PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Avrupa'da Aşırı Sağın Yükselişi


Jolly Jocker
28-07-2011, 04:34
Avrupa'da aşırı sağcı yükseliş, yabancı ve islam karşıtlığı, Uteya katliamı v.s. konuları üzerinde durmak gerekiyor. Konu önemli çünkü.

Katliam hakikaten korkunç. Gencecik insanlar acımasızca öldürüldü. Katilin direkt yabancıları hedef almak yerine, yabancılara toleranslı davranan solcu hükümeti -onun gençlik kollarını- hedef alması da aslında kendi gibi faşistlere bir çağrı niteliği taşıyor. Sokakta yabancılara sataşacağınıza daha politik düşünün, iktidarı isteyin mesajı veriyor. Bizim ülkede sol hiç sevilmez, oysa Avrupa'da müslümanlara ve Türklere en çok sol sahip çıkıyor. Peki Avrupa'da faşist saldırıların hedefi olup sosyalistlere sığınan müslümanlar bizim Türkiye'de ne yapıyor dersiniz? En muhafazakar ve milliyetçi partileri destekleyip sosyalistlere kin kusuyorlar. Bu ikiyüzlülüğü teşhir etmek gerekiyor.

Avrupa'daki aşırı sağın ırkçı nitelik taşıdığını sanmıyorum. Zira farklı ülkelerin aşırı sağı birbirleriyle ilişki içinde ve ''ari ırk'' diye birşeyin kalmadığını herhalde artık öğrenmişlerdir. Gördüğüm kadarıyla onlar çokkültürlülüğe düşmanlar. Hoşgörüye, ulusal kimliklerin geri plana düşmesine karşı çıkıyorlar. Daha ziyade kültür temelli bir aşırılıkları var. Ulusal kimliklerini de ırk değil kültürle tanımlıyorlar. Hıristiyanlık vurgusunun öne çıkması da bu yüzden olsa gerek. Farklı ırktan biri onların ulusal kimliğini, dilini ve inancını kabul etse onu dışlayacaklarını ve sorun çıkaracaklarını sanmıyorum. Tekkültürcü bir dayatma içerisindeler. ''Mozaik değil mermer!'' zihniyeti. Buna direnen herkese, -kendi ırklarından olsalar bile-, saldırıyorlar. Uteya adasındaki çocuklar Norveçliydi, katille aynı ırk ve ulustandı ama kurtulamadılar.

Elbette devrimler çokkültürlülüğü ve farklılıkların barış içerisinde birarada yaşamasını savunmalıdır. Aksi düşünülemez. Ama gözü kapalı yapılmamalı bu savunma. Yabancı düşmanlığı yapanları, çokkültürlülüğe karşı çıkanları ırkçılıkla suçlamak kolay. Ama bu yönelimin ardındaki dinamiği anlamamız gerekiyor. Ve daha önemlisi, faşistlik suçlaması faşizmi geriletmeye yetmiyor. Bu insanlar çokkültürlülüğe neden düşman? Yabancıları neden sevmiyorlar? Bunu anlamamız gerekiyor.

Örneğin İtalya'da Romen azınlıklar sevilmiyor; peki Fransız, İngiliz, Alman v.s. azınlıklar? Onlara da tepki var mı? Sanmıyorum. Yabancıların yoksul olanları, söz konusu ülkenin yerlileriyle iş bulma yarışına girenleri, emek piyasasında rekabet yaratanları sevilmiyor. Çünkü kapitalizm, refah seviyesi yüksek Avrupa ülkelerinde bile emekçi sınıfları rahat yaşatamıyor. Emekçiler de birlik olup sistemi hedef almak yerine, kendisinin ekmeğini kaptığını düşündüğü yabancı emekçileri hedef alıyor. ''Adama bak, benim ülkeme gelmiş, ben işsizken iş bulmuş, benim ekmeğimi yiyor, üstelik kültürüme de uymuyor, dahası üredikçe ürüyor'' diye düşünüyorlar. O halde sosyalistler herşeyden evvel bunu teşhir etmeli, çelişkiyi farklı ulus ya da inançlardan emekçiler arasında olmaktan çıkarıp tüm emekçilerle sermaye sınıfı arasına koymalı. Bu yönde bir ideolojik hegemonya kurmak gerekiyor.

