Orijinalini görmek için tıklayınız : Tüh. Seni de kaybettik!!!
İdealist bir televizyonculuktan biat (köpekleşmek) etmeye doğru değişen Uğur Dündar
Uğur Dündar, 1 Ocak 1943'te İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü'nünden mezun oldu. 1970'te TRT tarafından açılan bir sınavı kazandı ve televizyon yapımcısı olarak çalışmaya başladı. Aynı yıl İngiltere'deki BBC'nin "Televizyonda Yapım-Yönetim" kursuna da katıldı. Türkiye'ye döndükten sonra TRT'de yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak birçok televizyon programlarına imza attı. Onun en büyük özelliği, yanında yetiştiği kişilerden aldığı tecrübeleri harmanlayarak "İdealist Televizyoncu" olarak sıçrama yapmasıydı. Bu özelliğini yaptığı her programda gösterdi. Örneğin gazeteciliğe atılmadan önce yolu Yeşilçam’dan geçen Dündar, 1975 yılında Atıf Yılmaz'ın yönettiği “İşte Hayat” filminde Hülya Koçyiğit ile başrolü paylaşırken, gerçek hayatındaki gibi idealist bir televizyoncuyu canlandırıyordu.
http://www.sivilmedya.com/images/news/10679.jpg
"İşte Hayat" filminden bir kesit. Dündar, oyunculuğun ışıltılı dünyasına kapılan saf bir kızı oynayan Koçyiğit ve annesi rolündeki Adile Naşit tarafından kaçırılır. Kızını ışıltılı televizyon dünyasına sokarak artist yapmak isteyen Adile Naşit, şimdilerin Anchorman’i Uğur Dündar’ı günlerce rehin tutar ve film böyle devam eder.
Fakat Uğur Dündar, idealist tutumunun tam zıddında cereyan eden haklar, adalet ve kültürel yozlaşma konularını işleyen bu filmden sonra başka bir filmde oynamaz.
Uğur Dündar daha sonra bu idealist tutumununu gazetecilikte "Araştırmacı Gazetecilik" olarak sürdürdü. Fakat bunu hem televizyonculukta hem de gazetecilikte sürdürmek isteyince adı "Tetikçi"ye çıktı. Bununla birlikte, aşırı dinciler ona "Ermeni" etiketini de yapıştırarak karalamaya çalıştılar, yıllardır...
Haa bu arada aklıma konuyla ilgili ya da ilgisiz bir şey geldi:
"Bırakın çan çalmayı,
Ermenici olmayı"
Bu söz elbette Uğur Dündar için geçerli değildi. Çünkü Uğur Dündar meslek yaşamında idealist bir insan olmakla birlikte, aynı zamanda yardımsever bir insan idi. Onun Çocuk Esirgeme Kurumları'ndan birinde yardım yaptığını gözlerimle görerek şahit oldum. Uğur Dündar orada çocuklara hediyeler vererek, çocukları sevindiriyordu. Ben ise olanları uzaktan izliyordum.
Ben çocukken şahit olduğum bu olaydan sonra Uğur Dündar'ın idealist tutumunu değiştirmiş olabileceğine ve bunu da "biat" yani "köpekleşmek" adına yaptığına inanmak değil, düşünmek bile istemiyorum.
Uğur Dündar hakkında bu durumu düşünmem biz dizi olaydan sonra gerçekleşti. Önce Hürriyet gazetesi ve CNN Türk satıldı (http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?i=283050), sonra 2 Ekim 2011'de Star TV satıldı (http://www.haber61.net/news_detail.php?id=94905). Star TV'nin satılmasına ilişkin şu açıklama yapılmış:
"Grup ile Star TV’nin sahibi olan Doğan Yayın Holding arasında bir süredir gizli olarak yürütülen görüşmeler olumlu sonuçlandı. Doğuş Grubu’nun patronu Ferit Şahenk ile Doğan Grubu’nun patronu Aydın Doğan’ın yaptıkları pazarlıkda Cuma günü son noktaya gelindi.
Taraflar yaptıkları görüşmeler ve kanalın mali durumu konusunda yapılan incelemeler sonucunda Star TV’nin Doğuş Yayın Holding’e satılması konusunda anlaşmaya vardı. Satışa dair açıklamanın Pazartesi günü yapılması bekleniyor."
