PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Deistin Gözünde Tanrı


Deistic Thought
19-07-2011, 15:55
Bir deist, cinsiyetçilik yapıp kadınları aşağılayan tanrıya inanmaz.
Bir deist, kendi gibi düşünmeyen insanlara hakaret eden tanrıya inanmaz.
Bir deist, insanların ilişkileriyle kafayı bozmuş bir tanrıya inanmaz.
Bir deist, insanları kendine çekmek için tahrik edici ayetlere (nebe 33) gereksinim duyan tanrıya inanmaz.
Bir deist, kol bacak kesin gibi emirler veren tanrıya inanmaz.
Bir deist, mantıkla çelişen kitaplar yollayan bir tanrıya inanmaz.
Bir deist, kendi ego tatminleri için insanları kullanan tanrıya inanmaz.

Deistler her şeyi yaratan mutlak bir tanrı kavramına inanır. Bu, bakteri gibi tek hücreli basit bir canlının, ta insana kadar dönüşmesinde etkin rol oynayan tanrıdır. Deistler, tesadüf gibi basit bir şeyle ilişkilendirilemeyecek büyük olayların arkasında ki tanrıya inanır.

YasasinBilim
19-07-2011, 16:14
sayın Deistic Though;

özetlersek, deistler Kur-an'da anlatılan Tanrı kavramına inanmaz demişsiniz.

bir dönem ben de deisttim.
müslümanlığı terketmiştim ama "yaratıcı tanrı" kavramını terkedememiştim.

Not: şu anda panteistim (pan-enteist değil).

bir deistin vermesi gereken cevaplar şunlar olmalıdır:

1) Tanrının insana ihtiyacı var mıdır (egosunu tatmin etmek bile olabilir)?
2) insanın Tanrıya ihtiyacı var mıdır?
3) Evreni yaratan Tanrı ise, bu Tanrı evrenin içinde midir, dışında mıdır?
4) Akıl, mantık ve bilimle çözemediğimiz her olguyu tanrıya mı mal etmeliyiz yoksa ısrarla çözmeye mi çabalamalıyız?

teşekkürler...

düşünsel
19-07-2011, 16:19
sevgili deistic,

bunun gibi bir tane yazı vardı. işte su linkte:

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8825 (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8825)

Deistic Thought
19-07-2011, 16:25
sayın Deistic Though;

özetlersek, deistler Kur-an'da anlatılan Tanrı kavramına inanmaz demişsiniz.

bir dönem ben de deisttim.
müslümanlığı terketmiştim ama "yaratıcı tanrı" kavramını terkedememiştim.

Not: şu anda panteistim (pan-enteist değil).

bir deistin vermesi gereken cevaplar şunlar olmalıdır:

1) Tanrının insana ihtiyacı var mıdır (egosunu tatmin etmek bile olabilir)?
2) insanın Tanrıya ihtiyacı var mıdır?
3) Evreni yaratan Tanrı ise, bu Tanrı evrenin içinde midir, dışında mıdır?
4) Akıl, mantık ve bilimle çözemediğimiz her olguyu tanrıya mı mal etmeliyiz yoksa ısrarla çözmeye mi çabalamalıyız?

teşekkürler...

1- Yoktur. Egosunu tatmin etmek ihtiyacı teizmin hayal ürünü tanrılarında vardır.
2- Olabilir. İnsanına göre değişir. Psikolojik olarak konuşmak veya sığınmak istediği tanrıya ihtiyaç duyabilir. Soyutsal olarak.
3- Bunun cevabı yoktur.
4- Evrimin nasıl olduğu çözsek bile, dediğim gibi tek hücreli bir canlıdan insan gibi aklını kullanan bir zeki canlıya aşamalı olarak nasıl ilerlediğimizi anlasak bile, bunların nasıl olabildiği soru işareti kalmaktadır. Aynı şekilde dünya'nın konumunu bilsek bile, nasıl bu kadar mükemmel bir yerde güneşin etrafından tesadüfen yerleştiğini açıklamak zordur. Ay bile olmasa, dünya'nın hali vahimdir. Bu kadar detay ve ince ince düşünülmüş şeylere tesadüfen gibi basit bir kelimeyle açıklanmamaktadır.

Tanrı vardır ama insan onu algılayamaz, yada algılamaya çalışabilir.

Olimpiyat
19-07-2011, 16:38
. Aynı şekilde dünya'nın konumunu bilsek bile, nasıl bu kadar mükemmel bir yerde güneşin etrafından tesadüfen yerleştiğini açıklamak zordur. Ay bile olmasa, dünya'nın hali vahimdir. Bu kadar detay ve ince ince düşünülmüş şeylere tesadüfen gibi basit bir kelimeyle açıklanmamaktadır.


Öncelikle deizme yatkın bir insanım..yani ateizm ile deizm arasında gidip geliyorum.

Yalnız yukarıdaki örneğiniz için bir şey demek istiyorum.kendimi ifade edebilir miyim bilmiyorum.

Mesela Dünya ve Ay ve Güneş'ten bahsetmişsiniz..Hassas dengelerden vs..

Güneş in başka boyutlarda olduğu, daha başka bir uydumuzun olduğu ya da olmadığı bir Dünya da yaşıyor olabilirdik, belki başka bir galakside...

yani sayısız yıldız / gezegen var..sayısız galaksi kümeleri içinde..bunlardan herhangi birinde hayatın oluşması için zaten bir denge şart..yani ortam hazır olacak ki, hayatta oluşsun..böyle bir durumda, nerede hayat oluşmuş olursa , oradaki canlılar(düşünebilen canlılar), bu tesadüf olamaz diyecektir..
Şu sınırsız evrende, sayısız galaksi kümeleri içindeki sayısız yıldız gezegen vs..içinde bir tanesinde böyle bir hayatın oluşması istatistiğe ters midir?

YasasinBilim
19-07-2011, 16:42
1- Yoktur. Egosunu tatmin etmek ihtiyacı teizmin hayal ürünü tanrılarında vardır.
2- Olabilir. İnsanına göre değişir. Psikolojik olarak konuşmak veya sığınmak istediği tanrıya ihtiyaç duyabilir. Soyutsal olarak.
3- Bunun cevabı yoktur.
4- Evrimin nasıl olduğu çözsek bile, dediğim gibi tek hücreli bir canlıdan insan gibi aklını kullanan bir zeki canlıya aşamalı olarak nasıl ilerlediğimizi anlasak bile, bunların nasıl olabildiği soru işareti kalmaktadır. Aynı şekilde dünya'nın konumunu bilsek bile, nasıl bu kadar mükemmel bir yerde güneşin etrafından tesadüfen yerleştiğini açıklamak zordur. Ay bile olmasa, dünya'nın hali vahimdir. Bu kadar detay ve ince ince düşünülmüş şeylere tesadüfen gibi basit bir kelimeyle açıklanmamaktadır.

Tanrı vardır ama insan onu algılayamaz, yada algılamaya çalışabilir.

sevgili dostum,

son derece dürüstçe cevaplar verdiğin için teşekkür ederim.

okuyucular için kendi görüşlerimi eklemek istiyorum.

2) bazı insanların Tanrı'ya olan ihtiyacı, Tanrı kavramını yaşatmıştır. Teistler (bir dine inananlar) için de, deistler (bir dine inanmayıp sadece tanrıya inananlar) için de bu ihtiyaç Tanrı kavramını beslemiştir.

Tanrıya ihtiyaç olmadan da zorlukların üstesinden gelinebiliyor. Hatta bu, insanı daha güçlü yapıyor.

3) Bu sorunun cevabının olmaması, deizmi zayıflatmakta, agnostizmin (Tanrı vardır veya Yoktur, bu bilinemez) kapısını aralamaktadır.

Deistlikten sonra, bir dönem agnostik olmama sebep olan da bu 3. sorudur.

Fakat, yanıtsız bir soruyla yaşamak beni uzun süre rahatsız etmiştir.
Şu anda kabullenmiş olduğum felsefe (panteizm) beni tatmin etmektedir.

panteizm'den kısaca bahsedecek olursam,

1) Tanrı ve Evren kavramları, farklı kavramlar değildirler. Evren=Tanrıdır.
2) Evren cansız bir varlık değildir. Fizik kuralları çerçevesinde, mikrokosmosta da, makrokosmosta da bir organizma gibi davranır.
3) Evrenin, fizik kuralları dışında metafizik kuralları da vardır.
Bir dindarın duasının kabul olması, bir kahve falının çıkması, telepati, uzağı görme vs bu kuralların içindedir. Bilimin henüz açıklayamadığı, ama açıklamak için uğraştığı bu kurallar da evrenin özelliklerinden biridir.

Not: parantez içindeki açıklamaları, bu konulara yeni olan misafir üyeler için yapıyorum.

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 17:07
Bir deist, cinsiyetçilik yapıp kadınları aşağılayan tanrıya inanmaz.
Bir deist, kendi gibi düşünmeyen insanlara hakaret eden tanrıya inanmaz.
Bir deist, insanların ilişkileriyle kafayı bozmuş bir tanrıya inanmaz.
Bir deist, insanları kendine çekmek için tahrik edici ayetlere (nebe 33) gereksinim duyan tanrıya inanmaz.
Bir deist, kol bacak kesin gibi emirler veren tanrıya inanmaz.
Bir deist, mantıkla çelişen kitaplar yollayan bir tanrıya inanmaz.
Bir deist, kendi ego tatminleri için insanları kullanan tanrıya inanmaz.

Deistler her şeyi yaratan mutlak bir tanrı kavramına inanır. Bu, bakteri gibi tek hücreli basit bir canlının, ta insana kadar dönüşmesinde etkin rol oynayan tanrıdır. Deistler, tesadüf gibi basit bir şeyle ilişkilendirilemeyecek büyük olayların arkasında ki tanrıya inanır.

deistin tanrısının, muhammedin tanrısından bir farkını göremiyorum.

muhammedin tanrısı , muhammedin keyfine göreydi.
senin tanrın da senin keyfine göre.
çıkıp sana nasıl biri olduğuna dair birşeyler anlatıyorsa, işin orasını bilemem.

kendini ortaya koyamamış,
varlığı salt inancın konusu olmaya mahkum,
hayalürünü bir içerik.

Khaos
19-07-2011, 17:10
sevgili dostum,

son derece dürüstçe cevaplar verdiğin için teşekkür ederim.

okuyucular için kendi görüşlerimi eklemek istiyorum.

2) bazı insanların Tanrı'ya olan ihtiyacı, Tanrı kavramını yaşatmıştır. Teistler (bir dine inananlar) için de, deistler (bir dine inanmayıp sadece tanrıya inananlar) için de bu ihtiyaç Tanrı kavramını beslemiştir.

Tanrıya ihtiyaç olmadan da zorlukların üstesinden gelinebiliyor. Hatta bu, insanı daha güçlü yapıyor.

3) Bu sorunun cevabının olmaması, deizmi zayıflatmakta, agnostizmin (Tanrı vardır veya Yoktur, bu bilinemez) kapısını aralamaktadır.

Deistlikten sonra, bir dönem agnostik olmama sebep olan da bu 3. sorudur.

Fakat, yanıtsız bir soruyla yaşamak beni uzun süre rahatsız etmiştir.
Şu anda kabullenmiş olduğum felsefe (panteizm) beni tatmin etmektedir.

panteizm'den kısaca bahsedecek olursam,

1) Tanrı ve Evren kavramları, farklı kavramlar değildirler. Evren=Tanrıdır.
2) Evren cansız bir varlık değildir. Fizik kuralları çerçevesinde, mikrokosmosta da, makrokosmosta da bir organizma gibi davranır.
3) Evrenin, fizik kuralları dışında metafizik kuralları da vardır.
Bir dindarın duasının kabul olması, bir kahve falının çıkması, telepati, uzağı görme vs bu kuralların içindedir. Bilimin henüz açıklayamadığı, ama açıklamak için uğraştığı bu kurallar da evrenin özelliklerinden biridir.

Not: parantez içindeki açıklamaları, bu konulara yeni olan misafir üyeler için yapıyorum.

saygılar...

aynı iddiam panteizmin tanrısı içinde geçerli.

tanrı ve evren kavramları tamamen farklı kavramlardır.
evren, gözlemlenebilen, varlığını ortaya koyan bir bütünlüğün özel adıdır.
tanrı ise nedir, bilemiyorum.
bu kavram yaratıcısı olan insan teki tarafından içeriklendiriliyor.

en ilginç ksım ise,
evrenin fizik kuralları kadar metafizik kuralları da vardır cümlesi.
özellikle bu cümle tartışmaya açılmalı.
metafizik.
sizler bu kavramın neyi işaret ettiğini zannediyorsunuz.

kafasikarisik
19-07-2011, 17:36
Deistler, tesadüf gibi basit bir şeyle ilişkilendirilemeyecek büyük olayların arkasında ki tanrıya inanır.
Müsli leri bitirdik şükürallah, sıra deistlere geldi sanırım. Ne tesadüfü? Allam yaa..:)

YasasinBilim
19-07-2011, 17:52
aynı iddiam panteizmin tanrısı içinde geçerli.

tanrı ve evren kavramları tamamen farklı kavramlardır.
evren, gözlemlenebilen, varlığını ortaya koyan bir bütünlüğün özel adıdır.
tanrı ise nedir, bilemiyorum.
bu kavram yaratıcısı olan insan teki tarafından içeriklendiriliyor.

en ilginç ksım ise,
evrenin fizik kuralları kadar metafizik kuralları da vardır cümlesi.
özellikle bu cümle tartışmaya açılmalı.
metafizik.
sizler bu kavramın neyi işaret ettiğini zannediyorsunuz.

sevgili Khaos;

ne zaman işin ucu metafiziğe dayansa dikenlerini çıkarıyorsun :)
metafizik deneyimleri olan milyonlarca insan var.

bunların %99'u palavra bile olsa %1'lik kısmı gerçektir.
metafizik olaylar karşısında bir açıklama getiremeyen bir bilim camiası var.

Telepati deneyleri var, CIA'nin medyumlarla çalıştığı ve pek çok olayın çözümünde sonuç aldığına dair belgeler var.
Bilim camiası metafizik olgusunu reddetmiyor, aksine bunları araştırıp fizik bilimine dahil etmeye çalışıyor. Açıklanamayan fiziksel olaylar metafizik olarak kalmaya devam edecektir.

2004'te Endonezya'daki Tsunami felaketinde 250 binin üzerinde insan ölmüştür.
Ölen hayvan sayısı ise 100'ü geçmemiştir ve çoğu kaçamayan hayvanlar olmuştur. Çünkü tsunamiden hemen önce hayvanlar (filler, kuşlar, köpekler vs.) yüksek bölgelere kaçmışlardır. Bilim camiası bunu açıklamak için hala uğraşıyor ve henüz sonuç elde edemedi.

Herkes bir yana, bizzat şahit olduğum metafizik olaylar var, ve kimseyi bu deneyimlerimin gerçek olduğu konusunda iknâ etmeye de çalışmam.

Not:
Çevremdeki dindarlarla din konusunda tartışmalar yaparken (islamın bir palavra olduğunu onlara anlatırken) en çok karşılaştığım sorular metafizik deneyimler hakkında olmuştur. Sırf yaşadığı deneyimleri bir tanrı'nın varlığına yoran, hatta bunu Kur-an'la ilişkilendiren çok sayıda dindar var. Bu olayların metafizik olduğunu, ilkel Afrika, Zelenda kabilelerinde bile gerçekleştiğini söylediğimde ancak ikna oluyorlar.

saygılar...

murted
19-07-2011, 18:09
Ölen hayvan sayısı ise 100'ü geçmemiştir ve çoğu kaçamayan hayvanlar olmuştur. Çünkü tsunamiden hemen önce hayvanlar (filler, kuşlar, köpekler vs.) yüksek bölgelere kaçmışlardır. Bilim camiası bunu açıklamak için hala uğraşıyor ve henüz sonuç elde edemedi.

Sakın onlar bizim duyamadığımız frekanstaki sesleri duyuyor, hissedemediğimiz titreşimleri hissediyor olmasınlar?

%1 falan da değil, buyrun bunu okuyun.

Medyumluk ve Bilimsellik (http://www.dusuncedunyasi.net/dusunce_dunyasi/bilimsel-kuskuculuk/medyumluk-ve-bilimsellik/)

Nickinizin hakkını verin. :)

YasasinBilim
19-07-2011, 18:48
Sakın onlar bizim duyamadığımız frekanstaki sesleri duyuyor, hissedemediğimiz titreşimleri hissediyor olmasınlar?

%1 falan da değil, buyrun bunu okuyun.

Medyumluk ve Bilimsellik (http://www.dusuncedunyasi.net/dusunce_dunyasi/bilimsel-kuskuculuk/medyumluk-ve-bilimsellik/)

Nickinizin hakkını verin. :)

Sevgili Murted;

verdiğiniz Link, hiç bir belgeye dayanmadan kaleme alınmış bir makaledir.
benim için değeri 0 (sıfır) dır.

National Geograpic gibi bir kanal bununla ilgili bir sürü belgesel yayımladı. Hem de bu vakalara birer kulp takma gayretiyle. Röportaj yaptıkları o kadar bilimadamından bir tanesi çıkıp ta bunları reddedemedi.

gelelim benim şahit olduğum vakalardan bir kaçına.

ikişer yıl arayla beslediğim 2 köpek, belediye kurşunlarıyla öldürüldü (Tasmaları yok diye). ve bu köpekler, ölümlerinden 2-3 gün önce yemek yemeyi bıraktılar, onlara götürdüğüm 1. kalite etleri bile toprağa gömüp burunlarıyla üstlerini kapattılar. Bu köpeklerin biri Malatya'da diğeri Ankara'daydı. tıpa tıp aynı davranışı gösterdikten birkaç gün sonra öldürüldüler.

17 Ağustos'ta saat 01'gibi arkadaşımdan çıkıp eve gidiyordum. Apartmana girip yukarı çıkarken merdiven boşluğundan aşağı baktım. 10-15 kadar kedi, zemin katta toplanmışlardı. bir anlam veremedim. saat 03 gibi de deprem oldu.

ABD'de telepati eğitimi almış, nişanlı bir çift tanıyorum. kız başka bir odaya geçiyor, biz başka bir odada atlastaki Türkiye haritasından bir yer seçiyoruz. Erkek, elini o noktaya koyuyor. Bu arada kimse kimseyle konuşmuyor. Kıza sorduğumuzda, nişanlısının haritada elini koyduğu yeri söylüyor (sesleniyor) ve biliyor.

kimseden bunlara inanmasını beklemiyorum (ben yaşadım çünkü).

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 18:51
sevgili Khaos;

ne zaman işin ucu metafiziğe dayansa dikenlerini çıkarıyorsun :)
metafizik deneyimleri olan milyonlarca insan var.

bunların %99'u palavra bile olsa %1'lik kısmı gerçektir.
metafizik olaylar karşısında bir açıklama getiremeyen bir bilim camiası var.




sevgili dostum

sen, adına islam denen savsata karşısında en güçlü argümöana sahip başlıklardan birinin sahibisin bu sitede.

ki o başlık açıldıktan sonra bütün gücümle o başlığpa emek verdiğimin de şahidisin.

metafizik kavramına hangi, anlamı yüklediğinizi zaten bu nedenle sormuştum.

ortada deneyim varsa, metafizik yoktur.
fizik vardır.
çünkü deneyim vardır.

metafizik kavramı aristodan bu yana oldukça talihsiz bir geçmişe sahip.
ve emin ol, sırf bu kavramın tarihsel süreç içindeki içerik değişimini tartışmak bile bu başlığı fazlasıyla aşar.

bazılarına sık sık hatırlatmak zorunda kaldığım bir cümleyi sana da hatırlatmak zorunda kalmak benimm için üzücü.
ancak;
kavramların gündelik, sözlük ve terminolojik anlamları vardır.
metafizik kavramı cinler periler gibi uyduruk varlıkların yaşadığı varsayılan başka evrenleri işaret etmez.

felsefeye ait bir terim olarak, soyutlamayı işaret eder.
modern zamanlarda, diyalektik materyalizm gibi daha gelişmiş felsefeler tarafından ise,
nesnel olmayan ÖNKABUlleri işaret edecek biçimde kullanılır.

soyut varlıklar olmadığı gibi metafizik varlıklar da yoktur.
çünkü soyut ve metafizik kelimeleri günlük dildeki anlamlarından farklıdır felsefede.

fiziğin zıttı metafizik olmadığı gibi, soyutun zıttı da somut değildir.
dolayısıyla metafizik OLAY diye bir cümle tutarsızdır.
bir olaydan bahsedilebilmek ancak o olayın fizik olmasıyla mümkündür.

klasik felsefede,
olumlu anlamda,
fiziğin insanzihnindeki yansımalarına metafizik,
somutun yansımasına ise soyut denirdi.

ancak bu anlamlar da dinamik tirler ve zaman içinde değişmişlerdir.
ben diyalektik materyalist felsefeden yola çıkarak metafizik kavramını , evrenle uyumsuz soyutlama ve kavramsallaştırmaların tamamını içerecek biçimde kullanıyorum.

son tahlilde cinler periler ve tanrılar da buna dahil edilebilir olsalarda,
bu kavramlar bundan çok daha fazlasına ilişkindir.

bir deistin/panteistin gözünde tanrı başlığı bence tutarsız.
olsa olsa bir deistin/panteistin kafasında/hayalinde/imgeleminde tanrı daha uygun olurdu.

YasasinBilim
19-07-2011, 19:02
Sevgili Khaos;

ben bu tür olayları hiç bir zaman cinlere, perilere, tanrıya vs. yormadım.
bunlar yaşanmış deneyimlerdir.

Zamanın izafi oluşu, beynimizde ne işe yaradığı bilinmeyen bölgelerin oluşu vs.
günün birinde bilimadamları bunları çözeceklerdir, zaten uğraşıyorlar.

Hele telepati, öğretilebilir bir yetenek bile olmaya başladı.
bilimadamları telepatinin şaşırtıcı sonuçlarını kabul ediyorlar, iknâ oluyorlar ama altında yatan gerçeği henüz çözemiyorlar. bana kalırsa çözmeleri de an meselesidir.

ama metafiziği külliyen reddetmek, ortaçağda Galileo'yu aforoz etmekle aynıdır.

Metafiziği reddetmeniz için bu tür olayları fizikle açıklayabiliyor olmanız gerekir.

saygılar...

Meraklı33
19-07-2011, 19:06
ama metafiziği külliyen reddetmek, ortaçağda Galileo'yu aforoz etmekle aynıdır.

Metafiziği reddetmeniz için bu tür olayları fizikle açıklayabiliyor olmanız gerekir.

saygılar...

Katılıyorum. Metafiziksel olayları yaşayan insanları gerizekalı sınıfına sokan insanların, kendini üstün gören ben kurtuldum diyen teistlerden bir farkı yok.

Khaos
19-07-2011, 19:09
Sevgili Khaos;

ben bu tür olayları hiç bir zaman cinlere, perilere, tanrıya vs. yormadım.
bunlar yaşanmış deneyimlerdir.

Zamanın izafi oluşu, beynimizde ne işe yaradığı bilinmeyen bölgelerin oluşu vs.
günün birinde bilimadamları bunları çözeceklerdir, zaten uğraşıyorlar.

Hele telepati, öğretilebilir bir yetenek bile olmaya başladı.
bilimadamları telepatinin şaşırtıcı sonuçlarını kabul ediyorlar, iknâ oluyorlar ama altında yatan gerçeği henüz çözemiyorlar. bana kalırsa çözmeleri de an meselesidir.

ama metafiziği külliyen reddetmek, ortaçağda Galileo'yu aforoz etmekle aynıdır.

Metafiziği reddetmeniz için bu tür olayları fizikle açıklayabiliyor olmanız gerekir.

saygılar...

sevgili dostum

aynı kavramsal hatayı devam ettirmek zorunda değilsin.
telepati diye bir şey şayet varsa,
o zaman bu fizik bir olaydır.
nasılının açıklanamıyor olması onu metafizik yapmaz.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik

bu linkte metafiziğin kaba tanımını bulabilirsin.

metafiziği redetmek ne demektir hala anlayabilmiş değili,m.
ben metafizik kavramın ı yanlış kullandığını söylüyorum.

metafizik bilimin açıklayamadığı ancak bir gün açıklayabileceği şey değildir.
böyle bir tanım yok.

telepati vs gibi şeyler şayet gözlemlenebiliyorsa/deneyimlenebiliyorsa bunların olsa olsa fizik açıklamaları olur.
metafizik açıklama demek, fiziksel olarak açıkalanamayan şeylerin açıklaması demek değildir.

lütfen kavram üzerine kısa bir inceleme yap.
söylediklerim netleşecektir.

Dark_Prince
19-07-2011, 19:11
Bildiğim kadarıyla telekinezinin fiziksel olduğu söyleniyor bilim tarafından(yanlışsa düzeltiniz),telepatiye gelince artık bilim bile yapmaya başladı telepatiyi.Düşünce okuma adına büyüka adımlar atıldı.Düşünce ile hareket eden makineler emekleme döneminde.

İnsanın da en teknolojik makina olduğunu düşünürsek,insanda bu yeteneklerin olması hiç şaşırtıcı değildir.Örneğin insanın gözü bir kameraya oranla çok çok yüksek çözünürlüktedir.Fakat insanlar da yavaş yavaş aynı çözünürlüğe yaklaşmayı başarıyorlar.Bence bu yeteneklerin ruh ile ilgisi olmaya bilir en azından durugörü ve astral seyehat gibi paranormal olaylara da bilimsel bir açıklama getirilse tıpkı telekinezi ve telepatiye olduğu gibi ben de zaten direk ateist olurum.

Rüyalar da ruhsal sanılıyordu fakat bilim ilerleyince öğrendikki ruh ile ilgisi yokmuş.Kısacası insanın fiziksel olarak böyle yeteneklerinin bulunması olasıdır.İnsan çok gelişmiş bir makinedir.Kamera icat edilmezden öncede insanın gözü mükemmel bir çözünürlükteydi aynı şekilde zaman makinesi icat edilmedi fakat insan zaman makinesi de olabilir.

Khaos
19-07-2011, 19:15
Katılıyorum. Metafiziksel olayları yaşayan insanları gerizekalı sınıfına sokan insanların, kendini üstün gören ben kurtuldum diyen teistlerden bir farkı yok.

buyur burdan yak.

kardeşim ben hepinize tek tek felsefe öğretmeye mecbur falan değilim.

metafiziksel olay nedir ya.
fizik olay olur.
fizikdışı olay olmaz.
olsa bile sizin bundan haberiniz olmaz.
açıklanamayan bir şeyler varsa; bu onların fizikdışı olduğunu değil, sadece açıklanamadığını gösterir.
gerçi sizin açıklanamadığını iddia ettiğiniz martavalların çok basit açıklamasını ben biliyorum.
ancak yaşasın bilimi severim.
kırmak istemiyorum.

önce gidin metafizik nedir bir öğrenin bakalım.

Dark_Prince
19-07-2011, 19:20
buyur burdan yak.

kardeşim ben hepinize tek tek felsefe öğretmeye mecbur falan değilim.

metafiziksel olay nedir ya.
fizik olay olur.
fizikdışı olay olmaz.
olsa bile sizin bundan haberiniz olmaz.
açıklanamayan bir şeyler varsa; bu onların fizikdışı olduğunu değil, sadece açıklanamadığını gösterir.
gerçi sizin açıklanamadığını iddia ettiğiniz martavalların çok basit açıklamasını ben biliyorum.
ancak yaşasın bilimi severim.
kırmak istemiyorum.

önce gidin metafizik nedir bir öğrenin bakalım.

Kesinlikle katılıyorum rüyaya da fizik ötesi denildi zamanında fakat şimdi fizik ötesi olmadığını biliyor ve bilimsel açıklama yapabiliyoruz.Aynı şey diğer paranormal olaylar için de olacaktır.Şuan bilim fiziksel olarak açıklayamadığı(o kadar ileri olmadığı) için fizik ötesiler fakat ileride açıklanacaklar.Tıpkı telekinezi ve telepati de olduğu gibi.

Meraklı33
19-07-2011, 19:25
buyur burdan yak.

kardeşim ben hepinize tek tek felsefe öğretmeye mecbur falan değilim.

metafiziksel olay nedir ya.
fizik olay olur.
fizikdışı olay olmaz.
olsa bile sizin bundan haberiniz olmaz.
açıklanamayan bir şeyler varsa; bu onların fizikdışı olduğunu değil, sadece açıklanamadığını gösterir.
gerçi sizin açıklanamadığını iddia ettiğiniz martavalların çok basit açıklamasını ben biliyorum.
ancak yaşasın bilimi severim.
kırmak istemiyorum.

önce gidin metafizik nedir bir öğrenin bakalım.

1. Kalk felsefe öğret diyen olmadı sana.
2. Günümüzde fizik her şeyi açıklamaya yetmiyor ki bunu sen de demişsin. Bu açıklanamayan olayları da açıklanana dek metafizik başlığı altında toplayabiliriz. Açıklanırsa metafizik ortadan kalkar, açıklanamazsa açıklanana dek metafizik başlığı altında kalmaya devam eder.
3. Bunda esip gürleyecek bir durum yok.

Natan
19-07-2011, 19:30
Deizmi oldum olası sevmedim. Ben tesitken " ya teist olacaksın ya ateist, arası yok bu işin " derdim. Deistler tanrıya inanıyor. Bu tanrı hakkında biraz bilgi verebilirler mi acaba? Nasıl bir Tanrı'dır ? Ayrıca Onun hakkında söylediklerinizin doğruluğunu ve gerçekliğini gösterebilir misiniz?

Ben şöyle bir tanrıya inanıyorum diyen kişi, bunu neye yada hangi bilgiye göre söylüyor. Yoksa söyledikleriniz, içi boş bir fantezi mi? Ben etlisine sütlüsüne karışmayan, muhteşem zekası olan, gökkuşağı renklerine sahip görünmez, yaratıcı bir zürafaya inanıyorum. Herşeyin sebebi odur, diyorum. Görünmez zürafa____Evet, kesinlikle!

Şimdi, ben mi bu görünmez, mistik zürafa fikrini yarattım yoksa o zürafa mı benim de içinde bulunduğum evreni yarattı?

"Tanrı, yaratıcı güç, kadir-i mutlak" işte tam da idealistlerin safsataları..Ne yazıkki bazı arkadaşlarımız utangaç idealist oyunlar oynadığının farkında değil.:smash:

Khaos
19-07-2011, 19:30
1. Kalk felsefe öğret diyen olmadı sana.
2. Günümüzde fizik her şeyi açıklamaya yetmiyor ki bunu sen de demişsin. Bu açıklanamayan olayları da açıklanana dek metafizik başlığı altında toplayabiliriz. Açıklanırsa metafizik ortadan kalkar, açıklanamazsa açıklanana dek metafizik başlığı altında kalmaya devam eder.
3. Bunda esip gürleyecek bir durum yok.

açıklanamayan fizik olayları açıklanana kadar metafizik başlığı altında toplamaya kalkarsan,
birazcık felsefe bilenlerin hepsi sana bi tarafıyla güler.

açıklanamayn fizik olayları altında toplayabileceğin yegane başlık, açıklanamayan fizik olaylar başlığıdır.
çünkü metafizik olaylar diye bir olay türü yoktur.

metafizik ise senin/sizin zannettiğinizden çok öte terminolojik bir kavramdır.

komik durumlara düşmeyesiniz diye karınca kararınca birikimlerimizi paylaşıyoruz burda.
link te koyduk ki biraz olsun fikir saibi olun diye.

kaale alınmıyorsa hiç yazmayalım bari.

YasasinBilim
19-07-2011, 19:33
Arkadaşlar;

metafiziğin ne olduğunu gayet iyi biliyorum.
bu nedenle parapsikoloji kelimesini özellikle kullanmadım.

yazdığım mesajlarda da hep şunu vurguladım: "bilim bunu ergeç çözecektir".

bilimin fizikle açıklayamadığı olaylara "metafizik" dedim. hatta, metafizik kelimesi bile sorgulamaya değer. metafizik=fizik ötesi.

benim görüşüme göre, fizik ötesi diye bir şey yoktur, her şey fizikle açıklanabilme potansiyeline sahiptir. ama maalesef, metafizik kelimesi yerleşmiştir.

insan, bilmediği şeye saygı duyar (bazıları da tapar). bir illüzyon numarası o illüzyoniste saygı duymamıza yol açar. ama illüzyon deşifre olunca o saygı ortadan kalkar.

telepati yeteneği gibi daha pek çok metafizik (kimilerine göre parapsikolojik) olay fiziğin şemsiyesi altına girecektir. yeter ki bilimadamları, açıklayamadıkları olayları ruhani bir güce maletmesinler. zaten öyle de yapmıyorlar (ülkemizdeki otçu profesörler hariç)

saygılar...

