PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Siyasetin Leitmotivi Fethullah Gülen-Ayşe Hür


AlbatrosS
11-12-2011, 19:15
Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen (http://www.demokrathaber.net/medya/siyasetin-leitmotivi-fethullah-gulen-h5563.html)



Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen

Bir çeşit McCharty dönemine giriyoruz. Hemen her sabah yeni bir operasyonla uyanıyoruz. İnternette, basında sansür ve oto sansür kol kola gidiyor. Slogan atan, yürüyüş yapan, yumurta atan, saçını kesen, duvara slogan yazan, elinde kırık şemsiye taşıyan, evinde sol kitaplar bulunduran gençler; konferans veren aydınlar, haber yapan gazeteciler, kitap yazan yazarlar onlarca yıl hapis cezası talebiyle tutuklanıyor. Karakollarda kötü muamele artıyor. Herkes telefonunun dinlendiğinden kuşkulanıyor. Bu gelişmeleri protesto eden bazı kampanyalarda imzam yoksa bunun nedeni, imza toplayanların neden olduğu iletişim sorunları. Bu yüzden, şiddet içermeyen eylemleri cezalandıran zihniyeti şiddetle protesto ettiğimi peşinen ilan ediyorum.

Bu gelişmeler sürerken Şike Yasası ile yeniden gündeme gelen Fethullah Gülen bu konularda ne düşünüyor diye merak ettim, çünkü ülkenin güvenlik bürokrasisinde Gülen hareketinden gelenler egemen. İnternet araştırmasında şunları gördüm: Fethullah Gülen son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinin başkahramanı Kanuni’nin 46 yıllık saltanatında sadece 1,5 yıl sarayında kalmasına çok üzülmüş. (Gülen’i teselli edecekse söyleyeyim, bu bilgi külliyen yanlış. Kanuni, seferde sekiz yıl sekiz ay, sarayında ise 37 yıl dört ay geçirdi.) Gülen ayrıca Alevilik (daha doğrusu Nusayrilik) ve PKK ile ilgili çok sert açıklamalar yapmış ve bu açıklamalar söz konusu çevrelerde büyük tepki uyandırırken merkez medyada hiç yer bulamamış.

Bunun üzerine, bu hafta Fethullah Gülen’in aile, devlet, millet, Batı, terör, Alevilik, Kürt meselesi gibi konulara dair görüşlerini özetlemeye karar verdim. Bazılarınız niye bu kadar geciktiğimi sorabilir. Belki sol geçmişimden miras “ana çelişki- tali çelişki” saçmalığı yüzünden, belki bir çeşit oto sansürden, belki dinî cemaatleri şeytanlaştıran ulusalcı koroya katılma endişesinden. Ama en çok da konuyu tarihten çok güncele dair gördüğümden. Nitekim bu yazı da bir tarih yazısı olmadı.

Öncelikle şunu belirtmeliyim. Fethullah Gülen’in okumuşlara hitap eden kitaplarındaki görüşleriyle, video konferanslarındaki görüşleri arasında ciddi farklılıklar var. Işık Evleri’nde ne tür konuşmalar yapıldığı ise benim için bir muamma. Ben doğal olarak kitaplar, videolar ve bu konuda yazılmış tezlerden yararlandım. Sonuçta ortaya çıkan yazı, konuya giriş mahiyetinden ileri gitmedi. Demek ki, ilerde konuya tekrar dönmek gerekecek. Gelelim başlıklara:

Din ve ahlak

Fethullah Gülen için ahlâk dinin özü, din de ahlâkın esasıdır. Din hayatın hemen her alanını kuşatır. Dini sadece inançtan ibaret görenler onu bütün benliğiyle kabul edememiş “kültür Müslümanları” sayılır ki bu kişilerin makbul olmadığı açıktır. Ancak, Gülen’in sözünü ettiği din, herhangi bir din değil, İslam dinidir. Fethullah Gülen için İslam dini sadece ahlakın değil aynı zamanda güvenlik, asayiş, kontrol, eğitim, terbiye, disiplin, inanç, güç, vazife, mutluluk gibi kavramların da kaynağıdır ya da onunla ilişkilidir. Gülen’e göre kendisinden önceki dinleri kaldıran ve kıyamete kadar hükmü sürecek olan İslam dini, zamanı ve mekânı aşan derin anlamları ile gelecekte, dünya çapında bir yenileşmenin gerçekleştiricisi olacak; yeryüzünü bütünüyle fethedecek, hatta Müslüman “boş durmayıp” gökyüzünü de fethetmenin yollarını arayacaktır. Dünyayı fethettiğinde de, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada yaşayanlar için Peygamberimizin o muzaffer günleri (Asr-ı Saadet) geri gelecektir.

Aile, cemaat

Elbette bu kendiliğinden olmayacaktır. Dünyayı Asr-ı Saadet’e ancak eğitim götürecektir. Ancak sadece çocuk değildir bu eğitimin nesnesi, tüm ailedir, ailenin genişlemiş hali olan cemaattir, giderek tüm toplumdur.

Fethullah Gülen, anne ve babalardan “gerçek muallimler”e (yani Işık Evleri’ndeki ağabeylere, ablalara) kadar uzanan bir çizgide ve herkesi bağlayacak biçimde bu vazifenin dağılımını yapar. Gülen için bu terbiyecilerin/ mürşidlerin görevi, yuvadan okula, kahveden kışlaya, bütün vatan sathını mektep haline getirip, bütün yurtta bir kültür seferberliği ilân etmek, ferdi (Gülen düşüncesinde “birey” değil “fert” vardır), “habis ur ve mikroplardan” temizleyip, böylelikle talebeyi aşağıdan çekip yukarılara yükseltmek, en ulvi, en yüce huylarla bezeyip müspet istikamette en verimli tohumları atmaktır.

Fethullah Gülen’e göre ailenin genişlemiş hali ama ondan çok daha uhrevi bir yanı olan cemaat fertlerin maddî menfaat, mal mülk sevdası, makam mansıp hırsını dizginlerken, cemaat dışında yaşamak insanı günaha sokar, şerre ve şeytana yaklaştırır.

Ahlaklı ve dayanışmacı bir toplumu inşa etme açısından Gülen’in özel bir önem verdiği millî/ içtimaî terbiye kavramı, İttihatçıların ideologu Ziya Gökalp’in Türk milletinin eğitimi üzerine yazdığı makalelerde önemle üzerinde durduğu millî terbiye kavramına çok benzer.

Kadın

Fethullah Gülen’e göre “Kadın ile erkek arasında mukayeselere girmek (yani feminizm) münasebetsizliktir. Kadın-erkek yaradılış ve dünyadaki misyonları açısından birbirinden farksızdırlar ve bir bütünün birbirine muhtaç iki yüzü gibidirler”. Ancak “Allah kadını başka değil, erkeğe eş olarak yaratmıştır”. “Ahenkli ve dayanıklı bir yuva, istikbal vaat eden bir milletin temel öğesidir.” Gülen’e göre “İslamiyet kadına diğer dinlerden çok farklı ve yüce bir makam vermiştir ve kadının çalışmasında İslami açıdan bir engel yoktur; ancak fiziki ve ruhi özellikleri düşünülünce onun için de insanlık için de en uygun işlev anneliktir ve evin çekip çevrilmesidir”. Buna rağmen Gülen kadının asker de, hekim de olabileceğini kabul eder, “yeter ki işi dinini yaşamasına engel olmasın”. Ancak nedense cemaatin kadın müritlerini ya da erkek müritlerin eşlerini kamusal alanda görmek pek mümkün olmaz ve kadınlar cemaat hiyerarşide en altta yer alır.

Disiplin, otorite ve devlet

Fethullah Gülen eğitimde disipline çok önem verir, disiplini anlatmak için askerî terimler kullanır. Yavuz Sultan Selim, II. Abdülhamid gibi padişahları, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri disiplin örneği olarak takdir eder.

Fethullah Gülen düşüncesinde otoriteye (babadan başlayarak devlete uzanan bir dizgede) saygı, toplumun “nizam” ve “asayişi” açısından gereklidir. Gülen’in devlet yorumlarında açık bir Gazali etkisi görülür. Gülen’e göre devletsizlik kargaşadır, istikrarsızlıktır. O otorite, adaletsiz ve zulmeden bir iktidar olsa bile (hatta sosyalist bir iktidar bile olsa), hiçbir durum asayiş ve nizamın bozulmasından kötü değildir. Gülen’e göre her “fert” (Gülen için “birey” değil “fert” vardır), “devletin ayrılmaz bir parçasıdır” ve onun yaptığı, yapacağı her şey devlet adınadır. Üstelik hangi konu olursa olsun devlete sorulmadan hareket etmek yanlıştır ve devletten mutlaka tasdik alınmalıdır!

Ordu, darbeler ve 28 Şubat

Otorite ve devlet sevgisi yüzünden Fethullah Gülen kişisel yükselişinin miladı olan 12 Eylül 1980 sonrası dönemde, diğer İslâmî hareketlerin tersine, devlet yanında yer almış ve darbeyi destekleyici açıklamalar yapmıştır. Elbette Fethullah Gülen kendisine atfedilen “darbe yanlısı” suçlamasını kabul etmez. Ona göre askerî darbeler “kötüdür” fakat “çok daha kötüye göre o kadar kötü değildir”.

Bu yüzden Gülen, darbeler arasında da bir ayrıma gider. 27 Mayıs 1960 “sol güdümlü bir harekettir”, bu yanıyla kabul edilemez. 12 Mart 1971 müdahalesi de aynı şekle sokulacakken “ihtilale beş kala hadiseye el konulmuş”, “tam bir komünist ülke haline gelinecekken” birilerinin ülkeyi maceraya götürmesine engel olunmuştur. 12 Eylül 1980 darbesi için de “Türkiye bir yerlere çekilmek istenmişti” der ve “askerî müdahaleleri bütün bütün yadırgamak, isabetsizdir demek doğru değildir ama acaba demokrasi içinde askerî güç o dönemde anarşiyi aşamaz, kargaşanın önüne geçemez miydi” diye sorar.