Aydınlık gazetesinin geçenlerde bu konuda yaptığı bir habere göre, Star TV'yi alan Ferit Şahenk AKP'nin adamıymış. Durum bu kadar açık olunca, Başbakan Erdoğan'ın annesinin vefatına yönelik ilk haberin (ki yandaş medya bu haberi "En farklı Yorum (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Guncel/CNNTurkte-Tenzile-Erdogan-yorumu-206463.html)" olarak geçtiler) jet hızıyla Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar'dan gelmesi üzerine, ben de Uğur Dündar hakkında ne yazık ki bu talihsiz açıklamaları yapmak zorunda kaldım.
Bu olay şöyle oldu, arkadaşlar: Ben Cuma günü okulda sabahçı ve aynı zamanda nöçbetçi olduğum için erken kalktım. Evdekilere o kadar söyledik: "Beni saat 6:00'da kaldırın" diye. Fakat evdekiler beni sabah namazından önce kaldırdılar. Neyse, nöbet yerim bahçe ve kantin olunca öğrencilerle ister istemez haşır neşir oluyorsunuz. Son teneffüste bir öğrencim bana "Başbakan'ın annesinin öldüğünü (ki annesi saat 9:15'te ölmüş) ve kendisinin Başbakan'ın annesinin Üsküdar'daki evine komşu olduğunu söyledi." Ben bu komşuluk olayı hakkında biraz üsteleyince, öğrencinin ailesinin Başbakan'ın annesiyle komşuluktan da öte, sıkı fıkı olduklarını öğrendim. Daha sonra cep telefonumdan internete bağlanarak olayın doğru olup olmadığı öğrenmeye çalıştım. Bir haber portalından öğrencinin doğru söylediğini gördüm. Fakat benim asıl canımı sıkan şey, bu olayın üzerinden fazla bir zaman geçmeden Uğur Dündar'ın sanki 100 M yarışı yapılıyormuş gibi ilk olarak Başbakan'a annesinin ölümü nedeniyle taziyesini sunması oldu (ki siz, isterseniz buna "Biat" da diyebilirsiniz).
Vefat haberini ilk olarak TV 24 saat 11:09'da "Tenzile Erdoğan'nın vefatını, Türkiye 24'ten öğrendi! (http://www.sivilmedya.com/tenzile-erdogannin-vefatini,-turkiye-24ten-ogrendi-28760h.htm)" haberiyle vermiş. Uğur Dündar ise o sırada CNN Türk televizyon kanalındaymış. Onun jet hızıyla bu habere dahil olması "CNNTürk'te Tenzile Erdoğan yorumu (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Guncel/CNNTurkte-Tenzile-Erdogan-yorumu-206463.html)" haberiyle 12:34'te olmuş. Hatta Uğur Dündar, o sırada CNN Türk'te canlı yayında iken, CNN haber sunucusu Ayşenur Arslan'ın annesi Tenzile Erdoğan yerine "Başbakan Erdoğan vefat etti (http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=57399)" diyerek yaptığı gafını bile düzeltmiş!
Benim bu olaydan sonra aklımda kalan şey ise şu oldu: Uğur Dündar neden taziyesini sunmak için herkesten önce acele etti? Onun bu aceleciliği son olarak Star TV'nin satılmasıyla ilgili miydi? Acaba bu acelecilik Uğur Dündar'ın her taraftan köşeye sıkıştırılmasından mı kaynaklandı? Çünkü onun faaliyet gösterdiği Hürriyet gazetesi, Star TV ve CNN Türk satılmıştı!
Bu konuda geçen Pazartesi günü "Alternatif" programını yapan Sebahattin Önkibar, Star TV ve CNN Türk'ün satılmasıyla ilgili olarak, artık buraların da yandaşlaşacağını söylemişti. Onun bu tespitinden yalnızca 4 gün sonra Uğur Dündar'ın jet hızıyla biat etmesi, pardon taziye dilemesi, bu değil de ya nedir?
Evet, ben konuyla ilgili bütün bildiklerimi anlattım ve Uğur Dündar'ın durumunun açıklığa kavuşması için sorularımı sordum. Sizden bu konuya katkılarınızı bekliyorum.
Saygılarımla,
UPUAUT.
basitrasin
08-10-2011, 20:13
Herkese Selam.
Uğur Dündarın yaptığı haberleri hatırlıyorum da.
Bir çoğu göz boyamaya dayalı, üfürükten programlardı.
Mesela.
Bu bölgede arabalar yer çekiminin aksine hareket ediyor diye bir program yapmıştı. seyrederken sinirden kurdeşen dökmüştüm.
Bir de akreplere kendini sokturan bi adamınprogramını yapmıştı. İyice abartarak akreplerin ölümcül zehirleri olduğunu ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Sonuç olarak kafamda onun hakkında bir fikir oluştu. Bence Sadettin Teksoy tipinde bir gazeteci.
