PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : " 10123 " de 1 var olan EVREN !!!


ezberbozan
17-08-2011, 10:40
şimdi düşünelim, 20. yüzyıla dek gök bilimciler evrenin yaratılma olasılığı için

" STATİK DURAN EVREN MODELİ " olan materyalist felseyi benimseyen bu görüşte 20. yüzyılın tüm gök bilimcileri ittifak etmişlerdir.

fakat 21. yüzyılın başlarında nasa'nın bulduğu bir gerçek vardı. bundan tam 15 milyar yıl önce; ne zaman, ne mekan, ne de madde'nin olmadığı bir anda " BÜYÜK PATLAMA " yani BIG BANG " dedikleri bir görüş ile bilmin tespit etttiği gerçek vardı. zira evden, 15 milyar yıl önce, madde, mekan, zaman yokken
yok olan şeyden var olmuş idi.

bilim adamları der ki;

bir yerde patlama yıkıcı olur, ama nedense bıg bang sitemliydi yani, ilk patlamayla var olan evrende gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir.

düşünün bir kere!!!!

sonra bu evren de güneş, ay ve gezegenler yıldızlar var olacktır.

ve bu güneş sistemi değimiz gezegenlerde,

jupiter, uranüs, neptün gibi gezegenlerin atmosfer ısıları -300 civarlarında olmakataydı. zira bunlardan bizim yaşamamız için sadece dünya normal seviye dedir.

ve dünya ya gelelim

zira dünyamızın her gün gökyüzüne bakıp bizim ısı ve ıışı kaynağımız olan güneş aslında tüm canlıları öldüren bir varık olduğunu bilirmiydiniz??

nasıl mı diyeceksiniz???

aslında güneşin gerçek ışını ya da ışığı tüm canlıları anında yok eden bir varoluştur fakat dünyamızın üstünde " van allen kuşağı " dediğimiz bir kuşak sayesinde, güneşten canlılara yara olacak ısı ve ışı kaynağımızı " van allen kuşağı " tarafından ihtiyacımızı gideririz. diğer zaralı olan ışınları " van allen kuşağı " sayesinde dünaymıza ulaşmaz. tıpkı bir süzgeç gibi !!! ve bzi bu güneşi her gün gündüzde görmekteyiz. her günde van allen kuşağı sayesinde var olmaktayız, yine düşünemliyiz ki evrende milyonlarca galaksi, yıldızlar, gezegenler, mevcuttur neden evrende her gezegen birbiriyle karışmamakta hepsi belirli bir yönde gitmektedir.

gelelim yaaşdığımız evimiz dünyamıza


insanlığın yaşaması için su verilmiş, 4/3su olan gezegenimizdir.Diğer gezegenlerde mevcut değildir. ve bir ağaç düşünelim meyve verir sebze verir için açık yanı ise bizim bu varlık aleminden bir şey yiyerek ihtiyacımızı gidermemizdir. zira rızkımızı düşünelim

yağmur var olur, yağmurla bitkiler var olur, hayvanlar bitkilerle var olur

bizler 2 tarafdan faydalanmaktayız.

peki sorarım size bu kadar hadise, olay, denge sizce kendiliğinden mi olur???

işin açıkçası içeriğine baksa aklımızın yetmeyeceği kadar yaşama elverişli yaratılmışızdır.

şimdi sizlere Kuran-ı Mucizil Beyan Ve Hadis-i Şerif-i'den örnek vermeyeceğim, çünkü inanmazsınız???

sizlere herkesin gözüyle gördüğü aklının idrak ettiği bilimle örnek vermek isterim

zira;

İngiliz matematikçi Roger Penrose'un hesaplamaları, yaşama izin verecek bir evrenin "tesadüfen" oluşma ihtimalinin 10123'de bir olduğunu ortaya koymuştur. Bu ihtimali tanımlamak için "imkansız" kelimesi bile yetersiz kalmaktadır.

AÇIKLAMASI DA ŞÖYLEDİR;

ROGER PENROSE, THE EMPEROR'S NEW MİND, 1989, MİCHAEL DENTON, NATURE'S DESTİNY, THE NEW YORK, THE FREE PRESS, 1998, SAYFA, 9;

Roger Penrose, akıl sınırlarını çok aşan bu sayı hakkında şu yorumu yapar:

Bu sayı, yani 10123 de bir ihtimal, Yaratıcı'nın amacının ne kadar keskin ve belirgin olduğunu bize göstermektedir. Bu gerçekten olağanüstü bir sayıdır. Bir kimse bunu doğal sayılar şeklinde bile yazmayı başaramaz, çünkü 1 rakamının yanına 10123 tane sıfır koyması gerekecektir. Eğer evrendeki tüm protonların ve tüm nötronların üzerine birer tane sıfır yazsa bile, yine de bu sayıyı yazmaktan çok çok geride kalacaktır.