Gülen’e göre 12 Eylül öncesindeki en büyük tehlike Türkiye’nin komünist bir ihtilale doğru gitmesidir. Ona göre Türkiye o günlerde “dünyadaki en dinsiz ülkedir”. Silahlı Kuvvetler bu tehlikeyi önlemiştir. “12 Eylül hareketini gerçekleştiren insanlar da din realitesi karşısında duyarlı davrandılar. Müfredatlara ahlak-din dersi koydular... İmam-hatip liseleri açtılar. Çok önemli de bir iş yaptılar. Din realitesi karşısında duyarlı davrandılar” diyerek 12 Eylül’ün aslında doğru bir analizini yapar.

Nitekim Turgut Özal’ın kendisinden Kenan Evren’e bahsetmesiyle Fethullah Gülen’in yıldızı parlamaya başlar. Gülen okullarından mezun öğrencilerin 1995’te dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı tarafından kabulü, hareketin 1997’de Karadayı’ya ödül vermek istemesine neden olur, ancak Karadayı’nın reddetmesi üzerine ödül Süleyman Demirel’e verilir. Yine de, orduya ve devlete verilen bu yumuşak mesajlar Gülen Hareketi’ni 28 Şubat 1997 müdahalesinden kurtarmaz. Fethullah Gülen, 1999’da izleyicilerine devleti ele geçirmelerini tavsiye eden kasetleri çıktığında ülkeyi terk etmek zorunda kalır ve ABD’ye göç eder. O günden beri de Pensilvanya’da yaşamaktadır.

Fakat bu sürgün bile onun ordu, asker konusundaki düşüncesini değiştirmez ve 2000’li yıllarda verdiği bir video konferansta şöyle der mesela: “Ülkemiz son karakoldur. Askeriye, askerin şahs-ı manevisine hiç laf etmemek, askerin şahs-ı manevisine karşı uygunsuz lafta bulunmamak çok önemlidir. Bizim için önemli olan da şahs-ı manevidir. Şahıslar gelip geçicidir. Bugün onlar olur, arkadan başkaları gelir. Bu askerlerin bulunduğu yerde bir zaman Kanuni Sultan Süleyman vardı, Yavuz Cennetmekân vardı. Serdar-ı Âzam Merzifonlu vardı. Fazıl Ahmet Paşa vardı. Şimdi de başkaları var yani bunların yerinde. Bu bakımdan asker şahs-ı manevi olarak son karakoldur...”

[B]Millet ve Türk milliyetçiliği

Osmanlı İmparatorluğu’nu, İslam tarihi içindeki en parlak bölümlerden biri kabul eden Fethullah Gülen, ilginç biçimde 19. yüzyılda ortaya çıkan modern “millet” kavramını devletten sonraki en önemli kavram olarak görür. “Fatih bir millet olan Türkler, idareleri altındaki çeşitli milletleri Türkleştirmeye çalışmamış, onların din ve âdetlerine saygı göstermiştir” derken İttihatçı-Kemalist Türk milliyetçiliğinin tektipleştirme politikalarından habersiz görünen Gülen için “millet”, aynen Kemalist ideolojide olduğu gibi “sınıfsız”, “zümresiz”, “kaynaşmış” bir toplumdur. Kapitalist toplumun en önemli özelliği olan sınıflar ayrımı, işçi-patron ilişkileri ya da bürokrasideki statü farklılıkları Gülen için önemli olmayan konulardır. Gülen bu alanlardaki çatışmaları, uyuşmazlıkları veya hak gasplarını “kişisel hırslar”, “az ile yetinmeme” gibi insanî zaaflara bağlar.

Fethullah Gülen “millet” kelimesinin önüne “Türk” kelimesini koymaktan çoğu kez kaçınır ama Türk kültürünün köklerinin bulunduğu Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri (onun deyimiyle) “Türkî dünyalar” veya Balkanlar söz konusu olduğunda perhizi bozar. Kana ve ırka dayalı gruplaşmaların millet için tehlikeli ve dış kaynaklı olduğunu söyleyen, ırk meselesinin gelecekte önemsiz olacağına inanan Gülen, yeri geldiğinde “saf kan 10 milyon Türk”, “öz be öz saf Türk” demekten kaçınmaz.

Türk Müslümanlığı

Aynı şey Müslümanlık için de geçerlidir. Gülen’e göre Türklerin Müslümanlığı benimsemesinden sonra zaten “nezih” olan kültürlerini İslam’ın evrensel ilke ve değerleriyle bir üst düzeye çıkarmalarının sonucu ortaya “Türkiye Müslümanlığı” çıkmıştır. En parlak dönemi Osmanlı İmparatorluğu olan Türkiye Müslümanlığı da zenginliğini ve özgünlüğünü Orta Asya’ya borçludur. Türklüğe verdiği özel önem, “Türkçeyi bir dünya dili haline getirmek” amacıyla başlattığı Türkçe Olimpiyatları’ndan ve dünyanın dört bir yanındaki “Türk okulları”ndan sonra iyice belirgin hale gelmiştir.

Kürt Meselesi

Fethullah Gülen’in ağzından Türk kelimesini duyarsınız ama Kürt kelimesini duyamazsınız. Kürt yerine “falan”, “falanlar” veya “bölge insanı”, “oradaki insanlar” der. Gülen Hareketi’ne yakın yayınevlerinin Said-i Nursi’nin kitaplarındaki Kürt, Kürdistan ifadelerini “Bedevi”, “Doğulu”, “Şark”, “Vilayet-i Şarkiye” terimleriyle yer değiştirmesi de pek tanıdıktır.

Kürt Meselesi ile PKK’yı kesin çizgilerle birbirinden ayırdığı anlaşılan Fethullah Gülen, bir yandan “Meselenin üzerine bağırıp çağırarak, yakıp yıkarak ve öldürerek değil, akıl, feraset ve şefkatle gidilmelidir” der, Kürt sorununun çözümünü kilitleyenin “dil meselesi” olduğunu söylerken bir video konferansta da şunları söylemiştir: “O Güneydoğu’daki vatandaşı baştan çıkarmak için NHhErmeni’yi kullanıyor, Süryani’yi kullanıyor, ateisti kullanıyor. Bir zaman komünizm perdesi altında yapıyorlardı. O yıkılınca işleri biraz zorlaştı. Artık Kürt istiklali, hürriyeti, vatanı falan diyorlar şimdi.”

[B]Cumhuriyet, demokrasi

Fethullah Gülen, kendisini cumhuriyet karşıtı diye suçlayanlardan daha fazla cumhuriyetçi olduğunu söyler. Hatta İslamiyet’in ilk yıllarını adı konmamış bir cumhuriyet olarak kabul eder. Gülen’e göre kâinatı yaratan “külli irade” kula seçim yapma hakkını tanımıştır. Dolayısıyla “İslam’ın demokrasi, demokrasinin ise İslam olmadığını” ancak dinle demokrasinin pekâlâ bağdaşabileceğini düşünür. Ama, “Kim olursa olsun insanları oldukları gibi kabullenmek demek, müminle kafiri aynı kefeye koymak demek değildir”.

Mümin ve kâfir derken acaba Müslümanları ve gayrımüslimleri mi yoksa ilahi dinlere inananlarla diğer inanç sistemlerine bağlı olanları mı yoksa bir yaratıcıya inananla inanmayanları mı kastettiğini açıkça söylemez. Ama kesin olan bir şey vardır ki, komünistler ve anarşistler Gülen demokrasisinden nasiplenemeyecektir. (Hatta Gülen’e göre “anarşist çocuğa miras verilmemelidir”.)

Laiklik

Fethullah Gülen, Kemalistlerin Fransız tipi laikliğini eleştirmekle birlikte takipçisi olduğu Said-i Nursi’nin mevcut otoriteyle çatışma yaşamadan makul davranmayı öneren, fakat buna mukabil fertte bir dönüşüm yaratarak, kamusal düzende en alttan başlayacak bir değişimi amaçlayan düşüncesinin izinden gider (kendi ifadesiyle “Risaleler taşkınlıklarını zapt-u rapt altına almıştır”) ve rejime sert eleştiriler yöneltmekten kaçınır. Örneğin 1982 Anayasası’nın değişmez maddelerini (devletin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olması ve diğerlerini) veri olarak kabul ederek laikliği kaldırmaktan değil, mevcut laikçilik anlayışını “iyileştirmekten” söz eder. Örneğin “Başörtüsü bir iman meselesi değildir” der, “Başörtüsü teferruattır, insanların vicdanına bırakılmalıdır” der, “Tesettür emrinin hicretin yedi veya sekizinci yılında, yani Peygamberliğinin yirminci yılında farz olduğunu görürüz” der. Veya Diyanet İşleri’nin Müslümanlığın şeklini belirlediği görüşüne katılmaz.

Alevilik

Fethullah Gülen röportajlarında, kitaplarında ısrarla Türkiye’de Alevi-Sünni kavgası olmadığını söyler ama bir video konferansında şu sözleri de sarfetmekten kaçınmaz: “Arkadan Türkiye’de Kızılbaş meselesi geliyor (...) Anadolu’daki Aleviler, Yörükler bizim Tahtacılar, onlar her zaman bizim kendileriyle anlaşacağımız insanlardır. Fakat esas aslen Nuseyri olan, Ermenilerden, Süryanilerden meydana gelmiş, aslen Nuseyri olan, Tunceli civarındaki Aleviler bu işin arkasında. Bunlar Türkiye’de gaileler açtığı zaman devletinizle ordunuzla bu işin karşısına çıkamazsınız. Ve bunların dinleri yoktur. Nuseyri akidesi vardır. ‘Allah insandır, insan Allah’tır’, ‘Allah insanın içine girmiştir’, ‘Allah insanla itaat etmiştir.’ Bu anlayış hâkimdir. Bu itibarla biz şimdi Güneydoğu’yu verelim dediği zaman bile Sivas’a kadar talepler gelecektir arkadan...”

