PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Uluslararası Örgütler ve Terörizm


G Milat
14-11-2011, 12:34
Sayıları hızlı bir şekilde günden güne artan uluslararası örgütlenmeler, 21. yüzyılın politik tabanında bazı devlerlerden daha başat bir konumdadırlar.Modern uluslararası politikanın en önemli parçası haline gelen bu örgütleri muhtelif başlıklar halinde incelemek gerek diye düşünüyorum.Fakat bundan önce "örgüt ve örgütlenmek" kavramları üzerinde durmak gerek. Zira bazı örgütler legal iken bazıları illegal olarak etiketlendirilir.

Örgütler, ortak bir gayeyi baz alarak kurum, kuruluş veya bireyler tarafından oluşturulmuş birliklerdir. Örgütlenmek eylemi ise, devlet, kişi veya toplulukların bir amaç uğruna/etrafında teşkilatlanmasıdır.

Bazı durumlarda devletler toplumun ihtiyaçlarını karşılayamayacak konumda kalırlar.Globalleşen dünya pazarı da göz önüne alındığında uluslararası örgütlenmeler, yalnızca güvenlik için değil, aynı zamanda da toplumların devamlı gelişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılamak için de ortaya çıkarlar.
Örgütler, -legal veya illegal olmalarının dışında- coğrafi ve fonksiyonel(amaçsal) olarak iki ana gruba ayrılabilir.

--->İçinde bulundukları ve/veya dahil oldukları coğrafi kriterler esas alınıp yapılan sınıflandırma da global, evrensel ve bölgesel olarak kendi arasında üç ara gruba ayrılır:

1.Global örgütler Dünya'nın her yerinden bazı devletlerin istedikleri zaman katılabileceklerı yapılanmalardır.Bunlardan bazılarını kuluş tarihleri ve amaçlarıyla birlikte aktarmak istiyorum:

*IMF(The International Moneytary Fund)-->Uluslararası Para Fonu: ABD'nin New Hampshire eyaletinde Türkiye'nin de içinde bulunduğu 45 ülke tarafından imzalanan ana sözleşmeyle resmen 27 Aralık 1945'te kuruldu.Uluslararası ticarette döviz kurlarının istikrarının sağlanması, dış ülkelere borcuolan üyelere parasal yardım yapılması ve prasal işbirliğinin teşvik edilmesi başlıca amaçlarından birisidir.

*UN(United Nations)-->Birleşmiş Milletler: 24 Ekim 1945'te kurulmuştur.Dünya barışını ve güvenliğini korumak ve toplumsal, ekonomik ve kültürel birliği sağlamak amacındadır.

*UNESCO(UN Educational Scientific and Cultural Organization)-->BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü: 1946'da kurulan örgütün merkezi Paristedir.Amacıüye ülkeler arasında eğitim, bilim ve kültür alanlarında iş birliği sağlayarak barışa katkı sağlamaktır.

*WHO(World Health Organization)-->Dünya Sağlık Örgütü: 1948'de kurulan örgütün amacı, insan sağlığının olabilecek en üst seviyeye çıkarılmasına katkı sağlamaktır.

2.Evrensel örgütler ise bütün dünyadevletlerine açıktır.BM buna verilebilinecek en güzel örnektir sanırım.Bu örgütlerin globallerden farkı ise, globallerin dünyanın çeşitli bölgelerinden üyesinin olmasına rağmen üyeliğin herkese açık olmamasıdır.

Tam da bu noktada bir şeye dikkat çekmek istiyorum.Bariz bir şekilde görüldüğü üzere sağlık, bilim, para veya eğitim amacı güdülerek kurulmuş olan bazı örgütler sadece belirli ülkeleri üyeliğe kabul ediyorlar.Dünya'nın geri kalan kısmı ise hiç bir şekilde sağlık, eğitim vb gibi doğal insani hizmetlerden faydalanamıyor. Bu yüzden adalet ve eşitlikten bahsetmenin mümkün olmadığı bir uluslararası politikayı her alanda görmek mümkündür.

3.Bölgesel örgütler ise, yalnızca Dünya'nın belli bölgelerindeki ülkelerin üye olabileceği organizasyonlardır.NATO(Kuzey Atlantik Anlaşma Örgütü), OAU(Afrika Birliği Örgütü), EU(Avrupa Birliği), SEATO(Güneydoğu Asya Anlaşma Örgütü), OSCE-AGİT(Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı), Arap Birliği gibi organizasyonlar bölgesel örgütlere örnektirler.

Bir devletin devlet olarak uluslararası platformda anlaşmalara imza atabilmesi için ilk başta BM tarafından devletliği onaylanmalıdır.Bu da bazı örgütlerin uluslararası ilişkiler ve politikada çoğu devletten daha baskın olduğunu gösterir.Her devlete açıkmış gibi görünen/tanımlanan evrensel örgütlerden en önemlisi Birleşmiş Milletler'de bile istisnalara rastlanır.Örneğin ABD ve Batı'nın tavrı nedeniyle 1972'ye kadar Çin Halk Cumhuriyeti'nın devletliği kabul edilmemiş ve BM'ye alınmamıştır. Yani eğer TC de BM üyeliğine alınmasaydı politika ve siyasi anlamda diğer ülkelerle resmi anlaşmalara imza atma yetkisi olmayacaktı.Bu nedenle, bir devlet olabilmek için yalnızca kurtuluş mücadelesi vermek yeterli değildir.Hala BM tarafından bağımsız devlet larak kabul edilmeyen birçok ülke var.Bunlar ticari anlamda diğer ülkelerle kendi aralarından ilişkilere girebilir; fakat yukarıda bahsi geçen hiç bir örgüte katılamazlar. Aşikar bir şekilde BM'ye ne kadar da bagımlı olduğumuzun ve kendi başımıza devlet olmanın yeterli olmadığının altını tekrar tekrar çizmek istiyorum.

--->Uluslararası örgütler amaçlarına göre de birçok sekilde sınıflandırılabilir.Mesela sosyal amaçlı örgütlerden bazıları: WHO, UNISEF, UNESCO, UNEP, ILO vb.dir.Askeri amaçlılar ise, NATO,CENTO, SEATO gibi örgütler en bilindiklerdir.Bazılarının da birden fazla amacı olabilir.AB, BM, AGİT gibi örgütler askeri, sosyal ve ekonomik amaçlar güderler.

***

Yukarıda saydıklarımın hepsi legal örgütlerdir.Bunların yanında bazı örgütler kimi devletlere göre legal kimilerine göre illegaldir.Özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra illegal sayılan örgütlerin sayısı oldukça artmıştır. 30.000'den fazla illegal örgüt olduğu düşünülüyor. Bunun nedeni, siyasi ve sosyal çıkarlar olmakla birlikte her halkın kendi kaderinin tayin etme hakkının da bulunmasıdır.

Uluslararası aktörlerin yalnızca devlerden ibaret olduğu düşüncesi bence tamamen yanlıştır. Uygulamada ilişkileri şekillendiren, bağımsız ve otonom hareket eden; lakin devlet olmayan birimler vardır. FKÖ, IRA, ETA, PKK gibi örgütler bunlara verilebilinecek en iyi öreneklerdir.Bunlar uluslararası politikayı en az devletler kadar -hatta bazı devlerden daha fazla- etkileyebiliriler. Çünkü çoğu devletin içinde barındırdığı halkların hepsi aynı derecede devlete bağlı olmak zorunda değillerdir. Farklı siyasal kültüre sahip olanlar, zamanla devletin ön gördüğü mevcut siyasal yapı dahilindeki sosyalizasyonlarını tamamlayamazlarsa siyaset arenasında seslerini duyurmak için örgütlenme yoluna giderler.

Örneğin İsrail baskısına karşı oluşturulmuş FKÖ, 1988 yılında bağımsız bir Filistin Devleti kurulduğunu ilan etti.Türkiye'nin de içinde bulunduğu 40 ülke bu devleti tanıdığını açıklayıp ülkelerinde büyük elçilikler açılmasına izin vermiştir. (İsrail'e göre FKÖ kesinlikle bir terör örgütüdür.)
Başka bir örnek ETA.. İspanya Bask bölgesinde yaşayan halkın ezilmesine tepki olarak 1959'da kurulmuş olup geçtiğimiz günlerde silahsızlanma kararı almıştır.Bask halkının kökleri oldukça eskikere dayanır.Bu halk, Romalılardan beri kendi dilleriyle Bask bölgesinde eşitlikçi bir yapıda ayrı bir siyasal varlık olarak yaşamışlar.Hatta 19. yüzyılın sonlarına kadar da kendi parlamentoları, mahkemeleri, askeri güçleriyle, idari, mali, yasal yapılarıyla özerkliklerini muhafaza etmişlerdir.Sanayileşmenin ve merkeziyetçiliğin de etkisiyle kırsal alanda yaşasayan Basklılarla kentte yaşayan Karlistler arasında çıkan savaşa Madrid yönetimi mudahale etmiştir. Kamu alanlarında Euskeranın(Bask dili) kullanılmasını yasaklanmış.Bütün bunların sonucunda tepki olarak ETA kurulmuş...
Örnekler IRA, NPA, KLA vb şeklinde çoğaltılabilir.

