PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fosil Kanıtlarıyla İnsan Evrimi


Natan
29-06-2011, 14:41
Fosil Kanıtlarıyla İnsan Evrimi

Bu kısa çalışmada, insanın evimine ilişkin çok sık sorulan bazı sorulara cevap niteliği taşıyan geçiş türlerini göreceğiz. Evrim gerçeğini henüz anlayamayan yada bilinçli olarak inkar eden bilim inkarcılarına, bilimsel arguman niteliği taşıması için sadece bilimsel bulgulardan bahsedip okuyucunun anlayışına sunacağız. Çok sık dillendirilen "maymundan mı geldik?" sorusunun anlam ve içeriğini, antropolojik veriler ışığında doğrusal olmayan yanını vurgulamayı düşünüyor ve bu yazıyı okuyan genel kitledeki bir yanlış anlamayı gidermeyi umuyorum.

On dokuzuncu yüzyıla kadar geçen zaman içerisinde dünya insanlığı, insanın kökenine ilişkin dini ve tanrısal içerikli sayıklamalar dışında bilimsel bir yanaşım sergilememiştir. Fakat ilerleyen süreçte bir avuç bilim insanı doğayı, ve arkeolojik verileri incelemiş ve mantıksal, bilimsel açıklamaların üretilmesinde öncülük etmiştir. Yaratılışçı zihniyete indirilen darbe, ortaya çıkarılan antropolojik verilerin günışığına çıkarılmasıyla başlamış, moleküler biyolojiyle desteklenip kanıtlanmıştır. Ve bunun dışında neredeyse her bilim alanında evrim gerçeği kanıtlarıyla daha da güçleniyor.

Bilime uygun olarak, insanın evrimini fosil belgeleriyle gösteriyoruz. Umarım donmuş, kalıplaşmış yaratılışçı zihniyet bu somut gerçeklikleri gözlemleyecek ve sağduyulu davranacaktır.

İnsanlığın beşiği Afrikadır; evrimsel bulguların ayak izleri burada, özellikle Rift vadisinde başlar. Bu bölgede çok sayıda insan fosili kemiği, yontma taştan araç ve gereçler bulunmuştur. Daha sonraları Almanya'nın Düsseldorf yakınlarındaki Neander Vadisinde bulunan garip bir kafatası ve insan kemikleri, evrimsel bilgi temelinde bilim dünyasında yankı uyandırmış, ve bilim insanlığınca onay kazanmıştır. Daha sonra bulunan fosillerin adı, bulunan bölgenin adına da ithaf edilerek "Neandertal insanı" olarak kaydedilmiştir.

1859 yılında, ünlü İngiliz doğabilimcisi Charles Darwin, doğal seçilim yöntemiyle Türlerin Kökeni adlı bir kitap yayımlamış ve canlılığın evrimini bilimsel kanıtlarıyla ortaya koymuştur. Bilim insanları elde ettikleri bulgularla insanın kökenine ışık tutmaya devam ediyor.

Australopithecus'lar

Australopithecus'lar, Afrika'nın Doğu ve Güney bölgesinde 6 ile 1 milyon yıl arasında yaşamışlardır. Bulunan ilk örneğin Güney Afrika'da olması sebebiyle bu adı almışlardır. Modern insan gibi iki ayakları üzerinde rahatça yürüyememelerine rağmen, dik bir pozisyonda hareket ettikleri elde edilen bulgulardan görülmektedir. Australopithecus'lar, yassı çay taşlarını yontarak kendilerine ilkel aletler yapmış ve avcılığa yönelmişlerdir. Az ağaçlı bozkırlarda, göl ve nehir kıyılarında yaşıyorlardı.

Aralarından kimileri daha ufak tefekken, diğerleri bu türlere oranla daha iri ve yapılıydı. Birinci grubu oluşturan Australopithecus'lar çıkık kemikli yüzlerinden, gözlerinin üstündeki belirgin kaş kemerlerinden ve yassı alınlarından tanınıyorlardı. Azı dişleri ve ön azı dişleri çok büyük olmasına rağmen kesici dişleri oldukça küçüktür. Bu arada, kök ve tahıl gibi sert besinleri ezerek yediklerini de hatırlatalım. İkinci grubu oluşturanlar ise hafif çıkıntılı bir alına, daha az belirgin kaş kemerlerine ve daha ince bir yüze sahiptiler. Birinci gruptakilerin aksine, kesici dişlerinin gelişmiş olması onların tahıl ve köklerden ziyade etle beslenmeye başladıklarını düşündürmektedir.
 
