PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ysk'nin sİyasİ kararlari!


unbe
22-06-2011, 17:28
uzun zamandır politika forumuna yazmıyorum arkadaşlar biliyorsunuz ki.
ancak son seçimlerden sonra olanlar artık beni çıldırttı.
o gün seçim günü sandıkta görevliydim.
oy vermeye gelenleri görecektiniz.
yani kimse kimseden üstün değildir fakat,insan azıcık bilinçli oy kullanır.
okuması yazması olmayan oy kullandı o gün..
sonuç:akp 149 oy TKP:2 oy bağımsız:55 oy

bunu geçtim hadi.madem özgür irade,RTE'nin herzmn dediği budur ya,hatip diclenin seçilmesine rağmen Ysknın verdiği karar ne oluyor?
zamanında kendisi cezaevindeyken anayasalar değiştirildi,milletin irade ile seçtiği kişi çıkıp vekillik yapmalıdır dendi.neden aynı karar milletin irade ile seçilmiş hatip dicle için uygulanmıyor?
ona oy verenler iradesiz mi?
olmaz böyle bir saçmalık.....AKPyi zamanında destekleyen tüm arkadaşlarıma sesleniyorum:görün destek verdiğiniz çoooook demokrat partiyi.....demokrasileri anca kendilerine onların......

ereninthenature
22-06-2011, 17:54
bize başka ülkenin vatandaşlığının yolu gözüküyor hafiften.:D

unbe
22-06-2011, 18:01
başka bir ülkeye gitmek çözüm değil ki!
yapılması gereken topluma ulaşabilmeye çalışmaktır....

VraeL
22-06-2011, 18:06
başka bir ülkeye gitmek çözüm değil ki!
yapılması gereken topluma ulaşabilmeye çalışmaktır....

Hangi toplumdan bahsediyorsunuz?

Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine şeçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece şecim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bîr şeçimle iktirara gelenler, düzledikleri tîyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve hainlerdir - NİÇE

Özgürcan
22-06-2011, 18:10
Bu adamlar beni Avustralya ya da İskandşnavya'ya göç ettirecek.
Gerçi Birleşik Krallık'a gidip Richard Dawkins'le de tanışmak isterdim... :)

Firestorm
22-06-2011, 20:18
Tahminimce eğer bu karar geri alınmaz ise emek ve demokrasi blogundan kimse meclise gitmiyicemtir. Bunu bazı açıklamalırında duymuştum yanlış hatırlamıyorsam ve böyle bir durumda ortam daha fazla gerilicektir ve olaylar artıcaktır. Bu karar türkiyenin hic bir yararına yaraması bir tarafa ülkeye büyük zarar vericektir. Kişisel olarak desteklemesem de emek ve demokrasi blogunun mecliste olmasının yararlı olucağını düşünüyorum....

Anima Libera
23-06-2011, 01:55
Madem kafanıza göre binlerce oy ile meşru yollarla seçilmiş halkın vekillerini veto ediyorsunuz, edeceksiniz; o halde bu demokrasi oyunu niye? Madem bu kişiler suçlu neden aday olmaları engellenmedi? "Suçlu" oldukları 88.000 oy aldıklarından sonra mı aklınıza geldi? Peki nasıl olurda böylelerine halk bu kadar oy verir? Hal böyle ise birşeyler yanlış gidiyor demektir.

Demokrasi oyununuza devam edin. Nasıl olsa faşizan resmi devlet çizginiz, baskıcı otoriteniz ve halk için değil kendi çıkarlarınız için düzenlediğiniz burjuva meclisiniz tarihe karışacaktır.

unbe
23-06-2011, 16:31
bir karar daha çıktı bugün.YSKdan.
dünyaca ünlü heimimiz prof.dr. Mehmet Haberal 2 yıldır hasta olmasına rağmen"delilleri"karartabileceği gerekçesi ile içerde tutuluyor.Aynı şekilde Cumhuriyet gazetesi ankara temsilcisi Mustafa Balbay da öyle.bu kişilerin de vekillikleri reddedildi.
ortada henüz ispat edilmiş bir suç olmamasına rağmen,bu red kararının çıkması siyasi olduğunu düşündürmektedir.tabii ki bu durumda,hatip dicle, m. haberal ve m. balbay meclise girmeyeceği için bi şekilde akpnin vekilleri artacaktır.
yahu merak ediyorum,adamın suçu sabit,ispatlanmış,kalpazan ve dolandırıcı olduğu belli,hapisten çkıor,adına özel seçim düzenleniyor ve başbakan oluyor.ama bu 3 seçilen vekil engelleniyor.bu ne perhizzzzzzzz,bu ne lahana turşusuuuuuuu.....

