AlbatrosS
05-10-2011, 21:07
Haber Merkezi - Alman Heinrich Böll Vakfı’ndan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sert yanıt geldi: “Alman siyasi derneklerine yönetilen iddialar, sivil Kürt muhalefetini kriminalize etme stratejisinin bir parçasıdır.”
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarının dolaylı yoldan PKK’ye finansal destek verdikleri iddialarına ilişkin Alman Heinrich Böll Vakfı Eşbaşkanı Ralf Fücks ve Türkiye Temsilcisi Ulrike Dufner ortak açıklama yaptı. Açıklamada, Erdoğan’ın iddia ettiği gibi Alman siyasi derneklerinin altyapı projelerini desteklemediği, kredi vermediği belirtildi.
Temsilciliğin Türkiye’de öncelikle sivil toplum örgütleri, insan hakları grupları, araştırma enstitüleri ve meslek odaları ile birlikte çalışmalar yürüttüğü anlatılarak “AB tarafından finanse edilmiş yerel yönetimler ve enerji verimliliği ile ilgili bir proje çerçevesinde de yerel yönetimlerle birlikte bir proje yürütülmektedir. Bu işbirliklerinde siyasi parti ayrımı yapmamaktayız. Ayrıca AKP’li yerel yönetimlerle de çalışmaktayız” denildi.
‘KÜRT MÜHALEFETİNİ KRİMİNALİZE ETME STRATEJİSİNİN BİR PARÇASIDIR’
Açıklamada, Başbakan’ın derneklerini “PKK’ye destek gibi gri bir alana çekmeyi” hedeflediği belirtilerek, “İki buçuk yıl içinde 3000’den fazla Kürt siyasetçi ve sivil toplum aktivisti gözaltına alınmış, bunların arasında birçok belediye başkanı, seçilmişler ve yerel siyasetçiler PKK’yi desteklemekle suçlanmıştır. Alman siyasi derneklerine yöneltilen iddiaları, sivil Kürt muhalefetini kriminalize etme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz” ifadeleri kullanıldı.
...
KfW kaynakları, "Verdiğimiz kredilerin tamamının nihai onay noktası Türk Hazinesi'dir ve para da oradan çıkar" dedi. KfW ve Avrupa Yatırım Bankası kredilerin tahsisinde Türkiye'nin üç büyük bankası olan İŞ, Garanti ve Şekerbank ile çalışıyor. KfW ayrıca Türkiye'nin önemli bir bölümünde KOBİ'lere de destek sağlayacağı bilgisine sunumunda yer verdi.
ANF NEWS AGENCY
http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=50869
BDP’lilere yönelik son aylarda tırmanan gözaltı ve tutuklama kampanyası zirve yaptı…
İstanbul, Diyarbakır, Batman, Ankara, Derik ve Kurtalan'da "KCK operasyonu" adı altında çok sayıda eve düzenlenen baskınlarda, BDP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Pişkin, Genel Sayman Yardımcısı Salih Yıldız, Derik Belediye Başkanı Çağlar Demirel, DTK ve kent meclisleri yöneticileri, BDP PM üyeleri, il yöneticileri ve ilçe başkanlarının da aralarında bulunduğu 94 kişi gözaltına alındı.
...
ALTI AYDA 1356 BDP´Lİ TUTUKLANDI
Geçtiğimiz günlerde BDP'li Meral Beştaş, son altı ayda, BDP üye ve yöneticisi toplam 1356 kişinin tutuklandığını söyleyerek, hakkında dava açılmamış tek bir BDP'linin kalmadığını belirtmişti.
Beştaş, "Yargının bağımsız olmadığı bizzat bu operasyonlarla ortaya çıkmıştır. Çünkü bizzat yürütmenin başı, Başbakan'ın talimatlarıyla yargı, operasyon başlatmıştır. Bize yönelik siyaset alanına davet etmeleri, arkasından da operasyon yapılması bu konudaki samimiyetsizliği ve ikiyüzlülüğü açıkça ortaya koymakta" demişti.
Yaşanan gözaltı ve tutuklamaların 90'lı yıllardan daha beter olduğunu söyleyen Beştaş, 192 bin kişinin Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK) "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım yataklıktan" yargılandığını anlatmış, TCK ve TMK'da değişiklik talep ederek, "Eğer bizi siyasete davet edenler samimilerse bu değişikliğe yapsınlar" demişti.
http://www.demokrathaber.net/guncel/gel-de-baris-6-ilde-94-bdpli-daha-gozaltinda-h4153.html
Toplamda 4binin üzerinde göz altı, 1500 civarı tutuklama. Hepsi de ellerine silah almamış, yalnızca siyaset yapan insanlar ki aralarında belediye başkanları ve yardımcıları da var.
Çok şey denebilir; ancak tek bir şey bakidir: İmparatorluk ve egemenlik kibrinden değişen hiçbir şey yok. AKP aslında her alanda siyaseti kriminalize edip suyu bulandırma çabasındadır.
Hasip Kaplan feryadında son derece haklı değil mi: Askere postal çıkartmasına gerek yok, çünkü Erdoğan o postalları kendisi giymektedir...
