Orijinalini görmek için tıklayınız : Tekillik anı
Olimpiyat
13-09-2011, 10:18
Bugün artık big bang denilen büyük patlamanın aslında patlama olmadığını , sadece genişleme olduğunu biliyoruz.
benim sormak istedğim şu:
Tekillik noktasında başladı her şey.Şimdilik herkes bunda hem fikir.Uzay yoktu,zaman yoktu...
Peki bu tekillik neydi? Bu tekillik denen nokta bugün kü evren mi? Zira her şey(büyük patlama dahil) bu tekilliğin içinde olduğuna göre ve genişleme söz konusu ise, 13,7 milyar yıl önceki tekillik anı bugünkü evrenmizin 13,7 milyar yıl önceki noktası(tekillik hali) değil midir?
Uzay yoksa zaman yoksa bu tekillik anında harekete geçirici güdü neydi?
Şahsen tekillik anında bunlar olmasa, big bang oluşmazdı.
Sanırım tekillik anından öncesine dair net bir evre yok, yoksa tekillik anının bugünkü evrene açılan bir kapı olması için de madde de zaman da var olmalıyıdı.
Neler düşünüyorsunuz?
bing bang kozmoloji teorisidir.
ancak, tekillik kavramı bilimsel/fiziksel/kozmolojik bir kavram değildir.
belki felsefi hatta metafizik bir kavram olduğu söylenebilir.
herşeyden önce tekillik asla gözlemlenmemiş,
salt zihinsel olarak kurgulanmış/tasarlanmış/tanımlanmş bir haldir.
zaman ve uzay hareketin soyutlamalarıdır.
ontolojik/ayrık varlıkları olan ''şey'' ler değildirler.
tamamen maddenin nitelikleridirler.
evrenin bugünkü halinin/biçiminin/yapısının bing bangle başladığını söylemekle,
varlığın ve zmanın bingbangle başladığını söylemek çok farklı şeyler.
sözkonusu olan bing-bang olduğunda
bilimin nerde bitip savsatanın nerde başladığı açık değil.
üstelik bu,
bingbangden argüman araklayan teleevangelistler kadar,
bizzat kozmologlar için de böyle.
aslına bakarsanız şuan kullanılan terim bu, prof.lar neyin harekete geçirdiği konusunda henüz bilgi sahibi değiller. ama bu tekillik kavramını karadelikler içinde ikende gözlendiğini yapılan deney ve araştırmalarda gözlemledikleri için karadelikten (tekillik) enerjinin fışkırması ile açığa çıktığını tahmin etmekteler. tabi evrende hala bunun gözlemleri yapılmakta ve ilk noktayı (başlangıç) görme çabası içindedirler. aslına bakarsanız big bang sadece bir vurgu (enerjinin açığa çıkması) yani evren modeli tam olarak bilinmemekte. dolayısıyla bir çok görüş ve teori üretilmektedir.
evren daha çok kafa kurcalayacağa benziyor :) bir evrim teorisi gibi net delilleri bulmak daha zor.
karadeliklerin gözlemlendiğini bilmiyordum.
karadelik bir tekillik hali DEĞİLDİR.
tekillik sıfır kütle sıfır hacim sıfır madde halidir.
hernekadar gözlemlenmemiş de olsa karadelik teorisinde ,
makro bir kütle kendi içine çöker ve min bir hacime sıkışır.
teorik de olsa, karadelikteki tekillik ile,
bing bangdeki tekillik aynı durumu izah etmiyor.
dolayısıyla bing bangdeki tekillik kavramı metafizik bir kavram olmaya devam ediyor.
sanılanın aksine,
karadelik teorisinin bing bangi desteklemeyip,
uzun vadede bizzat yıkacağını tahmin ediyorum.
karadeliklerin gözlemlendiğini bilmiyordum.
karadelik bir tekillik hali DEĞİLDİR.
tekillik sıfır kütle sıfır hacim sıfır madde halidir.
hernekadar gözlemlenmemiş de olsa karadelik teorisinde ,
makro bir kütle kendi içine çöker ve min bir hacime sıkışır.
teorik de olsa, karadelikteki tekillik ile,
bing bangdeki tekillik aynı durumu izah etmiyor.
dolayısıyla bing bangdeki tekillik kavramı metafizik bir kavram olmaya devam ediyor.
sanılanın aksine,
karadelik teorisinin bing bangi desteklemeyip,
uzun vadede bizzat yıkacağını tahmin ediyorum.
sevgili khaos, karadeliğin merkezi tekillikten ibarettir. bunu hem bilgisayarlarla einstein ın teorileriyle yapılan simülasyonlarla gözlemleyebilmekteler hemde uzay teleskoplarıyla gözlemlemeye çalışmaktalar. uzay = zaman dır. ama karadeliklerin merkezinde zaman kavramı yoktur. ve o noktaya yani tekilliğe düşen herhangi bir cisim ufacık bir noktaya sıkışarak bulunduğu evrenin malı olmaktan çıkıyor.