bursali68
23-06-2011, 16:55
Merhaba,

Her yeri ele geçiren bir zihniyetin tanımı ne olabilir ki...FAŞİST,DİKTA YÖNETİMİ... oolabilir...Bir referandum yaparlar 15 yıl " SEÇİM-MEÇİM YOK " diye,korkum görünen durumda buna dahi " EVET " çıkabilir...Peki bu durumda nereye gidip,nereye derdimizi anlatacağız...Sanırım " yasal eylem " yapabiliriz sadece ,yer olarak da gösterilmiş hayvan pazarında...Ya da ATATÜRK 'ün tarihi BURSA konuşmasını uygulayacağız, o da nasıl olacak onu da bilemiyorum...Ama gidişat hiç iyi değil...

Hükümet bir karar alacağı veya uygulama yapacağı zaman YARGI ergleri hayır dediğinde ettikleri veryansın şu idi : " Bizler SEÇİLMİŞLERİZ onlar atanmışlar "...

Peki şimdi vekillikleri onay verilmeyenler ne " SEÇİLMİŞLER "ve vekil olamazlar diyenler kimler ATANMIŞLAR...

Adama sormazlar mı " Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu " diye...!!!

Ama iki seçilmişler arasında sanırım fark var....Kendileri SEÇİLMİŞ VEKİL,diğerleri seçmece-kesmecelerin içinden SEÇİLMİŞ KARPUZ sanki...

Sağlıcakla kalınız...

spartacus
23-06-2011, 17:45
Belkide defalarca söylendi, söyledim, Ergenekon aslında gün gibi ortada olan bazı isimlerin öne sürülüp yargılanması görüntüsü altından(bir aldatmaca eylemi) yapılan bir salvo hareketiyle asıl amacının her türlü muhalefeti, bölgede yeni tipte yaratılan toplum modelini(a-politik, bilinçsiz, fikri obez, bağımlı, itaatkar, evcil) kırabilecek her türlü aydınlanma düşüncesini, aydınları, medya da yola ve hizaya getirilemeyenlerin hizaya sokulması, kısaca despotik bir yöntemin temel aletlerinden birisi haline getirilmiştir....

Bırakalım bu salvodan sonra hazırlanmış onca düzmece belgeyi(%99 u düzmece belgedir), bazı aydınları, düşünceyi(!), delil yetersiz, ama sen bilgisayarında zamanında dosya silmişsin, dosya silmek, delil yoketmek demektir diye dahi tutuyorlar!!!! Her şeyi geçtik, PC nizde işinize yaramayan dosya sildiniz diye, delil yok etmek adı altında baskı altına alınabildiğiniz bir sistemi düşünün! Yani ve kısaca, hiç bir alanda özgür olmayışın, artık düşünsel zemininin dahi baskı altına alınıp, zapturap altında tutulduğu bir ortamdayız... Yaratılmak istenen Korku toplumudur(zaten korku toplumuydu, ama bu kadar derin değil)

Tüm dünya da özgürlükler aynı sorunla yüzyüzedir, yalnız şu varki, yeterince evcilleştirilmiş ve obezleştirilmiş toplumlar açısından aydınlanma, bilinçlenme, ileri adım atma gibi konular toplumun yapısından dolayı sorun görülmemekte, Türkiye ve Ortadoğu gibi özünde dünya yoksulluğu ve yoksunluğunun, birer pazar ve talan ülkesi olan ülkelerin toplumsal durumları ise böylesine uzun vadeli ve dengeli bir tablo çizmediği için, hapşırsanız dahi anında nem kapılır bir yapıya sahiptir.

Bildik piyasa medyasına asla güvenmemeliyiz, bu gün için değil insanlığın tüm tarihi için bu silinmesi mümkün olmayan bir gerçekliktir.