KozmikSakaci
17-08-2011, 11:01
bilim big bang olayı için "yok"tan patladı mı dyormuş .. alla alla . termodinamik yasasını bilmedğin belli.

Termodinamik yasa 1 - enerji yoktan varolmaz vardan yok olmaz . enerjinin korunumu .

şu da aklında bulunsun . big bang hala teoridir. termodinamik yasadır . işin ahenk düzen kısmı hakkında yeteri bilgim yok onu da diger arkadaslar açıklar. ama su bi gercek. big bang gercekse bile yoktan varolan bişey YOK.

ezberbozan
17-08-2011, 11:23
bilim big bang olayı için "yok"tan patladı mı dyormuş .. alla alla . termodinamik yasasını bilmedğin belli.

Termodinamik yasa 1 - enerji yoktan varolmaz vardan yok olmaz . enerjinin korunumu .

şu da aklında bulunsun . big bang hala teoridir. termodinamik yasadır . işin ahenk düzen kısmı hakkında yeteri bilgim yok onu da diger arkadaslar açıklar. ama su bi gercek. big bang gercekse bile yoktan varolan bişey YOK.

http://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama

bak istersen!!!!

ikinci şey ise sana bir sorum olacak,

şimdi sen diyorsun enerji yoktan var olmaz, tamam!!!

o zaman anlat bakalım,

bir ağustos böceğinin vücuduna soğuk elektrik verilip de o hayvancağızın telef olmaması nasıldır???

hadi enerji bakanı açıkla bakalım ???

cevap bekliyoruz.

bir agustos böceği üzerinde elektirk var olan bir varlık, hayvan, canlıdır. sen bir elektiriğe dokunsan akıma kapılır yanarsın, o zaman ağustos böceğinin vücudunun içerisinde soğuk elektirk var hayvan telef olmuyor neden ??????

CEVAP????

KozmikSakaci
17-08-2011, 11:56
ezberci .

bunun cevabını biliyorsan ne mutlu sana . banane ağustos böceğinden. ben tasarımdan bahsetmiyorum . big bang da yoktan varolan birşey yok . big bang gercekse bile , şu da bir gerçek ki var olan birşeyden patlamalı . yok olan birşeyden nasıl patlayacak . bu termodinamiği destekler nitelikte . nitekim patlayan birşeyin genişlemesi için alana da ihtiyacı var . bu da çoklu evrenler modelini bir daha bir daha düşünmeye zorluyor insanı .
verdigin linktede ilk cümlede can alıcı noktayı vırguluyor.

Büyük Patlama ya da Big Bang, evrenin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Evren) yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan

http://www.webhocam.net/konuizle.asp?t=1159

yalnizs
17-08-2011, 12:42
big bang birçok şeyi açıklamaya kadirken çok fazla varsayım kullanır, yetersiz bir teoridir. cern deneyi bile bu boşlukları tamamlamak için kullanılan ve var olduğu düşünülen parçacıkları aramak için yapılıyor, bunlardan biri tanrı parçacığı. :)

Brahma zerrecikleri imzamda yazıyor işte. evrenin oluşumu konusunda kozmik çorbanın nereden çıktığını hiçbirşekilde açıklayamıyor. hawkingin yeni teorisi milyonlarca birbirine bağlı evren. platona geri döndük yani idealar evreni ve bizim görünümler evrenimiz.

Özgürcan
17-08-2011, 14:20
Bla blâ blâ blâ bla....
http://www.youtube.com/watch?v=DuHJXJsveIA

KozmikSakaci
17-08-2011, 15:55
bu video gercekten çok anlamlı ve bilgilendirici.verdigi 1-2 bilgi ile birçok şeyi açıklıyor . tesekkürler özgürcan.

