Jolly Jocker
27-11-2011, 14:28
Sol siyasetin ana hatları nedir? Solu en temelde nasıl tanımlarız?
Topluma ve tarihe sınıfsal bakan, sınıfsal çelişkiyi emekçi sınıf lehine çözmeye odaklanan, emekçilerin gerek ekonomik ve sosyal hakları gerekse karar süreçlerine katılım ve denetimlerinin artışı için çalışan politik akım.
Peki CHP böyle bir parti mi?
CHP piyasa ekonomisini pratikte eleştirip emeği örgütler mi? İşyeri işgallerine, grevlere nasıl bakar? Emekçilerin daha az çalışıp daha çok ücret almaları, dinlenme hakkının artışı, iş sürecinde kontrol ve denetimlerinin artması, örgütlenmeleri, geniş bir sosyal güvence, eğitim sağlık ve ulaşım gibi temel hizmetlerin ücretsiz ve eşit sunumu gibi konularda CHP'nin yaklaşımı nedir? CHP emeğin hakkı için bir kavgaya girebilir mi? Sermaye sahipleriyle, onların medya gücüyle, devletin ordusu, polisi ve yargısıyla karşı karşıya gelmeyi göze alabilir mi? Geçmişte alabildi mi ki?
Peki ''dinazor'' olmayı bırakıp sadece kimlik taleplerine bakalım. CHP bu konuda ne kadar sol olabilir? Bence hiç! Zira CHP de bir ''merkez partidir'', ''büyük partilerdendir''. Merkez partilerin baskın bir özelliği vardır. En çok kitleye hitap etmeyi, en çok oyu almayı düşünürler. Bunun için de toplumdaki ortalama görüşlere hitap etmeye çalışır, genel kanılara seslenirler. Tam da bu yüzden değiştirme iradeleri yoktur. Çünkü değiştirme mücadelesi, topluma kök salan önyargı ve her türlü yanlışla da mücadele etmeyi gerektirecektir.
Örneğin; feminizm ve kadın kurtuluş mücadelesi, mevcut ataerkil kültür karşısında zayıf vaziyettedir. Bu konuda bilinçli olan kesim, bilinçsiz-erkek egemen kesimin yanında devede kulak kalır. Ya da LGBTT bireylerin haklarını ele alalım. Erkek egemenliği ve kültüre sinmiş homofobi karşısında bu konuda duyarlılığı olan bir politika otomatikman büyük tepkiler çekmeyecek ve marjinalleştirilmeyecek midir? Başlıca yönelimi mümkün olan en çok oyu toplamak olan bir parti sizce bu konularda hangi tutumu alır? Ya da Kürt sorununu ele alalım. Sizce CHP mevcyt Türk milliyetçiliği dururken, bununla zıtlaşmayı göze alıp daha küçük bir oy potansiyeli olan enternasyonalist yönelime ağırlık verir mi? Aynı şey Çingeneler, Rumlar, Ermeniler'in hakkı için de geçerli. Ya da gayrı müslim kesimler için diyelim.
Söyleyin, CHP toplumdaki mevcut milliyetçi-muhafazakar, otoriteryan, tektipçi, ataerkil, homofobik kültürle -oy kaybetmeyi göze alıp- hesaplaşır ve toplumu dönüştürme yönünde bir mücadeleye mi girişir, yoksa her zamanki gibi toplumun ortalama algısına seslenip en geniş kitleye ve en çok oya kavuşmaya mı odaklanır? Sorunun yanıtı belli aslında.
CHP gibi merkez partilerin, solcuların taleplerine yanıt verme, çok kültürlü, çok kimlikli bir yaşamı savunma, enternasyonalizmin neferi olma, gayri müslimleri de gözeten gerçek bir laikliği gözetme gibi bir derdi hiçbir zaman olmamıştır. Olmaması da, -başlıca amaçlarının mümkün olduğunca çok oy almak, bunun için toplumun yanlışlarına da seslenmek olduğu düşünülürse-, kendi içinde tutarlı bir yönelimdir.
