Orijinalini görmek için tıklayınız : Biri şu ulusalcılığı tanımlasın!...
Tam olarak nedir?
Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor,
kimileri milliyetçilikten en ufak bir farkı yok diyor,
Bir arkadaşım var, siyasetle ilgilenen, düzenli olarak gazete, kitap okuyan, bir zamanlar komunist oluşumlar içerisinde yer almış şuan ise sol görüşlü bir kişi. Misal ona soruyorum hacı sence nedir ulusalcılık diye: Biraz orta yol görüşlülermiş gibi bir hava seziyorum ben diyor. Her ırkın bir ülkede eşit haklarda yaşamasını savunuyorlar, zaten perinçekin, yalçın küçükün pkkyla olan görüşmelerinin sebebi budur, diyor.
Bir başkasına soruyorum, olm bildiğim bağnaz milliyetçiler, biraz daha kendilerini yumuşatıp adını ulusalcılık koymuşlar, dolanıyorlar etrafta diyor.
Vikiye bakıyorum orda daha ayrı yazıyor...
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ulusalc%C4%B1l%C4%B1k
Bu sitede ulusalcıyım diyen üyeler var, özellikle onlardan konuya katılımda bulunmalarını istiyorum.
Ha bir de kişisel tartışmalar dönmesin, bu konuda içeriğinden sapmasın lütfen (.
Özgürcan
24-09-2011, 23:07
Ben kendimi bir ulusalcı, sosyalist olarak görüyorum.
Ben kendi görüşümün tanımını yapayım,
Tüm sınıflara eşit hak tanıyan, ekonomik açıdan serbest piyasaya kademeli olarak karşı çıkan* bir görüştür. Türkiye'ninh uluslararası ortamdaki çıkarlarını savunur ve Atatürk devrimlerinin şu anda da geçerliliğini sürdürdüğünü öne sürer. Şu anda İşçi Partisi en büyük destekçisidir.
Sanırım benden başka bir de Taylan böyle düşünüyor....
Şu anda bu görüşü savunan bir sivil toplum örgütü olan TGB üyesiyim ve yarınki yürüyüşe katılacağım...
Ulusalcılıkta desteklemediğim iki nokta;
1)Tek dil, tek ırk'ın tek devlet içinde yer alma szorunluluğu (bknz. slogan "tek bayrak, tek devlet, tek millet")
2)Militarizme yakınlığı: Ordu sistemi küresel düzeyde varolmaması gereken bir sistemdir, ülkeler silah sayılarını azaltmalı ve ordularını daha az para harcanan bir hale getirip dinamikleştirmelidir. Ulusalcı görüşe sahip ADD başkan yardımcısı Nur Serter şöyle bir şey söylemişti cumhuriyet mitinglerinde:
"'Ne mutlu Türküm diyene' demek neredeyse suç olmuşken 'Ne mutlu Kürdüm ya da ne mutlu Ermeniyim' demek insan hakları ve demokrasi diye yutturuluyor. Bir Türk vatandaşı olarak, bir ulusalcı olarak TSK'ya şükranlarımı sunuyorum. Ne mutlu Türküm diyene demekten onur duyanları meydana çağırıyorum."
Bu Kürt vatandaşlara apaçık bir provakasyondur. Ancak günümüzdeki siyasi çatışmaa bakıldığında, ülkeyi dinci diktadan tek düşüncenin ulusalcılık olduğunu düşünüyorum....
* Rekabetin olmadığı - İETT gibi- şirketlerin özelleştirilmesi yasaklanmasıdır. Bu komünizme giden ilk aşama olacaktır.
Bana göre ulusalcilik ayni irka veya millete mensup olanlarin ve dolayisiyla ayni dili farkli farkli lehcelerle konusan, fakat biribirleriyle anlasabilen halklarin kurmus oldugu siyasi ve kültürel birlikteliktir.
Dolayisiyla Türklerin, Kürtlerle, Lazlarla, Cerkezlerle ve Zazalarla ULUSALCILIGI, dogaya aykiridir ve uzun ömürlü olmaz. Bu zoraki evlilik yürümez, eninde sonunda bosanmak zorundadirlar,cünkü bu halklarin kendilerine özgü dilleri ve kültürleri vardir ve dogal olarak hickimsenin boyundurugu altinda olmadan, kendi kültürlerini özgürce yasamak isteyeceklerdir...
YASASIN HALKLARIN KARDESLiGi!
Saygilarimla...
Olimpiyat
25-09-2011, 00:11
Yeri geldi mi, eleştirdiğimiz milliyetçilerden daha da katı milliyetçilik anlayışını savunan bir görüştür.Bazen o kadar katı ve içine kapanıktır ki, milliyetçilere rahmet okututturur.
Herşeyin anlamı ve içerdiği kavramlar değiştirilmiş hatta bir çoğunun içi boşaltılmıştır..
Faşist olmayan milliyetçiyim.
Milliyetçiyim tabi, elin fransızını ispanyolunu neden kendi insanımdan daha çok seveyim ?
:)
Benim milliyetçiliğim böyle bişey işte..daha fazlasına gerek yok zaten..
sayın vrael ,
ulusalcılık 17. yüzyıldan sonra modern devletlerin oluşmaya başlaması ve ardından fransız devriminin ortaya çıkardığı ulus devletlere bağlı olarak ortaya çıkmış olan bir kavramdır. ulus tek bir etnik ırkı karşılamaz , o devlette yaşayan herkestir ; bu yüzden milliyetçilikle birebir olması imkansızdır . (inanmayanlar ABDye baksınlar ABD milliyetçiliği diye birşey olabilirmi) ...
kullanım olarak kavram karmaşasısına neden olabilir , bazı kafatasçılar "biz ulusalcıyız gardaşş" diyerek , ulusalcılığı farklı empoze edebilirler ama anlam olarak yukarıdaki gibidir...