evet karadelik teorisinin big bangi desteklediğini nerede yazdım? sanırım yanlış anlaşıldı:) evet karadelik teorisi kanıtlanırsa (ki mantıklı geliyor bana) yaratılışçıların argümanları yıkılacak, yani big bangi kendi taraflarına göre uyarlama yıkılacak.
sayın tuba
sorun tekillik kavramına verilen içeriklerin birbirini tutmamasından kaynaklanıyor.
bing bang de tekillik,
kütlesiz ve hacimsiz bir tekilliktir.
karadelik ise nedir emin değilim.
teleskoplarla falan gözlemlendiği şehir efsanesidir.
bir takım gökcisimlerinin sanki büyük çekimalanlarına tepki veriyormuşçasına yaptığı hareketlerden yola çıkılarak çevrede bir yerlerde karadelikler olabileceği varsayımından ibarettir sizin ''gözlem'' olarak nitelendirdiğiniz şey.
''karadeliklerin merkezinde zaman kavramı yoktur''
türünden bir cümle ise benim felsefeme göre absürddür.
zaman evrenin niteliğidir.
evrenin bir yerinde ''var'' bir başka yerinde ''yok'' olan bir şey değildir.
tamamen soyutlamalarla ilgili yanlış bir kavramsallaştırma bu.
hiç bir cisim bulunduğu evrenin malı olmaktan çıkamaz.
bunlar sahte bilimsel obskürantizmin ürettiği kafakarışıklığıyla söylennmiş cümleler.
hep söylerim.
sırası gelmişken tekrar edeyim.
geçmişin büyük bilimcileri aynı zamanda büyük felsefecileriydi.
günümüzün iyi bilimcileri nedense çok kötü felsefecileri.
bu iş böyle olmaz.
önce kavramsallaştırmanın kendisini doğru yapmak gerekir.
aynştayn evrene evren demek yerine,
uzay-zaman demeyi neden tercih etti bunu düşünmeliyiz.
aynştayn hem iyi bilimci,
hem de iyi felsefeci olabilmeyi başarmış görünüyor.
uzay da zaman da evrenin kendini ortaya koyma biçimleridir.
evrenin kendisidirler yani.
metafizik tekillik kavramı gibi ne olduğu ve içeriği belirsiz şeyler yerine,
nesnel kavramların doğru içerik verilmi,ş biçimleriyle konuya yaklaşmak gerekli.
karadelik teorisini,n bing bangi desteklediğini yazmadınız.
bingbangin tekillik iddiasının gözlemlenmediği iddiama,
karadeliklerde tekilliğin gözlemlendiği yanlış bilgisiyle karşı çıkarak,
yanlış anlaşılmaya müsait bir alan oluşturdunuz sadece.
sevgili khaos, karadeliklerin merkezinde tekillikten bahseden sizinde belirttiğiniz gibi hem iyi felsefeci hemde iyi bilimci einstein ın teorilerini baz alarak ortaya atan astrofizikçilerdir. yani zamanımızdaki fizikçileri geçmişteki fizikçilerden ayırmanız manasız kalıyor. şayet hala einstein ın teorilerine bir harf dahi eklenemiyor, dolayısıyla bu teoriler kullanılıyorsa zaten günümüz fizikçilerine atıf yapmak biraz absürd kaçıyor. einstein ın quantum teorisini artık quantum fiziği olarak öğrenildiğini sanırım biliyorsunuzdur. maksat quantum teoriyi daha iyi kavrayabilmektir. gelelim karadeliklerin gözlenemediği konusuna, hayır sevgili khaos o konuda da yanıldığınız belirtmek isterim, çünkü karadeliklerin varlığı etrafına uyguladıklarını hesaplayarak saptanabiliyor ve merkezine doğru ilerledikçe nelerin vukuu bulduğu teoriler baz alınarak hesaplanıyor. ve bu hesaplamalr ışığında merkeze doğru gidildikçe quantum düzeyinde madde emiliyor ve karadeliğin kalbine (merkezine) hapsoluyor. karadeliklerin kalbinin tekillikten ibaret olduğunu ben söylemiyorum:) önce tekillik kavramının ne olduğu anlaşılması gerek. yaratılışçıların big bangin başlangıcç noktasında iddia ettikleri gibi tekillik yokluk anlamı içermez. zaten kafa karıştıran nokta burası. aksine astrofizikçiler big bang öncesi maddenin yok olmayıp sonsuz yuğonlukta, sıcaklıkta minicik bir noktada olduğunu ifade ederler. ama tek cevap bulunamayan soru ise bu enerjinin dışa vurumunu sağlayan nedir?
şimdilik bu kadar yazayım, umarım anlaşılmışımdır:)
sevgili khaos einstein evrene neden evren demedi de uzay=zaman dedi? çünkü zaman göreceli bir kavramdır. bir karadelik tarafından emilen kişi ile onu izleyen arkadaşı arasında zaman farkı olacaktır. karadeliğin merkezine çekilen kişinin sonu mutlak ölümdür ve merkeze yaklaştıkça ayağından başlayarak parçalarına ayrılmaya başlayacaktır ama onu izleyen arkadaşı onun parçalandığını gözlemleyemeyecektir. hatta merkeze düşenin öldüğüne dahi tanık olamayacaktır. işte bu zamanın izafi oluşundandır einstein a göre. üstelik uzaya gönderilen astronotlarla yapılan bir araştırmada astronotun saatinin çok ufak bir zaman farkı ile dünyadaki bir saatten daha farklı bir zaman dilimini gösterdiği kanıtlamışlardır. yanılmıyorsam nano saniye fark oluşuyor:)
Kara delikler vardır, mevcuttur.
