PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ankara'daki Saldırıyı TAK üstlendi.


ahmetsln
23-09-2011, 00:09
ANKARA’da, önceki gün bomba yüklü otomobille gerçekleştirilen, 3 kişinin öldüğü 34 kişinin yaralandığı bombalı saldırıyı, terör örgütü PKK’nın metropollerde eylem yapan bağımsız kolu 'Kürdistan Özgürlük Şahinleri' (TAK) üstlendi.


Terör örgütü PKK’nın sözcülüğünü yapan bir internet sitesinde yer alan bildiride hain saldırı üstlenilirken, bunun başlangıç olduğu ve saldırıların devam edeceği ileri sürüldü. Bildiride, "Daha önce uyardığımız gibi artık örgüt olarak hiçbir hassasiyetimiz kalmamıştır. Her yer eylem sahası, her yer hedeftir" denildi.

PKK'nın bugüne kadar şehirlerde düzenlediği bombalı saldırıların bir bölümünü, 2003 yılında kurulan TAK üstlendi. Kürdistan Özgürlük Şahinleri olarak bilinen TAK, PKK içinde faaliyet göstermesine rağmen, tamamen bağımsız bir yapı gibi gösteriliyor. TAK'ın eylemleri PKK tarafından üstlenilmiyor. TAK, bir çok şehir merkezinde bombalı eylemler düzenledi.

Bunlardan bazıları şöyle:

- 10 Haziran 2007: İstanbul Bakırköy'de 31 kişinin yaralanması ile sonuçlanan patlama.
- 17 Temmuz 2005: Aydın Kuşadası'nda turistleri taşıyan minibüse ve bir hafta sonra İzmir Çeşme'de çöpe bırakılan bombanın patlaması sonucu 5 turist, bir polis memuru öldü, 34 kişi yaralandı.
- 31 Ekim 2010: İstanbul Taksim'de polis noktasına saldırıda 32 kişi yaralandı.
- 23 Mayıs 2007: Ankara Ulus Anafartalar çarşısındaki patlamada 7 kişi öldü, 102 kişi yaralandı.
- Son olarak 26 Ağustos: Antalya Konyaaltı plajı ile 28 Ağustos'ta Kemer halk plajındaki patlamalarda 6 turist yaralandı.

ahmetsln
23-09-2011, 00:09
Gülüyorum bunun neresi özgürlük? Masum halkı öldürmekle terörist dediğiniz devletten, sürekli suçladığını devletten ne farkınız kaldı ki?

Nova
23-09-2011, 00:13
Bu hareketleri meşrulaştıran; lanet olasıca mhp ve onun çarpık milliyetçilik anlayışıdır.

Zamanında türkeşin tvlerden yaptığı konuşmaları hatırlamazmıyız.."bizde size elimizden geleni yapar ardımıza koymayız" tavırları...

Bu Türkiye tarihindeki 29. kürt isyanıdır.

Bu olayların bu kadar şiddete dönüşmesini engellemeden çözümler hazırlanmalı ve uygulanmalıydı..

Ama hükümetler emperyalizm yalakalığını ve keselerini daha çok düşündüler..

e dolayısıyla insanlık 2-0 mağlup..

ahmetsln
23-09-2011, 00:16
Ben birileri yapıyor diye diğerininde yapmasının gerekli olduğunu düşünmüyorum. Sağ duyulu olabilir insan. türkeş gibi insanlar hep vardı ama bunların dediklerine karşı başka insanlarda insan öldürecekse bence türkeş tarzı zihniyetten hiçbir farkları yok.

Sonuçta masum insanlar ölüyor. Türkeş zamanında Kürtlerden öldü. Yetmedi mi ki? bize meşru zemin oldu diyerek başka sivilleri, masumları öldürmek insanın adaletine ters gelmez mi?

Ayrıca orada sadece Türk vatandaşı değil her türden insan olabilir. Kürt'ü Türk'ü Lazı bilmem nesi hepsi olabilir. Ve suçsuz olma ihtimalleri yüksek. Çünkü emirleri veren siyasetçiler, emirleri uygulayan onların adamları, halk ise suçsuzdur.

dilaver
23-09-2011, 00:17
HPG: Ankara'daki saldırıyla ilgimiz yok

ANF
FLASH / 13:53 / 21 Eylül 2011

BEHDİNAN - HPG Anakarargah Komutanlığı, Ankara’da yaşanan patlama ile hiçbir ilgilerinin olmadığını belirterek, “Bu olayla bağlantımız kurularak Kürt düşmanlığı daha da geliştirilmek, sivil insanlarımız hedef yapılmak istenmektedir” dedi.

HPG Anakarargah Komutanlığı yaptığı yazılı açıklamada, “20 Eylül günü Ankara’da yaşanan patlama sonucunda yaşanan can kayıplarından direkt hareketimizi ve HPG güçlerimizi sorumlu tutan yeminli PKK düşmanları kamuoyunu manipüle etmektedir” diye belirtti.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Bu olayla bağlantımız kurularak Kürt düşmanlığı daha da geliştirilmek, sivil insanlarımız hedef yapılmak istenmektedir. Tam da TC Başbakanı Erdoğan’ın ABD başkanı ile görüşmesi öncesine denk gelen bu olayın arkasında AKP hükümetinin yeni bir oyunu olduğu görülmektedir. Uluslararası kamuoyu nezdinde AKP hükümetini mağdur pozisyonunda göstermek ve hareketimize karşı geliştirilmek istenen tasfiye konseptine destek bulmak amacıyla bu olayın kullanılmak istendiği çok açıktır. Sivillere yönelik eylem geliştirmediğimiz bilinmesine rağmen bu yönlü propaganda edilmesinin amacı AKP hükümetinin açıkça ilan ettiği ve tüm Kürtleri hedefleyen savaşın daha da yükseltilmesidir.

Halkımızın ve kamuoyunun bilmesi gerekir ki HPG gerillalarımızın 20 Eylül günü Ankara’da yaşanan olayla hiçbir ilgileri bulunmamaktadır. Halkımıza ve kamuoyuna duyurulur.”

saygılarımla

dilaver
23-09-2011, 00:22
Bu da BDP nin açıklaması :



BASINA VE KAMUOYUNA

Dün Ankara Kumrular Caddesinde meydana gelen patlama sonucu 3 yurttaşımız yaşamını kaybetmiş, 34 vatandaşımız da yaralanmıştır.

Yine Siirt’te yapılan saldırı sonucu 4 kadın yurttaşımız yaşamını yitirmiş, ikisi de ağır yaralanmıştır.

Öncelikle her iki olayda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allahtan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve yaralı yurttaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz. Yaşamını yitiren yurtaşlarımızın ailelerinin ve sevenlerinin acısını paylaşıyoruz.

Yaşam hakkına yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Her iki olayı yapan ve yaptıranlar bir an önce açığa çıkarılmalıdır. Hiç bir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde sağlıklı bir soruştuma yürütülmeli ve tüm bilgiler kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Ne yazık ki dün Ankara’da meydana gelen patlamadan sonra hütümet ve devlet kurumlarının sergilediği tutum, yaptıkları çelişkili, gayri ciddi açıklamalar, hükümetin böyle bir kapasitesinin veya niyetinin olmadığını da göstermiştir.

İçişleri bakanı İdris Naim Şahinin tutarsız açıklamaları ve olayda yaşamını yitirten yurttaşlarımız için kullandığı dil, kamuoyunu hayrete düşürmüştür.

Barış ve Demokrasi Partisi olarak tüm kamuıyu ile üzüntülerimizi paylaşıyor, bu tür olayların yaşanmaması ve ülkemizde barışın ve demokrasinin egemen olması için, yılmadan mücadele edeceğimizi belirtiyoruz.

Gültan KIŞANAK SelahattinDemirtaş
BDP Eş Genel Başkanı BDP Eş Genel Başkanı

milomanara
23-09-2011, 00:32
Bu cibiliyetsizlik(TAK), hem sivilleri kasten öldürüp hem de hayat kadını çocuğu olmamak için bir kılıftır. PKK/HPG: "Ben yapmadım, miki yaptı."

BDP'nin her iki eylemi de kınamasını takdir ediyorum. Belki de gerçekten fikirleriyle var olabilecekler.

turko
23-09-2011, 00:44
BDP abdullah öcalan'ı lider olarak kabul etmeyi bırakmadıkça doğru yolu bulamayacaktır ..

basitrasin
23-09-2011, 00:47
Herkese Selam.
Bilgi kirliliği dedikleri bu olsa gerek.
Soru: Ankaradaki ve Siirteki saldırıları kim gerçekleştirdi?
BDP: Bunları devlet yaptı, bizim üzerimize atıyorlar.
Haber kanalları: Siirteki saldırı esnasında PKK'nın bölge sorumlusu, atmaya çalıştığı el bombası erken patlayınca, delil olarak olay mahallinde kaldı.
Ankaradaki saldırıyı yapan kişi mobese kayıtlarına geçti. PKK ile bağlantısı olduğu bilinen bir şahıs. Yakalanması an meselesi. (Benim yorumum:Eğer, hala, kendi örğütü tarafından öldürülmediyse)
HPG: Bizim bu işle hiçbir ilgimiz yok.
TAK: Olayı biz yaptık.
vs. vs.
Ama teknoloji gelişti. Artık hiçbirşey gizli kalmıyor.
Aslında sırıtmakta olan gerçekler, bütün çıplaklığı ile gün yüzüne çıkacak.
Saygılarımla.

Nova
23-09-2011, 00:51
Made in Usa - Assembled in Turkey...

VraeL
23-09-2011, 01:13
Made in Usa - Assembled in Turkey...
and tested on ankara,

(ı am a english özürlü)

qwewqeq .D

konuya hitaben:
saldırıyı kimlerin üstlendiği, ölenleri geri getirmeyecek şahsımca

Nova
23-09-2011, 01:21
Rahat ol abi, insan unutkanlığı olan bir türdür..unutulur gider...

Para eden ve tutan ne varsa o unutulmaz...

Millet i-phone u düşünür ama i-sonunu düşünmez :D:D

Jolly Jocker
25-09-2011, 13:29
Sivilleri, kadınları, çocukları hedef alan şiddet eylemlerinin savunulabilir hiçbir yanı yoktur ve olamaz. Bunun adı terördür. Kim yaparsa yapsın. TAK denen örgüt bu eylemi sahiplenmiş, savunmuş ve devamının geleceği tehdidini savurmuş. Nişan almadan ateş eden, sivillerin, emekçi halkın canına kasteden TAK adlı bu örgüt aşağılık bir terör örgütü olmanın ötesine gidemeyecek. Bu aşağılık terörü savunması ise tek kelimeyle mide bulandırıcı.

TAK'ın açılımı, ''Kürdistan Özgürlük Şahinleri'' imiş. Belli ki milliyetçilikten gözü dönmüş bir örgüt. Fakat patlattığı bombaların bir Kürt'ü de öldürebileceğini bile umursamıyor. Hiçbir özgürlük türü, sivilleri öldürmekle kazanılmaz. Devlet, kendi acımasız yüzünü sonunda 'karşı tarafa' da yansıtmış anlaşılan. Frankestein'ı yaratmış. Diğer deyişle, bazı Kürtler düşmanlarına dönüşüp devlet gibi sivillere katliam yapar hale gelmişler. Yazık...

