PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Adet Video: TKP Genel Başkanı Erkan Baş...


unbe
27-09-2011, 03:42
http://www.dailymotion.com/video/xe8pjt_tkp-genel-baykany-erkan-bay_news


eh bu videoyu paylaşmak şart oldu.
tüm siyasetçiler aynıdır TKP genel başkanı Erkan Baş hariç......

erkan baş'ın ergenekon konusunda söyledikleri çok enteresan arkadaşlar.
yaklaşık 8. dakikasında ergenekondan bahsediyor.ilginç bir başlık ve konu olacak sanırım bu video.

ve bakınız kendi ağzından diyor ki erkan bey "cumhuriyete sahip çıkmalıyız".

ne diyebilirim ki başkanı seviyorum ........

Khaos
27-09-2011, 04:33
unbe

sen TKP 'li miydin yahu.

Sangre
27-09-2011, 12:40
Ehh, TKP'ye boşuna ulusalcı sosyalist demiyorlar.

Bu da benden olsun.. Zira Ömer Laçiner ve Doğan Tarkan'ın söyledikleri ders olacak nitelikte;

http://www.youtube.com/watch?v=nPqnxcphIZU

lolepet
27-09-2011, 12:55
bu video niye şart olmuş acaba? sayın unbe

unbe
27-09-2011, 13:21
unbe

sen TKP 'li miydin yahu.


gönüllü TKp üyesiyim khaos.vaktim olduğunda ara sıra bizim burdaki partiye gidiyorum.dilaverle bilim ve gelecek dergisinin yemeğinde genel başkanla ve il genel sekreteri ve bi kaç ilçe yöneticisiyle tanışmıştıkm.zaten oldum olası sempatim vardı.

Eger bir adamin iki lafindan biri emperyalizm ise, o adam cakalin onde gidendir. Aklima gelen ilk tip Erol Manisali mesela.

nie acaba jadi?
emperyalizm iyi birşeymiş gibi söylüyorsun bunu.
erkan başın hayatını biraz araştırmanı öneririm.
üniversitede neler yapmış nasıl bir kişiliği varmış öğren öyle konuş.
aynı zamanda fen lisesi kökenlidir yani senden kat be kat zeki birisi:D

videoyu izledim sangre.
konu dönüp dolaşıp kürt olayına geliyor değil mi?derdiniz bu çünkü.
birlik ve beraberlik zaten kürtlere göre olmadı hiçbirzaman.
oy verdikleri partiden görüyoruz.
bdpyi aslında takdir ediyorum çünkü dediklerinin arkasındalar.yemin etmeyeceğiz dediler ve hala yemin etmediler.
ama sizinkiler kendi partileri varken gidip ampul partisine oy veriyor her nedense.
daha siz kendi içinizde böylesine parça pinçikken nasıl devlet kurup yöneteceksiniz ki:D

lolepet
27-09-2011, 13:48
Ehh, TKP'ye boşuna ulusalcı sosyalist demiyorlar.

Bu da benden olsun.. Zira Ömer Laçiner ve Doğan Tarkan'ın söyledikleri ders olacak nitelikte;

http://www.youtube.com/watch?v=nPqnxcphIZU

ha ha videoya bak :D böyle video mu olur ya. harun yahya misali ordan burdan kırpıp vermişler hatta ibrahim aydının erkan başı destekleyen sözlerini bile karşıymış gibi vermişler. erkan baş bi kere mi konuşmuş o programda. sanki lafı ağzına tıkmışlar, ben o programı canlı izlemiştim hiçte öyle değildi :D

o liboş bozması ömer laçiner ağzının payını alıyordu

Sangre
27-09-2011, 14:38
videoyu izledim sangre.
konu dönüp dolaşıp kürt olayına geliyor değil mi?derdiniz bu çünkü.
birlik ve beraberlik zaten kürtlere göre olmadı hiçbirzaman.
oy verdikleri partiden görüyoruz.
bdpyi aslında takdir ediyorum çünkü dediklerinin arkasındalar.yemin etmeyeceğiz dediler ve hala yemin etmediler.
ama sizinkiler kendi partileri varken gidip ampul partisine oy veriyor her nedense.
daha siz kendi içinizde böylesine parça pinçikken nasıl devlet kurup yöneteceksiniz ki:D

'Siz' derken kimden bahsettiğini pek anlamadım doğrusu.. Eğer 'Kürt'lerden bahsediyorsan, 'ben' Kürt değilim zaten.. O yüzden 'siz' dediğin kategoriye pek girmiyorum.

Orada tartışılan konunun da 'Kürt meselesi' ile pek ilgisi yok.. Daha çok 'Emperyalizm' algısı üzerinden, TKP'li arkadaşın ne kadar milliyetçi, Stalinist 'tek ülkede Sosyalizm' fikriyatıyla uyumlu ve dış mihraklar algısının ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz.. Hepsi bu.

ha ha videoya bak :D böyle video mu olur ya. harun yahya misali ordan burdan kırpıp vermişler hatta ibrahim aydının erkan başı destekleyen sözlerini bile karşıymış gibi vermişler. erkan baş bi kere mi konuşmuş o programda. sanki lafı ağzına tıkmışlar, ben o programı canlı izlemiştim hiçte öyle değildi :D

o liboş bozması ömer laçiner ağzının payını alıyordu

Ben programı da izledim.. Youtube'da da 6 part olarak var zaten.. Benim koyduğum video 'Emperyalizm' üzerine olan tartışma.. Bu yüzden kırpılması kadar doğal bir şey olamaz.

Birgüncü arkadaşın sözleri TKPci'ye karşıt olarak verilmemiş.. Sen anlamamışsın sadece.

lolepet
27-09-2011, 15:34
Ben programı da izledim.. Youtube'da da 6 part olarak var zaten.. Benim koyduğum video 'Emperyalizm' üzerine olan tartışma.. Bu yüzden kırpılması kadar doğal bir şey olamaz.

Birgüncü arkadaşın sözleri TKPci'ye karşıt olarak verilmemiş.. Sen anlamamışsın sadece.

hocam bırakın ya videonun adından belli neye hizmet ettiği tkp ye emperyalizm dersleri deyip sıralamışlar montojları. araya yanlışlıkla( yada anlamadan) birgün g.y. yönetmeninkinide koymuşlar :D

orda ders veren tkp ders alan ise yalaka sendika dsipin adamı ve liboş laçiner oldu. koyun tüm videolarıda öyle değerlendirelim isterseniz. dsip mi tkpye emperyalizm dersi verecek :D onlar gitsin akpden alasınlar bu dersleri refarandumda evet demeyi bilirler sonra gelip emperyalizm dersi vermeye kalkışırlar

lolepet
27-09-2011, 15:41
Sangre'nin verdigi videolarin tamamini izlemeye basladim su anda. Ogrendim ki bu Tkp'li gencler referandumda da hayir demisler. Cok tip adamlar bunlar ya :)

oohoo burda hala refarandumu savunan adamlar var yaaa. hala akıllanmadılar bunlar ya. siz iflah olmazsınız ya ne diye burda sizin gibilere laf anlatmaya kalkıyoruzki.

siz gidin dsiple birlikte "yetmez ama biraz daha, oh yes" platformuna katılın :D

Sangre
27-09-2011, 15:43
hocam bırakın ya videonun adından belli neye hizmet ettiği tkp ye emperyalizm dersleri deyip sıralamışlar montojları. araya yanlışlıkla( yada anlamadan) birgün g.y. yönetmeninkinide koymuşlar :D

orda ders veren tkp ders alan ise yalaka sendika dsipin adamı ve liboş laçiner oldu. koyun tüm videolarıda öyle değerlendirelim isterseniz. dsip mi tkpye emperyalizm dersi verecek :D onlar gitsin akpden alasınlar bu dersleri refarandumda evet demeyi bilirler sonra gelip emperyalizm dersi vermeye kalkışırlar

Orada bulunan 5 kişinin de konuşması verilmiş.. Ve konu sadece 'Emperyalizm' olduğu için, sadece bu konuya dair belli bir bölüm kesilip verilmiş.

Sen paranoyak olduğun için, 'Bu video şuna buna hizmet ediyor' veya 'Montaj bu montaj' diye ortalarda gezebilirsin elbette.

Tmm haklısın, dersi veren TKP'li, dersi alanlar da Liboşlar.. Zaten DSİP TKP'ye emperyalizm dersi de veremez.. Sen böyle mutlu oluyorsan, böyle kabul edelim.. Benim için sorun yok.

lolepet
27-09-2011, 15:48
Orada bulunan 5 kişinin de konuşması verilmiş.. Ve konu sadece 'Emperyalizm' olduğu için, sadece bu konuya dair belli bir bölüm kesilip verilmiş.

Sen paranoyak olduğun için, 'Bu video şuna buna hizmet ediyor' veya 'Montaj bu montaj' diye ortalarda gezebilirsin elbette.

Tmm haklısın, dersi veren TKP'li, dersi alanlar da Liboşlar.. Zaten DSİP TKP'ye emperyalizm dersi de veremez.. Sen böyle mutlu oluyorsan, böyle kabul edelim.. Benim için sorun yok.

hocam montaj derken sahte görüntüyü kastetmiyorum görüntünün kıçının başının belli olmayacak şekilde kesilip oraya koyulmasıdır montaj.

ayrıca baştan tkp ye ulusalcı diye saldıracaksanız böyle hareketlere gerek yok direk dökün içinizdeki kini ana avrat sövün :D böyle videolarla komik duruma düşürmeyin kendinizi

murted
27-09-2011, 15:54
Sangre'nin verdigi videolarin tamamini izlemeye basladim su anda. Ogrendim ki bu Tkp'li gencler referandumda da hayir demisler. Cok tip adamlar bunlar ya :)

Ne yani yetmez ama evet mi diyeceklerdi? Karşılarındaki adamların susitimal etmeyecekleri bir şey olmadığının farkında olduklarından darbecilere hesap soracağız masallarına inanmamışlardır. Netekim haklı çıktılar (bunu kestirmek zaten hiç güç değildi), çünkü aynı kapının itleri birbirlerini ısırmazlar genelde.

yamans
27-09-2011, 15:59
gönüllü TKp üyesiyim khaos.vaktim olduğunda ara sıra bizim burdaki partiye gidiyorum.dilaverle bilim ve gelecek dergisinin yemeğinde genel başkanla ve il genel sekreteri ve bi kaç ilçe yöneticisiyle tanışmıştıkm.zaten oldum olası sempatim vardı.




