Orijinalini görmek için tıklayınız : Tc solunda homofobi
Gecen gun okudugum ve epeydir uzerinde dusundugum bir sorundur bu. Bulent Ersoy, Deniz Gezmis ile ilgili bir anisini anlatmis. "Deniz bana gazoz ismarlar ve ona sarki soylememi isterdi" demis. Bu aciklama uzerine Deniz Gezmis'in ailesi ve 68'liler vakfi buyuk tepki gostermis.
Kimisi, Deniz asla o tip insanlarla gorusmezdi demis, kimisi, "Deniz'in zaten gece hayati yoktu" demis. Abisi, " Deniz 18 yaşındayken Bülent Ersoy 13 yaşındaydi " diye itiraz etmis...vs
Bu itirazlarin hicbiri icin dogrudan "homofobi var" diyemeyiz. Ama, altinda yatan mantalitenin homifobi oldugu kesin. Cunku, mesela, Bulent Ersoy," Deniz benim gazinoma gelirdi" demiyor. Belki tesadufen bir vesile ile karsilasmis ve bu diyalogu yasamis olabilirler. O zaman neden " Deniz'in gece hayati yoktu, bu olay yasanmis olamaz" diye itiraz ediyorsun. Gece hayati oldugunu idda eden hicbir aciklama yapilmamis ki. Ikincisi, ornegin bu aciklamayi Bulent Ersoy yerine Emel Sayin, Muzayyen Senar, ne bileyim Baris Manco gibi bir sanatci yapmis olsa, 68'liler yine bu kadar ofkelenir miydi? Yani bu olay yalan bile olsa, bu denli ofkelenmenin alemi nedir? Netice de Bulent Ersoy sesiyle, yetenegiyle, egitimiyle ve yapmis oldugu albumlerle bu ulkenin en buyuk sanatkarlarindan biri degil mi? Neden bu insanin sanatini onore etmek yerine, ofkeyle saldiriya geciyorsun?
Fidel Castro ve Josef Stalin'in homofisini bilahare dile getirecegim. Ama oncelikle Turkiye solunda bulunan bu ikiyuzlu, mide bulandirici tavirdan bahsetmek istiyorum. Escinsel ve Transeksuel orgutleri, tekel iscilerine yemek goturdugunde, parti cephenin yayin organi, escinsellere agza alinmayacak kufur ve hakaretler etmisti. Soyalistler kendi aralarindaki tartismalarda "****" gibi hakaretleri hic yuzleri kizarmadan telaffuz edebiliyorlar. Fikirlerini begenmedikleri kesimlere veya ki$ilere "libo$, feto$.." gibi homofobik kelimeler uydurarak onlari asagiladiklarini dusunebiliyorlar.
Escinseller bu ulkede is bulamadiklari icin fuhus yapmak zorunda kalan, dislanan, asagilanan, hastanelerde saglik hizmeti almak zorunda kaldiklari zaman bile ayrimciliga ugrayan, bu ulkede belki de en con ezilen insanlardir. Gerci, toplumun ezici nufusunu olusturan yoksul halk kitlelerini "yobaz" diye yaftalayip, her turlu hakareti ve baskiyi reva goren bir soldan, escinsellere sahip cikmasini beklemek benim hatamdir.
ereninthenature
08-02-2012, 20:50
Iste bu var.Hatta kendine ateist diyenler bile homofobik olabiliyormus.Cok ilginc cok.
Alin size homofobikler. (http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=48465&st=0&p=794141&hl=homofobi&fromsearch=1&#entry794141)
Kimi insan direk soyluyor, kimisi caktirmiyor ama hepimizin vardir nefret ettigi insan gruplari.:D
Ben soylerim, internette kimden cekinecem.Musevi'lerden nefret ediyorum.Ama soykirim yapalim hadi demiyorum tabiki.Kil olmak baska, agzini burnunu kirmak baska.
http://www.youtube.com/watch?v=WTqYUwWhsYI
Bu da Türk halk şiirinde homofobi:
http://www.youtube.com/watch?v=4FhG010wpR8
:D :D
Murted, ekledigin videolar ile ne ima ettigini pek anlamadim ama mesela "amanin minnos minnos, yaktin beni minnos" ifadeleri ile bir kadina sesleniyor sanirim. O$ takisi feminen veya homofobik anlam katan bir takidir.
Murted, ekledigin videolar ile ne ima ettigini pek anlamadim ama mesela "amanin minnos minnos, yaktin beni minnos" ifadeleri ile bir kadina sesleniyor sanirim. O$ takisi feminen veya homofobik anlam katan bir takidir.
Mamoş ne peki?
Mamoş ne peki?
Yani evet ama istisnai bir hitap saniyorum.
Nono$, yumo$, g.to$...gibi ifadeler dogrudan homofobiktir.
Minno$, tonto$ gibi ifadeler kadinlara, cocuklara veya minyon canlilara ithafen kullanilir. Kesinlikle maskulen degildir.
Kizlar kendi aralarinda birbirlerine "sibo$, melo$, gulo$" gibi isimler takip samimiyet dile getirebilirler. Yani bu taki kesinlikle homifobik bir asagilama gayreti icerir. Ama konunun ana mesaji, libo$ kelimesinin homofobik olup olmamasi degil. Tartismak istedigim sey bu degil yani. Libos veya fetos kelimelerinin homifobik oldugunu dusunmeyenler, bu tip kelimeleri telaffuz etmeye devam edebilirler. Tamam mi murto$?
Bunu sana bir başka bir forumda daha söylemiştim. İlgili ekin öyle bir misyonu yok. Oğlu Mehmet'i, Memoş diye seven ataerkil kültürle yoğrulmuş Ahmet bey oğluna eşcinsel mi demek istiyor? Ahmet beye senin oğlun öyleymiş de de gör bakalım anyayı konyayı. :D
Ilgili ekin oyle bir misyonu olmadigi senin fikrin. Herkez ayni goruste olmak zorunda degil. O$ takisinin feminen bir anlam yukledigini destekleyen daha fazla ornek de verebilirim. Ayrica homofobik misyon yuklemiyorsa bu takinin asil misyonu ne, neden bu taki tercih edilmis sorusuna hicbir yanit alamadim henuz.
Ama bu basligin ana konusu libos'un homofobik olup olmadigi degil eger dikkat edecek olursan. Ana konu icerisinde verilmis alelade bir misal sadece. Libos'u tartismiyoruz yani
rastaman
08-02-2012, 22:10
Çocukken çok okurdum Aziz Nesin,bir kitabında uluslarası bir müzik etkinliğinde Türkiyeyi temsil etmek için gönderilen Zeki Müren için ''Moskovaya Türkiyeyi temsilen Zeki Müren'i gönderdiler,****nin birini memleketin sanat güneşi ve temsilcisi ilan ettiler,memleketin halini sen düşün artık'' yazmıştı.
Ben soylerim, internette kimden cekinecem.Musevi'lerden nefret ediyorum.Ama soykirim yapalim hadi demiyorum tabiki.Kil olmak baska, agzini burnunu kirmak baska.
Al benden de o kadar,sıradan Yahudilerle işim yok tabi,problem milliyetçi olanlarda,ama insan biraz araştırınca gerçekten o tutuculuklarından,birbirlerinin reklamını yapmalarından falan soğuyor.180 derece değişti onlar hakkındaki fikirlerim.
Edit:Mesajı attıktan sadece 5-6 saniye sonra baktığımda yazdığım hipne kelimesi **** haline gelmişti.Ya forumda otomatik sansür sistemi falan var,yada gezegenin en hızlı adminleriyle aşık atıyoruz.5-6 saniye diyorum,7-8 falan değil.
spartacus
08-02-2012, 22:50
Yine tipik jadı genellemesi-TC Solunda(başka TC yok, demek ki TC solu tümden böyle!).Tipik ülkücü gibi yazıyor yazınca da. (sosyal demokrasiye, insanların insan gibi yaşam istemine, insan hak ve özgürlüklerine, demokrasiye, sosyal taleplere ve muhafazakar-sağ görüş dışında kalan farklı fikirlere, 21. yüzyılda hala insanın insanı sömürmesine karşı bir alternatif aranmasına, bilimsel, demokratik eğitim istenmesine vb.vb karşı fobisi var)
İşin özünde homofobi mi demeli, yoksa feodalitenin etkisi midir bunu irdelemek daha anlamlı. Deniz ilah değil ki. Örneğin, Nuhoğlunun söylemleri de yaklaşımıda nefret çerçevesine oturuyor.. Bende eleştiriyorum, ama bu tür olguları, jadı gibi, genellemeci bir hezeyanla ele alamayız. Tüm geçmişin ister döneme ait olsun ister toplumsal yapının zamanla değişmesinden ve bir çok edinimimizi doğuştan aile, çevre ve okul kısaca toplumdan almışlığımızdan kaynaklı, geçmiş geleneklerin kırılamamışlığı olsun, tüm bunlar objektif ve anlamlı eleştirilerle ve tabi zamanla aşılır diye düşünüyorum(yani mutlak değiller.). Zaten O kuşaktan gelen herkes Nuhoğlu gibi düşünmüyor, bunu böyle göstermek jadının genellemeci, düşük düzeyli, kindar-fanatik taktiğinden ileri geliyor... işte bir örnek vereyim hemde hemen; Jadı, başbakanın ateistleri aşağılayan söylemlerine(atesitleri aşağılamasının altında yatan ise cinsel sapkınlık vb zihniyetidir, yani ahlaksızlık olarak görmesi vb...... LUT KAVMİ) ve topluma kendi anti-demokratik, ayrımcı ideolojisini ve sindirmeci(faşizan) yaklaşımını açıkdan dikte etmesine karşıt! homofobi eleştirisinde bulunmuyor? ne kadar kötü değil mi? tepki vermediği ve bir ülkücü kadar kemikleşmiş biçimde savunduğu kişi ülkenin başbakanı?
Neyse üzüm yemeyi bilmiyorsun, bari bağcı dövmeyi becerebilsen... (gerçekten güzel ve eleştirel bir konu olacakken, yazık ki yine mide bulandırıcı bir nemalanmaya, tipik jadı ötekileştirmesine dönüşmüş, insanın yazası gelmiyor.)
rastaman
08-02-2012, 23:10
Spartaküse de Jadıya da hak veriyorum aslında,mesela ÖDP'nin ilk yıllarını hatırlayanlar bilir,travestiler,geyler büyük umutlarla gelmişlerdi partiye.Sonra ne oldu ne bitti bilmiyorum,ortadan kayboldular.
Ama ÖDP dışında sol yapılarda böyle birşey hatırlamıyorum.
Yine de bence bunun solla falan bir ilgisi yok,erkek egemenlik o kadar işlemiş ki ortadoğu halklarına 40 yıl gusul abdesti alsak ancak kurtuluruz bu hastalığımızdan.
Bir de yapıları gereği militan söylemlere yada eylemlere pek eğimli olmuyor homoseksüel arkadaşlar,onu da hesaba katmak gerek.
Çocukken çok okurdum Aziz Nesin,bir kitabında uluslarası bir müzik etkinliğinde Türkiyeyi temsil etmek için gönderilen Zeki Müren için ''Moskovaya Türkiyeyi temsilen Zeki Müren'i gönderdiler,****nin birini memleketin sanat güneşi ve temsilcisi ilan ettiler,memleketin halini sen düşün artık'' yazmıştı.
Aziz Nesin'in hangi yazısında bu?
ozgur_beyin
08-02-2012, 23:21
bülent ersoy ne demiş beni o kadar enterese etmiyor. ama şurası bir gerçekki bülent ersoy bu ülkede homoseksüellerin toplum tarafından daha kabullenir hale gelmesinde büyük payı vardır.
ve bana göre bu konuda en büyük çelişki erkeklerde var .homoseksüellrin peşinden çoğu gider ama bu konuda toplum içindede en büyük eleştiri ve şirretliğide erkekler yapar
Jolly Jocker
08-02-2012, 23:27
Ben bu sağcıları anlamıyorum.
Sola laf ettikleri her konuda kendi sicilleri rezalettir.
Jadı hanım solu homofobi konusunda haksız genellemelerle eleştiriyor da sağın halini hiç düşünüyor mu acaba?
Mesela pek savunduğu AKP eşcinselliği bir hastalık olarak değerlendirmiyor mu?
Ya da Said-i Nursi, Fethullah v.s. homofobik değil miydi?
Liberal köşe yazarları özellikle sola küfrederken en kadın düşmanı ifadeleri kullanmıyorlar mı?
Jadı örneğin hiç mi Emre Aköz yazısı, Engin Ardıç yazısı okumamıştır?
Ya da Osmanlı Devletini ele alalım, padişahlar çok mu eşcinsel dostuydu?
İslam dini homofobik değil mi?
Yani kendiniz bu konuda nesiniz de sola laf ediyorsunuz?
Önce kendine baksana!..
Liberal yazarların böyle bir huyu vardır.
Solun 'bacı kültürünü', 'homofobikliğini' v.s. eleştirirler.
Çünkü solda eleştirilecek birşey bulmak için didindiklerinde en fazla bunları yumurtlayabiliyorlar.
Sağ ise bu konularda rezil vaziyette olduğu gibi, kitle katliamcısı bir tarihe sahiptir.
Solun homofobik olduğu genellemesi baştan sona sakat.
Bugün stalinci TKP bile eşcinsellerin haklarına duyarlı.
Eşcinseller arasında en popüler partiler hep sosyalist partiler oldu(Antalya'da özellikle ÖDP).
Keza anarşist akım da bu konuda duyarlılık geliştirdi hep.
Eşcinsel hakları için mücadele hep solun rengini taşıyageldi.
Sen de muhtemelen bunu kıskandın, b.k atabilmek için bu konuyu açtın.
Aferin!..
Katibe Bartleby
08-02-2012, 23:28
Escinseller bu ulkede is bulamadiklari icin fuhus yapmak zorunda kalan, dislanan, asagilanan, hastanelerde saglik hizmeti almak zorunda kaldiklari zaman bile ayrimciliga ugrayan, bu ulkede belki de en con ezilen insanlardir. Gerci, toplumun ezici nufusunu olusturan yoksul halk kitlelerini "yobaz" diye yaftalayip, her turlu hakareti ve baskiyi reva goren bir soldan, escinsellere sahip cikmasini beklemek benim hatamdir.
böyle saçma sapan bir olayı bile genelleme yapmak için kullanacak kadar ucuz saldırılar (güya eleştiri) yapıyoken bi halt konuştuğunu, hedef aldığın kesimlere ders verdiğini sanıyosun ya çok merak ediyorum bunun farkına varman ne kadar sürecek. iyi niyetli milyonlarca kez söylendi ama dank etmiyor bir türlü, o kadar ucuz ki şu hareketin, ağzından düşürmediğin kemalistlerden hiç farkın yok gerçekten.
bak şu olayı kullanmadan, tüm solcuları homofobik olmakla genelleseydin gerekçe bile göstermeden o zaman daha az ucuz olurdu başlığın.
rastaman
08-02-2012, 23:39
Aziz Nesin'in hangi yazısında bu?
Yazı değil,direk kitaplarından birinde var.Hatırlamıyorum ama hangi kitap,100 kusur kitabı var sonuçta.Birebir nakletmek için internetten bakayım dedim bulamadım.Karşıma bol bol Fetullah'ın ''Aziz Nesin ve Zeki Mürenle tanışmak isterdim'' beyanatı çıktı.
Ama yukarıda Aziz Nesinden naklettiğim cümle neredeyse olduğu gibi bu şekildedir.Üstelik hipneli falan.
Bulursam söylerim sana.
Çok da şaşırdığımı söyleyemem bu arada,Aziz Nesin bence sosyalistten çok kemalist olarak nitelendirilmeli.Öyle çok derinlemesine bir ideolojik birikimi olduğunu da sanmıyorum,ama samimi bir yazar sonuçta.
ama şurası bir gerçekki bülent ersoy bu ülkede homoseksüellerin toplum tarafından daha kabullenir hale gelmesinde büyük payı vardır.
Ben de benzer şeyleri Zeki Müren için düşünüyorum.En muhafazakar tipler bile Müren'in Türkçeyi ne kadar düzgün konuştuğundan,efendiliğinden söz ediyor.Garip bir milletimiz var bizim.
Özgürcan
09-02-2012, 00:20
Merkez sağ da sol da homoseksüellere karşı toleranslı değildir, ikisi de bu şahısların hormonel bozuklukları olduğunu iddia eder. Özellikle dindar kesimde önyargı olağanüstü fazla ben bunu yaşadığım bölgede görüyorum.
Keşke güzel bir ütopyada yaşasaydım diye iç geçiriyorum bazen...
istatistik
09-02-2012, 01:46
Gecen gun okudugum ve epeydir uzerinde dusundugum bir sorundur bu. Bulent Ersoy, Deniz Gezmis ile ilgili bir anisini anlatmis. "Deniz bana gazoz ismarlar ve ona sarki soylememi isterdi" demis. Bu aciklama uzerine Deniz Gezmis'in ailesi ve 68'liler vakfi buyuk tepki gostermis.
Kimisi, Deniz asla o tip insanlarla gorusmezdi demis, kimisi, "Deniz'in zaten gece hayati yoktu" demis. Abisi, " Deniz 18 yaşındayken Bülent Ersoy 13 yaşındaydi " diye itiraz etmis...vs
Bu itirazlarin hicbiri icin dogrudan "homofobi var" diyemeyiz. Ama, altinda yatan mantalitenin homifobi oldugu kesin. Cunku, mesela, Bulent Ersoy," Deniz benim gazinoma gelirdi" demiyor. Belki tesadufen bir vesile ile karsilasmis ve bu diyalogu yasamis olabilirler. O zaman neden " Deniz'in gece hayati yoktu, bu olay yasanmis olamaz" diye itiraz ediyorsun. Gece hayati oldugunu idda eden hicbir aciklama yapilmamis ki. Ikincisi, ornegin bu aciklamayi Bulent Ersoy yerine Emel Sayin, Muzayyen Senar, ne bileyim Baris Manco gibi bir sanatci yapmis olsa, 68'liler yine bu kadar ofkelenir miydi? Yani bu olay yalan bile olsa, bu denli ofkelenmenin alemi nedir? Netice de Bulent Ersoy sesiyle, yetenegiyle, egitimiyle ve yapmis oldugu albumlerle bu ulkenin en buyuk sanatkarlarindan biri degil mi? Neden bu insanin sanatini onore etmek yerine, ofkeyle saldiriya geciyorsun?
Fidel Castro ve Josef Stalin'in homofisini bilahare dile getirecegim. Ama oncelikle Turkiye solunda bulunan bu ikiyuzlu, mide bulandirici tavirdan bahsetmek istiyorum. Escinsel ve Transeksuel orgutleri, tekel iscilerine yemek goturdugunde, parti cephenin yayin organi, escinsellere agza alinmayacak kufur ve hakaretler etmisti. Soyalistler kendi aralarindaki tartismalarda "****" gibi hakaretleri hic yuzleri kizarmadan telaffuz edebiliyorlar. Fikirlerini begenmedikleri kesimlere veya ki$ilere "libo$, feto$.." gibi homofobik kelimeler uydurarak onlari asagiladiklarini dusunebiliyorlar.
Escinseller bu ulkede is bulamadiklari icin fuhus yapmak zorunda kalan, dislanan, asagilanan, hastanelerde saglik hizmeti almak zorunda kaldiklari zaman bile ayrimciliga ugrayan, bu ulkede belki de en con ezilen insanlardir. Gerci, toplumun ezici nufusunu olusturan yoksul halk kitlelerini "yobaz" diye yaftalayip, her turlu hakareti ve baskiyi reva goren bir soldan, escinsellere sahip cikmasini beklemek benim hatamdir.
Deniz Gezmiş'in abisi katıldığı canlı yayında "Biz Deniz'in isminin magazin amaçlı kullanılmasına karşıyız yoksa herhangi bir kişiye düşmanlığımız yok" gibi bir cümle kurmuştu. (Star Haber)
Bunun dışında "Ş" türkçede küçültme eki olarak kullanılır. Liboş ya da benzeri kelimeler de yine küçültme anlamında "liberalcik" manasında kullanılmakta. Gerçi aradıktan sonra öküz altında buzağı bulunur.
3-5 kişinin şahsi tavır ve hareketlerini genellemenin aşağılık bir tavır olduğuna başka zaman değinirim.
Bulent Ersoy, cok buyuk bir sanatkar olmasinin yani sira, aslinda 80 darbesinin en buyuk magdurlarindan da biridr. Sadece bireysel bir tercihi yuzunden, fasist cunta tarafindan vatandasliktan atilmis, haysiyetiyle oynanmis, ulkesinden ayri yasamak zorunda birakilmis ve meslegini icra edip para kazanmasi engellenmistir. Solcularin en sevdigi slogan "fasizme karsi omuz omuza" . Ama o omuz bir transeksuele ait ise delikanliligin raconunu bozuyor sanirim ve birliktelik arzu edilmiyor
Deniz Gezmis'in ailesinin ve 68 kusaginin onde gelenlerinin verdigi tepkileri su siteden sizde okuyabilirsiniz. Sanki Bulent Ersoy bir vebali, ya da ahbaplik ettigi insanlarin degerini azaltan biriymiscesine "asla boyle bir karsilasma olamaz" diyerek olesiye reddediyorlar. Burda bana ofke bosaltacaginiza, solculugu boylesine kucuk dusuren bu insanlara odaklanin derim...
Bulent Ersoy'un ise Deniz Gezmis ile ilgili sozleri sunlardan ibaret. Kendisine iltifat ediyor ve iyilikle yad ediyor:
‘’Deniz Gezmiş çok iyi bir insandı, çok kıymetli bir arkadaşımdı. Rahmetli gerek derin bilgi birikimi ve gerekse ideolojisinden ödün vermeyen sağlam karakter yapısındaki üstün kişiliğiyle yiğit, delikanlı, adam gibi bir adamdı. Tanırdım onu, bir hukukumuz vardı kendisiyle.. Ben çok gençtim o zamanlar.. Deniz Gezmiş çok bilgiliydi bir kere, çok okuyan bir insandı. Ben hiç siyasetin içinde olmadım ama toplantılarında çok bulundum. Eğlence, sohbet, muhabbet toplantılarıydı. Rahmetli çok severdi sesimi. Bir gün bana üç şişe Çamlıca gazozu aldı, ben de ona şarkılar söyledim. Ardından çok ağladım.”
Solcularin tepkileri:
Bozkurt Nuhoğlu: Öyle bir şey asla olmamıştır, olmaz da. Deniz, Bülent Ersoy gibilerin çıktığı mekanlarda bulunmazdı. O tür insanlardan iğrenirdi.
Bora Gezmiş: Kesinlikle böyle bir dostluk yoktu. Arada 5 yaş gibi bir fark var. Deniz 18 yaşındayken Bülent Ersoy 13 yaşındaydı...Sosyalist toplantılarına katıldım diyor, hangi toplantıya nerede katıldığını ve kimlerin olduğunu söylemiyor....Bir de 3 tane gazoz aldı demiş, bir kişiye 3 tane gazoz niye alırsın? Bir tek ‘gazoza ilaç attı’ dememiş, o kalmış, çok ayıp
http://www.haberola.com/haber/2440-Bulent_Ersoyun_Deniz_Gezmis_Somurusu_68lileri_Kizd irdi_Ufak_At_Bulent_Hanim.html
AlbatrosS
09-02-2012, 05:03
Gecen gun okudugum ve epeydir uzerinde dusundugum bir sorundur bu. Bulent Ersoy, Deniz Gezmis ile ilgili bir anisini anlatmis. "Deniz bana gazoz ismarlar ve ona sarki soylememi isterdi" demis. Bu aciklama uzerine Deniz Gezmis'in ailesi ve 68'liler vakfi buyuk tepki gostermis.
Kimisi, Deniz asla o tip insanlarla gorusmezdi demis, kimisi, "Deniz'in zaten gece hayati yoktu" demis. Abisi, " Deniz 18 yaşındayken Bülent Ersoy 13 yaşındaydi " diye itiraz etmis...vs
Bu itirazlarin hicbiri icin dogrudan "homofobi var" diyemeyiz. Ama, altinda yatan mantalitenin homifobi oldugu kesin. Cunku, mesela, Bulent Ersoy," Deniz benim gazinoma gelirdi" demiyor. Belki tesadufen bir vesile ile karsilasmis ve bu diyalogu yasamis olabilirler. O zaman neden " Deniz'in gece hayati yoktu, bu olay yasanmis olamaz" diye itiraz ediyorsun. Gece hayati oldugunu idda eden hicbir aciklama yapilmamis ki. Ikincisi, ornegin bu aciklamayi Bulent Ersoy yerine Emel Sayin, Muzayyen Senar, ne bileyim Baris Manco gibi bir sanatci yapmis olsa, 68'liler yine bu kadar ofkelenir miydi? Yani bu olay yalan bile olsa, bu denli ofkelenmenin alemi nedir? Netice de Bulent Ersoy sesiyle, yetenegiyle, egitimiyle ve yapmis oldugu albumlerle bu ulkenin en buyuk sanatkarlarindan biri degil mi? Neden bu insanin sanatini onore etmek yerine, ofkeyle saldiriya geciyorsun?
Fidel Castro ve Josef Stalin'in homofisini bilahare dile getirecegim. Ama oncelikle Turkiye solunda bulunan bu ikiyuzlu, mide bulandirici tavirdan bahsetmek istiyorum. Escinsel ve Transeksuel orgutleri, tekel iscilerine yemek goturdugunde, parti cephenin yayin organi, escinsellere agza alinmayacak kufur ve hakaretler etmisti. Soyalistler kendi aralarindaki tartismalarda "****" gibi hakaretleri hic yuzleri kizarmadan telaffuz edebiliyorlar. Fikirlerini begenmedikleri kesimlere veya ki$ilere "libo$, feto$.." gibi homofobik kelimeler uydurarak onlari asagiladiklarini dusunebiliyorlar.
Escinseller bu ulkede is bulamadiklari icin fuhus yapmak zorunda kalan, dislanan, asagilanan, hastanelerde saglik hizmeti almak zorunda kaldiklari zaman bile ayrimciliga ugrayan, bu ulkede belki de en con ezilen insanlardir. Gerci, toplumun ezici nufusunu olusturan yoksul halk kitlelerini "yobaz" diye yaftalayip, her turlu hakareti ve baskiyi reva goren bir soldan, escinsellere sahip cikmasini beklemek benim hatamdir.
Mevzu güzel, bu meyanda bazı tespitler yapmak mümkün; ancak, mevzuyu ele alış biçimi o denli sakat, ön yargılı ve CAHİLCE ki insanın yalnızca katkıda bulunmak için dahi cevap yazısı gelmiyor bazen. Yine de şu güncel örneğe ilişkin bir hatırlatma yapalım ki bilir bilmez atıp tutmadan önce bir parça düşün:
Deniz Gezmiş’in arkadaşlarından Avukat Bozkurt Nuhoğlu, Bülent Ersoy'un Gezmiş'le ilgili sözlerinin ardından yaptığı açıklamalar için özür mektubu yolladı.
Avukat Bozkurt Nuhoğlu, Bülent Ersoy'un Gezmiş hakkında yaptığı açıklamaların ardından Ersoy hakkında “Deniz karakteri düşük insanlarla hiçbir surette ve hiçbir mekânda beraber olmamıştır. Bu insanlardan nefret ederdi. Bu kadın kılığındaki erkeğe, erkek kılığındaki kadına lanet olsun. Yalan söylemesin, Deniz’in arkadaşları onu cezalandırır” açıklamasını yapmış ve konunun yargıya taşınması gündeme gelmişti.
Nuhoğlu, Bülent Ersoy'dan özür diledi.
İŞTE BOZKURT NUHOĞLU'NUN AÇIKLAMASI:
Pembe Hayat Yetkililerine,
Benim en sevdiğim filmlerden biri “Örümcek Kadının Öpücüğü’dür. Bilenler bilir, filmin kahramanlarından biri olan devrimci karakter, cezaevinde bir eşcinselle aynı hücreyi paylaşır. Ve filmin ilk yarısında yılların ezberiyle hücre arkadaşına bir devrimciye yakışmayacak şekilde davranır. Ama sonra hatasını anlar. Ben de o devrimcinin durumundayım. Filmin ilk yarısında yılların alışkanlığıyla, koşullanmışlığıyla, ezberiyle hatalı davrandım. Başta Bülent Ersoy olmak üzere, verdiğim beyanlarla hırpaladığım, kırdığım, incittiğim, üzdüğüm herkesten özür diliyorum.
Saygılarımla,
Bozkurt Nuhoğlu
Bozkurt'un açıklamarını görünce ne kadar kızdıysam, tiksindiysem ve hayalandıysam açıkçası böylesine bir özürle de o derece mutlu oldum. Öyle lafı eğip bükmeden, son derece samimi, sade ve çarpıcı bir biçimde özeleştirisini de yaparak özrünü diliyor adam.
Jadı, inan seninle tartışmak için büyük bir sabır gerekiyor. En haklı eleştirinde dahi nasıl bu denli sevimsizleşiyorsun anlamakta zorlanıyor. Asıl zorlandığım şeyse ''tıp eğitimi almış sade bir vatandaş nasıl bu denli mantıksal örüntü ve tutarlılıktan yoksun'' bir tarafgirlikle yazıyor?
AlbatrosS
09-02-2012, 05:41
Ben bu sağcıları anlamıyorum.
Sola laf ettikleri her konuda kendi sicilleri rezalettir.
Jadı hanım solu homofobi konusunda haksız genellemelerle eleştiriyor da sağın halini hiç düşünüyor mu acaba?
Mesela pek savunduğu AKP eşcinselliği bir hastalık olarak değerlendirmiyor mu?
Ya da Said-i Nursi, Fethullah v.s. homofobik değil miydi?
Liberal köşe yazarları özellikle sola küfrederken en kadın düşmanı ifadeleri kullanmıyorlar mı?
Jadı örneğin hiç mi Emre Aköz yazısı, Engin Ardıç yazısı okumamıştır?
Ya da Osmanlı Devletini ele alalım, padişahlar çok mu eşcinsel dostuydu?
İslam dini homofobik değil mi?
Yani kendiniz bu konuda nesiniz de sola laf ediyorsunuz?
Önce kendine baksana!..
Liberal yazarların böyle bir huyu vardır.
Solun 'bacı kültürünü', 'homofobikliğini' v.s. eleştirirler.
Çünkü solda eleştirilecek birşey bulmak için didindiklerinde en fazla bunları yumurtlayabiliyorlar.
Sağ ise bu konularda rezil vaziyette olduğu gibi, kitle katliamcısı bir tarihe sahiptir.
Solun homofobik olduğu genellemesi baştan sona sakat.
Bugün stalinci TKP bile eşcinsellerin haklarına duyarlı.
Eşcinseller arasında en popüler partiler hep sosyalist partiler oldu(Antalya'da özellikle ÖDP).
Keza anarşist akım da bu konuda duyarlılık geliştirdi hep.
Eşcinsel hakları için mücadele hep solun rengini taşıyageldi.
Sen de muhtemelen bunu kıskandın, b.k atabilmek için bu konuyu açtın.
Aferin!..
Dostum Jolly,
Bir konuda ciddi bilgi eksikliğin var. Özellikle Osmanlı seçkinleri ''eşcinsellik'' mevzusunda sandığın kadar ''tutucu'' değil; bilakis oldukça hoşgörülüydü. Eşcinsel kimliklerin tasnifi esasen modernist döneme özgü olup bundan önceki dönemlerde ''aktif-pasif'' ayrımı daha belirgin.
Osmanlı kültüründe eşcinsel ilişkinin yer yer övüldüğü, kadın ve erkek şairlerin hemcinslerine büyük bir aşk ve hayranlıkla övgüler yazdığı görülür.
Buyur bazı örnekler:
"İzn alub cum'a nemâzına deyû mâderden,
Bir gün uğrılayalım çerh-i sitem-perverden.
Dolaşub iskeleye doğrı nihân yollardan,
Gidelim serv-i revânım yürü Sad'âbâde."
Günümüz Türkçesine olduğu gibi çevirirsek: "Anne(n)den cuma nama*zına (gideceğiz) diye izin alıp zalim felek*ten bir gün çalalım. Issız yollardan iskeleye doğru dolaşıp, yürü uzun boylu sevgilim Sadabad'e gidelim." Kadınlar cuma namazına gitmediklerine göre, Nedim'in annesinden izin alıp cuma namazına götürüyorum diye ıssız yol*larda kaybolmaya heveslendiği uzun boylu genç sevgilisi, kimi ya da neyi sembolize ediyordu acaba.. (http://www.halukakcam.com/B6/Notes/OsmanliCinsellik1983.htm)
8. yüzyılda üç yıl saltanat sürmüş olan 3. Osman ne musikiden hoşlanırmış ne de kadınlardan. Çağatay Uluçay, "Padişah Kadınları ve Kızları" adlı yapıtında, padişah oldu*ğunda yaşı 55'e ulaşmış olan 3. Osman'ın yaşamının yarım yüzyılını rutubetli, loş harem odalarında tembellikle geçir*miş olduğunu belirtiyor.
Padişah olduğu zaman, haremde bulunan ne kadar hânende, sâzende ve rakkâse varsa hepsini kovup atmış. Üstelik, haremde kadınlar ve cariyelerle karşılaşmamak için altına büyük kaba*ralar çakılmış yüksek takunyalar ve ayakkabılar giyermış. Haremde dolaş*tığı zaman, kadınlar ve cariyeler sesini duyunca onunla karşılaşmamak için çil yavrusu gibi dağılıp her biri bir tarafa savuşurmuş.
İstanbul'da dolaşmaya çıktığı hafta*nın üç gününde kadınların sokağa çık*malarını ve evlerinde bile olsa süslenmelerini yasak etmiş. Topkapı Kitaplığı yazmalarından Velâdetname-i Hibetullah Sultan Varak No. 2'de ken*disinden şöyle söz edilir:
"... mağfur cennet-mekân Sultan Osman hazretlerinin lüle-i serçeşme-i recüliyetleri isale-i selsâl-i tenasül etmede hûşkîde ve âtıl... ve lemyettehizu veleden sırrına vâsıl olmağla zükür ve inastan mahrum olmağla..." (Allah günahlarını affetsin, yeri cennet olsun, saygıdeğer Sultan Osman'ın erkekliğinin pınarının musluk borusu (yani: penisi), üreme suyu akıtmakta kuru ve tembeldi. Böy*lece çocuksuz ölmekle erkek ve kız çocuktan yoksun kalmıştır.) (http://www.halukakcam.com/B6/Notes/OsmanliCinsellik1983.htm)
EN MUHTEŞEM SÜPRİZİ SONA SAKLADIM. Bu örnek MİLLİYETÇİ VE İSLAMCILARI ÇILDIRTACAK :D
FATİH SULTAN MEHMET'İN AVNİ mahlasıyla yazdığı bir şiir:
Bağlamaz Firdevs'e gönlini Kalata'yı gören
(Galata'yı gören kendini Firdevs (cenneti)'e bağlamaz
Servi anmaz anda ol serv-i dil-arayı gören
(O gönül-süsleyen serviyi gören servi (boylu sevgiliyi) anmaz.
Bir firengi şiveli İsa'yı gördüm anda kim,
(Onda yabancı şiveli bir İsa gördüm ki)Lebleri dirisidür dir idi İsa'yı gören
(Dudaklarını gören isa'nın dirisi(canlısı) der.)