Yanlış hatırlamıyorsam bu TAK denen örgüt birkaç yıl önce Antalya'da da bomba patlatmıştı. Çarşının ortasında! Turistler ya ölmüş ya yaralanmıştı. Patlama öyle bir yerdeydi ki, üç saat kadar önce oradan geçmiştim. Üç saatle kurtulmuşum.

spartacus
25-09-2011, 13:43
Kimden ve nereden gelirse gelsin, böylesi eylemlerin savunulacak hiç bir yanı yok ve ayrımsız lanetlemek gerekir. TAK mı üstlenmiş, ben böylesi yapılaşmaların faşist örgütlenmeler olduğunu düşünüyorum, kaldı ki berideki ile ötedeki aynı kafaya sahipse ayrımsız ikisini de aynı ifade etmek gerekir. Örnek birisi milliyetçi, diğeri de aynı ona da çekinmeden milliyetçi diyebilmek gerekir...

Bu faşist mantaliteleri-hele birde şahinlermiş- ile bir coğrafyada hakim olsalar, ne yaparlar? Önce kendi insanlarını, sonra gözünün üstünde kaşı olanları... Faşizm her renkde faşizm oluyor, A cısı B cisi olmuyor.

basitrasin
25-09-2011, 20:35
Herkese Selam.
PKK nın daha bu adı alımadığı yıllardı. Yani 80 öncesiydi. O zamanlar Acilciler diye adlandırılırlardı. Bu adı almalarının sebebi: Acilen devrim yapılması gerektiğini, ve bunun için de faşizmin tırmandırılmasını (provake edilmesini) savunmalarıydı. Daha sonra başındaki kişi nedeniyle Apocular adıyla anılmaya başlandılar. Kendileri gibi düşünmeyen her kesimi acımasızca infaz ettiler. Şimdilerde PKK diye anılır oldular.
İlk kurulduğu yıllardan beri terör'ü tırmandırmak. Olayları provake etmek. Böylece faşizmin yükseleceği ve buna tepki olarak devrim gelişeceği gibi bir iddaları vardı.
Demokrasi, Barış, Huzur, bu örgüt için en büyük tehdit. Devlet azıyla kuş tutsa. PKK Faşizmi tırmandırmak adına, bir bahane bulur, yine hır çıkarır.
Sağlıcakla kalın.

dilaver
25-09-2011, 20:39
Sayın basitrasin.

Yanılıyorsunuz. Acilciler THKP-C kökenli bir örgüt idi ve PKK ile hiç bir ilişkisi yoktu. Acilciler, sonra HDÖ, sonra MLSPB, başka adlarla aynı tarz oluşumlar Türkiye'de yer aldı ve 80 e kadar sürdü. PKK ise onlardan apayrı bir oluşumdu ve bir Kürt örgütü idi.

saygılarımla

basitrasin
25-09-2011, 20:47
Sayın Dilaver.
Yanlış bilgi verdiğim için kusura bakmayın.
Bazen olguları birbirine karıştırıyorum.
Düzeltme için teşekkürler.

VraeL
25-09-2011, 21:19
herkese selam
yahu merak etmeyin,
herşey çok güzel gidiyor,
devletimiz ne de olsa pkk ile müzakereler yapıyor,
3-5 adet sivilimiz ölmüş
elbet çözülür

AlbatrosS
25-09-2011, 21:24
Sivilleri, kadınları, çocukları hedef alan şiddet eylemlerinin savunulabilir hiçbir yanı yoktur ve olamaz. Bunun adı terördür. Kim yaparsa yapsın. TAK denen örgüt bu eylemi sahiplenmiş, savunmuş ve devamının geleceği tehdidini savurmuş. Nişan almadan ateş eden, sivillerin, emekçi halkın canına kasteden TAK adlı bu örgüt aşağılık bir terör örgütü olmanın ötesine gidemeyecek. Bu aşağılık terörü savunması ise tek kelimeyle mide bulandırıcı.

TAK'ın açılımı, ''Kürdistan Özgürlük Şahinleri'' imiş. Belli ki milliyetçilikten gözü dönmüş bir örgüt. Fakat patlattığı bombaların bir Kürt'ü de öldürebileceğini bile umursamıyor. Hiçbir özgürlük türü, sivilleri öldürmekle kazanılmaz. Devlet, kendi acımasız yüzünü sonunda 'karşı tarafa' da yansıtmış anlaşılan. Frankestein'ı yaratmış. Diğer deyişle, bazı Kürtler düşmanlarına dönüşüp devlet gibi sivillere katliam yapar hale gelmişler. Yazık...

Yanlış hatırlamıyorsam bu TAK denen örgüt birkaç yıl önce Antalya'da da bomba patlatmıştı. Çarşının ortasında! Turistler ya ölmüş ya yaralanmıştı. Patlama öyle bir yerdeydi ki, üç saat kadar önce oradan geçmiştim. Üç saatle kurtulmuşum.

İmza.

Birkaç ek yapalım:

Savaşın, ölümlerin ve terörün tek sorumlusu İKTİDAR'dır. İstisnasız her türden hiyerarşik kurumsal örgütlenme ''terör ve şiddet'' sayesinde var olabilir. Hiyerarşik bir otoriteyi reddeden, bu otoritenin iktidarına karşı çıkanlarsa otoritenin örgütlenmiş şiddet organizasyonlarınca yıldırılıp sindirilmeye çalışılır. Birey yaşamından toplumsal yaşama oradan da devlet ve politikaya değin bu somut bir gerçekliktir. Bu kısır döngüyse kendi canisini önünde sonunda yaratmaya mahkum pedagojik/siyasal bir kokuşmuşluk halidir.

Hiyerarşik ve otoriter kontrolünü aile içinde ''keyfi'' bir suretle hakim kılmak isteyen bir babanın kendisine karşı gelen çocuğa uyguladığı şiddet ve en nihayetinde çocukların içine girebileceği olasılıkları düşünelim:

a. sinik/pısırık bir sakat kişilik

b. psikopat bir kişilik

c. en az baba kadar otoriter bir kişilik

d. tesadüfi bilinç sıçramalarıyla olsa bu durumu yüksek bir farkındalık düzeyine çekmiş kişilik.

İlk üç şık da ''babanın aynası'' değilse ne olabilir?

basitrasin
26-09-2011, 17:40
Herkese Selam.
Bu gün internette rasladığım bir haberi sizinle paylaşmak istedim. "Benim İçin Öldürme" ve "Benim Adıma Öldürme." insiyatifleri Kürt ve Türk aktivistlerden oluşuyor.
Benzer şeyleri söyleyen bu iki grup BDP gibi yuvarlak laflar etmek yerine PKK ya "benim adıma öldürme" Diyor.

Haberin tamamı aşağıdaki linkte.

t24.com.tr (http://www.t24.com.tr/benim-adima-oldurme/haber/170898.aspx)

Barış dolu günler sizinle olsun.

basitrasin
28-09-2011, 12:14
Herkese Selam.
Kürtlerden PKK'ya tepki.
Diyarbakır Ticaret Borsası Başkanı Fahrettin Akyıl: "İnsan olarak ne diyeyim. Artık insanlığımdan utanıyorum, bunlar vahşet" Dedi.
Açılamasının devamında BDP'nin de bir an önce Meclise dönmesi gerektiğinden. Demokratik kanalların bir an önce açılması gerektiğinden bahsetti.
Haberin ayrıntıları radikal.com.tr (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1064586&CategoryID=77) de.
Sağduyu nun toplumumuza hakim olması beni memnun etti.
Mutlu günler sizlerle olsun.

unbe
28-09-2011, 12:23
bu ölümlerin sorumlusu iktidardır.
akp iktidara gelmeden önce şehit sayısı 0lardayken
akp geldikten sonra her yıl bu sayı artarak devam etmiştir.
konuyla ilgili istatistikler:

terör 8 yılda işte böyle tırmandı: 2003 31 şehit
2004 75 şehit
2005 105 şehit
2006 111 şehit
2007 146 şehit
2008 177 şehit
2009 80 şehit
2010 106 şehit


terör örgütü tanınıp müzakere ediliyorsa daha denecek laf yoktur.....

basitrasin
28-09-2011, 19:41
Sayın Unbe.
PKK ile derin devletin dirsek temasında olduğunun farkındamısınız. Derin devlet kullanabileceği her türlü yasa dışı olşumu manüple ediyor. Derin devlet in AKP yi hedef seçmesinin tek nedeni var. O da şu anda iktidarda olan partinin AKP olması. Eğer şu anda başka bir parti iktidar olsaydı, hedefte o olacaktı. Sorun Türkiyenin kimin tarafından yönetileceği. Seçilmiş iktidar tarafından mı, Derim devlet tarafından mı?
Derin devletsiz günler sizinle olsun.

unbe
29-09-2011, 00:32
neden peki AKP gelmeden önce şehit sayısı bu kadar azdı da AKP geldikten sonra her yıl katlanarak arttı?
tek sebep şu an iktidardaki ise demekki bu "derin devlet" akp zamanında oluştu mantıken.
derin devlet akpnin ta kendisi olmasın sakın?

basitrasin
29-09-2011, 12:24
Sayın unbe.
Keşke çok faktörlü terör olaylarının açıklaması bu kadar basit olsaydı.
Eşeği çalınan Nasrettin hoca fıkrasında denildiği gibi "Hırsızın hiç mi suçu yok?"
Ama anladığım kadarıyla PKK terörü son demlerini yaşıyor.

Çünki yükselen Türkiye'nin önünü kesmeye çalışa ülkelerin faliyetleri gözler önüne seriliyor.
Irak'a gönderilmiş olan eski MOSSAD ajanı Eliyezer Safrir'in, "PKK'lılar ile İsrailliler arasında büyük bir aşk ve sevgi var"
gazetevatan.com (http://haber.gazetevatan.com/pkk-israile-casusluk-yapmaya-basladi/367411/1/Haber)

Çünki terör örgütünün halkın hayatına değer vermediği anlaşılıyor.
"Bahoz Erdal' kod adlı Fehman Hüseyin'in telsiz konuşmalarından alt kadrolara, "Yeter ki bir polis ölsün, 50 sivil ölebilir. Hiç önemi yok." dediği tespit edildi."
sonsayfa.com (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Guncel/PKKnin-sok-telsiz-diyalogu-205618.html)

Çünki Kürt Halkından teröristlere tapki var.
Kürt aydın Muhsin Kızılkaya terör örgütünün artan saldırılarına tepkili: Kürt halkı artık kendisinin ülkenin gerçek yurttaşı gibi hissediyor. Ev aramaya giden sivil polisi öldürür, el bombalarını kadınların kucağına atarsan Kürt halkını Kürtlüğünden utandırırsın.
radikal.com.tr (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1064775&Date=29.09.2011&CategoryID=77)

"PKK'nın saldırıları kent merkezlerine indirmesiyle artan sivil ölümleri, Kürt STK'larını da harekete geçirdi"
taraf.com.tr (http://www.taraf.com.tr/haber/kurtler-pkk-ya-tepkili.htm)

Sağlıcakla kalın.

ahmetsln
29-09-2011, 12:33
Benim tek istediğim her iki taraflı ölümlerin durmasıdır. Eğer pkk durursa askerde durur, asker durursa pkk durur. Ölümler durur. Her gün acaba nerede bomba patlayacak diye endişe etmeyiz. Dahası masumlar ölmez.

unbe
30-09-2011, 02:57
ahmetsin,
asker yapması gerekeni yaparak vatanını savunuyor.
mantıken pkknın durması gerekir terörü yaratan ve kadın,çoluk-cocuk demeden herkesi katleden onlar.
sanmıyorum ki kürt vatandaşlar bu durumu onaylasın.

