Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmedinejat'ı Başbakanımız olarak görmek istiyorum!
Sevgili Neva, senin sorularına daha sonra yanıt vereceğim. Bundan önce, Başbakan'ın bizi de ilgilendiren açıklamaları geliyor.
Bugünkü gazetelerin çoğu köşe yazısı Başbakan'ın dünkü açıklamalarının değerlendirilmesine ayrılmış. Örneğin, bugünkü Hürriyet gazetesinde bu açıklamalar hakkında 3 tane net köşe yazısı gördüm.
Köşe yazılarından çıkan ortak sonuç şu (ki bu, daha çok Yalçın Bayer'in yazısında görülüyor); çağı okuyabilen akılcı nesillerin özgür bir ortamda yetişmesi.
Çok doğru bir tespit. İktidara kim gelirse gelsin, bu ortamı sağlamalı. Bunu sağlayamayanı da, demokrasiden nasibi almamış, Cumhuriyet kültürünü benimseyememiş, otoriter, ceberrut ya da artık her ne isim verirseniz verin, asgari yönetme ölçütlerinden uzak bir kişi ilan edilmelidir.
Peki akılcı olmazsak ne olur? Örneğin, bugün artık "Yahudi Soykırımı"nın ve arkasından gelen "Ermeni Soykırımı (http://www.keditor.org/haber_987.html)"nın bir dayatma olduğu bir ağırlık kazanmıştır. Fakat bu ağırlık mevcut iken, akıldan uzaklaşıldığında şu tür örneklerin çıkması kaçınılmaz oluyor.
İsrailli bir entellektüel olan Israel Shamir'in "Ey Osmanlı Geri Dön (http://www.vho.org/aaargh/turk/haber.html)" makalesinde şöyle diyor: “Eğer Osmanlı yaşasaydı, ne Yahudi Devleti denen canavar, ne de tecrit duvarı ardına sürülen milyonlarca toprağın yerlisi, aynı derecede ezilmiş ve gecekondulara doldurulmuş göçmen işçiler ve karşılarında malikaneler içinde birkaç zengin Yahudi olmayacaktı. Aynı şekilde çaresiz bir Irak’a ABD saldırısı ve sonuçta yüzbinlerce ölü ve acı hiç olmayacaktı, çünkü Irak güçlü imparatorluğun parçası olacaktı”
Shamir'in dediğine göre, yazdığı bu makale son günlerdeki gündemini oluşturuyormuş ve ne ilginçtir ki bu açıklaması makalenin en önemli parçalarından birini oluşturuyormuş.
Oysa İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat, "Osmanlı Devleti yanlış yaptı! (http://www.antigazete.com/osmanli-devleti-yanlis-yapti_haberi_5378.html)" demecini verirken, konuya Shamir gibi yaklaşmamış; "20. asrın başlarında Osmanlı devletinin yanlış yönetim şekli, bazı kabilelerinin bencilliği ve önyargıları sayesinde ve tarihi gafletlerden dolaysıyla yüzlerce yıl Filistin topraklarının üzerine egemenlik kurma arzusunda olan sultacıların ve müstekbirlerin durumdan yararlandıklarını belirtti." şeklindeki açıklamasıyla akılcı bir biçimde değerlendirmiştir.
Gördüğünüz gibi, aynı konuda akılcı olan ile akılcı olmayan (irrasyonel) 2 kişinin değerlendirmesini. Biri dağdan aşırırken yükünü, diğeri ise düz ovada yolunu şaşırıyor. Şaşırmakla da kalmıyor; kafasını duvara vuruyor.
Aslında Hürriyet gazetesinde bu konuyla ilgili en iyi makaleyi yazan kişi (isminin baş harflerini yazsam yeter: İ. B.) var ama, demek ki üstüne alınmıyor.
