KozmikSakaci
13-08-2011, 04:05
1 - Canlılarda cinsiyet nasıl ortaya çıktı ? Birbirine uyumlu organlar nasıl evrildi ?
2 - İnsan ırklarının renkleri nasıl değişti ? Ayrıca doğu asyalıların nasıl çekik gözlü oldugunu da merak ediyorum ?
Evrim bilgime bilgi katacak bu sorularımı yanıtlamanızı rica ediyorum :) saygılarımla.
1 - Canlılarda cinsiyet nasıl ortaya çıktı ?
Prof. Ali Demirsoy'un kısa ve öz anlatımıyla;
Erkek-dişi ayrımının ortaya çıkışı :
"Bundan yaklaşık 1.5 milyar yıl öncesine kadar canlılarda erkek ve dişi kavramı yoktur, çünkü böyle bir ayrım yoktu. Her hücre ayrı bir bireydi ve mitoz ile bölünerek çoğalmaktaydı. Bunlarda kalıtım aynen aktarılmakta ve böylece kendi kopisini yaparak aynı hücreye ait klonlar oluşmaktaydı.
Bir gün, hücrelerde yaşamsal öneme sahip bir proteini yapan genetik materyalin bir kısmı bir hücreye bir kısmı ise diğer hücreye geçti. Bundan sonra artık bu yaşamsal proteinin yapılabilmesi için genetik bilginin tamamlanması, yani genetik materyalinin dağıldığı 2 hücrenin yan yana gelmesi, böylece genetik materyallerini birleştirmeleri gerekti. İşte ilk defa bu olay ile iki farklı eşem yani erkek-dişi ayrımı ortaya çıktı.
Eğer eşeysel üreme olmasaydı, birey kendi kalıtsal bilgisini yavruya aynen aktaracağı için annesinin aynısı yavrular gelişecekti. Sonuçta çeşitlilik sağlanamayacak ve evrimsel seçim de gerçekleşmeyecekti. Çevresel faktörler neticesi ortaya çıkan bir mutasyon da yavrudan yavruya aktarılarak aynen nesiller boyu taşınacaktı. İşte bu nedenle, eşeysiz çoğalan canlılar milyonlarca yıl basit bir hücre halinde kalmışlardır"
Devamı..
http://kozmopolitaydinlar.wordpress.com/2011/04/28/erkek-ve-disiden-ureme-yillar-boyunca-nasil-gelisti/
Birbirine uyumlu organlar nasıl evrildi ?
Cinsel Organların Evrimi
Cinsel üremenin kendisi cinsel organlardan önce oluşmuştur. Cinsel üreme ilk olarak hem diploid durumdaki (bütün kromozomlarım çift halinde olduğu durum) hem de haploid durumdaki (olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom sayısı, vücut hücrelerinin sahip olduğu kromozom sayısının yarısına sahip olan hücre şekli) tek hücreli organizmalarda başladı. Örnek olarak normalde diploid olan amipler aynı zamanda sporlar adı verilen haploid şeklindeki hücre formlarına da sahiptirler. Bu sporlar diğer sporlarla birleştiğinde kombinasyonlar oluşturup yeni diploit bireyler (fermentasyon ya da dölleme) üretir. Buna cinsel üreme denir.
Bir sonraki adım ise 2 tür haploid hücre tipinin farklılaşması olayıdır. Bazıları daha da küçülüp seri üretimden sorumluyken ve diğerlerinden daha hafif olduklarından daha çabuk şekilde rüzgar veya su gibi etmenlerle uzaklara taşınabilirken, diğer hücreler dölleme sonrası oluşan yeni bireyi besleyebilmek için bünyesinde depoladığı besinler yüzünden daha da büyükleşmeye başlar. Bu daha küçük olan hücrelere "erkek gametler" denirken daha büyük olanlarına da "dişi gamet" denir.
