Orijinalini görmek için tıklayınız : Şizofren Gibi Yaşamaktan Kurtuldum.
Evet neden bu başlık? Bence Tanrıya inanmak bir şizofreni belirtisidir. "Yukarıda bir şeyler var çok büyük bir kudret var hissediyorum." Hadi canım sen de :) Her neyse konuya girelim.
İslam ile ilgili kafamda bir sürü soru işaretleri vardı. Soru soruyordum ve her ne olursa olsun bir cevap geliyordu. Ve her cevap yeni bir soru üretiyordu. En sonunda "Allah öyle istemiş"e bağlanıyordu her şey. Sonra bir deney yapmaya çalıştım. Kuranı elime aldım ve rastgele bir ayet açtım. Ayette hepinizi cezalandıracam yakacam hepinizi mahvedicem sizi diyordu. Sonra kapattım kitabı. Ardından rastgele bir ayet daha ve orada da hepinizi şiddetli bir azap bekliyor ya bana inanırsınız ya sizi kazığa oturturum tarzından şeyler söylüyordu. Sonra kitabı adam akıllı okudum ve daha 3'te 1'ini okumuşken dehşete daha fazla dayanamayıp kitabı kapattım. Ardından hadisler. Amanın onlar da ne öyle! Sahih hadisler midemi bulandırdı! Muhammedin deve sidiği için iyi gelir demesi, eşeği zükünü yiyin çok yararlı gibi saçma söylemleri, harem kurması, en son Aişe ile 6 yaşında evlenip 9 yaşında gerdeğe girmesi ile ilgili olan hadis son damla oldu ve hadis kitaplarını bir kenara fırlattım. Ardından araştırmalar yaptım ve sonra mucize(!)lerle tanıştım. Bu mucizeler insanı biraz yatıştırıyor. Ardından bu mucizeleri araştırdığımda hepsinin fos olduğunu anladım. Sonra dedim ki nasıl oluyor o zaman? Gezegenler uzay ve insanlar hayvanlar... Bunlar nereden geldi? Evrimi biliyordum ama bunların hepsinin palavra olduğunu sokmuşlardı kafama. Ben de öyle sanmaya devam ediyordum. Ama sonra oturup adam akıllı araştırma yapınca bu adamların ne kadar yalancı olduklarını iyice anladım. Sonra İslamdan kurtuldum. Arada bir boş gezdim. Bomboştum. Ölü gibiydim. Psikolojik çöküntü yarattı bu bende. Ardından insanların ya seve seve ya döve döve inanacaksın ulan mantalitesi beni iyice çileden çıkarttı. Ardından Tanrı fikrini sorgulamaya başladım. Bir baktım aslında dinler efsanelerden gelme... Oradan buradan copy paste yapılmış bir din ortaya çıkmış. Tanrı kendisine inanmayanları iyi olsun kötü olsun yakacaktı!!! Çocuk tecavüzcüsü bir inanmayan da dünyanın en iyi insanı bir inanmayan da yanacaktı!!! Ne hastalıklı bir fikir!!! Ardından düşündüm: Neden Tanrı olsun ki? Neden olmak zorunda ki? Şimdiki moda olan Tek tanrı neden tekti? Çünkü bilimdeki boşluklar Tanrı denen bir "ŞEY"e atfedilmişti. Eskiden yıldırım düştü tanrı yaptı yağmur yağdı tanrı yaptı deniyordu. Bilgi arttıkça Tanrı sayısı azaldı. Şimdi bilgi iyice arttıkça bizim tek tanrımız da tarihe karışacak dedim. "Yukarılarda birisi var!!! Bizi izliyor ve hepimizi yakacak!!!" Tam şizofreni belirtisi. Tanrıyı göremiyorum hani nerede? Cevap: Göremediğin şey olmayacak diye bir şey yok. Peki o zaman 1 metre önünde tek boynuzlu pembe bir at var. Ayrıca arkanda Tecavüzcü Coşkun var dedim. Sen kafayı mı yedin hani nerede dedi. Onu görememen olmadığı anlamına gelmez!!!
ESEN KALIN!
dark screams
10-08-2011, 00:51
pardon ben yukardaki kast ettiğiniz kişiyi anlayamadı öncelikle
Kaf/16- Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
bu arada Hz. Aişenin yaşı kaynakalrıyla linkte
http://www.sozlerkosku.com/hz-aise-validemiz-efendimizle-evlendiginde-kac-yasindaydi/
pardon ben yukardaki kast ettiğiniz kişiyi anlayamadı öncelikle
Kaf/16- Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz. Biz ona şahdamarından daha yakınız.
bu arada Hz. Aişenin yaşı kaynakalrıyla linkte
http://www.sozlerkosku.com/hz-aise-validemiz-efendimizle-evlendiginde-kac-yasindaydi/
Benim kaynağım Sahih-i Buhari seninkiler daha mı üstün?
dark screams
10-08-2011, 01:05
usta benim kaynağım senin kaynağını döver olayına gelmeyelim de şimdi
önce yazılanları bi oku bak bakalım neler yazıyo sonra konuşuruz kaynklar üzerinde
Sevgili Rawden,
Dinsiz bir hayat,- maalesef,- tamamiyle bo$ bir hayat anlamina geliyor. Tanri yok, ahiret yok, olum sonrasi denen birsey yok, ilahi adalet yok, mutlak degerler ve kurallar yok, yok da yok..
Seni bilemem, ama kucuk ya$tan beri Islam diniyle kafasi $ekil almi$ birsi olarak her nekadar Islam'in yalan ve Muhammed'in sahte peygamber oldugunu %100 olarak emin OLSAM DAHI, yinede tam olarak dinin etkisini uzerimden atamam,- ve bu toptan kotu birsey de degil. Mesela alkol kullanmamak gibi.
Muhammed Ai$e ilen ha 9 ya$inda evlenmis, ha 19.. Netice itibariyle onumuzded "mucize" denilen, ama esasinda patetik, sizofren olan "Kuran" adinda bir kitap var.. Kuran aslinda Islam'in reddiyesidir.
usta benim kaynağım senin kaynağını döver olayına gelmeyelim de şimdi
önce yazılanları bi oku bak bakalım neler yazıyo sonra konuşuruz kaynklar üzerinde
Sahih-i Buhari'yi red mi ediyorsun?
Sevgili Rawden,
Dinsiz bir hayat,- maalesef,- tamamiyle bo$ bir hayat anlamina geliyor. Tanri yok, ahiret yok, olum sonrasi denen birsey yok, ilahi adalet yok, mutlak degerler ve kurallar yok, yok da yok..
Seni bilemem, ama kucuk ya$tan beri Islam diniyle kafasi $ekil almi$ birsi olarak her nekadar Islam'in yalan ve Muhammed'in sahte peygamber oldugunu %100 olarak emin OLSAM DAHI, yinede tam olarak dinin etkisini uzerimden atamam,- ve bu toptan kotu birsey de degil. Mesela alkol kullanmamak gibi.
Muhammed Ai$e ilen ha 9 ya$inda evlenmis, ha 19.. Netice itibariyle onumuzded "mucize" denilen, ama esasinda patetik, sizofren olan "Kuran" adinda bir kitap var.. Kuran aslinda Islam'in reddiyesidir.
Aslında dinsiz hayat daha doludur. Zira dine göre hayatın tek amacı ibadet etmek kulluk etmektir. Ama dinden kurtulduğunuz zaman amacınız bilime yönelmek, insanlara bilgi aktarmak, her gün yeni şeyler öğrenmek, tarafsız yorumlar yapabilmek oluyor. Din varsa tek amaç kulluk. Din yoksa birçok amacınız olur.
dark screams
10-08-2011, 10:52
Sahih-i Buhari'yi red mi ediyorsun?
arkadaşım sen yazdığımdan ne anlıyorsun
önce getirdiğim yazıyı bi oku diyorum
Özgürcan
10-08-2011, 11:59
Hz Aişenin 19 yaşında olduğunu savunuluyorsa bakmaya bile değmez o kaynak, bu konular çok tartışıldı, ben söyleyeyim Ayşe ne demiş, "Ben 9 yaşında küçük bir kız iken..." "Ben kız olduktan 9 yıl sonra..." dememiş,
Kusura bakmayın ama 19 yaşında bir bayan küçük bir kız olamaz, en azından kendine küçük bir kız demez.
Neyse, Rawden çok güzel bir konuya parmak basmış, çoğu inanan aslında doğal olan yağmur rüzgar vb. olayları tanrı mücizesine bağlar. Birisi ona iltifat ettiğinde paranoyakça "maşallaş maşallaş, kul euzu birabbil naz..." demeye başlar... Ben de Richard Dawkins gibi, din olgusunun hatalı genlerden dolayı oluştuğu kanısındayım...