Helal olsun sana unbe :) hangi örgüte bağlısın özelden bildirir misin ?

jadi
27-09-2011, 16:05
Ne yani yetmez ama evet mi diyeceklerdi? Karşılarındaki adamların susitimal etmeyecekleri bir şey olmadığının farkında olduklarından darbecilere hesap soracağız masallarına inanmamışlardır. Netekim haklı çıktılar (bunu kestirmek zaten hiç güç değildi), çünkü aynı kapının itleri birbirlerini ısırmazlar genelde.

Evet diyenler bilerek veya bilmeyerek akp'den yana tavir aldiysa, hayir diyenler de dolayisiyla chp ve mhp'den yana tavir almis oluyor. Yani savastan, Kurtlerin katledilmesinden, darbelerden, muhtiralardan yana. Elbette bunu delikanli gibi cikip itiraf etmiyorsunuz ama oylesiniz. Gorunen bir gercek bu.

Yani sirf akp'nin gizli bir ajandasi oldugundan suphe ediyorsun diye demokrasiden, insan haklarindan, hukuktan...vs kolayca vazgecebiliyorsun. Illegal yollardan iktidar mucadelesini onayliyorsunuz, cunku sizce halk sadece dini sebeplerle veya bir cuval komur icin oyunu satan bir gerizekali. Iste sizin gibiler bu ulkeye 80 yil kaybettirdiler. Neyse ki artik dunya sizden yana degil. Dis dunya artik Tukiye'den fasizm degil demokrasi talep ediyor, sizler akp dusmanligi yuzunden buna bile muhalefet ediyorsunuz.

spartacus
27-09-2011, 16:05
Tek ülkede kapitalizm oluyorsa, sosyalizm olur neden olmasın(sosyalizm gökten inmiyor), olmasına olur da salt ideolojik, dogmatik ya da klişe kurumculuk vs ile olmaz, önce alt-yapı lazım, taşıma su ile üst-yapı anlamlı olmaz. neyse. İdeolojik çıkmazları, sistem meselesinin önüne getirmek kafa karışıklığı ve ayrışmadan başka bir şey olmaz...

Ergenekon sürecinin bir sindirme aracı haline getirildiğini hala göremeyenlerimiz varsa diyecek başka bir şey yok, her koyun kendi bacağından asılır, Denizfeneri vurgunu ise hiç sorun edilmez nedense..

Daha Bilim ve Gelecek dergisi çalışanının dahi içeri tıkıldığı bir öğütme çarkıdır Ergenekon, gerçek derin devleti tasviye hareketi değil, açığa çıkmış ama işede gelmeyen-yandaş olmayan eski örgüt içerisinde yer değişikliğidir ve bu gerçekten bulunmaz bir nimet olmuştur, bir taşla iki kuş misali, muhalefetde, aydın kesimde ve bağıl örgütlenmelerde, medya da bu yolla susturulmuştur. Susurluğa dokundular mı? Hizbullah'a(atmosfer değişiminde hazır modeldir bu, geleceğe dönük ellerinin altında tutuyorlar, ortadoğuda yaptıkları gibi) neden dokunmuyorlar? Ya 12 Eylül darbesinin özel ürünü olan bıtırak gibi her yeri parsellemiş Fettullahçı kadrolaşmaya neden dokunmuyorlar, birisi kirlilikte berikininki değil mi? Bir kirliliği, diğer kire bakarak neden destekleyelim, ayak oyunlarına kendimizi alet edelim?

Hayırlı olsun yıllar yılı PTT hastanesi olan hastaneler de isim değişikliğine kurban veriyor, 21. Yüzyılda gizli monarşizm sevdalıları, hastanenin adına, sanki sağlık alanında isim kıtlığı varmış gibi hepi topu 3-5 elin parmağı olan padişah(Kral) ismini layık görüyorlar(Fatih Sultan Mehmet Hastanesi!) oturup bunlar eleştirileceğine bırakın mornarşizmi aşmayanlar kıble edinilegelmiş emperyalizm üzerine dem vuruyorlar.

Not: TKP li değilim, ama AKP li hiç değilim. 1990-2011 yılı arası ülke siyasetini ve AKPvari partileri adam akıllı incelemek gerekir diye düşünüyorum. (örn: 28 Şubat'a İlk Adım, Cüneyt Arcayürek, kitapda düzmece siyasetin nasıl işlediğine dair hayli ilginç, haber değerli diyalog ve olayı görmek mümkün.) Verdiğim kitap basitçe aklıma gelen, herhangi bir fikirbirliği paylaşmıyorum, kayıtlara geçmiş diyaloglar ve o alandaki siyasetin kirliliği, kişiselliği, kişilerin keyfi iradelerine(sizde soygun siyasetini çözersiniz) kadar somut örnek içerdiği için belge niteliğinde diyorum...

murted
27-09-2011, 16:16
Evet diyenler bilerek veya bilmeyerek akp'den yana tavir aldiysa, hayir diyenler de dolayisiyla chp ve mhp'den yana tavir almis oluyor. Yani savastan, Kurtlerin katledilmesinden, darbelerden, muhtiralardan yana. Elbette bunu delikanli gibi cikip itiraf etmiyorsunuz ama oylesiniz. Gorunen bir gercek bu.

Yani sirf akp'nin gizli bir ajandasi oldugundan suphe ediyorsun diye demokrasiden, insan haklarindan, hukuktan...vs kolayca vazgecebiliyorsun. Illegal yollardan iktidar mucadelesini onayliyorsunuz, cunku sizce halk sadece dini sebeplerle veya bir cuval komur icin oyunu satan bir gerizekali. Iste sizin gibiler bu ulkeye 80 yil kaybettirdiler. Neyse ki artik dunya sizden yana degil. Dis dunya artik Tukiye'den fasizm degil demokrasi talep ediyor, sizler akp dusmanligi yuzunden buna bile muhalefet ediyorsunuz.

Baştan sona safsata, tipik bir jadı iletsi. Ondan yana değilsen bundan yanasın.
Akp'nin gizli bir gündemi yok, Akp'nin her yaptığı apaçık.
Adam demokrasi cart curt diye sayıkladıktan sonra, din üzerinden Bdp'ye mezhep üzerinde Chp'ye vurmaya çalışıyorsa, Yergenekon masalı vs. ile alakasız insanlar içeride tutuluyorsa (daha yazayım mı, nedense ilk aklıma bunlar geldi?) ben yerim onun demokratlığını. Netice itibariyle gizli gündem aramıyoruz, icraate bakıyoruz biz. Bazı safdiller dışında yandaşlar da dahil herkes neyin ne olduğunun farkında.

Şimdi jadı'dan Yergenekon diye bir şey olmadığını, içeridekilerin hepsinin suçsuz olduğunu iddia ediyorsun diye şanına yakışır bi başka safsata daha bekliyoruz.
Sivil darbeye karşısınız diye askeri darbeleri destekliyorsunuz şeklindeki safsatasını az önce paylaşmıştı bizle.

jadi
27-09-2011, 16:29
Şimdi jadı'dan Yergenekon diye bir şey olmadığını, içeridekilerin hepsinin suçsuz olduğunu iddia ediyorsun diye şanına yakışır bi başka safsata daha bekliyoruz.
Sivil darbeye karşısınız diye askeri darbeleri destekliyorsunuz şeklindeki safsatasını az önce paylaşmıştı bizle.
Beni kandinle karistirdin herhalde :). Hic boyle bir mantik yurutup insanlara yafta yapistirdigimi hatirlamiyorum. Ama kendisinin en alakasiz bir cumle uzerinden genelleyip veya belli bir gruba ait gorup yaptigi bir seydir bu. Devamli uyardigim halde yapmaktan kendisini alikoyamiyor ustelik. Sonrada pot kirdigini farkedince kivirtmaya calisiyor


Herneyse, bence her ne sebeple olursa olsun demokrasiden ve hukuktan taviz verilmemlidir. Bazilari irtica veya bolunme tehlikesi varsa bunlarin hepsinden cart diye vazgecilebilecegini savunuyor. Aslinda bu tehlikelerin hicbirisi yok, bu adamlar kendi fasist diktalarini mesru gostermek icin uydurup insanlari korkuttuklari birer iluzyondan ibaret hepsi. Sadece emperyalistler istiyor diye daha demokratik bir sisteme itiraz etmeninde hicbir mantigi yoktur. Milliyetciler ve bazi sosyalistlerin birlestikleri ortak argumanlar bunlar ve aslinda bu gerekceleri one surerek talep ettikleri duzenin adi fasizm

spartacus
27-09-2011, 16:41
1950 den beri faşizm neo-liberal politikalarla yükseliyor(bazı arkadaşlarımızın ideolojik cephaneliği burası, ama ayırdımında değiller)... Savaş yenilgisinden sonra, neo-nazi taktikleri ABD ye ihraç oldu...
Dünya üzerindeki politikayı ise görüyoruz, Ortadoğu 1950 den sonra aynı ellerle şekillendirildi, işte Afganistan ortada, aslında İran'da aynı yelpazenin ürünüydü. Hangisinde faşizm koşulları mikroskopla aranıyor, gerek yok ki, ortada.

Ergenekon vardır ama Ergenakondan ibaret değildir, AKP yokken de hoş insanlar takır, takır cezaevlerine dolduruluyordu, bir dolu gazeteci, aydın cezaevlerine tıkılıyor, bir sürü yayın engelleniyor, baskınlara kurban gidiyordu, bir dolu faili meçhul sürüp gidiyordu...