Terörizm, bu tip örgütlerin siyasi amaçlarına ulaşmak ve haklarını almak için kullandıkları yıldırma hareketlerinin devamlılığına verilen isimdir.Terörizm listerini açıklayanların ABD, İngiltere gibi ülkeler ve NATO gibi askeri örgütlerin olması terörist tanımımızı bir kez daha incelemiz gerektiği gösterir.

Bu yüzden bazı (kapitalist) ülkere göre terörist olan örgütler bazılarına göre terörist değildir.Kendi ülkemizden örnek verirsek; PKK örgütü ABD tarafından terörist olarka ilan edilirken Rusya'ya göre terörist değildir. Kapitalizm kendisine tehdit oluşturabilecek bütün özgürlükçü ayaklanmaları terörist olarak yaftalamktan hiç çekinmez. Benzer bir şekilde ASALA(Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) Türkiye tarafından terör örgütü sayılırken NATO veya ABD'ye göre terör örgütü olarak tanımlanmaz...

Bana göre tek şey esastır: Halkların haklı mücadelesi.Çünkü her halk kendi kaderini tayin hakkına sahiptir.

Lullaby
14-11-2011, 12:47
Los Angeles'lı hanım efendi. Bende size aynen katılıyorum! İslami bir terör örgütü Los Angeles'da başına bomba yağdırsa onları destekleyeceğim. O örgütü destekleyen bir halk var sonuçta. Her halk kaderini tayin hakkına sahiptir. İster terör yapsın ister demokratik yollara başvursun değil mi!?

Ben Türkiye'de değil de Los Angeles'da yaşasam borunun sesi uzaktan güzel gelirdi!! Burada her an bir terör saldırısına uğrama ihtimalim var ama Los Angeles'da hayat güzel :))

Faşist zihniyetlersiniz.

Ottomanus
14-11-2011, 16:09
Kapitalizm kendisine tehdit oluşturabilecek bütün özgürlükçü ayaklanmaları terörist olarak yaftalamktan hiç çekinmez. Benzer bir şekilde ASALA(Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) Türkiye tarafından terör örgütü sayılırken NATO veya ABD'ye göre terör örgütü olarak tanımlanmaz...

Bana göre tek şey esastır: Halkların haklı mücadelesi.Çünkü her halk kendi kaderini tayin hakkına sahiptir.

Bu forumda çok PKK destekçisi görmüştüm ama ASALA destekçisine yeni rastlıyorum. :)

Demek Los Angeles'tasınız. Nedense hiç şaşırmadım. :)

Bu arada iddia edilenin aksine, ABD'nin ASALA'yı terör örgütü olarak gördüğü yazıyor Vikipedi'de.

http://tr.wikipedia.org/wiki/ASALA

G Milat
15-11-2011, 12:19
Sayın Lullaby

"Los Angeles'lı hanım efendi. Bende size aynen katılıyorum! İslami bir terör örgütü Los Angeles'da başına bomba yağdırsa onları destekleyeceğim. O örgütü destekleyen bir halk var sonuçta. Her halk kaderini tayin hakkına sahiptir. İster terör yapsın ister demokratik yollara başvursun değil mi!?

Ben Türkiye'de değil de Los Angeles'da yaşasam borunun sesi uzaktan güzel gelirdi!! Burada her an bir terör saldırısına uğrama ihtimalim var ama Los Angeles'da hayat güzel :))

Faşist zihniyetlersiniz. " demişsiniz.

Bayan olduğumu nereden çıkardığınızı anlayamamakla birlikte yaşadığım kent ile anlattıklarımı nasıl bağdaştırdığınızı anlayabilmiş değilim! Yazıyı oksaydınız herhangi bir örgüt veya topluluğun yandaşlığı değil, uluslararası politika bağlamında temel kabul edilen örgütlenme ve örgüt anlayışlarına kısa ve sade bir biçimde değindiğimi anlayabilirdiniz.

Yazdığım gibi "terör" tanımınızı gözden geçirmeli ve hangi örgütü neye ve kime göre terörist ilan ettiğinizi açıklamalısınız. Aksi takdirde "bana dokunmaya yılan bin yaşasın"cılıktan yakanızı kurtaramayıp genel olarak size empoze edilen kavramları orada burada bilgizlikle birleştirip sunarsınız.

Aslında yaptığınız yorumda da aşikar bir şekilde yalnızca sizin canınızı yakanları terörist olarak etiketlendirdiğiniz ve diğer halkları umursamadığınız görülüyor. Bu, sağduyu ve empati yoksunluğudur.Ayrımcılıktır! Dilerim bir gün insalara halkına, ırkına veya milletine göre değil de insanlıklarına göre bakabilmeyi becerirsiniz...

Faşist zihniyet mi demiştiniz... : ) evet halkların politik ve sosyolojik olarak olabildiğince eşit olması gerektiğini savunmak, faşistliktir :)) evet evet kesin faşistliktir:)

G Milat
15-11-2011, 12:38
Sayın Ottomanus,

Sanırım, anlam bilgisi ile ilgili bir sorununuz var : ) Wikipedia'ya sırtınızı yaslayıp oh çekerken orada yazılanları okumadığınızı görmek son derece ironik... Okumadan veya anlamadan(!) vermiş olduğunuz linkte bakalım neler yazıyor ASALA ile ilgili...

" Bazı kaynaklarda (kimi tarafsız kaynaklar da dahil olmak üzere) terör örgütü olarak nitelendirilmektedir.1980-1990 yıllarında ABD'nin terör örgütü listesinde de yer almaktaydı"

1980-90 arasında ABD'nin listesinde yer almaktaydı demek, artık yer almıyor anlamına gelir. 10 yıllık bir süreçten listeden kaldırıldı demektir.

Okuduğunuzu anlamak konusunda zorluk çektğiniz oldukça bariz. Zira eğer yazımı anlamış olsaydınız ASALA veya PKK gibi örgütlerin yandaşlığını ya da karşıtlığını değil, Dünya örgütlenme ve siyaset arenasındaki yerlerini açıklamaya çalıştığımı idrak ederdiniz : )

Size, ABD tarafından yayınlanan ve sürekli güncellenen bir terörist örgütler listesi vereyim de, Wikipedia'ya avuç açmaktan vaz geçin (hoş, avucunuza dolanların da ne olduğunun farkında değilsiniz ya neyse..) Bakın bakalım ASALA orada var mı yok mu : )

Size de diyorum, terörist tanımıznı ABD, NATO gibi kapitalist ülkelere göre yapmayın! Halkların genel-insani hakkına göre yaparsanız tarafsızlığa en yakın bir liste edinirsiniz.

Current List of Designated Foreign Terrorist Organizations
Abu Nidal Organization (ANO)
Abu Sayyaf Group (ASG)
Al-Aqsa Martyrs Brigade (AAMS)
Al-Shabaab
Ansar al-Islam (AAI)
Asbat al-Ansar
Aum Shinrikyo (AUM)
Basque Fatherland and Liberty (ETA)
Communist Party of the Philippines/New People's Army (CPP/NPA)
Continuity Irish Republican Army (CIRA)
Gama’a al-Islamiyya (Islamic Group)
HAMAS (Islamic Resistance Movement)
Harakat ul-Jihad-i-Islami/Bangladesh (HUJI-B)
Harakat ul-Mujahidin (HUM)
Hizballah (Party of God)
Islamic Jihad Union (IJU)
Islamic Movement of Uzbekistan (IMU)
Jaish-e-Mohammed (JEM) (Army of Mohammed)
Jemaah Islamiya organization (JI)
Kahane Chai (Kach)
Kata'ib Hizballah (KH)
Kongra-Gel (KGK, formerly Kurdistan Workers' Party, PKK, KADEK)
Lashkar-e Tayyiba (LT) (Army of the Righteous)
Lashkar i Jhangvi (LJ)
Liberation Tigers of Tamil Eelam (LTTE)
Libyan Islamic Fighting Group (LIFG)
Moroccan Islamic Combatant Group (GICM)
Mujahedin-e Khalq Organization (MEK)
National Liberation Army (ELN)
Palestine Liberation Front (PLF)
Palestinian Islamic Jihad (PIJ)
Popular Front for the Liberation of Palestine (PFLP)
PFLP-General Command (PFLP-GC)
al-Qaida in Iraq (AQI)
al-Qa’ida (AQ)
al-Qa'ida in the Arabian Peninsula (AQAP)
al-Qaida in the Islamic Maghreb (formerly GSPC)
Real IRA (RIRA)
Revolutionary Armed Forces of Colombia (FARC)
Revolutionary Organization 17 November (17N)
Revolutionary People’s Liberation Party/Front (DHKP/C)
Revolutionary Struggle (RS)
Shining Path (Sendero Luminoso, SL)
United Self-Defense Forces of Colombia (AUC)
Harakat-ul Jihad Islami (HUJI)
Tehrik-e Taliban Pakistan (TTP)
Jundallah
Army of Islam (AOI)
Indian Mujahideen (IM)

Detay için : http://www.state.gov/s/ct/rls/other/des/123085.htm

Ottomanus
15-11-2011, 14:47
Sayın Ottomanus,

Sanırım, anlam bilgisi ile ilgili bir sorununuz var : ) Wikipedia'ya sırtınızı yaslayıp oh çekerken orada yazılanları okumadığınızı görmek son derece ironik... Okumadan veya anlamadan(!) vermiş olduğunuz linkte bakalım neler yazıyor ASALA ile ilgili...