Akl ü fehmin din ü imanın nice zabt eylesün
(Akıl ve fikir din ile imanı nasıl zabt etsin)
Kafir olur hey müselmanlar o tersayı gören.
(Hey Müslümanlar!O Hristiyan'ı gören kafir olur)
Kevseri anmaz ol içdüğü mey-i nabi içen
(Onun içtiği saf şarabı içen Kevser suyunu anmaz)
Mescide varmaz o varduği kilisayi gören
(O'nun vardığı kliseyi gören mescide gitmez)
Bir firengi kafir oldugun bilürdü Avniya
(Ey Avni, Onun Yabancı bir kafir olduğunu bilirdi)
Belde zünnarını boynunda çelipayı gören
(Belindeki zünnar(kuşak)la boynundaki haçı gören herkes)
Zünnar papaz kuşağıdır. Kadınlara özgü bir giysi değildir ki yazar açıkça ''onu gören herkes onun batılı bir PAPAZ olduğunu bilirdi'' demiş. Osmanlı'nın oldukça renkli seks yaşamına ilişkin harikulade örnekler var. Makaleye göz atmanı tavsiye ederim :D
Albatross,
Benim elestrilemi kisisel almak zorunda degilsin ki. Solcu denilen camia homojen bir butun degil. Hickimse boyle bisey ima etmiyor zaten. Ayrica solcularin escinsellere yaklasimindan dolayi escinseller kendileri de sikayetciler hakli olarak. Bogazli kazak ve pos biyik solcularinin, escinsellere sahip cikabilecegine ben de pek ihtimal veremiyorum . 68'liler derneginin ve Bora Gezmis'in verdigi reaksiyon ortada. Bu tepkinin altinda homifobi oldugunu gorememek icin kor olmak lazim. Ayrica sarkici Suavi'de Bulent Ersoy'un bu aciklamalarina cok sinirlenmis.
http://www.herdildeherrenkteisyan.org/orumcek-kadinin-gazozu/
AlbatrosS
09-02-2012, 09:53
Albatross,
Benim elestrilemi kisisel almak zorunda degilsin ki. Solcu denilen camia homojen bir butun degil. Hickimse boyle bisey ima etmiyor zaten. Ayrica solcularin escinsellere yaklasimindan dolayi escinseller kendileri de sikayetciler hakli olarak. Bogazli kazak ve pos biyik solcularinin, escinsellere sahip cikabilecegine ben de pek ihtimal veremiyorum . 68'liler derneginin ve Bora Gezmis'in verdigi reaksiyon ortada. Bu tepkinin altinda homifobi oldugunu gorememek icin kor olmak lazim. Ayrica sarkici Suavi'de Bulent Ersoy'un bu aciklamalarina cok sinirlenmis.
http://www.herdildeherrenkteisyan.org/orumcek-kadinin-gazozu/
1. Alıntıladığın yazı Suvai'nin değil.
2. Bundan da fenası o yazıda Suavi'nin adı bile geçmiyor :)
Solcular da bu toplumun insanı, bu toplumun içinden çıkma. Ve elbet bazılarında toplumun hemen her kesiminde olduğu gibi homofobik ön yargılar mevcut. Bu tabiki tartışılmalı. Bu meyanda homofobik ön yargı ve nefreti özellikle siyasal bir tavır, siyasal bir argüman haline getirenler teşhir edilmeli falan filan.
Ancak... Bu konuda da olayları ciddi derecede çarpıtmakta, tıpkı alıntılayamadığın metinde olduğu gibi yalnızca ön yargılarını kusmaktasın:)
Bir kısım sol örgüt sempatizanlarında homofobik ön yargılar bariz biçimde bulunmakta; ancak bu ön yargıların örneğin ''bir taşra milliyetçisi, bir islamcı muhafazakar'' seviyesinde kültürel, kültürelden öte siyasal ve örgütlü bir TAVIR olduğunu iddia etmek güçtür.
Elbette bir kısım sol örgütlerde eşcinsel kimlik mücadelesine karşı görmezden gelme ve mesafeli duruş söz konusu. Bu mesafenin temeliyse örgütün siyasal mücadele eksenine-merkezine koyduğu temel motivasyonlar ve perspektifte yatar. Sol örgütler gerek KADIN MÜCADELESİNİN gerekse EŞCİNSEL MÜCADELESİNİN devrimci mücadeleye içkin bir SINIF perspektifinden alınması gerektiğine inanmakta, dolayısıyla bu mücadelenin sınıf paradigmasına içkin ama TALİ bir mevzu olduğunu ifade etmektedir. Bu herifler tüm KİMLİK MÜCADELELERİNİ sınıfsal, sınıfsal-emek mücadelesine içkin olarak düşünmektedirler. Hal böyleyken Türkiye sosyalist hareketlerinin içinde siyasal/kültürel olarak mobilize edilip teorisi kurgulanmış mobilize bir HOMOFOBİK yaklaşımdan ziyade, daha bireysel, tecridi ve sınırlı bir kültürel ön yargı ve eksiklikten bahsedebiliriz.
Ee, kurban olam bu herifler uzaydan gelmeyip bu halkın, bu yoksul ve emekçi insanların içinden çıktığına göre... Sosyalist sempatizanların, ekseri yoksul, emekçi öğrenciler olduğuna göre bu da Türkiye ortalamasına göre normal kabul edilebilirdir.
Şu kadar ömrü hayatımda yüzlerce tartışmaya girdim; ancak, hiçbir solcuda bir İSLAMCI'NIN ve muhafazakar bir milliyetçinin (sağ islamcı-milliyetçi) siyasal ve sosyo-kültürel bağlamda örgütlü bir eşcinsel nefretini savunduğu gibi savunduğuna şahit olmadım.
Elbette homofobik ve ön yargılı yaklaşımları gözlemledim; ancak, bu konudaki bilimsel teamülleri ortaya koyup izah ettiğimde hepsinin de bana kolaylıkla hak verdiğini gördüm. Demem o ki bu konuda ''ısrarlı, politik ve inatçı'' değiller.
Ancak sapla samanı da ayırmak gerekiyor. Solcu gençler ve taraftarlar bu toplumun bir biçimde yoksul, emekçi ve zor hayat şartlarından gelen insanlarından mürekkep. Bu insanların gerek siyasal gerekse kültürel manada ''gösterişli, şatafatlı, burjuva ve populer'' kültüre epey öfkeliler. Bunun doğruluğunu yahut yanlışlığını tartışmıyorum. Lütfen biraz bu insanlar neye tepki gösteriyor, hangi noktadan hareket ediyor anlamaya çalışalım. Bülent Ersoy gibi benim de nazar-ı itibarımda görüp görebileceğim en düzeysiz, saçma ve aptalca populer şovların ve laçkalaşmış bir magazin kültürünün NESNESİ haline gelmiş birini efsaneleştirdikleri ve mücadelesini örnek aldıkları SİYASAL BİR SEMBOLLE bir arada görmekten hoşlanmıyorlar.
Cepheli gençlerin mevzusunu da okudum. O mevzu bir parça YANLIŞ ANLAMA bir parça da fraksiyonel bir sürtüşmeden ibaret. Örneğin 1 MAYIS'TA bazı yerlerde CHP, TÜRK-İŞ VE İP kortejleriyle çatışmalar yaşanır. Tasvip ettiğim ve doğru bulduğum şeyler değil; ancak ilgili ilgisiz tüm kavga ve çatışmaların buna bağlanması da doğru değil. Sapla samanı ayırmak gerekiyor.
Oysa KONUNUN BAŞLIĞINA İTİRAZIM VAR! Özellikle sağ muhafazakar ve milliyetçi cenahı ''canım dünyanın her yerinde onlar böyle, sınırları belli'' deyip neredeyse AKLAYARAK bu sorunu gerçeklerle bağdaşmayacak biçimde SOSYALİSTLERİN ÜZERİNE YIKMAYA çalışmana müsade etmem. Dünyanın her yerinde KİMLİK MÜCADELELERİ siyasal olmanın ötesinde KÜLTÜREL BİR MÜCADELE'dir. Dünyanın her yerinde bu mücadelenin öznesi öncelikle ezilen kadınlar, eşcinseller ve ötekiler olmak üzere Sosyalistler, sosyal demokratlar ve özgürlükçü liberallerdir. Benzeri şekilde Türkiye'de de öncelikle ezilen KİMLİKLER siyasal açıdan da Sosyalistler, sosyal demokratlar ve özgürlükçü liberallerdir.
Çünkü muhafazakar akımlar ve milliyetçiler tüm dünyada olduğu üzere HOMOFOBİ'nin de siyasal ve sosyo-kültürel bir söylem olarak taşıyıcılığını yapmaktadırlar. Ne acıdır ki yurdumuz muhafazakarları OSMANLI ELİTLERİ kadar bu mevzuda hoşgörülü değildirler...
Turkiye solunda gozlemlenen homofobikligi, sadece ataerkil kultur ile iliskilendirmek hatali olur. Ataerkil kultur baskisi o kadar agir olsa, kadin haklarina karsi da mesafeli durmalari gerekirdi. Oysa bunun tam tersi bir durum vardir. Kadin haklarina onem vermis, feminist hareketleri desteklemeyi gorev adletmis ve kendi ozel hayatlarinda da nispeten gelismis bireyler olmayi basarmislardir.
Solcularin, escinlellere neden hor gozle baktiklarini anlamak icin bu insanlari etkilemis liderleri ve icraatlarini ogrenmek faydali olur. Gerek ideolojisiyle, gerek kurdugu sistem ile, gerek ordusu ve kazandigi zafer ile bizim solculari en cok etkilemis olan komunist lider kimdir? Kim, Kim, Kim? Bittabi ki Josef Stalin.
Stalin gercek bir homofobikti. Escinselleri "somuren sinifin artiklari" diye tanimlar ve escinselligin tedavi edilmesi gereken bir hastalik oldugunu soylerdi. 1933'te ilan edilen ve 1934'te bütün sscb'de zorunlu hale getirilen bir kanun ile erkekler arasındaki cinsel ilişkileri yasakladı ve gönül rızasıyla yapılan davranışlar için 5 yıllık ağır çalışma cezası getirdi. Bu yasa ile escinselligi sadece ahlaksizlik oldugu icin cezalandirmazdi. Bu eylemin devlete karsi islenmis bir suc oldugunu kabul ederdi. Bugunun Rusyasinda hala bu yasanin kalintilari mevcuttur.
Cin de, 1949'da komunistlerin iktidara gelmesi ile birlikte escinsellik, bati kaynakli bir bela olarak tanimlandi. 1990'lara kadar Cin hukumeti, Cinde escinsellik diye bir seyin var oldugunu kabul etmiyordu. Ayni Iran gibi yani
Ne kadar kendimi zorlasam da, 68-78 model biyikli ve kazakli devrimcileri, escinsel haklarini destekleyen bir gosteri yaparken hayal edemiyorum. Fantezi dunyam, boyle bir sahneyi bana yasatmiyor. Avrupali solcularin degil, sovyetlerin tesirinde kalmis ve ideolojilerini bu sablona gore sekillendirmis olmalariyla alakali bir durumdur bu.
Şu kadar ömrü hayatımda yüzlerce tartışmaya girdim; ancak, hiçbir solcuda bir İSLAMCI'NIN ve muhafazakar bir milliyetçinin (sağ islamcı-milliyetçi) siyasal ve sosyo-kültürel bağlamda örgütlü bir eşcinsel nefretini savunduğu gibi savunduğuna şahit olmadım.
Sagcilar ve muhafazakarlar asla escinsel haklarini ve ozgurluklerini savunmazlar. Avrupa ve Amerika'da da boyledir bu. Kurtaj ve gocmen konularinda da yasakcidirlar mesela. O yuzden sagcilari, neden escinsel haklarini savunmuyorlar diye elestiremeyiz. Onlarla politik arenada mucadele ederiz, ama neden ozgurlukcu degiller diye suclayamazyiz. Lakin, solculari ayni seyle suclayabiliriz, suclamaliyiz, hatta yereden yere vurmaliyizdir. Kendinizi kimlerle mukayese ediyorsunuz be kardesim ya
AlbatrosS
09-02-2012, 10:33
Turkiye solunda gozlemlenen homofobikligi, sadece ataerkil kultur ile iliskilendirmek hatali olur. Ataerkil kultur baskisi o kadar agir olsa, kadin haklarina karsi da mesafeli durmalari gerekirdi. Oysa bunun tam tersi bir durum vardir. Kadin haklarina onem vermis, feminist hareketleri desteklemeyi gorev adletmis ve kendi ozel hayatlarinda da nispeten gelismis bireyler olmayi basarmislardir.
Solcularin, escinlellere neden hor gozle baktiklarini anlamak icin bu insanlari etkilemis liderleri ve icraatlarini ogrenmek faydali olur. Gerek ideolojisiyle, gerek kurdugu sistem ile, gerek ordusu ve kazandigi zafer ile bizim solculari en cok etkilemis olan komunist lider kimdir? Kim, Kim, Kim? Bittabi ki Josef Stalin.
Stalin gercek bir homofobikti. Escinselleri "somuren sinifin artiklari" diye tanimlar ve escinselligin tedavi edilmesi gereken bir hastalik oldugunu soylerdi. 1933'te ilan edilen ve 1934'te bütün sscb'de zorunlu hale getirilen bir kanun ile erkekler arasındaki cinsel ilişkileri yasakladı ve gönül rızasıyla yapılan davranışlar için 5 yıllık ağır çalışma cezası getirdi. Bu yasa ile escinselligi sadece ahlaksizlik oldugu icin cezalandirmazdi. Bu eylemin devlete karsi islenmis bir suc oldugunu kabul ederdi. Bugunun Rusyasinda hala bu yasanin kalintilari mevcuttur.
Cin de, 1949'da komunistlerin iktidara gelmesi ile birlikte escinsellik, bati kaynakli bir bela olarak tanimlandi. 1990'lara kadar Cin hukumeti, Cinde escinsellik diye bir seyin var oldugunu kabul etmiyordu. Ayni Iran gibi yani
Ne kadar kendimi zorlasam da, 68-78 model biyikli ve kazakli devrimcileri, escinsel haklarini destekleyen bir gosteri yaparken hayal edemiyorum. Fantezi dunyam, boyle bir sahneyi bana yasatmiyor. Avrupali solcularin degil, sovyetlerin tesirinde kalmis ve ideolojilerini bu sablona gore sekillendirmis olmalariyla alakali bir durumdur bu.
Jadı boş konuşuyorsun. Bana sosyalist örgütlerin ''TEORİK VE MOBİLİZE'' bir siyasal tutumunu göstermelisin bu konuda. Bildirilerinde, programlarında ve dökümanlarında HOMOFOBİ'yi siyasal bir tavır, örgütlü bir belagat haline getiren örnekler sunmalısın.
Sen Nazilere bakıp '' Norveç'te Yahudi nefreti oldukça yaygın, bir zamanlar Nazilerle işbirlikçiydiler'' diyorsun. Böyle saçmalık mı olur? Yahu bahsini ettiğin adamlar öleli kaç sene oluyor? Üstlerine 2-5 kuşak geçti. Dünya sosyalist hareketlerinde ciddi paradigma değişimleri oldu. Kimlik mücadeleleri de öne çıkıyor.
Ne kadar zorlasa 68-78 model devrimcilerden eşcinsel haklarını destekleyenler çıkmıyormuş...Bla bla bla... Benim tanıdğım tonla eski kuşak devrimci eşcinsel ONUR YÜRÜYÜŞ'ÜNE gitti ama. Hemi de ESP çizgisinde adamlar.
Sen ne kadar ıkınsan da homofobiyi siyasal bir söylem yapan sol bulamazsın. Yok çünkü. Olanlar da tamamen refize oluyor. Ha, görmezden gelme, birincil mücadele hattı görmeme var. Olacak da. Nedenini de izah ediyoruz: Bu herifler ekonomist bir sınıfsal hattı merkeze alıyor. Tamamen yanlıştır diyemem. Doğru da diyemem.
AlbatrosS
09-02-2012, 10:39
Sagcilar ve muhafazakarlar asla escinsel haklarini ve ozgurluklerini savunmazlar. Avrupa ve Amerika'da da boyledir bu. Kurtaj ve gocmen konularinda da yasakcidirlar mesela. O yuzden sagcilari, neden escinsel haklarini savunmuyorlar diye elestiremeyiz. Onlarla politik arenada mucadele ederiz, ama neden ozgurlukcu degiller diye suclayamazyiz. Lakin, solculari ayni seyle suclayabiliriz, suclamaliyiz, hatta yereden yere vurmaliyizdir. Kendinizi kimlerle mukayese ediyorsunuz be kardesim ya
Jadı sen iyice uçtun be kardeşim. ''KİMLER'' dediklerin bu toplumun %70'i yahu! Kalan %30'un 25', chp. Onun seçmen kitlesinin de en az yarısı homofobik.
Sosyalistler bu toplumun itsen %2'si.
Muhafazakarlar eşcinselliği savunmazlarmış. Kardeşim savunmak bile değil mesele. Sapıklık, rezillik ve aşağılıklık olarak görüp yaşam hakkına saldırmak, tecrid etmek ve ötelemekten bahsediyorum. Tamam ABD'Lİ bir gerizekalı da eşcinselliğin hastalık olduğunu sanabilir. Ancak orada bu gerizekalıların oranı bellidir. Keza Avrupa'da da. Oysa bizde gerizekalılığın oranı 3/2. Ben tabiki bununla mücadele edecem. Tabi ki bunların hukuksal dayanaklarını kazanmak için mücadele verecem. Yoksa ancak kendi kendimizi eğleriz...
Homofobi hem Türkiye sağında, hem de Türkiye solunda var olan bir şey.. Bu konu aynı milliyetçiliğe benziyor.. Kendini konumlandırdığın yer farketmeden, bir anlamda insanların genlerinde taşıdığı bir şey.. Burada Türkiye solunda milliyetçiliğin var olduğuna dair sürüsüne örnek getirebilirsin.. Sadece bir oluşum da değil, bir çok oluşum bu tür bir milliyetçilik anlayışına sahiptir.
Aynı şekilde sadece muhafazakarlar değil Ateistlerde dahi homofobi vardır.. Örneğin Ateforumun moderatörlerinden biri, hatta mesleği de psikiyatır olan biri eşcinselliği hastalık olarak tanımlıyor.. 0nun gibi düşünen bir çok Ateist olduğuna eminim.. Çünkü geçmişte bu forumdaki bazı üyelerde de görmüştüm.
Şimdi bu duruma bakarak 'Türkiye Ateistlerinde Homofobi' diye başlık açmak ne kadar anlamlıysa, solcular için de aynı başlığı açmak o kadar anlamlıdır.. Bu yüzden her kesimde var olan bir durumu alıp, sadece bir kesime atfetmek ancak art niyetli yapılan bir durum olabilir.. Aklıma başka bir şey gelmiyor.
Ben bir kesimde ne tür eğilimler olduğunu başka yöntemlerle anlıyorum aslında.. Örneğin 'Homofobiye veya milliyetçiliğe en çok tepki hangi kesimden geliyor' diye soruyorum kendi kendime?
En geniş tepki solculardan gelmiştir her zaman.. Bülent Ersoy'un bu sözlerine yönelik homofobik açıklamalar yapan kişilere en güçlü tepkiler sol kesimden gelmiştir.. İsteyene onlarca örnek de verebilirim.. Bu konuyu araştırmadığım halde sağ kesimden hiçbir tepki gelmediğine eminim.. Veya çok bireysel olarak en fazla bir kaç tane vicdanlı köşe yazarı değinmiştir.. Ama 1-2 taneyi geçmeyeceğine adım gibi biliyorum.
Bunun dışında solcuları, liberalleri ve muhafazakarları içinde barındıran Taraf gazetesi de bu konuya çok fazla değiniyor.. Genelde eşcinsellerin haklarını savunan bir çizgide olsalar da, bir kaç tane de vukuatı yok değil.. Bildiğim kadarıyla biri köşe yazarı olmak üzere 2 tane homofobik yazı yayınlamışlardı.. Her ikisi de İslamcı gözle yazılmış, muhafazakar sağ yazılardı.
Gazetede 'Esmeray' isimli bir yazar da var.. Sanıyorum ki lgbtt üyesi.. Haftada bir yazıyor ama her gördüğümde kendisini okuyorum.. 0 da genellikle homofobi sorununa değiniyor.. Seçtiği konuların güzel olması bir yana aynı zamanda çok samimi yazıyor.. Takip etmenizi tavsiye ederim;
http://www.taraf.com.tr/esmeray/
Yani diyeceğim o ki, doğru konuya yanlış yerden demir atmışsın Jadı.. Zaten örgütlü olan eşcinsellerin sitesine (http://www.kaosgl.com/anasayfa.php) felan bakarsan, onların da büyük çoğunluğunun solcu olduğunu kısa zamanda anlarsın.. Yani kimi kime şikayet ettiğin de belli değil bu durumda.
Jolly Jocker
09-02-2012, 17:26
Stalin ve Mao komünist değil devlet kapitalistidir Jadı, bizi bağlamaz.
Ki Stalin ve Mao biraz da o dönemin biliminin eşcinselliği nasıl değerlendirdiğini göz önünde bulundurarak hareket etmişti. O yıllarda psikiyatri de eşcinselliği hastalık olarak görüyordu. Günümüzde görmüyor. Dolayısıyla stalinist örgütlerin çoğunun bile bu konuda fikri değişti. Bu, hafifletici neden kabul edilebilir.
Sevgili AlbatrosS,
Padişahların içinde ''oğlancı'' olanlar olduğunu, haremlerde de ''oğlanlar'' bulunduğunu biliyordum. Fakat padişaha ait bu özgürlük toplumda da var mıydı? Şeyhülislamların bunu hoş görüğünü sanmam. İslamın ahkamı belli sonuçta.
Ama ''tabular yıkılmalı, tarihle yüzleşilmeli'' diyenler Osmanlı padişahlarının gay yönelimleriyle de barışmalı tabi. Bu konuyu gündeme getirirsek muhafazakarlar çıldırıp demokrat takısını bir kenara atarlar gibime geliyor. Sıkıştırmak lazım. :)
Fakat padişaha ait bu özgürlük toplumda da var mıydı?
sevgili freddie,
Benim bildiğim ''hamam oğlanları'' vardı, kız kaçırır gibi hamamlardan erkek kaçırıldığını okumuştum ama ne derece doğru bilemiyorum, Murat Bardakçı 1900 lerin başında osmanlı'da 3.000 vesikalı erkek fahişe çalıştığını kendisinde belge oldğunu söylemişti..
saygılar
En geniş tepki solculardan gelmiştir her zaman.. Bülent Ersoy'un bu sözlerine yönelik homofobik açıklamalar yapan kişilere en güçlü tepkiler sol kesimden gelmiştir.. İsteyene onlarca örnek de verebilirim.. Bu konuyu araştırmadığım halde sağ kesimden hiçbir tepki gelmediğine eminim.. Veya çok bireysel olarak en fazla bir kaç tane vicdanlı köşe yazarı değinmiştir.. Ama 1-2 taneyi geçmeyeceğine adım gibi biliyorum.
Solda homofobi zaten herkezin bildigi ve konustugu bisey. Bugun artik solcularin buyuk bir kismi gecmisini yargilayip, daha ozgurlukcu olmayi basariyorlar. Ama 68'liler dernegi buna dahil degil anladigim kadariyla. Homofobik fikirlerini her zaman yaptiklari gibi burjuva artiklari gibisinden sloganimsi beyanatlarin arkasina saklamislar gecmiste..
Turkiye'de solcular 80 oncesi tamamen dogu blogunun tesiri altindaydilar. Oralar homoseksuellik konusunda daha acik fikirli olsaydi, bizimkiler de oyle olurdu. Saniyorum problem koyu bir taklitcilikten kaynaklaniyor.
http://ilga.org/ilga/en/article/lXT0AyH1zH
Su iletileri yazan kendisi bir homoseksuel. Solcular kendi iclerinde elli parcaya bolunseler bile homofobiklik konusunda tek vucutturlar diyor
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=josef+stalin&a=sr&au=sex+addict (171 ve 173. iletiler)
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=solda+homofobi&a=sr&au=sex+addict
Bu adam sozlukte cogunlukla homoseksuellik uzerine yazan biri. Olay sadece benim kotu niyetimden kaynaklanmiyor degil yani. Bulent Ersoy haberini de okuyunca artik bikac paragraf yazi yazip konu actim iste. "Iyi de neden bu forumda aciyorsun, killik olsun diye mi" diye sorarsan. Bilmem. Ne yanit vereceklerini gormek istedim. Zaten cogunlukla 68 ruhunun, sovyetlerin veya kemalizmin tesirinde kalmis solculari elestirel seyler yaziyorum farkindaysan. Onlar 80 darbesini suclasalar da bu ulkede sol olmamasinin nedeni, bu carpik ideolojileri sol diye millete yutturup Turkiyede ki demokrasi gelisimine kibrit suyu doken bu arkadaslardir. Pek gururlu olduklari icin elestrilmekten hoslanmazlar, asla hata ettiklerini kabullenmezler. Sanki bir takim tanrisal ozelliklerle donatilmis super kahramanlar vesselam.
Vandenys
09-02-2012, 20:04
liboş ve fetoş homofobik nitelemeler mi?
"amanin minnos minnos, yaktin beni minnos"
feci bir solcu şarkıdır zaten:)
bir nagehanalçist mantık yürütmesi...
Sagcilar ve muhafazakarlar asla escinsel haklarini ve ozgurluklerini savunmazlar. Avrupa ve Amerika'da da boyledir bu. Kurtaj ve gocmen konularinda da yasakcidirlar mesela. O yuzden sagcilari, neden escinsel haklarini savunmuyorlar diye elestiremeyiz. Onlarla politik arenada mucadele ederiz, ama neden ozgurlukcu degiller diye suclayamazyiz. Lakin, solculari ayni seyle suclayabiliriz, suclamaliyiz, hatta yereden yere vurmaliyizdir. Kendinizi kimlerle mukayese ediyorsunuz be kardesim ya
Yaklasimin pek tutarli degil Jadi.
Her iki taraf adina da elestiri vs. ortaya koyabilmen icin, once Turkiye'deki escinsel istatistigini, sagci/solcu ayriminda ortaya koyman gerekir.
68-78 modellerin yasadigi donemde, dunyada kimse escinsellere sicak bakmiyordu zaten. Tek sicak bakilan yer belki bir miktar hapishanelerdi.
Herseyi bir yana birak, escinsel evliligi kabul eden gelismis ulkelere bir bak, hangi tarihte kabul etmisler bunu yasa seklinde?
Ustelik buna henuz gizli escinselleri dahi katmamissin yillarin icinde.
Bu tip konular hassas ve kaypak konulardir, yani kaldirip sadece solculara yukleyebilecegin bir durum degildir. Hic kimse senin vajina ve penis secimleri anlayisinla paralel bakmak zorunda da degildir ayrica.
Homofobiklerin hatiri sayilir kismi gizli escinseldir fakat psikolojik olarak farkinda degildir. Bunun disinda fobikler sadece cinsel konularda degil , her konuda karsimiza cikarlar.
Mesela sen bu baslikta, Bulent Ersoy'a tepki gosteren solculari, homofobi altinda islemeye calisiyorsun, ama bir baska bir baslikta karsit oldugun icin, Mustafa Kemal'in escinselligini islemekten geri durmazsin. Zira Kemalist fobin buna izin vermez.
Baskalari da cesitli sebeplerle bu konunun islenmesine sicak bakmaz.
Bunu niye ornekledim? Su yuzden ornekledim.
Hem escinsellere sahip cikilmali diye bas bas bagirirsin, kendince solculari yerden yere vurursun, ama ornegin bir Mustafa Kemal'in escinsellik soylentisine sahip cikmazsin. Cunku o senin icin bir fobi'dir beyninde. Zaten cinsel kimlik babinda sahip cikiyor ve destekliyor olsan, bunu bu yonuyle tartisma konusu yapmassin.
Yani sozun ozu, bunlar sadece sana siyasi, politik ucuz malzemedir. Tipki bu baslikta oldugu gibi. Zira penis ve vajinanin dini, dili, sagcisi, solcusu olmaz.
Haa bu arada muhafazakarlar zaten sicak bakmazlar deyip gecemezsin. Gecebilmen icin once onlarin icindeki gizli escinselleri de oran olarak ortaya koyman gerekir.
Bunu yapamazsan, Ahmedinejad gibi doner; Bizde escinsel yoktur deyip kestirip atarsin. Yani bunun Turkiye'cesi; Muhafazakarlar icinde escinsel yoktur demektir.
Ama bununla sadece kendini kandirirsin.
Ha bir not daha bilinclenmen adina;
Pederasti ile escinsellik tibben ayni sey degildir.
Escinsellik iki yetiskinin iliskisini icerirken, pederasti bir yetiskine iliskin cocuk duskunlugudur.
Yani birinde iki yetiskin iliskiye girerken, digerinde biri yetiskin, oteki cocuktur.
Turkiyede'ki sol goruslulerin, bu anlamda pederasti'ye karsi cikmalari ve yek vucut olmalari gayet dogaldir.
68 ruhunda da cogunluk bu boyleydi. Hala da boyle.
Tabi sen kisisel olarak destek veriyorsan bir yetiskin ve bir cocugun escinsel birlikteligine , ona da birsey demeyiz saygi duyariz fikren ayri konu.
Bugun gelismis ulkelerde de escinsellik serbesttir, ancak cocuga karsi bu tur yaklasimlar suc kapsamina girer.
Baska turlu ele alip isleseydin homofobiyi, cidden faydali bir baslik olabilirdi.
rastaman
09-02-2012, 22:02
liboş ve fetoş homofobik nitelemeler mi?
"amanin minnos minnos, yaktin beni minnos"
feci bir solcu şarkıdır zaten:)
bir nagehanalçist mantık yürütmesi...
Eski bir Yahudi şarkısıdır,İstanbul yöremizden.Ahmet Kaya da fena okumamıştır bu arada.
Sn Neva, sagcilar zaten kendileri acik ve secik homoseksuelluge karsi olduklarini soyluyorlar. Neden karsi olduklarini izah etmek icin sayfalarca yazi yaziyorlar. Ingiltere'de bile boyle bu. Onlar homeseksuellik yasaklansin isterler, bunun ahlaksizlik oldugunu dusunurler. "sagda homofobi" diye bir elestri yazmak cok mantiksiz. Onlar kendileri hararetle savunduklari bir yasak bu zaten
Sovyetler'de, Cin'de, Kuba'da escinsellere nasil davrandiklarini anlattim iste. Bizim solcularda da ayni durum yillar boyu gozlemlenmis. Bence bugun bile biyikli solcular, escinselleri iclerine almak istemezler, bunun karizmayi cizdirecegini dusunur. Escinsel orgutlerin tekel iscilerine destek vermeye gitmesi bile onlari ofkelendiriyor iste goruyorsun.
Boyle bir vaziyet varken "ama sagcilar bizden daha kotu iste bize ne bize ne" demenin hicbir manasi yoktur. Sagcilar yasaklari savunurlar ama onlari dengeleyen, ileri gitmelerini engelleyen, onlarla mucadele eden bir sol olmasi gerekir. O zaman huzur saglanir. Bizde kendini sol sanan kesimler aslinda radikal sag goruslu kimselerdir. Merkez sag bile degiller ne yazik ki
Gozumden kacmis sn neva. Ilave etmek isterim. Sovyetler ve Cin'de komunizme gecilmesiyle birlikte escinsel haklarinda bir gerilenme yasanmistir. Onceden escinsellik yasal bir suc degilken, daha sonra devlete karsi islenmis birer suc haline getirilmis. Yani komunist rejimler, mecvut olan ozgurluklerin kisitlanmasini yol acmislar. O yillarda kimse escinsellere sicak bakmiyordu ama devlete karsi islenen bir suc tanimi yapan da kalmamisti pek.
Sn Neva, sagcilar zaten kendileri acik ve secik homoseksuelluge karsi olduklarini soyluyorlar. Neden karsi olduklarini izah etmek icin sayfalarca yazi yaziyorlar. Ingiltere'de bile boyle bu. Onlar homeseksuellik yasaklansin isterler, bunun ahlaksizlik oldugunu dusunurler. "sagda homofobi" diye bir elestri yazmak cok mantiksiz. Onlar kendileri hararetle savunduklari bir yasak bu zaten
Sovyetler'de, Cin'de, Kuba'da escinsellere nasil davrandiklarini anlattim iste. Bizim solcularda da ayni durum yillar boyu gozlemlenmis. Bence bugun bile biyikli solcular, escinselleri iclerine almak istemezler, bunun karizmayi cizdirecegini dusunur. Escinsel orgutlerin tekel iscilerine destek vermeye gitmesi bile onlari ofkelendiriyor iste goruyorsun.
Boyle bir vaziyet varken "ama sagcilar bizden daha kotu iste bize ne bize ne" demenin hicbir manasi yoktur. Sagcilar yasaklari savunurlar ama onlari dengeleyen, ileri gitmelerini engelleyen, onlarla mucadele eden bir sol olmasi gerekir. O zaman huzur saglanir. Bizde kendini sol sanan kesimler aslinda radikal sag goruslu kimselerdir. Merkez sag bile degiller ne yazik ki
Iyi de Jadi, soylemlerin tutarsiz.
Birseyi yasaklamak, onun yapilmadigi anlamina gelmez.
Turkiye'de de hayvanla iliski dinen yasaktir. Ahlaksizlik olarak addedilir. Ama literaturde bir de yasca hayli buyuk Nalli Fatma deyimi vardir.
Sagcilarin bu sekilde carsaf carsaf yaziyor ciziyor olmasi, o grubun icinde gizli escinsel olmadigi anlamina gelmez. Bu bir homofobik disa kusmadir.
Bu olculebilir birsey degildir cunku. Cinselligi ve cinsel secimleri kiloyla olcemezsin yani.
Ahlaksizlik dedikleri sey, kendi beyinlerinde dinsel, kultursel vs. hapsolmus olduklari noktada ahlaksizliktir.
Yatak odalarinda degil.
Bunu Ingiltere, Fransa, Turkiye vs.vs. diye ayiramassin. Insan her yerde, her haliyle insandir.
Ornegin sen,(kisisellestirmek icin orneklemiyorum, yanlis anlama anlayabilesin diye ornekliyorum) kendi ebeveynlerinin dahi escinsel, biseksuel egilim gostermedigine emin misin ki, sagcilarin boyle olmadigini ileri surebiliyorsun?
Anlattin kendince birseyler evet, ama escinsellikle- pedarasti ayirimindan bi habersin ne yazik ki...
Bu noktada da altini dolduramiyorsun ileri surdugun seyin.
Bak ben sana sol goruslulerin icinde kesinlikle escinsel yoktur gibi aptalca birsey soylemiyorum.
Sol, genel gorus olarak pederasti'ye karsi cikar diyorum. Bu 68'de de boyleydi, simdi de boyle.
Sag'da ayni sekilde pederasti'yi savunur bir anlamda, cunku kutsal kitabinda buna yol verilmistir. Ha dindar kisinin tarzi degildir yapmaz ayri konu.
Ikisi farkli seyler, birbirine karistirma.