Bundan sonraki adım ise cinsel organların gelişimidir. Organlardan birisi erkek gamet hücrelerin (sperm hücrelerinin) dağıtımından ve seri üretiminden sorumlu olacak şekilde farklılaşırken, diğeri ise dişi gamet hücrelerin üretilmesinden ve döllenme sonrası uygun bir ortam sağlamaktan sorumlu olacak şekilde farklılaşırlar. Örnek: Hayvanlarda yumurta oluşumu, bitkilerde tohumların oluşumu)
Son olarak da bireylerin sadece bu ya da diğer tip bir cinsel organa sahip olacak şekilde farklılaşması olayı başgösterir. Buna rağmen mesela çiçekli bitkilerde olduğu gibi doğada birçok tür ve bireyleri her iki cinsel organa da sahip olabilirler.
Erkek ve dişi organlar birbirinden giderek farklılaşmaya başlasalar da daima birbirleriyle çalışacak bir şekilde ve biçimde gelişirler. Zira eğer bir nesilde, bireylerin cinsel organlarında bir sorun olursa ve diğer cinsel organlarla uyumlu bir şekilde çalışamazlarsa bu durumda da üreyemezler ve cinsel organların çalışamayacak şekilde aşırı farklılaşmasına yol açan bu genleri de gelecek nesile aktaramayacaklardır. Bunun yanında cinsel organlarda başgösteren küçük değişimler sahip olduğu görevi biraz daha iyi bir şekilde yapmasını da sağlayacaktır. Buna örnek olarak primat ve insanların için de bulunduğu Plasentalı memeliler grubudur. Plasentalı memelilerde vücut içinde yumurtalıkta üretilen yumurta yine vücut içinde uterusta tutulur ve henüz bu yumurta vücuttan çıkmamışken yavru oluşur ve yumurta yerine direkt yavrunun kendisi dünyaya gelir.
İlk cinsel organlar ne zaman ve hangi canlıda görüldü?
Eldeki fosil bulgulara göre ilk cinsel organlar Funisia dorothea ve Materpiscis sp. isimli iki farklı organizmada evrimleştiği düşünülmektedir.
Funisia dorothea:
F.Dorothea , 565 milyon yıl kadar önce yaşamış olan ve Edikara faunasına ait solucan benzeri bir fosil canlıdır. Funisia 0.3 metre yüksekliğe sahip olup bireylerin birbirlerine yaşıt olduğu koloniler halinde yaşarlar. Eşeyli üremenin evrimi henüz hayvanlar alemi ortaya çıkmadan önce mesela 1.2 milyar yıl önce kırmızı alglerde olmuştur. Funisia dorothea ise eşeyli üremenin olduğu en eski "hayvan" türüdür. Bu canlının ilk defa spermleri ve yumurtaları barındıran organların geliştiği düşünülmektedir. Bu konuda ise Kaliforniya Üniversitesinden bazı araştırmacılar eşeyli olarak ürediklerinin kesin olduğunu, ancak özelleşmiş üreme organları bulunduğu konusunda şüpheleri olduğunu da söylemektedirler.
https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/206678_164912140233536_163940083664075_367286_3015 287_n.jpg
Materpiscis sp.
Bir tür balık olan bu hayvanın ilk defa cinsel organlar geliştirdiği düşünülmektedir. Bu hayvan, ilk defa eşeyli üremeyi yaklaşık 410 ila 400 milyon yıl önce evrimleştirdiği düşünülmektedir. Çene gelişimini beslenmeye değil, çiftleşmeye bağlayan Los Angeles Doğa Tarihi Müzesi bilim adamları, pek çok köpek balığında çenenin ve dişlerin, dişiyi sabit tutmaya yaradığını belirtmektedirler. Bilim adamları, kalça kemiklerinin özelleşmesi sonucu cinsel organların geliştiğini düşünmektedir.