Saygılar...
dark screams
11-08-2011, 11:05
deli olacam ha
bi de biz müslümanlara okumazsınız etmezsiniz tarafsız düşünmezsiniz dersiniz
sizin yaptığınız ne acaba
ben burda kaynaklarla bi yazı bulup getirmişim adam hala çıkıp ben o kaynağa bakmam diyo
ha tabi bakınca mecbur kalıp inanacaksınız o zamanda işinize gelmeyecek değil mi
devam edin ya sizden başka türlü bi hareket beklemem benim hatam
Özgürcan
11-08-2011, 14:15
Yukarıdaki mesajı kendime yediremediğim için tatilde zamanıma kıyarak başlığı okudum ve bunu bu konu hakkında tartışırken-araştırırken okuduğumu farkettim. Yukarıda yazdığım açıklamalar kaynağı çürütür nitelikte, ancak yine de cümle cümle yazıyı - kaynağı- çürütmek mümkün. Fakat tatilde bu konu hakkında daha fazla zaman öldürmek istemiyorum...
Mevlana Şibli “Asr-ı Saadet” isimli eserinde; Hz. Aişe’nin doğum tarihi ile ilgili bilgilerin güvenilir olmadığından hareketle evlilik yaşını tespit etmeninde mümkün olamayacağını, dolayısıyla rivayetlerde belirtilen yaşın, kuşkulu olduğunu söylemiştir. O dönemde bütün sahabilerin yaşları, genelde ölüm zamanındaki yaşlarına göre hesaplanıyordu. Bu ilkeden hareketle, Hz. Aişe’nin vefat tarihinden, yaşı çıkarıldığında yaklaşık olarak doğum tarihi bulunabilir. İslam tarihçileri, Hz. Aişe’nin vefat tarihi olarak genelde H. 58 yılını, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 66 yaşını vermektedirler. Bir kısmı, vefat tarihi olarak H.56-59′u, vefatı sırasındaki yaşı olarak da 65-67 yi belirtseler de, çoğunluğu birinci görüşte müttefiktirler.11 Böylece Hz. Aişe’nin vefat esnasındaki yaşından, vefat tarihini çıkardığımızda (66-58=8) Hicret sırasında Hz. Aişe’nin yaşının 8 olduğu ortaya çıkar. Hicretten bir yıl sonra evlendiğine göre ise evlilik yaşı 9 olacaktır. 12 İbn Kesir bu yaşta evlendiği konusunda hiçbir ihtilafın olmadığını belirtir.
Hz. Hatice’nin Nübüvvetin 10. Yılında vefat etmesi üzerine Havle’nin teklifi ile söz kesilmiş ve Hicretin I. Yılında ise evlilik gerçekleşmiştir. Bizzat Hz. Aişe’den gelen rivayetlerde 6 yaşında sözlendiği ve 9 yaşında da evlendiği belirtmektedir.
Ö. Rıza Doğrul, Hz. Aişe’den nakledilen “Ben Mekke’de oynayan bir çocuk iken Hz. Peygambere “Hatta onların vadeleri kıyamettir ve kıyamet ise daha dehşetli ve daha acıdır.”
(Kamer 46) ayeti inmişti” şeklindeki Hz.Aişe’den nakledilen bu rivayeti delil alınır.
http://islamiyetgercekleri.wordpress.com/aisenin-evlilik-yasi/
sayın dark screams,
buhariyi saymıyorum bile. islam konusunda baştacı olan birçok bilginin kitabı sadece ayşenin yaşı konusunda mı yanlış? islam ve peygamberin en çok sıkıştığı "çocuk istismarı" konusuna modern ilahiyatçılar bir çözüm bulmak için bu yaşları telaffuz ediyorar. objektif olmaya çalışın
yucemanitu
11-08-2011, 22:27
Ya hu kardeşim, bu hadis tamı tamına 1.400 yıldır var. Ve 1.400 yıl boyunca Muhammed ile Aişe'nin evlendiğinde Muhammed'in 54 Aişe'nin 9 yaşında olduğu biliniyor. 1.400 yıldır bunun tartışması olmamış. Şimdi son 10-15 yıldır "yok şu yaştaydı, yok bu yaştaydı" deniyor. İnsan bunu sorgulamalı neden 14 asırhiçbir itiraz yokken günümüz modern dünyasında itirazlar yükselmeye başladı?
dark screams
14-08-2011, 01:16
neyse ya kime neyi anlatmak için uğraşıyorum hata bende özür dileirm anlamanızı bekledim ama kolay değil tabi inanmak
sonuçta bunu inkar etmezseniz kaynaklara rağmen bi sonraki evrede başka şeylere de inanırsınız bu böyle devam eder sonra Mazallah müslüman olursunuz
sonra sorumluluklarınız artar vs vs sizler de haklısınız
sakın inanmayın hep inkar edin
böyleydi galiba
ereninthenature
14-08-2011, 01:36
Ya hu kardeşim, bu hadis tamı tamına 1.400 yıldır var. Ve 1.400 yıl boyunca Muhammed ile Aişe'nin evlendiğinde Muhammed'in 54 Aişe'nin 9 yaşında olduğu biliniyor. 1.400 yıldır bunun tartışması olmamış. Şimdi son 10-15 yıldır "yok şu yaştaydı, yok bu yaştaydı" deniyor. İnsan bunu sorgulamalı neden 14 asırhiçbir itiraz yokken günümüz modern dünyasında itirazlar yükselmeye başladı?
Ya yeni cemaatler ozellikle Nur cemaati Islami reform yapiyor, sirin gostermeye calisiyor.
1400 yildir hic kimsenin Sahih-i Buhari'nin 9 yasinda evlenmistir demesi zoruna gitmiyordu.Kimse Sahih-i Buhari'yi inkar etmiyordu.Cunku hala koylerde 9 yasinda kizlarla evleniyordu musluman dedelerimiz.Sark icadi/Seytan icadi bu cocuk istismari filan 1400 yillik Sahih-i Buhari'yi reddettirir.
Sayilari toplayip cikarip Sahih-i Buhari'yi yalanlayanlarin serrinden Allah'a siginirim:D
Özgürcan
14-08-2011, 13:28
Dark scream cevabını verdim. Amacın birilerine laf koymaksa EPIC FAIL oldu ben söyleyeyim...
http://images.pictureshunt.com/pics/f/fish_fail-14146.jpg
dark screams
14-08-2011, 14:27
derdim laf sokmak vs değil
ben de cevabı verdiğimi düşünüyorum ama belli ki çok farklı frekanslardayız
neyse başka konularda görüşürüz
sayın dark screams,
sizin de kaynağınızı tabii ki okuduk, yalnız ayşenin kendi ağzından söyledikleri de mi yalan? bu yaş büyütme meselesi ablası esmanın yaşı baz alınarak yapılıyor fakat esmanın 100 yaşında öldüğü de belli değil ki. esma 90 da öldü ise yine 7 yaş gündeme geliyor. yüzyılardır en baş islami bilgin sahih-buharidir ve daha birçoğu hep aynı şeyi söyler, şimdi esma 100de öldü diyerek hesap yapanlar sadece dini çağımıza uydurma gayetinde, bu reform hareketi islamın birçok noktasında mevcut. bakınız iran, suudlar noktasına virgülüne dokunmadan uyguluyor gerçek islam işte oralarda mevcut.
Özgürcan
16-08-2011, 17:13
Ben de Sevgilim Yalnizs'in dediği şeyleri söyledim daha ilk yorumlarda ama sanırım dark screams bir bozuk plak olmaya devam edecek...
