PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 1 Aralık 1928: Türkiye'de insanlar bir gecede okumaz-yazmaz oldular


G Milat
01-12-2011, 11:59
Harf inkilabi konusundaki dusunceleriniz nelerdir?
Harf inkilabi yapilmasaydi neler degisebilirdi?
Harf inkilabiyla hedeflenen sey neydi?

Asagidaki yazi Marksist.org'un Tarihte Bugun kosesinden alintidir. (http://www.marksist.org/tarihte-bugun/5531-1-aralik-1928-turkiyede-insanlar-bir-gecede-okumaz-yazmaz-oldular- )


Türkiye'de halkın yüz yıllardan bu yana kullandığı Arap alfabesi, "kargacık burgacık" olduğu ve Türkçe yazım kurallarına uymadığı gerekçesiyle kaldırıldı ve yerine Latin alfabesi kabul edildi. Devrim olarak adlandırılan bu uygulama hem batılı devletlere modern bir görünüm sergilemek, hem de halkın geçmişiyle olan bağlarını bir hamlede koparıp atmak amacını güdüyordu.

Arap harflerinin Türkçenin yapısına uygun olmadığı düşüncesi, 1860'lı yıllardan, yani kapitalizmin Osmanlı İmparatorluğu'na giderek daha fazla girmesinden ve batılı devletlerle olan kapitalist ilişkilerin güçlenmesinden sonra ortaya çıkmaya başlamıştı.


O dönemlerde Feth Ali Ahundzade, Münif Paşa gibi isimler Arap alfabesinin Latin alfabesine benzer şekilde ayrık yazılmasını öngören birtakım düzenleme önerileri getirmişlerdi. Şemsettin Sami Bey tarafından geliştirilen Latin ve Yunan temelli Arnavut alfabesi ilgi görmüş; Arnavutların 1908'de tümüyle Latin alfabesine geçmelerinden sonra İstanbul'da da yeni bir alfabe faaliyetleri hızlanmıştı.


Enver Paşa bu konuda çalışmalarda bulunmuş; Enveriyye ismiyle hazırlattı ve ayrık harf esasına dayanan yeni bir alfabenin orduda kullanılmasını bir süre zorunlu kılmış; ancak bu yazıyla verilen emirlerin anlaşılamaması ve çeşitli felaketlere sebep olması yüzünden kullanımından vazgeçilmişti.


1923 yılında batılı kapitalist devletlerle anlaşarak cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal ve ekibi, batılı devletlerin güvenini tam olarak kazanabilmek için "modernleşme" adı altında radikal bir karar atarak Latin alfabesini kabul ettiler ve süratle uygulamaya koydular.
Mustafa Kemal, Ağustos 1928'de Latin esasına dayanan yeni alfabenin hazırlanması emrini verdi. Kendisine geçiş dönemi için 5 ila 15 yıllık bir süreyi tavsiye edenlere, "3-5 ayda olur ya da hiç olmaz" karşılığını verdi. 1 Kasım 1928'de Harf Kanunu kabul edildi. Kanunun 4. Maddesi, kanunun yayın tarihinden iki hafta sonra başlamak üzere eski yazıyla her türlü gazete ve mecmua yayınını yasaklıyordu. 5. Madde, ertesi yıl itibarıyla eski yazıyla kitap basılmasını suç haline getiriyordu. 9 Madde ise en radikal olanıydı; bütün okulların Türkçe eğitiminde Latin harflerinin kullanılmasını zorunlu kılıyor, derslerde eski harfli kitap kullanılmasını yasaklıyordu.


