PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ''Kurtuluş Savaşı'' Mı, Kemalist Darbe Mi?


Jolly Jocker
25-01-2012, 02:42
Yavaş yavaş gidelim. Tabusuz düşünelim.

- Bu 'Kurtuluş Savaşı' ne kadar ''büyüktü''? 30 senedir devlet ve PKK savaşıyor mesela. Yaklaşık 40.000 insan öldü. Ama buna rağmen devlet bunun bir (iç)savaş olduğunu kabul etmiyor. ''Çatışma'' diyor, ''terörle mücadele'' diyor. Ama sadece 4 yıl süren ve ölü sayısı 10.000'i bile bulmayan bir çatışma anlı-şanlı kurtuluş savaşı olarak resmi tarih kitaplarında okutuluyor! Bunda bir gariplik yok mu? Bu arada, İstiklal Mahkemelerince yargılanıp öldürülenlerlerin ''kurtuluş savaşında'' ölenlerden daha fazla olduğunu da not edelim. M.Kemal'in huyu böyle. Osmanlı zamanında katıldığı savaşlarda da(Libya, Filistin) düşmana yenilmiş, düşmandan çok kendi halkı içinde hain ilan ettiklerini öldürmüştür.

- Osmanlı Devleti ile TC'yi kuran kadrolar ilişkisiz değildir. TC'yi kuranlar da Osmanlı bürokrasi ve ordusundandır, politikacıdır, herşeyden evvel vatandaştır. Osmanlı bir savaşa girmiş(Birinci Dünya Savaşı) ve yenilmiştir. Diğer yenilen devletlere ne yapıldıysa ona da o yapılmıştır. Farklı bir hüküm yoktur. Toprak ilhakı ve kendi nüfusunu yerleştirme İtilaf devletleri için söz konusu değildir. Adamların zaten savaş dolayısıyla kamuoyları rahatsız, maliyeleri zor durumda. Sömürgelerine giden yoldaki Anadolu'nun güvende olmasını istiyorlar. Anadolu'yu paylaşmaya kalkmanın aralrında yeni bir savaş çıkarabileceğini biliyorlar. Bunu kimse istemiyor. Yapacakları şey tarihsel, kurumsal ve nüfussal olarak bariz biçimde üstün olan Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde(yani bugünkü TC sınırlarında) güçlü(yani piyasa ekonomisinin gerekleri açısından istikrarı güvenceye alacak), güvenilir(yani işbirlikçi) bir Türk devleti kurmaktı. Bunu nereden biliyoruz? Hem aklın gereği bu hem de zaten gerek -Amerikan- Wilson İlkelerinde gerekse -İngilizlerin yayınladığı- Savaş Hedefleri Deklarasyonunda açık açık belirtiyorlar. Zaten İngiltere, ordusunu terhise başlamıştı. Avrupa kamuoyu savaş aleyhine dönmüştü. Kurulması istenen Türk Devletinin Lozan'da kurulandan farkı yok. ''Kurtuluş savaşı'' neyin savaşıydı o zaman? İşte esas mesele bu. Resmi tarihin yalan perdesinden bizi kurtaran ince nokta da burası. Kurtuluş savaşından önce İtilaf devletlerince kurulması planlanan Türk devleti ile ''Kurtuluş Savaşından'' sonra kurulan Türk devleti arasında başlıca iki fark var: Savaş ve soykırım suçlusu ittihatçı artıklarının büyük kısmının yargılanmaktan yakayı kurtarmış olması ve -bununla da bağlantılı olarak- saltanatın kalkıp kemalist bürokrasinin egemen olması.

- ''Kurtuluş Savaşı''nda biz tam olarak neyden kurtulduk o halde? Sevr'den olmadığı kesin! Hatta Sevr'i başımıza bela eden ''kurtuluş savaşı'' verenler oldu. Kurtuluş savaşı 1919'da başlar, Sevr ise 1920'de görüşülüp planlanmıştır. Yani Sevr, kurtuluş savaşından sonra ortaya çıkmıştır. İttihatçı artıkları ve kemalistler rahat durmayınca ''kurtuluş savaşına'' bir tepki olarak adamlar Sevr'i hazırladı, Yunan'ı İzmir'e çıkardı. Kilikya'ya Fransız müdahelesi söz konusu edildi. ''Kurtuluş savaşı'' denen süreç, tümüyle gereksiz bir macera sürecidir ve tek amacı iktidarı sultandan almaktır. Bunu da elbette halka dayanarak yapması mümkün değil. Zira halkın çoğunluğu sultana ve hilafete bağlı. Tepeden yapıyor bunu. Kitleleri kullanmak için de bir ''kurtuluş savaşı'' hikayesi propoganda ediliyor. Oysa söz konusu olan bir darbeden ibarettir. İtilaf devletlerinin istediği Türk devleti 4 yıl gecikerek Lozan'da kurulmuştur. Fakat artık muhatapları Saray değil TBMM'dir.

