PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Akp'nin Sahtekarlığına Bakın(Bu Kadar da Olmaz!)


Dark_Prince
13-06-2011, 03:36
Bir ilçede 40 kayıtlı seçmen varsa nasıl olurda oy kullanan seçmen sayısı 50 olur?Akp yine yapmış yapacağını,aşağıdaki siteden İL-İLÇE-SANDIK seçip kontrol edebilirsiniz:

http://secim.chp.org.tr/OyDurumlari.aspx

Örnek:

http://i1106.hizliresim.com/2011/6/13/2249.jpg

TUBA
13-06-2011, 10:02
diğer seçimlerde de birçok olaylar olmuştu bunda da neden olmasın?
ben bekliyordum zaten

kendi şahsi fikrimi yazmadan duramayacağım ,ben akp nin arkasında başka şeylerin döndüğüne ,yani başka güçlerin de olduğunu düşünüyorum ,yoksa bu kadar hile hurda göz göre göre olamazki kardeşim

belki de ülkemin insanlarını bu kadar aciz görmek istememekten kaynaklanıyor da olabilir bu düşüncem ,acıyorum insanlarımıza:(

bilmem yanılıyor muyum?yanılıyor da olabilirim

Yergin
13-06-2011, 12:29
Bu kadar mı insan kendini ele verir?

Resimdeki oy oranlarına bir bakın önce,

Selahattin Demirtaş - 115 oy

En son hatırladığım kadarı ile Selahattin Demirtaş AKP'de değildi, AKP'ye mi geçti yoksa?

Dark_Prince
13-06-2011, 15:32
diğer seçimlerde de birçok olaylar olmuştu bunda da neden olmasın?
ben bekliyordum zaten

kendi şahsi fikrimi yazmadan duramayacağım ,ben akp nin arkasında başka şeylerin döndüğüne ,yani başka güçlerin de olduğunu düşünüyorum ,yoksa bu kadar hile hurda göz göre göre olamazki kardeşim

belki de ülkemin insanlarını bu kadar aciz görmek istememekten kaynaklanıyor da olabilir bu düşüncem ,acıyorum insanlarımıza:(

bilmem yanılıyor muyum?yanılıyor da olabilirim

Ben artık bu aciz millete acımıyorum,hepsinin yokedilmesi taraftarıyım.


Bu kadar mı insan kendini ele verir?

Resimdeki oy oranlarına bir bakın önce,

Selahattin Demirtaş - 115 oy

En son hatırladığım kadarı ile Selahattin Demirtaş AKP'de değildi, AKP'ye mi geçti yoksa?

Akpde olsada olmasada Akp yaptı yapacağını yine.

Ben hepimize bol şans diliyorum umarım buluruz bir çıkar yol.

mahirzz
13-06-2011, 16:36
iyi yapmış bence helal olsun
en azından hizmet var mı var.. bitmişdir..

spartacus
13-06-2011, 18:17
GBOP (http://eab.ege.edu.tr/pdf/4/C4-S1-2-%20M15.pdf) var uluslararası ölçekte, arkasında bundan daha büyük bir güç olamaz. Sırf arkasında ne var dendiği için bazı detaylar girmek gerekir, arkasında her şeyden evvel öyle-yada böyle(salon popülizmi, din istismarı, yani demokratik, bilinçli ve kendi adına düünebilen bir oluşum, toplum beklemeyelim, belirleyici olan salt medyatik siyaset ve seçim yasası ve kriterleridir(örneğin baraj)) hatrı sayılır düzeyde bağlanmış bir kitle, güçlü tarikatler-para(sermayeye dönüştüler) var.