İslam Dünyası-Batı Dünyası

“İslam Dünyası” diye bir oluşuma inanmayan Fethullah Gülen’e göre Müslümanlar arasında cahillik ve seviyesizlik söz konusudur. Bu yüzden Müslümanlar “dünyanın problemlerini henüz” çözemezler. Ama Gülen’e göre Haçlı Seferleri’nden (11. yüzyıl) beri bizimle uğraşan Batı Dünyası’nın planlarına karşı uyanık olmak gerekir. Çünkü ona göre “Çanakkale de bir Haçlı Seferi’dir ve Körfez’e gelme de bir Haçlı Seferi’dir. Bunların Kıbrıs karşısındaki tutumu da bir Haçlı düşüncesidir. Ve bundan hiç vazgeçmemişlerdir. İçimizde iftiraklar (bölünmeler) meydana getirme de tabii ayrı bir meseledir...”

Ancak Gülen’e göre, Batı’daki pek çok kurumun, kavramın, anlayışın temeli Doğu’da atıldığı için de körü körüne bir Batı düşmanlığı bizi çağın dışına iter. İçinde bulunduğu koşulların da etkisiyle olsa gerek ABD düşmanlığı, Büyük Ortadoğu Projesi veya Medeniyetler Çatışması gibi konularda ılımlı mesajlar vermesine rağmen Gülen için, oruç, namaz, düzenli okuma seansları ve nefsi kontrol çalışmalarının yapıldığı Işık Evleri, okullar, dershaneler hep bu Batılı yaşam şekline direnme yerleridir.

Terör

Fethullah Gülen’e göre hakiki Müslüman’ın terörist; teröre bulaşmış birinin Müslüman kalması mümkün değildir. “Bir buçuk milyarlık Müslüman dünyasının içinden böyle üç beş tane sergerdenin çıkmış olmasını, İslami bünyenin ifrazatı saymak mümkündür...” Bu bağlamda Gülen’in “en çok nefret ettiği insanların başında” El Kaide lideri Bin Ladin gelir. Ona göre Ladin “hissini, hevesini İslami mantık yerine koymuş, canavarlık” yapmaktadır.

Ancak Fethullah Gülen (Lübnan’daki değil Türkiye’deki) Hizbullah’ın işlediği korkunç cinayetleri diğer İslami kesimler gibi görmezden gelmese de bu konuda çok keskin laflar etmekten kaçınır. Gülen için Hizbullah devletin PKK’ya karşı kullanmak üzere kurduğu bir örgüttür ve “Şayet şakiyi şakiye karşı kullanırsanız, ona karşı da başka bir şaki bulmak zorunda kalırsınız”. “Hizbullah’ı Mizbullah, onu da Tizbullah takip eder ve bu mesele sürer gider.” “Bunlar güçlü bir hukuk devleti için ayıptır. Onları çıkaranlar, alet olarak kullananlar ve hem devlet bünyesinde hem de kendi başlarına gaile yapanlar tarih mahkemesinde sorgulanacak ve tarihe birer kara leke olarak geçeceklerdir ve tabii Allah’ın huzurunda bu cürümlerinin hesabını vereceklerdir.”

Ancak konu PKK’ya gelince, Fethullah Gülen meseleyi Allah’a havale etmez, TSK’ya havale eder. Örneğin halen yayında olan bir video konferans kasetinde şöyle dediğini duyarız: “30 senedir, ayıptır yani ardır bu. Dağdaki bir avuç mevcudiyetleri ne kadar onların? Diyorlar ki dağda her zaman 500-600 tane insan var. Haydi, o kadar olmasın, beş bin tane olsun, hayır 50 bin tane olsun. Canım, bir milyona yakın şeyiniz var sizin. Bu kadar da Emniyet teşkilatınız var yani. İstihbaratınız var. Ayrı ayrı birbirinden farklı üç dört tane İstihbarat var Türkiye’de. İsimlerini söylemeyeceğim ben onların. Sonra dünya istihbaratı ile müşterek şeyleriniz oluyor sizin, projeleriniz oluyor. Bunları yerli yerinde tesbit edin, o projeleri. O bir avuç eşkıyanın hakkından gelin. Kuşatın onları, lokalize edin... Allah’ım birliğimizi sağla. Lütfeyle, aramızı telif buyur, bizi ittifaka muvaffak kıl. O hakkı kötektir olan bunlar. Allah’ım onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz (Amin!), evlerine ateş sal (Amin!), feryatlarını figan sar (Amin!), köklerini kes (Amin!), kurut ve işlerini bitir (Amin!).”

Başta da dediğim gibi bu yazı sadece kuşbakışı bir değerlendirme. Benim izlenimim, Fethullah Gülen düşüncesinin yıllardır kıyasıya eleştirdiğim Kemalizm’den tek farkı üstüne bir de dinsel muhafazakârlık eklenmiş olması. Doğrusu bu da öyle küçük bir fark değil. Görünüşte ya da kamuya açıklanan yüzünde Gülen düşüncesi çok kültürcü, hoşgörülü, uzlaşmacı görünüyor ama biraz kazıyınca altından cemaatçi, milliyetçi, dışlayıcı, devletçi, askerci bir yapı çıkıyor. Bugünün boğucu atmosferi muhtemelen bu zihniyet haritası ile ilgili.

Bu düşünceyle yetişmiş kadroların Türkiye’nin kronik sorunlarına çözüm getireceğini beklemek ise tam bir hayal.

Özet Kaynakça:

Doğu Ergil, 100 Soruda Fethullah Gülen ve Hareketi, Timaş Yayınları, 2010;

Laik Devlet ve Fethullah Gülen Hareketi, (Der: M. Hakan Yavuz & John L. Esposito), (Çev: İbrahim Kapaklıkaya), Gelenek Yayınları, İstanbul, 2004;

Medya Aynasında Fethullah Gülen/Kozadan Kelebeğe, (Derleyenler: Mustafa Armağan & Ali Ünal), Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1999,

Eyüp Can, Fethullah Gülen Hocaefendi ile Ufuk Turu, Ad Yayıncılık, 1996;

Mehmet Gündem, Fethullah Gülen’le 11 Gün, Alfa Yayınları, 2005;

Kırık Testi, Bir Damla Ülke Kalmış Zaten, Zaman Kitap, 2003;

Metin Özer, “The Gülen Movement: Perceptions of Democracy, Secularism, Religion and Public Sphere”, Boğaziçi Üniversitesi’nde 2007 yılında kabul edilmiş master tezi;

Yavuz Çobanoğlu, “Fethullah Gülen’de Sosyal Ahlak Tasavvuru” Ege Üniversitesi’nde 2008’de kabul edilmiş doktora tezi.

Video konferanslar için bkz. http://diyarbakirhaber.gen.tr/haber-3229-Fetullah-Gulenden-Sok-Fetva.html;

http://www.dailymotion.com/video/xei7oz_fethullah-gulen-yn-kurt-ve-alevy-du_shortfilms[/url]

Sevgili Ayşe Hür'den enfes bir çalışma. Gülen hareketinin dinamiklerini; çeşitli konulardaki çelişik(?) tutumlarını ve 12 eylülle ilişkilerini de derleyen harükulade bir kaynakça.

Neo-islam'ın yahut neo-ittihatçıların rejimle ve darbelerle neden hesaplaşamıyacağının ipuçlarını veriyor dikkatli okurlara.

vartor
11-12-2011, 20:22
guzel bir calisma, tesekkurler Ayse Hur, tesekkurler albarosS.

spartacus
11-12-2011, 21:11
Güzel değerlendirmeler.... Osmanlıcılığın yani ittihatçılığın yüzeyselde olsa gerçek yüzü, diğer yönüyle de asker zihniyeti ve kutsal devlet, kutsal ordu aidiyetleri deşifre olmuş... Kısaca bir noktaya da gelinmiş, ben otokrasiye, askeri yönetime ve üstelikde fert() devlet içindir yönlü tanımlamalarımla karşı değilim, bu yapılar benden değilse karşı çıkarım, benden ise sonuna kadar, ne yaparlarsa meşrudur noktası da görülmüş.. Asr-ı saadet de aslında, bir zamanlar neyin ne olduğu belli olmadığı, gerçektende dar bir çerçevede ceryan etmiş, kabile içi çerçevede hayli soru işareti barındıran din üzerine yazılan resmi ideoloji masalları ve efsaneleriyle, arzu edilen çehre otokrasi, zemin monarşi ve yapı oligarşidir... Bu çerçevede ordu önemli bir mevzi olarak görülüyor, özünde ne orduya ne de kolluk güçlerine darbe değil de, merkezden yeniden revize etmek amacı var gibi..

murted
11-12-2011, 21:16
Ayşe Hür'ü Kemalizme giydirirken pek bi sevenler, Kuran'ın aslına ve derlenmesine dair yazdıklarından hoşlanmadıkları gibi bundan da hoşlanmayacaklardır.
Bu adamlardan demokrasi beklermiş yapan yandaşara götürdüklerinin ardından afiyet olsun der (Elden daha fazlası gelmiyor.), sahiden bekleyenlere de (kaldıysa öyleleri) Allah'tan akıl fikir dilerim.

istatistik
12-12-2011, 01:55
İyi bir çalışma olmuş.

