Orijinalini görmek için tıklayınız : Islami nasil biraktim
Babam ateistti çocukken bende 1 sene ateist olmuştum fakat babam annemle anlaşamadı ve ayrıldılar. Annemde kaldım ve mali durum çok kötüydü ve andolu lisesi sınavında derece yapmıştım. O sırada f.gye bağlı bir kolej beni burs ve bedava yemek karşılığında okuluna almak istedi. Annemde verdi. Okulda uzun sure dini eğitim almıştım kendimde okumuştum aşırı dindar biriydim. Universitede aşırı dindar ve radikal islamcı idim hatta aşık oldugum kızı bile bu sebeble reddecek ve bir süre depresyona girecektim.
Uyanışım aslında ateizmle değil şia ile başladı. Şianın bazı sahabelere yaptığı eleştiriler ilk önce bende korkunç bir red ve korku uyandırdı.Ama kaynakları inceledikçe şia haklı çıkıyordu. O gökteki yıldızlar gibi olan sahabeler ne katliamlar yapmışlardı. Muhammedin cenazesine katılmamışlardı Fatımaya saldırmışlardı katliamlar yapmışlardı. Hepsi sahih tarih kaynaklarında idi.(bununla ilgili ayrı bir konu açacağım) şia haklı çıkmıştı. Deliller netti böylece ebubekir ömer gibi eskiden aşırı saygı duydugum insanlar teker teker devrildi.Bu bana eleştirme gücü kazandırmıştı.
şia döneminde islamı tekrar okumaya başladım. kervanlara ve kabilelelere saldırılar şiddet emirleri. bunlar beni iyice şüpheye soktu. hayatus sahabe kitabında okuduğum bir olay beni tir tir titretti.olay şu idi
Ka 'b b. Esref' in Öldürülüsü
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Allah' im! Beni, diledigin sekilde, E sref' in oglundan kurtar! Çünkü o kötülügünü siirleriyle ilan ve nesr etmektedir" diyerek Allah' a dua etti.
"Benim için, Ka'b b. Esref'in hakkindan gelecek kim var? Çünkü o Allah' i ve Resûlünü incitmistir. Bizim için, kim Esref'in oglunun hakkindan gelir?
Çünkü o bize karsi düsmanligini ve hicivlerini açiga vurmus, Kureys müsriklerine gidip onlari bizimle çarpismaya hazirlamis bulunmaktadir.
Bunu, Yüce Allah bana haber verdi" buyurdu. Abduleshel ogullarinin kardesi Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Senin için, onun hakkindan gelecek, ben varim! Onu öldürmemi istiyorsan, onu ben öldürürüm" dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Buna gücün yeterse, evet, yap!" buyurdu. Muhammed b. Mesleme, evine döndü. Üç gün bekledi. Birsey yemedi, içmedi. Kendi kendine düsündü durdu.
Bu durum Peygamberimiz Aleyhisselama anilinca, Peygamberimiz Aleyhisselam onu çagirdi ve kendisine:
"Sen ne için yemeyi içmeyi biraktin?" diye sordu. Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Sana bir söz söylemistim. Onu yerine getirebilecek miyim, yoksa getiremeyecek miyim; bilemiyorum" dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Sana ancak gücünün yetebilecegini yapmak düser! Sen onun isini Sa'd b. Muaz'la bir istisare et! " buyurdu.
Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Her halde, Ka'b'a, senin aleyhinde birseyler de söylememiz gerekecek! ?" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Istediginizi söyleyiniz! Siz bu hususta serbestsiniz!" buyurdu.
Muhammed b. Mesleme Sa'd b. Muaz'a gidip durumu anlatinca, Sa'd b. Muaz:
"Allah' in bereketiyle git! Kardesimin oglu Hâris b. Evs b. Muaz ile Abbâd b. Bisr, Ebu Abs b. Cebr ve Ebu Nâile b. Silkân'ida yanina al! " dedi. Bunun üzerine;
Muhammed b. Mesleme, Ebu Nâile Silkân b. Selâme (Ka'b'in sütkardesi idi) , Abbâd b. Bisr, Hâris b. E vs b. Muaz, Ebu Abs b. Cebr toplanarak Ka'b b. Esref'i
öldürme isini konusup kararlastirdilar. Muhammed b. Mesleme, Ka'b' in yanina vardi. Ona (Peygamberimizi kasdederek):
"Su kisi, bizden sadaka istedi ve bize agir vergi teklif etti. Ben de, ödünç birsey almak için sana geldim!" dedi. Ka'b b. E sref de, Muhammed b. Mesleme'nin
dedigi gibi söylendi ve:
"Muhakkak, o, sizin usancinizi daha da arttiracaktir! " dedi. Muhammed b. Mesleme:
"Ne yapalim ki, bir kez ona uymus bulunduk! Kendisini derhal birakmak istemiyoruz.
Bakacagiz: Onun hali ne olur? Sonuna kadar bekleyecegiz!
Simdi, biz senin bir vesk veya iki vesk* ödünç hurma vermeni istiyoruz!" dedi.
Ka'b b. Esref:
"Peki! Siz bana bu hususta rehin veriniz!" dedi. Muhammed b. Mesleme ile arkadaslari:
"Rehin olarak ne istersin?" diye sordular.
Ka'b b. Esref:
"Kadinlarinizi! " dedi.
Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:
"Kadinlarimizi sana nasil rehin verebiliriz?! Sen bugün Arabin en yakisikli simasisin! " dediler.
Ka'b b. Esref:
"Öyle ise, ogullarinizi rehin olarak veriniz! " dedi.
Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:
"Ogullarimizi nasil rehin olarak verebiliriz?! Sonradan, bunlardan herhangi biri 'Bir-iki deve yükü hurmaya rehin olundu!' diye yerilir ki, bu, bizim için temelli bir ayip olur. Fakat, biz sana silahlarimizi, zirhlarimizi terhin edelim! Silahta, borcu ödemede yeterlilik vardir" dediler.
Ka'b b. Esref de:
"Silahta, borç ödeme yeterliligi var! " dedi. Kendisine gelmeleri için bir zaman da tayin etti. Muhammed b. Mesleme, belirlenen gece, Ka'b b. Esref'e geldi, kale disarisindan seslendi. Yaninda Ka'b'in sütkardesi Ebu Nâile de vardi. Ka'b, onlari kale içine davet etti ve karsilamak için de yanlarina indi. Ka'b'in karisi, Ka'b' a:
"Sen bu saatte nereye çikiyorsun?! " diye itiraz etti ise de, Ka'b:
"Bu seslenen, Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!" diye karsilik verdi. Kadin:
"Emin ol; ben bir ses isittim ki, ondan kan damliyor! " dedi.
Ka'b:
"O, benim kardesim Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!
Hem, kerim olan genç, geceleyin kiliç darbesine çagrilsa bile, o çagriya muhakkak icabet eder! " dedi.
Muhammed b. Mesleme, kendisiyle birlikte Ebu Abs b. Cebr'i, Hâris b. E vs'i ve Abbâd b. Bisr'i de kaleye soktu.
Muhammed b. Mesleme bu arkadaslarina önceden söyle direktif vermisti:
"Ka'b gelince, ben onun basini tutup saçini koklarim. Siz, Ka'b'in basini benim sikica yakaladigimi görünce, hemen kiliçlarinizi siyirip Ka'b'a vurun!"
Ka'b b. E sref; üstün giyimli, kusamli, hamâilli (kayisli) olarak, etrafina güzel kokular saçarak misafirlerin yanina inince, Muhammed b. Mesleme:
"Bugünkü gibi güzel koku duymadim! " diyerek ona yaklasti.
Ka'b b. Esref:
"Sen ne saniyordun? Arabin en güzel kokulu kadinlari benim gögsümde yasiyor! " dedi. Muhammed b. Mesleme:
"Senin basini, saçini koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.
Ka'b b. Esref:
"Evet! Ederim" dedi. Muhammed b. Mesleme, onun saçini kokladi. Arkadaslarina da koklattiktan sonra, Ka'b b. Esref'e:
"Senin saçini bir kez daha koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.
Ka'b b. Esref:
"Evet! Ederim" dedi.
Muhammed b. Mesleme, Ka'b'in basini simsiki yakalar yakalamaz, arkadaslarina:
"Vurun! " dedi.
Vurup öldürdüler.
Ka'b vurulup yere düstügü zaman öyle bir çiglik kopardi ki, çevredeki kalelerden, çiralarini yakmayan kalmadi.
Fedailer hemen oradan uzaklastilar. Hâris b. E vs b. Muaz, Ka'b' a vurulan kiliçlardan birisinin dokunmasiyla yaralanmisti. Arkadaslarina
yetismekte güçlük çekiyor, gittikçe geride kaliyordu.
Islâm mücahidleri; Benî Ümeyye b. Zeyd mahallesi üzerinden, Benî Kurayzalara dogru gittiler, Buas mevkii üzerinden, Urays harresine yükseldiler.
Gerilerinde kalan Hâris b. E vs' i orada biraz beklediler.