Bu anlamda değişen bir şey yok aslında, atmosferin görece dinginliği belki yanılsamalı farklar edinmemize neden oluyor, lakin temelde işleyen düzen aynı düzen, isimler değişiyor, birisi lav ediliyor belki, diğeri yerine ikame ediliyor, her şeyi, ortam belirliyor....

benim anlamadığım eskinin bayraktarlığını yapmamak adına yeninin bayraktarlığını yapmak ya da berikini, ötekine göre desteklemek farklı bir şey mi oluyor? Olmadığı ortada, yok birbirlerinden farkı aynada.

istatistik
27-09-2011, 16:50
Evet diyenler bilerek veya bilmeyerek akp'den yana tavir aldiysa, hayir diyenler de dolayisiyla chp ve mhp'den yana tavir almis oluyor. Yani savastan, Kurtlerin katledilmesinden, darbelerden, muhtiralardan yana. Elbette bunu delikanli gibi cikip itiraf etmiyorsunuz ama oylesiniz. Gorunen bir gercek bu.


Yukarıdaki sonuç çıkarımını yapmak için aptal olmak gerekir. Referandumda hayır dedim ve ben yukarıda bahsettiğiniz savaş, katliam gibi olayların tamamına karşıyım.

emperyalizmin ve yeni dünya düzeninin bayrağını sallarken yukarıda karşı çıktıklarınıza en başta kendiniz çanak tutuyorsunuz. Sözüm ona yenilikten ve değişimden yanasınız ancak değişim diye önünüze sunulanın faşizm olduğunu göremeyecek kadar da körsünüz.

Referandumdan bu yana hiç bir haltın değişmediğini, sizin evet dediğiniz yeni hukuk düzeni ile insanların delil olmadan içeride tutulduğunu, ucu birilerine dokundu diye yolsuzluğu araştıran savcıların kolayca görevden alındığını göremeyecek kadar mı körsünüz?

Eğer sizin demokrasi, hukuk ve adalet anlayışınız bu saydıklarımdan rahatsızlık duymamaksa, geldiğinizden beri eleştirmekte olduğunuz faşizmin, otoriterliğin ve eşitsizliğin savunucusu ve çanak tutucususunuz demektir. Yazılarınızdan bu sonuca varılıyor.

frodo
27-09-2011, 20:44
Çakal kelimesi kullanıma göre değişen bir özellik gösteriyor. Aynı şey köpek için de geçerli. Bu durumda her iki ileti sahibini de özellikle de başlatanı uyarıp konuya odaklanalım. Tabi konu varsa.

AlbatrosS
27-09-2011, 21:05
Bazı kuramsal bakış ve yaklaşım farklarına rağmen Erkan Baş'ın tespitlerine genel olarak katılıyorum:

* Ergenekon bir devletin yönetme tarzı ve üslubudur. Devlete içkindir. Sayın Baş sonuna kadar haklı: Kom. ile müc. dernekleri, İslamcı-ülkücü kamplar, aşırı sağcılar vs hemen hepsi Kontr-gerilla örgütlenmesinin menbaı olup rejimin stratejik ortak ve siyasal bileşenleridir.

* AKP'nin Ergenekon'la hesaplaşması herhangi bir müslümanın Allah'la hesaplaşmasıdır. Siyasal bir olgu olarak ''hesaplaşma'' politik-felsefi bir süreç olarak alt-üst oluş ile radikal bir kopuşu ihtiva eder.Ergenekon'la hesaplaşmak ''sağ, islamcı ve milliyetçi'' gelenekle hesaplaşmayı da içerir. Rejim, ''kemalist elitler'' olarak kodlanan bir avuç aklıevvelden ibaret olmadı asla.

* Sosyalist jargonla konuşunca hemen itirazlar yükseliyor, zira ön yargılar derin; ancak, Erkan Baş şöyle ifade etseydi sanırım itiraz edenlerin pek sesi çıkmayacaktı: ''AKP iktisadi olarak ülkeyi gittikçe daha fazla kapitalistleştiriyor. '' Özelleştirmeler, güvencesizleştirme, ''kazanılmış hak''ların tırpanlanması klasik iktisat teorisine göre ''kapitalistleşme''; sosyalistlere göreyse ''hak gaspları'' ve ''gericileşme''dir.

* Diyebilirsiniz ki AB uyum yasaları, yeni sendikal haklar vs: Vallahi Başbakan'ın yalancısıyız, kayıt dışı %50. Taşeronlaştırma 8-10 sürelik güncel bir olgu. Ha keza özelleştirmeler de.

* Tüm bunlar yaşanırken ''yeni haklar ve anayasa'' demek, ancak, yanılsama yaratmak değilse nedir. Taşeronlaştırma ve özelleştirmeyle işçiler gittikçe daha fazla örgütsüz halde.

* Kürt sorunu: Geçmişte Kürt hareketine dozu aşan eleştirileri olsa ve kendileri bizzat bu izahla çelişseler de dedikleri konusunda haklılar. Kürt sorununda ''kavgada ortaklık'' temelinde bir birlik önemlidir. Bu konuda Kürt siyasal hareketi de TKP geleneği de birbirine haksızlık etmişlerdir. Öz eleştiri yapmaları gerekir.

* AKP ve Neo-osmanlıcılık: Başta bu tespite şüphe ile yaklaşmıştım; ancak bölgedeki son gelişmeler ve son süreçte iktidara yakın kalem ve düşünürlerin perspektiflerine bakılınca sahiden de böyle bir algı var. Orta vadede orta doğuyu yapabilirse ''askeri ve ekonomik'' gücüyle kendi nüfuz alanına dönüştürmek yahut federe biçimde eklemlenmek.

* İsrail, Suriye vs gelişmelerdeki tavır ile Davutoğlu'nun yeni dış politika stratejisi tesadüf değildir. TC ekonomik ve ticari hacmini zaman içinde askeri gücüyle birleştirerek bölge liderliğine oynamak istiyor.

* Şu haliyle gittikçe merkezleşen bir ülkeye doğru evrilecektir; şayet kendi iç sorunlarını halledip ekonomik istikrarını sürdürürse. Bu durumda ''küresel kapitalist sisteme entegrasyon'' doğru bir tespit; ancak, ABD uyduluğu bir yerde hatalı bir değerlendirmedir. Şimdilik Küresel büyük güçlerin politik taşeronluğunu yapsa da, kendini daha güçlü ve istikrarlı hissettiği bir süreçte yine ''uyumlu'' ancak, kendi politikasını da ''dayatan'' bir güçle karşılaşacağız.

Orada tartışılan konunun da 'Kürt meselesi' ile pek ilgisi yok.. Daha çok 'Emperyalizm' algısı üzerinden, TKP'li arkadaşın ne kadar milliyetçi, Stalinist 'tek ülkede Sosyalizm' fikriyatıyla uyumlu ve dış mihraklar algısının ne kadar yanlış olduğunu görüyoruz.. Hepsi bu.

NOT: TKP'ye Stalinist ve politbürocu bir sovyetik muamelesi çekilmesini yakıştıramıyorum. Emperyalizm eleştirisini yanlış bulabilirsiniz; ancak şöyle ifade edersek acaba itiraz edilecek midir:

AKP örneğin Arap isyanlarında, Müttefiki olduğu bloklar ve ABD gibi nüfuzlu ülkelerle ortak hareket etmektedir. Arap isyanlarında, Nato ve ABD'nin ''insani gerekçeleri, demokrasi ve özgürlük'' niyetleri samimi değildir. Bu ülkeler yeri geldiğinde en cani diktatörler ile gerici -faşist rejimlerle ilişki kurmayı dahi sorun etmezler. Yeter ki kendi çıkarları zedelenmesin.

Dolayısıyla görülmektedir ki büyük kapitalist ülkeler, kendi çıkarlarıyla uyumlu olarak bu bölgelere müdahale etmektedirler. Müdahale gerekçeleri de ''insani kaygılar''dan çok ''ulusal(sınıfsal olarak okuyunuz) '' çıkarlarıdır.

Kozmoz aşkına, buna itirazı olan var mıdır? Emperyalistler Arap isyanlarını kontrol edip bu ülkeleri dönüştürmek istiyor desek ne fark eder örneğin?

Sangre
27-09-2011, 22:08
NOT: TKP'ye Stalinist ve politbürocu bir sovyetik muamelesi çekilmesini yakıştıramıyorum. Emperyalizm eleştirisini yanlış bulabilirsiniz; ancak şöyle ifade edersek acaba itiraz edilecek midir:

AKP örneğin Arap isyanlarında, Müttefiki olduğu bloklar ve ABD gibi nüfuzlu ülkelerle ortak hareket etmektedir. Arap isyanlarında, Nato ve ABD'nin ''insani gerekçeleri, demokrasi ve özgürlük'' niyetleri samimi değildir. Bu ülkeler yeri geldiğinde en cani diktatörler ile gerici -faşist rejimlerle ilişki kurmayı dahi sorun etmezler. Yeter ki kendi çıkarları zedelenmesin.

Dolayısıyla görülmektedir ki büyük kapitalist ülkeler, kendi çıkarlarıyla uyumlu olarak bu bölgelere müdahale etmektedirler. Müdahale gerekçeleri de ''insani kaygılar''dan çok ''ulusal(sınıfsal olarak okuyunuz) '' çıkarlarıdır.

Kozmoz aşkına, buna itirazı olan var mıdır? Emperyalistler Arap isyanlarını kontrol edip bu ülkeleri dönüştürmek istiyor desek ne fark eder örneğin?

Bence senin TKP konusunda bilgi eksikliğin var dostum.. Bu parti Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmayı, Kurtuluş Savaşı'nı anti-emperyalist bir savaş olduğunu, 1923 Türkiyesi'nin günümüzde savundukları vizyona en yakın ortam olduğunu savunuyor.. Kendilerini yurtsever (milliyetçilikten bir farkı varmış gibi) olarak tanımlayıp, milli çıkarların savunulması adına anti-emperyalist olduklarını ilan ediyorlar.. Kürt hareketini dış mihrakların maşası, ülkenin bölünme meselesini ülkemiz üzerinde dönen oyunlar, emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet eden bir durum olarak gören bir anlayışın temsilcileridir kendileri.

Ayrıca aşağıdan yukarıya doğru yükselen bir mücadeleden, sınıfsal kazanımlardan ziyade, bazı sosyalist değerleri tepeden inme bir şekilde benimsetebileceğini düşünen anlayışın günümüzdeki temsilciliğini üstleniyor.. Son zamanlarda çektikleri 'Devrimden Sonra' filmini yönelik eleştirileri de mi okumadın?