Ben kendisinden hiç haz etmem. Meraklılarını da eleştirecek değilim.
Gelelim topikteki taziye meselesine.
İster farklı fikirde olsun, ister nefret etsin. Sunucu haber okuyor.
"Ünlü bilmem kim öldü."
Peşinden şöyle dese nasıl olurdu.
"İyi ki öldü. Kendisini hiç sevmezdim."
Sadece taziye dileğinde bulundu diye taraf değiştirdi demek yetersiz veri ile karar vermektir.
Böyle bir idda için daha fazla bilgiye ihtiyaç var.
Saygılarımla.
Herkese Selam.
Uğur Dündarın yaptığı haberleri hatırlıyorum da.
Bir çoğu göz boyamaya dayalı, üfürükten programlardı.
Mesela.
Bu bölgede arabalar yer çekiminin aksine hareket ediyor diye bir program yapmıştı. seyrederken sinirden kurdeşen dökmüştüm.
Bir de akreplere kendini sokturan bi adamınprogramını yapmıştı. İyice abartarak akreplerin ölümcül zehirleri olduğunu ballandıra ballandıra anlatmıştı.
Sonuç olarak kafamda onun hakkında bir fikir oluştu. Bence Sadettin Teksoy tipinde bir gazeteci.
Ben kendisinden hiç haz etmem. Meraklılarını da eleştirecek değilim.
Gelelim topikteki taziye meselesine.
İster farklı fikirde olsun, ister nefret etsin. Sunucu haber okuyor.
"Ünlü bilmem kim öldü."
Peşinden şöyle dese nasıl olurdu.
"İyi ki öldü. Kendisini hiç sevmezdim."
Sadece taziye dileğinde bulundu diye taraf değiştirdi demek yetersiz veri ile karar vermektir.
Böyle bir idda için daha fazla bilgiye ihtiyaç var.
Saygılarımla.
basitrasin, eğer elimde yeterli veri olmasaydı zaten bu mesajı yazmazdım:
1. Hürriyet gazetesi ve CNN Türk satıldı (http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?i=283050).
2. 2 Ekim 2011'de Star TV satıldı (http://www.haber61.net/news_detail.php?id=94905). Bu satışta Başbakan'ın annesinin ölümünün haber yapıldığı ve o sırada Uğur Dündar'ın da canlı yayında olduğu CNN Türk de satıldı.
3. CNN Türk'te haber sunucusu Ayşenur Arslan'ın yanında canlı yayında olan Uğur Dündar, medyadaki ilk tazeyeyi, görülmedik bir hızla yani jet hızıyla, "CNNTürk'te Tenzile Erdoğan yorumu (http://www.sonsayfa.com/Haberler/Guncel/CNNTurkte-Tenzile-Erdogan-yorumu-206463.html)" ile yaptı.
Uğur Dündar buralarda hem televizyonculuk hem de gezetecilik mesleğini sürdürüyordu. Bu, özetle şu demektir: Bu yerler Uğur Dündar'ın hayat bağlarıydı. Fakat tamamı iktidarın eline geçti.
Buna göre eğer sen, "Hükümet değil MİT görüştü" diyerek bizi 5 yaşındaki çocuk yerine koyanlar gibi bizi aptal yerine koyuyorsan sorun yok. Ama bu kadar veri yeterlidir ve hatta artar bile.
basitrasin
08-10-2011, 21:06
Sayın upuaunt.
Benim aklım yatmadı ama sen öyle düşünüyorsan, elbete bir bildiğin vardır.
Ayrıca MİT, Hükümet, görüşme falan nerden çıktı?
UğurDündarla ya da benimle ne alakası var.
İstersen bu konular için ayrı bir topik aç.
Mutlu günler dileği ile.
Sayın upuaunt.
Benim aklım yatmadı ama sen öyle düşünüyorsan, elbete bir bildiğin vardır.
Ayrıca MİT, Hükümet, görüşme falan nerden çıktı?
UğurDündarla ya da benimle ne alakası var.
İstersen bu konular için ayrı bir topik aç.
Mutlu günler dileği ile.
Orada sana o kadar veri vermeme rağmen, "Sadece taziye dileğinde bulundu diye taraf değiştirdi demek yetersiz veri ile karar vermektir. Böyle bir idda için daha fazla bilgiye ihtiyaç var." dediğin için sana o örneği vermiştim.