Kişinin ve hareketinin çelişki gibi görülen ancak asıl niyeti olan düşünceleri deşifre edilmiş.

sargon
12-12-2011, 12:15
Fethullah Gülen hakkinda nesnel degerlendirme yazilari ne yazik ki cok az. Simdiye kadar okudugum bircok yazi asiri subjektif ve carpitilmis bir Kemalist perspektiften cikmis yazilardi ve ben bu yazilarda büyük bir bosluk görüyordum. Tarikatlara ait en objektif calismalardan biri oldugunu düsündügüm Rusen Cakir'in calismasinda bile böyle bir bosluk var. Diger tarikatlar degerlendirilirken islami anlayislarinin politik anlayislarini nasil bicimlendirdigi güzel sekilde ortaya konulurken, Fethullahcilara gelince birden bire o nesnellik ortadan kalkiyor ve uyumsuz oldugunu düsündügüm bir degerlendirme bicimi ortaya cikiyor. Ahmet Sik'in kitabinda ise zaten bu yönde bir arayis hic yoktu. Kitap Fethullah Gülen hareketini aciklamaya calismiyor, tamamen emniyet koridorlarinda geciyordu. Yine gecenlerde Evrensel yayinlarindan cikarilmis bir kitap okudum: Yusuf Akdag adinda bir yazarin "Din, Kapitalizm ve Gülen Cemaati" adli bir calismasi. Tam bir felaketti. Saatlerce emperyalizm, kapitalizm üzerine propaganda metinleri okuduktan sonra üc bes cümlelik Fethullah baglantilari bekledigimin binde birini bile alamayip kitabi birakmama neden oldu. Elimde iki kitap daha var, onlarin daha iyi oldugunu tahmin ediyorum. Okuyunca yazarim zaten.

Ayse Hür'ün calismasi umarim bu eksigi kapatmak üzere iyi bir girisim olur. Fethullah Gülen hareketi, cemaati, inanc bicimleri, Said-i Nursi ekolünün politik hayata dönük vurgusunu güclendiren yanlari, bu cemaati bir arada tutan yapistirici faktörlerin cözümlenmesi, pek sevdigim tanimlamalardan olan "Islamiyetin protestanligi" ve "post-modern islamizm" tanimlamalarinin aciklamalari ciddi bir ihtiyac. Bunu ciddi yapan iki faktör var bence. Birincisi dogal olarak hareketin ciddi bir güce ulasmis olmasi. (Su anda en etkili tarikat/cemaat olmalarina karsin, paranoyak sekilde yapilan ülkeyi istila ettiler, her yeri ele gecirdiler degerlendirmelerine katilmiyorum. Ornek icin 20 yil önceye dönüp Erbakan-Iskenderpasa cemaati iliskisine bakabilirsiniz.), ikincisi ise islami yapilari saglikli degerlendirmemizi engelleyen Kemalist algi bozuklugu ve bu eksenden yapilan yayinlarin bollugu.

Eger Ayse Hür bu yaziyi yazdigi icin Taraf gazetesinden atilirsa, Taraf gazetesinin acik sekilde Fethullahcilarin yönlendirmesinde oldugunu kabul ederim, atilmazsa iddialarin uydurma oldugunun kabul edilmesi gerekir.

Khaos
12-12-2011, 13:27
islam protestanlığını çözümlemek isteyen arkadaşlar özellikle bir kavramı merkeze almalıdırlar.

19. yy sonundan itibaren, -ki halifelik henüz kaldırılmamışken-
islami literatüre ''islam devleti'' kavramının girmeye başladığı görülür.

afgani-abduh çizgisinden tutun da m.akife, said-i nursiye kadar bu yönelimi tespit edebilirsiniz.
bence ''islam devleti'' kavramı tam bir turnusol işlevi görür.

islami devlet; ümmetin devletinden daha çok ulus-devleti çağrıştıran bir şeydir ve islam aleminin kapitalist-burjuva değerlerle ilk flörtüdür aslında.

sargon
12-12-2011, 13:40
Müslüman genclerin aralarindaki catismalar konusunda güzel bir röportaj okudum. Bir süredir gözlemledigim AKP-Cemaat catismasi konusuna da deginilmis. Okunmasini öneririm.


Ezgi Basaran'in röportaji (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1072222&Yazar=EZG%DD&Date=12.12.2011&CategoryID=97)

Khaos sana bu konuda kizginim. Bu alana hakim oldugunu, cok seyler üretebilecegini, bize de cok iyi kazanimlar saglayabilecegini düsünüyordum. Beklentim cok yüksekti yani. Hala da umudum var. Pek bir ise yaramadigini düsündügüm sosyalizm kapismalarini birakip, su konuda kapsamli bir calisma yapsan o kadar hosuma gider ki..

jadi
12-12-2011, 14:07
Bana en komik gelen sey, Fetullahcilardan nefret eden ve seriat getirecek diye korkan gruplar, Ferullah Gulen'i baska neler icin sucluyor?

Patrikhane'nin ekumenlik talebini desteklemesi, Papa ile gorusmesi, musluman olmayanlar da cennete gidebilir demesi, ruhban okunun acilmasi icin destek vermesi, Ermenilere taviz vermesi, Abdullah Ocalan'i siyasi muhatap olarak kabul etmesi....


Fethullah Gulen bunlardan hangisi? Kemalistik bir milliyetci mi, yoksa vatani peskes ceken gizli bir misyoner mi? Cok kafa karistirici

http://diyalogcu.wordpress.com/

murted
12-12-2011, 14:33
Fethullah Gülen hakkinda nesnel degerlendirme yazilari ne yazik ki cok az. Simdiye kadar okudugum bircok yazi asiri subjektif ve carpitilmis bir Kemalist perspektiften cikmis yazilardi ve ben bu yazilarda büyük bir bosluk görüyordum. Tarikatlara ait en objektif calismalardan biri oldugunu düsündügüm Rusen Cakir'in calismasinda bile böyle bir bosluk var. Diger tarikatlar degerlendirilirken islami anlayislarinin politik anlayislarini nasil bicimlendirdigi güzel sekilde ortaya konulurken, Fethullahcilara gelince birden bire o nesnellik ortadan kalkiyor ve uyumsuz oldugunu düsündügüm bir degerlendirme bicimi ortaya cikiyor. Ahmet Sik'in kitabinda ise zaten bu yönde bir arayis hic yoktu. Kitap Fethullah Gülen hareketini aciklamaya calismiyor, tamamen emniyet koridorlarinda geciyordu. Yine gecenlerde Evrensel yayinlarindan cikarilmis bir kitap okudum: Yusuf Akdag adinda bir yazarin "Din, Kapitalizm ve Gülen Cemaati" adli bir calismasi. Tam bir felaketti. Saatlerce emperyalizm, kapitalizm üzerine propaganda metinleri okuduktan sonra üc bes cümlelik Fethullah baglantilari bekledigimin binde birini bile alamayip kitabi birakmama neden oldu. Elimde iki kitap daha var, onlarin daha iyi oldugunu tahmin ediyorum. Okuyunca yazarim zaten.


Katılıyorum. Direk şöyle kötüdür, böyle kötüdür (Elbette çok yerde haklı olabilirler.) diye başlamadan hareketi ve dinamiklerini doğru şekilde ele almayı amaçlayan konu üzerine yazılmış çok fazla şey olduğunu ben de pek sanmıyorum.


Ayse Hür'ün calismasi umarim bu eksigi kapatmak üzere iyi bir girisim olur. Fethullah Gülen hareketi, cemaati, inanc bicimleri, Said-i Nursi ekolünün politik hayata dönük vurgusunu güclendiren yanlari, bu cemaati bir arada tutan yapistirici faktörlerin cözümlenmesi, pek sevdigim tanimlamalardan olan "Islamiyetin protestanligi" ve "post-modern islamizm" tanimlamalarinin aciklamalari ciddi bir ihtiyac. Bunu ciddi yapan iki faktör var bence. Birincisi dogal olarak hareketin ciddi bir güce ulasmis olmasi. (Su anda en etkili tarikat/cemaat olmalarina karsin, paranoyak sekilde yapilan ülkeyi istila ettiler, her yeri ele gecirdiler degerlendirmelerine katilmiyorum. Ornek icin 20 yil önceye dönüp Erbakan-Iskenderpasa cemaati iliskisine bakabilirsiniz.), ikincisi ise islami yapilari saglikli degerlendirmemizi engelleyen Kemalist algi bozuklugu ve bu eksenden yapilan yayinlarin bollugu.


Kadroların ciddi şekilde bunların eline geçtiğini düşünmemize yetecek çok şey olduğunu sanıyorum gene de. Senin de değinmek istediğini sandığım gibi sadece sonuçlar üzerinden gidip işin nasıllığı, niçinliğini, nasıl bu noktaya gelebildiğini konusunda doğru düzgün çözümlemeler yapılmadan hareketi tam manasıyla anlamak mümkün değil.


Eger Ayse Hür bu yaziyi yazdigi icin Taraf gazetesinden atilirsa, Taraf gazetesinin acik sekilde Fethullahcilarin yönlendirmesinde oldugunu kabul ederim, atilmazsa iddialarin uydurma oldugunun kabul edilmesi gerekir.

Ayşe Hür'ün çok tepki çekeceği açık ama nereye kadar varır bu iş, onu zaman gösterecek. Umarım sonu Nişanyan'ınkine benzemez.

sargon
12-12-2011, 15:11
jadi, ben de bu elestirilerin sacmaligindan bahsediyorum. Bunlar anlamayi engelleyen elestiriler. Ornegin Yasar Nuri Oztürk Fethullah Gülen'i dinlerarasi diyalog dolayisiyla elestiriyor, Papa'nin elini öpen bir hain oldugunu yaziyor, hristiyan dünyasinin nasil bir islam düsmani oldugunu anlatiyor. Ozturk CHP milletvekilligi yapmis, Kemalist oldugunu söylüyor, diger taraftan da milliyetcilik/islamcilik karisimi bir Türk-Islam sentezini savunuyor.