yasasincehennem
24-08-2011, 05:37
hmmm burda yazılanları okudum ve dehsete düstüm gercektende bakıyorum ki herkes bol keseden atıyor yok kuranı kerim sudur yok hadisler sudur ben sunu sizlere sunu söyleyim ki gercektende cok cesursunuz bilmediginiz konular hakkında ahkam kesiyorsunuz bazıları ben arastıdım bazıları sunu yaptım ama sizlere sunu kesin söyleyimi kimse bir sey arastırmamıs belli oluyor biri kurandan bir ayet söylüyor onunla yorum yapıyor gercek sudurki tek bir ayatle kuranı kerimi anlayamazsınız o ayeti anlamak icin üstündeki ayatleride alt taraftaki ayetleride okumanız gerekir yoksa herkes kendi basına alim olur basımıza ben kurandan sunu anladım yok ben bunu anladım diyerek cıkar karsımıza aslana bakarsanız sizleri teprik etmek lazım yani su kainatta en zor olanı basarmaya calısıyorsunuz sizler su kainatta en zor sey allahın varlıgını inkardır ha sunuda söyleyim ki inkarıda beceremiyorsunuz sizler yarın basınıza bisey gelse hemen yapacagınız sudur allaha sıgınmaktır hep duyuyordum böyle sitelerin varlıgını nedense denkte gelmemistim bunun icin sizlere tavsiyem biraz arastırın dini yahudi ben yahudiyim diyor hıristiyanda ben hiristiyanım diyor sizlerin de neye selam verdiginiz belli bile deyil görüyorum yarın öldügünde eyvah diyeceksiniz orası kesinde bari dini bu sekilde alet etmeyin ben kuranı kerime inanan peygamber s.a.s inanan biriyim yarın öldügümde bana allahu teala sorsa neden namaz kıldın diye kuranı kerimde öyle emrettin yarabbi derim peki sana derseki sen neden namaz kılmadın sen ne diyeceksin cok merak ediyorum İSTE BU YÜZDEN DİYORUMKİ YASANIS CEHENNEM iyi varsın
ereninthenature
24-08-2011, 05:56
hmmm burda yazılanları okudum ve dehsete düstüm gercektende bakıyorum ki herkes bol keseden atıyor yok kuranı kerim sudur yok hadisler sudur ben sunu sizlere sunu söyleyim ki gercektende cok cesursunuz bilmediginiz konular hakkında ahkam kesiyorsunuz bazıları ben arastıdım bazıları sunu yaptım ama sizlere sunu kesin söyleyimi kimse bir sey arastırmamıs belli oluyor biri kurandan bir ayet söylüyor onunla yorum yapıyor gercek sudurki tek bir ayatle kuranı kerimi anlayamazsınız o ayeti anlamak icin üstündeki ayatleride alt taraftaki ayetleride okumanız gerekir yoksa herkes kendi basına alim olur basımıza ben kurandan sunu anladım yok ben bunu anladım diyerek cıkar karsımıza aslana bakarsanız sizleri teprik etmek lazım yani su kainatta en zor olanı basarmaya calısıyorsunuz sizler su kainatta en zor sey allahın varlıgını inkardır ha sunuda söyleyim ki inkarıda beceremiyorsunuz sizler yarın basınıza bisey gelse hemen yapacagınız sudur allaha sıgınmaktır hep duyuyordum böyle sitelerin varlıgını nedense denkte gelmemistim bunun icin sizlere tavsiyem biraz arastırın dini yahudi ben yahudiyim diyor hıristiyanda ben hiristiyanım diyor sizlerin de neye selam verdiginiz belli bile deyil görüyorum yarın öldügünde eyvah diyeceksiniz orası kesinde bari dini bu sekilde alet etmeyin ben kuranı kerime inanan peygamber s.a.s inanan biriyim yarın öldügümde bana allahu teala sorsa neden namaz kıldın diye kuranı kerimde öyle emrettin yarabbi derim peki sana derseki sen neden namaz kılmadın sen ne diyeceksin cok merak ediyorum İSTE BU YÜZDEN DİYORUMKİ YASANIS CEHENNEM iyi varsın
Benim inandigima inanmiyorsun o zaman sonsuza kadar yanmalisin oh ne guzel.:D
http://hadis.ihya.org/buhari/konu/955.html
yasasincehennem
24-08-2011, 06:16
evet ne güzel dogru diyorsun fireunda senin gibi düsünüyordu iste
3000 YILLIK FİRAVUNUN CESEDİ
İngiltere – Londra British müzesinde bulunmaktadır. cesedi simdi de belki ibret alırsın hic sanmıyorum ya iste bu yüzden diyorumki Yaşanın CEHENNEM iyiki varsın
http://yukarikayalar.wordpress.com/2007/05/23/3000-yillik-firavunun-cesedi/
Firestorm
24-08-2011, 12:20
evet ne güzel dogru diyorsun fireunda senin gibi düsünüyordu iste
3000 YILLIK FİRAVUNUN CESEDİ
İngiltere – Londra British müzesinde bulunmaktadır. cesedi simdi de belki ibret alırsın hic sanmıyorum ya iste bu yüzden diyorumki Yaşanın CEHENNEM iyiki varsın
http://yukarikayalar.wordpress.com/2007/05/23/3000-yillik-firavunun-cesedi/
http://www.haber7.com/haber/20051121/Firavun-cesedi-efsanesi-de-fos-cikti.php
Şu habere bi bak :fish2:
Özgürcan
24-08-2011, 12:55
Ve Cevâb Veremedi :D :D
yasasincehennem
24-08-2011, 22:43
arkadasınız beni baska konuda tartısma için davet ettiginden cevap yazamadım ama sunu söyleyim size kimin yüregi yetiyorsa ve en bilgiliniz kimse gelsin tartısalım ateisligi reddiye deistligi reddiye diye hordi meydan beyler
Firestorm
24-08-2011, 22:48
arkadasınız beni baska konuda tartısma için davet ettiginden cevap yazamadım ama sunu söyleyim size kimin yüregi yetiyorsa ve en bilgiliniz kimse gelsin tartısalım ateisligi reddiye deistligi reddiye diye hordi meydan beyler
Boş sözler bunlar. Çok bunu söylediler ve arkalarına bakmadan kaçtılar. İddalarınızı topik olarak açın cevap vermek isteyen çok kişi çıkıcaktır emin olun.
yasasincehennem
24-08-2011, 23:04
ben varım diyorum sitenin kurallarını bilmem izin varsa sen ac bende geleyim burdayım iste ben lafa gerek yok içraat gereklidir yani
Firestorm
24-08-2011, 23:06
ben varım diyorum sitenin kurallarını bilmem izin varsa sen ac bende geleyim burdayım iste ben lafa gerek yok içraat gereklidir yani
İddalı olan taraf sensin seç beğen konunu bul hazırlan topiğini aç. Dediğin gibi lafa gerek yok icraad gereklidir diyorsun ama buna sen uymuyorsun daha önceki mesajımda da söyledim hadı aç topiklerini.
istatistik
24-08-2011, 23:14
Mesajlarınız ikili atışma şekline dönüşmesin arkadaşlar. Aksi durumda mesajlarınız silinebilir.
İslam üzerine tartışmalarınızı İslam Forumu (http://www.turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9) içerinde bulunan konularda ya da varsa orjinal bir konu fikriniz yeni açtığınız bu konuda tartışabilirsiniz.
Ruzgarerol
28-09-2011, 19:14
Arkadaşım yeni yaşamında sana başarılar dilerim.Yukarıda da güzel bir söz söylemişsin.Sana katılıyorum.Bence muhammed bir peygamber ise peygamberler ahlaklı olur,ve hiç bir ahlak 6 yaşında bir kızı karısı yapmaz!Ahlak buna izin vermez.
Sana hayatında tekrardan başarılar diliyorum.
Bana tamamen samimiyetsiz, tutarsız ve maksat "dostlar pazarda görsün de onun da atesit olmasının düşünsel bir nedeni varmış sansınlar" hesabı üzerine yazılmış bir yazı olarak geldi. :)
Yok neymiş de hangi sayfayı açsa yakacam, yıkacam, kazığa oturtacam tehdidi varmış... Ve hep aynı senaryo, daha kitap bitmeden engin akıl sahibi insan dehşete düşer ve ışığı bulur :D
Hz Aişe'nin 74 yaşında vefat ettiği gün gibi yazılı metinlerle, delillerle ortadadır. Vefat ettiği günün çarşamba oluşuna kadar ve cenazesini de vasiyeti üzre Ebu Hureyrenin kıldırdığına kadar bilgiler sabittir. Çünkü Hz. Aişe Resulullah vefat ettikten 48 yıl sonra vefat etmiştir. Yani Resulullah hayattayken hz. Aişe 26 yaşında idi ( 74-48=26) Hicretten 7 ay sonra evlendiği bilinen bir gerçek olduğuna göre, medinede vefat ettiği süreye kadar geçirdiği 10 yıllık süreyi 26 dan çıkardığınızda ortaya çıkan yaş 16 olur (26-10 = 17) Buna medinedeki 7 ayı da eklediğinizde yaklaşık 16,7 veya ay hesaplarına göre 17 yaşını bulursunuz. Sizin gibi bilimi seven, bilimsel verilerle düşünce oluşturmaktan yana olan kişilerin nasıl olurda ortada gün gibi apaçık olan metematiksel verileri görmezlikten gelip de sırf açık bulacam da saldıracam niyetiyle sıhhati şaibeli olan bir hadisi böylesine kuvvetle ele alıp ona iman ettiklerine şaşıyorum :D Bu kadar imanınız kuvvetli ise hadislere ve sözde bilimselliğiniz iş inada gelince böylesine tıkanıyorsa benim sizden alacaklarım bir kat daha su götürür gibi gibiii :D
Buhari islam aleminin en güvenilir kaynaklarından biri olmakla beraber hatasız değildir. Onun hatasız olduğunu savunmak cehalettir ve tek hatasız kitabın kur'an olduğu düşüncesine de aykırıdır. zaten İmam buhari de kendi eserine mutlak bir hatasızlık atfetmiyor. ama mutaassıb cahiller onu putlaştırıyor ise de bu bizi bağlamaz. Bunun gibi yine müslüman araştırmacıların ortaya koyduğu bir çok buhari hadisi vardır ki islam alimeleri sizden önce o hadislerin sıhhatinin düşük olduğunu belirtmişlerdir. İki elin parmakları kadar olsa da hadisler üzerindeki ilmi çalışmalar gayet profesyonel usullerle zaten devam ediyor siz merak etmeyin :)
Deve idrarı meselesi de bu cihetten olmakla beraber hadisin bir çok farklı versiyonunda deve sütü geçer. Buharinin elde ettiği rivayetin sidik diye sözkonusu ettiği bölüm eğer ki islam alemince sünnet olarak algılansaydı başta arap toplumu olmak üzere muhtemelen müslüman anne babadan doğan her çocuk hastalandığında sidik içmek zorunda kalırdı ki bunun örneği ne arap toplumunda var ne de yaşadığımız çevrede göremedik.