" Bazı kaynaklarda (kimi tarafsız kaynaklar da dahil olmak üzere) terör örgütü olarak nitelendirilmektedir.1980-1990 yıllarında ABD'nin terör örgütü listesinde de yer almaktaydı"

1980-90 arasında ABD'nin listesinde yer almaktaydı demek, artık yer almıyor anlamına gelir. 10 yıllık bir süreçten listeden kaldırıldı demektir.


Okuduğumu anlamada bir sorunum yok çok şükür. Sol ve demokrasi jargonuyla maskelenmiş metinlerdeki faşizan zihniyeti görmede de bir sorunum yok.

Hazır o sayfaya bakmışken örgütün var olduğu yıllara da dikkat etseydiniz keşke. 1985'ten sonra miadını doldurmuş, yok olup gitmiş bir örgüt artık listede var olsa ne olur, olmasa ne olur? Aktif olduğu dönemde listede olmasıdır önemli olan.

Lullaby
15-11-2011, 16:41
"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" gibi düşünen sizsiniz bu çok açık.

Siz hak aramak için örgütsel suçları legal buluyorsanız sizde demokrasi bilinci yoktur.

Faşist olduğunuzu zaten kabul etmişsiniz :)

Benim terör kıstasım, masum insanların zarar görmesidir. İşin devlet-örgüt boyutuna girmek istemiyorum şimdilik, uzun konular..

Siz PKK'yı terörist olarak görüyor musunuz? Evet veya hayır gibi fazla kıvırmadan kısa bir cevap verirseniz sevinirim. Kiminle muhatap olduğumuzu bilelim. Cevaplarımı ona göre vereceğim. Ayrıca ABD'nin Irak, Afganistan ve diğer Arap ülkelerine demokrasi(!)ve eşitlik(!) götürmesi hakkındaki düşüncelerinizi de alabilir miyim?

ABD'nin terör yaptığını kabul ediyor musunuz? Ben sizin ezilmiş halkları önemsediğinizi düşünmüyorum.
......

Ben dışarı çıkarken tedirginlik duyuyorum (terör saldırısı olasılığı) sizin böyle bir tedirginliğiniz var mı LOS ANGELES' da? yoksa ben de olaylara sizin gibi engin bilgilerimle entelce bakabilirdim!!
.......

Buradan şu anlaşılmasın; ben devletleri ak kaşık görmüyorum. Bu sorunların en büyük sorumlusu devletlerdir. Örgütsel faaliyetlerin her türlüsü devlete karşı yapılmalıdır ama her zaman masum insanlar zarar görüyor. Ben mesela asker-örgüt çatışmalarını yadırgamam ama iş sivillere gelinde olay değişiyor.

Lullaby
15-11-2011, 16:53
Benim PKK'yı terör örgütü kabul etmemin sebebi sivillere zarar vermesidir. Başka bir sebebi yok. Ulusalcı bir faşist değilim.

Sangre
15-11-2011, 17:06
Demek G Milat Los Angeles'taymış.. Tabii bu durum hemen kendisini CIA mensubu, Amerikan ajanı yapıyor :biggrin1:

Ben de İstanbul'dan yazıyorum.. Burada da herşey çok güzel.. MİT'te işler de tıkırında.. Derin devletle aram da çok iyi :biggrin1:

Tabii şu anda Fransa'da olmanız Ermeni diasporasına üye olduğunuz, Diyarbakır'da olmanız ise PKK'lı olduğunuz anlamına geliyor.

Bir yandan Amerika'da olmayı dahi bir sorun olarak kabul eden zihniyet, bir kaç ileti öncesinde 'Terör örgütü olma kıstasını, Amerikanın terör örgütü listesinde olma durumu ile sınırlandırabiliyor'

Zihniyete bak, çay demle :)

Sevgili G Milat, ciddiye alıp yanıt yazacağın kişilerle dalga geçip eğleneceğin kişileri pek iyi seçemiyorsun kanımca.. Naciz tavsiyem, bu konuda biraz daha seçici olman yönünde olacaktır.

Lullaby
15-11-2011, 17:19
Sangre, istesen de ciddi cevap veremezsin zaten.

Kankana akıl vermene gerek yok bence. İster ciddiye alır ister almaz sana mı sorar genelde?

Bu liberallerde pek milliyetçi oluyor yahu! ABD'ye laf etmeye gelmiyor! Hemen savunma mekanizmaları devreye giriyor. :) :)

Los Angeles'a gönderme yapmamın sebebini anlayamamışsın ne yazık ki. Bu yüzden komik olduğunu sanacak laflar ediyorsun.

spartacus
15-11-2011, 18:10
Terörizm, bu tip örgütlerin siyasi amaçlarına ulaşmak ve haklarını almak için kullandıkları yıldırma hareketlerinin devamlılığına verilen isimdir.Terörizm listerini açıklayanların ABD, İngiltere gibi ülkeler ve NATO gibi askeri örgütlerin olması terörist tanımımızı bir kez daha incelemiz gerektiği gösterir.


Katılıyorum. Terör özünde taktik bir yöntem. Bu gün sosyote kullanımı diyebileceğimiz tanım terör tanımı filan değildir. O tarz, hani şiddete ve salt vahşete odaklı, sadist yollu söylemler, terörü değil, aslında hakim olanın kendi terörünü meşrulaştırma, bir yönüyle manipule etme biçimidir. Yani bu gün terör diye yutturulan özünde manipulatif terördür -ki terörü tanımlamaz diye düşünüyorum.

Terör, bir hedefe, bir noktaya varmak, veya hali hazır statükoyu korumak ya da ister diplomasi, isterse savaş anlarında olsun, yıldırıcı kararlar aldıran tüm davranışlar-eylemler bütünüdür. Şiddet içersin ya da içermesin, bir biçimde yıldırmayı koşullayan bir rol üstlenir terör. Örneğin bir kişiye bir şey yapmaması konusunda uyarı vermek, ama eğer yaparsa tehdit etmek, şantajvari yollar dile getirmekde terör yöntemindedir.
Örneğin İsrail'in Mavi Marmara üzerinden işlediği eylem terördür(yani bundan sonrakiler için bir tehdit, yıldırma unsuru, bir mesaj verme halini almıştır-özünde o gemiye girmemeleri, işgal etmemeleri gerekirdi-.). Türkiye gibi bir çok ülkenin çeşitli sosyo-kültürel ayrımlar ya da azınlıklar üzerine işlediği, ister ateşli silahlar isterse yasalar ve hukuk alanında olsun, uyguladığı yöntemler terör yöntemidir. Sıkıntılarda zaten buradan doğmaktadır. Bu terörde amaç tepki verilmemesini sağlamak, kısaca sindirmektir(işte terör buna yarıyor.). Terörü temel araç haline getirmiş uygulamalarda, karşı tepkininde bir yöntem olarak teröre başvurmayacağı düşünülemez. Terör eni sonu, yıldırma süreci, eylemi, yolu, yöntemidir.

Sangre
15-11-2011, 18:10
lula,

Önceki yazdıkların gülünüp dalga geçilecek tarzdayken, son yazdıklarınla ilkokul seviyesine inmeyi başarmışsın.. Öncelikle bu durum için seni tebrik ederim :)

'Zaten istesen de ciddi yanıt veremezsin', 'Senin anlamaya kapasiten yetmez bi kere' vs.

Biz bu tür lafları en son ilkokulda birbirimizi kızdırmak için söylüyorduk.

Akıl vermek değil de, tavsiye verdim yukarıda.. Tavsiye genel olarak 'sorana' veya 'isteyene' de verilmez.. Bu yüzden 'Genel olarak sana mı sorar bu konuları?' veya 'Sen onun avukatı mısın?' tarzında, aslında hiçbir şey ifade etmeyen anlamsız yazıların da ilkokul tarzına tuz biber olmuş :)

Sen benim 'liberal', Milat'ın ise 'hanfendi' olmasını bir yana bırak da aslında 'kim' olduğunu, seni önceden hangi isim veya nick ile tanıdığımızı yaz bir zahmet.

spartacus
15-11-2011, 18:32
Kuru söylem ve propagandaları aşıp, bir noktayıda dile getirmek gerekir. Aslında aranması gereken meşruiyettir. İnsanın, insanla savaşı, kısaca savaşlar iyi şeyler değiller. Yinede verili koşullarda bir çok ekonomi-politik çıkar çerçevesinde kötü olana yani savaşa başvurulur. Tüm savaşlarda, savaşı yol olarak benimseyenler öncelikle savaşlarını meşru bir zemine dayandırma yoluna giderler. Yani meşruiyet zemini sağlanır. Günümüz sistemi ve hassas dengeler nedeniyle, barışı korumak, savaşı sürdürmekden çok daha zordur. Tüm dünya insanlığının savaşa karşı ağırlıklı olarak birleşebilmesi gerekir. lakin bu içinde yaşadığımız sistem gereği, savaşları sonlandıran değil, eni, sonu erteleyen roller üstlenebiliyor. Zira dengeler aşırı hassastır ve savaş yollu politikalar, yarattıkları sözde meşru zeminlerle, dün savaş karşıtı olanı, bir anda savaş taraftarı haline getirebiliyor. Kısaca dengeler bu düzeyde hassas ve hakim olanların savaşı(ki ister diplomasi isterse askeri düzeyde olsun süreklidir) bu dengeleri meşru zemin üzerinden rahatlıkla bozabilmektedir...