Jolly Jocker
25-09-2011, 11:19
Ulusalcılık nedir?
Ulusçuluk ile milliyetçilik anlamdaştır; ulusalcılık ile de milli kurtuluşçuluk anlamdaştır. Milliyetçilik ile ulusalcılık(milli kurtuluşçuluk) birbirinden farklıdır. Milli kurtuluşçuluk, milliyetçilik gibi burjuvazi dahil tüm sınıflardan oluşan bir millet bütünlüğünü ne olursa olsun savunma yoluna gitmez. Milli kurtuluşçuluk anti-emperyalisttir. Sadece emperyalizmle ilişiği olmayan sınıf ve tabakaları milli olarak görür. Millet değil, millilik(ulusallık) kavramından -'emperyalizmden bağımsız' anlamında- hareket eder. Milli kurtuluşçular, burjuvazi içerisinde işbirlikçi olan ve olmayan ayrımı yaparlar. Buna göre bir işbirlikçi-komprador burjuvazi vardır bir de 'milli burjuvazi'.
Gel gör ki, küreselleşen dünyamızda milli bir burjuvazi kalmamıştır. Hal böyle olunca da ulusalcıların bildiğimiz milliyetçilerden bir farkı kalmamıştır. Eski anti-emperyalizm söylemini sürdürmek, böylece sol göstermek ama sağ vurmak, gerçekte klasik milliyetçilikten farkını yalnızca daha fazla seküler olmakla ortaya koymak dışında bir özelliği kalmamıştır.
Ulusalcılığı, seküler milliyetçilik olarak tanımlarsak belki de en net tanımı yapmış oluruz. Muhafazakar milliyetçiliğe karşı seküler milliyetçilik. Biri ülkücülüğe, diğeri ulusalcılığa denk düşüyor.
spartacus
25-09-2011, 12:52
Ulus da millet de aynı kavramdır. Ulusalcı olmakda milliyetçi olmakda aynı anlama gelir.
Yalnız bizim yazın tarihimiz ne zamanki üstyapısal bir kurum ifade ediliyor olsun, Ulus kavramını seçmiştir, somut kurumlar içinde Milli kavramını seçmiştir. Tüm ülkeyi kapsayan devlet ibareli varlık ulus olarak adlandırılır, özelde bir devlet kurumu konu olduğunda milli kavramı da ulus kavramı da kullanılır...
Yani ulusal demek daha çok bir ülke ve devlet sınırları içerisindeki siyasi haritayı tanımlamak için tercih edilir gibidir. Uluslararası, ulusötesi kavramlarla hepimizin kullandığı gibidir ki, aslında bu kavramlar dahi hayatımıza geçmişte girmiştir, uluslar ötesi mi, ülkeler ötesi midir düşünmek gerekir..
Bir diğeride bir bayrağı, bir devleti, bir ülkesi olan milletler için ulus olma özelliğine eriştiği ibaresi vardır, yani aslında kelime ve anlam olarak farkı olmayan 2 kelimeye, politik düzlemde farklı anlamlar yüklenmiş gibidir, yine de bu yüklemelerin ne bir temeli ne de özü itibariyle bir kıymeti yoktur, ulusalcı iseniz, milliyecisinizdir, ulusçu iseniz milletçi, ulusalcılığı savunuyorsanız savunduğunuz milliyetçiliktir...
Millet olgusunu biyolojik bir olgu olarak görmek düpedüz ırkçılıktır. Millet olgusu da biyolojik bir olgu olmadığına, soyut, politik bir kavram olduğuna ve kendisini gerekçesiz somut başka şeylere(dil, kültür vs) dayandırdığına göre bunlar, onlar, şunlar gibi, insanı ve insan topluluklarını ayrıştıran, bölen, parçalayan bir rolden başka bir şey üstlenmişde değildir.
İnsan nerede doğarsa oranın özelliğini alır millet denilen şey insana uzak bir sınıflandırmadır, dahi konu insan olduğunda böyle bir sınıflandırma yapılamaz bile. (ama milliyetçiler yapar bunu, kendisini kandırırlar sadece üstelikde yer yer bilimden ve evrim kuramından dem vururlar.)
Neyse ben görüşümü yazdım, kimdir şunalr diye sorarsanız, ben bu güne kadar bir kanıya varamadım, bildiğim tek şey ısrarla diretilen bir kaç maddedir, oda milliyetçilikden öte bir anlam taşımıyor..
Bir diğeride Osmanlı'dan kalma İttihatı Anasır anlayışı dediğimiz Hitlervari yaklaşımdır ki, ulusalcılarda bunu olduğu gibi kabul ediyorlar, kendileri ulusalcı olarak ifade ediyor olabilirler ama reçeteleri Osmanlı'dandır. Alt-kimlik, üst-kimlik söylemi, Osmanlı'dan kalmadır ve Osmanlının son zamanlarında ülkede ki siyasal ortamda, hayatda kalabilmek için oluşturdupu stratejik-taktik bir reçetedir. Alt kimlik, osmanlı olmayanlar, üst kimlik Osmanlı olanlar, hepside Osmanlı kimliğinde bütünleşecek, milliyetçilerinki de aynıdır, alt-kimlik zımnen!! diğer milletler, üst kimlik ise türklüktür... İşte milliyetçiyim diyenlerle ulusalcıyım diyenleri ayıranda burası gibi, Ulusalcılar osmanlı formülünü seçtiler...