Diğer taraftan, Shamir ve diğerleri gibi Ahmedinejat'ı destekleyip desteklemediğini merak edenler için yalnızca şunu söylemem yeterlidir:
Upuaut: Hayır, Ahmedinejat'ı desteklemiyorum; çünkü onu destekleyebilmem için, onu İran Cumhurbaşkanı olarak değil bizim başbakanımız olarak görmem gerekir.
İnanın bana, eğer Ahmedinejat başımızda olsaydı, ikide bir İsraille, Fransa ile ve diğer ülkelerle kavga ederek tiyatro oynayan ve ABD'den icazet alanlar, 3 seçimdir başımızda olmazdı. Çünkü aslı (Ahmedinejat) varken, taklitlerine (...) kim bakardı ki?
Sayin Upuaut;
Benim sorularima ilgili baslikta (islam forumu) cevap verebilirsiniz. Sorun degil.
Bu sebeple basliginizi politika bolumune aldim.
rastaman
04-02-2012, 06:32
İsrail karşıtlığı yada başka bir konu,herhangi bir meselede Erdoğanı Ahmedinejad'ın taklidi olarak görmek çok yanlış bir tesbit olur.Herşeyden önce Erdoğan çok daha güçlü bir lider,çünkü gücünü ve meşruiyetini sandıktan-halktan alıyor,devrimden yada silahlı gruplardan değil.Bu gücü doğru kullanır yada istismar eder o ayrı konu.
İsrail karşıtlığı yada başka bir konu,herhangi bir meselede Erdoğanı Ahmedinejad'ın taklidi olarak görmek çok yanlış bir tesbit olur.Herşeyden önce Erdoğan çok daha güçlü bir lider,çünkü gücünü ve meşruiyetini sandıktan-halktan alıyor,devrimden yada silahlı gruplardan değil.Bu gücü doğru kullanır yada istismar eder o ayrı konu.
evet evet özellikle kendisine dokunmayı ibadet olarak gören kişilerden ekstradan a+ pozitif enerji almaktadır. Max weber'in karizmatik otorite olarak adlandırdığı tiplemesine girmektedir. Takunyalı Führer'dir. Henreich Himler'i ise Ahmet Davutoğludur. Her bir akplinin tayibe duyduğu o hayranlık neredeyse Rudolf Hess'in, nazilerin yükseliş dönemlerinde Führer'e duyduğu hayranlık ile nerdeyse birebirdir.
Arkadaşlar, ben bu mesajı aslında Başbakan'ın çok veciz olan "Dindar bir nesil yetiştireceğiz! (http://www.f5haber.com/sozcu-gazetesi/)" açıklaması nedeniyle yazmış ve bir tespitte bulunmuştum.
Sözkonusu bu tespite göre orada bir gerçeğin altını çizmeye çalışmıştım. Yani madem ki böyle bir yönetime sahibiz, o halde neden başımızda Ahmedinejat yok ki. Çünkü Ahmedinejat, tiyatro oynamaz ve verdiği kararlarda kesinlikle tam bir bağımsızdır. Tıpkı bizim Kurtuluş Dönemimiz'deki gibi.
İşte benim gözümü yaşartan ve heyecanlanmama neden olan şey, budur. Yani hangi konuda nasıl hareket ederseniz edin, bağımsız olun. Atatürk diyor ki:
"Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur."
Demek ki Atatürk'e göre "bağımsızlık" yaşamın temel koşullarından biridir. Atatürk yine; "Bağımsızlık benim karakterimdir" der.
Atatürk, 42 yılını milletiyle birlikte "bağımsızlık"ı ele geçirebilmek yaşadı ve buna ancak ömrünün son 15 yılında kavuşabildi. Siz, ömrünüzün 4'te 1'ini bağımsız, diğer zamanları şimdiki gibi (ki bunun 10 yılını tükettiniz bile) bağımlı, bir asalak gibi yaşamak ister misiniz?
Not: Tiyatro oynamak nedir?