TKP'liler Troçki'nin Sosyalizm'e ihanet ettiğini, hain olduğunu düşünürler.. Stalinist bürokratik yozlaşmış işçi devleti olan SSCB'ye ise övgüler dizerler.. Milli devrimi savunup, enternasyonalist olduğunu savunan ender bir anlayışa sahiplerdir.. Bu yüzden TKP'ye Stalinist yakıştırması gayet doğaldır.

İkinci konuya gelirsek;

Benim verdiğim videolarda da Doğan Tarkan'ın felan söylediği gibi (onlar Doğu Almanya ve Polonya'daki halk ayaklanmalarını örnek gösterdiler), hiç kimse emperyalist ülkelerin bir takım milli veya sınıfsal çıkarlarla bu ülkelere müdahale etmek istediğini, müdahale ettiğini yadsımıyor zaten.

Yadsınan ve reddedilen şu ki; Baskı ve dikta altında yaşayan milyonlarca insanın, ekonomik ve insani taleplerle sokağa dökülmesinin, diktanın koltuğunu zangır zangır titretmesinin ve yıkmasının nedenini, emperyalistlerin parmağı ile açıklamak ve bu toplumların bu emperyalist ülkelerin memnuniyetsizliğinden dolayı kışkırtıldığını iddia etmek, hiçbir şekilde doğru bir mantık yürütme yöntemi değildir.

Hatırlarsanız Kemal Okuyan bir yazısına 'Ortadoğuda devrim felan yok!' diye bir başlık atmış ve bunun nedenlerini sıralamaya başlamıştı.

İşte kitle hareketlerini bir 'özne' olarak kabul etmeyen, bu kitlelerin de Mübarek-Bin Ali gibi kukla olduğunu, emperyalist devletler tarafından yönetildiğini, kullanıldığını düşünen bir anlayış elbette ortadoğuda bir devrim felan olmadığına hemen ikna olur.

Tabii ABD'nin en büyük iki yandaşından Mübarek ve Bin Ali'nin devrilmesi için, emperyalistlerin neden böyle bir oyuna girdikleri de ayrı bir konu olarak duruyor.. Her ne kadar Kaddafi Batı karşıtı olarak dursa da, onun da emperyalist ülkelerle bir şekilde dayanışma içinde olduğu bilinen bir durum.

Yani sözüm o ki, burada tartışılan dış müdahalenin varlığı değil.. Bunu herkes kabul ediyor zaten.. Tartışılan milyonlarca insanın diktaya karşı ayaklanmasını, emperyalist bir komplonun parçası olarak gören anlayıştır.. Bu anayışın dünyayı bir avuç para babasının perde arkasından yönetmesi, dünyada her gerçekleşen olayın sonucunda hedefin hemen o merkeze yönelmesiyle bir farkı yok.. Bunu genelde milliyetçiliği temel alan antiemperyalist kesimler yapıyor.

Bu anlayışta aşağıdaki kitleler özne olmaktan çıkıp, her konu 'dış mihraklar' anlayışına indirgeniyor.

Sangre
27-09-2011, 22:59
Turnusol'da çıkan bir yazı okumuştum zamanında.. İyi yazılmıştı, okunabilir;

100 soruda TKP

TKP’nin kendini tanıtma yolunda kullandığı yöntemlerin çeşitliliği, gerçekten takdir edilmesi gereken bir çabayı gösteriyor. Gazete, dergi, internet sitesi gibi yöntemlerden sonra bu kez belki biraz nostaljik kabul edilebilecek '100 Soruda' formatını deniyor: Herkesin konuştuğu ve merak ettiği popüler sorulara kısa ve net yanıtlar. Fazla okuma alışkanlığı olmayan bir ülke için bu da iyi bir yönteme benziyor. Sürekli koşuşturmaca içinde yaşayan insanlar için konsantre bir tanıtım her zaman ilgi çekicidir.

http://www.turnusol.biz/UserFiles/Image/2011/tkp-pankart.gif

Bu güzellemeden sonra içeriğe yani sorulara verilen yanıtlara gelirsek, işte orada işin rengi biraz değişiyor. Ya insanlara “komünistler”in öcü olmadığını gösterme telaşı ya da format gereği kısa ve net yanıt verilmesi mecburiyeti nedeniyle bilinçaltındaki bazı düşünceler açığa çıkmış gibi görünüyor. Elbette TKP’nin bazı konulardaki değişik düşünceleri zaten bilinmekteydi. Hiç söylenmemiş şeyleri söylüyor değiller ama bu sefer gerçekten şüpheye yer bırakmayacak şekilde net yanıtlar verilmiş.

100 soruya verilen yanıtlara bakarsak şu konular özellikle tartışılacak şekilde yanıtlanmış:
1. Kürt sorunu
2. Din sorunu
3. Asker sorunu

İlk olarak Kürt sorunuyla ilgili sorulara verilen yanıtlardan başlayalım:

Kürt sorunuyla ilgili sorulara verilen yanıtlardan ilk bakışta çıkarılabilecek şey, TKP’nin kendisini özenle Kürt Hareketinden yani BDP’den ayrıştırma çabası. Bunu da verdiği yanıtlarda BDP’nin Kürt sorunun çözümüne yönelik önerilerinin sistematik bir şekilde reddedilmesinden anlıyoruz.

Örneğin Kürtlerin kendi kendilerini yönetme isteğinin bir tezahürü olarak ortaya çıkmış olan “Demokratik Özerklik” kavramı, özelleştirmelere yol açacağı gerekçesiyle reddediliyor: “Bu talep, Türkiye'nin idari yapısındaki değişikliklere de paralel olarak eyalet modeline dönüşümün ayaklarından birisi olacaktır. Yerel yönetimlerde sermayenin daha güçlü olduğu, sermaye grupları ve sanayici iş adamı derneklerinin toprak parçalarını yönettikleri bir özerkleşme modeli, uluslararası tekeller ve emperyalistler açısından bulunmaz bir nimettir.” (sf.49) Böylece “Demokratik Özerklik” kavramına dair, kavram sahiplerinden yapılan hiçbir açıklamada TKP'nin kurguladığı şekilde bir belirtme olmamasına rağmen bu yönde bir niyet varmış gibi sunuluyor. Ayrıca bu “sol” bakış açısının “duygusal ve hassas olan Türk halkını” tatmin etmeyebileceği düşünülmüş olacak ki bu kez “bölünme korkusu” vurgulanıyor ve “Demokratik Özerklik” kavramının bölünmeye yol açacağı iddiasında bulunularak bu nedenle de reddedildiği anlatılıyor: “Bugün Türklerin ve Kürtlerin birliğinin çokça konuşulduğu bir dönemde özerklik bu birlik ve kardeşliğe hizmet eden değil tam tersine bölünme psikolojisini körükleyen bir zemin sunacaktır.” (sf.49)

Elbette ki bir “komünist” parti olarak emekçi ve işçi Kürtlerin anadillerini öğrenmelerinden ve anadilleri ile eğitim almalarından yana olunduğu söyleniyor. Ancak yine de sıklıkla esas olarak işsizlik ve yoksulluk vurgusu yapılarak Kürt sorunun temelinin buradan kaynaklandığı ve dolayısıyla çözümün de bu kavramların referans alınmasından geçtiğini kabul ettikleri anlaşılıyor. TKP’nin yanıtlarından kendi iktidarlarında “devlet”in bölgeye özel olarak önem vereceği ve eşitsiz gelişmeyi ortadan kaldırmayı deneyeceği anlaşılıyor. Belki CHP’den farklı olarak somut bir “Et ve Balık Kurumu” önerisi yok, o kadar: “Kürt sorunun kaynağında toplumsal eşitsizlikler vardır. Kürt sorunu, kapitalist piyasa ekonomisinin getirdiği eşitsizlikler nedeniyle bugün geldiği noktaya ulaşmıştır.” (sf.46)

Ayrıca bir bütün olarak Kürtlerin, hem Irak’taki hem de Türkiye’deki Kürtlerin, ABD emperyalizminin etkisinde olduğu vurgulanarak bu uzak durma siyaseti üçüncü bir argümanla defa meşru kılınmaya çalışılıyor. Irak Kürdistanı’nın bağımsız olması halinde ABD güdümünde bir uydu devlet olacağı vurgulanıyor ve Türkiye’deki Kürt hareketinin de zaten ABD’de emperyalizminin etkisine girmekte olduğu saptaması yapılıyor: “Ancak günümüzde Türkiyeli Kürtler ve hatta bölgede yaşayan Kürtlerin bütününün emperyalistler tarafından tuzağa düşürülmeye çalışıldığını bilmemiz gerekiyor... Kuzey Irak'ta kurulması planlanan devlet, ABD'nin planları dışına çıkamayacağını belli etmiştir. Kabaca şöyle düşünelim: Eğer gidişat böyle devam ederse, bölgede ABD'ye göbekten bağlı bir devlet daha kurulacaktır.”(sf.47)

Eğer TKP, “bölünmeyen” bir Irak'ın ABD'ye göbekten bağlı olmayacağını varsayıyorsa çok iyi niyetli bir parti demektir. Yok, eğer Irak'ın halihazırda zaten ABD'ye göbekten bağlı olduğunu bildiği halde, Iraklı Kürtlerin devlet kurmasına karşı çıkıyorsa, geriye bunun nedenini bölge halkının Kürt olmasına bağlamaları kalıyor.

Bunların dışında elbette “gericiliğe” karşı bir parti olarak dini hareketlerin Kürtler üzerindeki etkisi de pas geçilmiyor. Dini hareketlerin Kürtler içerisinde örgütlenmesinin de önüne geçileceği belirtiliyor: “Kürtler içerisinde örgütlenmeye çalışan her türden dini cemaate karşı durulmalı, bunların mevzi kazanmasının önüne geçilmelidir.” (sf.51)

Ve nihai olarak Kürtlerin kurtuluşunun TKP’nin kuracağı sosyalist bir Türkiye’yle mümkün olabileceği öngörüsü ile sorunun çözümü noktalanmış: “TKP, Kürt sorununun ülkemizdeki Türklerin ve Kürtlerin birlik olarak kuracağı sosyalist bir cumhuriyet ile çözülebileceğini düşünmektedir. Kürt sorununun nedenleri olan yoksulluk, eşitsizlik ve ayrımcılık ancak sosyalizmde ortadan kaldırılabilir.” (sf.46)...