VraeL
30-09-2011, 21:19
gazetede okudum bugün...

tayyip doğuda yaşayan müslümam kürt vatandaşlarından pkk ile mücadele etmesini, karşılık vermesini istemiş.

oha falan oldum...

adam iç isyan çıkartacak, doğu bölgesini kana boyayacak resmen

Astur
30-09-2011, 21:54
bu ölümlerin sorumlusu iktidardır.
akp iktidara gelmeden önce şehit sayısı 0lardayken
akp geldikten sonra her yıl bu sayı artarak devam etmiştir.
konuyla ilgili istatistikler:

terör 8 yılda işte böyle tırmandı: 2003 31 şehit
2004 75 şehit
2005 105 şehit
2006 111 şehit
2007 146 şehit
2008 177 şehit
2009 80 şehit
2010 106 şehit


Verileri biraz keyfi seçmişsiniz sanki...
http://www.aktifhaber.com/images/other/sehittablo.jpg

Bu işin bir sürü dinamiği var, etkileyen bir dolu faktör var, analiz yaparken biraz daha derinlikli düşünmekte fayda var.


terör örgütü tanınıp müzakere ediliyorsa daha denecek laf yoktur.....

Dünyada bu işi çözenler müzakereyle çözmüş. Sizin önerdiğiniz alternatif nedir?

VraeL
30-09-2011, 23:16
kadın çocuk demeden kafasına göre milletin üstüne 200 tane mermi boşaltan, canlı bombalar yetiştirip başkentlerde patlatarak bu işle alakası olmayan sivillerin canına kıymaktan çekinmeyen insanlar ile müzakere yapmaktan beklenti nedir? Hep beraber el ele tutuşup anasınıfındaki sevgi şarkıları söylerek daha güzel bir dünyaya kucak açmak mı?

dilaver
30-09-2011, 23:23
Kiminle savaşıyorsan onunla müzakere yapar ve onunla barışırsın. Ayrıca TAK PKK dan farlı bir örgüt ve onunla alakası yok. Neden aynılaştırılmaya çalışılıyor anlamıyorum .

saygıalrımla

VraeL
30-09-2011, 23:31
müzakere insanlar ile, hedeflerini konuşarak gerçekleştiren, anlaşarak halletmeyi kendine ilke edinmiş varlıklar ile yapılır şahsımca.

Birgün iş dönüşü eve geldiğimde karıma ve kızım tecavüz eden 2 tane adam görsem, onlara tecavüzün arkasında yatan bilinçaltısal psikolojik sebebleri anlatıp yaptıklarından vazgeçirmeye çalışşsam ne fayda ki.

Sangre
30-09-2011, 23:35
O zaman devletle müzakere yapmak faydasızdır!

Savaşa devam mı!?

dilaver
30-09-2011, 23:38
Bakın Vrael

Öncelikle PKK ve Tak birbirinden ayıralım. Bu erdemdir.

Daha sonra sayet öyle bir durunda iseniz ve birinin yaşama şansı varsa siz de mü

zakere edersiniz.

saygılarımla

VraeL
30-09-2011, 23:39
O zaman devletle müzakere yapmak faydasızdır!

Savaşa devam mı!?

Tecavüz örneğinden farksız. Bunu örneğime indirgeyerek açıklayayım. Siz benim "madem onlar tecavüz ediyor aileme, o halde mutfaktan bıçak kapıp sokayım sırtlarına aniden" düşüncesini savunduğumu sandınız sanırım. Oysaki kansız belasız da önlenebilir o iki tecavüzcü. Demokraside çare tükenmez yahu ^^

pervane
30-09-2011, 23:42
kadın çocuk demeden kafasına göre milletin üstüne 200 tane mermi boşaltan, canlı bombalar yetiştirip başkentlerde patlatarak bu işle alakası olmayan sivillerin canına kıymaktan çekinmeyen insanlar ile müzakere yapmaktan beklenti nedir? Hep beraber el ele tutuşup anasınıfındaki sevgi şarkıları söylerek daha güzel bir dünyaya kucak açmak mı?

Savaşın ağı lehçesi . Yeni bir dil öğretildi son olaylar ile insanlarımıza sivil halka saldırıp saldırmama konusu her yerde. Nedir bu sivil halk kimlerden oluşur. kadın ve çocuk olmak ölümden muafiyet hali midir bu ne zemberek bir ifadedir. asker olmak, o ünüformanın altında durmak, bir zamanlar o kişinin de annesinin kucağındaki çocuk olduğu gerçeğini bu kadar kolay mı unutturuyor. Askeri bölgelere emniyete saldırı olağanmış gibi, bu savaşı birileri meşrulaştırıyor mu?

VraeL
30-09-2011, 23:52
Savaşın ağı lehçesi . Yeni bir dil öğretildi son olaylar ile insanlarımıza sivil halka saldırıp saldırmama konusu her yerde. Nedir bu sivil halk kimlerden oluşur. kadın ve çocuk olmak ölümden muafiyet hali midir bu ne zemberek bir ifadedir. asker olmak, o ünüformanın altında durmak, bir zamanlar o kişinin de annesinin kucağındaki çocuk olduğu gerçeğini bu kadar kolay mı unutturuyor. Askeri bölgelere emniyete saldırı olağanmış gibi, bu savaşı birileri meşrulaştırıyor mu?

35 numaralı yorumdaki sözlerimi önemle vurguluyorum.

Evet askerde işin aslında insandır, sivildir; bunlara bende katılıyorum

fakat askerin işi, zaten bunu önlemek, çarpışmada bulunmak, silahlı saldırılara karşı savunma yapmak, terörü önlemek. Yani bir asker başına geleceklere hazırdır, canını korumak için eğitim almış, hedefi yaralı veya yarasız olarak etkisiz hale getirmek için yine eğitimden geçmiştir doğru mu? Evet.

Yani karşısındaki silahlı bir terörist ile birbirine yakın derecede savunma ve saldırı olanağına sahiptir.

peki şimdi bir sosyolog adayı olarak, kafasına bir ak47 mermisi yiyen biri bir askerle eşit derecede midir? Veya bir öğretmen, veya ankaradaki patlama ölen simitçi veya otobüs şöförü vs vs.
Bu insanlar silahlı mıdır, olası bir terörist saldırısı karşısında, her hangi bir anda savunma yapacak donanıma her an ve her saniye sahipmidir?
Hayır.
O halde sivile saldırmak, bebek öldürmek, asker olmayan bir anne öldürmek, asker olmayan bir baba öldürmek, elinde kılıcı olmayan bir şovalyenin başını, bir kılıçla kesmek ile aynıdır.
Bu yüzden sivil kelimesi bu kadar gündemde oluyor sayın pervane.

Sangre
01-10-2011, 00:01
Bazı örnekler, benzetmeler üzerinden konunun tartışılmasını doğru bulmuyorum.

Eğer PKK ile müzakereler başlamaz ve bir sonuca varılmazsa; sivil, asker veya gerilla olan insanlar ölecektir.. Bu ölümlerin durmasının tek yolu, devletin bizzat kendisinin tıkadığı ve Kürtleri oyalama taktiğine dönüştürdüğü müzakarelerin devam etmesi ve bir sonuca bağlanmasıdır.

Bunun başka bir yolu, alternatifi felan yok.. Ya müzakere ile çözümden yanasınızdır, yada savaştan yanasınızdır.. O kadar.

dilaver
01-10-2011, 00:01
Sayın Vrael

12 Eylülde bu devlet askerleiri kesmedi ya da öldürmedi, sivilleri kesti ve öldürdü. Erdal Eren henüz16 sındaydı ve asıldı.. Şimdi askeri nereye sivili nereye koyacagız. Bu halk nereye koyacak. Ortada katliamcı bir devlet var, yoksa yok mu.

saygılarımla

pervane
01-10-2011, 00:07
Bakın Vrael tek tek parçaları düşündüğünde işte bu şekilde haksız konuma saplanıp kalırsınız. Askerin,polisin görevi terör saldırılarında sivillerin yerine ölmek değildir. Bunu kabul ettiğinizde zaten savaş halini de kabullenmişsiniz demektir. Ha savaşın diğer rezil hallerine dökülen ezberleri okumak da manasızlaşıyor böylece benim için..

VraeL
01-10-2011, 00:13
Bazı örnekler, benzetmeler üzerinden konunun tartışılmasını doğru bulmuyorum.
Sayın Sangre
Ben doğru buluyorum.
Bir tecavüzcünün cinsel istediğini bastıramayıp, egosuna yenik düşerek zorla bir eve girip gördüğü ilk dişiye saldırması ile, bir teröristin siyasi veya sosyal mevzuları adına egosunu bastıramayıp eline silah alıp mevzusu adına insanlara saldırması ateş açması arasında teknik olarak pekte fark var gibi görünmüyor.

Eğer PKK ile müzakereler başlamaz ve bir sonuca varılmazsa; sivil, asker veya gerilla olan insanlar ölecektir.. Bu ölümlerin durmasının tek yolu, devletin bizzat kendisinin tıkadığı ve Kürtleri oyalama taktiğine dönüştürdüğü müzakarelerin devam etmesi ve bir sonuca bağlanmasıdır.

Bunun başka bir yolu, alternatifi felan yok.. Ya müzakere ile çözümden yanasınızdır, yada savaştan yanasınızdır.. O kadar.

Devletin müzakere yapmadığınıda kim söyledi. Adamlar yıllardır müzakere yapıyormış haberimiz yok, daha geçen ki kaset olayları ne çabuk unutuldu, gündem de düştü? Mitiydi şuyuydu buyuydu zaten müzakere içindeymiş. Ne kazandık?

Sayın Vrael

12 Eylülde bu devlet askerleiri kesmedi ya da öldürmedi, sivilleri kesti ve öldürdü. Erdal Eren henüz16 sındaydı ve asıldı.. Şimdi askeri nereye sivili nereye koyacagız. Bu halk nereye koyacak. Ortada katliamcı bir devlet var, yoksa yok mu.

saygılarımla

Sayın dilaver

Neden olayı askerler ile siviller gibi genel bir ikilem içerisine alıp ön yargılı davranıyorsunuz. Erdal Eren 16sındaydı evet, geçenlerde sadist egolarına yenik düşmüş teröristler tarafından öldürülen abdullah ise 21 yaşındaydı? İkiside insan. İkiside bir annenin evladı değil mi? Ben askeri şuraya sivili şuraya kolayım demiyorum.