Bildiğin gibi Başbakan Oslo'daki görüşme hakkında "Ben (Hükümet) değil MİT görüştü" demiş ve bu açıklama alay konusu olmuştu. Örneğin Ulusal kanalda bu açıklama için "Başbakan bu açıklamayla bizi 5 yaşındaki çocuğun yerine koyarak, bizi aptal mı sanıyor?" şeklinde bir dalga geçilmişti.
Ben de bu kadarını paranoya olarak nitelemek durumundayım. Annesi ölen birine başsağlığı dileme gibi son derece insani bir durumdan bu saçma sonuçlara varmayı başarmak inanılmaz...
spartacus
08-10-2011, 22:31
Upuat görüş istemişsin, görüşüm yazını olumlu bulmadım, hele dayanağın, çıkış noktan verdiğin karar, tamamen subjektif...... Sonuçda kim duymuşsa eminim duyduğu anda baş sağlığı dilemeyi düşünmüştür, ilk mi olacam, son mu olacam diye kimse düşünmez. Üstelik böyle bir olayda yapması gerekeni yapmış, sen ise olmaması gereken sonucu çıkartmışsın.
Upuat görüş istemişsin, görüşüm yazını olumlu bulmadım, hele dayanağın, çıkış noktan verdiğin karar, tamamen subjektif...... Sonuçda kim duymuşsa eminim duyduğu anda baş sağlığı dilemeyi düşünmüştür, ilk mi olacam, son mu olacam diye kimse düşünmez. Üstelik böyle bir olayda yapması gerekeni yapmış, sen ise olmaması gereken sonucu çıkartmışsın.
Söylediklerine tamamen katılıyorum, yalnız bir farkla. İnsanların çıkarlarının her şeyin üzerinde olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Sebahattin Önkibar, Pazartesi günü Ulusal kanaldaki "Alternatif" programını yarıda keserek bir son dakika gelişmesini değerlendiriyor. Bunu ilk mesajımdaki Star TV'nin satışı hakkında yapılan açıklamada açıkça görebilirsin.
Ne deniyordu, bu açıklamada: "Satışa dair açıklamanın Pazartesi günü yapılması bekleniyor."
İşte Sebahattin Önkibar da beklenen bu açıklamanın yapılmasının hemen ardından olay hakkında kendi görüşlerini söyledi. Önkibar, Star TV ve CNN Türk kanalllarının iktidara yakın bir gruba yani Doğuş Holding'e satılması üzerine "Göreceksiniz. Bu kanallar yandaş gruba geçtiği için yandaş yayınlar yapacaktır." dedi. Daha sonra Önkibar medyada yandaş olmayan bir kaç kanal kaldığını belirttikten sonra bu kanalların ismlerini tek tek sıraladı.
Bunlara Sebahattin Önkibar'ın kendi görüşleridir, diyebilirsiniz. Fakat onun bu görüşünden yalnızca 4 (yazıyla "Dört") gün sonra Uğur Dündar'ın yandaş olacak şekilde hareket etmesi, tahmin edilemeyen değil beklenen bir gelişme idi.
Peki kim doğruyu söylüyor? Zaman. Çünkü zaman geçtikçe kimin ne olduğu bir bir ortaya çıkacaktır.
Eski Mısır'da şöyle bir söz vardır: "İnsan zamandan, zaman ise piramitten korkar (Man fears time, but time fears the Pyramids)."
Kimse kimseyi aldatmasın: Zaman, herşeyi bize söyleyecektir. Çünkü zaman bizim tek öğretmenimizdir.
spartacus, bence sen de herşeyi reddeceğine bu konuyu takip etmeye çalış. Çünkü eninde sonunda gerçeği öğreneceksin!
Ben de bu kadarını paranoya olarak nitelemek durumundayım. Annesi ölen birine başsağlığı dileme gibi son derece insani bir durumdan bu saçma sonuçlara varmayı başarmak inanılmaz...
Astur, Spartacus için söylediklerim senin için de geçerlidir. Nasıl olsa bu mesaj burada duracak değil mi? Zamanı geldiğinde zaman kapsülü olarak gönderdiğim bu mesaja tekrar bakar, gerekli dersleri alırsın. Tamam mı?
Sanki U.Dündar çok sağlıklı bir çizgideydi de, kendisini 'kaybetmiş' oluyoruz.. Bu arkadaş zaten hiçbir zaman 'kazanılmamış' bir noktadaydı.. Eğer iddia doğru olsa dahi (ki ben sağlıklı temelleri olduğunu sanmıyorum.. Bu şekilde, sıradan bir olaydan bu tip sonuçlar çıkarmak pek anlamlı değil), kendisini kaybetmiş olmuyoruz yani.. Sadece bulunduğu kör noktadan ayrılıp, başka bir kör noktaya geçmiş oluyor o kadar.. Mesela artık Silivri'deki darbe meraklıları için yürümeyi bırakıp, iktidardaki isimlere güzellemeleriyle gündeme gelir.
