PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ordular Neden Var?


Jolly Jocker
11-08-2011, 14:41
Bugün askere gidiyorum. Faşist-oligarşik devletimizin ordusu beni de ''zorunlu'' tuttu bu 'vatan-i göreve'. Hem zorunlu tutuyor hem de ayağına kadar çağırıyor. Aslında bir gün gitmesem kendileri gelip alıverirlerdi ya, neyse. Altı ay yokum. İlk bir ay çarşı iznim bile yok. Madem gidiyoruz, ordu kurumunu biraz eleştirelim de öyle gidelim.

Pek çok insan askeriyenin varlığını ''vatanı korumak''tan ibaret sanır. Ama yanlıştır. Daha doğrusu eksiktir. Devletin egemenlik sahasını korumanın yanı sıra ve bundan daha önce, vatandaşları hizaya sokma amacı güder askeriye. Devletin ordusu, çıkarlarının temsilcisi olarak örgütlendiği sınıfın diğer herkese karşı gözdağı verme aracıdır. Askeriyede insanlar süründürülür, hazırola sokulur, bokun başında nöbet bekletilir, küfür yer, ağaca selam verir. Tek amaç kişinin içindeki direnme potansiyelini törpülemektir. Devletin otoritesi en başta kendi askerleri, daha doğrusu askeri haline getirdiği halkı üzerinde tesis edilir. Dünyanın en mantıksız ve gereksiz emirlerine hiç sorgulamadan ve düşünmeden itaate zorlanır insanlar. Zira ne olursa olsun onlara itaat etmeye alıştığında halk artık uysallaşacak ve onların düzenleri güvende olacaktır. İsyan kıpırtısı daha başlayamadan yüreklerde bitirilmiştir çünkü. Artık askerlik bittiğinde de komutanın emirleri kişinin aklına hükmetmeye devam eder. İnsanlar, verilen her emri ikiletmeden uygulamaya koşullandırılırlar. ''Herşey vatan için''dir zira, ''vatana can feda''.

Her koşulda itaat eden, sorgulmadan emri yerine getiren insanlar tam da devletin istediği insanlardır. Bunlar ölmeye hazırdır, makinedir. Çünkü gururları yoktur artık, kendi çıkarlarını düşünmezler, hiçbir şeyi sorgulamazlar, vicdanları da köreltilmiştir; sadece emri yerine getirmek, disiplin ve üstlerine itaat etmek vardır. Halk, devletin ordusu eliyle makineleştirilir. En iyi asker, en insanlık dışı emirleri bile tereddüt etmeden uygulayan değil midir? Ölüm saçan robotlara dönüştürülür insanlar. Ve bunun gerekçesi de, başka devletlerin tebasının da böyle olması olarak gösterilir. Yani bir orduyu meşrulaştıran şey bir diğer ordunun verdiği tehlike duygusu olarak sunulur. ''Benden memnun değilsin ama mecbursun, çünkü benim gibi başkaları da var''. Halbuki her ordunun gördüğü en büyük düşman öncelikle kendi halkıdır. Ordu, yönetenlerin, yönettikleri karşısındaki güvenlik sübabıdır. Ezilen halkın bir gün isyan etme olasılığı, her ordunun en büyük korkusudur.

Öte yandan, ordu toplum üzerindeki düzenleyici ve cezalandırıcı otorite rolüyle aslında bir çeşit babadır. Aile içindeki tiran artık tüm toplumdadır. Askeriye, ataerkil baskıların en örgütlü hallerinden biridir. Pek çok savaş tabiri erkeklerin cinsel saldırganlığına atıf yapar. ''Sınırlarımıza tecavüz ettiler'', ''Vatan borcudur, namus borcudur'' v.s... Askerlik 'erkek işidir' bir de. Erkek, vatanı ve kadın dahil içindeki tüm nesneleri koruyan bir özne olarak sunulur; kadın ise vatanla birlikte korunan bir nesnedir. Kadının nesneleştirilmesi ve erkek hakimiyetine verilmesi askeriyenin temel unsurlarından biridir.

Ne zaman birilerinin çıkarı tehlikeye düşse ve toplumun en altındakiler hareketlense, bunu bastırmak için tüm toplumun askerleştirilmesi yoluna gidilmesi ordunun işlevini açıkça göstermiyor mu zaten?
Kimin askeriyiz biz? Neden itaat etmemiz gerekiyor? Makineleştiriliyor muyuz? İç tehdit olarak ne görülüyor ve bunu böyle gören kimdir de ordunun kafalardaki meşruiyeti devam ediyor? Herkesin çıkarını sağlamak için örgütlenmiş eşitlikçi bir toplumda orduya gerek kalır mıydı? Neden milis gücü yeterli değil de toplumun üstünde/dışında otoriteryen bir kurum gerekiyor?

Not: Şimdiden hoşçakalın, altı ay sonra görüşmek dileğiyle...

jadi
11-08-2011, 15:17
Ulan ben seni kiz saniyodum ya. Askerde internet kullanmaya hic izin vermiyorlar mi?

Ben erkek olsam ne yapar eder kacardim asla askere gitmezdim herhalde. Bana oyle geliyor yani. Orda insanlara cok kotu davraniyorlar sanirim, Mesele cok neseli hayat dolu arkadaslarim askerden dondukten sonra durgun, dusunceli adamlara donusmuslerdir. Psikolojik travma yasiyorlar herhalde. Allah sabir versin

müşkülpesent
11-08-2011, 15:24
Ben erkek olsam ne yapar eder kacardim asla askere gitmezdim herhalde. Bana oyle geliyor yani.
Bi ara ben de öyle diyordum, bi arkadaşım sonra bekara karı boşaması kolay dedi, vazgeçtim.

Zor bir durum askerlik. Yapmayacağım için şanslıyım belki ama bunu yapmaya mecbur bırakılan bir ülkede yaşadığım için ve bunu onur gurur meselesine dönüştüren insanların arasında olduğum için çok da iyi hissettirmiyor bu durum.

Ne diyim şimdiden geçmiş olsun.

jadi
11-08-2011, 15:35
Bi ara ben de öyle diyordum, bi arkadaşım sonra bekara karı boşaması kolay dedi, vazgeçtim.

Zor bir durum askerlik. Yapmayacağım için şanslıyım belki ama bunu yapmaya mecbur bırakılan bir ülkede yaşadığım için ve bunu onur gurur meselesine dönüştüren insanların arasında olduğum için çok da iyi hissettirmiyor bu durum.

Ne diyim şimdiden geçmiş olsun.

Evet, ama bildigim tek sey askerden donen insanlarin artik ayni insan olmamasi. Bizim ordumuz cok irkci ve cani bir ordu ama mesela benim esim Isvecli. O askerligini yaparken birkac kez komutanlari pislik olsun diye buz gibi suya girmesini istemisler ceza olarak. Bu ordu denilen pislik dunyanin her yerinde ayni yani

Jolly Jocker
11-08-2011, 16:32
Ulan ben seni kiz saniyodum ya.
:)

Üzülme, ateforumdaki IFG bir ara beni erkek kardeşine almayı bile düşünmüştü. Gene senin durumun iyi.