- Kurtuluş savaşında emperyalizmden kurtulmak söz konusu değildir. Kemalistler her zaman için emperyalizmle uzlaşmaya hazır olmuşlardır. Batum'un işgali ve bunun İngilizlerle masaya oturmak için koz olarak kullanılması bunun en büyük göstergesidir. Kemalistlerin tek derdi iktidara bütünüyle sahip olmaktı. Kurtuluş savaşında emperyalist devletlerle değil düne kadar tebamız olan bizden daha ufak devletlerle(Yunanistan, Ermenistan v.s.) savaşılmıştır. Bu emperyalizme karşı verilmiş bir kurtuluş savaşı değildir. Emperyalist sistemden ise zaten bir çıkış söz konusu değildir zira kemalizm de kapitalist sistemle barışıktır. Kendi elleriyle burjuva sınıfı yaratmış, o sınıf da daha sonra -piyasa ekonomisinin kaçınılmaz sürüklemesi sonucu- komprador yönelimlere girmiştir. Kemalistler yabancı sermayeyi de davet etmişlerdir. Kısacası; ne açıdan bakarsak bakalım ortada bir ''kurtuluş'' yoktur.

- Savaş sonrası kurulan TC de ''ilerici'' sayılabilecek bir devlet değildir. Kemalizm demokratik devrimci olarak görülemez zira ne demokrasi getirmiştir ne de feodalizmi tasfiye etmiştir. Kapitalizmin global boyutta tekelleşip muhafazakarlaştığı ve tüm ilericiliğini yitirdiği emperyalizm çağında tercihini kapitalizmden yana yapan bir yeni devletin ilerici niteliğe haiz olması zaten mümkün değildi. Darbe sürecindeki milliyetçilik, iktidarın ele geçirilmesi ve resmi tarih yazımına girişilmesiyle git gide şovenleşti. Kürtlere karşı kitle katliamları, asimilasyon, imha ve inkar politikaları uygulandı. Bizans'tan kök alan, devletin dini kontrol altına almasına dayanan gelenek biraz rötuşlanıp ''laiklik'' diye takdim edildi. Yabancı devletlerin azınlık hakları için müdahil olmasını engellemek için hem azınlık düşmanı ve tektipçi, yağmacı, linççi bir milliyetçi saldırganlık geliştirildi hem de -müslim ve garımüslimlere uygulanan- çift hukukluluk yerine ''medeni hukuk'' mecburen kabul edildi. Tabi kemalist iktidar medeni hukuk ve ''kadın haklarını'' da Ata'mızın milletine bahşetmesi olarak sunmayı ihmal etmedi. (Feodal altyapı aynen dururken ne kadın hakkıysa artık?)

- Devlet eliyle gerçekleştirilen kapitalistleşme, dönüşümün tabandan ve sağlıklı biçimde yaşanmasının önüne geçerek tepeden, toplum mühendisliği biçimde yaşanmasını sağladı. Bu yüzden dönüşümler toplumda kök de salamadı. Zaten çoğu -başta şapka giyilmesi zorunluluğu olmak üzere- şekilde kalan, kemalizmin kendine özgü milliyetçiliğinin Batı karşısındaki aşağılık kompleksini ve özentiliğini gidermeyi hedef alan yapay konuları içeriyordu.