 
"Lucy", Australopithecus afarensis :


http://science-at-home.org/wp-content/uploads/2010/05/Lucy.jpg
 
1974 yılında Yves Coppens, Donald Johansan ve Maurice Taieb yönetimindeki uluslar arası bir grup, Etiyopya, Hadar'da inanılmaz bir buluşa imza atarlar. Bulunan kemikler, bir insanın bedeninin %40'ını teşkil ediyor. Bulunan Australopithecus afaransis'e The Beatles'ın bir şarkısından esinlenilerek "Lucy" adı veriliyor. Lucy, günümüzden üç milyon yıl önce Etiyopyada yaşamıştır. Boyu hemen hemen, 1.10 metre civarındaydı ve bir hayli kısa görünüyordu. Beyin hacmi de oldukça küçük olup, iki ayağı üzerinde yürüyebilen, ağaçlara rahatça tırmanan bir yapıya sahip olduğu kesinlik kazanmıştır.
 
Taung'lu Çocuk; Australopithecus africanus:


http://www.talkorigins.org/faqs/homs/taung.jpg


Güney Afrikalı bir Anatomi hemiki olan Raymont Dart tarafından 1924 yılında bulundu. Dört beş yaşlarındaki bir çocuğun kafatasına ait bu bulgu, Bostwana'da bir taş ocağından çıkarıldı. Beyin hacmi 410 cc dir ve yaşasaydı muhtemelen 440 cc civarında olurdu. Yuvarlak büyük bir beyine ve insansı köpek dişlerine sahip olması, ayrıca, kafatası hareketlerinin omurilikle olan bağlantısı, bununla birlikte iki ayak üzerinde dik durabilmesi onun en önemli özelikleri arasında sayılabilir.


Bayan "Ples" :

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/sts5.jpg

Güney Afrikada 1947 yılında bulunan bu çok iyi korunmuş kafatasının bir bayana ait olduğu idda ediliyor. Gerçi ufak tefek bir erkek olabileceği de tartışılmaktadır. Fakat bilim insanlarınca hem fikir olunulabilen nokta Bayan Ples'in insan evriminde bir geçiş türü olduğudur. Çene kemiği bulunmasa da en azından Taunglu çocuğun verileriyle paralel orantıda insansıdır.
 
Australopithecus boisei :
 
http://www.abouthumanevolution.net/images/BH_06_A_boisei.jpg

Richard Leakey tarafından 1969 yılında Kenya'daki Turkana Gölü yakınlarında bulundu. Çene kemiği hariç tüm kafatasının çok iyi korunmuş bir halde bulunması, bu fosile olan hayranlığımızı da artırır. Yaşının 1.7 milyon yıllık olduğu tahmin ediliyor. Beyin hacminin 510 cc olduğu saptanmıştır. Kenya'nın Turkana Gölü kıyısında ve diğer bölgelerinde de ortalama 1.4 milyon yıllık pek çok fosil bulgusuna rastlanmıştır.

İnsanın atasal izleri - Homo Habilis'ler

Özellikle iklim değişiklikleri ve diğer coğrafi değişimler canlıların yapılarında da zorunlu bir değişime neden oldular. Günümüzden iki milyon önce, çevresel faktörlerin değişimi, akabinde gerçekleşen kuraklıklarla, australopithecusları kuraklık adamı yapmıştır. Fakat değişim bu kadarıyla sınırlı kalmamış, değişen yaşamda kendileri de anatomik ve işlevsel farklılıklara uğramışlardır.

Australopithecus'lardan ilk insana doğru alınan yolda sonraki atasal formumuz Habilis'tir. Önceki atalarına göre Habilislerin azı ve ön azı dişleri küçülmüş, keskinleşmiş, göz altı torbaları giderek kaybolmuş, alınları çıkıntı oluşturmuş ve yüzleri yassılaşmıştır. Kafatasları ve değişik kemiklerin incelenmesi değişimi daha da vurgulamakta, açıkça gözler önüne sermektedir. Ayrıca avlanmak için ürettikleri alet ve araçlar daha karmaşıklaşmış ve yontulmuş gereçler şekillendirilmiştir.