Sadece emeğin ekonomik ve demokratik hakları için değil kimlik talepleri için de merkez partilerden koparak, 'oy için değil toplumu dönüştürmek için' siyaset yapan radikal-devrimci politik öznelere bakmak gerektiği yeterince açık olsa gerek.
Bu yazımın hitap ettiği başlıca kitle CHP seçmeni içindeki sosyal demokrat ve sosyalistlerdir. Ulusalcı-milliyetçi kesime dönük bir yazı değil bu. CHP kendi içinde, ikisini birden idare etmesi normal koşullarda olanaksız olan, iki çok farklı kitle barındırıyor. Bir kopuş zorunlu. CHP'nin devlet partisi olduğu, kemalizm ve resmi tarih çizgisinden kopamayacağı, piyasayla ve milliyetçilikle sorunu olmadığı, laikliği bile elitist bir algıyla tektipçi biçimde kavradığı dikkate alınırsa bu partiden kopması gereken kitle de açıkça belli olacaktır. CHP'yi destekleyen ve hala solculuk iddiasında olan kesim artık tarihsel bir kopuşu gerçekleştirmek zorundadır. Benzer bir hesaplaşma Aleviler için de geçerli. Dersim katliamcısı bir devletin başlıca partisi olan, Diyanetli ve zorunlu din dersli bir garip laikliği savunmaktan öte ayrım noktası olmayan bir partiyi savunmakla daha ne kadar vakit öldürecekler?
Dersim Katliamı tartışması ve Kılıçdaroğlu'nun takındığı devletçi tutum tam bir turnusol olmuştur. Tarihsel gerçekler siyasal gerekliliklere kurban edilemez. Dersim'de yapılanların kabul edilmesi CHP'yi yıpratacak diye CHP tarihe gözlerini yumup katliamı mı savunacak? Bu kabul edilemez bir durum. CHP bir karar vermek zorunda: Sosyal demokrat bir parti mi, ulusalcı-devletçi bir parti mi olacak? Elitist mi olacak halkçı mı? Devletçi ve orducu mu olacak yoksa demokrat ve reformcu mu? Devlete sırtını mı dayayacak yoksa zamanında Ecevit'in CHP'si gibi devletin kontrgerillasının hedefi haline gelecek kadar devletle ters mi düşecek? Hakikaten laik olacak mı yoksa Diyanetli, din dersli ''laikliği'' türban karşıtlığı üzerinden savunmaya devam mı edecek? Milliyetçi mi olacak yoksa enternasyonalist mi? Yerel yönetimlerin ve tabanın katılımının önünü mü açacak yoksa merkezi yapıda ısrar mı edecek? Piyasaya bağlılığını sürdürecek mi yoksa sonunda emekten yana mı tutum alacak? Siyaseti sendikalara, gençlik örgütlerine, sokağa mı taşıyacak yoksa devlete itaatı vaaz edip sandığı göstermeye devam mı edecek?
CHP bu hesaplaşmayı yapmak, çizgisini netleştirmek zorunda. Aksi halde çatısı altında topladığı iki ana kesimden birini kandırmaya devam ediyor olacak. Ya milliyetçi-devletçi-elitist laiklik yanlısı kesim ya da sol kesim. Aslında CHP sadece Ecevit döneminde birkaç yıl sol oldu. Baykal'la birlikte tek parti zihniyetine geri döndü. Onca katliama ve baskıya karşın Alevilerin CHP'den kopamamaları da CHP'yi hala 70'li yıllardaki gibi algılamalarından kaynaklanıyor.
CHP'nin yapacağı en akıllıca şey, madem hükümetin demokratlığı ve özürü tuttu, AKP'yi Osmanlı'dan itibaren tüm katliamlar için özür dilemeye davet etmesi olacaktır. Osmanlı ve hatta islam tarihindeki tüm katliamlar için muhafazakarları özür dilemeye çağırabilir. Kuyucu Murat'tan Sultan Selim'in yaptıklarına, Celalilerden Bedrettin isyanına, Ebu Suud'un fetvalarından Maraş Çorum ve Sivas katliamlarına dek koca bir özür talep etsin.
