PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ali Emre Bukağılı: Din Düşmanlarına Nefes Aldırmayan Duyarlı Bir Vatandaşın Portresi


murted
05-12-2011, 16:50
Ben çok konuşmayacağım bu başlıkta, alıntılar konuşacak. Herkesin gerekli dersi alması dileğiyle.

http://ifadeozgurlugu.org/docs/20110131122527_yeni_akit_21_kasim_2010.jpg

Uludağ Sözlük: (http://www.uludagsozluk.com/k/ali-emre-bukağılı/)

dine ve mukaddesata saldırı yapan her türlü kitap, siteye dava açarak, bu konudaki mücadeleyi kendine görev edinmiş, vicdan sahibi bir vatan evladı, inşaat mühendisi. inci sözlüğe dava açmış bulunmaktadır kendisi.
(meticulous, 01.12.2010 20:41)

ifade ve düşünce özgürlüğünün hiçe sayıldığı günümüzde en güzel (!) örnektir kendileri.önce nedim gürsel'in allah'ın kızları adli kitabi hakkinda dava açmış haklı olarak kaybetmiştir. sonra richard dawkins'in tanrı yanılgısı adli kitabini turkceye ceviren kuzey yayıncılık'i halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu isledikleri iddiasiyla mahkemeye vermiş ve yine mahkemeyi kaybetmiştir. kitap yasaklatmayı kendine görev edinmiş, özgürlük engelidir kendileri.
harun yahya'da kendilerini çok sever izleyin : http://turktube.tv/tv/vid...-Oktar-anlat%C4%B1yor-wmv
(Drygt, 18.04.2011 18:55)

İtü Sözlük: (http://www.itusozluk.com/goster.php/ali+emre+buka%F0%FDl%FD)

god delusion adlı kitapdan davacı olan yüksek inşaat mühendisi.
"tüm dinlere ve allah'a karşı yapılan hakaretler cezalandırılmalıdır. kitabın toplatılmasını ve satışının yasaklanmasını istiyorum"
(chixculub, 28.03.2008 21:00)

ismini kullanamadığımız bi gereksizin kankası.
en son allah'ın kızları kitabı hakkında dava açmıştı. dava sonuçlanmış, göt olmuş kendisi. iyi olmuş diyor bizim apartmandakiler.
ayrıca kendisi süper bi din savunucusudur, cihada çıkacak varsa mutlaka yanına alsın.
(onurene, 25.06.2009 21:53 ~ 21:54)

2008'de ekşisözlükteki 50 başlık için 216. madde kapsamında hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. soruşturma genişlenmiş ve ekşi sözlük ün 35 yazarına muhammed soruşturması açılmıştır.
(dag atesi, 27.06.2011 14:57 ~ 14:57)

nedim gürsel'in allah'ın kızları romanı, richard dawkins'in tanrı yanılgısı, burak özdemir'in peygamber çocuklar ve tanrı'nın doğum günü, metis yayınlarının ajanda 2010 illallah'ına, dava açmış isim.
(karamuratbenim, 02.12.2011 13:34 ~ 13:37)

Ekşi Sözlük:
(http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ali+emre+buka%C4%9F%C4%B1l%C4%B1)

richard dawkins'in tanrı yanılgısı adli kitabini turkceye ceviren kuzey yayıncılık'i halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu isledikleri iddiasiyla mahkemeye veren ve mahkemeyi kaybeden insaat muhendisi kisi.
kendisinin daha önce nedim gürsel'in allah'ın kızları adli kitabi hakkinda da mahkemeye basvurmuslugu vardir. tahmin edebileceginiz gibi bu davayi da kaybetmistir.
(dreamania, 11.04.2010 16:27 ~ 22.08.2011 21:10)

ekşi sözlük'ün savcılığa yazar bilgilerini vermesi olayının davacısı. gazetelere adnan oktar diye yansımıştı ama öyle değilmiş.
bkz: http://bit.ly/jxlu0d