Gerek Australopithecus, gerek Homo Habilis fosilleri Orta ve Güney Afrika'da bulunmuştur: Etiyopya'da; Omo ve Afar, Tanzanya'da Lactoli ve Olduvai, Kenya'da Turkana Gölünün doğu ve batı kıyıları. İlk insanın bu örneklerinin dışında daha farklı atasal formlar yine bu bölgede bulunmuştur. Özellikle suya kıyı kesimlerde fosillerin artması hiç de şaşırtıcı değildir; tüm yaşamsal ihtiyaçlarını sudan yararlanarak gideriyorlardı. Hem avcılık özelikleri gelişmiştir hem de davranışsal yönleri.
 
Oh 24, "Twiggy", Homo habilis :

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/oh24.jpg

Tanzanya Olduvai'de, 1968 yılında Peter Nzube tarafından keşfedilmiştir. Kafatasında yer yer kırıklar olsa da yedi dişiyle birlikte bir bütün parçayı oluşturuyordu. Yaşı hemen hemen 1.85 milyon yıldır ve beyin hacmi 590 cc'dir. Kimi taşılbilimciler onu habilislere dahil etmişlerdir. Fakat bazı bilim insanları australopithecuslara dahil edilmesi yönünde tavır takınmış ve bu şekilde bu fosil değişik zamanlarda değişik sınıflandırılmaya tabii tutulmuştur. Her ne kadar sınıflandırmalar zamanla değişse de her iki bilim grubu, bu fosillerin "homo" yani insan türü olduğunda hemfikirdir.

KNM- ER 1470, Homo habilis (veya Homo rudolfensis?) :

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/1470.jpg

Kenya'daki Koobi Fora'da 1972 yılında Bernard Ngeneo tarafından keşfedilmiştir. Tahmini yaşı 1.9 milyon yıldır. Bulunan bu fosil, bilinen en eksiksiz habilis kafatasıdır. İncelemeler sonucunda beyin hacminin de bir hayli değiştiği ve geliştiği görülmektedir. Habilis için oldukça büyük görünen bir boyuta sahiptir. Beyin hacmi, 750 cc kadardır. Eskiden "Homo Habilis" olarak sınıflandırılan bu form, kimi kaynaklarda "Homo rudolfensis" olarak da geçer; fakat Homo yani insansı bir evrimsel ata olduğu su götürmez bir gerçektir.
 
KNM- ER 1813, Homo Habilis :

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/1813.jpg

Kenya'daki Koobi Fora'da 1973 yılında, Kamoya Kimeu tarafından keşfedilmiştir. Tahmini yaşı 1,8-1900000 yıldır. Beyin hacmi bulunan diğer habilislere oranla daha küçüktür, boyutu tahminen 570 cc kadardır. Kaş kemerlerinin daha narin ve az çıkıntılı olması, ve kafatasındaki yuvarlaklık dikkate değer bir modernliğe ve gelişime işaret etmektedir.
 
Bölgede daha pek çok Homo habilis kafatası ve kemikleri bulunmuştur. Bulunan aynı türün kendi içerisinde dahi bu denli değişikliği evrim gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ayrıca türlerdeki bu inanılmaz değişikliğin şaşılacak bir durum olmadığı da açıktır.
 
Homo Erectus'a Doğru

Australopithecus örneklerinin Afrika'da bulunmasından önce, Asya kıtasında yapılan araştırmalarda da insası kemiklerin bulunması dikkate değerdir. Hollandalı Eugéne Dubois de, 1891 yılında Java'da ( Endonezya), Pithecanthropus erectus'un kalıntılarını bulmuştu. Bu olaydan bir kaç yıl sonra da Avusturyalı Zdansky, Çin'de insan dişleri bulduğunu ilan etti. Bu yeni türe Sinanthropus pekinensis adı verildi. Bu ve benzeri pek çok fosil bulgusu hem Kuzey ve Güney Afrika da, hem Asya'da hem de Avrupa'da değişik türleriyle birlikte keşfedildi. Asya ve Avrupada bulunan fosillerin ortalama yaşı 700.000 ile 200.000 arasında değişmektedir. En eski kökleri araştırıldığında karşımıza batı Afrika, özellikle Kenya bölgeleri çıkıyor.