CHP bunu talep eder mi? Elbette hayır. Çünkü laikliği de, demokratlığı da, solculuğu da yalandır.
Topluma ve tarihe sınıfsal bakan, sınıfsal çelişkiyi emekçi sınıf lehine çözmeye odaklanan, emekçilerin gerek ekonomik ve sosyal hakları gerekse karar süreçlerine katılım ve denetimlerinin artışı için çalışan politik akım.
Peki CHP böyle bir parti mi?
CHP piyasa ekonomisini pratikte eleştirip emeği örgütler mi? İşyeri işgallerine, grevlere nasıl bakar? Emekçilerin daha az çalışıp daha çok ücret almaları, dinlenme hakkının artışı, iş sürecinde kontrol ve denetimlerinin artması, örgütlenmeleri, geniş bir sosyal güvence, eğitim sağlık ve ulaşım gibi temel hizmetlerin ücretsiz ve eşit sunumu gibi konularda CHP'nin yaklaşımı nedir? CHP emeğin hakkı için bir kavgaya girebilir mi? Sermaye sahipleriyle, onların medya gücüyle, devletin ordusu, polisi ve yargısıyla karşı karşıya gelmeyi göze alabilir mi? Geçmişte alabildi mi ki?
Peki ''dinazor'' olmayı bırakıp sadece kimlik taleplerine bakalım. CHP bu konuda ne kadar sol olabilir? Bence hiç! Zira CHP de bir ''merkez partidir'', ''büyük partilerdendir''. Merkez partilerin baskın bir özelliği vardır. En çok kitleye hitap etmeyi, en çok oyu almayı düşünürler. Bunun için de toplumdaki ortalama görüşlere hitap etmeye çalışır, genel kanılara seslenirler. Tam da bu yüzden değiştirme iradeleri yoktur. Çünkü değiştirme mücadelesi, topluma kök salan önyargı ve her türlü yanlışla da mücadele etmeyi gerektirecektir.
Örneğin; feminizm ve kadın kurtuluş mücadelesi, mevcut ataerkil kültür karşısında zayıf vaziyettedir. Bu konuda bilinçli olan kesim, bilinçsiz-erkek egemen kesimin yanında devede kulak kalır. Ya da LGBTT bireylerin haklarını ele alalım. Erkek egemenliği ve kültüre sinmiş homofobi karşısında bu konuda duyarlılığı olan bir politika otomatikman büyük tepkiler çekmeyecek ve marjinalleştirilmeyecek midir? Başlıca yönelimi mümkün olan en çok oyu toplamak olan bir parti sizce bu konularda hangi tutumu alır? Ya da Kürt sorununu ele alalım. Sizce CHP mevcyt Türk milliyetçiliği dururken, bununla zıtlaşmayı göze alıp daha küçük bir oy potansiyeli olan enternasyonalist yönelime ağırlık verir mi? Aynı şey Çingeneler, Rumlar, Ermeniler'in hakkı için de geçerli. Ya da gayrı müslim kesimler için diyelim.
Söyleyin, CHP toplumdaki mevcut milliyetçi-muhafazakar, otoriteryan, tektipçi, ataerkil, homofobik kültürle -oy kaybetmeyi göze alıp- hesaplaşır ve toplumu dönüştürme yönünde bir mücadeleye mi girişir, yoksa her zamanki gibi toplumun ortalama algısına seslenip en geniş kitleye ve en çok oya kavuşmaya mı odaklanır? Sorunun yanıtı belli aslında.
CHP gibi merkez partilerin, solcuların taleplerine yanıt verme, çok kültürlü, çok kimlikli bir yaşamı savunma, enternasyonalizmin neferi olma, gayri müslimleri de gözeten gerçek bir laikliği gözetme gibi bir derdi hiçbir zaman olmamıştır. Olmaması da, -başlıca amaçlarının mümkün olduğunca çok oy almak, bunun için toplumun yanlışlarına da seslenmek olduğu düşünülürse-, kendi içinde tutarlı bir yönelimdir.
Sadece emeğin ekonomik ve demokratik hakları için değil kimlik talepleri için de merkez partilerden koparak, 'oy için değil toplumu dönüştürmek için' siyaset yapan radikal-devrimci politik öznelere bakmak gerektiği yeterince açık olsa gerek.