Ortada katliamcı bir devlet var demek yanlış, devleti yöneten katliamcı insanlar var...
Bu devleti kuranlar benim atalarımdır, özgürlükleri uğruna gencecik oğullarını kış soğuğunda üstünde incecik gömlekle, düşmanla çarpışmaya göndermiştir. Sizinde atalarınız eminim aynısı yapmıştır. Bu topraklar hepimizin.

Asıl gerçek karşımızda katliamcı, bombacı bir terörist grup olduğudur.

VraeL
01-10-2011, 00:21
Bakın Vrael tek tek parçaları düşündüğünde işte bu şekilde haksız konuma saplanıp kalırsınız. Askerin,polisin görevi terör saldırılarında sivillerin yerine ölmek değildir. Bunu kabul ettiğinizde zaten savaş halini de kabullenmişsiniz demektir. Ha savaşın diğer rezil hallerine dökülen ezberleri okumak da manasızlaşıyor böylece benim için..

sevgili pervane
Benim yazdıklarımdan asker sivilin yerine ölsün sonucu çıkmıyor,

Benim yazdıklarımından silahlı bir terörist karşısında bir sivil ile bir asker aynı konuma sahip değildir, asker daha avatajlıdır, sivilin ise hiç bir şansı yoktur, bu yüzden sivile saldırmak "bas bayağı korkaklık, ödleklik, egonun bastırılamaması, hastalıklı bir intikam alma" durumundan başka birşey değildir sonucu çıkıyor.
Bunun yanısıra kimin haklı kimin haksız olduğuna bırakın kişiler okuyarak kendi başlarına karar versinler. (:

dilaver
01-10-2011, 00:23
Sayın dilaver

Neden olayı askerler ile siviller gibi genel bir ikilem içerisine alıp ön yargılı davranıyorsunuz. Erdal Eren 16sındaydı evet, geçenlerde sadist egolarına yenik düşmüş teröristler tarafından öldürülen abdullah ise 21 yaşındaydı? İkiside insan. İkiside bir annenin evladı değil mi? Ben askeri şuraya sivili şuraya kolayım demiyorum.

Ortada katliamcı bir devlet var demek yanlış, devleti yöneten katliamcı insanlar var...
Bu devleti kuranlar benim atalarımdır, özgürlükleri uğruna gencecik oğullarını kış soğuğunda üstünde incecik gömlekle, düşmanla çarpışmaya göndermiştir. Sizinde atalarınız eminim aynısı yapmıştır. Bu topraklar hepimizin.

Ssıl gerçek karşımızda katliamcı, bombacı bir terörist grup var.[/QUOTE]

İşin garibi şu sevgili Vrael. Önümüzdeki bu hamur aynı hammur. Şimdi biir takım insanlar var ve ana dilinin 100 yıldır yasaklanndığını söyleyip silaha terör yeptığını söööylüyor.
sarılıyorlar, çünkü başkaca da çareleri yok. Bir takım insanlar var ve bu insanarıın terör yaptığını söylüyor, peki biz kime taraf oalacagız...

saygılarımla

Sangre
01-10-2011, 00:31
Sayın Sangre
Ben doğru buluyorum.
Bir tecavüzcünün cinsel istediğini bastıramayıp, egosuna yenik düşerek zorla bir eve girip gördüğü ilk dişiye saldırması ile, bir teröristin siyasi veya sosyal mevzuları adına egosunu bastıramayıp eline silah alıp mevzusu adına insanlara saldırması ateş açması arasında teknik olarak pekte fark var gibi görünmüyor.Bir tecavüzcünün saikleri ile hakları gasp edilmiş, binlerce insanı/akrabası faili meçhullerle öldürülmüş, toplu mezarlara atılmış, konuşması yasaklanmış, kendi dışkısı yedirilmiş, yok sayılmış, asimile edilmeye çalışılmış gerillaların saiklerini aynı olarak görüyorsan, çok büyük bir akıl tutulması yaşıyorsun demektir.

Bu şekilde düşünürsek ırkçılığa karşı G.Afrika'da kurdukları silahlı örgütün başı olan Mandela'yı da, 1. paylaşım savaşında Türkiye'nin dört bir yanını işgal eden emperyalistlere karşı mücadele veren insanları da, o tecavüzcü ile bir tutmuş oluyorsun.. Bu insanlar 'bir takım siyasi veya sosyal mevzular' için silahlı mücadeleye girmeselerdi, halen mahkum olarak yaşamaya devam edeceklerdi.

Yani ortada ne ego var, ne hormanal bir durum, ne de karşındaki insanın haklarını gasp etme durumu.

Ortada bir mücadele var.

Devletin müzakere yapmadığınıda kim söyledi. Adamlar yıllardır müzakere yapıyormış haberimiz yok, daha geçen ki kaset olayları ne çabuk unutuldu, gündem de düştü? Mitiydi şuyuydu buyuydu zaten müzakere içindeymiş. Ne kazandık?Öyle görünüyor ki, senin PKK'nın saldırılarını bu dönemde neden arttırdığından da haberin yok.

O görüşme kayıtları 1 sene öncesine ait.. PKK'nın saldırıları arttırmasının nedenini ise okuyarak öğrenebilirsin;

http://marksist.org/haberler/4891-serafettin-elci-anlatti-pkk-devlet-gorusmeleri-neden-kesildi

VraeL
01-10-2011, 00:53
Bir tecavüzcünün saikleri ile hakları gasp edilmiş, binlerce insanı/akrabası faili meçhullerle öldürülmüş, toplu mezarlara atılmış, konuşması yasaklanmış, kendi dışkısı yedirilmiş, yok sayılmış, asimile edilmeye çalışılmış gerillaların saiklerini aynı olarak görüyorsan, çok büyük bir akıl tutulması yaşıyorsun demektir.

Bu şekilde düşünürsek ırkçılığa karşı G.Afrika'da kurdukları silahlı örgütün başı olan Mandela'yı da, 1. paylaşım savaşında Türkiye'nin dört bir yanını işgal eden emperyalistlere karşı mücadele veren insanları da, o tecavüzcü ile bir tutmuş oluyorsun.. Bu insanlar 'bir takım siyasi veya sosyal mevzular' için silahlı mücadeleye girmeselerdi, halen mahkum olarak yaşamaya devam edeceklerdi.

Yani ortada ne ego var, ne hormanal bir durum, ne de karşındaki insanın haklarını gasp etme durumu.

Ortada bir mücadele var.

Öyle görünüyor ki, senin PKK'nın saldırılarını bu dönemde neden arttırdığından da haberin yok.

O görüşme kayıtları 1 sene öncesine ait.. PKK'nın saldırıları arttırmasının nedenini ise okuyarak öğrenebilirsin;

http://marksist.org/haberler/4891-serafettin-elci-anlatti-pkk-devlet-gorusmeleri-neden-kesildi


İşin garibi şu sevgili Vrael. Önümüzdeki bu hamur aynı hammur. Şimdi biir takım insanlar var ve ana dilinin 100 yıldır yasaklanndığını söyleyip silaha terör yeptığını söööylüyor.
sarılıyorlar, çünkü başkaca da çareleri yok. Bir takım insanlar var ve bu insanarıın terör yaptığını söylüyor, peki biz kime taraf oalacagız...

saygılarımla

Ya iyide dilaver abi hem tek yol müzakere deniliyor hemde başka çareleri yok silahlara sarıldılar deniliyor.

Bakın, aslında sizlerle aynı şeyi savunuyoruz, bir türlü anlayamadınız :)
Ben diyorum ki tecavüzcüye lafla birşey anlatamazsın, zor kuvvet kullanmalısın, fakat illa kan akıtmak veya onu öldürmek zorunda değilsin,

bu adamlar (teröristleri kast ediyorum) şu şu tip muamele görmüşler, tek çare silaha sarılamak diyorsunuz,
köşe başındaki simitçi ahmet abinin, ankaradaki patlamada ölen vatandaşların, kaçırılan öğretmenlerin ne suçu var.

Gerilla olsalar anlarım
Gerilla olmak ile terörist olmak ayrı şey.
Madem karşında sadist bir devlet var,
Madem karşında senin toplumunu eritmek isteyen, haklarını elinden alan bir devlet var,
o halde devlete karşı savaş, karnındaki çocuğu olan annelere karşı değil!

hiç kusura bakma sangre,
kafasına araç içinden sivillere ateş açan insanlara bir gram saygım yok.

Nerden biliyorsun belki öldürdüğün insan "senin savunduğun ve ezildiğini iddia ettiğin halklardan geliyorsa..."

sözde davası uğruna sadistçe can alan insanları;
haksızlıklara, ezilmelere, kendi halkının ezilişine, ırkçılığa, yobazlığa, Türkiye'nin dört bir yanını işgal eden emperyalistlere karşı mücadele veren insanlar ile bir tutman, o insanlara bir saygısızlıktır.

saygılarımla

Sangre
01-10-2011, 01:00
Sivillere yönelik saldırılara ben de karşıyım.. Bu konu, bizim tartıştığımız konunun dışında bir konu zaten.. Ha yok bu konuya içkindir diyorsanız, Freddie'nin yazdığı yazıya ben de imzamı atıyorum;

Sivilleri, kadınları, çocukları hedef alan şiddet eylemlerinin savunulabilir hiçbir yanı yoktur ve olamaz. Bunun adı terördür. Kim yaparsa yapsın. TAK denen örgüt bu eylemi sahiplenmiş, savunmuş ve devamının geleceği tehdidini savurmuş. Nişan almadan ateş eden, sivillerin, emekçi halkın canına kasteden TAK adlı bu örgüt aşağılık bir terör örgütü olmanın ötesine gidemeyecek. Bu aşağılık terörü savunması ise tek kelimeyle mide bulandırıcı.

TAK'ın açılımı, ''Kürdistan Özgürlük Şahinleri'' imiş. Belli ki milliyetçilikten gözü dönmüş bir örgüt. Fakat patlattığı bombaların bir Kürt'ü de öldürebileceğini bile umursamıyor. Hiçbir özgürlük türü, sivilleri öldürmekle kazanılmaz. Devlet, kendi acımasız yüzünü sonunda 'karşı tarafa' da yansıtmış anlaşılan. Frankestein'ı yaratmış. Diğer deyişle, bazı Kürtler düşmanlarına dönüşüp devlet gibi sivillere katliam yapar hale gelmişler. Yazık...

Yanlış hatırlamıyorsam bu TAK denen örgüt birkaç yıl önce Antalya'da da bomba patlatmıştı. Çarşının ortasında! Turistler ya ölmüş ya yaralanmıştı. Patlama öyle bir yerdeydi ki, üç saat kadar önce oradan geçmiştim. Üç saatle kurtulmuşum.


Bu PKK ile TAK arasındaki ilişkiyi ben de bilmiyorum.. Dilaver'in ifade ettiği gibi PKK'dan tamamen bağımsız bir örgüt mü, yoksa bağlı mı bir fikrim yok.. Ama bu durum, benim bakış açımı değiştirmiyor zaten.