1 Aralık 1928'de Latin harflerinin kullanımı zorunluluğu başladı. Bu zorunluluk Türkiye'de deprem etkisi yarattı; çünkü Latin alfabesini bilen bir avuç seçkin aydın hariç herkes bir anda okuyamaz ve yazamaz durumuna düşmüştü. Bunun üzerine Kemalistler hızlı bir okuma yazma seferberliği başlattılar ve 16-45 yaş arası bütün vatandaşların okuma yazma kurslarına katılmasını zorunlu kıldılar. Elbette bu sadece göstermelik bir düzenlemeydi; ülkenin genelinde ders verebilecek sayıda öğretmen mevcut değildi; açılan sözde geçici kurslar sadece lafta kalmıştı.
Latin harflerinin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte, Türkiye yayıncılığı ağır bir darbe almıştı. Gayet yüksek tiraja sahip olan gazete ve dergiler bir anda satamamaya başlamış ve maddi sıkıntıya düşmüşlerdi. Kemalistler bu durumu değerlendirerek muhalif basını susturmak için yayıncılık koşullarını daha da ağırlaştırmış, böylece devletin resmi yayın organları dışında her türlü yayını fiilen ortadan kaldırmışlardı.
Eski yazının her türlü kullanımı şiddetle yasaklanmış ve bu emre uymayı reddeden insanlar ağır cezalara çarptırılmışlardı. Daha da önemlisi, eski yazıyla yazılmış olan orijinal Osmanlıca metinlere uylaşmak neredeyse imkânsız olmuş, Kemalistler eski yazıyla yazıldıkları ve işe yaramaz oldukları gerekçesiyle paha biçilmez Osmanlı arşivlerini hurda kâğıt olarak Bulgaristan'a satmışlardı. Bunu yaparken aslında temsilcisi oldukları İttihatçılık geleneğinin işlediği başta soykırım olmak müzere çeşitli suçların belgelerini ortadan kaldırmayı amaçlıyorlardı.
Arap alfabesiyle Kuran basımı ve okunması da yasak kapsamında olduğu için Kemalistler köy köy dolaşarak Arapça Kuran okuyanları tutuklamış ve ağır cezalara çarptırmış, böylece potansiyel muhalif olabilecek bu kişileri de kılıfına uydurarak kendileri için etkisiz hale getirmişlerdi.
Halen Arap alfabesiyle yazılmış Osmanlı arşivlerinin büyük kısmı araştırmacıların kullanımına kapalı. Ancak çok az sayıda özenle seçilmiş, İttihatçıları ve Kemalistleri vatan kurtaran kahraman gibi göstermeye çalışan belgeler Latin harflerine aktarılarak araştırmacılara açılmıştır. Ancak Ermeni soykırımı gerçeğini ortaya koyan Osmanlı belgeleri, yazışmaları, Emval-İ Metruka İdaresi kayıtları, Osmanlı tapu kayıtları halen yeni yazıya aktarılmamıştır ve araştırmacılara tümüyle kapalıdır. Kemalistler bu sayede temsil ettikleri geleneğin suçlarının üzerini örtmeyi kısmen de olsa hâlâ başarmaktadırlar. Harf devrimi denilen hadisenin özünde de bu amaç yatmaktadır.

G Milat
01-12-2011, 12:22
Mesela makaledeki elestiri mantigi oldukca yersiz seylere dayaniyor gibi.. Harf inkilabini elestirebilirsiniz ve oldukca tutarli sonuclar da elde edebilirsiniz; fakat su paragrafta neredeyse komik duruma dusecek kadar "nereden ne bulsam da insan fiseklesem" mantigi on plana cikmis.

Bakin :

"Arap alfabesiyle Kuran basımı ve okunması da yasak kapsamında olduğu için Kemalistler köy köy dolaşarak Arapça Kuran okuyanları tutuklamış ve ağır cezalara çarptırmış, böylece potansiyel muhalif olabilecek bu kişileri de kılıfına uydurarak kendileri için etkisiz hale getirmişlerdi."

Kuran okunamamasini one surerek Kemalizme karsi durduklarini sananlar, dincileri yanlarina cekmeye mi calisiyorlar?

Harf inkilabiyla ilgili yazilabilinecek/elestirilebilinecek onca sey varken, boyle yalap sap yazilmis bir elestiri, acikcasi takip ettigim bu siteyle ilgili beni hayal kirikligina ugratti.

Sizlerin de konuyla ilgili dusuncelerini merak ettim...

Astur
01-12-2011, 12:38
Eleştirin makul G_Milat. Başlık yazısındaki makaledeki tarz görüşleri bildiğim kadarıyla ortaya koyan ilk insan Sevan Nişanyan'dı, Yanlış Cumhuriyet'teki ilgili kısma bakabilirsin.

http://www.nisanyan.com/?s=soru-20

Yeni baskıdaki ilgili yazı daha kapsamlıydı sanırım ama bu da başlıkta paylaşılandan daha objektif gibi.

