PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Füze Kalkanı Gölgesinde/Nuray Mert


AlbatrosS
04-09-2011, 17:14
Füze kalkanı gölgesinde (http://gundem.milliyet.com.tr/fuze-kalkani-golgesinde/gundem/gundemyazardetay/04.09.2011/1434362/default.htm) - Nuray Mert (Milliyet)
04 Eylül 2011


Füze kalkanı gölgesinde

Adım adım bölgesel bir savaşa gidiliyor gibi gözüküyor. Sadece Türkiye’den ve İsrail ile ilişkilerin kopmasından söz etmiyorum, daha geniş bir açıdan bakıldığında, tüm bölgede, ufukta barış ve güvenlik değil, savaş ve yıkım olacak gibi görünüyor.

9 Türkiye vatandaşının ölümü ile neticelenen Mavi Marmara olayının bu noktaya gelmesini sadece İsrail’in geri adım atması engelleyebilirdi, olmadı. Türkiye’nin dış politikasının Mavi Marmara girişiminin peşine takılması bence yadırganacak bir olaydır, ancak bu gemi yola çıkarken düşünülmesi gereken bir şeydi, ölümlü müdahaleden sonra geri adım atmak mümkün değildi. Nihayetinde, bu durum Türkiye’den ziyade İsrail’in kaygılanması gereken bir gelişme. Bu sonuç ile karşılaşmamak için çatışmacı bir politika izlemekten kaçınmaları gerekiyordu. İsrail kendisini yalnızlaştıran politikalarında ayak diremeyi seçti.

Tesadüf değil

Beni kaygılandıran, İsrail ile ilişkilerin bozulması değil, asıl kaygı verici olan, bu toz duman içinde gözden kaçan bazı hususlar. Bunların başında ABD’nin, NATO çerçevesinde kurguladığı, ‘füze savunma sistemi’ni Türkiye’de kurmak üzere Ankara ile anlaşması ve bu anlaşmanın İsrail konusu gündemde iken açıklanması geliyor. Bu durum bana hiç de tesadüf değilmiş gibi görünüyor.

Bu denli önemli bir konu, bu zamanlama sayesinde, İsrail meselesinin gölgesinde kaldı, yani gürültüye gitti. Dahası, muhafazakar basın, ‘Türkiye’ye kurulacak radar sistemi İran’a değil İsrail’e karşı’ diyerek olayı ‘temize çıkarma’ gayretine bile düştü. Oysa gerçeğin bu olmadığını hepimiz biliyoruz. Dahası, kime karşı olursa olsun, yeni dünya düzeni hizalanmaları içinde Türkiye’nin iddialı bir hamle içinde yer alması hakkıyla tartışılmalıydı.

Türkiye’de dış politika konuları öteden beri siyasal tartışma konusu olmaz, kamuoyunu bilgilendirme gibi bir gayret hemen hiç yoktur. Kamuoyu da, aslında, kaderini belirleme açısından son derece önemli olan dış politika gelişmelerine karşı fazlasıyla ilgisizdir. Eskiden İslami/muhafazakar kesim ABD ile ilişkileri sorgulamaya eğilimliydi. Şimdi bu sorgulamaların önü, iktidar olma durumu ile kesildi, dahası mevcut iktidarın anti-İsrail politikaları bu kesimi o denli rahatlatıyor ki, gerisi hiç de önemli olmuyor. Tam tersine bu durum, tüm iktidar politikalarını fazladan meşrulaştırıyor.

Karanlık günler
Öteden beri, tüm Ortadoğu ülkelerinde iç ve dış politikalar anti-İsrail söylemler ile meşrulaştırılır. İran-Suriye hattında İsrail karşıtlığı resmi söylemin temelini oluşturur. ABD’nin baş müttefiki olan diğer bölge ülkelerinde ise, bu denli keskin bir resmi söylem yoktur, ama anti-İsrail söylem bir çok şeyin üstünü örtmek için ve bu arada muhalefet alanının tümünü doldurmak için kullanışlı bir araçtır. Şimdi Türkiye, bu yola girmiş görünüyor.

Türkiye’nin ‘Ortadoğu’nun baş aktörü’, ‘cihan devleti’ olması heyheylenmeleri, füze kalkanı töhmetinin altına pekala sığabiliyor. En kötüsü, emperyal hevesleri canlanan ve kışkırtılan bir ülkenin savaştan, çatışmadan kaçınması, gözünü budaktan sakınması söz konusu olamayacağına göre, belli ki bizi de, tüm bölgeyi de karanlık günler bekliyor.

(milliyet)

İsrail'e efeli, bol bobürlü dayılanlamalar bir yana, aynı saatlerde füze kalkanlarıyla ilgili bir haber haber metinlerine düşmekteydi. İkisi de NATO müttefiki iki ülkenin ve dahası, oldukça stratejik tarihsel ilişkilere haiz iki ülkenin çatışması pek olası olmadığı için ''komşularla sıfır sorun'' hokkabazlığı bir yana bu KALKAN'lar kime kalkmakta diye düşünmek lazım değil mi?