Işık yaymayan ve ışığın doğal yayılımını bükebilen bir şeyin görüntülenmesi, en azından sandığınız gibi fotoğraflanması zaten mümkün değildir. Uzayda bir çok nesnenin varlığı dolaylı yöntemlerle belirlenir. Artık internetten bile güvenilir kaynakların bulunabildiği bu kavramların varlığını gayri bilimsel olarak tartışmak, basitçe "yok" demek çok ilginç.
http://ocw.mit.edu/courses/physics/8-224-exploring-black-holes-general-relativity-astrophysics-spring-2003/lecture-notes/
sevgili khaos, karadeliklerin merkezinde tekillikten bahseden sizinde belirttiğiniz gibi hem iyi felsefeci hemde iyi bilimci einstein ın teorilerini baz alarak ortaya atan astrofizikçilerdir. yani zamanımızdaki fizikçileri geçmişteki fizikçilerden ayırmanız manasız kalıyor. şayet hala einstein ın teorilerine bir harf dahi eklenemiyor, dolayısıyla bu teoriler kullanılıyorsa zaten günümüz fizikçilerine atıf yapmak biraz absürd kaçıyor. einstein ın quantum teorisini artık quantum fiziği olarak öğrenildiğini sanırım biliyorsunuzdur. maksat quantum teoriyi daha iyi kavrayabilmektir. gelelim karadeliklerin gözlenemediği konusuna, hayır sevgili khaos o konuda da yanıldığınız belirtmek isterim, çünkü karadeliklerin varlığı etrafına uyguladıklarını hesaplayarak saptanabiliyor ve merkezine doğru ilerledikçe nelerin vukuu bulduğu teoriler baz alınarak hesaplanıyor. ve bu hesaplamalr ışığında merkeze doğru gidildikçe quantum düzeyinde madde emiliyor ve karadeliğin kalbine (merkezine) hapsoluyor. karadeliklerin kalbinin tekillikten ibaret olduğunu ben söylemiyorum:) önce tekillik kavramının ne olduğu anlaşılması gerek. yaratılışçıların big bangin başlangıcç noktasında iddia ettikleri gibi tekillik yokluk anlamı içermez. zaten kafa karıştıran nokta burası. aksine astrofizikçiler big bang öncesi maddenin yok olmayıp sonsuz yuğonlukta, sıcaklıkta minicik bir noktada olduğunu ifade ederler. ama tek cevap bulunamayan soru ise bu enerjinin dışa vurumunu sağlayan nedir?
şimdilik bu kadar yazayım, umarım anlaşılmışımdır:)
o halde sorun nedir.
bing bang teorisinin zırt dediği yer olan tekillik kavramının bilimsel değil felsefi hatta metafizik olduğu iddiasını dile getirerek bu başlığa dahil olmuştum.
daha sonra siz,
tekilliğin karadeliklerde gözlemlenen bir şey olduğu karşı iddiasını ortaya koymakla bağlamı tersine çevirmiştiniz.
şimdi ise yeniden benim söylediğim geri dönerek,
iki tekilliğin aynı şey olmadığını vurgulamışsınız.
bu tartışma konuyu daha anlaşılmaz kılmaktan başka bir işe yaramadı.
kara delikde tekillikten bahsetmek yerine belki çekirdekten bahsetmek,
daha tutarlı olacaktır.
bu aşamada bing bangdeki tekilliğe geri dönmek,
teorinin kavramlarının içerdiği metafizik savsatayı deşifre etmek gerekir.
Kara delikler vardır, mevcuttur.
Işık yaymayan ve ışığın doğal yayılımını bükebilen bir şeyin görüntülenmesi, en azından sandığınız gibi fotoğraflanması zaten mümkün değildir. Uzayda bir çok nesnenin varlığı dolaylı yöntemlerle belirlenir. Artık internetten bile güvenilir kaynakların bulunabildiği bu kavramların varlığını gayri bilimsel olarak tartışmak, basitçe "yok" demek çok ilginç.
http://ocw.mit.edu/courses/physics/8-224-exploring-black-holes-general-relativity-astrophysics-spring-2003/lecture-notes/
burdaki karmaşayı da netleştirelim.
ben karadelikler yoktur demedim.
hatta karadelik teorisinin tahmin ettiğim şekilde netleşmesi durumunda bing bangin başına bela bir teoriyr dönüşebileceğine vurgu yaptım.
bunun açılımına bu aşamada girmiyorum.
sorun ''gözlemlemek'' kavramına verilen içerikten kaynaklanıyor.
son tahlilde gözlemlenen,
büyük bir çekim alanının varlığıdır.
bu çekim alanının karadelik olarak tanımlanması ise varsayımdır.
bu varsayımın elimizdeki en güçlü varsayım olması sonuçta varsayım olduğu gerçeğini değiştirmez.
bazı önkabuller mutlaklaştırılmamalıdır.
burda yapılan bir ''YOK'' lama değildir.
kendi içinde tutarlılaştırılmış paradigmaların mutlaklaştırılmasına karşı septik bakış açımızı koruma geleneğidir.
o halde sorun nedir.
bing bang teorisinin zırt dediği yer olan tekillik kavramının bilimsel değil felsefi hatta metafizik olduğu iddiasını dile getirerek bu başlığa dahil olmuştum.
daha sonra siz,
tekilliğin karadeliklerde gözlemlenen bir şey olduğu karşı iddiasını ortaya koymakla bağlamı tersine çevirmiştiniz.
