyayı söylemesi, Muhammed için yeterli.
Bu Muhammed için teyittir, ispattır, diğerleri için rüyadır.
Neyse bu mesele Arabın sorunudur, onların hikayesidir, bu millet ne kadar bu hikayeye dahil olmak istesede, son ses ezeni dinletsede, bu rüya onun rüyası değildir.

Yıldıztozu
13-08-2018, 11:32
Ezan okunması etik bir davranış değil, etik olabilmesi için tüm mahallenin ezana razı olması gerekirdi. (çoğunluğun değil tüm mahallenin).
Ayrıca çirkin de okunuyor. Estetik bir şekilde okunsa dinlemekten haz alabilirdik.
Buna rağmen ezan okuyanlara kızmıyorum. Çünkü bilinçsiz olduklarını biliyorum. Sokaktaki bir köpek havlayıp gürültü çıkardığında ona da kızmıyorum çünkü o da bilinçsizce yapıyor bunu.