Yandaş medyanın bazı hokkabazları bunun İSRAİL'e karşı olduğunu ima ededursun, böyle bir şeye inanmak için ancak AHMAK olmak yahut İKTİDAR YANDAŞI olmak lazım değil mi?

Bana kalırsa İsrail mevzusu, Suriye ve ortadoğu'da yeni konjonktürün şekillenip farklı hesapların/dinamiklerin oluşturulmasını gölgeleme adına da bilinçli bir biçimde kullanılıyor gibi. Zannımızca İSRAİL de TC'nin efelenmelerini fazlaca ciddiye almadığı için benzeri ''sert'' diplomatik izahlara gerek duymuyor.

Neo-osmanlıcıların ''stratejik'' beyinleri sahiden küçük düşünmekte. Suriye ve sonrası düzlemde oluşacak bir askeri müdahale ortamı ilk körfez savaşında ''bir koyup üç almak'' isterken ÜÇÜN BİRİNİ ALAN durumunu hatırlatmıyor mu size de?

Halifemizin çok istediği halde geçiremediği tezkerenin aslında bizi ciddi bir zarar hanesinin kıyısından döndürdüğü herkesin malumu artık. Suriye'deki hesaplara da ''askeri'' müdahil olmak, orta vadede TC'yi fena halde karıştıracak bazı çok ciddi süprizlere de yol açabilir. Şimdilik pek akla gelmiyor ancak Suriye isyanının islamcıların kontrolünde zaferle kazanılması ve ardından gelecek olası alevi-nusayri katliamlar hem Tc'nin alevilerini hem de Kürtler açısından ciddi sıkıntılara gebe.

murted
05-09-2011, 00:33
Güzel bir yazı... Bu abla başbakanın açıktan hedef gösterdiği köşe yazarı değil miydi?

Yandaş medyanın bazı hokkabazları bunun İSRAİL'e karşı olduğunu ima ededursun, böyle bir şeye inanmak için ancak AHMAK olmak yahut İKTİDAR YANDAŞI olmak lazım değil mi?

Bunu ciddi ciddi savunabilmek mümkün olmadığı için medyada bunu dillendirebilenlerin gram haysiyet sahibi olmadıkları sonucuna kolaylıkla varılabilir. Çünkü yerel bir gazetede bile herhalde aklı dengesi yerinde olmayanlara yazı yazdırmazlar. Burada bile bile, bir kısım amaçları güderek kocaman bir yalan söyleniyor.

Bu arada ''emperyal hevesleri'' kabaran anlı şanlı ecdad masallarıyla büyümüş ne kadar çok insan var bu memlekette. Kendi ülkende, kendi sınırların içerisinde hemen her gün hem silahlı kuvvetlerin, hem güvenlik güçlerin saldırıya uğruyor sen tutup da ''yeni Osmanlıcılık'' fantezisi ile beynini peynir ekmekle yemiş bir kısım dünyayı okumaktan aciz olmakla beraber sayıca fazla olan şuursuza masal anlatıyor, bunların karşısında tiyatro oynuyorsun.

Birileri merkezden bağımsız özerklik ilan ediyor, merkezse görmezden geldiğinde korktuğunun başına gelmeyeceğini zannediyor. Sonra da onun bunun meselesine kraldan çok kralcı oluyorsun. Akp iç politikaya yönelik şovunu yapıyor yapmasına da umarım sonunda geriye dönüşü mümkün olmayan bir kaza çıkmaz. Artık bilemiyorum ki milleti keklemek için uydurdukları masallara kendileri de mi inanmaya başladılar.

AlbatrosS
05-09-2011, 01:52
Aynen öyle. Başbakan'ın aklı başında birini sevdiğini görsem dişimi kıracağım zaten. Bu arada ''emperyal hevesler'' değil, onun adına ''insani yardım'' diyor lügatler. Yakında bu da kesmez, ''sürdürülebilir insani yardım'' ve ''orantılı insani yardım''lar da görmeye teşneyiz. Çoktandır Suriye ''iç meselemiz'' olduğu için içimizi dışımızı şaşırmış durumdayız. Şam'dan Riyad'a kadar ''Arap Kardeşlerimiz'' Türkiye'nin tamamen dostane emellerini alkışlamakta, şanlı yeniçeri torunlarını hasretle gözlemekteler. İkinci ''asr-ı saadet'' Osmanlı hanedanlığında hiçbir sorun olmadan yaşadıkları pembeli günlerin hülyalarıyla hem-dem olmaktadırlar.

kharon
05-09-2011, 02:56
Yandaş medyanın bazı hokkabazları bunun İSRAİL'e karşı olduğunu ima ededursun, böyle bir şeye inanmak için ancak AHMAK olmak yahut İKTİDAR YANDAŞI olmak lazım değil mi?

