Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeni Anayasa?
Jolly Jocker
06-07-2011, 23:34
AKP anayasayı değiştirebilecek mi, kendi başına mı değiştirecek diğer partilerin katılımıyla mı, hangi partiler ne kadar etki edebilecek v.s. soruları uzun süredir soruluyor medyada.
Değişmez, hatta değiştirilmesi teklif bile edilemez hükümleri var anayasanın. Çoğu insan, bu madeyi şeriata karşı bir güvence olarak gördüğü için sempatiyle bakıyor.
Bu başlıkta anayasaların yapılış sürecini tartışmak istiyorum. ''Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez'' maddeleri olabilir mi bir anaysanın? Bir nesil, gelecek onca neslin isteklerini ve zamanın değişiminin getireceği yönelimleri umursamadan, kendi görüşlerine göre değişmez maddeler koyarak herkesin hayatını ipotek altına alabilir mi? Gelecek nesillerin yaşamı, geçmişte yaşamış bir neslin kendi döneminin ufkuna göre oluşturduğu kurallar tarafından hapsedilebilir mi?
Mesela başkent Ankara olmak zorunda mı? Ya da ay-yıldızlı al bayrak şart mı? Olmazsa ne olur? Başka birşeyi istemeye hakkımız yok mu? Eğer topluca istersek, bu isteğimizi yapmaya hakkımız yok mu? Daha kaç neslin hayatı, çoktan ölüp giden üç-beş despotun emr-i vakilerine sıkışıtırılacak?
Kimsenin, insanların iradesini sınırlandırma hakkı yoktur. Hele ki zamanın ve dünyanın değişimini, gelecek nesillerin istek ve özlemlerini umursamadan kendi fikirlerini yasalaştırıp 'değiştirilmesi teklif bile edilemez' şekilde dayatmaya hiç hakkı yoktur. Bu durum, TC anayasasının değişmez hükümleri için olduğu kadar, Kuran'ın 1400 yıllık emr-i vakileri için de geçerlidir. Hayatımızı, geçmişte yaşamış nesillerin emirlerine göre mi sürdüreceğiz?
Halk değişmesini istiyorsa değişir. Bu kadar basit. Doğru olan tutum, halka güvenmeyip onun için neyin doğru olduğuna ilişkin kararı dayatmak değil, halkın kendi iradesine sahip çıkmasını teşvik edip halkın arzularını sağlıklılaştırmak üzere toplumun entelektüel gelişimini güçlendirmektir. Bir kere herkes bir başkasına emr-i vaki yapmamayı öğrenmeli. Özgürlüğü içselleştirmeli. Birliği çeşitlilik içerisinde aramalı, çoğulcu olmayı ve farklılıklara hoşgörüyü sindirmeli.
Aslında halkımız erklerini temsilcilerine devredip karara bağlanmayı beklemek yerine, temsilcileri aradan çıkarıp erklerine kavuşmak üzere sokağı örgütlese çok daha özgürlükçü ve sağlıklı bir yaşamımız olurdu. O zaman bir anayasa metnine de yasalara da ihtiyacımız kalmazdı zaten. Bunun olamadığı mevcut durumda ise bence en iyisi, anayasayı halkın kendini yönetmesini teşvik edecek ve halkın evrensel-hümanist değerleri içselleştirmesi için bu değerleri içinde barındıracak biçimde, halkın da doğrudan katılabildiği, her kesimin görüşlerini sunup aktif biçimde tartışabildiği bir süreç içerisinde yazmak olacaktır. Meclisteki eş-dost-yalaka takımı, iradesini parti başkanlarına teslim eden ''temsilciler'' ve para babaları halkı ne kadar temsil edebilir ki? Zaten halkın dahil olmadığı bir anayasayı halk içselleştirmez. Halk içselleştirmedikten ya da oluşumuna müdahil olmadıktan sonra da o anayasa kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Halkın yazım sürecine katılmadığı anayasaları son tahlilde fazla ciddiye almaya gerek yoktur. Zamanında Özal'ın dediği gibi, ''Anayasayı bir kere delmekle birşey olmaz.'' zihniyeti kendini kolayca gösteriverecektir. Bu yüzden yeni anayasa konusunda hararetle tartışmalar yapmanın da aslında son tahlilde bir önemi olmayacak. Çünkü halk için fazla birşey değişmeyecek. Eski egemenler biraz daha dezavantajlı, yenileri ise daha avantajlı konuma gelecek hepsi bu. Yeni anayasa süreci, egemenlerin kendi içindeki tepişmesini konu alacak esasta.