Kısacası; ''kurtuluş savaşı'' denen süreç tam bir resmi tarih uydurmasıdır. İşin iç yüzünde bir darbe yatar. Kurulan demokrasisiz, feodalizmli, şovenist, katliamcı cumhuriyetin ise içi boştur, değersizdir ve zaten topluma kök salamamıştır. Kemalist hareket antiemperyalist nitelik taşımaz. Bu yüzden kurtuluşçu nitelikte de değildir. Burjuva, küçük burjuva ve bürokrat özlüdür. Azınlık fobisi onda islam dışılığı tehdit olarak algılamayı doğurmuş, bu da ne denli boş bir laiklik anlayışına sahip olduğunun göstergesi olmuştur. (''Laiklik var, inanç hürriyeti var, elbette islamdan çıkabilirsin ama o zaman azınlık olursun, yabancı devletler seni kullanıp iç işlerimize karışırlar, buna izin veremeyiz. En iyisi bu ülkeden 'temizlenmen'dir.'' mantığı...)

jadi
25-01-2012, 02:54
Aslinda isgal sonrasinda bir kurtulus mucadelesi girisimi olmustu ama bu baslamadan bitirildi. Kuva-i milliye adinda bir gerilla orgutu kuruluyordu, diger taraftan siyasi mucadele de devam etmekteydi. Ama M.Kemal'in Ali Sukru'yu oldurtmesi sonrasinda meclis darbesi yapildi. Gerilla terhis edildi. Binlerce faili mechul cinayet islendi, idamlar, tezgahlar, katliamlar yapildi. Yani bagimsizlik mucadelesi M.Kemal tarafindan dis destekli bir darbe ile baltalandi. M.Kemal ve kemalist kadro, bize okullarda kurtaricilarimiz diye ogretilen ama aslinda emperyalist isgalciler tarafindan icmize sokulan bir truva atindan baska bisey degildir.


Sevgili Hasan Mezarci olayi cok net acikliyor

http://www.youtube.com/watch?v=Mp7Tfnw4mQ4

AlbatrosS
25-01-2012, 03:26
Aslinda isgal sonrasinda bir kurtulus mucadelesi girisimi olmustu ama bu baslamadan bitirildi. Kuva-i milliye adinda bir gerilla orgutu kuruluyordu, diger taraftan siyasi mucadele de devam etmekteydi. Ama M.Kemal'in Ali Sukru'yu oldurtmesi sonrasinda meclis darbesi yapildi. Gerilla terhis edildi. Binlerce faili mechul cinayet islendi, idamlar, tezgahlar, katliamlar yapildi. Yani bagimsizlik mucadelesi M.Kemal tarafindan dis destekli bir darbe ile baltalandi. M.Kemal ve kemalist kadro, bize okullarda kurtaricilarimiz diye ogretilen ama aslinda emperyalist isgalciler tarafindan icmize sokulan bir truva atindan baska bisey degildir.


Sevgili Hasan Mezarci olayi cok net acikliyor

http://www.youtube.com/watch?v=Mp7Tfnw4mQ4

Ay ayy... Kimler de gelmiş... Jadı hanım,özlettiniz zatı alilerinizi. Mezarcı, kazmacı, kuyucu felan HIZLI girmişiz olaya yine. Yazılarınızı AŞKLA okumaya devam ediciim...

salim
25-01-2012, 10:21
kurtuluş savaşının adını "kemalist darbe" olarak değiştireceksek, "kurtuluş savaşında türkler ve kürtler birlikte savaştı" masalını da "kemalist darbeyi türkler ve kürtler birlikte yaptı" olarak değiştirelim bari :) madem jargon değiştirilecek tümden değiştirilmeli, dimi ama? :)

Anti
25-01-2012, 20:41
Din düşmanı Freddie ile koyu müslüman Jadi'nin birlikteliklerini uzun süredir ilgi ile takip ediyorum.
Ve bu Gregor Samsaları aynı potada eritme şerefine nail olduğu için Mustafa Kemal'i her seferinde saygıyla anıyor ve bu bahsi geçen gûruhun parçalamaya çalıştığı Cumhuriyet değerlerine daha bir sıkı sarılma zarureti hissediyorum.
Haketmiyorsunuz ama, "sağolun..."