İslamı reddetmek için sidik aramaktan, bir insanın evliliğine dair hatalı bir aktarımın üzerine mal bulmuş mağribi gibi üsüşmekten daha esaslı şeyler bulamayacaksanız bunun gibi bir çok hurafe, safsata, kehanet ben size vereyim de mutlu olun :D
Yok neymiş de haremmiş felan fişnek. harem kuracak adam çoğu 50 yaşın üstünde, bir çoğunun ağzında diş kalmamış ihtiyar kadınlarla evlenecek ha? üstelik çoğu 1 veya 2 eşinin vefatından sonra evlenmiş kadınlar :)
Kaldı ki hepsi genç kız olsa ne yazar? Alan razı veren razı ve çok eşliliğin daha mahdut hale getirilmediği, Allah tarafından sınırının 4 ile tayin edilip 1 almanın ise tavsiye edildiği emrinin gelmediği bir dönem.
Nihayetinde nikah kıyılıp en meşru yolla karşılıklı rıza ile evlilikler gerçekleşmiş. Biz kalkıp çok evlilik üzerinden islama sataşanların evlenmeyipte kim kime dum duma hayatta üç beş ayda bir başkasının koynuna üşüşmeyi cinsel özgürlük atfedenlere yahu nefsi doymaz bir hınzır gibi her üç beş ayda eş değişip başka birini kokluyorsunuz mu diyelim? İşimiz gücümüz yok da sizin gibilerin uçkur takibine mi düşecez :D
neyse ya nerden tutsam elimde kalacak. Anlaşılan biz daha çoook eğlenecez. Siz varolduğunuz sürece :D:D
Kaldı ki hepsi genç kız olsa ne yazar? Alan razı veren razı ve çok eşliliğin daha mahdut hale getirilmediği, Allah tarafından sınırının 4 ile tayin edilip 1 almanın ise tavsiye edildiği emrinin gelmediği bir dönem. :D
neyse ya nerden tutsam elimde kalacak. Anlaşılan biz daha çoook eğlenecez. Siz varolduğunuz sürece :D:D
Gelin de eğlenelim biraz,
Nisa 3
Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır.
Allah 1 tane alınmasını tavsiye etmemiştir hatta sizin gibi akılları zorlarsak 4 tane sınırı da koymamıştır, diyebiliriz. Bir seferde 4'ten fazla almayın demiştir, ne diyor üçer dörder alın ama biz komikliğe kaçmayalım.
Gelelim 1 tane alın tavsiyesine, bu tavsiye değildir, bir uyarıdır ve herkese değildir. Sadece "o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana"nına güvenemeyen varsa şansını zorlamasın diyor, yemeyenin malını yerler diyor :party:.
Al biraz eğlen
İnsanoğlu yetimler büyüdüklerinde ve akıl sahibi olduklarında babalarından kendilerine miras kalan mallarını kendilerini sahiplenip büyütenlerden isteyecek diye korkup insafsızca o yetimlerle evlenmeye ve malı haliyle ellerinde tutmaya çalışıyorlardı. Yetim kızlar da zaten kendilerini büyüten, koruyan, himayesinde oldukları bu kişilerin evlilik tekliflerine hem minnet duygusundan hem de çaresizlikten boyun eğmek zorunda kalıyorlardı.
Allah bunu yasakladı. Himaye ettiğiniz yetim kızların, çocukların mallarını isteyip sizden ayrılacaklarından dolayı endişe edip onları nikahlamaya kalkışmayın. size karşı kendilerini savunup itiraz edemiyorlar diye bu zulmü yapmayın. Lakin bunun yerine gönül rızası ile, karşılıklı anlaşıp nikah kıyabildiklerinizden 4 e kadar müsade edilmiştir. Bu karşılıklı bir rızadır. Hiç bir kadın istemediği bir erkekle evlenemeyeceği gibi, hiç bir erkek de zorla özgür bir bayanı nikahı altına alamaz. Kaldı ki bayan nikah şartı olarak kendisinden başkasıyla evlenilmesi halinde boşanma şartını da ileri sürebilir İslamda...
Mesele tokmağın gücü meselesiyse o tokmağı kendi kafanıza vurmuş olacaksınız ki gücünden sapla samanı karıştırır hale getirmiş sizi. Yoksa cahili olduğunuz bir mevzuda uyduruk kaydırık yorumlar yaparak böyle komik duruma düşmezdiniz :D:D
Şu uyduruk insan hakları safsatalarından hangisinde yetim kızların hakkını bakıcılarından korumak adına böylesi hassas bir yol izlenmiş görmek isterdim doğrusu. Maalesef sizin dünyanızda bir kız yetim düşmeyegörsün. Onu sahiplenip evlenecek samimi bir kişi bir yana, aklı beyninde değil de tokmağında takılı kalan özgürlükçülüğünüzün kurbanı olarak soluğu ya hayat kadını olmakta, ya bir patron metresi olmakta alıyor. Siz böyle havacıva şeyleri öne sürdüğünüz müddetçe kafaya daha çoook tokmak yersiniz :D:D:D
İnsanoğlu yetimler büyüdüklerinde ve akıl sahibi olduklarında babalarından kendilerine miras kalan mallarını kendilerini sahiplenip büyütenlerden isteyecek diye korkup insafsızca o yetimlerle evlenmeye ve malı haliyle ellerinde tutmaya çalışıyorlardı. Yetim kızlar da zaten kendilerini büyüten, koruyan, himayesinde oldukları bu kişilerin evlilik tekliflerine hem minnet duygusundan hem de çaresizlikten boyun eğmek zorunda kalıyorlardı.
Allah bunu yasakladı. Himaye ettiğiniz yetim kızların, çocukların mallarını isteyip sizden ayrılacaklarından dolayı endişe edip onları nikahlamaya kalkışmayın. size karşı kendilerini savunup itiraz edemiyorlar diye bu zulmü yapmayın. Lakin bunun yerine gönül rızası ile, karşılıklı anlaşıp nikah kıyabildiklerinizden 4 e kadar müsade edilmiştir. Bu karşılıklı bir rızadır. Hiç bir kadın istemediği bir erkekle evlenemeyeceği gibi, hiç bir erkek de zorla özgür bir bayanı nikahı altına alamaz. Kaldı ki bayan nikah şartı olarak kendisinden başkasıyla evlenilmesi halinde boşanma şartını da ileri sürebilir İslamda...
Mesele tokmağın gücü meselesiyse o tokmağı kendi kafanıza vurmuş olacaksınız ki gücünden sapla samanı karıştırır hale getirmiş sizi. Yoksa cahili olduğunuz bir mevzuda uyduruk kaydırık yorumlar yaparak böyle komik duruma düşmezdiniz :D:D
Şu uyduruk insan hakları safsatalarından hangisinde yetim kızların hakkını bakıcılarından korumak adına böylesi hassas bir yol izlenmiş görmek isterdim doğrusu. Maalesef sizin dünyanızda bir kız yetim düşmeyegörsün. Onu sahiplenip evlenecek samimi bir kişi bir yana, aklı beyninde değil de tokmağında takılı kalan özgürlükçülüğünüzün kurbanı olarak soluğu ya hayat kadını olmakta, ya bir patron metresi olmakta alıyor. Siz böyle havacıva şeyleri öne sürdüğünüz müddetçe kafaya daha çoook tokmak yersiniz :D:D:D
Burada genelde seviye bozmam ama bir tek şartım vardır, iftiracılar hariç.
Benim çevremde evlatlığını yatağa atan kimse yok, ben evlatlığını yatağa atan bir adama da sevgi beslemiyorum :hail::hail::hail::hail::hail:.
Bir tabir var "lokum gibi nereden ......" diye devam eden, yazın aynı onun gibi. Ama soytarılığa ve ahlaksızlığa prim vermem. Bak ne diyorum, senin gibi iftira atmıyorum iyi oku tekrar edeceğim "Benim çevremde evlatlığını yatağa atan kimse yok, ben evlatlığını yatağa atan bir adama da sevgi beslemiyorum"
Başka ne diyorum belgeli diyorum, cennete gitmek için anasını, karısını badeletenler var diyorum, bak bakalım onlar kiminle aynı görüşte. Uyumadan önce iyi düşün diyorum.
Eğlenmek için soytarıya ihtiyacımız yok, çünkü 21 yüzyılda soytarılar güldüremiyor
Not:Aklı tokmağa takılı olan bizim çevremiz değil. Bak bakalım kimmiş?
Tarık süresi 1 ayet- Yemin olsun göğe ve Târık'a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana.