Bir bütün olarak TKP’nin Kürt sorununa bakış açısı, Kürtleri bölücü, gerici, emperyalist odakların tahakkümünden kurtarma gerekliliği olarak özetlenebilir. Kürtler kendi haklarında karar verebilecek bir özne değil de sanki müdahale edilmesi gereken bir nesne olarak görülmüş. Beyaz adamın yerlileri kurtarması gibi TKP’nin Kürtleri kurtarmasını bekleyeceğiz...

Zamanlama da bizzat 47. sorunun kendisi olarak net bir şekilde ortaya konmuş: “47. TKP İktidara Geldiğinde, Yani Sosyalizmde Kürt Sorunu Nasıl Çözülecek?” (sf.54)

Her siyasi çevrenin olduğu gibi TKP’nin de bu Kürt sorununun tespiti ve çözümüyle ilgili fikirlerini beyan etmesi gayet normal ama Kürtlere ilişkin bölücülük, gericilik ve emperyalizmin maşası olmak şeklinde ileri sürülen eleştiriler, size de çok tanıdık gelmedi mi?

http://www.turnusol.biz/public/makale.aspx?id=8079&pid=19&makale=100%20soruda%20TKP

AlbatrosS
27-09-2011, 23:00
Bence senin TKP konusunda bilgi eksikliğin var dostum.. Bu parti Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmayı, Kurtuluş Savaşı'nı anti-emperyalist bir savaş olduğunu, 1923 Türkiyesi'nin günümüzde savundukları vizyona en yakın ortam olduğunu savunuyor.. Kendilerini yurtsever (milliyetçilikten bir farkı varmış gibi) olarak tanımlayıp, milli çıkarların savunulması adına anti-emperyalist olduklarını ilan ediyorlar.. Kürt hareketini dış mihrakların maşası, ülkenin bölünme meselesini ülkemiz üzerinde dönen oyunlar, emperyalist ülkelerin çıkarlarına hizmet eden bir durum olarak gören bir anlayışın temsilcileridir kendileri.



Dostum, bu tipten eleştirileri ben de farklı vesilelerle farklı yerlerde dile getirdim, hatta bunun ''rejimle hesaplaşma ve radikal kopuş''u engellediğini düşündüm. Ancak, tüm bunlar için parti programı ve başka konulara genel bakış düzeyi düşünüldüğünde (tam olarak böyle söylemesen de) ''nasyonel sosyalist'' bir parti olarak görülmeleri yahut öyle muamele görmeleri haksızlıktır.

Dilersen birkaç örnek alıntı yapalım:


Ülkemiz*orta*gelişkinlikte*bir*kapitalist*ülkedir. *Esas*olarak*19.*yüzyılda*başlayakapitalistleşme*s üreci*uzun*süre*zayıf*birsermaye*sınıfı*ve*son*der ece*sınırlı*bir*sınai*yapı*ile*yürümüştür.*Osmanlı 'nın*sömürgeci*kapitalist*devletlerle*rekabettekay bettiği*mevzileri*geri*kazanma*umuduyla*girdiği*il erleme*ve*batılılaşma*serüveni,*söz*konusu*sömürge ci*güçlerin
Ortadoğu*üstünde*doğrudan*egemenlik*kurma*strateji leri*nedeniyle*bir*trajediye*dönüşmüştür.*Kapitali st*dünyaya*dahil
olmaya*çalışan*Osmanlı*devleti,*bir*sömürgeleştirm e*planıyla*yüzleşmiştir.
Ülkemizde*bu*plan*emperyalizme*karşı*bir*kurtuluş* savaşıyla*geri*püskürtüldü.*Burjuva*devrim*sürecin in*harekete*geçirdiği
toplumsal*ve*siyasal*güçler*tarafından*verilen*bu* savaş,*1917*Büyük*Ekim*Devrimi’nin*elverişli*hale* getirdiği*uluslararası
konjonktüre*doğmuş*ve*ilk*sosyalist*ülkenin*devrim ci*iktidarının*desteğiyle*başarıya*ulaşmıştır.
Ancak,*ulusal*kurtuluşun*ertesinde*iktidarını*niha i*olarak*sağlamlaştıran*yerli*burjuvazi,*Osmanlı*e gemenlerinin*çarptığı
duvara*doğru*yeni*bir*tarihsel*yürüyüşe*koyuldu.*T ürkiye*Cumhuriyeti,*emperyalist*kapitalist*sisteme ,*ancak*bağımlı*ve*geri
kalmış*bir*üye*olarak*ve*kendi*doğumuna*samimi*yar dımlarda*bulunan*Sovyetler*Birliği’ne*karşı*bir*il eri*karakol*işlevi
üstlenmesi*karşılığında*kabul*edildi
...



http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/Parti_Programi_0.pdf

Kurtuluş retoriğine, kurtuluş'un ihtiva ettiği devrimci jargon ve felsefi arka plan açasından bakarsak elbette itiraz ederiz; ancak, hemen akabinde-baştaki tespit yanlış olsa da- doğru bir sonuca evrilen somut bir tespit var: Savaşın hemen ertesinde rejim asıl karakterini ortaya koyar.

Mesela şuna ne dersin:


...
Genç*Türkiye*kapitalizmi,*Kürt*feodalizmini*tasfiy e*etmekten*ve*Kürt*yoksul*köylülerini*modern*kapit alizmin*işçi*sınıfına
katmaktan*da*geri*durmuştur.*Kürt*halkına*el*uzatm ayı,*bir*kitle*hareketini*beslemeyi*zorunlu*olarak *içerecek*olan*böyle*bir
“devrimci*dönüşüm”*yerine,*Kürt*egemenleriyle*itti fak*tercih*edilmiştir.*Kürt*emekçilerinin*payına*i se*ayrımcılığa*tabi*olmak,
kimliklerinin*reddedilmesi,*ulusal*demokratik*hakl arının*gaspı*düşmüştür.
...


http://www.tkp.org.tr/dosyalar/tkp/Parti_Programi_0.pdfa

Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmaktan anladıkları da ''laik kemalist elit cumhuriyet jakobenliği'' olmasa gerek. Evet, ulusalcı hassasiyetlere fazlaca angaje olmuş görülmekle birlikte ''laiklik, modernite'' gibi değerleri önemsiyorlar yalnızca.

Dediğim gibi, bazı çıkışlarıyla Kürt hareketiyle aralarında ciddi husumetler yarattılar; ancak, alıntıladığım paragrafta olduğu gibi Kürtlerin ''ulusal statüleri''ni ve ''kollektif kimlikleri''ni asla yadsımadılar. E, Kürt hareketi de birçok sosyalist örgütle yeri geldiğinde çatışmadı, onları hain ilan etmedi mi?


Ayrıca aşağıdan yukarıya doğru yükselen bir mücadeleden, sınıfsal kazanımlardan ziyade, bazı sosyalist değerleri tepeden inme bir şekilde benimsetebileceğini düşünen anlayışın günümüzdeki temsilciliğini üstleniyor.. Son zamanlarda çektikleri 'Devrimden Sonra' filmini yönelik eleştirileri de mi okumadın?

Haklısın ancak bu tavır sosyalistlerin birçoğunda ''ortak'' bir tavırdır neredeyse. Son zamanlarda özellikle ''anarşistler''in etkisiyle teorik olarak değişmeye başladıklarını düşünüyorum.

TKP'liler Troçki'nin Sosyalizm'e ihanet ettiğini, hain olduğunu düşünürler.. Stalinist bürokratik yozlaşmış işçi devleti olan SSCB'ye ise övgüler dizerler.. Milli devrimi savunup, enternasyonalist olduğunu savunan ender bir anlayışa sahiplerdir.. Bu yüzden TKP'ye Stalinist yakıştırması gayet doğaldır.

Dostum MDD'nin fikir babalarından biri Mihri Belli'dir; ancak, DTP kongrelerinde ÖCALAN'dan ''yoldaş'' diye bahseden de yine o'dur.

İkinci konuya gelirsek;

Benim verdiğim videolarda da Doğan Tarkan'ın felan söylediği gibi (onlar Doğu Almanya ve Polonya'daki halk ayaklanmalarını örnek gösterdiler), hiç kimse emperyalist ülkelerin bir takım milli veya sınıfsal çıkarlarla bu ülkelere müdahale etmek istediğini, müdahale ettiğini yadsımıyor zaten.

Yadsınan ve reddedilen şu ki; Baskı ve dikta altında yaşayan milyonlarca insanın, ekonomik ve insani taleplerle sokağa dökülmesinin, diktanın koltuğunu zangır zangır titretmesinin ve yıkmasının nedenini, emperyalistlerin parmağı ile açıklamak ve bu toplumların bu emperyalist ülkelerin memnuniyetsizliğinden dolayı kışkırtıldığını iddia etmek, hiçbir şekilde doğru bir mantık yürütme yöntemi değildir.

Söylenen tam olarak bu değildir zaten.

Hatırlarsanız Kemal Okuyan bir yazısına 'Ortadoğuda devrim felan yok!' diye bir başlık atmış ve bunun nedenlerini sıralamaya başlamıştı.

İşte kitle hareketlerini bir 'özne' olarak kabul etmeyen, bu kitlelerin de Mübarek-Bin Ali gibi kukla olduğunu, emperyalist devletler tarafından yönetildiğini, kullanıldığını düşünen bir anlayış elbette ortadoğuda bir devrim felan olmadığına hemen ikna olur.

Tabii ABD'nin en büyük iki yandaşından Mübarek ve Bin Ali'nin devrilmesi için, emperyalistlerin neden böyle bir oyuna girdikleri de ayrı bir konu olarak duruyor.. Her ne kadar Kaddafi Batı karşıtı olarak dursa da, onun da emperyalist ülkelerle bir şekilde dayanışma içinde olduğu bilinen bir durum.