şimdi ise yeniden benim söylediğim geri dönerek,
iki tekilliğin aynı şey olmadığını vurgulamışsınız.
bu tartışma konuyu daha anlaşılmaz kılmaktan başka bir işe yaramadı.
kara delikde tekillikten bahsetmek yerine belki çekirdekten bahsetmek,
daha tutarlı olacaktır.
bu aşamada bing bangdeki tekilliğe geri dönmek,
teorinin kavramlarının içerdiği metafizik savsatayı deşifre etmek gerekir.
sanırım anlaşamadık :) benim karadelikleri anlatmamın sebebi tekillik kavramını daha iyi lanse edebilmek içindi. tekillik kavramının yanlış anlaşılmasının sebebi konusunda hemfikirz zaten :) bu arada karadeliğe yutulan cisim evrenimizin malı olmuyor artık, çünkü yok oluyor (tabiki yok anlamı hiçlik değil, gene ayrışmayalım;) )
gelelim karadeliğin merkezinde zamanın olmaması savsatasına.
felsefedeki anlamıyla zaman, insan zihninin hareketten soyutladığı bir soyutlamanın adıdır.
fizikteki süre ile ne derece örtüşüp/ayrıştığı ele alınması fazlasıyla zor bir konu olduğu için buna kalkışmayacağım.
zaman bir bütün halinde evrenin niteliğidir.
evrenin bir bölgesine ait bir nitelik olmadığı gibi,
evrenin herhangi bir bölgesinin kendisini evrene ait genel bir nitelikten izole etmesi de beklenemez.
uzay da tamamen bu bakış açısıyla ele alınması gereken bir kavram.
uzay da zihin tarafından evrenden soyutlanır.
ne uzayın ne de zamanın evrenden ayrık/izole olarak varolması düşünülemez.
evrende herhangi bir noktada bu iki niteliğin olmaması da düşünelemez.
sevgili khaos, aşağıda iki adet video gönderdim ve BBC gibi saygın bir kanaldan alınmış. karadeliklerin uzay teleskopları ile nasıl hesaplandığını ve nasıl cisimler olduğu konusunda biraz bilgi veriyor.
http://www.dailymotion.com/video/xczfsj_bbc-space-kara-delikler-belgeseli-1_tech
http://www.dailymotion.com/video/xczg40_bbc-space-kara-delikler-belgeseli-2_tech
sanırım anlaşamadık :) benim karadelikleri anlatmamın sebebi tekillik kavramını daha iyi lanse edebilmek içindi. tekillik kavramının yanlış anlaşılmasının sebebi konusunda hemfikirz zaten :) bu arada karadeliğe yutulan cisim evrenimizin malı olmuyor artık, çünkü yok oluyor (tabiki yok anlamı hiçlik değil, gene ayrışmayalım;) )
bu tarz kavramsallaştırmalar hiç bana göre değil.
ne demek karadeliğe yutulan bir cisim evrenimizin malı olmuyor.
karadeliğin kendisi evrenimizin malı.
bir meteor bir gezegenin çekimine kapılıp o gezegene düştüğünde (atmosfer yoksa ve gezegene ulaşmışsa) o gezegene ait olur, bu doğru.
bu durumda evrene ait olmak niteliğini mi kaybeder.
bir karadelik süreç içinde herşeyi yutarsa, evreni mi yutmuş olur.
yoksa evren karadeliğe mi dönüşmüş olur.
bence kavramsallaştırma önemlidir.
büyük patlama ,
karadeliğe dönüşmüş bir evrenin yeniden saçılması olabilir mi bunu düşünmek lazım.
bunu düşünebilmek ise kavramsallaştırmayı doğru yapmakla mümkün.
sevgili khaos, aşağıda iki adet video gönderdim ve BBC gibi saygın bir kanaldan alınmış. karadeliklerin uzay teleskopları ile nasıl hesaplandığını ve nasıl cisimler olduğu konusunda biraz bilgi veriyor.
http://www.dailymotion.com/video/xczfsj_bbc-space-kara-delikler-belgeseli-1_tech
http://www.dailymotion.com/video/xczg40_bbc-space-kara-delikler-belgeseli-2_tech
sayın tuba
bunları biliyorum
benim itirazımı doğru anladığınızdan eminmisiniz.
ortada bir etki var.
gözlemlenen bu etkidir.
bu etkinin yapısal analizi mümkün mü.
karadeliğin merkezi dediğimiz şey zihinsel bir kurgulamadır.
elbetteki bir etkiye bir açıklama getirmek gerekir.
elbetteki bu açıklama zihinsel kurgulamalar içerebilir.
ama bunun varsayım olduğunu unutmamak gerekir.
sanki teleskopla bakınca karadeliğin çekirdeği görünüyormuş gibi cümleler kurmak bana göre değil.