Yine bircok yayinda Gülencilerin vatani peskes cektigi vurgulanip, milliyetcilik üzerinden mahkum edilmeye calisilir. Halbuki Gülen cemaati en milliyetci islami akimlardan biridir. Burdaki amac sanirim Gülen cemaatinin kitlesini milliyetcilik üzerinden vurma cabasidir. Yoksa cemaati objektif olarak anlamaya calisan icin bir deger tasimaz. Tersine yanlis bir düsünceye sürükler.

murted, Gülen'in gerek Iskenderpasa cemaatinin gerek Isikcilarin (Fethullacilar fegil, Hüseyin Hilmi Isik'in cemaati yada artik Ihlas holding/Enver Oren) grubunun yaptigi hatalardan ders cikarip ayni noktaya düsmemeye calistigini biliyorum. Ama simdiye kadar Türkiye'de hicbir dinsel cemaat, parti yapilanmalarini asmayi basaramadi. Hem Iskenderpasa hem Isikcilar birer holding grubuna dönüstü ve kitlelerini birarada tutan dinsel güclerini büyük ölcüde kaybettiler. Aleviler de baska bir örnektir. Ben Türkiye'de gelismis bir kapitalist ekonomi oldugunu, bu yüzden dayanismaci yapilarin dayanikliligini kaybettigini düsünüyorum. Ekonomik gelismenin yönü dayanismaci cemaat yapilarindan siyasi parti ve kitle örgütlerine kaymis durumda. Bu yüzden nasil gecmiste, RP'ye tehdit olusturdugu durumda Iskenderpasa eritilebildiyse, AKP'ye tehdit olusturdugu anda Gülen hareketinin de fazla sansi oldugunu sanmiyorum. Cikarlar ayni dogrultuda iken sorun yok, ama catisma oldugunda Gülen kaybeder. Tabii bu düsünce yanlis cikabilir, daha iyi incelemek yada bekleyip görmek lazim.

jadi
12-12-2011, 15:11
Murted, "insallah sonu Nisanyan'a benzemez" diyorsun ama eminim Ayse Hur su an i$ten kovulsa "iste hakli ciktik" diye zil takip gobek atardin . Zaten kac aydir Ayse Hur isten atilacak denip duruyor ama bisey olmadi henuz. Istersen iddaya girelim. Ayse Hur isen kovulmayacak diyorum ben. Nesine?

Bir kitap cikiyor, "bu kitap cok tehlikeli, dokunan yanar, bir suru tutuklama olacak, kitap toplatilacak" seklinde tonlarca spekulasyon yapiyorsunuz. Sonra hicbisey olmuyor falan. Tavsan daga kusmus dagin haberi yok sizin yaptiginiz. Biraz relax olun lutfen gulunc duruma dusuyorsunuz ayrica kredibiliteniz azaliyor.

jadi
12-12-2011, 15:22
jadi, ben de bu elestirilerin sacmaligindan bahsediyorum. Bunlar anlamayi engelleyen elestiriler. Ornegin Yasar Nuri Oztürk Fethullah Gülen'i dinlerarasi diyalog dolayisiyla elestiriyor, Papa'nin elini öpen bir hain oldugunu yaziyor, hristiyan dünyasinin nasil bir islam düsmani oldugunu anlatiyor. Ozturk CHP milletvekilligi yapmis, Kemalist oldugunu söylüyor, diger taraftan da milliyetcilik/islamcilik karisimi bir Türk-Islam sentezini savunuyor.

Yine bircok yayinda Gülencilerin vatani peskes cektigi vurgulanip, milliyetcilik üzerinden mahkum edilmeye calisilir. Halbuki Gülen cemaati en milliyetci islami akimlardan biridir. Burdaki amac sanirim Gülen cemaatinin kitlesini milliyetcilik üzerinden vurma cabasidir. Yoksa cemaati objektif olarak anlamaya calisan icin bir deger tasimaz. Tersine yanlis bir düsünceye sürükler.


Fethullah Gulen'i kotulerken, farkli gruplara farkli argumanlar sunuluyor. Ornegin milliyetci insanlara hitap eden yayin organlarinda " patrikle gorustu, papanin elini optu, ermeniye taviz verdi..." denirken, dini kesimlere "musluman olmayanlar da cennete gidebilir dedi"... laikci olan kesime "butun devlet kurumlarinda kadrolasti, devleti dinciler ele gecirdi" denirken, hem dine hem milliyetcilige karsi olan gruplara ise iste yukarida Ayse Hur'un yazisindaki gorusleri aksettiriliyor.

Gulen cemaatinin en milliyetci islami akim olduguna inanmiyorum. Turk islam milliyetciligi hususunda chp ve mhp'nin eline su bile dokemezler. Devlet icerisinde kadrolasmadan sikayet ediliyor ama ben bunun kemalist kadrolardan daha olumsuz sonuc verecegini de dusunmuyorum.

Bu cemaat Turkiye icerisinde bazi kesimler icin cinnet kaynagi haline gelmis durumda. Bu kadar buyutmemek gerek yok aslinda. Daha dogrusu nasil anlatsam bilemiyorum ama ortada kesin olan hicbisey yokken bu derece kin, nefret ve cinnet hic saglikli birsey degil

Khaos
12-12-2011, 15:24
Müslüman genclerin aralarindaki catismalar konusunda güzel bir röportaj okudum. Bir süredir gözlemledigim AKP-Cemaat catismasi konusuna da deginilmis. Okunmasini öneririm.


Ezgi Basaran'in röportaji (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1072222&Yazar=EZG%DD&Date=12.12.2011&CategoryID=97)

Khaos sana bu konuda kizginim. Bu alana hakim oldugunu, cok seyler üretebilecegini, bize de cok iyi kazanimlar saglayabilecegini düsünüyordum. Beklentim cok yüksekti yani. Hala da umudum var. Pek bir ise yaramadigini düsündügüm sosyalizm kapismalarini birakip, su konuda kapsamli bir calisma yapsan o kadar hosuma gider ki..

sevgili sargon

verdiğin ropartaj linki dikkatli okunursa,
satıraralarından tam da protestanlaşmanın ürettiği sıkıntıların
şıpır şıpır damladığı görülecektir.

ben bu ikilemi daha 1985 de yaşamıştım müslüman olarak.
bu beyler bu travmayı aslında fazlasıyla hafif atlatıyorlar.

son tahlilde belki çok basit ve bir o kadar kaba bir örnek vereyim.
ben turnusolları severim.
bu adamların turnusolu islami bankacılık, özel teşebbüs
ve sermayenin bir üretim faktörü olarak kabul edilip edilmediği meselesidir.
sözde protestanlaşmayı şüpheyle karşılayanlar bile bu meselelerde aslında çoktan protestanlaşmış ve kapitalizmle aynı paralele düşmüşlerdir.

bana kızgın olmana gelince.
elbetteki aslında haklısın.
sen sitenin en eski ve en dikkatli duayenlerinden biri olarak,
benim daha geldiğim ilk gün kemalizmle ve yeni kemalizm fetullahçılıkla ilgili bir şeyler yapmak istediğimin farkındaydın.

ama olmadı.
hem koşullar hem de benim çapım yetmedi açıkçası.
emek istiyor, sistematik çalışma ve düşünme istiyor.
entellektüellik o kadar kolay iş değilmiş.

sargon
12-12-2011, 15:31
Gulen cemaatinin en milliyetci islami akim olduguna inanmiyorum. Turk islam milliyetciligi hususunda chp ve mhp'nin eline su bile dokemezler.

jadi, CHP ve MHP islami akim sayilmazlar. Karsilastirmayi islami akimlarla yapman lazim. Harun Yahya'yi getirseydin daha makul sayardim. Ama benim kastim Yasar Nuri Ozturk, Harun Yahya gibi örnekler degil de, kökleri olan ciddi dinsel cemaatlerdi. Bu acidan "en" sözcügü sanirim Süleymancilar acisindan yanlis olur. Onlar Fethullahcilardan daha milliyetciler.

http://www.mirhaber.com/haber.php?haber_id=39334

Sangre
12-12-2011, 15:31
Ayşe Hür'ü Taraf'tan kovmazlar.. Cemaate yönelik bir kaç yazı yazdığı için Zaman gazetesinden kovulan Andrew Finkel'a da Taraf Gazetesi sahip çıkmıştı.. Halen yazmaya da devam ediyor.

Nişanyan'ın işine son verilmesi ise farklı bir durumdu.. Sadece 'din konusunda' yazdığı yazıdan dolayı bu durumun olduğunu da pek zannetmiyrum zaten.. İsminin ve resminin gazetenin baş sayfasında bazı zamanlar alınmadığından felan da şikayet ediyordu çoğu zaman.

Bizim için tamamen ifade özgürlüğü kapsamına girebilecek bir ifadenin, dindarları rahatsız ettiğini düşündüler büyük ihtimalle.. Yazdığı yazı gerçekten de 'dalgacı' bir havadaydı.. Fakat Taraf gazetesi gibi özgürlüklere sahip çıktığını söyleyen bir gazetenin bu tavrının rahatsız edici olmadığını söylemek doğru olmaz elbette.

Ama gazetede yazılan her yazıdan sonra, 'Bu yazıyı yazdığı için Taraf gazetesinden kovulmaz umarım' demek de anlamsız bir durum.. Her gün takip etmeyenler bilmeyebilir ama gazetede bir çok farklı görüş mevcut.. Bu şekilde düşünürsek, işinden edilmesi gerekenlerin başında Marguiles gibi isimler geliyor zaten.. Bu tip yazarlara bir şey olmuyorsa, Taraf gazetesini her an yazarların ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir gazete olarak göstermenin anlamlı bir davranış olduğunu sanmıyorum.

jadi
12-12-2011, 15:36
jadi, CHP ve MHP islami akim sayilmazlar. Karsilastirmayi islami akimlarla yapman lazim. Harun Yahya'yi getirseydin daha makul sayardim. Ama benim kastim Yasar Nuri Ozturk, Harun Yahya gibi örnekler degil de, kökleri olan ciddi dinsel cemaatlerdi. Bu acidan "en" sözcügü sanirim Süleymancilar acisindan yanlis olur. Onlar Fethullahcilardan daha milliyetciler.