Türkiye açısından ise, olayların medyada ''yabancı düşmanlığından'' ziyade ''islam karşıtlığı'' içerdiği yönünde halka sunulması yüzünden toplum dinine daha çok sarılıyor. Türkiye'de Avrupa'daki saldırılara tepki olarak -hele ki yarın bir gün müslümanlara yönelik bir saldırı olursa- milliyetçilik iyice yükselecektir. O halde Avrupa'daki milliyetçilik ve dinciliği eleştirmeden evvel kendi ülkemize bakmamız gerektiği öne çıkarılmalı. MHP bizde üçüncü büyük parti. İktidar partisi bir hayli muhafazakar. CHP de fazlasıyla milliyetçi. Hoşgörü ya da çokkültürlülük hiçbirinde yok. Yabancıları yok etmek konusunda bizim devlet bir hayli tecrübeli. Kürt'e ''Ne mutlu Türk'üm Diyene!'' dedirtmek uğruna 40 yıldır bir iç savaş sürdürülüyor. Hrant'ın daha kanı kurumadı. Boğazlanan misyonerler hala hatırda. Alevilerin cemevleri bile hala yasak. Halimiz buyken kalkıp da Avrupa'daki aşırı sağa ve islam karşıtlığına laf etmeye bizim devletlülerin hakkı var mı?

Avrupa'daki yabancıların içinde müslümanların farklı değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onlara sadece ekonomik temelli değil, kültürel temelli bir karşıtlık da var ki bu konuda islamın bariz yanlışlarının kendisine olan tepki üzerinden aşırı sağın elini güçlendirdiği görülüyor. İslam mevcut haliyle devam ederken, ona olan tepkiyi sömürerek güçlenen aşırı sağı durdurabileceğimizi hiç sanmıyorum. Aşırı sağa karşı islamı olduğu gibi savunmaya kalkarsak, faşizme karşı başka bir tür faşizmi savunmuş oluruz. İslam karşıtı dalgayı ancak islamın eleştirisi, ama kazanmaya yönelik olumlu bir eleştirisi durdurabilir. Maalesef ülkemizde solun tavrı, ''faşizme karşı müslümanları ne olursa olsun gözü kapalı savunmak'' çizgisinde gerçekleşecek gibi görünüyor. Bu büyük bir hata. Savunulmayacak haldeki birşeyi savunmaya kalkmak sadece aşırı sağın elini güçlendirecektir.

İslamın savunulacak hali yok. Hala kendi Orta Çağ'ını yaşayan bir din. Özeleştiri yapamadığı gibi eleştiriye de tahammülü yok. Şiddete kolayca yönelebilen, kadın haklarına saygısız, -eşcinsellerin ve inançsızların hakları konusunu hiç söylemiyorum bile-, kendinden farklı olan herkesi cehennem odunu olarak gören, farklı kültürleri düşman gören, uyumsuzlukta inat eden, hala şeriat devleti fikrini savunan, bol çocuk yapmayı bilinçli bir politika olarak savunan, laiklikle de demokrasiyle de uyumsuz bir ideolojidir islam. Biz bile kendi ülkemizde onun yükselişinden ürkerken Avrupalıların tepkisi çok da anormal değil. Avrupa Solu da islam eleştirisine girmeli ve islama haklı olarak tepki gösteren kitlelerin aşırı sağa yönelimini durdurmalı. Bu kitleler sola çekilmeli. Müslüman gençlerle de özgürlükçülük ve hoşgörü paydası üzerinden temas kurulmalı. Bu gençler en başta kendi dinlerini bu değerlerin kantarına vurmalı ve eleştirebilmeli. Aksi halde aşırı sağ katlanarak büyüyebilir.