Dark_Prince
19-07-2011, 19:37
Deizmi oldum olası sevmedim. Ben tesitken " ya teist olacaksın ya ateist, arası yok bu işin " derdim. Deistler tanrıya inanıyor. Bu tanrı hakkında biraz bilgi verebilirler mi acaba? Nasıl bir Tanrı'dır ? Ayrıca Onun hakkında söylediklerinizin doğruluğunu ve gerçekliğini gösterebilir misiniz?

Ben şöyle bir tanrıya inanıyorum diyen kişi, bunu neye yada hangi bilgiye göre söylüyor. Yoksa söyledikleriniz, içi boş bir fantezi mi? Ben etlisine sütlüsüne karışmayan, muhteşem zekası olan, gökkuşağı renklerine sahip görünmez, yaratıcı bir zürafaya inanıyorum. Herşeyin sebebi odur, diyorum. Görünmez zürafa____Evet, kesinlikle!

Şimdi, ben mi bu görünmez, mistik zürafa fikrini yarattım yoksa o zürafa mı benim de içinde bulunduğum evreni yarattı?

"Tanrı, yaratıcı güç, kadir-i mutlak" işte tam da idealistlerin safsataları..Ne yazıkki bazı arkadaşlarımız utangaç idealist oyunlar oynadığının farkında değil.:smash:

Ben Tanrı'ya hiçliklten varlık olamayacağı için inanıyorum.Benim için 2 seçenek vardır ya Tanrı ya da Sonsuz Evren.Eğer evren sonsuzsa tanrım da o olur.Elbetteki tapmam tanrıdan nefret ederim ama eğer evren ise cidden yüreğime su serpilir çünkü bilinçli ruhsal bir tanrı çok tehlikeli.Bize istediğini yapabilir ve dünyaya bakarsak da tam bir sadist.

Zaten deistler de tanrıya tapmazlar,tanrı vardır deyip geçerler.Varmış ya da yokmuş iplemez onları.

Şuan düşüncelerim ateizme kaynaya başladı çünkü açıklanamaz dediğim herşeyin fiziksel olarak açıklaması yapılmaya başlandı.

telepati yeteneği gibi daha pek çok metafizik (kimilerine göre parapsikolojik) olay fiziğin şemsiyesi altına girecektir. yeter ki bilimadamları, açıklayamadıkları olayları ruhani bir güce maletmesinler. zaten öyle de yapmıyorlar (ülkemizdeki otçu profesörler hariç)

saygılar...

Telepatinin fizik şemsiyesi altına girdiğini düşünüyorum çünkü artık fiziksel olarak,fiziksel makinelerle zihin okuyabiliyoruz bilimsel olarak.Hatta düşünceyle çalışan makineler yapılmaya bile başlandı.Bu da telepatinin fiziksel olduğuna kanıt değil midir?

Meraklı33
19-07-2011, 19:40
açıklanamayan fizik olayları açıklanana kadar metafizik başlığı altında toplamaya kalkarsan,
birazcık felsefe bilenlerin hepsi sana bi tarafıyla güler.

açıklanamayn fizik olayları altında toplayabileceğin yegane başlık, açıklanamayan fizik olaylar başlığıdır.
çünkü metafizik olaylar diye bir olay türü yoktur.

metafizik ise senin/sizin zannettiğinizden çok öte terminolojik bir kavramdır.

komik durumlara düşmeyesiniz diye karınca kararınca birikimlerimizi paylaşıyoruz burda.
link te koyduk ki biraz olsun fikir saibi olun diye.

kaale alınmıyorsa hiç yazmayalım bari.

Metafizik fizik ötesi anlamına gelmiyor mu? Ontoloji, teoloji vs. tüm bunlar metafiziğe girmiyor mu? Peki bunların mantıklı açıklaması yapılana kadar bu başlık altında kalması niye bu kadar sorun oluyor? Paylaştığın linki görmedim, görsem okurum körü körüne bir şeyi savunmyorum burda. Daha doğrusunu öğrenene kadar benim için en doğru budur. Öyle olsa başta teist kalırdım. Ama böyle kırıcı olmana gerek yok. Bir şey öğrenmek için girdim bu foruma, nickimden de belli olduğu gibi meraklıyım ve elbette sorguluyorum.

Natan
19-07-2011, 19:41
"insan, bilmediği şeye saygı duyar"

"Tanrı, görünmez yaratıcı güç " fikrine neden saygı duyalım.??? Sen hiç tanrıyı gördün mü? Tanrı'nın insanlarla konuştuğuna şahit oldun mu? Bunu yaptığını söyleyen insanlara zaten inanmıyorsun. Fakat kalkıp da hem "tanrı vardır" diyeceksin kesin bir yargıya varıp hem de "bilmediğimiz bir şey" nitelemesinde bulunaaksın. Yunanlıların yarattığı tanrılara neden saygı duymuyorsun mesela? Yada hinduların? , müslümanların? Onlar da senin inandığın gibi bir yaratıcı var diyorlar.


Neye göre bunu söylüyorlar? O tanrıları KİM yarattı? İnsanoğlu. Peki sen hangi türdensin? Sen ne idda ediyordun?

YasasinBilim
19-07-2011, 19:44
arkadaşlar;

hepimiz nerdeyse aynı düşüncedeyiz. aramızda çok az fark var.

bütün bu tartışmalara yol açan "Metafizik" kelimesinin yanlışlığıdır.

Teoloji bile bu kavrama dahil edilmişse "Metafizik" yerine başka bir terim kullanmak icap ediyor.

saygılar..

Natan
19-07-2011, 19:46
"Zaten deistler de tanrıya tapmazlar,tanrı vardır deyip geçerler.Varmış ya da yokmuş iplemez onları."


-Tanrı vardır.
-Ölümden sonra hayat vardır. ( şöyledir, böyledir ..)
-Şeytanlar, cinler ve benzeri görünmez varlıklar vardır.
-Bizi uzaylılar yaratmıştır.

gibi safsata idaları sıralayalım. Bu tür "vardır" lı açıklamayı kim neye göre yapıyor? Çok afedersiniz ama "kafasına göre" değil mi? Bir şeyin varlığından bahsedecekseniz bu apaçık ortada olmalıdır. Fizik ötesi bir şey: kesin vardır önermesi yanlıştır. Tamamen İNANÇtır. Gerçekliği ve bilimselliği yoktur.

Ayrıca yaşasınbilim dostum;

Hayır ben deist üyelerimizle aynı fikirde değilim ve olamam da.

YasasinBilim
19-07-2011, 19:53
Sevgili Natan;

kendi düşüncenden olmayanlara karşı neden bu kadar saldırgansın?

deizme inanan arkadaşlar gerekçelerini açıkladılar zaten.
bilimle açıklanmayan pek çok olay varken bir Tanrı kavramına ihtiyaç duymaları doğal değil mi?

Bu olaylar açıklandığına ateist olacaklarını bile söylediler.

Bu başlıktaki 2. mesajımda panteist olmamın gerekçelerini yazmıştım.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=398399&postcount=6

Bu gerekçelere itirazlarınızı (metafizik dışındakiler) merak ediyorum.

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 19:54
metafizik kavramı her türlü mistik savsatayı içine tıkıştırmaya kullanışlı bir hale gelmiş.

kavramı ilk kullanan aristo (bazılarına göre öğrencileri) bu kavramla bunları kastetmiyor.

bugün adına felsefe denen şeyin konusunu kastediyor.
yani iyi/kötü ahlak nedir.
güzel/çirkin estetik nedir.
varlık/kavram nedir gibi.

görüldüğü gibi, tanımlanamayan olaylarla ilgili değil bu kavram.
zihinsel olarak tartışılan şeylerle ilgili.

bu kavramın tüm bileşik biçimleri ise tamamen martavala dönmüş drumda.

mesela metafizik alem tamlaması.

bu tamlamanın felsefedeki metafizik ile uzak yakın alakası yok.
çünkü öyle bir alem yok.
bi tane alem var.
o da fizik alem.

zaten diyalektik materyalizm bu kavramı tümden mahkum etmiştir.

temelsiz varsayımlar anlamında kullanmıştır.
ki bu biçimde kullanmak aristoya atfedilen biçimiyle kullanmaktan çok daha makuldur.

çoookk boktan bir kavram.
tamemen idealist yanılsamalara çanak tutan bir kavram.

bu kavramı bir tarafa bırakıyorum.

hadi diyelim ki telepati gözlemlenebiliyor.
şayet gözlemlenebiliyorsa bu tek kelimeyle fiziktir.

peki deistin yada panteistin tanrısına ilkişkin hangi tanımlanamayan gözleminiz var.
bakın özellikle tanımlanamayan diyorum.

benim her türlü tanrıya ilişkin bir tane ortak gözlemim var.

insan tarafından yaratılıp içerik verilen somutta hiç bir şeyi işaret etmeyen,
tamamen hatalı bir soyutlamanın adı tanrı.
yani sadece bir kavram.
içi boş bir kavram.

Dark_Prince
19-07-2011, 19:55
"Zaten deistler de tanrıya tapmazlar,tanrı vardır deyip geçerler.Varmış ya da yokmuş iplemez onları."


-Tanrı vardır.
-Ölümden sonra hayat vardır. ( şöyledir, böyledir ..)
-Şeytanlar, cinler ve benzeri görünmez varlıklar vardır.
-Bizi uzaylılar yaratmıştır.

gibi safsata idaları sıralayalım. Bu tür "vardır" lı açıklamayı kim neye göre yapıyor? Çok afedersiniz ama "kafasına göre" değil mi?

Valla onları bilemem ama ben sadece ve sadece hiçlikten varlık olamayacağı için tanrıya inanıyorum.Hiçlikten varlık olamayacağına göre önümüzde sadece iki seçenek yok mu;

1.Tanrı,
2.Sonsuz evren.

Bugün bilim evrenin sonsuz olduğu görüşünde bende buna kaymaya başladım.Çünkü açıklanamaz dediğim herşey fiziksel olarak açıklanmaya başladı.Durugörü ve birkaç tanesi daha var onlar da açıklandığı zaman direk ateistim.Yani sonsuz evren görüşüne tabiyim.

Cinler benzeri görünmez varlıklar -bana göre- evren sonsuzsa olabilir.Çünkü bildiklerimiz bu dünyadan ibaret evrenin öte yanlarında ne gibi maddeler-elementler olduğunu vb. bilmiyoruz.Artık insanoğlu bile görünmez olma yolunda adımlar atıyor diğer varlıklar neden atamasın?Tabiki görmediğin birşeye var demek de abes kaçar yani olasılık olması onu var yapmaz.

Ben şimdilik inanıyorum hepsine sonrasında nolur bilemem,büyük ihtimalle ateizme kayacam ama hayat bu...

YasasinBilim
19-07-2011, 20:03
sevgili DarkPrince,

ateizme kaymadan önce bir panteizme uğra bence ;-)

sorularının cevapları orda var.

ateizm, bu evrenin nerden geldiğini açıklayamıyor ve müslümanların kıytırık önermeleriyle başedemiyor.

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 20:06
sevgili dark prince

hiçlik diye bir 'şey' yoktur.
hiçlik bir soyutlamadır.
varlıktan soyutlanmış zihinsel bir kategoridir.
varlığın olmaması durumunu ifade etmek üzere soyutlanmış bir kavramdır.
dolayısıyla gözlemlenen değil kurgulanan bir şeyi işaret eder.
sadece kafamızda hayalettiğimiz bir şeyi.

siz hiçliği gördünüzmü.
hayır.
o halde varlığın hiçlikten nasıl türediği tuhaf iddiasını niye çözümlemeye kalkıyorsunuz ki.
böyle bişey yok.varlık hiçlikten mi türedi de, varlık hiçlikten nasıl türedi diyebilelim.
bunu kim söylüyor.
bing bangin protestan versiyonları mı.

soru saçma olursa cevapların da kaderi bellidir.

bakın size, tanrı nasıl hiçlikten meydana geldi diye soruyormuyum.
sormam.
çünkü bu soru saçmalıktır.

çünkü tanrı yok.
hiçlik de yok.

ama varlık var.
nasıl meydana geldi sorusu absürttür.

çünkü öncesinde bir hiçlik olduğu varsayımı metafizikdir.
işte metafizik tam olarak budur.

verlık hep var.
hiçlik ise varlığın öncesi değil,
varlığın tersinden niteliğidir.

nasıl ki boşluk zihinsel bir kategori ise,
hiçlik de öyledir.
bu kısmı anladığınızda hiç bir şeye tanrı deme ihtiyacınıuz da kalmayacak.

evrene de tanrı demeye ihtiyacınız olmayacak.

Natan
19-07-2011, 20:17
kendi düşüncenden olmayanlara karşı neden bu kadar saldırgansın?- Y.B.

Hayır yaşasın bilim. Ben kendi düşüncemden olmayanlara karşı saldırgan bir uslup kullanmıyorum. Kelimelerimi seçerken becerebildiğimce özenle davranıyorum. Kimseyi kırmak da istemem.

" bilimle açıklanmayan pek çok olay varken bir Tanrı kavramına ihtiyaç duymaları doğal değil mi?"

Son derece doğal bir davranış bu. Dünya insanlığına bak; geçmişte yaşamış insan yığınlarını da düşün. Tanrı yada tanrılar yaratıp, bu yarattıkları kavramın kulu- kölesi oldular. Fakat bilimle henüz açıklanamayan olayları tanrı gibi maymuncuk anahtaıyla çözmeye çalışırsan bilimden çıkmış, fantezi yapmış olursun. Fantezilerin de ancak senin beyninin düşüncesidir; gerçek değildir.

Henüz bilinmeyen olgular "tanrı"larla açıklanamaz. Örnek verelim. Dinoların tam olarak nasıl yok olduğu net bilinmiyor. Elbette çeşitli fikir ve teoriler mevcut; bilim insanları araştırıyor. Şimdi biz dinoların nasıl yok olduğunu bilmiyoruz diye " tanrı Thetan" hepsini helak etti diyebilir miyiz?

Eğer bu düşünceyi (inancı) dile getiriyorsak bu gerçekten de böyle olduğu anlamına gelmez. Ancak ve ancak uydurmadır. Ki tanrı düşüncesi insan beyninin ürettiği bir fikirdir. Bu fikirlerin GERÇEK olmasını beklemeyin.

" Bu olaylar açıklandığına ateist olacaklarını bile söylediler."

Ateist olmakla ilgili bir durum değil bu. Asıl mesele henüz bilinmeyen bir durum karşısında işin içine ruhi yaratıkları karıştırmanız. Elinizde kanıt yok. Ben deistlere (teistlere) diyorum ki inandığınız ve gerçek olduğunu söylediğiniz tanrı'nın ismi Thetan'dır. Hadi bana inanın. Ben Onun isminin Thetan olduğunu söylüyorum. Neden inanmıyorsunuz? Bu önermenin tamamen benim beynimin ürettiği bir fikir olduğunu bildiğinizden.

Bilinmeyenler karşısında ruh ve benzeri yaratıklara başvuracağınıza bilimsel bir tutum sergileyin; susalım, metafizik yargılardan uzaklaşalım ve bu işi biliminsanlarına bırakalım.

Ben canlılığın tam olarak nasıl başladığını bilmiyorum. Üretilen sağlam teorilere karşı da çıkamam çünkü gerçekleştirilen bir deney var. Bakınız, teoriler yanlış da olabilir, fakat gözlemlenen veriler yanlış değildir. Bu durum karşısında Natan ne yapacak? Dinoların nasıl yok olduğunu yada hayatın tam olarak nasıl başladığını bilmediği için ruhlara, tanrılara yada tanrıçalara mı inanacak?

Bilimde inanç yoktur. Açıklama yoksa kafasından uydurmak yerine, susmalı ve bilim insanlarını beklemelidir.

YasasinBilim
19-07-2011, 20:25
Sakın onlar bizim duyamadığımız frekanstaki sesleri duyuyor, hissedemediğimiz titreşimleri hissediyor olmasınlar?

...

Nickinizin hakkını verin. :)

Keşke öyle olsaydı. Bir metafizik olay daha tarihe karışırdı.
NatGeo'da 3 gün önce bununla ilgili bir belgesel vardı.

Bir sürü hayvan üzerinde ultra-sound testleri yaptılar. sonuç koca bir fiyasko.
bu önsezinin sesle falan alakası yok.

Deprem konusundaki önsezileri bir biçimde çözülecektir. ama köpeklerimin kendi ölümlerini 2-3 gün önceden sezmiş olmaları sesle, elektromanyetizmayla falan açıklanamaz.

saygılar...

YasasinBilim
19-07-2011, 20:28
sevgili Natan;

son yazdıklarına aynen katılıyorum.

saygılar...

Greatestlieevertold
19-07-2011, 20:45
benim kedi ne depremden önce ne de deprem sırasında hiç oralı bile olmadı malesef :) oturduğu yerden kalkmaya bile tenezzül etmedi. benide hayal kırıklığına uğrattı bu umursamazlığı.

nat. geo da hayaletler ile ilgili, vampirler yada birçok alakasız şeyle iligli testler yapan bir program var. unuttum o programın adını, acaba ondan mı bahsediyorsun? uzun saçlı bi adam var genellikle o anlatıyo programı.

Olimpiyat
19-07-2011, 21:29
Bugün bilim evrenin sonsuz olduğu görüşünde bende buna kaymaya başladım.Çünkü açıklanamaz dediğim herşey fiziksel olarak açıklanmaya başladı.Durugörü ve birkaç tanesi daha var onlar da açıklandığı zaman direk ateistim.Yani sonsuz evren görüşüne tabiyim.


Evrenin sonsuz olduğu ile ilgili kaynaklar var mı?
merak ettiğim için soruyorum.

Khaos
19-07-2011, 21:45
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/pdfdosya/plazmaevren.pdf

http://www.sonsuz.us/?q=node/1031

http://www.turandursun.com/forumlar/archive/index.php/t-9549.html

Olimpiyat
19-07-2011, 22:08
ilk linki okudum diğerlerini de bir okuyayım ama ben evreni sonlu biliyordum..
(sınırsız fakat sonlu)

diğerlerine de bir bakayım

YasasinBilim
19-07-2011, 22:15
benim kedi ne depremden önce ne de deprem sırasında hiç oralı bile olmadı malesef :) oturduğu yerden kalkmaya bile tenezzül etmedi. benide hayal kırıklığına uğrattı bu umursamazlığı.

nat. geo da hayaletler ile ilgili, vampirler yada birçok alakasız şeyle iligli testler yapan bir program var. unuttum o programın adını, acaba ondan mı bahsediyorsun? uzun saçlı bi adam var genellikle o anlatıyo programı.

Yapma be kardeş;

o bahsettiğin çocuklar için gündüz saatlerinde yayınlanan bir program.

Benim bahsetiğim "Bilimin Ta Kendisi" (Naked Science) idi sanıyorum. akşam 21'de yayınlanmıştı.

senin kedi umrumda değil. hangi şehirdeydin, depremi ne kadar hissettiniz bilmiyorum.

Uşak'ta UFO gören insanlara, kayseri'den "meteoroloji balonudur o" diyen profesörümüzden farkınız nerede? ben yalan mı söylüyorum?

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 22:17
ilk linki okudum diğerlerini de bir okuyayım ama ben evreni sonlu biliyordum..
(sınırsız fakat sonlu)

diğerlerine de bir bakayım


benim bu konuda bir fikrim yok.
yok çünkü bilgi düzeyimin çok üstünde.
sadece bu konunun taraflarını kabaca tanıtmak adına link koydum.
şu yada bu teorinin taraftarı değilim.

bence çözüm öncelikle kavramların analizinde yatıyor.

sonlu yada sonsuz ne demektir.
hiçlik ne demektir.
zaman ne demektir.

tamamı tartışmalı.
bu tartışmaları görmezden gelmemek adına şu ya da bu düşünceye ait herhangi bir link koyabilirdim.
yine de plazma evren modeline karşı sempatim olduğunu,
büyük patlama modelinin ise kozmolojiyi dejenere ettiğine dair fikrimi itraf etmeliyim.

Neva
19-07-2011, 22:59
Bildiğim kadarıyla telekinezinin fiziksel olduğu söyleniyor bilim tarafından(yanlışsa düzeltiniz),telepatiye gelince artık bilim bile yapmaya başladı telepatiyi.Düşünce okuma adına büyüka adımlar atıldı.Düşünce ile hareket eden makineler emekleme döneminde.

İnsanın da en teknolojik makina olduğunu düşünürsek,insanda bu yeteneklerin olması hiç şaşırtıcı değildir.Örneğin insanın gözü bir kameraya oranla çok çok yüksek çözünürlüktedir.Fakat insanlar da yavaş yavaş aynı çözünürlüğe yaklaşmayı başarıyorlar.Bence bu yeteneklerin ruh ile ilgisi olmaya bilir en azından durugörü ve astral seyehat gibi paranormal olaylara da bilimsel bir açıklama getirilse tıpkı telekinezi ve telepatiye olduğu gibi ben de zaten direk ateist olurum.

Rüyalar da ruhsal sanılıyordu fakat bilim ilerleyince öğrendikki ruh ile ilgisi yokmuş.Kısacası insanın fiziksel olarak böyle yeteneklerinin bulunması olasıdır.İnsan çok gelişmiş bir makinedir.Kamera icat edilmezden öncede insanın gözü mükemmel bir çözünürlükteydi aynı şekilde zaman makinesi icat edilmedi fakat insan zaman makinesi de olabilir.

Kesinlikle haklisin sevgili Dark_Prince, hepsi maddenin/maddeye etkisi(fizik kurallari) ile ilgilidir. Ve beyin kullanimina iliskindir. Yani tencere tava bukerken, astral seyahat yaparken, ileri durugoru yaparken, telekinezi vs. tek kullandiginiz kendi anatominizdir.

Fakat istisnasiz herkeste ayni sonuclar ve basari alinamadigindan, resmi bilim kabul edilmemektedir.

Deistic Thought
19-07-2011, 23:02
Deizmi oldum olası sevmedim. Ben tesitken " ya teist olacaksın ya ateist, arası yok bu işin " derdim. Deistler tanrıya inanıyor. Bu tanrı hakkında biraz bilgi verebilirler mi acaba? Nasıl bir Tanrı'dır ? Ayrıca Onun hakkında söylediklerinizin doğruluğunu ve gerçekliğini gösterebilir misiniz?

Ben şöyle bir tanrıya inanıyorum diyen kişi, bunu neye yada hangi bilgiye göre söylüyor. Yoksa söyledikleriniz, içi boş bir fantezi mi? Ben etlisine sütlüsüne karışmayan, muhteşem zekası olan, gökkuşağı renklerine sahip görünmez, yaratıcı bir zürafaya inanıyorum. Herşeyin sebebi odur, diyorum. Görünmez zürafa____Evet, kesinlikle!


deizmi teizme benzetmekten ne zaman vazgeçeceksiniz? deizm inancında tanrının idealleri ve kuralları falan mı var? bir din midir size göre deizm? tanrı şöyledir böyledir diyelim. sadece yaratıcı bir tanrı olduğuna inanıyorum. bu kadar. zürafaymış bizonmuş geçiniz bunları.

peki siz tanrının kesinkes olmadığını neye bağlıyorsunuz? her şeyi ve tüm evrenin nasıl oluştuğunu tamamen çözdünüz mü? ''ben bunların hepsini anladım, ahanda tanrı yok, sen inançlı kardeş! zürafa bak uçuyor haha'' demeden önce açıklayın da bilelim. siz deizme saygı duymayabilirsiniz, ben ateizme saygı duyarım ama deizme saldıran ''en doğrusunu ben biliyorum'' diyen ateist arkadaşlarımıza değil.

Deistic Thought
19-07-2011, 23:05
deistin tanrısının, muhammedin tanrısından bir farkını göremiyorum.

muhammedin tanrısı , muhammedin keyfine göreydi.
senin tanrın da senin keyfine göre.
çıkıp sana nasıl biri olduğuna dair birşeyler anlatıyorsa, işin orasını bilemem.

kendini ortaya koyamamış,
varlığı salt inancın konusu olmaya mahkum,
hayalürünü bir içerik.

te allam.

tabi biz deistler cihad yapıyoruz, kendi şeriatımız var kol bacak doğruyoruz, bize inanmayanları aşağılıyoruz, kadınları hor görüyoruz, doğru. ikisinin farkı yok :crazy:

Neva
19-07-2011, 23:09
Keşke öyle olsaydı. Bir metafizik olay daha tarihe karışırdı.
NatGeo'da 3 gün önce bununla ilgili bir belgesel vardı.

Bir sürü hayvan üzerinde ultra-sound testleri yaptılar. sonuç koca bir fiyasko.
bu önsezinin sesle falan alakası yok.

Deprem konusundaki önsezileri bir biçimde çözülecektir. ama köpeklerimin kendi ölümlerini 2-3 gün önceden sezmiş olmaları sesle, elektromanyetizmayla falan açıklanamaz.

saygılar...

Yalniz sorun olan tum hayvan alemini tursel bakimdan ayni sanmaktir. Bu sebeple fiyasko demek pek gerceklik barindirmaz. Evcillestirilmis hayvanla, dogadaki ozgun sartlarinda yasayan hayvan fazlasiyla farklidir.

Ayrica dogadaki hayvanlarin bizler gibi kiyafet, ayakkabi, corap vs. kullanmadigini goz onune alirsak, ortamdaki elektrigi bir nevi bizden daha iyi algiladiklari mantiklidir.

Veya su altindaki canlilarin "su"'yun iletkenligini dibine kadar deneylemislikleri gercektir.

Kopeklerinize iliskin;

Bu hayvanlara dair populasyon kontrolu ile de aciklaniyordu hatirladigim kadariyla.. Belki ispat olmasa da dusunsel anlamda fikir verebilir.

http://www.stanford.edu/group/stanfordbirds/text/essays/Population_Dynamics.html


http://www.unipr.it/arpa/mirror/pubs/pdffiles/ferrari/Review%20Aggression%20EJP%202005.pdf

http://www.globalpolitician.com/2695-sex

YasasinBilim
19-07-2011, 23:16
Yalniz sorun olan tum hayvan alemini tursel bakimdan ayni sanmaktir. Bu sebeple fiyasko demek pek gerceklik barindirmaz. Evcillestirilmis hayvanla, dogadaki ozgun sartlarinda yasayan hayvan fazlasiyla farklidir.
...



sayın Neva;

sadece evcil hayvanlarla deney yapıldığını da nerden çıkardınız.

O belgeselde gergedanlar, filler, kaplanlar da deneye tabi tutuldular.
o belgesele, YouTube'da falan denk gelirsem linkini gönderirim size.
verdiğiniz linklere bakıyorum bu arada.

YasasinBilim
19-07-2011, 23:22
Sayın neva;

verdiğiniz linkler kel-alaka.

benim köpeklerimin ölümü hissetmeleriyle hiç bir bağlantısı yok.

bir tanesi hayvan göçlerinden, bir tanesi primatlardaki homoseksüellikten bahsediyor.

siz iyi misiniz?

akıl sağlığınız yerinde mi?

Neva
19-07-2011, 23:26
te allam.

tabi biz deistler cihad yapıyoruz, kendi şeriatımız var kol bacak doğruyoruz, bize inanmayanları aşağılıyoruz, kadınları hor görüyoruz, doğru. ikisinin farkı yok :crazy:

Sayin Deistic Thought ;

Ikisinin arasinda pek bir fark olmayisinin bir gerekcesi de su;

Ornegin bugun Turkiye'deki bir kisim inanir da cihad yapmiyor, kol bacak dogramiyor, kadini hor gormuyor, ibadetleri yapmiyor vs.. Ama bu insanlar da musluman ve inaniyor. Yani hepsini ayni sepete koyamayiz muslumanlar diye..

Veya okyanus otesinde muslumanliga gecmis biri de, ayni davranislari sergilemeyebiliyor.

Bu anlamda teizm'den fazla bir farki var denilemez, deizm'in.

Zira tanri modeli size kalmis, istediginiz gibi modelleyebilirsiniz.

Greatestlieevertold
19-07-2011, 23:26
Yapma be kardeş;

o bahsettiğin çocuklar için gündüz saatlerinde yayınlanan bir program.

Benim bahsetiğim "Bilimin Ta Kendisi" (Naked Science) idi sanıyorum. akşam 21'de yayınlanmıştı.

senin kedi umrumda değil. hangi şehirdeydin, depremi ne kadar hissettiniz bilmiyorum.

Uşak'ta UFO gören insanlara, kayseri'den "meteoroloji balonudur o" diyen profesörümüzden farkınız nerede? ben yalan mı söylüyorum?

saygılar...

istanbulda 9. katta hissedilir bir şekilde sallamıştı neyse, uyurken bile camdan giren sineği anında fark eden kedinin deprem sırasında veya öncesindeki aymazlığı idi beni üzen

benimde zamanında meteoroloji balonu görmüş olma ihtimalim yüsek ilk başta bu ne acep diyip.

sizin yalan söylediğinizi söylemedim ama kendimce yaptığım çıkarım belki köpeğinizi kaybettiğiniz için olan duygusallığınız yüzünden yada belki bu tür metafizik diye anlandırdığınız şeylere kafa yormanızdan dolayı, sonuçtan sebeplere giderken olaya bu tür bir açıklama getirmiş olmanız?

naked science in o bölümünde geçenleri hatırlıyorsanız bölüm ismi olmasa bile belki izleme fırsatı bulabiliriz net üzerinden. naked science in loch ness canavarı ile ilgili bölümüde olduğunu düşünürsek aslında bölümün içeriği ve vurgulanan konuyu daha iyi anlayabilirdik izleyerek.

http://channel.nationalgeographic.com/series/naked-science/2671/Overview#tab-Videos

buradan bakabiliyormuşuz episode kısmından isimler var.

Saygılar.

istatistik
19-07-2011, 23:33
Dünyada meydana gelen her olay fizik kuralları içerisinde gerçekleşir. Bu nedenle kişisel görüşüm metafizik diye bir şeyin olmadığı yönünde.

Hayvanların depremden önce alışılmışın dışında hareket ettiklerini söyleyen bir makaleye BURADAN (http://www.animalsandearthquakes.com/survey.htm) ulaşılabilir. İddia edildiği gibi alışılmışın dışında hareket eden hayvan sayısı %15 (200 katılımcıdan 30'u) kadardır. Burada hayvanın türü ve duyarlılığı devreye girerek böyle bir ayrım yaratmış olması ihtimali yüksektir. Eğer iddia edildiği gibi metafizik bir olgu yaşanıyor olsa bundan tüm hayvanların etkilenmesi gerekmektedir.

Bunun dışında depremden önce hayvan davranışlarını inceleyen ya da depremi önceden tahmin etmeyi deneyen araştırmacıların yürüttüğü pek çok bilimsel çalışma vardır. Hiç bir bilimsel dayanağı olmayan metafiziksel olgular ile işin içinden sıyrılmak ve bu çalışmaları görmezden gelmek en başta bu araştırmacılara büyük haksızlıktır. Ayrıca henüz kesin bir yargıya varılamamış olması durumun metafizik olduğunu hiçbir şekilde kanıtlamaz. Bir kaç çalışmayı yazacak olursak:

Unusual Animal Behavior Before Earthquakes: A Review of Possible Sensory Mechanisms. (http://www.agu.org/pubs/crossref/1981/RG019i002p00247.shtml)
Earthquake Prediction by Animals: Evulation and Sensory Perception (http://bssa.geoscienceworld.org/cgi/content/abstract/90/2/312)

Özellikle ikinci olarak verdiğim makale ilgi çekici olabilir. Yukarıda sayın Neva'nın da belirttiği gibi evrimsel süreç içerisinde yaşanan değişimler sismik ya da herhangi bir uyarıcının algılanmasında farklıklara sebep olabilir. İlk verdiğim kaynakta bazı hayvanlarda alışılmışın dışında hareketler görülürken diğerlerinde olmaması da bu iddiayı destekler niteliktedir.

