AlbatrosS
08-07-2011, 10:39
Dikmen Vadisi'nin yıkımlara karşı seferberlik çağrısına bir ses de İstanbul'dan geldi
Dikmen Vadisi halkı, 30 Haziran 2011 Perşembe günü sabah saatlerinde vadiye gelen büyükşehir belediyesi yıkım ekiplerinin ve polislerin, saldırısına uğradı. Yıkımcılar, halkın kararlı direnişi üzerine, bir hafta sonra yeniden geleceklerini söyleyerek gittiler. Saldırının ardından Dikmen Vadisi halkı yaygın bir seferberlik ilan ederek yeni saldırılara karşı çocuk-yaşlı, kadın-erkek topyekun direneceğini ve Dikmen Vadisini asla terk etmeyeceğini açıklayarak, herkesi 7 Temmuz Perşembe günü dayanışma için Dikmen Vadisi’nde buluşmaya çağırdı.
Halkevleri İstanbul Barınma Hakkı Atölyesi İstanbul’daki bütün mahalle derneklerini, kentsel direniş inisiyatiflerini ve tüm duyarlı yapıları imzaya açtığı dayanışma metnine imza atmaya ve vadiye dönük bir saldırının yaşanması halinde yapılacak olan dayanışma eylemine katılmaya çağırdı.
Çağrı metninin tamamı:
DİKMEN VADİSİ HALKININ YANINDAYIZ!
Ya hep beraber ya hiç birimiz!
Yaklaşık 6 yıldır Melih Gökçek ve rant çetelerinin kentsel dönüşüm yağmasına ve yıkım tehditlerine göğüs geren; barınma hakkı ve insanca bir yaşam mücadelesini büyüten Dikmen Vadisi halkı yeni bir yıkım saldırısı ile karşı karşıya!
30 Haziran 2011 Perşembe günü sabah saatlerinde vadiye gelen büyükşehir belediyesi yıkım ekipleri ve polisler, Vadi halkına saldırdı. Ancak halkın kararlı direnişi üzerine, bir hafta sonra yeniden geleceklerini söyleyerek gittiler. Saldırının ardından Dikmen Vadisi halkı yaygın bir seferberlik ilan ederek yeni saldırılara karşı çocuk-yaşlı, kadın-erkek topyekun direneceğini ve Dikmen Vadisini asla terk etmeyeceğini açıklayarak, herkesi 7 Temmuz Perşembe günü dayanışma için Dikmen Vadisi’nde buluşmaya çağırdı.
Bizler İstanbul kentindeki “kentsel dönüşüm” mağdurları, 3. Köprü karşıtları, rant için değil insan için kent isteyenler, emekçilerin kentlerde insanca yaşam hakkını savunanlar olarak biliyoruz ki… Dikmen Vadisi halkına yönelik saldırı, seçim sonrası dönemi “ustalık dönemi” ilan eden AKP hükümetinin ve sermayenin barınma hakkımıza ve insanca bir kentte yaşama talebimize yönelik planladığı yeni saldırıların bir parçasıdır.
Barınma hakkı için direnen Dikmen Vadisi halkının yanında olduğumuzu ve yeni saldırılara karşı dayanışmayı büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Bu dayanışmanın bir gereği olarak, Dikmen Vadisi’ne yeni bir saldırı yaşanması halinde, saldırının olduğu gün akşam saat 19.00’da herkesi Taksim Tramvay durağında düzenlenecek dayanışma eylemine katılmaya çağırıyoruz.
Metine imza vermek ve daha fazlası için
İrtibat:
Halkevleri İstanbul Barınma Hakkı Atölyesi
Çiğdem Çidamlı
cigdem@sendika.org
0 537 572 14 44
Sendika.Org
kentsel dönüşüm...
''insan'' odaklı düşünmeden, çılgınca procelerinin merkezine insan'ı, yani procenin planlandığı yerde yaşayan bireyi dahil etmeden, ''kar/plaza/shopping-center'' merkezli düşünce....
anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim:
* modernite, ''tanrı'' merkezli dünya ve yaşam algısından ''insan/akıl'' merkezli bir dünya tasavvurudur...
* esasında buradaki insan, siyasal ve tasarımcı bir ''özne'' olan kurucu/primitif ''birey''e gönderme yapar.