Homo erectusların kafatasları incelendiğinde, daha önceki atasal formları olan australopithecusların aksine gelişmiş, iri ve yapılı oldukları görülüyor; Kafa iri, yüz dar, kaş kemerleri oldukça çıkıntılı, alın geriye doğru yatık, dişler modern insanınkine benzese de daha iridir. Üretilen ve vcılıkta kullanılan alet ve gereçlerin gelişim göstermesi de dikkatlerden kaçmıyor.
Fransa'da bulunan pek çok ilkel aletin Erectuslara ait olduğu bilinmektedir. Terra Amata kumsalında, 380 milyon yıl önce bu ilkel atalarımız ağaç dallarını kullanarak kendilerine gösterişsiz kulubeler yapmışlardır. Aralarında daha ileri bir insan türü olan Neandertalların da bulunduğu düşünülüyor.
 
KNM- ER 3733, Homo Erectus:

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/3733.jpg

Kenya'daki Koobi Fora'da 1975 yılında Bernard Ngeneo tarafından keşfedilmiştir. Tahmini yaşı 1.7 milyon yıldır. Mükemmel korunmuş kafatasıyla evrimsel süreçte atasal form olarak yerini almıştır. Neredeyse eksiksiz anatomik yapısıyla beyin hacmi 850 cc'dir. Asya'da bulunan pekin adamı fosilini andırmaktadır.

Bu örnekler elbette çoğaltılabilir. Ben, insan evrimini gösteren fosil deryasından sadece bir kaç örnekle bunu gösterdim. Araştırmak isteyen bireyler bu konuda yayımlanmış pek çok kitap, dergi, makale ve belgesele kolaylıkla erişebilir. Fakat evrim karşıtlarının "ara geçiş formunun olmadığı" yönündeki asılsız iddaları sanırım bu naçizane başlıktacevap bulmuştur.. Burada bir virgülle konuya ara veriyorum.

yararlandığım başlıca kaynak:

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/specimen.html#africanus

Saygılarımla

ereninthenature
29-06-2011, 18:58
böceklerin evriminide böyle anlatabilir misiniz?

Natan
29-06-2011, 19:10
Böcek evrimini konuşuruz, fakat bu başlıkta bazı temel, somut geçiş formlarını incelemek istiyoruz. Kısa da olsa ben bunu yapmaya giriştim. İnsan evriminde geçiş türlerini, atasal izleri gösterebildik mi? Yani yazılanlar amacına ulaştı mı ? Onu merak ediyorum.

Görüş ve katkılarınıza açığız:)

Natan
30-06-2011, 12:34
Australopithecus afarensis : Selam Fosili
 
http://scienceblogs.com/pharyngula/upload/2006/09/selam.jpg

Etiyopya Dikika'da, Zeresenay Alemseged tarafından 2000 yılında keşfedilmiştir. Fosilin keşfi, Dünya çapında olduğu gibi, Türk medyasında geniş yer bulmuştur. Fosil, 3 yaşındaki bir çocuğa ait çok iyi korunmuş bir kafatasıdır. Tahmini yaşı 3.3 milyon yıllıktır. İskelete dair pek çok kemik elde edilmiştir; omurlar, kol ve bacak kemikleri, kaburga parçaları, kürek kemiği, sağ dirsek, elinin bir bölümü, iki dizkapağı, incik ve uylukkemikleri, tam bir ayak kemiği bunlardan bazılarıdır. Neandertal insanına kadar bulunan en eksiksiz iskelet fosilidir.

Yaklaşık beş yıl üzerinde incelemeler yapan bilim insanları, Selam'ın üst vücut özelliklerinin maymunsu eğilimi olduğunu açıklamıştır; kürek kemiğine yakından bakıldığında gorili andırdığını, parmak kemiklerinin de şempanze gibi kavisli olduğunu tesbit etmişlerdir. Ayrıca içkulaktaki denge organı da maymunların sahip olduğu sistemi çağrıştırıyor.

http://www.georgehernandez.com/h/aaBlog/2006/media/1011-AustralopithecusAfarensisAndHomoSapiens.jpg


Diğer afarensisler gibi iiki ayak üzerinde yarı dik pozisyonda hareket ettiği anlaşılmaktadır. Bilim insanlarının, fosil incelemeleri sonucunda, bu ilkel çocuğun ağaçlara tırmanma özelliğini kaybbedip kaybetmediğine ilişkin bir tartışma da sürmüştür. Fakat üzerinde uzlaşılan kesin nokta ise bu fosilin Evrimsel atalarımızdan biri olduğudur. Kısa bir not ekleyelim; "Selam", Etiyopya dilinde barış anlamına gelmektedir.