Yani sözüm o ki, burada tartışılan dış müdahalenin varlığı değil.. Bunu herkes kabul ediyor zaten.. Tartışılan milyonlarca insanın diktaya karşı ayaklanmasını, emperyalist bir komplonun parçası olarak gören anlayıştır.. Bu anayışın dünyayı bir avuç para babasının perde arkasından yönetmesi, dünyada her gerçekleşen olayın sonucunda hedefin hemen o merkeze yönelmesiyle bir farkı yok.. Bunu genelde milliyetçiliği temel alan antiemperyalist kesimler yapıyor.

Bu anlayışta aşağıdaki kitleler özne olmaktan çıkıp, her konu 'dış mihraklar' anlayışına indirgeniyor.

İnsanları özne olmaktan çıkaran politik değerlendirmeler elbette maksadı aşan, amaçsız ve sığdır. Peki tersinden soralım: Libya'ya müdahale ve savaş sonrası insanların hayatlarının Kaddafi döneminden daha iyi olacağını düşündürten nedir?

Kaddafi karşıtlarının intikam seramonileri, aşiretler arası yeni savaşlar vs gibi durumlar açısından düşünürsek Libya'dan yeni bir Irak çıkması çok da uzak olmayan bir ihtimal.

Bu arada hiçkimse insanların doğal isyan ve tepkilerine laf etmiyor. Burada sorun edilen, isyanları bahane ederek bölgeye müdahale edip isyanın hem kontrolünü hem de koşullarını değiştirmeye çalışan Batıdır.

Örneğin Mısır'da değişen ne oldu? Mübarek gitti, rejim hala ayakta. Üstelik yeni müttefikleriyle: İhvan'ül müslümin. Hepimiz sevinçle destekledik, grurlandık vs. Ancak her şey yeni başlıyor.

Demek istediğim özetle şudur: Paylaşılan videoya eleştiri getirilecekse buyursunlar yapsınlar; ancak, bu herif bazı fikir farklılıklarına rağmen benim tamamen katıldığım şeyler söylüyor genel olarak.

Kemalizmle hesaplaşma vs yönlerden eyvallah; ancak bu onları ''ulusalcı'' yapmaz. Kollektif ve ulusal haklardan bahseden, inkar ve asimilasyoncu rejim kokuşmuşluğunu kabul eden bir siyasal harekete nasıl ulusalcı denebilir?

unbe
27-09-2011, 23:53
olaya bir de şu açıdan bakmakta fayda var sangre.
erkan baş,yugoslav göçmeni bir insan.
yugoslavya zamanında nasıl bölündü bilinmekte.
kürtlerin ayrı bir devlet istemeleri de illa ki beraberinde bölünmeyi getirecek.
dolayısıyla TKP'nin bu yaklaşımlarını doğru buluyorum.
ha ama bu demek değildir ki lafının arkasında sonuna kadar duran bdplileri takdir etmiyorum.
yemin etmeyeceğiz diyerek etmediler ve bu noktada chpden bi gömlek üstünler şu an benim gözümde.
şayet başka bir üklkede olmuş olsaydık,yemin etmedikleri için iktidardaki hükümet muhtemelen erken seçime giderdi.
ama malesef ampul hükümetinin yönettiği-aslında yönetemediği-bir ülkedeyiz ve sanırım bdplilerin vekillikleri düşecek,ya da düşürülecekler.
işte tam da bu tarz sebeplerden dolayı erkan baş gibi genç siyasetçilere ihtiyacımız var.

Sangre
28-09-2011, 00:03
Alıntılamadığım yerleri katıldığımdan veya aşağıda o iletilere de kısaca yanıt verdiğimden alıtılamadım.. Okumadığımı düşünmeni istemem.

Dostum, bu tipten eleştirileri ben de farklı vesilelerle farklı yerlerde dile getirdim, hatta bunun ''rejimle hesaplaşma ve radikal kopuş''u engellediğini düşündüm. Ancak, tüm bunlar için parti programı ve başka konulara genel bakış düzeyi düşünüldüğünde (tam olarak böyle söylemesen de) ''nasyonel sosyalist'' bir parti olarak görülmeleri yahut öyle muamele görmeleri haksızlıktır.

Elbette hiç kimse TKP'ye Faşist, nasyonal sosyalist damgası yapıştırmıyor.. Ama milliyetçilik sosuna bulanmış bir Sosyalizm anlayışlarının olduğu bence aşikar.. Zaten bunu kanıtlarcasına kendilerine 'yurtsever' diyorlar.

Bu bir derece farkıdır bana göre.. TKP, İP gibi bir parti değil.. Ama onların 'ulusalcılık' adı altında savunduğu görüşlerin büyük kısmını savunup, örneğin İP'in savunduğu 'Kürt sorununun zaten hali hazırda çözülmüş olduğu' veya 'Kürtlerin milli birlik ve bütünlüğe kazandırılması' gibi konuları savunmuyorlar, hali hazırda savunduklarından ileri gitmiyorlar.

Ama zamanı gelince bu tip partilerle dayanışma içine girmekten de çekinmiyorlar [1] (http://www.marksist.org/haberler/4641-rober-koptas-ipye-destek-utanci)

Dostum MDD'nin fikir babalarından biri Mihri Belli'dir; ancak, DTP kongrelerinde ÖCALAN'dan ''yoldaş'' diye bahseden de yine o'dur.

Troçki'ye olan nefretlerini, Stailinist devlete olan hayranlıklarını atlamışsın :)

Mihri Belli Apo'yu yoldaş olarak görebilir.. Zamanında Perinçek ve Küçük de Kürt hareketiyle sarmaş dolaştı, Apo'yu yoldaş olarak selamlıyorlardı.. Ama baktılar ki bu hareketi kendi yanlarına çekemeyecekler, şimdi düşman kesildiler.

İnsanları özne olmaktan çıkaran politik değerlendirmeler elbette maksadı aşan, amaçsız ve sığdır. Peki tersinden soralım: Libya'ya müdahale ve savaş sonrası insanların hayatlarının Kaddafi döneminden daha iyi olacağını düşündürten nedir?

Kaddafi karşıtlarının intikam seramonileri, aşiretler arası yeni savaşlar vs gibi durumlar açısından düşünürsek Libya'dan yeni bir Irak çıkması çok da uzak olmayan bir ihtimal.

Bu arada hiçkimse insanların doğal isyan ve tepkilerine laf etmiyor. Burada sorun edilen, isyanları bahane ederek bölgeye müdahale edip isyanın hem kontrolünü hem de koşullarını değiştirmeye çalışan Batıdır.

Örneğin Mısır'da değişen ne oldu? Mübarek gitti, rejim hala ayakta. Üstelik yeni müttefikleriyle: İhvan'ül müslümin. Hepimiz sevinçle destekledik, grurlandık vs. Ancak her şey yeni başlıyor.

Demek istediğim özetle şudur: Paylaşılan videoya eleştiri getirilecekse buyursunlar yapsınlar; ancak, bu herif bazı fikir farklılıklarına rağmen benim tamamen katıldığım şeyler söylüyor genel olarak.

Kemalizmle hesaplaşma vs yönlerden eyvallah; ancak bu onları ''ulusalcı'' yapmaz. Kollektif ve ulusal haklardan bahseden, inkar ve asimilasyoncu rejim kokuşmuşluğunu kabul eden bir siyasal harekete nasıl ulusalcı denebilir?

Açıkçası Libya'ya yönelik emperyalist bir müdahaleyi ilk zamanlar desteklemiştim.. Sonuçta eğer müdahale olmasaydı, Libya halkı bu kadar çabuk iktidarı ele alamayacaktı ve Kaddafi'nin katliamları daha uzun sürecekti.

İtiraf etmem gerekirse, şu anda net bir fikrim yok bu konuda.

Ama Batı sadece Libya'ya doğrudan bir müdahale etti.. Diğer ülkelere yönelik müdahalesi dolaylı yoldandı (silah sağlama vs.)

TKP'nin ve onun çizgisinde olan sosyalistlerin, Batı'nın müdahalelerini ön plana çıkararak, bu ayaklanmaların bir devrim olduğunu yadsıyarak akıl yürütme durumu var.. En azından ben ve bir çok kişi böyle anlıyor ve bu yüzden eleştiriyor zaten.

Bu söylemler onları İP, CHP gibi partilerin ortadoğuyu, Kürt meselesini yorumlamasıyla aynı çizgiye getiriyor.. Bu durum onları ulusalcı yapmazsa, artık ne yapar bilmiyorum.

jadi
28-09-2011, 13:55
Tam olarak şöyle demiş;


Bir yandan haklı sayılır.. Eğer birisi anti-demokratik, anayasal-eşitlikçi olmayan, insan haklarını ihlal eden görüşleri savunduğu halde, anti-emperyalizmi ağzından düşürmüyorsa, o kişi bu sıfatı (Çakal sıfatını) hak etmese dahi Faşizm'e göz kırpıyor demektir.. Çünkü yukarıda sayılan kavramlar ulusal bağımsızlık, milli kurtuluş gibi söylemlerle otoriter ulus-devleti, üniter devleti kutsayan bir anlayışı ortaya çıkarmışlardır.. TKP de dahil, İP felan bu görüşlere yakın bir çizgidedir.

Birisi sırf bunları söyledi diye, nasıl Emperyalizmi aklamaya çalışmış oluyor, bunu da anlamak güç.

Hukuk okusaydım Avukatlık bürosu açmayı düşünürdüm.. Ama Maliye okuyorum.. Kapitalist sisteme entegre olmaya karar verip bir şirket açarsan, Mali Müşavirlik büromda işletme defterini memnuniyetle tutarım.. O konuda şüphen olmasın :)
Empeyalizmi aklamaya calismakla kesinlikle alakasi yok bunun. Gecen gun bir video izledim mesela, cumhuriyetin ilk yillarinda gayrimuslimlere yapilanlar tartisiliyordu. Orada ulusalci katilimci, emperyalist ulkelerin dini azinliklari kullanarak anti emperyalist ulus devlet olan tc yi yikmak istediklerini, o yuzden yapilanlarin gerekli oldugunu soyledi. Dogu Perincek falanda benzeri seyleri cok fazla dile getiriyor zaten. Soylemeye calistigim sadece bu. Emperyalizm kelimesinin arkasina siginarak hukuksuzluklari, irkciligi, katliami, soykirimi... hakli gostermeye calisan insanlrdan bahsediyorum

Yani emperyalizm argumanini kullanarak fasizmi mesru gostermeye calisiyorlar. Otoriter sol gorus ile milliyetcilerin baskici diktator sevgisi bir tesaduf degil yani. Aslinda neredeyse ayni seylere inaniyorlar

spartacus
28-09-2011, 15:14
Birde olaya şu açıdan bakalım..