John Cusack, "2012 (The End is just the beginnig) (http://www.imdb.com/title/tt1190080/)" adlı filminde ABD'li bir senatör için "adam senaryo yazıyor be!" derken, gerçekte bu senatörün eyaleti yönetmek yerine günlük tedbirlerle milleti oyaladığını kastediyor!
rastaman
04-02-2012, 17:52
evet evet özellikle kendisine dokunmayı ibadet olarak gören kişilerden ekstradan a+ pozitif enerji almaktadır. Max weber'in karizmatik otorite olarak adlandırdığı tiplemesine girmektedir. Takunyalı Führer'dir. Henreich Himler'i ise Ahmet Davutoğludur. Her bir akplinin tayibe duyduğu o hayranlık neredeyse Rudolf Hess'in, nazilerin yükseliş dönemlerinde Führer'e duyduğu hayranlık ile nerdeyse birebirdir.
Eğer AKP hareketini doğru okuyamazsanız ne ortadoğu nede dünya siyasetinde sağlıklı tesbitlerde bulunamazsınız.Sevip sevmemeniz,hatta gerçekte demokrat yada gizli bir ajandası olup olmadığı önemli değil(-ki var),yüzde 50 oy almayı başarmış,ardarda seçimlerden galip çıkmış ve önceki hükumetlere göre ekonomide başarılı ve ortadoğunun en beğenilen lideri olmuş bir politikacı incelemeye değerdir.
Başarılı illede ''iyi'' demek değildir,yarın bu sitenin kapanıp ''dini değerlere hakaret eden'' üyeler hakkında soruşturma açılmayacağının garantisi bile yok,antidemokratik uygulamaları saymakla bitmez hükumetin.
Amacınız anti-propaganda yapmaksa bunları tek tek sayar eleştirirsiniz,ama olan biteni anlamaksa başarılarını da görmek zorundasınız.
Erdoğanı önemli yapan demokrasiyle uzlaşmasına ihtimal dahi verilmeyen siyasal İslama sandık seçeneğini sunmasıdır.Yanlış bir AKP analiziyle İhvan-Müsliminden Hamasa,En-Nahdaya kadar birçok İslami hareketin değişimini de ıskalarsınız.
Marcos da aynı Erdoğan gibi antidemokratik bir ideolojiyi modern demokrasinin araçlarıyla yürütmeye çalışıyor,her ikisinin demokrat kişiliğine de ülkelerinde kuşkuyla bakılıyor,her ikisi de geleneklerinin anti demokratik çizgilerinden izler taşıyor,seçimle geldikleri gibi seçimle gidip gitmeyecekleri bölgesel ve global aktörlerce merakla izleniyor.
Tesbitleriniz sığ ve inandırıcı olmaktan çok uzak.Şu ülkede her başbakanın totaliter eğilimlerini vurgulamak için Hitler benzetmesi yapılır,Özaldan Çillere,Demirele,Erbakana kadar Türkiye hep savaş öncesi Almanya portreleriyle tasvir edilegelmiştir.
Henreich Himler'i ise Ahmet Davutoğludur.
Sormak lazım yabancı diplomatlara,ben bu ikisini çok benzetiyorum,siz ne düşünürsünüz diye,ne derler sizce?
Yanlış anlaşılmasın(kesinlikle anlaşılır) Erdoğanın demokrat kişiliğe sahip olduğunu anlatmıyorum,analizlerin daha gerçekçi ve yere basar türden olması gerektiğini söylüyorum.
Kimse Erdoğandan bir gün gelip sandıkları toplamasını beklemesin,
Erdoğan Hitlerleşecek kadar salak değil,zaten içeri tıkmak istediğini bir şekilde tıkıyor,yürütmenin her antidemokratik uygulamasını seçimle başa gelmiş olmasının verdiği güçle örtüyor.
Umarım içerideki gazetecilerle başlayıp despot uygulamaları sıralayarak bir cevap vermezsiniz.
Mutezile
04-02-2012, 19:32
rastaman:
yüzde 50 oy almayı başarmış,ardarda seçimlerden galip çıkmış ve önceki hükumetlere göre ekonomide başarılı ve ortadoğunun en beğenilen lideri olmuş bir politikacı incelemeye değerdir.
