PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nietzsche!


katre_07
25-08-2011, 02:57
böyle buyurdu zerdüşt..herkes bilir ..bilmeyen biraz eksiktir..bu kitapla başladı niçe merakım...sonrasında alman kültürünü etkilemiş bir filozof olarak beni daha çok kendine çekti..edebi kişiliğine hayranım..kelimeleri kullanmadaki hüneri..ve yakıcı bir o kadar çekici ve rahtsız edici üslubu..hep bir merak ve ilgi uyandırdı ben de ..

siz de niçe ile ilgili yorumlarınızı bildiklerinizi paylaşırsanız..sitede kendimce bir gedik daha kapanacaktır:


İnsan aşılması gereken bir şeydir der Niçe..çok zorlamışımdır kendimi bu sözde..anlamışımdır sonunda ..ama eksik söylemiş sanki..insanlar da aşılması gereken bir şeydir diye eklemeliydi sonuna..bazen bize ilham verenleri.. zamanında mutlu edenleri..bazen kendimizi..bazen bize zarar verenleri aşmak..sadece kendi varlığının değerini anlamış erdemlilerin nişanıdır.

Düşen tutunacağı dalı seçmez..insanlar sanki bir uçuruma doğuyorlar ve ellerine ilk değen şeyi yakalıyorlar ..ya da evt ..takılmak..takılıyorlar ..başka bir dünyaları yok onların ..dalları yok..kırılana kadar ya da tahammül edebildiği yere kadar tutunacak..kendisini aşamayan ..bir sevgiliye tutuklu kalan..onsuz yaşayamayacağını zanneden..hayata onunla ortak olan ve hayata doğmaktan başka katkısı olmayan talihsiz insanlar..

Hayatınıza hep..içinizdekilerin.. ne zaman ihtiyaç duysanız bulabileceğiniz şeylerin ilham vermesi dileklerimle..:

Kitabın..şiirin..fikrin..ideallerin ..merhametin ..karşılıksız sevginin..hüznün..meczupların.. bazen bir bardak suyun ..takılmışların ..kendini aşanların ve aşamayanların....yalınayak bir çocuğun..sevincin .. mutluluğun..Ama asla bir sevgilinin değil..- sadece onun getirdiklerinin -

aşmak kolay değil..insan(lar) aşılması gereken bir şeydir!


http://www.facebook.com/#!/video/video.php?v=1403558732728&oid=109579735735219&comments

pianola
25-03-2017, 11:33
Dışa boşalmayan tüm içgüdüler içe yönelirler. Benim, insanın içselleşmesi diye adlandırdığım şey budur: insanda, sonradan onun "ruhu" diye adlandırılmış olan şey ancak böylelikle gelişmeye başlar.

Başlangıçta iki zar gerilecek kadar ince olan iç dünya, insanın dışa boşalımı dizginlediği ölçüde genleşmiş ve kabarmış, o ölçüde genişlik, derinlik, ve yükseklik kazanmıştır.

Devlet denen örgütün, eski özgürlük içgüdülerinden korunmak için diktiği o korkunç kaleler, (cezalar, özellikle, böylesi kalelerdir), yabânıl, özgürce dolaşan insanın, tüm içgüdülerinin geriye, insanın kendisine karşı yönelmesine yol açmıştır.

Düşmanlık, zulüm, tâkipten, baskıdan, değişimden, yıkıp dökmekten alınan haz, bunların tümünün, böylesi içgüdülere sâhip olan insana karşı cephe alması; budur "vicdan rahatsızlığının" kaynağı.

Geleneğin boğucu darlığına ve tekdüzeliğe tıkılıp kalmış, dış düşmanların ve dirençlerin yokluğunda sabırsızca kendini paralayan, kendi peşine düşen, kendini kemiren, kurcalayan, hırpalayan insan, kendini kafesin parmaklıklarına vura vura yaralayan, bu "ehlîleştirilmek istenen" hayvan, bu yoksul olan ve çöle duyduğu sıla özleminin yitip bitirdiği, kendi kendinden bir serüven, bir işkence yeri, güvenliksizlik ve tehlikeli bir yabânıllık yaratmak zorunda kalmış insan; bu deli, bu özlem çeken ve umutsuz tutsak, "vicdan rahatsızlığının" mûcidi oldu. Ama bununla, insanlığın bugün bile atlatamamış olduğu, en vehim ve en dehşetli hastalığın yolu açıldı; insanın insandan, kendinden acı çekmesi, hayvan olarak yaşadığı geçmişinden zorla koparılmasının, yeni durumlar ve varoluş koşulları içine düşmesi ve âdeta yuvarlanmasının, o âna kadar kuvvetinin, hazzının, korkunçluğunun temellerini oluşturmuş, içgücülere karşı açılmış savaşın sonucu olarak.