Jolly Jocker
07-07-2011, 00:05
Tabi yeni bir anayasa ihtiyacını doğuranın ne olduğu sorusu da önemli. 12 Eylül anayasası, soğuk savaş döneminin ihtiyaçlarına göre kaleme alınmış, ulus devletin anayasasıydı. Fakat artık soğuk savaş bitti. Küreselleşmeyle birlikte kapitalizm heryeri pazar haline getirdi, sermaye elini kolunu sallayarak dünyayı dolaşıyor. Emperyalizm, ulusal çitleri kırıp global boyut kazanan bir imparatorluk haline gelerek bir 'emperyal faşizm' biçimini aldı. Ulus devletler, çeşitli ulus üstü projelere entegrasyon bağlamında aşındırılmaya başladı. Emperyalizmin yeni yönelimi bu şekildedir. TC'ye düşen rol de değişiklik gösterdi tabi. Artık asker ve bürokrasi daha geri planda olacak, polis-cemaat ve patron sınıfı ise daha belirleyici olacak. As oyuncu ise elbette emperyalizm. Düne göre daha da fazla! TC, emperyalizmin Orta Doğu pazarına daha kolay ve kansız nüfuz edebilmesi için bir truva atı olarak işlev görmek üzere biçimlendiriliyor. Daha islami ve Osmanlı atıflı bir görünüm alması bu yüzden.
Bu süreç, Avrupa Birliği ya da olası bir Orta Doğu temelli ulus üstü proje için ulus devletin ve milliyetçiliğin geriletildiği, ümmetçi perspektifin öne çıkarıldığı, cemaatlerin ve muhafazakarlığın daha bir geçer akçe olduğu, asker üzerinden eskinin ulus devletçi/kemalist anlayışının iktidardan uzaklaştırıldığı, AKP'nin muktedirliğini pekiştirdiği, piyasacı ilişkilerin daha da yayılıp sosyal kazanımların hepten törpülendiği, emekçilerin de sindirilmesi için dinin ve polis gücünün daha da öne çıktığı bir süreç olacak.
Kısacası; eskinin Türk-İslamcı, ulus devlet temelli, soğuk savaş faşizmi dönemin yeni ihtiyaçlarına göre revize ediliyor. Faşizm yenileniyor. Asker dipçiği yerine polis copu öne çıkıyor bu yeni süreçte. Türkçülük gerilerken islam öne çıkıyor. İmparatorlukla daha doğrudan muhatap olacağız. Emperyalizm çok daha görünür olacak. Ulus devletin hakimiyeti geriletiliyor fakat bu durum emperyalizmin çoban köpekliğini yapma misyonunu pekiştirecektir. Yani hakimiyet gerilemesi, emeğe karşı fiziksel saldırıda bir azalma yaratmayacaktır.
Faşizme karşı mücadelenin yolu ve yöntemi bellidir. Anti-emperyalist mücadele bugün her zamankinden daha çok anti-kapitalist temelli ve enternasyonal olmak zorundadır. Bu anlamda, ulusalcılar ''solculuğa'' her zamankinden daha uzaktır. Milliyetçiliğin gerilemesinden faydalanmak, ulus üstü yapılara entegrasyonun neden olabileceği olası demokratik boşluklardan yararlanmak gerekir. Muhafazakarlığın muktedir pozisyonu almasıyla birlikte kısa süre sonra AKP'nin ''demokratikleşme'' misyonu onlara bile samimi gelmeyecek ve yeni despotizm herkes için daha görünür olacaktır. O halde şimdiden özgürlük, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları v.b. değerlerde ideolojik üstünlük sağlanmalı ve bu değerler yine devrimcileştirilmelidir. Zaten muhafazakar baskıya ve tektipleştirmeye ancak bu değerler üzerinden karşı konabilir. Temsiliyet sistemi çöküştedir. Burjuva demokrasisi uluslararası çapta krizdedir. Piyasalar demokrasiyi taşıyamamaktadır. Tam da bu yüzden sistem günden güne daha fazla otoriterleşiyor. Legalizme, parlamentarizme pabuç bırakılmamalı; yeni faşizme karşı devrimci-militan mücadele yükseltilmelidir. Suni denge, 'yerli' sermayeyle çok daha iç içe geçmiş ve ulus devleti de daha fazla hizaya sokmuş uluslararası burjuvaziyle emekçi halkımız arasındadır. Bu suni dengeyi savaşçı bir mücadeleyle kırmadan başarı olanaksızdır.
