defendor
01-12-2011, 00:44
merhaba
ben 32 yaşında hala, bekar bir erkeğim.
hiç kız arkadaşım olmadı. son iki yıldır da evlilik niyetine girdim ama başarılı olamadım. kızlar benimle arkadaşlık kurmuyordu. belki niyetim evlilik olursa hayatımı son anda değiştirebilirim diye düşünmüştüm. ama yine olmadı. ki bunu tahmin ediyordum.
son bir aydır evlilik konusuna son verdim ve düşünmeye başladım.
geldiğim son noktayı en sonda yazacağım ve bana fikir vermenizi isteyeceğim. okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.
öncelikle neden bunca zamandır bir kız arkadaş edinemediğimi sorgulamam gerekir. konuyu her yönüyle irdeledim. biraz fazla kilom vardı. bir sene içersinde yirmi kilo vererek ilerde bu konunun gündeme gelmesini engelledim. sebep ortadaydı. yakışıklı değildim. tabi ki bir erkeğin bunu kabullenmesi zordu. ama bunu lise yıllarında hemen farkettim. bildiğiniz gibi benim gibi olanlara verilen klişe öğüdü kanıp yüksekokula gittim. aslında söylenenler doğruymuş. üniversitede bir kızla arkadaşlık kurmanız çok yüksek bir ihtimal ama durumu benim gibi olanların orada da şansı yok. ister kız olun ister erkek, karşınızdaki insanın ilk yüzünün güzel olması gerekiyor. bazılarının dediği gibi çene, para ve ortam gibi faktörler ikinci öneme sahip. öyle ki benim çenemin laf edip etmemesini bir önemi yok. ben bir kıza teklif ettiğimde hemen reddedildiğim için ağzım laf yapıyormuş yapmıyormuş bir önemi yok. hatta benim yaşadıklarım bundan daha ağır. maalesef kızlar benim teklif etme niyetimi anladıklarında hemen kaçtılar. evet aynen böyle oluyor. merhaba diyorum. sizinle görüşmek istiyorum. ama kızlar garip bir surat ifadesiyle hızlı hızlı oradan uzaklaşıyorlar. hatta son evlilik niyeti zamanlarımda bile aynı şeyleri yaşadım. bir kızla görüşmek için abisi vasıtasıyla randevulaştık. kızı ben tanıyordum ama o beni hiç görmemişti. neyse ertesi gün ben bekliyorum gelen giden yok. iki saat bekledim. evime gittim. ertesi gün abisi aradı. kız gelmiş. karşıdan görmüş beni. yanıma bile gelmeden evine geri dönmüş. bunun gibi bir kaç olay daha hepsini yazacak değilim. beğendim bunca kızın hepsinin hatalı olamayacağı için ve iğneyi ilk kendime batırmak için artık tamamen kabullendim. zaten kızlara hak verdim. kimse beğenmedi biri ile bir ömür geçirmek istemez. yakışıklı değilim. zaten çektirdiğim fotoğrafları analiz ettim. durum vahim.
vardığım sonuç şu.
karşı cinsle arkadaşlık bu dünyanın temel taşı. bunun için gözlerin beğenmesi şart.
peki tanrı beni çirkin yaratmakla ne yapmak istiyor. dindarlara göre bu da bir testmiş. tanrı kimini yakışıklılıkla kimini de çirkinlikle test ediyormuş. zenginlik ve fakirlik döngüsünü bu konuya uyarlayıp önüme sunuyorlar. bir de tanrının gözünde herkes ve herşey güzeldir diyorlar.
hadi bu işlere 15-16 yaşlarında başlanıldığını kabul edelim. yakışıklı olmadığım için ömrümün yarısını yanlız geçirdim. e gençlik otuzuna kadar yaşanıyor. benim bu arada giden yıllarım ne olacak. kalbim tamamen kırık. ben kalan otuz yılda bunu nasıl düzelteceğim. ha 33 yaşında evlensem bunca yaşanmamazlık içinde nasıl mutlu olacağım. nasıl mutlu edeceğim.
benimle yaşıt bir arkadaşım var. tanrı maşallah ona her türlü nimeti vermiş. renkli gözler. esmer ten. güzel bir suret. sağlam saçlar. konuşuyoruz. ben dedi dün akşam bir kız ayarladım. annem bi tane bulmuş ona da bakacağım. arkadaşlarda yarın başka bir kızla tanıştıracaklar diyor. zaten eski sevgilisi beğenmemiş bırakmış. elini sallasa ellisi.