Eğer bir devlet, toprakları içerisinde yaşayan farklı kültürlere baskı, sindirme uygulamayı meşruiyet çerçevesinde görüyorsa ve dahi bunu hukuk ve yasalar düzlemine kadar genişletiyorsa, farklı olanın gördüğü baskıya karşı direnci meşrudur. Nasıl ki Amerika da yerlilerin, nasıl ki bir zamanlar Almanya'da yahudilerin ve nasıl ki, İsrail'de Filistinlilerin vb.vb. direnci meşru, Türkiye de de Kürtlerin direnci meşrudur. Mesele Türkiyeye gelince yan çizenlerden kaynaklıdır diye düşünüyorum. Doğru soru şu ya da bu terör örgütü müdür? Değil midir? sorusuna aranan yanıtda değil, mesele meşru direncin kabul edilip, edilmediği yoluyla ayndınlanabilir(yani yanlış sorular üretenler bu meşruiyeti kabul ediyor mu? Etmiyor mu? Etmedikleri zaten malum). Yani yanlış sorulara doğru cevap vermek yerine doğru sorulara doğru cevaplar aramak elzemdir diye düşünüyorum.

Lullaby
15-11-2011, 18:42
Benim gırgır şamataya ayıracak vaktim yok. Sizlerin vakti olabilir. Forumda bulunmamın amacı dışında kimseye cevap vermeyeceğim artık. Bu tarz çocukça şeylere cevap vermeyip direk raporlamak en doğrusu aslında.

Ottomanus
15-11-2011, 19:20
Demek G Milat Los Angeles'taymış.. Tabii bu durum hemen kendisini CIA mensubu, Amerikan ajanı yapıyor :biggrin1:

Ben de İstanbul'dan yazıyorum.. Burada da herşey çok güzel.. MİT'te işler de tıkırında.. Derin devletle aram da çok iyi :biggrin1:

Tabii şu anda Fransa'da olmanız Ermeni diasporasına üye olduğunuz, Diyarbakır'da olmanız ise PKK'lı olduğunuz anlamına geliyor.

Bir yandan Amerika'da olmayı dahi bir sorun olarak kabul eden zihniyet, bir kaç ileti öncesinde 'Terör örgütü olma kıstasını, Amerikanın terör örgütü listesinde olma durumu ile sınırlandırabiliyor'

Zihniyete bak, çay demle :)

Sevgili G Milat, ciddiye alıp yanıt yazacağın kişilerle dalga geçip eğleneceğin kişileri pek iyi seçemiyorsun kanımca.. Naciz tavsiyem, bu konuda biraz daha seçici olman yönünde olacaktır.

Ben Amerikan ajanı - CIA göndermesi yapmadım. Olayın Amerika ile ya da Amerika'da olmakla da ilgisi yok. Konuyu cıvıtıp çarpıtarak kendinizi komik duruma düşürmeyin. Los Angeles'ın özelliği Amerika'da en çok Ermeni nüfusa sahip ve diasporanın en güçlü olduğu yer olmasıdır. Los Angeles'tan yapılan bir ASALA güzellemesini de bu bağlamda vurguladım. Başka bir nedeni yok.

Los Angeles ve diaspora demişken:

http://www.youtube.com/watch?v=-mM-3PZSExE

http://www.turkishny.com/hot-news-11/50-hot-news/43483-sinem-saniye-irkclk-yuzunden-muzik-yapamyorum

Bir Türk'ün vereceği konsere bile tahammül edemeyip, sabote etmeye çalışan bir zihniyet bu.

Sangre
15-11-2011, 20:19
Milat'ın hangi ülkede veya şehirde olduğunu, 'terör örgütlerinin' tartışıldığı bir konuda dile getirmek her şekilde anlamsız bir durumdur.. Aynı durum PKK hakkında konuşan birinin Diyarbakır'da olduğunu veya Amerikan tarihindeki Kuzey-Güney savaşı hakkında konuşan birinin siyah veya beyaz olduğunu dile getirmek ile benzerdir.. -Ayrıca ikincisi nefret suçu kapsamına girer-

Bir insanı sırf savunduğu fikirlere göre değerlendirmeyi, bulunduğu şehre göre, rahat bir yaşamı olup olmadığına göre ne zaman değerlendirmeyeceğimizi de merak ediyorum.. Gören de bu tür iddiaları dile getiren insanların TC-PKK savaşının ortasında, Irak'ta, Afganistan'da her an kafalarına bomba yeme tehlikesi altında olduklarını sanır.

Amerika'daki bazı Ermenilerin ırkçı davranışlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalan birinin açıklamalarını buraya neden taşıdığını da pek anlamadık.. Burada 'Hiçbir Ermeni ırkçısı, milliyetçisi yoktur' mu dedik sanki?

Bazı Ermenilerin, Ermeni olup da ırkçı olmalarını bir yere kadar anlarım da, bazı Türklerin, Türk olup da insan olamamasını, insanlıktan çıkmasını hiçbir şekilde anlayamam, anlayışla karşılamam.

Bu da benden gelsin;

http://www.youtube.com/watch?v=LNfpYNeSyfE

c m
15-11-2011, 22:01
Katılıyorum. Terör özünde taktik bir yöntem. Bu gün sosyote kullanımı diyebileceğimiz tanım terör tanımı filan değildir. O tarz, hani şiddete ve salt vahşete odaklı, sadist yollu söylemler, terörü değil, aslında hakim olanın kendi terörünü meşrulaştırma, bir yönüyle manipule etme biçimidir. Yani bu gün terör diye yutturulan özünde manipulatif terördür -ki terörü tanımlamaz diye düşünüyorum.

Terör, bir hedefe, bir noktaya varmak, veya hali hazır statükoyu korumak ya da ister diplomasi, isterse savaş anlarında olsun, yıldırıcı kararlar aldıran tüm davranışlar-eylemler bütünüdür. Şiddet içersin ya da içermesin, bir biçimde yıldırmayı koşullayan bir rol üstlenir terör. Örneğin bir kişiye bir şey yapmaması konusunda uyarı vermek, ama eğer yaparsa tehdit etmek, şantajvari yollar dile getirmekde terör yöntemindedir.
Örneğin İsrail'in Mavi Marmara üzerinden işlediği eylem terördür(yani bundan sonrakiler için bir tehdit, yıldırma unsuru, bir mesaj verme halini almıştır-özünde o gemiye girmemeleri, işgal etmemeleri gerekirdi-.). Türkiye gibi bir çok ülkenin çeşitli sosyo-kültürel ayrımlar ya da azınlıklar üzerine işlediği, ister ateşli silahlar isterse yasalar ve hukuk alanında olsun, uyguladığı yöntemler terör yöntemidir. Sıkıntılarda zaten buradan doğmaktadır. Bu terörde amaç tepki verilmemesini sağlamak, kısaca sindirmektir(işte terör buna yarıyor.). Terörü temel araç haline getirmiş uygulamalarda, karşı tepkininde bir yöntem olarak teröre başvurmayacağı düşünülemez. Terör eni sonu, yıldırma süreci, eylemi, yolu, yöntemidir.

Sovyet iktidarı sırasında 1921'de Kronstad Bahriyelileri ve Gürcistan Menşevik iktidarıyla yapılan kanlı savaşları da bu terör tanımı içerisinde mi ele almalıyız?

Ottomanus
15-11-2011, 22:16
Milat'ın hangi ülkede veya şehirde olduğunu, 'terör örgütlerinin' tartışıldığı bir konuda dile getirmek her şekilde anlamsız bir durumdur.. Aynı durum PKK hakkında konuşan birinin Diyarbakır'da olduğunu veya Amerikan tarihindeki Kuzey-Güney savaşı hakkında konuşan birinin siyah veya beyaz olduğunu dile getirmek ile benzerdir.. -Ayrıca ikincisi nefret suçu kapsamına girer-

Bir insanı sırf savunduğu fikirlere göre değerlendirmeyi, bulunduğu şehre göre, rahat bir yaşamı olup olmadığına göre ne zaman değerlendirmeyeceğimizi de merak ediyorum.. Gören de bu tür iddiaları dile getiren insanların TC-PKK savaşının ortasında, Irak'ta, Afganistan'da her an kafalarına bomba yeme tehlikesi altında olduklarını sanır.

Amerika'daki bazı Ermenilerin ırkçı davranışlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalan birinin açıklamalarını buraya neden taşıdığını da pek anlamadık.. Burada 'Hiçbir Ermeni ırkçısı, milliyetçisi yoktur' mu dedik sanki?