,bunu anlatmaya çalışıyorum.
[QUOTE=Khaos;411917]bu tarz kavramsallaştırmalar hiç bana göre değil.
ne demek karadeliğe yutulan bir cisim evrenimizin malı olmuyor.
karadeliğin kendisi evrenimizin malı.
/QUOTE]
şöyle anlatayım, görünür evrenden yok oluyor. yani şöyle düşün önünde bir paket çikolata var ve sen onu yiyorsun ne oldu yok oldu (evet aslına bakarsan karadeliğin midesine hapsoldu) işte bu manada evrenin malı olmaktan çıkıyor;)
daha açık konuşmak gerekirse,
benim bing bang teorisine iki itirazım var.
bunlar ''bilimsel'' itirazlar değil.
felsefi itirazlar.
bilimsel bir teoriye felsefi itiraz olur mu diye itirazınız olabilir.
olur.
işte şöyle.
herşeyden önce bilimsel teori felsefi önkabuller içeriyorsa, siz de o felsefi önkabuller bağlamında felsefi bir itiraz geliştirebilirsiniz demektir.
benim yaptığım budur.
hubble teleskopuyla bakmış,mora kaymış, evren genişlemiş falan filanla alakalı değil bu söylediklerim.
herşeyden önce kavramsallaştırma ve soyutlama ile ilgili.
tekillik kavramının kendisi ile ilgili.
bunu bilahare yeniden çerçevesi dahja belirgin bir bağlamda ele almak üzere bırakayım.
yine felsefi ikinci bir itirazım daha var.
bazı soyutlamalar tuhaf içerikler verilerek evrene bir başlangıç icad etmeye kalkmak biraz yaratılışçı zorlamalar gibi geliyor bana.
bir bilimsel teori, üstelik gerçeği de izah ediyorken,
bu tarz mistik eğilimlerle paradigmal anlamda yeniden biraraya getiriliyor olabilir mi diye soruyorum.
bu tarz kavramsallaştırmalar hiç bana göre değil.
ne demek karadeliğe yutulan bir cisim evrenimizin malı olmuyor.
karadeliğin kendisi evrenimizin malı.
bir meteor bir gezegenin çekimine kapılıp o gezegene düştüğünde (atmosfer yoksa ve gezegene ulaşmışsa) o gezegene ait olur, bu doğru.
bu durumda evrene ait olmak niteliğini mi kaybeder.
bir karadelik süreç içinde herşeyi yutarsa, evreni mi yutmuş olur.
yoksa evren karadeliğe mi dönüşmüş olur.
bence kavramsallaştırma önemlidir.
büyük patlama ,
karadeliğe dönüşmüş bir evrenin yeniden saçılması olabilir mi bunu düşünmek lazım.
bunu düşünebilmek ise kavramsallaştırmayı doğru yapmakla mümkün.
zaten karadelik teorisi bu, evreni oluşturacak tüm maddenin minicik ( ki karadelikler evrenin yanında minicik bir nokta oluyor ) bir noktaya sıkışması ve neticesinde bu enerjinin dışarı atılımı. gerçi bu bir teori hala ispatlanabilmiş değil, çünkü big bang öncesi bilinemiyor. onu buldukları an herşey açığa çıkacak. gerçi bu arada şuda var, karadelikten oluşmuş ise evrenimiz bu şu anlama gelir biz tali bir evreniz ve bağlı olduğumuz bir ana evren var. astrofizikçilerin işi çok zor :)
[QUOTE=Khaos;411917]bu tarz kavramsallaştırmalar hiç bana göre değil.
ne demek karadeliğe yutulan bir cisim evrenimizin malı olmuyor.
karadeliğin kendisi evrenimizin malı.
/QUOTE]
şöyle anlatayım, görünür evrenden yok oluyor. yani şöyle düşün önünde bir paket çikolata var ve sen onu yiyorsun ne oldu yok oldu (evet aslına bakarsan karadeliğin midesine hapsoldu) işte bu manada evrenin malı olmaktan çıkıyor;)
sayın tuba
siz illa da öyle tanımlamak isterseniz,
öyle tanımlarsınız.
ama sonuçta absurd bir tanım bu.
karadeliğin kendisinin de hepimiz gibi evrene hapsolduğunu görmezden mi gelelim sizin keyfi tanımınız adına.
ya da belki evrenin kendi içine hapsolduğunu söyleyelim,
iş iyice geyik muhabbetine dönsün.
sizin karadelik dediğiniz şey,
ışığın dışarı kaçmasını engelleyebilecek kadar büyük çekim gücüne sahip bir ''şey'' değilmi.
o şey (kütle diyeceğim ama, fizikteki kütle ile günlük dildeki farklı olduğu için demek istemiyorum ) bu evrene ait değil mi.