(servicio, 27.06.2011 10:46)

adamlar tezgahi kurmuslar, hukuk sistemindeki acigi bulmuslar. amac: dava kazanmak degil, adam korkutmak. dine, imana aykiri laf etme konusunda korku yaratmak. diyor ki: "nitekim bugün artik böyle yazilar yazilamaz olmustur". mekanizma acik, sayfasini da verdik, bu sayfadan ihbari yapiyorsunuz, adamlar tepenize cikiyorlar. siz ssg'ye kizmaya devam ededurun.
(bir takim dis mihraklar, 27.06.2011 22:05)

en son numarası burroughs ve palahniuk kitapları hakkında dava açılması ihbarıdır.
sabit fikir mecmuasına şöyle konuşmuş:
kitapların yargı önüne çıkması sürecini başlatan "muhbir vatandaş"
emre bukağılı ile yapılan söyleşide de çarpıcı ifadeler yer alıyor.
"sizi rahatsız eden bir metnin, raflarda durmasının nasıl bir
sakıncası var" sorusuna bukağılı, şu yanıtı veriyor:

"benim rahatsız olduğum bir kitabın bir başkasının ihtiyacı olması mümkün değil. çünkü burada söz konusu olan hakaret edilmesi, küfür edilmesi, bir inanç ve düşüncenin aşağılanmaya çalışılması... böyle bir tavır hangi görüşten olursa olsun kabul edilemez."

bukağılı, gündemdeki palahniuk ve burroughs davaları hakkında ise
"cinselliği allah bir nimet olarak yaratmış, bu nimeti istismar edip sapkınlığa yönelmek, daha da kötüsü bu sapkınlığı yayın organlarıyla yaymaya çalışmak çok yanlış" görüşünü dile getiriyor.
(ahmetfirat, 06.07.2011 11:47)

"dosyanın beni vuran ikinci parçası da türkiye’nin en kıdemli ‘hassas vatandaşı’ inşaat mühendisi emre bukağılı’yla söyleşi. o da elif bereketli’nin. “insan eserleri içinde en etkilendiğim yazar kesin ve net olarak harun yahya. çünkü bol delil kullanıyor, üslubu çok samimi, eserlerinde özlü, delile dayalı bir anlatım mevcut” diyen bukağılı, nedim gürsel’in ‘allah’ın kızları’, burak özdemir’in ‘peygamber çocuklar ve tanrı’nın doğum günü’ gibi kitaplar dışında, metis’in ‘illallah’ temalı ajandası hakkında duyarlı bir vatandaş olarak şikâyette bulunan kişi.
son büyük ekşi sözlük soruşturması da onun şikayetiyle başladı. hemen bağlamayı yapayım, üç yıl önce halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama gerekçesiyle, richard dawkins’in ‘tanrı yanılgısı’ adlı kitabının çevirmeni ve yayınevi sahibi erol karaaslan hakkında dava açan da aynı şahıs. kafası çok net: “ifade özgürlüğü elbette olacak ki, tüm fikirler ortaya konsun ve insan özgür, hür iradesiyle değerlendirme yapsın” diyor. ama “benim rahatsız olduğum bir kitabın başkasının ihtiyacı olması mümkün değil” demeyi de ihmal etmiyor."
(comptrol, 13.07.2011 11:39)

gerçekten baruter'e de dava açan kişi buysa dünyanın en gereksiz, en boş insanı olabilir. hayır bakkal olsa aylaklıktan ne yapacağını şaşırırdı. yalnız aynı hell yeah gibi adnan hoca tarikatını seçmesini takdir ettim, işi biliyormuş kurnaz;

(gaspet, 30.09.2011 00:04)

metis yayınları'nın 2010 yılında yayımladığı illallah başlıklı ajanda hakkında “dini değerleri alenen aşağılama suçu” iddiasıyla dava açan şahıstır. söz konusu ajanda yayımlanırken, sunuş yazısında "bizler inanma hakkına saygı duyuyoruz. ama biraz daha derin bir saygıyı inanmama hakkına duyuyoruz” gibi bir ibarenin bulunmasına, hatta ajandanın içinde bulunan yazıların tamamen alıntı olmasına karşın; inanç özgürlüğünün ne olduğunu idrak edememiş kişilerin varlığının kanıtı olan insandır.