Sizin gerçekleriniz, hakikate tekabül etmiyor.. Ama anlıyorum, sürekli tekrarladıkça insan inanıyor söylediklerine.
Özellikle ekonomi konusunu konuşmak isterim.
Ülke ve millet; bütçesi ile , üretim(sizliği) ile, tasarruf(suzluğu) ile İFLAS'ta. Moratoryumun eşiğinde aslında.
Da....bu konular gerçekte kimin umrunda..?
Mutezile
04-02-2012, 19:35
rastaman
Erdoğan Hitlerleşecek kadar salak değil,zaten içeri tıkmak istediğini bir şekilde tıkıyor,yürütmenin her antidemokratik uygulamasını seçimle başa gelmiş olmasının verdiği güçle örtüyor.
Bu cümleyi atlamışım..
Adalet ve kalkınma partisinin kurcularından fakat hükümetin başını tanıdıktan sonra yollarını ayırmaya seçen bazı insanlar var.
Bu insanlar neden yollarını ayırdıklarını basına aktardılar. Çokta ayrıntılı aktardılar ama..
Anlaşılan okuyan yok
Eğer AKP hareketini doğru okuyamazsanız ne ortadoğu nede dünya siyasetinde sağlıklı tesbitlerde bulunamazsınız.Sevip sevmemeniz,hatta gerçekte demokrat yada gizli bir ajandası olup olmadığı önemli değil(-ki var),yüzde 50 oy almayı başarmış,ardarda seçimlerden galip çıkmış ve önceki hükumetlere göre ekonomide başarılı ve ortadoğunun en beğenilen lideri olmuş bir politikacı incelemeye değerdir.
Sözkonusu ortada bir başarı varsa, bu, yalnızca AKP'nin başarısı değildir. Yani bu başarının arka planında ABD, AB ve özellikle İsrail vardır. Bu nedenle ortada bir başarı sözkonusu varsa, bu, AKP'nin bunlara rağmen olmamıştır; tam tersine, bu ülkelerin ülkemizde AKP'ye ortam hazırlaması (sağ ve soldaki tüm partileri pasifize ederek ve ülkeyi "ya İslamcıları seçersiniz, ya da 2001'deki ekonomik krize neden olan buçuk partileri seçersiniz" denilerek) ve ne yazık ki ülkemizin yarısının bu büyük güce boyun eğmesiyle olmuştur. Bir kere bunun altını iyice çizelim ve bu temel üzerinde tartışalım.
Burada şu soruyu sormanın tam sırasıdır: Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları'nda 7 düvele boyun eğmeyen bu millet, nasıl da boyun eğdi aynı güce?
Bu sorunun yanıtını geçmişte değil, günümüzde aramak gerekiyor. Örneğin, aynı halk % 92 ile 80 Anayasası'na oy vermişti ama şimdi bu Anayasayı yaptıranlara cunta diyor. Fakat bu anormal durumu da açıklayacı bir şey olması gerekir, değil mi? Bu da, ister askeri olsun ister sivil olsun, ancak "darbe" sözcüğüyle açıklanabilinir. Yani bu milleti bu anormal düşeren, onu aptallaştıran şey, kesinlikle ona sunulan "seçim" ve "demokrasi" değil, "darbe"dir. Çünkü zor oyunu bozar.
Atatürk de, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'a çıkmadan önce kendisinin oradaki Türkler'i korumak için değil, Türkler'e saldıran Pontus Rum Çetesi ve diğer azınlıkları korumak için görevlendirildiğini öğrenince, kendisine verilen bu anormal görevi yanındaki subaylarla paylaşmış ve onlar da bu işe şaşırmıştı.
Tabii ki Atatürk'ün bu anormal görevi almasında o gün ülkemizin dört bir taraftan işgal altında olması idi. Peki şimdi durum farklı mı?