Aklibasinda hic kimse, 7 yasindaki cocugun , 50 yasindaki adamin cinsel fantazisi icin , alkis tutmaz. Ayip ve ahlakdisi oldugu icin degil, o savunmasiz cocugun, bedensel ve beyinsel somurulmesi adinadir bu.
Sol/devrimci vs. goruste karizma vajina veya penis seciminde degildir. Hicbir zaman da olmamistir. Karizma insanin beynindedir.
Bir kere yaklasimin surdan tutarsiz. Sol hicbir zaman cinsel, etnik vs. kimlik uzerinden ayrima gitmemistir. Otekilestirmemistir.
Sen birilerinin Madimak'ta insan yaktigini gorursun Turkiye'de, ateisti ahlaksiz diye nitelendirdigini de gorursun, okursun, ama sol'un herhangi bir etnik grubu , etnisitesinden dolayi, cinselliginden dolayi disladigini goremessin.
Yani birileri filo kovalarken, bu isi onlar Amerikan diye yapmamistir o yillarda. ABD politik zihniyetine karsi cikisla yapmistir, emperyalizm'e karsi oldugu icin yapmistir. Onun derdi halklar bazinda bagimsizliktir.
Hala anlamadiysan, Rachel Corrie'yi koyarim onune.Imzana da yakisir. O da neticede bir Amerikali idi ve onun gibi dusunen yuzlercesi var.
Sol/devrim vs. amac nezdinde boyle birini dislar mi? Aklin aliyor mu senin?
Bir kere yaklasimin surdan tutarsiz. Sol hicbir zaman cinsel, etnik vs. kimlik uzerinden ayrima gitmemistir. Otekilestirmemistir.
Sen birilerinin Madimak'ta insan yaktigini gorursun Turkiye'de, ateisti ahlaksiz diye nitelendirdigini de gorursun, okursun, ama sol'un herhangi bir etnik grubu , etnisitesinden dolayi, cinselliginden dolayi disladigini goremessin.
Yani birileri filo kovalarken, bu isi onlar Amerikan diye yapmamistir o yillarda. ABD politik zihniyetine karsi cikisla yapmistir, emperyalizm'e karsi oldugu icin yapmistir. Onun derdi halklar bazinda bagimsizliktir.
Hala anlamadiysan, Rachel Corrie'yi koyarim onune.Imzana da yakisir. O da neticede bir Amerikali idi ve onun gibi dusunen yuzlercesi var.
Sol/devrim vs. amac nezdinde boyle birini dislar mi? Aklin aliyor mu senin?
Sn Neva
Bir bir ideoloji veya siyasi kanat olarak sol budur demiyorum zaten. Ben bir ideoloji elestrisi yapmiyorum, Bir grup insanin yaptiklarini elestriyorum. Sovyetler'de, Cin'de, Kuba'da yapilanlari soyledim. Sen bir elini vicdanina koy, ozellikle 80 oncesine kadar ornekleri gorulen, biyikli, kazakli, bol paca pantolonlu solcularin escinlselleri iclerine aldiklarini gozunun onunde canlandirabiliyor musun? Sirf giyim tarzlarindan bile adamlarin ne kadar imaj kaygili olduklari anlasiliyor zaten. Escinsel insanlarin varligina tahammul edebilmeleri hic mumkun gibi gorunmuyor. Elbette, cagdisi fikirlerini herzaman yaptiklari gibi "burjuva artiklari" gibi sloganlarin arkasina siginarak savunmaya calisiyorlar.
Ben Turkiye'lileri, Avrupali sosyalistler gibi olamadiklari icin elestriyorum. Yoksa benim bir ideoloji olarak ne sosyalizm ile, ne sol ile hicbir problemim yoktur. Her seferinde konuyu getirip su noktaya kitlemeye calisiyorsunuz her nedense
Gozumden kacmis sn neva. Ilave etmek isterim. Sovyetler ve Cin'de komunizme gecilmesiyle birlikte escinsel haklarinda bir gerilenme yasanmistir. Onceden escinsellik yasal bir suc degilken, daha sonra devlete karsi islenmis birer suc haline getirilmis. Yani komunist rejimler, mecvut olan ozgurluklerin kisitlanmasini yol acmislar. O yillarda kimse escinsellere sicak bakmiyordu ama devlete karsi islenen bir suc tanimi yapan da kalmamisti pek.
Jadi once topluluklari degerlendirirken, tarihsel surecte dikkate almalisin.
Hala ayni noktada debelenmenin manasi var mi?
Sana kim, komunizm sinirsiz ozgurluk icerir, hak, hukuk kesinlikle yoktur gibi bir soylemde bulundu ki, bunu one surmektesin?
Sen bugunku baglamda, nasil ki evli biri olarak, kocanin bir baskasiyla birliktegini dava edebiliyorsan ve bu senin ozgun hakkinsa, o yillarda da escinsellik bu sekilde var olmus olabilir.
Sana yukarda gizli escinseller'den bahsettim. Fakat sen hala ayni noktada saplanip kalmis durumdasin.
Zina bugun bir suc mudur, yasalarca? Suctur.
Escinseller baglaminda bunu nicin bu sekilde dusunmuyorsun komunizm'e iliskin?
O donem Sovyetler hep bekar kisilerden mi olusuyordu? O donem pedarasti yok muydu?
Bu mudur soylemeye calistigin? Bu ruyaya sadece kendini inandirabilirsin.
Katiliminiz icin tesekkurler neva. Sizin itirazlarina verecegim baska bir yanitim yok. Farkli tellerden caliyoruz cunku
AlbatrosS
10-02-2012, 04:05
Stalin ve Mao komünist değil devlet kapitalistidir Jadı, bizi bağlamaz.
Ki Stalin ve Mao biraz da o dönemin biliminin eşcinselliği nasıl değerlendirdiğini göz önünde bulundurarak hareket etmişti. O yıllarda psikiyatri de eşcinselliği hastalık olarak görüyordu. Günümüzde görmüyor. Dolayısıyla stalinist örgütlerin çoğunun bile bu konuda fikri değişti. Bu, hafifletici neden kabul edilebilir.
Sevgili AlbatrosS,
Padişahların içinde ''oğlancı'' olanlar olduğunu, haremlerde de ''oğlanlar'' bulunduğunu biliyordum. Fakat padişaha ait bu özgürlük toplumda da var mıydı? Şeyhülislamların bunu hoş görüğünü sanmam. İslamın ahkamı belli sonuçta.
Ama ''tabular yıkılmalı, tarihle yüzleşilmeli'' diyenler Osmanlı padişahlarının gay yönelimleriyle de barışmalı tabi. Bu konuyu gündeme getirirsek muhafazakarlar çıldırıp demokrat takısını bir kenara atarlar gibime geliyor. Sıkıştırmak lazım. :)
Jolly,
Şeyhülislamlar'ın hepsi de öyle sandığın kadar dindar adamlar değildi :) Örneğin benim tez konum Şeyhülislam Yahya'nın (kendisi şeyhülislam ve şairdir) ''din ve tasavvuf''u işlediği şiirleri çok sınırlıdır. Müstakil bir konu değil, teamüller gereği öyle deyinip geçme gibidir. Gerisi klasik divan şiir çerçevesinde sevgiliye, hayata, yaşamın güzelliğine düzülen methiyelerdir.
Dediğin gibi Osmanlı haremi çok renkli. Toplum tabiki bu derece değil. Bildiğimiz en önemli şey ''eşcinsel, gey, lezbiyen, biseksüel, trans vb'' kategorilerin henüz bilinmediğidir.
Ben Fatih'in Hristiyan papazına yazdığı aşıkane şiiri gösterdiğim zaman Peygamberi Eleştirmiş gibi oluyorlar:D
Aslinda Carlik Rusya'si da homoseksuellik konusunda baya liberalmis. Kemalizm ve bolsevizm, Osmanli ve Rusya gibi iki buyuk imparatorlugun jet hiziyla cokmesine sebebiyet vermistir. Hem ekonimi, hem sanat, hem ozgurlukler, hem demokrasi, hem yasam standartlari....vs Butun kulvarlarda gerilemeye tekabul eder bu rejimler. Ne tesaduftur ki ayni tarihlere denk gelmisler.
Jolly Jocker
10-02-2012, 04:50
Jadı senin amacın ne?
Homofobik olmayan, eşcinsel haklarını savunan solcular olduğunu herhalde inkar etmiyorsun.
O halde neden homofobikliği tüm sola genelliyorsun?
SSCB homofobikti doğru. Ama bundan sistemin bilimi referans alması ve o yıllarda bilimin de eşcinselliği hastalık saymasının payı var.
Küba mesela günümüzde eşcinsel haklarını savunmaya başladı. Hatta orada eşcinsel haklarını savunanların başında gelen kadın Raul Castro'nun kızı. Araştırabilirsin.
Homofobik olmayan bir solun da varolduğunu biliyorsun. Özgürlükçü solun tümü ve stalinistlerin de pek çoğu homofobik değil.
Öte yandan, sağın homofobik olduğunu itiraf ediyorsun.
Ve sol karşıtı, sağ yandaşı bir tutum almaya devam ediyorsun!
Anlaşılır gibi değilsin...
Avrupa'da bugun escinsel haklari varsa, bunu sosyalistlerin, sosyal demokratlarin ve liberallerin gectigimiz yuzyilda verdigi mucadeleye borclular. Sscb'deki homofobikligin, bilimsel referanslar ile bir alakasi yoktur. Buyuk ihtimalle tek neden, o tip insanlardan haz etmiyor olmalaridir. Elbette "burjuva artigi" gibi laflarla bunu kamufle etmek zorundaydilar, ve oyle yaptilar.
Sagin homofobik oldugunu itiraf etmek diye bisey olmaz. Sagcilar homofobiktir, parlamentoda bunun mucadelesini verirler. Yasaklansin isterler. Turkiye solu o kadar vahim bir halde ki, kendisini sagcilarla kiyaslayip, bak o kadar da kotu degiliz diye savunmaya calisiyor
Bu arada ben solu hicbiseye genellemiyorum. Ideolojik bir elestri yapmiyorum. Solculuk, sovyet hayranlarinin tekelinde olan bisey degildir. Bu rejimi tasvip etmeyen biri de kendisi pekala solcu olabilir. Tc solu dememin nedeni zaten bu. Tc'ye has, alaturka, aslinda sol olmayan ama attigi sloganlar yuzunden kendini oyle sana bir felsefedir bu. Ben bu ideolojinin aslinda sol falan olmadigini, demokrasiye ve gelisimimiza zarar verdigini soyluyorum. Soyledigim seyi destekleyen ornekler ve kaynaklar da veriyorum ama hep kisisel saldiri veya carpitma yapmak suretiyle yanit aliyorum. Hic hos bisey degil
Burada 'Türkiye Solu' diyerek genelleme yapıyorsun.. 0ysa, 'geleneksel bağlarından kopamamış, solun bir kısmı' deseydin hiç kimse sana itiraz etmezdi.. Burada hiç kimse 'Solda homofobi diye bir şey yok' demiyor farkettiysen.
Türkiye'de %1-2 gibi çok küçük bir kesimi içine alan bir ideolojiyi kafaya takmak, ancak art niyetli bir insanın yapabileceği bir şeydir.
Toplumun geri kalan kısmı eşcinsellere çok hoşgörü ile yaklaşıyor da, sadece sol mu önyargılı?.. Hem dünyada, hem de Türkiye'de bu konuya önyargı ile yaklaşan 'sağ' neden eleştirilemezmiş?
'0nlardan zaten fazlası beklenemez'miş.. Neden beklenemez?.. 0 zaman sağ eleştirilmesin, muhafazakarlık eleştirilmesin, AKP gibi partiler eleştirilmesin.. Hani bu kesimden bir şey beklemek zaten hata ya, o yüzden diyorum.
Durmadan, Türkiye'nin %1-2'sine tekabül eden sol eleştirilsin, üzerinden adeta bir dozer geçmiş olan Kemalistler eleştirilsin, Kurtuluş Savaşı, Bolşevikler eleştirilsin, hatta bir kaç yüzbin üyesi olan Yehova Şahitleri eleştirilsin, Mormonluk eleştirilsin.
Fakat, afedersiniz ama en hafif tabirle ağzımıza sıçan AKP eleştirilmesin.. 0nlar ne kadar ağzımıza sıçarsa sıçsın, zaten onlardan daha fazlasını beklemek anlamsız.. Daha fazlasını beklemenin anlamsız olduğu bir partiyi, bir ideolojiyi de eleştirmek bir o kadar anlamsız, değil mi?
Eğer gerçekten böyle düşünüyorsan geri zekalısın demektir.. Yok bir takım kuyruk acın olduğu için yapıyorsan, art niyetlisin demektir.. Yeni yeni bu konulara merak salıyorsan fazla heyacanlısın, yakında hevesini alır, gerçekten eleştirilmesi gereken yeri eleştireceksin demektir.
Tabii bunlardan iki tanesi olabileceğin gibi, tek bir tanesi de olabilirsin.. Bunu da zaman gösterecektir.
rastaman
10-02-2012, 16:18
Türkiye'de %1-2 gibi çok küçük bir kesimi içine alan bir ideolojiyi kafaya takmak, ancak art niyetli bir insanın yapabileceği bir şeydir.
Forumun solcuları için Jadı büyük nimet.
Mesajlarını okuyan körpeler ''ulan bu şirret merdane bu kadar pok attığına göre sosyalizm kesin iyi birşeydir'' diyordur.
Burada 'Türkiye Solu' diyerek genelleme yapıyorsun.. 0ysa, 'geleneksel bağlarından kopamamış, solun bir kısmı' deseydin hiç kimse sana itiraz etmezdi.. Burada hiç kimse 'Solda homofobi diye bir şey yok' demiyor farkettiysen.
Türkiye'de %1-2 gibi çok küçük bir kesimi içine alan bir ideolojiyi kafaya takmak, ancak art niyetli bir insanın yapabileceği bir şeydir.
Toplumun geri kalan kısmı eşcinsellere çok hoşgörü ile yaklaşıyor da, sadece sol mu önyargılı?.. Hem dünyada, hem de Türkiye'de bu konuya önyargı ile yaklaşan 'sağ' neden eleştirilemezmiş?
'0nlardan zaten fazlası beklenemez'miş.. Neden beklenemez?.. 0 zaman sağ eleştirilmesin, muhafazakarlık eleştirilmesin, AKP gibi partiler eleştirilmesin.. Hani bu kesimden bir şey beklemek zaten hata ya, o yüzden diyorum.
Durmadan, Türkiye'nin %1-2'sine tekabül eden sol eleştirilsin, üzerinden adeta bir dozer geçmiş olan Kemalistler eleştirilsin, Kurtuluş Savaşı, Bolşevikler eleştirilsin, hatta bir kaç yüzbin üyesi olan Yehova Şahitleri eleştirilsin, Mormonluk eleştirilsin.
Fakat, afedersiniz ama en hafif tabirle ağzımıza sıçan AKP eleştirilmesin.. 0nlar ne kadar ağzımıza sıçarsa sıçsın, zaten onlardan daha fazlasını beklemek anlamsız.. Daha fazlasını beklemenin anlamsız olduğu bir partiyi, bir ideolojiyi de eleştirmek bir o kadar anlamsız, değil mi?
Eğer gerçekten böyle düşünüyorsan geri zekalısın demektir.. Yok bir takım kuyruk acın olduğu için yapıyorsan, art niyetlisin demektir.. Yeni yeni bu konulara merak salıyorsan fazla heyacanlısın, yakında hevesini alır, gerçekten eleştirilmesi gereken yeri eleştireceksin demektir.
Tabii bunlardan iki tanesi olabileceğin gibi, tek bir tanesi de olabilirsin.. Bunu da zaman gösterecektir.
Onlari eslestirmekle bir sey elde edemezsin. Cunku asla dusuncelerini degistirmezler. Onlarla mucadele etmen gerekir. Bu da demokratik platformda yurutulen bir mucadele olur
Keske o kadar demokratik bir ulke olsak da muhafazakarlar ile sadece escinsel evlilikler, kurtaj, gocmenlik, neoliberal politikalar gibi konulari tartisiyor olsak. kendini ilerici ve aydinlik sanan bir kesim var. Bunlar hala eski rejime geri donme hayalleri kuruyorlar. Yani kendisini ilerici diye lanse edenler, aslinda muhafazakarlardan daha geriler.Dusunsene, devrimciler bile kendilerini sagcilar ile mukayese edip, o kadar da kotu olmadiklarini savunuyorlar. Turkiye'de neden sol hareketler halk tabanindan destek bulamiyor sence? Hep yobazlik ve cahillik mi bunun nedeni? Yapma ya?
Tc solu dedim ama benim dusunceme gore zaten Turkiye'de sol yok. Aslinda var ama bunlar da libos denilerek asagilanmaya calisiyorlar. Tkp'liler ve birgun gazetesi seviyesindeki solcular, dsip'lilere libos deyip duruyorlar biliyor musun? Hala solda homofobi yok diyecek misin?
Forumun solcuları için Jadı büyük nimet.
Mesajlarını okuyan körpeler ''ulan bu şirret merdane bu kadar pok attığına göre sosyalizm kesin iyi birşeydir'' diyordur.
Hangi fikirlerimin pok atmak oldugunu dusunuyorsun?
yucemanitu
10-02-2012, 18:17
Yanlış okumuyorsam Sangre demiş ki:
Burada hiç kimse 'Solda homofobi diye bir şey yok' demiyor farkettiysen.
Sonra Jadi arkadaş da Sangre'ye hitaben:
Hala solda homofobi yok diyecek misin?
Aceba ben mi yanlış okuyorum :der:
Gerçi Avnusullah olayı özetlemiş ama bir kaç cümle daha yazayım;
Tc solu dedim ama benim dusunceme gore zaten Turkiye'de sol yok. Aslinda var ama bunlar da libos denilerek asagilanmaya calisiyorlar. Tkp'liler ve birgun gazetesi seviyesindeki solcular, dsip'lilere libos deyip duruyorlar biliyor musun? Hala solda homofobi yok diyecek misin?İşte ben de diyorum ki, sen 'TC solu homofobiktir' dediğin zaman DSİP gibi evrensel sol değerleri savunan bir partiyi bu genellemenin içine katmış oluyorsun.. 0ysa bu parti bile bir takım solcular tarafından homofobinin dibine vurularak yaftalanan bir parti.
'Türkiye sağı homofobiktir' denilerek genelleme yapılabilir.. Çünkü sağ kesimden hiç kimse eşcinsellerin haklarını savunmaz.. Tek tük savunanlar çıksa da, bu insanların haklarınını savunmak için kıllarını kıpırdatmazlar.
Ama solda homofobi yaygın bir tutum değildir.. Geçmişle bağlarını koparamamış, gelenekselci olarak adlandırılan kesimde görülüyor.. Bugün sol ile dolaylı bir ilişkisi olan BDP gibi bir kitle partisinin programında dahi eşcinsel haklarından bahsedilir.
Sol içinde, geleneksel yaklaşımlar da yeterinci eleştiriliyor, tartışılıyor zaten.. Sorunun asıl filizlendiği yer sağdadır, solda değil (CHP'yi de soldan saymıyoruz bu arada)
Jolly Jocker
10-02-2012, 18:50
1- Onlari eslestirmekle bir sey elde edemezsin. Cunku asla dusuncelerini degistirmezler. Onlarla mucadele etmen gerekir. Bu da demokratik platformda yurutulen bir mucadele olur
2- Turkiye'de neden sol hareketler halk tabanindan destek bulamiyor sence? Hep yobazlik ve cahillik mi bunun nedeni? Yapma ya?
3- Tc solu dedim ama benim dusunceme gore zaten Turkiye'de sol yok. Aslinda var ama bunlar da libos denilerek asagilanmaya calisiyorlar. Tkp'liler ve birgun gazetesi seviyesindeki solcular, dsip'lilere libos deyip duruyorlar biliyor musun? Hala solda homofobi yok diyecek misin?
4- Hangi fikirlerimin pok atmak oldugunu dusunuyorsun?
Daha net anlaşılır bir yanıt olması için(çünkü malum olduğu üzere zor anlıyorsun) iddialarını sıralandırdım. Üstteki alıntıya numara koydum. Sırasıyla yanıtlayalım;
1- Sağcıların eleştirilmeye bile değmeyecek denli yobaz olduklarını düşünüyorsan sen sağcılara karşı ''bizden daha katısın'' demektir. Ayrıca onları eleştirmeye bile değmez insanlar olarak görüyorsan onlara bu kadar destek verip peşlerine takılmanın mantığı nedir?
2- Solun halktan fazla destek bulamamasının tek nedeninin yobazlık ve cahillik olduğunu sana kim söyledi? Bizim böyle bir iddiamız olmadı. Senin kendi kafanda bize yakıştırıp gerçek sandığın bir sanrı bu.
Öte yandan, solun halktan destek bulmadığını düşünmüyorum. Bana göre sol, yani sosyalizm, bir öncü partinin kitle desteği kazanarak hükümet olması değildir. Kitlelerin kendi hayatlarını geri almasıdır. Emeklerinin karşılığını almaları, kendi kendilerini yönetmeleridir. Tam da bu tanımı yüzünden sosyalizm her zaman için halk tarafından benimsenir. Çünkü hiçbir halk kendi çıkarına olan birşeye burun kıvırmaz.
Ama senin gibilerin sosyalizmi halka anlatmak yerine sağcı hükümetin kuyrukçuluğunu yapıp sola çamur atmakla vakit geçirmesi yüzünden işimiz biraz zor oluyor haliyle.
3- DSİP'lilere liboş deniyor çünkü liboşlar. Demokratikleşmeyi sınıfsal temelinden soyutlayıp marksizm-dışı liberal bir tutum alıyor, bunu eleştiren herkese de utanmadan ulusalcı yaftası takıyorlar. Liberallerle aynı gazetelerde yazıyorlar çünkü aynı şeyleri yazıyor, aynı şeyleri savunuyorlar. Cemaat fonlu gazetelerden sola küfrediyorlar. Tıpkı liberal yazarlar gibi davranıyorlar.
Öte yandan BirGün'e haksızlık etme. Bugün yine ''Yesinler Birbirlerini'' manşetiyle çıkmış. Geçmişte de bu manşeti atmıştı. Ne anlama geliyordu? ''Ben ulusalcı da değilim liberal-muhafazakar da. İkisinden de tiksiniyorum. Yesinler birbirlerini!'' anlamına geliyordu. Peki çok ahlaklı(!) olan DSİP çevresi ne yaptı? BirGün'e ulusalcı diyerek çamur attı! Demek ki ya Türkçeyi bilmiyorlar ya da niyetleri bozuk.
Ayrıca DSİP'ye liboş demek ile homofobik olmanın ne ilgisi var? DSİP'ye liboş deyince homofobik mi olunuyor? Hiç böyle saçma sapan birşey duymamıştım. Şaşkınlıktan mal oldum şu an. Tebrik ederim!
4- İşlediğin neredeyse tüm temel fikirlerinin pok atmak kapsamına girdiğini düşünüyorum. :)
Avrupali bir politikaciya gidip "Turkiye'de bazi sosyalistler turban yasaginin en hararetli savunuculari biliyor musun?" desen bos gozlerle yuzune bakar.
Kadin, "artik turban yasagini savunmuyorum" diyor ama "onlar karanlik, ben aydinligim" demeden de duramiyor.
Nazi partisi gibi extreme bir ornegi kullanip, secimle gelen iktidari gayri mesru gostermeye calisiyor. Gerci nazilerin secimle geldigi de tartismalidir, ayri mevzu. Toplum bireylerinin demokrasiye hazir olmadigi icin, secimlerin zararli sonuc verdigini anlatan sayfalar dolusu yazi yaziyor. Ama inatla demokrat oldugunu idda ediyor.
Halki cahillikle suclamiyorum diyorsun ama onlardan zirnik destek de alamiyorsun. Elestriye de tahammulun yok. Herzaman kusursuz ve hatasiz oldugunuzu idda eden siz degil misiniz? O zaman halk ile arandaki kopuklugun izahati nedir?
Izahat sudur. Turkiye'de ki solcularin ezici cogunlugu laikcidir. Hem devlete isyan ettik derler, hem de laik duzene yardakcilik ederler. Turban yasagini ve 28 Subat'i savunurlar. Sadece islamcilar da destekliyor diye Filistin mucadelesinden desteklerini cekebilirler. Sadece muhafazakarlar iktidardayken oldu diye, ergenekon davasini onemsiz gostermeye calisirlar. Akp iktidarinda elde edilen olumlu ilerlemeleri yok saymak icin ellerinden gelen herseyi yaparlar. Bunu yapmayn solculara libos der ve her turlu kotu sifat ile saldirirlar.
Iste ben bu yuzden sagcilara degil, kendisine solcu ismini takmis sovyet hayranlarina takintiliyim.
ereninthenature
10-02-2012, 20:40
Jadi halki dindarlastirmak istemiyor mu Tayyip?
Halka bir ideolojiyi empoze etmeye calismak demokratlik midir?
Hele ki bu empoze din odakliyken.
Tubitak'a imamlari sokmuyor mu?
Evrimi anlatan dergiyi yasaklamiyor mu?
Evrimi anlatan hocaya sorusturma acilmiyor mu?
Demokrat mi bu adamlar?
Musluman ezilirken mazlumu oynar, guclendi mi kilicini ceker demis Ilhan abimiz.Sen 10 yil sonra mumla ararsin bu solculari.
Simdi demokrat gorunumlu sagcilarin, muslumanligi 10 yil sonra kabak gibi cikicak ortaya.Hos bu gunde kabak gibi ortada.
Sen solculara Islamofobik diyorsin da Tayyip Musluman degil de ateist mi yetistirelim diyor?Aynen bu cumleyi kuruyor.Solcular islamofobik Tayyip demokrat dimi?Laflarindan belli.
Musluman degil de ateist mi yetistirelim diyor!Sen ateist degil misin?Senin gibi insanlar mi yetistirelim diyor suratina senin!Sen de afferim diyorsun ya ben de afferim diyorum sana:D
yucemanitu
10-02-2012, 21:26
Jadi'ya yine havale geldi. Yüksek ateşle sayıklıyor. Türkiye'de Sosyalistler mi türban yasağını savunuyor? CHP Sosyalist mi? Eleştiriye tahammülü olmayan solcular mı yoksa en ufak bir eleştiri karşısında kıyametleri koparan AKP mi? Filistin'den hangi Sosyalist desteğini çekmiş? Ergeekon dediğin Kemalist kadroların temizlenmesiydi. Adamlar Kemalistleri temizleyip yerine şakirtleri yerleştirdi. Bunun nesi önemli ki? Konuştukça batıyorsun.
spartacus
10-02-2012, 23:14
Nedir bu sovyet karşıtlığı? Çok kere anlatıldı, Rusyada devrim 1917 de gerçekleşiyor. Önceki ise 1905 de gerçekleşiyor, ki bastırılıyor. Bu savaşlar ne Jadının temel cephaneliği olan yeşil kuşağın türk-islam sentezinin dayandırdığı biçimde milli ya da dinidir ne de sahtekarca tarihi çarpıtıp kurbanı fail eden biçimiyledir... SSCB'nin ilk dönemi türk-islam sentezcileri ve 1930 lar sonrası Nazi ve türdeşleri devşirme ırkçı Amerikan liberallerinin öne sürdüğü biçimde değildir.
O dönem Rusya da gerçekleşen savaşlar millet, din vb ayrımlara dayalı değil aksine ideolojik savaş biçimiyledir. İlki çarlığa yani özünde feodaliteye karşı verilen burjuva(kapitalist-milli) mücadeledir, ikincisi ise sosyalist-sosyal demokrat mücadeledir. Bu mücadelede feodalite, kapitalistler ve sosyalistler siyasal-toplumsal yedeklerini oluşturdular. örneğin Kazaklar sosyalistlere kaşı feodal gereklerden hareketle savaştı, örneğin devrim sonrası içeride çeklerden ordu kuruldu ve işgalci kapitalsit devletlerce silahlandırılıp, finanse edilerek, çarlığın yanında savaştı..... Dini feodalite,,,, milliyetçiliği ise kapitalistler kullandı. 1917 de devrim sonrası 12 kapitalist ülke(japonya da içinde) SSCB yi işgal ediyor. 4 yıla yakın süren anti-sosyalist, anti-sosyal demokrat savaş koşulları yaşanıyor ve dinsel, milli her türlü araç bu ideolojik savaşın birer bileşeni-yedeği olarak işlev görüyor. Yani böylesi bir işgal ve savaş altında SSCB nin nasıl olması bekleniyor???? tarihi çarpıtmanın ve savaşları ideolojik iken dinsel-milli bir çerçevede işlemenin alemi yok... Sovyetler demek, konseyler yönetimi demektir. Bu gün malesef KONSEY örgütlenmelerini sermaye kendi sömürü ve örgütlenme-sistemli faaliyet alanlarında kullanmaktadır. Bu düzeyde SOVYET düşmanlığının temelinde yatan aslında demokrasi düşmanlığı. Nasıl ki ABD nin 200 yıl evveline bakarak meclis örgütlenmesini çöpe atamıyorsak, 100 yıl öncenin üstelikde savaş içinde geçmiş yarım-yamalak koşullarında başarısız bir deneyime dayanarak da sovyet(sosyal-demokrasi) örgütlenmesini çöpe atamayız...
Bunlar yetmiyor gibi birde kurbanı, mağduru suçlu göstermek nasıl bir aymazlıktır. 1917 de Rusyayı işgal edenlerin geride bıraktığı milyonlarca ölü, olumsuz ülke koşulları, kıtlık, salgın hastalıklar, savaş giderleri, ideolojik savaş ortamında marjinalleşmeden tutalımda, sovyet örgütlenmelerinin toplumsal karakterinin sağlananaması, gelecek kaygısı, toplumsal mutsuzluk gibi bir çok olumsuz etkisi olmuştur(aynı savaş ve işgal şimdi TC de olsa ne olur sizce? her şey güllük, gülistanlık olabilir mi?). Türk-islam sentezcileri ise tarihi ters çevirip, tüm bu olumsuzlukları işgal devletlerine değilde içeride işgale karşı savaşan sosyalistlerin üzerine yıkıyor hemde milli ya da dinsel meseleler olarak?!... Bu yeşil-kuşakçı, neo-liberallerin, 12 kapitalist ülkenin Rusyayı işgal etmesi, Moskova önlerine kadar dayanması, içeride çarlığın, çek lejyonerlerinin, dış cephede işgalci kapitalistlerin binlerce sosyalisti, direnişe katılan kitleleri, milyon insanı yargısız-sorgusuz idam etmesi, kurşuna dizmesi vs ne karşı yazdıkları bir kez görülmemiştir.... 12 kapitalist devletin işgalini kınamayan dile getirmeyen, görmezden gelen, heleki birde bu süreçde 4 milyon üzeri insan hayatına mal olan bu işgalcilerin tüm yaptıklarını kurbanın üzerine atan, savaş koşullarını ters-yüz eden adidir diye düşünüyorum. Zaten o savaşın mağdur kıldığı Rusya halklarının durumlarını resmeden(çeşitli resim, bulgu vs) nazi kafalılar ve 2. dünya savaş yenilgisiyle ABD ye ve Amerikan liberalizmine naklolan nazi propaganda merkezlerince, yıllar sonra anti-propaganda malzemesi olarak(işte sosyalistlerin katliamı diye) bu kapitalist işgalin kıyımlarına dayalı materyalleri kullanmışlardır-ki bu belgelerin işgalci devletlerin yarattığı yıkımlara ait olduğuda hem tarihsel olarak hemde kriminal olarak ispatlanmıştır. Bu tarih okuması nasıl bir tarih okumasıdır, bu nasıl bir bilinçtir, bu nasıl bir kirlilik-adiliktir?. Yırtık dondan çıkar gibi her konuya sovyetçilik, yok bilmem kimcilik olarak tıkıştırılıyor...
SSCB de 1923 e kadar sürüyor bu işgal, SSCB de sosyalizm kurulamamıştır, sovyet örgütlenmesi stratejik ve teknik olarak bir anlam taşımaz. Toplumsal karakter kazanması gerekir -ki bu o koşullarda başarılamamıştır, zaten kapitalizmin gücü karşısında sosyalist denemeler çok zayıf kalıyor, direnme noktasını aşamıyor. Sosyalizm kurulamamış yerine nefsi müdafa üzerinden askeri, devlet örgütlenmesi olarak şekillenmiş, eni sonu devlet kapitalizmi olarak, ideolojik savaşdan yenilgiyle çıkılmıştır... Avrupada ise hiç olmazsa toplumsal karakter açısından, bir nezbze de olsa iskandinav sosyalizmi başarılı olmuştur denebilir. Avrupa sosyalizmi ve sosyal demokrasisi ise hiç bir demokratik modeli olmayan kapitalizmden ödünler alırken, ödünler vermek zorunda kalmıştır, en büyük hatayı ise savaşlara karşı gelememek noktasında vermişlerdir. Bu avrupa sosyal demokrasisinin olduğu kadar sosyalizmininde bitişine yol açmıştır -ki bu hata Avrupa da faşizmin yükselmesinde ve hayat bulmasında önemli zayıflıklar ve zaaflardan birisini teşkil etmiştir. Geride demokratik bir modele sahip olmayan kapitalizme verilmiş sosyalist, sosyal demokratik ödünler kalmıştır ve kapitalizmin demokrasiden yoksun yüzü, belirli bir demokratik biçim kazanmıştır...
Jadı ABD özentili midir yoksa? 1800 lü yıllar Amerkası nasıldır? Onca yerliyi yok eden, zencileri köle eden, sendikaları yasaklayan, toprak için birbirini katleden, sendikacıları köşe başlarında katleden ABD değil miydi? SSCB ne zaman sovyet örgütlenmeleri girişiminde bulunuyor? 1917 lerde!!! 1917 lerdeki toplumsal yapı-örgü ile günümüzdeki aynı mı? 1900 lerdeki Almanya, ispanya vb ile günümüzdeki aynı mı -ki sırf anti-demokratlık, anti-sosyalistlik, anti-solculuk yapacağız diye bu kadar bayağı ve çarpık bir tarih anlayışı öne sürelim, hem 100 yıl öncekiler şöyleydi, böyleydi diye biz neden öyle-böyle olalım ki?!....
Şimdi sovyet özentisinin bilmem neyin konumuzla ilgisi ne? Örneğin 200 yıl öncede kalmış ABD ve Almanya'dan bahsetsek bu meseleye yararı ne? Bu konuda asıl sorun, FEODALİTE ve feodal geleneklerdir, feodal özentidir. Bu başlığa konu ettiğimiz meseleler TOPLUMSAL MESELELERDİR, siyasal değil.. Eni sonu siyasetle çözülecek, ama mesele TOPLUMSALDIR. Sağcıların da bu konuda hiç olmazsa bu günün solcuları, sosyalistleri gibi aşama kaydettiği günler de olacak-gelecektir. Ama bu, bu düzeyde tutucu, dinsel dogmalara saplanmış ve karakterinde demokrasiyi taşımayan-içermeyen, örgütsüz, hazır olmayan toplumla hem olmaz hem de zaman-süreç, kanıksama, kabullenme meselesidir. yani hiç birimizde sihirli bir değnek yok, ne topluma şöyle olacaksın diyebiliyoruz ne de solcusuna, şuncusuna, buncusuna diyebiliriz ve ne de sırf anti-propaganda, çamur atmak histerisiyle salakça tespitler yapapabiliriz..