Sangre
01-10-2011, 01:11
Şöyle bir konu da var tabii ki;

http://www.marksist.org/haberler/4880-pkk-takin-eylemleri-kurtlerin-mesru-taleplerine-zarar-veriyor

kharon
01-10-2011, 01:18
Tak ayrı bir örgüt, Pkk ile eskiden bağları varmış, kuruluş bildirgesinde yazmışlar

Bir dönem PKK içerisinde yer alıp düşmana karşı savaştık, fakat Türk devletinin mevcut yaklaşımları sorunu uzlaşma yöntemiyle değil, bastırma ve imha yöntemiyle çözmeye çalıştığı tüm kamuoyu tarafından da görülmektedir. Kongra-Gel'in ve HPG'nin siyasal dengeleri gözeten mücadele yöntemlerini zayıf bulduk. Bundan dolayı 1,5 yıl önce örgütten ayrılıp TAK oluşumuna gittik. devamı (http://www.teyrenkurdistan.com/Turkce%20KB.html)

Mesele silahla çözülecek gibi değil, 40 yıldır değişen birşey yok (ölen insanların sayısı dışında) devleti sürecin dışında bırakıp, iki halk ortak hareket ederse sorun çözülebilir bence.

saygılar

Astur
01-10-2011, 01:19
kadın çocuk demeden kafasına göre milletin üstüne 200 tane mermi boşaltan, canlı bombalar yetiştirip başkentlerde patlatarak bu işle alakası olmayan sivillerin canına kıymaktan çekinmeyen insanlar ile müzakere yapmaktan beklenti nedir? Hep beraber el ele tutuşup anasınıfındaki sevgi şarkıları söylerek daha güzel bir dünyaya kucak açmak mı?

En basitinden, öncelikle akan kanı durdurmak. Önerdiğiniz alternatif ne diye soruyorum ama cevap alamıyorum, bir 30 sene daha mı böyle gitsin?

AlbatrosS
01-10-2011, 10:32
...

Arasıra, nadiren, bazılarının ağzından, “Canım, devletin de elbette yanlışları oldu” türünden bir laf ya duyuyoruz ya duymuyoruz. Ulan, ne bazı yanlışları, Kürtlere hayatı zindan ettiniz, yetmedi ilave zindanlarda insanları erittiniz bitirdiniz, zulümle tatmin olmadınız, dağlarına yazılar yazıp onurlarını kırmak için özel operasyonlar düzenlediniz. Velhâsıl canlarına okudunuz. Silahı alıp dağa çıktıklarında, siz de silahı alıp sokaklara çıktınız, gün ortasında binlerce kişi öldürdünüz, yetmedi, alıp gece karanlıklarında cansız bedenlerini çukurlara attınız. Faili meçhullerin çocuklarından, haklı bir kine bulanmış, tükenmez bir ordu yarattınız.

Fakat sizi Türk Millî Eğitimi yetiştirdiği için, sadece cahil değil aynı zamanda cahilliğiyle gurur duyan bir toplumun mensubusunuz. Cahil olmasına rağmen her şeyin en doğrusunu bilen, kırk defa deneyip sonuç alamadığı yöntemi kırk birinci defa ortaya sürerken aynı dayama özgüvenle, aynı yaslama bilgiçlikle davranan bir toplumun... Kendi günahlarının bedelini ödemeyi hiçbir zaman aklından geçirmemiş, sadece günahını hatırlatana düşman olmayı bellemiş, kendi günahının adını ağzına almazsa başkalarının da onu unutacağını sanan, unutmasını bekleyen, unutulmadığında kızan köpüren bir toplumun...

Bugün PKK başvurduğu yöntemlerle meşruiyetinin zeminini yitiriyormuş. Harika! Çünkü PKK hep bambaşka yöntemler kullanmıştı, değil mi? Eğer PKK’nin mücadelesinin meşruiyeti yöntemlerine göre değerlendirilecek olsaydı, bu mücadele hiçbir zaman dünyanın gözünde o kadar meşru sayılmazdı. Kaldı ki, karşısında, olabildiğince fazla asker ölsün de memleket çapında topyekûn seferberlik havası yaratılabilsin, böylece faşizan iktidar mekanizması ayakta kalsın diye didinen bir devlet varken, PKK’nin yöntemlerini möntemlerini nasıl ayrı bir mevzu olarak ele alabileceğiz, orası da meçhul.

...

http://www.demokrathaber.net/siyasi-tavir-olarak-%E2%80%98terbiyesizlik-makale,2382.html

TurkceRap
01-10-2011, 13:22
herkese selam
yahu merak etmeyin,
herşey çok güzel gidiyor,
devletimiz ne de olsa pkk ile müzakereler yapıyor,
3-5 adet sivilimiz ölmüş
elbet çözülür




Sadece benim dikkatimi çekmemiş demekki ;) Anladın sen onu...

TurkceRap
01-10-2011, 13:39
http://www.demokrathaber.net/siyasi-tavir-olarak-%E2%80%98terbiyesizlik-makale,2382.html



Kusura bakma tek meselesi çoluğuna çocuğuna bir lokma ekmek götürmek olan sokaktaki vatandaşın bu iş de hiçbir suçu günahı yoktur.

Halka kıza bilirsin, ne kadar aptal olduklarını sorabilirsin vs vs, ama hiçbir gerekçe eli silah tutmayan insanların yaşam hakkının elinden alınmasını meşrulaştırmaz.

Nitekim bu eylemlerin kürtlerin meşru hak taleplerine zarar verdiği görüşüne ben de katılıyorum.

VraeL
01-10-2011, 21:10
En basitinden, öncelikle akan kanı durdurmak. Önerdiğiniz alternatif ne diye soruyorum ama cevap alamıyorum, bir 30 sene daha mı böyle gitsin?

3 insan tipi var:

-Birincisi tip, Evindeki tecavüz olayını durdurmak için tecavüzcülere, tecavüz esnasında tecavüzün kötülüğünü, psikolojik ve bilinçaltısal sebeblerini anlatarak tecavüzü engelleme düşüncesinde olanlar,

-İkinci tip, Evindeki tecavüz olayını durdurmak için tecavüzcülere, bıçak ile arkadan öldüresiye saldırarak kanın gövdeyi götürmesi ile tecavüzü engelleme düşüncesinde olanlar,

-Üçüncü tip, yahu ne gerek var böyle şeylere, tecavüzcüye arkadan yapışacan, sol kolunu bükük beline koyucan, sağ bileğini eğip yere bastıracak, sonra kuvvetlice itip tecavüzcüyü kazasız belasız ve kansız etkisiz hale getiricen, sonra ise polise teslim edip kaderini adalete bırakıcan, düşücesinde olanlar...

Benim anlatmak istediğim üçüncü tip. Yani sırf "tecavüzcünün, tecavüz esnasında laf ile engellenemeyeceğini ifade ettim diye, beni ikinci tip bireyler ile yani, kan gövdeyi götürsün düşüncesini savunanlar ile karıştırıyorsunuz...

Konumuz tak mı? Pekala... Ahlen'in verdiği site ne derecede takı ifade ediyor, ne derecede güvenilir bir site bilemiyorum, fakat adamlar kendi sitelerinde bile itiraf etmişler; tek amaçlarının silahlı eylem olduğunu, insan ayrımı demeden kafalarına göre milleti öldüreceklerini...
İntikam kelimesi ha bire sitelerinin bir yerlerinde geçiyor. Siz bizimkinin öldürdünüz, bizde sizinkileri öldüreceğiz anlayışındaki insanlar ile ne tür bir müzakere yapılabilir ben onu anlayabilmiş değilim.
Alternatif ne diye sorulmuş, en azından bu işin uzmanları yukarıdaki örneğimdeki üçüncü tip insan gibi düşünüp belirli alternatifler bulabilirler, çokta zor değil. Sadece doğru kişilerin göreve gelmesine ihtiyacımız var, başımızdaki adamlar faşist olunca doğal olarak tek anlayışları "örneğimdeki ikinci tip insan" gibi düşünmek oluyor.

Sadece benim dikkatimi çekmemiş demekki ;) Anladın sen onu...

bende gazetede görmüştüm zaten dikkatimi çektiğinden değil hani .D ^_^

Astur
02-10-2011, 11:29
Tecavüzcü örneğinin iyi bir analoji olduğunu sanmıyorum VraeL.

Bu durumda yapılacak şey ETA gibi örneklerde olduğu gibi Kürtlerin haklarını verecek, PKK'nın toplumsal tabanını eritecek, ve TAK gibi uç örgütleri gittikçe marjinalize edecek uygulamalara başvurmaktır. Bask bölgesinde de hâlâ dönem dönem bağımsızlık adına saldırı vs. yapılıyor ama bunların sıklığı hem çok az hem de destek bulmuyor.

Müzakerelerin muhatabı da zaten TAK değil.

AlbatrosS
02-10-2011, 14:46
Kusura bakma tek meselesi çoluğuna çocuğuna bir lokma ekmek götürmek olan sokaktaki vatandaşın bu iş de hiçbir suçu günahı yoktur.

Halka kıza bilirsin, ne kadar aptal olduklarını sorabilirsin vs vs, ama hiçbir gerekçe eli silah tutmayan insanların yaşam hakkının elinden alınmasını meşrulaştırmaz.

Nitekim bu eylemlerin kürtlerin meşru hak taleplerine zarar verdiği görüşüne ben de katılıyorum.

Halka ne kızacağım Rap,

O yazı bu konuda söz üreten, düşünen herkeseydi. Anadilde eğitimi bile ''pazarlık'' konusu eden, 9 sene geçmiş hala tek adım atmayan bir iktidar ''güya örgütle masaya oturmuş, en radikal gibi görünen talepleri bile gerçekleştirecekmiş'' de PKK doğası gereği, tam da yapmaya teşne olduğu işi yaparak süreci baltalamış. Üstüne üstlük, teröre tekrar bulaşmış ve işi sivillere götürmüş.

Ben anti-otoriter ve militarist biriyim, asla hiyerarşik-kategorik ve örgütlü bir şiddetin savunucusu olmadım; ancak, on yıllardır süren katliam-asimilasyon-inkar ve küçümseme geleneği önünde sonunda kendi FRANKESTEİN'INI YARATACAKTI.

Dayakçı ve otoriter babanın çocuğunun baba kadar sorunlu ve psikopatlaşması temel bir PEDAGOJİ GERÇEĞİ'dir.

Yıllardır söylemekten dilimizde tüy bitti: TERÖR SORUNU yahut sorunu TERÖRİZE ETMEK en aşina, bayağı ve yanıltıcı bir taktiktir. Hasmını ve yaslandığı kitleyi olanca baskı ve hiddetinle marjinalize edip meseleyi kriminal vak'aya indirgemek tüm egemen devletlerin hatta bireyler düzeyinde bile tüm otoriter kişiliklerin basit ve aşina taktiğidir.