Jolly Jocker
25-01-2012, 20:51
kurtuluş savaşının adını "kemalist darbe" olarak değiştireceksek, "kurtuluş savaşında türkler ve kürtler birlikte savaştı" masalını da "kemalist darbeyi türkler ve kürtler birlikte yaptı" olarak değiştirelim bari :) madem jargon değiştirilecek tümden değiştirilmeli, dimi ama? :)
Öyle diyemeyiz zira darbeleri kitleler değil dar bir politik grup yapar.
Kemalist kadro da Türkçüdür, milliyetçidir. Kürtlükle ilgisi yoktur.

salim
26-01-2012, 09:20
Öyle diyemeyiz zira darbeleri kitleler değil dar bir politik grup yapar.
Kemalist kadro da Türkçüdür, milliyetçidir. Kürtlükle ilgisi yoktur.
yoo, ona da bir kılıf uydurmak mümkün aslında. yeter ki niyetlenelim :)
kemalist darbenin ikinci adamı inönü kürttü, türkçülüğün fikir babalarından ziya gökalp diyarbakırlıydı dedikmiydi tamamdır, bitti gitti işte :lol:

AlbatrosS
26-01-2012, 09:49
Kandil'deki örgütçülerden kaçının aslında ERMENİ kaçının Rum, kaçının da Yahudi asıllı olduğunu milimetrik hesaplarla ortaya koyarsak mevzunun aslını öğrenmiş oluruz.

Modern uluslaşma süreçlerinin TÜRkish versiyonunda ''kurtuluş'' tahkiyesinin gerçekte ''azınlıklardan yahut gayrı Türk/Müslim'' unsurlardan kurtulma olduğuna tekabül etmesi bizim vatan-perverlerimize oldukça ''dokunuyor'' anlaşılan. ASLINDA tevatürün aslının öyle olduğunu, söylenmek istenenin gerçekte neye karşılık geldiğini ''muktedirlerimiz'' biliyoR. Ee, bu tevatürün aslını doğal olarak gayrı müslimler biliyor. Ortada bir de bizim gibi ''çıkıntılar'' var durumun aslına vakıf olan. Bir tek bizim ''ortalama'' yurttaş bu meseleyi anlamakta ve kabullenmekte zorlanmakta. Kolay değil tabi, sen 80 küsur senedir elindeki tüm imkanlarla bu zelzeleyi ''DÜNYA DEVRİMLER TARİHİNDEN BİR HALKA'' olarak anlat; ballandıra ballandıra nasıl ''ANTİ-EMPERYALİSSS'' mücadele verdiğin yalanına sarıl, ''hayır öyle değildir, aslı şuydu'' diyecek, demiş ve demeye kalkan tüm adamları ya ''istiklal mahkemeleri''nde hıyanet-i vataniye'den yahut DGM'lerde süründür, e olmadı 'failini ''gayb'' eyle yahut ''işkence terbiye kurulları''nda biraz terlet.

Mevzu biraz da ''islam'da kadın hakları'' tartışmasına benziyor. Meselenin özünü bilen biliyor. Örneğin İslam'ın teoriyenleri imamları felan bilir. Hepsi ''erkeğin ne denli üstün olduğunu, bunun takdir-i ilahisini anlatır. Bu durumu erkeğin elinde anası ağlayan mağdur kadınlar ve ''şaki'' feminist modelleri acı acı bilir. E, yine bizim gibi çıkıntılar bilir. Hatta ''erkek''lerin birçoğu bu gerçeği sansürsüz bilir. Bilmeyense her zaman ''kurbanlar''dır. Yine kadınların çoğu. Onlar da kraldan çok kralcı olup aslında ''islam'ın ne denli kadın dostu olduğunu, analara cenneti vaat ettiği'' safsatalarıyla falan avunurlar.

Kurtuluş denen şeyin özü aslında o kadar aşikar ki. Zaten devletlularımız da bu gerçeği ara sıra ağızlarından kaçırıverirler. Misal, biz ''çıkıntılar'' yıllarca 6-7 Eylül povokasyonu ve yağmasının nasıl vahşice ve barbar bir devlet operasyonu olduğunu söyleriz yıllarca; bizim kralcılarsa ''üçbeş ipsizin işi'' deyip küçümser. Günün birinde devletlularımızdan biri ''Muhteşem bir operasyondu'' deyü ağzından ayan beyan kaçırı verir. Yahut bir başkası ''Türkiye bu sayede kuruldu'' der. (Azınlıkların kovulmasının konuşulduğu bir toplantıda üstelik)

Bu mevzuda herkes 3 maymun. Yönetici yalanı bilir. Yalan'ın mağdur ettiği adam bilir. Aradaki çıkıntılar bilir. Emmeee reaya pek uyanmaz mevzuya. Yalan okadar sık, çok ve gür söylenir ki; bir zaman sonra yönetici bile söylenen yalanın doğru olduğunu sanmaya başlar.