AKP nin desteklenip, desteklenmemesi konusunu da dine bağlamak bence tam da uluslararası ölçekte ve özünde bir yaylım politikası olan ABD liberalizminin isteğini yerine getirmiş olmak, topu taca atmaktır. AKP neden mi destekleniyor? Toplum, ülke ABD hegomanyatik liberalizmine ENTEGRE edildiği için ve bu entegrasyonun geçmişde CIA nında yer yer ifade etmek durumunda kaldığı, içerisinde Gladio tarzı oluşumları barındıran Yeşil Kuşak sürecinin bir ürünü olan AKP, bulunması çok zor bir yedek parça olmuştur. Dışı cilalı, içi paçavra olan projelerin bir tarafına monte edilmiş hatda nüfuzu ölçeğinde de bölgenin köleleştirilmesinde hamal lider konumuna kadar evrilmiştir.

şimdi bırakalım muhalefet istenmemesini, farklı bir düşünceye dahi tahammülleri olabilir mi? Toplum tamamen duyarsızlaşmış, obezleşmiş bir kütleye dönüştürülmektedir, magazin basını gibi siyasetide magazine dönmüş bir ülkede toplumunda dünyaya artık o dar çerçeveden bakması öngörülmekte, uyuşmayan her türlü toplumsal yapı ve düşünce ise tasviyeye tabi tutulmaktadır. Bu süreç şu anda işlemektedir ve ergenekon davasının geldiği boyutdan, gazetecilerin, yazılmamış kitapların yasaklanması, yazarının içeri atılması, aydınların, kitle örgütlerinin susturulması, gazete yazarlarının telefonlarla tehdit edilmesi, yeni gelişmeler, internete filtre(!) vs....

tüm despotik yaptırımları hiç bir kişisel ayrıma dökmeden sorgulamalıyız... Çünkü hali hazır düzenin bir yüzü sahte demokrasi, diğer yüzü ise faşizmdir, çünkü düzen güçlünün zayıfı ezmesinin, ancak onun borusunun ötmesi meşruiyeti üzerinde yükselen bir düzendir, yalnız sorun şu ki, ezilenler, ezenden daha güçlüdürler, tek sorunları bilinç sorunu, farkındalık ve ezenlerin dümen suyundan bir kez olsun kurtulma sorunudur.. Bu yüzden, tüm anti-demokratik ve özgürlük karşıtı uygulamalara karşı, aydınları, düşünceyi, sahiplenmeli, biata, evcilleştirilmiş sürü haline getirilmeye karşı olmalı, düşünce geliştirmeliyiz. Sorunları çözmenin en temel yolu, sorunları yaratan koşulları çözümlemekden geçer, başka bir yoldan değil...

demokrasiyi sadece göstermelik seçim showlarına çevirenler demokrasinin ne olduğunu bilmiyor olabilirler. faşizm 4 yılda bir bir göstermelik ve ayağa düşmüş artist siyasetçilere yollanan kağıtdan oylarla da mümkündür, çünkü demokrasilerde ne toplum ne de insanlar tribünde, sahada kıvıranları izleyen izleyiciler değildir, bizzat sahada olanlardır.. peki saha da kim var?

bursali68
23-06-2011, 19:19
Merhaba,

Bir son dakika haberi...:

Mustafa BALBAY ve Mehmet HABERAL 'ın tahliyeleri de MAHKEME heyeti tarafından " oy çokluğu ile " reddedildi...

Şimdi SEÇİLMİŞLER gerçekten SEÇİLMİŞ diğerleri " sütlükten " mi seçilmiş oldu...???

Sağlıcakla kalınız...

upuaut
24-06-2011, 16:01
23.06.2011 16:17 (http://www.haberpan.com/haber/ak-partiden-ilk-aciklama): AKP'li Bekir Bozdağ, basın toplantısında Haberal ve Balbay hakkındaki mahkeme kararı değerlendirken, Hatip Dicle için de,

"Başbakanımızın durumu ile Hatip Dicle'nin durumu karşılaştırılamaz. Başbakanımız Milli Eğitim kitapları içinde var olan bir şiiri okuduğu için yargılanmış ve içeride yatmış. memnu haklarını almış ve YSK'ya başvurmuştur. yasanın aradığı bütün şartları arayarak aday olmuştur."

diyerek hatalı bir değerlendirmede bulunmuştur (!).