Arkasında gerek bireysel gerek sosyolojik olarak örgütlenmiş fetiş İKTİDAR GÜDÜSÜ VE KİBRİ vardır. Dayakçı erkeğin kadına da çocuğa da bakışı aynı egemen kibir ve iktidar güdüsüdür. Dayakçı koca(devlet) ile kadın-çocuk(halk-kürtler) arasındaki ilişki tek yönlü sömürge tipi bir biçimciliğe yaslanır. Burada aslolan kocanın keyfi egemenliği ile kadının taleplerinin kısıtlanmasıdır.

Bu öyle bir keyfiyet ki, en temel talepleri dahi pazarlık maddesi haline getirmekten utanmaz; üstüne bunu bir de DOĞALLAŞTIRIR. Pkk'yı eleştirene kadar KÜRTLERİN tartışılamayacak taleplerini dahi tartışılır kılmaya çalışan neredeyse 10 yıllık bir siyasal iktidarın FAŞİST VESAYET bürokrasisinden ne farkı kalmıştır bu konuda?

Kürtler için onur, haysiyet ve adalet duygusu ZU GEZEGENİNDEN bile uzak mıdır ki bu toplumun yaşadıklarına bu kadar uzağız?

PKK eylemlerini sonuna kadar eleştirelim; ancak bunun sorumlusunun yine SİYASAL İKTİDAR olduğunu bilelim. Öyle ALİ-CENGİZ taktikleriyle sorunu sürüncemede bırakıp gerek Kürtleri gerek siyasal temsilcilerini krimine etme çabalarını görmüyor değiliz.

AlbatrosS
02-10-2011, 14:59
3 insan tipi var:

-Birincisi tip, Evindeki tecavüz olayını durdurmak için tecavüzcülere, tecavüz esnasında tecavüzün kötülüğünü, psikolojik ve bilinçaltısal sebeblerini anlatarak tecavüzü engelleme düşüncesinde olanlar,

-İkinci tip, Evindeki tecavüz olayını durdurmak için tecavüzcülere, bıçak ile arkadan öldüresiye saldırarak kanın gövdeyi götürmesi ile tecavüzü engelleme düşüncesinde olanlar,

-Üçüncü tip, yahu ne gerek var böyle şeylere, tecavüzcüye arkadan yapışacan, sol kolunu bükük beline koyucan, sağ bileğini eğip yere bastıracak, sonra kuvvetlice itip tecavüzcüyü kazasız belasız ve kansız etkisiz hale getiricen, sonra ise polise teslim edip kaderini adalete bırakıcan, düşücesinde olanlar...

Benim anlatmak istediğim üçüncü tip. Yani sırf "tecavüzcünün, tecavüz esnasında laf ile engellenemeyeceğini ifade ettim diye, beni ikinci tip bireyler ile yani, kan gövdeyi götürsün düşüncesini savunanlar ile karıştırıyorsunuz...

Konumuz tak mı? Pekala... Ahlen'in verdiği site ne derecede takı ifade ediyor, ne derecede güvenilir bir site bilemiyorum, fakat adamlar kendi sitelerinde bile itiraf etmişler; tek amaçlarının silahlı eylem olduğunu, insan ayrımı demeden kafalarına göre milleti öldüreceklerini...
İntikam kelimesi ha bire sitelerinin bir yerlerinde geçiyor. Siz bizimkinin öldürdünüz, bizde sizinkileri öldüreceğiz anlayışındaki insanlar ile ne tür bir müzakere yapılabilir ben onu anlayabilmiş değilim.
Alternatif ne diye sorulmuş, en azından bu işin uzmanları yukarıdaki örneğimdeki üçüncü tip insan gibi düşünüp belirli alternatifler bulabilirler, çokta zor değil. Sadece doğru kişilerin göreve gelmesine ihtiyacımız var, başımızdaki adamlar faşist olunca doğal olarak tek anlayışları "örneğimdeki ikinci tip insan" gibi düşünmek oluyor.



bende gazetede görmüştüm zaten dikkatimi çektiğinden değil hani .D ^_^

Dünyada hiçbir örgüt yoktur ki salt ''şiddet için şiddet yapsın''. Buna Naziler bile dahil.

Terörizm retorikleri kafaları öyle bulandırmış ki, sonunda sahiden de ''terör örgütü'' adlı belirleyici bir vasfın olageldiğine inanmış bulunmaktayız.

Anlamadığın mevzu şu: Size ve devlete kimse TAK ile masaya otursunlar demiyor, sanırım TAK'ın da böyle bir talebi yok.

Masaya oturman gereken, kendilerini eşit-onurlu bir kitle olarak görmen gereken KÜRTLER'dir. Tabi onların siyasal temsilcileri.

Muhatap almazsan hasmın olur. Mevzu bu derece yalın aslında. Kendimize sürekli hasımlar mı yaratacağız yahut temel demokrasi ve özgürlük talepleri ASLA PAZARLIK KONUSU EDİLMEYİP PEŞİNEN HAYATA GEÇİRİLEREK kalan biçimsel, şematik mevzuları müzakere mi edeceğiz?

Bu işin tüm toplumu ilgilendiren kısmı muhakkak var: Bunun için İTİRAFLAR VE HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONLARI kurup işlevsel biçimde işletmek gerekecektir. Her kim olursa olsun sivilleri bilerek-hedefleyerek gözetenler bu komisyonlarda teşhir edilecektir.

Bize düşense en temel talepleri dahi pazarlık konusu yapan zihniyeti teşhir etmek. Buradaki ali-cengiz oyunlarını anlatmak. Günü geldiğinde Ankara eylemiyle de hesaplaşacağız. Kim hangi amaçla yapmış olursa olsun bunun bedelini ödemeli. Mazlumiyet karinesinden bu işlerden kimse yırtamaz. Yahut Kürtler bu derece şuursuzca şiddete meyyal kafaların aralarında rahatça gezmesine fırsat vermez, vermemeli.

AlbatrosS
02-10-2011, 15:45
Taraf yazarının 'milli menfaat' anlayışı*
Font Size
Güncel Yazılar
Kadir Cangızbay
Pazartesi, 19 Eylül 2011 13:08
Taraf yazarı, PKK-hükümet görüşmeleri medyaya düşünce, bu türden dinleme ve kayıtların yayınlanmasına ağır cezalar getirilmesini istiyor; ayrıca, bunun hükümeti zor duruma düşüreceğini, millî menfaatlere aykırı olduğunu söylüyor.
Yazarın kafasında, hükümetin çıkarıyla ‘millî menfaat’ özdeş; suçun ölçütü, hükümetten yana olup olmamak. Gerek yasadışı kayıtları, gerekse yasal kayıtları yasaya aykırı şekilde yayınlayanlar en başta kendileri ve bu yayınlar üzerinden en iddialı davalar açıldı, toplama kampları kuruldu; ama, ne güzel hiç utanmıyor.
Başbakan da, PKK’yla görüştüğümüzü iddia eden şerefsizdir demişti; onun utandığına dair de hiçbir emare yok; ama kendisi zaten “ben, sana sen demiyorum” diyebilen; daha da önemlisi, kendisine “bu, ne biçim cümle böyle, bu” denemeyen bir kişi.
Olay ilk ortaya çıktığında, yandaş medya, haberi ya hiç görmüyor, ya kenara köşeye atıyor: Çok ayıp; yani, utanılacak şey. Esas önemlisi, merkez medya dedikleri de başbakanı utandıracak, hükümeti zor durumda bırakacak mahiyetini es geçerek verebiliyor; zira, korkuyor; ama, ne yapsın: Çok yazık.
Sınırsız derecede keyfî, daha doğrusu, münhasıran başbakanın keyfine ve çıkarlarına endekslenmiş bir terör rejiminde yaşıyoruz: Deniz Feneri’ne sardı diye, Doğan grubu malî şantajlarla paramparça edildi, gazeteciler işlerinden edildi; savcılar görevden alındı –ki, muhtemelen yargılanacaklar da-; iktidarı zayıflatmak ise yargı kararıyla resmen suç, hem de terör suçu ilân edilip, düzinelerle gazeteci-yazar-yayıncı zindana atıldı, hücreye kapatıldı.
Oslo pazarlıklarına atıfla, yandaş diyor ki, meselenin müzakereler aracılığıyla demokratik yoldan çözmeye çalışmak aslında iyi bir şey. Birincisi, halktan tümüyle gizlenen, ayrıca resmen inkar edilen, tarafları müdahil ve aracıları kimdir tümüyle meçhul bir süreç nasıl oluyor da demokratik oluyor; hele ki gizli görüşmeci, inkarcı ve hakaretçi bir iktidar, muhatap olarak silahlı güce sahip olanları alıp, buna karşılık, legal siyaset alanını ırkçı-ayırımcı-bölücü düzenlemelerle iyice daraltır, sivil siyasetçileri de tümüyle hukuka aykırı bir biçimde kıyasıya cezalandırırken: Gerek özel yetkili mahkemeler, gerekse TMK, hem varlıkları hem de uygulamaları itibariyle hukukun evrensel kuralları dışında işleyen engizisyon hortlaklarıdır; zira, her şey bir yana, somut fiil karşısında sonsuz derece esnek bir suç anlayışını temel almaktadırlar.
Aslında her şeyin özeti şu: Son on yıl ve Dünya’nın yüzde yetmişi itibariyle her üç terör hükümlüsünden biri Türkiye’de; 35 bine 12 bin; bir buçuk milyarlık ve de otoriter/totaliter Çin’de ise 7 bin kişi; kısacası, ya Dünya terör nedir, onu bilmiyor ya da biz her bir şeyi terör sanıyor/sayıyoruz; ki, bu ikincisi doğru ve de bunun altında çok alçakça bir manipülasyon yatıyor.
Terör, tam tamına dehşet, terorizm ise tedhiş (hedefine ulaşmak üzere etrafa dehşet salma) anlamına gelir ve bu kelimeler aşağı yukarı yarım bin yıldır dilimize yerleşmiş bulunmaktadırlar; ama, ne olursa olur, son 20 içinde, önce resmî metinlerden, sonra da gündelik dilden kovulup Batılı karşılıklarıyla ikame edilirler ki, her hangi bir Batılı, terorist ve terorizm derken işin temelinde mutlaka ve mutlaka ‘insanları dehşete düşürüp yıldırmaya yönelik bir şiddet eylemi’ bulunduğunu doğrudan doğruya anlarken, Türkçe kullanan insanlar yüzlerce yıldır sahip oldukları bu imkandan kısa sürede mahkûm kılınıp, ülkedeki egemenlerin kendi işlerine gelmeyen her şeyi ‘terör suçu’ ilân etmeleri şeklindeki alçakça bir çarpıtma/yönlendirmenin tümüyle donanımsız avları hâline getirilmiş olurlar.
Bu noktada, hemen şunu da belki yüz bininci defa tekrar edelim ki, tedhiş kendi başına bir ideal değil sadece bir yol olduğuna, dolayısıyla herhangi başka bir hedeften bağımsız olarak sırf dehşet salmak üzere insanların örgütlenmesi de söz konusu olamayacağına göre ‘terör (dehşet/tedhiş) örgütü’ diye bir şeyden söz etmek eğer şizoitçe bir hezeyan değil ise, insanları ‘öcü’lerle terorize etmeye yönelik bir psikolojik savaş manevrasından başka bir şey değildir.
Ortaya çıkan çok boyutlu rezalete geri dönersek, yandaşlardan bir diğeri de, ‘çözüme dönük iyi niyetli görüşmeler’ diyor. Görüşmelerde amaçlanan, “ Erdoğan’ın çözüm konusundaki irade ve samimiyetini doğrudan Kürt tarafına aktarmak”mış. Müstakbel MİT başkanı, ‘siyasetteki zorluklara, muhalefete ve kabinedeki bazı bakanların aksi yönde telkinlerine karşın’ Başbakan’ın müzakerelerin devamı konusunda “samimî” olduğunu vurguluyormuş: ‘Samimî’miz, Kürdün silahlısına devlet muamelesi çekerken, silahsızını terorist diye binlerle içeri attırtan, -kendi ifadesiyle, ‘kadın, çocuk demeden’- coplatan, gazlatan, panzerleten, kurşunlatan kişi.
Buradaki perspektif, kendi kendisini kanatmayan demokratik bir Türkiye değil, Erdoğan’ı parlatıp, kendisinden ‘Türklerle Kürtlerin Bir Sultanı’nı çıkartmak. Allah nasip eder de, bu yüce amaç gerçekleşirse, Öcalan’a da Kürdistan prensliği neden olmasın.
Bunların gerçekten ülkeye barış gelsin, artık kan dökülmesin diye bir amaçları olsa, yapılacak şey çok basit: İlk adım olarak yüzde on barajını kaldırmak; yani, insanları eşit seçme ve seçilme hakkından yoksun kılan darbeci kahpeliğini tasfiye etmek.
Ancak bütün bu karanlık numaraları tezgahlayanlar sadece kötü niyetli ve ikiyüzlü değil, aynı zamanda asgarî bilgi, kültür ve akl-ı selimin çok çok uzağındalar; ama kendilerinin katakullici, iş bitirici/bağlayıcı ‘zeka’larına müthiş güveniyorlar; işte o yüzden de Kürt meselesini çözmeyi, Ofer’le iş bağlamak zannediyorlar, tıpkı devlet yönetmeyi de şirket yönetmekmiş sandıkları gibi…
Her şeyden önce şunu bilmiyorlar -ki bu, sosyolojinin elifbasıdır: En küçük, en dar bir toplumsal grup bile salt örgütüne indirgenemez; dolayısıyla, hiçbir toplumsal sorun örgütler arası –açık veya gizli- pazarlık ve anlaşmalarla çözülemez.
Ancak sonuçları itibariyle çok daha vahim şu hususlar da vardır:
Bir devletin muhatabı, ancak yine bir devlet olabilir; işte bu yüzden de tam anlamıyla ve en köklüsünden bir Türkiye örgütü olan PKK ile görüşmelere girişmek, aslında Öcalan da dahil –hatta en başta kendisi; zira, klasik ulus-devletlerin insanların başına getirdiği felaketlerden kurtulmanın, bunların sayısını çoğaltmakla olmayacağını ilk anlamış olanlardan biridir- Kürtlerin çoğunluğunun da istemediği bir bölünmeyi fiilen başlatmaktan başka bir şey değildir. Ama insanlık coğrafyasını ‘dar-ül İslam’-‘dar-ül harp’ ikilisi üzerinden okumanın ötesine geçememiş bir iktidar açısından demokrasi temelinde bütünleşmiş bir Türkiye hiç de öyle önemli değildir.
Siyasal-toplumsal bir hareketin silahlı unsurlarını muhatap alıp silahsızlarını tümüyle susturmanın, aslında silaha sarılmayı kural hâline getireceği, bunun da kan dökümünü sürekli kılacağı açıktır: Gücünü silahından alanın, en son bırakacağı şey yine silahı olacaktır. Ancak, AKP bu durumu da kendisi için bir fırsata dönüştürme hesabı içindedir: ‘Terörle mücadele’ Hopa’daki HES, Mersin’deki Nükleer, İstanbul’daki köprü-kanal karşıtlarından parasız eğitimci gençlere veya sendikal hak peşindeki emekçiye, kendisine ayak direyen herkesi terorize etmenin hem yasal, hem de fizikî temelini oluşturmaya devam edecektir.
Kısacası, Türkiye’nin en derin sorunu, tabiî ki Kürt sorunudur; ancak, bu gün itibariyle en acil sorun, AKP’nin diktatörlüğe giden yolunu kesmektir; zira, bu yolu döşeyeceğim diye Kürdün de Türkün de kanını dökmekten çekinmeyeceği ortaya çıkmıştır.
* Birgün.17 Eylül 2011