AKP Döneminde bazı çevreler AKP icraatlarıne hem olur verdi, hem de onay verdi, yeri geldi yüksek perdeden enerjiler sarfederek destekledi(içerideki Hizbullah, Fettullah kadrolaşmasına, üstelikde bunların faşist, anti-komünist mücadele dernekleri olduğunu bile bile, hiç dokunulmadığını görmezden gelerek)... Ama kimse(bildik bir kesim hariç) AKP nin ne olduğu, olmadığı ya da AKP üzerinden efsane diyebileceğimiz abartılar geliştirmedi... Örneğin referandum'a evet diyenler vardı, çekimser kalanlar vardı, hayır diyenler oldu. Hiç kimsenin fikri duruşunu kanımca, AKP üzerinden değerlendiremeyiz.

Ben o videodaki ifadeleri tek tek alıp, bu ifadelerin nesine karşısınız diyecektim, ama Albatross zaten gereğini yapmış, yine de kafi olmamış...

Bence subjektif tartışmalar yapıyoruz, işin objektif yanı ise o videoda ne dendiğidir...

TKP Milliyetçi bir yapı değil, önümüzde 2 sorun var, birisi kanıksatılmış(enjekte edilmiş) sosyalizm anti-patisidir, diğeri ise stratejik meseleler ile dönemsel meselelerin ayırt edilemiyor oluşudur... TKP güncel Ulusal sorun konusunda hatalı çıkarımlar yaptı(yapmadı değil), yalnız sosyalizm açısından ulusal sorun nihai bir sorun değildir. Ulus kimliğine dayalı bir düşünce sistematiğine sahip değildir, dolayısıyla o kitle birleştirmesi ve ayrıştırması adı altında milli kurumlar örgütleyemez. Benim de görüşüm insanların hatda tüm dünya insanlarının birleşmesidir, din, ulus gibi çağdışı politik ayrımların kaldırılmasıdır. Bu demek değildir ki, günümüz ayrılıklarını destekliyor olalım.... Asıl ayrımcılık sistemin doğasında, dayandığı milli unsurlardadır, tüm milli ve temelli kurumlar temizlenmelidir, yerine insan merkezli sosyal içerikli kurumlar geçirilmelidir... Bu A ya da B diye ayrıştırılamaz, ayrımsız geçerlidir... Bu gün ayrılıktan değil birleşimden yana isem, gelecek üzerine olan düşüncem bunu gerektiriyor, kaldı ki dil ve kültür insanın en doğal gelişim öğeleridir, yapay, politik, ırkvari ayrımları içermez, böylesi ayrımlar yapay, subjektif, spekülatif(kurgusal) ayrımlardır.. Gelecek stratejik hedef açısından eğer tüm dünya insanlarının birleşiminden yanaysam, bunu bu gün ayrılıkları destekleyerek de, kendisine ayrıcalık tanıyıp, diğerini ezen üzerinden de yapamam, ama gelecek adına da bu günki herhangi bir ulusal baskı, ezilmişliğe de onay veremem...

Hem ulusalcı hemde sosyalist olunamaz, ne kadar garipde olsa olanlar vardır, ama kimsenin ağzı torba değil ki, engel olunamıyor, bunda daha dün dünyanın her bölgesini maddi çıkarları adına işgal etmiş kapitalist batının da büyük suçu vardır, o suç insanlara direnmekten ve direnci örgütleyeceği aidiyetlerden ve bu direnci kırılımsız sürdüreceği sosyalizm söyleminden başka bir seçenek bırakmamıştır...

Ulusal meseleler ise günümüz dünyasının bir sorunudur, çünkü günümüzde yapay ayrım olarak ulus kimliği siyasete alet edilmekte ve kurumlaşmaktadır, bu ret edilemez. Bu sorunları nasıl aşacağımız ve bir yanda ezilen, yok edilen, asimile edilen halkların feryadına nasıl ortak olacağımızı düşünmek ve bir çıkış yolu bulmak gerekir. Kaldı ki asıl mesele insan doğasına da, bilime de aykırı biçimde, siyasete ve siyasi kurumlaşmaya vardırılmış olan ulusal kimliğin nasıl aşılacağı meselesidir. Böyle bir mesele sistem aşılmadan aşılabilir mi? Olabilir, hayli sancılı bir biçimde, yalnız nihai olur mu? yarın bir gün bir saman aleviyle yine her şey bir evveline dönebilir mi? vs.

Bir yanda ezilen bir ulusun varlığı kabul edilebilir değildir, ama ezilen ulusunda nihai stratejisi(ufku) milliyetçi kurumsallaşma üzerinden yükseliyorsa, buda kabul edilebilir bir şey değildir. Demek ki ben nihai gelecek anlamında milliyetsiz, günümüz içinde milliyet gibi yapay faktör üzerinden yaratılmış ayrılık, baskı ve siyasal dayanaklarında karşısındayım. Bir milliyetçiliğe karşı çözüm teorik zeminde bir başka milliyetçiliği desteklemek değildir. Kısaca eleştirmek istedikten sonra herkes kolayca eleştirilebilir, ama detayları da bilmek gerekir..

Ulusların daha doğrusu insanların birliğini savunan hiç bir düşünce ayrılıkları desteklemez, desteklerse bu iki yüzlülüktür, hali hazır ezenin meşruiyetini tersinden onaylamaktır. Bu noktada, TKP'nin gerekçesi emperyalizm, ya da uluslararası çıkarlar eliyle bölgede istikrarsızlık yaratıldığı vb, vb, doğrultusunda ise, o halde yapılması gereken aksine ayrımsız, ayrıcalıksız, eşit, özgür, gönüllü, demokratik birliği savunmaktır. TKP işte tamda burada yanlışı yapıyor, hem uluslararası çıkarlar eliyle ayrımcılığın örgütlendiğini öne sürüyor hem de içeride kendisi ayrı bir yerde duruyor, eh buda koca bir çelişki doğuruyor. TKP böyle yapıyor canım emperyalizm ayrılıkları kullanmaz demek saçmadır, mesele maddi çıkar olunca böyle muazzam fayda sağlayan , getirisi götürüsünden yüzlerce kat fazla olan bir olanağı neden kullanmasınlar? basbaya ve en rahat ve en başta kullandıkları zaten budur, ayrılıklar üzerinden istikrarsızlık yaratmaktır, TKP bunu söylediği için hatalı olmaz(yapılıyor zaten söylemek mi hata), böyle olduğunu bile bile pratik olarak(teorik değil) ayrılıkalrın bir tarafında kalmak, örneğin yukarıda altını çizdiğim oluşumdan kendisini yalıtmaktır, bu koca bir çelişkidir, yaptığı tespitin tersine harekettir... Politika zaten hatalar üzerine kuruludur, hata olmadan politika yol alamaz, ama nedense en küçük bir hatayı kocaman ideolojik ayrılıklar ya da efsanelerin kötü kahramanlarından bahseder gibi algılayanları da anlamak çok güç, nedir bu şablonculuk, klişecilik? Herkes her konuda aynı düşünmeyebilir, aynı çözüm önerilerine sahip olmayabilir, bu doğaldır ve pratik süreç hangi çözümün yerinde hangisinin yersiz olduğunu ise gösterir ve gerekli dersler çıkartılır. Bu düşünsel ötekileştirme bize, hani lafta en çok eleştirdiğimiz resmi ideolojiden armağan...

Yine de bunlar bir yana konumuzun aslında bunlarla alakası yok diye düşünüyorum...

Sırf TKP adı geçtiği için karşıtlık geliştiriliyor diye düşünürken, neden aynı yaklaşımın üstelikde durumdan muazzam fayda sağlamış ve baş sorumlu konumunda(iktidar partisi) olan AKP gibi bir partiye yapılmadığını da soruyorum.

spartacus
28-09-2011, 15:50
Şu ortadoğuda devrim olup, olmadığı kaygılarını götürüp ulusalcı olmaya endeksleyen sığ ve bilinçsiz anlayışları da anlamıyorum...

Daha Mısır'da ayaklanmalar başladığında sitede bazı tahlillerde bulundum(ne yazık ki bana itiraz edenlerin değil, o tahliller gerçekleşti, görünen köy klavuz istemiyordu)... Baylar, 12 Eylül darbesine de devrim demiyorum, siz devrim mi diyorsunuz?

Az biraz yakın tarih belleği olmayan ya da görmezden gelen üzerinden atlar tabi, Ortadoğu'da her 20 yılda devrim oldu! Hele BOP'u bilmeyen hiç bir şey bilmiyor demektir. Irak'a bakın, öncesi devrimdir, Saddam önceside devrimdir, saddam da devrimdir.. Hepsinde de nedense batının siyasal otoriteyi şekillendirmesi vardır, bunların adıda devrimdir, ne zamandan beri darbeler devrim adıyla anılır oldu?. Neo-liberal kofluk, ufkumuzu bu kadar mı teslim aldı?

Her ayaklanma devrim değildir, Mısır'da devrim(eğik) oldu evet! Diğer yerlerde de oldu(eğik) evet! Ama bu devrim değil, sivil-askeri, yarı askeri darbe oldu, bu sivil darbe de devrimi bastırdı, ayaklanmalar devrime dönüşmeden bitirildi! devirmeye evrildi, sadece kaddafi bıraksın yeter, Esad bıraksın yetere hapsedildi vs. Ayaklanmaları sivil darbeye çevirenler ise yetersiz belleğimizle noe-liberal propagandalarla bize dar, daracık bir bakış açısı sundu. geriye ise farkında olmadan o politikaların, Amerikan fundamentalizminin papağanlığını yapmak kaldı, hala da devam ediyoruz..