Öte yandan bu kendine karşı dönmüş, kendine karşı cephe almış hayvan rûhu olgusunun beraberinde, yeryüzüne ne denli yeni, derinlikli, duyulmadık, muammâlı, çelişkili ve gelecek vaât eden bir şey getirmiş ve böylece yeryüzünün görünüşünü önemli ölçüde değiştirmiş olduğunu da hemen ekleyelim. Böylece başlayan ve sonu da henüz görünmeyen bu oyunun lâyıkıyla takdir edilebilmesi için "tanrısal" seyirciler gerekmişti gerçekten de, herhangi gülünç bir gezegende, anlamsızca ve dikkat çekmeksizin oynanmasına göz yumulamayacak denli ince, harikûlâde ve paradoksal bir oyun.

O zamandan beri, Herakleitos'un "koca bebeğinin", adı ister Zeus, ister rastlantı olsun, oynarken attığı zarların en beklenmedik ve heyecan verici olanları arasında yer alıyor insan; sanki onunla birlikte bir şey kendisini bildiriyor ve hazırlıyormuşcasına, insan sanki amaç değil de yalnızca bir yol, bir ara-durum, bir köprü, bir büyük vaâtmişcesine bir ilgi, heyecanlı bir bekleyiş, bir umut, handiyse bir kesinlik uyandırıyor kendisi hakkında.

Ahlâkın Soykütüğü — Suç, Vicdan Rahatsızlığı ve Benzeri Şeyler

Vefik Sami
25-03-2017, 11:57
Devlet denen örgütün, eski özgürlük içgüdülerinden korunmak için diktiği o korkunç kaleler, (cezalar, özellikle, böylesi kalelerdir), yabânıl, özgürce dolaşan insanın, tüm içgüdülerinin geriye, insanın kendisine karşı yönelmesine yol açmıştır.


Özgürlük nedir sn. pyrrhon ?
Lütfen, avâm-ı âdiyeden bu 'cahal'ın anlayacağı bir üslûpta olsun yazacaklarınız.
Halk lisânıyla, günlük konuşma diliyle yâni.

pianola
26-03-2017, 21:07
Vefik abi,

Bu sorgu (özgürlük nedir?) mevcut olduğu sürece var olmadığı anlaşılandır /diyorum, çünkü özgürlük temsil edilemez, bir simge üzerinden temsil edilmek istenen -hiç bir özgürlük kavramı- gerçek bir özgürlüğe işâret etmez, sanal olur. O hâlde çizgileri çekili bir yapı-yapılaşma da, özgürlüğü dağıtamaz, ya da garanti edemez, bu temelde özgürlüğü bir "şey" olarak değil de, yaşamsal bir uygulama, ya da doğanın bahşettiği bir fenomen olarak düşünmek gerekir; öznenin olduğu şey olarak kendini ortaya koymaktan, yaşama dâhil olmaktan çekinmemesi bağlamında (çünkü insan kavramına belli bir tanım getirdiğiniz andan itibâren her türlü ideoloji oraya sinek gibi üşüşür, ve bu üşüşme, olmayan tehlikeleri kendi içinden çıkarır)

Bunu pratiğe dökebilmek, belki;

» evrensel etik diye bir şeyin var olmadığının (ve olamayacağının) anlaşılması
» insanı, belirli bir ideolojinin öngördüğü, bir şeye indirgemeci tüm hümanist metafiziklerin reddiyesi
» buradan itibâren, doğruyu ve âidiyeti kendi metafiziğinde tanımlayarak masumiyete isim verme çabasındaki tüm sanal istencin toplumsal dizgeden tasfiyesi

ile mümkün olabilir. (bunun mücadelesi nedir-nasıldır, ayrı bir tartışma konusu..)