Jolly Jocker
10-02-2012, 23:44
1- Avrupali bir politikaciya gidip "Turkiye'de bazi sosyalistler turban yasaginin en hararetli savunuculari biliyor musun?" desen bos gozlerle yuzune bakar.
2- Kadin, "artik turban yasagini savunmuyorum" diyor ama "onlar karanlik, ben aydinligim" demeden de duramiyor.
3- Nazi partisi gibi extreme bir ornegi kullanip, secimle gelen iktidari gayri mesru gostermeye calisiyor. Gerci nazilerin secimle geldigi de tartismalidir, ayri mevzu. Toplum bireylerinin demokrasiye hazir olmadigi icin, secimlerin zararli sonuc verdigini anlatan sayfalar dolusu yazi yaziyor. Ama inatla demokrat oldugunu idda ediyor.
4- Halki cahillikle suclamiyorum diyorsun ama onlardan zirnik destek de alamiyorsun. Elestriye de tahammulun yok. Herzaman kusursuz ve hatasiz oldugunuzu idda eden siz degil misiniz? O zaman halk ile arandaki kopuklugun izahati nedir?
5- Izahat sudur. Turkiye'de ki solcularin ezici cogunlugu laikcidir. Hem devlete isyan ettik derler, hem de laik duzene yardakcilik ederler. Turban yasagini ve 28 Subat'i savunurlar. Sadece islamcilar da destekliyor diye Filistin mucadelesinden desteklerini cekebilirler. Sadece muhafazakarlar iktidardayken oldu diye, ergenekon davasini onemsiz gostermeye calisirlar. Akp iktidarinda elde edilen olumlu ilerlemeleri yok saymak icin ellerinden gelen herseyi yaparlar. Bunu yapmayn solculara libos der ve her turlu kotu sifat ile saldirirlar.
6- Iste ben bu yuzden sagcilara degil, kendisine solcu ismini takmis sovyet hayranlarina takintiliyim.
Bu saçmalıkları bana hitaben yazmışsın sanırım.
Paragraf sırasına göre yanıtlayalım.
1- Avrupa her haltın kriteri değildir. Zaten Avrupa'da da türban yasağını savunan sol örgütler var. Fransa'da ciddi oy oranı olan troçkistler gibi mesela. Öte yandan Türkiye'de türban yasağına karşı çıkan pek çok sol örgüt de var. Ben de bu yasağı savunmadığımı daha önce sana birkaç kez belirtmiştim. Ama kafanı otomatiğe almışsın yine.
2- Ben kadın değilim. ''Onlar karanlık, ben aydınlığım'' gibi şablon bir iddiada hiçbir zaman bulunmadım. Öte yandan, dincilik antidemokratik öz taşır. İtiraf ettiğin üzere homofobiktir de. O halde müsaade et de bu önyargılarla mücadele edelim. Dindarlardaki homofobiklikle, ateistliği tinerciliğe eşitleyen önyargılarla mücadele edince ulusalcı falan olmayız korma.
3- Nazi örneğini, vesayet kurumlarını savunmak için değil, tam bir demokratikleşme için halkın bir kesimindeki tutucu önyargılarla da yüzleşmek gerektiğini vurgulamak için vermiştim. Bunu da defalarca belirtmiştim. Ama hala çarpıtıyorsun. Bak mesela bu homofobi konusundan gidelim. Muhafazakar bir demokraside eşcinsellerin hakkı gözetilir mi? Hayır. Eşcinselliği hastalık sayan bir demokrasi tam bir demokrasi olabilir mi? Yine hayır. O halde ne yapmak lazım? Muhafazakar kültür ve inançlardaki homofobikliği demokratlık açısından eleştirmek lazım. Savunduğum bundan ibarettir.
Sana bir soru sormuştum. Madem demokrasi kültürel birşey değil, sadece serbest seçimlere indirgenebiliyor, o halde Almanya'da neden nazi felaketiyle sonuçlandı demiştim. Hala bir açıklama yapmadın.
4- Eleştiriye tahammülüm var. Cevabını veriyorum çünkü. Ama senin cevaplara tahammülün yok.
Halkın bize desteği vardı. Taksim meydanına yarım milyon insan döktük biz. Devrim provaları yapıyorduk. Ama bir darbeyle üzerimizden silindir gibi geçtiler. Sonra SSCB dağıldı, bunun moral bozukluğu geldi. Devlet dinciliği güçlendirdi ve bize karşı kullandı. Bunun etkisi oldu. Alevilerin CHP'ye Kürtlerin de PKK'ye yönelmesinin de etkisi eklenince küçük yüzdelere düştük.
Ama halkın bize sempatisi hep vardır. Sokaklar bizimdir. Hep sokaklardayız, insanlarla konuşuyoruz, bildiriler dağıtıyor, yürüyüşler yapıyoruz. Hiç tepki görmüyoruz. Ama bunu bir AKP'li yapsa CHP'lilerden, CHP'li yapsa AKP'lilerden tepki görürdü. Halk bizim başka olduğumuzu biliyor. Bizi sevmesine de gerek yok. Kendini sevsin, hayatına sahip çıksın yeter. Biz iktidar olma derdinde değiliz. Merkezi iktidar aygıtını dağıtıp halkın özyönetim organlarını kurma derdindeyiz. Halka efendilik yok, hizmet var.
5- Laikiz evet. Laiklik devlet ile dinin ilişkisizliğidir. Böylece hem çoğunluk inanç hem de azınlık inançlar özgürleşir. Din devlete karışmadığı gibi, devlet de dine karışmaz. Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Çünkü din toplumsal yaşamı düzenlemeye kalkarsa özgürlüklerin ırzına geçilmiş olur. İtirazın mı var?
Evet devlete karşı en çok biz mücadele ettik. Silahlı örgütler kurup dağa çıktık, var mı ötesi? Siz gibi Amerikan fonlu, cemaat destekli gazetelerde yazı yazmakla kolay yoldan demokrat olunmayacağını biz kendi tarihimizde yaşayarak gösterdik. 12 Eylül darbesinde muhatap da bizdik.
TC hiçbir zaman laik olamadı. Diyanetli, din dersli bir laiklik olmaz. TC'nin bir numaralı düşmanı hep komünistler oldu. Bizi yok ettikten sonra ''irtica'' ve ''bölücülük'' düşman bellendi. Bugün iktidar kompozisyonu değişti. Artık iç tehditte belli ki yine devrimciler, yine Kürtler ve fakat dünden farklı olarak kemalistler var.
6- Ben sovyet hayranı değilim. Bunu daha önce defalarca söyledim. Burada leninizmi de marksizmi de eleştiren başlıklarım var. Yani özeleştiri de yapabiliyoruz ''çok şükür.'' Sen sağın hep destekçisi oldun ama bunun solun durumuyla ilgisi yok. Çünkü çeşit çeşit sol var. Git bari DSİP'li ol. Olmuyorsun. Neden? Çünkü tabansızsın Jadı. Kolaya kaçıyorsun. Muktedirin peşine takılmak tatlı geliyor. Üstelik adamların homofobiyi v.s. aşamayacağını, onlardan birşey beklemenin bile yersiz olduğunu itiraf ettiğin halde!
Son olarak, üstte alıntıladığım senin iletinin konuyla, homofobiyle ne ilgisi var açıklar mısın? O konudan mama çıkmayınca konuyu değiştirip saldırıya geçmişsin. Klasik Jadı taktikleri. Ezberledim artık seni.
Solda homofobi'den konu neden buralara geldi? Cunku devrimciler kendilerini sagcilarla mukayese edip, neden onlari degil de bizi elestriyorsun diye savunmaya gectiler.
Sagcilar ve muhafazakarlar homofobiktir evet, yasaklari savunurlar. Ama bu talebin toplumsal bir kitlesi de vardir. Ornegin sagcilarin bu tip politikalari meclise tasimasini yasaklasan toplumda huzursuzluk cikar. Muhafazakar hassasiyetteki insanlar neden biz yok sayiliyoruz diye rahatsizlik cikartir. Homoseksullere yoneltilen saldirilarda artis bile olabilir. O yuzden sagcilarla yapilmasi gereken sey siyasi mucadeledir. Demokrasi bir ikna surecidir. Escinsel haklari bile kabakuvvet ile alinmaz. Demokratik ve sivil bir mucadele sureci gerektirir.
Ama solcular homofobik ise iste o cok fenadir. O ulkede escinseller kopek gibi ezilecek demektir. Bulent Ersoy'un aciklamasi uzerinde 68 kusagindan taninan unluler, kendi ailesi ve dernekleri sinirden kuplere binmis iste. Ne var bunda sinirlenecek, tesekkur et gec.
Turkiye solu yuzunu hep cok yanlis bir yone donmus maalesef. Sovyetleri, Cin'i, Kuba'yi anlattim iste altta yatan neden budur maalesef
"Fiil"in 4 hali var : etken, edilgen, dönüşlü, işteş :D espiri yapalım ki konu yumuşasın. Yumoş konu :P (homofobik susar : tıp)
rastaman
11-02-2012, 05:21
"Fiil"in 4 hali var : etken, edilgen, dönüşlü, işteş :D espiri yapalım ki konu yumuşasın. Yumoş konu :P (homofobik susar : tıp)
Senin işinde zor be hocam,sırf inandığın kitap yüzünden milyonlarca insanı gebermesi gereken yaratıklar olarak görmek zorunda olmak.Mecburi homofobizm.
Hayvanlardaki homoseksüelliği nasıl açıklıyorsun,ıslık çalarak mı?
Senin işinde zor be hocam,sırf inandığın kitap yüzünden milyonlarca insanı gebermesi gereken yaratıklar olarak görmek zorunda olmak.Mecburi homofobizm.
Hayvanlardaki homoseksüelliği nasıl açıklıyorsun,ıslık çalarak mı?
sevgili rastaman :)
Öncelikle işi zor olan ben değilim, sizsiniz. Çünkü milyonlarca insanı gebermesi gereken yaratık olarak görmek (ki öyle bir şey sözkonusu değil), milyarlarca insan tarafından öldürülme korkusu taşıyan yaratık olmaktan daha kolay :)
Şaka bir yana, yukardaki ifadene cevaben şunu söylemem kafi; Hz. Ali der ki "insanlar ya insanlıkta eşiniz, veya dinde kardeşinizdir". Yani din kardeşi, yoldaşı vs olmasak bile aynı türün özelliklerini taşıyor olmak bizi eşit kılıyor. Ne var ki biz insanı hayvan ile kıyaslamıyoruz. Homoseksüellik ve diğer "cinsi sapıklıkları" insan türünün sağlığını, varlığını ve niteliğini zedeleyen bir hastalık olarak görüyoruz. Ve her hasta öncelikle zayıftır. Ve yardıma ihtiyacı vardır. Her hastalığın da bir tedavisi vardır. Kimisinin tedavi yöntemi bulunmuş, kimisinin de bulunmalıdır. Cinsi sapıklık sadece müslümanların değil, aklı başında tüm insanlığın tedavi sürecine el uzatmasıyla aşılabilecek bir hastalıktır.
Anlaşılması zor olan şey şudur ki , tamamen şehevi hırs ve doymuşluğun yolaçtığı ne yapacağını bilmezlikten türeyen böylesi tiksinç bir illete karşı
çözüm yolunu, bu illeti normalleştirmekte, kabul edilir bir tanımla nitelemekte nasıl bir yarar umuluyor? Kaba tabirle geçmiş tecrübelerin tanımlayıp bizlere "ipne" veya "tötveren" olarak öğrettiği tanımları şık isimlerle yeniden tanımlamakla "mok çukuruna" girip çıkmayı sevimlileştirici, olağan ve takdirle karşılamayı öneren zihnin kendisi de hastalıklıdır.
İki köpeğin oyun oynarken birbirine atlaması, iki dananın veya sıpanın bir diğerine atlaması, aklı başında , nitelik sahibi, haysiyete önem veren, değer üreten "insan" için nasıl olur da ipneliği, tötverenliği, ağızcılığı, mok çukuru sevdacılığını meşrulaştıracak örnek olabilir hayret ? Ha eğer biri kalkıp maymun ata geni teorisiyle uçkuruna sözde bilimsel bir izah getirecekse o halde buyursun dileyen dilediği gibi etken, edilgen, dönüşlü, işteş takılsın boşaltım mekanizmasına.
Yok şayet neslin devamı, biyolojik uygunluk, sağlıklı birliktelik, toplum ve aile sağlığı bizi enterese ediyorsa o halde bu habis fiile karşı mücadele etmek tüm vicdan sahibi insanların, insanlığa karşı görevidir.
Kaldı ki, bir köpek bir diğer erkek köpeğe atladığında altta kalan köpeğin bile bunu hakaret bilip hırladığını görürsün. Yani erkek erkeğe biri diğerini düzerken bundan memnun kalan ve beraber eşcinsel bir hayat yaşayan bir hayvan türü bilmiyorum.
Sanırım lise yıllarımdı, bir haber programında Avrupa ülkelerinden birinde (ya isveç ya da isviçreydi sanırım) eşcinsel evliliğin yasal serbestliğe kavuştuğu anlatılıyordu. Görüntüde hiç unutmam, el ele tutuşmuş erkekler, kadınlar sıraya girmiş nikah sırası bekliyordular. Derken yaşları muhtemelen 60 üzeri olan kirli sakallı iki ihtiyar birbirlerine dudaktan bi yapışmaz mı :mmph: ... günlerce yemek yerken aklıma geldikçe kusasım geliyordu. Derken mahallede Hacı Halis amcayı bir ihtiyar arkadaşıyla konuşarak geçiyorken
gördüm. Hemen aklıma bu iki uzun sakallı adamın birbirine yapışması nasıl görünür diye takıldı :D Sonra bu iki ihtiyar kalkıp torunlarına "bakın evladım biz birbirimizi gördük beğendik ve aşığız" deseler de çocuklar da "tabi dedeciğim biz sizi rahatsız etmeyelim az başbaşa kalın kumrular gibi" deyip anlayışla karşılasalar nasıl da demokratik olurdu değil mi? :D
Yahu el insaf, herkesin annesi var babası var. İçinizden elini vicdanına koyup delikanlılıkla kendi annesini, babasını, veya bir yakınını böylesi bir hal üzere görüpte normal karşılayacak, kalbinde üzüntü, tiksinti, kızgınlık vs taşımadan onları takdir edecek bir tek cinsel hürriyetçi varsa buyursun ben varım desin !!! Diyemiyorsa artık burda sosyolojik, psikolojik, ideolojik tahliller yapıp moka bulaşmayı bilimselleştirme ahlaksızlığına düşmesin... ? Eğer bu soruyu hakaret kabul etme yobazlığına sığınıp beni banlamakta, veya yorumumu silmekle kıvırtma yoluna gidilmeyecekse aslında sorduğum soruların bu konuyla alakalı en babacan ve esaslı sorular olduğu ortadadır. ve hiç kimseye zerre kadar hakaret de yoktur. Bunu hakaret sayacak kişi alenen "ben lafta özgürlükçü ama özümde okkalı bir homofobikim" demiş olur basbaya. :D
Neyse ya siz beni bu başlıkta yok bilin. nihayetinde ben bir homofobik olarak dışardan bakıp okudukça iyi dururum. Bakalım daha neler görecez.
TAŞ YAĞACAK TAAAŞŞŞ :D :D
AlbatrosS
11-02-2012, 08:37
]sevgili rastaman :)
JADI'YA İBRET OLSUN BU HERİF!
Kimse kusura bakmasın ağzımı bozacağım. Hem de çok fena.
Öncelikle işi zor olan ben değilim, sizsiniz. Çünkü milyonlarca insanı gebermesi gereken yaratık olarak görmek (ki öyle bir şey sözkonusu değil), milyarlarca insan tarafından öldürülme korkusu taşıyan yaratık olmaktan daha kolay :)
Şaka bir yana, yukardaki ifadene cevaben şunu söylemem kafi; Hz. Ali der ki "insanlar ya insanlıkta eşiniz, veya dinde kardeşinizdir". Yani din kardeşi, yoldaşı vs olmasak bile aynı türün özelliklerini taşıyor olmak bizi eşit kılıyor.
* Öncelikle bir fanatiğin belli noktalarda terbiye edilmesi gerekir. Şöyle ki fanatik meczup kendi inancının dışında(teist yahut ateist) kimselerin de ''üstün ahlaklı'' olup kimselere zarar vermeyebileceğini, saygılı olabileceğini de anlamalıdır. AHLAK'ın dinlere özgü olmadığı, dinsizlerin de bir ahlakı olabileceğini öğrenmelidir. Ancak bu ahlak dinsizlerin kendi aklı ve şüpheci bakışıyle oluşturdukları bireysel ahlaktır.
Ne var ki biz insanı hayvan ile kıyaslamıyoruz. Homoseksüellik ve diğer "cinsi sapıklıkları" insan türünün sağlığını, varlığını ve niteliğini zedeleyen bir hastalık olarak görüyoruz. Ve her hasta öncelikle zayıftır. Ve yardıma ihtiyacı vardır. Her hastalığın da bir tedavisi vardır. Kimisinin tedavi yöntemi bulunmuş, kimisinin de bulunmalıdır. Cinsi sapıklık sadece müslümanların değil, aklı başında tüm insanlığın tedavi sürecine el uzatmasıyla aşılabilecek bir hastalıktır.
* Bu islamcıların 500 yıl önceye göre bile nasıl GERİ KALDIĞINı gösterir. Bu haşmetmeap FATİH SULTAN MEHMET'İN hristiyan bir genç erkeğe düzdüğü övgüleri görse küçük dilini yutardı sanırım :)
Nedim'den Köroğlu'na kadar gerek Osmanlı saraylarına gerekse sözlü halk kültüründe eşcinsellik islamcı fanatiklerden çok daha hoşgörülü hatta olumlanılan bir dille anlatılırdı. Osmanlı tarihinin en büyük FATİHLERİNDEN biri hristiyan bir gence(üstelik de papaz) eşcinsel eğilimlerini öyle bir dille anlatmıştır ki vallahi ben bir kadına o denli güzel övgüler yazamam :D
* Bugün TIP LİTERATÜRÜNDE eşcinselliğin bir hastalık yahut SAPIKLIK olduğunu ancak cahiller, homofobikler, ırkçılar, muhazakarlar ve ŞUURSUZ GERİZEKALILAR iddia eder.
* Dünya psikiyatri akademilerİ yaptıkları birsürü tetkikten sonra EŞCİNSELLİĞİN TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK OLMADIĞINI 1970'LERDEN BERİ KABUL ETMEKTEDİR.
* Eşcinsellik bir HASTALIK OLMADIĞI gibi SAPIKLIK da değildir.
* Eşcinselliğin sapıklık olduğunu iddia eden zerzavat ''heterokseksüalite''nin YALNIZCA TEK MEŞRU VE NORMAL olduğunu sanan andavallar sürüsünden başka bir şey değildir. Oysa psikoloji alimleri cinsel kimlerin asla ve kat'iyen yalınkat KADIN-ERKEK heteroseksüelliğinden ibaret olmadığını; onlarca farklı kimlik olduğunu TARTIŞILMAZ BİÇİMDE ortaya koymaktadır.
* Bundan sonrası HOMOFOBİ'dir.
Anlaşılması zor olan şey şudur ki , tamamen şehevi hırs ve doymuşluğun yolaçtığı ne yapacağını bilmezlikten türeyen böylesi tiksinç bir illete karşı
çözüm yolunu, bu illeti normalleştirmekte, kabul edilir bir tanımla nitelemekte nasıl bir yarar umuluyor? Kaba tabirle geçmiş tecrübelerin tanımlayıp bizlere "ipne" veya "tötveren" olarak öğrettiği tanımları şık isimlerle yeniden tanımlamakla "mok çukuruna" girip çıkmayı sevimlileştirici, olağan ve takdirle karşılamayı öneren zihnin kendisi de hastalıklıdır.
Eşcinsel nefretin önemli bir kısmı GİZİL EŞCİNSEL EĞİLİMLER olduğu yine psikiyatristlerin harikulade bir keşfidir. Güce ve iktidara ŞEHVET derecesinde tapan kültürel soysuzlaşma farkında olmadan en büyük ZARARI kendine vermekte, birçok erkeğin daha çocukluk dönemlerinden itibaren tamiri zor travmalar yaşamasına neden olmaktadır. ERKEKLİK nosyonuna yüklenilen ABARTILI SEVİCİLİK erkeklik ögesinin gerçek dışı biçimde yüceltildiği toplumlarda ERKEK ÇOCUĞUNUN gelişim süreçlerinde İĞDİŞ OLMA korkusunu tetikler. Güç ve iktidar yoğunlaşmasını soysuzlaşmış bir şehvetle çocuğa zerk etmeye çalışma çocuğun TRAVMA yaşayıp kendinden korkması ve aynı zamanda kendinden NEFRET ETMESİNİN zeminini hazırlar. Bizler bu olgunun bir başka türünü CİNSEL SALDIRI VE TECAVÜZ VAK'ALARINDA gözlemlemekteyiz.
Cinsel saldırı yani tecavüz vak'alarının oldukça önemli bir kısmının ERKEKLİĞE YÜKLENEN İKTİDAR YOZLAŞMASI VE TAPINMASI durumu olduğu; tecavüz faillerinin en az yarısının yapılan araştırmalarda ''erkekliklerini İSPAT'' gayretinde olmasından bilinmektedir.
Dememiz odur ki her türden NEFRET travmasının ve obsesyonların temelinde güç ve İKTİDAR oldukça ciddi bir bulgudur.
İki köpeğin oyun oynarken birbirine atlaması, iki dananın veya sıpanın bir diğerine atlaması, aklı başında , nitelik sahibi, haysiyete önem veren, değer üreten "insan" için nasıl olur da ipneliği, tötverenliği, ağızcılığı, mok çukuru sevdacılığını meşrulaştıracak örnek olabilir hayret ? Ha eğer biri kalkıp maymun ata geni teorisiyle uçkuruna sözde bilimsel bir izah getirecekse o halde buyursun dileyen dilediği gibi etken, edilgen, dönüşlü, işteş takılsın boşaltım mekanizmasına.
Burada yalnızca homofobi takıntısı değil, cinsel yaşantılama'nın heteroseksüel ilişkilerdeki çeşitlerine de NEFRET duyulmaktadır. Cinselliğin tabulaşması esasen birçok toplumda olmakla birlikte, cinsel yaşantılamalara PSİKOZ düzeyinde NEFREt hissiyatının temellerinde:
* şartlanmışlar
* Yetersizlik duygusu: Herhangi bir sebeple yaşantılayamadığı cinsel deneyimler neticesinde birçok insan OLUMSUZLAMA mekanizmasını kullanır. Halk arasında ''haset, kıskançlık, çekememe, aslında kendi yapmak istiyor da yapamıyor'' denen şey yani.
* Erkeklik mekanizmasını yüklenen ABARTILI GÜÇ VE İKTİDAR MEFHUMU: Gerçekte oldukça geçişken, karmaşık ve çok formelli cinsel kimlikleri insan doğasına aykırı biçimde tekilleştirmeye başladığınızda ortaya çıkan durum İĞDİŞ EDİLME, YOK OLMA VE KENDİNDEN NEFRET ETME'dir.
* Yine halk arasında ''kişi kendinden bilir işi'' diye tabir edilen durum. Sosyal şartlanmışlarla cinsel eğilimleri(ilkel benliği) arasında sıkışan bireyin bir durumu hem yaşantılaması, buna karşın ''abartılı tepkiler'' göstererek kendini temize çekmeye çalışması.
Yok şayet neslin devamı, biyolojik uygunluk, sağlıklı birliktelik, toplum ve aile sağlığı bizi enterese ediyorsa o halde bu habis fiile karşı mücadele etmek tüm vicdan sahibi insanların, insanlığa karşı görevidir.
İnsanın sosyal bir varlık olduğu; maddi kültürün hem nedeni hem sonucu olduğunu bilmeyen biri ancak böyle sayıkla:
* Sizin AHLAKINIZCA bir SAĞLIK asla vücut bulmadı. Yaşantılamalar, ihtiyaçlar değişken ve sonsuzdur. Bunları tek bir noktada sabitlemek mümkün değildir.
* Aile formelleri de aynı derece değişkendir. Aile yapıları toplumdan topluma değişir.
* İnsan AİLE OLMAK zorunda değildir. Aile esasen SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ'dir. O halde hangi aile? Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde erkek olsaydınız karınızı ''konukseverlik olarak'' misafirinize sunacaktınız.
Kaldı ki, bir köpek bir diğer erkek köpeğe atladığında altta kalan köpeğin bile bunu hakaret bilip hırladığını görürsün. Yani erkek erkeğe biri diğerini düzerken bundan memnun kalan ve beraber eşcinsel bir hayat yaşayan bir hayvan türü bilmiyorum.
Ben de ''resim yapıp müzik dinleyen'' sofistike düşünen ve felsefe üreten bir HAYVAN bilmiyorum.
Sanırım lise yıllarımdı, bir haber programında Avrupa ülkelerinden birinde (ya isveç ya da isviçreydi sanırım) eşcinsel evliliğin yasal serbestliğe kavuştuğu anlatılıyordu. Görüntüde hiç unutmam, el ele tutuşmuş erkekler, kadınlar sıraya girmiş nikah sırası bekliyordular. Derken yaşları muhtemelen 60 üzeri olan kirli sakallı iki ihtiyar birbirlerine dudaktan bi yapışmaz mı :mmph: ... günlerce yemek yerken aklıma geldikçe kusasım geliyordu. Derken mahallede Hacı Halis amcayı bir ihtiyar arkadaşıyla konuşarak geçiyorken
gördüm. Hemen aklıma bu iki uzun sakallı adamın birbirine yapışması nasıl görünür diye takıldı :D Sonra bu iki ihtiyar kalkıp torunlarına "bakın evladım biz birbirimizi gördük beğendik ve aşığız" deseler de çocuklar da "tabi dedeciğim biz sizi rahatsız etmeyelim az başbaşa kalın kumrular gibi" deyip anlayışla karşılasalar nasıl da demokratik olurdu değil mi? :D
Kadının hak ve özgürlüklerinin modern anlamda gelişmediği tüm toplumlarda KADINLARA VE ÇOCUKLARA TECAVÜZLER VAKA-YI adiyedir.
Eşcinsellerden tiksinirsin; ancak bu ülkede İKİ KADINDAN BİRİNİN TECAVÜZ VE TACİZE UĞRAMASINDAN, yetmedi kadınların %75',nin taciz edilmesinden tiksinmezsin. Kadını ve çocukları taciz etmek ahlakınızı zedelemez.
Nasıl zedelesin ki?
O yüzdendir ki bir tane MÜTEDEYYİN kadın ve çocuklara TECAVÜZ noktasında örgütlü ve tutarlı bir mücadelenin içinde yoktur. Olması da İMKANSIZDIR!
Çünkü tecavüz güç ve iktidara abartılı bir anlam yüklenmesi neticesinde gerçekleşen HASTALIKLI BİR İKTİDAR aksiyomudur. O YÜZDENDİR Kİ MAHKEME CELBLERİNDE YILLARCA 12-13 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUKLARININ İFFETLİ OLUP OLMADIĞINA BAKAN HAKİMLER AHLAKINIZ YILLARCA ZEDELEMEDİ. O YÜZDENDİR BU DURUM YILLARCA SİZLER İÇİN MEVZU BAHİS OLMADI.
Yahu el insaf, herkesin annesi var babası var. İçinizden elini vicdanına koyup delikanlılıkla kendi annesini, babasını, veya bir yakınını böylesi bir hal üzere görüpte normal karşılayacak, kalbinde üzüntü, tiksinti, kızgınlık vs taşımadan onları takdir edecek bir tek cinsel hürriyetçi varsa buyursun ben varım desin !!! Diyemiyorsa artık burda sosyolojik, psikolojik, ideolojik tahliller yapıp moka bulaşmayı bilimselleştirme ahlaksızlığına düşmesin... ? Eğer bu soruyu hakaret kabul etme yobazlığına sığınıp beni banlamakta, veya yorumumu silmekle kıvırtma yoluna gidilmeyecekse aslında sorduğum soruların bu konuyla alakalı en babacan ve esaslı sorular olduğu ortadadır. ve hiç kimseye zerre kadar hakaret de yoktur. Bunu hakaret sayacak kişi alenen "ben lafta özgürlükçü ama özümde okkalı bir homofobikim" demiş olur basbaya. :D
Kendi oğlum EŞCİNSEL OLDUĞUNU açıklarsa üzülürüm. Neden biliyor musun? BU KADAR ÇOK HOMOFOBİK SAPIK VE TECAVÜZCÜNÜN OLDUĞU BİR ÜLKEDE YAŞADIĞI İÇİN! Eğer kendi oğlumu-kızımı eşcinsel olduğu için dışlarsam, doktora götürüp tedavi ettirmeye kalkarsam benden ŞEREFSİZİ, ADİSİ VE HAYSİYETSİZİ yoktur.
PEKİİİİ...
MUHAMMED'İN 9 YAŞINDAKİ KIZLA GERDEĞE GİRDİĞİNİ BİLDİĞİN HALDE VİCDANIN BUNU NASIL KABUL EDEBİLİYOR! SEN 9 YAŞINDAKİ KIZINI HİKMET VE KERAMETİNDEN EMİN OLDUĞUN BİR ALİM'İN KOYNUNA, GERDEĞE SOKAR MISIN?
SAPIKLIK sizin için sahiden AHLAKİ BİR TİKSİNTİYSE 9 yaşında bebelerle cinsel ilişki kuran adam da sizi tiksindirmeli. Başta kendi inandığınız dinin önderi. Peki siz BU HERİFTEN TİKSİNECEK KADAR HAYSİYET SAHİBİ MİSİNİZ? !
Neyse ya siz beni bu başlıkta yok bilin. nihayetinde ben bir homofobik olarak dışardan bakıp okudukça iyi dururum. Bakalım daha neler görecez.
TAŞ YAĞACAK TAAAŞŞŞ :D :D
SEBAT hazretleri!
Eşcinsel nefretiniz sağlıklı değil. Biliniz ki bu işin yarısı gizli eşcinsellik... Bu bir hakaret değil, psikiyatri doğrusudur. Aklınız varsa bu mevzulara pek dalmayınız ve herkes nasıl mutlu ve huzurluysa bırakınız öyle olsun. Eşcinseller size zarar vermez. Sizi zorla ...kmeye kalkmaz merak buyurmayınız. Eşcinsellik sağda solda görerek BULAŞMAZ. Bazı gerizekalılar ''çocuklara eşcinsel mesajlar yollayıp delikanlılıklarını aşındırıyorlar'' derlerse de gülüp geçiniz. Bu ancak sizin içsel bir eğilim ve yöneliminiz olabilir. Kimse TV'de görüp ''bu herif acaip içimi hoş etti, bari vereyim'' demez. Bunu eşcinsellik hakkında hiçbir fikri olmayan, hayatında bir tane bilimsel-akademik yayın okumamış GERİZEKALI MORONLAR iddia eder yahut ŞARLATANLAR. Bir insan ancak İÇİNDEKİ EĞİLİMLERİ KEŞFEDER.
Eğer ki böyle bir eğiliminiz var da bastırmaya, ondan hicap duymaya başlamışsanız biliniz ki bu işin sonu abartılmış ERKEKLİK SERAMONİLERİ VE HOMOFOBİ'dir.
İçinizde eşcinsel eğilimler yoksa YÜZBİN MİLYON ERKEK ÇÜKÜ görseniz bir halt olmaz.
İyi ve doğru anlatamayan solculardan söz açılmışken şimdi şöyle bir soru soralım: Türkiye'de insanların ne kadarı evrim teorisinin doğru olduğuna inanıyor?
Sıralama şöyle:
http://news.nationalgeographic.com/news/bigphotos/images/060810-evolution_big.jpg
This chart depicts the public acceptance of evolution theory in 34 countries in 2005
http://news.nationalgeographic.com/news/bigphotos/21329204.html
Peki bunun sorumlusu kim sizce?
Evrim teorisini iyi anlatamayan Türkiyeli evrimciler mi? Türkiye'de evrimciler kötü anlattığı, Avrupa'da evrimciler konuyu iyi anlattığı için mi mesele bu şekilde?
Evrim teorisinin ne olduğunu anlamak isteyen insanların bugünkü iletişim çağında Avrupalı evrimcilerin, diğer evrimcilerin ne söylediğini anlaması o kadar zor olmasa gerek. Yeter ki insanlar anlamak istesin, bu konuda bir çaba, eylem olsun.
Sol içinde benzer şeyler geçerli Türkiye'de solcuların söyledikleri yanlış bulanlar dünya solunu takip edebilirler. Dünya solunun önemli isimlerinin kitaplarını, görüşlerini okuyup anlamak artık çok zor değil bugünkü iletişim çağında. Yeter ki bu doğrultuda bir çaba olsun.
Yani demek istiyorum ki bir görüşün doğru olması, argümanlarının güçlü olması onun halk nezdinde kabul göreceği anlamına gelmez. Ve bunun da birçok nedeni vardır.
Jolly Jocker
11-02-2012, 18:15
Kendimi sağcılarla mukayese etmiyorum Jadı. Sağın çok daha beter bir hali varken onlara tek laf etmeyip sola saldırmandaki kötü niyet ve çelişkinin altını çizmeye çalışıyorum sadece.
Sağcı-yasakçı çizginin toplumsal kitkesi var, doğru. Ama bu durum, o kitlenin yasakçı kültür ve önyargılarının da eleştirilmesi, dönüştürülmesi gerektiğini gösterir. Sağcı siyasetlerin yasakçılığına kılıf uydurmak gereğini değil! Sen homofobik kültürle mücadele adına ne yaptın bugüne dek Jadı?
Eşcinsel hakları dahil her tür demokratik hak tabandan başlayan bir mücadele ile, sadece politik değil toplumsal-kültürel eleştiriyi de kapsayarak yapılmalıdır. Aksi halde senin demokratlığın gibi yarım olur.
Solun tümünün homofobik olmadığını, artık stalinist örgütlerin bile(DHKP-C hariç) eşcinsel haklarına duyarlı olduğunu bir milyon defa belirttiğimiz halde hala vızıldamaya devam ediyorsun. DSİP'li ol o zaman diyorum. Onu da görmezden geliyorsun. Kafana uyan bir sol var, sağın tam demokrat olamayacağını da itiraf ettin ama hala sağı destekliyorsun. Sen önce bununla yüzleş, bunu açıkla.
Sovyetler ve Küba hakkında gerekli açıklamayı yaptık. SSCB yaşarken bilimde eşcinselliğe yönelik hakim eğilim bunu bir anormallik saymak yönündeydi. Daha sonra bilimin bu yöneliminin değişmesiyle Küba'da da durum değişti. Küba'da artık eşcinsel hakları tanınıyor. Ezberin bozulacak ama kusura bakma. Öte yandan özgürlükçü sol bu saydığımız ülkelere de eleştirel yaklaşır, sahiplenmez.
Jadi halki dindarlastirmak istemiyor mu Tayyip?
Halka bir ideolojiyi empoze etmeye calismak demokratlik midir?
Hele ki bu empoze din odakliyken.
Tubitak'a imamlari sokmuyor mu?