Bak aşağıdaki örnekler bizim dünyamızdan değil. Biz bu ve bunlar gibi olanların YÜZÜNE TÜKÜRÜYORUZ. Midesizce gülüp iftira atmıyoruz.Ne yapıyoruz YÜZLERİNE TÜKÜRÜYORUZ.
Soytarılara da gülmüyoruz. Bizim dünyamız böyle. Bizim dünyamızda/kitabımızda aşağıdaki türde şerefsizlikleri haklı çıkaracak hükümlerde, anlayışta yok. Bizim dünyamızdan olduğunu düşündüğün birisi de aşağıdaki gibi sapıklık yaparsa onun da YÜZÜNE TÜKÜRÜYORUZ. Meşrulaştırmıyoruz.
Bizim dünyamızda soytarılar güldüremiyor, mide bulantısıyla karışık acıma hissi uyandırıyor.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=22976
sergenci
29-09-2011, 09:25
sn.Rawden, kitabın 3 te 1 ni okuyup hidayete ermişsin, emin ol ki bu uyuşturucudan kurtulmak yeniden doğmak ve yeni bir hayat demektir, bazen bir söz bazen bir kelime bazen de bir tartışma veya konuşma veya da bir fikir insanın düşüncelerinde bir tokat gibi patlar ve kendine getirir. Her insanın doğruları bir başkasının yanlışları olabilir, dine inanan insanlar sizi hor göreceklerdir varsın görsünler onlarda birgün bir tokatla kendilerine geldcektir. Yeni yolunuz daima aydınlık olsun. Esen kalın.
Heimdall
29-09-2011, 16:39
@SeBaT
Sizin gibi bilimi seven, bilimsel verilerle düşünce oluşturmaktan yana olan kişilerin nasıl olurda ortada gün gibi apaçık olan metematiksel verileri görmezlikten gelip de sırf açık bulacam da saldıracam niyetiyle sıhhati şaibeli olan bir hadisi böylesine kuvvetle ele alıp ona iman ettiklerine şaşıyorum :D Bu kadar imanınız kuvvetli ise hadislere ve sözde bilimselliğiniz iş inada gelince böylesine tıkanıyorsa benim sizden alacaklarım bir kat daha su götürür gibi gibiii :D
----------
Matematik denince, nedense hep aklima Nisa 11 ve 12 geliyor! ;)
muhterem5151
08-04-2012, 12:51
tabiki dinin varlığını kabul edersen bu söylem ortaya çıkar. bende yazınızı bir bilim veya isbat temeline oturtan söylem ortaya koyacaksınız diye okudum. 1 dakkamı aldı ama genede zaman kaybı. sıradan bir inananı yoldan çevirip sorsamda hemen hemen aynı şeyleri söylerdi. hep ayak hep ayak. başka bir numaranız olmazmı sizin?
Ahlaksız
07-07-2012, 00:20
İnanç tamamen şizofrenik bir olgudur..Olmayan birşeye kalpten inanmak ve bu olmayanın uğrunda başka insanları öldürmeyi bile tercih etmek şizofreni değilde nedir?
İnanç tamamen şizofrenik bir olgudur..Olmayan birşeye kalpten inanmak ve bu olmayanın uğrunda başka insanları öldürmeyi bile tercih etmek şizofreni değilde nedir?
Sevgili Fthgzl,
Hoş geldiniz. Sizinle burada da, karşılaşmak gerçekten çok hoş bir olgu.
Ancak benim sorunum da gerçeklerden ayrılmaya hiç bir zaman izin vermeyen bir zihne sahip oluşumda yatıyor.
İnanç denilince bu kavramı ikiye ayırmak gereklidir;
a) Bize fayda sağlayan inançlarımız.
b) Bize fayda yerine, zarar veren inançlarımız.
Yani aslında bizler iki farklı tipte inancı zihinlerimizde ağırlamaktayız.
Bize fayda sağlayan inançlarımız, kendimize yaptığımız telkinlerle, mesela ''BEN MATEMATİKTE ÇOK BAŞARILIYIM'' ya da ''BEN İYİ RESİM YAPARIM''
şeklinde yaşattığımız ve bu uğurda çalıştığımız için, sonuçta gerçekten erişebildiğimiz faydalı olgulardır. Spordan tutun da hemen her konuda bu tip inançlara ev sahipliği yapmaktayızdır.
Ancak bunun tersi olan inançlar da var. Yani ''BEN MATEMATİĞİ HİÇ SEVMEM VE DE BAŞARAMAM'' ya da ''BEN HİÇ DE GÜZEL RESİM YAPAMAM'' gibisinden olan olumsuz inançlarımız bizi sonuçta olumsuz durumlara sokabilmektedir.
Dinsel inançlar ise, çevremizden gelen telkinlerin bizde farkında olmaksızın yer almış bir sınırlayıcı zihinsel yapılanmasıdır
ŞİZOFRENİ'ye gelince, bu konunun inançlarla bir ilgiisi olmadığı gibi, sadece KİŞİLİK PARÇALANMASI olarak psikiyatride tanınmaktadır.
Bu nedenle gerçeği arayan kişiler olarak kavramların yerli yerinde kullanılmasına yardımcı olmamız gerektiği kanısındayım.
Sizi burada da görmekten büyük bir zevk duyduğumu da belirtmek isterim.
Sevecenlikle kalın,
Ahlaksız
07-07-2012, 13:41
Sevgili Fthgzl,
Hoş geldiniz. Sizinle burada da, karşılaşmak gerçekten çok hoş bir olgu.
Ancak benim sorunum da gerçeklerden ayrılmaya hiç bir zaman izin vermeyen bir zihne sahip oluşumda yatıyor.
İnanç denilince bu kavramı ikiye ayırmak gereklidir;
a) Bize fayda sağlayan inançlarımız.
b) Bize fayda yerine, zarar veren inançlarımız.
Yani aslında bizler iki farklı tipte inancı zihinlerimizde ağırlamaktayız.
Bize fayda sağlayan inançlarımız, kendimize yaptığımız telkinlerle, mesela ''BEN MATEMATİKTE ÇOK BAŞARILIYIM'' ya da ''BEN İYİ RESİM YAPARIM''
şeklinde yaşattığımız ve bu uğurda çalıştığımız için, sonuçta gerçekten erişebildiğimiz faydalı olgulardır. Spordan tutun da hemen her konuda bu tip inançlara ev sahipliği yapmaktayızdır.
Ancak bunun tersi olan inançlar da var. Yani ''BEN MATEMATİĞİ HİÇ SEVMEM VE DE BAŞARAMAM'' ya da ''BEN HİÇ DE GÜZEL RESİM YAPAMAM'' gibisinden olan olumsuz inançlarımız bizi sonuçta olumsuz durumlara sokabilmektedir.
Dinsel inançlar ise, çevremizden gelen telkinlerin bizde farkında olmaksızın yer almış bir sınırlayıcı zihinsel yapılanmasıdır
ŞİZOFRENİ'ye gelince, bu konunun inançlarla bir ilgiisi olmadığı gibi, sadece KİŞİLİK PARÇALANMASI olarak psikiyatride tanınmaktadır.
Bu nedenle gerçeği arayan kişiler olarak kavramların yerli yerinde kullanılmasına yardımcı olmamız gerektiği kanısındayım.
Sizi burada da görmekten büyük bir zevk duyduğumu da belirtmek isterim.
Sevecenlikle kalın,
Hoşbulduk sayın sesli:)
Hoş bir tesadüf:)
İnançtan kastım tabi ki dini inançlardır..Tabi bu dini inançlar olarak genelde genellenen inançlar semavi dinlerdir..Yoksa dediğiniz gibi farklı şeylere inanan insanlara bir diyeceğimiz yok..
Şizofreniye tutulmuş insanlar olmayan şeyleri var gibi kabul ettikleri için,bende inancın şizofrenik bir olgu olduğunu belirttim..Olmayan Tanrı için cadı avlamak veya cihat etmek şizofreni ile paralellik göstermez mi?
Şizofreni kişilik parçalanmasından daha çok kişinin farklı iki Dünya yaratmasıdır..Gerçek hayattaki kişilerin anlıyamayacağı,hayalinde bir Dünya yaratan kişi,bu hayalindeki Dünya'yı daha çok ciddiye almaktadır..Tıpkı müslümanların hayal ettikleri Cennet için kendini patlaması gibi!
Vahiy aldığını iddia edenlerde şizofrenlerdir..Melekle/cinle konuştuğunu söyleyen bir insan kendi kendine bir konuşma yaratır ve konuşmasını gerçekmiş gibi insanlara aktarır..Bu insanlara inanan insanlarda hayale yani şizofrenin martavallarına inanmış olurlar..Gerçek olan melek veya cinin olmadığıdır..Gerçek olan Dünya duyularla algılanabilir..Hayal görenlere inananlar bu hayalin bir parçası olurlar..Şizofreniye tutulmuş insanlara inananlar da şizofrendir..
spartacus
07-07-2012, 14:18
Sevgili Fthgzl,
Hoş geldiniz. Sizinle burada da, karşılaşmak gerçekten çok hoş bir olgu.
