kilimanjaro
04-10-2011, 23:09
T A B U İ Z M
(1.BL)
Eğer sözünü ettiğimiz tabu dinsel bir anlayış, ya da ilahi bir buyruk veya ilahi buyruk hükmünde temel bir anlayıştan kaynaklanıyorsa, bunu karanlıkta tutmak, birtakım olası aykırı yorumları engellemek dinsel meseleleri kendi hükümranlık alanı olarak gören din tacirlerinin işine gelir.
TABUCU YAKLAŞIMLAR
Aziz Nesin’in “Türk halkının yüzde 60’ı zekâ özürlüdür” dediği gün kopan kıyameti hatırlıyorum. Medya günlerce bu yüzde 60’ı konuşup durdu. Tepki o kadar büyüktü ki, herhalde büyük üstat, bu lafı edip edeceğine bin kere pişman olmuştur. Türkiye’nin medarı iftiharı 40 yıllık bir sanat adamı nasıl oldu da bir günde vatan haini oldu dersiniz? Doğrusunu isterseniz Aziz Nesin’in bu sözü bazı eleştirileri de hak etmiyor değil. İnsanların zekâ düzeyini ölçen bir alet henüz icat edilmediğine göre, bu kanıya nereden vardığı sorgulanabilir. Et, süt, balık gibi temel besin maddelerinin yıllık tüketim miktarı bu konuda bir kriter oluşturmakla beraber, yüzde itibariyle bir oranlamaya imkan verdiği görüşünde değiliz. Aziz Nesin’in yüzde 60 olarak ifade ettiği bu oran kimine göre yüzde 80, kimine göre yüzde 30 olabilir. Esasen gereksizliği bir yana, bu gibi değerlendirmelerin istatistikî bir bilgi olarak ortaya konması da olanaksızdır. Bu tür söylemlerin pek de ciddi bir temele dayanmayan, ancak zaman zaman hemen herkesin söyleyebileceği türden tebessümle karşılanan yaklaşımlar olarak değerlendirilmesi beklenir. Benzer bir söylem örneğin bir Avrupa ülkesinde o ülke vatandaşları ile ilgili olarak ortaya atılsa, umarım ki ya ciddiye alınmaz, ya da sosyologlar tarafından bilimsel bir araştırmaya değer bulunur. Ama hiçbir Avrupalı da bunu ulusa hakaret boyutuna taşıyarak toplumsal bir infiale neden olmaz.
Olayın bu boyutta tartışılması beklenirken tuhaf bir şey oldu ve büyük üstat bazı çevrelerce bir anda vatan haini, toplum düşmanı ilan ediliverdi. Aziz Nesin’in toplumun büyük çoğunluğunca kabul görmeyen birtakım dinsel yaklaşımlarından beslenen önyargılı zihniyetin etkin olduğu muhakkak. Ancak asıl nedeni, toplumun tabucu zihniyetten kurtulamamış bir kesiminin topluma sahip çıkmak, onu sözüm ona aklamak adına duyduğu gereksiz ve aşırı alınganlıkta aramak gerekir. Aziz Nesin bu söyleminde sunum hatası ile birlikte abartılı bir ifade kullanmış olabilir. Ayni şekilde eksik de söylemiş olabilir. Belki de toplumun yüzde 80’i geri zekâlıdır. Ancak Aziz Nesin bunu binde bir olarak telaffuz etse dahi eminim ki ayni tepki ile karşılanacaktı. Çünkü onlara göre Türk toplumunun istisnasız tamamı zekidir! Bu onlar için değişmez bir tabudur. Yine, “Türk milleti çalışkandır… Bir Türk dünyaya bedeldir…” Sözgelimi “bir Türk dünyanın yarısına bedeldir” derseniz bu hakaret olarak algılanır. Tümüyle duygusallığın, şartlanmışlığın yönlendirdiği genelleme hatasından kaynaklanan bu tür yaklaşımlar kuşkusuz ne mantık, ne de bilimsellik açısından bir değer ifade etmez.
Gerçek odur ki, toplum bireylerden oluşur. Her birey de ruhsal, fiziksel ve düşünsel anlamda yekdiğerine göre farklı karakteristik yapılanmayı benliğinde barındıran özgün yaratıklardır. Bu anlamda homojen bir toplum yapısı öngörülemez. Böyle bir yaklaşım, bir ülkede yaşayan tüm insanları ayni boyda, ayni kiloda düşlemekle eşdeğer, akıl ve mantık dışı bir yaklaşımdır. Toplumlara izafe edilen birtakım değerler ise, tümüyle o toplumu onurlandırmaya, motive etmeye yönelik mecazî ağırlıklı söylemlerdir. Türk ulusunun Osmanlının yıkılışı ile başlayan ümmet kavramından millet kavramına geçiş sürecinde bu tür söylemlere her zamankinden fazla gereksinimi vardı. Tabular yaratmakta, ondan sonra da dönüp yarattığımız tabuların tutsağı olmaya o kadar alışmış bir milletiz ki, şaka ile ciddiyi, gerçekle mecazı ayıramaz olduk.
Tabucu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden biri namus kavramı ile bağlantılı olarak türban konusunda yaşanmaktadır. Bu anlamda türban, gerekçesi ve dayanağı göz ardı edilerek bilinçsizce kullanılan tabusal bir simgedir. Bir tel kadın saçından erkeklerin tahrik olacağı gibi akıl ve mantık dışı bir düşünceden kaynaklanan sağlıksız beyinlerin ürettiği bir vehimden başka bir şey değildir.
("Tabuların Gölgesinde" adlı felsefe kitabımdan alınmıştır. Her hakkı saklıdır. Hiçbir yerde yayımlanamaz.)