Evrimi anlatan dergiyi yasaklamiyor mu?
Evrimi anlatan hocaya sorusturma acilmiyor mu?
Demokrat mi bu adamlar?
Musluman ezilirken mazlumu oynar, guclendi mi kilicini ceker demis Ilhan abimiz.Sen 10 yil sonra mumla ararsin bu solculari.
Simdi demokrat gorunumlu sagcilarin, muslumanligi 10 yil sonra kabak gibi cikicak ortaya.Hos bu gunde kabak gibi ortada.
Sen solculara Islamofobik diyorsin da Tayyip Musluman degil de ateist mi yetistirelim diyor?Aynen bu cumleyi kuruyor.Solcular islamofobik Tayyip demokrat dimi?Laflarindan belli.
Musluman degil de ateist mi yetistirelim diyor!Sen ateist degil misin?Senin gibi insanlar mi yetistirelim diyor suratina senin!Sen de afferim diyorsun ya ben de afferim diyorum sana:D
Bence siz, kemalist devletin 80 yildir empoze ettigi korkulardan kurtulamadiginiz icin boyle hezeyan icerisindesiniz. Tc devleti bugune kadar ne zaman ateist yetistirdi ki, Tayyip'in bir lafi yuzunden boyle ucbucuk attiniz hepiniz? Askeri diktatorluklerini mesrulastirmak icin kullandiklari vesayetli demokrasi yalaniydi bu. Simdi vesayet kalkiyor, insanlar da "iste korktugumuz basimiza geldi" duygusuna kapiliyorlar.
Tc egitim sisteminin yetistirmek istedigi insan tipi; ataturkcu, musluman, milliyetci yigitlerdir. Butun bunlarin yani sira laik olmak da makbul bir vasiftir. Eger bes vakit namazinda veya ortulu bir dindar isen senin cok on plana cikmani istemezler. Fakir ve cahil kal isterler. Egitim haklarini elinden alirlar. Cahil ve yobaz olman icin ihtiyac duydugun her imkani saglarlar. Sonra da bu kitle vasitasiyla beyaz Turkleri korkutur ve demokrasinin bu yobazlara layik bir sistem olmadigina ikna ederler.
Akp doneminde, kemalizmden fakli olarak yapilacak tek uygulama, dindar kesimin ezilmesini engellemek, egitim ve memuriyet haklarini vermek, dindarlara uygulanan baskilari kaldirmaktir. Hicbir zaman size gelip bir dini veya ritueli dayatacak degiller. Bunun olmayacagini siz kendiniz de biliyorsunuz zaten. Tek sikintiniz, dindar insanlarin gucleniyor olmasi ve sayica cogalmalari. Bunca yaygara kopartan kesimlerin tek karin agrisi, iste bu insanlarin varligina tahammul edemiyor olmalaridir. Yoksa kendilerine zorla hicbisey dayatilmayacaginin herkez, essek gibi farkinda.
Dindarlar her zaman vardi, kemalizmde de vardi. Sadece ezilip horlandiklari icin goz onunde degillerdi. Toplumun cogunlugunu olusturan bu kitlenin baskidan kurtulup ekonomik gelisime katilmasi, herkez icin olumlu sonuc dogurur. Ayrica Ahmet Kaya'yi linc edenler de muhafazakarlar degildi. Neden beyaz Turkler'den degil de bu insanlardan bu kadar nefret ediyorsunuz hic anlamiyorum.
Kendimi sağcılarla mukayese etmiyorum Jadı. Sağın çok daha beter bir hali varken onlara tek laf etmeyip sola saldırmandaki kötü niyet ve çelişkinin altını çizmeye çalışıyorum sadece.
Sağcı-yasakçı çizginin toplumsal kitkesi var, doğru. Ama bu durum, o kitlenin yasakçı kültür ve önyargılarının da eleştirilmesi, dönüştürülmesi gerektiğini gösterir. Sağcı siyasetlerin yasakçılığına kılıf uydurmak gereğini değil! Sen homofobik kültürle mücadele adına ne yaptın bugüne dek Jadı?
Eşcinsel hakları dahil her tür demokratik hak tabandan başlayan bir mücadele ile, sadece politik değil toplumsal-kültürel eleştiriyi de kapsayarak yapılmalıdır. Aksi halde senin demokratlığın gibi yarım olur.
Solun tümünün homofobik olmadığını, artık stalinist örgütlerin bile(DHKP-C hariç) eşcinsel haklarına duyarlı olduğunu bir milyon defa belirttiğimiz halde hala vızıldamaya devam ediyorsun. DSİP'li ol o zaman diyorum. Onu da görmezden geliyorsun. Kafana uyan bir sol var, sağın tam demokrat olamayacağını da itiraf ettin ama hala sağı destekliyorsun. Sen önce bununla yüzleş, bunu açıkla.
Sovyetler ve Küba hakkında gerekli açıklamayı yaptık. SSCB yaşarken bilimde eşcinselliğe yönelik hakim eğilim bunu bir anormallik saymak yönündeydi. Daha sonra bilimin bu yöneliminin değişmesiyle Küba'da da durum değişti. Küba'da artık eşcinsel hakları tanınıyor. Ezberin bozulacak ama kusura bakma. Öte yandan özgürlükçü sol bu saydığımız ülkelere de eleştirel yaklaşır, sahiplenmez.
Sagin demokrat olamayacagini ne zaman itiraf ettim ki? Escinsel haklari konusunda yasakci olmak, demokrat olunmadigi anlamina mi gelir? Sen de daha dune kadar turban yasagini savunuyordun mesela. Belki memuriyetlerde hala bu yasagi savunmaya devam ediyorsundur. Bir takim tartismali konularda yasakci olmamanin demokrasiyle bir alakasi yok. Bunlar demokrat olmaya engel degildir. Aslinda bir ulkede dengeli bir demokrasi tesisi icin sag, zorunludur. Hem ekonomi, hem siyasi bakimdan sagcilar, demokrasinin vazgecilmez bir dengeleyicisidirler. Biz sagcilari sevmeyiz, ama onlarin yok edilmesini istemek, demokrasinin intihari anlamina gelir. Aslinda sagcilarin degil, solcularin yasaklardan yana oldugu bir ulkede yasamak urkutucu olandir. Bu, denge bozulacak anlamina gelir
Ilaveten belirtmek isterim. "laik duzene isyan etmek = seriatci olmak" demek degildir. Tc laikligine baskaldirmaksizin asla devlete karsi bir savas acmis sayilmazsin. Siz devrimciler, kucuk bir azinlik haric hicbir zaman bunu yapamadiniz. Sen daha dune kadar turban yasagini en cok savunan biriydin. Kemal'in yobazliga karsi verdigi mucadele icin ona minettardin falan. O yuzden halk bizi hep sevdi diye kendini kandirma. Halk, kendisini orumcek beyinli yobaz olarak goren, yasaklar altinda ezilmesini isteyen bir siyasi hareketi asla desteklemez.
Jolly Jocker
11-02-2012, 18:38
SeBaT,
Onca demokratlık taslamalarınızın nasıl da altının boş olduğunu, gözünüzün ne insan mutluluğu ne bilim ne de özgürlük görüp, sadece dininizden başka hiçbir şeyi umursamadığınızı çok güzel örnekleyen bir yazı yazmışsın.
Uzun cevap vermeyeceğim. Gereği yok çünkü. AlbatrasS uzunca yanıtlamış zaten. Kısa kısa gidelim;
- Eşcinsellik bir hastalık değil. Çünkü doğada da var. Bir yönelimi, belirli bir kültüre göre hastalık sayma yoluna gidemeyiz. Bilim tarafından da eşcinsellik bir hastalık olarak görülmüyor. Tabi sen şimdi, bana ne bilimden diyeceksin. Ama biz dini değil bilimi temel alıyoruz. Çünkü sahip olduğumuz tüm ilerlemeler ve kazanımlar bize dinin değil bilimin armağanı. Birazcık ahlakın varsa bir yandan bilimin ürettiği ürünleri tüketip beri yandan bilimin ahkamına ters ahkam kesmeye kalkma.
- Eşcinsellik topluma zarar vermez. Çünkü özenilerek olunabilen, yani yayılma olasılığı olan birşey değil bu. Dene istersen! Miden bulanacaktır. Fakat onları heteroseksüel ilişkiye zorlamak da onların midesini bulandıracaktır. Zulüm olur bu. Kimse, ''Dur ben toplumun normlarının dışına çıkıp dindarları sinir edeyim'' düşüncesiyle eşcinsel olmuyor. İçten gelen birşeydir bu. Bunu yasaklayarak, aşağılayarak ya da hastalık sayarak engelleyemezsin. Yer altına itersin sadece. Bu itişin yüzünden dışlanan bu insanlar da belki suça ve fuhuşa mecbur kalabilir. Yani ahlak yapayım derken ahlaksızlığa sebep olmuş olursun. Dinlerin hep yaptıkları birşeydir bu.
- Eşcinselliğin nüfus oranlarını düşüreceği yönündeki iddia da gerçek dışıdır. Çünkü isteyerek olunan birşey değildir eşcinsellik. Yasaklasan da özgür de bıraksan eşcinsel olan insanlar çocuk yapmayacaktır. Öte yandan, bazı durumlarda ülkeler nüfuslarını azaltma yoluna gider. Sizin mantığınızla bakarsak, bu tür konjonktürlerde eşcinsellik daha faydalı görülebilir toplum için.
- Eşcinsellik neticede kişinin özel hayatına ilişkin bir konudur. İki insanın arasındaki ilişkiye, yatak odasına ve bir insanın duygularına ahkam kesmeye kimsenin -senin patavatsız tanrının da- hakkı yoktur.
- Eşcinselliğe zorlamak nasıl bir ahlaksızlık ve zulüm ise eşcinselleri heteroseksüel bir yaşama zorlamak da bir ahlaksızlık ve zulümdür.
- Eşcinsellik hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanmak terbiyesizliktir. Başörtüsüyle ya da peygamberinin cinsel hayatıyla dalga geçenlere verdiğin tepkiyi hatırla ve kendini frenle hiç değilse. Onaylamadığın herşeyi yasaklamayı savunursan herkes birbirine girer, akacak kandan da sen ve senin gibi yobazlar sorumlu olursunuz.
- Eşcinselliği güya aşağılamak için kullanılan kelimeler aslında kadın cinselliği aşağılayan erkek egemen zihnin ürünüdür. Eşcinseli aşağıladığını sanırken annenin kadınlığını aşağılamaktasın. Bunu artık görün ve bir son verin. Saygı göstermeyenin sayg görmeye hakkı kalmaz.
- Eşcinsel ilişkiyi iğrenç buluyor olabilirsin. O zaman eşcinsel ilişki kurmaman ve eşcinsel ilişkiye girenleri dikizleme yoluna gitmemen yeterlidir. Yasaklamayı ya da hastalık olduğunu savunmana gerek yok.
- Demokrasi ve özgürlükler sadece sana benzeyenler için değil herkes içindir. Ya bu böyle kabul edilir ya da demokrat falan değilsindir. Bu kadar basit.
- Birşey senin dinine göre tiksinç ve sapkınlık kategorisine giriyorsa bu sadece o dinin inananlarını kapsayan bir görüştür. Başkalarını ırgalamaz. Kendi inancının görüşünü kanunlaştırmaya ya da toplumsal yaşamı buna göre belirlemeye kalkarsan dinini sana yedirirler. Çok da haklı olurlar. Özgürlük dinden özgürlüğü ve günah işleme özgürlüğünü de kapsar. Bence sen dinin günah-sevap şablonlarını gözü kapalı savunacağına, bireysel yönelimlere ket vurmaya çalışan dinin özgürlüksüz yapısını eleştirmeyi denesen belki iki adım yol alırdınız.
- Eşcinselliğe tiksintiyle yaklaşan zihin daha ziyade erkek eşcinselliğini gözünün önüne getirir. Dinde de erkek eşcinselliği daha ağır yaptırıma reva görülür. Benzer biçimde ataerkil kültür erkek eşcinselliğini aşağılar. Neden? Çünkü bu tutum ile kadın cinselliğini aşağılama tutumu ve erkek cinselliğini tahakkümcü-ezici bir misyonla donatma telaşı iç içedir. Eşcinseller ''yeterince erkek olamadıkları için'' aşağılanır, ''yeterince erkek olanlar'' ise karılarını dövüp en azından komşu kızını merdiven altında sıkıştırıp bir tecavüz gerçekleştirme fantezisi kurarlar. Kadınların örtünmeleri gereğine yönelik bilinç altı istemin de kökünde bu vardır. Erkek, kadının 'açık saçık gezmesini' kendi egemen cinselliğine bir meydan okuma olarak algılar ve bastırma yönelimine girer. Eşcinseller ''döt verdikleri'' için aşağılanır, kadınlar ise bu gibi durumlarda öldürülür. Zihniyet aynı zihniyettir. Feminen bir unsur olan ''döt verme'', burada aşağılayıcı bir aktivite olarak görülür. Oysa belli ki kadınlar ve gay erkekler için hiç de böyle değil. Kendi hastalıklı bakış açını herkese dayatamazsın. ''Döt vermek'', ''düzülmek'' v.s. bunlar zevkli ve güzel şeylerdir.
Jolly Jocker
11-02-2012, 19:07
1- Sagin demokrat olamayacagini ne zaman itiraf ettim ki? Escinsel haklari konusunda yasakci olmak, demokrat olunmadigi anlamina mi gelir?
2- Sen de daha dune kadar turban yasagini savunuyordun mesela. Belki memuriyetlerde hala bu yasagi savunmaya devam ediyorsundur.
3- Bir takim tartismali konularda yasakci olmamanin demokrasiyle bir alakasi yok. Bunlar demokrat olmaya engel degildir.
4- Aslinda bir ulkede dengeli bir demokrasi tesisi icin sag, zorunludur. Hem ekonomi, hem siyasi bakimdan sagcilar, demokrasinin vazgecilmez bir dengeleyicisidirler. Biz sagcilari sevmeyiz, ama onlarin yok edilmesini istemek, demokrasinin intihari anlamina gelir.
5- Aslinda sagcilarin degil, solcularin yasaklardan yana oldugu bir ulkede yasamak urkutucu olandir. Bu, denge bozulacak anlamina gelir
6- Ilaveten belirtmek isterim. "laik duzene isyan etmek = seriatci olmak" demek degildir. Tc laikligine baskaldirmaksizin asla devlete karsi bir savas acmis sayilmazsin. Siz devrimciler, kucuk bir azinlik haric hicbir zaman bunu yapamadiniz.
7- Sen daha dune kadar turban yasagini en cok savunan biriydin. Kemal'in yobazliga karsi verdigi mucadele icin ona minettardin falan.
8- O yuzden halk bizi hep sevdi diye kendini kandirma. Halk, kendisini orumcek beyinli yobaz olarak goren, yasaklar altinda ezilmesini isteyen bir siyasi hareketi asla desteklemez.
Bak yukarıdaki alıntıda iddialarını yine numaralandırdım. Daha rahat cevap verebilmek için. Yine iftira atma ve çarpıtma metoduna sık başvurmuşsun. İrdeleyelim;
1- Eşcinsel hakları konusunda yasakçı olmak, eşcinseller açısından kendi yaşamlarında zerre kadar bir demokrasinin olmadığı anlamına gelir. Çünkü yaşadıkları zulüm sürmektedir. ''Kim için demokrasi?'' sorusunu sormazsan, hiç kimse demokratik bir hayatı yaşamıyor olduğunda dahi ülkenin demokratik olabildiğini iddia eden bir hale düşersin. Bir kesimi ötekileştirip haksızlık yapan, herkese yapabilir.
2- Ben türban yasağını her durum için savunmamıştım. Eski yazılarım ortada. Laik azınlığın hakları güvenceye alınana kadar bu tür bir yasağı gerekli görmüştüm. Şimdi böyle düşünmüyorum. Memuriyette de türban kullanılabilir. Geçmişte türbana karşı çıkarken de siz gibi her durumda karşı çıkmıyordum. Şartlarım vardı. Ama sen Atatürkçüydün, profil resminde ışıltılı bir Anıtkabir resmi vardı.
3- Demokrasi soyut bir kavram değil. Gerçek insanların yaşamına yönelik bir kavram. Ancak bu şekilde ele alınırsa bir anlamı olur. Neo-liberal politikalar uygularsan mesela, emekçileri fena mağdur edersin ve demokrasiyi yaşayamazlar. Alevileri görmezden gelirsen, ateistlere tinerci muamelesi yaparsan bu kesimler de demokrasi değil baskı algılar. Benzer bir durum eşcinseller için de söz konusu. Adama hastalık muamelesi yaparken ondan senin demokrat olduğuna inanmasını bekleyebilir misin? Kendine müslüman olursun ama kendine demokrat olamazsın. Yasakçılık demokrasiye engeldir.
4- Sağ siyaset sığ siyasettir. Mutlaka birilerini mağdur eder. Demokrasi ve özgürlükler ile sağ paradigmalar uyuşmaz. Arada yapısal bir uyumsuzluk vardır. Hafifletebilirsin ama asla tam düzeltemezsin. Muhafazakar-tutucu akımlar ya da milliyetçi-ırkçı akımlar, ataerkillik taraftarları ve homofobikler, emek düşmanlığı v.s... Sağcılar dediği bunlardır ve bunların demokratlığı devede kulaktır.
5- Solcular da yasaklardan yana ise solcular sağcılaşmış demektir ve ülkede güçlü bir sağa kayış vardır. Çözümü nedir? Toplumu, siyaseti sola çekmektir. Sen ne yapıyorsun? Akp partizanlığı yapıyorsun. Yani kendi tespitinin zıttını uyguluyorsun. Aferin!
6- Laik konusu ''düzene başkaldırı'' ya da ''devrim konusu'' değildir. Laiklik devletin temeli değil niteliklerinden sadece biridir. Üstelik bizde hiçbir zaman niteliksel bir laiklik de olmadı. Devletin hep bir makul vatandaş tanımı vardı ve bu vatandaş sünni-hanefi müslüman idi. Hal böyleyken dincilerdeki islamlaşma çabası bırak devlet karşıtı olmayı reformist bile değildir. Devletin temelini burjuva karakteri oluşturur. Buna karşı mücadele etmek devrimciliğin de temelidir.
7- Sen Kemal'e minnettardın, doğru. Ama ben hiçbir zaman ona minnettar olmadım. Lenin ile Kemal'i laikliğe karşı tutumları yönünden kıyaslayan başlıklar açıp Lenin'i över ve Kemal'i ise dine taviz vermekle, oportünizmle falan suçlardım. Yıllar evvel açtığım konularda bile bu vardır. Minnettarlık ya da sempati hiçbir zaman duymadım. Kanıtlayamazsın. Geçmişi çarpıtmazsan iyi olur. Kendi eski kemalistliğini bana yansıtmaya kalkma.
8- Biz halkı hiçbir zaman tümden örümcek beyinli olarak görmedik, yasakları savunmadık. Kemalistler yaptı bunları. Biz ise hep sokaktaydık, hep halk iktidarını savunduk. İftira etmezsen sevinirim. Ayrıca ''halkın solu sevmemesi'' ile (ki bunda dincilerin ve senin gibi liboşların çabalarının payı büyüktür) konumuzun alakasını da çözemedim. Demokratlık eşcinsel haklarını savunmayı da gerektirir. Peki tutucu sosyo-kültürel yapıyla belirlenen toplum çoğunluğu, eşcinsel haklarını savunan demokratlara nasıl bakar sence? Egemen muhafazakar kültürü değiştirmediğin sürece, hakiki demokratlar halkın çoğunluğunca sevilmeyecektir. Ama sizi seviyor! Neden acaba? Demokrat falan olmadığınızdan, sadece kendine demokrat 'ötekine' diktatör olduğunuzdan olabilir mi?!
Turkiye'de sol hicbir zaman var olmadi ki halk solu sevmemis olsun. Vardi da onlar mi istemezuk dedi sanki? Bak mesela, Kurdistanda halk ne kadar dindar da olsa sol partiyi ve gerillayi destekledi. Cunku onlar, Ibrahim Kaypakkaya'nin gelenegini devam ettirmisti. Siz ise 68'lilerin yolundan devam ettiniz. 68'liler denilen guruh, Ataturk'un genclige hitabesini okuyup transa gececek kadar milliyetci ve muhafazakardi mesela. Stalinizmin ise sol falan olmadigini artik herkez kabul ediyor.
Bu cagda bile hala ozellestirmeler yuzunden tep tep tepinen bir kesim var. Devlet memurlari emekci falan degildir arkadasim. Kendinize gelin degistirin bu kafayi lutfen. Cok cagdisiniz yani
Jolly Jocker
11-02-2012, 19:29
1- Konumuz solun neden halk tarafından fazla desteklenmediği değil, homofobi. Konuyu çarpıtma.
2- Türkiye'de sol varolmadı demek tarihten haberi olmayan bir avanaklığın söylemidir. Darbenin muhatabı bizdik. Ne demek sol varolmadı? Taksim'de yarım milyon emekçiyi sokağa döken kimdi? Her fraksiyonun şubesi insan kaynıyordu. Bir sürü örgüt türemişti ve kitleleri de vardı. Devrimci Yol dergisi 100.000'in üzerinde satıyordu. Uydurma!
3- İbrahim'in yolu ile Mahir'in yolu arasında Çin Seddi yok. Sen tabi Mahirleri sadece kemalizmi müttefik kabul eden tutumları çerçevesinde ele alıp onun dışındaki hiçbir şeyi(yani esas şeyleri) umursamadığın için saçmalamaya devam ediyorsun. Üstelik marksizmde müttefik listesinin bir dogma değil değişken ve konjonktürel olduğunu, Mahirlerin devamı olan onca örgütün hiçbirinin kemalizmi artık müttefik görmediğini de ıskalıyorsun. Bu konuları değerlendirirken ulusalcılardan farkın yok.
4- Stalinizm sol değildir. Bunu reddeden mi oldu şimdi? Ama stalinizmin sol olmaması sağı desteklemenin mazereti de değildir!
5- Çağdaşlık kriterin özelleştirmeler ve neo-liberal ekonomiyse senin çağın şu an krizde Jadı'cım, haberin olsun. Rutin olarak her 30 yılda bir dünya çapında krize giriyorsunuz. Kaldı ki özelleştirmeyi savunan sol olmaz, olamaz.
6- Özelleştirme demek güvencesiz çalışma, çok çalışma, ücretlerde ve sosyal haklarda düşüş, sendikasızlaştırma v.s. demektir. Emekçiler için bırak demokrasiyi tiranlık anlamına gelir. Milyonlarca insana berbat bir hayat yaşatırken ve kaderleri patronlarının iki dudağı arasındayken sen kalkıp da demokratik bir ülkenin özgür yurttaşları olduklarını söylersen sana çok haklı olarak küfrü basacaklardır.
spartacus
11-02-2012, 19:51
Ilaveten belirtmek isterim. "laik duzene isyan etmek = seriatci olmak" demek degildir. Tc laikligine baskaldirmaksizin asla devlete karsi bir savas acmis sayilmazsin. Siz devrimciler, kucuk bir azinlik haric hicbir zaman bunu yapamadiniz. Sen daha dune kadar turban yasagini en cok savunan biriydin. Kemal'in yobazliga karsi verdigi mucadele icin ona minettardin falan. O yuzden halk bizi hep sevdi diye kendini kandirma. Halk, kendisini orumcek beyinli yobaz olarak goren, yasaklar altinda ezilmesini isteyen bir siyasi hareketi asla desteklemez.
TC laikliğine baş kaldırmak diye bir şey olmaz. Tabloyu tersden değil, düzden okumak gerekir. Aksine TC de laiklik mücadelesi vermek lazım,,, olmayan şey laikliktir. Laikliği türban, çarşaf, kamu dairesinde kılık, kıyafet olarak göremeyiz(islamcıların sentezi bu biçimde) görürseniz, ancak böyle anlamsız ve muğlak tabirler kullanırsınız....TC laik değildir, hiç bir zaman olamadı, bu toplumsal yapıyla ve heleki senin böyle bir sitede böyle argümanlar kurabildiğin bir çağda yakın zamanda da olmayacağa benziyor...
TC de cami sayısı okuldan fazla. her 100 metreye bir cami yapılıyor... O da yetmiyor işyerlerinde dahi mescit var... hala da sorunu TÜRBAN üzerinden belirlemeye kalkmak, bu düzeye indirgemek, cinsel ayrımcılık oluşturmak, kendini temsil, söz ve ifade hakkından mahrum bırakmak gibi sonuçlarına karşı VERİLEN TEPKİYİ BAŞKA YERLERDEN ANLAMAK, bu meselenin özünde siyasi bir malzeme olarak kullanıldığını dile getirememek nasıl bir şeydir? BURKA ya saralım kadınları o halde, bunu mu istemeliyiz?! Ancak o zaman mı anti-solculuk, anti-demokratlık, anti-sosyalistlik de ülkücelerden geri kalırsın?
Türbana karşıtlık kültüreldir de ve bunu diğeri ile karıştıramazsınız! Siz gerici muhafazakarların türban meselesi ayrı, aydın, demokratların KADIN hakları üzerinden bu meseleye eğilmesi ayrıdır! Birbirine karıştırmamalı.. Örneğin ne din ne de inanç temelli kadına hatda erkek-kadın ayrımı olmaksızın herkese dayatılan hiç bir küçültücü, zoraki, baskıcı dayatımı kabul etmiyorum, bu türban olur, BURKA olur ne olursa olur! Böyle düşünüyorum, düşüncemi ifade ediyorum diyede sizlerin köhnemiş ve dinci-robot yetiştirme derdiyle tutuşan ağzına sakız olmak istemiyorum. Bir kadın isterse kendi isteği ile burkaya girmek istesin, sonuna kadar özgür olmalı derim, ama o kadını o düzeye getiren cendereyide SORGULARIM, KARŞI MÜCADELE VERİRİM, düşüncesine de karşı çıakrım, bu benim hem en demokratik HAKKIM!!!!!!!! Hemde siyasal mücadelemdir. Bunun laiklikle vs alakası yok. Nasıl ki faşistler, milliyetçileri eleştiriyoruz, karşı mücadele veriyoruz, aydınlanma mücadelesi veriyoruz, bu hiç bir farkı olmayan ve hatda toplumsal niteliği bakımından daha fena biatlar, aidiyetler, tabular ve anti-demokratik oluşumlar oluşturan DİN DE aynı biçimde değerlendirilmelidir. Bunları birbirine karıştırmaya sizlerin hakkı olduğunu düşünmüyorum...
TC laikliğine başkaldırmak söylemi az biraz kırıntısı varsa bitirmek çabasından, az biraz aydınlanma sağladığımız alanlarda kazandığımız hak ve hukukuda dinsel hukuk, gelenekçi ahlak vb temelde tasviye etmek içindir... Dönüyorum dolaşıyorum bir kezde aklı başında, ciddiye alınır bir şeyler yaz, nerede ne yazıyorsan, en kaba biçimiyle AKP(önceli refah partisi) politikası daha temel biçimiyle Türk-islam sentezcilerinin, yeşil kuşağın, söylemlerinin propagandasını dillendiriyorsun. Sırf SOLA KARŞIT bir şeyler buldum sanrısıyla mal buşmuş mağribi gibi çörekleniyorsun, her şeyin içine ediyorsun. Yahu işyerleri dahi CAMİLEŞMEYE doğru gidiyor, namaz kılmayan, kapanmayan horlanmaya, dışlanmaya başlandı, kenarlardaki süs çamları dahi minare biçiminde kesiliyor,,,,,, altında yatan AMAÇ NE??
Türban siyasi bir meseleden daha yararlı neye yaradı? Kim nasıl isterse öyle giyinsin(milyon kere söyledik, türban yasak OLMAMALI!!!!!!!!), ama burası TC. Dün türban isteyenler iktidara geldiğinde ilk işleri GÜCÜ ELDE etmek için çaba sarfetmek ve kullanmak. Yani kisme TC yi değiştirmek derdinde değil, o gücü kullanmak derdinde!!
Evrimden bahsetti diye sürülen öğretmenlerin, zorunlu din derslerinin, bunu bırak AKP döneminde gittikçe aşırı dindarlaşan ve yakın zamanda saldırgan bir çehre alacağı ayan beyan ortada olan ayrımcı örgütlenmenin hesabını nasıl vereceksin??! TD sitesinin filtreye takılması ve zararlı site olarak damgalanmasını nasıl izah ediyorsun?!?!? Canınız cehenneme, umuyorum ki, AKP bir seçim daha almasın, yoksa bizi geç, sen bize düşmansın, o beğenmediğin solcuları mumla arayacaksın... Tabi en azından göründüğün gibiysen...
6- Özelleştirme demek güvencesiz çalışma, çok çalışma, ücretlerde ve sosyal haklarda düşüş, sendikasızlaştırma v.s. demektir. Emekçiler için bırak demokrasiyi tiranlık anlamına gelir. Milyonlarca insana berbat bir hayat yaşatırken ve kaderleri patronlarının iki dudağı arasındayken sen kalkıp da demokratik bir ülkenin özgür yurttaşları olduklarını söylersen sana çok haklı olarak küfrü basacaklardır.
Ingiltere'de hic oyle degil. Isci yasasi sayesinde hickimse iscisine kole muamelesi yapamiyor. Denetimler siki tutuldugu icin kimse kacak isci calistirmaya cesaret edemiyor.
Hem stalinizm sol degil diyorsun, hem de hala boyle seyleri savunuyorsun. Bir ulkede yasayan tum vatandaslari devlet memuru haline getirebilir misin? Merdiven silmeye de memurlar mi gidecek? Cirak ihtiyaci memuriyet tarafindan mi karsilanacak?
Devlet memurlugu emekcilik falan degildir. Devletin somurusunden pay alan isbirlikcidirler onlar. Zaten kendileri de "salla basini al maasini" gibi atasozleri ile ne kadar emek verdiklerini ifade eden atasozleri uydurmus durumdalar
Ingiltere'de hic oyle degil. Isci yasasi sayesinde hickimse iscisine kole muamelesi yapamiyor. Denetimler siki tutuldugu icin kimse kacak isci calistirmaya cesaret edemiyor.
Hem stalinizm sol degil diyorsun, hem de hala boyle seyleri savunuyorsun. Bir ulkede yasayan tum vatandaslari devlet memuru haline getirebilir misin? Merdiven silmeye de memurlar mi gidecek? Cirak ihtiyaci memuriyet tarafindan mi karsilanacak?
Devlet memurlugu emekcilik falan degildir. Devletin somurusunden pay alan isbirlikcidirler onlar. Zaten kendileri de "salla basini al maasini" gibi atasozleri ile ne kadar emek verdiklerini ifade eden atasozleri uydurmus durumdalar
http://1.bp.blogspot.com/_R6QaCwfdJ_M/TI6ZwhyaeCI/AAAAAAAAAC8/Ewvgdy9IRYk/s1600/public+sector+employment.bmp
Yukarıdaki grafikte de görüldüğü gibi İngiltere'de kamu sektöründe, oran açısından, Türkiye'dekine göre daha çok kişi çalışmaktadır.
Ve bu oran İsveç'te epey yüksek durumdadır.
spartacus
11-02-2012, 21:41
Sorununuz kaçak işçi çalıştırmakmıydı ki, cevap kaçak işçi çalıştırmıyor olarak verilmiş :)
Kaçak işçi çalıştır, ama insan gibi davran, kaçak çalıştırma ama hayvan gibi muamele çek, yani ne alaka? Kaçak işçi çalıştırılmazsa sorun çözülüyor mu? Türkiye de SSK lı kaç işçi var? Bunların % de kaçı insanlık dışı muameleye maruz bırakılıyor? Yüzde kaçı yoksulluk sınırı altında ve despotik(%70 vardır bence) bir ortamda, her türlü ifade, kendini temsil ve demokratik ortamdan yoksundur? Yüzde kaçı üretim alanlarında yetki ve karar mekanizması olarak kendi yöneticisini kendisi seçemiyordur(%100).
AlbatrosS
12-02-2012, 00:16
Turkiye'de sol hicbir zaman var olmadi ki halk solu sevmemis olsun. Vardi da onlar mi istemezuk dedi sanki? Bak mesela, Kurdistanda halk ne kadar dindar da olsa sol partiyi ve gerillayi destekledi. Cunku onlar, Ibrahim Kaypakkaya'nin gelenegini devam ettirmisti. Siz ise 68'lilerin yolundan devam ettiniz. 68'liler denilen guruh, Ataturk'un genclige hitabesini okuyup transa gececek kadar milliyetci ve muhafazakardi mesela. Stalinizmin ise sol falan olmadigini artik herkez kabul ediyor.
Bu cagda bile hala ozellestirmeler yuzunden tep tep tepinen bir kesim var. Devlet memurlari emekci falan degildir arkadasim. Kendinize gelin degistirin bu kafayi lutfen. Cok cagdisiniz yani
Jadı bu ''HALK'' Kimi sevmiş ki solu sevsin? :) Ona bakarsan sürüsüyle moron evrimcileri de ateistleri de sevmiyor. Hadi ''ateisti'' anladık da ''evrim'' netçede bilim. Nefret ediyor, yüzbin kere anlatsak da kafası basmıyor. Ne yapalım, bir yandan yaşam koşulları bir yandan şahsi eğilimleri neticesinde kıt kafalı ve cahil bir sürü EBLEH yetişiyor.
Açıkçası ben de bu adamları sevmiyorum. Dert değil. Hatta SEVGİMİ hakkettiğini düşündüğüm dürüst, iyi niyetli ve mert insanlara vermeyi tercih ediyorum. O konuda seçiciyim. Dünyada sevilmeyecek okadar insan var ki.
Sürüyle cahil, kıt kafalı ve şapşal insan var dedik. İşte bir biçimde duyduğu evrimden, eşcinsellerden, ''ahlaksız'' kadınlardan ve solculardan nefret ediyorlar. Bu sürüler çelişkili biçimde bir okadar da AHLAKÇI insanlar.
Oysa iki kadından birinin cinsel saldırıya uğradığı, her beş aileden birinde ensest pedofili olan bir ülkeyiz. Yeşil üniformalı bir genç öldüğünde her yanı bayrak ve filamayla dolduran bu sürüler bunların hiçbirini DERT ETMİYOR. Bilakis, bunların eğitimli olanı dahi KADININ TECAVÜZÜ HAKKETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.
Jadı, ben böyle embesil gerizekalıları sittin sene sevmem ki. Kadının dekolte giyerse tacize davetiye çıkardığını düşünen embesil gerizekalının, idiot olmasından öte SAPIK BİR TACİZCİ olduğunu biliyorum çünkü.
Eşcinselin SAPIK, kadının dekoltesinin tacize DAVET OLDUĞUNU DÜŞÜNÜP 12-13 yaşındaki çocukları iffetli-iffetsiz diye ayıran haysiyet ve şeref yoksunu zerzavatı BEN NASIL SEVEYİM? Bu hıyarağaları reşit olup kendi iradesiyle SEVDİĞİ ADAMLA SEVİŞEN kadının ''ne ...spuluğunu ne ...hpeliğini'' bırakır; ama aynı namus, ahlak ve insanlık yoksunu hıyar özenip etek giymil 17 yaşındaki kızıma TASAlLUT OLUNMASINI NORMAL karşılar. Kadının dekoltesini her şeyin önüne alırlar; ama her ay 40-50 kadının öldürülmesi, yüzlercesinin işkence dahil her türlü insanlık dışı şeyden geçmesine TEK KELAM ETMEZLER.