Yeni dönemde teknolojideki ilerlemelerin de etkisiyle kırların 'zayıf karın' olma özelliği gerilemiştir. Artık emperyalizmin zayıf karnı kentlerin kırlarıdır, yani varoşlar ve emekçi mahalleleri. Kır gerillası yerine şehir gerillası ve barikat savaşı öne çıkacaktır. Mahalle meclisleri ve yerel komiteler örgütleyip halkın kendini yönetmesini bugünden öğrenmesini sağlamak her zamankinden daha devrimci bir yoldur. İkili iktidarın nüveleri şimdiden atılmalı, bu tutum silahlı birlikler kurularak desteklenmelidir. Açıkçası PKK'nin bugünkü yönelimi en akıllıca tutumdur. Yani tüm ülkeye yayılma, yerel meclislerde halkı örgütleme ve silahlı birlikleri muhafaza etme tutumu. Sadece şehirler yerine kırlarda ısrar etmekle eksik bırakıyorlar. Devrimci solumuz bu yolu izlemeli bence. Fakat teknolojideki ilerlemeler, gözetim ve denetimin çok artması sayesinde adeta sürekli bir sıkı yönetim durumu vardır. Her taraf mobese kameralarıyla dolu olduğu gibi, uydudan da izleme olanağı var emperyalizmin. O halde; ilkin, Zapatistalar gibi yüzü gizleyen yöntemler öne çıkarılmalı; ikinci olarak da, merkezi-dikey örgütlenme yapısı değil çok merkezli-yatay bir örgütlenme yapısı geliştirilmelidir. Gayrı-nizami bir savaş stratejisi benimsenmeli, birimlerin inisiyatifleri artırılmalıdır. Aksi halde geçmişte başımıza gelen, bugün çok daha kolayca başımıza gelecek ve merkez komite yakalandığı gibi tüm örgüt kolayca çökertilecektir.
AKP anayasayı değiştirebilecek mi, kendi başına mı değiştirecek diğer partilerin katılımıyla mı, hangi partiler ne kadar etki edebilecek v.s. soruları uzun süredir soruluyor medyada.
Değişmez, hatta değiştirilmesi teklif bile edilemez hükümleri var anayasanın. Çoğu insan, bu madeyi şeriata karşı bir güvence olarak gördüğü için sempatiyle bakıyor.
Bu başlıkta anayasaların yapılış sürecini tartışmak istiyorum. ''Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif bile edilemez'' maddeleri olabilir mi bir anaysanın? Bir nesil, gelecek onca neslin isteklerini ve zamanın değişiminin getireceği yönelimleri umursamadan, kendi görüşlerine göre değişmez maddeler koyarak herkesin hayatını ipotek altına alabilir mi? Gelecek nesillerin yaşamı, geçmişte yaşamış bir neslin kendi döneminin ufkuna göre oluşturduğu kurallar tarafından hapsedilebilir mi?
Mesela başkent Ankara olmak zorunda mı? Ya da ay-yıldızlı al bayrak şart mı? Olmazsa ne olur? Başka birşeyi istemeye hakkımız yok mu? Eğer topluca istersek, bu isteğimizi yapmaya hakkımız yok mu? Daha kaç neslin hayatı, çoktan ölüp giden üç-beş despotun emr-i vakilerine sıkışıtırılacak?
Aslinda once "degistirilemez, degistirilmesi teklif bile edilemez" maddesini degistirir ya da kaldirirsin. Sonrada o degistirilmesi akildan dahi gecirilemez sanilan maddeleri catir catir degistirirsin. Bence bu akillarina geliyordur zaten o madde kesinlikle cikartilmali boyle sacmalik olmaz yani
MADDE 1: Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.
MADDE 3: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır.