Kimse palavra sıkmasın; bugünler tarihe hiç de iyi bir şekilde geçmeyecek. Tarih ileride bugünleri işgal günleri olarak adlandıracak. Eeeh artık, bunun için de bir "Ateşten Gömlek" romanı daha yazılır.
AKP ile diğer sorularınızı bu temel gerçek altında kendiniz tarafından da yanıtlandığını düşünüyor, cevap vermiyorum.
Başarılı illede ''iyi'' demek değildir,yarın bu sitenin kapanıp ''dini değerlere hakaret eden'' üyeler hakkında soruşturma açılmayacağının garantisi bile yok,antidemokratik uygulamaları saymakla bitmez hükumetin.
Amacınız anti-propaganda yapmaksa bunları tek tek sayar eleştirirsiniz,ama olan biteni anlamaksa başarılarını da görmek zorundasınız.
Bizim için sorun değil. Bu site daha önceden birçok kez kapatıldı ve her seferinde bir çaresi bulundu.
Mutezile
04-02-2012, 20:27
upuaut
Sözkonusu ortada bir başarı varsa, bu, yalnızca AKP'nin başarısı değildir. Yani bu başarının arka planında ABD, AB ve özellikle İsrail vardır.
Öncelikle bu önermeyi ispatlamanız lazım. Ekonomi rakamları bu sözde başarının koca bir fiyasko=karabasan olduğunu açık seçik anlatıyor.
Sizin başarıdan ne anladığınızı bilmiyorum.
Toplumun hangi kesiminin bu başarıdan nasiplendiğini de bilmiyorum.
Apaçık bir iflas öncesi stagflasyon ile karşı karşıyayız. Ve 2012 içinde/sonunda moratoryumun eli kulağında olduğunu eylülde babacan dahi ufaktan, kısık sesle fısıldadı.
Şu ''başarı konusunu'' ciddi olarak konuşmalıyız.
upuaut
Öncelikle bu önermeyi ispatlamanız lazım. Ekonomi rakamları bu sözde başarının koca bir fiyasko=karabasan olduğunu açık seçik anlatıyor.
Sizin başarıdan ne anladığınızı bilmiyorum.
Toplumun hangi kesiminin bu başarıdan nasiplendiğini de bilmiyorum.
Apaçık bir iflas öncesi stagflasyon ile karşı karşıyayız. Ve 2012 içinde/sonunda moratoryumun eli kulağında olduğunu eylülde babacan dahi ufaktan, kısık sesle fısıldadı.
Şu ''başarı konusunu'' ciddi olarak konuşmalıyız.
Tabii ki konuşalım. Ama ben orada bir başarıdan söz ederken, olumsuz anlamda bir başarıdan söz ettim.
Aslında Matematik'te başarı için "olumlu" ya da "olumsuz" anlamına bakılmaz. Matematiği'nin "İhtimaller" konusunda başarı, istenen durumun gerçekleşmesidir. İşte bu anlamda bakıldığında, ülke yönetimini ele geçirmek de bir başarı olarak algılanabilir. Tabii ki biz böyle bir algılama içinde değiliz, fakat karşı taraf tastamam böyle düşünüyor.
Mutezile
04-02-2012, 21:39
Başarıdan kastınız Ülke yönetimini ele geçirme konusu ise; tamam. Onu bir tür gözbağı (ilüzyon) yoluyla da olsa gerçekleştirdiler
Diğer taraftan bir çok kişi gerçekten ekonominin harika bir durumda olduğunu söyleyebiliyor, söylüyor. Ben sizin de aynı kanıda olduğunuzu çıkardım yazınızdan.
Neyse, şu ekonomi savunucuları bir başlık açsa da biz de öğrensek 'başarının' çapını.
Başarıdan kastınız Ülke yönetimini ele geçirme konusu ise; tamam. Onu bir tür gözbağı (ilüzyon) yoluyla da olsa gerçekleştirdiler
Diğer taraftan bir çok kişi gerçekten ekonominin harika bir durumda olduğunu söyleyebiliyor, söylüyor. Ben sizin de aynı kanıda olduğunuzu çıkardım yazınızdan.
