AlbatrosS
31-10-2011, 21:19
Haldun Açıksözlü'nün 2009'dan beri sahnelediği Laz Marks oyununa bugüne kadar dört dava açıldı. Politik komedide iktidarı kıyasıya eleştiren Açıksözlü "Suç ve suçluyu övme" ve "Başbakana hakaret" gerekçeleriyle yargılanıyor.
Haldun Açıksözlü'nün politik stand-up'ı "Laz Marks", 2009'dan beri 225 kere sahnelendi, yüz bine yakın seyirciye ulaştı. Ama Laz Marks'ın popülerliği bununla sınırlı değil. Şimdiye kadar hakkında dört dava açıldı, bazen salon bulamadı, bazen de gösterileri polisler tarafından kaydedildi. Laz Marks'ın başına gelenleri bianet'e anlatan Açıksözlü, dava arifelerinde polislerin yaptığı özel izinli çekimlerden bahsedip, "Çok uğraşıyorlar kasedimi yapmaya ama yapamayacaklar" diyor.
Dava üstüne dava
Laz Marks'a ilk dava, 15 Ocak 2010'da Rize 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "Başbakan'a hakaret" gerekçesiyle açıldı. Rize'deki gösteride Açıksözlü, kahramanı 'Rizeli Recep Tayyip' olan bir fıkra anlatınca politik göndermelerle dolu oyun davalık oldu. Bugüne kadar altı duruşması yapılan davanın gelecek duruşması, 19 Ocak'a ertelendi.
Henüz ilk dava sürerken, aynı yıl oyunda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya ve Mazlum Doğan'ın isimlerini anarak söylediği "Bizim tarihimiz değil mi ula? Gezmiş, Çayan, Kaypakkaya, hangi direnişin tarihini yazdılar? 1980'lerde Diyarbakır zindanlarında mazlumların yaktığı ateş halen yanmıyor mu?" cümleleri, Açıksözlü'nün başına dert oldu.
Laz Marks'a Kasım ayında TCK'nın 215. maddesinden "suç ve suçluyu övme" gerekçesiyle Tunceli'de dava açıldı. İddianamede Çayan ve Gezmiş'in isimlerinin yer almadığını, sadece Doğan ve Kaypakkaya'dan bahsedildiğini ve bunun tuhaf olduğunu anlatan Açıksözlü, 30 Eylül'de savunmasını verdi. Davanın gelecek duruşma 19 Kasım'da yapılacak. Laz Marks, hakkında dava açılsa da, oyunun finalinde aynı cümleleri söylemeye devam ettiğini şu sözlerle anlatıyor: "Oyunun finalinde o isimleri söylemeye devam edeceğim. Çünkü o isimler benim için bir değer."
http://bianet.org/bianet/sanat/133757-gerekirse-cezaevinde-de-oynarim
Eskilerin cadı avı(komünistler) yeni TMK yoluyla tekrar güncellendi. Ustalık döneminde, muktedir olmanın erdem(?)ine erişen iktidar, sahici anlamda iktidarın diline sarılmaya, geleneğin kirli ve otoriter güncellemelerini önümüze sürmeye başladı.
Ergenekon'un ''cadı avı''na dönüp içinin boşaltıldığı dönemle başlayan eskiye dönüşler, önce sosyalist ve demokratları, sonra da kendine muhalif her türden hareketi sindirme-ayar verme operasyonlarına dönüştü.
Kürt sorununda iyice cismini ve retoriğini ele veren bu süreç, nihayet 50'lerin gördüğü her kırmızı da ''komünist'' avlayan paranoyak siyasetiyle taçlandırıldı.
Gün geçtikçe görülmektedir ki, AKP'nin otoriterliği ile ilgili kaygılar daha da yerli yerine oturmakta.