BÖYLE BİR AHLAK OLABİLİR Mİ?
Olur tabi ki. Kökenleri TARIM toplumuna kadar giden, moderniteyle birlikte daha da vandallaşan bir KÖLELİK AHLAKIDIR BU. ]İnsan hak ve özgürlüklerini İHLAL EDEN her türlü ahlaki görüş KÖLELİK REJİMİDİR. İnançlara saygı ancak insan hak ve özgürlükleri SÜZGECİNDEN GEÇEREK mümkündür. İnsan hak ve özgürlükleri süzgecinden geçmeyen, insanların hak ve özgürlüklerine TECAVÜZ eden her türlü inanç ve ahlakla SAVAŞILMALIDIR. İnsanların hak ve özgürlüklerine tecavüz etmek ''İNANÇ'' olarak görülemez.
Eşcinselliğin hastalık telakki edilip eşcinsellerin sapık olarak görülmesi benzetmek lazım gelirse(gerizekalının biri anlamaz diye söylüyorum, kesinlikle öyle düşünmüyorum az sonra vereceğim örneği) aklı başından gitmiş bir şuursuzun ''Müslümanlığı fahişelik telakki edip müslümanlara fahişe'' demesidir. Müslümanlara ''fahişe'' demek bir İNANÇ olabilir mi? Ama bu bazı andavallar ''eşcinsellere fahişe deyip eşcinselliği de fuhuşla eşitliyor''. Buna da inanç diyorlar. Böyle bir inanç olur mu? Bu inanca sahip biri sevilir mi?
Aslında burada halk öyle istiyor, saygılı olun lafı, çok defa, bazı şeyler için neoliberal ve liberallerin bir bahanesi olmaktadır.
Halkı arakasına alarak, solu eleştirmek çok kolay ne de olsa...
Yanıt hazır: "ama halk öyle istiyor..."
Veya şöyle denir: "siz kendinizi geliştirin halka ulaşamıyorsunuz bakın sonuçlar ortada....Aslında ben de solcuyum, Norveç, İsveç vb. ülkeleri gördüm, ama oranın solcusu başka..."
Aslında burada ne Norveç gibi olmak savunulur, ne İsveç gibi olmak savunulur genelde. Onlar bahanedir...
Peki halk Şili'de olduğu gibi sosyalizmi istediğinde ne olacak?
O zaman emin olun halkın seçimlerinde ne kadar yanıldığı anlatılacaktır.
Buna göre demokrasi burjuvaya yaradığı sürece savunulur, yaramadığı zaman da çöp tenekesine atılır.
rastaman
12-02-2012, 01:17
sevgili rastaman :)
Öncelikle işi zor olan ben değilim, sizsiniz. Çünkü milyonlarca insanı gebermesi gereken yaratık olarak görmek (ki öyle bir şey sözkonusu değil), milyarlarca insan tarafından öldürülme korkusu taşıyan yaratık olmaktan daha kolay :)
Şaka bir yana, yukardaki ifadene cevaben şunu söylemem kafi; Hz. Ali der ki "insanlar ya insanlıkta eşiniz, veya dinde kardeşinizdir". Yani din kardeşi, yoldaşı vs olmasak bile aynı türün özelliklerini taşıyor olmak bizi eşit kılıyor. Ne var ki biz insanı hayvan ile kıyaslamıyoruz. Homoseksüellik ve diğer "cinsi sapıklıkları" insan türünün sağlığını, varlığını ve niteliğini zedeleyen bir hastalık olarak görüyoruz. Ve her hasta öncelikle zayıftır. Ve yardıma ihtiyacı vardır. Her hastalığın da bir tedavisi vardır. Kimisinin tedavi yöntemi bulunmuş, kimisinin de bulunmalıdır. Cinsi sapıklık sadece müslümanların değil, aklı başında tüm insanlığın tedavi sürecine el uzatmasıyla aşılabilecek bir hastalıktır.
Anlaşılması zor olan şey şudur ki , tamamen şehevi hırs ve doymuşluğun yolaçtığı ne yapacağını bilmezlikten türeyen böylesi tiksinç bir illete karşı
çözüm yolunu, bu illeti normalleştirmekte, kabul edilir bir tanımla nitelemekte nasıl bir yarar umuluyor? Kaba tabirle geçmiş tecrübelerin tanımlayıp bizlere "ipne" veya "tötveren" olarak öğrettiği tanımları şık isimlerle yeniden tanımlamakla "mok çukuruna" girip çıkmayı sevimlileştirici, olağan ve takdirle karşılamayı öneren zihnin kendisi de hastalıklıdır.
İki köpeğin oyun oynarken birbirine atlaması, iki dananın veya sıpanın bir diğerine atlaması, aklı başında , nitelik sahibi, haysiyete önem veren, değer üreten "insan" için nasıl olur da ipneliği, tötverenliği, ağızcılığı, mok çukuru sevdacılığını meşrulaştıracak örnek olabilir hayret ? Ha eğer biri kalkıp maymun ata geni teorisiyle uçkuruna sözde bilimsel bir izah getirecekse o halde buyursun dileyen dilediği gibi etken, edilgen, dönüşlü, işteş takılsın boşaltım mekanizmasına.
Yok şayet neslin devamı, biyolojik uygunluk, sağlıklı birliktelik, toplum ve aile sağlığı bizi enterese ediyorsa o halde bu habis fiile karşı mücadele etmek tüm vicdan sahibi insanların, insanlığa karşı görevidir.
Kaldı ki, bir köpek bir diğer erkek köpeğe atladığında altta kalan köpeğin bile bunu hakaret bilip hırladığını görürsün. Yani erkek erkeğe biri diğerini düzerken bundan memnun kalan ve beraber eşcinsel bir hayat yaşayan bir hayvan türü bilmiyorum.
Sanırım lise yıllarımdı, bir haber programında Avrupa ülkelerinden birinde (ya isveç ya da isviçreydi sanırım) eşcinsel evliliğin yasal serbestliğe kavuştuğu anlatılıyordu. Görüntüde hiç unutmam, el ele tutuşmuş erkekler, kadınlar sıraya girmiş nikah sırası bekliyordular. Derken yaşları muhtemelen 60 üzeri olan kirli sakallı iki ihtiyar birbirlerine dudaktan bi yapışmaz mı :mmph: ... günlerce yemek yerken aklıma geldikçe kusasım geliyordu. Derken mahallede Hacı Halis amcayı bir ihtiyar arkadaşıyla konuşarak geçiyorken
gördüm. Hemen aklıma bu iki uzun sakallı adamın birbirine yapışması nasıl görünür diye takıldı :D Sonra bu iki ihtiyar kalkıp torunlarına "bakın evladım biz birbirimizi gördük beğendik ve aşığız" deseler de çocuklar da "tabi dedeciğim biz sizi rahatsız etmeyelim az başbaşa kalın kumrular gibi" deyip anlayışla karşılasalar nasıl da demokratik olurdu değil mi? :D
Yahu el insaf, herkesin annesi var babası var. İçinizden elini vicdanına koyup delikanlılıkla kendi annesini, babasını, veya bir yakınını böylesi bir hal üzere görüpte normal karşılayacak, kalbinde üzüntü, tiksinti, kızgınlık vs taşımadan onları takdir edecek bir tek cinsel hürriyetçi varsa buyursun ben varım desin !!! Diyemiyorsa artık burda sosyolojik, psikolojik, ideolojik tahliller yapıp moka bulaşmayı bilimselleştirme ahlaksızlığına düşmesin... ? Eğer bu soruyu hakaret kabul etme yobazlığına sığınıp beni banlamakta, veya yorumumu silmekle kıvırtma yoluna gidilmeyecekse aslında sorduğum soruların bu konuyla alakalı en babacan ve esaslı sorular olduğu ortadadır. ve hiç kimseye zerre kadar hakaret de yoktur. Bunu hakaret sayacak kişi alenen "ben lafta özgürlükçü ama özümde okkalı bir homofobikim" demiş olur basbaya. :D
Neyse ya siz beni bu başlıkta yok bilin. nihayetinde ben bir homofobik olarak dışardan bakıp okudukça iyi dururum. Bakalım daha neler görecez.
TAŞ YAĞACAK TAAAŞŞŞ :D :D
SÜPERRR!
İbretlik bir yazı yazmışsın.
Albatros ağzını burnunu dağıtmış gerçi,söyleyecek pek birşey bırakmamış.Homoseksüelliğin hastalık olmadığını,genetik ve hormonal ilişkileri açıkça ortaya koyan onca bilimsel veriye rağmen bunları,hem de iğrenç bir tarzla savunmaya devam etmek...Başta da yazdığım gibi,sizin işiniz de zor be hocam.
Bir de ne bu kin,nefret,hınç?(evet evet,doğru kelime hınç)
Anormal bir hınç var burada,hiçbir sağlıklı insan bir başka gruba böyle yoğun bir hınç güdemez.Ancak o grup kendine zarar vermediyse.
Senin kadar olmasa da azıcık çirkinleşeyim;geyler mi dürttü seni?
Eşcinsel nefretin önemli bir kısmı GİZİL EŞCİNSEL EĞİLİMLER olduğu yine psikiyatristlerin harikulade bir keşfidir.
SEBAT hazretleri!
Eşcinsel nefretiniz sağlıklı değil. Biliniz ki bu işin yarısı gizli eşcinsellik... Bu bir hakaret değil, psikiyatri doğrusudur.
Homofobinin kökenleri psikolojik olabilir. Örneğin kendisinin eşcinsel olduğundan şüphelenen ve bu durumdan endişelenen birey, bu korkusunu homofobi olarak dışa vurabilir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Homofobi
Yani bilimsel terimlerle konuşacak olursak Sebat,senin için şöyle böyle diyorlar.
yucemanitu
12-02-2012, 01:34
Ya ciddiyim bu başlıkta napılıyor anlamış değilim. Sanki sitede eşcinselleri aşağılayan bir tek solcu var ya da sanki eşcinsel düşmanı tek bir sol grup var. Yahu BDP gibi bir kitle partisi bile eşcinseller konusunda duyarlı onlarla görüşüyor ama biri utanmadan "Türk solunda homofobi" diye biye bir tesbit ..çıyor başlıyor saçmalamaya bırakın kendi haline ya cevap vermeyin.
Aslında burada halk öyle istiyor, saygılı olun lafı, çok defa, bazı şeyler için neoliberal ve liberallerin bir bahanesi olmaktadır.
Peki halk Şili'de olduğu gibi sosyalizmi istediğinde ne olacak?
O zaman emin olun halkın seçimlerinde ne kadar yanıldığı anlatılacaktır.
Buna göre demokrasi burjuvaya yaradığı sürece savunulur, yaramadığı zaman da çöp tenekesine atılır.
Bu tür ifadeleri duyunca, Spartacus dizisinde gladyatörlerin dövüşünü kendinden geçerek izleyen ve 'Kan!' diye haykıran, çoğunluğu oluşturan halk geliyor benim aklıma.. Ne de olsa dizi gerçek hayattan bir hayli esinlenmiş duruyor.
'Çoğunluk olan halkın iradesine karşı olmak' vb. ifadelerin, zaten halkı bir şekilde yönlendiren kesimler tarafından durmadan dile getirilmesi de manidar.. Tabii senin verdiğin örnekteki gibi halk başka bir rejim istediği zaman, aslında halkın nasıl da yanlış tercihler yapabileceği/kandırılabileceği akıllarına geliyor bu kesimin..
Bir de aşağıdaki yazının bir kısmı geliyor aklıma.. Tamamı linktedir;
Dördüncüsü, elbette yegâne sahici demokrat da sizsiniz, çünkü liberalsiniz. Boksörle ilkokul çocuğunun karşı karşıya geldiği ringde, herkesin yumruk atma özgürlüğünü savunuyorsunuz. İkisinin de haklarının kısıtlanmasına karşı hassassınız. Seyirci kalabalığı, kan görmek istiyor ve dövüş başlasın diye müthiş tezahürat yapıyor. Bu, boksörü kışkırtıyor. İlkokul çocuğunun çevresini sarıp onu korumaya çalışanlara itiraz ediyorsunuz: “müdahale etmeyin!”
Beşincisi, burada devreye giriyor: tezahürat yapanlar, çoğunluk. Veledi korumaya çalışanlar çoğunluk iradesine de karşı gelmiş oluyor. Ne öneriyorsunuz: “Çoğunluk, boksör ile ilkokul çocuğunun dövüştürülmemesi gerektiğini anlamalı, vicdanen ve fikren buna itiraz etmeli, adaletsizlik ortadan kalkmalı. Değişim böyle olacak.” Tamam da, bugün ne olacak? Dövüş birazdan başlayacak. Dünkünde, evvelsi günkünde ne olduysa o olacak. “Çoğunluk,” diyorsunuz, “vicdanını dinlemeli”. Dinlemiyor! Dediğiniz aslında şu: “Siz de geçin kardeşim, bir yer bulun kendinize tribünde, seyredin.”
Bütün bu garip kendini meşrulaştırma mekanizması öyle bir çalışıyor ki, sonunda siz özgürlüktü şuydu buydu derken, bir bakıyorsunuz, kendinizi yoksullara, işsizlere karşı Wall Street’in CEO’larını savunurken bulmuşsunuz.
Liberalliğin en güzel tarafı, kişiye, üç milyar insanın günde iki dolardan az gelirle hayatta kalmaya uğraştığı, 1200 küsur dolar milyarderli bir dünyada yaşadığını unutma ehliyeti vermesi.
Türkiye’deyse, liberalin imtiyazları bununla sınırlı kalmıyor. Çoğunluğa vehmedilen, atfedilen ve galiba hernekadar liberali bozsa da zaman zaman dayanılamayıp biraz da sipariş edilen bir değişim iradesi ve onun temsilcisi bir siyasî kadroyu analizlerinizin tartışılmaz verisi haline getirdiğinizde, ilaveten korunaklı ve avantajlı bir pozisyon ediniyorsunuz.
Herhangi bir ülkede, halk çoğunluğu istemezse hakiki bir değişim olamayacağını söylemek, şüphesiz bir ayrım çizgisi oluşturur. Zayıfa karşı güçlünün fiilî savunucusu liberal, böylece faşistlerle, diktatörce yöntemleri benimseyen başkalarıyla aynı kampta yeralmaktan kurtulur. Ama boksörle ilkokul çocuğuna yaptığı muamele nedeniyle eşiğine kadar geldiği “doğal seçme” mantığı yüzünden, bu kapısından çıktığı kampa öbür kapısından giriverir. Liberal için hepimiz, deney malzemeleriyizdir.
Ve hiçbir gözlemcinin gözlediği yaratıklara karşı duygudaşlık beslemesi şüphesiz beklenemez.http://www.facebook.com/notes/%C3%BCmit-k%C4%B1van%C3%A7/liberalin-de-raconu-var-san%C4%B1yorduk/331029646942060
JADI'YA İBRET OLSUN BU HERİF!
Kimse kusura bakmasın ağzımı bozacağım. Hem de çok fena.
* JADI kanaatimce sizin gibi şöyle-böyle fikirlilerden yeterince ibret almıştır.
* Sanki çok temiz ağzı varmış gibi bir de kırmızılayıp istisna yapmaz mı? :) Yahu seni hafife almamdaki en bariz neden pis bir küfürbaz olup meseleleri şahsileştirdiğin halde utanmadan bir de "ben hakaret etmem fikir eleştiririm" aymazlığına sığınmandır.
Öncelikle bir fanatiğin belli noktalarda terbiye edilmesi gerekir. Şöyle ki fanatik meczup kendi inancının dışında(teist yahut ateist) kimselerin de ''üstün ahlaklı'' olup kimselere zarar vermeyebileceğini, saygılı olabileceğini de anlamalıdır. AHLAK'ın dinlere özgü olmadığı, dinsizlerin de bir ahlakı olabileceğini öğrenmelidir. Ancak bu ahlak dinsizlerin kendi aklı ve şüpheci bakışıyle oluşturdukları bireysel ahlaktır.
* "ahlak" sözcüğünü git araştır öyle gel. Ahlakın tanımı ve kökenine dair hangi unsurun kendinden menkul ve hele hele dinsizlikle malul bir realiteye denk düştüğünü izah et de göreyim seni.
* Senin neden bir ahlaka ihtiyacın olsun ki? Nihayetinde soyut ve göreceli bir değerin sence bağlayıcılığı sözkonusu olamazki. Bağlayıcılığı olmayan bir ahlakın ise varlığı beş para etmez. Kendini yücelteceksen git kendinden menkul kavramlarla başar bunu. Ayaklarını dine, değerlere basarak "olmayan ahlakına" zemin uydurma. Kaldı ki her dinsiz kendi aklı ve şüphesine göre hazzının, uçkurunun çıkarına olan şeyi ahlak edinecekse toplumda birbiriyle çatışan bireysel ahlak kaosundan başka ne olabilir ki? Nerden tutulsa pörsüyen saçmalamalara tutunma.
Bu islamcıların 500 yıl önceye göre bile nasıl GERİ KALDIĞINı gösterir. Bu haşmetmeap FATİH SULTAN MEHMET'İN hristiyan bir genç erkeğe düzdüğü övgüleri görse küçük dilini yutardı sanırım :)
Nedim'den Köroğlu'na kadar gerek Osmanlı saraylarına gerekse sözlü halk kültüründe eşcinsellik islamcı fanatiklerden çok daha hoşgörülü hatta olumlanılan bir dille anlatılırdı. Osmanlı tarihinin en büyük FATİHLERİNDEN biri hristiyan bir gence(üstelik de papaz) eşcinsel eğilimlerini öyle bir dille anlatmıştır ki vallahi ben bir kadına o denli güzel övgüler yazamam :D
* Tutturmuşsunuz bir ileri-geri safsatası, düne dair ne varsa b.k, yarına dair ne olacaksa muhteşem... Hülasa kendi varlığını yarınkiler için potansiyel pok kıvamına indirgeyen bir zihniyet ne derece sağlıklı bir dün-bugün mukayesesi yapabilir başka mevzu... Hal böyle iken Fatih Sultan Mehmet' in cihan hükümdarlığını atlayıp tamamen sembol ve remizlere dayalı divan şiiri tarzında işlediği bir şiirdeki kuşak sözcüğünden onun papaz oğlancılığına hükmetmek MALLIKTAN ÖTE BİRŞEY DEĞİLDİR. Divan şiirinde aşk, sevgili, güzellik, kadeh, raks, dilber vs hep sembolik manada ve mübalağa ile ele alınmış kalıplardır. Kaldı ki malum şiirlerde Galata, sadaabad, haliç veya herhangi bir mekan ya güzel bir kadın sembolizminden mülhem işlenir veya civan bir yiğit duruşuyla. En basitinden Leyla ile mecnun mesnevisini çoğu ahmak basit bir erkek-kadın aşkı sanır. Lakin sembolik okuma ele veriyor ki Leyla, mecnun, Aşk, çöl vs ne varsa tasavvufi derinliğe işaret eden mesaj yüklü anlatımlardır.
* Velev ki Fatih Sultan oğlancı olsun.. Bundan banane? Bu olsa olsa o hükümdarı da iğrenç bir hastalığın pençesinde gösterir sadece. Topluğun, tötverenliğin necis bir habaset olduğunu değiştirmezki.
* Nedim dediğin adam da senin gibi hayatı uçkur hürriyetinden ibaret sanmış zevkperest bir haz kölesinden başkası değil. Nedim'i bana değil kendine örnek vereceksin. Nedim beni neden alakadar etsinki :) Nedim de dünün tötvereni olabilir en fazla.
Bugün TIP LİTERATÜRÜNDE eşcinselliğin bir hastalık yahut SAPIKLIK olduğunu ancak cahiller, homofobikler, ırkçılar, muhazakarlar ve ŞUURSUZ GERİZEKALILAR iddia eder.
* Dünya psikiyatri akademilerİ yaptıkları birsürü tetkikten sonra EŞCİNSELLİĞİN TEDAVİ EDİLEBİLİR BİR HASTALIK OLMADIĞINI 1970'LERDEN BERİ KABUL ETMEKTEDİR.
* Eşcinsellik bir HASTALIK OLMADIĞI gibi SAPIKLIK da değildir.
* Eşcinselliğin sapıklık olduğunu iddia eden zerzavat ''heterokseksüalite''nin YALNIZCA TEK MEŞRU VE NORMAL olduğunu sanan andavallar sürüsünden başka bir şey değildir. Oysa psikoloji alimleri cinsel kimlerin asla ve kat'iyen yalınkat KADIN-ERKEK heteroseksüelliğinden ibaret olmadığını; onlarca farklı kimlik olduğunu TARTIŞILMAZ BİÇİMDE ortaya koymaktadır.
* Bundan sonrası HOMOFOBİ'dir.
* Elle tutulur, gözle görülür bir gram delili olmayan "zanni" zırvalıklar demeti. R.Dawkins denen moronun "ilkel ataların ava giderken ev halkını amcaya emanet etme" masalından "eşcinsellik geni" türettiği senaryosu muymuş bilimsel gerçek?
* Bir kısım eşcinsel eğilimli sözde akademisyenin tamamen kendinden menkul temennileri bilimsellik olarak addedilemez. Bana dışkı yoluyla birleşmenin azgınlıktan öte kabul edilir biyolojik delillerini koyun ortaya. Ama ben size "KIZILAY" kurumuna kan bağışı yaptığınızda olası zührevi hastalık kapabilme ihtimalinizi sorgulayan bir testten sorgulandığınızı hatırlatırım. Onlarca soru olan o formda herhangi bir hastalık taşıyıp taşımadığınızı sorarken size erkek erkeğe ilişkiye girdinizmi vb sorular soruyorlar. Neden erkek- kadın ilişkisi değil de özellikle dışkıyolu birleşimi dikkate alınıyor? Yahu adı üstünde dışkı yolu. İnsan denen organizmanın vücuduna yararı olmayan mikrobu defettiği bir alan. Hastalıklı bir sapıklıktan başka kim bu yolla moka bulaşmayı biyolojik bir normallik olarak yorumlar? Oysa kadın ve erkeğin malum cinsel organizması bir birini bütünleyen ve hem biyolojik olarak hem de toplumsal hayatın akışına uygun bir normalliğe sahiptir. Şimdi bir erkeğin bir diğerinin dışkıyoluna bulaşmasını nasıl olur da erkek-kadın ilişkisi gibi yansıtmaya çalışırsınız? Bu sapıklık değil de nedir? Moka bulaşmanın olası hastalık riskleri, sadist iştahtan başka biyolojik bir kabule yaramayan hazz tapıcılığı dışında zarar, ziyan, toplumsal ve fıtri ifsat, insan bedenini varoluş gerçeği dışında sömürme hayvanlığından öte ne türlü bir kabul edilmiş "genel geçer bilimsel yararı" varmış koyun ortaya. Buyurun bana isbat edin. Bana heveslerinizi, tahminlerinizi, efsanevi teorilerinizi, temennilerinizi "bilimsellik adı altında" yutturmayın. Bilim mutlak delil ister.
Aynı şey bir kadının bir diğer kadının cinsel organıyla sevişmesi yönünden de sapıklıktır. İğrenç bir hastalıktır. Tedavi edilmesi gereken bir illettir. İnsan ve toplum hayatına darbe vuran hastalıktır ve sadist zevkçilikten başka izah edilebilir bir tek bilimsel faydası, kökeni yoktur.
Eşcinsel nefretin önemli bir kısmı GİZİL EŞCİNSEL EĞİLİMLER olduğu yine psikiyatristlerin harikulade bir keşfidir. Güce ve iktidara ŞEHVET derecesinde tapan kültürel soysuzlaşma farkında olmadan en büyük ZARARI kendine vermekte, birçok erkeğin daha çocukluk dönemlerinden itibaren tamiri zor travmalar yaşamasına neden olmaktadır. ERKEKLİK nosyonuna yüklenilen ABARTILI SEVİCİLİK erkeklik ögesinin gerçek dışı biçimde yüceltildiği toplumlarda ERKEK ÇOCUĞUNUN gelişim süreçlerinde İĞDİŞ OLMA korkusunu tetikler. Güç ve iktidar yoğunlaşmasını soysuzlaşmış bir şehvetle çocuğa zerk etmeye çalışma çocuğun TRAVMA yaşayıp kendinden korkması ve aynı zamanda kendinden NEFRET ETMESİNİN zeminini hazırlar. Bizler bu olgunun bir başka türünü CİNSEL SALDIRI VE TECAVÜZ VAK'ALARINDA gözlemlemekteyiz.
Cinsel saldırı yani tecavüz vak'alarının oldukça önemli bir kısmının ERKEKLİĞE YÜKLENEN İKTİDAR YOZLAŞMASI VE TAPINMASI durumu olduğu; tecavüz faillerinin en az yarısının yapılan araştırmalarda ''erkekliklerini İSPAT'' gayretinde olmasından bilinmektedir.
Dememiz odur ki her türden NEFRET travmasının ve obsesyonların temelinde güç ve İKTİDAR oldukça ciddi bir bulgudur.
* Yukardaki zırva yuvarlamalar insanı ve hayatı Freudyen bir okuyuşla sınırlandırmanın doğal sonucudur. İnsan varlığının merkezine cinselliği ve saldırganlığı en belirleyici öz olarak oturtan bu anlayış kadın erkek ilişkisini biyolojik uygunluk ve varoluş realitesinden ayrıştırıp, toplumsal bir dayatmanın, atraksiyon korkusunun doğal sonucu olarak okuyacaktır pek tabii. Ciddiye alınmayacak bir önkabulden öte elle tutulur tarafı yok.
Yetersizlik duygusu: Herhangi bir sebeple yaşantılayamadığı cinsel deneyimler neticesinde birçok insan OLUMSUZLAMA mekanizmasını kullanır. Halk arasında ''haset, kıskançlık, çekememe, aslında kendi yapmak istiyor da yapamıyor'' denen şey yani.
* Erkeklik mekanizmasını yüklenen ABARTILI GÜÇ VE İKTİDAR MEFHUMU: Gerçekte oldukça geçişken, karmaşık ve çok formelli cinsel kimlikleri insan doğasına aykırı biçimde tekilleştirmeye başladığınızda ortaya çıkan durum İĞDİŞ EDİLME, YOK OLMA VE KENDİNDEN NEFRET ETME'dir.
* Yine halk arasında ''kişi kendinden bilir işi'' diye tabir edilen durum. Sosyal şartlanmışlarla cinsel eğilimleri(ilkel benliği) arasında sıkışan bireyin bir durumu hem yaşantılaması, buna karşın ''abartılı tepkiler'' göstererek kendini temize çekmeye çalışması.
* Freud geri dönmüş de haberimiz olmamış :D Vay bee! Demek insanların top veya dötveren veyahut ipne olmamalarının en temel nedeni iğdişlikmiş :D Pipim kaybolacak top olursam deyip pipi aşkına karşı cinsi seçiyormuş korkaklar :D
* Demek topluk, lezbiyenlik, ipnelik, travestilik, hayvan becergenliği "oldukça geçişken, karmaşık, çok formelli cinsel kimliklermiş" :D
* Alt tarafı fıtratı tahrif olmuş, sağlıksız bir toplumda cehalet, maddeperestlik, psikolojik bunalım içinde anormalliğe saplanmış hasta ruhluların sapıklığını tanımlamak için kullanılacak en bariz ifade "hastalık"tır.
İnsan AİLE OLMAK zorunda değildir. Aile esasen SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMESİ'dir. O halde hangi aile? Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde erkek olsaydınız karınızı ''konukseverlik olarak'' misafirinize sunacaktınız.
* Güney Amerikada namussuzluk olağan hale gelmişse bu tüm dünyaya genellenemez.
* Bizim literatürümüzde bir insanın eşini kıskanmamasının adı "DEYYUSLUK" tur. Domuzlar eşlerini kıskanmazlar, deyyus hayvandırlar. Kıskançlık ve eşe düşkünlük islamın ortaya koyduğu şeyler değildir. İnsanın doğasında, fıtratında varolan fıtri eğilimlerdir. Bir ateist de karısını veya kocasını bir başkasıyla paylaşmaktan nefret edebilir. Lakin siz bu insani yönünüzü de törpülemeyi başarıp deyyusluğu olağan bir sonuç kabul ediyorsanız Güney Amerikada pekala barınabilirsiniz.
* Birazcık cibiliyeti olan bir erkek eşini bir başka erkekle paylaşmayı düşünebilir mi? Bu durum insan olmanın iflas noktasıdır. Varolan her değeri, her kurumu, her duyguyu kendi salt uçkuru adına muğlaklaştıran, anlamsızlaştıran, görecelileştiren bir zihniyetin insanlığa "aşağılık maymun" olma ötesinde bahşedeceği bir hayat olabilir mi? Bir babanın evladını sevip öpmesinin altında homoluk geni, bir kızın babasına sevgisini elektra saplantısıyla yorumlayan, ve mevcut tüm insani, ahlaki, hissi değerleri cinsellik ve saldırganlığı bastırma aracları olarak gören bir zihniyette insanın insana değer vermesi, güvenmesi düşünülebilir mi? Dünya yansa s.kinin ucunda olmaz. Sonra da insana dair ne varsa yokettikten sonra insanlık adına ahkam kesip, insan sevgisinden sözetmek kadar trajikomik ne olabilir?
Kadının hak ve özgürlüklerinin modern anlamda gelişmediği tüm toplumlarda KADINLARA VE ÇOCUKLARA TECAVÜZLER VAKA-YI adiyedir.
Eşcinsellerden tiksinirsin; ancak bu ülkede İKİ KADINDAN BİRİNİN TECAVÜZ VE TACİZE UĞRAMASINDAN, yetmedi kadınların %75',nin taciz edilmesinden tiksinmezsin. Kadını ve çocukları taciz etmek ahlakınızı zedelemez.
Nasıl zedelesin ki?
O yüzdendir ki bir tane MÜTEDEYYİN kadın ve çocuklara TECAVÜZ noktasında örgütlü ve tutarlı bir mücadelenin içinde yoktur. Olması da İMKANSIZDIR!
Çünkü tecavüz güç ve iktidara abartılı bir anlam yüklenmesi neticesinde gerçekleşen HASTALIKLI BİR İKTİDAR aksiyomudur. O YÜZDENDİR Kİ MAHKEME CELBLERİNDE YILLARCA 12-13 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUKLARININ İFFETLİ OLUP OLMADIĞINA BAKAN HAKİMLER AHLAKINIZ YILLARCA ZEDELEMEDİ. O YÜZDENDİR BU DURUM YILLARCA SİZLER İÇİN MEVZU BAHİS OLMADI.
* Kadın ve çocuklara en yoğun taciz ve tensel sömürü modern toplumlarda görülüyor maalesef. Esasen modern hayatta kadının "şahsiyet olarak değeri cinsiyet olarak değerinin yanında sözkonusu dahi edilemez". Modern hazz toplumu kadına özgürlük adı altında tensel kölelikten, onu vreklam malzemesi yapmaktan, onu erkeğin gözünü gönlünü hoplatan bir ereksiyon objesi kılmaktan, hayatı süsleyen bir garnitür mesabesi kılmaktan 5 gram daha fazla değer vermez. Modern hayat kadının özgürlük adına köleleştirildiği, şahsiyetsiz ve kimliksizleştirildiği, yalnız ve çaresizleştirildiği, a.ının, g.tünün, memesinin, kalçasının oranına göre adam yerine konduğu tüm zamanların en sofistike sömürgenliğidir. Bana modern hayat teranesi okuma. Çirkin bir kadın (ki çirkin kadın diye bir şey yoktur) gördüğünüzde onun tüm niteliklerine rağmen, beyinsiz ama teni kışkırtıcı bir embesil kadın kadar değer vermezsiniz. Cinsellik, şehvet sizin dininiz, putunuz olmasaydı erkek erkeğe ilişki sapıklığına kadar aşağılanmazdınız zaten. Kaldı ki kadın için bakışınız daha da aşağılık. Çocuk pornosundan ensestliğe kadar en sistematik ten sömürgenliği modern toplumların dünyaya saldığı illetler maalesef.
* Tecavüz, homoluk, çocuk istismarı siz muhterem laiklerin kanunsuzluğu tarafından bu hale geldi. Sanki zaptu rapt bizdeymiş de iş bu hale gelmiş gibi köylü kurnazlığına kalkışmayın. Bir müslüman bir tecavüzcü için islami bir talepte bulunabilir mi? Anında tecavüzcüyü savunursunuz. Sizin yasalarınız çocuklara tecavüz edip sonra kafalarını ezerek öldüren bir sapığı hapse atar, bir diğer demokrat gelip onu affeder ve adam bu defa bir turiste tecavüz eder. Al sana demokratik hayattan enstanteneler. Benim hukuğumda o tecavüzcü yaptığı katliama karşılık canından olur. Bu sayede bir başkasının ırzına-canına sebep olamayacağı gibi ortalıkta öyle kolayca tecavüzcülük yapacak insan da kalmaz. Eh tabi bu sana göre çok canice geliyor biliyorum. Çünkü o tecavüzcü her içeri girip çıktığında bir başkasının hayatını yokederken sen gibiler sırf şeriat düşmanlığı adına masum kurbanlara değil de tecavüzcünün yaşam hakkına dem vurursunuz.
* 12 - 13 yaşındaki kızlara bekaret testi yaptıran hakim İslam hukuğuna göre değil, Laik demokratik ahlaka göre hüküm veriyor. Yani benim değil senin hakimindir o. Bu moklu düzen ve sözde adalet sistemi o öve öve bitiremediğin demokratik batı toplumunu örnek alarak oluştu. Cehaletin dibine vuruyorsun.
Kendi oğlum EŞCİNSEL OLDUĞUNU açıklarsa üzülürüm. Neden biliyor musun? BU KADAR ÇOK HOMOFOBİK SAPIK VE TECAVÜZCÜNÜN OLDUĞU BİR ÜLKEDE YAŞADIĞI İÇİN! Eğer kendi oğlumu-kızımı eşcinsel olduğu için dışlarsam, doktora götürüp tedavi ettirmeye kalkarsam benden ŞEREFSİZİ, ADİSİ VE HAYSİYETSİZİ yoktur.
* Bu cümleyi bir baba kuramaz. Tabi hasta ruhlu bir psikopat olması hariç. Aslında sana söylenecek okkalı bir çift sözüm var ama senin bu halini hiç bir söz paklamaz. Bu yüzden bu fikriyatın ve bastırılmış ruh halinle sadece net köşelerinde bir avuççuk körler sağırlar birbirini ağırlar ailesiyle böcek gibi yaşamaya mahkum kalacaksın çok acıyorum sana.
* Soruma gelince, ben oğlun veya kızını sormadım. Yukarda sorduğum soruyu aynen ele alıp ne kastettiysem kıvırmadan onun cevabını ver.
*Aynı şekilde sana şakşakçılık edenler de buyursun o sorumu delikanlı gibi cevaplasınlar. Laf ebeliği değil cevap bekliyorum. Ona göre bir değerlendirmede bulunacam. :)
PEKİİİİ...