Askerde internet kullanmaya hic izin vermiyorlar mi?
Tabi canım, internetsiz olur mu? Ben askeriyenin programını öğrendim. Önce sabah masajımız var. Sonra kahvaltı. Sonra isteyen internete isteyen de bowling, bilardo, havuz sefası seçeneklerinden birine gidiyor. Zaten her birimizin ayrı odaları falan varmış. Hem de klimalı. :)

Şaka bir yana, hayatta en nefret ettiğim şey emr-i vakidir. İşin kötüsü, orada herkese ''emredersin komutanım'' demek gerekecek. ''Herşey vatan için'' falan diye şarkılar. Altı ay dişimi sıkacağım artık. Zaten dişimi sıkamazsam benim elime tutuşturuverirler pimi çekilmiş bir el bombası, Taraf'a haber oluruz sonra.

Ben erkek olsam ne yapar eder kacardim asla askere gitmezdim herhalde
Ben de üç sene kaçtım, buldular. Şimdi ipe ipe gidiyorum. Zaten bankaya da istifayı bastım. Askere gitmezsem iş bulma olanağım sıfıra yakın. Her açıdan sıkıştırdılar yani. O yüzden gidiyorum.

Orda insanlara cok kotu davraniyorlar sanirim, Mesele cok neseli hayat dolu arkadaslarim askerden dondukten sonra durgun, dusunceli adamlara donusmuslerdir. Psikolojik travma yasiyorlar herhalde.
Sağol canım, moral verdin. Ama ben zaten arıza biri olarak gidiyorum. Benim peder psikiyatristin reçetelerini de götürüyor. 2004'ten başlıyor, 2011'e kadar! Kafamın atacağı ve başımın belaya gireceğinden emin adamcağız. O yüzden şimdiden mazereti sunuyor.

mesela benim esim Isvecli
Sen evli misin? Ulen beni bekar sanıyordum ya. O yüzden böyle kız numaralarına falan yattıydım senelerce, kız kıza yakınlaşıp patlacaktım bombayı. Bütün hayallerimi yıktın.

kharon
11-08-2011, 16:49
Bizim ordumuz cok irkci ve cani bir ordu

sn.jadi,

Siz askerliğinizi nerde yaptınız ? Nerde gördünüz ırkçılığı ve caniliği ?

Saygılar

taylan
11-08-2011, 16:53
Hayırlı olsun freddie. Umarım kazasız belasız gidip dönersin. Askerliğimi Doğu'da yaptım. 1996 senesinde. Benim hayatımda birçok deneyimi kazandığım özel bir ortamdı. Askerlik ortamı tam senin hayal ettiğin komün toplumuna benziyor.:D Gidince göreceksin.

İlk gün kıyafetlerini alır sonra koğuşundaki yatağını seçersin. Ertesi sabah içtimaya çıkar sağa-sola dön, yürüyüş vs yaptırırlar. Selam vermeyi öğrenirsin. Sonra kahvaltı.

Şimdiden hayırlı teskereler..:)

Sayın jadi abartıda sınır tanımıyorsunuz helal olsun. Durmak yok sıvamaya devam.

jadi
11-08-2011, 16:54
Ben emrivakiye gelemiyorum gibi dusunceleri kafandan cikar bence. Her ne olursa olsun alttan almak senin icin en iyisi olur. Benim kuzenlerimden biri ailesi tarafindan asiri simartilmis bir cocuktu. Ama gercekten bir erkek cocuk ancak o kadar simartilabilirdi. Askerde de ayni tavirlarini surduruyor tabi bu dogal olarak. Sonra bana tam detayli anlatmadilar ama cok kotu dayak yemis orada. En son gordugumde sanki acilarin cocuguna donmus gibiyde. Nasil bir dayak yada muamele bir insani bu kadar degistirebilir anlayamiyorum ama askerler bu isi cozmus anladigim kadariyla. Birde sanirim eger sen de asker cocugu degilsen bu dayagin hesabini soramiyorsun. Onlar hep birbirini kolluyor cunku. Davaci olsan bile gitmek zorunda oldugun yer askeri mahkeme yani. Korkunc bisey

kharon
11-08-2011, 16:58
Ben emrivakiye gelemiyorum gibi dusunceleri kafandan cikar bence. Her ne olursa olsun alttan almak senin icin en iyisi olur. Benim kuzenlerimden biri ailesi tarafindan asiri simartilmis bir cocuktu. Ama gercekten bir erkek cocuk ancak o kadar simartilabilirdi. Askerde de ayni tavirlarini surduruyor tabi bu dogal olarak. Sonra bana tam detayli anlatmadilar ama cok kotu dayak yemis orada. En son gordugumde sanki acilarin cocuguna donmus gibiyde. Nasil bir dayak yada muamele bir insani bu kadar degistirebilir anlayamiyorum ama askerler bu isi cozmus anladigim kadariyla. Birde sanirim eger sen de asker cocugu degilsen bu dayagin hesabini soramiyorsun. Onlar hep birbirini kolluyor cunku. Davaci olsan bile gitmek zorunda oldugun yer askeri mahkeme yani. Korkunc bisey

sn.jadi,

Hayal gücünüz çok geniş bence senaristlikte deneyin şansınızı yazdığınız herşey yalan..

Saygılar

Selalim
11-08-2011, 16:59
sn.jadi,

Siz askerliğinizi nerde yaptınız ? Nerde gördünüz ırkçılığı ve caniliği ?

Saygılar
Sayın ahlen,

(Her yazılanı ciddiye almamak lazım, forumda çocukca oyunlar döndürüyor ve anlaşılmadığını sanıyor birileri :)

Biz de izliyoruz işte ne yapalım, halbuki hiç gereği yok bunların ama.

Neyse...)

İmzanız çok güzelmiş, diğer konuda bir önceki iletimde anlatmak istediğimi anlatıyor aslında;

''Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle savunursunuz''

Sevgiler.

jadi
11-08-2011, 17:00
sn.jadi,

Siz askerliğinizi nerde yaptınız ? Nerde gördünüz ırkçılığı ve caniliği ?

Saygılar

Bundan daha buyuk bir irkcilik ve canilik olabilecegini sanmam.

http://www.derindusunce.org/2010/01/19/nicin-hedef-secildim-hrant-dink/

kharon
11-08-2011, 17:10
Bundan daha buyuk bir irkcilik ve canilik olabilecegini sanmam.

http://www.derindusunce.org/2010/01/19/nicin-hedef-secildim-hrant-dink/

sn.jadi,

Sizin sadece bilgi eksikliğiniz yok ! daha fazlasını yazmak için ahlakım el vermez...


Saygılar

jadi
11-08-2011, 17:20
sn.jadi,

Sizin sadece bilgi eksikliğiniz yok ! daha fazlasını yazmak için ahlakım el vermez...