Vefik Sami
26-03-2017, 21:44
Teşekkür ederim.
Şimdi de bu başlığı okuyan sayın üyelerden, aşağıda alıntıladığım kısmı - eğer anlayabilen varsa - mealini veya tefsirini rica edeyim.

Vefik abi,

Bu sorgu (özgürlük nedir?) mevcut olduğu sürece var olmadığı anlaşılandır /diyorum, çünkü özgürlük temsil edilemez, bir simge üzerinden temsil edilmek istenen -hiç bir özgürlük kavramı- gerçek bir özgürlüğe işâret etmez, sanal olur. O hâlde çizgileri çekili bir yapı-yapılaşma da, özgürlüğü dağıtamaz, ya da garanti edemez, bu temelde özgürlüğü bir "şey" olarak değil de, yaşamsal bir uygulama, ya da doğanın bahşettiği bir fenomen olarak düşünmek gerekir; öznenin olduğu şey olarak kendini ortaya koymaktan, yaşama dâhil olmaktan çekinmemesi bağlamında (çünkü insan kavramına belli bir tanım getirdiğiniz andan itibâren her türlü ideoloji oraya sinek gibi üşüşür, ve bu üşüşme, olmayan tehlikeleri kendi içinden çıkarır)

Bunu pratiğe dökebilmek, belki;

» evrensel etik diye bir şeyin var olmadığının (ve olamayacağının) anlaşılması
» insanı, belirli bir ideolojinin öngördüğü, bir şeye indirgemeci tüm hümanist metafiziklerin reddiyesi
» buradan itibâren, doğruyu ve âidiyeti kendi metafiziğinde tanımlayarak masumiyete isim verme çabasındaki tüm sanal istencin toplumsal dizgeden tasfiyesi

ile mümkün olabilir. (bunun mücadelesi nedir-nasıldır, ayrı bir tartışma konusu..)

Ahlaksız
26-03-2017, 22:38
Vefik Sami;Pyrrhon diyor ki;''Sınırları çizilmiş bir devlet içinde yaşayanlar özgür değildir ve bu kişilerin özgürlüğü tanımlamaları da çok zordur..
''Özgürüm'' diyebilmeniz için ahlak/tanrı/din kavramını kafanızdan silip atmanız lazımdır..Doğada sadece yemekle/içmekle meşgul olanlar,özgür olanlardır'' diyor:)
Yani ''bugün Amazonlarda ve benzeri yerlerde yaşayan ilkel insanlar özgürdür'' diyor..Bende kendisi ile hemfikirim..

Vefik Sami
26-03-2017, 23:12
Vefik Sami;Pyrrhon diyor ki;''Sınırları çizilmiş bir devlet içinde yaşayanlar özgür değildir ve bu kişilerin özgürlüğü tanımlamaları da çok zordur..
''Özgürüm'' diyebilmeniz için ahlak/tanrı/din kavramını kafanızdan silip atmanız lazımdır..Doğada sadece yemekle/içmekle meşgul olanlar,özgür olanlardır'' diyor:)
Yani ''bugün Amazonlarda ve benzeri yerlerde yaşayan ilkel insanlar özgürdür'' diyor..Bende kendisi ile hemfikirim..

Vallâ bravo muhterem.
O mesajdan bunları anlayabildiysen helâl olsun sana.
Kanâ'atimce, bu arkadaş kendince eğleniyor.
Emin ol; yazdığı şeyin saçma-sapan ve anlamsız olduğunu kendisi de bilmekte.

Ama; bir defâ "paça"yı kaptırdık ya.
Ben şaşıp-yanılıp yazdıkça, arkası gelmez Brezilya dizileri gibi devam eder gider artık bu iş.

stendhal
26-03-2017, 23:34
Vefik sami selamlar

ben pyrrhonun birkac yazisini okudum ve pek cok sey ogrendim, faydalandim. Sen neden böyle düşündün merak ettim..

stendhal
26-03-2017, 23:38
Forumda yeniyim bu arada. Sorumu mazur gorursen sevinirim

Vefik Sami
26-03-2017, 23:50
Vefik sami selamlar

ben pyrrhonun birkac yazisini okudum ve pek cok sey ogrendim, faydalandim. Sen neden böyle düşündün merak ettim..