Ataturk milliyetciligine bagli ne demek ya, ne bu, neden insanlar boyle biseye bagli kalmak zorunda? Anayasanin hicbir ideolojiye bagli olmamasi gerekir. Notr olmalidir, ama siyasi partilerin tuzugunde olabilir boyle seyler. Arti Ataturk milliyetciligi tam olarak ne demek onun tanimini yap bari bilelim neye bagliymisiz
Ilaveten, anayasa icerisinde Ataturk gibi ozel bir sahis isminin gectigi iki ulke daha varmis, Iran ve Kuzey kore. Varin siz dusunun halimizi
Birde soyle bir madde var:
İ. Diyanet İşleri Başkanlığı
MADDE 136.– Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, lâiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanununda gösterilen görevleri yerine getirir
Diyaneti duzenleyen kanun ise surada:
http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1085.html
Madde 1 - İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur
Degistirilmesi teklif edilemeyen laikligini sevsinler senin :) Kanuna goz atarsaniz, sunniler disinda butun halki yok saymis
Iki saattir sozkonusu anayasaya bakiyorum, soyle bir yapisi var. Ilk basta bireylerin hak ve hurriyetleri belirtiliyor. Buraya ilk goz attiginda, vay be baya ozgurlukcu anayasaymis diyebilirsiniz.
Ama sonraki maddelerde bu ozgurlukler kisitlaniyor ya da tamamen kendisiyle celisen baska bir maddeyle anlamini kaybediyor. Yukaridaki diyanet ve laiklik ornegindeki gibi
Birde bazi maddelerde su ozgurlugun var, super ozgursun diyor ama iste bunun sinirlari kanunda belirlenir diyor. Tabi kanuna baktiginda ozgurluk falan olmadigi goruluyor
Oldukca sert bir anayasa olma niteliginde. Degistirilmesi cok cok zor, kutsal bir metin sanki
AlbatrosS
07-07-2011, 09:15
* ilk üç maddenin ruhunda şöyle bir şey var: sevişmez, sevişmesi teklif dahi edilemez.
* bu haliyle hiç de ''sevecen'' ve ''şefkatli'' gelmiyor.
* sevişmesi teklif dahi edilmemesi bir yana bekaretini oldukça yoğun bir ''kan metaforuyla'' taçlandırıyor anayasanın genel ruhu.
* her hattı ve sathıyla ''muhafaza''nın şefkatli kucağına oturuyor devletlu geleneğimiz.
* muhafazanın kapıkulları şöyle buyurmakta: güzel ve narin sevgilimizi özgür eylersek mazallah fikri sapkın'ın biri istismar edebilir onun körpecik/narenin/nazenin duygularını...
* yani? ille de şüphesiz bir sadakat, ille de el değmemişlik.
toplumun ruhu, esasında anayasının ruhuna süreci biraz tersten de olsa işleterek sirayet etmiş gelmiyor mu size de? varlığını her türden mahremi eylemiyle de olsun ''meşru'' bulup değerli addetmek yerine(ki böylesi bir bakış, mahremiyete haiz fiilleri de meşru/normal/akışkan bulmaktan mütevellit bir kabule zorlar bizi) mahrem(devlet sathında kamusal) alanı ''dokunulmaz/okşanamaz'' kılmakta buluyor çareyi...
ol sebeple diyoruz ki ''bekaret''in ruhu neyse anayasal değişmezlik/kutsallık karinesinin ruhu da odur. nasıl ki ''bekaret''in ahlakı, yarattığı/zorladığı/öncelediği mahremi kapsayıcılık ve tahakküm yoluyla mahreme ilişkin gayrı nizami mütecaviz girişimlerden saldırıya uğrayanı suçlu görebiliyorsa(töre katliamlarında ailenin bekası mazmunu) anayasanın ''ruhu'' da benzer bir oluş'a tekabül etmedi mi? deneyimlemedik mi? bizzat yaşamadık mı?
töre'mizde ''ailenin bekasıyla'', devletlu geleneğimizde ''devletimizin bekası'' adına nice-nice nesiller/yaşamlar/mahremler feda eylenmedi mi?
mevzuyla alakasız gelecek ama yakın zamanlarda olmuş bir mevzuyu paylaşmak istiyorum:
* bir çay bahçesinde oturmuş çayımı yudumlarken bahçenin yanında şehirdeki festival kapsamında düzenlenen konferans ve sunumlardan biri icra eylenmekteydi. konferans bitince çocuk korosu çıktı meydane ve istiklal marş'ını söylemeye başladı yavrucaklarımız...