Ben daha ziyade Turk ve islam olmayan vatandaslarimizi ic dusman olarak isimlendiren siyasi akimlari kastedmistim. En milliyetci denilince benim aklima boyle bisey geliyor. Dindarlik ve dini cemaat olmaktan ziyade, milliyetcilik kelimesi gectigi icin oyle degerlendirdim. Bu acidan baktigimizda chp ve mhp fena falde islami akimlardir. Ozellikle islam milliyetciligi anlaminda

sargon
12-12-2011, 16:05
jadi, bahsettigin konuda islamci akimlarin gecmisi son derece kirlidir. Su anda sen Turk ve islam olmayan vatandaslari ic düsman olarak gören akimlara baktiginda Chp ve Mhp'yi görüyorsun. AKP'nin bazi liberal söylemleri sanirim islami gruplarin da öyle olduklari seklinde bir izlenim edinmene neden oluyor. Son 10 yilin atmosferi bizi böyle düsünmeye götürebilir. Halbuki islamcilardaki liberallesme son yillarda basladi, yani cok yenidir.

Eger söyle bir 30-40 yil öncesine yada daha öncelere gidersen bu islamci akimlarin o zamanlar nasil en asiri milliyetci akimlar oldugunu daha iyi görürsün. Ulke icindeki azinliklara karsi islami cepheden cok güclü bir nefret söylemi hep oldu. Bu is, sadece CHP ve MHP'nin tekelinde olmadi hic bir zaman. Hatta 70'lerdeki CHP'de ve 80'li 90'li yillardaki SHP döneminde azinliklara ve gayri müslimlere karsi nefret söylemi bu akimda nerdeyse dogru dürüst hissedilmezken, islami akimlarin azinliklara karsi nefret propagandasi ve demokratik gelismelere karsi öfkesi hat safhadaydi. Inan o yillarda cikan bir islami gazeteyi eline alamazdin, senin nefret ettigin herseyi orda görürdün. Bu akimlar o zamanlar alevilere, ermenilere ve hiristiyanlara karsi nefret asiliyorlar ve devleti, orduyu, fasizmi vb. karsiliksiz destekliyorlardi.

jadi
12-12-2011, 16:16
jadi, bahsettigin konuda islamci akimlarin gecmisi son derece kirlidir. Su anda sen Turk ve islam olmayan vatandaslari ic düsman olarak gören akimlara baktiginda Chp ve Mhp'yi görüyorsun. AKP'nin bazi liberal söylemleri sanirim islami gruplarin da öyle olduklari seklinde bir izlenim edinmene neden oluyor. Son 10 yilin atmosferi bizi böyle düsünmeye götürebilir. Halbuki islamcilardaki liberallesme son yillarda basladi, yani cok yenidir.

Eger söyle bir 30-40 yil öncesine yada daha öncelere gidersen bu islamci akimlarin o zamanlar nasil en asiri milliyetci akimlar oldugunu daha iyi görürsün. Ulke icindeki azinliklara karsi islami cepheden cok güclü bir nefret söylemi hep oldu. Bu is, sadece CHP ve MHP'nin tekelinde olmadi hic bir zaman. Hatta 70'lerdeki CHP'de ve 80'li 90'li yillardaki SHP döneminde azinliklara ve gayri müslimlere karsi nefret söylemi bu akimda nerdeyse dogru dürüst hissedilmezken, islami akimlarin azinliklara karsi nefret propagandasi ve demokratik gelismelere karsi öfkesi hat safhadaydi. Inan o yillarda cikan bir islami gazeteyi eline alamazdin, senin nefret ettigin herseyi orda görürdün. Bu akimlar o zamanlar alevilere, ermenilere ve hiristiyanlara karsi nefret asiliyorlar ve devleti, orduyu, fasizmi vb. karsiliksiz destekliyorlardi.

Bu tip asiri millieyetci, laik insanlari korkutucu yayin yapan kuruluslarin hepsi aslinda ergenekon taseronuydu. Buna en tipik ornek ismailaga cemaatidir aslinda. Su an ergenekon sanki sadece ordu icerisinde darbe yaptirmak icin yuvalanmis bir cete gibi gorunsede aslinda sag, sol, islamci, marksist, millieyetci, Kurtcu, Turkcu, Alevi...vs her turlu kurumun ve cemaatin icerisinde cok sayida kolu olan bir yapiydi bu. Uzum salkimi seklinde orgutlenirmis. Yani islami kesimden olanlar dusman olduklari solcu gazetenin de ayni orgutun taseronu oldugunu bilmezmis cogu zaman. Gercekten ergenekonu temizlemek adina bir operasyon yapilsa ne basinda ne de siyasette tek bir adam bile kalmazdi belki de :)


Her neyse. Otuz yil oncesinde bu cemaatlerin asiri milliyetci oldugunu ben de biliyorum ama su an bulunduklari konumlari benim icin onemli. Turkiye'nin geldigi noktada kemalistler ve kendisini solcu sanan kesimler o kadar geri kaldi ki, hem cemaat hem akp bunlarin yaninda nispeten liberal kaliyor. Fetullah cemaatini bu kesimlerin tesirinde kalmadan degerlendirmeye calisiyorum. Ornegin Tayyip'in diktatorluk kurmak istedigini idda edenler soyle bir siir yazmis ki sozleri akillara zarar


ha gayret diktatör tayyip!
ermenilere taviz, rumlara cesaret?
patrikhane'ye anayasaya aykırı ekümenlik
barzaniye'ye devlet başkanı sıfatı!
verdikçe verdin tavizi, yahu bu ne cehalet?

sırada ne var, diktatör tayyip?
bir devlet konağına yunan bayrağı mı dikeceksin?
kars'ı, erzurum'u, ermenistan'a tazminatı mı vereceksin?
doğu anadolu'yu, pkk'ya peşkeş mi çekeceksin?
sen benim devletimin, milletimin başbakanı olamazsın!
olamayacak kadar basiretsiz, bir o kadar işbirlikçisin!

http://s5.directupload.net/images/110221/d3s3sewm.jpg




Insaf ya, bu mu diktatorluk, bu mu seriatcilik?

sargon
12-12-2011, 16:26
Bu tip asiri millieyetci, laik insanlari korkutucu yayin yapan kuruluslarin hepsi aslinda ergenekon taseronuydu. Buna en tipik ornek ismailaga cemaatidir aslinda.

Gecmisteki ideolojik yönelimleri Ergenekona baglamak bence cok kolayci bir cikis yolu. Halbuki bu nefret dolu milliyetcilik söylemi bir akimin ideolojik yapisina uygun olmasa ister Ergenekon ister baska birsey etkili olamazdi. Ayrica bu baglama cabasi bizi baska bir komplocu düsünme tarzina götürür.

Her zaman söyle düsünürüm. Once ic nedenler, sonra dis nedenler. Once bu akimlarin kendi ic yapilari bu asiri milliyetcilige nasil yol aciyordu ona bakarim, sonra dis etkenler gelir. Yoksa asil önemli olani gözden kacirirsin.

Kemalistler de ayni sekilde Fethullah degerlendirmesi yaparken, onlar emperyalizmin taseronu diyorlar. Ic nedenleri atlayip, dis nedenlere bakiyorlar. Asil önemli kismi gözden kaciriyorlar.

Bence bu yaklasim tarzi dogru degil.


Ayrica cemaatleri pek iyi tanidigini sanmiyorum. Biraz incelersen buram buram bir milliyetcilik göreceksin. Sadece sesleri pek cikmiyor.

jadi
12-12-2011, 16:42
Islami kesimin gecmiste ergenekon taseronu olduklari icin o sekilde yazmislardi derken, onlarin su an bunlardan arindiklarini kastedmemistim. Sadece Turkiye'nin geldigi noktada kemalistlerden ve ulusalcilardan ileri bir noktada olduklarini gozlemliyorum. Bir de bu cemaati anlamaya calisirken malum kesimlerin tesirinde kalmak istemiyorum. Eskiden bende bu cemaate karsi asiri allerjiktim ama artik soyle dusnuyorum. Bu cemaate karsi olan bir grup var ve anormal bir bicimde saldirma ihtiyaci hissediyorlar. Diger taraftan cemaat git gide artan bir guce ve orgute sahip. Butun gucune ragmen itham edildigi seyleri yaptgina dair bir kanit bulamadik.

Ideolojik islam dusmanliginin sonu ya irkciliktir ya da kemalizm. Bu noktaya dikkat etmek gerek

sargon
12-12-2011, 17:08
Gülen cemaatinin objektif sekilde anlasilmasi gerektigini uzun zamandir vurguluyorum. Said-i Nursi icin de ayni seyi söylüyorum. Bu akimlar hakkinda yapilan Kemalist propaganda bizi yanlis yönlendiriyor. Bu propagandanin disina cikmaya calisman dogru. Yanlis olan sorumlu olarak sadece Ergenekon'u görmen. Nasil ki soldaki milliyetciligi görüyorsan islamcilardaki milliyetciligi de görmelisin.

Gülen cemaati hakkinda yapilan gri propagandanin nedenini ise ayrica arastirmak lazim. Meselenin Gülen cemaatinin kendisinden farkli bir yani da olabilir. Gülenciler hala oldukca kapali ve bilinmeyen üzerinden korku yaratmak daha kolaydir. Bu yüzden bir profesör Bahailerin liderinin Gülen oldugunu sacmaligini bile ileri sürmüstü. Bir parti olsaydi hersey daha acik ve görünür olurdu. Gülen cemaati acilana kadar bu korku sürecektir.

Benim bu gruba karsi ne sempatim, ne de alerjim var. Sadece bir sosyal olgu olarak anlamak ihtiyacindayim.