Ne zamanki BATI YANLISI iktidarlara karşı halkda bir hareketlenme oldu, ne zamanki batının çıkarlarını zedeleyen bu ayaklanmalar baş gösterdi, batı elinin altında tuttuğu köktenci örgütlerle, ayaklanmaların liderliğini bu örgütlere aktardılar. Başka türlüsü de mümkün olamayacaktı çünkü, hem halk bilinçsiz ve örgütsüz girdi o ayaklanmalara hem de batı halkı değil, köktenci örgütleri finanse ederek, silahlandırarak, diplomasi masalarında kendi meşru yönetimlerini dayatarak, ayaklanmaların kaderini devrim değil, devrim olmama yönünde tayin etti. Sizin devrim diye bastırdığınız, önü alınmış bir ayaklanmadır, bir askeri-sivil darbedir ve devrim dar bir çerçeveye hapsedildi.

Bu kaygılarımı 8 ay önce yazmıştım, neden bunları dile getirmek ULUSALCILARLA aynı potaya düşmek olsun? 12 eylüle de devrim diyelim mi?

Mesele tahlil olduğunda aşırı subjektif olmamak gerekir, zira ya çok komik oluyor ya da trajik :)

sargon
28-09-2011, 16:06
Emperyalizm herhalde en cok suistimal edilmis kavramlardan biri. Hemen her anlayis kendi anlayisina göre bir takim aciklamalar yapmaya calismis, ama her zaman birden cok anlam yüklenerek anlasildigi icin sanirim bircok tartismada kolay sertlesmelere neden olabiliyor. Bircok kisinin degerlerine saldirildigi hissi duymasi bundan oluyor diye düsünüyorum.

Türkiye'de sosyalistler de, islamcilar da, milliyetciler de emperyalizme karsi olduklarini söylüyorlar ve digerlerini aslinda emperyalizme karsi olmamakla yada bir emperyalizme karsi diger emperyalizmi yada baska bir diktatörlük cesidini desteklemekle falan sucluyorlar. Tartisma bu yüzden nerdeyse icinden cikilmaz boyutlarda, cünkü herkes baska birsey anliyor.

Sosyalizm tarihi acisindan baktigimda ise emperyalizmin baslangictaki kavranisi ile (Lenin dönemi) devrimler Cin ve Hindicine dogru ilerlediginde olusan kavrayis arasinda ciddi fark olustugu görülüyor. Baslangicta daha cok ekonomik bir temele dayanan aciklama, dünyada milliyetciligin hizla gelismesine ve "Sovyet anayurdunu koruma" anlayisina paralel olarak kitlelerin de liderlerin de gözünde hizla farkli bir anlam kazanmaya basliyor. Oyle ki, Hindicin'deki devrimlerde, milliyetciligin, kitleleler icin sosyalizmden daha itici bir güc haline geldigini görüyoruz. Bugün sosyalizmle hicbir alakasi kalmamis Cin, Kuzey Kore gibi rejimlerin hala kendilerini sosyalist olarak kabul etmelerinin aslinda böyle bir kitlesel algi degisiminin yattigini düsünüyorum. Herhalde bu ülkelerde yasayan insanlar acisindan, dis dünya ile iliskisini kesmis, milliyetci duygularla icine kapanmis bir toplum neo-liberal dünyadan tecrit olmus ve sosyalizme daha yakin kabul ediliyordur.

Milliyetcilik ile anti-emperyalizm kolayca yan yana gelebilecek bir birlesim iken, islamcilik ile de ayni sey sözkonusu. Burda da hristiyanliga karsi bir anlayis cercevesinde anti-emperyalizm gündeme geliyor. Bence baslangictaki haliyle Lenin'in ve liberallerin emperyalizm tahlili ekonomik temelli ve birbirlerine daha yakindi. Birisi pazar ihtiyacini, sermayenin büyüme ihtiyacini vb. öne cikarirken, digeri karlarin üst düzeye cikarilma ihtiyacini, verimlilik ihtiyacini öne cikariyordu. Diger ülkeler üzerinde hakimiyet kurma arayisi bu ihtiyacin sonucu idi. Gelisen milliyetcilik ideolojisi ise politik yani direk olarak merkeze koyuyordu ve görülen o ki, duygulara cok daha iyi hitap ediyordu.

Niyetler ve istekler ne olursa olsun, milliyetci temelli düsünme bicimleri bugünün dünyasinda egemedir. Bugün dünyada insanlar önce uluslarina göre siniflandiriliyorlar. Türk düsünürü, Alman felsefeci, Kenya'li futbolcu gibi. Bu yüzden emperyalizmin ulus temelli algilanisi ve karsi cikislarin milliyetci temelde yapiliyor olmasi bence günümüzün dünyasina uyuyor. Cevrenizde kücük bir test yaparak, emperyalizme, kapitalizme karsi oldugu icin karsi cikanlarin oraninin cok cok az oldugunu, buna karsin baska bir "ulusun" haklarina saldirildigi icin karsi cikanlarin devasa bir cogunluk oldugunu görebilirsiniz sanirim.

jadi
28-09-2011, 18:06
TKP'nin kurtulus savasi denilen surecte yapilan gayri muslim katliamlarina nasil baktigini ortaya koyan iki link veriyorum

Burada yapilan Rum kiyimini anlatiyor

http://www.marksist.org/tarihte-bugun/1742-30-agustos-1922-anadolu-rumlari-yasadiklari-yerlerden-suruldu-ekonomik-ve-sosyal-hayat-coktu

Bu link ise Tkp'nin yapilanlari nasil alkisladigini sergiliyor

http://www.tkp.org.tr/30-a%C4%9Fustos-ba%C5%9Fkas%C4%B1n%C4%B1n-yurduna-g%C3%B6z%C3%BCn%C3%BC-dikenin-sonu-h%C3%BCsrand%C4%B1r

Yani itihatci bir sosyalizm tanimi sozkunusu. Celiski buradan kaynaklaniyor.

unbe
28-09-2011, 18:15
jadi

ufuk urasın söylediklerinin çoğuna katılmakla beraber şunu söylemek istiyorum.
12 eylulde nsonra bu akpciler ve onlar gibiler ortaya çıktı.
kenan evrenin yargılanmasından,askerlerin yargılanmasından bahssetmiş.
birincisi şunu sormak istiyorum
askerlerle ne zorunuz var?
bi tankla bilmem kaç okul yapılır diyor,evet doğrudur.ama camiilere verilen paralarla,yapılan bağışlarla kaç okul yapılır acaba bunu niye dile getirememiş sormak lazım.
artı asker taraftır.cumhuriyeti korumak zorundadır anayasada öyle yazıyor çünkü:)
ama jadi ben sana boşa laf anlatıyorum.bu başlığı da sabote edeceksin ettin de....sana kolay gelsin.

unbe
28-09-2011, 18:23
ve merak ettiğim bir konu daha var.
link vermişsin kurtuluş savaşı ile ilgili.
hiç gittin mi afyona sen?
o kocatepede hiç yürüdün mü?
yazın ortasında bile gece olunca -5 dereceye düşen o soğuğu hissettin mi?
o savaşın ne zorluklarla kazanıldığından haberin var mı?
senin belki de ninelerin o yolda mermi taşıdı.....
yaklaşık 20 km'lik her adımında eğimi artan soğuk ve acaip ıssız bir yol orası.
tek duyabileceğin cırcır böcekleri ve zifiri bir karanlıkla önünü bile zor görürsün.
sen kalkmış kurtuluş savaşı rumların katledildiği bir savaş diyorsun.
kozmos aşkına bu başlığa yazmaaaaaaaaaaaaaa.

Jolly Jocker
01-10-2011, 12:16
TKP, yurtseverliği milliyetçilikten başka bir anlamda kullandığını belirtiyor. Yurtseverlik derken amacının burjuvazi arasında bir yerli-yabancı ayrımı yapmak olmadığını, tümüne karşı olduklarını vurguluyor. Tek fark, anti-kapitalist mücadeleyi yurtseverlikle ilişkilendirerek bu kanal üzerinden kitle desteği bulmak arzusunda yatıyor. TKP'nin ulusalcı olduğunu düşünmüyorum. Zaten onlar da kendilerini ulusalcı olarak görmüyor.

Fakat bu partinin tepedenci, Stalinci, bürokratik bir ''sosyalizm'' anlayışı olduğu da bir gerçek. Kemal Okuyan'ın Sovyetler Birliğinin Çözülüşü Üzerine Anti-Tezler diye bir kitabını okumuştum. SSCB'nin neden çöktüğünü soru-cevap şeklinde inceliyordu. Ne bürokratik yozlaşmaya değinilmiş ne de başka birşeye. Çözülüş, Stalin'den sonrakilerin kifayetsizliğine bağlanmış. Tek parti diktasını savunan, merkez komite egemenliğine dayalı bir kararname sosyalizmini savunmaya devam ediyor. Devrimden Sonra filminde ise ortada bir devrim yok. TKP bir biçimde hükümet olmuş, bunu devrim olarak adlandırıyorlar. TKP devrimci bir örgüt değil. Burjuva devlet aygıtını yıkıp yerine aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş özyönetim organlarını(sovyetler, komiteler v.s.) geçirmek gibi bir derdi yok; mevcut devlet aygıtını ele geçirmek derdi var. Bunun adı devrim değil.

Astur
02-10-2011, 11:35
Tabii ABD'nin en büyük iki yandaşından Mübarek ve Bin Ali'nin devrilmesi için, emperyalistlerin neden böyle bir oyuna girdikleri de ayrı bir konu olarak duruyor.. Her ne kadar Kaddafi Batı karşıtı olarak dursa da, onun da emperyalist ülkelerle bir şekilde dayanışma içinde olduğu bilinen bir durum.



Benim bu Arap Baharı olayına Batı'nın neden müdahale ettiğine ilişkin bir hipotezim var aslında. Kısaca ifade edecek olursam, İran'da yapılan hatayı tekrarlamamaya çalışıyorlar. Eğer yerleşik diktatörleri savunurlarsa, ve de devrimler başarıya ulaşırsa, yeni rejimlerin İran gibi Batı karşıtı olacakları açık. Yeni rejimleri kuruluş döneminde destekleyerek ilerki dönemlerde söz sahibi olmanın, ihaleler almanın hesabını yapıyorlar, enerji ihracatının stabilitesini vs. gözetiyorlar. Dünya ekonomisinin kırılgan olduğu bu tarz dönemlerde bu tarz şeyler daha önemli addediliyor tabii.