* bense o esnada telefonla ilgilenmekteydim ki çevremde bazı kıpırdanmaların ve garipliklerin olduğunu sezinledim... kafamı kaldırdığımdaysa, çay bahçesindeki müşterilerin(ki konferans kısmı ayrıydı bizle alakası yoktu) hazrol vaziyette marş'ı dinlediklerini fark ettim...
* kamusal rit'lerin mahreme sirayet etmesi... kamusal ahlakın mahremi alanı biçimlendirmesi... oysa hiçbirinin hazrola geçmek gibi bir zorunluluğu yoktu. orası onların mahrem alanıydı ve kurallarını yalnızca kendilerinin koyması gerek miyor muydu?
* atam, yarattığınız nesille gurur duyun...
buradaki ''garabet''i anlamayan ne töre'sel ahlakı ne hakim anayasal ruhu anlayabileceğini düşünüyorum. bu garabeti izaha muktedir olmak için ancak ve ancak ''özgürlük'' değerinin her şeyin üstünde ve ötesinde bir kutsallığa haiz görülmesi gerekmektedir ki batı'nın felsefi lügatlerinde biz buna ''birey olmak'' diyoruz...
anayasal çerçevede, yani toplumsal gelişmemizin/büyümemizin usul ve yöntemlerini telkin edecek temel metinlerde ne şekilde bireyler yetiştirmemiz gerektiğine karar vereceğiz.
hata yapmakta çekinmeyen, kendi şahsi teşekkülleriyle meşru ve takdir edilesi bireyler mi yoksa okşanamaz, okşanması dahi teklif edilemez bakir zihinler mi/sevgiler mi öğreteceğiz gelecek nesillere?
son bir ekleme:
anayasaların genel ruhunun cisme/vücuda gelmiş ahlak'a delalet ettiğini hala anlamıyor muyuz yoksa???
siparisci
07-07-2011, 21:00
Bu "ileri demokrasi" naraları da birtakım yüzsüzlere yaradı.
perfect_storm
07-07-2011, 21:42
kanuna baka kanuna böle kanun dünya tarihinde varmı acap bu sadece içlerinden biri
değiştirilmez değiştirilemez değiştirilmesi teklif dahi edilemez
vatanı aliyyenin paracıkları dolarları euroları onun kutsal bankalarında vee merkez bankasındadır yenmez yenemez yedittirilmez yedittittirilmez yedittittirilmesi teklif bile ettititirilmez:) böle kanun kutsal kitaplarda bile yok bu ne katılık tanrı yazısı desem belki anlaşılır hani hakimiyet milletindi ama belirtmemişler onlarda haklı peki hangi milletin hiçbirşey net değil bu kanunlarla istedikleri herkesi içeri tıkabilir vatan haini ilan edilebilir çok esnek herşey ama halk lehine değil o hakimiyeti sağlayan güruhu milliyenin lehine
ya hangisini sayayım bu millet kendi marşını bile çevirerek anlatıyor okullarda
kanaatımca forumdaki değerli ateist reformist arkadaşlar anayasada el atarlarsa insanlar bu yolla bazı şeylerin farkına daha iyi varabilirler hemde kutsal kitapları araştırmaktan daha kolay gerçi günümüz türkçesi değil ama türkçe
Kafama takilan bisey var
Simdi bu degistirilmesi cok zor bir anayasa. Bazi maddeler zaten degistirilemez demis. Digerlerini degiltirmek icin de buyuk bir meclis cogunlugu gerekiyor. Bazi maddelerin ise degistirilmesi referandum sartina baglanmis ve bunun icin bile garip garip kurallar konmus.
Ama askeri bir darbe oldugunda bu degismesi zor olan anayasa hooop cope gidiyor ve yenisi yaziliyor, dogrumuyum?
Bu sacmaligin aciklamasi var mi? Yani anayasada askerler darbe yaparsa anayasayi fesh edebilirler denmiyor. O zaman bu anayasa askerler icin baglayici degil ?