Önce insanları parçalıyorlar, bölüyorlar, A milleti, B milleti(sanki insanın doğasında, tabiatında böyle bir şey varmış gibi), sonrada bölüp, parçaladıklarını içlerinden bir tanesi adına birleştirmeyi(yıkımı, asimilasyonu) öngörüyorlar. Tabi tüm bunlar masa başı ve kağıt üstü olduğu için oyunlarının kağıt üstünde olduğunu, ama insanın canlı, somut bir varlık olduğunu unutuyorlar, A,B,C diyorlar, bunların harf olduğunu bildikleri kadar, sözde temsil edilen kapsamının da insan olduğunu unutuyorlar. yani olay kağıt üstü formülden başka bir şey değil...
Oysa bir düşüncenin samimiyeti formüllerini değiştirebilmek cesaretinden de gelir. üst-kimliğe başka bir milleti yazın, kabul edebilirler mi? farzedelim Türk değilde üst kimlik Kürt olsa, acaba şimdi ulusalcıyım diyenler buna evet diyebilir mi? Diyemiyorlarsa ne samimiyetden ne de objektifliklerinden bahsedemeyiz... Eminim formülü böyle yapmak onlar için bölücülüktür! bende yazdım işte üst paragrafda formülün kendisidir bölücü olan, milliyetçi(hatda ırkçı) olan... Bu konuyu iyi düşünmeli, formülde üst kimliğin adını değiştirin bakın ulusalcılar ne yapacak! kendi formülleri karşısında nasıl da şiddetli bir karşı duruş geliştirecekler.. Türklük millet değildir, birleştirici kelimedir demek(hıhı, yedik) kadar mantıksız ve kendini kandıran bir kör inanç, köktenciliğin bu kadar düzü olabilir mi? Olabiliyor demek ki, o yüzden formül kalsın, üst kimliği değişelim, Kürt olsun, nede olsa kürt bir millet değil birleştirici üst kelimedir değil mi? Hı, hı, yedim, inandım, biat ettim(diyebilecekler mi)...
hani bir sözümüz var, sen diğer tanrılara neden inanmıyorsan ben de seninkine o yüzden. Objektif bakmak da yeterli bir donedir, ama insanlar mesele tabu ya da kutsalları olunca malesef değişiyorlar...
Neyse ulusalcılarda, milliyetçiler de aynıdır bana göre, sadece olaki şaşa yanıla parti, grup farkı vs çıkmış olsun, sırf politik ayrışmaların tercihidir bu terimler ve görece birbirlerinden dozajları farklıdır, tabi yer yer, aynı dozajı çektikleri de olur, öylesi anlarda ha MHP(ki 1960 lardan bakın bu faşist yapıya), ha da Ulusalcılar ben fark göremiyorum.
Bölünmekden, parçalanmaktan, oyunlardan bahsederler, ama insana insan demedikleri için de zaten bu bölünmüşlüğü kendileri yaratırlar. İnsan değilde, A, B, C ler dersen hangi öküzün altında buzağı arıyorsun? Bölen de sensin, yıkanda. Kendi zayıf halkasını kendisi oluşturur sonrada ağüğüğü, ağüüü diye zırlar ki beni zayıf yanımdan vuruyor. Ne yapacaktı, zayıf yanından vurmayacakta? (buda şu emperyalistler, dış güçler bizi bölüyor söylemi içindi...)
Şimdilik bu kadar, yoksa zaten Türkiye'de milli görüşü az çok biliyor olmalıyız(tekrar etmeye gerek var mı? sadece ulusalcılık, milliyetçilik çerçevesine eğildim)... Ulus kavramının dönemsel ve yer yer, çaresiz güç, birleştirici etki, taktik-politik kullanımlarını ise istisna görüyorum, politik istisnalardan strateji çıkartmak mümkün değildir...
Vandenys
25-09-2011, 13:06
sol jargonlu milliyetçilik.
Ulusalcilik paronayak bir milliyetcilik turudur. Herkezin kendilerine dusman oldugunu dusunurler.
Derler ki, Turkluk birlestirici bir ust kimliktir, o yuzden herkeze Turkum dedirtmek fasizm olmaz. Ama ille Kurdum demek istiyorsan sen irkcisin falan.
Bazilari bunlarin sekuler oldugunu soylemis ama oyle degildirler. Mesela misyonerlik, ruhban okulu, patrikhane gibi konularda takintilidirlar. Tc vatandasi hristiyan bir yurttasa esit haklar verilmesine karsi cikarlar. Bunu yapmak isteyenlere "vatani peskes cekiyorlar, hainler" tarzinda bir saldiri yontemleri vardir. Islam dininin kendisi bile ehli kitap dini gruplari bu kadar siddetli bir bicimde dislamamaktadir
Turban meselesini laiklik olarak tanimliyorlar. Kadin haklari dendigin de yine akillarina sadece turban takmama konusu gelmektedir
80 yil oncesinin hayalleriyle yasarlar. Keske hic demokrasiye gecilmeseydi diye hayiflanip dururlar. Bunu emperyalist ulkelerin bize bir dayatmasi olarak gorenler de vardir.
Birde bu adamciklarin en ilgimi ceken ozellikleri, babalarini Ataturk'e borclu olmalaridir. Bunun karsitlarina genelde kuyruk acisi veya libo$ duzeyinde bir arguman gelistirmislerdir
Bunlarin sol oldugunu soylemek bence sola cok buyuk bir hakarettir. Solcularin bu yanlislikla ciddiyetle mucadele etmesi gerekir
sevgili arkadaşlar , sayın vrael türk ulusalcılığının bugün ki durumunu sormadı ; genel olarak ulusalcılığı sordu en azından cümlelerinden çıkan sonuç o . ulusalcılık = milliyetçilik demek paronayanın hasıdır bence
bir de insanın evrimi, açısından olaya bakalım.
önceleri aşiret bilinci vardı değilmi.
kişinin çıkarları aşiretinin çıkarları ile içiçeydi.
insanın gelişimi ile kendi çıkarını daha büyük topluluklarla özdeşleştirmesi arasında bir ilişki var.
bu üretim biçimiyle ilişkili.
bu gelişimin bir yerinde aşiretden ulusa geçildiğini görüyoruz.
ulusçuluk aşiretçiliğin daha gelişmiş biçimidir.