Onu tasiyarak gecenin sonuna dogru Medine' ye eristiler. Yahudiler kaleden inip mücahidleri takipte baska bir yola saptiklarindan, onlari yakalamaya
muvaffak olamadilar.
Mücahidler, Allah düsmani Ka'b' i öldürdüklerini Peygamberimiz Aleyhisselama haber verdiler. Ka'b b. Esref'in öldürülüsü, Yahudileri korkuttu. Peygamberimiz Aleyhisselam, sahabilerine:
"Yahudi ricâlinden, öldürmeye firsat bulabildiklerinizi öldürün! " buyurdu. Çünkü, onlar Peygamberimiz Aleyhisselam ve ashabiyla yapmis olduklari anlasmayi bozmus, Allah ve Resûlullah'la çarpisma yolunu tutmuslardi. Ka'b'in öldürülüsü, yalniz Yahudileri degil, ayni zamanda, onlarla isbirligi yapan müsrikleri de korkuttu. Ka'b b. Esref'in öldürüldügü gecenin sabahi olunca, Yahudilerden bir topluluk, Peygamberimiz Aleyhisselamin yanina geldiler ve:
"Büyüklerimizden birisi olan adamimiz geceleyin hiç sebepsiz ve suçsuz olarak öldürüldü! ?" dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselam; Ka'b b. E sref' in yaptiklarini, Kureys müsriklerini Müslümanlarla çarpismaya kiskirtip hazirladigini, Müslümanlari rahatsiz etmekten geri durmadigini hatirlatti ve:
"O, kendinden olan diger kimseler gibi yerinde ve kabinda durmus olsaydi, öldürülmezdi. Fakat, o bizi hep rahatsiz eder, siirle yerer dururdu. Sizden her kim böyle yaparsa, cezasi kiliçtir! " buyurdu ve onlari Müslümanlarla aralarinda bir musalaha yazisi yazmaya davet etti. Bunun üzerine, Remle binti Hâris'in evinde, hurma agacinin altinda bir musalaha yazisi yazildi. Bu yazi, Hz. Ali'nin yaninda bulunduruldu. Ka'b b. E sref, Hicretin 25. ayinda, Rebiülevvel ayindan 14 gece geçtikten sonra öldürülmüstür.
vurucu nokta ve artık islami yarı yarı bıraktığım olay ise şu idi. bunu bizzat mollalara sordum onlar da dedi kipeygamber ne yaptıysa güzeldir...
Putperestlerle yaptığı Hendek savaşından sonra putperestlerle işbirliği yaptığı suçlaması ile Muhammed Medineli Yahudi toplumu Benukureyza’lıların üstüne yürümüş. Benu kureyza’lılar ellerindeki kaleleri olan Hayber’e sığınmışlardı.
Hayber kalesini kuşatan Muhammed hiç acele etmedi. 1 aya yakın süre ablukaya aldığı kaleye giriş çıkışı engelledi. Benu kureyzalılar açlık ve susuzluk ile de mücadele ediyorlardı.
Hayber kalesinde Muhammed önderliğindeki Müslümanların ablukası nedeni ile açlık ve susuzluk ile mücadele eden Benu kureyzalılar , Muhammed ile anlaşma yoluna gitmek zorunda idiler. Muhammed onlara güvenilir !!! bir anlaşma sundu. Derhal silahlarını bırakıp teslim olacaklardı ve Muhammed’in eski Yahudi yeni Müslüman olan sahabelerinden Sa’d bin. Muaz’ın vereceği cezayı kabul edeceklerdi. Çaresizlik içindeki Yahudi benukureyza’lılar istemedende olsa teklifi kabul ettiler savaşadan silahlarını teslim ettiler. Eski Yahudi olan yeni Müslüman Sa’d bin Muaz’ın kendi haklarını koruyacağını düşündüler son bir ümitle.
Ahzab suresi 26. ayet; Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü; bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.
27. ayet; Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Sahih hadislerde anlatılanlara göre kaledeki çaresiz Yahudilerin eli silah tutabilenlerden 400-900 arasında bir erkek topluluğu öldürüldü. 400-900 arası olduğu söylenilen Yahudilerin büyük çoğunluğu HZ. Ali tarafından katledilmişti. Ali o gün kafa kesmekten çok yorulmuştu ve kafa kesme işlemi sırasında yorgunluktan sürekli olarak kılıç kullandığı kolunu değiştiriyordu. Muhammed ise kesim işleminin yanına çadır kurdurmuştu ve kesim işlemini gözlemliyordu.Katledilen Yahudi erkekleri topluca gömüldüler.
Tüm silah tutabilen erkekleri öldürülen yahudilerin artk zenginlikleri müslümanlarındı.Ahzab suresi 26 ve 27. ayet bu katliamı anlatır. 26. ayette bir kısmını öldürüyordunuz derken öldürülen 400-900 arası Yahudi erkek kastediliyor. Bir kısmını esir alırdınız derken kadınlar ve çocuklar kastediliyor.27. ayette ise Yahudilerin tüm malvarlıklarının artık Müslümanların olduğu anlatılıyor. Katliamdan sonra, Dıhyetü’l-Kelbı adındaki delikanlı Arap, Muhammed’e gelir; tutsak kadınlardan birini kendisine alması için ondan izin ister. Muhammed de,: “Haydi git de bir câriye al!” diye karşılık verir. Ne var ki Dıhye gidip Safiyye’yi alır. Bunu gören bir başka Arap hemen koşup Muhammed’e haber verir. Safiyye’nin Dıhye’ye değil; “Peygamber”e uygun olacagını söyler. Muhammed’de Dıhye’yi çağırtır; “başka bir cariyeyi” almasını söyler. Dıhye’ye verilen “cariye”, Safiyye’nin kocasının kızkardeşidir. Muhammed, kendisine “karı” olmanın karşılığında Safiyye’yi “azâd” eder. Yola çıkıldığında, bir yandan da “zifaf’ düşünülmektedir. Ümmü Süleym, Safiyye’yi hazırlar. Ve gece olunca da Muhammed’in koynuna koyar.” (Başta Buhari, en sağlam hadis kiıaplarında da yer alan bu hadisi, Kamil Miras’ın çeviri ve “Izah”ını da görmek için Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i
Sarih Tercemesi, Ankara, 1985, Diyanet Yayınlarından, 2/299-310.)
Babası ve kocası öldürülen bir kadını aynı gün (veya 1 gün sonra) , hemde babasını ve kocasını öldürenlerin liderine , muhammedin koynuna verdiler.Safiyye o sırada daha genç bir kız iken muhammed 57 yaşında idi.
Muhammed babası ve kocasını daha yeni öldürttüğü acılar içindeki bir kızı koynuna alıp sevişmişti.
Hendek Savaşı bitmiş, müşrikler geri dönmüş, Muhammed eve gelip istirahate çekilmiştir. Tam bu sırada Cebrail, bir katıra binmiş vaziyette kılıcını kuşanmış, ter ve toz duman içinde Muhammed’ in yanına varıp kendisine “Bak, biz melekler kırk gündür düşmanlarınızla savaşıyoruz, gördüğün gibi silahlarımızı hala da bırakmış değiliz. Kalk, hepiniz Beni Kureyza Yahudilerinin bulunduğu diyara gidin onları öldürün.; ben de hemen önden gidip evlerini üzerlerine yıkarım” diyor. (Tecrid-i sarih, Diyanet Tercümesi, No: 512, 1191,1565)
Cebrail’ in bu açıklamasından sonra Muhammed Müslümanlara, “İkindi namazımızı Beni Kureyza’ da kılacağız, haydi savaşa” talimatını veriyor .Çoluk çocuk dahil yaklaşık 1500 kişilik bir Yahudi kitlesini o gün akşama kadar ele geçiriyorlar . Ele geçirilen bu insanların elleri boyunlarına bağlanıyor ve onların akıbeti hakkında Muhammed, daha önce Yahudi olup da sonradan Müslüman olan Sad Bin Muaz’a yetki veriyor. Sad’ın Hendek Savaşı’nda bir damarı kesilmişti ve kanaması devam ediyordu. Muhammed’in talimatıyla Sad bir eşeğe bindirilip onun huzuruna getiriliyor. Muhammed ona, “Bu insanların kaderini sana bırakıyorum. Acaba bunlar hakkında kararın nedir?” diye soruyor. Sad’ın verdiği yanıt aynen şu: “Eli silah tutan her erkeği kılıçtan geçireceğiz.Kadın ve kızları cariye ; ergenlik çağına gelmeyen erkek çocukları da köle muamelesine tabi tutacağız.” diyor.