sevgili khaos, benim tanımım değil bu, astrofizikçilerin tanımıdır "görünür evrenden yok olma" anlamını da belirttim.
sayın tuba
geometrideki tekillik midir karadeliğin merkezindeki tekillik.
tanımına bakınca öyle olduğu anlaşılıyor.
bu tarz geometrik tekillikler karadeliğe özgü değil ki.
aynı şekilde dünyanın ayın güneşin de merkezinde bir tekillik noktası hayal edilir zaten.
hatta bir karenin köşegenini hayal edin,
o da bir çeşit tekillikdir.
o koşegenin genişliği 0 (sıfırdır).
dairenin merkezini oluşturan noktanın çapı da 0 (sıfır) dır.
ancak bu tarz hipotetik kavramsallaştırmlar yeri geldiğince kullanışlı olsunlar diyedir.
dolayısıyla, o tekillikte zaman durur diye bir cümle ne anlama gelmektedir tekrar düşünmenizi isterim.
tekillik ''sanal'' bir şeydir.
orda zaman elbetteki yoktur.
çünkü o tekilliğin kendisi yoktur.
o halde orda zaman yoktur türünden önermeler neden dile getirilir.
bu tarz önermeler mistik savsatalar üretebilmek için ortamı daha kullanışlı hale getiryor olabilir mi.
bing bang bir tekilliğe atıf yaparken,
nasıl bir içerik vermekte bunu düşünelim.
kütlesi ve hacmi olmayan,
yani aslında olmayan bir noktanın patlamasından bahsetmek,
açıkça yoktan patlamakla eş anlamlıdır.
tam bu aşamada kütlesi ve hacmi olmayan parçacıkları örnek vermeyiniz,
çünkü o parçacıkların hızları var.
dolayısıyla kütleye denk enerji yüklüler yani varlar.
o nedenle süreç içinde tekillik kavramının yerine kozmik yumurta kavramını ikame etmeye kalkmışlardır.
sayın tuba
benim bilimden yana oluşum açıktır.
ancak sözkonusu olan kozmoloji olduğunda,
bilimin kendisine değil,
bilim üretenlerin mistik eğilimlerine
ve felsefi yeteneksizliklerine dair ciddi endişelerim var.
aynı endişeler karadeliklerle ilgili kavramsallaştırmada da aynen var.
spartacus
13-09-2011, 18:51
Bugün artık big bang denilen büyük patlamanın aslında patlama olmadığını , sadece genişleme olduğunu biliyoruz.
benim sormak istedğim şu:
Tekillik noktasında başladı her şey.Şimdilik herkes bunda hem fikir.Uzay yoktu,zaman yoktu...
Peki bu tekillik neydi? Bu tekillik denen nokta bugün kü evren mi? Zira her şey(büyük patlama dahil) bu tekilliğin içinde olduğuna göre ve genişleme söz konusu ise, 13,7 milyar yıl önceki tekillik anı bugünkü evrenmizin 13,7 milyar yıl önceki noktası(tekillik hali) değil midir?
Uzay yoksa zaman yoksa bu tekillik anında harekete geçirici güdü neydi?
Şahsen tekillik anında bunlar olmasa, big bang oluşmazdı.
Sanırım tekillik anından öncesine dair net bir evre yok, yoksa tekillik anının bugünkü evrene açılan bir kapı olması için de madde de zaman da var olmalıyıdı.
Neler düşünüyorsunuz?
Sevgili Olimpiyat o tekillik tanrı süsüdür...
Yani şu Big-bang'in yaratılışsal kurgusunu bir tarafa bırakalım elimizde ne kalıyor?
Ya da tam tersi kurgusal yöne eğilelim neye ulaştık, zaman yoktu(o zaman hiç bir hareket de olmamalı), zaman yoksa zamanı ortaya çıkartan madde yoktu(o halde hiç bir şey yoktu anlamalı), tüm bunların ışığında 1 noktadan bahsetmek saçmalık değil midir? Böyle bir merkezin olması dahi saçma olur.
Karadelik konusuna gelince eğer karadelikler(teorisiyle) varsayımdan öteye geçer ve nesnelleşirse Big-Bang teorisi sorunlu hale gelir.
Karadelik varsayımları bize bir noktadan bakan(çekim kuvveti yönünden!) ve mistik söylemleri bolca bir profil sunuyorlar, ya altından, yanından, çevresinden(fışkırma alanlarından) bakılırsa ne olur? Bir varsayım olarak düşünelim. (Bu gözlemlenenin tam tersi olacağı gibi, bizim gözlemlediğimiz evrenin aslında karadeliğin diğer yüzlerine, etrafına saçılan parçaçıklar olduğu, galaksilerdeki hareketliliğin ve genişleme varsayımlarının özünde merkezden dışa saçılmak(atılmak) olduğu varsayımına götürecektir. yani kaba ifadeyle yakınlaşırsak karadeliğin çekim değil itim-fırlatım yönü... Evrenin merkezi bir karadelik olabilir ve bu karadelikler masalda anlatıldığı gibi mistik saçmalıklar içermez, içermek zorunda değil. Galaksilerin merkezinde karadelik olduğu söylemleri basit bir örnek olsun.)