Özgürcan
17-08-2011, 16:03
Aslında sayıların bazıları metreye yanlış çevrilmiş ama onun haricinde gerçekten anlamı bakımından çok çok yararlı.
Ne demek Kozmik Şakacı :)

ezberbozan
18-08-2011, 11:24
big bang birçok şeyi açıklamaya kadirken çok fazla varsayım kullanır, yetersiz bir teoridir. cern deneyi bile bu boşlukları tamamlamak için kullanılan ve var olduğu düşünülen parçacıkları aramak için yapılıyor, bunlardan biri tanrı parçacığı. :)

Brahma zerrecikleri imzamda yazıyor işte. evrenin oluşumu konusunda kozmik çorbanın nereden çıktığını hiçbirşekilde açıklayamıyor. hawkingin yeni teorisi milyonlarca birbirine bağlı evren. platona geri döndük yani idealar evreni ve bizim görünümler evrenimiz.


istersen daha açık gösterelim;

http://www.youtube.com/watch?v=cb9KIeOnOIc

ereninthenature
18-08-2011, 11:33
şimdi sen diyorsun enerji yoktan var olmaz, tamam!!!

o zaman anlat bakalım,

bir ağustos böceğinin vücuduna soğuk elektrik verilip de o hayvancağızın telef olmaması nasıldır???

hadi enerji bakanı açıkla bakalım ???

cevap bekliyoruz.

bir agustos böceği üzerinde elektirk var olan bir varlık, hayvan, canlıdır. sen bir elektiriğe dokunsan akıma kapılır yanarsın, o zaman ağustos böceğinin vücudunun içerisinde soğuk elektirk var hayvan telef olmuyor neden ??????

CEVAP????

Agustos bocegi enerjinin korunumu kanununa uymuyormus.Nerden buldun bu bilgiyi?
Boyle bir seyi iddia eden adamdan iyi bir fikir cikmaz.Cok supheci yaklasirdim ben senin yerinde olsaydim diger fikirlerinede.

Natürelist
18-08-2011, 13:22
bilim adamları der ki;

bir yerde patlama yıkıcı olur, ama nedense bıg bang sitemliydi yani, ilk patlamayla var olan evrende gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir.

düşünün bir kere!!!!


Sayin ezberbozmayan,

bir kere sizde düsününüz!!

bilim adamlari sizin dediginiz gibi degildir, nereden cikartiyorsunuz?

......ilk patlamayla var olan evrende gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir......??!

bilim adamlari böyle demez, lütfen bu konuda bir bilginiz varsa iddia edebilirsiniz? yoksa isin icinden cikamazsiniz bu sizi asar altinda kalirsiniz?!

Diyeceksiniz ki benim bu konuda bilgim ne kadardir?

Benim bilgim de en az sizinki kadardir, yoksa derinn.. derinn bir bilgim yoktur.

Ama en azindan belirttiginiz gibi, bilim adamlari öyle demezler ...gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir......demezler

Bir kere ilk basta evrenin en baslangicinda olusumunda gezegenler yoktu! ilk önce bunu ögrenmenizi size tavsiye ediyorum, cünkü burasi cok önemli, dikkat ediniz big bang demiyorum! yani "yoktan" bahsetmiyorum, daha patlamanin henüz ilk iki üc dört saniyeleriden sonra "sürec"i diyorum

yoksa konuya baliklama dalarsaniz? tahmin ediyorumki sonuc olarak da hic bir sey den anlamayacaksiniz, anlamadiginiz takdirde de isi yine Allaha havale edeceksiniz?!

Saygilar

Olimpiyat
18-08-2011, 13:37
ilk çıktığında adı big bang di.oradaki bang(patlama) ifadesi ilk çıktığı halde kalmıştır ama bugün ortada bir patlama olmadığı biliniyor..

atom kelimesinin manasının yüzyıllarca önce bölünemez oluşu ama sonradan bölünebildiğinin ortaya çıkmasına rağmen isminin atom oarak kalması gibi..

kaanuni
18-08-2011, 21:19
Çok komik ya. 10123'te bir mi? Afedersiniz kıçınızdan mı uydurdunuz bu sayıyı? Metodoloji nedir?

1. 10123'te bir sayısalı kazanma şansınızdan çok daha yüksek (yaklaşık 14 milyonda bir). Ama nedense sayısalı kazanan birçok insan var.
2. Birşeyin ihtimalinin düşük olması onu imkansız kılmaz. Sadece nadir kılar.

Herhalde 10^123 denilmek istenmiş. Orijinal iletinin sahibi de cahilliğinden anlamamış. Lol resmen.

Bu arada termodinamik yasaları bir teori oluşturur. Big bang teorisi de ısıma teorisi gibi gözlemlenebilir verilere dayalıdır ve sağlamdır. Teori deyip geçmeyin. Teoriler bilimin en sağlam fikirleridir. Ne yazıkki teori kelimesi hipotez, konjektür veya kanı ile karıştırılıyor.

taylan
19-08-2011, 12:22
bir agustos böceği üzerinde elektirk var olan bir varlık, hayvan, canlıdır. sen bir elektiriğe dokunsan akıma kapılır yanarsın, o zaman ağustos böceğinin vücudunun içerisinde soğuk elektirk var hayvan telef olmuyor neden ??????