Türkiye'de şu yapıldı. Öncelikle 12 Eylül darbesi ile kanal açıldı, direnme gücü tamamen kırıldı. Ardından hükümeti kurma görevi, tarikat bağları ve geçmişi güçlü kişilere devredildi, devredilirkende diğer siyasal oluşum ya da partiler usulsüzlüklerle saf dışı bırakıldı. Yeni neoliberal politikaların takvimi çıkartıldı. rant-faiz gelirleri yükseltildi, kolay para teşviklendirildi. Yeşil sermaye palazlandırıldı. Bilinçli olarak Türkiye'de üretim, sanayi kollarından sağlık, bilgi, inanç gibi faktörlerin metalaştırılmasına kaydırıldı. Sanayi alanında karlıda olsa kamunun elinde olan(haliyle uluslararası tekellere gelir sağlamayan) Kamu İktisadi Teşekkülleri tasviye edildi, tasviyeye ekonomik direnç gösterecek işletmeler ise kötürümleştirilerek, tasviye meşru zemine çekildi. Bu işin başına da kaymağına da yeşil sermaye getirildi. Finans gücü sıcak ama başkasının parasına aktarıldı(bu iktidarda olanın kalıp kalmayacağınıda, ülkede ki rant ve faiz gelirini de, hükümetlerin başarısını da belirliyor. basit bir örnekle bir hükümetin kaderi Türkiyede paraya yatırım yapan yerli, yabancı kaynakların parayı çekip, çekmemesiylede doğru orantıldır)

Diğer tarafdan hükümetler projeye uygun ise IMF ve Dünya bankası ile bütçeler şişirilerek yer yer başarılı gösterilmeye çalışıldı. Ekonomide çarpan formülü üzerinden, 1 lira borç aldıysan ekonomiye yansıması 2 lira olarak yansıtıldı.

Kene Sermaye işlemi tamamlandıktan sonra sıra toplumsal hazırlık süreci idi. Toplumu elinde tutacak, onu işleyip, dönüştürebilecek bir güce, yapıya da ihtiyaç var ve ülkenin uluslararası ölçekte pazar konumunun sürdürülmesi, tüketim toplumunun devamı için atılan adımların sonuncu halkası da toplumu hazırlamakla tamamlanacaktı. Tabiri caizse Türkiye batının arka bahçesi, sağılan bir konumdadır.

Şöyle özetleyebiliriz, dünyayı bir havuza benzetelim. Önemli olan bu havuzun kimin, kimlerin yararına akıtılacağı, eşitsizliği sağalamak, eşitliği oluşturacak dengelerin oluşmasına imkan vermemek ve sürekliliktir. Suyun yönünde sapma olmamalıdır. Örneğin ABD Dünyanın %60 ını yediği halde, her şeyi metalaşmış ve hala doyurulumayan bir ülke durumundadır. Bu oran korunmalıdır.

Diğer tarafdan da asıl amaç 1950 lerden sonra gelişen yeni ekonomik stratejiler ışığında ve 1990 lardan sonra daha net bir biçimde açığa çıkan(YDD, BOP vs) devletlerin değil, dünya pazar ve piyasasının tekellerin denetimine alınması stratejisidir. Buna en yakın örneği Irak ve Irak savaşı üzerinden verebiliriz. Irak'da yer altı kaynaklarının paylaşımı evvela özgür, bağımsız petrol devi şirketlerin konsorsiyumu ile yapıldı. Strateji bir kez belirlenmiş ise artık geriye ister askeri, ister politik isterse psikolojik etmenler olsun, ilgili ülkelerde arzu edilen yarar sağlanana kadar bir faaliyet başlatılır ve bu faaliyetde devletlerin, hükümetlerin görevi tekel stratejilerinin başarısı için çalışmak, tekellere hizmet edebilmektir.. Diğer tarafdan da Yeni Dünya Düzenine entegrasyon olarak özetleyebileceğimiz siyasal stratejiler ve ülkelerde açılımlar benimsendi, hayata geçirildi...

Neyse uzun karmaşanın kısası, olayın özünde aslında sistemin ve uluslararası pazar ekonomisinin çıkarlarının korunumu ve yeniden daha karlı-verimli organizasyonu vardır.. AKP Bunun için biçilmiş bir kaftandır ve uluslararası ölçekde de, ülke ölçeğindede(istismar ve kullandığı siyasi dil) yeterli onaya sahiptir.