Neyse, şu ekonomi savunucuları bir başlık açsa da biz de öğrensek 'başarının' çapını.
Benim hakkımda kesinlikle yanlış düşünüyorsun. Yani ben o mesajı yazarken, ekonomiden bahsetmedim bile.
Neyse, bence de ekonomide herhangi bir başarımız sözkonusu bile değil. Yalnızca 10 yıldır kendimizi kandırmışız. Yani AKP'nin aldığı ekonomik önlemleri öncekiler de alabilirdi, ama bunun dış ayağı eksikti. Bunun dışında, yakında yani 2012'de bu ekonomi balonunun hep birlikte patladığını göreceğiz.
Eğer AKP hareketini doğru okuyamazsanız ne ortadoğu nede dünya siyasetinde sağlıklı tesbitlerde bulunamazsınız.Sevip sevmemeniz,hatta gerçekte demokrat yada gizli bir ajandası olup olmadığı önemli değil(-ki var),yüzde 50 oy almayı başarmış,ardarda seçimlerden galip çıkmış ve önceki hükumetlere göre ekonomide başarılı ve ortadoğunun en beğenilen lideri olmuş bir politikacı incelemeye değerdir.
Evet kesinlikle incelemeye değerdir, kimse aksini iddia etmedi zaten.
%50 güzel bir rakam, sokaktan çevirdiğiniz 100 kişiye "marşımız nedir?" sorusunu yönelttiğinizde cevap alamıyorsunuz bu ülkede... (:
Buyrun efenim ilgili video: http://www.youtube.com/watch?v=5js31jErEYw
Ayrıca "tbmm'nin açılımı" nedir ile "şuan ki devlet başkanımız" kimdir sorusuna da cevap alamıyorsunuz...
Buyrun ilgili video: http://www.youtube.com/watch?v=t2p9a1M_aQ8
videolardaki vatandaştan anlayacağınız gibi dışardaki halkın ülkesindeki sistemden, kendisini yönetenlerden haberi yok...
Ayrıca gündemide takip etmiyor, etseler bile pek birşey anlamıyorlar zanımca. Mesela wikileaks... (:
ilgili video:http://www.youtube.com/watch?v=yQVcV6ETuJE
Star haberin meşhur örneklerini geçip kendi hayatımdan 3-5 örnek vereyim:
Üst komşum "eskisi gibi hastahanalarda kuyruk sıkıntısı çeğğmiyoruz bu parti iyi vallaha gııı" diyerek son seçimlerde oyunu akp'ye atıyor,
dedem kılıçdaroğluyla, recebin boyu farkının göz önünde bulundurarak tayibin ülkeyi daya iyi yöneteceği sonucuna varıp oyunu akpye atıyor,
amcam babamla konuşurken "ya ağabey baksana eski solcuların çoğu bdp'te, e ağızları güzelde laf yapıyor vallaha bdp'ye oy vericem" diyerek bdp'ye oy veriyor.
mahalle arkadaşım, cep telefonu operatörleri insanlardan ayda 1 liralık telsiz ücreti almaya başlaynıca "yaaa olm devlet güçlensin işte 1 lira çoğğğmu para mııaaagoim laaa" şeklinde bir yorum yapıyor ve oyunu akpye atıyor...
Şu saydıklarımın hiç biri akpyi cidden tanımıyor, icraatlarını takip etmiyor,
vaat ettikleri şeyleri gerçekleştirip gerçekleştirmediklerine dair bir araştırmada bulunmuyor, sadece sabah işlerine gidiyor, akşam gelip facede video paylaşıyor veya oyun oynuyor veya yetenek sizsiniz'i izliyor... Sizce şu yukardaki videodaki insanlar ve bu saydığım tanıdık insanlar, akpye oy atan %50'nin yüzde kaçını oluşturuyorlar? %50'sini mi? 60? 70?