Bir kaç ay daha bekleyin.. NTV'nin iktidara yakın bir yayın çizgisine geldiğini biliyoruz.. Aynı durum Star TV'de de olursa, kendisi nasıl davranacak bakarız.. Ben kendisinin değişeceğini pek sanmıyorum.. Zaten pek de ilgilenmiyorum açıkçası.
Astur, Spartacus için söylediklerim senin için de geçerlidir. Nasıl olsa bu mesaj burada duracak değil mi? Zamanı geldiğinde zaman kapsülü olarak gönderdiğim bu mesaja tekrar bakar, gerekli dersleri alırsın. Tamam mı?
Madem öyle, bırakalım da kimin ders alacağını da zaman göstersin. En adil yargıç zamandır.
redyellow
08-10-2011, 23:31
Ben de bu kadarını paranoya olarak nitelemek durumundayım. Annesi ölen birine başsağlığı dileme gibi son derece insani bir durumdan bu saçma sonuçlara varmayı başarmak inanılmaz...
kesinlikle doğru bir yorum, tebrik ediyorum.
spartacus
08-10-2011, 23:48
Astur, Spartacus için söylediklerim senin için de geçerlidir. Nasıl olsa bu mesaj burada duracak değil mi? Zamanı geldiğinde zaman kapsülü olarak gönderdiğim bu mesaja tekrar bakar, gerekli dersleri alırsın. Tamam mı?
upuaut zaten bu başlıkla dersi vermedin mi? Farzedelim ki vatandaş siyasi görüş değiştirsin ne fark eder. Gelipde annesi ölmüş birisine başsağlığı dilemeye mi endeksleyeceksin. o zaman zamana gerek yok zaten dersi vermişsin, üstü kalmış :)
Aydın Doğan Grubu küçülmeye gidiyor uzun zamandır. İlk Vatan çıktı sanırım elden. Arkasından Türkiye'nin en köklü bir kaç gazetesinden biri olan Milliyet satıldı. Hürriyet'i de satıyorlarsa yazılı basından ellerini neredeyse tümden çekiyorlar demektir.
Bunların yanında Kanal D'den sonra Doğan Yayın Grubunun ikinci en büyük kanalı Star'ı elden çıkarmaları ise oldukça zor bir dönem geçirdiklerinin ispatı. Şampiyonlupa oynarken küme düşmemeye oynar hale geliyorlar adeta. Star da Atv gibi (Atv'nin programlarında Akp etkisi çok belirgin değilken ana haber bültenini izlerseniz light bir Stv izliyormuş hissine kapılırsınız.) Akp'ye yakınlığı ile tanınan bir grubun eline geçerse sahiden de yandaş olmayanların sayısı bir elin parmakların sayısından fazla olmayacak. Zamanında Atv gibi Dinç Bilgin'e ait olan Sabah gazetesi zaten çoktan light Zaman oldu. Star gazetesi ise aynı isimli kanal Doğan grubuna geçerken zamandan aşağı kalmayan, bedava dağıtılan hükümetin resmi yayın organı gibi bir şey oldu. Abartmıyorum, taraftarlık açısından Sözcü halt etmiş. O kadar...
Daha da zor günler bizi bekliyor. Akp oyunu kuralına göre oynuyor. Tek derdi cep doldurmak olan sermaye grupları ile al gülüm ver gülüm ilişkisindeler.
Bu arada Aydın Doğan da aynısının laciverti elbet.
Bakıyorum da, önceki mesajlarda hep bir nokta dile getirilerek (Başbakan'ın annesinin ölmesi) sanki haklı konuma geçilmiş gibi değerlendirmeler yapılmaya çalışılmış.
Bilmeyen arkadaşlar varsa söyleyeyim. Bunun adına "Takiye" denir. Yani gerçeği olduğundan farklı göstermektir. Günlük hayatımızda ister büyük ister küçük çıkarlarımız olsun, bunu sık sık kullanırız.