Neva
19-07-2011, 23:37
Sayın neva;

verdiğiniz linkler kel-alaka.

benim köpeklerimin ölümü hissetmeleriyle hiç bir bağlantısı yok.

bir tanesi hayvan göçlerinden, bir tanesi primatlardaki homoseksüellikten bahsediyor.

siz iyi misiniz?

akıl sağlığınız yerinde mi?

Sayin YasasinBilim ;

Ben size o linkleri kel alaka olarak verdim zaten.

Size yazdigim mesaji okudunuz mu? Lutfen donun ve linklerin hemen ustundeki cumlemi bir daha okuyun.

Dedim ki ; Bu hayvanlara dair populasyon kontrolu ile de aciklaniyordu hatirladigim kadariyla.. Belki ispat olmasa da dusunsel anlamda fikir verebilir.

Benim akil sagligim yerinde, ancak sizin okudugunuzu anlamakta sanirim sorununuz var.Kopeklerinize iliskin hissedis diye acikladiginiz sey bir cesit algidir. Ve psikoloji kavrami ile aciklanir.Hayvan psikolojisi de denir buna ayni zamanda.

Siz akil sagligi yerinde olan biri olarak, ozgun/vahsi dogada yasayan hayvanla, evcil/evcillestirilmis hayvan pskilojisini, tepkilerini, veya bir nevi algilarini ayni kefede degerlendirir misiniz? Dogadaki hayvan goc eder, evcillestirdiginiz hayvan goc eder mi?

Siz bana bir Salmon'un kilometrelerce yolculuktan sonra dogdugu yere donup yumurtasini birakip olmesini nasil aciklarsiniz, durum olarak?

TurkceRap
19-07-2011, 23:41
deistin tanrısının, muhammedin tanrısından bir farkını göremiyorum.

muhammedin tanrısı , muhammedin keyfine göreydi.
senin tanrın da senin keyfine göre.
çıkıp sana nasıl biri olduğuna dair birşeyler anlatıyorsa, işin orasını bilemem.

kendini ortaya koyamamış,
varlığı salt inancın konusu olmaya mahkum,
hayalürünü bir içerik.



Keyfiyet bunun neresinde?

Bizim kitabımız, dinimiz, diyanetimiz, ...mız ...miz mi var?

BEn de bir deistim, TANRI ile ilgili birçok şeyin bilinemeyeceğini düşünüyorum, DOlayısıyla Agnostisizmin Bilinmezlik prensibini deist çerçevede kabul ediyorum.

Tabi her ne akıma kendinizi yakın görüyorsanız buna saygım sonsuz, fakat, Bu evrende ateizmin mataryalizm algısıyla oldu bittiye getirilemeyecek kadar çok şey olduğunu düşünüyorum.

Neva
19-07-2011, 23:42
Dünyada meydana gelen her olay fizik kuralları içerisinde gerçekleşir. Bu nedenle kişisel görüşüm metafizik diye bir şeyin olmadığı yönünde.

Hayvanların depremden önce alışılmışın dışında hareket ettiklerini söyleyen bir makaleye BURADAN (http://www.animalsandearthquakes.com/survey.htm) ulaşılabilir. İddia edildiği gibi alışılmışın dışında hareket eden hayvan sayısı %15 (200 katılımcıdan 30'u) kadardır. Burada hayvanın türü ve duyarlılığı devreye girerek böyle bir ayrım yaratmış olması ihtimali yüksektir. Eğer iddia edildiği gibi metafizik bir olgu yaşanıyor olsa bundan tüm hayvanların etkilenmesi gerekmektedir.

Bunun dışında depremden önce hayvan davranışlarını inceleyen ya da depremi önceden tahmin etmeyi deneyen araştırmacıların yürüttüğü pek çok bilimsel çalışma vardır. Hiç bir bilimsel dayanağı olmayan metafiziksel olgular ile işin içinden sıyrılmak ve bu çalışmaları görmezden gelmek en başta bu araştırmacılara büyük haksızlıktır. Ayrıca henüz kesin bir yargıya varılamamış olması durumun metafizik olduğunu hiçbir şekilde kanıtlamaz. Bir kaç çalışmayı yazacak olursak:

Unusual Animal Behavior Before Earthquakes: A Review of Possible Sensory Mechanisms. (http://www.agu.org/pubs/crossref/1981/RG019i002p00247.shtml)
Earthquake Prediction by Animals: Evulation and Sensory Perception (http://bssa.geoscienceworld.org/cgi/content/abstract/90/2/312)

Özellikle ikinci olarak verdiğim makale ilgi çekici olabilir. Yukarıda sayın Neva'nın da belirttiği gibi evrimsel süreç içerisinde yaşanan değişimler sismik ya da herhangi bir uyarıcının algılanmasında farklıklara sebep olabilir. İlk verdiğim kaynakta bazı hayvanlarda alışılmışın dışında hareketler görülürken diğerlerinde olmaması da bu iddiayı destekler niteliktedir.



Bunlara ilaveten baslibasina davranis bilimi diye birsey var. Akil sagligi yerinde olan her insan bunu bilir.

Meraklı33
19-07-2011, 23:44
istanbulda 9. katta hissedilir bir şekilde sallamıştı neyse, uyurken bile camdan giren sineği anında fark eden kedinin deprem sırasında veya öncesindeki aymazlığı idi beni üzen

Aynı durum bende de oldu. 8. katta oturuyorum. Kedim dediğiniz gibi giren sineği bile fark ediyor fakat depremi hissetmedi, önceden sezmedi ve hatta deprem olurken benim ayak ucumda yatıyordu. Sonrasında da yatmaya devam etti.

Tabii burdan çıkıp genel bir yargıya varmıyorum kimse yanlış anlamasın.

SHADOWofGODonEARTH
19-07-2011, 23:49
Keyfiyet bunun neresinde?

Bizim kitabımız, dinimiz, diyanetimiz, ...mız ...miz mi var?

BEn de bir deistim, TANRI ile ilgili birçok şeyin bilinemeyeceğini düşünüyorum, DOlayısıyla Agnostisizmin Bilinmezlik prensibini deist çerçevede kabul ediyorum.

Tabi her ne akıma kendinizi yakın görüyorsanız buna saygım sonsuz, fakat, Bu evrende ateizmin mataryalizm algısıyla oldu bittiye getirilemeyecek kadar çok şey olduğunu düşünüyorum.

Afrika'da açlıktan ölen çocukları da sizin tanrınız mı yaratıyor?
bir tanrı varsa, çoktan ölmüştür...

Neva
19-07-2011, 23:51
Aynı durum bende de oldu. 8. katta oturuyorum. Kedim dediğiniz gibi giren sineği bile fark ediyor fakat depremi hissetmedi, önceden sezmedi ve hatta deprem olurken benim ayak ucumda yatıyordu. Sonrasında da yatmaya devam etti.

Tabii burdan çıkıp genel bir yargıya varmıyorum kimse yanlış anlamasın.


Sayin Merakli33 ;

Sezmemesi cok normal, zira doganizda yasiyor o hayvan.. Ozgun dogasinda degil. Yani kalorifer ile isiniyor, yemegi onune geliyor, sevgi fersah fersah, banyo yapiyor, taraniyor, ilaclari veriliyor vs. yasam kalitesi yuksek, dogadaki hayvana gore..

YasasinBilim
19-07-2011, 23:52
... kendimce yaptığım çıkarım belki köpeğinizi kaybettiğiniz için olan duygusallığınız yüzünden yada belki bu tür metafizik diye anlandırdığınız şeylere kafa yormanızdan dolayı, sonuçtan sebeplere giderken olaya bu tür bir açıklama getirmiş olmanız?



ilk köpeğim öldürüldüğünde 8, ikincisi öldürüldüğünde 10 yaşımdaydım.
metafizik olaylara kafa yoran biri değildim. şu anda da değilim.

NatGeo belgesellerini tarıyorum. Türkçe versiyonundan umudum yok ama orijinalini bulacağım muhtemelen.

saygılar...

Khaos
19-07-2011, 23:52
te allam.

tabi biz deistler cihad yapıyoruz, kendi şeriatımız var kol bacak doğruyoruz, bize inanmayanları aşağılıyoruz, kadınları hor görüyoruz, doğru. ikisinin farkı yok :crazy:

bunlar senin farkların
benim bağlamım seninkiyle aynı olmak zorunda değil.

allaana yalvarmak yerine cümlenin sonunu dikkatli okusaydın bağlamımın ne olduunu da anlardın.

muhammedin tanrısı kendi keyfine göreydi.
seninki de senin keyfine göre demiştim.
bilmem anlatabildim mi.

deistmiş.
senin tanrın muhammedinkinden daa sevimli anladık.
sonuçta ikisi de uydurma.
bi farkı var mı.

Meraklı33
19-07-2011, 23:54
Sayin Merakli33 ;

Sezmemesi cok normal, zira doganizda yasiyor o hayvan.. Ozgun dogasinda degil. Yani kalorifer ile isiniyor, yemegi onune geliyor, sevgi fersah fersah, banyo yapiyor, taraniyor, ilaclari veriliyor vs. yasam kalitesi yuksek, dogadaki hayvana gore..

Evet biz de öyle düşünmüştük o zaman, çünkü evde doğdu ve doğal ortamını hiç görmedi.

Khaos
19-07-2011, 23:57
Keyfiyet bunun neresinde?

Bizim kitabımız, dinimiz, diyanetimiz, ...mız ...miz mi var?

BEn de bir deistim, TANRI ile ilgili birçok şeyin bilinemeyeceğini düşünüyorum, DOlayısıyla Agnostisizmin Bilinmezlik prensibini deist çerçevede kabul ediyorum.

Tabi her ne akıma kendinizi yakın görüyorsanız buna saygım sonsuz, fakat, Bu evrende ateizmin mataryalizm algısıyla oldu bittiye getirilemeyecek kadar çok şey olduğunu düşünüyorum.

işte tam da burasında.
bilinemezcilik denen ne idüğü belirsiz dejenere felsefeyi pek ciddiye almam ben.

hala daha neyin bilinemez olduğunu bile izah etmeyi becerebildiklerini, göremedim.

defalarca felsefi terminoloji bağlamında varlık kavramının ne olduğunun izahını yaptım.
hala daha tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemez olduğunu iddia etmeye kalkabiliyorsunuz.

tam bir komedi.

TurkceRap
19-07-2011, 23:58
Sayin Deistic Thought ;

Ikisinin arasinda pek bir fark olmayisinin bir gerekcesi de su;

Ornegin bugun Turkiye'deki bir kisim inanir da cihad yapmiyor, kol bacak dogramiyor, kadini hor gormuyor, ibadetleri yapmiyor vs.. Ama bu insanlar da musluman ve inaniyor. Yani hepsini ayni sepete koyamayiz muslumanlar diye..

Veya okyanus otesinde muslumanliga gecmis biri de, ayni davranislari sergilemeyebiliyor.

Bu anlamda teizm'den fazla bir farki var denilemez, deizm'in.

Zira tanri modeli size kalmis, istediginiz gibi modelleyebilirsiniz.



Herşeyden önce, Deizm de sizin de bildiğiniz üzere (Teist olmayan) felsefelerden biridir.

Deizm ile teizm arasında fazla bir fark yoktur gibi bir cümle pek makul olmaz.

nasılki bir agnostik belki şöyledir, belki böyle diye kendince tahmin yürütebilirse, Her Deist de pek ala kendine göre farklı bir yorum getirebilir.

Örn: kimine göre TANRI bir yaratıcı güçtür, kimine göre Bu Yüce varlık belki TANRI diye isimlendirilemez de hayatın kaynağı olan bir güçtür, kıimine göre TANRI iyi-kötüyü ödüllendirir ya da cezalandırır, kimine göre de TANRI'nın işi sadece yaratmaktır.

Tabi bunlardan bazılarını sallamasyon olarak söylüyorum, ama bintane deist'e sorsanız bintane farklı cevap allabilirsiniz.

Esasen bana göre Deizm ve Agnostisizm arasındaki en bariz ve aslında tek fark Biz Deistlerin bir TANRI var veya bir Yüce Yaratıcı var dememiz, Onun haricinde başka hiçbir şey de kesin konuşmak mümkün değil, sadece yorum yapılabilir.

Dolayısıyla, TEizm ile Deizm'i aynı felsefeye koymak haksızlıktır ve Esasen de Ateistler açısından bakarsak da böyle birşey,Benim felsefem Senin felsefeni döver muhabbetinden başka birşey değildir.

Greatestlieevertold
19-07-2011, 23:59
ilk köpeğim öldürüldüğünde 8, ikincisi öldürüldüğünde 10 yaşımdaydım.
metafizik olaylara kafa yoran biri değildim. şu anda da değilim.

NatGeo belgesellerini tarıyorum. Türkçe versiyonundan umudum yok ama orijinalini bulacağım muhtemelen.

saygılar...

yaşınız itibari ile olaylar hakkında bu tür bir yorum yapmış olmanız size de mantıklı gelmiyor mu? yani ölmeden 3 gün öncesinde davranışları değişmişti dediniz. acaba bu tür bir çıkarım yapmanızın asıl sebebi küçük bir çocuk olarak çok üzülmüş olmanız olabilir mi? olaydan bir süre sonra o birkaç günü düşünürken yanlış bir sonuca varmanızız sebebi olabilir mi?

köpeklerin depremden önce havlaması ile ilgili birşey diyemeyeceğim çünki buralarda nerdeyse her gece sesli bir şekilde havlarlar.

Saygılar

Khaos
20-07-2011, 00:01
HErşeyden önce, Deizm de sizin de bildiğiniz üzere (Teist olmayan) felsefelerden biridir.

Deizm ile teizm arasında fazla bir fark yoktur gibi bir cümle pek makul olmaz.

nasılki bir agnostik belki şöyledir, belki böyle diye kendince tahmin yürütebilirse.

Her Deist de pek ala kendine göre farklı bir yorum getirebilir.

Örn: kimine göre TANRI bir yaratıcı güçtür, kimine göre Bu Yüce varlık belki TANRI diye isimlendirilemez de hayatın kaynağı olan bir güçtür, kıimine göre TANRI iyi-kötüyü ödüllendirir ya da cezalandırır, kimine göre de TANRI'nın işi sadece yaratmaktır.

Tabi bunlardan bazılarını sallamasyon olarak söylüyorum, ama bintane deist'e sorsanız bintane farklı cevap allabilirsiniz.

Esasen bana gmre Deizm ve Agnostisizm arasındaki en bariz ve aslında tek fark Biz Deistlerin bir TANRI var veya bir Yüce Yaratıcı var dememiz, Onun haricinde başka hiçbir şey de kesin konuşmak mümkün değil, sadece yorum yapılabilir.

Dolayısıyla, TEizm ile Deizm'i aynı felsefeye koymak haksızlıktır ve Esasen de Ateistler açısından bakarsak da Benim felsefem Senin felsefeni döver muhabbetinden başka birşey değildir.

keyfi olduğunu ben bundan daha güzel izah edemezdim.
teşekkür ederim.

ateistler açısından bakıldığında ne olduğuna müsaade edersen sen değil biz karar verelim.

sizin bir felsefeniz olduğunu pek sanmıyorum.

siz felsefenin ne olduğunu zannediyorsunuz.

ereninthenature
20-07-2011, 00:06
Uşak'ta UFO gören insanlara, kayseri'den "meteoroloji balonudur o" diyen profesörümüzden farkınız nerede? ben yalan mı söylüyorum?

saygılar...

ben Usakliyim hatta ilcesinden.bu konuya aciklama getirmistim.arkadaslar usagin esme ilcesinin koyunde bu olaydan yaklasik 1 yil sonra altin madeni acildi.genis bir altin reservi bulundu.canada'li bir sirket anlasti devlette cikarmaya basladi.bu uzaylilarda buyuk ihtimal kesif icin gelen bilim adamlariydi ama kimseye gorunmek istemediler.TC'den ote diger maden sirketleriyle yarisiyolar yani.olayin ardinda UFO aramayalim yani.orda o maden varken ben insanin karistigina inaniyorum bu islere.

TurkceRap
20-07-2011, 00:10
işte tam da burasında.
bilinemezcilik denen ne idüğü belirsiz dejenere felsefeyi pek ciddiye almam ben.

hala daha neyin bilinemez olduğunu bile izah etmeyi becerebildiklerini, göremedim.

defalarca felsefi terminoloji bağlamında varlık kavramının ne olduğunun izahını yaptım.
hala daha tanrının varlığının ya da yokluğunun bilinemez olduğunu iddia etmeye kalkabiliyorsunuz.

tam bir komedi.


Sizin ciddiyet anlayışınızı ve standartt varlık tanımınızı bir kenara bırakırsak.

Bilemediğimiz birçok olay ve dolayısıyla ona atfettiğimiz bilinmezlik kavramını açıklayamadığımız birçok olgu için kullanmak zorundayız malesef.

Siz bir Din'in mensubuna TANRI'nın varlığını kanıtlayıp kanıtlamayacağını sorduğunuzda, inandığı dinin terminolojisine göre birtakım argumanlar getirebilir ya da size o zaman sen yokluğunu kanıtla diyebilir ve ne Siz ne o savlarınızı kanıtlayamazsınız, işte burada bilinmezlik devreye girer.

Neva
20-07-2011, 00:10
sayın Neva;

sadece evcil hayvanlarla deney yapıldığını da nerden çıkardınız.

O belgeselde gergedanlar, filler, kaplanlar da deneye tabi tutuldular.
o belgesele, YouTube'da falan denk gelirsem linkini gönderirim size.
verdiğiniz linklere bakıyorum bu arada.

Sayin YasasinBilim;

Link vermenize gerek yok, o yapilan deneylerin turleri benim yasadigim cografya'ya yakin yapiliyor zaten. Gercek bir caribou gordunuz mu birebir bilemem. Ben cokca goruyorum.

Araba surerken, onume yetiskin caribou cikiyor, yetiskin hayvanin agirligi yaklasik 3 ton hatta bazen fazlasi, haraketi yavas dogal olarak.. Hani ben ona carpsam, araba dumduz olur hicbirsey kalmaz. (Kuzey Amerika'da bircok tir ve truck hasat olur hayvanlarin goc zamanlarinda.. Adam kaptirip gider, 4 ton'a carpar. )

Ama yoluma geyik de cikiyor, cabucak atlayip geciyor yolun karsisina..

Simdi ben gozumle gordugum, bizzat sahit oldugum bu farka mi inanayim, sizin dediginize mi, verdiginiz linke mi inanayim?

Bu iki hayvani ozgun dogada olmalarina karsin, ayni olarak algilamam mumkun mu davranis acisindan? Algilayamam, akil sagligim musaade etmez.


Ben salt evcil hayvanlari kastetmedim ki bu nereden cikardiniz?. Siz kendi kopeklerinizden bahsettiginiz icin o linkleri verdim. Dusunup fikir yurutebilirsiniz diye..

Diyorum ki;

Hayvanlari tursel bakimdan(ve bu turlerin tepkileri/davranislari, ozellikleri, yasam alanlari vs.) ayni zannetmek hatadir.

Insanlar da durum ayni sekilde isler. Kendi turunde hasarli olan insan, saglikli insana gore cok daha duyarlidir ve algisini farkli yonde gelistirmistir.

Ornegin gorme ozurlu insanlar, duyma engelli insanlar, otistikler, motor noron hastalari vs..

Bunlarin hepsi ayni olarak kabul kabul edilemez davranis acisindan..

Umarim bu kez ne demek istedigimi anlatabilmisimdir.

TurkceRap
20-07-2011, 00:13
keyfi olduğunu ben bundan daha güzel izah edemezdim.
teşekkür ederim.

ateistler açısından bakıldığında ne olduğuna müsaade edersen sen değil biz karar verelim.

sizin bir felsefeniz olduğunu pek sanmıyorum.

siz felsefenin ne olduğunu zannediyorsunuz.



Sen biz Deistler adına karar vermişsin zaten, Ben sadece yapılanın ne olduğunu söylüyorum.

Dark_Prince
20-07-2011, 00:13
sevgili dark prince

hiçlik diye bir 'şey' yoktur.
hiçlik bir soyutlamadır.
varlıktan soyutlanmış zihinsel bir kategoridir.
varlığın olmaması durumunu ifade etmek üzere soyutlanmış bir kavramdır.
dolayısıyla gözlemlenen değil kurgulanan bir şeyi işaret eder.
sadece kafamızda hayalettiğimiz bir şeyi.

siz hiçliği gördünüzmü.
hayır.
o halde varlığın hiçlikten nasıl türediği tuhaf iddiasını niye çözümlemeye kalkıyorsunuz ki.
böyle bişey yok.varlık hiçlikten mi türedi de, varlık hiçlikten nasıl türedi diyebilelim.
bunu kim söylüyor.
bing bangin protestan versiyonları mı.

soru saçma olursa cevapların da kaderi bellidir.

bakın size, tanrı nasıl hiçlikten meydana geldi diye soruyormuyum.
sormam.
çünkü bu soru saçmalıktır.

çünkü tanrı yok.
hiçlik de yok.

ama varlık var.
nasıl meydana geldi sorusu absürttür.

çünkü öncesinde bir hiçlik olduğu varsayımı metafizikdir.
işte metafizik tam olarak budur.

verlık hep var.
hiçlik ise varlığın öncesi değil,
varlığın tersinden niteliğidir.

nasıl ki boşluk zihinsel bir kategori ise,
hiçlik de öyledir.
bu kısmı anladığınızda hiç bir şeye tanrı deme ihtiyacınıuz da kalmayacak.

evrene de tanrı demeye ihtiyacınız olmayacak.

Sevgili Dostum;

Ben hiçlikten varlık oluşamayacağı için sonsuz yani birşeylerden türememiş kendi kendine hep varolan bir varlığa bağlıyorum varlığın oluşumunu.Bu Tanrı da olabilir Evren de.Eğer evren sonsuzsa buna göre bu evrendir,eğer sonsuz değilse geriye tanrıdan başka seçenek kalmıyor bana göre.

Bu nedenle Tanrı nasıl varoldu gibi bir soru sorulamaz kanaatindeyim çünkü o herneyse(evren ya da ruh) kendinden varolamak zorundadır bununda kanıtı bizim varolmamızdır.Böyle olmasaydı bizde varolamazdık bu nedenle maddenin öncesinde hiçliğin olması mantıken mümkün değildir.

Sanırım aynı görüşteyiz dostum bencede varlığın öncesinde de varlık var hiçlik olması mantıken mümkün değildir.

Evrenin tanrı olması durumu evrenin varlık kaynağı olmasından dolayıdır.Varlık kaynağı herneyse ben ona tanrı diyorum madde de olabilir ruh da.

Sevgiler...

Dark_Prince
20-07-2011, 00:20
Kesinlikle haklisin sevgili Dark_Prince, hepsi maddenin/maddeye etkisi(fizik kurallari) ile ilgilidir. Ve beyin kullanimina iliskindir. Yani tencere tava bukerken, astral seyahat yaparken, ileri durugoru yaparken, telekinezi vs. tek kullandiginiz kendi anatominizdir.

Fakat istisnasiz herkeste ayni sonuclar ve basari alinamadigindan, resmi bilim kabul edilmemektedir.

Bunlara bu kadar bağlanmamın nedeni zamanında benim de Telekinetik-Telepatik deneyimlerimin olmasından dolayıdır dostum.

Ben ateist olsam bile telekinetik enerjimi kullanmaya devam ederim,büyü yapmaya devam ederim :D Sonuçta elektrik enerjisi ne ise telekinetik enerji de odur.Bilim bize herşeyin cevabını verecektir birgün.

Sevgilerimle...

ereninthenature
20-07-2011, 00:33
Bunlara bu kadar bağlanmamın nedeni zamanında benim de Telekinetik-Telepatik deneyimlerimin olmasından dolayıdır dostum.

Ben ateist olsam bile telekinetik enerjimi kullanmaya devam ederim,büyü yapmaya devam ederim :D Sonuçta elektrik enerjisi ne ise telekinetik enerji de odur.Bilim bize herşeyin cevabını verecektir birgün.

Sevgilerimle...

abi astral yolculuk demissiniz telekinezi telepati demissiniz ben muggle miyim yaw???!!!:D

bana niye hic olmuyo bunlar buyu yapiyorum demissin agzim acik kaldi.banada ogretsene:D

Dark_Prince
20-07-2011, 00:38
abi astral yolculuk demissiniz telekinezi telepati demissiniz ben muggle miyim yaw???!!!:D

bana niye hic olmuyo bunlar buyu yapiyorum demissin agzim acik kaldi.banada ogretsene:D

Aslında büyü yapmadım da hiç telekinezi ve telepati yaptım.Orada demek istediğim ateist olsam bile kendimi geliştirmeye,büyüyle uğraşmaya devam ederimdi.Telepati için çalışmadım istemdışı oluyordu.Telekinezi ise çok kolaydır nette dolu yöntem bulabilirsin.

Uzun zamandır telekinezi yapmadığım için güçlerim köreldi fakat tekrar başlamayı düşünüyorum.Büyü de telekineziyle alakalı olduğu için ileri aşamalarda ona da başlayacam.

YasasinBilim
20-07-2011, 00:40
yaşınız itibari ile olaylar hakkında bu tür bir yorum yapmış olmanız size de mantıklı gelmiyor mu? yani ölmeden 3 gün öncesinde davranışları değişmişti dediniz. acaba bu tür bir çıkarım yapmanızın asıl sebebi küçük bir çocuk olarak çok üzülmüş olmanız olabilir mi? olaydan bir süre sonra o birkaç günü düşünürken yanlış bir sonuca varmanızız sebebi olabilir mi?

köpeklerin depremden önce havlaması ile ilgili birşey diyemeyeceğim çünki buralarda nerdeyse her gece sesli bir şekilde havlarlar.

Saygılar

psikolog musun sen kardeşim? çocukluğuma mı ineceksin? ne cüret?

yazdıklarımı okumuyor musun?

ne köpek havlaması? hayal mi görüyorsun?

ya ben yalan söylüyorum, ya sen tek yönlü besleniyorsun.

bu yaşadığım deneyim kimin başına gelse aynı şeyi düşünür normalde.

2 farklı köpek, 1976, 1978 iki farklı yıl. Malatya, Ankara iki farklı şehir.
ama aynı vaka. verilen yiyeceği toprağa gömme ve 3-4 gün içinde tüfekle öldürülme.

bu olaya inanman için ille de senin başına mı gelmeli?

bilimadamları ayda su bulduk diyorlar. inanmak için oraya gidip bakıyor musun (ya da bakmak istiyor musun)?

bana bir daha cevap yazarken daha dikkatli olmanı öneriyorum.

Meraklı33
20-07-2011, 00:42
Aslında büyü yapmadım da hiç telekinezi ve telepati yaptım.Orada demek istediğim ateist olsam bile kendimi geliştirmeye,büyüyle uğraşmaya devam ederimdi.Telepati için çalışmadım istemdışı oluyordu.Telekinezi ise çok kolaydır nette dolu yöntem bulabilirsin.

Uzun zamandır telekinezi yapmadığım için güçlerim köreldi fakat tekrar başlamayı düşünüyorum.Büyü de telekineziyle alakalı olduğu için ileri aşamalarda ona da başlayacam.

Galiba bir sefer astral gibi bir şey yaptım ben. :D Zihin okuma gibi bir yeteneğim olsun daha bir şey istemiyorum. :D

Greatestlieevertold
20-07-2011, 00:49
psikolog musun sen kardeşim? çocukluğuma mı ineceksin? ne cüret?

yazdıklarımı okumuyor musun?

ne köpek havlaması? hayal mi görüyorsun?

ya ben yalan söylüyorum, ya sen tek yönlü besleniyorsun.

bu yaşadığım deneyim kimin başına gelse aynı şeyi düşünür normalde.

2 farklı köpek, 1976, 1978 iki farklı yıl. Malatya, Ankara iki farklı şehir.
ama aynı vaka. verilen yiyeceği toprağa gömme ve 3-4 gün içinde tüfekle öldürülme.

bu olaya inanman için ille de senin başına mı gelmeli?

bilimadamları ayda su bulduk diyorlar. inanmak için oraya gidip bakıyor musun (ya da bakmak istiyor musun)?

bana bir daha cevap yazarken daha dikkatli olmanı öneriyorum.

eğer hiç niyetim olmadığı halde seni rencide ettiysem özür dilemiyorum çünki burada birşeylerden bahsederken biz, sen çocuk yaşında başına gelen birşeyden bahsediyorsun bende bana mantıklı gelen , açıklayıcı olabileceğini düşündüğüm birşeyten bahsediyorum. köpeklerini veya seni aşşağılamıyorum, sakin ol lütfen.

neden bu kadar hiddetlendin, celallendin hiç ama hiç anlamadım. "ne cürret?" ne demek? bence sen hayalperest birisin, kendi hayal alemindesin veya buna benzer bir şey deseydim gene psikologmusun bu ne cürret diyecek miydin? lütfen...

köpeklerin havlaması, genel olarak depremden önce köpeklerin havladığının söylenmesi ile ilgiliydi, senin köpeklerinle herhangi bir alakası yoktu.


"bana bir daha cevap yazarken daha dikkatli olmanı öneriyorum"

hayır normalde hiç takmam böyle sözleri ama sende biraz kafanı topla, okuduklarından orada olmayan anlamlar çıkartmaya çalışma. gayet masum bir yorumun içine ettin.

Greatestlieevertold
20-07-2011, 00:52
Galiba bir sefer astral gibi bir şey yaptım ben. :D Zihin okuma gibi bir yeteneğim olsun daha bir şey istemiyorum. :D

burada mı okumuştum, yoksa burada bir linkte mi videosu vardı hatırlamıyorum, beynin bir bölgesi ve vücuttan ayrılma hissi ile bağlantısından bahsediyordu. eğer bilen var ise söylerse sevinirim.

Dark_Prince
20-07-2011, 01:01
Galiba bir sefer astral gibi bir şey yaptım ben. :D Zihin okuma gibi bir yeteneğim olsun daha bir şey istemiyorum. :D

Doğrudur dostum istem dışı da olabiliyor,hatta yapanların sayısı bir hayli fazla.Olurda çok sabır ister bu işler :D

burada mı okumuştum, yoksa burada bir linkte mi videosu vardı hatırlamıyorum, beynin bir bölgesi ve vücuttan ayrılma hissi ile bağlantısından bahsediyordu. eğer bilen var ise söylerse sevinirim.

Sanırım bu deneyden bahsediyorsun dostum;

http://www.hayatgizemleri.tr.gg/Bilimsel-A%E7%26%23305%3Bdan-Astral-Seyahat.htm

ereninthenature
20-07-2011, 01:06
Aslında büyü yapmadım da hiç telekinezi ve telepati yaptım.Orada demek istediğim ateist olsam bile kendimi geliştirmeye,büyüyle uğraşmaya devam ederimdi.Telepati için çalışmadım istemdışı oluyordu.Telekinezi ise çok kolaydır nette dolu yöntem bulabilirsin.

Uzun zamandır telekinezi yapmadığım için güçlerim köreldi fakat tekrar başlamayı düşünüyorum.Büyü de telekineziyle alakalı olduğu için ileri aşamalarda ona da başlayacam.

ben inanmiyorum arkadas boyle seylere ya.hepsi havada durdum sahitlerim var sacmaligi.bak bu adamdan iyi telekinezi yapan bir adam yok.

n0PPedrFGIA

Dark_Prince
20-07-2011, 01:12
ben inanmiyorum arkadas boyle seylere ya.hepsi havada durdum sahitlerim var sacmaligi.bak bu adamdan iyi telekinezi yapan bir adam yok.

En iyisidir inanmamak bende isterdim bunu.Fakat şarlatanlara inanmak ile karışmasın,bu işler şarlatanı en bol işlerdir.

Neva
20-07-2011, 01:41
Bunlara bu kadar bağlanmamın nedeni zamanında benim de Telekinetik-Telepatik deneyimlerimin olmasından dolayıdır dostum.

Ben ateist olsam bile telekinetik enerjimi kullanmaya devam ederim,büyü yapmaya devam ederim :D Sonuçta elektrik enerjisi ne ise telekinetik enerji de odur.Bilim bize herşeyin cevabını verecektir birgün.

Sevgilerimle...

Sevgili Dark_Prince ;

Turkiye'de nedense gulunc karsilaniyor insanin kendine dair enerji calismalari. Okyanus otesinde daha ciddiye aliniyor. Ufurukculeri ve duzenbazlari kastetmiyorum yalniz, ciddi emek verenlerden bahsediyorum.