AKP Türkiye de hem toplumu istismar üzerinden elde tuabilecek bir profile hem de güce sahip bir pozisyonda görevini sürdürecektir, üretim toplumu hedefleniyormuş gibi, kitleler sürekli kandırılacak, suya sabuna dokunmayan ve sanayi kollarında olmayan sermaye palazlandırılacak ve uluslararası markalara sadece hizmet ve bağıl alt-yapı üreten(böylelikle dış kaynaklı malların ülkede kullanımı-akışı garantiside sağlanacak) bir sermaye yaratılacaktır. (Kaba ve kısa geçtiğim paragraflar genişletilip detaylandırılabilir, dokunulmayan yerlerede dokunulabilir..). Bir ülkenin, kaynaklarının belirli kanallara akıtılmasının yanında diğer tarafdan da verimli bir pazar olabilmesi tüketim toplumu olması ve az çok da bunu sağlayacak bir ekonomi-politik istikrara sahip olması gerekir... yer yer verilen, dayatılan borçlar ve yaptırımlarla ise bu denge korunmaya çalışılır..

Türkiye toplumunun son 10 yıldaki gidişatını ise, iç ve toplumsal bilinç, örgütlülük ve farkındalık düzeyini ise ayrıca değerlendirmek gerekir(gerçi forumda her gün bir biçimde nedenler işlendi, ele alındı ama olsun). Değerlendirmek gerekir çünkü her ne kadar YDD(yeni Dünya Düzeni), pazar Ekonomisi, GBOP, ulusötesi ülkelerin zenginliklerinin temel garantisi pazar ülkeler olduğunu(o ülkelerde sanayi olmadığı, ya da hasbelkader, marka bağımlı olduğubu) vb sağır sultan dahi duymuş olsa da, salt uluslararası ölçeğin(bağıl görevlerin, kırıntı ekonomisinin, pazar olma ekonomisine yeminlerin) değerlendirilmesi tek başına asıl meselenin içkinliğini de kaçırmamıza yol açıyor.

kenos
13-06-2011, 22:11
Sandık kurulu üyeleri, görevli polisler, ulaştırmaya bakan kişiler gibi bazı görevliler sandıkta kayıtlı olmasalar bile o sandıkta oy kullanıp, listenin sonuna ekleniyorlar. Bu yüzden eldeki oy sayısı kayıtlı seçmen sayısından fazla olabilir. Burada sorun yok bence.

Dark_Prince
14-06-2011, 00:06
GBOP (http://eab.ege.edu.tr/pdf/4/C4-S1-2-%20M15.pdf) var uluslararası ölçekte, arkasında bundan daha büyük bir güç olamaz. Sırf arkasında ne var dendiği için bazı detaylar girmek gerekir, arkasında her şeyden evvel öyle-yada böyle(salon popülizmi, din istismarı, yani demokratik, bilinçli ve kendi adına düünebilen bir oluşum, toplum beklemeyelim, belirleyici olan salt medyatik siyaset ve seçim yasası ve kriterleridir(örneğin baraj)) hatrı sayılır düzeyde bağlanmış bir kitle, güçlü tarikatler-para(sermayeye dönüştüler) var.

Türkiye'de şu yapıldı. Öncelikle 12 Eylül darbesi ile kanal açıldı, direnme gücü tamamen kırıldı. Ardından hükümeti kurma görevi, tarikat bağları ve geçmişi güçlü kişilere devredildi, devredilirkende diğer siyasal oluşum ya da partiler usulsüzlüklerle saf dışı bırakıldı. Yeni neoliberal politikaların takvimi çıkartıldı. rant-faiz gelirleri yükseltildi, kolay para teşviklendirildi. Yeşil sermaye palazlandırıldı. Bilinçli olarak Türkiye'de üretim, sanayi kollarından sağlık, bilgi, inanç gibi faktörlerin metalaştırılmasına kaydırıldı. Sanayi alanında karlıda olsa kamunun elinde olan(haliyle uluslararası tekellere gelir sağlamayan) Kamu İktisadi Teşekkülleri tasviye edildi, tasviyeye ekonomik direnç gösterecek işletmeler ise kötürümleştirilerek, tasviye meşru zemine çekildi. Bu işin başına da kaymağına da yeşil sermaye getirildi. Finans gücü sıcak ama başkasının parasına aktarıldı(bu iktidarda olanın kalıp kalmayacağınıda, ülkede ki rant ve faiz gelirini de, hükümetlerin başarısını da belirliyor. basit bir örnekle bir hükümetin kaderi Türkiyede paraya yatırım yapan yerli, yabancı kaynakların parayı çekip, çekmemesiylede doğru orantıldır)

Diğer tarafdan hükümetler projeye uygun ise IMF ve Dünya bankası ile bütçeler şişirilerek yer yer başarılı gösterilmeye çalışıldı. Ekonomide çarpan formülü üzerinden, 1 lira borç aldıysan ekonomiye yansıması 2 lira olarak yansıtıldı.