18.yy da ilerici bir düşüncedir.
elbetteki gün gelecek kendi çıkarını en büyük topluluğun yani ait olduğu insan denen türün çıkarıyla özdeşleştirecektir.
yani ulusculuğu aşacaktır.
ulusculuk enternasyonel düşünce yanında gerici bir düşüncedir.
aşiretçilik ulusculuğa görece nasıl gerici ise,
ulusculuk da enternasyonalizme göre öyle gericidir.
TurkceRap
25-09-2011, 15:45
bir de insanın evrimi, açısından olaya bakalım.
önceleri aşiret bilinci vardı değilmi.
kişinin çıkarları aşiretinin çıkarları ile içiçeydi.
insanın gelişimi ile kendi çıkarını daha büyük topluluklarla özdeşleştirmesi arasında bir ilişki var.
bu üretim biçimiyle ilişkili.
bu gelişimin bir yerinde aşiretden ulusa geçildiğini görüyoruz.
ulusçuluk aşiretçiliğin daha gelişmiş biçimidir.
17.yy da ilerici bir düşüncedir.
elbetteki gün gelecek kendi çıkarını en büyük topluluğun yani ait olduğu insan denen türün çıkarıyla özdeşleştirecektir.
yani ulusculuğu aşacaktır.
ulusculuk enternasyonel düşünce yanında gerici bir düşüncedir.
aşiretçilik ulusculuğa görece nasıl gerici ise,
ulusculuk da enternasyonalizme göre öyle gericidir.
Gidilen yol çok doğru ama, Bence çıkardığın sonuç biraz yanlış...
AŞiretler/Kabilelerin yerini, imparatorluklar, sonra ulus devletler aldı, insanların ortak amaçları bu minvalde şekillendi ya da şekillendirildi, fakat bunun varacağı nokta enternasyonalizm değildir, herkesin amacının bütün insanlığın kutlu ülküsü falan olmasını beklemeyemezsin, yani hiçbir zaman tüm insanların ortak tek bir amacı olamaz.
Peki ne olmalıdır veya olacaktır? insan teknoloji geliştikçe bilgi düzeyi arttıkça diktatörlerin, kralların, politikacıların, bürokratların şu ya da bu şekilde donkişotluğunu yapmayı bırakıp kendi çıkarlarının, refah düzeyinin daha önemli olduğunu farkedecektir, nitekim aslında farketmeye başlamıştır da.
Ekonomik faktörlerin de etkisiyle (özellikle petrole dayalı ekonominin revizyonu)
beraberinde ulusal devletlerin veya alışa geldikleri sistematiğin yerle bir olması demektir.
Yani Kabile düzenlerinden, imparatorluklardan, ulus devletlerden daha ileri bir sistem varsa o da bireycilik olacaktır.
Ulusalcılık nedir demiş konuyu açan arkadaş, halkı üzerinde kırmızı çizgileri olan, kıytırık ortak ülkülere sahip olan her devlet az-çok ulusalcıdır.
sayın türkçerap
o halde bir bağlamı netleştirelim.
bireycilikten kastettiğiniz şeyin somut karşılığı bireyin her açıdan özgürlüğü değilmidir.
birey hangi koşullarda heraçıdan özgür olabilir.
üretim araçları üzerinde mülkiyetin koşulladığı kapitalist/emperyalist sömürüye dayalı üretim ilişkilerinde mi,
yoksa sınıfsız sömürürüsüz bir üretim biçiminde mi.
bireyciliğin hayattaki somut karşılığı ancak enternasyonel yaşama biçimi olabilir.
yoksa bireycilik bir yanılsamaya dönüşür.
bireycilik bütün dünya bireylerinin bireyciliği olmayacaksa bir sınıfsal konumu elde edebilenlerin bireyciliği olacaksa bu zaten kapitalizm olabilir ve yaşanan şey zaten budur.
bireyciliğinizi iyi tanımlayın.
o zaman şunu göreceksiniz.
bireycilik dünyada yaşayan tüm bireyler için hangi koşullarda mümkün olabilir.
dünyada yaşayan her bir bireyin mutlak özgürlüğü hangi koşullarda hayat bulabilir.
cevap aslında çok basittir.
bireyin kendi çıkarı ile tüm insanlığın çıkarını özdeşleştirebilmek gerekir.
bu nasıl gerçekleşir.
enternasyonalist sosyalist bir altyapı ile.
kısaca dünyadaki tüm bireyleri kapsayan bir bireycilik ise sizin bireyciliğiniz,
aslında somutta sosyalist olmak ile bu söylediğiniz aynı şeydir.
o halde kapitalist/emperyalist tüm kurum ve değerlerle hesaplaşmak zorunda ve yerine başka bir şey önermek durumundasınız.
ulusun/ulusculuğun yerine önerebileceğiniz enternasyonaldir.
kısaca sosyalizmdir.
Ulusalcilik paronayak bir milliyetcilik turudur. Herkezin kendilerine dusman oldugunu dusunurler.
Ek olarak şunu belirtmekte fayda görüyorum:
Ulusalcılığın paronayak tarafı, İslamcılık ve Jadizm'de de bolcana vardır.
İslamcılığın ve Jadizmin taraftarları, dünyayı el altından birilerinin yönettiğine ve her türlü olayı bunların şeklillendirdiğine inanır ve olayların arkasında her zaman gizli güçler ararlar. Masonlar, Siyonistler, Yergenekoncular, iyi saatte olsunlar vs. vs. Bu gizli güçlerle başetmek, bunları tümden deşifre edebilmek neredeyse imkansızdır.