şimdi kardeş; bu çocuk iyi bi insan. tamam benim gibi dinle fazla işi yok ama bize vaat edilen ne? günahlarını çekip cennete girmek. görünen o ki bu çocuk biraz bedel ödeyip cennete girme ihtimali yüksek. hadi beni de aldı tanrı oraya.
peki dostum, onun bu dünyada yaşadıkları yanına kar kalacak. hem dünyada mutlu hem de diğer dünyada. ben ise kalbim kırık geçirilmiş bir hayatla ne yapayım cenneti. garantisi bile yok. adaletsizlik değil mu?
bir insana kötüyle imtihan etmek nasıl bir mantıkdır. ha ben de yakışıklı olurdum. tanrı beni, bakalım uçkuruna sahip çıkacak mı diye test ederdi. biraz anlardım bunu. ama hiç bir güzellik vermediği kulundan ne bekliyor anlayamıyorum. bonus mu verecek bana?
geldiğim nokta şu.
a) tanrıyı inkar edeyim mi? çünkü beni mutsuz eden bir varlığa inanmayı ve ibadet etmeyi kabullenemiyorum. başıma gelenleri dünyanın bir düzeni kabul edip kafaya takmamak rahatlacı geliyor. sadece güçlü olanların ayakta kaldığı vahşi bir doğanın varlığı en azından elimden bir şey gelmeyeceğini gösterir bana.
b) üzerine gidip evet bu adaletsiz dünyayı kuran tanrının varlığını kabullenip onunla fikirsel mücadele etmek. yani kurduğu bu hatalı sistem ile uğraşmak. tanrıyla kapışmak istiyorum. en azından neden beni bu kadar üzdüğünü bilmek isterdim. hep iyi insan olmaya çalıştım. oldum demiyorum. hep "efendi çocuk" dediler bana. gamzelerim var. güler yüzlüyüm ama içimde bir deccal filiz verdi.
not:
* bu mesaj ben yakışıklımıyım değilmiyim diye açılmış değildir. lütfen bana klasik cümlelerle gelmeyin. öyle bir şey yazın ki ben böyle hiç düşünmemiştim diyebiliyim. bu yazıyı yazarken her ayrıntıyı düşünüdüm. iler ki mesajlarımda ekler yapacağım.
ben 32 yaşında hala, bekar bir erkeğim.
hiç kız arkadaşım olmadı. son iki yıldır da evlilik niyetine girdim ama başarılı olamadım. kızlar benimle arkadaşlık kurmuyordu. belki niyetim evlilik olursa hayatımı son anda değiştirebilirim diye düşünmüştüm. ama yine olmadı. ki bunu tahmin ediyordum.
son bir aydır evlilik konusuna son verdim ve düşünmeye başladım.
geldiğim son noktayı en sonda yazacağım ve bana fikir vermenizi isteyeceğim. okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim.
öncelikle neden bunca zamandır bir kız arkadaş edinemediğimi sorgulamam gerekir. konuyu her yönüyle irdeledim. biraz fazla kilom vardı. bir sene içersinde yirmi kilo vererek ilerde bu konunun gündeme gelmesini engelledim. sebep ortadaydı. yakışıklı değildim. tabi ki bir erkeğin bunu kabullenmesi zordu. ama bunu lise yıllarında hemen farkettim. bildiğiniz gibi benim gibi olanlara verilen klişe öğüdü kanıp yüksekokula gittim. aslında söylenenler doğruymuş. üniversitede bir kızla arkadaşlık kurmanız çok yüksek bir ihtimal ama durumu benim gibi olanların orada da şansı yok. ister kız olun ister erkek, karşınızdaki insanın ilk yüzünün güzel olması gerekiyor. bazılarının dediği gibi çene, para ve ortam gibi faktörler ikinci öneme sahip. öyle ki benim çenemin laf edip etmemesini bir önemi yok. ben bir kıza teklif ettiğimde hemen reddedildiğim için ağzım laf yapıyormuş yapmıyormuş bir önemi yok. hatta benim yaşadıklarım bundan daha ağır. maalesef kızlar benim teklif etme niyetimi anladıklarında hemen kaçtılar. evet aynen böyle oluyor. merhaba diyorum. sizinle görüşmek istiyorum. ama kızlar garip bir surat ifadesiyle hızlı hızlı oradan uzaklaşıyorlar. hatta son evlilik niyeti zamanlarımda bile aynı şeyleri yaşadım. bir kızla görüşmek için abisi vasıtasıyla randevulaştık. kızı ben tanıyordum ama o beni hiç görmemişti. neyse ertesi gün ben bekliyorum gelen giden yok. iki saat bekledim. evime gittim. ertesi gün abisi aradı. kız gelmiş. karşıdan görmüş beni. yanıma bile gelmeden evine geri dönmüş. bunun gibi bir kaç olay daha hepsini yazacak değilim. beğendim bunca kızın hepsinin hatalı olamayacağı için ve iğneyi ilk kendime batırmak için artık tamamen kabullendim. zaten kızlara hak verdim. kimse beğenmedi biri ile bir ömür geçirmek istemez. yakışıklı değilim. zaten çektirdiğim fotoğrafları analiz ettim. durum vahim.