Oysa Erdoğan'ın Ziya Gökalp'e ait dediği, sonradan Cevat Örnek (http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/09/23/184224.asp)'in olduğu anlaşılan şiir nedeniyle; Diyarbakır DGM, 21 nisan 1998'de Erdoğan ile ilgili mahkumiyet kararı verdi. Erdoğan, bir yıl hapis ve 860 bin lira ağır para cezasına çarptırılmasının yanı sıra artık siyasetten de men edilmişti.

Erdoğan, dört buçuk yıllık belediye başkanlığına nokta koyan bu kararı öğrendiğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin İtfaiye Müzesi'nin açılışını yapıyordu. Karar, Erdoğan ve çevresinde şaşkınlık yarattı:

"Tabi ben aslında böyle bir kararın geleceğini beklemiyordum. Tabi ilk önce bende olumsuz etkisi olmadı dersem yalan olur. Ama daha sonra tabi hemen buna alıştık, alışmaya mecburduk. Tabi bu bir kanuni süreçti bana göre, bir hukuki süreç değildi. Türkiye'de kanuni süreçlerle, hukuki süreçler birbirine karıştırılıyor. Ben hukuki noktada, hukukumu arama noktasında milletin mahşeri vicdanındaki yerimin nasıl korunduğunu o gün de gördüm, ondan sonra da gördüm bugün de görüyorum." (Bkz. Tayyip Erdoğan'ın Başarı Sırları (http://www.beyinegzersizi.com/bilimsel-arastirmalar/tayyip-erdog-anin-basari-sirlari-66.html))

Araştırmacı-tarihçi Murat Bardakçı, Hürriyet gazetesindeki köşesinde 22 Eylül 2002 tarihli "Şiir böyle montajlanmıştır (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=177059)" makalesinde

GERÇEK ŞİİR: ASKER DUASI (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=177059)
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=177059)

Elimde tüfenk, gönlümde iman,
Dileğim iki: Din ile vatan...
Ocağım ordu, büyüğüm Sultan,
Sultan'a imdád eyle Yárabbi!
Ömrünü müzdád eyle Yárabbi!

Yolumuz gaza, sonu şehádet,
Dinimiz ister sıdk ile hizmet,
Anamız vatan, babamız millet,
Vatanı ma'mur eyle Yárabbi!
Milleti mesrur eyle Yárabbi!

Sancağım tevhid, bayrağım hilál,
Birisi yeşil, ötekisi al,
İslám'a acı, düşmandan öc al,
İslám'ı ábád eyle Yárabbi!
Düşmanı berbád eyle Yárabbi!

Kumandan, zabit, babalarımız.
Çavuş, onbaşı, ağalarımız.
Sıra ve saygı, yasalarımız.
Orduyu düzgün eyle Yárabbi!
Sancağı üstün eyle Yárabbi!

Cenk meydanında nice koç yiğid,
Din ve yurd için oldular şehid,
Ocağı tütsün, sönmesin ümid,
Şehidi mahzun etme Yárabbi!
Soyunu zebun etme Yárabbi!

Ziya GÖKALP
ÇAKMA ŞİİR: İLAHİ ORDU
(http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=177059)
Minareler süngü, kubbeler miğfer
Camiler kışlamız, mü'minler asker
Bu iláhi ordu dinimi bekler
Allahu Ekber, Allahu Ekber.

Yolumuz kaza, sonu şehadet
Dinimiz ister sıdk ile hizmet
Anamız vatan, babamız millet
Vatanı mamur eyle Yarabbi
Milleti mesrur eyle Yarabbi

Sancağım tevhid, bayrağım hilál
Birisi yeşil, ötekisi al
İslam'a acı, düşmandan öc al
İslam'ı ábád eyle Yarabbi
Düşmanı berbád eyle Yarabbi
Cenk meydanında nice koç yiğid

Din ile yurt için oldular şehid
Ocağı tütsün, sönmesin ümid
Şehidi mahzun etme Yarabbi
Soyunu zebun etme Yarabbi


Cevat ÖRNEK

Ziya Gökalp'in miğferli ve süngülü olmayan ve ‘‘Elimde tüfenk, gönlümde iman'' mısraıyla başlayan asıl şiiri ilk defa 1913 yılında ‘‘Halka Doğru'' isimli bir dergide yayınlanmıştı. O günlerde Balkan Savaşı bütün şiddetiyle devam ediyor, Türk Ordusu başta Bulgarlar olmak üzere diğer Balkan devletleriyle mücadele içerisinde bulunuyordu. Şiirde geçen ‘‘düşman'' sözüyle Bulgar ve diğer memleketlerin orduları, ‘Sultan' ifedesiyle de zamanın hükümdarı Sultan Reşad kastediliyordu. Yani, şiir ‘‘dinî'' değil, ‘‘vatanî'' hislerle yazılmıştı.