MUHAMMED'İN 9 YAŞINDAKİ KIZLA GERDEĞE GİRDİĞİNİ BİLDİĞİN HALDE VİCDANIN BUNU NASIL KABUL EDEBİLİYOR! SEN 9 YAŞINDAKİ KIZINI HİKMET VE KERAMETİNDEN EMİN OLDUĞUN BİR ALİM'İN KOYNUNA, GERDEĞE SOKAR MISIN?
SAPIKLIK sizin için sahiden AHLAKİ BİR TİKSİNTİYSE 9 yaşında bebelerle cinsel ilişki kuran adam da sizi tiksindirmeli. Başta kendi inandığınız dinin önderi. Peki siz BU HERİFTEN TİKSİNECEK KADAR HAYSİYET SAHİBİ MİSİNİZ? !
* Bu sadece cehaletten ve uydurma bir rivayetin araştırılmadan kabulünden kaynaklanan gerçekdışı bir bilgidir. Ateistle bu ve bunun gibi bir iki sakat bilgiyi mal bulmuş mağribi gibi sahiplenip her zora düştükleri tartışmada can simidi olarak kullanmaktan usanmıyorlar. Haliyle bu mevzuda yapılan açıklamaları okudukları bile yok.
* Bir kere evlilik 9 yaşında değil 17 yaşında olmuştur. Bunu bu forumda daha önce de bilimsel olarak isbatladım, açıkladım. Muhtemelen benim gibi izah eden onlarcası olmuştur ama görmek istemeyip kaçış bahanesine sığınmayı tercih etmişsinizdir. Bu yüzden buradan uzun uzadıya açıklama yapmak yerine o yazımın linkini bulup eklesem daha güzel olacak. Al oku ve öğren ki cehaletin gitsin.
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=415150&postcount=31
SEBAT hazretleri!
Eşcinsel nefretiniz sağlıklı değil. Biliniz ki bu işin yarısı gizli eşcinsellik... Bu bir hakaret değil, psikiyatri doğrusudur....
* Şu gizli eşcinsellik kılıfı da sanırım edilgenlikte yalnız olmadığınız tesellisini veriyor size. Top olmayan her sağlıklı erkek için aa bu varya aslında yarı top olduğu için toplardan hazzetmiyor diyen zavallı topların kendilerini avutma söylemleridir.
* Yahu o hangi psikiyatri uzmanı kalkıp homoluğu olağan bir cinsel tercih olarak ele alıyorsa bilin ki onun da bu hastalıktan hissesi vardır. Bana teorik değil bilimsel delille homoluğun sağlıklı, biyolojik uygunluğu olan, toplumsal dengeyle barışık, hastalıktan maksimum derece ari, cinsel açıdan ise herhangi bir verimliliği, fiziki veya toplumsal sıhhati oluşturucu boyutunu ısbat etsin. Veya topluğun bilimsel olarak kromozomlarla, kalıtımla taşınan bir dna sının varlığını görsel, deneysel isbatla sabitlesin. Bunu yapamadıktan sonra gerisi vızıltı ve top arabeskinden başkası değildir.
Bu tiksindirici konu sizin iç meselenizdir. buyurun kim kiminle ne şekil takılır devam edin. Ama ben bir dindar olarak bu işten tiksinmemin nedenlerini açıklıyorum. Bana yapılan hakaretlere de daha ileri taşımadan, hafifçe karşılık vermişimdir muhtemelen. Lakin bir cevap bulabilmiş, ikna olabilmiş değilim.
SÜPERRR!
İbretlik bir yazı yazmışsın.
Albatros ağzını burnunu dağıtmış gerçi,söyleyecek pek birşey bırakmamış.Homoseksüelliğin hastalık olmadığını,genetik ve hormonal ilişkileri açıkça ortaya koyan onca bilimsel veriye rağmen bunları,hem de iğrenç bir tarzla savunmaya devam etmek...Başta da yazdığım gibi,sizin işiniz de zor be hocam.
Bir de ne bu kin,nefret,hınç?(evet evet,doğru kelime hınç)
Anormal bir hınç var burada,hiçbir sağlıklı insan bir başka gruba böyle yoğun bir hınç güdemez.Ancak o grup kendine zarar vermediyse.
Senin kadar olmasa da azıcık çirkinleşeyim;geyler mi dürttü seni?
Bla bla bla ....
Ortada bas bas bağırıp tötünü yırtan bir tavuk var ama ne hikmetse yumurta yok.
Yahu nerde bu illetin genetik ve hormonal delilleri? Genetizm ve hormonallik üzerinden yola çıkarak uydurulan teorileri sormuyorum. Bana tez değil deneyliisbatlı dötverenlik geni veya dötverenlik normalitesi sayılabilecek biyolojik faktörü ortaya koyun.
Geyler mi dürttü seni?
Bu soru ise acziyetin, zavallılığın delili olmuş.
Savunduğu sözde değerlerin üstüne s.çıp sifon çekmek olmuş. Aferin sana.
Yani bilimsel terimlerle konuşacak olursak Sebat,senin için şöyle böyle diyorlar.
Ateistlerden başka ne beklenirki...
Jolly Jocker
12-02-2012, 06:16
SeBaT,
Bir önceki sayfada yazmıştım, görmezden gelmişsin. Kısaltarak tekrar edeyim;
- Eşcinsellik bir hastalık değildir. Çünkü doğada da var. Bir yönelimi, belirli bir kültüre göre hastalık sayma yoluna gidemeyiz. Kültürler değişir. Bilim tarafından da eşcinsellik bir hastalık olarak görülmüyor. Küçük bir google araştırmasıyla bile bunu öğrenebilirsin. Kafana göre bir fıtrat tanımı yapıp bununla uyuşmayan herşeye hastalık yaftası yapıştırıyorsun. Fıtrat diye birşey yoktur. İnsan kültürel belirlenimlidir. En başta senin bilimsel olarak eşcinselliğin neden bir hastalık olduğunu ispat etmen gerekir. Aksi halde iddian dinsel bir sayıklama olarak kalacaktır.
- Eşcinsellik topluma zarar vermez. Çünkü özenilerek olunabilen, yani yayılma olasılığı olan birşey değil bu. Dene istersen! Miden bulanacaktır. Fakat onları heteroseksüel ilişkiye zorlamak da onların midesini bulandıracaktır. Zulüm olur bu. Kimse, ''Dur ben toplumun normlarının dışına çıkıp dindarları sinir edeyim'' düşüncesiyle eşcinsel olmuyor. İçten gelen birşeydir bu. Bunu yasaklayarak, aşağılayarak ya da hastalık sayarak engelleyemezsin. Yer altına itersin sadece. Bu itişin yüzünden dışlanan bu insanlar da belki suça ve fuhuşa mecbur kalabilir. Yani ahlak yapayım derken ahlaksızlığa sebep olmuş olursun. Dinlerin hep yaptıkları birşeydir bu.
- Eşcinselliğin nüfus oranlarını düşüreceği yönündeki iddia da gerçek dışıdır. Çünkü isteyerek olunan birşey değildir eşcinsellik. Yasaklasan da özgür de bıraksan eşcinsel olan insanlar çocuk yapmayacaktır. Öte yandan, bazı durumlarda ülkeler nüfuslarını azaltma yoluna gider. Sizin mantığınızla bakarsak, bu tür konjonktürlerde eşcinsellik daha faydalı görülebilir toplum için.
- Eşcinsellik neticede kişinin özel hayatına ilişkin bir konudur. İki insanın arasındaki ilişkiye, yatak odasına ve duygulara ahkam kesmeye kimsenin -senin patavatsız tanrının da- hakkı yoktur. Eşcinsellik cinsel arzudan ibaret değildir. Duygusal paylaşım da söz konusudur.
- Eşcinselliğe zorlamak nasıl bir ahlaksızlık ve zulüm ise eşcinselleri heteroseksüel bir yaşama zorlamak da bir ahlaksızlık ve zulümdür.
- Eşcinsellik hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanmak terbiyesizliktir. Başörtüsüyle ya da peygamberinin cinsel hayatıyla dalga geçenlere verdiğin tepkiyi hatırla ve kendini frenle hiç değilse. Onaylamadığın herşeyi yasaklamayı savunursan herkes birbirine girer, akacak kandan da sen ve senin gibi yobazlar sorumlu olursunuz.
- Eşcinselliği güya aşağılamak için kullanılan kelimeler aslında kadın cinselliği aşağılayan erkek egemen zihnin ürünüdür. Eşcinseli aşağıladığını sanırken annenin kadınlığını aşağılamaktasın. Bunu artık görün ve bir son verin. Saygı göstermeyenin sayg görmeye hakkı kalmaz.
- Eşcinsel ilişkiyi iğrenç buluyor olabilirsin. O zaman eşcinsel ilişki kurmaman ve eşcinsel ilişkiye girenleri dikizleme yoluna gitmemen yeterlidir. Yasaklamayı ya da hastalık olduğunu savunmana gerek yok.
- Demokrasi ve özgürlükler sadece sana benzeyenler için değil herkes içindir. Ya bu böyle kabul edilir ya da demokrat falan değilsindir. Bu kadar basit.
- Birşey senin dinine göre tiksinç ve sapkınlık kategorisine giriyorsa bu sadece o dinin inananlarını kapsayan bir görüştür. Başkalarını ırgalamaz. Kendi inancının görüşünü kanunlaştırmaya ya da toplumsal yaşamı buna göre belirlemeye kalkarsan dinini sana yedirirler. Çok da haklı olurlar. Özgürlük 'dinden özgürlüğü' ve 'günah işleme özgürlüğünü' de kapsar. Bence sen dinin günah-sevap şablonlarını gözü kapalı savunacağına, bireysel yönelimlere ket vurmaya çalışan dinin özgürlüksüz yapısını eleştirmeyi denesen belki iki adım yol alırdınız.
- Eşcinselliğe tiksintiyle yaklaşan zihin daha ziyade erkek eşcinselliğini gözünün önüne getirir. Dinde de erkek eşcinselliği daha ağır yaptırıma reva görülür. Benzer biçimde ataerkil kültür erkek eşcinselliğini aşağılar. Neden? Çünkü bu tutum ile kadın cinselliğini aşağılama tutumu yan yanadır. Erkek cinselliğini tahakkümcü-ezici bir misyonla donatma telaşı vardır ikisinde de. Eşcinseller ''yeterince erkek olamadıkları için'' aşağılanır, ''yeterince erkek olanlar'' ise karılarını dövüp en azından komşu kızını merdiven altında sıkıştırıp bir tecavüz gerçekleştirme fantezisi kurarlar. Kadınların örtünmeleri gereğine yönelik bilinç altı istemin de kökünde bu vardır. Erkek, kadının 'açık saçık gezmesini' kendi egemen cinselliğine bir meydan okuma olarak algılar ve bastırma yönelimine girer. Eşcinseller ''döt verdikleri'' için aşağılanır, kadınlar ise bu gibi durumlarda öldürülür. Zihniyet aynı zihniyettir. Feminen bir unsur olan ''döt verme'', burada aşağılayıcı bir aktivite olarak görülür. Oysa belli ki kadınlar ve gay erkekler için hiç de böyle değil. Kendi bakış açını herkese dayatamazsın. ''Döt vermek'', ''düzülmek'' v.s. bunlar zevkli ve güzel şeylerdir.
* Şu gizli eşcinsellik kılıfı da sanırım edilgenlikte yalnız olmadığınız tesellisini veriyor size. Top olmayan her sağlıklı erkek için aa bu varya aslında yarı top olduğu için toplardan hazzetmiyor diyen zavallı topların kendilerini avutma söylemleridir.
* Yahu o hangi psikiyatri uzmanı kalkıp homoluğu olağan bir cinsel tercih olarak ele alıyorsa bilin ki onun da bu hastalıktan hissesi vardır. Bana teorik değil bilimsel delille homoluğun sağlıklı, biyolojik uygunluğu olan, toplumsal dengeyle barışık, hastalıktan maksimum derece ari, cinsel açıdan ise herhangi bir verimliliği, fiziki veya toplumsal sıhhati oluşturucu boyutunu ısbat etsin. Veya topluğun bilimsel olarak kromozomlarla, kalıtımla taşınan bir dna sının varlığını görsel, deneysel isbatla sabitlesin. Bunu yapamadıktan sonra gerisi vızıltı ve top arabeskinden başkası değildir.
Bu tiksindirici konu sizin iç meselenizdir. buyurun kim kiminle ne şekil takılır devam edin. Ama ben bir dindar olarak bu işten tiksinmemin nedenlerini açıklıyorum. Bana yapılan hakaretlere de daha ileri taşımadan, hafifçe karşılık vermişimdir muhtemelen. Lakin bir cevap bulabilmiş, ikna olabilmiş değilim.
Sayin SeBaT;
Escinsellik sadece erkek icin degil ,kadin icin de kullanilan bir kavramdir. Once bunu ogrenin.
Bunun saglikli veya hasta olmakla bir ilgisi yoktur. Sonra bunu ogrenin.
Sayet kabiz oldugunuzda diskiladiktan sonra bir ohhhhh cekiyorsaniz...
Oturdugunuz yerden, gaz birakircasina homofobinizi kusmayin.
Cunku sizin bir avuc sinirden imal oldugunuzu bilenler var. Hani siz tiksiniyorum diyorsunuz ya, kulliyen yalan!
Denemediginiz hicbir seyden tiksinemezsiniz anatomik olarak. Bilimsel dunyada buna Pavlov'un kopegi deneyi iyi ornektir.
Biz ona g..t korkusu diyoruz genelde... Korkmayin, siz istemedikce hic kimse sizin bir tarafiniza birsey yapmaz. Bu kadar sinir babinda uyarilmanizi gerektirecek bir durum yok.
Prezervatif denen birsey mevcut, hic duydunuz mu?
Cinsel acidan verimliligi her turlu saglarsiniz eger uremekse derdiniz.
Biyolojik olarak baslangiciniz boyle zaten, kitabinizi okuyun. Izah etmemizi ister misiniz? DNA'niz hicbirseyi unutmaz.
Toplum farkli renklerden olusur, gerek siyasi, gerek dini, gerekse dinsel..
Toplumsal sihhatten bahsetmekse derdimiz, escinsellerden once sizofrenler onceliklidir. Paranoyaklik bir sagliklilik olcutu degildir toplumsal olarak. Vesikalik resme ereksiyon olabilen sahislar mevcutken, bosa konusmayin.
Tabi DNA ile de ortaya konulur bu. Sizin anlayacaginiz dilden anlatalim. Mesela size sorsak babaniz escinsel degildir, dolayisiyla siz de escinsel degilsinizdir.
Ama olmadigini ispat edin dersek, sizin varliginiz bunun ispati degildir.
Bu noktadan sonrasi da , havanda su dovmektir sizin adiniza.
Siz bir dindar olarak hicbir sey aciklamamis, aksine kendi meseleniz yapmissiniz neredeyse.
Diskiladiginizdan da tiksiniyorsunuz degil mi? Kabizken diskiladiginizda bir ohhhh cekiyormusunuz?Gaz cikardiginizda kendinizden kactiginiz oluyor mu?
Olmuyorsa sayet ispat edemeyeceginiz konulara girmeyin. Sizin ispat boyutunuz kutsal kitabinizdir.
Bunu yaratan Allah mi? Allah. Hersey Allah'tan mi? Allah'tan.
O halde Allah'a yapacaksiniz sikayetinizi..Bilim insanlarina degil.
Biz escinsel oldugu halde, Allah korkusundan iliskiye girmeyen dindarlari da biliyoruz.
Hic degilse onlara hakaret etmeyin.
Herkesin yatak odasini gorebilmek gibi bir ozelliginiz var mi ki, gizli escinsellige iliskin ahkam kesiyorsunuz?
Allah'liga soyunmayin ortalik yerde. Siritiyor cunku.
SeBaT,
Onca demokratlık taslamalarınızın nasıl da altının boş olduğunu, gözünüzün ne insan mutluluğu ne bilim ne de özgürlük görüp, sadece dininizden başka hiçbir şeyi umursamadığınızı çok güzel örnekleyen bir yazı yazmışsın.
Uzun cevap vermeyeceğim. Gereği yok çünkü. AlbatrasS uzunca yanıtlamış zaten. Kısa kısa gidelim;
* Jolly Jocker, Benim demokrat olduğumu söylediğim tek cümlemi bulup getirir misin? Bilakis demokrasiyi milattan önceye ait en gerici ve bir türlü tanımlanamayan, bir örneği bir diğerince kabul görmeyen, paradoklarla malul bir sistem olarak ifade etmişimdir hep. Siz benim demokratlık tasladığımı nerden çıkarıyorsunuz? Kaldı ki ben şeriatçi olduğumu kalın harflerle vurgulamıştım. Bir şeriatçi nasıl demokrat olur?
* İnsanlar hastalıklı ilişkilerle mutlu olacaklarsa bırakın mutsuz kalsınlar. Özgürlük dediğiniz şey bireysel zevkler adına toplumu zehirlemekse, aileyi, biyolojik gerçeği ifsat etmekse bunu savunmak akıl karı değil. Kaldı ki ortada bilimsellik adına bir tek elle tutulur şey yok. Yorumlar, teoriler, çıkarımlar, tahminler ve durumu kotarmalar bilimsellik olamaz.
Eşcinsellik bir hastalık değil. Çünkü doğada da var. Bir yönelimi, belirli bir kültüre göre hastalık sayma yoluna gidemeyiz. Bilim tarafından da eşcinsellik bir hastalık olarak görülmüyor. Tabi sen şimdi, bana ne bilimden diyeceksin. Ama biz dini değil bilimi temel alıyoruz. Çünkü sahip olduğumuz tüm ilerlemeler ve kazanımlar bize dinin değil bilimin armağanı. Birazcık ahlakın varsa bir yandan bilimin ürettiği ürünleri tüketip beri yandan bilimin ahkamına ters ahkam kesmeye kalkma.
* Eşcinselliğin hastalık olmadığının delili doğada var oluşu olamaz. Şizofrenlik de doğada var ama hastalık. Esasen doğada olmayan hastalık yoktur.
*Bir yönelimi belli bir kültüre göre hastalık sayan yok. Hastalık tanımından hareketle kişi ve toplumun ruh ve beden sıhhatini zedeleyici ve menfaati zararına mağlup bırakan eğilimleri hastalık olarak isimlendirmek bir kültürle kayıtlı durum değil vakıanın tanımıdır. Bu tıpkı cinayet gibi, hırsızlık gibi, psikopatlık da yönelim kökenlidir. Bu yönelimler yönelim oldukları için suç ve hastalık olarak ifadelendirilirken homoluğun, lezbiyenliğin, travestiliğin, mazoşluğun yönelim oluşu onları normalleştiremez.
* Din bilimin karşıtı değildir. Bazı dinlerin dogmalarla tabiat kanununa aykırılık arzetmesi islamın bilime verdiği öneme, bilimsel mirasa katkısına göndermede kullanılamaz. Bilimin kazanımları ateistlerden çok dindar insanların çabalarıyla yoğrulmuştur. Bilim Allahın tabiata koyduğu işleyiş yasalarının, ilke ve ilişkilerin keşfiyle, değerlendirilmesiyle alakalıdır.
Bilimin ürettiği ürün dine rağmen üretimler olmamakla beraber, bilimin kendisi dinsizlerce tapınılan bir puta, dine evriliyor diye insanlığın ortak mirasından kimin istifade edip edemeyeceğini belirleme konumunda değilsiniz. Kaldı ki bu konuda sizin biraz ahlakınız varsa bilimsel bir boyutu olmayan bir meseleyi bilimle isbatlanmış gibi yansıtma pespayeliğini bırakın.
Topluğun anormalliğini savunmak hangi bilimin hangi kanununa aykırıymış?
Eşcinsellik neticede kişinin özel hayatına ilişkin bir konudur. İki insanın arasındaki ilişkiye, yatak odasına ve bir insanın duygularına ahkam kesmeye kimsenin -senin patavatsız tanrının da- hakkı yoktur.
* Eşcinsellik kişinin özel hayatıyla sınırlandırılan bir mefhum değildir. Toplumsal bir tehdit ve bulaşıcı bir hastalıktır. Bu hastalık bugün kendisine toplumsal bir meşruiyet zemini ararken sözde özgürlük, cinsel eğilim vb kılıflarla maskeleniyor diye toplumsal ifsada göz yumulamaz. Ayrıca benim tanrımın malısınız. Sizi o yoktan varetti ve mal sahibi malı üzerinde dilediği tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Senin ürettiğin futbol topu sana beni üretirken bana mı sordun diye sitem etse, beni neden tekmelenen bir top yaptın, veya hayır ben kendiliğimden oluştum dese bu itirazların hiç birisi onun doğası gereği bir top olarak mevcut olduğunu ve sahibinin malı olduğu için sahibince pekala kullanılacağını değiştirmez. Benim tanrım seni insan olarak yarattı ve seni hangi fıtrat üzere yarattıysa o doğrultuda yaşamanı dilemeye hakkı var. Bu yüzden yatak odana da kural koyar, ne yiyip ne içeceğine de. Buna itirazı olan da itirazın karşılığı olan bedeli görür.
Demokrasi ve özgürlükler sadece sana benzeyenler için değil herkes içindir. Ya bu böyle kabul edilir ya da demokrat falan değilsindir. Bu kadar basit.
* Yahu benim demokratlığımı nerden çıkardın? Muhtemelen bir yanlış anlaman vardır. Normal karşılarım. Ben demokrat felan değilim. Demokratlığın özgürlük olduğuna da inanmam. Eğerki siz özgür demokratlarsanız bu toplumun çoğu eşcinselliği nefretle kınıyorsa buna saygı duyun. Nihayetinde benim de bir hastalığı sevmeme ve eleştirebilme özgürlüğüm var demokratik açıdan. Biraz demokratik olun :D
Birşey senin dinine göre tiksinç ve sapkınlık kategorisine giriyorsa bu sadece o dinin inananlarını kapsayan bir görüştür. Başkalarını ırgalamaz. Kendi inancının görüşünü kanunlaştırmaya ya da toplumsal yaşamı buna göre belirlemeye kalkarsan dinini sana yedirirler. Çok da haklı olurlar.
* Benim dinime göre değil de demokrasiye göre baksak yine susmalısın. Çünkü bu ülke halkının ezici çoğunluğu eşcinselliği sapıklık olarak görüyor ve istemiyor. Demekki benim dinime göre değil çoğunluğun tercihine göre de eşcinsellik kabul edilemezdir. Demekki bana dinimi yedirmeye gelirken kendi demokrasini yiyebiliyormuşsun :D Bence sen gel bu paradokslu saplantıdan kurtul. Demokrasi böyle acaip bişey işte.
Kendi hastalıklı bakış açını herkese dayatamazsın. ''Döt vermek'', ''düzülmek'' v.s. bunlar zevkli ve güzel şeylerdir.
* İşte meselenin özü bu. Ateist bir zihnin tüm varoluşu, hayat algısı, mücadele altyapısı gelir döt vermeye dayanır. Bir insan sınırsızca düzüşebilmek, dilediğince şarhoş olabilmek ve sınırsızca yiyebilmek için ateist olur ve nihayetinde allayıp pullayıp savunuyor gibi göründüğü tüm hakikatleri getirip böylesi bir hayat temennisine bağlar.
Ne diyelim, kimsenin dötünü mühürleyecek değiliz. Gidin başınız dönene kadar fiilin 4 halini yaşayın.
Benim için bu konu kapanmıştır. Bir kaç dötverenlik sevdalısının insanlık adına salladıkları yalanları, ibretlik açıdan okuduk. Lakin midem kaldırmıyor bu mevzuyu da mevzu sahiplerinin tavırlarını da. Nihayetinde bu sizin iç meseleniz. buyurun eşcinsel haklarını ( :P ) savunmaya kaldığınız yerden devam edin.
Solda homofobi'den konu neden buralara geldi? Cunku devrimciler kendilerini sagcilarla mukayese edip, neden onlari degil de bizi elestriyorsun diye savunmaya gectiler.
Elbette buraya gelecek. Cunku sen, gerek escinselligin, gerekse homofobinin, genel olarak insan'a ozgu bir durum oldugundan bi habersin, Ingiltere'nin ortasinda.
Konunun buralara gelmesinde emegin buyuk Jadi. Kimseyi suclama. Alakasiz yerden, alakasiz bir giris yaptin her zamanki tarzinla.
Penis penistir, vajina da vajinadir.
Bunun devrimle, muhafazakarlikla sunla bunla alakasi yoktur.
* İşte meselenin özü bu. Ateist bir zihnin tüm varoluşu, hayat algısı, mücadele altyapısı gelir döt vermeye dayanır. Bir insan sınırsızca düzüşebilmek, dilediğince şarhoş olabilmek ve sınırsızca yiyebilmek için ateist olur ve nihayetinde allayıp pullayıp savunuyor gibi göründüğü tüm hakikatleri getirip böylesi bir hayat temennisine bağlar.
Hakaret etmissiniz ancak;
Sinirsizca duzusebilmek ozleminizi anlayisla karsiliyoruz.
Insan beyni bu sekilde calisir zaten. Bir tarafi ne kadar teist ise, diger tarafi da o kadar ateisttir mecazen.
Birileri ne kadar escinsel ise, digerleri de iki uc hatunla, swinger tarafi sergiler.
Biri insanin secimidir, digeri peygamberin sunnetidir.
Cok guzel ozetlediniz dininizi. Tesekkurler. Bir kere daha hislerimize tercuman oldunuz. Ve bilimi dogruladiniz.
Jolly Jocker
12-02-2012, 06:52
1- "ahlak" sözcüğünü git araştır öyle gel. Ahlakın tanımı ve kökenine dair hangi unsurun kendinden menkul ve hele hele dinsizlikle malul bir realiteye denk düştüğünü izah et de göreyim seni.
2- Senin neden bir ahlaka ihtiyacın olsun ki? Nihayetinde soyut ve göreceli bir değerin sence bağlayıcılığı sözkonusu olamazki. Bağlayıcılığı olmayan bir ahlakın ise varlığı beş para etmez.
3- Tutturmuşsunuz bir ileri-geri safsatası, düne dair ne varsa b.k, yarına dair ne olacaksa muhteşem...
4- Elle tutulur, gözle görülür bir gram delili olmayan "zanni" zırvalıklar demeti. R.Dawkins denen moronun "ilkel ataların ava giderken ev halkını amcaya emanet etme" masalından "eşcinsellik geni" türettiği senaryosu muymuş bilimsel gerçek?
5- Bana dışkı yoluyla birleşmenin azgınlıktan öte kabul edilir biyolojik delillerini koyun ortaya.
6- Aynı şey bir kadının bir diğer kadının cinsel organıyla sevişmesi yönünden de sapıklıktır. İğrenç bir hastalıktır. Tedavi edilmesi gereken bir illettir. İnsan ve toplum hayatına darbe vuran hastalıktır ve sadist zevkçilikten başka izah edilebilir bir tek bilimsel faydası, kökeni yoktur.
7- Alt tarafı fıtratı tahrif olmuş, sağlıksız bir toplumda cehalet, maddeperestlik, psikolojik bunalım içinde anormalliğe saplanmış hasta ruhluların sapıklığını tanımlamak için kullanılacak en bariz ifade "hastalık"tır.
8- Modern hayat kadının özgürlük adına köleleştirildiği, şahsiyetsiz ve kimliksizleştirildiği, yalnız ve çaresizleştirildiği, a.ının, g.tünün, memesinin, kalçasının oranına göre adam yerine konduğu tüm zamanların en sofistike sömürgenliğidir. Bana modern hayat teranesi okuma.
9- Benim hukuğumda o tecavüzcü yaptığı katliama karşılık canından olur. Bu sayede bir başkasının ırzına-canına sebep olamayacağı gibi ortalıkta öyle kolayca tecavüzcülük yapacak insan da kalmaz.
SeBaT, bu iletindeki temel argümanları numaraldırdım. Gerçi bunları bana yazmamışsın ama olsun. Sırasıyla yanıtlayalım;
1- Ahlak dinden ibaret değil. Din dışı ahlak sistemleri de var. Dinsel değil de doğal bir fıtrat tanımı yapıp ahlakı buna dayandıranlar da var, hazza dayandıranlar da. Ben ise farklı düşünüyorum. ''Kötü'' dediğimiz şeyler insan ilişkilerindeki çarpıklıktan kaynaklanır. İnsan ilişkilerini de yaşam koşulları belirler. Eğer koşullar insanları bencil ve duyarsız davranmaya itiyorsa bunu ahlak vaazlarıyla ya da cehennem korkutmalarıyla düzeltme olanağı yoktur. Asıl çözüm, koşulları değiştirmek, daha sağlıklı insan ilişkilerinin önünü açmak, bencillik yerine dayanışmayı gerektiren bir sistem tasarlamaktır. Bu da ahlaka değil bir devrime denk düşer. Ahlak ise, hele ki dinsel ahlak, çoğu kere 'kötülüğün' maddi temelinin gözden kaçırılmasını sağladığı için afyon olmanın ötesine gitmez.
2- Bana göre insanları bencillik ve rekabete iten bir sistemde yaşanıyorken, buna vurgu yapmak yerine inanca ve bireysel ahlaksal tutuma vurgu yapmanın beş paralık değeri yoktur. Olamıyor da. Üçüncü sayfa haberlerinden açıkça görüyoruz olamadığını. Din ahlakı hiçbir şeyi düzeltemiyor. Neden? Çünkü ekmek aslanın miğdesindeyeni ilkokuldan beri insanlar birbirini elemeye çalışıyorken sen kalkıp da inanç üzerinden fedakarlık ve ahlak beklersen havanı alırsın.
3- Evet ''düne dair ne var b.k, yarına dair ne varsa muhteşem'' mantığı yanlıştır. Doğru. Tıpkı, ''düne dair ne varsa muhteşem, bugüne dair ne varsa b.k'' mantığının yanlış olması gibi.
4- Heteroseksüellik geni var mı? Toplumumuzca 'normal' kabul edilen yönelimlerin tıbbi açıklama ve bilimsel kanıtları nelerdir? Buna gerek bile duyulmuyor. Mesele arzuyu yaşayabilmekte. Kimseye zararın yoksa, zorlamıyorsan, hissettiğini yaşamanın ne zararı var? Eşcinsellik sonradan olunan birşey değil. Elde değildir bu. İçinden gelir. Senin onlara dediği şey: Hisset, arzula ama sakın yaşama. Bu insanlardan kendilerini kandırmasını, kendilerine çile çektirmesini, kendilerine karşı dürüst olmamalarını bekliyorsun. Buna hakkın yok?
Zaten eşcinselliğe hastalık dense ne olacak? Tedavisi yok ki! Kimseye zararı da yok. Zarar vermeyen bir hastalık olur mu? İnsanlar duygularını yaşarken bilimsel reçetelere mi bakacak önce? Saçmalık...
5- Heteroseksüel ilişkilerde de anal seks olabiliyor. Burada ''pislik'' olan birşey yok. Karşılıklı arzu ve haz var. Anüsün içi de yıkanıyor ilişkiden önce.
6- Bunlar senin önyargıların. Kimse kendi yaşamını sürerken sana sormayacak. Bununla yaşamaya alış. Oral sekste de mide bulandıran birşey yok. Kendi bakış açını başkalarına yansıtamazsın. Eşcinselliğin topluma bir zararı yok. Yatak odasında yapılıyor. Ama sandığın ve sunduğun gibi bundan ibaret de değil. Duygusal bir bağ ve aşk da söz konusu.
7- Belirli bir zaman ve mekandaki, belli bir üretim tarzındaki toplumun ortalama bireyinin davranışlarını fıtrat adı altında sahiplenip, aksini gösteren her delili ''fıtratı bozukluk'' olarak karalamak dışında yapabildiğin birşey var mı? Ben de kafama göre bir fıtrat tanımlayıp buna uymayan senin davranışlarını sapkınlık olarak görebilirim. Bu çok basit bir tutumdur. Tarihte çok ilginç adetlere sahip toplumlar yaşadı. ''Döl alma geleneği'' diye birşey var mesela. Araştırabilirsin. Fıtrat diye birşey yoktur. Birazcık sosyoloji bilen bunu da bilir.
8- ''Modern hayatın'' kadını köleleştirmesinin çözümü ne peki? Kara çarşafa girmek mi? ''Modern hayatın sunduğu köleliğe'' karşı islamın bin beter köleliği mi çözüm? Bir kere, bu 'modern hayat'ın hiç mi olumlu yanı yoktur? İkincisi, modern hayat dediği kapitalizmdir. İnsan ilişkilerini belirleyen koşulların kökeninde bu sistem vardır. Bu sistemin ahlakını beğenmiyorsan sistemi eleştirir, anti-kapitalist tutum alırsın. Kapitalizmden çok daha köleci bir sistem olan feodalite artığı dinlerin dogmalarını savunmazsın.
Kaldı ki kadını metalaştıran şey çıplaklığı değildir. Metalaştığı için çıplaklığını bu şekilde anlamdırıyorsun. Çıplaklık tek başına hiçbir anlama gelmez oysa. Kadın, kapitalizmde, öncesine göre daha ileri ve özgür olanaklara kavuşmuştur. Bu tespit, kapitalizmin kusurlarını eleştirmeyi önlemez elbette. Daha iyisi için çabalıyoruz. Lakin daha iyisi islam değil sosyalizmdir.
9- Sonuçları cezalandırarak olayları önleyemezsin. Nedeni bulup düzeltmen gerekir. Cezaları artırmak tecavüzü önlemez. Görünürlüğünü azaltır sadece. Asıl önemli olan kadının ''iki bacak arası delik'' ve ''buna indirgenmiş bir namus'' anlayışından kurtulması, erkekle eşit olanaklara ve değere kavuşmasıdır. Kadını erkek himayesine verirsen(ki islam bunu savunur) onu mal kertesine düşürmüş olursun. Üstelik islam kadını erkekten aşağı görmesine ''tanrısal'' bir kılıf da uydurarak kapitalizmin bile yapamadığını yapmış olur. Kadın bir kez erkekten değersiz ve himaye edilmesi gereken güçsüz bir yaratık olarak görüldükten sonra artık bir ''av'' durumuna düşmüş olur.
Erkek cinselliğini kadın cinselliğini ezen ve tahakküm eden ya da 'kirleten' birşey olarak kurgulamak da tecavüzlerin önünü açacaktır. Tecavüzün temel mantığı, erkeğin, kendinden aşağı bir cinselliği olduğu kadına haddini bildirmek istemesidir. Tümüyle erkek egemen kültürün bir ürünüdür tecavüz. İslam da bu kültürü içerir. O yüzden sen fazla konuşma bence. Kapitalizm kadını soyarak ezer, islam ise örterek ezer. İslamın farkı, kadına yönelik aşağılayıcı tutumunun üstünü örtmesidir. Çözüm, kadının özgürleşebileceği koşulları yaratmak, eşitlik mücadelesini yükseltmektir.
Jolly Jocker
12-02-2012, 07:05
SeBaT,
Sana eşcinsel ol diyen yok. Hakaret etme, farklılıklara nefret söyleminde bulunma, insanlara hastalık muamelesi yapıp psikolojilerini bozma, dinin ahkamına uymak için özgürlüklerin ırzına geçme yeter. Kendi dötünle ilgilen. Başkaları neresine ne sokuyor sana ne be kardeşim? Bundan topluma ne ayrıca?