CEVAP????

Evrim karşıtlarının anlamadığı olaylardan biri de bu. Mesela bir canlı içinde bir takım kimyasal sıvılar barındırır, bu sıvı oldukça asidiktir ve düşmanlara karşı püskürtülür. Böcek bu sıvıyı içinde taşırken neden yokolmaz veya patlamaz vs vs.

Elektrikli yılan balığı neden çarpılıp ölmez de düşmanı yaklaşına elektrik akımı yayar?

İşe mucize zırvasını sokuşturmak için sık sık yapılan bir oyun bu. Dawkins bahsi geçen böceğin evrimiyle ilgili çok güzel bir deney sunuyor. İzleyin ezberinizi bozun.

http://www.evrimteorisi.org/index.php?option=com_hwdvideoshare&task=viewvideo&Itemid=106&video_id=69

Canlılardaki kimyasal ya da elektriksel savunma mekanizmaları çoklukla saldırı anında devreye sokulur. Şöyle ki:

Vücudunun büyük kısmı, aslında yüksek gerilim salan kaslara dönüşmüş elektrik organları (elektroplax) ile kaplıdır. Bu organlar, herbiri düşük gerilim üreten çok sayıdaki elektrik üreten elementlerden oluşur. Bu aynı, seri olarak bağlanmış bir pil sistemi gibi gerçekleşir. Bir elektrikli yılan balığında 5.000 ile 6.000 arasındaki elektroplax, beraberce 500 voltluk bir gerilim, 500 wattlık elektrik üretebilir.

Elektrik çarpması balığın bulanık suda yön tayinine, kendi sınırlarını belli etmesine ve çiftleşecek partner bulmasına da hizmet eder. Balık bu esnada daha zayıf ve daha yavaş impulslar üretir.

Demek ki balık elektrik üreten bu kasları denetimi altında tutabiliyor. İstediği zaman istediği oranda kasarak zayıf ya da güçlü akımlar üretiyor. Bu balığın ataları bu kasları daha az devreye sokan türler olması muhtemeldi. Nesiller içinde elektrik üreten organları daha iyi denetim altında tutabilen bireyler seçildi.

Ağustos böceğindeki mekanizma da buna benzer çalışıyor. Bu yüzden bu canlılar elektrik akımına kapılmadan yaşayıp gidiyor.

Vela
19-08-2011, 14:29
insanlığın yaşaması için su verilmiş, 4/3su olan gezegenimizdir.Diğer gezegenlerde mevcut değildir.
"Why do people laugh at creationists" isimli video serisini izleyebilirsiniz

Sadece bizim Güneş sistemimizde aklıma gelen okyanuslarla kaplı uydu Europa'yı unutalım iki saniye
Evrende en bol bulunan elementlere bakalım
1. Hidrojen
2. Helyum
3. Oksijen
http://en.wikipedia.org/wiki/Abundance_of_the_chemical_elements

Bu durumda en bol bulunan ikinci molekül de su olmaktadır....
Nedense başka gezegenlerde mevcut değilmiş...

10^123 olayını da zaten söylemişler, çok güldüm ya :) 10123 te bir
10123'te bir gerçekleşecek bir şeyi bir insan hayatında birden fazla kez görebilir be!

bilim adamları der ki;

bir yerde patlama yıkıcı olur, ama nedense bıg bang sitemliydi yani, ilk patlamayla var olan evrende gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir.
YUH!!!
Big Bang'de sadece üç element oluşmuş ve evrene saçılmıştır, daha sonra bunların birleşmesi ile oluşan büyük yıldızlarda diğer elementler oluşmuştur
Gezegenlere daha sonra gidiyoruz
Atmasyonmetre 10^123'ü gösteriyor

Van Allen kuşağı manyetik alanı olan her gezegende doğal olarak oluşacaktır
Ola ki kutuplar yer değiştirirse (ki bu güne kadar bir çok defa gerçekleşmiştir) Van Allen kuşağının yokluğu sebebiyle fazladan radyasyona maruz kalacağımız doğrudur

bir agustos böceği üzerinde elektirk var olan bir varlık, hayvan, canlıdır. sen bir elektiriğe dokunsan akıma kapılır yanarsın, o zaman ağustos böceğinin vücudunun içerisinde soğuk elektirk var hayvan telef olmuyor neden ??????
SÖYLEDİĞİN ŞEY İNANÇLI PERSPEKTİFTEN BAKINCA O KADAR MANTIKLI Kİ CEVÂB VEREMEDİM!