Kaynak: Talkorigins

ereninthenature
30-06-2011, 12:51
Böcek evrimini konuşuruz, fakat bu başlıkta bazı temel, somut geçiş formlarını incelemek istiyoruz. Kısa da olsa ben bunu yapmaya giriştim. İnsan evriminde geçiş türlerini, atasal izleri gösterebildik mi? Yani yazılanlar amacına ulaştı mı ? Onu merak ediyorum.

Görüş ve katkılarınıza açığız:)

bu fosillerin hepsi farklı türler olduğuna göre.her birinden kaç tane bulunmuş?

birbirine yakın coğrafyalarda mı bulunmuş?

birde HY'nın dediği gibi hileli fosiller olmadığını nerden biliriz?:)

ben sorayım mümin arkadaşların kafasında soru işareti kalmasın.

taylan
30-06-2011, 16:46
Böcek evrimini konuşuruz, fakat bu başlıkta bazı temel, somut geçiş formlarını incelemek istiyoruz. Kısa da olsa ben bunu yapmaya giriştim. İnsan evriminde geçiş türlerini, atasal izleri gösterebildik mi? Yani yazılanlar amacına ulaştı mı ? Onu merak ediyorum.

Sayın Natan hiç merak etmenize gerek yok istediğiniz kadar bilgi döküman serin buraya, evrim karşıtları yine tuhaf ve saçma sorularıyla geri döneceklerdir. Her seferinde başa alacağız, cevaplayacağız yine saçma sapan sorularla gelecekler. Bir süre sonra yine "maymundan geldik" nidalarıyla iletiler yazacaklar. Değişen bir şey olmayacak.

Natan
01-07-2011, 22:03
TM 266-01-060-1, "Toumai"

http://www.talkorigins.org/faqs/homs/toumai.jpg

Ahounta Djimdoumalbaye tarafından 2001 yilinda Çad'da sahara çölünün güneyinde bulunmuştur (Brunet et al. 2002, Wood 2002). Fauna çalışmaları temel alındığında, buluntunun 6 ila 7 milyon yıllık olduğu anlaşılmaktadır. Fosil, sempazelerin beyin büyüklügü ile kiyaslanabilecek bir beyin hacmine (320 ile 380 cc) sahip bir Kranium dur. Küçük köpek dişleri, kaş sırtı ile insana benzemektedir.

Toumai'nin Kafatası dışında bir kemigi henüz bulunamamistir ve iki ayak üzerinde yürüyüp yürüyemedigi konusunda tartışmalar sürmektedir. Brunet ve arkadaşları, iki ayakla yürüdügü bilinen diğer hominidlere yakınlığı gözönüne alındığında, Toumai'nin de iki ayakla yürüdügü çıkarımını yapmanin mantıksız olmayacağını söylemektedir.

Diğer bilim insanları, Toumai kafatasındaki omuriligin geçtiği deliğin maymunlardaki gibi arka tarafta olduğuna işaret etmektedir. Bu özellik kafanin önde olduğunu, dik duran bir vücut üstünde dengelenmediğini göstermektedir.


"Eurydice" Australopithecus robustus :

http://scienceblogs.com/afarensis/071129-robustus-skull-02.jpg

Bu fosil, André Keyser tarafından 1994 yılında Güney Afrika'da Drimolen magarasında keşfedilmiştir. 1.5- 2.0 milyon yıllık olduğu tahmin ediliyor. Şimdiye kadar bulunan bir hominide ait bütüne en yakın kafataslarından biri olmakla birlikte Robutus'a ait ilk önemli kafatasıdır.


D2700, Homo georgicus :



http://www.talkorigins.org/faqs/homs/d2700_side.jpg


Homo georgicus, 2001 yılında Gürcistan'ın Dmanisi bölgesinde keşfedilmiştir. 1.8 milyon yıl öncesine ait olduğu düşünülmektedir. Bir kaç metre yakınlarında aynı kafatasına ait olduğu düşünülen bir çene kemiği de bulunmuştur. Ayrıca kafatasının bir bütün halinde bulunması da büyük bir şanstır. Yaklaşık 600 cc beyin hacmi ile Afrika dışında bulunan en küçük hominid kafatasıdır. Bu kafatası ve bunun dışında yakın yerlerde keşfedilen iki fosille, Homo habilis ile ergaster arasındaki geçişin en açık örneğini oluşturmaktadır.

saygılarımla