Saygılar

Ataturk'un manevi kizlarindan birinin Ermenilerden geride kalmis bir yetim olmasi, bunun bir gazeteci tarafindan haber yapilmasi ve ordunun bu haber uzerine o gazetecinin olum surecini baslatan dugmeye basmasi...


Bence tsk icerisindeki durum bizim tahmin ettigimizden daha vahim

murted
11-08-2011, 17:24
Freddie, hiç inanasım gelmiyor yaa, neyse... :)

Akerliğin yani ortada savaş mavaş yokken 20 yaşında çocukların bir buçuk sene toplumdan izole edilmesinin en temel amacı aynen senin anlattığın insan tipini yaratmaktır. Söyleyecek başka hiçbir şey bırakmamışsın.

Konuyla ilgili olarak Kubrick'in ''Full Metal Jacket''i görülmeli bence.

Ben seni hala kız sanıyorum ama Jadı'yı da bekar sanıyordum. Hangi ara evlenmiş ki? :)

müşkülpesent
11-08-2011, 18:16
Konuyla ilgili olarak Kubrick'in ''Full Metal Jacket''i görülmeli bence.

Kubrick'in 57 yapımı Paths of Glory filmini de konuyla bağlantılı olarak seyretmekte fayda var. Gözü dönmüş generallerin hırsları uğruna kendi askerlerini öldürmekte bi sakınca görmemesi oldukça çarpıcı. Neyse fazla dağıttım.

KozmikSakaci
11-08-2011, 18:16
vatan görevi bu. hayırlı teskereler . yasasın milliyetçi ateistler :)

AhbAp
11-08-2011, 18:22
Sevgili Freddie,

Öncelikle sana yüksek moral diliyorum. Bir hayli ihtiyacın olacak. :)

Asker bir babanın antimilitarist oğlu olarak askere gittiğimde 25 yaşındaydım. O yaşıma kadar askeri birliklere, askeri kurallara, askeri ortamlara falan hiç de yabancı olduğum söylenemezdi. Buna rağmen 8 aylık kısa dönem askerlik o dönemde bana çok ağır gelmişti. Hem de Türkiye'nin sahil kesimindeki büyük illerinden birinde, şehrin göbeğinde tertemiz bir yerde, silahla talimle işim olmamasına rağmen.

Az çok yapını bildiğim için söylüyorum, artık biletin kesildiğine ve askere gideceğine göre, orası oturup da bu işin muhasebesinin yapılacağı bir yer değildir. Aksi, sadece çektiğin eziyeti katlamaya yarar.

Süresi ne olursa olsun, özgürlüklerinin kısıtlandığı bir yerde bulunmak hiç hoş değil. Vicdani red davası açacaksan aç, askerden kaçacaksan kaç, gösteri düzenleyip eylem yapacaksan yap. Ama oraya gidiyorsan, sana ettikleri eziyetten daha fazlasını kendine etme.

Askerlik yapanlar bilir; askerde en rahat edenler, hiçbir şeyden anlamadıklarını beyan edenlerdir. Ne buyrulsa "bilmiyorum, hiç anlamam" deyip arazi olmaya bakmak en akıllıca olanıdır. Azıcık rahat etmek uğruna, üstlerinin gözüne girecek hal-hareket peşinde koşanlar, genellikle "yahu şimdi falancaya söylesem beceremez, sen bir tanesin, şu işi de hallediver" söylemleri ile işi iyice köleliğe bağlar, bilesin.

Yine de askerde hiç eğlenmeyecek değilsin. İnan ki, kakasını nereye yapacağını bilemeyen bir sürü üniversite mezunu askerle tanışacaksın. Acemi birliğinde ilk 10-15 gün, "Yahu bu nasıl insanlık dışı bir ortamdır? Tırnağım olamayacak adamlar bana nasıl emir verir? Bu emirler ne saçma şeylerdir? Bu ne kibirdir" diyen adamların, acemiliğin sonuna doğru bir onbaşı rütbesi kotardıklarında nasıl da generalleştiklerini ibretle seyredeceksin. Bir sürü sap bir araya gelince, "-mış'lı -muş'lu" cümlelerin ışık hızında yarıştığı muhabbetlere (umarım ki) kahkahalarla güleceksin. Acemiliğin olmazsa olmazı atış talimlerinde, atışın nasıl yapılacağını anlatan yüzbaşının "Bakın T "tek" demektir, S de "seri" demektir. Komutumla beraber herkes tüfeğini T'ye alacak, kimse S'de ateş etmeyecek. Tekrar ediyorum..." diye 3-4 kere anlatmasına "Ulan üniversite mezunuyuz biz, boru değil. O kadar kere tekrar etmeye ne gerek var, anladık" diye söylenenlerin en az yarısının S'de ateş edeceklerine, tüfeğe hakim olamayacakları için ortalığın nasıl karışacağına umarım benim gibi acı acı güleceksin. Artık ateş etmek zorunda kalacağına mı, süper zeka üniversite mezunu "devrelerine" mi yoksa her ikisine birden mi, bilemem.

Öyle ya da böyle, bu iş bitecek. Sana en kolaylarından, bol moralli bir dönem diliyorum.

AlbatrosS
11-08-2011, 23:09
Bugün askere gidiyorum. Faşist-oligarşik devletimizin ordusu beni de ''zorunlu'' tuttu bu 'vatan-i göreve'. Hem zorunlu tutuyor hem de ayağına kadar çağırıyor. Aslında bir gün gitmesem kendileri gelip alıverirlerdi ya, neyse. Altı ay yokum. İlk bir ay çarşı iznim bile yok. Madem gidiyoruz, ordu kurumunu biraz eleştirelim de öyle gidelim.

Pek çok insan askeriyenin varlığını ''vatanı korumak''tan ibaret sanır. Ama yanlıştır. Daha doğrusu eksiktir. Devletin egemenlik sahasını korumanın yanı sıra ve bundan daha önce, vatandaşları hizaya sokma amacı güder askeriye. Devletin ordusu, çıkarlarının temsilcisi olarak örgütlendiği sınıfın diğer herkese karşı gözdağı verme aracıdır. Askeriyede insanlar süründürülür, hazırola sokulur, bokun başında nöbet bekletilir, küfür yer, ağaca selam verir. Tek amaç kişinin içindeki direnme potansiyelini törpülemektir. Devletin otoritesi en başta kendi askerleri, daha doğrusu askeri haline getirdiği halkı üzerinde tesis edilir. Dünyanın en mantıksız ve gereksiz emirlerine hiç sorgulamadan ve düşünmeden itaate zorlanır insanlar. Zira ne olursa olsun onlara itaat etmeye alıştığında halk artık uysallaşacak ve onların düzenleri güvende olacaktır. İsyan kıpırtısı daha başlayamadan yüreklerde bitirilmiştir çünkü. Artık askerlik bittiğinde de komutanın emirleri kişinin aklına hükmetmeye devam eder. İnsanlar, verilen her emri ikiletmeden uygulamaya koşullandırılırlar. ''Herşey vatan için''dir zira, ''vatana can feda''.