Seçildiği ilk dönemlerde bu dili sıklıkla ele veren iktidar, sonraki dönemde AB gazı ve ılımlı söylemiyle birçok liberalin gönlünü çelmiş; gelinen şu noktadaysa, artık kendisine destek veren liberallerden de ciddi eleştiriler alır olmuştur.
Haldun Açıksözlü'nün politik stand-up'ı "Laz Marks", 2009'dan beri 225 kere sahnelendi, yüz bine yakın seyirciye ulaştı. Ama Laz Marks'ın popülerliği bununla sınırlı değil. Şimdiye kadar hakkında dört dava açıldı, bazen salon bulamadı, bazen de gösterileri polisler tarafından kaydedildi. Laz Marks'ın başına gelenleri bianet'e anlatan Açıksözlü, dava arifelerinde polislerin yaptığı özel izinli çekimlerden bahsedip, "Çok uğraşıyorlar kasedimi yapmaya ama yapamayacaklar" diyor.
Dava üstüne dava
Laz Marks'a ilk dava, 15 Ocak 2010'da Rize 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde "Başbakan'a hakaret" gerekçesiyle açıldı. Rize'deki gösteride Açıksözlü, kahramanı 'Rizeli Recep Tayyip' olan bir fıkra anlatınca politik göndermelerle dolu oyun davalık oldu. Bugüne kadar altı duruşması yapılan davanın gelecek duruşması, 19 Ocak'a ertelendi.
Henüz ilk dava sürerken, aynı yıl oyunda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya ve Mazlum Doğan'ın isimlerini anarak söylediği "Bizim tarihimiz değil mi ula? Gezmiş, Çayan, Kaypakkaya, hangi direnişin tarihini yazdılar? 1980'lerde Diyarbakır zindanlarında mazlumların yaktığı ateş halen yanmıyor mu?" cümleleri, Açıksözlü'nün başına dert oldu.
Laz Marks'a Kasım ayında TCK'nın 215. maddesinden "suç ve suçluyu övme" gerekçesiyle Tunceli'de dava açıldı. İddianamede Çayan ve Gezmiş'in isimlerinin yer almadığını, sadece Doğan ve Kaypakkaya'dan bahsedildiğini ve bunun tuhaf olduğunu anlatan Açıksözlü, 30 Eylül'de savunmasını verdi. Davanın gelecek duruşma 19 Kasım'da yapılacak. Laz Marks, hakkında dava açılsa da, oyunun finalinde aynı cümleleri söylemeye devam ettiğini şu sözlerle anlatıyor: "Oyunun finalinde o isimleri söylemeye devam edeceğim. Çünkü o isimler benim için bir değer."
http://bianet.org/bianet/sanat/133757-gerekirse-cezaevinde-de-oynarim
Eskilerin cadı avı(komünistler) yeni TMK yoluyla tekrar güncellendi. Ustalık döneminde, muktedir olmanın erdem(?)ine erişen iktidar, sahici anlamda iktidarın diline sarılmaya, geleneğin kirli ve otoriter güncellemelerini önümüze sürmeye başladı.
Ergenekon'un ''cadı avı''na dönüp içinin boşaltıldığı dönemle başlayan eskiye dönüşler, önce sosyalist ve demokratları, sonra da kendine muhalif her türden hareketi sindirme-ayar verme operasyonlarına dönüştü.
Kürt sorununda iyice cismini ve retoriğini ele veren bu süreç, nihayet 50'lerin gördüğü her kırmızı da ''komünist'' avlayan paranoyak siyasetiyle taçlandırıldı.
Gün geçtikçe görülmektedir ki, AKP'nin otoriterliği ile ilgili kaygılar daha da yerli yerine oturmakta.
Seçildiği ilk dönemlerde bu dili sıklıkla ele veren iktidar, sonraki dönemde AB gazı ve ılımlı söylemiyle birçok liberalin gönlünü çelmiş; gelinen şu noktadaysa, artık kendisine destek veren liberallerden de ciddi eleştiriler alır olmuştur.