Muhammed, Sad’ın bu yanıtına karşı, “Senin verdiğin bu kararAllah’ın emrine tam uygundur ve sen bu kararda tam isabetli davrandın. Zaten seher vakti Cebrail de aynı ifade doğrultusunda Allah’tan bana vahiy getirdi” diyor. (Tecrid-i Sarih, Diyanet Tercümesi, No:289 hadis şerhiyle 1575 ve 1591 nolu hadisler)
Bu esirlerden erkek olanlar “Üsame Bin Zeyd” evinde; kadınlar ve çocuklar ise “Remle Binti Haris” evinde toplatılırlar. Muhammed erkeklerin idam kararını verdikten sonra Medine’ nin bugünkü pazaryeri olan semtte hendekler-çukurlar kazılarak mezar gibi hazır hale getirilir. Daha sonra erkekler eli kolu bağlı bir vaziyette ve kafileler halinde oraya yanaştırılıp başları kesilir ve o çukurlara atılır. Muhammed bu kesim işleminde Hz. Ali ve Zübeyr bin Avam’ı görevlendirmişti. Bilindiği gibi ikisi de Muhammed tarafında cennetle müjdelenmiştir. Ali ve Zübeyr kesim işine devam ederlerken Muhammed de bir yerde oturmuş onları seyrediyordu. Ayşe (Hz.) nin aktardığına göre, bu kesim işi sabahtan akşama kadar sürmüş. Erkekler idam edilirken, Yahudi kadınlar ve çocuklar da buna feryat edip saçlarını başlarını yolmuşlar.(Vakıdi, Meğazi, 2/512-517)
İdamlar yapılmadan evvel Muhammed, sanki çok önemli bir büyüklükte bulunuyormuş gibi “Arkadaşlar, onları şimdi idam etmeyelim; çünkü hava sıcaktır. Ayrıca eğer canları istiyorsa kendilerine hurma yedirin gibi” traji-komik talimatta da bulunuyor. İdamlıkların önüne atılan birkaç hurma da hayvana yem atılır gibi atılıyor. (Vakıdi, Meğazi, 2/512-14; Serahsi, Siyeri Kebir Şerhi, 3/1029 No: 1900)
Yaygın olan görüşe göre idam edilenlerin sayısı 800 ile 900 arasında değişiyor (Nesefi, Taberi, Alusi, İbni Kesir) . En düşük rakamı veren İslamcı yazarlara göre (Begavi, Suyuti, İbn’il Cezvi) ise 400 ila 600 arasında Yahudi idam edilmiştir.
Muhammed, o insanları teslim aldıktan sonra bir yerde toplayıp kendilerine, “Ey domuz ve maymun kardeşleri! Yediniz mi! İşte haliniz; görün bakalım” diyerek hakaret ediyor. Onlar da buna karşı, “Ey Muhammed, biz senden bunu beklemezdik, neden böyle haksızlık yapıyorsun?” şeklinde yanıt veriyorlardı (Bu kısım pek çok İslami Kaynakta yer alır örnek olarak, Taberi, Ahzap Tefsiri, ayet 26-27)
babası amcası tüm yakınları öldürülmüş bir kızı cariye alıp onunla o gün ilişkiye girmek ise vicdanın dayanamayacağı birşeydi...öğrendiğim gece ise sabaha kadar uyuyamamıştım...
Tüm silah tutabilen erkekleri öldürülen yahudilerin artk zenginlikleri müslümanlarındı.Ahzab suresi 26 ve 27. ayet bu katliamı anlatır. 26. ayette bir kısmını öldürüyordunuz derken öldürülen 400-900 arası Yahudi erkek kastediliyor. Bir kısmını esir alırdınız derken kadınlar ve çocuklar kastediliyor.27. ayette ise Yahudilerin tüm malvarlıklarının artık Müslümanların olduğu anlatılıyor. Katliamdan sonra, Dıhyetü’l-Kelbı adındaki delikanlı Arap, Muhammed’e gelir; tutsak kadınlardan birini kendisine alması için ondan izin ister. Muhammed de,: “Haydi git de bir câriye al!” diye karşılık verir. Ne var ki Dıhye gidip Safiyye’yi alır. Bunu gören bir başka Arap hemen koşup Muhammed’e haber verir. Safiyye’nin Dıhye’ye değil; “Peygamber”e uygun olacagını söyler. Muhammed’de Dıhye’yi çağırtır; “başka bir cariyeyi” almasını söyler. Dıhye’ye verilen “cariye”, Safiyye’nin kocasının kızkardeşidir. Muhammed, kendisine “karı” olmanın karşılığında Safiyye’yi “azâd” eder. Yola çıkıldığında, bir yandan da “zifaf’ düşünülmektedir. Ümmü Süleym, Safiyye’yi hazırlar. Ve gece olunca da Muhammed’in koynuna koyar.” (Başta Buhari, en sağlam hadis kiıaplarında da yer alan bu hadisi, Kamil Miras’ın çeviri ve “Izah”ını da görmek için Bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i
Sarih Tercemesi, Ankara, 1985, Diyanet Yayınlarından, 2/299-310.)
Babası ve kocası öldürülen bir kadını aynı gün (veya 1 gün sonra) , hemde babasını ve kocasını öldürenlerin liderine , muhammedin koynuna verdiler.Safiyye o sırada daha genç bir kız iken muhammed 57 yaşında idi.
Muhammed babası ve kocasını daha yeni öldürttüğü acılar içindeki bir kızı koynuna alıp sevişmişti.
bu huseyin için ağlamalarımı bitirdi ağlanacaksa safiyye için ağlanmalıydı.zaten huseyin nasıl susuz bırakıldıysa dedeleri muhammedde aynısını yahudilere yapmıştı.ama en azından emeviler huseynin haremini cariye almadılar ve o gün ilişkiye girmediler...muhammed sadece sahte peygamber değil aynı zamanda çok kötü bir adamdı.zerre insafı olan adam bu hareketi yapmazdı...
sonra peygamberin cinselliği için inen ayetleride okudum gittikçe bu nasıl din diyordum. bu nasıl kitap peygamberin zekeri için ayetler var.dedim ki aslında kuran tanrıya bir hakaret.bu tanrı olamaz.
ebedi cehennem ayetleri ise ayrı bir zırva idi.tanrı için hem merhametli diyeceksin hem de sırf kendisine inanmadı diye sonsuza dek cayır cayır yakmasını dogal goreceksin. Rahman mı yoksa neron mu ?
İslam peygamberinin hem Kuran'da hem de çeşitli hadislerde geçen bir çok hikayesini biliyorum. Çoğu akıl alır şeyler değil. Çoğu mide bulandırıcı, nefret duygularını uyandıran şeyler.
Yukarıda anlatılanları ise ilk defa okudum. Artık bunlara aşina olmak gerektiği düşünülebilir belki ama bunca zamandan ve bunca hikayeden sonra yine afalladım ve bir kere daha nefret ettim.
Bu hikayelerin doğru olup olmaması, Muhammed diye birinin yaşayıp yaşamadığı, yaşadıysa bu olayların aynen böyle gerçekleşip gerçekleşmediği zerre kadar önemli değil. Hakim bi emrillah, bu olayları aktarırken kaynaklarını da vermiş. İçinde diyanete ait yayınlar var. Bu çağda böylesi şeylerin hala kitaplara basılıyor oluşunu, insanlarca dini bilgi olarak okunuşunu, okunduğu halde vicdani bir ibret alınamayışını an-la-ya-mı-yo-rum.
Sizin bunları okuyup dinden çıkmanız kadar normal bir şey olamaz. Asıl konu, bunları okuduğu halde hala bir şeylerden kıllanamayanlar. Korku o kadar büyük ki, insanın kendi iç sesi bile nasıl bir otosansüre uğruyor.
ahbab dost bunları 5 senedir biliyordum ama ebedi cehennem korkusu ile inkar edemiyordum...ama sonunda cesaretimi buldum. yahudiler üzeyir allahın oğludur dediler ayetinin apaçık yanlış olması beni çok cesaretlendirdi.
Benim ailem tamamen aşırı dindar bir aile.Pek çok kez yatılı kuran kurslarında kaldım.İmam hatip lisesi mezunuyum ve şu an ilahiyat fakültesi öğrencisiyim.Benim düşünme sürecime benzer bir süreç yaşamışsın.Beni tetikleyen lise 3 te kuranı kerim dersinde hocanın bize dini tavsiyeler verirken Dinden dönenlerin öldürülmeleri gerektiğini söylemesi olmuştu.
ben bu safiyye olayını falan çok araştırdım hepsi doğru çıktı.tabi daha nice katliamlar var tanrı asla onları emretmezdi.daha baştan kervan soygunları ve öldürmeleri oluyor medine devrinde.kendisine karşı çıkan herkeside cehennemlik yapıyor.
Sabahtan aksama kadar kelle ucuran bir ali, siilerin alisi olabilir, ama Alevilerin Alisi asla olamaz...
Alevilikteki Ali, insan-i kamil Ali´dir, hz ali degildir, olamaz. Hz. Ali kamil bir insan olsa idi, tek bir cana bile kiymaz, kiyamaz idi...
ozgur_beyin
23-01-2012, 22:44
sevgili deman sen hangi aliden bahsediyorsun insan aliden mi? yoksa tanrı alidenmi?
anadolu alevisi panenteisttir inanç esasları islama uymaz hatta islama göre tamamen küfürdür. bunun için muslumanlar hallacı mansur gibileri yaktılar. islama göre allah göktedir anadolu alevisine göre ise herşey zaten odur.