http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=994:taraf-yazarnn-milli-menfaat-anlay&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5

Kadir Hoca, ilerlemiş onca yaşına rağmen meseleye bakışta en sahici ve dinamik gözlerden birisi. Benim de bu meselede en başat referans kaynaklarımdan biridir. Kürt meselesi'nde okunması, takip edilmesi gereken bir akademisyendir.

VraeL
02-10-2011, 22:15
Dünyada hiçbir örgüt yoktur ki salt ''şiddet için şiddet yapsın''. Buna Naziler bile dahil.

Terörizm retorikleri kafaları öyle bulandırmış ki, sonunda sahiden de ''terör örgütü'' adlı belirleyici bir vasfın olageldiğine inanmış bulunmaktayız.

Anlamadığın mevzu şu: Size ve devlete kimse TAK ile masaya otursunlar demiyor, sanırım TAK'ın da böyle bir talebi yok.

Masaya oturman gereken, kendilerini eşit-onurlu bir kitle olarak görmen gereken KÜRTLER'dir. Tabi onların siyasal temsilcileri.

Muhatap almazsan hasmın olur. Mevzu bu derece yalın aslında. Kendimize sürekli hasımlar mı yaratacağız yahut temel demokrasi ve özgürlük talepleri ASLA PAZARLIK KONUSU EDİLMEYİP PEŞİNEN HAYATA GEÇİRİLEREK kalan biçimsel, şematik mevzuları müzakere mi edeceğiz?

Bu işin tüm toplumu ilgilendiren kısmı muhakkak var: Bunun için İTİRAFLAR VE HAKİKATLERİ ARAŞTIRMA KOMİSYONLARI kurup işlevsel biçimde işletmek gerekecektir. Her kim olursa olsun sivilleri bilerek-hedefleyerek gözetenler bu komisyonlarda teşhir edilecektir.

Bize düşense en temel talepleri dahi pazarlık konusu yapan zihniyeti teşhir etmek. Buradaki ali-cengiz oyunlarını anlatmak. Günü geldiğinde Ankara eylemiyle de hesaplaşacağız. Kim hangi amaçla yapmış olursa olsun bunun bedelini ödemeli. Mazlumiyet karinesinden bu işlerden kimse yırtamaz. Yahut Kürtler bu derece şuursuzca şiddete meyyal kafaların aralarında rahatça gezmesine fırsat vermez, vermemeli.

Muzakere olayına karşı değilim, sadece tek amacı intikam almak olan, gözü dönmüş frenkeştaynlarla müzakare yapılamayacağını iddia ediyorum.
Kürtlükden, kürtlerden vb konulardan hiç bahsetmiyorum şuan.

Muzakere muhabbeti bu başlıkta sevgili Unbe'nin verdiği şehit sayısını gösteren yorumdan ve bu yorumun sonuna terör örgütünün tanınmasından bahsetmesiyle başladı. Yani son yorumlardaki tartışma aslında direk pkk veya tak veya kürtler üzerine değil, direk terörizm ile müzakere yapılıp yapılamayacağı üzerine.

AlbatrosS
02-10-2011, 22:32
Muzakere olayına karşı değilim, sadece tek amacı intikam almak olan, gözü dönmüş frenkeştaynlarla müzakare yapılamayacağını iddia ediyorum.
Kürtlükden, kürtlerden vb konulardan hiç bahsetmiyorum şuan.

Muzakere muhabbeti bu başlıkta sevgili Unbe'nin verdiği şehit sayısını gösteren yorumdan ve bu yorumun sonuna terör örgütünün tanınmasından bahsetmesiyle başladı. Yani son yorumlardaki tartışma aslında direk pkk veya tak veya kürtler üzerine değil, direk terörizm ile müzakere yapılıp yapılamayacağı üzerine.

Yahu kimse de oturup TAK denen şuursuzlarla müzakere edilsin denmiyor zaten. Ehh, hiçbir şey pazarlık edilmiyor da demiyoruz. Ancak bu işleri hala ve ısrarla kapalı kapılar ardında, gizli saklı ve sürüncemede bırakarak yapmak bile ''demokrasi aklı'' ile bağdaşmıyor.

Yanılgı noktası şurada:

Şiddeti yalnızca ''mermi,kurşun mayın'' düzleminde biçimsel-şematik olarak düşünüp demokrasi acziyeti, özürlülüğü ve ideolojik bağnazlık yollarıyla topluma dayatılan gayrı nizami-özgürlükçü kurumsal şiddeti göz ardı etmek.

Seçim barajından tutun hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına değin tonla düzenleme ile devletin resmi paradigması, yaklaşımı ve tutumu onlarca ayrımcı şiddet öğesi içerirken; örneğin, yalnızca zorunlu askerlik yaklaşımı ile askerliğin mevcut örgütleniş tarzı bile şiddetin daniskasıdır.

Dahası devlet denen halihazırda örgütlenmiş hiyerarşik bir ŞİDDET TEKELİDİR. Hadi adını koyalım: Bu ülkede Kürtlerle devlet hatta toplum arasındaki ilişki bir tür KÖLELİK ilişkisidir. Merkezine alabildiğince KİBİR VE OTORİTER bir bağnazlığın yerleşik olduğu köle enformasyonundan bahsedebiliriz.

Benzeri ilişki türleri kadın/eşcinseller/gayrı müslimler-devlet ve toplum arasında da vardır. Köleliği her türden kurumsal-sosyal düzeyde yeniden üretip dolayıma sunan halihazırdaki koşulların varlığına rağmen, bu varlığı sorgulamadan ''şiddet kötüdür'' tarzı bir ahlaki kolaycılık, verili koşulların dolaylı açıdan da meşrulaştırılması değilse nedir?

unbe
03-10-2011, 01:24
vrael doğru bir noktaya değinmiş.
hiç kimse demiyor ki kürtlerin hakkı verilmesin.
sadece bu hakkı elde edebilmek için masum vatandaşlarımızı ve gencecik askerlerimizi öldürmelerine karşıyız.
eğer ki bir hak elde etmek isterseniz,başkasının hakkına tecavüz etmemelisiniz.
en doğal hakkımız nedir peki?
yaşama hakkı tabii ki.
dolayısıyla ister kürt olsun,ister laz olsun,ister ermeni olsun milliyeti hiç farketmez,terör örgütü ile yapılacak herhangi bir müzarekeye karşıyım ben.
bunu yapmak demek terörü haklı görmek ve meşrulaştırmak halbuki terör illegal bir oluşumdur ve tüm dünyada suçtur.