Bazı Ermenilerin, Ermeni olup da ırkçı olmalarını bir yere kadar anlarım da, bazı Türklerin, Türk olup da insan olamamasını, insanlıktan çıkmasını hiçbir şekilde anlayamam, anlayışla karşılamam.

Bu da benden gelsin;

http://www.youtube.com/watch?v=LNfpYNeSyfE



Yazıda benim dikkatimi çeken, alıntıladığım kısmı tekrar koyuyorum.


Kapitalizm kendisine tehdit oluşturabilecek bütün özgürlükçü ayaklanmaları terörist olarak yaftalamktan hiç çekinmez. Benzer bir şekilde ASALA(Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu) Türkiye tarafından terör örgütü sayılırken NATO veya ABD'ye göre terör örgütü olarak tanımlanmaz...

Bana göre tek şey esastır: Halkların haklı mücadelesi.Çünkü her halk kendi kaderini tayin hakkına sahiptir.Ortada sivilleri hedef alan, hava alanlarını bombalayıp insanları öldüren bir terör örgütü olan ASALA'yı güzelleştirme masumlaştırma durumu var mı var? Var. Yazının yazıldığı yer de diasporanın başkenti denebilecek bir şehir mi? Evet. Vaziyet buyken meselenin objektiflik değil de partizanlık çizgisinde olduğunu ima edince nefret suçu işleyen, insanlıktan çıkan ben oluyorum öyle mi? Kafa mı buluyorsunuz, yoksa kafanız mı güzel?

Bir de üstüne yine kafa bulur gibi "Hiçbir Ermeni ırkçısı, milliyetçisi yoktur mu dedik" deyip hemen ardından da milliyetçi ANCA'nın dezenformasyon videosunu koymuşsunuz. Adı "Celebrating Genocide". Videoda yolun karşı tarafı hiç gösterilmemiş.


http://www.turkishny.com/images/stories110/headlines/250411_washington2.jpg


Türkler kendi elçiliklerinin önünde toplanmış. Yani savunma pozisyonunda olan Türkler. Karşı tarafta da gösteriye gelen Ermeniler var. Bu pozisyonda bile Türkleri saldırgan taraf olarak gösteren, karşılıklı laf atışması ve birbirinin gürültüsünü bastırma çabasını da kamerayla sadece Türk tarafını çekip, "soykırım kutluyorlar" diye veren bir zihniyetin propaganda videosu ile neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?

Şaka gibisiniz. Şakadan da ziyade, sizin vaziyetiniz aldatan karısını takip için dedektif tutan adamın fıkrasına benziyor...

AlbatrosS
16-11-2011, 00:55
Yazıda benim dikkatimi çeken, alıntıladığım kısmı tekrar koyuyorum.


Ortada sivilleri hedef alan, hava alanlarını bombalayıp insanları öldüren bir terör örgütü olan ASALA'yı güzelleştirme masumlaştırma durumu var mı var? Var. Yazının yazıldığı yer de diasporanın başkenti denebilecek bir şehir mi? Evet. Vaziyet buyken meselenin objektiflik değil de partizanlık çizgisinde olduğunu ima edince nefret suçu işleyen, insanlıktan çıkan ben oluyorum öyle mi? Kafa mı buluyorsunuz, yoksa kafanız mı güzel?


Ortada senin anlamadığın ve anlamamak için sanırım özel bir çaba gösterdiğin bir tespit VAR:

Sivillere zarar vermek, insanlara şiddet yoluyla korku ve tedhiş duygusu aşılamak... terör'se bu işin ağababasını ''şiddet ve gücü'' hem lojistik, hem imkan ve olanaklar hem de sayısız tarihsel pratiklerle defaatle icra etmiş ve halen etmekte olan ''devletler'' yapmakta.

Demek ki, ''terörizm'' yalnızca tedhiş olgusuna ve sivillere zarar olup olmamasına göre değerlendirilmiyor. Arkadaş basitçe bunu anlatmaya çabalamış

Bu durumda siz akp'li muhafazakarların anlayacağı dilden örnek vermek lazımsa:

Filistin ''haklı davası''nda bugüne dek onlarca İsrail'li sivil Filistin'li örgütlerin hedefi oldu. Tıpkı İsrail gibi bilerek ve hedef gözeterek öldürüldüler. Bu durumda Fkö ve Hamas dahil tüm Filistinli örgütlerin ''TERÖR ÖRGÜTÜ'' olduğunu kabul etmek zorundayız.

E, durmayın. FKÖ ve Hamas'ın dolayısıyla Filistin halkının kan dökmekten zevk alan psikopat VANDALLAR olduğunu söyleyin?


Vandallar demişken, terörizm ve iktidarın kendi dışındakini, kendine koşut ve alternatif olanı ''tanımlama'' tarzına ilişkin bir alıntıyla devam edelim:

...

vandallar/eski bir yazıya dönüş

Kimse ya da hiçbir halk “tarihin en çok acı çeken halkı” söyleminden yola çıkarak “pozitif ayrımcılık” lutfundan pay alarak onanmayı beklemesin, Vandallar bilindiği sürece. Çünkü onlar kendilerine emperyal güçler tarafından vurulan damgayı –stigmatizasyonu- sonsuza dek taşımaya mahkûm edildiler.

Bundan yaklaşık bin beş yüz yıl önce, Roma imparatorluğunu eski gücünü kaybettiği ya da global Roma şiddetinin bir başka tanımlaması olan pax-romana’nın (Roma Barışı) çözülmeye başladığı günlerde, önce Türko-Moğol “devletlerin” zulmünden kaçarak Kuzey Afrika’ya geçen bir Cermen halkı, sonraları ata topraklarına dönme yolunda Roma İmparatorluğuna olan bağımlılıklarından vaz geçip, bugün “barış” retoriği ile taçlandırılan Roma şiddetinden adeta öç alırcasına, bağımsızlıklarını ilan etme yolunu seçerler. Yüzyıllar sonra bu halk iktidar kurumu tarafından “şiddete” mahkûm edilecektir: Vandallar. Roma barışı ya da gelenekselleşen söylemle “Pax-Romana”nın küresel bir iktidar için ideal bir kurgu olduğu düşünülebilir. Vandal halkına yönelik bir hükmün tanımı olan “vandalizm”, işte böylesine bir kurgunun, kontrol dışına çıkmış bir şiddeti olumsuz bağlamda tanımlamasından başka bir şey değildir. Bir şiddet biçemi olarak “vandalizm”, “güzel şeyleri yok etme eğilimi” olarak tanımlanır. Unutulmamalıdır ki egemen olan her zaman kendisini ve kendine ait olanları “güzel” olarak tanımlama eğilimindedir. Vandalların Roma sanat dünyasında yaptığı yıkım anlatılarda hep ön plana çıkarılır. Tanım, yalnızca eylemi ifade etmez; aşağılayıcı bir eksende ideolojik bir etiketlemede söz konusudur. Bu anlamda Vandalların kendilerini “vandalist” olarak tanımlamayacağı açık. Çok şematik bir biçimde söyleyebiliriz ki, Vandallar Roma İmparatorluğu ve Hun İmparatorluğu altında gördükleri şiddeti yoğunlaştırmışlar ve bir şekilde özetlemişlerdir. Şiddetin Vandallar tarafından yoğunlaştırılması, “güzel şeylerin” ya da yüzyıllar boyu sürecek bir şiddet imparatorluğu kurmuş olan ve kendisinden sonrakilere bir “hukuk” bırakmış olan Romalıların değer verdiği “şeylerin” imha edilmesine yol açmış olabilir. Ancak tüm bunları okurken unutulmaması gereken, bir Roma “devleti”nin varlığıdır. Ve adı ne olursa olsun devletler ve iktidar kurumu, ancak kendi şiddetlerini legalize ederek var olabilirler. Bu var olma durumu hukuk ile güvence altına alınırken, yönelecek tehditler illegal olarak tanımlanır, şiddete şiddetle mahkûm edilirler. Yani sen “sokakta” yalnızca ve yalnızca insanal duygu dürtü ve gereklilikle yaptığı eylem yüzünden “vandallıkla” suçlanabilirken Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçilerinin özgürlük, barış ve demokrasi adına örnek olsun Irak’taki bütün tarihi dokuyu imha etmeleri herhangi bir stigmatizasyona tabii tutulmamaktadır. Ya da hiç de farklı olmayan bir biçimde sağlı sollu totalitarizmin Kandinski ve benzeri sanatçıları topyekûn imhaya kalkışması bir tarafta “üstün insan estetiği” diğer tarafta ise “toplumcu gerçekçi estetik” söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılır. İktidarda iken ne yazık ki Vandal olunamamaktadır!