Mutezile
24-01-2012, 00:57
Hakim'den:babası amcası tüm yakınları öldürülmüş bir kızı cariye alıp onunla o gün ilişkiye girmek ise vicdanın dayanamayacağı birşeydi...öğrendiğim gece ise sabaha kadar uyuyamamıştım...
Safiyye'ye bu kadar üzüldüysen Berre (Cüveyriye)'nin hikayesi de seni çok fazla üzecektir Hakim kardeş..
Benu Mustalık Gazasında da küçücük Berre (Çok küçük kız çocuğu olduğundan Cüveyriye=cariyecik denmiştir kendisine) ile hemen mukatele (katliam) sonrası 'halvet' olmuştu muhterem...
Bunlara ilaveten Ahzab 51'in (''Karılarından dilediğinin sırasını, dilediğinle değiştiribilirsin'' mealinde bir ayet) indiği Muhammed tarafından kendisine bildirilen Müminlerin Anası Aişe dellenir ve ağzından şu fena sözcükler dökülür:
''Ma ura rabbeke illa yüsariu hevake'' = Bakıyorumda senin Efendi Tanrının yalnızca senin şeyinin keyfi (heva) için koşturuyor..
Hoş; önceki ayet olan Ahzab 50'yi okuyan biz fanilerin ağzından ister istemez şunlar dökülüyor:
'' Senin karılarını, cariyelerini, amca kızlarını, hala kızlarını (ayette aynen böyle yazar) sana helal kılan tanrını........'' Muhammed'in testosteron seviyesi için bu denli kaygılanan Bu tanrıyı insan nasıl takdir etmez?
Sevgili Turan Dursun Müftülük mertebesinde iken bu dinden ayrıldı malum..
Siteye hoş geldin.
göğüsleri yeni tomurcuklanmış yaşıt kızlar (nebe suresi) cennet vaadi taze çıtır kızlar olan birisi işte ancak öyle birisi olur.
sevgili deman sen hangi aliden bahsediyorsun insan aliden mi? yoksa tanrı alidenmi?
Her ikisindende, sevgili ozgur_beyin. Tanri Ali ile, insan-i kamil Ali özdestir.
Hz. Muhammed Tanrı'nın elçisidir, islam dininin yaratıcısı değil. İslamın ilk şartıda bunu kabulden geçer. "Allah birdir.. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir" dikkat ediniz önce kulu sonra elçisi.. daha fazlası değil.. Anlatılanlar, hadisler, rivayetler doğrumudur değilmdir bilinmez, Hz. Muhammed günahsızmıdır keza bilemeyiz zira kendisin sürekli af ve mağfıret dilediği söylenir.. Tanrı bilir doğrusunu..
Hayatını buna vakfeden Bertrand Russell Tanrının varlığının asla çürütülemeyeceğini anlayarak ayrıldı aranızdan. Daha bir çokları da. Buna inanmak yada inanmamak, sonuca vardırmıyor. İçinde, ruhunun derinliklerinde bunu çoktan kabul etmiş, görmüş, inanmış bir parça var, bir sen varsın, gerçek sen.. ceset değil..Ruh.. O biliyor.
Uzun süre inanmadan yaşadım, rahattım inanmadığım için dinin bana yüklediği sorumluluklardan da muaftım. Aklım alıyordu aslında, mantık çerçevesine de oturtmuştum. Evrim teorisiylede bir güzel destekledim.
Ama bir gün ruhum bu uzaklaşmaya daha fazla dayanamadı. Ruhsal çöküntünün en alasını yaşadım. Asla baskı görmedim kimseden tamamen özgürdüm. Ama eksiktim dünyada sahip olunabilecek maddi şeylerin çoğuna sahiptim ve gençtim, tahsilliydim işim vardı iyi biri olarak bilinirdim herşey varken herşey eksikmiş gibi ağır bir depresyona girdim.
Tanrı'nın yokluğunun yarattığı boşluğu dolduramamıştım. Yaşadıklarımı anlatacak değilim ama inanın özel şeyler yaşadım. Agnostist bir yaklaşımım vardı. Tanrı'yı kabul ettim ve düşündüm Ben Tanrı olsaydım ne yapardım diye ; Evet , iletişime geçerdim en çok ta zor zamanlarda.. o da öyle yaptı .
Evet etraf kötü örneklerle dolu, din bir maske oldu .. kötülğü maskeliyor.. öyleyse alın ellerinden.. İslamın bu gördüklerimizle ilgisi yok, Tanrı bunları öğütlemedi.. ve kimseyide yakmayacak :) okuduğunuz için teşekkürler .. Elif
yakmayacak mı elif... kuranı okumadın mı
4:56 - Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
7:41 - Onlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.
7:50 - Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler.
14:16 - Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.
14:17 - Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir.
18:29 - Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!
Bence elif kendi dinini tanrisini yaratmis; Semavi dinlerin tanrisini gecmis, baksaniza onunki yakmiyor, sadece guven veriyor.
Mutezile
24-01-2012, 21:20
Bir zamanlar benim yazdığım ''Alterntif Kuran Ayetleri'' adlı bir makalem vardı.. Elifin hayallerindeki Tanrı, İslam ve Muhammed orada vücut bulmuştu..
Bulabilirsem ekleyim buraya; Elif beğencektir, eminim.
Mutezile
24-01-2012, 21:27
Buldum:)
05.05.2009 (Aslında 2005'lerde yazıldıydı)
Alternatif Kuran Ayetleri
--------------------------------------------------------------------------------
Aşağıdaki çalışma Mutezile'ye ait. Kendisini özleyen arkadaşlar için..
********
Alternatif Kuran ayetleri:
* Allah sevgisini içinizde yeşertin, Allah korkusunu değil.
// Her insana dini,dili ırkı İNANCI ne olursa olsun önyargısız ve şefktle yaklaşın. Hoşgörü Kulu Yüceltir. Tevazu; İhlasla ortaya onduğunda muteberdir;cennetin kapılarını ardına kadar açar.
Size bir ceza yeri düşünmüş değilim. Sadece mükafat vardır; ceza olarakta mükafattan yoksun bırakmayı ihdas ettim.
// İslam tebliğ dinidir. İnsanlık alemini bu dine -ki hak Dinidir- davet edin. Davete Uymayanlara husumet beslemeyin. Onlarla silah ve kılıçla savaşmayın. İslam, Engin Hoşgörü ve Sabır dinidir.
// Müminlere gösterdiğiniz dayanışmayı, yardımlaşmayı İsevi'ye, Musevi'ye, Dinsiz'ede gösterin
// Onların hepsini ben halk ettim. Onlara saldırı BANA saldırıdır. Onları incitmek BENİ incitmektir.
// Kadınlar SİZİN (erkeklere sesleniyorum) baştacınızdır. Hayız onlar için bir EZA değil, zürriyetin devamı için öngördüğüm bir mekanizmadır.
// Kadınlara, inanan erkek el kaldırdığında, BANA EL KALDIRMIŞ OLUR.
// Kadın ve Erkek olarak sizi iki ayrı cinsten yarattım ki, çoğalabilesiniz; bu yeryüzünü bayındır edebilesiniz.
// İki cinste Fıkhen, Şeriaten her yönden EŞİT değerdedir ve benim muhabbetimden halk olunmuşlardır. Birinizin diğerine üstünlüğü YOKTUR
// YERYÜZÜNDE BANA ŞİRK koşanlar, inanmayanlar, kem söz edenler hep çıkacaktır. Onlar bunun hesabını bana verceklerdir. Siz bu hesabı sormaya ehliyetli değilsiniz.
// Bütün Dinleri ve Tevhid'i ben gönderdim; benden gittiniz, yine bana döneceksiniz.
// Hepinizin kaderi kendi elindedir. İradeniz ve İmanınız yolunda salih ameller işleyeceğinize şüphem yok.
// Evren ve uzayı karmaşık prosedürler sonucu halkettim. İlim ve Fen'in kanunlarını zamanla idrak edeceksiniz. Şu an için bilmeniz gerekenler bu kitabta yazılmıştır. Ötesini siz kendiniz bulacaksınız.
// Seyyid-i Kainat'ı bu dini Tebliğ için gönderdim. Görevini ifa etti. Artık başka mesih, Nebi falan beklemeyin O son peygamberdi.
// Bu dinin sizlere bahşedilme sebebi: aranızdaki sevgi barış kardeşlik, dayanışma ülküsünü yeryüzüne gönderdiğim HER İNSANA VE CANLIYA göstermeniz, bu Kitab'dan herkesi haberdar etmenizdir. Ne mekke, ne medine ne de Ümmü-l Kurra benim muhatabımdır. Tüm İnsanlığa bu Kitab vasıtasıyla sesleniyorum. Asla ve kat'a din, dil, ırk ayrımı yapmayasınız.