Uzay boşluğuna bir sınır koymak ve bunu da bir kaç milyar yıl önce bir nokta ile sınırlamak-biçimlendirmek, ya salt özneldir ya da hayli dar çerçeveli bir kurgudur.
Karadeliklerden başka evrenlere ışınlanmak, başka boyutların hakim olduğu yer olması, zamanın durması, her şeyin yok olması(tamamen yok olması) vs gibi şeyler ise, gökkuşağının altından geçip cinsiyet değiştirmekle ya da buna inanmaya eşdeğer görünüyor.
Başka evren denince ne kurgulanıyor bilemiyorum, ama başka evren, samanyolu ile Andromeda'nın başka galaksi olmasından ve buna benzerlikten daha doğal olamaz, mistik argümanlara, onlarca kurgusal boyutlara hem gerek yok hem de fazla kapılmamak gerekir diye düşünüyorum. işte komşumuz Andromeda, gördük, bulduk ve ne kadar doğal, sonsuz uzay boşluğunda evrenler de böylesine doğal olabilir, mistik boyutlara gerek yok. Heleki sınırsız uzay, ne idüğü belirsiz bir noktaya ve salt görünen evrene hapsedilebilir mi? Üstelikde yoklukdan mütevellit bir yokluğa bağlı bir noktaya(nasıl oluyorsa) :)...
singular
21-10-2013, 04:29
evrenin bütününe uyguladığımız göreceli bakışı tekilliğe yakın şeyleri gözlemlerken de kullanabiliriz.bu noktada tekillik anının tam olarak ne olduğunu gözlemlemenin verdiği zorluğu, ona yakın yerlerdeki uzay-zaman özelliklerinden tekilliğin ne olabileceği konusunda çıkarım ve yaklaşımlar yaparak azaltabileceğini düşünüyorum.bu yaklaşım kesin yargılara varmayı değil, tekilliğe ait özelliklerin en azından birkaçının betimlenebilmesini sağlayabilir.öncelikle kütleçekimsel zaman genişlemesi ile konuya giriş yapmak istiyorum.biliyoruz her kütle uzay-zaman dokusunda değişime sebep olur.kütlenin bulunduğu uzay-zaman dokusu bulunduğu bölgede 'heryöne doğru' bükülmüştür.sağduyumuz bu heryöne olan bükülmeyi kafamızda canlandırmamızda büyük bir engel olsa da beynimizi biraz daha zorlayarak aslında bu heryöne bükülmenin nasıl olabileceğini 'çıkarsayabiliriz'.bu bükülme ile birlikte zamanın da bükülmesi çok doğal çünkü zaman bu bükülen uzay-zamanla bir bütün halindedir.bunun bükülme sonucunda bükülen uzay zamandaki referans çerçevesi kendisi için bir zaman genişlemesi hissetmezken, dış referans çerçevesindeki gözlemci için bükülen uzay-zamanda bulunan gözlemcinin zamanı yavaşlamıştır.aynı şekilde bükülen uzay-zaman bölgesindeki(kütleçekim etkisi altındaki) gözlemci için dış referans çerçevesindeki gözlemcinin zamanı hızlanmıştır.zamandaki bu göreli hızlanma-yavaşlamanın büyüklüğü kütleçekimin büyüklüğü ile doğru orantılıdır.kütleçekim ne kadar fazlaysa uzay-zaman o kadar bükülür ve zamandaki göreli hız farkı o kadar büyür.uzay-zamanın göreceli doğasının altında yatan mekanizma kısaca budur.şimdi bunu karadeliklere yakın uzay-zaman bölgeleri için düşünelim.tuna ve bihter uzay gemisinde yolculuk eden iki astronot olsun ve ikisinin de ellerinde devasa büyüklükte saatler olsun ve ahmet saatiyle beraber gemiden çıkarak karadeliğe atlasın.bu durumda ahmet karadeliğe yaklaştıkça ayşe onun saatinin kendisininkinden daha yavaş aktığını görecektir.aynı şekilde ahmet de ayşenin saatinin kendisininkinden daha hızlı aktığını farkedecektir.ahmet olay-ufkuna yaklaştıkça ayşe onun zamanının daha fazla yavaşladığını ve durma noktasına yaklaştığını görecektir.aynı şekilde ahmet de ayşenin zamanının giderek hızlandığını görecektir ve bu hızlanma olay ufkuna yaklaştıkça o kadar artacaktır ki, ayşenin ölümünü, dünyanın sonunu, sonunda olay ufkuna ulaştığı anda da evrenin sonunu görecektir.ama ayşe hiçbir zaman ahmetin olay ufkuna ulaştığını göremeyecektir çünkü o olay ufkuna ulaştığında kendisi zaten çoktan ölmüştür ve evrenin sonu gelmiştir.ayşe ahmeti olay ufkuna yaklaştıkça hareketleri ve zamanı yavaşlayan ama hiçbir zaman tamamen durmayan bir cisim olarak görecektir.bu noktada ayşenin evrenin sonuna kadar yaşadığını varsayarsak ayşe ahmet'in saatinin ancak evrenin sonu geldiği an durduğunu görecektir.ayrıca