Bu süreçte üzerinde durulması gereken önemli bir konu, bir kez daha tekrarlarsak kavramları tanımlama ve gerektiğinde yeni kavramlar üretebilme yetkisine ve erkine sahip olabilme durumudur. Devlet/iktidar böyle bir gücün adlandırılmasıdır. Temel mevzuu erkin tanımladığı kavramları onların tanımladığı şekilde kullanıp kullanmamadır. Özetle bizim Vandalları ve diğerlerini ister en uzunundan isterse en kestirme yoldan vandalizme mahkûm etme hakkımız yoktur, olmamalıdır. Aksi halde “devletlû ideolojilerin” boyunduruğuna en baştan tutsak olmuşuz demektir. Gerekirse yeni kavramlar üretilebilir, ancak bunun da bir şartı olmalı: üretimlerimiz bir iktidar kurgusu içinde şiddet unsuru içermemeli; bu bağlamda “şiddet” iktidarın değil bireyin hakkı olarak yeniden tanımlanmalıdır.

http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=96:kadir-cangzbay&catid=1:guencel-yazlar&Itemid=5

Terör ve terörizm kavramına ilişkin Kadir Cangızbay hocamızın tespitleri de epey yerinde ve düşündürücüdür:

...


Önce ortaya bir ‘terör örgütü’ masalı sürüyorlar; ama, yeri, yapısı, yöneticileri ve de eylemleri fevkelade muğlak; o yüzden de, hem her yerde, her yere sızmış, her işe bulaşmış olabilir, hem de herkes kendisinin üyesi; hatta malûm makuleden besili tosuncuğun işaret ettiği üzere, kendisi bile bilmeden. Ergenekon’un modası geçti bile; artık herkes potansiyel bir ‘KCK terör örgütü’ üyesi: Belki yüz kere yazıp temellendirdim, terör örgütü diye bir örgüt türü değil, ancak ve ancak terör eylemi ve örgütlü terör olabilir ve de terörü en kapsamlı şekilde örgütlemenin feriştahı da devlettir diye.

İnsan, yılandan korkar; ama, yatağının altından çıkarsa dehşete kapılır: Beklenmedik bir durumdur; ne zihnen hazırlıklıdır, ne de fiziken donanımlıdır belayı savuşturmak üzer. Terör dedikleri de işte bu ‘dehşet’in bire bir Fransızcası. Terör eyleminin/terorist eylemin karakteristiği ise, saldırganın doğrudan kendi muhasımını değil, üçüncü şahısları hedef alması: Böyle bir saldırıyı beklemeyen, beklemesi için hiçbir sebep bulunmayan, dolayısıyla, kendisini koruyup savunmak üzere gerek manen, gerekse maddeten donanmış olması söz konusu olmayan insanlar. Ancak burada dehşete kapılan, sadece yatağının altından yılan çıkan değil, bunu görüp duyan herkes olacaktır: Bir sonraki saldırının hedefinin kendileri olmaması için hiçbir sebep yoktur. İşte, üçüncü şahısların ruhuna salınan bu dehşet üzerindendir ki, muhasım zor durumda bırakılacak, kendisi karşısında güç ve üstünlük kazanılacaktır; ama, yine işte bu yüzden de terorizm en gayri ahlakî ve kalleşçe mücadele yöntemidir: Temel ilkesi ve varlıksal koşulu, şiddeti, kendileri doğrudan taraf olmayan, dolayısıyla da savunmasız insanlara uygulamaktır.

İşte bu gayri ahlakîliğin yarattığı infiale de dayanaraktan, daha doğrusu bundan istifade ederektendir ki, devletler de kendilerine hiçbir kayıt kuyut tanımaksızın sonsuz şiddet uygulayabileceği bir varlık türü imal ederler: Terorist.

Terorist ne vatandaştır, ne de düşman askeri: Kendisi karşısında gerek ulusal, gerekse uluslar arası hiçbir hukuksal düzenlemeyle bağlı olunmayan insan. Terörle mücadele ise, devletlerin kendi kendilerine verdikleri haydutluk vizesi.
...

Özetle tekrar edersek :

Terör örgütü yahut terörist örgütler diye bir örgüt türü yoktur. Ancak ve anca ''terör eylemi'' söz konusu edilebilir.

Dünyada hiçbir örgüt yoktur ki yalnız ve yalnızca ''terör için terör yapan yahut tek amacı terör yapmak'' olan...

Terör ve terörizm ''ideolojik canavarlaştırma'' ve menfur yönden ''fetişleştirme'' amaçlarına hususen kullanılan ''absürt'' bir kavramsallaştırmadır. Terör ve terörizm iktidarların ''müesses nizam''larını tartıştırmama, tartışmayı mecrasından çıkarma ve hegemonyasını ''daim/mutlak/tek gerçeklik'' kabul buyurma stratejisinden başka bir halt değildir.

Ana-akım terör zırvalıklarıyla bizler pekala kolaylıkla El-fetih'i de Hamas'ı da ''terör örgütü'' sayabiliriz. Buna benzer, içinden türedikleri toplumların büyük kısmının desteğini almış, aynı zamanda oldukça ciddi bir siyasal meşruiyete sahip örgütlerin tamamı kolaylıkla ''terörist'' olarak nitelenebilinir.

NETİCE YERİNE

Asala da PKK de ve daha birçok örgüt de ancak ve ancak talepleri ve idealleri doğrultusunda tartışılmaya mecburdur. Talepler ve amaçlar doğrultusunda yapılacak her tartışma şiddetin hedefindeki iktidarın meşruiyeti üzerine de olacaktır aynı zamanda. Böylesi bir tartışma mecrası takdir edilecektir ki, hemen birçok iktidar için ciddi ideolojik intifada kaybı ve taktiksel yenilgi anlamına gelecektir.

Varlığı ve hukukunu ancak silah ve militer gücün cebri üzerinden sağlama almış sayısız devlet ve güç, daha kurulum aşamasındaki ciddi sakatlıklarla doğduğundan demokrasi ve özgürlükler indinde en başından kaybetmeye mahkumdur.

Terör ve terörizm zaten bu ''mahkumiyet'' üzre var olmamış mıdır?

Yeter ki ''yıkım, hegemonya ve tahakküm üzere'' kurulu pax-romana barışı sürsün...

Sangre
16-11-2011, 01:08
Halkların haklı mücadelesini ben de savunup, masumlaştırma çabası içine giriyorum.. Bu durum da insanların hangi şehirde olduğu, olayların ne kadar içinde, ne kadar dışında olduğunun hiçbir ilgisi olmadığı anlamına geliyor.. Eğer halen anlamıyorsan, algılamanda sorun var demektir.

Bir kişi Erivan'dan yazsa ne fark eder, Yozgat'tan Konya'dan yazsa ne fark eder.

Bir de utanmadan insanlıktan çıkmış faşistleri savunma girişiminde bulunmuşsun yazında.. Tek kelimeyle rezilsiniz.

İnsanlıktan çıkmış o kişilerin karşılarında Ermenilerin olması olayı daha da çirkinleştiriyor.

'Savunma pozisyonu' nedir yahu?.. Ermeniler ordaki Türklere fiziksel bir saldırıda mı bulunuyorlar?.. Adamlar Ermeni Sykırımı anma günü olan 24 Nisan'da yürüyüş yapıyorlar, soykırımı kabul etmeyen TC'ye karşı protesto gösterisinde bulunuyorlar.. İnsanlıktan çıkmış o faşistler ise dalga geçiyorlar, göbek atıyorlar, soykırımı kutluyorlar.

Zaten orda karşılarında birileri olduğu belli videoda.. Ben de orada insanlar olduklarını düşünmüştüm videoyu görünce.. Yani neyi kanıtlamak istiyorsun, o da belli değil.

Ottomanus
16-11-2011, 01:19
Rezil olan sizlersiniz, bir yapmadığınız ASALA yalakalığı kalmıştı. Koleksiyonu tamamlayın.

AlbatrosS
16-11-2011, 05:21
Halkların haklı mücadelesini ben de savunup, masumlaştırma çabası içine giriyorum.. Bu durum da insanların hangi şehirde olduğu, olayların ne kadar içinde, ne kadar dışında olduğunun hiçbir ilgisi olmadığı anlamına geliyor.. Eğer halen anlamıyorsan, algılamanda sorun var demektir.

Bir kişi Erivan'dan yazsa ne fark eder, Yozgat'tan Konya'dan yazsa ne fark eder.

Bir de utanmadan insanlıktan çıkmış faşistleri savunma girişiminde bulunmuşsun yazında.. Tek kelimeyle rezilsiniz.

İnsanlıktan çıkmış o kişilerin karşılarında Ermenilerin olması olayı daha da çirkinleştiriyor.

'Savunma pozisyonu' nedir yahu?.. Ermeniler ordaki Türklere fiziksel bir saldırıda mı bulunuyorlar?.. Adamlar Ermeni Sykırımı anma günü olan 24 Nisan'da yürüyüş yapıyorlar, soykırımı kabul etmeyen TC'ye karşı protesto gösterisinde bulunuyorlar.. İnsanlıktan çıkmış o faşistler ise dalga geçiyorlar, göbek atıyorlar, soykırımı kutluyorlar.

Zaten orda karşılarında birileri olduğu belli videoda.. Ben de orada insanlar olduklarını düşünmüştüm videoyu görünce.. Yani neyi kanıtlamak istiyorsun, o da belli değil.

Merkezine insan özgürlüğü ve temel demokrasi ilkelerini koymayan her kültürel-siyasi görüş, gelenek, teamül ve akım özünde ''sömürge ahlakı ve ideolojisi''dir.