Kene Sermaye işlemi tamamlandıktan sonra sıra toplumsal hazırlık süreci idi. Toplumu elinde tutacak, onu işleyip, dönüştürebilecek bir güce, yapıya da ihtiyaç var ve ülkenin uluslararası ölçekte pazar konumunun sürdürülmesi, tüketim toplumunun devamı için atılan adımların sonuncu halkası da toplumu hazırlamakla tamamlanacaktı. Tabiri caizse Türkiye batının arka bahçesi, sağılan bir konumdadır.

Şöyle özetleyebiliriz, dünyayı bir havuza benzetelim. Önemli olan bu havuzun kimin, kimlerin yararına akıtılacağı, eşitsizliği sağalamak, eşitliği oluşturacak dengelerin oluşmasına imkan vermemek ve sürekliliktir. Suyun yönünde sapma olmamalıdır. Örneğin ABD Dünyanın %60 ını yediği halde, her şeyi metalaşmış ve hala doyurulumayan bir ülke durumundadır. Bu oran korunmalıdır.

Diğer tarafdan da asıl amaç 1950 lerden sonra gelişen yeni ekonomik stratejiler ışığında ve 1990 lardan sonra daha net bir biçimde açığa çıkan(YDD, BOP vs) devletlerin değil, dünya pazar ve piyasasının tekellerin denetimine alınması stratejisidir. Buna en yakın örneği Irak ve Irak savaşı üzerinden verebiliriz. Irak'da yer altı kaynaklarının paylaşımı evvela özgür, bağımsız petrol devi şirketlerin konsorsiyumu ile yapıldı. Strateji bir kez belirlenmiş ise artık geriye ister askeri, ister politik isterse psikolojik etmenler olsun, ilgili ülkelerde arzu edilen yarar sağlanana kadar bir faaliyet başlatılır ve bu faaliyetde devletlerin, hükümetlerin görevi tekel stratejilerinin başarısı için çalışmak, tekellere hizmet edebilmektir.. Diğer tarafdan da Yeni Dünya Düzenine entegrasyon olarak özetleyebileceğimiz siyasal stratejiler ve ülkelerde açılımlar benimsendi, hayata geçirildi...

Neyse uzun karmaşanın kısası, olayın özünde aslında sistemin ve uluslararası pazar ekonomisinin çıkarlarının korunumu ve yeniden daha karlı-verimli organizasyonu vardır.. AKP Bunun için biçilmiş bir kaftandır ve uluslararası ölçekde de, ülke ölçeğindede(istismar ve kullandığı siyasi dil) yeterli onaya sahiptir.

AKP Türkiye de hem toplumu istismar üzerinden elde tuabilecek bir profile hem de güce sahip bir pozisyonda görevini sürdürecektir, üretim toplumu hedefleniyormuş gibi, kitleler sürekli kandırılacak, suya sabuna dokunmayan ve sanayi kollarında olmayan sermaye palazlandırılacak ve uluslararası markalara sadece hizmet ve bağıl alt-yapı üreten(böylelikle dış kaynaklı malların ülkede kullanımı-akışı garantiside sağlanacak) bir sermaye yaratılacaktır. (Kaba ve kısa geçtiğim paragraflar genişletilip detaylandırılabilir, dokunulmayan yerlerede dokunulabilir..). Bir ülkenin, kaynaklarının belirli kanallara akıtılmasının yanında diğer tarafdan da verimli bir pazar olabilmesi tüketim toplumu olması ve az çok da bunu sağlayacak bir ekonomi-politik istikrara sahip olması gerekir... yer yer verilen, dayatılan borçlar ve yaptırımlarla ise bu denge korunmaya çalışılır..