(nato kafa nato mermer, 05.12.2011 13:21 ~ 13:22)

Sol Haber Portalından, Kimdir? (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/illallah-ettiren-dava-haberi-48945)

Ali Emre Bukağlı kimdir?
Ajandayla ilgili dava açan Ali Emre Bukağlı daha önce Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı adli kitabını Türkçeye çeviren Kuzey Yayıncılık, Penguen dergisinden Bahadır Baruter, Nedim Gürsel’in Allah’ın Kızları kitabı, ateizm.org sitesi ve sosyal paylaşım siteleriyle ilgili açtığı davalardan tanınıyor. Yeni Akit gazetesinde röportajı yayınlanan Bukağlı gazete tarafından "İslam düşmanlarına rahat nefes aldırmıyor" denilerek tanıtılıyor.

***

İlgili vatandaştan bahsetmemin nedeni elbette kendisinin bahsedilmeye değer biri olduğu anlamına gelmiyor. Ancak konu olduğu olaylara bakınca, görüyoruz ki bir kısım çevreler davadan olumlu bir sonuç elde edemeyeceklerini kestirebildiklerinde dahi dava açarak, kitleleri tahrik ederek, bire bin katıp yaygaralar kopararak inanç ve fikir özgürlüğünü kısıtlamaya çalışıyor.

Davalardan bir şey çıkmaması o kadar da önemli değil. Yaratılan hava hemen hepimizde bir tedirginliğe neden oluyor ve esasında yapmak istedikleri şey de bu. Arka arkaya açılan davalar sadece davalılara değil beğenmedikleri her türlü görüşü savunanlara yönelik bir mesaj içeriyor: Ayağınızı denk alın, yargı nasılsa bizden. Bugün bir şey çıkmaz, yarın da çıkmaz, ama sonraki gün ne olacağını Allah bilir.

İleri demokrasinin bir ayağı da bu olsa gerek...

vartor
05-12-2011, 17:52
Buram buram demokrasi, fikir ve soz hurriyeti kokuyor; sitemizi de engellemeye calisan bu ahlak duskunu ahlaksiz olmali.

murted
06-12-2011, 01:28
Aklıma gelmişken söyleyeyim, Ateistforum'a dava açan savcı bugün Hsyk'da. Bunları söyleyince darbe şakçakçışı oluyoruz.

Karşınızda AKP’nin HSYK’sı! (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/karsinizda-akp-nin-hsyk-si-haberi-34655)


Bakanlık tarafından desteklenen isimler arasında yer alan Üsküdar Cumhuriyet Savcısı Celal Avar’ın adı ise İslam dinine ve peygamberine hakaret ettiği gerekçesiyle bir ateistforuma açılan dava ile duyulmuştu. Avar, söz konusu siteyi ve site yöneticilerini araştırmış, ayrıntılı bir iddianame hazırlamıştı. Sitedeki ifadelerin kışkırtıcılığına dikkat çeken Avar, ifade özgürlüğü sınırlarını aştıkları gerekçesiyle, site yöneticilerinin dini değerleri aşağılama suçundan cezalandırılmasını talep etmişti.

Konu burada anlatıldığından biraz daha farklı, işin içinde tamamen keyfi ve sindirmeye yönelik daha başka hukuksuzluklar var.

istatistik
06-12-2011, 01:45
Haberleri biraz inceleyince hukuğun da sadece islamı korumaya yönelik kullanıldığını görüyoruz.

Benzer mantık ile bir ateist her gün kendisine küfür edilen gazete, radyo ya da televizyonlardan birinden şikayetçi olsa acaba savcı dava açılmasını gerek görür mü?