1981'de ölen şair Cevat Örnek ise, Ziya Gökalp'in ‘‘Asker Duası'' adlı şiirinin başına minareden, süngüden ve miğferden bahseden mısraları monte edip militanlılaştırarak dini motiflerle ideolojik kimliğe büründürmüştür. Cevat Örnek bu şiiri daha sonra "7 Dağın Çiçeği (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=99423)" ve "Gülden Dikenden (http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=99423)" adlı kitaplarına koydu. Olaya uzak kalan Yavuz Semerci, Habertürk'teki köşesinde 27 Mart 2011, 11:49:39 tarihli "Şiirden Hapis Yatanları Ülkesi! (http://www.haberturk.com/yazarlar/614555-siirden-hapis-yatanlarin-ulkesi)" makalesinde ayrı bir skandala imza atmıştır.

Özetle Tayyip Erdoğan çakma bir şiir okumaktan Diyarbakır DGM tarafından 21 nisan 1998'de Türk Ceza Kanunu’nun (sonradan değiştirilen) 312’nci maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” ile suçlanmış ve mahkûm edilmişti. Diyarbakır DGM, Tayyip Erdoğan'ın okuduğu şiirin Ziya Gökalp'e ait olmayıp "Çakma Şiir" olduğunu kesin bir şekilde tespit etti ve TCK'nın 312. maddesinin 2. fıkrasına göre Tayyip Erdoğan'ı 1 yıl hapis ve 860 bin lira ağır para cezasına çarptırılmasının yanı sıra siyasetten de men etmiştir.

Peki bu gerçek ortada dururken AKP'li Bekir Bozdağ, neden Hatip Dicle için,

"Başbakanımızın durumu ile Hatip Dicle'nin durumu karşılaştırılamaz. Başbakanımız Milli Eğitim kitapları içinde var olan bir şiiri okuduğu için yargılanmış ve içeride yatmış. memnu haklarını almış ve YSK'ya başvurmuştur. yasanın aradığı bütün şartları arayarak aday olmuştur."

sözünü söylemişti? Kaldı ki MEB'in "100 Temel Eser (http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular/100TemelEser/100TemelEser.htm)"deki Türk (şuna "Osmanlı" desek daha doğru olur) Edebiyatı içinde ne Ziya Gökalp'e ait bir eser, ne de bu şiirin içinde bulunduğu bir eser vardı! Yani dün AKP'nin basın sözcüsü Bekir Bozdağ, televizyonlardan gözümüzün içine baka baka yalan söyledi bize.

unbe
24-06-2011, 19:26
yahu adamların kendi başbakanları hakkında bilmedikleri şeyler var demek.
RTE hakkında bi sürü kalpazanlık ve naylon fatura kesmekten dolayıda açılmış davaları var.
olay sadece şiir olsaymış keşke:!

spartacus
25-06-2011, 00:49
Eski Dünya da güç ve zenginlik demek iktidar demekti. Yani bunları isteyen iktidara erişmeliydi. bu ya bir saray çevresi ya da önemli bir devlet mevkiisi idi... Yani zenginlliği iktidar belirler diyelim.

Aslında genel şekliyle Yeni dünya ve sisteminde ise tam tersidir, yani iktidarı zenginlik belirler....

RTE Bir dolu yolsuzluk mu yaptı? Evet! karşılığını aldı mı aldı! Kimden aldı?

Milletvekili olmak için ne kadar harcamak gerekir?

Ya görünmeyen siyasetçiler? Kısaca bu gün bizleri bir şey yönetiyor, PARA. ister kabul edelim ister etmeyelim, açmayacağı kapı yok denen şey, önce devlet kapılarını açar, parası olan düdüğü çalar...