Bilim bunu(bahsettiklerinizi) dolayli yoldan acikliyor zaten. Ne yapiyor? Sizin anatominizi cozebildigi kadar cozmus durumda, daha da cozecektir gelecekte.

Resmi bilim olamayasinin sebebi, bilim kurallari geregi, her kiside ayni basari ve sonucun, dogrulanma/yanlislanma alinamamasidir.

Butun bunlari yaparken(calismalari) kendi anatomizden(beyninizden) baska bir seyi kullandiginizi iddia edebilir misiniz?

Beyni tam kapasite calistirma egzersizlerinin veya eyleminin teist, veya ateist olmakla bir ilgisi yok ki? Bu nerden cikti?

Siz madde misiniz? Maddesiniz.

Haydi ruh'u da katalim sizi mi kiracagiz? Ruh gider is biter. X hale gecersiniz yani.

Oldugunuzde toprakta cozunuyormusunuz? Cozunuyorsunuz. Bunun aksini iddia edebilir miyiz? Edemeyiz.


Buzul'da olen biri hemen hemen bozulmadan duruyor mu? Duruyor. E bunu da inkar edemeyiz.

Su altinda olen biri kapali mekanda olmusse(deniz canlilarinin istilasina ugramamissa), ortalama bozulmadan duruyor mu? Duruyor.



Adamin biri kalkip tencere tava gozumuzun onunde bukebiliyor mu(ufurukcu tiplerden bahsetmiyorum, ciddi ilgilenenlerden bahsediyorum)? Bukuyor.

Kadinin biri kalkip ellerindeki enerjiyi kullanarak bas agrinizi alabiliyor mu? Aliyor.

Bir baska telekinezi ustasi, sizi itip kakabiliyor mu? Yapabiliyor.

Evdeki kopeginiz, direk sizin gozunuzun icine yakindan uzun sure bakmaktan kaciyor mu? Kaciyor.

Dogadaki aslanin gozunun icine direk bakabiliyor musunuz? Bakamiyorsunuz.


Alaska'da kocaman bir HAARP istasyonu var mi? Var.

Elektro manyetik dalgalarla veya farkli bombalarla petrol yataklarini degistirebiliyor muyuz? Degistiriyoruz.

Ardindan gelecek mecburi tsunamiyi biliyor muyuz? Biliyoruz. En temel bilgiyle gerek icinde yasadigimiz doga, gerekse kendi bedenimiz basinca programli yapilar.

Kan basinciniz asiri yukseldiginde, kulaginizdan kan akiyor mu, beyin kanamasi korkusuyla hastaneye gidiyor musunuz? Gidiyorsunuz.

Bakin bu orneklerin hepsini bugun bilimsel olarak aciklayabiliyoruz. Kim acikliyor? Biz acikliyoruz, yani insanoglu..

Ve beynimiz gibi, kullanima musait, kusurlu ama guzel bir organimiz var.



Size gore doga kendinizi doyurabilmeniz, icinde yasamaniz, nefes alabilmeniz icin vs. bir unsurken, dogaya gore siz onun varligini idame eden unsurlardan birisinizdir. Tum canlilar yasarken dogaya uygun cop/atik uretip, bir surec sonunda olmezse, bu dongu devam etmesse magma kendine yeterli yakiti bulamaz. Gunesin var olusu tek basina bir maharet degildir, magma olmadan..Gun icinde iki sicakligin baskilamasi sonucunda klima ortamda yasiyoruz. Bu bir gerceklik mi? Gerceklik.


Simdi kalkip bozulmayan peygamber/insan cesedinin esprisi ve mucizesi durumu kaliyor mu bu ortada?

Veya yercekimine ragmen, mirac hadisesinin esprisi?

Neva
20-07-2011, 01:48
ben inanmiyorum arkadas boyle seylere ya.hepsi havada durdum sahitlerim var sacmaligi.bak bu adamdan iyi telekinezi yapan bir adam yok.



Sayin darkmasturbaster;

Boyle birsey degil bahsedilen. Sarlatanlar degil yani veya para karsiligi yapanlar(haci, hoca, ufurukculer ) degil.

Ciddi emek verenler.

Zaten kendiliginizden ucamassiniz, yercekimi gercegi var.

murted
20-07-2011, 02:27
Aslında büyü yapmadım da hiç telekinezi ve telepati yaptım.Orada demek istediğim ateist olsam bile kendimi geliştirmeye,büyüyle uğraşmaya devam ederimdi.Telepati için çalışmadım istemdışı oluyordu.Telekinezi ise çok kolaydır nette dolu yöntem bulabilirsin.

Uzun zamandır telekinezi yapmadığım için güçlerim köreldi fakat tekrar başlamayı düşünüyorum.Büyü de telekineziyle alakalı olduğu için ileri aşamalarda ona da başlayacam.

Sen de mi homo superiorsun?

ereninthenature
20-07-2011, 02:35
Sayin darkmasturbaster;

Boyle birsey degil bahsedilen. Sarlatanlar degil yani veya para karsiligi yapanlar(haci, hoca, ufurukculer ) degil.

Ciddi emek verenler.

Zaten kendiliginizden ucamassiniz, yercekimi gercegi var.

netten bak dedi arkadas baktim adam hava bukuyorum yazmis perdeyi oynatiyorum filan.arkadasin hava bukmeyle ilgili sorunu varmis:Dbence direk beyinden bir sorunu var.saklabanliga bak.
http://telekinezi.org/sorunlar-uyarilar-ve-cozumleri/hava-bukme-ile-ilgili-sorunum-var-bakarmisiniz-t3632.html


http://telekinezi.org/telekinezi-teknikleri/psi-wheel-kagit-dondurme-teknikleri-t117.html

abi bu adamlar mi kirik yoksa ben cidden muggle miyim anlamadim adam direk kagidi oynattigini iddia ediyor.

Neva
20-07-2011, 04:01
Herşeyden önce, Deizm de sizin de bildiğiniz üzere (Teist olmayan) felsefelerden biridir.

Deizm ile teizm arasında fazla bir fark yoktur gibi bir cümle pek makul olmaz.

nasılki bir agnostik belki şöyledir, belki böyle diye kendince tahmin yürütebilirse, Her Deist de pek ala kendine göre farklı bir yorum getirebilir.

Örn: kimine göre TANRI bir yaratıcı güçtür, kimine göre Bu Yüce varlık belki TANRI diye isimlendirilemez de hayatın kaynağı olan bir güçtür, kıimine göre TANRI iyi-kötüyü ödüllendirir ya da cezalandırır, kimine göre de TANRI'nın işi sadece yaratmaktır.

Tabi bunlardan bazılarını sallamasyon olarak söylüyorum, ama bintane deist'e sorsanız bintane farklı cevap allabilirsiniz.

Esasen bana göre Deizm ve Agnostisizm arasındaki en bariz ve aslında tek fark Biz Deistlerin bir TANRI var veya bir Yüce Yaratıcı var dememiz, Onun haricinde başka hiçbir şey de kesin konuşmak mümkün değil, sadece yorum yapılabilir.

Dolayısıyla, TEizm ile Deizm'i aynı felsefeye koymak haksızlıktır ve Esasen de Ateistler açısından bakarsak da böyle birşey,Benim felsefem Senin felsefeni döver muhabbetinden başka birşey değildir.

Sayin TurkceRap ;

Elbette her deist diledigi yorumu getirebilir. Iyi ya iste ben de aynini soyledim zaten. Tanri modelleme(yuce, guc, ilah vs.) keyfe kalmistir.

-Herhangi bir din mensubu, dinin terminolojisine gore ispat koyabilir kendince, bunda bir mahsur yok. Zaten olmasi gereken budur.
Ama bilimdeki evrim kitapta da var diye one surerse ve ayetleri egip bukerse, dinin terminolojisine aykiri duser. Bir de boyle bir ayrim var. Mesela bir deist de, bugun sitede ayet egip buken inanira ayni tepkiyi verir/veriyor.

Din, kendi terminolojisi icinde yanlislanma luksune sahip degildir.Bunun anlami budur eger inanilan bir kutsal varsa.

-Eger bir inanir, bunu bu sekilde(egip, bukerek) sunuyorsa, zaten o dine mensup degildir. Terminoloji oyle buyurur cunku. O kendi yolunda gitmektedir.

-Eger inanir derse ki; ben terminoloji filan takmiyorum, ama inaniyorum, zaten orada terminoloji dahilinde bir inanirdan soz edemeyiz.


Deizm, teizm'le birebir aynidir demiyorum. Arada inanis bakimindan fazla bir fark yoktur dedim. Daha ust mesajimda da toplu inanirlarin da ayni kefeye konulmamasi gerektigini, bu nedenle belirttim.

Ornek olarak Turkiye'deki bir kisim inaniri verdim, asmiyor, kesmiyor, dogramiyorlar, emredilen ibadetleri de(oruc, hac, namaz, abdest vs.) yerine getirmiyorlar ..

Zaten objektif bir gozle bakarsak, en azindan Turkiye nufusunun ciddi orani, deisttir, fakat deist oldugunun farkinda degildir. Sirf bu nedenle bile deizm, teizm'le gorunus bakimindan bir yonde benzer.


Mesela siz bir deist'siniz.
Bilinen islami ibadet sekillerini vs. uygulamiyorsunuz. Ama kendinize dair tuttugunuz, dogru buldugunuz bir yol var. Bu stepi(kural/kaide/ rituel) asmis,bir tanri var noktasina ulasmissiniz.

Muhtemelen devaminda, tanri nedir peki diye sorsak, tam olarak bilinemez diyebilirsiniz en fazla..

Yaniliyor muyum?(tum olasi sallama(guc, evren, yaratici guc vs.) cevaplari koydugumuzda boyle bir profil cikar ortaya)

Cunku deizm tanriyi aciklamaz. Baslangictaki yaratici guctur tanri deist icin..

Fakat, bilinmiyor yaftasi koydugumuz herhangi bir duruma, tanri kavramini yapistirmak ne derece tutarlidir?

Uzaya bakiyor(tam olarak %100) bilinemez diyoruz ornegin ve bunu metafizik kabul ediyor bazilari, neye gore diyoruz? Kendi urettigimiz kavramlara iliskin acikliyoruz. Cunku tam olarak aciklayamiyoruz, acikladigimiz kismi da kendimiz uretiyoruz .

Demek bilinemez dedigimiz kismin acilim ve idamesi bir nebze de(insan) bize bagli..

Eh, o zaman gizemli bir tanri aramanin,(olasi cevaplari da katarak) evren/doga'ya da tanri demenin de anlami olmasa gerek diye dusunuyorum.


Mesela ben size soyle bir soru sorayim.

Bana, deizm'in(madem ki teizm'den farkli) zaman kavramina iliskin gorusunu aciklar misiniz?


Nereye akiyor zaman? Asagi, yukari, sag, sol, ileri, geri?

Nereye doguyor insan? Asagi, yukari, sag, sol, ileri, geri?

Nereye daraliyor genisliyor birseyler? Asagi, yukari, sag, sol, ileri, geri?

Nereye oluyor insan? Asagi, yukari, sag, sol, ileri, geri?

Khaos
20-07-2011, 11:07
Sizin ciddiyet anlayışınızı ve standartt varlık tanımınızı bir kenara bırakırsak.

Bilemediğimiz birçok olay ve dolayısıyla ona atfettiğimiz bilinmezlik kavramını açıklayamadığımız birçok olgu için kullanmak zorundayız malesef.

Siz bir Din'in mensubuna TANRI'nın varlığını kanıtlayıp kanıtlamayacağını sorduğunuzda, inandığı dinin terminolojisine göre birtakım argumanlar getirebilir ya da size o zaman sen yokluğunu kanıtla diyebilir ve ne Siz ne o savlarınızı kanıtlayamazsınız, işte burada bilinmezlik devreye girer.

lenin usta diyor ki;
'bilinemezciyi kazıyın, altından idealist çıkar''.
bakalım haklımıydı.
şimdi kazıma zamanı.

egemenler tarih boyunca,toplumları askeri/siyasi/hukuki güçle destekledikleri savasatalardan türetilmiş ideolojilerle boyunduruk altına aldılar.
bu ideolojilerin çoğu 'din' olarak anılıyor.

bilim ve felsefe gerçeği ve doğruyu aramak diye kategorize edilir.
bu kategorizasyona tam olarak katılmıyorum, ancak bu aşamada/şimdilik veri kabul ediyorum.

egemenlerin de bilim ve felsefeye ihtiyacı var.
ancak bu ihtiyac iki yönlü.

kendileri adına bilimin ve felsefenin gerçeği ve doğruyu ortaya koyabilmesini isterken,
idare ettikleri/sömürdükleri aptallaştırmak istedikleri kitleler adına bunların sahtelerinin de üretilmesini isterler.

tam da bu sebeple fabrikaları için bilim ve teknoloji üretilmesini desteklerken,
halk için sahte bilim/felsefe üretilmesini desteklerler.

felsefenin klasik çağında iki felsefi damar vardı.
paradigmal, sistematik iki damar.
idealizm ve materyalizm.

bilimsel düşünmenin önü açıldıktan ve bilimler gerçeği ortaya koymaya başladıktan sonra bu damarlardan birisi haklılığını ve açıklayıcılığını tümden kaybederek felsefi anlamda imha oldu.

gerçek ile doğrunun ayrıştırılamaz birlikteliği yegane haklı ve açıklayıcı felsfe olarak materyalizmi tartışılmaz biçimde ortaya koyunca,
adına agnostisizm denen sahte felsefenin üretildiğini görüyoruz.

bu sahte felsefe,
her şeyden önce felsefe değüildir.
tıpkı ateizm gibi.
çünkü ateizm de sadece bir tutumdan ibarettir.
tekil bir tutuma felsefe payesi verilemez.
felsefe bütün olarak evren hakkında bize doğru bir bakış sunmalıdır.

agnostik neyin bilinemez olduğunu dahi ortaya koyamaz.
felsefe olmadığını ortaya koymaya bu yeterli.

agnostik şayet,
tanrının varlığı bilinemez diyorsa,
bu kendi içinde gülünç çelişkileri olan bir cümledir.
absürddür.çünkü varlık kavramının terminolojik tanımı bu iddiayı sıradan savsatalar dzeyine indirger.

yok eğer agnostik,
biz eşyanın görüntüsüne ulaşıyoruz.
gerçek mahiyeti bilinemez diyorsa,
bu cümle hem bilimin hem de günlük hayatımızdaki her bir deneyimin inkarından başka anlam taşımaz.

kazımaya devam edelim.

güdülmesi gerekenler için üretilmiş sistematik olmayı dahi başarmaktan aciz b sahte felsefe taraftarlarına şimdfi soruyorum.

neyin bilinemez olduğunu iddia ediyorsunuz.

ateist tavırın/tutumun karşısına agnostik tavrı/tutumu mu öneriyorsunuz.
yani tanrının varlığı/yokluğu bilinemez mi diyorsunuz.

yoksa, idealizmin ve materyalizmin karşısında, madde-düşünce düalitesinin ve eşyanın/evrenin gerçekliğinin bilinemez olduğunu mu söylüyorsunuz.

bunu bir ortaya koymayı deneyin bakalım.
deneyin de altınızdaki idealisti deşifre edelim.

Khaos
20-07-2011, 11:25
Sevgili Dostum;

Ben hiçlikten varlık oluşamayacağı için sonsuz yani birşeylerden türememiş kendi kendine hep varolan bir varlığa bağlıyorum varlığın oluşumunu.Bu Tanrı da olabilir Evren de.Eğer evren sonsuzsa buna göre bu evrendir,eğer sonsuz değilse geriye tanrıdan başka seçenek kalmıyor bana göre.

Bu nedenle Tanrı nasıl varoldu gibi bir soru sorulamaz kanaatindeyim çünkü o herneyse(evren ya da ruh) kendinden varolamak zorundadır bununda kanıtı bizim varolmamızdır.Böyle olmasaydı bizde varolamazdık bu nedenle maddenin öncesinde hiçliğin olması mantıken mümkün değildir.

Sanırım aynı görüşteyiz dostum bencede varlığın öncesinde de varlık var hiçlik olması mantıken mümkün değildir.

Evrenin tanrı olması durumu evrenin varlık kaynağı olmasından dolayıdır.Varlık kaynağı herneyse ben ona tanrı diyorum madde de olabilir ruh da.

Sevgiler...

sevgili dostum

ikibin yıllık felsefi geleneğin bize dayattığı bir paradigma, bu paradigmanın ürettiği ve içerik verdiği kavramlar var.
bu kavramların bazıları paradigmaya ait sorularla geliyor ve bu sorular cevapları koşulluyor.

paradigmanın kendisi,
kavramları,
soruları,
ve koşullanmış cevapları birer birer sorgulanabilir.

hatta yeni bir paradigma önerilebilir.
yeni paradigma eski paradigmanın sorularını dahi anlamsızlaştırabilir.

bu bağlamda,
yokluk, hiçlik gibi içeriği belirsiz soyutlamalara dayalı olarak oluşturulmuş tuhaf soruların cevaplarını aramak boş uğraş olabilir.

evren somsuzmudur değilmidir sorusu dahi aslında tamamen tutarsız olabilir.

çünkü sonsuz diye bir şeyi somut olarak zaten bilmiyoruz.
bu sadece zihinsel bir kategori.

ancak bir şeyii biliyoruz.

evren varoluşunu ortaya koymuş,
varlığını insana dayatmıştır.
zaten insan o bütüne aittir.

yine insan o bütünden kavramı soyutlamıştır.
kavrama içerik de vermiştir.

tanrı nedir.
sen bu kavrama ne içerik veriyorsun.
bu kavramı neyden soyutladın.

bunu ortaya koymalısın ki,

''Ben hiçlikten varlık oluşamayacağı için sonsuz yani birşeylerden türememiş kendi kendine hep varolan bir varlığa bağlıyorum varlığın oluşumunu.Bu Tanrı da olabilir Evren de.Eğer evren sonsuzsa buna göre bu evrendir,eğer sonsuz değilse geriye tanrıdan başka seçenek kalmıyor bana göre.''

alıntıladığım bu cümleni algılayabileyim.

tasarlayan bir akıl anlayışı insanın kendi niteliklerinden soyutladığı bir şeye benziyor.
evrenin tasarlandığına dair zihinsel olan haricinde, somut tek gözlem yok.

ama hidrojen ve oksijen bir leşerek suyu oluşturuyor.
bu onların içkin niteliğidir.suyu oluşturmak için bu şekilde tasarlanmış olma ihtimalleri üzerinden felsefe üretilmez.

yaşadığımız evren khaostur.
sonsuz khaosun anlık görüntülerini kosmoz olarak algılamak yanılgıdır.

evren tasarlanmış statik/durağan değildir.

evren dinamik bir oluş içindedir.
bizim gözlemleyebildiğimiz mesela 15 milyar yıl evren için küçücük bir andan ibaret.

burada , o halde evrene tanrı diyebiliriz türünden zorlamalara gerek yok.

çünkü tanrı kavramı az çok farklı versiyonları olsada belli içeriği olan bir kavram.
önceden düşünen karar veren ve uygulayan bir şeyi işaret ediyor.
böyle birşey gözlemlenmiş değil.
gözlemlenen sadece evren.
gözlemleyebildiğimiz kadarıyla, her şey ne olabilirse o olacak şekilde oluşuyor.
yoksa bir plana göre değil.

o yüzden evren kahostur diyorum ve tanrı denen tuhaf kavrama ihtiyaç hissetmiyor onu dindarlara bırakıyorum.

Dark_Prince
20-07-2011, 14:37
Beyni tam kapasite calistirma egzersizlerinin veya eyleminin teist, veya ateist olmakla bir ilgisi yok ki? Bu nerden cikti?

İnsanın ne kadar harika bir makina olduğu ve beynin maharetleri gözönüne alındığında gülünçlük ortadan kalkıyor aslında.

İnsanlar artık makinelerle düşünce okumaya başladı bu da telepatinin gülünçlüğünü ortadan kaldırır.

Telekinezi için de aynı şey söz konusu,fiziksel olduğunu duymuştum.

Bunun da gülünçlüğü ortadan kalkıyor.Geleceği gören insanların gülünçlüğü de yok sanırım çünkü bir zaman makinesi de mümkündür.İnsan da en gelişmiş makine olduğuna göre neden zihinsel olarak zamanda yolculuk edemesin ki?Hatta beyninin bilmem kaçını kullandığında bedensel olarak da?Burada aşırı gelşmiş bir makina olan insandan bahsediyoruz.

Bence tüm bu paranormal olaylar gelecekte natural olaylara dönüşecek bilim bunların hepsinin açıklamasını yapacak.Hepsi de fiziğin incelediği konular arasında yer alacak.

Elbette beyni kullanma eğzersizlerinin inançla ilgisi yoktur zaten bende gelecekte ateist olursam eğer telekinezi çalışmalarıma vb. devam edeceğim derken bunu kastediyordum.

Sen de mi homo superiorsun?

Hayır pek öyle denilemez dostum.

Greatestlieevertold
20-07-2011, 15:04
İnsanın ne kadar harika bir makina olduğu ve beynin maharetleri gözönüne alındığında gülünçlük ortadan kalkıyor aslında.

İnsanlar artık makinelerle düşünce okumaya başladı bu da telepatinin gülünçlüğünü ortadan kaldırır.

Telekinezi için de aynı şey söz konusu,fiziksel olduğunu duymuştum.

Bunun da gülünçlüğü ortadan kalkıyor.Geleceği gören insanların gülünçlüğü de yok sanırım çünkü bir zaman makinesi de mümkündür.İnsan da en gelişmiş makine olduğuna göre neden zihinsel olarak zamanda yolculuk edemesin ki?Hatta beyninin bilmem kaçını kullandığında bedensel olarak da?Burada aşırı gelşmiş bir makina olan insandan bahsediyoruz.

Bence tüm bu paranormal olaylar gelecekte natural olaylara dönüşecek bilim bunların hepsinin açıklamasını yapacak.Hepsi de fiziğin incelediği konular arasında yer alacak.

Elbette beyni kullanma eğzersizlerinin inançla ilgisi yoktur zaten bende gelecekte ateist olursam eğer telekinezi çalışmalarıma vb. devam edeceğim derken bunu kastediyordum.



Hayır pek öyle denilemez dostum.

Sayin Dark_Prince, eğer makineler ile düşünce okumaktan bahsederken yalan makineleri veya beynin o sırada hangi bölgesinin çalıştığını anlayarak acaba korkuyor mu, yalan mı yoksa doğru mu söylüyordan bahsediyorsanız bana göre bunun bir insanın başardığını zannettiği telekinezi ile ilgisi yok. neden zannettiği diyorum, çünki beynimizin bu şekilde yorum yapabilecek olduğuna dair en ufak bir gösterge yok. makineden gelen bilgileri yorumlamak ise çok farklı bir durum.

her ne kadar makineler ile yorum yapabiliyor olsak bile kesinlikle ne düşündüğünü anlayabilme şansımız da yok şu an. ilerde bu makineyi yapabilmeyi başarabilsek bile (filmlerdeki gibi tam anlamıyla okumaktan bahsediyorum) bizim beynimizin direk olarak okuyabileceğine dair bir kanıta rastlayabilmek mümkün değil. böyle bir makinenin yapılabilmesi ise beynimizin bunu yapabilecek bir yetiye sahip olduğuna kesinlikle kanıt değildir.

zihin ile zaman yolculuğu, kehanet gibi konular içinde görüşüm aynıdır. çünki bir zaman makinesinin geleceğe ayrı bir varlık olarak gidip gelecek şekilde yapılabileceğine inanmıyorum.

benim şahsi görüşüm bunlar ama neden böyle düşünüyorsun dersen, bir çok çalışma yapılmasına rağmen elimizde herhangi bir kanıt yok. bir makineyi beynimiz ile kontrol etmemiz çok farklı bir durum. en başta makine beynin o bölgesinden gelen verileri yorumlamak için üretilmiş. bir amacı var. ne kadar ilkel olsa da evet hayranlık uyandırıcı makineler. beynimizin de çok gelişmiş ve hayranlık uyandıran bir makine olduğunu söyleyebilsek bile, yapamayacağı, evrime ters ve gerekli donanıma sahip olmadığını düşünürsek bana göre beyin okumak, zihin gücü ile zamanda yolculuk, astral seyahat gibi olaylar insanın bir tanrı yanılgısına düşmesine sebep olan beyin işlevi ile aynı bana göre.

Dark_Prince
20-07-2011, 15:32
Sayin Dark_Prince, eğer makineler ile düşünce okumaktan bahsederken yalan makineleri veya beynin o sırada hangi bölgesinin çalıştığını anlayarak acaba korkuyor mu, yalan mı yoksa doğru mu söylüyordan bahsediyorsanız bana göre bunun bir insanın başardığını zannettiği telekinezi ile ilgisi yok. neden zannettiği diyorum, çünki beynimizin bu şekilde yorum yapabilecek olduğuna dair en ufak bir gösterge yok. makineden gelen bilgileri yorumlamak ise çok farklı bir durum.

her ne kadar makineler ile yorum yapabiliyor olsak bile kesinlikle ne düşündüğünü anlayabilme şansımız da yok şu an. ilerde bu makineyi yapabilmeyi başarabilsek bile (filmlerdeki gibi tam anlamıyla okumaktan bahsediyorum) bizim beynimizin direk olarak okuyabileceğine dair bir kanıta rastlayabilmek mümkün değil. böyle bir makinenin yapılabilmesi ise beynimizin bunu yapabilecek bir yetiye sahip olduğuna kesinlikle kanıt değildir.

zihin ile zaman yolculuğu, kehanet gibi konular içinde görüşüm aynıdır. çünki bir zaman makinesinin geleceğe ayrı bir varlık olarak gidip gelecek şekilde yapılabileceğine inanmıyorum.

benim şahsi görüşüm bunlar ama neden böyle düşünüyorsun dersen, bir çok çalışma yapılmasına rağmen elimizde herhangi bir kanıt yok. bir makineyi beynimiz ile kontrol etmemiz çok farklı bir durum. en başta makine beynin o bölgesinden gelen verileri yorumlamak için üretilmiş. bir amacı var. ne kadar ilkel olsa da evet hayranlık uyandırıcı makineler. beynimizin de çok gelişmiş ve hayranlık uyandıran bir makine olduğunu söyleyebilsek bile, yapamayacağı, evrime ters ve gerekli donanıma sahip olmadığını düşünürsek bana göre beyin okumak, zihin gücü ile zamanda yolculuk, astral seyahat gibi olaylar insanın bir tanrı yanılgısına düşmesine sebep olan beyin işlevi ile aynı bana göre.

Hayır yalan makinelerinden çok daha fazlası beyinden gelen elektrik sinyallerini çözerek kişinin zihninden geçenleri okumak.Bakınız şu linklerde var;

http://www.mailce.com/bilim-adamlari-dusunceyi-okuyabilmeyi-basardilar.html
http://www.bilisimlive.com/bilim-adamlari-dusunce-okumayi-basardilar-1008.html

Henüz emekleme aşamasında,ilerde çok daha güzelce okunabilecektir.Zaten bunun telekineziyle alakası yok telepati ile.Dediğim gibi insan en mükemmel makinadır,insan beyni de elektrik sinyallerini görüp okuyabilir.Nitekim örnekler çoktur.

Evet kesinlikle kanıt olamaz.Ben sadece telepatinin de fiziksel olduğunu düşündüğüm için bu örnekleri verdim.Ki daha önce ruhsal olduğunu düşünüyordum bu bilimsel keşifler ile fiziksel olduğunu düşünmeye başladım.

Önceden olsaydı tanrı yanılgısına düşülebilirdi fakat fizik kuralları içerisinde oldukları anlaşılırsa tanrı yanılgısına düşülmez.Çünkü bilimsel olarak açıklanır.Benim tanrıya inancım dediğim gibi bunlardan dolayı değil hiçlikten varlık olamayacağı içindir.Bunların ruhsal olmadıkları kanıtlanırsa da(ki kanıtlanacaktır) ben bunu tanrıya değil evrime bağlarım.Bir zaman makinesinden dolayı nasıl ruha inanmayacaksam onun fiziksel olduğunu biliyorsam,insanın da zaman makinesi olmasından dolayı da ruha inanmam.Evrenin yaptığı düşünce okuyabilen,geleceği görebilen,dokunmadan cisimlere etki edebilen bir makina olarak görürüm insanı.

Evrenin sonsuz olduğunu ve daha bilmediğimiz ve ağzımızı açık bırakabilecek elementler olabileceğini de gözönüne getirirsek bunun da olması mümkündür.Örneğin Discovery'de bir belgesel izlemiştim.

Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu.

Ve daha birçok şey var.Bunlar evrimin parçaları insan beyni hakkında belkide hiçbirşey bilmiyoruz henüz,bildiklerimiz toplu iğne ucu kadar belki de.

Sevgilerimle...

murted
20-07-2011, 15:47
İ
Hayır pek öyle denilemez dostum.

Hımm, benim öyle bir iki arkadaşım var da.

Biri düz duvara tırmanıyor, yerden on metre yükseğe zıplıyor. Hata kaza gökdelen bulsa yandık. Öbürünün de elinden pençeleri çıkıyor, bir kamyon dayak yedikten beş dakika sonra ''acımadı ki, acımadı ki!'' diyerekten bir şey olmamış gibi geri geliyor. Onlardansın sandım. :)

Greatestlieevertold
20-07-2011, 15:59
Hayır yalan makinelerinden çok daha fazlası beyinden gelen elektrik sinyallerini çözerek kişinin zihninden geçenleri okumak.Bakınız şu linklerde var;

http://www.mailce.com/bilim-adamlari-dusunceyi-okuyabilmeyi-basardilar.html
http://www.bilisimlive.com/bilim-adamlari-dusunce-okumayi-basardilar-1008.html

Henüz emekleme aşamasında,ilerde çok daha güzelce okunabilecektir.Zaten bunun telekineziyle alakası yok telepati ile.Dediğim gibi insan en mükemmel makinadır,insan beyni de elektrik sinyallerini görüp okuyabilir.Nitekim örnekler çoktur.

Evet kesinlikle kanıt olamaz.Ben sadece telepatinin de fiziksel olduğunu düşündüğüm için bu örnekleri verdim.Ki daha önce ruhsal olduğunu düşünüyordum bu bilimsel keşifler ile fiziksel olduğunu düşünmeye başladım.

Önceden olsaydı tanrı yanılgısına düşülebilirdi fakat fizik kuralları içerisinde oldukları anlaşılırsa tanrı yanılgısına düşülmez.Çünkü bilimsel olarak açıklanır.Benim tanrıya inancım dediğim gibi bunlardan dolayı değil hiçlikten varlık olamayacağı içindir.Bunların ruhsal olmadıkları kanıtlanırsa da(ki kanıtlanacaktır) ben bunu tanrıya değil evrime bağlarım.Bir zaman makinesinden dolayı nasıl ruha inanmayacaksam onun fiziksel olduğunu biliyorsam,insanın da zaman makinesi olmasından dolayı da ruha inanmam.Evrenin yaptığı düşünce okuyabilen,geleceği görebilen,dokunmadan cisimlere etki edebilen bir makina olarak görürüm insanı.

Evrenin sonsuz olduğunu ve daha bilmediğimiz ve ağzımızı açık bırakabilecek elementler olabileceğini de gözönüne getirirsek bunun da olması mümkündür.Örneğin Discovery'de bir belgesel izlemiştim.

Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu.

Ve daha birçok şey var.Bunlar evrimin parçaları insan beyni hakkında belkide hiçbirşey bilmiyoruz henüz,bildiklerimiz toplu iğne ucu kadar belki de.

Sevgilerimle...

Sayın Dark_Prince,

verdiğiniz linklerdeki örneklerden bahsetmiştim zaten. bu gibi makinelerin özel olarak tasarlanıyor olduğundan bahsettim.

tanrı yanılgısına düşmek ile ne demek istediğimi yanlış anlattım sanırsam. doğa üstü bir güç sayesinde olduğundan değil ama aynı tanrıyı yaratmak gibi düşünebilme yeteneğimiz sayesinde olmayan şeyleri bizim veya başkalarının yapıyor olabileceğine inanmaktan bahsediyordum.

"Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu."

burada kız ın müziğin tadını alması ile anlatılmak istenen nedir acaba? kokular bize bazı mekanları çağrıştırabilir. bir müzik yemeği, bir yemeğin tadı da bir müziği hatırlatabilir. benim de sıklıkla başıma gelen bir olay.

kör kişinin %100 mü kör olduğu, doğuştan mı %100 kör olduğu veya ne kadar güvenilir bir durum olduğu hepsi bu konuya bakarken dikkate almamız gereken konular.

beynimizin dokunmadan cisimlere etki edebilmesi için herhangi bir nedeni olduğunu zannetmiyorum. zihin gücüyle, manyetik alanı değiştirmek gibi bir durum veya herhangi bir nesneyi hareket ettirmek bana ilüzyon olarak gelmiştir sadece. önemli olanın beynin ne tür ekipmanlara sahip olduğu. elbette tam olarak bilemiyoruz desek de gerçekten bunu başarabilen bir insana dair kanıt olup olmadığı önemli olan

kendi sınırları ile çevrili elektromanyetik bir alana sahip olsada beynin kendisine zarar vermeden, ve sadece vücut içindeki enerjiyi kullanarak neler yapabileceği ile herhangi bilimsel bir kanıt yok. bu alanı istemli olarak geliştirebileceğine dair de bir kanıt yok. makineler ile elektromanyetik alana etki ederek birisini etkilemek ise daha önce de belirttiğim gibi herhangi bir kanıt olarak sunulamaz.

beyninizin bir bölgesini düşüncelerinizi kullanarak yapabileceğinden fazlasını yaptırmak hatta bildiğimiz kadarıyla yapamayacağı bir şeyi yaptırmaya çalışmak ve bir şekilde yapabilseniz bile o alanı uzaktaki belli bir maddenin etrafında yoğunlaştırmak bana imkansız geliyor.

Neva
20-07-2011, 22:16
Sayin Dark_Prince, eğer makineler ile düşünce okumaktan bahsederken yalan makineleri veya beynin o sırada hangi bölgesinin çalıştığını anlayarak acaba korkuyor mu, yalan mı yoksa doğru mu söylüyordan bahsediyorsanız bana göre bunun bir insanın başardığını zannettiği telekinezi ile ilgisi yok. neden zannettiği diyorum, çünki beynimizin bu şekilde yorum yapabilecek olduğuna dair en ufak bir gösterge yok. makineden gelen bilgileri yorumlamak ise çok farklı bir durum.

her ne kadar makineler ile yorum yapabiliyor olsak bile kesinlikle ne düşündüğünü anlayabilme şansımız da yok şu an. ilerde bu makineyi yapabilmeyi başarabilsek bile (filmlerdeki gibi tam anlamıyla okumaktan bahsediyorum) bizim beynimizin direk olarak okuyabileceğine dair bir kanıta rastlayabilmek mümkün değil. böyle bir makinenin yapılabilmesi ise beynimizin bunu yapabilecek bir yetiye sahip olduğuna kesinlikle kanıt değildir.

zihin ile zaman yolculuğu, kehanet gibi konular içinde görüşüm aynıdır. çünki bir zaman makinesinin geleceğe ayrı bir varlık olarak gidip gelecek şekilde yapılabileceğine inanmıyorum.

benim şahsi görüşüm bunlar ama neden böyle düşünüyorsun dersen, bir çok çalışma yapılmasına rağmen elimizde herhangi bir kanıt yok. bir makineyi beynimiz ile kontrol etmemiz çok farklı bir durum. en başta makine beynin o bölgesinden gelen verileri yorumlamak için üretilmiş. bir amacı var. ne kadar ilkel olsa da evet hayranlık uyandırıcı makineler. beynimizin de çok gelişmiş ve hayranlık uyandıran bir makine olduğunu söyleyebilsek bile, yapamayacağı, evrime ters ve gerekli donanıma sahip olmadığını düşünürsek bana göre beyin okumak, zihin gücü ile zamanda yolculuk, astral seyahat gibi olaylar insanın bir tanrı yanılgısına düşmesine sebep olan beyin işlevi ile aynı bana göre.

Sayin Greatestlieevertold ;


Beyniniz pek cok farkli yorumu ayni anda yapabilecek guctedir. Sizin zaten olaylar karsisinda, gosterdiginiz en basit tutum ve davranislar dahi bir cesit olaya iliskin yorumdur. Bir tepkidir. Yani illa konusmaniz ve soze dokmeniz gerekli degildir. Sinir ve onun uyarimi sizin davranis ve soze dokus yeteneginizden once gelir.

Dusunmeye iliskin, makina dusunmez, ozunde sizin dusunce dediginiz eylem de bedeninizdeki varolan elektrigin bir sekilde iletilmesi ile olusur. Insan en cok dusunurken, beyindeki yakit depolarini ,tuketir.

Dusunce sizden ayri bir yeti degildir ki... Sadece dusunmeye iliskin bilincli ve bilincsiz zamanlarda urettigimiz davranislarimiz mevcuttur.

Arabanin kapisini acarken veya herhangi bir elektrikli alete dokundugunuzda yasadiginiz carpilma hissini yaratabilmek icin "dur ben bir hafiften carpilayim" diye dusunuyor musunuz? Dusunmuyorsunuz. Ve bunu bilincli sekilde yapmiyorsunuz.

Peki ornegin , su icine dusmus acik uclu kabloyu gorunce, neden zararli oldugunu dusunup, bilincli halde kendinizi korumaya aliyorsunuz?

Evrime nicin ters sizce, ornegin bir telekinezi veya telepati?

Bildik anlamda zaman yolculugunu hic katmadim zira mumkun olan birsey degildir. Sadece zaman yanilgisidir.

Greatestlieevertold
20-07-2011, 23:07
Sayin Greatestlieevertold ;


Beyniniz pek cok farkli yorumu ayni anda yapabilecek guctedir. Sizin zaten olaylar karsisinda, gosterdiginiz en basit tutum ve davranislar dahi bir cesit olaya iliskin yorumdur. Bir tepkidir. Yani illa konusmaniz ve soze dokmeniz gerekli degildir. Sinir ve onun uyarimi sizin davranis ve soze dokus yeteneginizden once gelir.

Dusunmeye iliskin, makina dusunmez, ozunde sizin dusunce dediginiz eylem de bedeninizdeki varolan elektrigin bir sekilde iletilmesi ile olusur. Insan en cok dusunurken, beyindeki yakit depolarini ,tuketir.

Dusunce sizden ayri bir yeti degildir ki... Sadece dusunmeye iliskin bilincli ve bilincsiz zamanlarda urettigimiz davranislarimiz mevcuttur.

Arabanin kapisini acarken veya herhangi bir elektrikli alete dokundugunuzda yasadiginiz carpilma hissini yaratabilmek icin "dur ben bir hafiften carpilayim" diye dusunuyor musunuz? Dusunmuyorsunuz. Ve bunu bilincli sekilde yapmiyorsunuz.

Peki ornegin , su icine dusmus acik uclu kabloyu gorunce, neden zararli oldugunu dusunup, bilincli halde kendinizi korumaya aliyorsunuz?

Evrime nicin ters sizce, ornegin bir telekinezi veya telepati?

Bildik anlamda zaman yolculugunu hic katmadim zira mumkun olan birsey degildir. Sadece zaman yanilgisidir.

Sayin Neva,

beyninize elektrotlar ile döşenmiş özel bir kastket bağlayarak yön verebileceğiniz bir tekerlekli sandalyeden bahsetmiyorum aslında.

makineler düşünür demedim, makineler yardımı ile karşımızdakinin kabaca ne düşündüğünü anlayabiliyoruz şu anda dedim. parantez içinde belirttiğim gibi karşınızdakinin düşüncesini tam olarak okuyabilmek ilerde mümkün olsa bile makineler sayesinde, sizce yalnızca insan beyni tek başına (çalışma alanınızla ilgili bir konu zaten) karşı taraftan gelen sinyalleri yorumlayabilir mi? karşı taraf istemli veya istemsiz bazı sinyaller yollasa bile.

karşı tarafı telepati yoluyla anlarken bile yollanan o sinyallerin ne kadar karışık olacağı, anlayabilmek için gereken yazılım, yada beynin bir bölümü misal 0.5sn önce bir işe başlamışken ventromedial pre-frontal cortex 0.4 sn sonra son yorumu yapmak için işe koyuluyorsa, bu karmaşık ve çok hızlı yapıyı karşı taraf dışarı az miktarda çıkan sinyaller ile, nasıl yorumlayacağına dair en ufak bir fikri olmadan yorumlayabilir mi doğru bir şekilde? ki başınıza bağlanan onlarca elektrot sayesinde sinyallerin tam olarak nereden çıktığını ve ne anlama geldiğini anlamak gerekmiyor mu? yani aletin birçok bölgeye hakim olması gerekiyor. basit bir şekilde etrafa çok az miktarda yayılan ve yükseltilmeden gelen sinyalleri alabilir mi uzaktaki birisi?

elktromanyetik alana duyarlı bir nesneye tam olarak hedef alarak etki etmekten bahsetmiyorum bile.

evrimin 5 nedeninide beynin telepati veya telekinezi yeteneği ile ilişkilendirmeye çalışırsak, beynimizin bu yeteneği geliştirmek için herhangi bir sebebi olabilir mi?

bu durum aklıma bir hurdalığa bir uçağı oluşturmak için gerekli parçaları bırakıp oluşmasını beklemeye geliyor. o uçak oluşmaz diyip evrim olamaz diyor ise birisi , sizde evrimle alakası yok, o uçağın bir yaratıcı tarafından belirli bir görev için yaratıldığını söylersiniz. gerekli ortama sahip olup olmamasının denklemin içinde yer almadığını. bu bağlamda benim fikrim ise beynin böyle bir noktaya gelme ihtiyacının olmaması.

benim kendi çıkarımlarım sadece ama sizin görüşlerinizi merak ediyorum bu konuda

Dark_Prince
20-07-2011, 23:26
Hımm, benim öyle bir iki arkadaşım var da.

Biri düz duvara tırmanıyor, yerden on metre yükseğe zıplıyor. Hata kaza gökdelen bulsa yandık. Öbürünün de elinden pençeleri çıkıyor, bir kamyon dayak yedikten beş dakika sonra ''acımadı ki, acımadı ki!'' diyerekten bir şey olmamış gibi geri geliyor. Onlardansın sandım. :)

Yok dostum,bir kere belki uçmak gibi gizli bir yeteneğim filan vardır da açığa çıkar diye gökdelenden aşağı atlayacaktım ama uçunca belki geri yere inememe ihtimali aklıma geldi,hep uçmak ta sıkıcı olacağı için vazgeçtim.

Onun dışında bir maceram olmadı :)

Sayın Dark_Prince,

verdiğiniz linklerdeki örneklerden bahsetmiştim zaten. bu gibi makinelerin özel olarak tasarlanıyor olduğundan bahsettim.

tanrı yanılgısına düşmek ile ne demek istediğimi yanlış anlattım sanırsam. doğa üstü bir güç sayesinde olduğundan değil ama aynı tanrıyı yaratmak gibi düşünebilme yeteneğimiz sayesinde olmayan şeyleri bizim veya başkalarının yapıyor olabileceğine inanmaktan bahsediyordum.

"Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu."

burada kız ın müziğin tadını alması ile anlatılmak istenen nedir acaba? kokular bize bazı mekanları çağrıştırabilir. bir müzik yemeği, bir yemeğin tadı da bir müziği hatırlatabilir. benim de sıklıkla başıma gelen bir olay.

kör kişinin %100 mü kör olduğu, doğuştan mı %100 kör olduğu veya ne kadar güvenilir bir durum olduğu hepsi bu konuya bakarken dikkate almamız gereken konular.

beynimizin dokunmadan cisimlere etki edebilmesi için herhangi bir nedeni olduğunu zannetmiyorum. zihin gücüyle, manyetik alanı değiştirmek gibi bir durum veya herhangi bir nesneyi hareket ettirmek bana ilüzyon olarak gelmiştir sadece. önemli olanın beynin ne tür ekipmanlara sahip olduğu. elbette tam olarak bilemiyoruz desek de gerçekten bunu başarabilen bir insana dair kanıt olup olmadığı önemli olan

kendi sınırları ile çevrili elektromanyetik bir alana sahip olsada beynin kendisine zarar vermeden, ve sadece vücut içindeki enerjiyi kullanarak neler yapabileceği ile herhangi bilimsel bir kanıt yok. bu alanı istemli olarak geliştirebileceğine dair de bir kanıt yok. makineler ile elektromanyetik alana etki ederek birisini etkilemek ise daha önce de belirttiğim gibi herhangi bir kanıt olarak sunulamaz.

beyninizin bir bölgesini düşüncelerinizi kullanarak yapabileceğinden fazlasını yaptırmak hatta bildiğimiz kadarıyla yapamayacağı bir şeyi yaptırmaya çalışmak ve bir şekilde yapabilseniz bile o alanı uzaktaki belli bir maddenin etrafında yoğunlaştırmak bana imkansız geliyor.

Sevgili Dostum;

Bunlar düşünce okuma konusunda atılmış önemli adımlardır.Çok azda olsa düşüncelerin okunması sözkonusu,ilerde dahada gelişip daha net ve kesin bir şekilde düşünce okunabilecektir.

Evet katılıyorum dostum bencede öyle.Zaten o yüzden diyorum ben ''inanmamak daha iyidir keşke bende inanmasam'' diye.

Hayır öyle değil direk olarak sesin tadını alıyordu yemek gibi.

Kör kişi doğuştan %100 kördü.Hatta Türkiye'de haberlerde bile çıktı ve Discovery'den bahsediyoruz dostum herşeyini incelemeseler böyle birşey hakkında program yapmazlar,yapsalarda zaten ortada bir yalan vardır ve onu açığa çıkarmak için yaparlar.

Tam emin olmamakla birlikte izlediğim programın adı sanırım ''Real Life Superheroes'' ya da ''Real Life X Men'' di.Bakınız bu insanlardan bazılarını şu linkte görebilirsiniz;

http://www.webhatti.com/garip-olaylar/477538-olaganustu-ozellikli-insanlar.html

Bakınız discovery belgeselinin tamamını bulamasamda doğuştan kör olan ressam Eşref Armağan ile ilgili kesiti youtubede bulabildim,gerçekten hayret verici,hayranlık uyandırıcı;

http://www.youtube.com/watch?v=8QUOy83po60&feature=player_embedded#at=27

Valla ben birebir deneyimledim telekineziyi o yüzden inanmıyorum ''biliyorum''.Çok çok basittir sizlerde deneyimleyebilirsiniz.

Dediğim gibi telekinezinin fizikselliği konusunda sadece bir duyum almıştım fakat nette bulamadım.Bence fizikseldir,ve ne kadar doğrudur bilmem ama şöyle bir haber var;

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8361907.asp

Greatestlieevertold
20-07-2011, 23:44
Yok dostum,bir kere belki uçmak gibi gizli bir yeteneğim filan vardır da açığa çıkar diye gökdelenden aşağı atlayacaktım ama uçunca belki geri yere inememe ihtimali aklıma geldi,hep uçmak ta sıkıcı olacağı için vazgeçtim.

Onun dışında bir maceram olmadı :)



Sevgili Dostum;

Bunlar düşünce okuma konusunda atılmış önemli adımlardır.Çok azda olsa düşüncelerin okunması sözkonusu,ilerde dahada gelişip daha net ve kesin bir şekilde düşünce okunabilecektir.

Evet katılıyorum dostum bencede öyle.Zaten o yüzden diyorum ben ''inanmamak daha iyidir keşke bende inanmasam'' diye.

Hayır öyle değil direk olarak sesin tadını alıyordu yemek gibi.

Kör kişi doğuştan %100 kördü.Hatta Türkiye'de haberlerde bile çıktı ve Discovery'den bahsediyoruz dostum herşeyini incelemeseler böyle birşey hakkında program yapmazlar,yapsalarda zaten ortada bir yalan vardır ve onu açığa çıkarmak için yaparlar.

Tam emin olmamakla birlikte izlediğim programın adı sanırım ''Real Life Superheroes'' ya da ''Real Life X Men'' di.Bakınız bu insanlardan bazılarını şu linkte görebilirsiniz;

http://www.webhatti.com/garip-olaylar/477538-olaganustu-ozellikli-insanlar.html

Bakınız discovery belgeselinin tamamını bulamasamda doğuştan kör olan ressam Eşref Armağan ile ilgili kesiti youtubede bulabildim,gerçekten hayret verici,hayranlık uyandırıcı;

http://www.youtube.com/watch?v=8QUOy83po60&feature=player_embedded#at=27

Valla ben birebir deneyimledim telekineziyi o yüzden inanmıyorum ''biliyorum''.Çok çok basittir sizlerde deneyimleyebilirsiniz.

Dediğim gibi telekinezinin fizikselliği konusunda sadece bir duyum almıştım fakat nette bulamadım.Bence fizikseldir,ve ne kadar doğrudur bilmem ama şöyle bir haber var;

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/8361907.asp

Sevgili Dark_Prince,

elbette bu haberlere inanmayan birisi olarak aklıma o kızın müziğin tadını almasını daha önce söylediğim türden daha farklı açıklayamıyorum

Eşref armağan özel bir savant, hem de çok özel. ama telepati veya telekinezi ile tam olarak bağlantısını kuramadım.
verdiğim linkteki savantta çok özel. geçen sene hayatını kaybeden "rain man" filmine ilham veren kim peek de öyle. am

http://www.youtube.com/watch?v=3qLsm0gHIPM

dewdiğim gibi inanmadığım için uçan insanlar bana bir çakallık yaparak bu işi başaran insanlar olarak geliyor :)

"Buna getirebildikleri açıklama ise beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerkeçimsiz ortam sayesinde 'havada asılı durmanın' mümkün olabileceği yönünde... Ancak bu beyinsel enerjinin nasıl oluşturulabildiği sorusu bir cevap bulamadı."

bilim adamlarına sormuşlar ve aldıkları cevap bu kadar basit mi? inanmayan birisi olarak sorgulamam lazım ve biraz fishy geliyor :)

telekinizi için evde deneyebileceğim bir örnek var ise (eğer çok uğraştırmıyor ise:)) söyle denemek isterim.

bana görede beynimizle ilgili fiziksel olmayan bir olay yok zaten. sadece beynimizin bir yaratıcı tarafından veya değil bu işleri yapabilecek yeteneğe sahip olduğuna dair somut bir kanıt verilememiştir.

Dark_Prince
20-07-2011, 23:54
Sevgili Dark_Prince,

elbette bu haberlere inanmayan birisi olarak aklıma o kızın müziğin tadını almasını daha önce söylediğim türden daha farklı açıklayamıyorum

Eşref armağan özel bir savant, hem de çok özel. ama telepati veya telekinezi ile tam olarak bağlantısını kuramadım.

http://www.youtube.com/watch?v=3qLsm0gHIPM

dewdiğim gibi inanmadığım için uçan insanlar bana bir çakallık yaparak bu işi başaran insanlar olarak geliyor :)

telekinizi için evde deneyebileceğim bir örnek var ise (eğer çok uğraştırmıyor ise:)) söyle denemek isterim.

bana görede beynimizle ilgili fiziksel olmayan bir olay yok zaten. sadece beynimizin bir yaratıcı tarafından veya değil bu işleri yapabilecek yeteneğe sahip olduğuna dair somut bir kanıt verilememiştir.

"Buna getirebildikleri açıklama ise beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerkeçimsiz ortam sayesinde 'havada asılı durmanın' mümkün olabileceği yönünde... Ancak bu beyinsel enerjinin nasıl oluşturulabildiği sorusu bir cevap bulamadı."

bilim adamlarına sormuşlar ve aldıkları cevap bu kadar basit mi? inanmayan birisi olarak sorgulamam lazım ve biraz fishy geliyor :)

Sevgili Dostum;

Evet bende inanmazdım fakat bu haber Discovery'den çıkınca işler değişiyor.

Beynin çok acayip bir parça olduğunu ve daha bilmediğimiz çok olağanüstü özelliklerinin olabileceğini göstermek için Eşref Aydın'ı örnek verdim.Bunlar olabiliyorsa telekinezi de olabilir,hem gözlerini kapatıp istediklerini gören durugörürler var bu bize gösteriyorki görmek için göze gerek yok,durugörürlerin de sahtekar denilip dışlanması değil iyice incelenmeleri gerekir.

Telekinezi için şu yöntem var bende bunu kullanmıştım,kolaydır fakat 1 haftanı da alabilir başarıya ulaşman 2 günde sürebilir tabiki beyninin mantık yürütmesini engellemelisin ve dokunmadan döneceğine inanmalısın.Eğer beynin mantık yürütürse kağıt dönmeyecektir çünkü mantıken bir cisim dokunmadan dönemez;

http://www.ufonet.be/PARAPSIKOLOJI/psiwheeltelekinezi.htm

Birde video;

http://www.youtube.com/watch?v=H5NwRfMJgOQ

Aynen banada pek güvenilir gelmiyor,halbuki ben levitasyona inanırım.Sanırım Chris Angel'in bir sihirbaz olduğundan dolayı,araştırayım bu haberin daha saygın bir kaynağı varsa o zaman tamam derim.

Greatestlieevertold
20-07-2011, 23:56
birde bu tür gazetelerin haberlerinde çok hata gördüm. o yüzden şüpheli bir durum olduğundan bahsettim.

geçenlerde hürriyette 60 bin yıllık (sanırsam) insan iskeletinin yanında ok bulundu diyordu ve başlıkta "DİNOZORLARA OK ATAN İNSAN" gibi birşeydi. mesaj attım 2 kere şu başlığı düzeltin saçmalık diye ama tınlayan olmadı :)

hürriyetin sitesinde arşiv kısmını arıyorum, haberi bulabilirsem link vericem

Dark_Prince
20-07-2011, 23:57
birde bu tür gazetelerin haberlerinde çok hata gördüm. o yüzden şüpheli bir durum olduğundan bahsettim.

geçenlerde hürriyette 60 bin yıllık (sanırsam) insan iskeletinin yanında ok bulundu diyordu ve başlıkta "DİNOZORLARA OK ATAN İNSAN" gibi birşeydi. mesaj attım 2 kere şu başlığı düzeltin saçmalık diye ama tınlayan olmadı :)

hürriyetin sitesinde arşiv kısmını arıyorum, haberi bulabilirsem link vericem

Aynen dostum burası Türkiye herşeyde kuşkucu olmak gerek :)

Meraklı33
20-07-2011, 23:58
Sevgili Dark Prince,

Bir de pyrokinezi diye bir şey var onun hakkında ne düşünüyorsun?

YasasinBilim
21-07-2011, 00:02
Video'daki PSI Wheel'in sırrını henüz çözemedim. Sonuçta bir video ve bize gösterilene inanıyoruz.

Ama PSI Wheel'i öğreten tekniklerde bir hile var ve telekinezi ile alakası yok.

Eller, dış ortamdan sıcaksa ellerin ortasında bulunan bir PSI tekerleği (kağıttan yapılmış bir rüzgar gülü) bir süre sonra dönmeye başlıyor.

Ellerin kısmen kapattığı bölgeye dışarıdan soğuk hava akımı hücum etmeye başlıyor.
bunu açıklamalı gösteren bir videoya denk gelmiştim. merak ederseniz tekrar arayıp bulabilir, linkini koyabilirim.

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:02
Sevgili Dostum;

Evet bende inanmazdım fakat bu haber Discovery'den çıkınca işler değişiyor.

Beynin çok acayip bir parça olduğunu ve daha bilmediğimiz çok olağanüstü özelliklerinin olabileceğini göstermek için Eşref Aydın'ı örnek verdim.Bunlar olabiliyorsa telekinezi de olabilir,hem gözlerini kapatıp istediklerini gören durugörürler var bu bize gösteriyorki görmek için göze gerek yok,durugörürlerin de sahtekar denilip dışlanması değil iyice incelenmeleri gerekir.

Telekinezi için şu yöntem var bende bunu kullanmıştım,kolaydır fakat 1 haftanı da alabilir başarıya ulaşman 2 günde sürebilir tabiki beyninin mantık yürütmesini engellemelisin ve dokunmadan döneceğine inanmalısın.Eğer beynin mantık yürütürse kağıt dönmeyecektir çünkü mantıken bir cisim dokunmadan dönemez;

http://www.ufonet.be/PARAPSIKOLOJI/psiwheeltelekinezi.htm

Birde video;

http://www.youtube.com/watch?v=H5NwRfMJgOQ

Aynen banada pek güvenilir gelmiyor,halbuki ben levitasyona inanırım.Sanırım Chris Angel'in bir sihirbaz olduğundan dolayı,araştırayım bu haberin daha saygın bir kaynağı varsa o zaman tamam derim.

sevgili dostum video yu dikkatli izle ve yukarda tam belirttiği anlarda video daki glitchlere bak, malesef oynanmış olduğu belli oluyor.tabi ilk glitch tam dönmeden önce ama video ile başarabileceklerinin sınırı olmadığını biliyoruz.

ben savantlara ve eşref armağana inanmıyorum demiyorum, sadece telekinezi veya telepati ile ilgisi olmadığını düşünüyorum onların bu yeteneklerinin.

Dark_Prince
21-07-2011, 00:06
sevgili dostum video yu dikkatli izle ve yukarda tam belirttiği anlarda video daki glitchlere bak, malesef oynanmış olduğu belli oluyor.

ben savantlara ve eşref armağana inanmıyorum demiyorum, sadece telekinezi veya telepati ile ilgisi olmadığını düşünüyorum onların bu yeteneklerinin.

Yok dostum bu video gerçek diye koymadım psiwhell çalışacaksan eğer zihninde bununla ilgili kareler olsun diye koydum.

Evet anladım dostum,zaten ilgisi yok olsa olsa durgörüyle ilgisi olabilir fakat bende sadece beynin çok acayip ve olağanüstü birşey olduğunu anlatmak için Eşref Aydın ve diğerlerini örnek olarak verdim.Kimbilir belki de beyin bizi ışınlaya bile bilir,belkide ölümsüzlük.

Sevgilerimle...

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:10
yo aceleci davranmışım videodaki glitchler normal duruyor açıkcası ama arkadaş
güzel birşeye parmak basmış, saç kurutma makinesi ile kaseyi ısıtıp sıcak ve soğuk hava akımı yaratmış olabilir.

tekrar izleyince yorumcunun söylediğide pek inandırıcı gelmedi çünki durdurup tekrar hızlandırıyor :P

vardır bir bit yeniği, HD olsaydı keşke :)

Neva
21-07-2011, 00:20
Sayın Dark_Prince,

verdiğiniz linklerdeki örneklerden bahsetmiştim zaten. bu gibi makinelerin özel olarak tasarlanıyor olduğundan bahsettim.

tanrı yanılgısına düşmek ile ne demek istediğimi yanlış anlattım sanırsam. doğa üstü bir güç sayesinde olduğundan değil ama aynı tanrıyı yaratmak gibi düşünebilme yeteneğimiz sayesinde olmayan şeyleri bizim veya başkalarının yapıyor olabileceğine inanmaktan bahsediyordum.

"Bir kız müziğin ciddi ciddi aynı yemek gibi tadını alabiliyordu.
Kör bir Türk adam kör olmasına rağmen elleriyle dokunduğu bir cismi görebiliyordu hatta onların resmini çiziyordu."

burada kız ın müziğin tadını alması ile anlatılmak istenen nedir acaba? kokular bize bazı mekanları çağrıştırabilir. bir müzik yemeği, bir yemeğin tadı da bir müziği hatırlatabilir. benim de sıklıkla başıma gelen bir olay.

kör kişinin %100 mü kör olduğu, doğuştan mı %100 kör olduğu veya ne kadar güvenilir bir durum olduğu hepsi bu konuya bakarken dikkate almamız gereken konular.

beynimizin dokunmadan cisimlere etki edebilmesi için herhangi bir nedeni olduğunu zannetmiyorum. zihin gücüyle, manyetik alanı değiştirmek gibi bir durum veya herhangi bir nesneyi hareket ettirmek bana ilüzyon olarak gelmiştir sadece. önemli olanın beynin ne tür ekipmanlara sahip olduğu. elbette tam olarak bilemiyoruz desek de gerçekten bunu başarabilen bir insana dair kanıt olup olmadığı önemli olan

kendi sınırları ile çevrili elektromanyetik bir alana sahip olsada beynin kendisine zarar vermeden, ve sadece vücut içindeki enerjiyi kullanarak neler yapabileceği ile herhangi bilimsel bir kanıt yok. bu alanı istemli olarak geliştirebileceğine dair de bir kanıt yok. makineler ile elektromanyetik alana etki ederek birisini etkilemek ise daha önce de belirttiğim gibi herhangi bir kanıt olarak sunulamaz.

beyninizin bir bölgesini düşüncelerinizi kullanarak yapabileceğinden fazlasını yaptırmak hatta bildiğimiz kadarıyla yapamayacağı bir şeyi yaptırmaya çalışmak ve bir şekilde yapabilseniz bile o alanı uzaktaki belli bir maddenin etrafında yoğunlaştırmak bana imkansız geliyor.

Sayin Greatestlieevertold ;

Beynimiz kucumsenmeyecek kadar guzel, kusurlu, fakat islevsel ve gelistirilecek bir organdir.

Sizce beynimiz, kendi islevsel yapisi bakimindan nedensellik uzerine mi calisir? Ki herhangi bir cisim uzerine etki edebilmesi icin bir nedeni olsun? Bu tanri merkezci yaklasima benzer.

Evrim baslangicinda bir nedensellik uzerine mi olustu? Boyle olmadigi icin kusurludur zaten. Bircok beyin hasarli dogar genetik gecisle, ama hayatini goturur. Hasarli organi elemine edebilmek icin, saglam organini onun yerine koyar islevsel olarak, onu gelistirir.. (ornegin, gorma ozurluler, duyma ozurluler, otistikler vs.)


Olmaz olur mu kanitlar hic?

Siz zaten gundelik yasama dair her davranisinizda (oturma, kalkma, konusma, kosma, dusunme vs.) kendi manyetik alaninizdaki enerjiyi dissal olanla harmanlayip yasiyorsunuz. Bunu yaparken kendinize zarar veriyor musunuz beyinsel anlamda? Hayir. Doldur/bosalt usulu enerji kaynaklarini tuketip yeniden dolduruyorsunuz. Beyin sizden ayri bir yapi degildir ki..

Olmaz olur mu gelistirmeye yonelik kanit?
Nasil ogrendiniz Ingilizce'yi?(ogrenme) Nicin birkac dili birarada ogrenebiliyoruz, ogretebiliyoruz?
Neden bir kisim genetik gecisli omurilik refklekslerimizi gelistirebiliyoruz? (spor ve turevleri)

Hizli okuma vs. teknikleri neden kullaniyoruz? Nicin bulmaca puzzle, turevi seylerle ilgileniyoruz?(hafizayi esnek ve islevsel tutma)

Nicin dusunup fikir yurutuyorsunuz ornegin?

Bunlarin tumunu yaparken, zaten beyinsel enerjinizi kullaniyorsunuz farkinda misiniz?

E hal boyleyken, elektromanyetik alan olan siz(insan), bir baska elektromanyetik alana(oteki insan) nicin etki edemesin?

Edememesi icin gerekceniz ne?

Bir insanin yemek tadinda muzigi algilamasi, geliskin kulagi sayesindedir. Bugun muzige iliskin kulak gelistirebiliyor muyuz? Evet yapabiliyoruz. Ve egitimini veriyoruz. Veya egitim almadigi halde, muazzam kulaga sahip dogustan gelismis yetisi olan insanlar var.

Gorme ozurlu insanlar da ayni sekilde.. Evrim goz'le baslamadi ki?
Gozumuzun yerini alabilecek gelistirebilecegimiz baska organlarimiz da mevcut. Ve beynimiz bunun icin gayet islevsel..

Beynin belli bir bolgesini merkezleyerek, goruyorsunuz, yorumluyorsunuz zaten. Oysa hep bakmaktasiniz. Her baktiginizi goruyor musunuz mesela?

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:25
Video'daki PSI Wheel'in sırrını henüz çözemedim. Sonuçta bir video ve bize gösterilene inanıyoruz.

Ama PSI Wheel'i öğreten tekniklerde bir hile var ve telekinezi ile alakası yok.

Eller, dış ortamdan sıcaksa ellerin ortasında bulunan bir PSI tekerleği (kağıttan yapılmış bir rüzgar gülü) bir süre sonra dönmeye başlıyor.