Türkiye,kendi topraklarında kurulacak radardan elde edilecek verilerin İsrail ile paylaşılmamasını istemiş, fakat 2008 yılında ( Abd donanması ile entegre çalışacak) aynı radar sisteminin Nato üyesi olmayan İsrail'e de kurulduğundan haberi yok, böyle iktidara böyle yandaş...

Saygılar

murted
06-09-2011, 14:54
Show devam ediyor:

Erdoğan: "İsrail şımarık oğlan" (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18660537.asp)

İnsanları salak yerine koymak sahiden salak olduklarında çok zor olmasa gerek. Fazla bir şey yapmana gerek yok. Haberl sitelerindeki haberlerin altındaki yorumlara bakıyorum da Chp, Mhp, Bdp üçlüsünden birisi ya da birden fazlası seçimde hile yapmış olsalar gerek diye düşünüyorum. Bu kafalarla Akp'ye %50'den çok daha fazla oy çıkması gerekir.

İsrail'i korumak için ülkene füze kalkanı kurdurtuyorsun, sonra da dalga geçer gibi yok şöyle yok böyle diye sallayıp duruyorsun. Hedef kitlen de İsrail'i dize getirdik/getireceğiz diye çoşuyor. Ha bir de, etkili olmak ve maydonoz olmak farklı şeyler bence. Ne halt ettiklerini bilmedikleri de kesin ayrıca. Sam amca gelir bir ara yapar nasılsa falan aramızı.

Hiç kusura bakmasınlar ama sen eşek oldukça semer vuran çok olur demeden geçemeyeceğim. Dün başkası vurmuştur, bugün Tayyip vurur, onların mumu sönünce -ki bu akşam epey uzun oldu- yarın daha başkası.

murted
12-09-2011, 02:44
Başbakan, artık halkla aleni şekilde t.şak geçmeye başladı.

Değme komedilere taş çıkartır. Silah anlaşmaları, mayınların temizlenmesi, füze kalkanı...

Sonra da biz İsrail'in canını okurduk da, acıdık, büyüklük bizde kalsın dedik. Devlet işleri böyle yürür zaten, büyüklük bizdde kalsın diye. Buna yandaşların bile gülmesi gerek, kiminde azıcık akıl, kiminde ise azıcık haysiyet kaldıysa.

Arapları turlamadan evvel biraz daha gürlesem iyi olur diye düşünmüş ki tüm dünyayı güldürecek, devlet ciddiyetine yakışmayacak açıklamalar yapıyor.

Mavi Marmara savaş nedeniydi (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18708018.asp)

Başbakan Tayyip Erdoğan, İsrail’le ilişkiler konusunda, “Bir şımarık çocuk havası var İsrail’de. 31 Mayıs 2010 Mavi Marmara olayı, uluslararası sularda gerçekleşen bu saldırı, bir defa hiçbir uluslararası hukuk kuralına uygun değildir. Aslında bu bir savaş nedenidir. Fakat biz Türkiye’nin büyüklüğüne yakışanı yapalım diyerek, bunu sabırla karşıladık” dedi.



Erdoğan, El Cezire Televizyonu’na verdiği röportajda şunları kaydetti: “İsrail özür dilememekte direniyor, tazminat ödememekte direniyor, Gazze’ye ambargoyu kaldırmakta direniyor. Bu siyasi emelleriyle, Türkiye ile olan ilişkilerini de yokluğa mahkûm etmiştir ve kendini de ayrıca yalnızlığa mahkûm etmiştir. Orada adeta yönetimde ciddi bir akıl tutulması var. Önce bundan kurtulmaları lazım. Bunu tabii İsrail halkı sorgulamaya başladı. 450 bin İsrailli yürüdü. Demek ki İsrail halkı da bu süreçten rahatsız. Çünkü Türkiye İsrail için bölgede önemli bir ülkeydi. Şu anda artık Türkiye’yi kaybediyor. Ben de Gazze’nin özlemi içerisindeyim, hasreti içerisindeyim. Er veya geç Gazze’ye inşallah Rabbim ömür verirse gideceğim.”

Harikaaaa, halk süreçten rahatsız olduğu için yürüyormuş. Alakasız sonuç safsatası mı oluyor ne oluyor bilmem ama hakikaten şaka gibi. Bir seferinde de biz göreve geldiğimizde çok kısıtlı sayıda evde internet vardı, şimdi ise hemen her evde var demişti. Bilmeyen dünyada interneti bu noktaya Akpliler getirdi zanneder.

Adam her şekilde kervanını yürütüyor. Eşeğin bu kadar çok olduğu yerde eşek olmayanlara da semer düşüyor.

Neva
03-11-2011, 05:56
Aslinda cok da sasmamak gerekli, "Biz kefen giymeyi goze alarak geldik buralara" cinsinden soylemleri daha dun gibi..