Her koşulda itaat eden, sorgulmadan emri yerine getiren insanlar tam da devletin istediği insanlardır. Bunlar ölmeye hazırdır, makinedir. Çünkü gururları yoktur artık, kendi çıkarlarını düşünmezler, hiçbir şeyi sorgulamazlar, vicdanları da köreltilmiştir; sadece emri yerine getirmek, disiplin ve üstlerine itaat etmek vardır. Halk, devletin ordusu eliyle makineleştirilir. En iyi asker, en insanlık dışı emirleri bile tereddüt etmeden uygulayan değil midir? Ölüm saçan robotlara dönüştürülür insanlar. Ve bunun gerekçesi de, başka devletlerin tebasının da böyle olması olarak gösterilir. Yani bir orduyu meşrulaştıran şey bir diğer ordunun verdiği tehlike duygusu olarak sunulur. ''Benden memnun değilsin ama mecbursun, çünkü benim gibi başkaları da var''. Halbuki her ordunun gördüğü en büyük düşman öncelikle kendi halkıdır. Ordu, yönetenlerin, yönettikleri karşısındaki güvenlik sübabıdır. Ezilen halkın bir gün isyan etme olasılığı, her ordunun en büyük korkusudur.

Öte yandan, ordu toplum üzerindeki düzenleyici ve cezalandırıcı otorite rolüyle aslında bir çeşit babadır. Aile içindeki tiran artık tüm toplumdadır. Askeriye, ataerkil baskıların en örgütlü hallerinden biridir. Pek çok savaş tabiri erkeklerin cinsel saldırganlığına atıf yapar. ''Sınırlarımıza tecavüz ettiler'', ''Vatan borcudur, namus borcudur'' v.s... Askerlik 'erkek işidir' bir de. Erkek, vatanı ve kadın dahil içindeki tüm nesneleri koruyan bir özne olarak sunulur; kadın ise vatanla birlikte korunan bir nesnedir. Kadının nesneleştirilmesi ve erkek hakimiyetine verilmesi askeriyenin temel unsurlarından biridir.

Ne zaman birilerinin çıkarı tehlikeye düşse ve toplumun en altındakiler hareketlense, bunu bastırmak için tüm toplumun askerleştirilmesi yoluna gidilmesi ordunun işlevini açıkça göstermiyor mu zaten?
Kimin askeriyiz biz? Neden itaat etmemiz gerekiyor? Makineleştiriliyor muyuz? İç tehdit olarak ne görülüyor ve bunu böyle gören kimdir de ordunun kafalardaki meşruiyeti devam ediyor? Herkesin çıkarını sağlamak için örgütlenmiş eşitlikçi bir toplumda orduya gerek kalır mıydı? Neden milis gücü yeterli değil de toplumun üstünde/dışında otoriteryen bir kurum gerekiyor?

Not: Şimdiden hoşçakalın, altı ay sonra görüşmek dileğiyle...

dostum, bak bunu bile özleyeceksin:

http://www.youtube.com/watch?v=o_L24QbRiFI

AlbatrosS
11-08-2011, 23:13
freddy bence iyi yanından bakmaya çalış madem gideceksin:

g3 mekanizmasını, söküp takmasını ve atış yapmasını öğreneceksin. ileride devrimci savaş için bunlar da gerekli :D

bursali68
12-08-2011, 16:44
Merhaba,

Sn.Freddie , ben uzun süre askerlik yapan biri değilim , saymaca " 87 gün " silah altında sonrasında " görev yaptığım okulda " öğretmen olarak devam ettim....Teskere amirim Okul Müdürüm idi...Öyle çok askerlik anıları olanlar gibi de anılarım yoktur,kısa bir zaman dilimindedir anılarım...İlk silah patladığında milletin " çil yavrusu gibi " dağılmasını unutamam...Denetim esnasında siperde uyuyakaldığımızı unutamam,yazdırdıkları mektupta isim isim selam yollayan doğu ve güneydoğudan gelmiş olan arkadaşlarımızın saf-temiz hallerini unutamam,sabaha kadar soğan doğrayıp 1 hafta soğan koktuğumuzu unutamam,hamam temizliğine gidip havasızlıktan ölecek duruma geldiğimizi unutamam,bir de " ÖRDEK YÜRÜYÜŞÜ " nü...

Ancak emin ol " en büyük asker bizim asker " söylemi sadece otogarlarda arkadaşların bağırtısı olarak kalır...Oraya gidince bir bakarsın ki " herkes birbirinden KLONLANMIŞ " sanki,herkes birbirine benziyor...İlk bir kaç gün böyle görünür gözüne,babanın oğlunu yakından tanıyamazsın...Sonra alışır gözlerin 5 km den arkadaşını tanırsın...

Kendi içerisinde türlü anlamsızlıkları veya anlamları olan bir yapı askerlik...Ama yaşanması gerekiyorsa da yaşanacak...Sn.Ahbap'ın dediği önerilere uyman senin menfaatinedir...

" Postu deldirmeden " sağlıklı bir şekilde gelip yine aramızda olmanı dilerim...

Sağlıcakla kalınız...

Natan
12-08-2011, 20:04
Yüceltilen, göklere çıkartılan askerlik kurumu. Özellikle de Şanlı Türk ordusunda vatani görevini yerine getirmek en muhteşem(!) duygu olsa gerek. İnsanları ölmeye ve öldürmeye zorlayan, sorgulanmaz, eleştirilmez, dokunulmaz neredeyse ilahi bir sistemdir, bir tabudur.

Çok kolay can alan ve can veren bir kurum. Gençliğinin en verimli anlarını (bilmem kaç ay. ve yıl.) bu sistem içerisinde eritirsin. Ailen ne durumdadır bilinmez, senin başına ne gelecek muamma. Ya ailesine bakacak kimse yoksa? Ya ölür de giderse, ya insan öldürürse..? Dayak, işkence ve insan hak ve ihlallerinin sıkça yaşandığını biliyoruz. Silah tüccarlarının düzeneğinde birbirini öldüren yada öldürmek zorunda bıraktırılan insan yığınlarının geride bıraktıkları anlatılmaz duygular...

Vatanı korumak için canını verirsin. Bu vatan senindir. Ülkeni yönetenler bile bu kadar hassas değilken senin gösterdiğin bu kahramanlık büyük bir alkışı hak ediyor.

"Vatan sana canım fedaaa" naralarını atanlar.. Kendisine ait üç karışlık toprağı olmayan, sahiplendiği topraklarda insan yerine koyulmayan vatan sahipleri...Özgürlükleriniz elinizden alınıyor. Başkalarının attığı cigara izmaritini topla, yerleri spür, sürün, kendini parçala, sunbay çocuklarının ev ödevini yap, berberliğini, kapıcılığını, hizmetçiliğini, sistem içerisindeki komutanların her türlü ayak işlerini gör. Hatta ve hatta badanacılık, sıva, inşaat işleri..Eline silahı versinler sonra, yürrü düşman öldürmeye..