bu konuda dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus var.karadeliğinm içine düşen canlının olay-ufkuna varmadan öleceği düşüncesi yanlıştır.ahmet olay ufkuna ulaşana kadar karadeliğin içinde olduğunu bile farkedemez.uzayı ve zamanı aynı biçimde algılar.yani etrafına baktığında uzay yine aynısı gibi duruyordur ve bir deliğe düşüyormuş gibi bir görüntüyle karşılaşmaz.bunun sebebi uzay-zamanın bükülmesiyle beraber ahmet'in gerçekliğinin ve algılama biçiminin de aynı oranda 'bükülmesidir'.eğer bu bükülme bizim parçalanmamıza sebep olsaydı dünya üzerinde hiçbir canlı kalmazdı.çünkü dünya da uzay-zamanı büker ve hüclelerimizdeki nanosantimlik oynamalar bile ölüme sebep olurken bu bükülmenin bize zarar vermemesi bundan dolayıdır.ayrıca bizlerin uzay-zamanın bükülmesini algılamamızı sağlayan şey kütleçekimdir.sanırım bu örnekleme zamanın göreceliği konusunda daha geniş bir fikir sunmuştur.şimdi gelelim olay ufkuna ulaştığımız anda meydana gelecekler hakkında fikir yürütmeye.karadeliklerin büyük kütleli yıldızların son safhası olduğunu biliyoruz.daha fazla kütle daha fazla bükülme bu da aynı zamanda daha fazla kütleçekim demekti.daha fazla kütleçekim ise maddenin daha küçük hacme sıkışmasına sebep olur(dış referans çerçevesine göre).bu sıkışma daha fazla kütleçekim yaratır ve sonunda sıkışma doygunluğuna ulaştığında bir olay-ufku ortaya çıkar.şimdi benim aklıma gelen şey şu: maddenin sıfır hacme sıkışması tekillik yaratıyorsa, tekilliğe maddenin sonsuz yoğunluktaki formu diyebiliriz.yani tekilliiğin olmaması maddenin(varlığın oluşması) zorunluluğu getirir.lakin madde de varlığı tekilliğe ulaştırmaya eğilimlidir.madde yoğunluğu arttıkça varlığın tekilliğe olan eğilimi (varlıktan kendisini soyutlama eğilimi) artar.yani kısaca aslında hepimizin tekilliğin farklı formları olduğunu ama evrenin bütünde tekil bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.hepimiz tekilliğin içinde tekilliğin bir elemanıyız ve kozmik ölçekte sahip olduğumuz düşük hızlar ve enerjiler nedeniyle bu tekilliği ışık hızına ulaşan veya olay ufkuna ulaşan bir gözlemciye göre görece 'daha ağır çekimde seyrediyoruz'.eğer ışık hızına ulaşabilseydik, yine karadeliklerde olduğu gibi evrenin hızlandığını ve sonunda bittiğini görebilirdik.çünkü aynı zaman genişlemesi olayı fiziksel hız artışında da meydana gelir.ışık hızına yaklaştıkça zaman genişler kütlen artar ve ışık hızına ulaştığın anda dış referans çerçevesine göre senin zamanın durur ve kütlen sonsuza ulaşır.yani ışık hızına ulaşmak da tekilliği getiren bir durumdur.o halde doğada ışık hızında hareket eden şeylerin tekillikle alakalı olduğunu da pekala söyleyebilriz.doğa saf enerjiyi daima ışık hızında hareket ettirir.bir madde yada farklı bir enerji formu saf enerji formuna dönüştüğü anda doğa onu ışık hızına ulaştırır ve zamanını bizim bakış açımıza göre durdurur.bu demek oluyor ki fotonların bakış açısına göre evrenin sonu zaten gelmiştir.fakat bizlerin bakış açısına göre enerjinin görüntüsü ışık hızına ulaştığı anda durmuştur ve hepimiz enerjinin bu son anını yaşıyoruz ve fotona yani ışığa baktığımızda gördüğümüz şey enerjinin tekilliğe ulaştığı andaki fotoğrafıdır.fotonun bir sonraki anı bize göre evrenin sonunda gerçekleşecektir ama fotona göre o ışık hızına ulaşana kadar evrenin sonu gelmiştir.bu noktada uzay-zamanın hıza bağlı göreceliği ortaya çıkıyor.evrenin her uzay-zaman dilimi fotonun son uzay-zaman dilimine sıkışmıştır.bu yüzden fotonlar için zaman yok deriz ve onlar heryerdedirler.biryerde lamba yaktığınızda fotonlar heryere ışık hızında saçılır.ışık hızında ilerleyen foton için ise evren sonsuz bir zamansal hızla ilerler.yani sonu gelir.kısaca benim tekilliğe dair yaptığım çıkarımlar şunlar: tekillik büyük bir ihtimalle çok parlak( fotonun görüntüsünden dolayı) çok yoğun(karadeliğin merkezindeki madde yoğunluğundan dolayı) ışık hızına sahip bir olgudur.