Türk Kurtuluş Savaşı tevatürü dünya siyasal tarihinin en populer ''galat-ı meşhur''larından biri olmaya adaydır aslında...

ereninthenature
26-01-2012, 10:07
Aslinda isgal sonrasinda bir kurtulus mucadelesi girisimi olmustu ama bu baslamadan bitirildi. Kuva-i milliye adinda bir gerilla orgutu kuruluyordu, diger taraftan siyasi mucadele de devam etmekteydi. Ama M.Kemal'in Ali Sukru'yu oldurtmesi sonrasinda meclis darbesi yapildi. Gerilla terhis edildi. Binlerce faili mechul cinayet islendi, idamlar, tezgahlar, katliamlar yapildi. Yani bagimsizlik mucadelesi M.Kemal tarafindan dis destekli bir darbe ile baltalandi. M.Kemal ve kemalist kadro, bize okullarda kurtaricilarimiz diye ogretilen ama aslinda emperyalist isgalciler tarafindan icmize sokulan bir truva atindan baska bisey degildir.


Sevgili Hasan Mezarci olayi cok net acikliyor

http://www.youtube.com/watch?v=Mp7Tfnw4mQ4

Bu Hasam Mezar'ci ben mehdiyim diyen insan mi?Burda cok akilli duruyor, noldu?Nasil oldu?Neden oldu?Kim yapti?

jadi
26-01-2012, 19:37
Bu Hasam Mezar'ci ben mehdiyim diyen insan mi?Burda cok akilli duruyor, noldu?Nasil oldu?Neden oldu?Kim yapti?

Hapsite kendisine yapilan seyler yuzunden aklini oynattigini tahmin ediyorum.

ereninthenature
29-01-2012, 11:03
Hapsite kendisine yapilan seyler yuzunden aklini oynattigini tahmin ediyorum.

Ne desem bilemiyorum.Eger hakliysan, kan beynime sicrar, sicradi.Hic kimseye boyle birsey yapilmamali.

Bir kac yazi daha buldum netten, cok konustu delirtildi diyorlar.

Siz ne dusunuyorsunuz, jadi nefretini anliyorum, eger boyle birsey dogruysa, yapildiysa, daha bilmedigimiz neler olmustur.

Var mi baska boyle bir ornek?Turkiye'de boyle gozu donmus insanlar olduguna inanmak istemiyorum.Cok kotu cok.

jadi
29-01-2012, 19:03
Ne desem bilemiyorum.Eger hakliysan, kan beynime sicrar, sicradi.Hic kimseye boyle birsey yapilmamali.

Bir kac yazi daha buldum netten, cok konustu delirtildi diyorlar.

Siz ne dusunuyorsunuz, jadi nefretini anliyorum, eger boyle birsey dogruysa, yapildiysa, daha bilmedigimiz neler olmustur.

Var mi baska boyle bir ornek?Turkiye'de boyle gozu donmus insanlar olduguna inanmak istemiyorum.Cok kotu cok.

Bu adam milletvekilligi doneminde ergenekon, is bankasi yolsuzlugu ve Ali Sukru cinayetleri hakkinda soru onergesi vermis ve yakalarina yapismis. Daha sonra bunu tehdit etmisler, "geri cek yoksa seni oldururuz" demisler. O da olumden korkmadigini soylemis. Onlar da sanirim "madem olumden korkmuyorsun, bizde seni ibreti alem olsun diye soytari ederiz" diye bu igrecligi yaptilar herhalde.


Canli yayinda bir evden Reha Muhtar'a canli yayinda baglanip mesih oldugunu beyan eden o cekim yapmislardi. Su an bu tip vakalarinin hepsinin ergenekon davasi kapsaminda yargilanmasi gerekirdi aslinda. Ama iste, bizdeki gerizekalilar, ergenekon davasinda daha fazlasini talep etmek yerine "bu bir muhalefeti temizleme operasyonudur, diktatorluk kuracaklar" diye cingar cikartiyor, sen de biliyorsun.

Hasan Mezarci gibi linc edilen diger kisiler, Ahmet Kaya, Merve Kavakci su an aklima gelen isimler

kharon
29-01-2012, 20:02
Bence,savaşın önemini ölü sayısı ile ölçülmez, sonuçlarına bakmak gerekir. Ayrıca tarihi yorumlarken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, incelediğiniz konudan sonraki tarihlerde olan olayları yoksaymaktır, biz sonraki olayları biliriz ama tarihi yaşayan insan bilemez.