Bir şarkı vardı hani,, ne diyordu ? Asker olmak istemiyorum anne, ölmek istemiyorum. (I don’t wanna be a soldier, mama, I don’t wanna die (http://www.youtube.com/watch?v=mf44CHE31Gc))


Ve bir de ilginç bir iki site http://www.savaskarsitlari.org/ (http://www.savaskarsitlari.org/) ; http://askerleranlatiyor.blogspot.com/

Bakmış mıydınız?

taylan
12-08-2011, 22:05
Askerliğin sadece insan öldüren bir meslek gibi algılamak doğru değil. Ben zorunlu askerliğin gerekli olduğunu düşünüyorum. En azından kendinizi olumsuz şartlara bir nebze olsun hazır hissediyorsunuz. Dünya güvenli bir yer değil. Her an kendimizi bir savaş içinde bulmamız çok olası. İnsan varoldukça ordular ve savaşlar da varolacaktır. Haklı ya da haksız her türden savaşı yaşadı ve yaşayacak insanoğlu.

Çünkü sürekli bela üreten tipler varolacaktır. Saldırgan bir komşu devlet ya da emperyal bir güç silahla kapınızı zorladığında savaş kaçınılmaz olacak. Ben silahlı işgallerin önümüzdeki yüzyılda da devam edeceğini düşünüyorum. Bu yüzden askerlik ortamını görmek, en azından silahla hedefi doğru vurabilecek alıştırmalar yapmak, sürekli zinde kalıcak bir fizik gücü geliştirebilmek insanın yaşamda kalması için öğrenmesi gereken zorunluluklardır diye düşünüyorum.

Bana kızacağınızı düşünüyorum amacım savaşı veya silahı savunmak değil. Ama askerliğin ya da askeri disiplinin ne olduğunu bence çok fazla tanımıyoruz. Sadece askerlik süresince karşılaştığımız olumsuz durumları konuşuyoruz. Ben dayak da yedim, tuvalet de temizledim, deli gibi koştum, atışa gittim, yemek taşıdım, heykel yaptım, resim çizdim, nöbet tuttum, devriye attım. Bunların hiçbirinden gocunmadım çünkü olağanüstü bir durumda herkes böyle görevler yapabilir.

Eline silahı versinler sonra, yürrü düşman öldürmeye..

Bu kadar basit değil bence. Bu yaşamın pratiğiyle çelişiyor. Düşman saldırır siz de kendinizi savunursunuz. Elindeki silah yaşamda kalman için gereklilik halini alır. Gerçekler çok farklı malesef.


Bence olağandışı durumları gözönünde bulundurarak askerlik ortamına olan bakış açınızı gözden geçirebilirsiniz. Barışı savunmak kadar korumak da önemlidir.

müşkülpesent
12-08-2011, 22:25
Freddie için rahat olsun, taylan orduların varlığını çok iyi mantığa bürümüş.

taylan
12-08-2011, 22:37
Hemen eleştiri alacağımı biliyordum. Ordular malesef varolmaya devam edecek. Bu bir gerçek. Ben savaşı ve saldırganlığı haklı çıkarmaya çabalıyorum. Ama mahalleye her zaman belal tipler dadanabilir. Sen de sevdiklerini korumak için kendini savunursun.

Doğal seleksiyon türlerin yaşam için birbirleriyle mücadele içinde olduklarını gösteriyor. İşbirliği olduğu kadar mücadele de hayatın gerçeği. Barışı savunmak için silaha sarılmak gerekebilir. Diyorum ki askerlik hizmeti içinde öğrenebileceğimiz kadar atış, spor, tırmanma vs gibi faaliyetleri öğrenelim. Freddie'yi ölüme vs göndermezler merak etmesin. En fazla tuvalet temizleyip, sandalye vs taşır. Özel bir yeteneği varsa orduevinde geri hizmete alınır. Ben tekrar kendisine askerlik hizmetinde başarılar diliyorum. Sağ salim dönmesi dileğiyle.

Savaş zorunlu olmadıkça cinayettir.

AlbatrosS
14-08-2011, 13:32
sn.jadi,

Siz askerliğinizi nerde yaptınız ? Nerde gördünüz ırkçılığı ve caniliği ?

Saygılar

http://jiyan.org/2011/08/diskoya-atilan-asker-olum-doseginde/

aha burda gördük...

taylan
14-08-2011, 14:49
Ben de diskoda 7 gün kaldım telefona geç baktığım için. İçerde epey bi okşadılar :D Özellikle jopla el kızartmaca yapıolardı. Askeri ortamlarda bu tip olaylar oluyor malesef. İşin dozunu kaçıran gardiyanlar var. Bunlardan bi tanesini sivilde yakalamayı düşünmüştüm ama askerlik işte deyip vazgeçmiştim.

Haberin Kürtçü içeriğe sahip haber sitesinde verilmesi çok şaşırtmadı beni. PKK denen caniler kuruluşundaki işkencelerden bahsedecek hali yok ya.

müşkülpesent
14-08-2011, 15:15
Haberin Kürtçü içeriğe sahip haber sitesinde verilmesi çok şaşırtmadı beni. PKK denen caniler kuruluşundaki işkencelerden bahsedecek hali yok ya.
Haberin içeriğine diyecek söz bulamazken kimin yayınlamış olduğuna takmak. Bunun anlamı, yüce türk basınının halkı aptal yerine koymasını, beğenmediğiniz tarafın bir şeyleri açık şekilde haber yapmasına tercih ediyorsunuz demek olmalı.

moment
14-08-2011, 19:55
Ordular kapitalist ülkelerde sömürü düzenin devamını güvenlikle sağlamak üzere dizayn edilmiş kurumlardır. Bu tip ülkelerde ordu emperyal talepler güdümünde darbeler yapar mevcut düzeni silah zoruyla sürdürmeye çalışırlar. Bizim ülkemizde de sermaye işbirliği hep gündemde olmuştur. Emekli olanlar yönetim kurullarında kartvizit sahibi olmanın krallığını sürerler. Bu ordular burjuva düzeninin devam ettiricisidirler. Vijdani red yasalaşmalıdır.

Natan
14-08-2011, 20:51
Haberin Kürtçü içeriğe sahip haber sitesinde verilmesi çok şaşırtmadı beni -

Müşkül'ün de dediği gibi adminlerin kürt, türk olması önemli değil; muhtevası incelendiğinde bir insanlık suçu işlendiği, ilgili kurumun bu konuda ve genel anlamda hiç bir yaptırım uygulamadığı aksine göz yumduğu ve bu tutumuyla desteklediği de anlaşılmaktadır.