Benim yazdığım, tefsire-yoruma ihtiyaç bulunmayan basit ve sıradan mesajı anlamayıp da bu soruyu sorarken, pyrrhon'un yazdığını anladın öyle mi ?

Valla sana da bravo arkadaş.
Ne diyeyim artık ?
Neden yazdığım gâyet açık.
Yazdıklarından gram bir şey anlamıyorum.
Zâten, anlaşılsın diye yazdığına da ihtimâl vermiyorum.

NickMickyok
27-03-2017, 00:47
Pyrrhon,bize göre ya çok donanımlı, bu yüzden anlamakta zorlanıyoruz ya da artistik olsun diye böyle yazıyor.
Birinci ihtimaldir diye düşünüyorum:)
Ben de onun yazdıklarından pek bir şey anlamıyorum ama sorun benim kapasitemle alakalı olabilir :)

stendhal
27-03-2017, 01:06
Aranizdaki tartışmadan öte pyrrhonun mesajina neden sacma sapan dedigini mera ettim. Senin mesajin aciklama tanimlama degil soruydu yanlis okumadiysam

spartacus
27-03-2017, 01:59
Benim yazdığım, tefsire-yoruma ihtiyaç bulunmayan basit ve sıradan mesajı anlamayıp da bu soruyu sorarken, pyrrhon'un yazdığını anladın öyle mi ?

Valla sana da bravo arkadaş.
Ne diyeyim artık ?
Neden yazdığım gâyet açık.
Yazdıklarından gram bir şey anlamıyorum.
Zâten, anlaşılsın diye yazdığına da ihtimâl vermiyorum.
Sevgili Vefik Sami
Bilemem ama, anlaşılır dilinde eminim uzun olmalarından şikayet ediyorsundur...

Hasılı sorunun kaynağı ne yazık ki, örnekle ifade edersem;

A ben olayım B de sen ol.
A - Kuşlar nasıl uçar B
B - kanatları vardır...
A - Kanat ne demek?
B - Kuşların uçması ...
A - Uçmak ne demek?
B - Uçmak yerden havalanmak ...
A - havalanmak ne demek?

Şimdi bana uçmayı anlattığın bir yazı yaz ve bu türden soru işaretleri doğmasın, doğarsa anlattığını zaten anlayamayacağım :)

Hasılı 2 yol var, birisi akademik dildir, diğeride alaylı dili, bütün mesele tercih meselesidir ve tabi alaylı dilini seçerseniz, hem şu ne, bu ne, kullandığınız kavramalrı neden kullandığınızıda açıklayarak, uzun uğraş ve emeği, cümle kurma sıkıntılarını göze almak gerekir. Ama bu seferde sorun şu, uzun diye okumuyorsunuz :)

Sonuç olarak akademik kullanılsa okumamışa sayabiliriz, çünkü anlaşılması güç oluyor, uzun olursada okunmuyor, her halükarda okunmamış oluyor.

Özgürlük ne midir?

Tercih edebilirlikte, hiç bir iradi baskı altında kalmadan, yani zorlamaya dayalı olmadan(örneğin AKP'nin referandum propagandası hak ve özgürlük karşıtıdır) edilebilirliğin zeminidir, imkan ve olanaklar düzlemidir bu bağlamda da zorunluluğun bilincidir. (burada bırakırsam kısa olacak ama açıklamaya girersem uzun)