Ulusalcılığı, seküler milliyetçilik olarak tanımlarsak belki de en net tanımı yapmış oluruz. Muhafazakar milliyetçiliğe karşı seküler milliyetçilik. Biri ülkücülüğe, diğeri ulusalcılığa denk düşüyor.
Bu tanım doğru denebilir. Tabii bunun yanında seküler olduğu iddiasıyla beraber dini azınlık, misyoner vs. düşmanlığı, devletin din konusunda tarafsız olması yerine belli bir versiyonu dayatması özlemi; faşistin önde gideniyken solcu olduğunu iddia etme, Atatürk etrafındaki kişi kültüne büyük bir bağlılık ve komplo teorisi bağımlılığı tarzı özellikler de var.
ilginiz için hepinize teşekkür ederim,
az çok ulusalcılık hakkında fikrim olmuş oldu.
Peki sizce bugün ulusalcılığın "tayibianlar" tarafından bu kadar tehlikeli görülmesinin ve belkide tırsılmasının veya varlıklarından endişe edilmesinin sebebi nedir?
Bildiğim kadarıyla oda tv ulusalcı ve iktidar sömürdü adeta. Sözcü gazetesi yine yanlış bilmiyorsam ulusalcı ve iktidarı, gündemi en sert eleştiren gazete. Bunun yanı sıra vikipedide yazdığına göre fetullahın ulusalcılara yönelik "aşılması gerekenler" şeklinde tabir ettiği ve ülkeye sancılar getireceklerine dair sözleri var. Adam adeta iktidara dikkat edin bunlara demek istemiş sanki:
Şimdi önümüzde daha geniş, kapsamlı ve kompleks bir süreç var. Dolayısıyla direnç noktaları daha fazla sancı oluşturabilir. AB sürecinde son günlerde yaşanan kavga ve tartışmalara bir bakıverin. Ölseler bir araya gelmeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Kimlikleri, söylemleri, hassasiyet ve dünya görüşleri bu derece farklı, üstelik birbirleriyle hiçbir diyalog geliştirme niyet ve isteği olmayan insanlar muvakkaten bir araya geliyor. Gerçekten her söz ve hareketleri suni ve iğreti duruyor. Ulusal cephe adı altında oluşturulmaya çalışılan dalganın sınırları belli değil. Hedefi, niyeti ve çağrı yaptığı hassasiyetleri farklıdır. Kemiksiz, kimliksiz ve hedefsiz bir dalga. Her açıdan manipülatif bir organizasyon olduğu belli. Ama sancılar olacaktır. Bunlar aşılacaktır.
ereninthenature
01-10-2011, 00:45
Peki sizce bugün ulusalcılığın "tayibianlar" tarafından bu kadar tehlikeli görülmesinin ve belkide tırsılmasının veya varlıklarından endişe edilmesinin sebebi nedir?
Bildiğim kadarıyla oda tv ulusalcı ve iktidar sömürdü adeta. Sözcü gazetesi yine yanlış bilmiyorsam ulusalcı ve iktidarı, gündemi en sert eleştiren gazete. Bunun yanı sıra vikipedide yazdığına göre fetullahın ulusalcılara yönelik "aşılması gerekenler" şeklinde tabir ettiği ve ülkeye sancılar getireceklerine dair sözleri var. Adam adeta iktidara dikkat edin bunlara demek istemiş sanki:
Ummetcilige ters dusmesi sanirim.
Ummetcilige ters dusmesi sanirim.
yaw ona bakılırsa çoğu siyasinin görüşü ümmetçiliğe ters düşüyor. Benim asıl demek istediğim, fetullah ve iktidar sanki özellikle ulusalcılara dikkat ediyor susturmak istiyor gibi.
Ulusalcılık en güçlü dönemini o Cumhuriyet Mitingleri döneminde yaşadı, şu anda pek dikkate almaya değer bir etkileri yok.
AlbatrosS
01-10-2011, 10:21
yaw ona bakılırsa çoğu siyasinin görüşü ümmetçiliğe ters düşüyor. Benim asıl demek istediğim, fetullah ve iktidar sanki özellikle ulusalcılara dikkat ediyor susturmak istiyor gibi.
aslında iktidar kendine muhalif birçok farklı siyasal pozisyona aynı muameleyi yapıyor fakat bazılarının görünürlüğü daha az.
ulusalcılar seküler, milliyetçi ve laik blok olarak tanımlanabilinir. fakat bu ''özelleşmiş'' bir tanım olacaktır; zira, özünde muhafazakar, milliyetçi ve teist bir ulusalcı ''damar''dan da söz edilebilinir ki birçok temel konuda ortaklık mertebesine çıkabilirler kolaylıkla.
akp'nin siyasal rekabet açısından iki ana hedef kitlesi vardır: seküler milliyetçi blok ile kürtler. şu halde, fethullah'ın ilk olarak ilkini hedef göstermesi anlamlıdır.
yargı ve askeri bürokrasinin dönüştürülmesinden sonra iktidar, yaygın ve geniş medya faaliyetleriyle bu iki kliğin yaslandığı zemini ıslatmıştır. gerçekten de bu iki bürokratik kliğe şüphesiz güvenen birçok kişi artık o güveni kaybetmiştir.
akp kendi oy kredisini belli bir düzeyde sabitlemeye çalışıyor: %40-50 arası. bunun için de seküler kanatla rekabet ve çatışma bulunmaz nimet.
TurkceRap
01-10-2011, 13:14
sayın türkçerap
o halde bir bağlamı netleştirelim.
bireycilikten kastettiğiniz şeyin somut karşılığı bireyin her açıdan özgürlüğü değilmidir.
birey hangi koşullarda heraçıdan özgür olabilir.