Ancak benim sorunum da gerçeklerden ayrılmaya hiç bir zaman izin vermeyen bir zihne sahip oluşumda yatıyor.
İnanç denilince bu kavramı ikiye ayırmak gereklidir;
a) Bize fayda sağlayan inançlarımız.
b) Bize fayda yerine, zarar veren inançlarımız.
Yani aslında bizler iki farklı tipte inancı zihinlerimizde ağırlamaktayız.
Bize fayda sağlayan inançlarımız, kendimize yaptığımız telkinlerle, mesela ''BEN MATEMATİKTE ÇOK BAŞARILIYIM'' ya da ''BEN İYİ RESİM YAPARIM''
şeklinde yaşattığımız ve bu uğurda çalıştığımız için, sonuçta gerçekten erişebildiğimiz faydalı olgulardır. Spordan tutun da hemen her konuda bu tip inançlara ev sahipliği yapmaktayızdır.
Ancak bunun tersi olan inançlar da var. Yani ''BEN MATEMATİĞİ HİÇ SEVMEM VE DE BAŞARAMAM'' ya da ''BEN HİÇ DE GÜZEL RESİM YAPAMAM'' gibisinden olan olumsuz inançlarımız bizi sonuçta olumsuz durumlara sokabilmektedir.
Dinsel inançlar ise, çevremizden gelen telkinlerin bizde farkında olmaksızın yer almış bir sınırlayıcı zihinsel yapılanmasıdır
ŞİZOFRENİ'ye gelince, bu konunun inançlarla bir ilgiisi olmadığı gibi, sadece KİŞİLİK PARÇALANMASI olarak psikiyatride tanınmaktadır.
Bu nedenle gerçeği arayan kişiler olarak kavramların yerli yerinde kullanılmasına yardımcı olmamız gerektiği kanısındayım.
Sizi burada da görmekten büyük bir zevk duyduğumu da belirtmek isterim.
Sevecenlikle kalın,
Sevgili sesli,
İyi bir resim yapamadığıma inanmak? Nasıl vardım bu kanıya?
Elime kalem almadım mı? Kağıda çizmedim mi? Sonra hayatım boyunca gördüğüm başka ürünlerle şöyle bir kıyas yapmadım mı? (hala iyi resim yapamadığıma inanıyor muyum, yoksa biliyor muyum.) Üstelikde neye, kime göre değil mi? iyi resim yapmadığımı bildiğime göre çaba sarfetsem, üzerine düşsem, emek harcasam bu işi başarabileceğimi de biliyorum. Ama en iyisi olmak dürtüsü mü, gülüp geçiyorum...
Elimde kıyas yapabileceğim bir malzeme var, ellerim, kalem, kağıt, gözlerim ve öteki ürünler. Ben belkide iyi resim yapabiliyorum, fakat yaptığım kıyaslar, benim resimlerimden daha olağanüstüler. Kendimi benden çok daha iyi resim yapan bir ressamla kıyaslıyorum ve iyi olmadığımı düşünüyorum(!). İnanmıyorum, iyi olmadığımı düşünüyorum(görüyorum) ve bu düşüncemin dayanakları var. Siz ise benim baktığım açıdan değil, sadece yaptığım resimlere göre ya da benden daha kötü ürünler sergilemişlere bakarak değerlendirip, benim iyi resim yaptığımı düşünebilirsiniz(inanmıyorsunuz, düşünüyorsunuz, hatda görüyorsunuz, farkındasınız.) Oysa bu başlıkda bahsedilen inanç olgusu tamamen varsayıma dayalı ve bilgi-veri barındırmıyor, kıyas da yapılamaz bir inanç-saplantı türüdür.
iyi resim yapamadığımı bilebilirim ve hatda saplantı haline de getirebilirim. Ama bu bir inanç durumu değil. Saplantıların en başına, üstelikde nesnel gerçeklik mahrumu olarak tanrılar, ecişler, bücüşler, hokkanlar, masal kahramanları vs oturur ve bunlara nesnel bir kimlik verilerek, kişi hayatına etki eder biz düzeye-inanca çekilirse şizofrenik-paranoid durum burada final yapar.
Tamamen soyut, subjektif bir masal kahramanınca çepe çevre sarıldığınızı, her an hayatınıza olduğu kadar size ve çevrenize iyilikler-kötülükler yapabileceğini düşünüyor olsanız, her adımda sizi takip ediyor, her yaptığınızı görüyor, biliyor, hatda ne düşündüğünüzü bile bu saplantınız şifozrenik midir değil midir? O derece de ki, öyle bir inanmışsınız ki, kötülük yapmasın diye yerlere kapanmaya başladınız, iyilik yapsın diye de yerlere kapanmaya başladınız. Ona seslenmeye başladınız, ona yalvarmaya başladınız, ondan dilenmeye başladınız! pardon o kim? (bu bir resim değil, bir matematik problemi değil, bu bir kalem değil, kağıt değil, nesnel değil, ama siz hayali ve tamamen subjektif bir şeye, uydurmaya, bir hayali türetime sesleniyor, ondan yardım dileniyor, her an sizi takip ettiğini düşünüyor onu nesneleştiriyorsunuz. Ona kendi beyin ve düşüncelerinizle subjektif bir gerçeklik oluşturuyorsunuz. İşte bu hal ileri derecede şifozrenik-paranoiddir ve eni, sonu şizofrenidir.)
Her insann kendisi hakkında, zihninde ağırladığı, inançlar vardır. Kendi düşüncelerini nasıl gördüğü, kişisel olarak nasıl bir insan olduğu, bütün bunlar her insanda bulunur. Bu inançların nasıl kazanıldığı ise, hem çevremizce, hem de kendi kişiliklerimizle ilgilidir. Bu kabil inançlar yaşamsal önem taşırlar.
Bu inançlar olmadan herhangi bir edimde bulunmak, başarılı veya başarısız olmak da söz konusu olmaz.
Ancak psikolojik bir bozukluk olan '' ŞİZOFRENİ '' ise bir kişilik ayrışımı olarak tarif edilmektedir. İster dinsel, ister kişiliklerimize ait inançlar olsun, bunların şizofreni ile hiç bir ilişiklikleri yoktur.
Eğer gerçeği arıyorsanız, saptamalarınızın da gerçeklere dayanması gerekir. Aksi halde, hastalıkları, insanların hemen hepsinde bulunan kişilik özellikleriyle anlatmaya yeltenmek en azından bilimsel olmaz. Bir varsayımdan ileri gidemeyen imgesel bir saplantı olur.
Sevecenlikle kalın,
spartacus
11-07-2012, 16:00
Her insann kendisi hakkında, zihninde ağırladığı, inançlar vardır. Kendi düşüncelerini nasıl gördüğü, kişisel olarak nasıl bir insan olduğu, bütün bunlar her insanda bulunur. Bu inançların nasıl kazanıldığı ise, hem çevremizce, hem de kendi kişiliklerimizle ilgilidir. Bu kabil inançlar yaşamsal önem taşırlar.
Bu inançlar olmadan herhangi bir edimde bulunmak, başarılı veya başarısız olmak da söz konusu olmaz.
Ancak psikolojik bir bozukluk olan '' ŞİZOFRENİ '' ise bir kişilik ayrışımı olarak tarif edilmektedir. İster dinsel, ister kişiliklerimize ait inançlar olsun, bunların şizofreni ile hiç bir ilişiklikleri yoktur.
Eğer gerçeği arıyorsanız, saptamalarınızın da gerçeklere dayanması gerekir. Aksi halde, hastalıkları, insanların hemen hepsinde bulunan kişilik özellikleriyle anlatmaya yeltenmek en azından bilimsel olmaz. Bir varsayımdan ileri gidemeyen imgesel bir saplantı olur.
Sevecenlikle kalın,
Sevgili Sesli bir inanca sahip olmak değil mesele...
Ve en önemlisi inancınızın hayatınıza müdahale edip, etmediğiyle de ilgilidir. Etrafınızı çepeçevre sardığını düşündüğünüz, her an sizi takip ettiğini düşündüğünüz-inandığınız bir hayalet ile ne kadar sağlıklı olabilirsiniz?
Konunun şifozreni ile ilgisi inançda değil, inanılan şeye yüklenen vasıflarla ilgili. Hayatıma dışarıdan müdahale edecek ve iradem dışında bana kuvvet uygulayacak diye düşündüğüm her hayal mahsulü ürünün beni içine ittiği psikolojik durum, şizofrenik-paranoiddir. Paranoid şifozreni (http://tr.wikipedia.org/wiki/Paranoid_%C5%9Fizofreni) de denebilir.
Evet size çok fazla fenalık yapacak ya da yeri geldiğinde iyilik yapacak bir hayaletle başbaşasınız... Üstelik gündelik hayatınızın her alanına politik bir örgüt(din) inancınızı kullanarak nüfuz ediyor, sizi yönetiyor, sizi, inancınız üzerinden yönlendiriyor. İşte bu çerçevenin inanç ile alakası yok, bu içinde bulunulan durum, farklı bir durum...