Murted de çok güzel değinmiş. Oluşturulan yeni yargı sistemi ile Sivas ve benzeri örneklerde de gördüğümüz hoşgörüsüzlük ve kan arzusu, artık yasa dışı yollar kullanılarak değil, son model yasalar kullanılarak tatmin edilmekte.

kharon
06-12-2011, 03:53
davalardan sonuç aldığını ya da alacağını düşünmüyorum,müslümanları cihada çağırıyorlar, örnek müslüman gösterilmiş, böyle yapın diyolar, davalar birikir ileride bir çaresine bakarlar artık, 765 sayılı tck'nın 175. maddesini yeni tck'ya mı eklerler, kendi kanunlarınımı yazarlar bilinmez...

mevcut tck 216/3 de ''kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde'' ceza alır ifadesi var, ortada somut bişeyler olması lazım, ben hakim olsam bu tür davalara uygun bir hukuk dili ile anayasanın ve aihm'in ifade özgürlüğü maddelerine dayanarak .... çekerdim.

saygılar

kharon
31-12-2011, 18:01
Son günlerde forumda çok konuşulan şu 216. madde ile ilgili iki alıntı yapalım ve notayı koyalım, iki başlıkta daha tartışılıyor konu ama burası daha uygun görünüyor.


Madde 216 - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu da maddenin gerekçesi :

MADDE 216.– Birinci fıkrada tanımlanan “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu, hukuk devleti olma standardı yüksek olan birçok ülkenin Ceza Kanunlarında yer almaktadır. Hiçbir devlet, vatandaşları arasında, muayyen özelliklere sahip bir kesiminin diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, öç almayı gerektirecek şiddetli nefrete yönlendirilmesine seyirci kalamaz.
Öte yandan çağdaş dünyada, gelişmenin temel dinamiği olarak düşün*ceyi açıklama ve yayma hürriyeti kabul edilmektedir. Bu bağlamda; kişilerin düşündüklerini hür bir ortamda söyleyebilmeleri, demokratik toplumun var*lığı için zaruri sayılan unsurlardandır. Söz konusu suç tanımı, bu düşünceler dikkate alınarak yapılmıştır.

Suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür ta*vırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kap*samda salt yüz çevirme, soyut bir ret veya saygısızlık ifade eden bir davra*nışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakı*mından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.

Kin, “öç almayı gerektirecek şiddetli düşmanlık hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hâl”; düşmanlık ise, “husumet beslenen konuya karşı düşünerek, tasarlayarak zarar vermeye, onu mağlup etmeye yönelmiş kin duygusu” olarak da tanımlanabilir. Şu hâlde kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hâl” olarak açıklanabilir.

Fıkra metninde; fiilin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde yapılması arandığı için, suç; soyut tehlike suçu olmaktan çıkarılmış, somut tehlike suçu hâline getirilmiştir. Bu suretle, çağdaş hukuktaki soyut tehlike suçlarını azaltma yönündeki eğilim dikkate alınmış, temel hak ve hürriyetle*rin kullanım alanı genişletilmiştir. Bu düzenleme sayesinde "kin ve düşman*lık" ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece "şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahrikler" madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
Söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehli*kesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini belirlerken fai*lin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açı*sından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işlene*ceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir. İfade özgürlüğü ile bu tip tehlike suçları arasında “açık ve mevcut tehlike” kriterinin var olması gerekir. Buna göre, yapılan konuşma veya öne sürülen düşünceler toplum açısından açık ve mevcut bir tehlike oluşturduğu takdirde yasaklanabilmekte, keza böyle bir tehlikenin varlığı somut olarak, açıkça tespit edilmedikçe söz konusu suçtan dolayı cezalandırma yoluna gidilemez.

Maddenin ikinci fıkrasında halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsi*yet veya bölge bakımından farklı bir kesiminin alenen aşağılanması suç sayıl*mıştır. Suçun oluşması için fıkrada belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerekir. Bu fıkrada, kamu barışını korumak amacıyla halk kesimle*rinin alenen aşağılanması, suç olarak tanımlanmıştır.

Maddenin üçüncü fıkrasında bir halk kesiminin benimsediği dinî de*ğerlerin alenen aşağılanması, suç hâline getirilmiştir. Fiilin cezalandırılabil*mesi için, “kamu barışını bozmaya elverişli” olması gerekir.


saygılar