ALLAH KENDİ KOYDUĞU FİZİK KURALLARINI, KENDİ YARATTIĞI CANLILARIN YAŞAMSAL KOŞULLARINI İHLAL ETMİŞ DEMEK Kİ O YÜZDEN

Veya bu böceğin buna uygun bir yaşamsal mekanizması vardır :)

Ben de sana bir soru sorayım o zaman
Bir balık suda yaşayabilen bir varlık, canlıdır, sen kafanı suya sonra dört dakkaya geberiyorsun ama balık telef olmuyor
NEDEN?

Natürelist
19-08-2011, 20:48
Bunlar kuran'i nasil anliyorlar ise, bilimi de böyle anliyorlar.

Güleyim mi aciyayim mi bunlarin haline? yazik cok yazik.

Neyse görüldügü gibi, sayin "ezberbozan" "gercekbozamayan" oldu! fizik kurallaridir kardesim neyin ezberini bozuyorsunuz! gücünüz yetermi bunlari bozmaya?

Bilmediginiz anlamadiginiz konularda dedigim gibi baliklama dalarsaniz sonucunda altinda kalirsiniz, bak sayin taylan size nasil ders vermis! bu kuran okumaya benzemez ki binbir anlamda cikaralim?!

Saygilar

ezberbozan
22-08-2011, 23:56
Sayin ezberbozmayan,

bir kere sizde düsününüz!!

bilim adamlari sizin dediginiz gibi degildir, nereden cikartiyorsunuz?

......ilk patlamayla var olan evrende gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir......??!

bilim adamlari böyle demez, lütfen bu konuda bir bilginiz varsa iddia edebilirsiniz? yoksa isin icinden cikamazsiniz bu sizi asar altinda kalirsiniz?!

Diyeceksiniz ki benim bu konuda bilgim ne kadardir?

Benim bilgim de en az sizinki kadardir, yoksa derinn.. derinn bir bilgim yoktur.

Ama en azindan belirttiginiz gibi, bilim adamlari öyle demezler ...gezegenler belirlenen yerlere doğru hareket etmişlerdir......demezler

Bir kere ilk basta evrenin en baslangicinda olusumunda gezegenler yoktu! ilk önce bunu ögrenmenizi size tavsiye ediyorum, cünkü burasi cok önemli, dikkat ediniz big bang demiyorum! yani "yoktan" bahsetmiyorum, daha patlamanin henüz ilk iki üc dört saniyeleriden sonra "sürec"i diyorum

yoksa konuya baliklama dalarsaniz? tahmin ediyorumki sonuc olarak da hic bir sey den anlamayacaksiniz, anlamadiginiz takdirde de isi yine Allaha havale edeceksiniz?!

Saygilar

1948 yılında George Gamov, Georges Lemaitre'in hesaplamalarını geliştirdi ve Big Bang'e bağlı olarak yeni bir tez ortaya sürdü. Buna göre evrenin büyük patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan arta kalan belirli oranda bir radyasyonun olması gerekiyordu. Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı.



"Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu. 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı bu dalgaları keşfettiler. "Kozmik Fon Radyasyonu" adı verilen bu radyasyon uzayın belli bir tarafından gelen radyasyondan farklıydı. Olağanüstü bir eşyönlülük sergiliyordu. Başka bir ifade ile yerel kökenli değildi, yani belirli bir kaynağı yoktu, evrenin tümüne dağılmış bir radyasyondu. Böylece uzun süredir evrenin her yerinden eşit ölçüde alınan ısı dalgasının, Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu rakam bilim adamlarının önceden öngördükleri rakama çok yakındı. Penzias ve Wilson, Big Bang'in bu ispatını deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları için Nobel Ödülü kazandılar.


1989 yılına gelindiğinde ise, George Smoot ve onun Nasa Ekibi, Kozmik Geriplan Işıma Kaşifi Uydusu'nu (COBE) uzaya gönderdiler. Bu gelişmiş uyduya yerleştirilen hassas tarayıcıların, Penzias ve Wilson'ın ölçümlerini doğrulaması yalnızca sekiz dakika sürdü. Sonuçlar, tarayıcıların kesinlikle evrenin başlangıcındaki büyük patlamanın sıcak, yoğun konumunun kalıntılarını gösterdiğini kanıtladı. Bilim adamları COBE'nin başarısını Big Bang'in olağanüstü bir şekilde onaylanması olarak yorumladı.


