PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Laikliğin Tanımı.


basitrasin
16-09-2011, 07:00
Başbakan Mısırda yaptığı konuşma sırasında laikliği tavsiye etti. Mısırlı bazı grupların; " Bu tercüme hatasıdır, Erdoğan böyle şey söylemez" türünden açıklamaları üzerine, Tunusta Laiklik tavsiyesini yineledi.
Başbakan: " Laik devlet: İster Müslüman olsun, ister Hristiyan olsun, ister Musevi olsun, ister Ateist olsun hepsine eşit mesafededir."
Dedi.

Haberin devamı aşağıdaki linkte.

nethaber.com (http://www.nethaber.com/video/13094/tunusta-da-hem-israil-hem-laiklik-konusuldu.html)

Sizlerle bu haberi paylaşmak istedim.
Sağlıcakla kalın.

G Milat
16-09-2011, 12:16
Tanimi degistirilip ici bosaltilan bir laikligi(!) hangi dinci basbakan istemez ki!!

Onun soylemek istedigi:

"Laiklik iyidir, bakin biz ne guzel laik bir devletiz diye sarkilar soylerek islami siyasallastiriyoruz puhahaha" olabilir!

basitrasin
18-09-2011, 08:37
Herkese Selam.
İşte laiklik ile ilgili haberin yorumu.
Haberi yorumlayan gazeteci:
"Lailklik bayrağını CHP'den aldı"
diyor.

Haberin tamamına linkten ulaşabilirsiniz.

Sonsayfa.com (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Siyaset/Lailklik-bayragini-CHPden-aldi-204323.html)

Hoşçakalın.

ALKA
18-09-2011, 09:41
Bir zamanlar 'hem Müslüman hem laik olunamaz' diyen Erdoğan'ın Mısır ziyaretinde "Müslüman biri pekala laik bir ülkeyi yönetebilir" söylemine kaçması ve bu şekilde aniden laikçi kesilmesi aslında uyguladığı yanıltma ve uyutma politikasının bir parçasıdır. Erdoğan'ın mesajının adresleri “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” misali, Arap ülkeleri değil, bilakis Batı başkentleri ve Türkiye'dir. Bu şekilde Erdoğan'ın ve AKP'nin “İslamcılık” algısı Araplara verilen laiklik mesajıyla giderilmek isteniyor ve güya Batı ile Ortadoğu arasında sözde bir “şahane denge” kuruluyor. Bu şapkadan tavşan çıkaran yanılsıma ustası Erdoğan'ın sol gösterip sağ vurma taktiğinden başka bir şey de değildir.

TUBA
18-09-2011, 12:22
erdoğanın yaptığı politikadan başka birşey değil, herşeyi kendi lehine çevirmeyi biliyor içinden gelen bu olmasada. yani bir söz vardır ve tam erdoğana yakışır bir sözdür "ben senin güneş almamış yerlerini de bilirim" bu mecazi bir sözdür hemen yanlış anlamayın :)

jadi
18-09-2011, 13:45
Misir'in zaten laik bir anayasasi vardi diye biliyorum ben. En azindan islami hukuk kullanan bir ulke degildir. Ayrica Misir yaklasik %20 civarinda hristiyan nufus barindirir. Misirlilara laiklik dersi verecek en son ulke biziz herhalde. Kemalist tc devleti kuruldugu gunden itibaren hristiyan vatandaslarin varligina tahammul edememis, sunnilik disindaki tum din ve mezhepleri yok saymis hatta asimile etmek icin baski uygulamistir.


O kadar dil dokuyorum insanlar hala tc'nin ve chp'nin laik oldugunu ima eden ifadeler kullaniyorlar artik nasil bir beyin yikamaysa bu idrak kanallarini kalici sekilde tikamis(basitrasin'i kastedmedim)

spartacus
18-09-2011, 16:09
Bir zamanlar

Devlet sandalyedir, koltuktur, koltuk laik olur mu söylemindeydi...