* ikici tanımıyla modernite, birey'in kendi refah ve özgürlüğü ile benzer kaygıları ve ortaklıkları paylaştığı toplululukların refahı ve özgürlüğü için mücadele eden, kaygılanan ve tasarlayan aktif özne'dir...
* kentsel dönüşüm procesindeki ''sakatlık'' da buradadır... tanrı(devlet-sermaye) merkezli bir siyasal okumayla, orada yaşayanların doğru düzgün fikir ve önerileri alınmadan alabildiğince keyfiyete dayalı bir ''dayatma''yla karşı karşıyayız...
* benzerlerini sulukule vs mahallelerde yaşadık...
* bu procelerde iki tür sakatlık var:
- bir şekilde ''evsiz'' kalmış insanların kendi imkanlarıyla yaptıkları evler yıkılacak, bu insanlara ''parayla'' ev satılacak... ''vatandaş'' olan herkesin ''tapuya ortak'' sayıldığı anayasal bir sözleşmede, güvenlik ve barınma en temel haktır...
- ayrıca, kendi evine sahip insanların o bölgede oluşturdukları kendine özgün bir mahalle kültürü/yaşam kültürü de bulunmaktadır... insanları istemedikleri yaşam kültürlerinde yaşamaya zorlamak da ciddi bir fikri yoksunluğa delalet eder...
- bunun dilediğin gibi giyinme, kıyafet seçmek'ten farkı yoktur. türban'a gelince kaplan kesilen liberallerin yaşam kültürü'ne gelince ''kar odaklı'' takılmasını anlamak mümkün değil.(?)
kentsel dönüşümün hiçbir suretle onaylanmadığı manası çıkmasın... fakat, buradaki mantıkta bir ''sakatlık'' var... örneğin istanbul'un proceye dahil olmayan onlarca semti ve mahallesi'nin dönüşüme daha fazla ihtiyacı var... allı pullu siteler vs'nin gölcük depreminde ne hale geldiğini gördük...
bu ülkede ''deprem'' odaklı ''çılgın bir proce''ye ihtiyaç var asıl... istanbul'un 20 yıl içinde acilen yenilenmesi gerekiyor. sadece istanbul değil ege vd bölgelerdeki birçok yerin de...
Dikmen Vadisi halkı, 30 Haziran 2011 Perşembe günü sabah saatlerinde vadiye gelen büyükşehir belediyesi yıkım ekiplerinin ve polislerin, saldırısına uğradı. Yıkımcılar, halkın kararlı direnişi üzerine, bir hafta sonra yeniden geleceklerini söyleyerek gittiler. Saldırının ardından Dikmen Vadisi halkı yaygın bir seferberlik ilan ederek yeni saldırılara karşı çocuk-yaşlı, kadın-erkek topyekun direneceğini ve Dikmen Vadisini asla terk etmeyeceğini açıklayarak, herkesi 7 Temmuz Perşembe günü dayanışma için Dikmen Vadisi’nde buluşmaya çağırdı.
Halkevleri İstanbul Barınma Hakkı Atölyesi İstanbul’daki bütün mahalle derneklerini, kentsel direniş inisiyatiflerini ve tüm duyarlı yapıları imzaya açtığı dayanışma metnine imza atmaya ve vadiye dönük bir saldırının yaşanması halinde yapılacak olan dayanışma eylemine katılmaya çağırdı.
Çağrı metninin tamamı:
DİKMEN VADİSİ HALKININ YANINDAYIZ!
Ya hep beraber ya hiç birimiz!
Yaklaşık 6 yıldır Melih Gökçek ve rant çetelerinin kentsel dönüşüm yağmasına ve yıkım tehditlerine göğüs geren; barınma hakkı ve insanca bir yaşam mücadelesini büyüten Dikmen Vadisi halkı yeni bir yıkım saldırısı ile karşı karşıya!
30 Haziran 2011 Perşembe günü sabah saatlerinde vadiye gelen büyükşehir belediyesi yıkım ekipleri ve polisler, Vadi halkına saldırdı. Ancak halkın kararlı direnişi üzerine, bir hafta sonra yeniden geleceklerini söyleyerek gittiler. Saldırının ardından Dikmen Vadisi halkı yaygın bir seferberlik ilan ederek yeni saldırılara karşı çocuk-yaşlı, kadın-erkek topyekun direneceğini ve Dikmen Vadisini asla terk etmeyeceğini açıklayarak, herkesi 7 Temmuz Perşembe günü dayanışma için Dikmen Vadisi’nde buluşmaya çağırdı.