// Ailenin Reisi diye bir kavram yoktur. Siz Kullarım için Hayat müşterek, geçim müşterektir. Karşılıklı saygı ve sevgiyi tesis etmek ERKEK ve KADIN tüm kullarımın omuzuna yüklenmiş bir mesuliyettir.
// Sizden önceki kavimler İntikam, Kısas, Mukatele, Cihad gibi hatalara düşmüşlerdir. Bu Barış ve Sevgi Dini sizlere bu hatalardan uzak durmanız için gönderilmiştir.
// Mürtedlerle, Münafıklarla, şirk koşanlarla savaşmak gibi Kebairlerden kaçınınız.
// Hırsızlık; sirkat; o ne aşağılık harekettir; verdiği zararla orantılı bir ceza adil olacaktır. Bu sözümü kılavuz edininiz.
// Yaradılanı Yaradandan ötürü severken şeceresini araştırmak size DÜŞMEZ. Selamım ve Muhabbetim HEPİNİZİN üzerine olsun..
Not 1-: Vahiy bu veya buna benzer üslubta da Kuran'da yer almış olabilirdi. Ama içinde korkutma, Adn cennetlerinin tafsilatlı anlatımı Ayet-üs-Seyf'ler Ayet-ül Kıtal'lar, Nisa 34 (vadribuhunne), Maide 38 (eydüyehema), Bakara (Fektulü enfüseküm) vb unsurlar olmadan taraftar toplama şansı gerçekçi olur muydu?
Not 2-: Yazıyı pasteleyip tekrar asarak kaybolmamasını sağlayan Panteye teşekkür
Evet sevgili Elif;
Keşke İslam'ın içinde biraz hümanizm, biraz sevgi, biraz empati..insanca birşeyler olsaydı. Ama yok..
Senin ilk yapman gereken gerçekten Kuranı eline alarak incelemen.. Yanına iyi de bir tefsir koyman..Ama en önemlisi bunlar değil...Bunarı koyduğun masanın üzerine sevgili Turan Dursun'un ''Din Bu'' (4 cilttir) adlı külliyatını da koyacaksın..
Ve üşenmeden bir kaç hafta boş zamanlarını bu etüde, kıyasa, analize ayıracaksın..
Ve hala İslam seni şefkatle kucaklamaya devam ediyor, sen İslamın içinde, vahdette eriyebiliyorsan haber ver güzel insan.
Sevgili Mütezile ,
30 yaşındayım tam 9 yıldır Kur'an başucumda ve fırsat bulduğum her ortamda okuyorum.
Farklı farklı kişilerin çevirilerini okuyorum ve tıpkı Kur'an da hemen her ayetin sonunda sıkça bahsedildiği gibi - meal okumak değil kastım- düşünüyorum.. Tanrı'nın bana bahşettiği akıl ile başkalarınınki ile değil.. Defalarca okudum kim ne anlamış nasıl yorumlamış umrumda değil .. Dikkat ettiğim tek şey ayetlerin neden sonra indirildiği.
Ben bir tıpçıyım edebiyatçı değil ama sayısız edebiyat eseri okudum bence sen Kur'an al ve oku.. ama ön yargılarından sıyrılarak oku .. Evet Tanrı'nın dili bir insan aklının ürünü olamayacak kadar farklı .. Korku salıyor..Ürkütüyor.. Dehşete düşürüyor.. Ve şonra şevkatle sarıp sarmalıyor.. Sevindiriyor ve ümitlendiriyor.. Bağışlayıcılığının ne kadar büyük olduğunu anlatıyor hemde üstüne basa basa... affedileceğinden zerre kadar şüphen omasın diyor.. Şimdi sana soruyorum bu bir insan yazımı olsa bu şekilde ifade edilirmiydi?
Düşünün diye defalarca vurgularmıydı? Kesin hüküm bildirmezmiydi ?
Amacım sizleri eleştirmek yada neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmak değil. Ben buna vakıf değilim. Sadece hayatımın bir dönemimde sizler gibi düşündüğümü paylaşmak istedim. Sizlere saygı duyuyorum. Sorgulamak, körü körüne bağlanmaktan daha değerlidir bence. Sırf yetiştiğin aile doğduğun yerde islam anlayışı baskın diye inanan insanlar olmamalıyız zaten. Ben sadece İslamın yanlış anlaşıldığını düşünüyorum ve bununda kasıtlı olduğunu düşünüyorum.
Neyse umarım anlaşıldım.
Sevgiler
turondursongeberdi
24-01-2012, 23:30
Serin hikaye kardes.
Mutezile
24-01-2012, 23:32
Düşüncelerine, hislerine saygı duyuyorum..
İslamda kalarak iç huzuru bulabildiğini söylüyorsun. Aslında bunu kimsenin sorgulamaya hakkı olamaz. Senin tercihin..
Ama senin Kuran okuman ile ilgili söylemek istediğim bir nokta var:
Esbab-ı Nüzul=ayetlerin iniş sebebini bilmediğin, başka kaynaklardan okumadığın sürece, sadece kelime anlamlarından yola çıkarsan Kuranın asıl anlatmak istediklerini anlamış olur musun? Ayetlerin önemli bir bölümü Muhammedin günlük hayatını (Ganimetteki payı, hanımları, Ehlibeyti....vs) tanzim ile ilgili..
Bunu bir düşün.
Bana verdiğin tavsiyeye gelince, emin ol Kurana yabancı biri değilim. Az çok neden bahsettiğimi biliyorum. Okudum, bayağı.
Her ne ise... Ne yap ne et; Turan Dursun'un kitaplarıyla tanış derim ben..
Tanış ki Fush-a sahih arapça (Kuranın yazıldığı yüzyılın arapçası) uzmanı bir adam Kuranı nasıl okumuş, nasıl anlamış..Sadece faydasını görürsün.
sergenci
24-01-2012, 23:37
sn. ElifB, inançsız insanlar gökten zembil ile gelmedi, kuranı daha fazla okuyarak ve eleştirerek vede parantezleri kapatarak okuyun, daha farklı anlamları olduğunu fark edebileceğinizi umuyorum. Bunu pek yapabileceğinizide zannetmiyorum, çünkü çok zordur. İslam yanlış anlaşılmıyor, sevgi, şefkat bağışlayıcılık sadece ve sadece iman edersen yani muhammedi kabul edip seversen bunlar oluyor, kabul etmeyip sevmezsen facia başlıyor. Kasıtlı olarak yapılan bir uygulama olduğu kanısına nasıl vardınız onu anlayamadım. (Anlatılanlar, hadisler, rivayetler doğrumudur değilmdir bilinmez, Hz. Muhammed
günahsızmıdır keza
bilemeyiz zira kendisin sürekli af ve mağfıret dilediği söylenir.) demişsiniz, bir çok ayetin ve sahih hadisin doğruluğundan dahi emin değilsiniz. Eksikliği dini tekrar kabul etmekle doldurmuş ve aklınızı vahiylerin ardında bırakmışsınız. Zaten siz dinden çıkmamışsınız ara vermişsiniz, korkularınız ağır basmış ve yüzleşince geri dönüş yapmışsınız, allahı tekrar yaratmışsınız. Yanlış anlaşılmamak ümidi ile esenkalın.
Sayın sergenci,
Olay, iman edersen oluyor, etmez isen olmuyor mantığı değil. İslamiyet'te, neticenin bir önemi yok, yaşanılanın, yapılanın bir önemi vardır.
Sayın Mutezile,
ElifB zaten şunu söylemiş.
Defalarca okudum kim ne anlamış nasıl yorumlamış umrumda değil .. Dikkat ettiğim tek şey ayetlerin neden sonra indirildiği.
Turan Dursun'un bütün kitapları bende mevcut özellikle Din Bu serisini okuyarak başladım. Fakat kendisini ilkokulu bile dışarıdan bitirmiş, cami kültürü ile yetişmiş biri olması vesilesiyle kayda değer bulmadığımı söylemek isterim. Ayrıca muhtemelen Alevi gelenekleriyle yetiştirilmiş. Sana Özellikle Burak Özdemir' i okumanı tavsiye ediyorum en azından ne söylediğini bilebilecek kadar eğitimli ve tarafsız bakabiliyor.
Saygılar
turan dursun kitaplarınızı okumaya gerek bizzat islamın ana kaynaklarını tarafsız okuyun yeter.
bakın turan dursun veya diğerleri kafadan uydurmuyor.