Ellerin kısmen kapattığı bölgeye dışarıdan soğuk hava akımı hücum etmeye başlıyor.
bunu açıklamalı gösteren bir videoya denk gelmiştim. merak ederseniz tekrar arayıp bulabilir, linkini koyabilirim.

http://www.unexplained-mysteries.com/forum/index.php?showtopic=73996&st=225&p=1714992&#entry1714992

bu forum sitesinde mattman kendisi kabul ediyor alttaki mesajında eğer tabi gerçekten o ise.

http://www.unexplained-mysteries.com/viewvideo.php?id=9BIWhNh5V6Q&tid=168595

yasasınbilim mesajını yeni gördüm, aradığın video bu olabilir

Neva
21-07-2011, 00:31
Sayin Neva,

sizce yalnızca insan beyni tek başına (çalışma alanınızla ilgili bir konu zaten) karşı taraftan gelen sinyalleri yorumlayabilir mi? karşı taraf istemli veya istemsiz bazı sinyaller yollasa bile.

karşı tarafı telepati yoluyla anlarken bile yollanan o sinyallerin ne kadar karışık olacağı, anlayabilmek için gereken yazılım, yada beynin bir bölümü misal 0.5sn önce bir işe başlamışken ventromedial pre-frontal cortex 0.4 sn sonra son yorumu yapmak için işe koyuluyorsa, bu karmaşık ve çok hızlı yapıyı karşı taraf dışarı az miktarda çıkan sinyaller ile, nasıl yorumlayacağına dair en ufak bir fikri olmadan yorumlayabilir mi doğru bir şekilde?

elktromanyetik alana duyarlı bir nesneye tam olarak hedef alarak etki etmekten bahsetmiyorum bile.

evrimin 5 nedeninide beynin telepati veya telekinezi yeteneği ile ilişkilendirmeye çalışırsak, beynimizin bu yeteneği geliştirmek için herhangi bir sebebi olabilir mi?

bu durum aklıma bir hurdalığa bir uçağı oluşturmak için gerekli parçaları bırakıp oluşmasını beklemeye geliyor. o uçak oluşmaz diyip evrim olamaz diyor ise birisi , sizde evrimle alakası yok, o uçağın bir yaratıcı tarafından belirli bir görev için yaratıldığını söylersiniz. gerekli ortama sahip olup olmamasının denklemin içinde yer almadığını. bu bağlamda benim fikrim ise beynin böyle bir noktaya gelme ihtiyacının olmaması.

benim kendi çıkarımlarım sadece ama sizin görüşlerinizi merak ediyorum bu konuda

Tanimim cok soguk bir anlatim olacak ama baska sekli yok izah icin..

-Ben bir istemli/istemsiz sinyal yollayan makina isem, nicin bir baska makinanin gonderdigi sinyali alamayayim? Buna engel olan nedir?

-Karmasik dediginiz yapi, bilisime dair, yazilim uretiyor, once kodluyor, degistiriyor, update ediyor zaten.. Neden olmasin? Beyin ayni anda calisma ozelligine sahip yapilar tarafindan olusmustur. Zaman kavrami yoktur ki beyne dair.

Siz birsey yapmaya karar verdiginiz nokta ile, yaptiginiz seyin sonucunu nasil tahmin edebiliyorsunuz mesela? Hafizaniz sayesinde, deneyimler kayitli zira orada.. Ama bu baskilamaya ragmen, bir hatayi veya dogruyu yasam icinde birden fazla kez, yuzlerce yapabiliyorsunuz degil mi?

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:35
Sayin Greatestlieevertold ;

Beynimiz kucumsenmeyecek kadar guzel, kusurlu, fakat islevsel ve gelistirilecek bir organdir.

Sizce beynimiz, kendi islevsel yapisi bakimindan nedensellik uzerine mi calisir? Ki herhangi bir cisim uzerine etki edebilmesi icin bir nedeni olsun? Bu tanri merkezci yaklasima benzer.

Evrim baslangicinda bir nedensellik uzerine mi olustu? Boyle olmadigi icin kusurludur zaten. Bircok beyin hasarli dogar genetik gecisle, ama hayatini goturur. Hasarli organi elemine edebilmek icin, saglam organini onun yerine koyar islevsel olarak, onu gelistirir.. (ornegin, gorma ozurluler, duyma ozurluler, otistikler vs.)


Olmaz olur mu kanitlar hic?

Siz zaten gundelik yasama dair her davranisinizda (oturma, kalkma, konusma, kosma, dusunme vs.) kendi manyetik alaninizdaki enerjiyi dissal olanla harmanlayip yasiyorsunuz. Bunu yaparken kendinize zarar veriyor musunuz beyinsel anlamda? Hayir. Doldur/bosalt usulu enerji kaynaklarini tuketip yeniden dolduruyorsunuz. Beyin sizden ayri bir yapi degildir ki..

Olmaz olur mu gelistirmeye yonelik kanit?
Nasil ogrendiniz Ingilizce'yi?(ogrenme) Nicin birkac dili birarada ogrenebiliyoruz, ogretebiliyoruz?
Neden bir kisim genetik gecisli omurilik refklekslerimizi gelistirebiliyoruz? (spor ve turevleri)

Hizli okuma vs. teknikleri neden kullaniyoruz? Nicin bulmaca puzzle, turevi seylerle ilgileniyoruz?(hafizayi esnek ve islevsel tutma)

Nicin dusunup fikir yurutuyorsunuz ornegin?

Bunlarin tumunu yaparken, zaten beyinsel enerjinizi kullaniyorsunuz farkinda misiniz?

E hal boyleyken, elektromanyetik alan olan siz(insan), bir baska elektromanyetik alana(oteki insan) nicin etki edemesin?

Edememesi icin gerekceniz ne?

Bir insanin yemek tadinda muzigi algilamasi, geliskin kulagi sayesindedir. Bugun muzige iliskin kulak gelistirebiliyor muyuz? Evet yapabiliyoruz. Ve egitimini veriyoruz. Veya egitim almadigi halde, muazzam kulaga sahip dogustan gelismis yetisi olan insanlar var.

Gorme ozurlu insanlar da ayni sekilde.. Evrim goz'le baslamadi ki?
Gozumuzun yerini alabilecek gelistirebilecegimiz baska organlarimiz da mevcut. Ve beynimiz bunun icin gayet islevsel..

Beynin belli bir bolgesini merkezleyerek, goruyorsunuz, yorumluyorsunuz zaten. Oysa hep bakmaktasiniz. Her baktiginizi goruyor musunuz mesela?

Sayin Neva,

benim bahsettiğim şeyler ile ilgili ortak bir noktada konuşamıyoruz malesef. benim karşı çıkmadığım noktalar var ama bahsettiğim esas konular bunlar değil.

beynimizin elektromanyetik bir alan yarattığını biliyoruz. ama benim bahsetmek istediğim hem bu alanı istemli bir şekilde bir maddeye yoğunlaştabilmek için gerekli yetenek, hemde fiziksel olarak bunu yapabilmesi ne kadar mümkün beynin? yeterli enerji ve hatta dediğim gibi tek bir noktadan sanki alnızın ortasından çıkarır gibi bunu başarabilmek? bütün örnekler dışardan bir uyarıcı veya yükseltici ile mümkün olabiliyor. yeterli beyin enerjisi ne demektir yerçekimini yok etmek için? yerçekimini yok etmek için neye ihtiyacı olduğundan haberi var mı bireyin veya beynin veya herhangi birimizin?

beyin enerjimizle yerçekimini yenmeyi veya elektromanyetik alanı değiştirmek yada karşı tarafın beynini okumak konusunda, bireyin herhangi , en ufak bir fikri yok iken bunu yorumlayabilmeyi nasıl başarabilir? yada karşı tarafın beynini kontrol etmeyi veya başka şeyleri?

beynin içinde ve kabul edilebilir sınırları içinde başarabildikleri haricinde ve amplify edebilecek aletler kullanmadan bu saydığımız bana göre gerçek olmayan yetenekleri kabul etmemezi sağlayabilecek herhangi somut bir kanıt var mı?

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:39
Tanimim cok soguk bir anlatim olacak ama baska sekli yok izah icin..

-Ben bir istemli/istemsiz sinyal yollayan makina isem, nicin bir baska makinanin gonderdigi sinyali alamayayim? Buna engel olan nedir?

-Karmasik dediginiz yapi, bilisime dair, yazilim uretiyor, once kodluyor, degistiriyor, update ediyor zaten.. Neden olmasin? Beyin ayni anda calisma ozelligine sahip yapilar tarafindan olusmustur. Zaman kavrami yoktur ki beyne dair.

Siz birsey yapmaya karar verdiginiz nokta ile, yaptiginiz seyin sonucunu nasil tahmin edebiliyorsunuz mesela? Hafizaniz sayesinde, deneyimler kayitli zira orada.. Ama bu baskilamaya ragmen, bir hatayi veya dogruyu yasam icinde birden fazla kez, yuzlerce yapabiliyorsunuz degil mi?

bende ondan bahsediyorum sayin neva, dışardan etki eden bir makine, bu iş için tasarlanmış bir makine olmadan olmayacağını. elektromanyetik alanı değiştirerek insanın ruh halinin etkilenebileceğini biliyoruz ama gene de iddia edilen noktandan çok uzağız.

beynin içerisinde zaman kavramı olmayışı konusunda, quantum bilgisayarları benzeri aynı anda birçok işlem yaılmasından mı bahsediyoruz yoksa başka bir şey mi?

evet uçaklar üretip yeniyoruz yerçekimini, yada düşünerek elektrotlar sayesinde hareket ettiriyoruz tekerlekli sandalyeyi ama hep bir aracı var çünki bunu aktaran veya yorumlayan bir yapı lazım uyarlamak için.

Dark_Prince
21-07-2011, 00:45
yo aceleci davranmışım videodaki glitchler normal duruyor açıkcası ama arkadaş
güzel birşeye parmak basmış, saç kurutma makinesi ile kaseyi ısıtıp sıcak ve soğuk hava akımı yaratmış olabilir.

tekrar izleyince yorumcunun söylediğide pek inandırıcı gelmedi çünki durdurup tekrar hızlandırıyor :P

vardır bir bit yeniği, HD olsaydı keşke :)

Evet dostum kesinlikle bir bit yeniği de olabilir dediğim gibi bu işler şarlatanı en bol işlerdir.

Fakat o nasıl olacak,yani ısıtılınca o düşünce enerjisiyle o ısıyı kullanarak mı akım yaratacak?Çünkü elleri kaseye hiç değmiyor üstüne birde sağdan sola doğru döndürürken yön değiştirtip soldan sağa da döndürebiliyor.Bana gerçekçi geldi bilmiyorum.

YasasinBilim´isimli üyeden Alıntı
Video'daki PSI Wheel'in sırrını henüz çözemedim. Sonuçta bir video ve bize gösterilene inanıyoruz.

Ama PSI Wheel'i öğreten tekniklerde bir hile var ve telekinezi ile alakası yok.

Eller, dış ortamdan sıcaksa ellerin ortasında bulunan bir PSI tekerleği (kağıttan yapılmış bir rüzgar gülü) bir süre sonra dönmeye başlıyor.

Ellerin kısmen kapattığı bölgeye dışarıdan soğuk hava akımı hücum etmeye başlıyor.
bunu açıklamalı gösteren bir videoya denk gelmiştim. merak ederseniz tekrar arayıp bulabilir, linkini koyabilirim.

Sevgili dostum bana inanmak zorunda değilsiniz fakat tekniklerde kesinlikle bir hile yok,en azından denediğim psi whell tekniği için bunu söyleyebilirim.

Ellerin sıcak veya soğuk olması gibi bir kaide yoktur.İsterseniz elinizi buza batırın önemli olan rahat ve huzurlu olmanız,nasıl iyi hissediyorsanız vücut ısınızı ona göre ayarlamalısınız.Ellere gerek bile yoktur çünkü enerji vücudun bütün heryerinden yayılmaktadır.Eller beyni kandırmak için sadece bir araçtır,ellerle hareketler yapmak insana gaz veriyor gaz verecek herşey seni başarıya dahada yakınlaştırır.O yüzden çalışmalar boyunca ağzını açık bırakacak sihir gösterileri,Chris Angel videoları filan izlerseniz başarıya ulaşmanız kolaylaşacaktır.

Hileler konusuna gelince bu kısmı Sevgili Vrael'e havale ediyorum :)

Greatestlieevertold
21-07-2011, 00:47
Evet dostum kesinlikle bir bit yeniği de olabilir dediğim gibi bu işler şarlatanı en bol işlerdir.

Fakat o nasıl olacak,yani ısıtılınca o düşünce enerjisiyle o ısıyı kullanarak mı akım yaratacak?Çünkü elleri kaseye hiç değmiyor üstüne birde sağdan sola doğru döndürürken yön değiştirtip soldan sağa da döndürebiliyor.Bana gerçekçi geldi bilmiyorum.

burdaki linkte kendisi açıklamış fake olduğunu, okuyacaktım unuttum. şimdi fallout a ara verip okuyorum :)

http://www.unexplained-mysteries.com...&#entry1714992 (http://www.unexplained-mysteries.com/forum/index.php?showtopic=73996&st=225&p=1714992&#entry1714992)

YasasinBilim
21-07-2011, 00:52
http://www.unexplained-mysteries.com/forum/index.php?showtopic=73996&st=225&p=1714992&#entry1714992

bu forum sitesinde mattman kendisi kabul ediyor alttaki mesajında eğer tabi gerçekten o ise.

http://www.unexplained-mysteries.com/viewvideo.php?id=9BIWhNh5V6Q&tid=168595

yasasınbilim mesajını yeni gördüm, aradığın video bu olabilir

evet. asyalı kızdan hatırladım. ikinci linkteki video ya da onun başka bir versiyonuydu.

teşekkürler...

Greatestlieevertold
21-07-2011, 01:03
gerçektende asmattman mış, eşşolubeşkulak açıklamış nasıl yaptığını ama neden yaptığından bahsederken, hem inananlara hemen inanmamaları gerektiğini hemde inanmayanlar hiç düşünmeden direk benim nasıl yaptığımı bilmeden nasıl reddettiklerine dem vurarak bahsetmiş. yani her 2 taraf içinde yapmış olduğundan bahsediyor videoyu.

basit bir şekilde anlatırsak bir arkadaşı öndeki 2 ayağın (içleri boş olan) gözükmeyen alt kısımlarından boru ile hava üflemiş. bu boş ayaklardan borular, masanın üstünde bulunan farklı 2 küçük deliğe birbirinden bağımsız hava akımı yollayabiliyormuş.

Dark_Prince
21-07-2011, 01:07
burdaki linkte kendisi açıklamış fake olduğunu, okuyacaktım unuttum. şimdi fallout a ara verip okuyorum :)

http://www.unexplained-mysteries.com...&#entry1714992 (http://www.unexplained-mysteries.com/forum/index.php?showtopic=73996&st=225&p=1714992&#entry1714992)

basit bir şekilde anlatırsak bir arkadaşı öndeki 2 ayağın (içleri boş olan) gözükmeyen alt kısımlarından boru ile hava üflemiş. bu boş ayaklardan borular, masanın üstünde bulunan farklı 2 küçük deliğe birbirinden bağımsız hava akımı yollayabiliyormuş.

Tamamdır dostum bilgilendirme için teşekkür ederim.Fakat benimki gerçekti.

Sevgilerimle...

Neva
21-07-2011, 03:53
Sayin Neva,

benim bahsettiğim şeyler ile ilgili ortak bir noktada konuşamıyoruz malesef. benim karşı çıkmadığım noktalar var ama bahsettiğim esas konular bunlar değil.

beynimizin elektromanyetik bir alan yarattığını biliyoruz. ama benim bahsetmek istediğim hem bu alanı istemli bir şekilde bir maddeye yoğunlaştabilmek için gerekli yetenek, hemde fiziksel olarak bunu yapabilmesi ne kadar mümkün beynin? yeterli enerji ve hatta dediğim gibi tek bir noktadan sanki alnızın ortasından çıkarır gibi bunu başarabilmek? bütün örnekler dışardan bir uyarıcı veya yükseltici ile mümkün olabiliyor. yeterli beyin enerjisi ne demektir yerçekimini yok etmek için? yerçekimini yok etmek için neye ihtiyacı olduğundan haberi var mı bireyin veya beynin veya herhangi birimizin?

beyin enerjimizle yerçekimini yenmeyi veya elektromanyetik alanı değiştirmek yada karşı tarafın beynini okumak konusunda, bireyin herhangi , en ufak bir fikri yok iken bunu yorumlayabilmeyi nasıl başarabilir? yada karşı tarafın beynini kontrol etmeyi veya başka şeyleri?

beynin içinde ve kabul edilebilir sınırları içinde başarabildikleri haricinde ve amplify edebilecek aletler kullanmadan bu saydığımız bana göre gerçek olmayan yetenekleri kabul etmemezi sağlayabilecek herhangi somut bir kanıt var mı?

Sayin Greatestlieevertold ;

Ayni seyi konusuyoruz icerik olarak, bakin size yukarda ornekler verdim en basit sekliyle.. Kafanizda nasil bir model var tam anlamadim ama;

Bakin diyorsunuz ki yercekimine ragmen, beynimizi/enerjimizi kullanmak;

Kanit istiyorsunuz halen, peki;

Yercekimi var evet, ama sizin ayaginizi bastiginiz yerde(odada, toprakta vs.) yer cekimi bitiyor mu? Yercekimi hala var...!?

Ben de diyorum ki; Yercekimine ragmen, disardan itici bir kuvvet/yardim almadiginiz halde nasil kaldiriyorsunuz kolunuzu veya parmaginizi? Siz kolunuzu veya parmaginizi kaldirirken, cevrenizdeki biri size yardim ediyor mu? Bana bunu nasil izah edebilirsiniz?

Bana bunu izah ederseniz, daha iyi anlayabilirim sizi..

Evet beynimizin yarattigi elektromanyetik alan mevcut. Ama beynimiz bu alani yaratirken, dissal sinyallere bagimlidir. Disardan yukseltici, uyarici sinyaller alir. Harmanlayip yaratir bu alani.. Hem verici, hem alicidir yani.
Istemli sekilde, maddeyi yine madde/enerji'ye yogunlastirarak mesela bir karin kaslarinizi gelistiriyorsunuz ve size yumruk atildiginda etkilenmiyorsunuz. Halbuki oncesinde, yumruk atilsa tepki verip iki buklum oluyorsunuz.

Simdi bunu kabul ediyorsunuz da, sizin atiyorum masa ustundeki herhangi bir objeyi ittirecek kadar odaklanip, enerji uretebileceginizi niye kabul edemiyorsunuz? Anlamaya calistigim bu kisim..

Sizin beyin/enerji olarak, masa ustunde duran objeden veya karsinizda duran diger insandan farkiniz nedir, yapitasi(ana malzeme) bakimindan?
Bana bunu izah eder misiniz?

Zaten "en ufak bir fikrim yok" dediginiz nokta gibi birsey yoktur beyne gore.Daha once de yazdim, beynin kendi islevselligi acisindan zaman kavrami yoktur. Yani bu konuyu gelecek ay dusunecegim gibi bir durum yoktur. Ayni anda bircok seyi dusunursunuz, hatirlarsiniz, unutursunuz. Hatirlama-unutma arasinda dusunce uretirsiniz.

Siz zaten, yapisal(beyin) ve islevsel olarak illuzyonist bir karaktere sahipken, gercek kavramindan soz etmek ne denli tutarlidir?

Iki gozunuz var, ama masadaki 1 tabaga baktiginizda 2 tabak gormuyorsunuz degil mi? Yalnizca bir tabak goruyorsunuz. Alin size illuzyon..

Ama basiniz dondugunde, herseyi cift goruyorsunuz degil mi? Bakin buda illuzyon..

Hangisi gercek bunlarin peki? Fikriniz var mi?

Greatestlieevertold
21-07-2011, 12:52
Sayin Greatestlieevertold ;

Ayni seyi konusuyoruz icerik olarak, bakin size yukarda ornekler verdim en basit sekliyle.. Kafanizda nasil bir model var tam anlamadim ama;

Bakin diyorsunuz ki yercekimine ragmen, beynimizi/enerjimizi kullanmak;

Kanit istiyorsunuz halen, peki;

Yercekimi var evet, ama sizin ayaginizi bastiginiz yerde(odada, toprakta vs.) yer cekimi bitiyor mu? Yercekimi hala var...!?

Ben de diyorum ki; Yercekimine ragmen, disardan itici bir kuvvet/yardim almadiginiz halde nasil kaldiriyorsunuz kolunuzu veya parmaginizi? Siz kolunuzu veya parmaginizi kaldirirken, cevrenizdeki biri size yardim ediyor mu? Bana bunu nasil izah edebilirsiniz?

Bana bunu izah ederseniz, daha iyi anlayabilirim sizi..



Sayin Neva,

kolumu veya bacağımızı kaldırırken yada zıplarken harcadığımız enerji yerçekimine karşı bir güç oluşturmak için. aynı şekilde harcadığımız enerji ile doğru orantılı olarak yerçekimine rağmen havada kalma süremiz basit bir matematik ile hesaplanacaktır.

zıplamak için beynin harcadığı enerji ile (komutları yerine getirmek için) vücudun geri kalanının harcadığı enerjinin birbirinden miktar olarak farklı olduğunu biliyoruz, yada kolunuzu bacağınızı kaldırmak için. neden kasların harcadığı enerji ile beynin sinir sistemine verdiği komut arasında bağ kuruyoruz ki hava asılı kalmaktan bahsederken. bunun için bildiğimiz bir yol yok zaten sadece beynin başarabileceği.

bir beynin yerçekimini yenecek ve havada misal 10sn asılı kalacak enerjiyi oluşturabileceğini düşünmek bana çok saçma geliyor. ancak bilmediğimiz bir şekilde diyebiliriz ki o zaman da gerçekten bilinç bunu başarmak için ne yapıyor? yada o yarattığı enerji "neden" sadece kendini kaldırıyor, nasıl bu kadar "kesin" bir alan ile etraftaki hiç birşeyi etkilemeden bunu başarıyor? yada bunu başarmak için beynin içindeki çok az miktardaki enerji yetecekmidir? yani ben fiziksel olarak buradaki saçmalıklardan bahsediyorum.





Evet beynimizin yarattigi elektromanyetik alan mevcut. Ama beynimiz bu alani yaratirken, dissal sinyallere bagimlidir. Disardan yukseltici, uyarici sinyaller alir. Harmanlayip yaratir bu alani.. Hem verici, hem alicidir yani.
Istemli sekilde, maddeyi yine madde/enerji'ye yogunlastirarak mesela bir karin kaslarinizi gelistiriyorsunuz ve size yumruk atildiginda etkilenmiyorsunuz. Halbuki oncesinde, yumruk atilsa tepki verip iki buklum oluyorsunuz.

Simdi bunu kabul ediyorsunuz da, sizin atiyorum masa ustundeki herhangi bir objeyi ittirecek kadar odaklanip, enerji uretebileceginizi niye kabul edemiyorsunuz? Anlamaya calistigim bu kisim..

Sizin beyin/enerji olarak, masa ustunde duran objeden veya karsinizda duran diger insandan farkiniz nedir, yapitasi(ana malzeme) bakimindan?
Bana bunu izah eder misiniz?

Zaten "en ufak bir fikrim yok" dediginiz nokta gibi birsey yoktur beyne gore.Daha once de yazdim, beynin kendi islevselligi acisindan zaman kavrami yoktur. Yani bu konuyu gelecek ay dusunecegim gibi bir durum yoktur. Ayni anda bircok seyi dusunursunuz, hatirlarsiniz, unutursunuz. Hatirlama-unutma arasinda dusunce uretirsiniz.

Siz zaten, yapisal(beyin) ve islevsel olarak illuzyonist bir karaktere sahipken, gercek kavramindan soz etmek ne denli tutarlidir?

Iki gozunuz var, ama masadaki 1 tabaga baktiginizda 2 tabak gormuyorsunuz degil mi? Yalnizca bir tabak goruyorsunuz. Alin size illuzyon..

Ama basiniz dondugunde, herseyi cift goruyorsunuz degil mi? Bakin buda illuzyon..

Hangisi gercek bunlarin peki? Fikriniz var mi?

neden kabul etmiyorum, en önemlisi çünki hiçbir somut kanıt yok. şimdiye kadar kanıtlanmış herhangi bir bilgi gelmedi elimize birisinin atıyorum 1m ilerdeki bir objeyi sadece düşünce gücüyle ittirdiğine, yada beyin okuduğuna yada vs..

beynin her tarafından yayılan elektrik sinyallerini bilinçli ve istekli olarak, tek bir noktaya odaklayıp bir bilim kurgu filmiden çıkan silah gibi tek noktaya gönderebileciğine inanmadığım için. hiç bir kanıt gösterilemediği için.

vücutlarına metal parçalar konulduğunda nadir insanlarda parçaların düşmediğini görüyoruz. ama bu insanlar ıkınıp o manyetik alanlarını kapatamıyorlar. vücutlarının çok yakınında gerçekleşen bir olay. odaklanıp sahip olmadıkları miktarda enerji yaratıp etraftaki aletleride etkilemiyorlar. zaten bunlara oo şaşılacak şeyler olarak bakmıyorum. elektrik akımı olmadan hiçbir işe yaramazdı vücudumuz.

diyelim ki 2m ötedeki bir objeyi hareket ettirmek için beynimizi bir şekilde bu işleri başarması için eğitebildik. peki beynimiz ve sadece beynimiz bu objeye kadar ulaşabilecek bir bir manyetik alan patlaması yaratabileek enerjiyi simultane bir şekilde üretebilecek mi? burada bana beyine bu şekilde emir verebilmek saçma geliyor. bilmediğiniz bir şeyi sırf odaklandığınız için yapabilmek. fotoğrafik hafızaya sahip birisine, dur şimdi artık gördüğün şeyleri hafızanda tutmayı bırakacaksın demek.

kendisini havada tutmak için, nasıl yaptığını bilmediğimiz bir şekilde yapabilmek için o miktarda enerjiyi üretebilme yeteneğine sahip mi?

gerçek algısından bahsetmiyorum bu konu içinde. fizik kuralları içerisinde başarabileceklerimiz hakkında yorum yapmak amacım.

Özgürcan
21-07-2011, 13:37
Eski bir deist olarak yazılanların tamamına katılıyorum. Ayrıca şu da eklenmeli:
Ben, insanları cehennemde yakacak bir tanrıdan utanırım...

Khaos
21-07-2011, 13:57
bu başlıkta,
tanrının insanoğlu tarafından yaratıldığı iddiasına deist arkadaşların verdiği katkıdan dolayı teşekkür ederim.

açıkyüreklilikle tanrıyı nasıl yarattıklarını birçok kez ortaya koydular.
biz de canlı olarak gözlemleme şansı edindik.

kendini ortaya koymaktan aciz olmak, tüm tanrıların ortak özelliğidir.
bir insan teki tarafından yaratılmış olmak tüm tanrıların ortak özelliğidir.
her tanrı kendi yaratıcısı olan insanı yansıtmaktadır.
yaratıcısını yansıtmak da tanrıların ortak özelliğidir.

bu başlıkta katılımcıların tanrılarının farklarına vurgu yaptılar.
benim için ise önemli olan tanrtıların ortak yönlerinin ortaya konulmasıydı.

muhammedin allahı, olimposun zeusu,
deistin yada panteistin yada panenteistin 'tanrısı' sadece soyutlamalarmış bir kez daha benim açımdan ortaya çıktı.

bütün soyutlamalarda şu üçgeni kurabiliriz.

soyutlayan, yani insan
soyutlama denen işlem,
soyutlamaya konu olan nitelik.

bu niteliklerin bir tek kaynağı var.
o da evren.
çünkü insanoğlu ancak evreni gözlemlyebilir vce ancak evrendeki bazı nitelikleri soyutlayabilir.
sonra o niteliklere bir isim takar, o isme bir içerik verir.

bırakın beyler telekineziydi, yok bilmemneydi.
bunların teolojiyle ne alakası var.
bunların ontoloji ile ne alakası var.
bunların felsefe ile ne alakası var.

sizler tanrı kavramını dahi tartışmayı beceremiyorsunuz.

üzülerek, özür dileyerek ancak mecburen söylemek zorundayım.

bilimsel felsefeye fena halde ihtiyacınız var.
hatta temel felsefi metodolojiye ihtiyacınız var.
tanrı tartışmasını getirip telapatiye telekineziye bağladınız.
müslümanlardan farkınız olmadığına mı karar vermeli bilemiyorum.

Neva
21-07-2011, 17:22
bu niteliklerin bir tek kaynağı var.
o da evren.
çünkü insanoğlu ancak evreni gözlemlyebilir vce ancak evrendeki bazı nitelikleri soyutlayabilir.
sonra o niteliklere bir isim takar, o isme bir içerik verir.

bırakın beyler telekineziydi, yok bilmemneydi.
bunların teolojiyle ne alakası var.
bunların ontoloji ile ne alakası var.
bunların felsefe ile ne alakası var.

sizler tanrı kavramını dahi tartışmayı beceremiyorsunuz.

üzülerek, özür dileyerek ancak mecburen söylemek zorundayım.

bilimsel felsefeye fena halde ihtiyacınız var.
hatta temel felsefi metodolojiye ihtiyacınız var.
tanrı tartışmasını getirip telapatiye telekineziye bağladınız.
müslümanlardan farkınız olmadığına mı karar vermeli bilemiyorum.

Sayin Khaos ;

Soylenmekte haklisiniz zira konuyu cok dagittik. Ben de konu dagilmasina kendi adima verdigim katkidan dolayi ozur dileyeyim bu arada.

Deizm'e iliskin sunu da eklemek gerekir. Evren kadar, teizm'e iliskin zaman kavrami da dikkat cekici deizm'de diye dusunuyorum.

Mesela yukarda denmis ki;

3) Evreni yaratan Tanrı ise, bu Tanrı evrenin içinde midir, dışında mıdır?

3- Bunun cevabı yoktur.


Cevabin olmayisi ilginc.

TurkceRap
21-07-2011, 17:34
Açıkcası şu an uzun felsefi metinler yazmak için uygun bir ruh halinde olduğumu düşünmüyorum.

En azından benimn bir deist olarak söyleyeceğim şey, Deizmin hiç bir iddiası yoktur, deist olduğunu söyleyen kişi sadece kendi yorumuna göre bir TANRI anlayışına sahiptir.

Bu yüzdendir ki, 1. öncelikle Deizmin organize dinleri kabul etmeyen diğer akımlardan biri olduğu,

2. bir deistin dogmatik bir yaklaşım içinde olmadığı,

3. bir iddiada bulunmadığı, fakat bazı değişken sebeplere göre bir TANRI anlayışı olduğu asla unutulmamalıdır.

işte bu yüzden Neva dostumuza yukarıdaki iletimde teizmle kıyaslamanın doğruolmayacağını söyledim.

Olimpiyat
21-07-2011, 20:59
Deist arkadaşlara bir sorum olacak
Sizce Tanrı insanları neden yaratmış olabilir?


( Deizm hakkında çok bilgim yok ,tamamen öğrenme amaçlı)

Natan
21-07-2011, 21:45
Sayın olimpiyat. Açmış olduğunuz başlığı birleştirdim. Lütfen başlık açımına özen gösterin. Zaten açılan bir başlık var, aynı konuda ikinci bir başlığın açılması anlamsız. Paylaşıınız için teşekkürler

TurkceRap
21-07-2011, 22:31
Deist arkadaşlara bir sorum olacak
Sizce Tanrı insanları neden yaratmış olabilir?


( Deizm hakkında çok bilgim yok ,tamamen öğrenme amaçlı)


SAdece yaratmak istemiş ve yaratmış olabilir, belki gerçekten tasavvufta olduğu gibi bilinmek istemiş de olabilir vs vs, bu ihtimaller çoğaltılabilir, fakat, bu soruyu cevaplarken birşeyi gözden kaçırmamak gerekiyor.

bildiğim kadarıyla öyle evrime cansiperane karşı çıkan deistler yok, keza ben de evrim teorisini kabulediyorum.

ereninthenature
21-07-2011, 22:48
Deist arkadaşlara bir sorum olacak
Sizce Tanrı insanları neden yaratmış olabilir?