İnsan hayatı o kadar ucuz değildir bu bir. İkincisi, Türk tarafının da çeşitli kontr-gerilla gruplarını kullanarak Kürtlerin yaşamına kastettiği tarihsel süreçte görlmüştür, bu açıdan bakıldığındaiki tarafında savunmada olduğu idda edileblilr.

Şiddet kötüdür arkadaşlar. Elbette sosyal yaşam ve ilişkilere yabancı bir durum değildir, bu olgu kabul edilebilir fakat şiddetin, akabinde işkence ve ölümlerin hi bir haklılığı yoktur. Konuşulan yada konuşulmaya çalışılan konuyu pkk, terörist, eşkiya, türk ordusu, amerikan ordusu vs. indirgemek zayıf perspektiften bakmak demektir. Ordular, insanlık var olduğu sürece var olavcaktır büyük ihtimalle. Ancak orduların uyguladığı şiddet de sorgulanmalı, yapılan işkencelerin hesabı SORULMALIdır.

1915/16 yılları arasında şiddetini artıran Ermeni kıyımlarını da ordu güçlerine bağlı teşkilatı mahsusa birlikleri gerçekleştirmişti. Kimi zaman ordu; jandarma ve polisiyle insan katliamına doğrudan katılıyorken, kimi zaman maşa olarak kullanılan birliklerini bu katliamlarda aktifleştirdi.

Bugün İttihatçı zihniyetin insan katliamları da sorgulanmalıdır. Orduysa Osmanlı ordusu...Şimdiyse önümüzde capcanlı Türk ordusu. Yapılan işkencenin hesabı sorulmalı, bu iğrençlikleri yapanlar cezalandırılmalıdır. "O kadar da olsun canım" gibi bir yanaşım kabul edilemezdir.

Şunu söylesek sanırım yanlış olmaz: Ordu Milletindir, millete hizmet edecektir, millete eziyet etmemelidir. Kendi halkına şiddet uygulayan bir orduyu hem halkın kendisi hem de dünya hukuksal ve vicdansal temelde yargılayacaktır. Kurumun "ordu" olması, vatandaşa şiddet uygulayabileceği anlamına gelmez.

Saygılarımla

AlbatrosS
14-08-2011, 20:52
Ben de diskoda 7 gün kaldım telefona geç baktığım için. İçerde epey bi okşadılar :D Özellikle jopla el kızartmaca yapıolardı. Askeri ortamlarda bu tip olaylar oluyor malesef. İşin dozunu kaçıran gardiyanlar var. Bunlardan bi tanesini sivilde yakalamayı düşünmüştüm ama askerlik işte deyip vazgeçmiştim.

Haberin Kürtçü içeriğe sahip haber sitesinde verilmesi çok şaşırtmadı beni. PKK denen caniler kuruluşundaki işkencelerden bahsedecek hali yok ya.

* yediğiniz dayaklar ''şiddet''in şahsınızda nasıl normalleştiğinin kanıtıdır.

* kıbrısta ne cop, ne gaz yalnızca tekme-tokatlı polis müdahalesi adada infiale yol açarken bizde ''kafa-göz travmaları'' bile ''şok''a yetmiyor. tüm saçmalığına rağmen kıbrıs'ta bizimki kadar psikopatça örgütlenmiş bir devlet şiddeti yok çünkü.

* kürtçü haber sitesi zırvalığınaysa hiç girmiyeyim; doğru düzgün okumadığın bile belli...

jadi
14-08-2011, 21:02
Ordular kapitalist ülkelerde sömürü düzenin devamını güvenlikle sağlamak üzere dizayn edilmiş kurumlardır. Bu tip ülkelerde ordu emperyal talepler güdümünde darbeler yapar mevcut düzeni silah zoruyla sürdürmeye çalışırlar. Bizim ülkemizde de sermaye işbirliği hep gündemde olmuştur. Emekli olanlar yönetim kurullarında kartvizit sahibi olmanın krallığını sürerler. Bu ordular burjuva düzeninin devam ettiricisidirler. Vijdani red yasalaşmalıdır.

Cok dogru. Ama elbette kizil ordu sacmaligi da bundan cok menem bisey degildi diye eklemek istedim

ereninthenature
14-08-2011, 21:20
Gecer saymakla gunler Ferit abi.

Ama ben yakalanmicam, kacicam.Yurtdisi planlarini yapmaya basladim bile:)

kharon
14-08-2011, 21:53
Selamlar,

Haberi Taraf gazetesi yapmış, askeri savcılık konuyu araştırıyormuş, eğer iddialar doğru ise sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını temenni ederim, savunulacak bir tarafı yok, içtimaya geç kalan birinin cezası komalık olmak değildir, 7 gün boyunca hergün işkence gördüğü, 3 gün aç bırakıldığı, kafasının duvarlara vurulduğu,kelepçeyle bağlanıp dövüldüğü filan iddia ediliyor, Taraf takipçisi olsun sonucunu hepberaber görelim.

Saygılar

taylan
14-08-2011, 21:55
Albatros kişisi,

Şahsımda şiddete ait tek bir davranış yoktur. Hayatım boyunca kimseye bir fiske dahi vurmadım. Kendi adına konuş. Ortalığı yakıp yıkıp süresiz kaos talep eden benim değil senin dünya görüşün.

Askeri ortamlarda dayak oluyor. Disko yani disiplin koğuşlarında dayak da var hakaret de var. Bunu savunacak halim yok. Ama her türlü militer ortamda bunlar olur. Dünyanın tüm ordularında erlere dayak atılıyor. Bu böyledir. Burada aşırıya kaçılmış cezası elbette verilecektir. Hangi hayvan bunu yaptıysa cezasını bulur merak etmeyin.

müşkülpesent
14-08-2011, 21:58
Hangi hayvan bunu yaptıysa cezasını bulur merak etmeyin.
Askeriyeden sonra adalet sistemine de tam tekmil güven. Vay bea işte vatandaş dediğin böyle olur!

jadi
14-08-2011, 22:01
Ortalığı yakıp yıkıp süresiz kaos talep eden benim değil senin dünya görüşün.



hangi gorusmus o

AlbatrosS
14-08-2011, 22:09
Albatros kişisi,

öznesi yitik cümlelerin ''zamane'' şerhi;

Şahsımda şiddete ait tek bir davranış yoktur. Hayatım boyunca kimseye bir fiske dahi vurmadım. Kendi adına konuş. Ortalığı yakıp yıkıp süresiz kaos talep eden benim değil senin dünya görüşün.

benim dünya görüşümü anlaman için epey kitap hatmetmen gerekir. anlamını bildiğini de sanmam...

Askeri ortamlarda dayak oluyor. Disko yani disiplin koğuşlarında dayak da var hakaret de var. Bunu savunacak halim yok.

o da var, bu da var, şu da var eee?