Bu arada; kapitalizm kendi elleriyle aşırı sağı yaratır ve çokkültürlülüğü boğazlarken, üye ülkeleri krize ve hatta iflasa sürüklerken Avrupa Birliği projesi nasıl yaşayacak diye de düşünmeden edemiyor insan. Bu Birliği bizzat kapitalizm dinamitliyor. O halde Avrupa'daki sosyalistler Avrupa Birliği'nin devamı ve ortak bir Avrupalılık kimliğinin yaratılması, çokkültürlülük ve hoşgörünün gelişmesi için kapitalizmin tasfiyesinin gerekliliği temasını öne çıkarmayı düşünebilirler. Artık Avrupa Birliğinin sürekliliğinin motor gücünün sosyalizm olacağı teması politik olarak öne çıkarılabilir. Çünkü aşırı sağ, AB'ye de karşı çıkıyor.

Kısacası; Avrupa aşırı sağını eleştirirken islamın kendini sütten çıkmış ak kaşık ve mazlum rolüne sokmasına fırsat vermemek, bizim devletin Avrupa'yı bu yönlerden eleştirmeye hiç hakkı olmadığını hatırda tutmak, aşırı sağın yükselişinin temelinde islamın bariz yanlışları ve uyumsuzluğu ile kapitalist sistemin mevcudiyetinin yattığını teşhir etmek, Avrupa Birliği idealinin ancak anti-kapitalist bir temelde gerçekleştirilebileceğini ve çokkültürlülüğün de artık kapitalizmin taşıyamadığı bir değer haline geldiğini belirtmek gerekiyor.

Sizin Avrupa'daki aşırı sağın yükselişini durdurmaya ilişkin fikirleriniz var mı? Eklemek ya da eleştirmek istediğiniz yerler var mı? Buyurun konuşalım...

TurkceRap
28-07-2011, 10:52
Yazdıklarının ekonomi ile ilgili bazı kısımları dışında çoğuna katılıyorum, ben buna ek olarak Avrupada ortaya çıkan sağın Aşırı sağ dediğimiz klasik akımlardan bazı farklılıklar taşıdığını düşünüyorum hatta öyle ki bu bazı garip Liberal akımlar da ortaya çıkardı gibime geliyor.

MEsela bu insanlar, Müslümanların Avrupadaki kültürü değiştirebileceklerini düşünüyorlar, Avrupadaki özgürlükleri, serbest toplum yapısını güvence altına almak istiyorlar.

Hristiyanlığın kendi başına bir etmen olduğunu düşünmüyorum, keza Hristiyanlığın Avrupada cürmü ne ki, bu tema öne çıkabilsin.

Bence Avrupada sağ partilerin oy alması bir tür savunma mekanizmasından başka birşey değil.

VraeL
28-07-2011, 18:01
Konuyla alakalı olarak : http://haber.mynet.com/detay/dunya/ingiltereye-seriat-geldi/584184

Jolly Jocker
28-07-2011, 19:53
Bir de tam netleşmemekle birlikte şu dikkat çekiyor; Avrupadaki aşırı sağ hala ulusal bir kültürün savunusu üzerinde yükseliyor. Ortak bir Avrupa kültürünün bağnazlığını yapmıyorlar. İslama da bunun üzerinden karşı çıkıyor değiller. Kendi ülkelerinin kültürü üzerinden karşı çıkıyorlar. Hıristiyan demokratların yer aldığı hükümetlere dışarıdan destek veriyorlar. Hıristiyanlık da bu akım üzerinden elini güçlendirmeyi düşünüyor olmalı.

İslam hakikaten savunulur pozisyonda değil. Çok ciddi yanlışları inanç adına savunabiliyor. Bu din Avrupa'ya hakim olur mu? Uzun vadede ciddi bir güç olacağı görülüyor. Çünkü hem göç hem de doğum yoluyla müslümanlar çok hızlı artıyor ve Avrupalılar yeterli miktarda çocuk yapmıyor. İslama olan tepki haklı. Kötü olan, bu tepkinin aşırı sağa kanalize olması. İşte bunu değiştirmek gerekiyor.

Brian
28-07-2011, 20:37
Muhafazakar, İslamcı Türklerle konuşuyorum. Almanya'ya çalışmaya gitmişler. Bana şunu söylüyorlar: "İmkanın varsa Almanya'ya git yaşa, iyi ülke, gelişmiş bir ülke vs vs. Asla Türkiye ile kıyaslanamaz."

Şimdi Avrupa izin verse buradaki muhafazakar ve İslamcıların belki yüzde 80, 90'ını oraya gidip yerleşecek ve kısa zamanda bu ülkeleri de muhafazakar, İslamcı yapacak.