Big Bang'in bir diğer önemli delili ise, uzaydaki hidrojen ve helyum gazlarının miktarı oldu. Günümüzde yapılan ölçümlerde anlaşıldı ki, evrendeki hidrojen-helyum gazlarının oranı, Big Bang'den arta kalan hidrojen-helyum oranının teorik hesaplanmasıyla uyuşuyordu. Eğer evren, bir başlangıcı olmadan, sonsuzdan geliyor olsaydı, evrendeki hidrojen tamamen yanarak helyuma dönüşmüş olurdu.

Tüm bunlarla birlikte Big Bang bilim dünyasında kesin bir kabul gördü. Scientific American dergisinin Ekim 1994 sayısındaki bir makaleye göre, evren sürekli, düzenli olarak genişliyordu ve Big Bang modeli yüzyılımızın kabul görmüş tek modeliydi.

STEPHEN HAWKİNG, EVRENİ KUCAKLAYAN KARINCA, ALKIM KİTAPÇILIK VE YAYINCILIK, 1993, SAYFA,62-63;
Fred Hoyle ile birlikte uzun yıllar sabit durum teorisini savunan Dennis Sciama, ardı ardına gelen ve Big Bang'i ispatlayan tüm bu deliller karşısında içine düştükleri durumu şöyle anlatır:

Sabit durum teorisini savunanlarla onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. Bu dönem içinde ben de bir rol üstlenmiştim. Çünkü gerçekliğine inandığım için değil, gerçek olmasını istediğim için 'sabit durum' teorisini savunuyordum. Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit

Hugh Ross, The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God, Colorado: NavPress, revised edition, 1995, s. 76;

ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross evrenin Yaratıcı'sının tüm boyutların üzerinde olduğunu şöyle açıklar:

"Zaman, olayların meydana geldiği boyuttur. Eğer madde, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir. Aynı zamanda Yaratıcı'nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlar.

taylan
23-08-2011, 00:13
ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross evrenin Yaratıcı'sının tüm boyutların üzerinde olduğunu şöyle açıklar:

"Zaman, olayların meydana geldiği boyuttur. Eğer madde, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir. Aynı zamanda Yaratıcı'nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlar.

Bu tamamen kişisel bir yorumdur. Bu bilim insanının kendi kültürel ve felsefi algısını ilgilendirir. Burada "kanıtlar" kelimesi bile tamamen farazi bir düşüncedir. Sınanabilir ya da yanlışlanabilir veya modellenebilir bir gerçeklik söz konusu değildir. Dolayısıyla bu açıklama bilimsel değildir.

Natürelist
23-08-2011, 06:01
1948 yılında George Gamov, Georges Lemaitre'in hesaplamalarını geliştirdi ve Big Bang'e bağlı olarak yeni bir tez ortaya sürdü. Buna göre evrenin büyük patlama ile oluşması durumunda, evrende bu patlamadan arta kalan belirli oranda bir radyasyonun olması gerekiyordu. Üstelik bu radyasyon evrenin her yanında eşit olmalıydı.



"Olması gereken" bu kanıt çok geçmeden bulundu. 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı bu dalgaları keşfettiler. "Kozmik Fon Radyasyonu" adı verilen bu radyasyon uzayın belli bir tarafından gelen radyasyondan farklıydı. Olağanüstü bir eşyönlülük sergiliyordu. Başka bir ifade ile yerel kökenli değildi, yani belirli bir kaynağı yoktu, evrenin tümüne dağılmış bir radyasyondu. Böylece uzun süredir evrenin her yerinden eşit ölçüde alınan ısı dalgasının, Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu rakam bilim adamlarının önceden öngördükleri rakama çok yakındı. Penzias ve Wilson, Big Bang'in bu ispatını deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları için Nobel Ödülü kazandılar.


1989 yılına gelindiğinde ise, George Smoot ve onun Nasa Ekibi, Kozmik Geriplan Işıma Kaşifi Uydusu'nu (COBE) uzaya gönderdiler. Bu gelişmiş uyduya yerleştirilen hassas tarayıcıların, Penzias ve Wilson'ın ölçümlerini doğrulaması yalnızca sekiz dakika sürdü. Sonuçlar, tarayıcıların kesinlikle evrenin başlangıcındaki büyük patlamanın sıcak, yoğun konumunun kalıntılarını gösterdiğini kanıtladı. Bilim adamları COBE'nin başarısını Big Bang'in olağanüstü bir şekilde onaylanması olarak yorumladı.