Bizler İstanbul kentindeki “kentsel dönüşüm” mağdurları, 3. Köprü karşıtları, rant için değil insan için kent isteyenler, emekçilerin kentlerde insanca yaşam hakkını savunanlar olarak biliyoruz ki… Dikmen Vadisi halkına yönelik saldırı, seçim sonrası dönemi “ustalık dönemi” ilan eden AKP hükümetinin ve sermayenin barınma hakkımıza ve insanca bir kentte yaşama talebimize yönelik planladığı yeni saldırıların bir parçasıdır.
Barınma hakkı için direnen Dikmen Vadisi halkının yanında olduğumuzu ve yeni saldırılara karşı dayanışmayı büyüteceğimizi ilan ediyoruz. Bu dayanışmanın bir gereği olarak, Dikmen Vadisi’ne yeni bir saldırı yaşanması halinde, saldırının olduğu gün akşam saat 19.00’da herkesi Taksim Tramvay durağında düzenlenecek dayanışma eylemine katılmaya çağırıyoruz.
Metine imza vermek ve daha fazlası için
İrtibat:
Halkevleri İstanbul Barınma Hakkı Atölyesi
Çiğdem Çidamlı
cigdem@sendika.org
0 537 572 14 44
Sendika.Org
kentsel dönüşüm...
''insan'' odaklı düşünmeden, çılgınca procelerinin merkezine insan'ı, yani procenin planlandığı yerde yaşayan bireyi dahil etmeden, ''kar/plaza/shopping-center'' merkezli düşünce....
anlaşılması için şöyle bir örnek vereyim:
* modernite, ''tanrı'' merkezli dünya ve yaşam algısından ''insan/akıl'' merkezli bir dünya tasavvurudur...
* esasında buradaki insan, siyasal ve tasarımcı bir ''özne'' olan kurucu/primitif ''birey''e gönderme yapar.
* ikici tanımıyla modernite, birey'in kendi refah ve özgürlüğü ile benzer kaygıları ve ortaklıkları paylaştığı toplululukların refahı ve özgürlüğü için mücadele eden, kaygılanan ve tasarlayan aktif özne'dir...
* kentsel dönüşüm procesindeki ''sakatlık'' da buradadır... tanrı(devlet-sermaye) merkezli bir siyasal okumayla, orada yaşayanların doğru düzgün fikir ve önerileri alınmadan alabildiğince keyfiyete dayalı bir ''dayatma''yla karşı karşıyayız...
* benzerlerini sulukule vs mahallelerde yaşadık...
* bu procelerde iki tür sakatlık var:
- bir şekilde ''evsiz'' kalmış insanların kendi imkanlarıyla yaptıkları evler yıkılacak, bu insanlara ''parayla'' ev satılacak... ''vatandaş'' olan herkesin ''tapuya ortak'' sayıldığı anayasal bir sözleşmede, güvenlik ve barınma en temel haktır...
- ayrıca, kendi evine sahip insanların o bölgede oluşturdukları kendine özgün bir mahalle kültürü/yaşam kültürü de bulunmaktadır... insanları istemedikleri yaşam kültürlerinde yaşamaya zorlamak da ciddi bir fikri yoksunluğa delalet eder...
- bunun dilediğin gibi giyinme, kıyafet seçmek'ten farkı yoktur. türban'a gelince kaplan kesilen liberallerin yaşam kültürü'ne gelince ''kar odaklı'' takılmasını anlamak mümkün değil.(?)
kentsel dönüşümün hiçbir suretle onaylanmadığı manası çıkmasın... fakat, buradaki mantıkta bir ''sakatlık'' var... örneğin istanbul'un proceye dahil olmayan onlarca semti ve mahallesi'nin dönüşüme daha fazla ihtiyacı var... allı pullu siteler vs'nin gölcük depreminde ne hale geldiğini gördük...
bu ülkede ''deprem'' odaklı ''çılgın bir proce''ye ihtiyaç var asıl... istanbul'un 20 yıl içinde acilen yenilenmesi gerekiyor. sadece istanbul değil ege vd bölgelerdeki birçok yerin de...