Yani devlet sandalye koltuksa, koltuğuın dini olur mu? Bu da ayrı bir meseleydi...

Eğer laiklik sadece bir "devletin tüm inançlara eşit mesafede durması" olsa idi bir nebzede olsa tam yerinde bir tanımlama diyebilirdik. Fakat bu hem muğlak bir tanımlamadır hemde eksiktir.
O halde soralım devletin dini olur mu?

Laikliğin gelişimine bakarsak insanların laik olduğunu din adamları ve kurumlarının laik olmadığını görürüz. Yani dini kurum dışında kalan insanlar laik kesimi temsil ederler dolayısıyla kurumları da. Eğer devlet bir araç, kurum ise, tabi ki, bildiğimiz gibi o bir din kurumu değildir. Ortaçağı ve evvel köleci sistemleri bir yana bırakırsak, modernitenin geliştiği dönemlerde laiklikde, dini kurumda, otoritede, araya giren ortaçağın oluşturduğu anlamsız ve muğlak tanımlardan çıkartılmıştır.

Birincisi devlet laik olur mu? Olmaz mı tartışması değil, laiklikliğin bu konudaki açılımı, devletin dininin olmayışı ve dahi zaten devletin bir din kurumu olmayışı yönündedir.
İkincisi inançlara eşit mesafede durmak muğlak bir söylem. devlet işlerinde dini buyruk ve kurallarla da ya da Erdoğan'ın tabirini tamamlarsak, devlet işlerinde herhangi bir dinin kurallarıyla da hareket etmemektir.
Üçüncüsü bu devlet ile din işlerinin ayrışması olarak netleşmiştir. Buda demektir ki devlet dini kurallarla, buyruk ya da yasalarla hareket edemez....
Dördüncüsü laiklik sadece bu da değil, laiklik dini kurumların devlet kurumu haline getirilmesinin oluşturduğu yasalara, kafa yapısı ve yasalarıda, devlet yasalarından ayıklamaktır. örneğin kadına, seçme seçilme hakkının verilmemesi laik olmayan devlet anlayışıdır, verilmesi ise laik bir tutumdur. Çünkü bu hak din eliyle engellenmekte idi ve devlet yasalarında yeri vardı...

ABD Laiklik iyi bir yönetim değildir diye açıklaya dururken sanırım Ortadoğu açısından bu kelime sorun teşkil ediyor olmalı. Ya kavramın içi boşalacak bir kabul noktası oluşturulacak ya da çelişik bir Türkiye'nin varlığı sorunu da çözülemeyecek. tabi bu çelişki bir yanda laik diğer yanda dini islam olan bir devlet çelişkisidir.. Laikliği sadece kadınların başını açıp açmaması meselesine indirgemekde laiklikle ne uzak ne yakından alakalı değildir, ne Mısır ne Türkiye ne de ötekiler laik değildir, hiç olmadılar da.. Dini olan, devlet ile din kurumlarının, yasalarının birbirine bağlandığı bir devlet vb, kavramın salt anlamıyla dahi çelişir...

Neyse devlet laik olur kişi olmaz, yok kişi olur devlet olmaz bir yere kadar, bu gün (hangi sisteme göre olduğu ayrı olmak üzere) devlet bir kurumdur, o bir din kurumu değildir. Kısaca günümüzün sorunu laiklik değil din sorunudur... Feodaliteden kalma din-devlet anlayışı ve inancı aşılamıyor, kırılamıyor dolayısıyla laiklik kuşa çevrilerek de olsa bir kabul noktası oluşturulmaya çalışılıyor. 21. Yüzyılda hala birilerinin gökten indiğine(eski kural, yasa ve masallar) inandığı ya geçmiş tarih öykünmeleri ya da günümüzden binlerce yıl önceye hitap eden, uydurulmuş ve dönemine göre çıkar temelli konuşturulmuş masal-efsane kahramanları yasalarını uygulamak istiyorlar.

jadi
18-09-2011, 18:04
Laikligin ne oldgunu tanimlamak icin kendimizi bu kadar yormanin geregi oldugunu sanmiyorum. Laiklik en basit tanimi ile devlet kurumlarinin ve hukuk sisteminin dinsiz olmasi ayrica vatandaslarin dinini onemsemeksizin hepsine esit mesafede durmasidir. Kadin haklariyla laikligin hicbir alaksi yoktur mesela. Bence bazi sahislar Osmanli'nin tc'den cok daha laik oldugu gercegini inkar etmek icin kafalari bulandirmaya calisiyorlar.