Big Bang'in bir diğer önemli delili ise, uzaydaki hidrojen ve helyum gazlarının miktarı oldu. Günümüzde yapılan ölçümlerde anlaşıldı ki, evrendeki hidrojen-helyum gazlarının oranı, Big Bang'den arta kalan hidrojen-helyum oranının teorik hesaplanmasıyla uyuşuyordu. Eğer evren, bir başlangıcı olmadan, sonsuzdan geliyor olsaydı, evrendeki hidrojen tamamen yanarak helyuma dönüşmüş olurdu.

Tüm bunlarla birlikte Big Bang bilim dünyasında kesin bir kabul gördü. Scientific American dergisinin Ekim 1994 sayısındaki bir makaleye göre, evren sürekli, düzenli olarak genişliyordu ve Big Bang modeli yüzyılımızın kabul görmüş tek modeliydi.

STEPHEN HAWKİNG, EVRENİ KUCAKLAYAN KARINCA, ALKIM KİTAPÇILIK VE YAYINCILIK, 1993, SAYFA,62-63;
Fred Hoyle ile birlikte uzun yıllar sabit durum teorisini savunan Dennis Sciama, ardı ardına gelen ve Big Bang'i ispatlayan tüm bu deliller karşısında içine düştükleri durumu şöyle anlatır:

Sabit durum teorisini savunanlarla onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. Bu dönem içinde ben de bir rol üstlenmiştim. Çünkü gerçekliğine inandığım için değil, gerçek olmasını istediğim için 'sabit durum' teorisini savunuyordum. Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit

Hugh Ross, The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God, Colorado: NavPress, revised edition, 1995, s. 76;

ünlü Amerikalı astrofizikçi Hugh Ross evrenin Yaratıcı'sının tüm boyutların üzerinde olduğunu şöyle açıklar:

"Zaman, olayların meydana geldiği boyuttur. Eğer madde, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösterir. Aynı zamanda Yaratıcı'nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlar.

Senin Hugh Ross da "harun yahya" tipli kisilerdir hic bilim ile alakasi yoktur, yani anlayacaginiz bir sarlatandir!

Bari bu iddialarinizin kaynagini da verseydiniz!

Ama ben size söyleyeyimmi nereden alip da "copy" yaptiginizi !! sarlatan zihniyetli Harun Yahya peygamberinizden ve yaptiginiz da kurallara aykiridir, en azindan kaynagini bile vermemissiniz!!

Bir kere senin harun, Stephan Hawking biyografisini arastirsin gelsin, bak bakalim kanitlar cogaldikca evrenin bir Tanriya ihtiyaci olmadigini nasil söylüyormus.

Hawking'in arastırmalarının bazı yanları yanlıs oldugu anlasılsa bile, bilimsel düsünce tarihinin üzerinde derin etkiye sahiptir ve biz onu hala en büyük üc dahiden biri olarak hatırlariz.

Bak bakilim ki bu konu da Hawking ne demis, o dedigin seyler maziye karismistir!!

İngiliz fizikçi Stephen Hawking, “Modern fizik evrenin oluşumunda Tanrı’ya yer bırakmamıştır” dedi.

İngiltere’nin en tanınmış bilim insanı Hawking, “Nasıl ki Darwinizm biyolojideki yaratıcı ihtiyacını sona erdirdi, yeni fizik teorileri de evrenin oluşumu konusunda yaratıcının rolünü gereksiz kılmıştır” dedi.

İngiliz Times gazetesinin eki Eureka dergisi Hawking’in yayınlanmak üzere olan son kitabından alıntılar yaptı. Kitapta “Evrenin bir yaratıcıya ihtiyacı var mı?” sorusunu soran Hawking “Yerçekimi gibi bir kuvvet olduğu için evren kendi kendini hiçten yaratabilir ve yaratacaktır” dedi. Kitap Sör Isaac Newton’ın teorisinin yapı sökümünü hedefliyor.

Hawking’in bu kitabı daha önceki çalışmalarındaki dinle ilgili görüşlerinden çok farklı. Hawking Zamanın Kısa Tarihi’nde Tanrı’nın bilimin evrene yaklaşımıyla uyumsuz bir fikir olmadığını yazmıştı. 1988 tarihli çoksatan kitabında Hawking, “Eğer tam bir teori kurabilirsek bu insan mantığının zaferi olur, böylece Tanrı’nın aklını da anlayabiliriz” demişti.

Hawking’in kitabı The Grand Design, İngiltere’de 9 Eylül’de raflarla buluşacak. Kitabın çıkışından bir hafta sonra Papa İngiltere’ye gidecek.

Kaynak; http://www.hurriyet.com.tr/planet/15691823.asp

Neymis?! Hawking’in bu kitabı daha önceki çalışmalarındaki dinle ilgili görüşlerinden çok farklı, imis!