Bu biçim, en normal insanın dahi rahatlıkla paranoya haline gelebileceği bir inanç-kullanım biçimidir. yatağın ne tarafından kalkarsın? Bu gün namazını kıldın mı? Ya cehenneme gidersen? Her an izleniyorsun, tuvaletde bile, aman dikkat şeytan seni kötü yola sokacak vs.vs(işte psikolojik etki, paranoya ne derseniz deyin, bunu hissediyorsunuz)! Bu durum inanç ile açıklanamaz. Yani insan herşeye inanır diye izah edilemez, çünkü bu bir inanç değildir, şartlandırılmışlık ve oluşturduğu çıkmaz sokaklardır.
Benim inandığım ne var? Bir örnek gösterin? Mesela ben hafta sonu havanın kötü olacağını düşünmeyim de(en azından rüzgara ve havadaki kara bulutlara bakmıştım), sizin hatrınız için kötü olacağına inanayım, tahmin de etmeyim. Bu benim psikolojimde zerre kadar sağlıksız bir etki yapar mı? Hafta sonu gelir, hava günlük güneşlik olur, ya da olmaz, sonuçda bu(yani önceden düşünmek) psikolojik olarak bende hiç bir sorun oluşturmaz. Çünkü bilirim ki inançlar kesin doğrular olmadığı gibi, şartlanmışlıklar da taşımazlar. Zira inanç özünde emin olamadıklarımız ya da yeterli doneye sahip olamadıklarımız ya da henüz kestiremediklerimiz için çeşitli sebeplerle, ya da dayanaklarla vs oluşturduğumuz düşüncelerimizdir, varsayımlardır. Özünde Zandır. Zannetmektir. Kesinlik taşımazlar! (yani psikolojimi bozacak denli tapınma düzeyine ulaştırdığım şeyler inanç değil, saplantıdır.)
Siz saplantıyı inanç olarak görüyor olmalısınız. Bu inanç değildir, saplantıdır ve her saplantı insan psikolojisini sağlıksız hale getirir. İnancından emin olmayan kaç din mensubu vardır? İşte varsa onların ki inançtır, diğerlerinin ki ise inanç olamaz. Zira inanç ile mutlaklık bir arada olamaz, birisi varsa diğeri, diğeri varsa öbürü olmaz.
10 dakika düşündüm, bu hayatda benim inandığım ne var, bir türlü şu vardır diye bir şey bulamadım. hayır gelecekte işlerimin iyi olduğuna inanmaya kendimi zorlayım dedim, denedim, yine ağzımdan, gelecekte işlerin iyi olacağını düşünüyorum sözü çıktı. Yok acz içine düşerek yap bunu dedim, bu seferde umut ediyorum sözü çıktı... Bir türlü inanıyorum diyemedim. Oysa inanıyorum desem de bu bir şeyi değiştirmeyecek, çünkü emin değilim, mutlak değil, işte inanç diye buna denir, öyle olacağına inanmak hepsi bu. Emin olmadığımız, mutlak olmayan şeyler neden psikolojik olarak sağlıksız sonuç doğursun ki. ne zaman sağlıksızlaşır, mutlaklaştırıldığında, işte o anın tanımı inanç değil saplantıdır malesef.
Sayın Spartacus,
Diyorsunuz ki; ''10 dakika düşündüm, bu hayatda benim inandığım ne var, bir türlü şu vardır diye bir şey bulamadım. hayır gelecekte işlerimin iyi olduğuna inanmaya kendimi zorlayım dedim, denedim, yine ağzımdan, gelecekte işlerin iyi olacağını düşünüyorum sözü çıktı. Yok acz içine düşerek yap bunu dedim, bu seferde umut ediyorum sözü çıktı... Bir türlü inanıyorum diyemedim. Oysa inanıyorum desem de bu bir şeyi değiştirmeyecek, çünkü emin değilim, mutlak değil, işte inanç diye buna denir, öyle olacağına inanmak hepsi bu. Emin olmadığımız, mutlak olmayan şeyler neden psikolojik olarak sağlıksız sonuç doğursun ki. ne zaman sağlıksızlaşır, mutlaklaştırıldığında, işte o anın tanımı inanç değil saplantıdır malesef.'' Eğer sizin kendiniz hakkında ianandığınız hiç bir husus yoksa, saplantı olan da aslında bu olmaz mı?
Sizin ve hepimizin en başta ana ve babamızın bizin gerçek ana ve babamız olduğuna inanmakta değil miyiz? Herkes için bu böyledir. Çünkü bize çevremiz bu inancı aşılamıştır. Ancak gerçek çok daha başka türlü de olabilir. Yaşamdaki bu tür örnekler gerçeğe çıkınca, insanların ne denli sarsıntılar geçirdikleri çok olağandır.
Siz düşüncelerinizde özgür olduğunuza inanmıyor musunuz?
Ve daha size ait pek çok husus segilenebilir ki bütün bunlar birer inançtan başka gerçeklik taşımazlar.
Bir psikolojik hastalığı zorla inançlarla örtüşmeye çalışmak da aslında sizin dediğiniz gibi bir saplantı olmuyor mu?
Bu konuları 10 dakika düşünmekle hiç bir gerçeğe erişmek de mümkün değildir. Yaşam boyu düşünmemiz gereken gerçekleri böylesine hafife alınca, yanılgıdan başka bir kazancımız da olabilir mi?
Her normal insan, zihninde daima olumlu ve olumsuz iki türlü inancı misafir etmektedir. Bu gerçeği ne siz ne de bir başkasının değiştirmesi söz konusu olabilir mi?. Bilimsel gerçeklerden söz edince onlara karşı çıkmaya çalışmak CERVANTES'i anımsatıyor...
Sevecenlikle kalın,
spartacus
11-07-2012, 17:25
Sizin ve hepimizin en başta ana ve babamızın bizin gerçek ana ve babamız olduğuna inanmakta değil miyiz? Herkes için bu böyledir. Çünkü bize çevremiz bu inancı aşılamıştır. Ancak gerçek çok daha başka türlü de olabilir. Yaşamdaki bu tür örnekler gerçeğe çıkınca, insanların ne denli sarsıntılar geçirdikleri çok olağandır.
Sevgili sesli, cümlenizde bir noktayı kırmızı yaptım, işte o olduğu sürece buna inanç diyebilirsiniz... Ben inanmıyorum, öyle olduğunu düşünüyorum, ciddi anlamda inanç(!!) geliştirmeye ihtiyacım yok(bu çok saçma olurdu, zira inanç geliştirmek yapılacak en son şey). Yani içinde büyümüşüm, inanmak için donesiz olmam ya da aksi donelere-kuşkulara sahip olmam gerekirdi. düşünmek, bilmek, inancı gereksiz kılıyor(ya ben anlatamıyorum ya da siz lügatınızdan bilgiyi silmişsiniz.). Uç bir örnek verirseniz paranoya geliştirmeye gerek olmayan örnekler o zaman belki daha yerinde olacak... İnanç son seçenek iken, hiç bir done-veri onu gerektirmezken, neden inanayım, zorum ne? Değil mi?
Oysa inanmak farklı biçimlerde de anlamlandırılır. Siz konuda bahsedilen inanç biçimiyle inanmak olgusu arasındaki ayrımdan ya haberdarsınız bilinçli muğlaklaştırıyorsunuz, ya da haberdar değilsiniz. Ben ikincisi olduğunu düşünüyorum.
mesela bir olay gerçekleştikten sonra emin olmak, artık o olaya İNANMAKTIR denebilir, biz artık bilmektir diyoruz ama literatürde o olaya inanmanın, tüm doneler ayan-beyan görüldükten sonra emin olunması olarak da ifade edilebiliyor(zira günümüzde 2 felsefik açı var.). Ama konumuz dinsel inanç temelinde iken, yani zan'a dayalı, emin olunamayan ve duyularla algılanamayan, varsayımsal düşünce biçimi, metafizik öğeler iken, önce bu tip inanç tanımını yapmalı ve diğer inanç biçiminden ayırmalısınız. Sizin bahsettiğiniz inanç biçimi ile konudaki inanç biçimi aynı şeyler değil.