(1.BL)
Eğer sözünü ettiğimiz tabu dinsel bir anlayış, ya da ilahi bir buyruk veya ilahi buyruk hükmünde temel bir anlayıştan kaynaklanıyorsa, bunu karanlıkta tutmak, birtakım olası aykırı yorumları engellemek dinsel meseleleri kendi hükümranlık alanı olarak gören din tacirlerinin işine gelir.
TABUCU YAKLAŞIMLAR
Aziz Nesin’in “Türk halkının yüzde 60’ı zekâ özürlüdür” dediği gün kopan kıyameti hatırlıyorum. Medya günlerce bu yüzde 60’ı konuşup durdu. Tepki o kadar büyüktü ki, herhalde büyük üstat, bu lafı edip edeceğine bin kere pişman olmuştur. Türkiye’nin medarı iftiharı 40 yıllık bir sanat adamı nasıl oldu da bir günde vatan haini oldu dersiniz? Doğrusunu isterseniz Aziz Nesin’in bu sözü bazı eleştirileri de hak etmiyor değil. İnsanların zekâ düzeyini ölçen bir alet henüz icat edilmediğine göre, bu kanıya nereden vardığı sorgulanabilir. Et, süt, balık gibi temel besin maddelerinin yıllık tüketim miktarı bu konuda bir kriter oluşturmakla beraber, yüzde itibariyle bir oranlamaya imkan verdiği görüşünde değiliz. Aziz Nesin’in yüzde 60 olarak ifade ettiği bu oran kimine göre yüzde 80, kimine göre yüzde 30 olabilir. Esasen gereksizliği bir yana, bu gibi değerlendirmelerin istatistikî bir bilgi olarak ortaya konması da olanaksızdır. Bu tür söylemlerin pek de ciddi bir temele dayanmayan, ancak zaman zaman hemen herkesin söyleyebileceği türden tebessümle karşılanan yaklaşımlar olarak değerlendirilmesi beklenir. Benzer bir söylem örneğin bir Avrupa ülkesinde o ülke vatandaşları ile ilgili olarak ortaya atılsa, umarım ki ya ciddiye alınmaz, ya da sosyologlar tarafından bilimsel bir araştırmaya değer bulunur. Ama hiçbir Avrupalı da bunu ulusa hakaret boyutuna taşıyarak toplumsal bir infiale neden olmaz.
Olayın bu boyutta tartışılması beklenirken tuhaf bir şey oldu ve büyük üstat bazı çevrelerce bir anda vatan haini, toplum düşmanı ilan ediliverdi. Aziz Nesin’in toplumun büyük çoğunluğunca kabul görmeyen birtakım dinsel yaklaşımlarından beslenen önyargılı zihniyetin etkin olduğu muhakkak. Ancak asıl nedeni, toplumun tabucu zihniyetten kurtulamamış bir kesiminin topluma sahip çıkmak, onu sözüm ona aklamak adına duyduğu gereksiz ve aşırı alınganlıkta aramak gerekir. Aziz Nesin bu söyleminde sunum hatası ile birlikte abartılı bir ifade kullanmış olabilir. Ayni şekilde eksik de söylemiş olabilir. Belki de toplumun yüzde 80’i geri zekâlıdır. Ancak Aziz Nesin bunu binde bir olarak telaffuz etse dahi eminim ki ayni tepki ile karşılanacaktı. Çünkü onlara göre Türk toplumunun istisnasız tamamı zekidir! Bu onlar için değişmez bir tabudur. Yine, “Türk milleti çalışkandır… Bir Türk dünyaya bedeldir…” Sözgelimi “bir Türk dünyanın yarısına bedeldir” derseniz bu hakaret olarak algılanır. Tümüyle duygusallığın, şartlanmışlığın yönlendirdiği genelleme hatasından kaynaklanan bu tür yaklaşımlar kuşkusuz ne mantık, ne de bilimsellik açısından bir değer ifade etmez.
Gerçek odur ki, toplum bireylerden oluşur. Her birey de ruhsal, fiziksel ve düşünsel anlamda yekdiğerine göre farklı karakteristik yapılanmayı benliğinde barındıran özgün yaratıklardır. Bu anlamda homojen bir toplum yapısı öngörülemez. Böyle bir yaklaşım, bir ülkede yaşayan tüm insanları ayni boyda, ayni kiloda düşlemekle eşdeğer, akıl ve mantık dışı bir yaklaşımdır. Toplumlara izafe edilen birtakım değerler ise, tümüyle o toplumu onurlandırmaya, motive etmeye yönelik mecazî ağırlıklı söylemlerdir. Türk ulusunun Osmanlının yıkılışı ile başlayan ümmet kavramından millet kavramına geçiş sürecinde bu tür söylemlere her zamankinden fazla gereksinimi vardı. Tabular yaratmakta, ondan sonra da dönüp yarattığımız tabuların tutsağı olmaya o kadar alışmış bir milletiz ki, şaka ile ciddiyi, gerçekle mecazı ayıramaz olduk.
Tabucu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden biri namus kavramı ile bağlantılı olarak türban konusunda yaşanmaktadır. Bu anlamda türban, gerekçesi ve dayanağı göz ardı edilerek bilinçsizce kullanılan tabusal bir simgedir. Bir tel kadın saçından erkeklerin tahrik olacağı gibi akıl ve mantık dışı bir düşünceden kaynaklanan sağlıksız beyinlerin ürettiği bir vehimden başka bir şey değildir.
("Tabuların Gölgesinde" adlı felsefe kitabımdan alınmıştır. Her hakkı saklıdır. Hiçbir yerde yayımlanamaz.)