Ebu Bekir bir ordu hazırlatarak Battah kabilesine gönderdi ve komutanları olan Halid bin Velid'e şöyle emir verdi;Git onları islama davet et.Eğer kabul ederlerse zekatı al gel ve eğer karşı çıkarlarsa onları öldür ve mallarını ganimet olarak yağmala.Halid bin Velidin ordusu Malik bin Nüveyre'nin adamlarının yanına giderek orada ikamet ederek namaz kıldılar ve bunu gören Malik bin Nüveyre ve adamları kılıçlarını yere bırakıp onlara doğru yaklaştılar.Halid bin Velid ve adamları o kabileyle birlikte cemaat namazı da kıldılar.Hemen arkasından Halid ansızın adamlarıyla birlikte Malik bin Nüveyre ve adamlarının ellerini bağlatıp onların boynunu vurup öldürdü.O gece Malik bin Nüveyrenin eşi ile zina etti.Daha sonra ordu Medine'ye döndüğü zaman Malik'in kardeşi Halid'in cezalandırılmasını istedi.Ömer de Ebubekir'in yanında Halide şöyle dedi;Ey Allah düşmanı müslüman bir adamı öldürüp onun karısıyla mı birleşiyorsun?Vallahi seni recm edeceğim.Ama Halid ona cevap veremedi.Halid Ebubekir in görüşünün de Ömer ile aynı olduğunu sanıyordu.Ömer Ebu Bekire şöyle dedi;Halid zina etti.Bunun cezasını verelim.Ebu Bekir ise ,hayır te'vil etti ve hataya düştü.Ömer;O bir müslümanı öldürdü sen de bunu öldürt.deyince Ebubekir dedi ki;Ya Ömer! Allahın onlara salladığı kılıcı ben kıramam.Malik'in kardeşi olan Mütemmim de ona ağıtlar yaktı.
Kaynaklar:
1. Tarih i Taberi c3 sf 241.
2. Tarih i İbn i Esir c3 sf 149.
3. Usd ul Gabe c4 sf 295.
4. Tarih i İbni Asakir.c5 sf 105 ve 112.
5. Hazanet ul Edeb. c1 sf 237.
6. Tarih i İbni Kesir c6 sf 321.
7. Tarih ul Hamis c2 sf 233.
8. El İsabe fi Marifet is Sahabe c1 sf 414 ve c3 sf 357.
9. Tarih i Ebil Fida c1 sf 158.(Son kısımdaki tafsilat bu kaynaktan alınmıştır.)
10. Tarih ul Hamis c2 sf 233,333.
11. Savaiq ul Muhriqa sf 21.
Mutezile
25-01-2012, 04:40
Sevgili Elif
Son yazdıklarınla baklayı ağzından çıkardın. Turan Dursun hakkında yazdığın her kelime -ilkokulu dışardan bitirmesi dışında -yanlış.
Bence senin İslamda kalman o kadar da kötü olmamış.
bakın turan dursun veya diğerleri kafadan uydurmuyor.
Ebu Bekir bir ordu hazırlatarak Battah kabilesine gönderdi ve komutanları olan Halid bin Velid'e şöyle emir verdi;Git onları islama davet et.Eğer kabul ederlerse zekatı al gel ve eğer karşı çıkarlarsa onları öldür ve mallarını ganimet olarak yağmala.Halid bin Velidin ordusu Malik bin Nüveyre'nin adamlarının yanına giderek orada ikamet ederek namaz kıldılar ve bunu gören Malik bin Nüveyre ve adamları kılıçlarını yere bırakıp onlara doğru yaklaştılar.Halid bin Velid ve adamları o kabileyle birlikte cemaat namazı da kıldılar.Hemen arkasından Halid ansızın adamlarıyla birlikte Malik bin Nüveyre ve adamlarının ellerini bağlatıp onların boynunu vurup öldürdü.O gece Malik bin Nüveyrenin eşi ile zina etti.Daha sonra ordu Medine'ye döndüğü zaman Malik'in kardeşi Halid'in cezalandırılmasını istedi.Ömer de Ebubekir'in yanında Halide şöyle dedi;Ey Allah düşmanı müslüman bir adamı öldürüp onun karısıyla mı birleşiyorsun?Vallahi seni recm edeceğim.Ama Halid ona cevap veremedi.Halid Ebubekir in görüşünün de Ömer ile aynı olduğunu sanıyordu.Ömer Ebu Bekire şöyle dedi;Halid zina etti.Bunun cezasını verelim.Ebu Bekir ise ,hayır te'vil etti ve hataya düştü.Ömer;O bir müslümanı öldürdü sen de bunu öldürt.deyince Ebubekir dedi ki;Ya Ömer! Allahın onlara salladığı kılıcı ben kıramam.Malik'in kardeşi olan Mütemmim de ona ağıtlar yaktı.
http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/21536/halid-b-velid-ve-malik-b-nuveyre-olayinin-asli-nedir.html
Mutezile
25-01-2012, 12:20
Sayın Yergin,
Verdiğiniz linkin kaynakçasını taradım.
1- Benim de nickimi teşkil eden 'Mutezile' maddesini açıklamaya çalışırken, bu akıma çamur atmaktan başka bir şey yapılamamış. Sadece bu yapılsaydı.. Mutezile'nin en temel düsturundan da hiç haber verilmemiş.. Bunların neler olduğunu merak ediyorsanız öncelikle sorularla islamiyet sitesi dışında kendinize güvenilir kaynaklar bulacaksınız..
Bu kaynaklarda genellikle yazılı kaynaklar olmaktadır. Arama motoeuna kelime yazdırıp aratmakla bulamayacağınız kaynaklar..
Buradan hareketle internet kaynaklarını her zaman yazılı iktibaslarla kıyaslamak lazım, bir çıkarım yapmadan önce.
2- Verdiğiniz linkin kaynakçasında Müellefet-ül Kulübü okudum. Sanırım bu maddeyi vermiş olmak için vermişler. Son derece yüzeysel, objektiviteden uzak değerlendirmeler söz konusu.
3- Aşere-i Mübeşşere'ye de baktım: iki ufak paragrafla hayati bir konu geçiştirilmiş. Maksat madde var mı var..
Kaynaklarınız ne acı ki fiyasko...
Bu 3 maddeyi oradan öğrenemezsiniz...
Savaş sırasında meydana gelen bir yanlışlıktan dolayı bir başkomutanını azletmeye yanaşmamıştı.
o kadar insnaı öldürmek savaş yanlışı imiş. halid bin velid muhammed zamanında da aynısını yapmış ama öldürülmemişti gorevden alınmamıştı.
Sayın Yergin,
Verdiğiniz linkin kaynakçasını taradım.
1- Benim de nickimi teşkil eden 'Mutezile' maddesini açıklamaya çalışırken, bu akıma çamur atmaktan başka bir şey yapılamamış. Sadece bu yapılsaydı.. Mutezile'nin en temel düsturundan da hiç haber verilmemiş.. Bunların neler olduğunu merak ediyorsanız öncelikle sorularla islamiyet sitesi dışında kendinize güvenilir kaynaklar bulacaksınız..
Bu kaynaklarda genellikle yazılı kaynaklar olmaktadır. Arama motoeuna kelime yazdırıp aratmakla bulamayacağınız kaynaklar..
Buradan hareketle internet kaynaklarını her zaman yazılı iktibaslarla kıyaslamak lazım, bir çıkarım yapmadan önce.
2- Verdiğiniz linkin kaynakçasında Müellefet-ül Kulübü okudum. Sanırım bu maddeyi vermiş olmak için vermişler. Son derece yüzeysel, objektiviteden uzak değerlendirmeler söz konusu.
3- Aşere-i Mübeşşere'ye de baktım: iki ufak paragrafla hayati bir konu geçiştirilmiş. Maksat madde var mı var..
Kaynaklarınız ne acı ki fiyasko...
Bu 3 maddeyi oradan öğrenemezsiniz...
Yani?
Diyorsunuz ki, verdiğiniz linkteki siteye başka bir soru sorulduğunda Mutezile akımına çamur atmaya çalışmış, bu yüzden o sitenin tüm cevapları tutarsızdır.
Bu mudur?
Sizce bu mantık ne kadar tutarlı? Bu sitede de bir sürü sorular soruyorlar, cevaplar veriliyor. O zaman biz bu sitedeki tüm verilen cevapları tutarsız olarak görelim. Zira, sizin kurduğunuz mantık ile bir çok konuda çamur atılıyor. O zaman genel sonuç ne oluyor? Turan Dursun sitesinde sorulan tüm sorulara bir müslüman cevap vermemeli.
Bu yanlış bir mantık...
2. ve 3. madde olarak yazdıklarınız için tekrar yazayım.
Yani?
Demek istediğiniz, olay, o sitenin yazdığı gibi değil şöyle şöyle midir? Öyle ise ne şekildedir?
Mutezile
26-01-2012, 00:00
Yergin'den: O zaman genel sonuç ne oluyor? Turan Dursun sitesinde sorulan tüm sorulara bir müslüman cevap vermemeli.
Asla..
Aksine.
Sadece şunu söylemeye çalışıyorum: Zayıf ve yetkin olmayan kaynaklarla islamı bırakın yüceltmek, savunmak; aksine olduğundan daha zor duruma düşürürsünüz yalnızca.
Ben (biz) sizin temel kaynaklarınıza ulaşmaya, okumaya çabalıyoruz.
Siz hiç Turan Dursun'un Din Bu I'den başlamak üzere kitaplarını (en azından Din Bu I'i) merak edip elinize aldınız, biraz zaman ayırdınız mı?