Biraz ideal düsünmek lazim !
Türkiyeyi ilk defa seriat ülkesinden , dinin hakimiyetinden atatürk kurtardi ! Buda cok kisa bir zaman önceydi.
Bence Atatürkün anayasi degismez kilmasinin nedeni. Bu kadar kisa sürede Türkiyenin tekrar bok icine batmasini istemeyisindendir ! Türkiye tekrar bok icine batmamasi icinde aradan daha fazla zaman laik bir ülke yasamasi gerekir !
Yoksa elbetteki anayasada dahil , türkiyede degismez dedikleri hersey bir kac bin yil sonra tarih olacakdir ! Bayrak bilene !
Atatürkün bunu kendi keyfinden yapmadigi asikardir. Cünkü okadar saf milletle yasiyoruzki. Görünen köyde klavuz istemiyor. Akp nin aldigi oylardan belli. Atatürk herseyin farkindaydi ama bunu belli etmek istemedi . Aksine tam gaz verdi. Belki birseyler degisir diye.
ereninthenature
08-07-2011, 02:38
Biraz ideal düsünmek lazim !
Türkiyeyi ilk defa seriat ülkesinden , dinin hakimiyetinden atatürk kurtardi ! Buda cok kisa bir zaman önceydi.
Bence Atatürkün anayasi degismez kilmasinin nedeni. Bu kadar kisa sürede Türkiyenin tekrar bok icine batmasini istemeyisindendir ! Türkiye tekrar bok icine batmamasi icinde aradan daha fazla zaman laik bir ülke yasamasi gerekir !
Yoksa elbetteki anayasada dahil , türkiyede degismez dedikleri hersey bir kac bin yil sonra tarih olacakdir ! Bayrak bilene !
Atatürkün bunu kendi keyfinden yapmadigi asikardir. Cünkü okadar saf milletle yasiyoruzki. Görünen köyde klavuz istemiyor. Akp nin aldigi oylardan belli. Atatürk herseyin farkindaydi ama bunu belli etmek istemedi . Aksine tam gaz verdi. Belki birseyler degisir diye.
şu anki türk halkına bak birde şimdikine.Atatürk zamanında böyle önlemler alınmış olmasına şaşırmamak lazım.bir ülkede müslüman varsa orda şeriat tehlikesi vardır.önlem almak gerekir.
Biraz ideal düsünmek lazim !
Türkiyeyi ilk defa seriat ülkesinden , dinin hakimiyetinden atatürk kurtardi ! Buda cok kisa bir zaman önceydi.
Bence Atatürkün anayasi degismez kilmasinin nedeni. Bu kadar kisa sürede Türkiyenin tekrar bok icine batmasini istemeyisindendir ! Türkiye tekrar bok icine batmamasi icinde aradan daha fazla zaman laik bir ülke yasamasi gerekir !
Yoksa elbetteki anayasada dahil , türkiyede degismez dedikleri hersey bir kac bin yil sonra tarih olacakdir ! Bayrak bilene !
Atatürkün bunu kendi keyfinden yapmadigi asikardir. Cünkü okadar saf milletle yasiyoruzki. Görünen köyde klavuz istemiyor. Akp nin aldigi oylardan belli. Atatürk herseyin farkindaydi ama bunu belli etmek istemedi . Aksine tam gaz verdi. Belki birseyler degisir diye.
Diyanet islerinin anayasal varligindan, diger butun dinlerin ve azinliklarin yok sayilmasindan bahsediyoruz, hala Ataturk olmasayda bok icinde olacaktik diyorsunuz yahu. Nasil sistematik bir beyin yikamaya maruz kaliyorsaniz artik
Su yaziyi bir oku bence, laiklik nasil olurmus ogrenmis olursun
http://www.turkvedunyatarihi.com/kategorisiz/osmanli-devletinde-demokrasi-hareketleri.html
şu anki türk halkına bak birde şimdikine.Atatürk zamanında böyle önlemler alınmış olmasına şaşırmamak lazım.bir ülkede müslüman varsa orda şeriat tehlikesi vardır.önlem almak gerekir.
Ulkeden butun gayrimuslimleri kovup bu hale getiren kim peki?
AlbatrosS
08-07-2011, 10:04
Biraz ideal düsünmek lazim !