İrade özünde özgürlük zeminiyle çalışabilir, özgürlük yoksa irade de yoktur(dinlerdeki ibadet ritüelleri neden teslimiyet ve diz çökmelere, boyun eğişlere, yani tipik kral karşısına çıkınca yapılması gereken kendini alçatma böylece karşıdakini yüceltme-yoksa karşıdaki dingil senden daha yüce nasıl olabilir ki- biçimlerine dayanır, özü burada aranmalı, iradesizleştirmek). Örneğin doğa hareket zemini sağlamasaydı, hareket edemezdiniz, bu halde hareket edebilirlik zemininde özgür olamazdınız, iradenizde işlevsiz hale gelirdi, çünkü tercih etsenizde, gerçekleşemezdi, bu bağlamda da hareket edebilme istemi, zorunluluk olarak ortaya çıkar, böylece özgürlük de zorunluluğun bilinci haline gelir, bu kavramsal algı tarafıdır ama zemini, seçim yapabilmenin koşulları, olanaklarıdır ve özgürlük her ikisinin bileşimiyle ve tercih edebilirlikle tanımlanabilir. Adalet, adaletsizlik, hak, haksızlık, birbirine teşnedir. teşne kelimesi ise, istenç, susamak anlamıyladır, yani özgürlüğü istiyorsanız, susamışsınızdır, gidermek ise zorunluluğa dönüşür, hasılı adalet, adaletsizlikte teşnedir, adaletsizlik durumunda ihtiyaç duyulandır. Adaletin hakim olduğu alanda ise, bazıları için de adaletsizliğe teşnedir, çünkü çıkarları için gereklidir.. Neyse uzar gider böylece ve bir çatışmadır yaşanır. Egemenler özgürlüksüzlüğe-sadece kendileri için özgrlük- oynar, ama cahil toplumlar henüz özgürlük bilincine ermediği-mevcutun analizini yapamayacağı veya hep çobanların(peygamberler) ardına düştüğü-böylece ne olurlar, sürü ve aşılandığı üzere sürüden ayrılanıda kurt kaptığı- için çatışmaz, içlerinde belirli bir azınlık ise özgürlük için çatışır, ama cahil çoğunluk var oldukça, özgürlüksüzlüğe, adaletsizliğe teşne olan iktidarların yanında saf tutarlar ve bilinçli azınlığın karşısına da yine bunlar çıkar... din ile olur bu, ırkçılıkla vb politikleştirilmiş aidiyetlerle vs, insanları şartlandırmak, kandırmak ve hipnotize çok, hemde çok kolaydır, çünkü gösterişe, biçime, sahte yüceltimlere hitap eden boş tenekelerdir, ama zor olan insanı uyandırmaktır, çünkü hipnozun detayı, içeriği, öyle anlatılacak derinliği yoktur, ama yaşanmakta ve yaşanacak olanın analizi, ifadesi, aktarımı büyük zorluklar içerir...

Şüpheci Dinsiz
27-03-2017, 02:59
Ben sevgili Pyrrhon'un yazılarını en fazla ikinci-üçüncü okuyuşumda anlıyorum. Bazen bazı yabancı terimleri araştırdığım oluyor. Hem bu terimleri öğrendikçe daha hızlı anlar oldum, hem de kelime dağarcığım genişledi. Yazılarını beğenerek okuyorum, ve ifadelerinde Nietzsche'den izler buluyorum, ki bu benim için-bizim için bulunmaz nimet. Nietzsche okuyanlar bilir, bazen bir sayfayı, hatta paragrafı anlayarak-hazmederek geçmek günler sürer, geçilse bile o paragraf zihnimizin bir kenarında kımıl kımıl kıpırdar, ifade edemediğimiz bir keşif yapmış, yaşamın sırrını çözmüş gibi hissettirir, kafamızda bağımsız dönenip duran bir çok tuğla belli belirsiz yerine oturur.

Nietzsche'yi anlamak emek istiyor diye, gelmiş geçmiş en iyi filozoflardan biri için 'anlaşılmasın diye böyle yazıyor', veya 'artistik yapıyor' demek ne ise, Pyrrhon'a 'artistik yapıyor' demek odur. Kendi adıma, Pyrrhon'u kendi seviyeme indirmek hiç aklıma gelmedi.

Nasıl ki bizden çok var, Nietzsche bir tane, Pyrrhon da böyle güzel, özgün ve çok değerli.