Satın almanıza da gerek yok. Kitapevlerinde okuma masaları var artık. Hiç olmazsa oturup 1-2 saat bir derinlemesine içine bakın bakalım.. Bu adam benim dinime yalap şap küfür mü ediyor. Yoksa benim dinimi, şeriatımı, fıkıhımı, siyerimi, tefsirimi yutmuş ve haklı yere mi ahkam kesiyor? Hangi kaynakları kullanıyor? Hangi yetkiyle, selahiyetle kelam ediyor..
Bir fikir edinin isterseniz önce.
Turan Dursun (İlhan Arsel, Muazzez İlmiye Çığ, Arif Tekin gibi yazarlar) istemezler ya; yetkinlik olarak El Ezherde kürsü sahibi olacak yetkinlikteler.
Bu adamların ve sevgili Muazzez İlmiye Çığın yazdıklarını ''www.sorularlaislamiyet.com'' gibi az emekle, zayıf kaynaklarla donatılmış bir site ile yanıtlayamaz, çürütemezsiniz.
Sayın Yergin, karşınızda dağ gibi ilimleri ile bu işe ömrünü vermiş insanlar var (Yukarıda isimlerini zikrettim).
Çok, ama çok sağlam kaynaklara ihtiyacınız var, eğer göz bebeğiniz dininizi biz gibi kefere tayfasına karşı savunmak sizin için önem arz ediyorsa.
Herşey bir yana seviyeli üslubunuz forumda yazmaya çalışan bir çok katılımcıya örnek olacak olgunlukta..
ben islamın yanlışlıklarını turan dursunda bulmadım bizzat kendi kaynaklarında buldum. kuranın kendisi ortada zaten hadis kitaplarıda
Bahsedilen mevzudaki suikastçı lideri, hasan sabbah'a ne kadar da benziyor.
deizmde karar kıldım veya panteizm.
deizmde karar kıldım veya panteizm.
Bu cümleden pek karar kılmışsın gibi görünmüyor ama yüce ruh ya da ruhlar yoldaşın olsun!
ateist ve teist olmayacağım geri de kalan tüm inançlara açığım.
vishnu madem inanmıyorsun peki neden kanıt arıyorsun?
kursat76
23-07-2012, 11:25
Zeyd ile Zeynebin hikayesini duyduktan sonra,ne zaman Zeynep adini duysam icimde bir burukluk bir huzun olusurdu.(Zeydinki de cok beter ama o isimle karsilasmiyoruz).Simdi Safiyeyi duydum.Vay canina beee.Buna yurek dayanmaz.
Orta Çağ'a gelindiğinde kilisenin dayattığı gericilikten ötürü hiç kimse dinlerle çelişen düşüncelerini açıkça ortaya koyamamıştır. 18.yüzyıl Aydınlanma çağında Baron d'Holbach ve Denis Diderot gibi dine karşı tepkileri koyan düşünürler olduysa da, ateizm en parlak dönemini 19-20.yüzyılda Ludwig Feuerbach, Karl Marx, Friedrich Engels, Vladimir Lenin ve diğer bütün diyalektik maddeci filozoflar ile geçirmiştir.
Sokrates, mevcut tanrıları sorgulamaya ilham verdiği gerekçesi ile suçlanmıştır. O, ruhlara inanan bir insan olarak tam manasıyla ateist olamayacağını ifade etse de idama mahkûm olmaktan kurtulamamıştır.
Critias’ın görüşü, dinin insanlar tarafından yaratıldığı ve insanları korkutarak onlara belirli kurallar dayatan bir sistem olduğudur.
Vikipedia
Biraz da kendi görüşlerimi ekleyeyim, dinler insanlar tarafından üretilen ve sapkınlık, şiddet vs unsurlar içeren saçmalıklardır. Yani Kuran denilen kitabın mealini küçük çocuklar bile okusalar gökten inmediğini anlarlar.
Sizce Allah böyle bir ayet gönderir mi?
"Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O'nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah'a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır."
Yani Allah'ın başka işi mi yok da bu kadar uzun açıklamalar yapsın Muhammed'in günlük yaşamıyla ilgili. Yani evine gelen insanlardan kendisi rahatsız oluyor ve onlardan kurtulmak için Allah'ı araya sokuyor. İnsanlar tarafından oluşturulduğu artık açık olan bir kitabı zorla bize dayatıyorlar.
"Ganimetler Allah'ın ve resülünündür" ayeti de zaten yapılan savaşların çok kutsal bir amaç için değil de ganimet ve cariyeler için yapıldığını gösteriyor. Biliyorsunuz Muhammed zevklerine düşkünmüş ve kadınları seviyormuş
ben bu safiyye olayını falan çok araştırdım hepsi doğru çıktı.tabi daha nice katliamlar var tanrı asla onları emretmezdi.daha baştan kervan soygunları ve öldürmeleri oluyor medine devrinde.kendisine karşı çıkan herkeside cehennemlik yapıyor.
Savaşların kutsal bir amaçla yapılmadığı zaten ortadadır. Ganimet ve cariye işte başka ne olacak, gerçekten yaşadığı döneme göre müthiş bir zeka yani insanları korkutarak amaçlarına ulaşmayı başaran çok az insan vardır. Okuma yazma bilmeyen koyun çobanından ne bekleyebilirsiniz, 20 yaşındayken parası için Hatice'yle evlendi. Hatice hayattayken yapamadıklarını, öldükten sonra yaptı 30 tane kız aldı o öldükten sonra, bu da ona karşı hiç bir sevgisi olmadığını gösteriyor. Muhammet çok fakirdi ve ganimet için kervanlara saldırması normaldir.Kurandaki "Kafirleri tepeleyin," "Kafirleri öldürün" gibi ayetler mesela, neden adamı öldürüyorlar suçu ne efendim inanmamış, inanmaz tabi adamın elinde ne var ne yok almak amaçları kim inanır, ayrıca inanmadı diye de adamın öldürülmesi bunlar kabul edilebilecek şeyler mi? Ayrıca cehennem hikayesi ne kadar mantıklı Allah'ın da hiç işi yok inanmayanlar için öbür tarafta cehennem hazırlıyor. Dönemim insanları o kadar saflar ki Muhammet de onların bu cahilliğinden faydalanıyor.
Nevandaar
30-07-2012, 06:51
Safiyye olayını ilk olarak islamiyetgerçekleri sitesinde okumuştum.
Yıllar geçti ancak hala aklıma ara ara geliyor ve içimin acımasına neden oluyor. Sahiden hayatın en ufak bir adaleti yok. Hayatta olan yetişkin tüm erkek yakınlarınızın kafası kesiliyor, genç kızlar tecavüz amaçlı bölüşülüyor, küçük çocuklar köle pazarında satılmak için paylaşılıyor. Bunların hepsinin gözünüzün önünde çok kısa bir süre içerisinde olması yetmezmiş gibi hayat " sana bu kadar acı yetmez" deyip üstüne bir de tüm bunları yaptıran kişinin tecavüzüne uğrattırıyor ve onun karısı yaptırıyor. Oldu olacak kafasına bir de meteor düşseydi tam olurdu.
Muhammedin nasıl bu kadar acımasız olabildiğini aklım almıyor doğrusu.
şia döneminde islamı tekrar okumaya başladım. kervanlara ve kabilelelere saldırılar şiddet emirleri. bunlar beni iyice şüpheye soktu. hayatus sahabe kitabında okuduğum bir olay beni tir tir titretti.olay şu idi
Ka 'b b. Esref' in Öldürülüsü
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Allah' im! Beni, diledigin sekilde, E sref' in oglundan kurtar! Çünkü o kötülügünü siirleriyle ilan ve nesr etmektedir" diyerek Allah' a dua etti.
"Benim için, Ka'b b. Esref'in hakkindan gelecek kim var? Çünkü o Allah' i ve Resûlünü incitmistir. Bizim için, kim Esref'in oglunun hakkindan gelir?
Çünkü o bize karsi düsmanligini ve hicivlerini açiga vurmus, Kureys müsriklerine gidip onlari bizimle çarpismaya hazirlamis bulunmaktadir.
Bunu, Yüce Allah bana haber verdi" buyurdu. Abduleshel ogullarinin kardesi Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Senin için, onun hakkindan gelecek, ben varim! Onu öldürmemi istiyorsan, onu ben öldürürüm" dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Buna gücün yeterse, evet, yap!" buyurdu. Muhammed b. Mesleme, evine döndü. Üç gün bekledi. Birsey yemedi, içmedi. Kendi kendine düsündü durdu.
Bu durum Peygamberimiz Aleyhisselama anilinca, Peygamberimiz Aleyhisselam onu çagirdi ve kendisine:
"Sen ne için yemeyi içmeyi biraktin?" diye sordu. Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Sana bir söz söylemistim. Onu yerine getirebilecek miyim, yoksa getiremeyecek miyim; bilemiyorum" dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Sana ancak gücünün yetebilecegini yapmak düser! Sen onun isini Sa'd b. Muaz'la bir istisare et! " buyurdu.