Ayrıca, böyle özel organların gelişmesinin sebebi şudur: Deniz, son derece kaotiktir ve pek çok balık batmamak üzere sürekli yüzmek zorundadır. Bu da, spermler ile yumurtaların buluşma şansını düşürmektedir. Bu sebeple ilk defa bu balıklar, kanca benzeri yapılar geliştirerek, dişilerin yumurta keselerine tutunmaya çalışmışlardır. Milyonlarca yıllık evrim sonucu, dişilerin de yumurtalarına giden çukurluk genişleyerek dişi cinsel organının oluşturmuştur. Yani cinsel organların evrimleşme sebebi, sperm ile yumurtanın daha kısıtlı bir ortamda, daha yüksek verimle birleşebilmesidir.
http://www.nature.com/nature/journal/v453/n7195/images/nature06966-f1.2.jpg
http://www.nature.com/nature/journal/v453/n7195/images/nature06966-f3.2.jpg
Kaynaklar:
https://www.facebook.com/note.php?note_id=164905806900836
http://en.wikipedia.org/wiki/Funisia
http://www.nature.com/nature/journal/v453/n7195/fig_tab/nature06966_F1.html
KozmikSakaci
14-08-2011, 01:35
çok teşekkür ederim dostum sağolasın.
çok teşekkür ederim dostum sağolasın.
Rica ederim sayın KozmikSakaci..seve seve..
Prof. Dr. Ali Demirsoy yazısında "Bir gün, hücrelerde yaşamsal öneme sahip bir proteini yapan genetik materyalin bir kısmı bir hücreye bir kısmı ise diğer hücreye geçti" diyor.
Peki bu nasıl oldu? Buna dair aşağıdaki açıklayıcı alıntıya yer vermekte yarar var..Muhtemelen birbirleriyle simbiyotik ilişki içinde yaşayan mikroskobik küçük mantarlar seksi ilk icat eden canlı türüdür..
“Kalbe giden yol neden mideden geçer?"
Seks ile avlanarak yenilmek arasında çok ince bir çizgi vardır ve bu ikisi arasındaki geçişler de akıcıdır. Zaten o devirde seks yapmanın amacı da zevk almak veya eğlenceli saatler geçirmek değildi. Bunun yanında ilk seks yapan canlı da bir insan değildi, hatta ne bir hayvan ne de bir bitkiydi. İlk seks yapan canlılar mantarlardı ve onlarda bunu varoluşsal nedenlerden yapıyorlardı. Olmak ya da olmamak, avlamak ya da avlanılmak.. Dört hücreden oluşan ve yaşamlarını parazit olarak sürdüren minik zygomycota mantarların (ekmek küfleri) hayat gerçekleri ve yaşam şartları bunu böyle kılıyordu. O devirde hayvanlar ve bitkiler de henüz var olmadığından mantarların da kendi aralarında çift oluşturmaktan veya kendi kendilerini yemekten başka bir alternatifleri de yoktu.
.
Bir mantar hayatta kalabilmek için diğer bir mantara parazit gibi yapışırken, diğeri de ona ev sahipliği yapıyordu. Zaman içinde bu ilişki de çok yapışık ve dar çerçeveler içinde yaşandığından kaçınılmaz olarak birbirlerine karışarak gen alışverişinde bulunuyorlardı. Bu durumda da mantar cinsellik ne ön görüyorsa onu yapıyordu. Genleri aktarmak..Birbiriyle karışmış bu genler de gelecek nesillere aktarılıyordu. Jena Üniversitesinden mantar araştırmacısı Kerstin Voigt de seksin ve ilk eşeyli cinsel üremenin bu şartlar içinde üstünkörü bir şekilde ortaya çıktığı görüşünde;
.
"İncelediğimiz mantarların kendi içlerinde seksüel mekanizmaların en basit formlarını geliştirebilmiş olduklarını gözlemledik. Bu mantarlar diğeriyle karşılaştığında onunla cinsel bir aksiyona mı girmek yoksa onu asalakça sömürmek mi istediklerine önceden tam olarak bilmiyorlar ve birbirlerine olan yaklaşımları, karşısındakini yemek veya onun ürettikleriyle beslenmek ya da onu parazit şeklinde sömürmek arasında bir karışım gösteriyor. Bu arada sanki kaza olmuş gibi seksüel bir reaksiyon meydana geliyor ve plansız bir şekilde genetik malzemeleri birbirine karışıyor".