Neyse geri dönersek, bu durumda, Fethullahcilarin "en" milliyetci islamci grup oldugunu kabul etmesek de (en azindan Süleymancilar var), "en" milliyetci birkac islamci gruptan biri oldugunu söylemek yanlis olmaz sanirim.

murted
12-12-2011, 17:20
Murted, "insallah sonu Nisanyan'a benzemez" diyorsun ama eminim Ayse Hur su an i$ten kovulsa "iste hakli ciktik" diye zil takip gobek atardin . Zaten kac aydir Ayse Hur isten atilacak denip duruyor ama bisey olmadi henuz. Istersen iddaya girelim. Ayse Hur isen kovulmayacak diyorum ben. Nesine?

Bir kitap cikiyor, "bu kitap cok tehlikeli, dokunan yanar, bir suru tutuklama olacak, kitap toplatilacak" seklinde tonlarca spekulasyon yapiyorsunuz. Sonra hicbisey olmuyor falan. Tavsan daga kusmus dagin haberi yok sizin yaptiginiz. Biraz relax olun lutfen gulunc duruma dusuyorsunuz ayrica kredibiliteniz azaliyor.

Akıllı, o kitabın yazarı daha kitabı basmadan alındı içeriye. Her gün tonla antidemokratik ve hukuk dışı şey yapılıyor, bu da falan kötü şey olmadı demek ki bunlar sizin yaygaranız şeklinde bir sonuca varıyor. Niyet opkuyacağına, az kitap, dergi, gazete falan oku Jadı.

Fethullah Gülen ve tayfası Türk-İslam sentezcisidirler. Tabi burada yaptıkları milliyetçilik, esasında Türk milliyetçiliği değil ''Müslüman Türk'' milliyetçiliğidir. Türkler seçkin bir millettirler, esasında İslam'a hizmet ettikleri ölçüde diğer milletlerden değerlidirler. Onunkisi ırksal bir bağlılıktan çok kültüreldir, ülkü birliğine dayalıdır. Zamanında Osmanlı ile şekil bulmuştur, bugün tekrar canlandırmaktır hedef.

Firestorm
12-12-2011, 17:39
Konuya kendi penceremden bakim da...


Alevilik

Fethullah Gülen röportajlarında, kitaplarında ısrarla Türkiye’de Alevi-Sünni kavgası olmadığını söyler ama bir video konferansında şu sözleri de sarfetmekten kaçınmaz: “Arkadan Türkiye’de Kızılbaş meselesi geliyor (...) Anadolu’daki Aleviler, Yörükler bizim Tahtacılar, onlar her zaman bizim kendileriyle anlaşacağımız insanlardır. Fakat esas aslen Nuseyri olan, Ermenilerden, Süryanilerden meydana gelmiş, aslen Nuseyri olan, Tunceli civarındaki Aleviler bu işin arkasında. Bunlar Türkiye’de gaileler açtığı zaman devletinizle ordunuzla bu işin karşısına çıkamazsınız. Ve bunların dinleri yoktur. Nuseyri akidesi vardır. ‘Allah insandır, insan Allah’tır’, ‘Allah insanın içine girmiştir’, ‘Allah insanla itaat etmiştir.’ Bu anlayış hâkimdir. Bu itibarla biz şimdi Güneydoğu’yu verelim dediği zaman bile Sivas’a kadar talepler gelecektir arkadan...”


Büyük sallamış yaw nusayri'ler araptır. Normalde genelleme olarak pek konuşmam ama benim bildiğim bütün nusayriler arap :D Ayrıca hiç bir nusayri böyle açık açık her şeyi anlatmaz hatta tam tersi müslümandan daha müslüman görünürler :) He ayrıca benim bildiğim dersimde nusayri pek yok onuda ekliyim onlar daha çok hatay adana taraflarındalar diye biliyorum.

jadi
12-12-2011, 17:42
Gülen cemaatinin objektif sekilde anlasilmasi gerektigini uzun zamandir vurguluyorum. Said-i Nursi icin de ayni seyi söylüyorum. Bu akimlar hakkinda yapilan Kemalist propaganda bizi yanlis yönlendiriyor. Bu propagandanin disina cikmaya calisman dogru. Yanlis olan sorumlu olarak sadece Ergenekon'u görmen. Nasil ki soldaki milliyetciligi görüyorsan islamcilardaki milliyetciligi de görmelisin.

Gülen cemaati hakkinda yapilan gri propagandanin nedenini ise ayrica arastirmak lazim. Meselenin Gülen cemaatinin kendisinden farkli bir yani da olabilir. Gülenciler hala oldukca kapali ve bilinmeyen üzerinden korku yaratmak daha kolaydir. Bu yüzden bir profesör Bahailerin liderinin Gülen oldugunu sacmaligini bile ileri sürmüstü. Bir parti olsaydi hersey daha acik ve görünür olurdu. Gülen cemaati acilana kadar bu korku sürecektir.

Benim bu gruba karsi ne sempatim, ne de alerjim var. Sadece bir sosyal olgu olarak anlamak ihtiyacindayim.

Neyse geri dönersek, bu durumda, Fethullahcilarin "en" milliyetci islamci grup oldugunu kabul etmesek de (en azindan Süleymancilar var), "en" milliyetci birkac islamci gruptan biri oldugunu söylemek yanlis olmaz sanirim.

Sorumlu olarak ergenekon'u gormek degil. Ama islami denilen kesimin gecmiste yaptigi asiri milliyetci, sanki Turkiye'de bir seriat tehlikesi olacak hissini uyandiran, nefret ve tahrik dolu yayinlarin kaynagi ergenekondu. Bu sekilde insanlari korkutmak, kutuplastirmak, birbirine dusman etmek gibi bir misyonlari vardir.

Aslinda bunu finanse eden cetenin devlet ayagi buyuk olcude tasfiye olmus durumda ama yine de ozellikle kemalist kesim ayni propogandayi, bir sivil hareket seklinde yaymaya devam ediyor.


Fetullah cemaatinin verdigi refleksleri anlamaya calisirken, karsi cenahin ne kadar hunharca saldirdigini da goz onunde bulundurmaya calisiyorum. Fetullahcilarin sanildigi kadar milliyetci olduklarina katilmiyorum. Ornegin Patrikhane'nin ekumenlik mucadelesinde en buyuk destegi Fetullah'in verdigini, hatta bu sebeple Ismailaga gibi milliyetci cemaatlerin hedefi haline geldigini, aralarinin bu gibi seyler yuzunden acildigini biliyorum. Yani boyle bir manzara karsisinda ne dusunulebilr ki

spartacus
12-12-2011, 17:57
Burada bir iki noktayı açıklığa kavuşturmalı...

Birincisi, bir eleştiri, şunlar ya da bunlar şöyle diyor diye 3. şahıslar üzerinden irdelenemez, önce olguya, yada konuya muhatap olan özneye bakılır... Bu anlamda, bu başlığa olgu-özne dışı yazanlar varsa-ki gördüğüm kadarıyla böyle bir yaklaşım hakim- olumlu görmedim... Bir yönüyle de tabi gözden kaçırmıyorum, şu kişiyi, şunlar kötülüyor demek, bizlere bakış açısı temiz kaynak açısından olumlu bir nüve sunarken-her zaman değil, bazende kaynaklardan uzaklaştırma çabasıdır bu-, diğer yönüyle olguya eğilmediğinde olumsuzdur. Bize ne yahu fettullah hakkında 3. şahısların ne dediğinden? Kısaca;
Kemalistlerde, Atatürk'ü şeriatçılar kötülüyor derler. O halde şimdi bu başlık Fettullah'ı milliyetçiler kötülüyor demekle heleki makale yazarını da bir yerlere angaje etme çabasıyla bitmiş mi olmalı? Örneğin başlığın sonuna Albatross bir not düşmüş, çıkardığı sonuca bende katılıyorum. Yani mesele Fettullahı kötülemek, ya da ne olup olmadığı değil, siyasi anlamda hakim anlayış açısından temsil ettiği tutumdur. Saplantılı algı yüzünden, Fettullah'ı kötülemek noktasına çekip, mahkum etmeye çalışan arkadaşlar siz ne düşünüyorsunuz asıl konu hakkında? Sanırım saded evde yok. Neden kemalistleri eleştirenler onlarla aynı düzeye sıklıkla düşme hatası yapıyorlar, özünde bunuda bir aidiyet hissiyatı, diğer tarafdan da resmi idolojinin aşıladığı kafa yapısını aşamamak olarak görüyorum... resmi ideolojinin çeşitli fraksiyonları arasında ufalanıp gitmek...

Gördüğüm kadarıyla Fettullah savunusu gibi bir histeri var, makaleyi de, konuyu açanın analizini de anlayamayan, sonunda konu Fetullah'ı kötülemek gibi düşük ve dejenere bir zemine çekiliyor.. olabilir de konu bu değil. Bu tarz kirlilikten, kuru kafalılıkdan miras bakış açısından bıkmadınız mı yahu? Kusma seviyesine geldik.. Varsa bu makaleye ve analizlere dönük görüşünüz paylaşınız. Katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız neden? Hiç olmazsa bizde şaşıp yanılıp bir kez de olsa insanların konuya göre görüş ve fikirlerini alabildiğimiz bir başlıkla karşılaşalım, belki bir şeyler ediniriz...

bu arada Fettullah'ın siyasi anlamda ve toplumsal tarafda edindiği kadrolaşma abartı da, münferitde değildir. Şöye çok basit bir örnekle, resmi bir kamu kuruluşunda kanlı, canlı yaşadım, elde sopasıyla devlet öğretmenlerinin Fettullahçı yurtçuluğu örgütlemesine ve eğitimine tanık oldum, üstelikde 1980 li yıllar, anlı şanlı ordu, anlı şanslı savaş naraları ve tabi iğrenç bir mezhepçilik-ırkçılık hiç eksik değildi.

spartacus
12-12-2011, 18:36
Siyasetin ‘leitmotiv’i Fethullah Gülen (http://www.demokrathaber.net/medya/siyasetin-leitmotivi-fethullah-gulen-h5563.html)



Sevgili Ayşe Hür'den enfes bir çalışma. Gülen hareketinin dinamiklerini; çeşitli konulardaki çelişik(?) tutumlarını ve 12 eylülle ilişkilerini de derleyen harükulade bir kaynakça.