Evet, insani olan her şeye eyvallah. Fakat bu söylediklerini ispat etmeyen .... Pardon, hatlar karıştı galiba. Yani ben ilk mesajdan beri insani olan şeyleri sorgulamadım bile. Çünkü biz biliyoruz ki, insani olan şeylere saldırmak dünyanın her tarafında kötü bir şekilde karşılanır. Fakat insanlık tarihinde ilk kez ne zaman keşfedildi bilinmez, insani şeyler de çıkar amaçlı olarak kullanılabilinmektedir. Örneğin, Başbakan'ın 12 Eylül 2010'daki referandumda 12 Eylül darbesi ile birlikte haksız yere asılan ülkücüler ile ilgili meclis kürsüsünden okuduğu mektup ve döktüğü gözyaşlarının bir takiyenin ürünü olduğu söylenir (Bkz. Referanduma evet oyu alabilmek için atılan bütün nutuklar, dökülen gözyaşları sahte miydi? (http://www.haberarz.com/12-eylul-darbesini-yasadim-makale,521.html)).
Evet, yalnızca bu örneğe bakarak bile Spartacus, Astur ve redyellow ne düşünüyor? Yani bu kişiler bu durumu bilmeden mi konuştular, yoksa çok ama çok iyi niyetle mi (ki bu zamanda bu da takiyeye giriyor) konuştular? Ben onların açıklamalarını, hele böyle bir zamanda, iyi niyetle söylenmiş sözler olarak bakamam. Eğer bakarsam, kendimi aptal yerine koymuş olurum.
Şimdi, olayı özetlemem gerekirse, 4 gün önce Sebahattin Önkibar'ın Star TV ve CNN Türk'ün satılarak yandaş medyaya katılması hakkında adeta bir sensör (hareket algılayıcı) gibi hareket ederek, bu kanalların da yandaşlaşacağını öngördü. Aslında öngörmedi, açıkça bu kanalların birer yandaş kanalı haline geleceğini ve yayınların ona göre yapılacağını söyledi. Ben ise Sebahattin Önkibar'ın bu algısıyla birlikte olayı kendime göre değerlendirdiğim zaman, buraya olay hakkında kısa bir mesaj yazmayı ve sizin istifadenize sunmak istedim. Bundan başka hiçbir amacım yoktu.
Siz ise her türlü kötülüğün yaşandığı bu zamanda "Evet, beklenen bir gelişmedir. Olayı dikkatle takip etmemiz gerekir. Ve sonuçlarını sizin gibi arkadaşlarımıza ulaştırmamız gerekir." demeniz yerine, artık takiyenin bile geçmediği bu zamandaki tutumunuz tamamen karşı tarafın yanında yer almak anlamına gelir. Benim asıl rahatsız olduğum konu bu. Yoksa, olay ve olayla ilgili şeyler ikinci planda kalır benim için.
Takiyenin geçmediği iki zaman vardır: Bunlar;
1. Savaşta,
2. İç karışıklıkta. Bu da bir iç savaş demektir.
spartacus
09-10-2011, 02:12
upuat konuyu değişmedin mi? iş hayatımda her görüşten insanla çalıştım. iyi günde ya da kötü günde insanları ayırabilir miyim?
Başka bir dayanak bul, görüşler dayanağın üzerine dile getirildi. Dayanak sundun, bizde dayanağına göre fikrimizi söyledik. Söyleyene değil söyletene baktık. dayanağın ne? başsağlığı dilemişmiş, bundan ne kadar uğraşsam da bir icraat çıkmaz.
Şimdi ise başka dayanaklar edinmeye çalıştın, aslında takiyyeden bahsediyorsun da kendin takiyye yaptın. Bu yöntemi olumlamıyorum-böyle yöntemleri görünce de ayarım kaçıyor-, sen böyle beni de yandaş eder çıkarsın.
Arkadaşlar, ben de Amr bin Hişam gibi biraz şakacıyımdır. Konu başlığını Yücemanitu tarafından hazırlanan "Muhammed (%100 yerli yapım) (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=25924&page=5)" konusundaki aşağıdaki resimdeki 4. parçadan aldım.
http://i1180.photobucket.com/albums/x410/brainkebab/7.jpg
Burada hazır yeri gelmişken söyleyeyim. Bu resmin 4. parçasında Kureyşli Amr bin Hişam Ebubekir'e; "Hah hahhaa! Deme ya... Seni de kaybettik" derken, aslında gerçekten Ebubekir'i kaybetmiyor; onu şaka yolla taşlıyor. Çünkü Amr bin Hişam biliyor ki, Ebubekir'in Muhammed'e inanarak değil, çıkarları çatıştığı için inanmış gibi görünmekte ve çevresini de bu şekilde kandırmaya çalışmaktadır.
Eee kolay değil. Kureyş'te yiğitliği, cesareti, olağandışı gücü ve yakışıklılığıyla tanınan Amr bin Hişam bu! Medine'nin güzelleri, Kureyş'in yakışıklısı Amr bin Hişam'ı... Onu kandırmak ne mümkün!