vardığım sonuç şu.
karşı cinsle arkadaşlık bu dünyanın temel taşı. bunun için gözlerin beğenmesi şart.
peki tanrı beni çirkin yaratmakla ne yapmak istiyor. dindarlara göre bu da bir testmiş. tanrı kimini yakışıklılıkla kimini de çirkinlikle test ediyormuş. zenginlik ve fakirlik döngüsünü bu konuya uyarlayıp önüme sunuyorlar. bir de tanrının gözünde herkes ve herşey güzeldir diyorlar.
hadi bu işlere 15-16 yaşlarında başlanıldığını kabul edelim. yakışıklı olmadığım için ömrümün yarısını yanlız geçirdim. e gençlik otuzuna kadar yaşanıyor. benim bu arada giden yıllarım ne olacak. kalbim tamamen kırık. ben kalan otuz yılda bunu nasıl düzelteceğim. ha 33 yaşında evlensem bunca yaşanmamazlık içinde nasıl mutlu olacağım. nasıl mutlu edeceğim.
benimle yaşıt bir arkadaşım var. tanrı maşallah ona her türlü nimeti vermiş. renkli gözler. esmer ten. güzel bir suret. sağlam saçlar. konuşuyoruz. ben dedi dün akşam bir kız ayarladım. annem bi tane bulmuş ona da bakacağım. arkadaşlarda yarın başka bir kızla tanıştıracaklar diyor. zaten eski sevgilisi beğenmemiş bırakmış. elini sallasa ellisi.
şimdi kardeş; bu çocuk iyi bi insan. tamam benim gibi dinle fazla işi yok ama bize vaat edilen ne? günahlarını çekip cennete girmek. görünen o ki bu çocuk biraz bedel ödeyip cennete girme ihtimali yüksek. hadi beni de aldı tanrı oraya.
peki dostum, onun bu dünyada yaşadıkları yanına kar kalacak. hem dünyada mutlu hem de diğer dünyada. ben ise kalbim kırık geçirilmiş bir hayatla ne yapayım cenneti. garantisi bile yok. adaletsizlik değil mu?
bir insana kötüyle imtihan etmek nasıl bir mantıkdır. ha ben de yakışıklı olurdum. tanrı beni, bakalım uçkuruna sahip çıkacak mı diye test ederdi. biraz anlardım bunu. ama hiç bir güzellik vermediği kulundan ne bekliyor anlayamıyorum. bonus mu verecek bana?
geldiğim nokta şu.
a) tanrıyı inkar edeyim mi? çünkü beni mutsuz eden bir varlığa inanmayı ve ibadet etmeyi kabullenemiyorum. başıma gelenleri dünyanın bir düzeni kabul edip kafaya takmamak rahatlacı geliyor. sadece güçlü olanların ayakta kaldığı vahşi bir doğanın varlığı en azından elimden bir şey gelmeyeceğini gösterir bana.
b) üzerine gidip evet bu adaletsiz dünyayı kuran tanrının varlığını kabullenip onunla fikirsel mücadele etmek. yani kurduğu bu hatalı sistem ile uğraşmak. tanrıyla kapışmak istiyorum. en azından neden beni bu kadar üzdüğünü bilmek isterdim. hep iyi insan olmaya çalıştım. oldum demiyorum. hep "efendi çocuk" dediler bana. gamzelerim var. güler yüzlüyüm ama içimde bir deccal filiz verdi.
not:
* bu mesaj ben yakışıklımıyım değilmiyim diye açılmış değildir. lütfen bana klasik cümlelerle gelmeyin. öyle bir şey yazın ki ben böyle hiç düşünmemiştim diyebiliyim. bu yazıyı yazarken her ayrıntıyı düşünüdüm. iler ki mesajlarımda ekler yapacağım.