ahmetsln
28-07-2011, 13:37
Yargı-Sen mahkeme kararıyla kapatıldı. Böylece Türkiye'de ilk defa bir sendika, o mesleğin mensupları tarafından kapatılmış oldu. Hakkını arama hakkını bile kendi kendine engelleyen yargının, nasıl adalet dağıtacağı ise bilinmiyor.
Ankara 15. İş Mahkemesi, Yargıçlar ve Savcılar Sendikasının (YARGI-SEN), kapatılmasına karar verdi. Duruşmaya, davacı Ankara Valiliğinin avukatı ile YARGI-SEN Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun da aralarında bulunduğu sendikanın yönetim kurulu üyeleri katıldı.
Eminağaoğlu, Türkiye'de sendikal engellerin, uluslararası sözleşmeler ve uluslarüstü hukuk ile Anayasa'nın 90. maddesi gözetildiğinde ortadan kalktığını belirtti. Davacı tarafın iddialarının tamamen yersiz olduğunu vurgulayan Eminağaoğlu, bundan dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etti. Eminağaoğlu, davanın açılmasının Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen sendikal hakların etkin kullanılmasına ilişkin maddeyi ihlal ettiğini de ifade etti.
Ancak Yargıç Ali Şahin, YARGI-SEN'in kapatılmasına karar verdi.
"Hakkını aramayan yargıdan adalet dağıtması bekleniyor"
Böylece yargı mensupları, kendi sendikalarını kapatmış oldular. Duruşmanın ardından, Ankara Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Eminağaoğlu, bu davanın açılmasının nasıl bir sürecin kendilerini beklediğini ortaya koyduğunu belirterek, ''Türkiye'de örgütlenemeyen, kendisini ifade edemeyen, hakkını arayamayan bir yargının varlığı amaçlanıyor ve böyle bir yargıdan adalet dağıtması bekleniyor'' dedi.
Eminağaoğlu, bu tabloya, yargıçlar ve savcılar olarak seyirci kalmamak için sendikal örgütlenerek karşı koymak amacıyla yola çıktıklarını ancak önlerine tamamen bir siyasi baskıyı yansıtırcasına bu dava açılarak çıkıldığını; YARGI-SEN'in Yönetim Kurulu Üyelerinin, Ankara dışına atanarak, sendikanın etkin bir şekilde çalışmasının engellendiğini ifade etti.
'HSYK'nın yapmış olduğu o işlemler, mahkemede bugünkü kararın yol göstericisi ve etkileyicisi niteliğinde işlemlerdir. Mahkeme bu yolla etki altına da alınmıştır'' diye konuşan Eminağaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: ''Türkiye'de bu tablodan çıkılması noktasında çözüm üretmesi gereken, sivil toplum örgütleridir, siyasi partilerdir. Ama üzücü olan bugün siyasi partilerden hiçbirisinin burada olamaması, Türkiye'nin yaşadığı sorunları da resmetmek yönünden son derece anlamlıdır. Sendikaların burada olmaması demokrasi ortamında nasıl bir dağılmışlık içerisinde bulunduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.''
Hukuk mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini kaydeden Eminağaoğlu, öncelikle mahkemenin kararını temyiz ederek iç hukuk yollarını tüketeceklerini ve bunun ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İLO süreçlerini de kullanacaklarını söyledi.
Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Erol Aras ise mahkemenin kapatma kararının vahim bir karar olduğunu kaydetti.
İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş da yargı bağımsızlığının, yargının örgütlenme özgürlüğüne sahip olduğu yerde var olabileceğini ifade etti.
(soL - Haber Merkezi)
Ankara 15. İş Mahkemesi, Yargıçlar ve Savcılar Sendikasının (YARGI-SEN), kapatılmasına karar verdi. Duruşmaya, davacı Ankara Valiliğinin avukatı ile YARGI-SEN Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun da aralarında bulunduğu sendikanın yönetim kurulu üyeleri katıldı.
Eminağaoğlu, Türkiye'de sendikal engellerin, uluslararası sözleşmeler ve uluslarüstü hukuk ile Anayasa'nın 90. maddesi gözetildiğinde ortadan kalktığını belirtti. Davacı tarafın iddialarının tamamen yersiz olduğunu vurgulayan Eminağaoğlu, bundan dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etti. Eminağaoğlu, davanın açılmasının Türk Ceza Kanunu'nda belirtilen sendikal hakların etkin kullanılmasına ilişkin maddeyi ihlal ettiğini de ifade etti.
Ancak Yargıç Ali Şahin, YARGI-SEN'in kapatılmasına karar verdi.
"Hakkını aramayan yargıdan adalet dağıtması bekleniyor"
Böylece yargı mensupları, kendi sendikalarını kapatmış oldular. Duruşmanın ardından, Ankara Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Eminağaoğlu, bu davanın açılmasının nasıl bir sürecin kendilerini beklediğini ortaya koyduğunu belirterek, ''Türkiye'de örgütlenemeyen, kendisini ifade edemeyen, hakkını arayamayan bir yargının varlığı amaçlanıyor ve böyle bir yargıdan adalet dağıtması bekleniyor'' dedi.
Eminağaoğlu, bu tabloya, yargıçlar ve savcılar olarak seyirci kalmamak için sendikal örgütlenerek karşı koymak amacıyla yola çıktıklarını ancak önlerine tamamen bir siyasi baskıyı yansıtırcasına bu dava açılarak çıkıldığını; YARGI-SEN'in Yönetim Kurulu Üyelerinin, Ankara dışına atanarak, sendikanın etkin bir şekilde çalışmasının engellendiğini ifade etti.
'HSYK'nın yapmış olduğu o işlemler, mahkemede bugünkü kararın yol göstericisi ve etkileyicisi niteliğinde işlemlerdir. Mahkeme bu yolla etki altına da alınmıştır'' diye konuşan Eminağaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: ''Türkiye'de bu tablodan çıkılması noktasında çözüm üretmesi gereken, sivil toplum örgütleridir, siyasi partilerdir. Ama üzücü olan bugün siyasi partilerden hiçbirisinin burada olamaması, Türkiye'nin yaşadığı sorunları da resmetmek yönünden son derece anlamlıdır. Sendikaların burada olmaması demokrasi ortamında nasıl bir dağılmışlık içerisinde bulunduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.''
Hukuk mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceklerini kaydeden Eminağaoğlu, öncelikle mahkemenin kararını temyiz ederek iç hukuk yollarını tüketeceklerini ve bunun ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve İLO süreçlerini de kullanacaklarını söyledi.
Ankara Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Erol Aras ise mahkemenin kapatma kararının vahim bir karar olduğunu kaydetti.
İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş da yargı bağımsızlığının, yargının örgütlenme özgürlüğüne sahip olduğu yerde var olabileceğini ifade etti.
(soL - Haber Merkezi)