Freester
18-09-2011, 19:31
Aslında neresinden anlatsam bilemiyorum ama aklıma gelen tarafından size biraz bilgi vermeye çalışcam bana göre laiklik: Devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir. Fransızca'dan Türkçe'ye geçmiş olan "laik" sözcüğü, "din adamı olmayan kimse; din adamı dışında kalan halk" anlamına gelen Latince "laicus" sözcüğünden gelmektedir. Roma döneminde din adamlarına "Clerici" din adamı olmayanlara da "Laici" adı veriliyordu. Vede Laisizm veya Laiklik (Fransızca: Laicite),Anlamına geliyor.

Biraz tarihine bakarsak ise Eski çağlardan beri din, insanların, günlük yaşamında, toplumsal düzende ve devlet yönetiminde etkili oldu. Özellikle Hıristiyanlık Avrupa'da ortaçağ sonlarına kadar her alanda söz sahibiydi. Papalar krallara hükmedebiliyor, papaz, rahip, ya da keşiş gibi din adamları Hıristiyan dininin kurallarına göre insanların yaşamını yönlendiriyorlardı.

Zamanla değişen ve gelişen ticaret ilişkileri, kentlerin zenginleşmeye başlaması, Hıristiyan olmakla birlikte ayrı mezheplerden olanların çoğalması gibi etkenler Hıristiyan dininin dönemin yeni koşullarına göre gözden geçirilmesini gerektirdi. 16. yüzyılda dinde Reform hareketi oldu. Edebiyat, sanat ve bilimde Rönesans diye adlandırılan canlanma ve atılım dönemi de 15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşti. Böylece Hıristiyan dünyasında din, yaşamın birçok alanında etkisini yitirmeye başladı. Özellikle eğitim ve öğretim alanında yenileşmeler oldu. Din kurallarına uygun eğitim yapan kurumların yani sıra özgür düşünceye ve inanç özgürlügüne dayanan eğitim kurumları devlet tarafından açılmaya başlandı. 1789 Fransız Devrimi'nden sonra laiklik yavaş yavaş devletin bütün kurumlarında ve toplumda kendini kabul ettirdi. Kavram konusuna girmek dahi istemiyorum.

Saygılarımla..

G Milat
20-09-2011, 01:59
Sn Jadi,

Laikligin kadin haklariyla ilgili olmadigini dusundugunuze gore, bu dusuncenizi nasil temellendirdiginizi merak ettim..

Zira, ya kadin haklarini bilmiyorsunuz ya da laikligin taniminin bosaltilmis seklini kabul ediyorsunuz...

Gorusunuzu oldukca ilginc buldum.

turko
20-09-2011, 02:13
mısır'da ki sahte devrimden sonra ki ihvan-ül müslim 'in ilk toplantısından çıkan görüşlerin 1. maddesi

-mısır yönetimi kesinlikle kadınlara ve hıristiyanlara bırakılamaz ...

laiklik nerde tam olarak.

öte yandan kuran gibi dünya işlerini düzenleyen bir kitapla laiklik hayatın her anlamında çatışır , laiklik hıristiyanlığa uygun bir yaklaşımdır

TurkceRap
20-09-2011, 14:54
+Daha önce söylemiştim yine söylüyorum, Mısırlılar Mübarek'i çok arayacaklar...

spartacus
20-09-2011, 16:08
Laiklik tekrarı ve ifadelerinin sık kullanımı sanırım Ortadoğuda gelmekte olan anlayışın, -artık hakim anlayış diyelim- hiç de laik olmadığının bir göstergesi. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali, bu söylemin tamda hakim anlayışların göbeğinde Erdoğan tarafından dile getirilmesi raslantı değildir diye düşünüyorum. Hol yok yumurta yok, nereden çıktı diyebileceğimiz bir gelişme değil.