Muhammed b. Mesleme:
"Yâ Rasûlallah! Her halde, Ka'b'a, senin aleyhinde birseyler de söylememiz gerekecek! ?" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam:
"Istediginizi söyleyiniz! Siz bu hususta serbestsiniz!" buyurdu.
Muhammed b. Mesleme Sa'd b. Muaz'a gidip durumu anlatinca, Sa'd b. Muaz:
"Allah' in bereketiyle git! Kardesimin oglu Hâris b. Evs b. Muaz ile Abbâd b. Bisr, Ebu Abs b. Cebr ve Ebu Nâile b. Silkân'ida yanina al! " dedi. Bunun üzerine;
Muhammed b. Mesleme, Ebu Nâile Silkân b. Selâme (Ka'b'in sütkardesi idi) , Abbâd b. Bisr, Hâris b. E vs b. Muaz, Ebu Abs b. Cebr toplanarak Ka'b b. Esref'i
öldürme isini konusup kararlastirdilar. Muhammed b. Mesleme, Ka'b' in yanina vardi. Ona (Peygamberimizi kasdederek):
"Su kisi, bizden sadaka istedi ve bize agir vergi teklif etti. Ben de, ödünç birsey almak için sana geldim!" dedi. Ka'b b. E sref de, Muhammed b. Mesleme'nin
dedigi gibi söylendi ve:
"Muhakkak, o, sizin usancinizi daha da arttiracaktir! " dedi. Muhammed b. Mesleme:
"Ne yapalim ki, bir kez ona uymus bulunduk! Kendisini derhal birakmak istemiyoruz.
Bakacagiz: Onun hali ne olur? Sonuna kadar bekleyecegiz!
Simdi, biz senin bir vesk veya iki vesk* ödünç hurma vermeni istiyoruz!" dedi.
Ka'b b. Esref:
"Peki! Siz bana bu hususta rehin veriniz!" dedi. Muhammed b. Mesleme ile arkadaslari:
"Rehin olarak ne istersin?" diye sordular.
Ka'b b. Esref:
"Kadinlarinizi! " dedi.
Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:
"Kadinlarimizi sana nasil rehin verebiliriz?! Sen bugün Arabin en yakisikli simasisin! " dediler.
Ka'b b. Esref:
"Öyle ise, ogullarinizi rehin olarak veriniz! " dedi.
Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:
"Ogullarimizi nasil rehin olarak verebiliriz?! Sonradan, bunlardan herhangi biri 'Bir-iki deve yükü hurmaya rehin olundu!' diye yerilir ki, bu, bizim için temelli bir ayip olur. Fakat, biz sana silahlarimizi, zirhlarimizi terhin edelim! Silahta, borcu ödemede yeterlilik vardir" dediler.
Ka'b b. Esref de:
"Silahta, borç ödeme yeterliligi var! " dedi. Kendisine gelmeleri için bir zaman da tayin etti. Muhammed b. Mesleme, belirlenen gece, Ka'b b. Esref'e geldi, kale disarisindan seslendi. Yaninda Ka'b'in sütkardesi Ebu Nâile de vardi. Ka'b, onlari kale içine davet etti ve karsilamak için de yanlarina indi. Ka'b'in karisi, Ka'b' a:
"Sen bu saatte nereye çikiyorsun?! " diye itiraz etti ise de, Ka'b:
"Bu seslenen, Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!" diye karsilik verdi. Kadin:
"Emin ol; ben bir ses isittim ki, ondan kan damliyor! " dedi.
Ka'b:
"O, benim kardesim Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!
Hem, kerim olan genç, geceleyin kiliç darbesine çagrilsa bile, o çagriya muhakkak icabet eder! " dedi.
Muhammed b. Mesleme, kendisiyle birlikte Ebu Abs b. Cebr'i, Hâris b. E vs'i ve Abbâd b. Bisr'i de kaleye soktu.
Muhammed b. Mesleme bu arkadaslarina önceden söyle direktif vermisti:
"Ka'b gelince, ben onun basini tutup saçini koklarim. Siz, Ka'b'in basini benim sikica yakaladigimi görünce, hemen kiliçlarinizi siyirip Ka'b'a vurun!"
Ka'b b. E sref; üstün giyimli, kusamli, hamâilli (kayisli) olarak, etrafina güzel kokular saçarak misafirlerin yanina inince, Muhammed b. Mesleme:
"Bugünkü gibi güzel koku duymadim! " diyerek ona yaklasti.
Ka'b b. Esref:
"Sen ne saniyordun? Arabin en güzel kokulu kadinlari benim gögsümde yasiyor! " dedi. Muhammed b. Mesleme:
"Senin basini, saçini koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.
Ka'b b. Esref:
"Evet! Ederim" dedi. Muhammed b. Mesleme, onun saçini kokladi. Arkadaslarina da koklattiktan sonra, Ka'b b. Esref'e:
"Senin saçini bir kez daha koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.
Ka'b b. Esref:
"Evet! Ederim" dedi.
Muhammed b. Mesleme, Ka'b'in basini simsiki yakalar yakalamaz, arkadaslarina:
"Vurun! " dedi.
Vurup öldürdüler.
Ka'b vurulup yere düstügü zaman öyle bir çiglik kopardi ki, çevredeki kalelerden, çiralarini yakmayan kalmadi.
Fedailer hemen oradan uzaklastilar. Hâris b. E vs b. Muaz, Ka'b' a vurulan kiliçlardan birisinin dokunmasiyla yaralanmisti. Arkadaslarina
yetismekte güçlük çekiyor, gittikçe geride kaliyordu.
Islâm mücahidleri; Benî Ümeyye b. Zeyd mahallesi üzerinden, Benî Kurayzalara dogru gittiler, Buas mevkii üzerinden, Urays harresine yükseldiler.
Gerilerinde kalan Hâris b. E vs' i orada biraz beklediler.
Onu tasiyarak gecenin sonuna dogru Medine' ye eristiler. Yahudiler kaleden inip mücahidleri takipte baska bir yola saptiklarindan, onlari yakalamaya
muvaffak olamadilar.
Mücahidler, Allah düsmani Ka'b' i öldürdüklerini Peygamberimiz Aleyhisselama haber verdiler. Ka'b b. Esref'in öldürülüsü, Yahudileri korkuttu. Peygamberimiz Aleyhisselam, sahabilerine:
"Yahudi ricâlinden, öldürmeye firsat bulabildiklerinizi öldürün! " buyurdu. Çünkü, onlar Peygamberimiz Aleyhisselam ve ashabiyla yapmis olduklari anlasmayi bozmus, Allah ve Resûlullah'la çarpisma yolunu tutmuslardi. Ka'b'in öldürülüsü, yalniz Yahudileri degil, ayni zamanda, onlarla isbirligi yapan müsrikleri de korkuttu. Ka'b b. Esref'in öldürüldügü gecenin sabahi olunca, Yahudilerden bir topluluk, Peygamberimiz Aleyhisselamin yanina geldiler ve:
"Büyüklerimizden birisi olan adamimiz geceleyin hiç sebepsiz ve suçsuz olarak öldürüldü! ?" dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselam; Ka'b b. E sref' in yaptiklarini, Kureys müsriklerini Müslümanlarla çarpismaya kiskirtip hazirladigini, Müslümanlari rahatsiz etmekten geri durmadigini hatirlatti ve:
"O, kendinden olan diger kimseler gibi yerinde ve kabinda durmus olsaydi, öldürülmezdi. Fakat, o bizi hep rahatsiz eder, siirle yerer dururdu. Sizden her kim böyle yaparsa, cezasi kiliçtir! " buyurdu ve onlari Müslümanlarla aralarinda bir musalaha yazisi yazmaya davet etti. Bunun üzerine, Remle binti Hâris'in evinde, hurma agacinin altinda bir musalaha yazisi yazildi. Bu yazi, Hz. Ali'nin yaninda bulunduruldu. Ka'b b. E sref, Hicretin 25. ayinda, Rebiülevvel ayindan 14 gece geçtikten sonra öldürülmüstür.
Yani bir dini yaymak için insanların öldürülmesi falan baştan belli amacın eşkiyalık yaparak insanların ellerinde ne var ne yok almak, yani herşey o kadar ortadaki adam inanmadı vay öldürün ya böyle şey olur mu? İnanmıyorsa inanmasıN sana ne kardeşim... Eğer insanlar birbirlerini öldürüyorlarsa orada mutlaka mal mülk ya da toprak kavgası vardır, din ise gerçekleri örten bir maske hepsi bu... Ya insanlar arka plandaki gerçekleri nasıl fark etmiyorlar anlamıyorum
bu arada 6 sene oldu dinsiz olalı.islama geri dönmem mumkun değil. bu arada ben işid şiddet yapıyor falan dıye islamı bırakmam bizzat kuran savaşı öşdürmeyi emrediyor.
Çok güzel anlatmışsın anlattıklarını ben de araştıracağım.