Sonuç olarak anlatmak istediğim şey, incelenmesi gereken şey bence akp değil, tersine bugün ki türkiye toplumudur.
Başarılı illede ''iyi'' demek değildir,yarın bu sitenin kapanıp ''dini değerlere hakaret eden'' üyeler hakkında soruşturma açılmayacağının garantisi bile yok,antidemokratik uygulamaları saymakla bitmez hükumetin.
Amacınız anti-propaganda yapmaksa bunları tek tek sayar eleştirirsiniz,ama olan biteni anlamaksa [B]başarılarını da görmek zorundasınız.
Evet, üşengeçliği, cahilliği, vurdumduymazlığı, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışlılığı, tembelliği, fiziksel zevklere düşkünlüğü, abazalığı başına vurmuş, fakat yakıp yıkmakta ve savaşmakta on numara olan bir ulusu devletini kişisel çıkarlar uğruna kullanmanın en güzel yolu, sevdikleri o dünyevi zevkleri onlara tattırarak yüzlerini güldürmek, güldürürkende saman altından su yürütmektir. Önem teşkil eden şeyler, halkın yüzünün gülmesi değil, halkın yüzü gülerken diğer yandan da samanın altından bir şeylerin akıp akmadığıdır.
Tesbitleriniz sığ ve inandırıcı olmaktan çok uzak.Şu ülkede her başbakanın totaliter eğilimlerini vurgulamak için Hitler benzetmesi yapılır,Özaldan Çillere,Demirele,Erbakana kadar Türkiye hep savaş öncesi Almanya portreleriyle tasvir edilegelmiştir.
Sormak lazım yabancı diplomatlara,ben bu ikisini çok benzetiyorum,siz ne düşünürsünüz diye,ne derler sizce?
Yanlış anlaşılmasın(kesinlikle anlaşılır) Erdoğanın demokrat kişiliğe sahip olduğunu anlatmıyorum,analizlerin daha gerçekçi ve yere basar türden olması gerektiğini söylüyorum.
Kimse Erdoğandan bir gün gelip sandıkları toplamasını beklemesin,
Erdoğan Hitlerleşecek kadar salak değil,zaten içeri tıkmak istediğini bir şekilde tıkıyor,yürütmenin her antidemokratik uygulamasını seçimle başa gelmiş olmasının verdiği güçle örtüyor.
Umarım içerideki gazetecilerle başlayıp despot uygulamaları sıralayarak bir cevap vermezsiniz.
ahaha : D analizde nerden çıktı, benim amacım propaganda veya ciddi bir politik eleştiri değil, kendi ülkesinin insanına "ananı da al git lan" diyen bir baş(!)bakanı iğnelemektir. Yoksa kimsenin ciddi ciddi hitlerle veya himlerle benzerliği olduğunu iddia etmiyorum.
tayyyyyib!
Hitler'in tırnağı bile olamaz.
Hele ki Henreich Himler, son yüz yılın en büyük ezoterist ve okültist araştırmacısı ve uygulayıcısıdır.
Saygılarımla
rastaman
05-02-2012, 20:47
rastaman:
Ülke ve millet; bütçesi ile , üretim(sizliği) ile, tasarruf(suzluğu) ile İFLAS'ta. Moratoryumun eşiğinde aslında.
%50 güzel bir rakam, sokaktan çevirdiğiniz 100 kişiye "marşımız nedir?" sorusunu yönelttiğinizde cevap alamıyorsunuz bu ülkede... (:
Buyrun efenim ilgili video:
Neyse, bence de ekonomide herhangi bir başarımız sözkonusu bile değil. Yalnızca 10 yıldır kendimizi kandırmışız.
Bazen-taraf olsak bile-siyasi yada sosyal olgulara tarafsız bakmaya çalışmak lazım arkadaşlar.
Baştan söylemiştim,ilk durum analizimiz yanlışsa diğerleri de vardığımız sonuçta yanlış olur diye.