üretim araçları üzerinde mülkiyetin koşulladığı kapitalist/emperyalist sömürüye dayalı üretim ilişkilerinde mi,
yoksa sınıfsız sömürürüsüz bir üretim biçiminde mi.
bireyciliğin hayattaki somut karşılığı ancak enternasyonel yaşama biçimi olabilir.
yoksa bireycilik bir yanılsamaya dönüşür.
bireycilik bütün dünya bireylerinin bireyciliği olmayacaksa bir sınıfsal konumu elde edebilenlerin bireyciliği olacaksa bu zaten kapitalizm olabilir ve yaşanan şey zaten budur.
bireyciliğinizi iyi tanımlayın.
o zaman şunu göreceksiniz.
bireycilik dünyada yaşayan tüm bireyler için hangi koşullarda mümkün olabilir.
dünyada yaşayan her bir bireyin mutlak özgürlüğü hangi koşullarda hayat bulabilir.
cevap aslında çok basittir.
bireyin kendi çıkarı ile tüm insanlığın çıkarını özdeşleştirebilmek gerekir.
bu nasıl gerçekleşir.
enternasyonalist sosyalist bir altyapı ile.
kısaca dünyadaki tüm bireyleri kapsayan bir bireycilik ise sizin bireyciliğiniz,
aslında somutta sosyalist olmak ile bu söylediğiniz aynı şeydir.
o halde kapitalist/emperyalist tüm kurum ve değerlerle hesaplaşmak zorunda ve yerine başka bir şey önermek durumundasınız.
ulusun/ulusculuğun yerine önerebileceğiniz enternasyonaldir.
kısaca sosyalizmdir.
Sevgili Khaos, Özgürlük nedir çerçevesinde bu konuları daha önce başka bir başlıkta sizinle tartıştığımızı hatırlıyorum.
Ama yine de kısaca söyliycek olursam, Bürokratların ve politikacıların elinde haddinden fazla güç olmadığı, insanların politikacılara bağımlı olmadığı, özetle devletin bireylerin özel hayatına burnunu sokmadığı ve cebini karıştırmadığı bir dünya daha özgür olacaktır.
Ben Liberter komünist ve Anarko komünist görüşleri tıpkı diğer komünizm/sosyalizm türleri gibi eksik bulsam da diğer sosyalist görüşlere oranla daha dişe dokunur bulurum, ama özel mülkiyetin ve bazı işlerin yürütüleceği kadar hiyeraşinin olmadığı hiçbir anarşist toplum ayakta kalamaz, Bu yüzden söylediğin anlamda bir toplum yapısının da yürümesinin mümkün olduğunu düşünmüyorum ki zaten kimse seve seve birikimlerinden vazgeçmez.
Elbetteki birycilik herkesin bireyciliği olmalıdır, ama ben bu konuya senin yaklaştığın açıdan değil, Öz sahiplik ve Öz bağımsızlık (Egemenlik) ilkeleri çerçevesinden yaklaşıyorum ve senin de bildiğin üzere ekonomik sistem olarak devlet müdahalesinin olmadığı Kapitalizmi savunuyorum.
Dolayısıyla bir bireycilik olacaksa bu teknolojik gelişmeler, satın alma gücünün artması ve kurumsal kimlik olarak devletin varlığına olan ihtiyacın git gide azalması ve yok olmasıyla mümkün olabilir.
Dolayısıyla bir önceki iletimde de söylediğim gibi gidilecek yer toplumların birbirine yakın olduğu ticaretin serbest dolaşımının olduğu, küresel ve bireyci bir dünya olacaktır.
Sevgili Khaos, Özgürlük nedir çerçevesinde bu konuları daha önce başka bir başlıkta sizinle tartıştığımızı hatırlıyorum.
Ama yine de kısaca söyliycek olursam, Bürokratların ve politikacıların elinde haddinden fazla güç olmadığı, insanların politikacılara bağımlı olmadığı, özetle devletin bireylerin özel hayatına burnunu sokmadığı ve cebini karıştırmadığı bir dünya daha özgür olacaktır.
Ben Liberter komünist ve Anarko komünist görüşleri tıpkı diğer komünizm/sosyalizm türleri gibi eksik bulsam da diğer sosyalist görüşlere oranla daha dişe dokunur bulurum, ama özel mülkiyetin ve bazı işlerin yürütüleceği kadar hiyeraşinin olmadığı hiçbir anarşist toplum ayakta kalamaz, Bu yüzden söylediğin anlamda bir toplum yapısının da yürümesinin mümkün olduğunu düşünmüyorum ki zaten kimse seve seve birikimlerinden vazgeçmez.
Elbetteki birycilik herkesin bireyciliği olmalıdır, ama ben bu konuya senin yaklaştığın açıdan değil, Öz sahiplik ve Öz bağımsızlık (Egemenlik) ilkeleri çerçevesinden yaklaşıyorum ve senin de bildiğin üzere ekonomik sistem olarak devlet müdahalesinin olmadığı Kapitalizmi savunuyorum.
Dolayısıyla bir bireycilik olacaksa bu teknolojik gelişmeler, satın alma gücünün artması ve kurumsal kimlik olarak devletin varlığına olan ihtiyacın git gide azalması ve yok olmasıyla mümkün olabilir.
Dolayısıyla bir önceki iletimde de söylediğim gibi gidilecek yer toplumların birbirine yakın olduğu ticaretin serbest dolaşımının olduğu, küresel ve bireyci bir dünya olacaktır.
Bugün ABD'de bile ekonomiye devlet müdahale ediyor, banka kurtarıyor vs. Dünya liberal ekonominin iflasını yaşıyor. Azgın kartellerin kol gezdiği bir dünyada bireyselleşmek ve liberalizm kolay yem olmaktır. Bireyselleşme tekelciliği ve diğerlerinin köleliğini getirir. Liberalizm bireyselleşmedir ama milyonlarca işsiz bireysel köle olurken, karteller, tekeller azgın sömürücü olurlar. Kapitalizmde savaş, kan, çıkarlar, sömürü vardır. İşte kapitalist yolda giden Türkiye'nin hali, milyonlarca işsiz, cinayet vs vs. Savunmaya devam edin.