Ama her türlü militer ortamda bunlar olur. Dünyanın tüm ordularında erlere dayak atılıyor. Bu böyledir. Burada aşırıya kaçılmış cezası elbette verilecektir. Hangi hayvan bunu yaptıysa cezasını bulur merak etmeyin.

yanıldığın yer tam da burası işte. istisna yahut ''münferit'' sandığın, ''sistem dışı,kural dışı'' dediğin şey aslında tüm yönleriyle ''kural''dır. sisteme ''içkin''dir. askerliğin ''ideolojisi'' her türlü şiddetin mayasıdır. askeri organizasyon, devlete içkin ideolojik kurumsal organizasyonun parçasıdır. esasında devlete içkin kurumsal ideolojik tesisatın mayalandığı alanlardan biridir.

evet, askerlik ''pfofesyonel adam öldürme talimi'' değildir yalnızca; hatta bundan da öte ''adam öldürme'' ideolojisinin mayalandığı yerdir! yani askeri örgütlenme, bir ''yöntem''dir ve asıl kaygı ''ideolojik paradigma''dır.

milyonlarca askerden büyük bir çoğunluğu doğru düzgün ''silah eğitimi'' dahi almaz. Ancak hemen hepsi gayet sıkı bir disiplinle ''İTAAT ETMEYİ'' öğrenir. Askerdeyken sıktığım toplam KURŞUN SAYISI ''6''dır. Aldığım savunma tekniği eğitimi sayısı 1-2 idman.

Verdiğim selam, söylediğim ''emredersiniz komutanım'' ve girdiğim içtima vb ritüeller ile yanaşık düzen(itaat eğitimidir) eğitimi ve pratiği sayısı tüm askerlik dönemimi kapsar.

bunun yanında, askeri davranış biçimleri ve ritüelleri ile askerliğe sinmiş ideolojik formasyonun tamamı ''ATAERKİL, CİNSİYETÇİ, MİLLİYETÇİ''dir. askerlik tam da bunun için vardır. bu üç eğilimin ve itaat kültürünün verilmesi...

taylan
14-08-2011, 22:34
"Kişi" tabirim, haksız bir itham sonucu anlık sarfedilmiştir özür dilerim. Kendimi şiddetten her an uzak tutarım ve şiddete dair hiç bir öğeden beslenmem.

Kitap vs hatmetmem de gerekebilir dünya görüşün hakkında. Ama buna ayıracak vaktimin olmadığını görüyorum çünkü çoğu mesajında hep aynı şeyleri söylüyorsun. Aşağı yukarı öğrendim. Sistem, sistemin çarkları vs, devlete içkin vs
Evet askerliğin büyük bir bölümü geri hizmeti kapsar. Aşağı yukarı evde de yaptığın rutin işleri orda da yaparsın. Patates soyarsın, tuvalet temizlersin, vs. Olağanüstü dönemlerde talimler yoğunlaştırılır. Eğitim dönemlerine denk geldin mi bilmiyorum ama canımız çıkana kadar koşuyorduk. Hem de bir yığın teçhizatla....

Adam öldürme ideolojisinin harmanlandığı yer askeri ortam değil, gelenekçi, şiddetten beslenen bizim tipik muhafazakar aile yapısıdır. Adam öldürmek sivil ortamda her türlü iletişim aracı sayesinde yeteri kadar özendirilmiyor mu? Sokaklarda, kahvelerde, her söz her davranış şiddet içeren erkek egemen kültürün ürünleri değil mi? Din diye inanılan saçmalıkların da şiddeti ne kadar körükörüne beslediğini biliyoruz. Askeri kurumumuz bu konuda gelenekçi kul yapılı toplumumuzun çok çok önünde diye düşünüyorum.

Bence şiddet sivil ortamda daha fazla barınıyor ve daha çok can alıyor. Bizim lümpen takımının şiddete olan düşkünlüğü esas askerden sonra duruluyor. Bu benim görüşüm ve gözlemim. Askeri ortamın itaatkar yapısı bence şiddeti dizginleyebiliyor. Bir çok insan askeri ortamda bilgiye kavuşuyor, okuma yazma öğreniyor, meslek öğreniyor. Bir çok sosyal sınıftan insan birbirini tanıyor ve kaynaşıyor. Bu kadar acımasız olmamak gerek askerlik hakkında.

Çünkü çilelidir ve dünyanın her yerinde böyledir.

askeri organizasyon, devlete içkin ideolojik kurumsal organizasyonun parçasıdır. esasında devlete içkin kurumsal ideolojik tesisatın mayalandığı alanlardan biridir.

Aynen katılıyorum öyledir. Bunun aksini söylemiyorum zaten. Her askeri kurum içkin olduğu devletin ideolojik yanını güçlendiren ayaklardan biridir. Benim devlet kavramı ve kurumlarıyla bir derdim olmadığı için bu tanıma katılıyorum.

evet, askerlik ''pfofesyonel adam öldürme talimi'' değildir yalnızca; hatta bundan da öte ''adam öldürme'' ideolojisinin mayalandığı yerdir! yani askeri örgütlenme, bir ''yöntem''dir ve asıl kaygı ''ideolojik paradigma''dır.

Hayır. Askerlik, ölmemek için kendini savunma talimidir. Askerlik de adam öldürme öğretilmez. Savunma öğretilir. Karate kursuna giden bir insan, idmandan çıkınca sağa sola saldırmaz. Saldırı anında kendini savunmayı öğrenir. Askerlik, barışı koruma konusunda caydırıcı bir öğedir. Bu simgeleri doğada da görebilirsiniz. Kendini savunma eğilimi her canlı grubunda vardır. Her canlı grubu kendi savunma sistemini geliştirerek caydırıcı olmak zorundadır. Kiminin iri kanatları, caydırıcı renkleri ve zehirleri vardır. İnsan denen primat da bu konuda ordular kurarak bu eğilimi devam ettirmiştir.

bunun yanında, askeri davranış biçimleri ve ritüelleri ile askerliğe sinmiş ideolojik formasyonun tamamı ''ATAERKİL, CİNSİYETÇİ, MİLLİYETÇİ''dir. askerlik tam da bunun için vardır. bu üç eğilimin ve itaat kültürünün verilmesi...

Evet biz erkekler milyonlarca yıldır savaş çıkarıyoruz:D. Bu yüzden tüm ordularda cinsiyetçi bir yan vardır. Ataerkil ve milliyetçidir. Bunlara tamamen katılıyorum. İtaat etmek bazen yararlıdır. Ben ölme riski yüksek olan bir çatışma ortamda kendimi savunup yaşamda kalmamı sağlayacak olan her türlü emre itaat etmeye hazırım.

AlbatrosS
14-08-2011, 23:01
"Kişi" tabirim, haksız bir itham sonucu anlık sarfedilmiştir özür dilerim. Kendimi şiddetten her an uzak tutarım ve şiddete dair hiç bir öğeden beslenmem.

sorun değil.