( Deizm hakkında çok bilgim yok ,tamamen öğrenme amaçlı)

tanri ezelden beri varsa insani yaratana kadar sonsuz zaman gecti demektir.sonsuz zaman oyle dikilirsen canin sikilir tabi birseyler yapmak istersin dogal olarak.neyse birseyler yapayim bari diyip evreni yaratiyor iste.sonra 13.5 milyar yil bekleyip coldeki adamlara sunu yap bunu yapma diyor teistlere gore tabi.

Dark_Prince
21-07-2011, 23:20
bırakın beyler telekineziydi, yok bilmemneydi.
bunların teolojiyle ne alakası var.
bunların ontoloji ile ne alakası var.
bunların felsefe ile ne alakası var.

sizler tanrı kavramını dahi tartışmayı beceremiyorsunuz.

üzülerek, özür dileyerek ancak mecburen söylemek zorundayım.

bilimsel felsefeye fena halde ihtiyacınız var.
hatta temel felsefi metodolojiye ihtiyacınız var.
tanrı tartışmasını getirip telapatiye telekineziye bağladınız.
müslümanlardan farkınız olmadığına mı karar vermeli bilemiyorum.

Müslümanlarla ne alaka yahu?Bunları hiç mi tartışmayalım.Bence Tanrıyla çok alakası var,bence bu tip tartışmalar yapılmalıki gerçek ne ise ortaya dökülsün,dışla dışla nereye kadar?

Müslümanlar karşıt fikirleri dinlemeden gözleri kapalı savunurlar bu olayları,tanrıya kanıt olarak sunarlar.Biz dinsizler ise enine boyuna tartışıp,olası tüm ihtimalleri gözönüne alır ve sonuca varmaya çalışırız.Yani Müslümanlardan farkımız olduğuna karar verebilirsin.

Sevgilerimle...

Neva
22-07-2011, 00:13
.

En azından benimn bir deist olarak söyleyeceğim şey, Deizmin hiç bir iddiası yoktur, deist olduğunu söyleyen kişi sadece kendi yorumuna göre bir TANRI anlayışına sahiptir.

Bu yüzdendir ki, 1. öncelikle Deizmin organize dinleri kabul etmeyen diğer akımlardan biri olduğu,

2. bir deistin dogmatik bir yaklaşım içinde olmadığı,

3. bir iddiada bulunmadığı, fakat bazı değişken sebeplere göre bir TANRI anlayışı olduğu asla unutulmamalıdır.

işte bu yüzden Neva dostumuza yukarıdaki iletimde teizmle kıyaslamanın doğruolmayacağını söyledim.

Sayin TurkceRap ;

Dediginizi anladim. Yalniz sunu belirtmekte fayda var.

Ustte ozellikle acikladim. Bir kisim teist inanir, gunumuzde deizm tarzinda inaniyor. Ve adina muslumanlik diyor sordugunuzda..

Mesela sadece bir tanri inanci var. Herhangi bir bildik ritueli uygulamiyor. Allah kitap dumduz kufur'e malzeme yapabiliyor, yeri geldiginde. O da tanri fikrini kendi dusuncesine gore modelliyor. Bilimsel evrim'i kabul ediyor, bu evrimin baslangicina modelledigi tanri'yi oturtuyor.. Dinlerden kendini soyutlamis bir bakis acisina sahip oluyor. Peygamberleri, bildik peygamberden ziyade, kendi caginin filozofu olarak algiliyor.

Ve tum bunlarin isiginda, ben muslumanim diyor. Daha fazla sordugunuzda, muslumanlik kavraminin sadece tanriyi kabul edis ve teslimiyet anlamina geldigini soyluyor.

Benim sahsi gorusum, ozellikle gelismekte olan ulkelerde, teizm, deizm'e kayma egilimi gosteriyor. Ama halen sosyal sartlar geregi, teizm olarak algilaniyor.

Dikkat cekmek istedigim bir diger husus da buydu. Kuskusuz bu ayrinti deizm'i/deisti baglamayabilir. Ama disardan objektif bakildiginda, dikkat cekici..

TurkceRap
22-07-2011, 00:25
Sayin TurkceRap ;

Dediginizi anladim. Yalniz sunu belirtmekte fayda var.

Ustte ozellikle acikladim. Bir kisim teist inanir, gunumuzde deizm tarzinda inaniyor. Ve adina muslumanlik diyor sordugunuzda..

Mesela sadece bir tanri inanci var. Herhangi bir bildik ritueli uygulamiyor. Allah kitap dumduz kufur'e malzeme yapabiliyor, yeri geldiginde. O da tanri fikrini kendi dusuncesine gore modelliyor. Bilimsel evrim'i kabul ediyor, bu evrimin baslangicina modelledigi tanri'yi oturtuyor.. Dinlerden kendini soyutlamis bir bakis acisina sahip oluyor. Peygamberleri, bildik peygamberden ziyade, kendi caginin filozofu olarak algiliyor.

Ve tum bunlarin isiginda, ben muslumanim diyor. Daha fazla sordugunuzda, muslumanlik kavraminin sadece tanriyi kabul edis ve teslimiyet anlamina geldigini soyluyor.

Benim sahsi gorusum, ozellikle gelismekte olan ulkelerde, teizm, deizm'e kayma egilimi gosteriyor. Ama halen sosyal sartlar geregi, teizm olarak algilaniyor.

Dikkat cekmek istedigim bir diger husus da buydu. Kuskusuz bu ayrinti deizm'i/deisti baglamayabilir. Ama disardan objektif bakildiginda, dikkat cekici..


Şimdi bir noktaya varıyoruz sanırım, fakat bence deizm ve teizmin benzeşen yönleri olduğunu söylediğinizde bu tanıma uymuyor.

ha eğer modern çağın din anlayışı deizme doğru evriliyor diyorsanız, ben de buna katılırım, fakat bu gelişmekte olan ülkelerden ziyade bence gelişmiş ülkelerde daha çok karşımıza çıkan birşey,gelişmekte olan ülkelerde de tabi aynı çizgiyi izleyebilir.

Neva
22-07-2011, 04:55
Şimdi bir noktaya varıyoruz sanırım, fakat bence deizm ve teizmin benzeşen yönleri olduğunu söylediğinizde bu tanıma uymuyor.

ha eğer modern çağın din anlayışı deizme doğru evriliyor diyorsanız, ben de buna katılırım, fakat bu gelişmekte olan ülkelerden ziyade bence gelişmiş ülkelerde daha çok karşımıza çıkan birşey,gelişmekte olan ülkelerde de tabi aynı çizgiyi izleyebilir.

Benim kisisel olarak benzettigim yonleri budur. Zaten tanri fikrine iliskin bakacak olursaniz,- ornegin semavi dinlerde- hepsinde ayni profil gorunur, yani her inanir kendi kafasina gore modele oturtur tanriyi(guc, ilah, kutsal vs.) Mesela klasik bir inanira tanri nedir deseniz, bu soru net olarak cevapsiz kalir. Kitapta anlatilan ozelliklerle aciklanir.

Geriye sadece rituel uygulamak kalir. Ki o da zaten keyfe birakilmistir dinlerde. Yani yaparsaniz cennet, yapmassaniz cehennem figuru islenmistir.

Gunumuz din anlayisinin deizm'e evrilmesi farkli bir konu..
Ne Deizm, ne de Teizm vs. yeni cag inanclari degildir. Gelismis ve cokuluslu ulkelerde dinin kendine dair yuzlesmesi, kismen daha erken donemlerde yapilmistir.

Benim bahsettigim ise; bundan cok onceki zamanlarda da bir kisim musluman inanirin din algisi ve gundelik hayata uygulayisi.. Yani hem tanri fikri, hem de rituel uygulamamak acisindan.. Teist olduklarini iddia etseler de, Deist olduklarinin farkinda degiller dememin sebebi budur.

Ayrica acik fikirle, yaklasip yorumladiginiz, yazistiginiz icin tesekkur ederim.

Khaos
22-07-2011, 11:55
Açıkcası şu an uzun felsefi metinler yazmak için uygun bir ruh halinde olduğumu düşünmüyorum.

En azından benimn bir deist olarak söyleyeceğim şey, Deizmin hiç bir iddiası yoktur, deist olduğunu söyleyen kişi sadece kendi yorumuna göre bir TANRI anlayışına sahiptir.

Bu yüzdendir ki, 1. öncelikle Deizmin organize dinleri kabul etmeyen diğer akımlardan biri olduğu,

2. bir deistin dogmatik bir yaklaşım içinde olmadığı,

3. bir iddiada bulunmadığı, fakat bazı değişken sebeplere göre bir TANRI anlayışı olduğu asla unutulmamalıdır.

işte bu yüzden Neva dostumuza yukarıdaki iletimde teizmle kıyaslamanın doğruolmayacağını söyledim.


arkadaşlar

biz deizmin/panteizmin/panenteizmin dogması olmadığını,iddiası olmadığını elbetteki biliyoruz yahu.

burda bir genelleme yaptım.

tanrı kavramına, müslümanın,hristiyanın , budistin putpersetin yada deistin verdiği ortak içeriği sorguladım.

müslümanın allahı, yahudinin yahvesi ceberrut, hristiyanın ki eh işte nispeten biraz daha yumuşak huylu, deistin ki ise pek bi hoş muş değil ki benim meselem.

tanrıların hiç biri kendini ortaya koyma yeteneğine sahip değildir dedim.
müslümanların allahı bu yeteneğe sahip değil de, deistin ki sahip mi,
işte soru bir bu.

tüm tanrılar insan teki tarafından yaratıldı dedim.
müslümanların allahını insan yarattı da , deistin tanrısını insan yaratmadı mı.
bu soru iki.

her tanrı onu yaratanı yansıtır dedim.
müslümanların allahı onu yaratanı yansıtıyor da, deistin tanrısı neyi yansıtıyor.
bu da soru üç.

bu sorulara cevap vermeden mi deizmi tartışacaksınız.
yahu var mı öyle bişey ya.

Anti
22-08-2011, 02:45
deistin tanrısının, muhammedin tanrısından bir farkını göremiyorum.

muhammedin tanrısı , muhammedin keyfine göreydi.
senin tanrın da senin keyfine göre.
çıkıp sana nasıl biri olduğuna dair birşeyler anlatıyorsa, işin orasını bilemem.

kendini ortaya koyamamış,
varlığı salt inancın konusu olmaya mahkum,
hayalürünü bir içerik.Bir deistin Tanrı anlayışı ile Muhammed'in Tanrı anlayışı arasında ki "büyük" farkı görememeniz sizin kişisel sorununuzdur.
O fark da şudur.
Deistler, kendi görüşlerini başkalarına empoze etme konusunda oldukça rahattırlar, yani basit bir tabir ile kendi işlerine bakarlar, sizin Tanrı inancınız veyahut dinlere yönelmeniz onların nezdinde hiçbir önem ve değer arzetmez.
Muhammed ve İslam'da ise tam tersine "yayılmacı" bir politika vardır ve Kuran'da gördüğümüz üzere, inanmayanlar için "cehennem" ve türlü cezalardan bahsedilmektedir.
Deizm bir felsefi akımdır ve "müritleri" yoktur. Sadece Tanrı inancını zihnin süzgeçlerinden geçirmiş "bireyler" vardır.
İslam ise kelime anlamı olarak dahi "teslimiyet"i ifade eder.
İslam'da Allah'a kayıtsız şartsız bir bağlılık söz konusudur ve o ne yapsa doğrudur, kati suretle eleştirilemez, varlığından şüphe söz konusu olamaz.
Deizm ise Tanrı'yı kusursuz addetmez, onun bir sistem kurup her şeyi insanın ve doğanın dengesine bıraktığını beyan eder, bireyin işlediği suçun yine bireye ait olduğunun bilincindedir.
Muhammed'in Tanrı'sı kendine göreydi kelamı da bu yazdıklarım nezdinde ufacıkta olsa mantıki değerini yitirmiş olsa gerek.
Muhammed Tanrı'yı kendi çıkarları için kullanmış, ömrünün geri kalanını rahatlık içerisinde geçirmiştir. Belki de psikolojikman iyi geçirmemiştir, bilemem.
Fakat bir deistin Tanrı'yı kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ben ne gördüm, ne de duydum.
Dünya'da her daim en kötü şeylerden birisi taraf olamamaktır, bugünde baktığımız zaman dini inanç ile alakadar felsefi akımlar içerisinde en tarafsızı deizm görünmektedir.
Ateistler korkaklıkla, teistler ise akla uymadığı gerekçesi ile suçlarlar.
Agnostikler ile ise anlaşılabilirliği var Deizmin, özellikle ölümden sonrası ve insanın varoluşundan öncesi ile ilgili bilinemezlikler deizm ile agnostizmi bir potada eritmeye kafi kavramlardır ve irdelenmeleri gerekir.

Khaos
05-09-2011, 01:57
Bir deistin Tanrı anlayışı ile Muhammed'in Tanrı anlayışı arasında ki "büyük" farkı görememeniz sizin kişisel sorununuzdur.
O fark da şudur.
Deistler, kendi görüşlerini başkalarına empoze etme konusunda oldukça rahattırlar, yani basit bir tabir ile kendi işlerine bakarlar, sizin Tanrı inancınız veyahut dinlere yönelmeniz onların nezdinde hiçbir önem ve değer arzetmez.
Muhammed ve İslam'da ise tam tersine "yayılmacı" bir politika vardır ve Kuran'da gördüğümüz üzere, inanmayanlar için "cehennem" ve türlü cezalardan bahsedilmektedir.
Deizm bir felsefi akımdır ve "müritleri" yoktur. Sadece Tanrı inancını zihnin süzgeçlerinden geçirmiş "bireyler" vardır.
İslam ise kelime anlamı olarak dahi "teslimiyet"i ifade eder.
İslam'da Allah'a kayıtsız şartsız bir bağlılık söz konusudur ve o ne yapsa doğrudur, kati suretle eleştirilemez, varlığından şüphe söz konusu olamaz.
Deizm ise Tanrı'yı kusursuz addetmez, onun bir sistem kurup her şeyi insanın ve doğanın dengesine bıraktığını beyan eder, bireyin işlediği suçun yine bireye ait olduğunun bilincindedir.
Muhammed'in Tanrı'sı kendine göreydi kelamı da bu yazdıklarım nezdinde ufacıkta olsa mantıki değerini yitirmiş olsa gerek.
Muhammed Tanrı'yı kendi çıkarları için kullanmış, ömrünün geri kalanını rahatlık içerisinde geçirmiştir. Belki de psikolojikman iyi geçirmemiştir, bilemem.
Fakat bir deistin Tanrı'yı kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ben ne gördüm, ne de duydum.
Dünya'da her daim en kötü şeylerden birisi taraf olamamaktır, bugünde baktığımız zaman dini inanç ile alakadar felsefi akımlar içerisinde en tarafsızı deizm görünmektedir.
Ateistler korkaklıkla, teistler ise akla uymadığı gerekçesi ile suçlarlar.
Agnostikler ile ise anlaşılabilirliği var Deizmin, özellikle ölümden sonrası ve insanın varoluşundan öncesi ile ilgili bilinemezlikler deizm ile agnostizmi bir potada eritmeye kafi kavramlardır ve irdelenmeleri gerekir.

sayın anti

hala daha ''FARK''dan bahsediyorsunuz.

ben farklardan değil,
''ORTAK'' noktalardan bahsediyorum.

alıntıladığınız mesajın devamında üç soru var.

madem alıntılıyorsunuz,
o halde o sorulara deyinmeyi deneyin.

Anti
05-09-2011, 02:15
sayın anti

hala daha ''FARK''dan bahsediyorsunuz.

ben farklardan değil,
''ORTAK'' noktalardan bahsediyorum.

alıntıladığınız mesajın devamında üç soru var.

madem alıntılıyorsunuz,
o halde o sorulara deyinmeyi deneyin.Bu mesajımı yazdığımda, başlıkta yer edinmiş tüm mesajları okumuştum.
Özellikle "metafizik" tartışmasının sayfalarca sürüp gitmiş olması dikkatimi çekmişti.
Fakat bahsini ettiğiniz "üç soruyu" anımsamıyorum, şu an yine bir kontrol ettim, ne yazık ki yine göremedim.
Eğer düzenlemediyseniz veyahut silmediyseniz burada alıntılamanızı rica ederim.
Ona göre tabi ki fikrimi beyan ederim.
Diğer bir konu da, ortak noktalar.
Ben açıkçası tek ortak noktanın "Tanrı inancı" olduğunu düşünüyorum.
Müslümanların yollarına ışık tutan bir kitapları var, her şeyi ona bırakabiliyorlar.
Ben ve bizde böyle bir durum söz konusu değil.
Yine de en temel şeyden kopmadan, Tanrı kavramına dönecek olur isek, ben Tanrı'dan korkmuyorum, ondan istemlerde bulunmuyorum, iyilik ve kötülük kavramlarını, kendi vicdanımın ölçütlerinde şekillendiriyorum.
İslam'da ise dediklerimin tümü tersten işlemekte. Allah'ın yeryüzü ve insanlar ile sürekli etkileşim içerisinde olduğuna inanılır, dualar falan hep bu maksat ile yapılmaktadır zaten. Müslümanlıkta genel ahlâk kurallarının ölçütü de yine dediğim gibi Kuran'dır.
Bunlar zaten bilindik şeyler, altını çizmeye gerek yok, o yüzden kısa kesmek en iyisi olacaktır.
Ama o üç soruyu alabilirsem, içten bir şekilde cevaplandırmaya çalışırım.

Khaos
05-09-2011, 02:23
arkadaşlar

biz deizmin/panteizmin/panenteizmin dogması olmadığını,iddiası olmadığını elbetteki biliyoruz yahu.

burda bir genelleme yaptım.

tanrı kavramına, müslümanın,hristiyanın , budistin putpersetin yada deistin verdiği ortak içeriği sorguladım.

müslümanın allahı, yahudinin yahvesi ceberrut, hristiyanın ki eh işte nispeten biraz daha yumuşak huylu, deistin ki ise pek bi hoş muş değil ki benim meselem.

tanrıların hiç biri kendini ortaya koyma yeteneğine sahip değildir dedim.
müslümanların allahı bu yeteneğe sahip değil de, deistin ki sahip mi,
işte soru bir bu.

tüm tanrılar insan teki tarafından yaratıldı dedim.
müslümanların allahını insan yarattı da , deistin tanrısını insan yaratmadı mı.
bu soru iki.

her tanrı onu yaratanı yansıtır dedim.
müslümanların allahı onu yaratanı yansıtıyor da, deistin tanrısı neyi yansıtıyor.
bu da soru üç.

bu sorulara cevap vermeden mi deizmi tartışacaksınız.
yahu var mı öyle bişey ya.

şu mesajı kastetmiştim.
sizin mesajınızdan hemen bir önceki mesaj bu.

TUBA
05-09-2011, 11:27
tanrı kavramı genel anlam itibari ile tek cümleyle "sığınılacak bir liman" olmuş ve dolayısıyla tanrı kavramını psikolojik olarak es geçememek var

kendi adıma ben agnostik düşüncedeyim, ve tanrıyı kanıtlamak gibi bir düşüncem yok varsa zaten vardır yoksa da yoktur :) bu kadar basit

sevgili khaos hep iddia ettiğin düşüncen, tanrı kendi varlığını ortaya koyamamıştır koyamadığı içinde yoktur

belki kendini ortaya koymak istemiyordur, bunu hiç düşündün mü?kendini ortaya koymak istemeyen bir tanrıyı bulamazsın hiçbir şekilde, dolayısıyla ben agnostik düşünceden yana oldum :)

Khaos
05-09-2011, 12:08
tanrı kavramı genel anlam itibari ile tek cümleyle "sığınılacak bir liman" olmuş ve dolayısıyla tanrı kavramını psikolojik olarak es geçememek var

kendi adıma ben agnostik düşüncedeyim, ve tanrıyı kanıtlamak gibi bir düşüncem yok varsa zaten vardır yoksa da yoktur :) bu kadar basit

sevgili khaos hep iddia ettiğin düşüncen, tanrı kendi varlığını ortaya koyamamıştır koyamadığı içinde yoktur

belki kendini ortaya koymak istemiyordur, bunu hiç düşündün mü?kendini ortaya koymak istemeyen bir tanrıyı bulamazsın hiçbir şekilde, dolayısıyla ben agnostik düşünceden yana oldum :)

tamamen çelişki.

kendini ortaya koymak istemiyorsa varlığı üzerine nasıl konuşabiliyorsunuz ki.

tanrı var mı, yok mu.
cevap basit.

varolmak bir nitelikdir.
bu nitelik evrene aittir.

şimdiye kadar hangi tanrı bu niteliği ortaya koyabildi.
cevap, hiçbiri.

neyin belkisi o halde.
kendini ortaya koymak istemeyen bir tanrı.
öncelikle şunu farketmelisiniz.
işte dinler tam olarak böyle başlıyor ve gelişiyor.

önce bir tanrı yarattınız.
şimdi de ona içerik veriyorsunuz.

kafanızda yarattığınız tanrının kendisini ortaya koymak istemediğini yakıştırdınız.

agnostik, tanrıya inanır.

bir şeyin bilinemez olmasını iddia etmek,
o şeye varlık tanımaktır.

bilinemez olan evrendir.

neyin agnostiği olduğunuza karar vermelisiniz.

bilinemez olan evrenmidir, yoksa tanrı mı.

TUBA
05-09-2011, 12:47
evren bilinebilir her geçen süre bilinebilmektedir, ama tanrı kavramı bilinemez
neyse şimdi çıkmam lazım daha sonra uzunca cevap yazarım

Khaos
05-09-2011, 12:51
tam tersine

bilinemez olan evrendir.

çünkü dinamiktir.
ve süreçler yeni nitelikler üretecektir.
bu niteliklerin tam olarak bilebilmek mümkün değildir.

bilmek insan türüne ait bir özellik.
evren, insan türü ortadan kalktıktan sonra da yeni nitelikler üretmeye devam edecek.
yani insan için bilinemez olmak evrenin doğasından kaynaklanır.

oysa tanrı nedir zaten biliyoruz.

tanrı hatalı bir soyutlamadır.
insanoğlu tarafından yaratılmış bir kavramdır.

demek ki neymiş,
agnostik felsefe aslında sadece agnostik savsata imiş.

agnostik düşünce idealizmin tatlı su versiyonudur.

MadScientist
08-01-2013, 23:14
Müsli leri bitirdik şükürallah, sıra deistlere geldi sanırım. Ne tesadüfü? Allam yaa..:)
Herkes ateist olacak diye birşey yok deist olanda olabilir.
Bir insan dini reddedip Tanrıya inanabilir bunun neresinde bir yanlışlık var ben açıkcası göremedim.

vishnu
09-01-2013, 00:22
bende ateistim ama bazı ateistlerin diğer dinsizlere bu kadar saldırgan olmasını anlayamıyorum.

neden nefret ediyorsunuz ?

bu halinizle ehli sünnet , ehli sünnet diyen mezhepçilere benziyorsunuz.

Sesli
10-01-2013, 16:22
Sayın Vishnu,

Bu konuda size katılmamak imkanı olabilir mi? Bence burada konu aslında benim inancım doğru, seninki yanlış demenin değişik tarzda olan bir anlatımıdır.

nighteagle
13-04-2013, 15:13
deizm.org dan alıntıdır

Bir deist, Tanrısını şöyle tanımlar:-benim allahımın haram ayları olmaz benim allahımın her ayı mubarek ve kutsaldır...
-benim tanrımın sağı solu olmaz bütün yönler onundur ve onun bütün yönleri kutsaldır...
-benim tanrım insanların öldürülmesi için emir vermez...
-benim tanrım yarattığı bir grup insanı başka bir grup insandan üstün görmez...
-benim tanrım insanların cinsel hayatına karışmaz...
-b...enim tanrım kullarını aşağılamaz ve lanetlemez...
-benim tanrım taşı,toprağı vs...kullarından üstün görmez...
-benim tanrım sözünden dönmez,emirlerini değiştirmez...
-benim tanrım kitaplarını korumaktan aciz değildir...
-benim tanrım sadece bir kavim anlasın diye sadece o dilde peygamber göndermez...
-benim tanrım dünyada yasakladığını ahirette serbest bırakmaz...
-benim tanrım insanlarla arasına aracı koymaz...
-benim tanrım şeytana insanları saptırması için zaman vermez şeytanla işbirliği yapmaz...
-benim tanrım insanları aç bırakmaz,insanların başka insanlarca öldürülmesine müsade etmez...
-benim tanrım insanların para vererek tepeler arasında koşmasına, taşın tuğlanın etrafında dönmesine izin vermez...
-benim tanrımın tahtını taşıtmaya meleklere ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım kadını aşağılamaz...
-benim tanrım köleliği kabul etmez... (Kuran’da, köleliği kaldıran, yasaklayan hiç bir Ayet yoktur. Ama ne vardır? Cezai bir yaptırım olarak köle azat edilmesi vardır. Suçlu bir köleciye verilmiş cezadır. Hem de ağır bir ceza!)
-benim tanrım düşünmeyi soru sormayı yasaklamaz...
-benim tanrım kimsenin gözlerini, kulaklarını, aklını mühürlemez...
-benim tanrım kulları anlamasın diye ayet göndermez...
-benim tanrımın paraya,pula,ganimete ihtiyacı yoktur ilgiside yoktur..
-benim tanrım kaderlerini yazıpta insanlarla oyun oynamak için onları sınava sokmaz...
-benim tanrım kimseye SALAVAT getirmez...
-benim tanrım zebanileri çağırmaz...cezayıda mükafatıda kendi verir...
-benim tanrım yemin etmez çünkü yemin etmesi için gerekçesi yoktur...
-benim tanrımın kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım zamandan etkilenmez aksine zamanın sahibi ve yaratıcısıdır...
-benim tanrımın istediği ibadetler cahiliye döneminin aynısı olan ibadetler değildir...
-benim tanrım kullarına meydan okumaz okumaya ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım haklının,emeğin,bilimin,doğrunun vs...vs yanındadır....
-benim tanrımın mutlu olmak için hayvanların öldürülmesine ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım; cezalandırmak için insanların ölmesini beklemez...
-benim tanrım; insanlara verecekse bir ceza ahirette verir, insanların dünyada recm edilmesine musade etmez...
-benim tanrımın; can almak için meleğe ihtiyacı yoktur çünkü kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım; meleklerle bulutlar arasından dünyaya gelme ihtiyacı duymaz...
-benim tanrım; için meleklerin kanat sayısı önemli değildir...
-benim tanrımın; saray gibi yanan üstünde sarı develer gibi kıvılcımlar çıkaran üç çatallı gölgeleri yoktur...
-benim tanrım; insanlarla doldurmak için ateş yakmaz çünkü sadist değildir...
-benim tanrım; kulları yanarken,öldürülürken,acı çekerken tatmin olmaz...
-benim tanrım; kısası,kan davasını övmez aksine cezalandırılmanın adaletli olmasını savunur...
-benim tanrım; insanlar arasında kin,nefret gibi duyguların ve savaşa sebep olabilecek durumların oluşmasına izin vermez...
-benim tanrım; matematiği,anatomiyi,astronomiyi,psikolojiyi,felse fe yi...vs...vs iyi bilir ve bu konularda hata yapmaz....
-benim tanrım; sorguya çekilemez dilediğini yapmakta serbesttir çünkü hata ve yanlış yapmaz...
-benim tanrımın; cezalandırmak için yıldırıma,gök gürültüsüne vs...ihtiyacı yoktur...
-benim tanrım; kullarını korkuyla değil sevgiyle yaratır...
-benim tanrım; gücünü göstermek için örnek olarak deveye,yağmura ihtiyacı yoktur çünkü yarattıkları yeter...
-benim tanrım; kendini saklamaz kendini hatırlatmak için kullarına ihtiyaç duymaz...
-benim tanrım; insanlar mutlu olsun diye hikaye anlatmaz...
-benim tanrım; günlük olaylara göre ayet indirmez çünkü benim tanrım evrensel ve tüm zamanlara hakimdir....
-benim tanrımın, yasakladığı herseyin akıllı ve mantıklı bir sebebi vardır....
-benim tanrım; fakirlerin, fakirlikleriyle yetinmelerine musade etmez....
-benim tanrım; cinleri yaratıp, bunları insanlardan saklamasına ihtiyacı yoktur..
-benim tanrım; insanların kendisine ibadet edip, egosunu tatmin etmeye ihtiyacı yoktur..
-benim tanrım; kadının nasıl dövüleceği konusunda hüküm söylemez..
-benim tanrım; yüzlerce karısı olan peygamberleri dünyaya salmaz.
-benim tanrım; dünyaya gönderdiği iddia edilen dinleri koruyamamaktan aciz değildir..
-benim tanrım; insanların kendisine ibadet edip, egosunu tatmin etmeye ihtiyacı yoktur..
-benim tanrım; benim binlerce hakkım yenirken, "her işte bir hayır vardır" safsatasını savunmaz..
-benim tanrım; gönderdiği dinin, parça parça mezheplere ayrılmasına musade etmez..
-benim tanrım; gönderdiği dinin hurafelerle dolmasına seyirci kalmaz..
-benim tanrım; din istaimarlarının, dini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmasına musade etmez..
-benim tanrım; cariyelerin seks kölesi olarak, kullanılmasına musade etmez, böyle olması için hüküm vermez..
-benim tanrım; eğer gerçekten peygamberler mucize göstermişlerse, günümüze ulaşan bir kanıt bırakmalıydı..
-benim tanrım; başka bir dine tabi olan bir insanın, hayatında ne kadar adil olursa olsun, bu kişi/kişiler için "cehennemde yanacaktır" diye hüküm göndermez..
-benim tanrım; insanlara ahirette cennet-cehennemi sunuyorken, hayvanlar için hiçbirşey sunmaması olanaksızdır..
-benim tanrım; "benim için adak hayvan kesin" diyip insanlarıda, allah yağcılıktan hoşlanıyormuş gibi göstermez..
-benim tanrım; cinsel ayrımcılık yapmaz..
-benim tanrım; insani tavır ve davranışlarda bulunmaz..

Şüpheci Dinsiz
13-04-2013, 15:29
Sevgili nighteagle,

Başlığınızı "Felsefe-Psikoloji" başlığına taşıdım.

Ben de bir Deist olarak Deizm hakkındaki görüşlerimi bu başlıkta (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29882) yazmıştım. Okumak isteyebilirsiniz.

Sevgiler

EcemRng
24-12-2013, 15:58
bir deistin vermesi gereken cevaplar şunlar olmalıdır:

1) Tanrının insana ihtiyacı var mıdır (egosunu tatmin etmek bile olabilir)?
2) insanın Tanrıya ihtiyacı var mıdır?
3) Evreni yaratan Tanrı ise, bu Tanrı evrenin içinde midir, dışında mıdır?
4) Akıl, mantık ve bilimle çözemediğimiz her olguyu tanrıya mı mal etmeliyiz yoksa ısrarla çözmeye mi çabalamalıyız?

teşekkürler...

Cevaplar her deiste göre farklılık gösterebilir bununla beraber kendi aklımdaki cevapları vereyim. Tanrının varlığı durumunda;

1. Var. Belki insana değil fakat insanın var olmasına ihtiyacı var, ve tüm canlıların, herşeyin. Bu soru ışığın yol almak için vakuma ihtiyacı var mı demeye benziyor biraz da. Eğer siz bir bilinçseniz bir yerlerde yansımadan süisidal bir hal almaz mıydınız? Ya da kendinizi limitsiz potansiyelinizle mutlak yanlız ve izole olan bir bilinç yerine koyun, ne yapardınız? "Ego tatmini" dediğiniz zaman "şeytani" gelebiliyor kulağa, fakat egonuzun gerçekliğini farkına varmadan rasyonel eylemlerde de bulunamazsınız. Egonuzu farkına varmadan iyiliğin ya da güzelliğin ne olduğunu idrak edemezsiniz. Çünkü her canlı birer egodur zaten sözcük manası da "one's self". Bu tatmin ille materyal sahibi olma şeklinde düşünülmemeli.

2. Tabi ki var, düşünen bir insan tanrı olmadan fundamental düzeyde doyuma ulaşamaz. Sosyal yapılar ise geçici olup serbest bakış açısınca ilüzyon olarak adlandırılabilir, dolayısıyla öznelliği toplumsal statü ile tatmin yolunu seçmek mantıksal bir yaklaşım değil, daha anlamlı ve stabil birşeyler olmalı. Çekilen acıların ve haksızlıkların ise boşuna olmadığını ümit etmekte bir problem görmüyorum.