Demokratlık çoğunluk ne diyorsa doğrudur zihniyetine indirgenemez. Bilakis, azınlıkların ve farklılıkların eşitliğini temel alır. Yani toplum çoğunluğu istiyor diye eşcinsellerin hakları kısıtlanamaz. Demokratlık bu tutumu almayı gerektirir.
Eşcinselliğin hastalık olduğunu iddia ediyorsan kanıtlaman gerekir. Hastalık, insan sağlığına zararlı olan şeydir. Eşcinselliğin sağlığa ne zararı var? Topluma ne zararı var? Açıklaman lazım. Sen ise sadece yaftalıyorsun. Eşcinselliğin ne topluma ne de bireye bir zararı yok. Sırf senin dininin ahkamı için bu zararsız insanların üzerinde baskı kuracak değiliz. Bu zorbalık olur. Seni eşcinsel ilişkiye zorlamak ne kadar ayıp ve kötü birşeyse, bir eşcinseli hetero ilişkiye zorlama da o kadar ayıp ve kötü birşeydir. Kendine yapılmasını istemeyeceğin şeyleri başkalarına yapma. Yapıyorsan da özgürlükten, ahlaktan bahsetme.
Sendeki(aslında dinindeki) mantık faşist bir mantıktır. ''Allah seni yarattığına göre sen onun malısın. Hakkın-hukukun yok. Senle istediğini yapar. Özgürlüğün için direnirsen bedelini ödersin!'' mantığı... Hitler'de de aynı mantık vardı. Senin faşist tanrının emirleri beni hiç ırgalamıyor. Zira faşizmle tek ilişkim onunla savaşmak içindir. Faşist bir tanrıya kendini kul eden bir kişiliğe saygı duymakta zorlanıyorum. Özgürlüğün içine etmen ne acı...
Son olarak, ateizme yönelik tanımın yanlış. Homofobik ateistler de var. Bir insan rahatça yiyip, içip, sevişmek için ateist olmaz. Bunlar hocalarınızın size düzdüğü yalanlar. Bir insan dinlerin iddialarını artık inandırıcı bulmadığı için ateist olur. Hatta dinle tanışmamış olmak bile yeterlidir. Her bebek ateist doğar. Önyargılarını kendine sakla.
istatistik
12-02-2012, 12:15
* İşte meselenin özü bu. Ateist bir zihnin tüm varoluşu, hayat algısı, mücadele altyapısı gelir döt vermeye dayanır. Bir insan sınırsızca düzüşebilmek, dilediğince şarhoş olabilmek ve sınırsızca yiyebilmek için ateist olur ve nihayetinde allayıp pullayıp savunuyor gibi göründüğü tüm hakikatleri getirip böylesi bir hayat temennisine bağlar.
Öncelikle yukarıdaki ifadenize değinecek olursak, sınırsızca cinsel ilişkide bulunmanın, canı kimi isterse onu almanın yolu "Peygamberlikten" geçer. Ortadoğudaki peygamberlere şöyle bir bakmak bunu anlamanızı sağlayacaktır. Hatta uzağa gitmeden kendi peygamberinize de bakabilirsiniz.
Hastalık konusuna gelirsek de: Asıl hastalık, size herhangi bir zararı dokunmayan ve insanların kendi arasındaki ilişkilerinden ve kişisel tercihlerinden ibaret bir durumdan ölesiye nefret etmek, hakaret etmektir. Bu hastalıklı bir düşünce yapısıdır ve tedavi edilmesi gerekir.
Yazılarınızda gördüğüm kadarıyla konu "Fatih"e gelince bir yavaşlama ve kendi derdidir gibi bir ifade söz konusuyken laf başkalarına geldiğinde içinizdeki nefreti öyle bir kusmuşsunuz ki insan yazdıklarınızdan tiksiniyor. Burada da benim eşcinsel eğilimlim iyi, karşı tarafın eşcinsel eğilimlisi ise kötü mantığını güttüğünüz görülüyor. Belirtmem gerekir ki bu da hastalıklı bir düşünce tarzıdır.
Özet: Sebepsiz yere farklı bir inanış, ırk, din, mezhep ya da cinsel tercihteki insanlardan nefret etmek, hakaret etmek ve aşağılamaya çalışmak hastalıkların en büyüğüdür. Toplumdaki şiddetin ve kan dökülmelerinin temelinde de bu kişiler vardır.
rastaman
12-02-2012, 13:44
Bla bla bla ....
Ortada bas bas bağırıp tötünü yırtan bir tavuk var ama ne hikmetse yumurta yok.
Yahu nerde bu illetin genetik ve hormonal delilleri? Genetizm ve hormonallik üzerinden yola çıkarak uydurulan teorileri sormuyorum. Bana tez değil deneyliisbatlı dötverenlik geni veya dötverenlik normalitesi sayılabilecek biyolojik faktörü ortaya koyun.
Geyler mi dürttü seni?
Bu soru ise acziyetin, zavallılığın delili olmuş.
Savunduğu sözde değerlerin üstüne s.çıp sifon çekmek olmuş. Aferin sana.
Ateistlerden başka ne beklenirki...
Sen söylemediğini bırakma,ağzını her türlü pislikle doldur,sonra bu laftan rahatsız ol,mağduru oyna.
Sen nefretini kusana kadar gayet seviyeli gidiyordu başlık.
Şu başlıkda konu epey tartışılmış,senin görmezden geldiğin,yok saydığın çalışmaların linkleri verilmiş.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=24346
http://sihirliyazilar2.blogspot.com/2010/02/escinsel-ve-erkek-egemen-genler.html
Senin ''köpeklerin oynaşması'' sandığın hayvan eşcinselliğinin 1500 farklı türde var olduğu anlatılmış.İşe yaramayacak ama olsun.
''Gözleri var,fakat görmezler;kulakları var,fakat işitmezler.''
Sanki size mi söylemiş ne?
''tc solu'' da nedir ya.
kendine egemenlere yalakalık yapmayı iş edinmiş bu arkadaşımız,
solu düzenle özdeşleştirip çirkin gösterebilmenin/değersizleştirebilmenin tüm tekniklerini alabildiğine kullanıyor.
bazı arkadaşlarımız ise saf saf ortaya atılan konuyu tartışıyor.
başlığı açan vatandaşın her fırsatta bir tarafını sıvazladığı feodal islamın kapitalistleşmiş versiyonu homofobik olmanın ötesinde alabildiğine ayrımcı/ötekileştirici ve baskıcı iken,
bunu tartışmaya açmıyor.
tc ılımlı islamının yalakası artık deşifre olmuştur.
onun üreteceği ''düşünce'' olmadığı,
sadece ve sadece verili sömürü ilişkilerini temize çıkarabilmek adına göbbelsden kalma ilkel ve bilindik tekniklerin bu forumdaki temsilcisi olduğu gerçeği ortadadır.
Turkiye'de sol hicbir zaman var olmadi ki halk solu sevmemis olsun. Vardi da onlar mi istemezuk dedi sanki? Bak mesela, Kurdistanda halk ne kadar dindar da olsa sol partiyi ve gerillayi destekledi. Cunku onlar, Ibrahim Kaypakkaya'nin gelenegini devam ettirmisti. Siz ise 68'lilerin yolundan devam ettiniz. 68'liler denilen guruh, Ataturk'un genclige hitabesini okuyup transa gececek kadar milliyetci ve muhafazakardi mesela. Stalinizmin ise sol falan olmadigini artik herkez kabul ediyor.
Bu cagda bile hala ozellestirmeler yuzunden tep tep tepinen bir kesim var. Devlet memurlari emekci falan degildir arkadasim. Kendinize gelin degistirin bu kafayi lutfen. Cok cagdisiniz yani
Sadece bilgi olsun diye yazıyorum.
Kürdistan'da halkın ülkenin (Türkiye) diğer bölgelerine göre dindar olduğu iddiası önyargıdan ibarettir.Kürdistan'da sol partiyi yani BDP yi destekleyenlerin çoğunluğu dindar olmayanlardır.Kürdistan'da halkın önemli bir kısmının sol partiyi desteklemesinin altında İbrahim Kaypakya'nın fikirleri değil Azadi örgütü ile başlayan süreç vardır.İbrahim KAYPAKKAYA'nın fikirleri Kürdistan da sadece Dersim bölgesinde etkindir.İbrahim KAYPAKKAYA'nın fikirleri daha çok ülkenin Karadeniz kesiminde etkilidir.
yucemanitu
14-02-2012, 01:10
''tc solu'' da nedir ya.
kendine egemenlere yalakalık yapmayı iş edinmiş bu arkadaşımız,
solu düzenle özdeşleştirip çirkin gösterebilmenin/değersizleştirebilmenin tüm tekniklerini alabildiğine kullanıyor.
bazı arkadaşlarımız ise saf saf ortaya atılan konuyu tartışıyor.
başlığı açan vatandaşın her fırsatta bir tarafını sıvazladığı feodal islamın kapitalistleşmiş versiyonu homofobik olmanın ötesinde alabildiğine ayrımcı/ötekileştirici ve baskıcı iken,
bunu tartışmaya açmıyor.
tc ılımlı islamının yalakası artık deşifre olmuştur.
onun üreteceği ''düşünce'' olmadığı,
sadece ve sadece verili sömürü ilişkilerini temize çıkarabilmek adına göbbelsden kalma ilkel ve bilindik tekniklerin bu forumdaki temsilcisi olduğu gerçeği ortadadır.
İmza, bir önceki mesajımda aynı şeyi farklı kelimelerle ben söyledim:
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=431269&postcount=76
AlbatrosS
15-02-2012, 13:58
* JADI kanaatimce sizin gibi şöyle-böyle fikirlilerden yeterince ibret almıştır.
* Sanki çok temiz ağzı varmış gibi bir de kırmızılayıp istisna yapmaz mı? :) Yahu seni hafife almamdaki en bariz neden pis bir küfürbaz olup meseleleri şahsileştirdiğin halde utanmadan bir de "ben hakaret etmem fikir eleştiririm" aymazlığına sığınmandır.
Bir dakika. Haddini, kendini ve kurduğu cümleyi bilmez densizin biri ''toplumun bir kısmına'' hasta, sapık, deyyus... hakaretlerle geliyorsa nefsi müdafa hakkım saklıdır.
Irkçıya, faşiste ve densiz(yobaz) dindara tahammül etmem. Sizinle uzlaşmak gibi bir derdim yok. NEDEN? Çünkü ırkçılık ve homofobi zaten HAKARETTEN ibarettir. Ha, adam ırkçıdır ama yine de ''kibar'' konuşur, yazdıklarını gerekçelendirmeye çalışır ve İTHAMLARDAN uzak durur. Sevmesek de üslubumuzu ona göre düzenleriz.
Sen sürüsüyle hakaret edip densizliğin alasını edeceksin, biz de kibar kibar ''efendim öyle değil de böyle'' diye anlatacağız öyle mi? Sen kızı tecavüze uğramış kara yağız, yiğit ve öfkeli bir babaya gidip ''kızının erkeği tahrik edip hakkettiğini'' söylesene kibar kibar mesela? Seni ibret olsun diye yağsız kazığa oturtup eline bir de barby bebe verip ağzına emzik sokmazsa öp de başına koy :)
* "ahlak" sözcüğünü git araştır öyle gel. Ahlakın tanımı ve kökenine dair hangi unsurun kendinden menkul ve hele hele dinsizlikle malul bir realiteye denk düştüğünü izah et de göreyim seni.
1. Ahlak ''dini'' bir olgu olsa dahi BEŞERİ bir kavramdır. Bir ateiste ''ahlakın kökeni dindir'' demen kadar saçma bir şey olamaz. Adam Tanrının varlığını kabulleniyor mu ki ahlak'ın dünya dışı bir şeyden ürediğine inansın?
2. Ahlak farzedelim ki yalnız dini saiklerle üretilmiş sosyal normlar olsun. Eee, bunlar zaten İNSAN ÜRETİMİ değil mi? Bana göre tüm dinler insan uydurması. Beşeri-kültürel bir süreç.
3. Ahlak'ın kökeni MİT'LERDİR. Mitoloji ve kozmogoni'nin ne olduğunu bilmiyorsan bir KÜLTÜR BİLİM eğitimi almış birinin karşısında atıp tutmayacaksın. Önce KÜLTÜR VE MİT ne onu öğreneceksin. Sonra Kültürbilim'de MODERN DİSİPLİNLER VE kuramlar tarihini bileceksin. En sonunda Kültürel ürünlere bakışta ''performans-gösterimci KURAM'' nedir adam gibi araştıracaksın.
* Senin neden bir ahlaka ihtiyacın olsun ki? Nihayetinde soyut ve göreceli bir değerin sence bağlayıcılığı sözkonusu olamazki. Bağlayıcılığı olmayan bir ahlakın ise varlığı beş para etmez. Kendini yücelteceksen git kendinden menkul kavramlarla başar bunu. Ayaklarını dine, değerlere basarak "olmayan ahlakına" zemin uydurma. Kaldı ki her dinsiz kendi aklı ve şüphesine göre hazzının, uçkurunun çıkarına olan şeyi ahlak edinecekse toplumda birbiriyle çatışan bireysel ahlak kaosundan başka ne olabilir ki? Nerden tutulsa pörsüyen saçmalamalara tutunma.
Kültürbilim'in modern kuramlarını bilmeyen AHLAK'ı bilmediği gibi ancak böyle saçmalar işte.
Bak arkadaşım, sana güzellikle izah edeyim, sen de git araştırarak te'yit ettir dilersen:
Ahlak ''kültür''e içkin sosyal normlardır. Ahlakın öğretip şekillendirdiği her ''davranış'' bir ÜRÜNDÜR. İnsanların değişen ihtiyaç ve koşullarına göre ahlak'i davranış kodlarında esnemeler, farklılıklar ve yenilikler olur. Kültürel yaşamda bir ürünün her icrası ''yeni ve özgün'' bir formel oluştur. İcranın kontexti(bağlamı)na göre ürünün şekli(formu) ve içeriği(muhtevası) değişebilir. Kültür'de aslolan ''bağlam''dır. Bağlam ürünün icra edildiği esnada gerek icracının (verici) gerekse o ürünü izleyen, dinleyen, gören ''alıcının'' karşılıklı etkileşimleri ile alıcı ve dinleyicinin hep beraber içinde bulunduklar ''çevre'' şartlarına göre değişkenlik arz etmesidir.
Biz buna kültür bilimde performans-gösterimci ekol diyoruz. Bu ekole göre her türden kültürel ürün özünde teatral bir gösterimdir. Gösterim'in şekli ve formu şartlar ve çevre içinde belirlenir.
AlbatrosS
15-02-2012, 14:00
* Tutturmuşsunuz bir ileri-geri safsatası, düne dair ne varsa b.k, yarına dair ne olacaksa muhteşem... Hülasa kendi varlığını yarınkiler için potansiyel pok kıvamına indirgeyen bir zihniyet ne derece sağlıklı bir dün-bugün mukayesesi yapabilir başka mevzu... Hal böyle iken Fatih Sultan Mehmet' in cihan hükümdarlığını atlayıp tamamen sembol ve remizlere dayalı divan şiiri tarzında işlediği bir şiirdeki kuşak sözcüğünden onun papaz oğlancılığına hükmetmek MALLIKTAN ÖTE BİRŞEY DEĞİLDİR. Divan şiirinde aşk, sevgili, güzellik, kadeh, raks, dilber vs hep sembolik manada ve mübalağa ile ele alınmış kalıplardır. Kaldı ki malum şiirlerde Galata, sadaabad, haliç veya herhangi bir mekan ya güzel bir kadın sembolizminden mülhem işlenir veya civan bir yiğit duruşuyla. En basitinden Leyla ile mecnun mesnevisini çoğu ahmak basit bir erkek-kadın aşkı sanır. Lakin sembolik okuma ele veriyor ki Leyla, mecnun, Aşk, çöl vs ne varsa tasavvufi derinliğe işaret eden mesaj yüklü anlatımlardır.
Bana bak hacı,
Konuştuğun adamın kim olduğunu bilecek öyle konuşacaksın:)
ben 8 dönem divan şiiri estetiği; 4 dönem osmanlı'ca, 8 dönem metin tahlilleri görüp tezimi klasik şiir üzerinden yaptım. FATİH'in o şiirde ne dediğini yalnızca ''papaz kuşağı'' üzerinden şerh etmeyecek kadar donanım sahibiz çok şükür. Fatih'in o şiiri baştan sonra TEVRİYE san'atıyla örülmüş gayet hoş bir şiirdir. Önce divan şiiri MAZMUN yapısını bilecek, sonra belli başlı bazı sanatları öğrenecek en son estetiğe bakacaksın. Bunlar da yetmez, dönemin sosyo-kültürel alışkanlıklarına, bakış açılarına ve vesikalarına bakacaksın.
Leyla ve Mecnun'u bilmeyen adamı bizim okulda sopayla kovalıyorlardı ayrıca .
* Velev ki Fatih Sultan oğlancı olsun.. Bundan banane? Bu olsa olsa o hükümdarı da iğrenç bir hastalığın pençesinde gösterir sadece. Topluğun, tötverenliğin necis bir habaset olduğunu değiştirmezki.
Hayır, Fatih'e o yönüyle daha çok saygı duymamızı, ta o devirde sizden çok daha hoşgörülü ve bilge olduğunu gösterir.
* Nedim dediğin adam da senin gibi hayatı uçkur hürriyetinden ibaret sanmış zevkperest bir haz kölesinden başkası değil. Nedim'i bana değil kendine örnek vereceksin. Nedim beni neden alakadar etsinki :) Nedim de dünün tötvereni olabilir en fazla.
Fatih'in haremine aldığı karılar gözüne batmaz da DİVAN ŞİİRİNİN EN LATİF şairlerinden biri batıyor değil mi. Tıpkı Peygamberin gibi. Sille küllah sülalesini katlettiği bir kızcağızı kendine KARI YAPACAK KADAR evrensel(?) biridir kendileri ama. Doğru ya ''Muhammed yaparsa allah rızası için yapar, hayırdır, ilimdir, irfandır.'' Bursa'daki Şeyh de Allah rızası için mürid'inin anasını badeliyordu değil mi? Hüseyin Üzmez dede de Allah rızası için 14 yaşındaki kızı satın aldı. Kaldı ki Nedim CAN'dır :)
* Elle tutulur, gözle görülür bir gram delili olmayan "zanni" zırvalıklar demeti. R.Dawkins denen moronun "ilkel ataların ava giderken ev halkını amcaya emanet etme" masalından "eşcinsellik geni" türettiği senaryosu muymuş bilimsel gerçek?
Kaynak?
******** uydurmayacaksın. Dawkins'i çürütecek delikanlının bu işi ULUSLARARASI SAYGIN, HAKEMLİ bir dergideki MAKALESİ'ni getireceksin bana.Bu işin yöntemi, yolu, yordamı belli. Dünya bu yöntemle nano teknolojiyi de geliştiriyor, tonla hastalığa çare de buluyor, bir dünya keşfe imza da atıyor.
* Bir kısım eşcinsel eğilimli sözde akademisyenin tamamen kendinden menkul temennileri bilimsellik olarak addedilemez. Bana dışkı yoluyla birleşmenin azgınlıktan öte kabul edilir biyolojik delillerini koyun ortaya. Ama ben size "KIZILAY" kurumuna kan bağışı yaptığınızda olası zührevi hastalık kapabilme ihtimalinizi sorgulayan bir testten sorgulandığınızı hatırlatırım. Onlarca soru olan o formda herhangi bir hastalık taşıyıp taşımadığınızı sorarken size erkek erkeğe ilişkiye girdinizmi vb sorular soruyorlar. Neden erkek- kadın ilişkisi değil de özellikle dışkıyolu birleşimi dikkate alınıyor? Yahu adı üstünde dışkı yolu. İnsan denen organizmanın vücuduna yararı olmayan mikrobu defettiği bir alan. Hastalıklı bir sapıklıktan başka kim bu yolla moka bulaşmayı biyolojik bir normallik olarak yorumlar? Oysa kadın ve erkeğin malum cinsel organizması bir birini bütünleyen ve hem biyolojik olarak hem de toplumsal hayatın akışına uygun bir normalliğe sahiptir. Şimdi bir erkeğin bir diğerinin dışkıyoluna bulaşmasını nasıl olur da erkek-kadın ilişkisi gibi yansıtmaya çalışırsınız? Bu sapıklık değil de nedir? Moka bulaşmanın olası hastalık riskleri, sadist iştahtan başka biyolojik bir kabule yaramayan hazz tapıcılığı dışında zarar, ziyan, toplumsal ve fıtri ifsat, insan bedenini varoluş gerçeği dışında sömürme hayvanlığından öte ne türlü bir kabul edilmiş "genel geçer bilimsel yararı" varmış koyun ortaya. Buyurun bana isbat edin. Bana heveslerinizi, tahminlerinizi, efsanevi teorilerinizi, temennilerinizi "bilimsellik adı altında" yutturmayın. Bilim mutlak delil ister.
Sen hangi SAYGIN VE ULUSLARARASI KABUL GÖREN bilimsel dayanaklara, makalelere, atıflara baktın da bunun bir hastalık olduğunu uyduruyorsun be adam? Sen bana güvenilir derecesi yüksek, saygın akademik kurullardan geçmiş bir tane makale-delil sun, ben de sunarım merak etme. Aynı şeyi EVRİM için de isterim.
AlbatrosS
15-02-2012, 14:01
Aynı şey bir kadının bir diğer kadının cinsel organıyla sevişmesi yönünden de sapıklıktır. İğrenç bir hastalıktır. Tedavi edilmesi gereken bir illettir. İnsan ve toplum hayatına darbe vuran hastalıktır ve sadist zevkçilikten başka izah edilebilir bir tek bilimsel faydası, kökeni yoktur.
Arkadaşım bunun tedavisi YOOOK. Çünkü doğuştan gelen bir cinsel yönelim bu.
* Yukardaki zırva yuvarlamalar insanı ve hayatı Freudyen bir okuyuşla sınırlandırmanın doğal sonucudur. İnsan varlığının merkezine cinselliği ve saldırganlığı en belirleyici öz olarak oturtan bu anlayış kadın erkek ilişkisini biyolojik uygunluk ve varoluş realitesinden ayrıştırıp, toplumsal bir dayatmanın, atraksiyon korkusunun doğal sonucu olarak okuyacaktır pek tabii. Ciddiye alınmayacak bir önkabulden öte elle tutulur tarafı yok.
Peki siz hangi ekolü benimsersiniz HAZRET? Bilişsel kuram, evrimsel psikoloji, davranışsal kuram? Savunma mekanizmaları en basit psikoloji doğrusundan bir tanesidir yahu. Lise de bile gösterirler:)
* Freud geri dönmüş de haberimiz olmamış :D Vay bee! Demek insanların top veya dötveren veyahut ipne olmamalarının en temel nedeni iğdişlikmiş :D Pipim kaybolacak top olursam deyip pipi aşkına karşı cinsi seçiyormuş korkaklar :D
* Demek topluk, lezbiyenlik, ipnelik, travestilik, hayvan becergenliği "oldukça geçişken, karmaşık, çok formelli cinsel kimliklermiş" :D
* Alt tarafı fıtratı tahrif olmuş, sağlıksız bir toplumda cehalet, maddeperestlik, psikolojik bunalım içinde anormalliğe saplanmış hasta ruhluların sapıklığını tanımlamak için kullanılacak en bariz ifade "hastalık"tır.
Bir insan gözü dönmüş cahil bir fanatik olursa ''cevap vermez'' anca IKINIR. Zannedersin ki herif eğitim bilimleri, pedagoji, bilişsel kuram, evrimsel psikoloji yemiş yutmuş da kuram beğenmiyor.
* Güney Amerikada namussuzluk olağan hale gelmişse bu tüm dünyaya genellenemez.
Valla biz bu iş ''iradeyle'' yapılıp yapılmadığına bakarız. İradeyle yapılıyorsa dilersen sen de 8 erkekle düzüşebilir, mazoşist kırbaçlar yiyebilirsin. Afiyet olsun der geçeriz. Ha, meselenin KÜLTÜREL boyutu vardır ki SEN AYNI ZAMANDA KÜLTÜR BİLİM cahili de olduğun için bunu da anlamakta zorlanacaksın.
* Bizim literatürümüzde bir insanın eşini kıskanmamasının adı "DEYYUSLUK" tur. Domuzlar eşlerini kıskanmazlar, deyyus hayvandırlar. Kıskançlık ve eşe düşkünlük islamın ortaya koyduğu şeyler değildir. İnsanın doğasında, fıtratında varolan fıtri eğilimlerdir. Bir ateist de karısını veya kocasını bir başkasıyla paylaşmaktan nefret edebilir. Lakin siz bu insani yönünüzü de törpülemeyi başarıp deyyusluğu olağan bir sonuç kabul ediyorsanız Güney Amerikada pekala barınabilirsiniz.
Domuz eşini kıskanmazmış, İNEKLER TEŞ EŞLİ DEĞİL Mİ? Bla bla bla:D Ya bir de bu oksijen israfını ciddiye alıp yazıyoruz. Misal TAVUKLAR eşleri ölse bile başkasına vermezler. Hele bu kediler çok hain. Her sene en güçlü kimse ona veriyor ''gahpe''ler. Köpekleri hiç sorma, iki saat kadar erkeğin nefesini kesiyor, ulu orta yerde düzüşüyorlar:D
* Birazcık cibiliyeti olan bir erkek eşini bir başka erkekle paylaşmayı düşünebilir mi? Bu durum insan olmanın iflas noktasıdır. Varolan her değeri, her kurumu, her duyguyu kendi salt uçkuru adına muğlaklaştıran, anlamsızlaştıran, görecelileştiren bir zihniyetin insanlığa "aşağılık maymun" olma ötesinde bahşedeceği bir hayat olabilir mi? Bir babanın evladını sevip öpmesinin altında homoluk geni, bir kızın babasına sevgisini elektra saplantısıyla yorumlayan, ve mevcut tüm insani, ahlaki, hissi değerleri cinsellik ve saldırganlığı bastırma aracları olarak gören bir zihniyette insanın insana değer vermesi, güvenmesi düşünülebilir mi? Dünya yansa s.kinin ucunda olmaz. Sonra da insana dair ne varsa yokettikten sonra insanlık adına ahkam kesip, insan sevgisinden sözetmek kadar trajikomik ne olabilir?
Rıza meselesi. Düşünebilir de. Adam da kadın da bundan haz duyabilir mi? Kendi rızaları arkadaşım.
İslam poliseks'i erkeğe sünnetlerken de ''cibiliyetten'' bahsetsene. 3-5 karıyı birden nikahına alınca ''haysiyet ve şeref sahibi'' ama karıyı paylaşınca ''cibiliyetsiz'' di mi?
* Kadın ve çocuklara en yoğun taciz ve tensel sömürü modern toplumlarda görülüyor maalesef. Esasen modern hayatta kadının "şahsiyet olarak değeri cinsiyet olarak değerinin yanında sözkonusu dahi edilemez". Modern hazz toplumu kadına özgürlük adı altında tensel kölelikten, onu vreklam malzemesi yapmaktan, onu erkeğin gözünü gönlünü hoplatan bir ereksiyon objesi kılmaktan, hayatı süsleyen bir garnitür mesabesi kılmaktan 5 gram daha fazla değer vermez. Modern hayat kadının özgürlük adına köleleştirildiği, şahsiyetsiz ve kimliksizleştirildiği, yalnız ve çaresizleştirildiği, a.ının, g.tünün, memesinin, kalçasının oranına göre adam yerine konduğu tüm zamanların en sofistike sömürgenliğidir. Bana modern hayat teranesi okuma. Çirkin bir kadın (ki çirkin kadın diye bir şey yoktur) gördüğünüzde onun tüm niteliklerine rağmen, beyinsiz ama teni kışkırtıcı bir embesil kadın kadar değer vermezsiniz. Cinsellik, şehvet sizin dininiz, putunuz olmasaydı erkek erkeğe ilişki sapıklığına kadar aşağılanmazdınız zaten. Kaldı ki kadın için bakışınız daha da aşağılık. Çocuk pornosundan ensestliğe kadar en sistematik ten sömürgenliği modern toplumların dünyaya saldığı illetler maalesef.
1. Çocuk pornosu Modern batı'da yasaktır. Suçtur. 16 yaşından küçük çocuklarla rızasıyla bile ilişki kuran adamın alnını karışlarlar.
2. Oysa senin sille sünnet ehli'nin ne yaptığı ortada.
3. Müslümanların çoğunlukta olduğu toplumların hali de ortada.
4. Senin MÜSLÜMAN TAYYİP'İNİN seçtirdiği YARGITAY'IN NÇ davasında nasıl karar verdiği de ortada.
5. Siz KADINLARA TECAVÜZ VE CİNSEL TACİZE İLİŞKİN hangi tutarlı, haysiyet ve şeref sahibi örgütlü tutumu gösterdiniz ki BATI'yı eleştiriyorsun a densiz?
* Tecavüz, homoluk, çocuk istismarı siz muhterem laiklerin kanunsuzluğu tarafından bu hale geldi. Sanki zaptu rapt bizdeymiş de iş bu hale gelmiş gibi köylü kurnazlığına kalkışmayın. Bir müslüman bir tecavüzcü için islami bir talepte bulunabilir mi? Anında tecavüzcüyü savunursunuz. Sizin yasalarınız çocuklara tecavüz edip sonra kafalarını ezerek öldüren bir sapığı hapse atar, bir diğer demokrat gelip onu affeder ve adam bu defa bir turiste tecavüz eder. Al sana demokratik hayattan enstanteneler. Benim hukuğumda o tecavüzcü yaptığı katliama karşılık canından olur. Bu sayede bir başkasının ırzına-canına sebep olamayacağı gibi ortalıkta öyle kolayca tecavüzcülük yapacak insan da kalmaz. Eh tabi bu sana göre çok canice geliyor biliyorum. Çünkü o tecavüzcü her içeri girip çıktığında bir başkasının hayatını yokederken sen gibiler sırf şeriat düşmanlığı adına masum kurbanlara değil de tecavüzcünün yaşam hakkına dem vurursunuz.
1. sen ''şiddet ve cehaleti'' yaşam tarzı haline getirip basbayağı bir İLETİŞİM YOLU olan en doğal insani gereksinimi ''günah-ayıp'' ikileminde soysuzlaştırıp içini boşaltırsan SENİN MÜSLÜMAN gencin eşşeklerle başladığı seks kariyerine mahallenin zihinsel engelli kızı, kendini savunmaktan aciz zavallı genciyle devam eder.
2. Bu ülke ne zaman DİNSİZ bir ülke oldu ki saçma sapan zırvalarla gelip savunmaya kalkıyorsun?
3. İmam hatipleri, diyaneti açıp alevi köylerine bile CAMİ dikip kurs açan PATAGONYA mıydı?
4. Bu ülkede 2002 yılına kadar Kemalist andavallık ve islamcı-taşracı yobazlık yüzünden adam gibi bir medeni kanun bile çıkmadı. Fahişe'ye tecavüz etmek bile tahrikten indirime gidiyordu.
5. Senin zihniyetinin 11-12 yaşında bebelerde İFFET arayan YARGITAY'DAN ne farkın var? Hepsini de ''müslüman hükümet'' seçti üstelik.
6. Kemalizm sahiden ''dinsizlik ve laiklik'' olsa öpüp de başıma önce ben koyar, saygı duyardım. Ancak Kemalist elitler ve bürokrasinin de en az senin kadar zihniyeti bozuktu.
* 12 - 13 yaşındaki kızlara bekaret testi yaptıran hakim İslam hukuğuna göre değil, Laik demokratik ahlaka göre hüküm veriyor. Yani benim değil senin hakimindir o. Bu moklu düzen ve sözde adalet sistemi o öve öve bitiremediğin demokratik batı toplumunu örnek alarak oluştu. Cehaletin dibine vuruyorsun.
1. Değiştirmek için kıçını dönüp bile bakmayan YOBAZ FANATİKLER Mİ bunu söylüyor? Bunun MODERN bir uygulama olmadığını dünya alem biliyor. Bak bakalım bir tane gelişmiş ülkede bu uygulama var mı? Bak bakalım Belçika'da gerizekalı bir dindar töre cinayeti işlediğinde nasıl anasından emzirdiğini burnundan getiriyorlar.
2. Dekolte tacize davettir diyen ATEİSTLER mi yoksa İLAHİYATÇILAR MI?
Töreye kurban eden DE LAİK HUKUK MU?
Kızını 13 yaşında verenler de laikler mi?
* Bu cümleyi bir baba kuramaz. Tabi hasta ruhlu bir psikopat olması hariç. Aslında sana söylenecek okkalı bir çift sözüm var ama senin bu halini hiç bir söz paklamaz. Bu yüzden bu fikriyatın ve bastırılmış ruh halinle sadece net köşelerinde bir avuççuk körler sağırlar birbirini ağırlar ailesiyle böcek gibi yaşamaya mahkum kalacaksın çok acıyorum sana.
Benim bastırdığım bir şey mi var a kabzımal? Biriyle sevişeceksem günah sevap mı tanırım? Senin gibi andavaldan fetva mı alırım? Evet, aynen öyle düşünüyorum. Asıl farklı düşünen, bunu kabullenemeyen insani tüm duyguları SOYSUZLAŞTIRıp toplumsal şizoid, nevroz ve obsesyonların kucağına oturan SİZİN GİBİLERDİR.
O denli andavalsınız ki KARILARINIZ altınıza görev bilinciyle yatar, en iyisi ''orgazm taklitleriyle'' ...kmdirik erkeklik gururunuzla paçavra gibi oynar da haberiniz olmaz.
Hani okadar laik toplumuz ki KADINLARIN 3'TE 1'i ağrılı cinsel birleşme sorunu yaşar. En az yarısı orgazm güçleri yaşar. Cinselliği o denli kabzımal yaşarsınız ki karşınızdaki için an gelir ''tecavüz''den farkı kalmaz. Ağzınızı ve zihninizi o denli kelepçelersiniz ki çoğunuz karılarınızın neyden hoşlandığını bile bilmez, dahası konuşamaz bile.
* Soruma gelince, ben oğlun veya kızını sormadım. Yukarda sorduğum soruyu aynen ele alıp ne kastettiysem kıvırmadan onun cevabını ver.
Cevap açık ve netti.
*Aynı şekilde sana şakşakçılık edenler de buyursun o sorumu delikanlı gibi cevaplasınlar. Laf ebeliği değil cevap bekliyorum. Ona göre bir değerlendirmede bulunacam. :)
Asıl sen delikanlı ol da şuna cevap ver: 9(13 olsun) kızını Peygamberin koynuna sokar mısın?
* Bir kere evlilik 9 yaşında değil 17 yaşında olmuştur. Bunu bu forumda daha önce de bilimsel olarak isbatladım, açıkladım. Muhtemelen benim gibi izah eden onlarcası olmuştur ama görmek istemeyip kaçış bahanesine sığınmayı tercih etmişsinizdir. Bu yüzden buradan uzun uzadıya açıklama yapmak yerine o yazımın linkini bulup eklesem daha güzel olacak. Al oku ve öğren ki cehaletin gitsin.
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=415150&postcount=31
Bir bok ispatlamadın sen. Size kaynaklarıyla bu gösterildi. İlahiyatçı doçentler bile bunun doğruluğunu te'yit ediyor. Kaçacak deliğiniz yok.
http://www.youtube.com/watch?v=E-IpE1bKZCM