Ulusalcılık, bence bir proje bir deneydi...
Türkiye Cumhurriyeti Devleti düzenli böyle projeler geliştirir...
Şimdi bazı olaylar, bazı gerçekleri daha iyi ve daha net görebiliyoruz...
Bizim devlet böyle ideolojiler üretip kendi halkını böylece dizginleyeceği düşünürek başvurduğu bir hadisedir...
bu sefer ama ulusalcılık tutmadı... bir süre tutu ama uzun sürmedi. neye hizmet etiği millet tarafında görüldü... halk eski halk da değil...
Örneğin ulusalcığı... Refah partinin yükselişi karşı üretildi... aynı zamanda Kürtlerin ayaklanmasına da iyi hizmetler sundu...
Herseferinde halkın isteği karşısına bu tip gruplar çıkartmıştır...
Devletimizin bir türlü halkın isteklerine tahamülü yoktur...
Oysaki Devletin görevi halkın isteklerini karşılamaktır... bizde tam tersi..
Daha öncede şiddet olayları görüyoruz... bunların arkasında hep karanlıkgüç olarak adlandırıyorduk ama aslında hep devletimiz vardı...
orneğin Sivas olayında... Silahlı Kuvetler oteli yanmasını izlediğini görüyoruz, halkı karabalığı dağıtığı yok... sadece izliyordu...
1970'lerde türk halkı, şimdi nasıl halk biraz dindarlığa tevecüh ediyorsa...
o zamanlarda sola tevecüh ediyordu ama bu devlet ideolojisiyle örtüşmediği için...
bu sefer sağcıları, ülkücüleri vatandaşların üzerine saldırttılar...
Abdullah çatlı gibileri yine devlet silahları eline vermişti...
1 Mayıs 1977 de işçilere çatıdan ateş açanlar yine devlet mesuplarıdı... 37 kişi öldü ama yakalanan olmadı...
Uğur Mumcu öldürüldü... vs vs...
Niye devletimiz böyle yapıyor diye sorarsanız ?
bi şekilde gemisini yürütmeye çalışıyor... düşüncesindeyim.
kendilerini ulusalcı diye tanımlananlara bi bakmalı neyi savundukları...
Solculukla ve sosyalizmle hiç bir alakalıları yok...
çoğu kemalisttir... bu da bir ideolojidir, Türkiye Cumhurriyetin ideolojisidir...
Elbette, ideolojileri yaşayan bir organizma gibi düşünecek olursak... ayakta kalıp yaşamak için herşeyi deneyecektir...
Bu normal karşılanabilir ama halkında yaratığı travmayı ve açtığı yaraları kabul edilemez bence...
TurkceRap
06-10-2011, 15:30
Sevgili Moment.
Öncelikle şu yazdığınız iletinin bazı dincilerin evrimle ilgili her konuda, haraştırma zzahmetinde bulunmadan sordukları abuksabuk sorulardan ya da öldükten sonra şu olacak bu olacak demelerinden farksız olmadığını, söylemeliyim.
Bugün ABD'de bile ekonomiye devlet müdahale ediyor, banka kurtarıyor vs. Dünya liberal ekonominin iflasını yaşıyor. Azgın kartellerin kol gezdiği bir dünyada bireyselleşmek ve liberalizm kolay yem olmaktır. Bireyselleşme tekelciliği ve diğerlerinin köleliğini getirir. Liberalizm bireyselleşmedir ama milyonlarca işsiz bireysel köle olurken, karteller, tekeller azgın sömürücü olurlar. Kapitalizmde savaş, kan, çıkarlar, sömürü vardır. İşte kapitalist yolda giden Türkiye'nin hali, milyonlarca işsiz, cinayet vs vs. Savunmaya devam edin.
Türkiyede cinayet vs, bugün başlayan birşey değildir, Abd.de devletin banka kurtarmasını isteyen biz değiliz, başkalarının hatalarının bedeli vergi mükelleflerin ödetilemez, Keynesyen mantığı desteklemediğimiz gibi yarardan çok zarar getirdiğini söylüyoruz.
Ben hiçbir yerde bankaların kurtarılmasını vs savunmadım, önce karşınızdakinin görüşünü bilin, ondan sonra konuşun.
işadamı savaş çıkarmaz, ama fırsatları değerlendirebilir, savaşı çıkaran devletler ve onlardan nemalananlardır.
Dünyada eriyen yok olan birşey varsa o da sosyal devlet saçmalığıdır, devletler kurumlarını bir bir elden çıkarıyor, siz ayakta rüya görüyorsunuz herhalde.
Çok rica edicem bu konularda bu forumda neler yazılmış, neler tartışmışız etmişiz araştırma zahmetinde bulunun, yoksa her Kapitalizm kelimesi sgeçtiğinde, savaş, sömürü muhabbetinden gına geldi.
Turkçerap:
Sen abuk sabuk konuşma diye söze başlarken aynen bunu sana iade ederim. Zaten aşağıda savunduğun şeylerle tam bir abuk sabukluk yapmışsın. Siz reaksiyonerlerin özelliği bu.
Alıntı:
(Türkiyede cinayet vs, bugün başlayan birşey değildir,
işadamı savaş çıkarmaz, ama fırsatları değerlendirebilir, savaşı çıkaran devletler ve onlardan nemalananlardır.
Dünyada eriyen yok olan birşey varsa o da sosyal devlet saçmalığıdır, devletler kurumlarını bir bir elden çıkarıyor, siz ayakta rüya görüyorsunuz herhalde.)