3. Cevap veremeyecegimiz bir soru, fakat Tanrı'nın fiziksel bir obje olduğundan söz edilebileceğini sanmıyorum.

4. Akıl, mantık ve bilimle çözülemeyecek bir olgu yok açıkçası. Sadece gelişen/evrilen zihinsel süreçte bir noktadayız. 10000 yıl sonraki uygarlıklar bugünlerde asla bilemeyeceğimiz, tahmin dahi edemeyeceğimiz kavramları bilip idrak edebilecekler. Fakat asıl soru her zaman var olacak; "neden?".

Deizm'i dinlerden ayıran rasyonelizm, samimiyetizm gibi etmenleri de denkleme katabilirsiniz :)

evrensel-insan
24-12-2013, 22:17
Teolojik bir durus olarak, bir deistin tanriya "yok" diyememesi, genelde;

Akilciligin kendini inandirmasi mi?

Mantik olarak (bilimdisi) akilci yurutulen bir mantik mi?-Akilli tasarimcilik/programlayicilik v.s.

Gozlem olarak; Aklin olan bir fenomen ile ozdeslestirmesi mi?

Yoksa, gercegin ne oldugunun akil ile inanilarak dogrulanmasinin verdigi gozlem mi?

Yoksa aklin bilincalti ve sartlanmis ve sorgulanmayan klasik "bunca duzen sistem bir yaraticisiz olamaz" akilciliginin, yaraticinin yaratani kisir dongusunu algilayamamasi mi?

Ya da zamansal yaratim onceligindeki alginin, akil tatmini icin bir yeren bir yaraticidan baslamasi mi?

Son bir konu olarak;

Bir deiste teolojik durus olarak "tanri yoktur" dedirtmeyen nedir? Denir ise ne gibi bir sorun diyence algilanir?

EcemRng
24-12-2013, 23:55
Teolojik bir durus olarak, bir deistin tanriya "yok" diyememesi, genelde;

Akilciligin kendini inandirmasi mi?

Deizm inanma isteğinden çok düşünsel bir sonuç olduğundan bu açılım pek doğru değil. Kendini inandırma gibi bir kavram en azından bana yabancı açıkçası.

Mantik olarak (bilimdisi) akilci yurutulen bir mantik mi?-Akilli tasarimcilik/programlayicilik v.s.

Öyle denebilir. Sonuç olarak bilim "nasılları" açıklıyor, deizm "nedenleri" açıklamada mantığın ön plana çıktığı bir araç olarak görülebilir.

Gozlem olarak; Aklin olan bir fenomen ile ozdeslestirmesi mi?

Bilimsel açıdan örneğin aklın (ya da herhangi birşeyin) gerçekte ne olduğu konusunda hüküm verilemez, sadece "şeylerin" işlevselliğine/niteliğine açıklayıcı bir isim verilir. Deizm bu sebeple her türlü fenomeni tek bir kaynağa bağlayaraktan (Tanrı, Supreme Being vs.) olanı görmek ve idrak ettiğine şahit olmak gibi bir anlayışa sahip. Bunun sebebi en temel düzeyde objelerin ya da fiziksel kuvvetlerin kendilerini nitelemesi düşüncesinin mantık dışı görülmesidir.

Yoksa, gercegin ne oldugunun akil ile inanilarak dogrulanmasinin verdigi gozlem mi?

Dediğim gibi akıl ile inanılarak değil de, akıl ile düşünülerek. Doğrulama gözlemden sonra geliyor.

Yoksa aklin bilincalti ve sartlanmis ve sorgulanmayan klasik "bunca duzen sistem bir yaraticisiz olamaz" akilciliginin, yaraticinin yaratani kisir dongusunu algilayamamasi mi?

Deizm'de orijinlerin sahibi varlığın fiziksel bir obje/kuvvet olarak nitelendiği söylenemez. Dolayısıyla yaratıcının yaratanı gibi bir problemle fazla karşılaşılmıyor. Bilincin şartlanmış olduğu olguların ise dualiteleri tanıyabilme üzerine kurulu olduğu anlayışı mevcut.

Ya da zamansal yaratim onceligindeki alginin, akil tatmini icin bir yeren bir yaraticidan baslamasi mi?

Yaratılma deizm'de tartışmaya son derece açık bir mevzu, fiziksel realitenin Tanrı'yla beraber her zaman var olduğunu savunan pek çok fikir var örneğin. Ya da Tanrı'nın nasıllığı konusunda "God of being" değil de, "God of becoming" türevinde düşünceler var evrilen bir realiteyi açıklamada kullanılan vs.

Son bir konu olarak;

Bir deiste teolojik durus olarak "tanri yoktur" dedirtmeyen nedir? Denir ise ne gibi bir sorun diyence algilanir?

Tanrı/üstün varlık vardır demek en basit açıklama öncelikle. Zira realite, belirli şekilde karakterize olmuş bir yapı, kurallar dahilinde işlevsellik gösteriyor. Felsefi açıdan bakacak olursan eğer, bir "söz" yok ise, bir anlayış ta olamaz. Anlayışın olmadığı bir ortamda herhangi bir "sistem" ya da "pattern"dan bahsetmek mümkün değil. Oysa bir sistem var olup, buna şahit olan anlayış da var. Dolayısıyla mantık tüm bu orijinlerin kaynağı olan bir varlık olması gerektiğini söylemektedir.

Tanrı yoktur dediğiniz zaman, en temel düzeyde fiziksel realitenin neden olduğu şekilde var olduğuna açıklık getirmeniz, ve bunun bir şekilde sağlamasını yapmanız gerekir. "Neden?" sorusunun cevabı verilmediği sürece Tanrı var olmaya mahkum diyebiliriz. Ki bu cevap verildiği zaman zaten varlığının kavranma ihtimali çok yüksek. Şayet tanrı yok ise dahi, "tanrı yoktur" anlayışını var eden dahi bir tanrı olmak zorunda. Çünkü mantık daima "neden"i görmek ister. Daha kısa bir deyişle geçerli (valid) kavramlar dahilinde; nedensizlik = mantıksızlıktır. Deist için mantık, Tanrı'nın en basit ve en ağır kanıtı olarak nitelenebilir.

evrensel-insan
25-12-2013, 01:43
Deizm inanma isteğinden çok düşünsel bir sonuç olduğundan bu açılım pek doğru değil. Kendini inandırma gibi bir kavram en azından bana yabancı açıkçası.



Öyle denebilir. Sonuç olarak bilim "nasılları" açıklıyor, deizm "nedenleri" açıklamada mantığın ön plana çıktığı bir araç olarak görülebilir.



Bilimsel açıdan örneğin aklın (ya da herhangi birşeyin) gerçekte ne olduğu konusunda hüküm verilemez, sadece "şeylerin" işlevselliğine/niteliğine açıklayıcı bir isim verilir. Deizm bu sebeple her türlü fenomeni tek bir kaynağa bağlayaraktan (Tanrı, Supreme Being vs.) olanı görmek ve idrak ettiğine şahit olmak gibi bir anlayışa sahip. Bunun sebebi en temel düzeyde objelerin ya da fiziksel kuvvetlerin kendilerini nitelemesi düşüncesinin mantık dışı görülmesidir.



Dediğim gibi akıl ile inanılarak değil de, akıl ile düşünülerek. Doğrulama gözlemden sonra geliyor.



Deizm'de orijinlerin sahibi varlığın fiziksel bir obje/kuvvet olarak nitelendiği söylenemez. Dolayısıyla yaratıcının yaratanı gibi bir problemle fazla karşılaşılmıyor. Bilincin şartlanmış olduğu olguların ise dualiteleri tanıyabilme üzerine kurulu olduğu anlayışı mevcut.



Yaratılma deizm'de tartışmaya son derece açık bir mevzu, fiziksel realitenin Tanrı'yla beraber her zaman var olduğunu savunan pek çok fikir var örneğin. Ya da Tanrı'nın nasıllığı konusunda "God of being" değil de, "God of becoming" türevinde düşünceler var evrilen bir realiteyi açıklamada kullanılan vs.



Tanrı/üstün varlık vardır demek en basit açıklama öncelikle. Zira realite, belirli şekilde karakterize olmuş bir yapı, kurallar dahilinde işlevsellik gösteriyor. Felsefi açıdan bakacak olursan eğer, bir "söz" yok ise, bir anlayış ta olamaz. Anlayışın olmadığı bir ortamda herhangi bir "sistem" ya da "pattern"dan bahsetmek mümkün değil. Oysa bir sistem var olup, buna şahit olan anlayış da var. Dolayısıyla mantık tüm bu orijinlerin kaynağı olan bir varlık olması gerektiğini söylemektedir.

Tanrı yoktur dediğiniz zaman, en temel düzeyde fiziksel realitenin neden olduğu şekilde var olduğuna açıklık getirmeniz, ve bunun bir şekilde sağlamasını yapmanız gerekir. "Neden?" sorusunun cevabı verilmediği sürece Tanrı var olmaya mahkum diyebiliriz. Ki bu cevap verildiği zaman zaten varlığının kavranma ihtimali çok yüksek. Şayet tanrı yok ise dahi, "tanrı yoktur" anlayışını var eden dahi bir tanrı olmak zorunda. Çünkü mantık daima "neden"i görmek ister. Daha kısa bir deyişle geçerli (valid) kavramlar dahilinde; nedensizlik = mantıksızlıktır. Deist için mantık, Tanrı'nın en basit ve en ağır kanıtı olarak nitelenebilir.

Dedigim gibi sadece deizmin temelinde deist dusunceyi ogrenmek icin sordum, o yuzden deizmin sorununu degerlendirmeyecegim.

Yalniz, ben genelde konu ve kavramlara bilimsel bilissel ve bilgisel temelde baktigimdan, sunu soracagim.

Teolojik temeli bir tarafa birakir da, bilimin bilimsel temelini ele alirsak; bilimin bilimselligi gozlemden baslar ve gozlem olmasi icinde ortada bir fenomen olmasi gerekir.

Fenomen yok ise gozlem de bilimsellikte yoktur.

Bu temelde, ozdeslesme ve de aklin dogrulayarak gerceklestirmesi disinda; Tanri diyebilecegimiz bir fenomenin kendi basina mantiksal olabilirlik olma olasiligi var midir?

Varsa nasil?

Sorum akilcilik yada teolojinin varlik temelinde degil, bilimin bilimsel temelinde.

Buradaki bilimselin farki SOMUTTAN SOYUTA GITMEKTIR. Akil ise SOYUTTAN SOMUTA GIDER.

Yani once tanriyi akilda tanrilastirir ve sonra somuta indirger.

Bilim ise once gozlemler ve sonra akil ile teorisini ya da olgusunu ortaya koyar. Bu temelde olgu tum insanoglunu kapsar ve gozlemsel yanlislanabilir olanagina sahipken, aklin gercekleyerek dogruladigi, sadece dogrulayan icin gecerlidir ve yanlislanamaz.

Bu temelde deizmin bilimselligini degerlendirir misin?

EcemRng
26-12-2013, 04:43
Dedigim gibi sadece deizmin temelinde deist dusunceyi ogrenmek icin sordum, o yuzden deizmin sorununu degerlendirmeyecegim.

Yalniz, ben genelde konu ve kavramlara bilimsel bilissel ve bilgisel temelde baktigimdan, sunu soracagim.

Teolojik temeli bir tarafa birakir da, bilimin bilimsel temelini ele alirsak; bilimin bilimselligi gozlemden baslar ve gozlem olmasi icinde ortada bir fenomen olmasi gerekir.

Fenomen yok ise gozlem de bilimsellikte yoktur.

Bu temelde, ozdeslesme ve de aklin dogrulayarak gerceklestirmesi disinda; Tanri diyebilecegimiz bir fenomenin kendi basina mantiksal olabilirlik olma olasiligi var midir?

Varsa nasil?

Sorum akilcilik yada teolojinin varlik temelinde degil, bilimin bilimsel temelinde.

Buradaki bilimselin farki SOMUTTAN SOYUTA GITMEKTIR. Akil ise SOYUTTAN SOMUTA GIDER.

Yani once tanriyi akilda tanrilastirir ve sonra somuta indirger.

Bilim ise once gozlemler ve sonra akil ile teorisini ya da olgusunu ortaya koyar. Bu temelde olgu tum insanoglunu kapsar ve gozlemsel yanlislanabilir olanagina sahipken, aklin gercekleyerek dogruladigi, sadece dogrulayan icin gecerlidir ve yanlislanamaz.

Bu temelde deizmin bilimselligini degerlendirir misin?

Aslında deizm kavram olarak çok basit.

Deizm'in en çocukça anlatımı, "why anything? <> godiddit". En temel seviyede bu. Fakat "tanrı" kavramına girildiği zaman uçsuz bucaksız fikirler ve ideolojiler ister istemez meydana çıkıyor.

Deizm bilimsel bir olgu olmaktan ziyade bilişsel bir olgu. Deizmi var eden salt mantık olduğundan bilimsel bir çerçevede ne şekilde değerlendirilebilir bilemiyorum, çünkü bilim temelde sadece bir reverse-engineering. Mantık ise sorgulama ve sebep arama, yani mantık reverse-engineering'i bir kavram olarak ele alıp sorgulayabilecek kapasitede bir mekanizma, akıldan ziyade. Yani 'Reverse-engineering'in dahi varlığını sorgulayan bir mekanizma. Akıl ve mantık kesinlikle aynı şey değil.

Mantık aslında çok düz olarak giriş-gelişme-sonuç şeklinde resim çiziyor. Gelişmeye şahit olduğu için giriş ve sonuca tanrı adını veriyor, deizm kısaca bu. Fakat dünyanın güneşin çevresinde dönmesi gibi, mantıki gerçekler de olgu olarak nitelendirilmek durumundadır, yani objektiftir. Bu yüzden deizm deistler tarafından objektif bir kavram olarak nitelendirilir (ie, objektivizm), 2. adına da "doğal inanç" koymuşlar zaten; "God gave us reason, not religion". Bilim mantıkla paralel bir yapı olmadığından sadece somut kanıtlarla ilgileniyor, nedir ve nasıldır. Biliş ise nedir ve nedendir dediği zaman ayrışma gerçekleşiyor. Bu yüzden deizm'in bilimsel bir perspektiften irdelenebileceğini sanmıyorum. En fazla bir Einstein alıntısı verebilirim :) ;

Evrendeki esrar perdesine karşı olan duyarlılığım, en güzel ve en derin tecrübem. Gerçek bilimin de tetikleyicisi bundan başkası değil. Benim için, bu duygu kendisine yabancı olan, bilinmeyeni merak etmekten ve bundan mest olmaktan, devamında saygıyla doğrulmaktan aciz bir kimsenin, ölüden farkı yoktur. Körelmiş benliklerimizin, sadece en saf halinde kavrayabildiği, evrende kendini en yüce bilgelik ve en parlak güzellik olarak gösteren, asla idrak edemeyeceğimiz o varlığın gerçekten var olduğunu bilmek, gerçek inancın en ortasındadır.

evrensel-insan
26-12-2013, 04:57
Aslında deizm kavram olarak çok basit.

Deizm'in en çocukça anlatımı, "why anything? <> godiddit". En temel seviyede bu. Fakat "tanrı" kavramına girildiği zaman uçsuz bucaksız fikirler ve ideolojiler ister istemez meydana çıkıyor.

Burada bir sabitlik yok mu? Neden thing in sadece any si soruluyor da nothing'i sorulmuyor?

Kavramsal bilgi olarak aslinda hersey negatiften doguyor. Yani gozlemini algiladigin !? isaretleri negatiftir ve sen onu "var" temelinde pozitive donusturursun.

O yuzden algi pozitiftir. Iste algiyi uyaran sey ise negatiftir.

Deizm bilimsel bir olgu olmaktan ziyade bilişsel bir olgu. Deizmi var eden salt mantık olduğundan bilimsel bir çerçevede ne şekilde değerlendirilebilir bilemiyorum, çünkü bilim temelde sadece bir reverse-engineering. Mantık ise sorgulama ve sebep arama, yani mantık reverse-engineering'i bir kavram olarak ele alıp sorgulayabilecek kapasitede bir mekanizma, akıldan ziyade. Yani 'Reverse-engineering'in dahi varlığını sorgulayan bir mekanizma. Akıl ve mantık kesinlikle aynı şey değil.

Tabi ki degil, bilissellik de "...yi kavramak/algilamak/idrak etmek" temelinde zaten pozitif. yani bilinci karamak/algilamak/idrak etmek. Yalniz buradaki mantigin akilci mi bilimsel mi oldugu farklilasir.

Mantık aslında çok düz olarak giriş-gelişme-sonuç şeklinde resim çiziyor. Gelişmeye şahit olduğu için giriş ve sonuca tanrı adını veriyor, deizm kısaca bu. Fakat dünyanın güneşin çevresinde dönmesi gibi, mantıki gerçekler de olgu olarak nitelendirilmek durumundadır, yani objektiftir. Bu yüzden deizm deistler tarafından objektif bir kavram olarak nitelendirilir (ie, objektivizm), 2. adına da "doğal inanç" koymuşlar zaten; "God gave us reason, not religion". Bilim mantıkla paralel bir yapı olmadığından sadece somut kanıtlarla ilgileniyor, nedir ve nasıldır. Biliş ise nedir ve nedendir dediği zaman ayrışma gerçekleşiyor. Bu yüzden deizm'in bilimsel bir perspektiften irdelenebileceğini sanmıyorum. En fazla bir Einstein alıntısı verebilirim :) ;

Peki deizmin, tanrisinin, objesi nedir? buradaki inancin dogalligi objektifliginden mi yoksa kendiliginden mi anlaminda?

EcemRng
28-12-2013, 11:26
Peki deizmin, tanrisinin, objesi nedir? buradaki inancin dogalligi objektifliginden mi yoksa kendiliginden mi anlaminda?

İnancın doğallığı sadece mantıktan. Yani deizmin herhangi bir kültüre ya da zamansal bir anlayışa, sabit bir ahlaki doktrine bağımlı olmamasının sebebi bu diyebilirim.

Örneğin denizde özgürce yüzen bir balığı örnek alın, balığın kuyruğuna bir nesne temas ettiği zaman balık kendisine bir nesnenin hangi bölgeden temas ettiğini algılayıp yüzünü oraya döndürmeye çalışacak ki nesneyi görsün ve gerekli tepkiyi versin. Çünkü kendisine temas edenin kendisi olmadığını bir şekilde farkında. Aynı şekilde, benliğimizi (ve içerisinde yaşadığımız fiziksel ortamı) ortaya çıkaran kuvvetin fiziksel/bilişsel öznelliğimiz olmadığından emin olduğumuz için, gözlemleyebildiğimiz etkileri de mümkün kılan ama ortamdan izole "bir gücün varlığı" sonucuna mantık sayesinde ulaşabiliyoruz. Aynı zamanda mantık, bilinçsiz bir kaynağın bilinci var edebileceğini mümkün görmüyor - demek istediğimi anlatabildimse.

Deizmin tanrısının objesi, ya da öznelliği/nesnelliğinin tartılması ve bu konudaki bakış açıları tam olarak deizmin kendisini yansıtmıyor. Total deizmin içerisinde farklı bakış açılarına girildiğinde, sunulan teori kişiler tarafından bir şekilde (kişinin objektif mantığı ve kişisel felsefesine dayanarak) kabul görebilir ya da görmeyebilir. Fakat tanrının objesinin kişi tarafından henüz tanımlanamaması ve bunu itiraf edebilmek, deizm sonucuna ulaştıran mantıksal sebeplerden bağımsız dediğim gibi.

evrensel-insan
28-12-2013, 22:50
İnancın doğallığı sadece mantıktan. Yani deizmin herhangi bir kültüre ya da zamansal bir anlayışa, sabit bir ahlaki doktrine bağımlı olmamasının sebebi bu diyebilirim.

Örneğin denizde özgürce yüzen bir balığı örnek alın, balığın kuyruğuna bir nesne temas ettiği zaman balık kendisine bir nesnenin hangi bölgeden temas ettiğini algılayıp yüzünü oraya döndürmeye çalışacak ki nesneyi görsün ve gerekli tepkiyi versin. Çünkü kendisine temas edenin kendisi olmadığını bir şekilde farkında. Aynı şekilde, benliğimizi (ve içerisinde yaşadığımız fiziksel ortamı) ortaya çıkaran kuvvetin fiziksel/bilişsel öznelliğimiz olmadığından emin olduğumuz için, gözlemleyebildiğimiz etkileri de mümkün kılan ama ortamdan izole "bir gücün varlığı" sonucuna mantık sayesinde ulaşabiliyoruz. Aynı zamanda mantık, bilinçsiz bir kaynağın bilinci var edebileceğini mümkün görmüyor - demek istediğimi anlatabildimse.

Deizmin tanrısının objesi, ya da öznelliği/nesnelliğinin tartılması ve bu konudaki bakış açıları tam olarak deizmin kendisini yansıtmıyor. Total deizmin içerisinde farklı bakış açılarına girildiğinde, sunulan teori kişiler tarafından bir şekilde (kişinin objektif mantığı ve kişisel felsefesine dayanarak) kabul görebilir ya da görmeyebilir. Fakat tanrının objesinin kişi tarafından henüz tanımlanamaması ve bunu itiraf edebilmek, deizm sonucuna ulaştıran mantıksal sebeplerden bağımsız dediğim gibi.

Iste buradaki mantik DOGRULUGU YANLISLANAMAYAN BILIMSEL OLMAYAN AKILCI IDEOLOJIK INANCSAL TEMELDEDIR.

Eger sen algi olarak YANLISLANABILME OLANAGININ bilincine varirsan, tanrinin varliginin boyle bir olanagi olmadigindan aklinda illa bir tanri dogrulamasi mantigi aramazsin.

Buradaki bir tanri ihtiyaci sadece insanoglu disinda baska bir guce fenomene fizik otesi yaratilan bir varliga NUMENAL YETI DEGERI YUKLEMEKTIR.

Boyle bir ihtiyac ta aklin bir tuzagidir. Ustelik teslimiyetcilik temelinde insanoglunu kendi akli ile kendi cendereye sokar.

EcemRng
29-12-2013, 14:26
Iste buradaki mantik DOGRULUGU YANLISLANAMAYAN BILIMSEL OLMAYAN AKILCI IDEOLOJIK INANCSAL TEMELDEDIR.

Evet bunu farkındayım, katılıyorum yani.

Eger sen algi olarak YANLISLANABILME OLANAGININ bilincine varirsan, tanrinin varliginin boyle bir olanagi olmadigindan aklinda illa bir tanri dogrulamasi mantigi aramazsin.

Eğer mantık realiteden bağımsız ise (ki bu bilimsel olarak nasıl ıspatlanabilir şu anda bir fikrim yok) - bu durumda bilincin mümkün kıldığı her kavram şartlanmış ilüzyonlar olmaktan öte değildir, dediğiniz gibi. Fakat mantığın yanlışlanabilir bir öğe olmadığını şu yüzden düşünüyorum; mantığımı var eden fiziksel öznelliğim. Yani mevcut algım, öznelliğimin belirli bir şekilde karakterize olmasından kaynaklanıyor. Mantığımı var eden, hatta mantığımı var edeni var edeni var eden en fundamental öğe ne ise, mantığımın var olmasında "cause" rolü oynuyor.

Algımın ve fiziksel sebeplerimin ortaya çıkardığı düşünselliğimin var ettiği mantığımın yanlış olduğunu/olabileceğini/gerçeklerden birşey ifade etmeyebileceğini idrak etsem dahi, "neden yanlışlanabilir bir algı" var sorusunu sormaya devam edebiliyorum. Ne sonuca ulaşırsam ulaşayım, "neden" sorusunu sorabiliyorum. Neden sorusu var olduğu sürece de "gizem" yok olmuyor. Gizem olduğu sürece tanrı sonucuna ulaşıyorum. Fakat, gizem ortadan kalksa dahi, yani realitenin neden olduğu şekilde var olduğu açık ve seçik belli olsa dahi, yine aynı soruyu sormaya devam edeceğim. Yani "neden" sorusunu aslında realiteye değil, kendime soruyorum bir yerde. Bu yüzden bilinci tanrının bir yansıması olarak görebiliyorum. Çünkü mutlak bir tanrının tecrübe yaşayabilmesi durumu, kendini kendinden gizlemediği sürece mümkün değil gibi gözüküyor. "Gizemin" varlığı bu ve -gibi şekillerde açıklanabiliyor mesela.

Buradaki bir tanri ihtiyaci sadece insanoglu disinda baska bir guce fenomene fizik otesi yaratilan bir varliga NUMENAL YETI DEGERI YUKLEMEKTIR.

Boyle bir ihtiyac ta aklin bir tuzagidir. Ustelik teslimiyetcilik temelinde insanoglunu kendi akli ile kendi cendereye sokar.

Aklın kurgusal da olsa böyle bir ihtiyaç yaratması "zihin tuzağı mı", yoksa "opsiyonsuzluk" mu? Ya da ihtiyaç olunan nedir? Neden sadece durup duvara bakmıyoruz? Düşündüğümüz şey nedir? Aradığımız şey nedir? Yani merağın kaynağı nedir? Bilmek nedir? Bilinen şeyin ne olduğunu idrak edebilmenin zihinsel temeli nedir? Ve bu temeli bağladığımız "numenal" bir kavram yok ise, var olan nedir?

Bilincin varlığını, kendim de şahit olduğum için reddedemiyorum ve mantık bilinçten karakterize bir şekilde türediği için, ve bu türemeden öznelliğim sorumlu olmadığı için, gizem "var" olarak algılanıyor. Algının varlığı ise yine bilinci algılıyor, yani bilinç algıyı oluşturup, algı da bilinci algılamamızı sağlıyor. Numenal bir temel olmadan bunların açıklanabilir olmasını zihnim, mantığım ya da her ne isem tüm varlığım reddediyor, nedense.

evrensel-insan
29-12-2013, 22:30
Evet bunu farkındayım, katılıyorum yani.

Eğer mantık realiteden bağımsız ise (ki bu bilimsel olarak nasıl ıspatlanabilir şu anda bir fikrim yok) -

Bu hangi kendine dogruladiginin realitenin ne oldugunas anlam ve icerigine ve de bunun mantik ile kurulacagi baga bagli. Epistemolojik olarak gerceklik yapilandirilmistir ve her bir farkli yapilandirilan realitenin de kendi bunyesine bir mantigi vardir. Aksi zaten gercegin ne oldugunun inanc ile dogrulanmasini saglamaz.

bu durumda bilincin mümkün kıldığı her kavram şartlanmış ilüzyonlar olmaktan öte değildir, dediğiniz gibi. Fakat mantığın yanlışlanabilir bir öğe olmadığını şu yüzden düşünüyorum; mantığımı var eden fiziksel öznelliğim. Yani mevcut algım, öznelliğimin belirli bir şekilde karakterize olmasından kaynaklanıyor. Mantığımı var eden, hatta mantığımı var edeni var edeni var eden en fundamental öğe ne ise, mantığımın var olmasında "cause" rolü oynuyor.

Mantigin bilissel anlami; olabilirlik olasiliginin olmus olmasi, ya da olabilme mumkunlugunun varlik derecesidir. Mantiksal olabilirlik olasiliigi olmayan bir akilcilik mantigi bilimsel bilissel degil; ideolojik inancsal olarak kurar. Yani kendine dogrulayarak.

Algımın ve fiziksel sebeplerimin ortaya çıkardığı düşünselliğimin var ettiği mantığımın yanlış olduğunu/olabileceğini/gerçeklerden birşey ifade etmeyebileceğini idrak etsem dahi, "neden yanlışlanabilir bir algı" var sorusunu sormaya devam edebiliyorum. Ne sonuca ulaşırsam ulaşayım, "neden" sorusunu sorabiliyorum. Neden sorusu var olduğu sürece de "gizem" yok olmuyor.

Cunku birincisi gizeme beynini sartlamissin. Ikincisi bilimin bilimsel olarak bildirdigi sadece o ana kadar olandir ve bu hic bir zaman tum sorulara yanit verecek bir sekilde gelismemistir. Iste bu acidan bilginin bilimsel geldigi nokta ustu her turlu soru ve cevap seni bir akilciligin gizem temelli bir varligina goturur ve beynini tatmin eder. Halbuki bilim bilimsel olarak daimi degisen yenilenen ve gelisen bir surectir. Bugun alamadigin sorunun yanitini yarin alirsin. Ya da alamadim diye akilciligin inancsal dogrusuna kendini teslim edersin. Yani gizeme. Bilimde gizem yoktur.


Gizem olduğu sürece tanrı sonucuna ulaşıyorum.

Bu kacinilmaz.

Fakat, gizem ortadan kalksa dahi, yani realitenin neden olduğu şekilde var olduğu açık ve seçik belli olsa dahi, yine aynı soruyu sormaya devam edeceğim. Yani "neden" sorusunu aslında realiteye değil, kendime soruyorum bir yerde. Bu yüzden bilinci tanrının bir yansıması olarak görebiliyorum. Çünkü mutlak bir tanrının tecrübe yaşayabilmesi durumu, kendini kendinden gizlemediği sürece mümkün değil gibi gözüküyor. "Gizemin" varlığı bu ve -gibi şekillerde açıklanabiliyor mesela.

Aynen iste buradaki karar vermen gereken, kendince yanitini buldugun gizemin suphesi ile yeni bir gizememi yonelmek, yoksa bilimin bilimsel geldigi yerle yetinip, bilimin builimsel olarak daimi degisimini yenilenimini degisimini takip ederek cagi yakalayarak her zaman bilimsel mi kalmak?

Kisaca GOZLEM ILE MI AKIL ILE MI TETMIN OLMAK?

Cunku ikiside sinirsizdir. Ilki bilimsel, ikincisi akilci inancsal ve ideolojiktir. Ustelik senin kendi birsel ve tursel varligini goz ardi eder ve geldigin noktadaki gizeme teslim eder.



Aklın kurgusal da olsa böyle bir ihtiyaç yaratması "zihin tuzağı mı", yoksa "opsiyonsuzluk" mu? Ya da ihtiyaç olunan nedir? Neden sadece durup duvara bakmıyoruz? Düşündüğümüz şey nedir? Aradığımız şey nedir? Yani merağın kaynağı nedir? Bilmek nedir? Bilinen şeyin ne olduğunu idrak edebilmenin zihinsel temeli nedir? Ve bu temeli bağladığımız "numenal" bir kavram yok ise, var olan nedir?

Sahte egonun doyumsuzlugu. Burada ihtiyac sana yasam ve iliskinde yararli olacak ve senin sen olarak yasatacak bilimsel bilissel bilgidir. Bu da yenilenen degisen gelisen ve cagdaslasan duzeydedir. Iste burada bir ...e gore temeli ve de ...e gore hedefi belirlemen gerekir. Bunu da ancak bilincli farkinda olarak ve bilgisel yapabilirsin. Bunun icin de basta birey olmak gerekir. Bu da insanoglu varligi farkindaligindan sonra gelir. Numenal olan yetidir, bunu harekete gecirecek olan da sensin. Gecmis olani takip ise teslimiyettir ve senin hayatini sana birisinin senin istedigin gibi yasatmamasi ve sen kendi hayatini degil; sana sunulan hayati yasiyorsun, demektir. Ihtiyac ve algisi sorunun istemin bilginin bilincin ve farkindaligin duzeyine gore degiskendir.

Bilincin varlığını, kendim de şahit olduğum için reddedemiyorum ve mantık bilinçten karakterize bir şekilde türediği için, ve bu türemeden öznelliğim sorumlu olmadığı için, gizem "var" olarak algılanıyor. Algının varlığı ise yine bilinci algılıyor, yani bilinç algıyı oluşturup, algı da bilinci algılamamızı sağlıyor. Numenal bir temel olmadan bunların açıklanabilir olmasını zihnim, mantığım ya da her ne isem tüm varlığım reddediyor, nedense.

Bilincin bireye yonelmesi bilgiye yonelmesi bilime ve bilissellige yonelmesi bu temeldeki senin kontrolundaki fozleme ve algiya ve de kavramsal bilgiye yoinelmesi cogaldikca gizemler azalir bir an gelir yok olur, cunku gizem aramak ihtiyac olmaktan cikar. Gizem yerini gozleme birakir.

GIZEM ILE GOZLEM ARASI FARKI IKI BEYNIN BIRIBIRINE TUR BINDIRMIS FARKIDIR.