Bu yazımın hitap ettiği başlıca kitle CHP seçmeni içindeki sosyal demokrat ve sosyalistlerdir. Ulusalcı-milliyetçi kesime dönük bir yazı değil bu. CHP kendi içinde, ikisini birden idare etmesi normal koşullarda olanaksız olan, iki çok farklı kitle barındırıyor. Bir kopuş zorunlu. CHP'nin devlet partisi olduğu, kemalizm ve resmi tarih çizgisinden kopamayacağı, piyasayla ve milliyetçilikle sorunu olmadığı, laikliği bile elitist bir algıyla tektipçi biçimde kavradığı dikkate alınırsa bu partiden kopması gereken kitle de açıkça belli olacaktır. CHP'yi destekleyen ve hala solculuk iddiasında olan kesim artık tarihsel bir kopuşu gerçekleştirmek zorundadır. Benzer bir hesaplaşma Aleviler için de geçerli. Dersim katliamcısı bir devletin başlıca partisi olan, Diyanetli ve zorunlu din dersli bir garip laikliği savunmaktan öte ayrım noktası olmayan bir partiyi savunmakla daha ne kadar vakit öldürecekler?
Dersim Katliamı tartışması ve Kılıçdaroğlu'nun takındığı devletçi tutum tam bir turnusol olmuştur. Tarihsel gerçekler siyasal gerekliliklere kurban edilemez. Dersim'de yapılanların kabul edilmesi CHP'yi yıpratacak diye CHP tarihe gözlerini yumup katliamı mı savunacak? Bu kabul edilemez bir durum. CHP bir karar vermek zorunda: Sosyal demokrat bir parti mi, ulusalcı-devletçi bir parti mi olacak? Elitist mi olacak halkçı mı? Devletçi ve orducu mu olacak yoksa demokrat ve reformcu mu? Devlete sırtını mı dayayacak yoksa zamanında Ecevit'in CHP'si gibi devletin kontrgerillasının hedefi haline gelecek kadar devletle ters mi düşecek? Hakikaten laik olacak mı yoksa Diyanetli, din dersli ''laikliği'' türban karşıtlığı üzerinden savunmaya devam mı edecek? Milliyetçi mi olacak yoksa enternasyonalist mi? Yerel yönetimlerin ve tabanın katılımının önünü mü açacak yoksa merkezi yapıda ısrar mı edecek? Piyasaya bağlılığını sürdürecek mi yoksa sonunda emekten yana mı tutum alacak? Siyaseti sendikalara, gençlik örgütlerine, sokağa mı taşıyacak yoksa devlete itaatı vaaz edip sandığı göstermeye devam mı edecek?
CHP bu hesaplaşmayı yapmak, çizgisini netleştirmek zorunda. Aksi halde çatısı altında topladığı iki ana kesimden birini kandırmaya devam ediyor olacak. Ya milliyetçi-devletçi-elitist laiklik yanlısı kesim ya da sol kesim. Aslında CHP sadece Ecevit döneminde birkaç yıl sol oldu. Baykal'la birlikte tek parti zihniyetine geri döndü. Onca katliama ve baskıya karşın Alevilerin CHP'den kopamamaları da CHP'yi hala 70'li yıllardaki gibi algılamalarından kaynaklanıyor.
CHP'nin yapacağı en akıllıca şey, madem hükümetin demokratlığı ve özürü tuttu, AKP'yi Osmanlı'dan itibaren tüm katliamlar için özür dilemeye davet etmesi olacaktır. Osmanlı ve hatta islam tarihindeki tüm katliamlar için muhafazakarları özür dilemeye çağırabilir. Kuyucu Murat'tan Sultan Selim'in yaptıklarına, Celalilerden Bedrettin isyanına, Ebu Suud'un fetvalarından Maraş Çorum ve Sivas katliamlarına dek koca bir özür talep etsin.
CHP bunu talep eder mi? Elbette hayır. Çünkü laikliği de, demokratlığı da, solculuğu da yalandır.