Bir örnekle gidelim;
Bahçemdeki ağacın ilahi bir varlık olduğuna ve her sabah güneşi doğurduğuna inandığımı düşün. Bahsettiğimiz inanç biçimi bu çerçevede. Elimde buna dair hiç bir veri yok, olmadığı için inanç geliştirmişim zaten. yani zan var, bir gerçeklik yok. Bir hayal gücü. Eğer gerçekten de o ağaç her sabah güneşi doğuruyorsa, ve siz buna inanıyorsanız, bu çerçeve böyle kaldığı sürece buna inanç denir. Ama ben çıkarda, bu mutlak gerçektir, o ağaç güneşi doğuruyor ve her sabah bunu yapıyor vs dediğim anda ve onu tabulaştırıp, taptığım anda bu durum inanç olma normunu kaybeder! Kaybetmemesi için, benim hala öyle olduğunu SANMAM lazım gelir. Sandığım, varsaydığım, zannettiğim sürece buna inanç diyebiliriz. Birde tapınıyorsam ve ona tapmazsam hayatımın kötüye gideceğini, her an beni takip ettiğini, tuvaletde bile beni takip ettiğini, her gün yatağımdan kalkarken 7 kez yastığımı kafama vurmamı emrettiğini vs ve yanlış yaparsam büyük işkenceler vereceğini vs düşünüyorsam, işte bu hal ve durum hem piskolojik etkidir hem de artık inanç değil saplantıdır ve psikolojik sağlıksızlığa yol açar. Bakın inanç değil derken bir niyetle söylemiyorum, nereye kadar inançtır, nereden sonra değildir ayrımını koyuyorum. Ayrıca bu tür inançlarda mutlaklığa yer yoktur, mutlaklığa yer olmadığı sürece buna inanç denebilir dediğim için de o ayrımı oluşturuyorum. O yüzden önceki yazımda da bunu tane, tane açıkladığım halde lütfen niyet okumaya çevirmeyelim işi
Bu üstdeki paragrafda hayır insan psikolojisinde sağlıksız sonuçları olmaz diyorsanız, genellemeleri bırakın ve lütfen bu örneğin neden psikolojik sorunlar doğurmayacağını bana tane tane anlatın... Ve varsayımlarla mutlaklığın birlikteliğini nasıl oluyorsa bir izah edin? Siz anlatın.
Bir psikolojik hastalığı zorla inançlarla örtüşmeye çalışmak da aslında sizin dediğiniz gibi bir saplantı olmuyor mu?
Bunu ben yapmıyorum, kavramların tanım ve gereği bu sonuca varıyor, benim yaptığımı nereden çıkarttınız?... Olgu böyle ben bir şey yapmıyorum, üstdeki örnekde bir daha açıkladım.
Bu konuları 10 dakika düşünmekle hiç bir gerçeğe erişmek de mümkün değildir. Yaşam boyu düşünmemiz gereken gerçekleri böylesine hafife alınca, yanılgıdan başka bir kazancımız da olabilir mi?
Her normal insan, zihninde daima olumlu ve olumsuz iki türlü inancı misafir etmektedir. Bu gerçeği ne siz ne de bir başkasının değiştirmesi söz konusu olabilir mi?. Bilimsel gerçeklerden söz edince onlara karşı çıkmaya çalışmak CERVANTES'i anımsatıyor...
Sevecenlikle kalın,
Gelin birlikte açalım; ama lütfen anlamsız genellemelerle gitmeyelim, konumuz gereği bahsettiğimiz inanç, sanrı, zan, varsaymak, metafizik öğeler temelindeki inançtır. Bu çerçevede ki inanç* açısından;
İnanç* ile mutlaklık birlikde olabilir mi?
Yani inançlar* kesinlik oluştururlar mı? kesin bilgi midiler?
her düşünce bir inanç* mıdır?
Sayın Spartacus,
Kavramlara bakışlarımızda büyük farklılıklar var. Bu nedenle anlaşabilmemizin de, bugün için pek olasılığı yok gibi görünüyor.
Ben inançların aslında herkesde olan ve de gereklilik üslenen olgular olduğu kanısındayım. Ancak ağırladığımız inançların türlerinin, sonuçta bizi olumlu veya olumsuz noktalara taşıdığını bilmekteyim.
Yoksa, telkinlerin her zaman için yaşadığımız dünyada ve çevrede daima geçerli olan ve bizi yönlendiren hususlar olduğunu bilmek başka, bunlara her yerde olumsuzmuşcasına değer biçmekse, daha başka.
Eğer bu noktada anlaşabilyorsak anlaştığımız söylenebilir. Bu noktada da anlaşmamızda zorluklar varsa, sağlık olsun ne diyebiliriz ki?
Sevgiyle kalın,
spartacus
11-07-2012, 18:57
Sevgili Sesli, ben sizden farklı düşünmüyorum zaten... Bu son yazınıza, yani genel çerçeveyi koyduğunuz biçimiyle zaten katılıyorum...
Benim katılmadığım metafizik öğeler üzerine geliştirilen inançların oluşturduğu farklılık ve bu öğelere biçilen inancın, nereden sonra inanç olma normunu kaybetmesiyle ilgili. metafizik öğeler inancı, sanrılara bağlıdır, kesinlik ve mutlaklığı olamaz, varsayımlara dayanır ve gözlemlenemez(burasıda önemli).
Metafizik öğeler ile nesnel gündelik öğeler üzerinden geliştirdiğimiz inançlar ve kıstasları farklıdır. Ben buna değinmeye çalışıyorum. Emin olmadığımız sürece inanacağız, dinsel inancın kaynağı bu. Gündelik hayatda ise aksine yeri gelecek emin olduğumuz zaman inanacağız. Aradaki en önemli fark burasıdır diye düşünüyorum..
Ne zaman metafizik öğelere mutlaklık payesi biçeriz, işte o noktada inanç diye bir şey kalmaz. Zira bunun adı inanç olmaz, zandan, varsayımdan çıkar. Yine buraya kadar bir sorun yok, sorun din denilen politik örgütün insan inancını politik biçimde şekillendirip, kullanıma açtığı anda ortaya çıkıyor. Ve bu durumunda aslında inançla ilgisi yok, inancın kullanımıyla ilgidir ve din inancın kendisiyle değil, insanlar üzerinde inançdan hareketle nasıl psikolojik bir etki, nasıl manevi bir güç ve insanların davranışlarına nasıl hükmedeceği ile ilgilenir. Yani inancın davranışla direk ilgisi yokken, din direk davranış biçimine nüfuz eder. Nüfuz ettiği alan da psikolojiktir malesef ve insanları belirlediği normlarla hareket etmeye zorlar, bir dolu spekülatif hikayeler, efsaneler, masallar, korkutucu, acı verici, tehdit edici, şantajvari hikayeler anlatır, insanları bu metafizik mantık dışı hikayelerle TESLİM almaya çalışır, onları etkiler, biata zorlar ve inancı kullanır. Korkutmaktaki amaç insanın psikolojik sağlığını bozmak için değil mi?
Buraya yazmayacağım, bir çok insan tanıdım, öyleki, 2 kelime konuşamıyorsunuz bile? neden mi şeyhi her an herkesin ne yaptığını biliyormuş? İşte bu bir inanç değildir diyorum, siz inanç olduğunu düşünüyorsunuz belki. Ama değil, insanlara aşılanmış çeşitli öğretilere olan kayıtsız biat, bağlılık inançla ilgili değil, aşılanma ve şartlandırılma ile ilgilidir ve altında bilinçli oluşturulmuş-kullanılmış psikolojik etkenler, piskolojik etkileme çabası yatar. Bu inanç değil, bu farklı bir durum, ama inancı kullanırlar temelde hakim olan ise aşılanmış, şartlandırılmış saplantılardır, istesede çıkamaz, zira ortada kişiye-iradesine-seçimine ait bir inanç yok, kırılması zor saplantılar, şartlanmışlıklar var.. Bu yüzden de bence bu başlığın "Şizofren Gibi Yaşamaktan Kurtuldum." olmasının temelinde bu gerçekler yatıyor.
Discoverme
30-07-2012, 06:49
ben çok buyuk bir şizeforenım ozaman ...hemde delice bir aşkla
Luthien Tinuviel
02-08-2012, 03:24
"......çalışmalarımızın bizi ulaştırdığı sonuç, dini insanların başına musallat olmuş bir nevroz durumuna getirdiğine ve ondaki muazzam gücü hastalarımızda rastladığımız nevrotik saplantı diye açıkladığına göre, elbet yaşadığımız toplumda egemenliği elinde tutan kurumların gazabını üzerimize çekeceğiz...."
S.Freud
Adam psikanalizin kurucusu o bile söylüyor nevrotik bir hastalık olduğunu :D
tartışmasız din bi hastalıktır
bakkalmahmud
02-08-2012, 11:35
"......çalışmalarımızın bizi ulaştırdığı sonuç, dini insanların başına musallat olmuş bir nevroz durumuna getirdiğine ve ondaki muazzam gücü hastalarımızda rastladığımız nevrotik saplantı diye açıkladığına göre, elbet yaşadığımız toplumda egemenliği elinde tutan kurumların gazabını üzerimize çekeceğiz...."
S.Freud
Adam psikanalizin kurucusu o bile söylüyor nevrotik bir hastalık olduğunu :D
tartışmasız din bi hastalıktır
---------------------------------------------------------
Bende ayni fikirdeyim,light inanc bir ihiyacdir ama fazlasi akil hastaligi,bu arada hosgeldiniz.saygilar
Luthien Tinuviel
02-08-2012, 17:19
teşekkürler sizlere de saygılar :) light inancın bile ihtiyaç olmaması dileği ile :)