Sevgiler

bilgivehis
30-03-2017, 07:35
Pyrrhon halk dilinde yazarsa anlamlar anlamını yitirir, o yüzden biraz da kendi gibi yazmak zorunda.
Örneğin benim ilk okuduğum ideolojik kitap Mao Zedung eserleri2 idi.
O kitabı ben anlayayım diye yazsaydı hiç bir anlamı kalmazdı ama gün geldi o kitabı tekrar okuduğumda anlamıştım.
Yani sevgili Vefik Sami, Pyrrhon'un kendisi gibi yazması belki bir kaç defa okumamıza neden oluyor ama içinden çıkardıklarımız da buna değiyor.
Aynı şekilde spartacus çok uzun yazıyor ama mümkün olduğu kadar okumaya çalışıyorum, çünkü o kadar uzun olmasına rağmen iş olsun sayfa dolsun şeklinde bir yazısına denk gelmedim. Örneğin bazı kitaplar da öyle değil mi, beş yüz sayfa yazılmış kitaptan bir noktayı öğrenmemiz dahi değiyor...

kartopu
30-03-2017, 10:19
Nietzsche nin iki kitabını okudum hiç bir şey anlamadım. Nietzsche bana insanları sürüler ve sürüleri güdenler diye ikiye ayırmış gibi geldi sanki. Ama nedense insanların yaşadığı koşulların onların düşüncelerini oluşturduğundan söz etmemiş.

Ben Hegel i sevdim Hegel bu günkü modern dünyanın felsefesini yazmış. Hegel i okuduğunda yaşadığımız dünyanın nasıl yönetildiğini daha iyi anlıyor insan.

Save The Day
30-03-2017, 10:48
Pyrrhon,bize göre ya çok donanımlı, bu yüzden anlamakta zorlanıyoruz ya da artistik olsun diye böyle yazıyor.
Birinci ihtimaldir diye düşünüyorum:)
Ben de onun yazdıklarından pek bir şey anlamıyorum ama sorun benim kapasitemle alakalı olabilir :)

Pyrrhon şüphesiz çok donanımlı. Yazılarından belli oluyor. Fakat anlattıkları basit bir dille pekala anlatılabilir. Karmaşık dil zorunlu değil diye düşünüyorum ama stili bu. O kadar akademisyeni izledim, bu donanıma erişeni görmedim. Çok basit konuşuyor hepsi de. İşte akademisyenlerde bile böyle bir anlatım şekli görmeyince insanın kafası karışıyor. Pyrrhon şuna benzer yazıyor:

''Kognitize edilişleri takiben şeyleşen şeyli unsurlar ontik geçişte oluşumsal süregelenlerden varlıksal düzlemde ayrılıp varyasyonlaşımsal biçimde tekrar birleşimindeki referansların iyonize olumudur.'' :)

Şüpheci Dinsiz
30-03-2017, 13:02
Pyrrhon şüphesiz çok donanımlı. Yazılarından belli oluyor. Fakat anlattıkları basit bir dille pekala anlatılabilir. Karmaşık dil zorunlu değil diye düşünüyorum

http://scontent.cdninstagram.com/t51.2885-15/s750x750/sh0.08/e35/12976665_266063110396568_538006930_n.jpg?ig_cache_ key=MTIzOTQyMjQ2OTI0OTgyODI5Mg%3D%3D.2

Vefik Sami
03-04-2017, 23:33
Aranizdaki tartışmadan öte pyrrhonun mesajina neden sacma sapan dedigini mera ettim. Senin mesajin aciklama tanimlama degil soruydu yanlis okumadiysam

Yaklaşık beş gündür foruma giremiyordum.
Ana sayfaya tıkladığımda güvenlik programı "HEUR:trojan_scripts_generic" diye bir uyarı verip, sayfa ile bağlantıyı kesiyor.
Google'a forumun alt başlıklarından birini yazıp girebildim bu gün.

Benim sn. pyrrhon ile tartışmam mümkün değil. Çünki, yazdıklarını anlamıyorum. Sâdece soru sormuştum 'özgürlük nedir' diye. Basit ve okuyan herkesin anlayabileceği üslûpta bir cevap verebilirdi. Zâten, özellikle de herkesin anlayacağı şekilde yazmasını rica etmiştim kendisinden. Ama, o ısrarla bildiği şekilde yazmaya devam ediyor.

Her ne ise.
Uzadıkça polemik üreteceğiz.
Benim artık kendisiyle bir işim olmaz.