Buradan şunu diyebiliriz ki, demek ki laik olmayan, ama özellikle hedeflenirmiş gibi görünen ılımlı islam anlayışına uygun olmayan gelişmeler var coğrafyada. Demek ki baştan verilen dozaj iyi ayarlanamamış ya da köprüden sonra birileri harcanmak isteniyor, artık onlara ihtiyacı kalmadı. Talibanla organik ya da inorganik(ideolojik) bağı olan gruplar, uluslararası çıkar ekseninde bu düzeyde finanse edilir ve silahlandırılırsa, böylesi yapıların kitle gücü oluşturması ve kitle etkisi köktenci bir etkiden başka ne olabilirdi? Bir yerde kitle hareketinin olması ve niceliği tek başına önemli değildir, geleceğe dönük analizlerde bulunabilmek için bakılması gereken niteliktir ve kimlerin önderlik ettiğidir. Pekala bezgin ama bilinçsiz bir halk, Kaddafi'den daha beterini de iktidara taşıyabilir, aynen evvelce Saddam'ın taşınması gibi.

Çıkarlar uğruna her türlü aleti, aracı, fikri, hiç bir ilke gözetmeksizin bilhassa 1990 dan beri gayrı-meşru savaşçı başta ABD olmak üzere yürüten batılı devletler yeni çıkar ya da diplomasi sorunlarını, köktenci yapılaşmalar üzerinden çözmeye çalışıyorlar hatda diplomasi ayağında birbirlerine karşı koz, silah olarak kullanıyorlar. Uluslararası ölçekte sürekli birbirlerinin zayıf halkalarından yararlanıyorlar. Irak'da daha baştan, savaş başlatılmadan konsorsiyumun aldığı ve oluşturduğu petrol haritası geldiğimiz şu aşama da gedikler vermiştir. Irak içindeki istikrarsızlık ve güven ortamı sorunu, ABD'nin çevre ülkeler üzerinden kendisine baskı kurduğu Rusya tarafından akıllıca kullanılmıştır ve haritada olmadığı halde yer edinmiştir. Tüm bu istikrarsızlık ve güven bunalımı dönemlerinde ya da dünya jandarmalığı konusunda malesef sarıldıkları en önemli vazgeçilemez taktiklerden bir tanesi de köktendinci anlayışların kitle gücü ve etki oluşturması ya da uluslararası hukuka da sığmayan, gayrı-meşru savaş olarak kullanıla gelinen "önleyici savaş" lafzı ve muhtaç olduğu terör olmuştur...

Köktenci örgütlerin özellikle finanse edilmesi ise günümüzde hem çıkarlarına tamamen uygun bir toplumsal bellek(afyon), din dışında ve daha etkili kitle gücü oluşturacak bir çıkış-örgütleme yolu, gayrı-meşru savaş stratejilerine de terör söylemi üzerinden edinilecek meşru kılıf bulamayışlarıdır. Bu örgütlenmeler iki şey var ikisini de sen söylüyorsun örgütlenmeleri, dozajıdır, kah bir yönünü, kah diğer yönünü ne zaman gerektiyse o zaman kullanıyorlar...

Daha geçen haftalarda Ortadoğu, İsrail üzerinden geliştirilen yaygaraların altında da aslında yine Akdeniz petrolünü görmek abartı olmaz diye düşünüyorum...

Görünen oki, emeryalizmin(tekeller) uluslararası ölçekte çıkar, yer altı ve yerüstü kaynaklarına hakim olmak, elde etmek sorununu, bu gün kaynakların olduğu hakim coğrafyaların ve çevresinin istikrarsızlaştırılması ve ilhakını meşru zemine çekebilme doğrultusunda ilerlemekte. Coğrafyada ki halklara da köktencilik reva görülmekte, lakin kontrolsuz değil, olmamalı.