Kitap vs hatmetmem de gerekebilir dünya görüşün hakkında. Ama buna ayıracak vaktimin olmadığını görüyorum çünkü çoğu mesajında hep aynı şeyleri söylüyorsun. Aşağı yukarı öğrendim. Sistem, sistemin çarkları vs, devlete içkin vs

demek ki hala anlamamışsınız :)

Evet askerliğin büyük bir bölümü geri hizmeti kapsar. Aşağı yukarı evde de yaptığın rutin işleri orda da yaparsın. Patates soyarsın, tuvalet temizlersin, vs. Olağanüstü dönemlerde talimler yoğunlaştırılır. Eğitim dönemlerine denk geldin mi bilmiyorum ama canımız çıkana kadar koşuyorduk. Hem de bir yığın teçhizatla....

ben ''poşet''tim :) bir yığın saçma sapan yanaşık düzen eğitimi dışında bir şey görmedim. tabi devriye görevim nedeniyle her gün katettiğim on km kadar yolu saymazsak...

Adam öldürme ideolojisinin harmanlandığı yer askeri ortam değil, gelenekçi, şiddetten beslenen bizim tipik muhafazakar aile yapısıdır. Adam öldürmek sivil ortamda her türlü iletişim aracı sayesinde yeteri kadar özendirilmiyor mu? Sokaklarda, kahvelerde, her söz her davranış şiddet içeren erkek egemen kültürün ürünleri değil mi? Din diye inanılan saçmalıkların da şiddeti ne kadar körükörüne beslediğini biliyoruz. Askeri kurumumuz bu konuda gelenekçi kul yapılı toplumumuzun çok çok önünde diye düşünüyorum.

şiddetin doğallaştırıldığı, örgütlenip normalleştiği pek çok alan vardır elbette. aile de bunlardan biri; ama konumuz askerlik.

Bence şiddet sivil ortamda daha fazla barınıyor ve daha çok can alıyor. Bizim lümpen takımının şiddete olan düşkünlüğü esas askerden sonra duruluyor. Bu benim görüşüm ve gözlemim. Askeri ortamın itaatkar yapısı bence şiddeti dizginleyebiliyor. Bir çok insan askeri ortamda bilgiye kavuşuyor, okuma yazma öğreniyor, meslek öğreniyor. Bir çok sosyal sınıftan insan birbirini tanıyor ve kaynaşıyor. Bu kadar acımasız olmamak gerek askerlik hakkında.

gayet milliyetçi görüşleriyle tanınan bir erzurumlu bir devrem şöyle bir örnek vermişti: ailede babadan dayak, okulda öğretmenden, sokakta abilerden, meydanlarda polislerden, askerde komutandan... allah aşkına dayak yemediğimiz tek bir alan var mı? bu toplum nasıl şiddete karşı olsun?

askerliğin ''olumlu'' sandığınız (elbette bazı insanlarda olumlu etkilere yol açabiliyordur) yanlarının dışında doğuda görev yapan her askerin üzerinde ciddi bir travma etkisi vardır. ben bile 5.5 van'da kalmama karşın, birkaç ay o stresi üzerimden atmakta zorlandım. inanın, normal düşünme yetimi kaybettiğim dönemler oldu. keza tanıdığım birçok kişi, doğuda uzun dönem yaptıktan sonra 2 sene içinde travma sonrası stress bozukluğuna benzer sorunlar yaşadı.

bu konuda sağlıklı bir istatistiği maalesef ben bilmiyorum; ancak, bu konuda istatistikler yapılsa psikolojik rahatsızlıklardan bedensel rahatsızlıklara kadar askeri eğitim ve koşullar yüzünden yaşanan durum felakettir. siz, ben hasar almadan atlattıysak şanslıyız sadece...

Çünkü çilelidir ve dünyanın her yerinde böyledir.

askeri organizasyon, devlete içkin ideolojik kurumsal organizasyonun parçasıdır. esasında devlete içkin kurumsal ideolojik tesisatın mayalandığı alanlardan biridir.

Aynen katılıyorum öyledir. Bunun aksini söylemiyorum zaten. Her askeri kurum içkin olduğu devletin ideolojik yanını güçlendiren ayaklardan biridir. Benim devlet kavramı ve kurumlarıyla bir derdim olmadığı için bu tanıma katılıyorum.

''muhafazakar aile'' kavramıyla sorunlu olmanızın nedeni hem değerleri hem de bu değerlerin muştuladığı şiddet vb rahatsızlıklar değil midir? aile devletin cisimleştiği en küçük birim'dir zaten.

evet, askerlik ''pfofesyonel adam öldürme talimi'' değildir yalnızca; hatta bundan da öte ''adam öldürme'' ideolojisinin mayalandığı yerdir! yani askeri örgütlenme, bir ''yöntem''dir ve asıl kaygı ''ideolojik paradigma''dır.

Hayır. Askerlik, ölmemek için kendini savunma talimidir. Askerlik de adam öldürme öğretilmez. Savunma öğretilir. Karate kursuna giden bir insan, idmandan çıkınca sağa sola saldırmaz. Saldırı anında kendini savunmayı öğrenir.

karate kursunda vatan-millet vs değerler adına ölme-öldürme kutsanmaz. o bir tür ''sanat''tır. ben tekvando kursuna gittim. öğrendiğim ilk şey bunun bir ''spor ve sanat'' olduğu ve bize saldırılmadığı, yumruk atılmadığı sürece kimseye kullanamıyacağımızdır. bu amaçla da ''yemin'' ettirilir.

tekvando, karete gibi sporlarla uğraşmış birçok kimse kolay kolay şiddete, saldırıya bulaşmaz; ancak, askerliğini yapmış birçok kişi saldırganlaşır.

bunun yanında, askeri davranış biçimleri ve ritüelleri ile askerliğe sinmiş ideolojik formasyonun tamamı ''ATAERKİL, CİNSİYETÇİ, MİLLİYETÇİ''dir. askerlik tam da bunun için vardır. bu üç eğilimin ve itaat kültürünün verilmesi...

Evet biz erkekler milyonlarca yıldır savaş çıkarıyoruz:D. Bu yüzden tüm ordularda cinsiyetçi bir yan vardır. Ataerkil ve milliyetçidir. Bunlara tamamen katılıyorum. İtaat etmek bazen yararlıdır. Ben ölme riski yüksek olan bir çatışma ortamda kendimi savunup yaşamda kalmamı sağlayacak olan her türlü emre itaat etmeye hazırım.

askeri eğitim yaşamda kalmak için savunma disiplini vermez sayın taylan. bunu ancak bazı özel birliklere verir.

derdiniz savunmaysa bir ''kickboks'' kursuna gidiniz mesela. askerlikten çok daha etkindir. yahut sadece boks yapınız. ne bileyim ''yakın dövüş'' kursu veren uzmanlar da var.

şiddeti örgütleyen, demokrasiyi katleden ve birilerinin başka birileri üzerinde keyfi hegemonya kurmasını sağlayan şey ''itaat, biat ve otorite'' kültürüdür. yani ''devlet''. devletin olduğu yerde ''kayırma'' vaka-yı adiyedir...