Sahi, Spartacus, Astur ve Redyellow, siz o mesajları yazarken, olayı Murted gibi değerlendirmek varken neden Ebubekir gibi hareket ettiniz?
Ben yine de tüm iyi niyetimle bu soruyu soruyorum ve yanıtını bekliyorum.
Sahi, Spartacus, Astur ve Redyellow, siz o mesajları yazarken, olayı Murted gibi değerlendirmek varken neden Ebubekir gibi hareket ettiniz?
Ben yine de tüm iyi niyetimle bu soruyu soruyorum ve yanıtını bekliyorum.
Çünkü başlıkta ortaya attığın iddia medyanın iktidara yakın hâle gelmesine ilişkin değildi, Dündar'a yönelttiğin temelsiz bir suçlamaydı. İnsanlar da doğal olarak bu yaklaşımını eleştirdi.
Mürted'in değerlendirmeleri akla yatkın değerlendirmeler, keşke açtığın başlıkta yazdıkların için de aynısını söyleyebilseydim.
spartacus
09-10-2011, 02:53
Arkadaşlar, ben de Amr bin Hişam gibi biraz şakacıyımdır. .
Başka bir dayanak bul, görüşler dayanağın üzerine dile getirildi. Dayanak sundun, bizde dayanağına göre fikrimizi söyledik. Söyleyene değil söyletene baktık. dayanağın ne? başsağlığı dilemişmiş, bundan ne kadar uğraşsam da bir icraat çıkmaz.
Şimdi ise başka dayanaklar edinmeye çalıştın, aslında takiyyeden bahsediyorsun da kendin takiyye yaptın. Bu yöntemi olumlamıyorum-böyle yöntemleri görünce de ayarım kaçıyor-, sen böyle beni de yandaş eder çıkarsın.
Geniş çerçeveli düşünüyorum, Uğur Dündar vs dar açıda kalıyor.. Ben neye cevap veriyorum, mesele şu, bu meselesi değil, dayanağın...
Şaka(acaba) yaptığını anlamıştım zaten yoksa neden takiyye yaptın diyeyim? şimdi etti 2.
Arkadaşlar, bu mesajımda konuyu toparlamaya çalışayım.
Bugünkü (9 Ekim 2011) Sözcü gazetesinde Kemal Baytaş, köşe yazısının 2. bölümünde, "Hokus-pokus/Zeus-deyus yöntemi"nde Uğur Dündar hakkında şu bilgileri vermiş:
"Uğur Dündar'ın eşinin Brezilya gezisini Ergenekon suçu olarak gösteren savcı iddianamesinden sonra şimdi de Nedim Şener'in Uğur Dündar'a Zeus diye hitabını Deyus'a dönüştürüp (suç olgusu olarak) iddianameye konması Aziz Nesin'e rahmet okutturuyor.
Bu olay bile Balyoz ve Ergenekon tutuklularının (zehir hafiye savcılarının) özel bulgularını hokus-pokus/Zeus-deyus yönteminin kurbanları olduklarını kanıtlıyor."
Bu bilgileri ilk mesajımdaki bilgilere eklerseniz, Uğur Dündar'ın içinde bulunduğu durum daha iyi anlaşılacaktır.
Şimdi filmi başa sararsak gerçekte ne olmuştu?
Uğur Dündar ülkemizde çok sevilen ve sayılan biri. O geçen Cuma günü (7 Ekim 2011) Aydın Doğan'ın henüz elden çıkarttığı CNN Türk kanalında haber sunucusu Ayşenur Arslan'ın yanındaydı. Orada olması bir tesadüf mü idi, yoksa orada olması mı gerekiyordu, bu, önemli değildir. Çünkü Uğur Dündar'ın orada olmaya hakkı vardı. Çünkü hem televizyonculukta hem de gazetecilikte (ki televizyonculuğu daha ağır basar) duayen biri olduğundan, CNN Türk'ün başka birine satılmış olması bile onun orada olmasına gölge düşüremezdi.
Çok sevilip sayılan ve aynı zamanda duayen biri idi, CNN Türk'te haber spikeri Ayşenur Arslan'ın yanında olması, rahatsız edecek biri durum değildi. Şçyle söylersem daha iyi anlaşılır: Uğur Dündar eğer 12:00 haberini Ayşenur Arslan değil de ben sunmak istiyorum deseydi, buna orada kimse itiraz etmezdi. Edeceğini de sanmam. Çünkü Uğur Dündar orada bulunanların abisiydi ve herkes onu sever.