Kimbilir belkide Mısır, Libya üzerinden Ortadoğu, Erdoğanın çektiği ayarı anlarda hizaya gelir... Hem ne güzel İsrail üzerinden bir hasım edebiyatı oluşturulmuşken Erdoğan hoca, müslümanları düşünüyor olmalı, o halde dediğine itimat edelim, şekle girelim...

unbe
20-09-2011, 18:03
hepsine eşit mesafede ise,neden camiilerin elektrik vb. giderleri devlet tarafından karşılanmakta?
neden diyanet işleri başkanlığı var da ateizm başkanlığı alevi başkanlığı vb. yok?
benim bildiğim laiklik din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır ki öyleyse gene karşımıza devletin resmi organo konumundaki diyanet çıkmakta.
azıcık beyin olsa türk halkında sorarlar adama:bu ne perhiz bu ne lahana turşusu:D

jadi
20-09-2011, 18:41
hepsine eşit mesafede ise,neden camiilerin elektrik vb. giderleri devlet tarafından karşılanmakta?
neden diyanet işleri başkanlığı var da ateizm başkanlığı alevi başkanlığı vb. yok?
benim bildiğim laiklik din ve devlet işlerinin ayrılmasıdır ki öyleyse gene karşımıza devletin resmi organo konumundaki diyanet çıkmakta.
azıcık beyin olsa türk halkında sorarlar adama:bu ne perhiz bu ne lahana turşusu:D

Diyaneti, imam hatipleri, ilahiyat fakultelerini falan kuran, Alevi koylerine cami yapimi kampanyasini baslatan sizin Kemal'den baskasi degil

unbe
20-09-2011, 18:52
:D
bizim kemal?

jadi
20-09-2011, 18:56
ataturk yani

unbe
20-09-2011, 19:02
:D
down sendromlu biriymişim gibi açıklama yapmanız gayet gereksiz sn. jadi:D
anladım atatürkü kastettiğinizi.
sanırım beni ulusalcı falan zannediyorsunuz hiçbir yerde öyle olduğumu söylediğimi hatırlamıyorum ben.olsa olsa bazı fikirlerim itibarı ile bu tanım bana yakıştırılmıştır.
atatürke saygı duyuyorum diye bu onu eleştirmeyeceğim manasına gelmez ayrıca:D
üstelik benim ilk ietimde eletirdiğim kişi RTE idi.konu onunla alakalı atatürkle alakalı değil:D

alpan
20-09-2011, 20:16
Diyaneti, imam hatipleri, ilahiyat fakultelerini falan kuran, Alevi koylerine cami yapimi kampanyasini baslatan sizin Kemal'den baskasi degil

Kemal hem siyonist, hem kominist hem kapitalist hem kan emici, hem Alevi düşmanı, hem müslüman düşmanı, hem imam hatip sevdalısı, emperyallerin uşağı... he mi?

Şimdi bu şahsın 50 tane kafadan sallama, laf olsa torba doldurmaz yazısını rahatlıkla bulabilirsiniz. Ama yazıyor, içinde bilgi var mı? YOK, doğru laf var mı? YOK. Bol keseden sallama var mı? VAR. Yazdıkları ve ısrarla gündemde tuttuğu konu belli mi? BELLİ. Kemal'den kuyruk acısı var mı? VAR. Bunun yazdığı bir mesajdan Kemal hakkında doğru bir bilgi elde etmek mümkün mü? DEĞİL. Bu sitenin amacı kör döğüşü mü?DEĞİL. Ben faşirt miyim? DEĞİLİM. Kemal'i eleştirilmez mi görüyorum?GÖRMÜYORUM. Sinirleniyor muyum? EVET. Niye mi? BİLGİ ve GÖRÜŞLER KONUŞULACAĞINA, DEDİKODU VE İFTİRALAR YAZILIYOR. Forumun kalitesine katkısı var mı? YOK. Yaptığı provakasyon mudur (çünkü sallıyor)? EVET.