AlbatrosS
03-10-2011, 09:41
vrael doğru bir noktaya değinmiş.
hiç kimse demiyor ki kürtlerin hakkı verilmesin.
sadece bu hakkı elde edebilmek için masum vatandaşlarımızı ve gencecik askerlerimizi öldürmelerine karşıyız.
eğer ki bir hak elde etmek isterseniz,başkasının hakkına tecavüz etmemelisiniz.
en doğal hakkımız nedir peki?
yaşama hakkı tabii ki.
dolayısıyla ister kürt olsun,ister laz olsun,ister ermeni olsun milliyeti hiç farketmez,terör örgütü ile yapılacak herhangi bir müzarekeye karşıyım ben.
bunu yapmak demek terörü haklı görmek ve meşrulaştırmak halbuki terör illegal bir oluşumdur ve tüm dünyada suçtur.

sayın unbe,

o halde şu durumda ''devletle yapılacak müzakereye'' de karşı olmanız gerekiyor. Şiddeti kurumsal olarak örgütleyen daha üst düzey bir oluşum bilmiyoruz çünkü. Tabi devleti bir tür STK sanmıyorsanız :)

unbe
03-10-2011, 14:34
devletin muhatap alacağı terör örgütü olmamalıdır diyorum.
kürtleri temsil eden bi sürü siyasi oluşum var bunları muhatap alabilir.
ya da en basiti kürtler bdp vb. olmadan bir oluşum kurar öyle müzakere edilir.
terörün mantığı var mı ki devlet muhatap alsın.
gerçi şu an ki devlet çoktan almıştır da haberimiz olmamış olabilir:D
ampullerden herşey beklenir çünkü.
seçimlerde tek bayrak tek devlet diyen adam,bundan bi kaç ay önce kürt açılımı demişti çünkü.
hani asena halt etmiş yanlarında bu ampul takımının:D

AlbatrosS
03-10-2011, 19:52
devletin muhatap alacağı terör örgütü olmamalıdır diyorum.
kürtleri temsil eden bi sürü siyasi oluşum var bunları muhatap alabilir.
ya da en basiti kürtler bdp vb. olmadan bir oluşum kurar öyle müzakere edilir.
terörün mantığı var mı ki devlet muhatap alsın.
gerçi şu an ki devlet çoktan almıştır da haberimiz olmamış olabilir:D
ampullerden herşey beklenir çünkü.
seçimlerde tek bayrak tek devlet diyen adam,bundan bi kaç ay önce kürt açılımı demişti çünkü.
hani asena halt etmiş yanlarında bu ampul takımının:D

* İktidarın bir muhataplık sorunu olduğu çok bariz: Elinde silah olanla gizlice pazarlık et; sivil siyaset yapanı içeri çık ve de ki ''Bunlar barış neyim istemiyor!''. Hoş, iktidar bugüne değin kimi sahiden adam akıllı muhatap almış, orası da ayrı bir mevzu.

* Sivillere yönelen şiddetin zerrece rasyonel bir tarafı yok, kimden geliyorsa gelsin; canicedir. Ancak, elinde devlet kudreti, güç ve iktidarı olanın da buna sahiden üzülüyorsa söyleyeceği şey ''imdi ben sizin iflahınızı keser, ümüğünüzü sıkarım'' değildir, evvelden beri söylenen budur zaten:40 sefer denendi, ehh bir de AKEPECE'sini denesinler.

* Cani, mani, terörist neyim deyin eyvallah da, buna sözümüz yok; ancak, İMDİ VE ŞURAYA DİKKAT: Bu herifler, cezaevindeki liderleri ve hatta sivil siyaset eyleyen gafiller(!) defaatle, ısrarla ve MEDYAYA VE DAHİ TÜM TÜRKİYE HALKLARINA ÇÖZÜME, ONURLU VE ADİL BİR BARIŞA HAZIRIZ, demiş midir?

* Tayyip Bey ve ŞÜREKASI diyebilir ki ''Efendim, biz devlet ciddiyeti içinde eli silah tutanı değil, silahsız olanı muhatap alabiliriz'', hayhay: BU GAFİL KÜRTLER BUNA DA ÖNERMİŞ MİDİR?

* Eee, sormazlar mı adama: Hazret 10 senedir iktidarsın, askerin bile ümüğünü sıkmışsan neden en basit, olağan demokrasi taleplerinde dahi pazarlık edip işi yokuşa sürüyorsun bugüne değin?

* Tüm bunları hem sormayacaksın, hem görmeyeceksin hem de ''CİĞERDEN'' kelam eyleyeceksin. Yetmedi bir de göz yaşı dökeceksin: Vallahi kuzum, o sululuğu karısını işkenceyle öldüren psikopat koca bile yapıyordu ''Hakim BEY, ben karımı çok seviyorum, hıck''
(Bknz,

http://jiyan.org/2011/04/ayse-pasali-cinayetinde-son-nokta-istikbal-yetkin-de-pismanmis/ )

basitrasin
03-10-2011, 21:17
Herkese Selam.
Olaylara değişik bir açıdan bakmak istiyorum.
Sade bir vatandaş olarak terör ve şiddetten başka gelecek vadetmeyen bir yapıyı desteklemem.
Terör örgütü ile çeşitli bağlantıları olan siyasi oluşumlara da sempati duymam.
Türkiye partisi olma iddasında olan yapılar korku ve sindirme taktikleriyle bunu başaramazlar.
Günümüzde çözümsüzlük öneren siyasi partiler kaybeder. Mantıklı bir projesi olanlar kazanır.
Aslında olay bu kadar basit.
Sağlıcakla kalın.

AlbatrosS
03-10-2011, 21:55
Herkese Selam.
Olaylara değişik bir açıdan bakmak istiyorum.
Sade bir vatandaş olarak terör ve şiddetten başka gelecek vadetmeyen bir yapıyı desteklemem.
Terör örgütü ile çeşitli bağlantıları olan siyasi oluşumlara da sempati duymam.
Türkiye partisi olma iddasında olan yapılar korku ve sindirme taktikleriyle bunu başaramazlar.
Günümüzde çözümsüzlük öneren siyasi partiler kaybeder. Mantıklı bir projesi olanlar kazanır.
Aslında olay bu kadar basit.
Sağlıcakla kalın.

Soruna belki de ''köle-sömürge ahlakı'' olarak bakmayı denemelisiniz. Böylece muhatabının senden Lütuf değil somut bir talebi olduğunu kavrayabilirsiniz.

Kürtlerle-devlet ilişkisinin bir tür self-feodal ağa; köle-tüccar ilişkisi olageldiğini ve meselenin tarafı olan siyasal iktidarın bu perspektifi terketmekte gönülsüz olduklarını görebiliyorsanız; hasılı ŞEYLERİ ADIYLA ÇAĞIRMAYA MUKTEDİRSENİZ, tarihe, topluma ve dahi insana dair sorumluluğunuzu yerine getirebiliyorsunuz demektir.

TurkceRap
06-10-2011, 15:55
Halka ne kızacağım Rap,

O yazı bu konuda söz üreten, düşünen herkeseydi. Anadilde eğitimi bile ''pazarlık'' konusu eden, 9 sene geçmiş hala tek adım atmayan bir iktidar ''güya örgütle masaya oturmuş, en radikal gibi görünen talepleri bile gerçekleştirecekmiş'' de PKK doğası gereği, tam da yapmaya teşne olduğu işi yaparak süreci baltalamış. Üstüne üstlük, teröre tekrar bulaşmış ve işi sivillere götürmüş.

Ben anti-otoriter ve militarist biriyim, asla hiyerarşik-kategorik ve örgütlü bir şiddetin savunucusu olmadım; ancak, on yıllardır süren katliam-asimilasyon-inkar ve küçümseme geleneği önünde sonunda kendi FRANKESTEİN'INI YARATACAKTI.

Dayakçı ve otoriter babanın çocuğunun baba kadar sorunlu ve psikopatlaşması temel bir PEDAGOJİ GERÇEĞİ'dir.

Yıllardır söylemekten dilimizde tüy bitti: TERÖR SORUNU yahut sorunu TERÖRİZE ETMEK en aşina, bayağı ve yanıltıcı bir taktiktir. Hasmını ve yaslandığı kitleyi olanca baskı ve hiddetinle marjinalize edip meseleyi kriminal vak'aya indirgemek tüm egemen devletlerin hatta bireyler düzeyinde bile tüm otoriter kişiliklerin basit ve aşina taktiğidir.

Arkasında gerek bireysel gerek sosyolojik olarak örgütlenmiş fetiş İKTİDAR GÜDÜSÜ VE KİBRİ vardır. Dayakçı erkeğin kadına da çocuğa da bakışı aynı egemen kibir ve iktidar güdüsüdür. Dayakçı koca(devlet) ile kadın-çocuk(halk-kürtler) arasındaki ilişki tek yönlü sömürge tipi bir biçimciliğe yaslanır. Burada aslolan kocanın keyfi egemenliği ile kadının taleplerinin kısıtlanmasıdır.

Bu öyle bir keyfiyet ki, en temel talepleri dahi pazarlık maddesi haline getirmekten utanmaz; üstüne bunu bir de DOĞALLAŞTIRIR. Pkk'yı eleştirene kadar KÜRTLERİN tartışılamayacak taleplerini dahi tartışılır kılmaya çalışan neredeyse 10 yıllık bir siyasal iktidarın FAŞİST VESAYET bürokrasisinden ne farkı kalmıştır bu konuda?

Kürtler için onur, haysiyet ve adalet duygusu ZU GEZEGENİNDEN bile uzak mıdır ki bu toplumun yaşadıklarına bu kadar uzağız?

PKK eylemlerini sonuna kadar eleştirelim; ancak bunun sorumlusunun yine SİYASAL İKTİDAR olduğunu bilelim. Öyle ALİ-CENGİZ taktikleriyle sorunu sürüncemede bırakıp gerek Kürtleri gerek siyasal temsilcilerini krimine etme çabalarını görmüyor değiliz.





Alıntı yaptığın kısımda eylemlerin meşru olmadığını düşünenlere gönderme var gibiydi, Ben de onun için söyledim yoksa iktidarın bu eylemlerde sorumluluğu olup-olmaması değil sorun, devletin mantıksız uygulamalarının bu meseleyi de neredeyse kangren haline getirdiğinden benim de şüphem yok.

AlbatrosS
08-10-2011, 20:21
Alıntı yaptığın kısımda eylemlerin meşru olmadığını düşünenlere gönderme var gibiydi, Ben de onun için söyledim yoksa iktidarın bu eylemlerde sorumluluğu olup-olmaması değil sorun, devletin mantıksız uygulamalarının bu meseleyi de neredeyse kangren haline getirdiğinden benim de şüphem yok.

Sevgili Ümit Kıvanç'ın ''siyasal bir tavır olarak terbiyesizlik'' adlı yazısını (http://www.uludagsozluk.com/k/siyasi-tav%C4%B1r-olarak-terbiyesizlik/) bu konuda tavsiye ederim.

Bunun devamı da bugünkü Taraf'ta yayınlandı.

Kadir Cangızbay Hoca'mızın da şu (http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=994:taraf-yazarnn-milli-menfaat-anlay&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5) yazısı üste okunursa yapılmak istenen anlaşılacaktır kanaatindeyim.