Çok güzel. CNN haber spikeri Ayşenur Arslan 12 haberlerini sunarken ani bir gelişme olur. Hastane kayıtlarına göre saat 9.15'te öldüğü kesinleşen Başbakan'ın annesinin ölümü medyada ilk olarak TV 24'te saat 11:09'da verilmişti ve bu haberin CNN'e ulaşması 1 saat sonra, 12'de gerçekleşti. Bu haberi Ayşenur Arslan, CNN'de Tenzile Erdoğan yerine "Başbakan Erdoğan vefat etti (http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=57399)" diyerek bir gaf (hata) yaptı. Bereket ki Uğur Dündar, o sırada Ayşenur Arslan'ın yanında canlı yayında idi ve bu gafı düzeltti.
Fakat Uğur Dündar bu gafı düzeltirken başka bir şeyi daha düzeltmeye çalıştı. Bu haber diğer haber kanallarında (HaberTürk, Sky TV, NTV,...) henüz sunulmamıştı ve Uğur Dündar CNN Türk'te yakaladığı bu fırsatı değerlendirmenin, ona göre, daha doğru olduğunu düşündü. İşte kırılma noktası burasıdır.
Mesleğinizde ne kadar duayen olursanı olun, ani gelişen olaylarda doğru bir karar vermek zordur. Doğru karar verenler, her bakımdan dikkatli, her şeyin hesabını yapan ve sonuçları kestirebilen, dolayısıyla olgun insanlardır.
Peki tam anlamıyla olgun insan kime denir?
Ömer Hayyam, bir rubaisinde bunu çok veciz şekilde şöyle açıklar:
"Benden Hayyam' a selam söyleyin demiş peygamber;
Sözlerimi yanlış anlamışsa çiylik eder:
Ben şarabı herkese haram etmiş değilim ki
Hamlara haramdır, doğru, ama olgunlar içer. (http://siir.gen.tr/siir/o/omer_hayyam/241-260.htm)"
Siz iyisi mi, bence linki tıklayıp tamamını okuyun. Belki "olgun insan"ın ne olduğunu kavrayabilirsiniz. Çünkü ben burada yalnızca can alıcı noktasını verdim.
Sonuçta Uğur Dündar'ın dikkat etmesi gereken şey, bu kırılma noktasında içinde bulunduğu vaziyete bakıp, gerekli hesapları yaptıktan sonra nasıl hareket ederse hangi sonucu alabileceğini yani attığı her adımın sonucunu kestirebilmesi gerekirdi. Eğer yanlış bir adım atarsanız, bu adımın sonucunun size vereceği zararlara katlanmak zorundasınız.
Sebahattin Önkibar, geçen Pazartesi günü (3 Ekim 2011) "Alternatif" programında Star TV ve CNN Türk'ün satışının gerçekleşmesi nedeniyle (ki bu da ani bir gelişme idi. Çünkü Star TV ve CNN Türk'ün satılmasına ilişkin şu açıklama yapılmıştı: "Taraflar yaptıkları görüşmeler ve kanalın mali durumu konusunda yapılan incelemeler sonucunda Star TV’nin Doğuş Yayın Holding’e satılması konusunda anlaşmaya vardı. Satışa dair açıklamanın Pazartesi günü yapılması bekleniyor.") "Göreceksiniz. Bu kanallar yandaş gruba geçtiği için yandaş yayınlar yapacaktır." demişti. Bu açıklamadan 4 gün sonra Uğur Dündar'ın CNN Türk'te yandaşlaştığına ilişkin taziye sunması dikkat çekti.
Eğer benim burada bir hatam varsa, Uğur Dündar'ınkiyle aynı, yani ani gelişen bir olay karşısında jet hızıyla bir karar vermekten başka bir şey değildir. Ama ben hata yaptığımı zannetmiyorum.
İşte örneği!
Ergenekon davasının firari sanığı olarak aranan Bedrettin Dalan, cenaze için kendi adına bir çelenk göndermiş (http://www.haber3.com/video/bedrettin-dalandan-celenk-29507.htm). Fakat Dalan'ın gönderdiği çelenk, diğer çelenklerin arasına konularak görmezden gelindi.
Bu olay başka bir söze gerek bırakıyor mu?
Üzgünüz ama gerçek bu!
klucky35
09-10-2011, 19:20
Uğur Dündar "Oh, iyi oldu" deseydi, bu topic açılmazdı.!
Kılıçdaroğlu'da Erdoğan'ı ziyaret etmiş. Bakalım ne sonuçlar çıkacak...