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıflarının dolaylı yoldan PKK’ye finansal destek verdikleri iddialarına ilişkin Alman Heinrich Böll Vakfı Eşbaşkanı Ralf Fücks ve Türkiye Temsilcisi Ulrike Dufner ortak açıklama yaptı. Açıklamada, Erdoğan’ın iddia ettiği gibi Alman siyasi derneklerinin altyapı projelerini desteklemediği, kredi vermediği belirtildi.
Temsilciliğin Türkiye’de öncelikle sivil toplum örgütleri, insan hakları grupları, araştırma enstitüleri ve meslek odaları ile birlikte çalışmalar yürüttüğü anlatılarak “AB tarafından finanse edilmiş yerel yönetimler ve enerji verimliliği ile ilgili bir proje çerçevesinde de yerel yönetimlerle birlikte bir proje yürütülmektedir. Bu işbirliklerinde siyasi parti ayrımı yapmamaktayız. Ayrıca AKP’li yerel yönetimlerle de çalışmaktayız” denildi.
‘KÜRT MÜHALEFETİNİ KRİMİNALİZE ETME STRATEJİSİNİN BİR PARÇASIDIR’
Açıklamada, Başbakan’ın derneklerini “PKK’ye destek gibi gri bir alana çekmeyi” hedeflediği belirtilerek, “İki buçuk yıl içinde 3000’den fazla Kürt siyasetçi ve sivil toplum aktivisti gözaltına alınmış, bunların arasında birçok belediye başkanı, seçilmişler ve yerel siyasetçiler PKK’yi desteklemekle suçlanmıştır. Alman siyasi derneklerine yöneltilen iddiaları, sivil Kürt muhalefetini kriminalize etme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyoruz” ifadeleri kullanıldı.
...
KfW kaynakları, "Verdiğimiz kredilerin tamamının nihai onay noktası Türk Hazinesi'dir ve para da oradan çıkar" dedi. KfW ve Avrupa Yatırım Bankası kredilerin tahsisinde Türkiye'nin üç büyük bankası olan İŞ, Garanti ve Şekerbank ile çalışıyor. KfW ayrıca Türkiye'nin önemli bir bölümünde KOBİ'lere de destek sağlayacağı bilgisine sunumunda yer verdi.
ANF NEWS AGENCY
http://www.firatnews.com/index.php?rupel=nuce&nuceID=50869
BDP’lilere yönelik son aylarda tırmanan gözaltı ve tutuklama kampanyası zirve yaptı…
İstanbul, Diyarbakır, Batman, Ankara, Derik ve Kurtalan'da "KCK operasyonu" adı altında çok sayıda eve düzenlenen baskınlarda, BDP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Pişkin, Genel Sayman Yardımcısı Salih Yıldız, Derik Belediye Başkanı Çağlar Demirel, DTK ve kent meclisleri yöneticileri, BDP PM üyeleri, il yöneticileri ve ilçe başkanlarının da aralarında bulunduğu 94 kişi gözaltına alındı.
...
ALTI AYDA 1356 BDP´Lİ TUTUKLANDI
Geçtiğimiz günlerde BDP'li Meral Beştaş, son altı ayda, BDP üye ve yöneticisi toplam 1356 kişinin tutuklandığını söyleyerek, hakkında dava açılmamış tek bir BDP'linin kalmadığını belirtmişti.
Beştaş, "Yargının bağımsız olmadığı bizzat bu operasyonlarla ortaya çıkmıştır. Çünkü bizzat yürütmenin başı, Başbakan'ın talimatlarıyla yargı, operasyon başlatmıştır. Bize yönelik siyaset alanına davet etmeleri, arkasından da operasyon yapılması bu konudaki samimiyetsizliği ve ikiyüzlülüğü açıkça ortaya koymakta" demişti.
Yaşanan gözaltı ve tutuklamaların 90'lı yıllardan daha beter olduğunu söyleyen Beştaş, 192 bin kişinin Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu'ndaki (TCK) "örgüt üyeliği" ve "örgüte yardım yataklıktan" yargılandığını anlatmış, TCK ve TMK'da değişiklik talep ederek, "Eğer bizi siyasete davet edenler samimilerse bu değişikliğe yapsınlar" demişti.
http://www.demokrathaber.net/guncel/gel-de-baris-6-ilde-94-bdpli-daha-gozaltinda-h4153.html
Toplamda 4binin üzerinde göz altı, 1500 civarı tutuklama. Hepsi de ellerine silah almamış, yalnızca siyaset yapan insanlar ki aralarında belediye başkanları ve yardımcıları da var.
Çok şey denebilir; ancak tek bir şey bakidir: İmparatorluk ve egemenlik kibrinden değişen hiçbir şey yok. AKP aslında her alanda siyaseti kriminalize edip suyu bulandırma çabasındadır.
Hasip Kaplan feryadında son derece haklı değil mi: Askere postal çıkartmasına gerek yok, çünkü Erdoğan o postalları kendisi giymektedir...