Mahlasına ''ottomanus''u koyan bir adam sömürge ahlakının katmerlisini yapmaktadır:

A. Merkezinde kesinlikle insanın, eşitliğin, demokrasinin ve özgürlüğün olmadığı teolojik sömürge ahlakı.

B. Merkezinde insanın, eşitliğin ve demokrasinin olmadığı emperyal sömürge ahlakı.

Ne olduğu ve nasıl olduğu gayet açıktır dostum: Katmerli FAŞİSTLİK!

1400 küsur yıllık ilkel sömürgeci kölelik ahlakıyla 600 küsur yıllık emperyal sömürgeci ideolojinin karikatürist kıvamı. Tadından da yenmiyor hani.

AlbatrosS
16-11-2011, 05:24
Rezil olan sizlersiniz, bir yapmadığınız ASALA yalakalığı kalmıştı. Koleksiyonu tamamlayın.

Hitlerle tribünlerde milliyetçi vasat ve banal seramonileri tekrar eden sıradan bir adam arasındaki tek fark birinin ''muktedir'' diğerininse sıradan bir adam oluşudur.

Örgütlenememiş iktidarsız faşizmdir vasatlık. Ve bunun ibretlik örneğisiniz.

spartacus
16-11-2011, 13:54
Sovyet iktidarı sırasında 1921'de Kronstad Bahriyelileri ve Gürcistan Menşevik iktidarıyla yapılan kanlı savaşları da bu terör tanımı içerisinde mi ele almalıyız?

Terörü savaşın, bir sürecin-amacın taktik parçası olarak ele alabiliriz. Savaşlar tümden terör değildir, terör savaş taktiğinden birisidir. Eğer taktik olarak terör kullanılmış ise, o zaman terör denebilir-ama kullanılmamış, çıplak-karşılıklı savaşları terör olarak adlandırmak mümkün değildir diye düşünüyorum. Yeri gelir barış dahi bir savaş taktiği halini alabilir, o yüzden ayırt edici olarak elimizde veri olmalı.

Örneğin sokaklarda insanların ibret için asılması terördür. Bir çok sabotaj, suikast özünde terör taktiğinin bir parçasıdır, buna terör estirmek denir. Şu ya da bu diye özelde ayırmak için elimizdeki verinin terör taktiği içermesi yeterlidir, çıplak savaşlar terör değildir. Sadece savaşda değil, belirli bir şiddet, hakimiyet unsuru olarak hukuk da dahi teröre başvurulabilir. Örneğin muhalif basına, yüzlerce yıl ceza vermek, gün aşırı hiç gereksiz baskınlar düzenlemek, öne çıkmış kişilerin faili meçhule kurban edilmesi vs. de özünde terör kapsamına girer(burada önemli olan amaç ceza vermek mi? Yoksa kurban ederek topluma caydırıcı bir mesaj vermek mi? Bu önemli, yoksa her cezaya, çatışmaya terör diyemeyiz. Amaç önemli, amaç yargılamak mı? Yoksa psikolojik olarak üzerinden bir savaş sürdürmek mi? Buna karar vermemiz gerekir.). Kısaca muhataplara caydırıcı mesajlar vermek yollu yöntemler kullanılacak ise taktiklerin başında terör gelir diye düşünüyorum -ki bunun A sı, B si diye bir şey yoktur diye düşünüyorum. Yani terör, terör diye ayyuka çıkartılan kötü, ama özünde kapsayanı olan savaş iyiymiş gibi bir durum söz konusu değil. Örneğin bu gün şehirlerde, kitleler içerisine yerleştirilmiş bombaların patlatılması terördür, özünde yerleşik bir korku yayarak, taleplerini kabul ettirmeyi dayatan bir taraf vardır, bu eylemler görüldüğü gibi yine belirli bir plan ve stratejinin, planlı bileşeni ve terör eylemleridir, ama askeri düzeyde savaş ve çatışmalar terör değildir. Yine teröre, kendi taleplerinin, kitlelerce dayatılması haline gelmesi, kabul edilmesi için kitle psikolojisyle-korkusuyla yerine getirtilmesi, baskı unsuru olarak kullanılması için de başvurulur(buna da psikolojik harp deniyor.). Anlaşılır biçimde; ben(toplum) A nın isteklerini kabul etmiyorum, ama başvurduğu psikolojik eylem ve bende oluşturduğu korku-yılgınlık vs nedeniyle, kabul edilmesi için, politik iktidara vs baskı kuruyorum...
Terör planlı bir eylemdir, anlaşamayan tarafların orta yerde çatışması terör değildir, terör özünde topluma, kitlelere, muhataba karşı, kitle, lojistik gücüne karşı yapılan psikolojik bir eylemdir denebilir. Bu gün değil geçmiş tarihlerde de örneklerini görebiliriz. Örneğin elçilerin kafalarına çivi çakmak terör yöntemidir, savaşa giderken nereye gittiğini soran askerin kafasını kesip çadırdan dışarı atmak(Yavuz Selim) terör yöntemidir, suçluların kazığa oturtulup, şehirde sokak, sokak gezdirilmesi terör yöntemidir(ama kişilerin yargılanması ve ceza alması terör değildir, sürecin maksadı, nüvesi, ve nasıl kulalnıldığı önemli. Normal bir hukuk süreci mi, yoksa onun üzerinden farklı stratejik mesajlar mı verilmektedir?) vs...

c m
16-11-2011, 21:08
Terörü ve hatta tarihi incelediğimizde temelde ve en çok üzerinde durulması gerekenin hakimiyet olduğunu düşünüyorum. Hakimiyet sağlandığı ve sürdürüldüğü sürece elde edilmek istenen amaçlara ulaşılabilineceği bilinciyle terör ortaya çıkabilmektedir. Hakimiyet ve-veya hakimiyetin sürdürülmesine yönelik olarak hukuk, politika ve ordu kullanılarak psikolojik ve-veya silahlı şiddet uygulanabilmektedir. Bu anlamda terörle karşılaşabiliriz. Öte yandan bu hakimiyeti benimsetmeye ve hakimiyetin sürdürülmesine yönelik terörden kaynaklı olarak hakimiyeti benimsemek istemeyen ve hakimiyetin sürdürülmesine karşı tavır alanlarca hakimiyeti benimseyen ve hakimiyetin sürdürülmesine karşı olmayan fakat hakimiyeti benimsemek istemeyen ve hakimiyetin sürdürülmesine karşı olanlara karşı yürütülen psikolojik ve-veya silahlı şiddete eylemsel olarak katılmayanlara karşı psikolojik ve silahlı şiddet uygulanabilir. Bu anlamda terörle de karşılaşabiliriz.

G Milat
17-11-2011, 09:05
Sangreciğim canım, gayet yerinde şeyler söylemişsin.Senin ne kadar bilgili, araştırmacı ve tam bir beyfendi olduğunu ben de dahil birçok kişi bilir...

Halkların haklı mücadelesini ben de savunup, masumlaştırma çabası içine giriyorum.. Bu durum da insanların hangi şehirde olduğu, olayların ne kadar içinde, ne kadar dışında olduğunun hiçbir ilgisi olmadığı anlamına geliyor.. Eğer halen anlamıyorsan, algılamanda sorun var demektir.

Bir kişi Erivan'dan yazsa ne fark eder, Yozgat'tan Konya'dan yazsa ne fark eder.

Bu kısmı ben de anlayabimiş değilim. Bazı insan paçavraları her gittikleri ülkeye göre siyasi görüşlerini mi değiştiriyor? Ne yani bu tip ucuz yaftalamalarla yorum(!) yapanlar şu anda Amerika'ya gelse Ermeni yandaşı mı olacaklar? Peeees doğrusu : ) Aman o zaman siz yerinizde oturun tabii siz oturdukça Tengri Türk'ü korusun :) faşizmiş miş miş.. Algıdan yoksun beyinler "Halkların eşitliğinden" faşizmi çıkarırlar...

Yaızıyı olabildiğince yalın tutmaya çalıştım ki asıl amacım zaten kişilerin "örgüt" deyince yalnızca yasadışı olanları algılamaması gerektiğni göstermekti.Yazıda bahsi geçen FKÖ, KLA, ETA, IRA, NATO, UNESCO gibi örgütleri görmezden geli yalnıca ASALA üzerinden Ermeni konusuna değinen zihniyetler henüz emekleme çağını geçememişlerdir.Bunun en basit örnekleri yukarıdaki yorumların sahipleri virüslerdir.Bunları insan yerine koyup cevap vermek bile gereksiz :))

***

Sayın Spartacus,

Çok anlaşılır bir dille terörizm durumunu özetlemişsiniz.Teşekkür ederim.

Terörü savaşın, bir sürecin-amacın taktik parçası olarak ele alabiliriz. Savaşlar tümden terör değildir, terör savaş taktiğinden birisidir. Eğer taktik olarak terör kullanılmış ise, o zaman terör denebilir-ama kullanılmamış, çıplak-karşılıklı savaşları terör olarak adlandırmak mümkün değildir diye düşünüyorum. Yeri gelir barış dahi bir savaş taktiği halini alabilir, o yüzden ayırt edici olarak elimizde veri olmalı.