Nedir muhafazakar ve İslamcı olmak?

Şöyle baktığımızda İslam dini en iyi vahşi kapitalizm, aşırı düzeyde eşitsizlik, aşırı düzeyde sosyalizm düşmanlığı ile birlikte paralel gidiyor... Neden böyle oluyor diye soran yok. Düşünen yok. Aynı sözler: dinden uzaklaştık o yüzden böyleyiz.

İslamcı ve muhafazakarlığın düştüğü en büyük açmaz şu:

Adam Almanya'ya İsveç'e, Norveç'e, Avrupa'ya gidiyor; oranın insan hakları vb. bakımdan ileri olduğunu görüyor ama bunu şöyle yorumluyor:

"Biz İslamın özüne dönsek, daha muhafazakar, daha İslamcı olsak bunlardan çok daha ileri olacağız, çünkü dinimiz en son din, en doğru din, en hak din."

Ne anlatırsan anlat İslamcı buna benzer şeyleri söyleyecektir.

"Biz dinimizi bilmiyoruz, Avrupalı bizden çok Müslüman ve o yüzden ileri, bilimi de Kur'an dan öğrenmişler, biz ise Kuranı okumuyor, yeterince uygulamıyoruz, sorun bu."

Yahu sen gece gündüz bunu zaten söylüyorsun, uyguluyorsun; ama sonuç tersine işliyor; bunu görmek yerine hala aynı laflar.

Tabii bunlar daha çok İslamcılığı beraberinde getirecek.

TurkceRap
28-07-2011, 20:50
Bir de tam netleşmemekle birlikte şu dikkat çekiyor; Avrupadaki aşırı sağ hala ulusal bir kültürün savunusu üzerinde yükseliyor. Ortak bir Avrupa kültürünün bağnazlığını yapmıyorlar. İslama da bunun üzerinden karşı çıkıyor değiller. Kendi ülkelerinin kültürü üzerinden karşı çıkıyorlar. Hıristiyan demokratların yer aldığı hükümetlere dışarıdan destek veriyorlar. Hıristiyanlık da bu akım üzerinden elini güçlendirmeyi düşünüyor olmalı.

İslam hakikaten savunulur pozisyonda değil. Çok ciddi yanlışları inanç adına savunabiliyor. Bu din Avrupa'ya hakim olur mu? Uzun vadede ciddi bir güç olacağı görülüyor. Çünkü hem göç hem de doğum yoluyla müslümanlar çok hızlı artıyor ve Avrupalılar yeterli miktarda çocuk yapmıyor. İslama olan tepki haklı. Kötü olan, bu tepkinin aşırı sağa kanalize olması. İşte bunu değiştirmek gerekiyor.




Hristiyanlığın elini güçlendirebilmesi de pek mümkün değil, belki Hristiyan demokratlara oy potansiyeli olarak yarayabilir sadece, Hollandadaki "Partij voor de Vrijheid" hakkında biraz araştırma yapmayı düşünüyorum, ondan sonra bu görüşümü daha da netleştirebilirim sanırım.

Brian
28-07-2011, 21:19
Avrupa Türkiye'de 'sosyalistlere' ciddi düzeyde destek verirse bu açmazdan kurtulma imkanı ortaya çıkabilir.

Ama Avrupa kapitalistleri Türkiye'de Kenan Evren Kemalistleri gibi (Asıl ve en büyük tehlike olarak sosyalizmi gördükleri için İslamı destekleyeceklerdir.) sosyalistlerin yerine İslamcıları, İslamcı iktidarları filan destekleyeceklerdir. Çünkü ortada kapitalizm ortaklığı var. Böyle olunca bazı şeyler unutulacaktır.

Fakat bir süre sonra Avrupa'da tıpkı Kenan Evren Kemalistleri gibi kendi kazdığı kuyuda boğulacaktır.

İslam bir bakıma sosyalizmden kaçanların sığındığı son can simidi olacaktır. Yani sosyalist olmaktansa İslamı seçen kapitalistlerin. Bu yüzden aslında bu tercih bilinçli bir tercihtir, rastgele bir olay değildir.