AlbatrosS
01-12-2011, 12:51
Harf inkilabi konusundaki dusunceleriniz nelerdir?
Harf inkilabi yapilmasaydi neler degisebilirdi?
Harf inkilabiyla hedeflenen sey neydi?


İnkılabın bu derece katı uygulanması bir tür hafıza-mühendislik çalışması olduğu hissini güçlendiriyor ve sonuçları itibariyle eski yazıyı okuyabilen pek az kişi vardır.

Geçenler başıma gelen bir olaydan bahsedeyim :

Adliyede çalışan bir yakınımdan aldığım bir telefonla okunması gereken birkaç eski tapu kaydı olduğu ve benim bunları okuyup okuyamıyacağım soruldu.

Akademide bu işin 4 dönem eğitimini(osmanlıca dersleri) alan biri olarak benim dahi o belgeyi ''eksiksiz'' okumam mümkün değildi.

Açıkçası hukuki bir mevzuat olduğu için hata riskini de göze alamadım ve cevabım red oldu.

Tabi, tapu müdürünün benimle konuşurken takındığı ''gereksiz tavır'' epey can sıkıcıydı. Ancak adam haklıydı. Tapu arşivlerini ''doç'' ünvanlı birçok uzman dahi eksiksiz biçimde okuyamamıştı.

Neticede eski belge ve kayıtları okumak için hem önemli derece Arapça-Farsça bilgisi hem de ciddi derecede eski yazı bilgisi gerekiyordu.

İşte harf inkılabının yarattığı en önemli eksiklik budur zannımca.

Japonya çift alfabeli bazı ülkeleri düşündüğümde inkılabın ne derece ''elzem'' olduğu konusunda şüphelerim var. Neticede Latin alfabesi illa ki öğrenilmeliydi; ancak, eski yazı eğitimi de sürmeliydi.

İnkılab yapılmasaydı yabancı dilleri öğrenmek ve okumak konusunda biraz zorluklar çıkabilirdi; ancak, çift alfabeli eğitim modeli yoluyla bu zaman içinde rahatlıkla aşılabilirdi.

Şöyle bir örnek verelim:

Bugün birçok üniversite mezunu divan edebiyatının en sade şairlerinden Füzuli'nin dilini dahi anlamakta zorlanabiliyor.

Sangre
01-12-2011, 13:35
"Arap alfabesiyle Kuran basımı ve okunması da yasak kapsamında olduğu için Kemalistler köy köy dolaşarak Arapça Kuran okuyanları tutuklamış ve ağır cezalara çarptırmış, böylece potansiyel muhalif olabilecek bu kişileri de kılıfına uydurarak kendileri için etkisiz hale getirmişlerdi."

Kuran okunamamasini one surerek Kemalizme karsi durduklarini sananlar, dincileri yanlarina cekmeye mi calisiyorlar?

Harf inkilabiyla ilgili yazilabilinecek/elestirilebilinecek onca sey varken, boyle yalap sap yazilmis bir elestiri, acikcasi takip ettigim bu siteyle ilgili beni hayal kirikligina ugratti.

Sizlerin de konuyla ilgili dusuncelerini merak ettim...

Ben şahsen bu eleştiride her hangi bir yanlışlık, abartı vs. görmüyorum.

Kemalist rejimin hedef olarak seçtiği ve potansiyel sindirilmesi, yok edilmesi gereken kesim olarak gördüğü insanlardan en önemlisi, ilk hedef tahtası zaten dinci/dindarlardır.

Harf devriminin Türkleştirme, Batılılaşma, modernleşme gibi hedefleri lduğu kadar, aynı zamanda osmanlı ve doğudan kopma, İslam'dan arınma gibi hedefleri de olduğu aşikar.

Arap alfabesiyle Kuran yazım ve basımının yasaklanması, kuşkusuz din ve vicdan özgürlüğüne karşı bir harekettir.. Bu insanların tutuklanması, cezalandırılması gibi uygulamalar da devletin antidemokratik uygulamalarından biridir.

Yani bu konuyu dile getirirken, aynı zamanda bu hukuksuzlukların da dile getirilmesini doğru buluyorum.. Marksist.org sitesini takip eden biri olarak, dindar kesime yaranmak için her hangi bir yazının yayınlandığını şu ana kadar görmedim.