.
Burada asalak sözcüğü biyolojik tanım olarak doğru olsa da biraz negatif duyuluyor ama eğer bir parazit konağını öldürmeyip onun yaşamasına izin veriyorsa ve bu ikisi birbirleriyle anlaşmışsa buna zaten "simbiyoz" diyoruz. Bu durum da zaten birçok biyoloğun daha önce dediklerini tasdik ediyor, 'eşeyli veya cinsel üremeyi ilk kez simbiyotik mikro organizmalar icat etti'. Bunun yanında 1 milyar yıl önce olup biten gizli saklıları bugün laboratuvarda petri kabı içinde dikizleyebiliyoruz da.
.
Bunun yanında ilginç olan başka bir şey daha var. Amacı sadece yemek yemek ve hayatta kalabilmek olan bu canlılar henüz ölmemiş olan başka bir canlıyı ürkütmeden onların yanına yaklaşabilmek ve hala hayattaki yiyeceklerini ürkütüp kaçırmamak için bunu sağlayabilecek mekanizmalar bulmaları lazımdı. Diğerini kandırıcı ve kendilerine çekici kimyasal koku maddeleri lazımdı ki bunlar bizim bugün bildiğimiz feromenlerin öncüleri olacaktı. Nitekim bir çeşit kimyasal böcek tuzakları olan bildiğimiz feromen tuzakları bu prensipe göre çalışır. Böcek yakalaması için tuzaklara konulan ve her böcek için ayrı olan feromen kokuları da labaratuvar ortamında elde edilirler. Günümüz fenomenlerin öncüleri sayabileceğimiz bu kimyasallar sayesinde bir mantar diğer bir mantara kendisinin yenilebilir ve çok lezziz olduğunu veya hali hazırda ölü bir leş olduğunu imite ederek tuzağa düşürüyor veya ona davetiye göndererek kendisini yemeye gelmesi için ikna ediyordu. Fakat avlarken avlanmak durumunda kalınabildiği gibi bazı durumlarda da güçler eşit olduğundan ikisi de bunda başarılı olamayıp bunun yerine birbirlerine karışıyorlardı. İşte böyle anlarda genler de birbirine karıştığından feromen tuzağı üreten asalığın bu geni de ev sahibinin gen havuzuna naklediliyor ve sonunda feromenlere cevap verebilen feromenler ve mantar türleri türeyebiliyordu. Bu nedenle seks ve asalaklık arasındaki sınır bayağı bulanıktır denilebilir.
.
Erken mantarların kullandığı bu kimyasallar steroid hormonlar ile aynı grupta yer alırlar ve günümüz hayvan türlerinin partner ararken ve çiftleşirken kullandıkları koku maddeleri olan feromenler de aynı şekilde bu grup içinde yer alırlar. Bu özellik de mantarların bitki aleminden çok hayvanlar alemine yakın sayılmalarının başka bir nedenidir. Cinsel üreme veya başka bir adla eşeyli üreme evrim sürecinin en önemli adımlarından biridir. Daha önce sadece eşeysiz üreyen canlılığın yeni ürettikleri kopileri de kendilerine benziyorlardı ve klon gibi yeni bir genetik özellik veya çeşitlilik oluşturamıyorlardı. Sadece dış etkenlerin meydana getirdiği mutasyonlar genetiği değiştirebiliyordu. Eşeyli üreme ise daha yüksek ve kompleks canlı türlerinin oluşmasının ön şartıydı. Jena Üniversitesince yapılan bu araştırmalar ve yeni bulgular belki de "kalbe giden yol mideden geçer" önermesinin neden doğru olabileceğine bir açıklık getirmektedir.
http://www.yaziyaz.net/Evrim/konular/55-organik-evrim/158-mantarlarin-evrimi.html