Not 1:Çinekopluk yapıp, ilahiyat, imam hatipler Kemal zamanında kuruldu falan demeyin. Ondan bahsetmiyorum :)
Not 2: Sallamıyor diyecek varsa demeden önce bence iyi düşünsün.
Not 3:Hadi bu sallamalar yüzünden hep birlikte birbirimizden nefret edelim (ne var yaaaa diyeceklere gelsin bu da)

Nova
21-09-2011, 01:21
Atatürk' ün yanına savaştan sonra, özel okullar ve misyoner okullarından oluşan adamlar yardımcılığına getirilmiştir.

Bu adamlar, o kadar sıkıntının arasında Ata' ya sorulmadan yüzlerce şey yapılmıştır.

Batılılaşmak adına, sokaklarda çalan fransızca şarkılardan haberiniz varmıdır, osmanlı bankası desteği ile..

G Milat
21-09-2011, 08:30
"Laiklik" konusunda Basbakan Erdogan'in Misir'a ogut verdigini soylemistik.
Misir'dan yanit gecikmesi. Misir'daki (sozde) devrim hareketlerinin Islam'a gore oldugunun sinyallerini veren Misir hukumeti ve mollarari, artik niyetlerini acikca belli etmeye basladirlar.



Hatirlarsaniz devrim hareketleri esnasinda halki "demokrasi gelecek" naralariyla dindirmislardi.
Misir mollalarindan birisi olan Seyh El-Adivi, gecen dunlerde Erdogan'a aynen soyle dedi:



"Alim olmayan kişi laikliğin iyi ya da kötü olduğuna karar veremez
İktisadi reformlar gibi dünyevi meselelere ilişkin reform önerileri getirdiği takdirde kabul edilebilir ve faydalı olabileceğine değinen Şeyh El-Advi: “Alim olmayan bir kimse gelip de ‘laiklik iyidir ya da değildir’ diye karar vermeye kalkıyor. Benim kızdığım nokta budur. Aksine bizler kesinlikle dini namaz, oruç, zekat ve hacla sınırlandırıp devletten uzaklaştıran laikliği küfür olarak kabul ettiğimize dair Allah’ı kendimize şahit tutarız. Öyle ki Rabbimiz Allahu Teala yüce kitabında şöyle buyurmaktadır: ‘Kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir’ "
Link icin : http://pressmedya.com/haber_detay.asp?haberID=4263)
Umarim laiklik konusunda kendi kelligine care bulamayanlar, bazilarina "laik olun" vaazlari vermeye devam etmezler...

DEMAN
21-09-2011, 13:59
Başbakan Mısırda yaptığı konuşma sırasında laikliği tavsiye etti. Mısırlı bazı grupların; " Bu tercüme hatasıdır, Erdoğan böyle şey söylemez" türünden açıklamaları üzerine, Tunusta Laiklik tavsiyesini yineledi.
Başbakan: " Laik devlet: İster Müslüman olsun, ister Hristiyan olsun, ister Musevi olsun, ister Ateist olsun hepsine eşit mesafededir."
Dedi.

Haberin devamı aşağıdaki linkte.

nethaber.com (http://www.nethaber.com/video/13094/tunusta-da-hem-israil-hem-laiklik-konusuldu.html)

Sizlerle bu haberi paylaşmak istedim.
Sağlıcakla kalın.

Benim bildigim laik devlet, tüm dinlerden arinmis evrensel hak ve hukuk sistemine tabi, sosyal ve özgürlükcü bir devlettir.
Laik devlet, insanlarin özeline karismaz, kamusal alanlarda ise, dini ve siyasi simgelere "istisnasiz" olarak yer vermez...ne demek istedigim, umarim anlasilmistir...
Saygilarimla...