Türkiye toplumunun son 10 yıldaki gidişatını ise, iç ve toplumsal bilinç, örgütlülük ve farkındalık düzeyini ise ayrıca değerlendirmek gerekir(gerçi forumda her gün bir biçimde nedenler işlendi, ele alındı ama olsun). Değerlendirmek gerekir çünkü her ne kadar YDD(yeni Dünya Düzeni), pazar Ekonomisi, GBOP, ulusötesi ülkelerin zenginliklerinin temel garantisi pazar ülkeler olduğunu(o ülkelerde sanayi olmadığı, ya da hasbelkader, marka bağımlı olduğubu) vb sağır sultan dahi duymuş olsa da, salt uluslararası ölçeğin(bağıl görevlerin, kırıntı ekonomisinin, pazar olma ekonomisine yeminlerin) değerlendirilmesi tek başına asıl meselenin içkinliğini de kaçırmamıza yol açıyor.

Sevgili Spartacus bilgilendirici yazın için teşekkür ederim.

Sandık kurulu üyeleri, görevli polisler, ulaştırmaya bakan kişiler gibi bazı görevliler sandıkta kayıtlı olmasalar bile o sandıkta oy kullanıp, listenin sonuna ekleniyorlar. Bu yüzden eldeki oy sayısı kayıtlı seçmen sayısından fazla olabilir. Burada sorun yok bence.

Evet olabilir eğer öyle birşey varsa.Fakat görevli sayısı bu kadar fazla mıdır?Eğer dediğin gibiyse elbette sorun yoktur.

taylan
14-06-2011, 01:32
iyi yapmış bence helal olsun
en azından hizmet var mı var.. bitmişdir..

Sahtekarlığı övüyor musunuz yani sayın mahirzz?? Helal kavramıyla, şişirilmiş seçmen yaratma sahtekarlığının ne alakası olabilir? Bu kadar mı gözünüz döndü yahu? Akıl özgürleşmeden siyasi tercih özgürleşmiyormuş. Biat kültürü işte...

TurkceRap
16-06-2011, 12:23
diğer seçimlerde de birçok olaylar olmuştu bunda da neden olmasın?
ben bekliyordum zaten

kendi şahsi fikrimi yazmadan duramayacağım ,ben akp nin arkasında başka şeylerin döndüğüne ,yani başka güçlerin de olduğunu düşünüyorum ,yoksa bu kadar hile hurda göz göre göre olamazki kardeşim

belki de ülkemin insanlarını bu kadar aciz görmek istememekten kaynaklanıyor da olabilir bu düşüncem ,acıyorum insanlarımıza:(

bilmem yanılıyor muyum?yanılıyor da olabilirim



Bense hiç mi hiç acımıyorum, bu denli Aptal insanlara acınmaz.

Bunca yasaklara, haksızlıklara rağmen dalga geçer gibi %50 küsur oy verdiler, şimdi bedelini ödesinler.

o kadar ağladılar yok şifre yok bilmem ne diye, şimdi ne oldu?

o öğrenci ailelerinden birçoğu TANRI bilir, gitti yine akp.ye oy verdi.

Hele şu zorunlu internet sansürü piyasaya çıksın o zaman görürüm ben onları.

Ben engellenmiycem onlar engellenecek, Benim teknik tbilgi birikmim de, imkanlarım da bu yasağı aşmaya yeter, gerisini onlar düşünsün bana hiç birşey olmayacak.

hakettiklerini yaşayacaklar, benim kaygım bunları haketmeyenler için.

kenos
21-06-2011, 11:09
Dark Prince, eğer okuldaki diğer sandıklarda böyleyse bir karışıklık var demektir ama sadece bu sandıksa tüm görevlileri bu sandıkta kullandırtmışlar demek ki o yüzden fark görünüyor.

unbe
22-06-2011, 17:31
iyi yapmış bence helal olsun
en azından hizmet var mı var.. bitmişdir..

nerde hizmet var?
bi anlatın bakalım bize ampul partisi türkiye için ne yapmış bugüne kadar?
biz gözden kaçırdık sanırım yaptıklarını:D
ahhhh pardon,doğru ya,sizin başbakanınız durmadan açılış yapıyordu:P
hangi belediyelere kaynak aktarılıyormuş onuda söyleyiverin çooook merak ettimde....