Varsayalım siz haklısınız,ekonomimiz gerçekten iflasta,hükumetin hiçbir iktisadi başarısı yok.Böyle varsayalım,bakalım bu analiz bizi nerelere götürecek.
Ekonomimiz iflasta olduğuna göre bu insanların neden AKP'ye oy verdiğini açıklayamayacaksınız.Öyle ya dünyanın hiçbir yerinde ekonomiyi batıran bir hukumet bu oyları alamaz,hadi bir kez aldı bunu 3 kez tekrarlayamaz.Tekrarlasa bile oylarını artıramaz.
Bir kısmınız bu % 50'yi ''Ya bu milletin alayı yobaz zaten'' şeklinde açıklamaya çalışacak,diğer bir kısmınız Vrael'in anafikri ''bu milletin dünyadan haberi yok,oyunu da tombaladan numara çeker gibi belirliyor'' olan (aslında çok az da olsa hak verdiğim)bir önermeye yaslanacak,kimileriyse seçimlerin baştan sona göstermelik olduğunu,iktidarın seçim hileleriyle başa geldiğini savunacak.
Siz gerçekten böyle mi tahlil ediyorsunuz olayları?
Vatandaş AKP'ye oy veriyor,çünkü insanlar oy vereceği partiyi cebini düşünerek belirliyor,istikrar istiyor ve AKP'nin kendi beklentilerini karşıladığına inanıyor.Bazılarının sandığı gibi ne bu millet kökten yobaz,nede
seçimler baştan sona yalan.Ne zaman ki başta ekonomi olmak üzere belli başlı kalemlerde başarısız olurlar,o zaman millet yollar bunları.
Mesele bu kadar basittir.
Bu ülkenin en büyük problemi yıllarca enflasyon olmuştur.Onyıllarca % 70 ortalamayla seyreden,bazen 90 lara 110 lara fırlayan ''enflasyon canavarı'' Türk mizahını bile şekillendirmiştir.Vatandaş iktidara geldiği yıl enflasyonu daha önce hiçkimsenin görmediği seviyelere indiren bir hükumetle tanışıyor.
Büyüme oranları,kişi başına düşen gelir birçok ekonomik kriter AKP lehine olacaktır.
Gerçekten ekonomisi iflas etmiş bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorsanız ya hiç ekonomi bilmiyorsunuz,yada dayak yememişsiniz.
Uluslarası medyayı da mı takip etmiyor musunuz,bu yazdıklarınızı Time'ın,Le Figaro'nun editörlerine sorsak ''haklısınız,siz son 10 yılda ekonomiyi batırdınız'' derler mi sizce?
Şu an Avrupa ve dünya ekonomisi ne durumda görmüyor musunuz?
Gelir dağılımındaki eşitsizliklerle ilgili eleştirileri ayrı tutuyorum,AKP'nin bu konuda eleştirilecek çok yönü var.
3 yıl 5 yıl,artık ne zaman ekonomide çuvallarlar,o zaman mevcut muhalefete gün doğar.
Türkiyede şu an BDP dışında ciddiye alınacak muhalefet yok bu arada,muhalefet anlayışları yandaş medya ve takunyalı Hitlerden bir adım öteye geçememiş CHP ve MHP Erdoğanın en büyük şansı olsa gerek.Vatandaş gerçekçi bulmuyor bu iki partiyi,oy veren de mecburen veriyor.
Bunun dışında, yakında yani 2012'de bu ekonomi balonunun hep birlikte patladığını göreceğiz.
Upuat sana katıldığım tek nokta da burası,2012 gerçekten pek hoş geçecek gibi durmuyor.Ama kabineden de benzer bir açıklama geldi zaten,büyüme beklentilerini %4'e düşürdüler.
Suriyeyle -ve dolayısıyla Irakın Şii yönetimi ve İranla-gerilen ilişkiler,ortadoğunun genel durumu gibi sebepler önümüzdeki birkaç yıl ekonomiyi zorlayacak gibi görünüyor.