Cevap:
Sen tv izlemiyosun ya da 3. sayfaları okumuyorsun herhal. Hemen hergün kadınlar bıçaklanıp öldürülüyor, namus cinayetleri adı altında. Kimden güç alıyorlar da bu kadar çoğaldı bunlar?
Demokratik düzeninizden mi? Değil neo-kapitalist düzeninizden.
İşadamlarının silahlı ülkücü komandoları nasıl yetiştirdiğinden, amerikan silah kartellerinden hiç haberin yok herhal. Sermayenin kanlı parmağı finansmanı olmadan kutsallaştırdığın kapitalist devletle mi dönüyor bu işler. Devlet-sermaye işbirliği saldırgan zamanlarda hep gündeme gelmiştir.
Sosyal devlet düşmanlığı yapmayı bırakın, bir gün bu sosyal devletin altında kalacaksınız. Sağlığı paralı yaptınız, eğitimi, öğrenme hakkını. Neyin rüyasını görüyorsun sen söyle bakalım öyle ahkam keserken, faşist bir düzenin mi?
AlbatrosS
10-10-2011, 23:31
işadamı savaş çıkarmaz, ama fırsatları değerlendirebilir, savaşı çıkaran devletler ve onlardan nemalananlardır.
Bu dediğin bana da ''müslümanlar soykırmaz, fırsattan istifade eder''i çağrıştırdı.
Siz kaç tane ''iş adamı''nın kendi çıkarına rağmen bir savaşa canhıraş karşı çıkıp engel olmaya çalıştığını gördünüz? Bu uğurda kaç iş adamı öldürülmüş, tutuklanmış, yargılanmış?
Nazi Zulmünde Şindler gibi müstesna insanlık abidelerini bir kenara koyarsak Siemens, Wolswagen vs büyük ''girişimciler'' muteber destek faaliyetlerine devam ediyordu. (örneklerde hata olabilir, ancak bu tarz büyük firmaların Nazilere desteği herkesin malumu)
Ulusalcılık kavramının, günümüzde "yurtseverlik" olarak adlandırılması gerektiğini düşünüyorum.
Siyasal islam ve karşılıklı besleme içerisine girmiş olduğu liberal görüşün bireyleri tarafından, siyasi düşüncelere nötr mertebede ki halka ulusalcılık "tü, kaka" olarak benimsetilmiştir.
Bugün üniversitelerde dahi hocalar, atıp tutmaya başlarken, çok rahat bir şekilde "ulusalcılık" fikrine saldırabilmektedirler.
Ulusalcılığı bir toprak üzerinde yaşayan insanların kardeşliği, aynı sandığa, seçime gitme özgürlükleri, tüm yaşam koşullarında eşitlik, adalet istemi gibi ana başlıkları altında incelersek, toplum yaşantısına en uygun sistem düşüncesi olduğunu beyan edebiliriz.
Ve tarih boyu yapılmış tüm devrimlerin özünde, milliyetçilik olduğu kadar, ondan bağımsız hareket eden "ulusalcılık" olgusu da bulunmaktadır. İşte, tarihte çağ başlatan iki olay, İstanbul'un Fethi 1453, Yeni Çağ'ın başlangıcı, Fransız İhtilali 1789, Yakın Çağ'ın başlangıcı. Bunların her ikisi de ulusalcılık ile bağıntılıdırlar. Öyle ki, Osmanlı Devleti çok uluslu bir imparatorluk hüviyetindeyken, Fransız İhtilali başlı başına bir ulusalcılık kavramıdır ve beraberinde milliyetçilik, demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kavramları getirmiştir.
İnsanoğlunun kendine attığı en büyük kazık din ve milliyetçilik duyguları olsa gerek. Din hususuna bu başlıkta girmenin, şu merhalede yararı yok, fakat milliyetçiliğin irdelenmesinde mutlak surette fayda olacaktır.
Vedat Özdemiroğlu, Uykusuz'da: "Sırp sosyalisti, Türk ırkçısından daha yakındır bana" kelamını etmişti. Aynen katılmakla beraber, diğer bir alıntıyı da Nihat Genç'ten yapmak isterim: "milliyetçilik bir kemik ve beyin hastalığıdır."
Ulusalcılığın "light milliyetçilik" olarak adlandırılması, liberal, kapitalist ve siyasal islamcıların, kendilerine karşı en güçlü yapılanma olan ulusalcılık fikrini yıpratmaya yönelik çalışmalarının tezahürüdür.
Günümüz Türkiye'sinin kurulumu da "ulusalcılık" kavramı ile gerçekleşmiştir. Kürtlerin bugün dile getirmiş olduğu, kurucu unsurlardan biride biziz tezi işte bunun dışa vurumudur. Ulusalcılık da ırk ayrımı olduğunu düşünmüyorum ve aynı toprak üzerinde yaşayan insanların kardeşliğinin savunulmasını destekleyen bir siyasi düşünce olarak ifade etmek istiyorum.
Soruya en kisa sekliyle cevap vermek istiyorum. Kendisine milliyetci demek istemeyen sosyalistler ve kendini elit sanan kesimler bunun yerine yurtsever veya ulusalci gibi terimler icat etmektedirler
Soruya en kisa sekliyle cevap vermek istiyorum. Kendisine milliyetci demek istemeyen sosyalistler ve kendini elit sanan kesimler bunun yerine yurtsever veya ulusalci gibi terimler icat etmektedirlerSoruya kısa cevap vermek namına konunun özünden alabildiğinde uzaklaşmışsınız.
Milliyetçilikte ırk ve soy ön plandayken, ulusalcılıkta toprak ve bağımsızlık ana unsurdur.
Kestirilip atılacak kadar aşağılık değerlerin mücadelesi asla verilmez...