Türkiyeyi ilk defa seriat ülkesinden , dinin hakimiyetinden atatürk kurtardi ! Buda cok kisa bir zaman önceydi.
Bence Atatürkün anayasi degismez kilmasinin nedeni. Bu kadar kisa sürede Türkiyenin tekrar bok icine batmasini istemeyisindendir ! Türkiye tekrar bok icine batmamasi icinde aradan daha fazla zaman laik bir ülke yasamasi gerekir !
Yoksa elbetteki anayasada dahil , türkiyede degismez dedikleri hersey bir kac bin yil sonra tarih olacakdir ! Bayrak bilene !
Atatürkün bunu kendi keyfinden yapmadigi asikardir. Cünkü okadar saf milletle yasiyoruzki. Görünen köyde klavuz istemiyor. Akp nin aldigi oylardan belli. Atatürk herseyin farkindaydi ama bunu belli etmek istemedi . Aksine tam gaz verdi. Belki birseyler degisir diye.
* tarihin ve sosyolojinin selası okunuyor yazdığınız her cümlede...
* boşverin ata'yı, dede'yi; bugünün dünyasında ''iyi, doğru ve güzel'' olan ne?
* değişmezleri, zırhları ve duvarları yıkacak; demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü olan'ı inşa edecek miyiz?
* kurtarıcılara, peygamberlere ve dahi bilimum öndere ihtiyacımız yok artık. herkes kendisinin ''tanrısı, önderi, lideri'' olabilecek mi? olmamalı mı?
* gelin hepsini yalnızca ''rahmetle'' analım ve işimize bakalım... değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu bilip tüm zırhları kaldıralım. o özgüveni, cesareti bulabiliyor muyuz içimizde?
* siz laikler bu denli çekingen ve ürkek olduğunuz için AKp kendi başına at oynuyor... gelin siz onlardan cesur olup daha iyisini isteyin, daha fazla özgürlük, daha fazla demokrasi...
AlbatrosS
08-07-2011, 10:18
şu anki türk halkına bak birde şimdikine.Atatürk zamanında böyle önlemler alınmış olmasına şaşırmamak lazım.bir ülkede müslüman varsa orda şeriat tehlikesi vardır.önlem almak gerekir.
* bence asıl size önlem almak lazım... şimdikini yaratan kimdi? sizin gibi önlem alanlar!
* 12 eylülde önlem alanların neler yarattığını gördük. 70'lerdeki önlemleri de gördük... hatta 60'ları da...
* siyasete balans ayarı verenlerin önlemlerini de gördük...
* 100 yılda yarattığımız eserin bilançosu: ikinci çanakkale insan zahiyatı!
* yalnızca son 30 yılda 100 bine yakın kayıp...
* dersim'de onbinler, zilan'da onbinler, yılda 1000'lere ulaşan cinayetler...
* önlemler neden ''demokrasi, insan hakları ve özgürlükler'' için değil? neden bunun kaygısını gütmüyorsunuz? demokrasinin olmadığı, demokratik ilkelerin olmadığı her yerde her türlü fesadın/kötünün/garabetin türeyeceğini neden hala görmüyorsunuz?
* akp'nin birinci olmasına şaşmamak lazım... kendinden gayrı herkesi hor ve eksik gören garabet dolu bir zihin...
* kemalistlerin akp'den farkı ne ola hem? hangi politik hattınızla akp'den radikal bir siyasal farklılık içindesiniz? ekonomi? özgürlükler? milliyetçilik?
* yanarım, yanarım da kendini karşıtına konumlandırdığı siyasal rakibinden radikal/derinlemesine farkı olmayan adamların karşıtını sanki kendilerinden çok farklıymış gibi göstermesine yanarım... bir de hasretime, kaderime, ohh :D:D
basitrasin
18-10-2011, 22:05
Herkese Selam.-------------------------------------------------------------------------------------------------------------- İşte Sonunda özlemini çektiğim muhalafet tarzı. BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız dedi. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- * Haberin tamamı trt.net.tr (http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=2257bc24-74df-4856-84f3-e39b0d0d6517) de. ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sanırım BDP ye oy veren ve vermeyi düşünen seçmenin beklediği tavır da bu. --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Sağlıcakla kalın.