Neo-islam'ın yahut neo-ittihatçıların rejimle ve darbelerle neden hesaplaşamıyacağının ipuçlarını veriyor dikkatli okurlara.

Şunu da ekleyebilir miyiz?

Ortada hayli akıllıca düşünülmüş, faşistçe iş bitirmiş, stratejik-taktik yönü ağır basan bir darbe ve çift başlılık ve dolayısıyla en az 2 taraf var... Bu çift başlılığın bir ayağı Milliyetçilik-ırkçılık düzeyinde, diğer ayağı da dincilik-ırkçılık, mezhepçilik, şeriat ekseninde- temsil ediliyor... İki başlılık aynı gövde üzerinde, birbirine kafa atan yapışık ikiz gibiler ve sürekli birbirini tasviye ederek gövdeyi revizeye uğraşıyorlar... Bir taraf laik(sözde ve milliyetçi istismar, gayrı-meşruluğun meşru kılıfı), diğer taraf şeriat(istismar) düzlemine dayalı, bir taraf ırkçı bir iktidar diğer tarafda hilafete- sözde ulemaya(aslı etek öptüren başlara)) dayalı otokratik bir iktidar istiyor... Tebaa da (tabi olmak, kısaca siyasi anlamda tabisin, demokrasi olamaz) milliyetçilikde anlam bakımı bir yana öz itibariyle dahi demokrasiyle çatışır...

Birincisi iki tarafda darbeyi kendi özlem ve arzularıyla olumlamıştır. Aralarındaki kavga ise gövdeye hangi başın hakim olacağı kavgasıydı diye düşünüyorum... Kısaca 3 maddemiz var, 1 ve 2 nolu maddelerde, gövdeye hakim olmak isteyenler savaşıyor, 3 nolu madde de ise gövdeyi-darbeyi- benimsiyor, kendileri adına iş görecekse savunuyorlar. Bunlar arasındaki it dalaşına bakarak, hayal kuran bir üçüncü başın ama gövdenin de dışında olan, bu iki tarafın savaşında izleyici-taraftar konumuna sürüklenen bir baş daha var... Bu gün çeşitli manipülatif senaryolar ve propagandalarla bu seyirci ve taraftar kesimin hayli sapıttığını ve bellek yitimi yaşadığını ve ortamı bilmeden de olsa belirginsizleştirerek, kavgalı iki tarafın herhangi bir tarafına ortak-yandaş olarak da zihinleri bulanıklaştırdığını, su taşıdığını, karmaşaya düştüğünü düşünüyorum... Burada kimin neye destek olduğu beni ilgilendirmiyor, asıl sıkıntı bilinç faktöründe yarattığı boşluktur, yanılsamadır -ki asıl bunu olumsuz buluyorum.

Bu anlamıyla nasıl ki bu faşist-otokratik başlardan bir tarafı eleştirildiğinde olumlu gördüysem, diğer tarafı konu edilerek, ilgili makalenin Taraf gazetesinde yayınlanması da benim açımdan iki olumlu noktaya işaret eder. Birincisi yukarıda yazdığım paragrafa Taraf muhatap olmuştur, ikincisi o toz, duman ve yanılsamacı belirsizlik yaratımı içinde, makalenin Taraf'da ve yazarıyla çıkması da yerli yerinde ve zamanında bir ifadedir. Tabiri caizse 12 den,,, hal ve vaktin aynasıdır...

AlbatrosS
12-12-2011, 21:52
Fethullah Gülen hakkinda nesnel degerlendirme yazilari ne yazik ki cok az. Simdiye kadar okudugum bircok yazi asiri subjektif ve carpitilmis bir Kemalist perspektiften cikmis yazilardi ve ben bu yazilarda büyük bir bosluk görüyordum. Tarikatlara ait en objektif calismalardan biri oldugunu düsündügüm Rusen Cakir'in calismasinda bile böyle bir bosluk var. Diger tarikatlar degerlendirilirken islami anlayislarinin politik anlayislarini nasil bicimlendirdigi güzel sekilde ortaya konulurken, Fethullahcilara gelince birden bire o nesnellik ortadan kalkiyor ve uyumsuz oldugunu düsündügüm bir degerlendirme bicimi ortaya cikiyor. Ahmet Sik'in kitabinda ise zaten bu yönde bir arayis hic yoktu. Kitap Fethullah Gülen hareketini aciklamaya calismiyor, tamamen emniyet koridorlarinda geciyordu. Yine gecenlerde Evrensel yayinlarindan cikarilmis bir kitap okudum: Yusuf Akdag adinda bir yazarin "Din, Kapitalizm ve Gülen Cemaati" adli bir calismasi. Tam bir felaketti. Saatlerce emperyalizm, kapitalizm üzerine propaganda metinleri okuduktan sonra üc bes cümlelik Fethullah baglantilari bekledigimin binde birini bile alamayip kitabi birakmama neden oldu. Elimde iki kitap daha var, onlarin daha iyi oldugunu tahmin ediyorum. Okuyunca yazarim zaten.

Ayse Hür'ün calismasi umarim bu eksigi kapatmak üzere iyi bir girisim olur. Fethullah Gülen hareketi, cemaati, inanc bicimleri, Said-i Nursi ekolünün politik hayata dönük vurgusunu güclendiren yanlari, bu cemaati bir arada tutan yapistirici faktörlerin cözümlenmesi, pek sevdigim tanimlamalardan olan "Islamiyetin protestanligi" ve "post-modern islamizm" tanimlamalarinin aciklamalari ciddi bir ihtiyac. Bunu ciddi yapan iki faktör var bence. Birincisi dogal olarak hareketin ciddi bir güce ulasmis olmasi. (Su anda en etkili tarikat/cemaat olmalarina karsin, paranoyak sekilde yapilan ülkeyi istila ettiler, her yeri ele gecirdiler degerlendirmelerine katilmiyorum. Ornek icin 20 yil önceye dönüp Erbakan-Iskenderpasa cemaati iliskisine bakabilirsiniz.), ikincisi ise islami yapilari saglikli degerlendirmemizi engelleyen Kemalist algi bozuklugu ve bu eksenden yapilan yayinlarin bollugu.

Eger Ayse Hür bu yaziyi yazdigi icin Taraf gazetesinden atilirsa, Taraf gazetesinin acik sekilde Fethullahcilarin yönlendirmesinde oldugunu kabul ederim, atilmazsa iddialarin uydurma oldugunun kabul edilmesi gerekir.

Bu konuda en ufuk açıcı yazılardan biri Fethullah Gülen-Devlete İtaat gibi olguların işlendiği Tanıl Bora'nın Birikim'de yazdığı bir yazıdır.

Polis ve Cemaat adlı yazıya buradan (http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=405&dyid=5994&yazi=Polis%20ve%20%93Cemaat%94)ulaşabilirsiniz.

AlbatrosS
12-12-2011, 22:04
Fethullah Gulen'i kotulerken, farkli gruplara farkli argumanlar sunuluyor. Ornegin milliyetci insanlara hitap eden yayin organlarinda " patrikle gorustu, papanin elini optu, ermeniye taviz verdi..." denirken, dini kesimlere "musluman olmayanlar da cennete gidebilir dedi"... laikci olan kesime "butun devlet kurumlarinda kadrolasti, devleti dinciler ele gecirdi" denirken, hem dine hem milliyetcilige karsi olan gruplara ise iste yukarida Ayse Hur'un yazisindaki gorusleri aksettiriliyor.

Gulen cemaatinin en milliyetci islami akim olduguna inanmiyorum. Turk islam milliyetciligi hususunda chp ve mhp'nin eline su bile dokemezler. Devlet icerisinde kadrolasmadan sikayet ediliyor ama ben bunun kemalist kadrolardan daha olumsuz sonuc verecegini de dusunmuyorum.

Bu cemaat Turkiye icerisinde bazi kesimler icin cinnet kaynagi haline gelmis durumda. Bu kadar buyutmemek gerek yok aslinda. Daha dogrusu nasil anlatsam bilemiyorum ama ortada kesin olan hicbisey yokken bu derece kin, nefret ve cinnet hic saglikli birsey degil

Gülen cemaati üzerine yapılmış net ve somut sosyolojik verilerin konuşulduğu bir yere CHP'yi ve Kemalizmi sıkıştırma gayretinin anlaşılır bir yanı yok. Ayşe Hür gayet somut ve makul örneklerle Gülen cemaatinin örneğin 12 eylül rejimiyle ciddi bir husumeti olmadığı; hatta bir 27 Mayıs'a göre 12 eylülü hayırlara vesile gördüğünü; öyle ki Gülen'in asıl popularitesinin bu darbeyle ciddi bir ivme kazandığını tespit etmiş. Taa, 28 Şubat'a dek...

Bu bir ''realite''nin tespitidir ve örneğin bizlerin cemaat eksenli sosyo-kültürel/politik kitle ve geleneğin ''vesayet'' olgusuyla ciddi bir sürtüşmeyi özellikle 28 şubat'a dek yaşamadığını göstermektedir.

CHP'lilerin dahi belli bir süre hapislere/sürgünlere yollandığı bir darbeden sonra 12 eylülün darbeci klikleri Gülen ve muhafazakar-sağ milliyetçiler açısından epey parlak siyasal kariyer imkanları yaratmıştır.

Şu makul tespitlere eleştirin varsa buyur gel. Yoksa da lafazanlık yapma. Ne devletin ne cemaatin bu denli korunmaya-savunulmaya ihtiyacı var.

Brian
12-12-2011, 22:07
Aslında olup biten bazı şeyleri anlamak zor değil.

Neva
02-11-2012, 03:19
Guncelleme.