Örneğin sokaklarda insanların ibret için asılması terördür. Bir çok sabotaj, suikast özünde terör taktiğinin bir parçasıdır, buna terör estirmek denir. Şu ya da bu diye özelde ayırmak için elimizdeki verinin terör taktiği içermesi yeterlidir, çıplak savaşlar terör değildir. Sadece savaşda değil, belirli bir şiddet, hakimiyet unsuru olarak hukuk da dahi teröre başvurulabilir. Örneğin muhalif basına, yüzlerce yıl ceza vermek, gün aşırı hiç gereksiz baskınlar düzenlemek, öne çıkmış kişilerin faili meçhule kurban edilmesi vs. de özünde terör kapsamına girer(burada önemli olan amaç ceza vermek mi? Yoksa kurban ederek topluma caydırıcı bir mesaj vermek mi? Bu önemli, yoksa her cezaya, çatışmaya terör diyemeyiz.

Terör listelerini kapitalistlerin eteğinden toplayanların niyeti oldukça bariz. Ayrıca, teröristlik yapanlar yalnıca örgütler değillerdir.Devletler de teröristlik yaabilir.Uluslararsı politikada bazı örgütler, kimi ülkelere göre terörist sayılırken, bazılarına göre terörist değillerdir.Yalnıca bunu bile göz önünde bulundurursak genel-geçer bir terörizm tanımı yapamayız... NATO gibi legal örgütlerin masa altından yaptığı terörizmi görmeyecek kadar kör olanlar, ha bire ASALA, ETA, IRA, PKK konusunda tüzük bile okumadan popülistlik yaparlar...

***

Uluslararası örgütlenmeler konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenlere kitap öberebilirim.Çünkü dediğim gibi yazıda oldukça yalın bir dille kısaca ele aldım.Etraflıca incelemek isteyenler:

Philip E. Jacop, Organazing Nations
Stanley Hoffmann, The Role of International Organizations
William Coplin, Introduction to International Politics
H.K Jacopson, The Nature of International Organizatins
Esat Çam, Siyaset Bilmine Giriş
İlter Turan, Siyasal Sistem ve Siyasal Davranış
Tayyar Arı, Dış Politika

kitaplarını inceleyebilirler... Bu yazarların hepsi farklı siyasi görüştenlerdir.O yüzden yanlı bilgi yerine, her açıdan etraflıca bilgi edinilebilir.

Lullaby
17-11-2011, 13:06
PKK terör örgütümüdür sizce? Konu sahibi arkadaşımız bu soruya neden cevap veremiyor.

Neyse, siz yıkama yağlama yapmaya devam edin. Dürüst olmayan insanlarla tartışma yapılamıyor. Aynı seviyeye düşüp hakaretlere cevap vermeyeceğim.

Saygılar..

AlbatrosS
17-11-2011, 20:02
PKK terör örgütümüdür sizce? Konu sahibi arkadaşımız bu soruya neden cevap veremiyor.

Neyse, siz yıkama yağlama yapmaya devam edin. Dürüst olmayan insanlarla tartışma yapılamıyor. Aynı seviyeye düşüp hakaretlere cevap vermeyeceğim.

Saygılar..

Terör'ün tanımı: Herhangi bir amaç uğruna toplumda korku ve tedhiş duygusu yaratacak eylemler. Hedef gözeterek sivillere zarar vermek, çarşı-pazar bomba patlatmak gibi.

SORU: Faili meçhuller, köy-kasaba yakıp yıkmalar, işkenceler ve hukuk katliamları


dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Terörist bir örgüt müdür? (Terörün tanımına göre cevap veriniz)

Lullaby
26-11-2011, 02:43
Ben kanıtlanmış her şeyi kabul ederim beni başkalarına benzettin herhalde :)
Şimdi gelelim sana; sen 70 milyonluk değişik milletten vatandaşı olan bir ülkeye örgüt diyebiliyorsan amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek yoksa bu kadar uyumsuz tanımlamalar yapacak birine benzemiyorsun.

Örgüt: Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat.

G Milat
15-12-2011, 14:15
PKK terör örgütümüdür sizce? Konu sahibi arkadaşımız bu soruya neden cevap veremiyor.

Neyse, siz yıkama yağlama yapmaya devam edin. Dürüst olmayan insanlarla tartışma yapılamıyor. Aynı seviyeye düşüp hakaretlere cevap vermeyeceğim.

Saygılar..

PKK'yı neye göre terör örgütlüğü ile etkiketlendirdiğinizi dillendirmezseniz, cevabı hak edecek kadar büyümemiş olduğunuzu gösterirsiniz.

Terörizm, her ülkenin milli çıkarları ve ulus politikasına göre şekillenen bir kavramdır.Yukarıda da dediğimiz gibi, bir ülkeye göre terörist sayılan bir örgüt diğerine göre terörist sayılmayabiliyor...

Bu doğrultuda ele alınırsa devletler bazı grup ve kuruluşları terörist ilan etse de, bireyler bunun aksi yönünde fikir beyan edebilirler.

Ayrıca kimsenin burada "yıkama yağlama" yaptığı yok! Sizin gibi eşeysiz atanlara verilen cevaplar yıkama yağlama değil, "belki anlar mı söylenenleri" umudu taşıyan iletilerdir! Fakat sizden hiç umut yok.. Zira nabzınız normal "insan"a yaraşır şekilde atmıyor :D

AlbatrosS
15-12-2011, 19:22
Ben kanıtlanmış her şeyi kabul ederim beni başkalarına benzettin herhalde :)
Şimdi gelelim sana; sen 70 milyonluk değişik milletten vatandaşı olan bir ülkeye örgüt diyebiliyorsan amacın üzüm yemek değil bağcıyı dövmek yoksa bu kadar uyumsuz tanımlamalar yapacak birine benzemiyorsun.

Örgüt: Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat.

1. Faili meçhuller, köy yakmalar, dersim katliamı vb niceleri sizce kanıtsız şeyler midir?

2. Pkk'nin de birçok farklı milletten militanı ve sempatizanı vardır.

Sosyolojik olarak ''devlet'' de bir ''örgüt-le-n-me'' modelidir. Bir yerde ''örgüt''ten bahsedilebilmesi için ortak siyasi-kültürel idealara sahip kurumsallaşmış bir ''gelenek'' olması yeterlidir.

Bir devletle örgüt arasındaki fark dillik düzeyde bir ''tanımlama'' ve siyasal-meşruiyet düzeyinde belli başlı resmi kurumsal dengelerce resmiyet addedilmiş bir ''tanınma'' dır.

Özetle fark ''algısal''dır. Devleti ''mutlak'' kabul eden algı, örgütü ''tali, dışsal ve zararlı'' addeder. Aslında birçok insanın devlet dışı örgütlere gösterdiği ''otomatik'' tepkinin arkasında algısal süreçler yatar. Devlet benzeri birçok ''kurumsal'' ilişkide olduğu üzere ''bekaa''sına kutsiyet atfedilen statik bir model olarak görülür. Bireyle devlet arasındaki ilişkinin niteliği, örneğin ''aile'' ile ''birey'' arasında da model olarak görülür. Oysa insanlık tarihinde bugünkü ''aile''nin ortaya çıkışı o kadar da eski değildir.

Devletlerle bugünkü manada ailenin ortaya çıkışı neredeyse paralellik arz eder.

Demek ki neymiş: HER DEVLET BİR ÖRGÜT MODELİDİR.

G Milat
22-08-2012, 04:36
Eski örgütlerden birisi ASALA:

"ASALA yıllar sonra Türkiye'yi tehdit etti

1973 ve 1985 yılları arasında Türkiyeli diplomatlara suikastler düzenleyen ASALA (Ermenistan'ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu) Suriye krizi nedeniyle Türkiye'yi 'uyardı'.

Panarmenian.net sitesinin haberine göre, 1985 yılından beri aktif olmayan ASALA’nın basın servisi tarafından yayınlanan açıklamada, “Suriye’deki Ermeni toplumunun güvenliği ve sosyal birlikteliğini direkt ya da dolaylı olarak ihlal edilmesi ya da herhangi bir askeri maceraya girişilmesi durumunda Türkiye aynı önlemlerle karşılaşacaktır” denildi. Söz konusu açıklamada “Türk entelektüelleri ve Türkiye ’nin ilerici halkını süregelen nefret politikasını kınamaya çağırıyoruz” denildi.

Beyrut’ta 1975 yılında kurulan ASALA, 8 yıl içinde 36 Türkiyeli diplomatı şehit ettikten sonra 1983’te Paris’teki Orly Havalimanı’na bombalı saldırı düzenlemiş, 8 kişiyi öldürmüştü. Fransız topraklarında eylem yapmaması için ASALA ile gizli anlaşma yaptığı öne sürülen Fransa hükümetinin Orly saldırısı ile birlikte toplam kurban sayısının 46’ya ulaşmasının ardından örgütün ülkeyi üs olarak kullanmasına izin vermekten vazgeçtiği iddia edilmişti. Orly saldırısı ile diasporanın da desteğini kaybeden ASALA, Agopyan’ın 1988’de Atina’da öldürülmesiyle dağılmıştı."

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=10...

Neva
11-08-2015, 03:12
Guncelleme.