Kurtuluş savaşı bir anlaşmaya bağlanacaksa bu Sevr değil, İngilizlerin Fransızlarla imzaladığı, daha sonra Rusya'nın dahil edildiği ve ihtilal sonrası Lenin tarafından Dünya kamuoyuna açıklanan Sykes-Picot anlaşması olmadılır.

Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan hatalar hepimizin malumu ama haklı savaşını kazanmış bir milletin savaşı kazandığı için suçlanması anlamsızdır.

saygılar.

Anti
29-01-2012, 21:31
Hasan Mezarci gibi linc edilen diger kisiler, Ahmet Kaya, Merve Kavakci su an aklima gelen isimlerUtanmadın mı Ahmet Kaya ile Merve Kavakçı isimlerini yanyana yazarken?
ABD vatandaşı Merve Kavakçı için Türkiye son durak değil, tasalanma yani bu kadar...

selanikli
05-02-2012, 14:56
Atatürk Türk Milliyetçisi idi.
Bunu kendisi de açık açık söyler zaten .
Dolayısıyla, sosyalizme/komünizme göre değerlendirirseniz geri hatta gerici bir anlayıştır. Bu konudaki görüşlere katılırım.
Ancak reaya yerine vatandaş, cehalet yerine eğitim, din yerine akıl/bilim, padişahlık yerine cumhuriyet öneren/getirilmesini sağlayan insan, ilerici hatta devrimcidir. Hele de bunu nüfusun %90'ının okuma/yazma bile bilmediği, şeyhlere, dervişlere köle olduğu bir toplumda başarmak çok ama çok büyük bir devrimciliktir.
Her insanı, düşünceyi, eylemi, kendi tarihsel dönemi içerisinde, kendi sosyal koşulları içerisinde değerlendirmek diyalektik materyalizmin temel koşullarından biridir. Bu birincisi.

Kurtuluş Savaşı, Sevr vb konusuna gelince:
Sevr 19 Mayıs 1919 tarihinden sonra imzalanmıştır evet ancak savaşı kazanan devletlerin Mondros Mütarekesi şartlarına uymadıkları, İzmir'e Yunan Ordusu'nun çıkmasını sağladıkları bilinen gerçeklerdir. Bu durum görüldüğünden direniş örgütlenmiştir.
Öte yandan doğrudur, kazanan/işgalci devletler savaşacak durumda değillerdi, o yüzden Yunanistan'a kendi işini kendin gör dediler, zaten meydan da boştu.
Ancak direniş örgütlendi, Sovyetler'de Atatürk'ün şansı oldu, ve bugünkü sınırlara gelmemizi sağlayan kritik savaşlarla ''Kurtuluş Savaşı'' yapıldı ve kazanıldı.
Gericiler kendi gerici ideoloji ve inançlarını topluma empoze edebilmek için Atatürk'ün saygınlığını yok etmeleri gerektiğini biliyor. Gericiliğe karşı olan herkes bunu bilmeli, bu tezgaha gelmemelidir. Bu ikincisi.

Azınlıklara yapılan tüm uygulamalar alçakçadır. Atalarımın yaptığı bu alçaklıklardan ötürü utanç içindeyim ve mağdurlardan özür diliyorum. Ve dikkatinizi çekmek istiyorum; gericiler bu alçaklıkları sadece ve yalnızca Atatürk'e vurabilecekleri zaman eleştiriyorlar. Halen aynı şekilde kendileri devam ettirmektedir. Bırakalım yabancıları, bu ülkenin kurucularından olan Aleviler'e bile aynı alçaklıkları defalarca yaptılar. Bu üçüncüsü.

Biz solcular, azız, azınlıktayız, düşmanımız çok. Bu yüzden çok akıllı/uyanık/dikkatli olmak zorundayız. Perişanlığımız bunu yeterince başaramadığımızın delilidir.
Bugünkü koşullarda, Atatürk'e gericilerle aynı yönden vuracağımız her fiske, bize Osmanlı tokadı olarak dönmektedir. Bu da dördüncüsü.
Bilmekte yarar var diye düşünüyorum.
Sevgilerimle.