Fazla girmeyiniz bu konulara, varsa bilimi sarsasak kendi görüsünüz, ortaya atabilirsiniz, yoksa en basta da dedigim gibi altinda kalirsiniz.

Neva
19-10-2012, 21:17
Guncelleme.

Kurmay
20-10-2012, 03:11
big bang konusunda müslümanlarla tartışmaya gerek yok fussilet 9/12 ayetleri göstermemiz yeterli. gerisini onlar düşünsün :)

fussilet-9/12 (diyanet)
De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

Sami Dede
20-10-2012, 20:04
Ağustos Böceğine Elektrik vermek müthiş bir fikir, Eğer Derin Devlet sorgucuları bunu uygulasa Ağustos böceği kısa zaman da Kelebek olduğunu itiraf ederdi...

Big Bang'i ve Big Crunch'ı açıklamaya muktedir olan KURAN, Neden basit bir miras paylaşımını bir türlü denk getirememiştir..

Sevgiyle

Natürelist
20-10-2012, 21:02
Diger bir baslik altinda big bang teorisine dair yazdiklarimdan tekrar bir kac yerde alinti yaparak tekrarlayacak olursam eger;

Bizim evren büyük bir patlama ile basladı. Pekii Ama bu olayin tüm varolusun baslangici'da mi sayilir?

" Genel görelilik teorisi bizim evreni cok iyi tarif eder ama, yogunlugun arttigi bir noktaya kadar bu basit denklemler artık gecerliligini kaybeder", yani burada Big Bang hipotezi evreni sinirlar. Evrenin baslangici sirasinda büyük bir patlama ile baslangici varsayilir, ve genisleme hizinin sonlu olmasidir. Evrenin bir dis siniri olması gerekir. Yani ne olursa olsun sinirin arkasinda madde bulunmamaktadir. Bu tür dis sinir simdiye kadar tespit edilememistir, ve böyle bir seyin de olamayacagindan da emin olabiliriz. Diger bir baslik altinda buna deginmistim:http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=460973&postcount=22

Kimi astronomlar bu noktadan henüz Einstein'a mevcut olmayan kuantum fizigini bir arac olarak kullanilmasini öneriyor. Evrenin baslangici big bang'dir ve buna basvurmak da gercekten gecerli bir deyim degildir, sonucta fizikte sadece gözlemsel tespit gecerlidir. Yalniz bir teori ile gerceklik hakkinda yeterli bir aciklama getirilemez.

Kütle ve enerji, bunlar bir madde'dir. Ebediyen uzay-zaman da mevcuttu ve sürekli hareket halindedirler, ne bir baslangici vardir nede bir sonu.

Fizik kanunun'da su an hersey cözülmüs degil. Evrenin genisleme iddiasi, cogu kez sanki Edwin Hubble söylemis gibi üstüne atilmaktadir,Hubble kirmiziya kayma ile evrenin genisledini bununla kanitladigini hic bir zaman iddia etmemistir. Doppler etkisi kirmiziya kaymasi icin mümkün olan tek aciklamasini bu sonuca, diger arastirmacilar tarafindan evrenin genisledigi fikrini dogurmustur. Tabii ki Elektromanyetik spektrumun kirmizaya kaymasinda ki enerji kaybini, alternatif olarak göz önün de bulundurursak eger, bu nedenle oldukca farkli aciklamalar mümkündür. Sonunda bir isigin dual tabiatiyla (dalga ve parcacik) ilgili su an bilim'deki son durum, mevcut birlestirici hicbir aciklama yoktur. Kisacasi, biz hala isigin dogasi hakkinda cok az sey biliyoruz. Yoktan evrenin yaratilması dolayisiyla bilimsel bir yöntem olmaktan uzak bir varsayimdir. Ama nedense daha bir teori olan ve buna en cok sarilanlar müslümanlar yarin öbürgün bu teori cökerse (zaten su an cökmüstür!) ne yapacaklar?

vishnu
01-11-2012, 15:10
evren kuantum boşluğundaki bir dalgalanmadan oluşmuştur. ayrıca big rip teörisi evrenlerin sonsuzdan beri varoluşta olduklarını söylüyor.

Neva
29-06-2013, 05:25
Kimi astronomlar bu noktadan henüz Einstein'a mevcut olmayan kuantum fizigini bir arac olarak kullanilmasini öneriyor.

Garip olan, insanlara kuantum fizigine dair, haydi bana iki ayri sehirde, kanli canli , ayni anda gorun desen, hik mik diyorlar.